• Sonuç bulunamadı

Şam Cihadının Gölgesinde Kehf Suresi Tefsiri 7. Bölüm Şeyh Abdullah Muhaysini

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Şam Cihadının Gölgesinde Kehf Suresi Tefsiri 7. Bölüm Şeyh Abdullah Muhaysini"

Copied!
8
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Şam Cihadının Gölgesinde Kehf Suresi Tefsiri – 7. Bölüm

Şeyh Abdullah Muhaysini

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Kehf Suresi Tefsiri dersimizin 7. bölümündeyiz.

Allah'a hamd, resulüne selat ve selam olsun.

Merhabalar kardeşlerim. Allah sizden ve bizden salih amellerimizi kabul buyursun.

Allah bu derslerimizi kendi katında bize şahit kılsın.

Değerli kardeşlerim! Allah’ın şu ayetine ulaştık;

“Onlara, dünya hayati misalinin tıpkı söyle olduğunu anlat:” [Kehf Suresi, 50]

İçinde bulunduğumuz bu dünya hayatı için Allah;

“Gökten indirdiğimiz su ile yeryüzünde yetişen bitkiler birbirine karışır,”

[Kehf Suresi, 45]

Yani bu suyla bitkiler tohumlanır.

Ancak aniden mevsimin değişimiyle kurumaya tutulurlar,

“Ama sonunda rüzgârın savuracağı çerçöpe döner.” [Kehf Suresi, 45]

Toprak yine kurak halini alır.

Özetle Allah, bu dünyanın gelip geçici olduğunu söylüyor.

Bu dünya gelip geçicidir.

Nice milyarder insan vardı, nerede o malları?

Nice milyarder ansızın en muhtaç kişi oldu..

YouTube'a ''Malını kaybeden milyarder'' yaz bakalım kaç sonuç ile karşılaşacaksın...

Birçok örnek var.

Allah diyor ki; “Kullarım! Dünyayı, sevmediğim dünya hayatını sevene veririm.”

Öyleyse buradan ders çıkaralım kardeşler!

(2)

Oldukça önemli bir ibret.

Sebat edebilmenin en önemli yollarından biri de dünyaya bağlı olmamaktır.

Sakın bana ''Ben dünyaya bağlıyım ama dinim için imtihan edildiğimde dünyayı umursamam.'' deme.

Dünyaya bir kere bağlanırsan ondan kurtulamazsın.

En başından beri bağlanmamaya çalış.

Dünyanın kalbine girmesine izin verme.

Ali radıyallahu anh ne diyordu?

“Ey dünya! Başkasına yönel. Zira ben seni 3 talakla boş ettim..

Boş ol, boş ol, boş ol...”

Dünyanın kalplerine girmesine izin vermediler. Kabul etmediler.

Sahabe buna izin vermiyordu.

Peki dünyanın kalbinde mi yoksa elinde mi olduğunu ne zaman anlarsın?

İmtihan esnasında.

Kesinlikle imtihan edileceksin. Dünya imtihan yuvasıdır.

Allah seni işinle veya malın ile imtihan edecektir.

Birçok imtihan ile karşılaşacaksın.

Ve eğer imtihanda başarılı olursan dünya senin elindedir demektir. Elhamdulillah de...

Haram bir iş veya açlık arasında ikilemde kaldığında ve eğer fakirliği seçtiğinde, Allah seni zengin kılacak ve Allah’ın izniyle o fakirlik sana bereket oluverecektir.

İşte o zaman imtihan da başarılı olmuş olacaksın.

Değerli kardeşlerim! Allah'tan sizi ve bizi sabit kılmasını diliyorum, amin deyin..

Dünyadan sakının. Sizler daha ömrün başlangıcındasınız..

Dünya geleceğinize girecektir.

Ondan sakının ve kalbinize girmesine izin vermeyin.

Dünyanın kalbine girmesine izin verme. Seni aldatır.

(3)

Bundan sonra Allah şöyle buyuruyor;

“Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür.” [Kehf Suresi, 46]

Seni aldatacak olan malın ve çocuklarındır.

Hatta çocukların dahi senin için fitnedir.

Mal ve oğullar, fitnedir.

Seni günaha çeken evlatların olabilir sende onların refahı için bu günaha düşersin..

Veya onları razı etmek için vb.

Allah neden malı ilkin saymış oldu?

Mal ve evlatlar diyor, evlatlar ve mal demiyor, neden?

Çünkü mal tamamıyla benliğimizin isteğidir.

Malın senin şahsi mülkündür. Evlat ise eşin zorlamasıyla vb. zuhur eder.

Aynı şekilde herkes mal sahibi olmak ister.

Ancak birