Şam Cihadının Gölgesinde Kehf Suresi Tefsiri – 4. Bölüm
Şeyh Abdullah Muhaysini
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
4. dersimizdeyiz.
*Besmele ve Hamdele*
Bu devamlı seriyi bizlerle yürüten kardeşlerimizin geneline merhabalar.
Bildiğiniz gibi kardeşler önceki dersimizde tevhid davasının öneminden bahsetmiştik.
Tevhid davası, marjinal bir dava değildir.
Nitekim davetçi söyle diyebilir: “Cedele girmemek için bu konuya dalmak istemiyorum.
Aşırı olarak anılmak istemiyorum.'' gibi vehmi gerekçeler sunabilir.
Aynı şekilde tevhidin itibarı da çirkinleştirilmemelidir.
Her davetçi, hak Tevhide çağıracak diye bir şey yoktur.
Her cihada çağıran kişinin hak cihada çağırdığı mefhumu yanlıştır.
İslam kendisini tek bir ademin temsil ettiği dindir ki o da Muhammed ﷺ 'dir.
Bugün kişinin hayatına taalluk edecek oldukça önemli konulara gireceğiz. İstifade ederiz inşallah.
Ashab-ı Kehf, (Bazılarına göre 3, bazılarına göre 4 kuvvetli görüşe göre ise 7 kişilerdi.) Bu kimseler, mağaraya girdiler. Uykuya daldılar. Uyandılar ki bilinçleri yerinde değil, yüzleri değişmiş.
Ancak kuvvetleri ve cüsseleri yerinde.
Aralarından birini bir miktar para ile çarşıya gönderdiler.
“Çarşıya git ve bize yiyecek satın al.'' dediler.
“Hangisi daha temiz ve helal ise onu al.’' O korku halinde dahi helal yiyecek aramaktaydılar.
Şunu not alın kardeşler:
''Helal yiyecek hususunda hassas birini gördüğünde ondan dua iste.'' Zira en helal yiyecek sahibi, aynı şekilde en sadık dua sahibidir.
Bu gençlerden biri yemek için gizlene gizlene çarşıya gitti. Onlar 1 gün yattıklarını sanıyorlardı.
Peki hakikatte ne kadar yatmışlardı?
309 yıl!
Çarşıya girdi ve pazarcıya uğradı.
Parayı pazarcıya uzatınca pazarcı: ''Bu kâğıt ne? Sen nereden geldin?'' diye sorar.
Cevaben: ''Dün uyuyakalmışım bugün de yemek almak için geldim.'' der.
Pazarcı; O paranın çok eski olduğunu 300 yıl önce kullanıldığını ve asırlar geçtiğini söyler.
Pazarcı, tarihe hakim olan biri “Kimsin sen?” der.
Pazarcı onun deli olduğunu aklını kaçırdığını düşünmüştü.
Zira “Sadece bir gün uyudum.” diyordu.
Pazarcı bu olayı tüm çarşıda hızlıca yayar, öyle ki herkes bu tarihi parayı konuşmaya başlar.
Bu nesil, kendileriyle savaşan önceki nesil gibi değil bilakis Müslüman bir nesildi.
Nesil değişmişti.
Akabinde oranın liderine götürdüklerinde lider:
“Allah'u Ekber, sizler Allah’ın ayetlerinden birisiniz.'' der.
Bölgenin tamamı bu mucizeyi yerinde görmeye giderler.
Mağaraya vardıklarında, akabinde onlarla gelen kişi:
“Siz bekleyedurun ilkin ben gireyim ki arkadaşlarım ürkmesin.” der.
''Kardeşlerim korkabilirler.''
Önden gider ve arkadaşlarını çıkarır. Böylece insanlar onların kıssalarını öğrenirler.
O bölge halkı Müslüman olmasına rağmen bu kıssa sonrasında ihtilafa düştüler.
“Allah ölümden sonra bedenimizi ve ruhumuzu birlikte mi diriltecek yoksa sadece ruhumuzu mu? Allah bedenlerimizi nasıl diriltecek?”
Bu kıssa onlara bir cevaptı: ''Bakın 300 sene geçmesine rağmen bu bedenler çürümedi.
Bu bedenleri korumaya kadir olan sizi yeniden diriltmeye de kadirdir.”
Allah surede devamen:
“Böylece onları bulmalarını sağladık.” [Kehf Suresi, 21]
Bulmalarını sağladık? Yani onları görünür kıldı.
“Onları bulmalarını sağladı bilinmesi için:” [Kehf Suresi, 21]
Kimin bilmesi için?
Bölge halkının. Zira ihtilafa düşmüşlerdi.
“Böylece, Allah’ın sözünün gerçek olduğunu ve kıyametin kopmasından şüphe edilemeyeceğini bilmeleri için, insanların onları bulmalarını sağladık.
Nitekim halk, bunların hakkında çekişip duruyor:” [Kehf Suresi, 21
Çekişenler kimler?
Bölge halkı. Tartışıyorlardı: Allah nasıl diriltecek vb.
Üstelik Müslüman olmalarına rağmen.
Cevapta bu kıssa ile geldi.
İnsanlar onları gördükten sonra tekrar uyumuşlar ve tamamı ölmüşlerdi.
Allah onlara gösterdikten sonra tamamı doğrudan ölmüştü.
Daha sonra ''O zaman Mağarayı üzerlerine kapatın.’' dediler.
"Onların mağaralarının çevresine bir bina kurun." [Kehf Suresi, 21]
Akabinde farklı bir ekip ''Tartışmayı kazananlar''
Yani söz sahibi olanlar dediler ki:
“Onların mağaralarının çevresinde mutlaka bir mescid kuracağız.” [Kehf Suresi, 21]
Bu hususta ihtilaf ettiler.
Burada bir mevzu var: Bu olay, kabirler üzerine mescit inşa etmenin caizliğine delil mi?
Kardeşler! Bu kabirler üzerine mescit kurulmasına delil değildir. Birkaç sebepten ötürü:
İlk Mesele: Allah ayette: “Onların mağaralarının çevresinde mutlaka bir mescid kuracağız.'' dediler.” diyor.
Müfessirler, üzerine mescit kuralım diyenlerin ''Müslüman mı yoksa önceki müşrik milletlerin devamı mı?’' hususunda ihtilaf etmiştir.
Şeriat kaidesi şöyledir: “İstidlale, ihtimal haline düşerse geçerliliği iptal olur.''
İkincisi: Hâlihazırdaki şeriatımız geçmiş milletlerinkiyle çelişirse hangisini alırız?
Ümmetimizin şeriatını.
Öyleyse bu bir delil değildir.
Bundan sonra Allah başka bir meseleye geçiyor.
Ashab-i Kehf'in kıssasını anlatmayı bitiriyor ve başka ibretlere geçiyor.
Allah onlar hakkında:
«Onlar üç kişidir; dördüncüleri de köpekleridir» diyecekler.” [Kehf Suresi, 22]
Kim diyecek bunu?
Sonradan gelecek olanlar veya Yahudilerin, Muhammed ﷺ’i denemesi için gönderdiği müşrikler.
«Onlar üç kişidir; dördüncüleri de köpekleridir» diyecekler; yine: «Beş kişidir; altıncıları köpekleridir» diyecekler.
(Bunlar) bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir. (Kimileri de:) «Onlar yedi kişidir;
sekizincisi köpekleridir» derler.”
[Kehf Suresi, 22]
Burada vav harfi eklenmiş.
“Üç kişiler. Dördüncüsü köpekleridir.” deniliyor “Üç kişiler ve Dördüncüsü köpekleridir.”
denilmiyor.
Neden Vav harfi eklenmiş sizce?
Müfessirler bunu bu sayının doğru sayı olmasına yoruyorlar.
Yani bu sayı: «Onlar yedi kişidir; sekizincisi köpekleridir» doğru olan budur.
[Kehf Suresi, 22]
Öncesinde: ''(Bunlar) bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir.'' buyuruluyor.
[Kehf Suresi, 22]
«Onlar üç kişidir; dördüncüleri de köpekleridir» diyecekler.” [Kehf Suresi, 22]
Ancak 7.ye geldiğinde ''Bunlar tahmin yürütenlerdir'' demiyor.
Öyleyse doğru olan sayı 7 kişi olup 8.nin köpek olduğudur..
Akabinde Allah:
“De ki: Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir.” [Kehf Suresi, 22]
Allah bizlere cevabı öğrettikten sonra şöyle buyuruyor:
''Allah sayılarını en iyi bilendir.''
Bu rabbani mesaj; Faydasız işlerle uğraşılmaması gerektiğine işaret etmektedir.
Faydasız işlerle!
Sayılarının 4 veya 7 olduğunu öğrendim ne değişti?
Var mı bir faydası?
Yok bir faydası!
Dolayısıyla; Allah burada Nebi
ﷺ
'i deneyen müşriklere cevap veriyor.Bununla birlikte Allah bizlere fayda sağlamayacak işleri terk etmemizi söylüyor.
''De ki Rabbim sayılarını en iyi bilendir.''
Akabinde Allah:
“O hâlde, onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışmayı aktarmaktan başka tartışmaya girme.”
[Kehf Suresi, 22]
Yani onlarla fayda sağlamayacak şeylerde tartışma.
Kardeşlerim işte hayatın yolu budur.
Cedelle uğraşma. Bazı insanlar cedeli çok sever.
Cedeli gerçekten çok severler. Her muhabbetleri tartışmayla doludur.
Kardeşim münakaşayı biraz azaltın da birbirimizden istifade edelim.
Sana bu açık bir kapıdır diyor..
Kardeşim vallahi kapalı bir kapıdır diyorsun yok ısrarla açıktır diyor.
Tartışmaya devam ediyor. Ama yeter!
Falanca konuyu bitiriyor bu defa şu yatak koton mudur yoksa yün müdür diye tartışıyor.
Ya Allaah! Cedeli seviyor.
Bu sebepledir ki Nebi
ﷺ:
“Ben, haklı olduğu halde münakaşayı terk eden kimseye cennetin kenarında bir köşkü garanti ediyorum.” buyuruyor.Bazen haklı da olabilirsin, kapat konuyu uzatma. Her şey için cedelleşme.
Hevan, hakkın yalnızca sende olduğu, kuvvetli hüccetinin olduğu zannına düşürmesin seni.
Devamdaki ayette Allah:
“ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.” [Kehf Suresi, 22]
Yani Yahudilere Ashab-i Kehf'i sorma.
Burada da güzel bir faide var. Örneğin kardeşim falanca şeyh faziletli bir kimsedir, ancak şu mesele de hata etmiştir denmesi mümkündür.
Bu ayıpta değildir o alimin kıymetine de zeval vermez.
Her insan asıl ihtisas alanıyla meşgul olmalıdır.
Allah, Yahudilere hiçbir şey sorma demedi O'na.
Bu mesele de ''bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma''
Falanca şeyh fıkıh alanında zayıf olabilir. Öyleyse kendisine fıkıh sorulmaz.
Ancak hadis alanında kuvvetli olabilir.
İşte bu şekilde herkesin uzmanlık alanına göre, bu oldukça iyi bir jest olacaktır.
Daha sonra Allah o zamanda yaşanan bir olaya geçmektedir.
''Deme.'' [Kehf Suresi, 23]
Muhatap kim? -Muhammed
ﷺ
Herhangi bir şey için deme.
İster dünyevi ister ibadet için deme.
“Hiçbir şey hakkında sakın “yarın şunu yapacağım.” deme! Ancak Allah dilerse.'' [Kehf Suresi, 24]
Geleceğe yönelik planladığın her şey için inşallah demelisin.
Müşrikler gelip Nebi
ﷺ
'e sorduklarında Nebiﷺ
, “Yarın cevap vereceğim.” dedi.İnşallah dememişti.
Bunun üzerine Nebi
ﷺ
'e 15 gün vahiy inmedi.Öyleyse burada Nebi
ﷺ
'e bir eğitim verilmekteydi.İşte bu Kur'anın ahlâkıdır.
Aynı şekilde ümmete bir mesajdı.
Zira kural şöyle der:
Kur’an’da geçen her şey, sadece o olaya özel değil bilakis umumi bir ibret içermektedir.
Örneğin bir ayetin muhatabı Nebi
ﷺ
olabilir.Ancak bizde o ayetten tüm ibadetlerimiz için bir ders alırız.
Sadece duruma ve kişiye özel durumlar istisnadır.
Tıpkı şu ayette geçtiği gibi:
“Diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere.”
Örneğin bu özel bir durumdur.
Ancak velev ki özel bir duruma inmiş olsun hayatımızın tamamında Kur’an’dan istifade ederiz.
Veya Nebi
ﷺ
'e özel inen bir durum vb.Allah'tan bizleri ve sizleri Naim cennetlerinde cem eylemesini diliyorum.
Selat ve Selam Muhammed'e, ashabına ve ehlinedir.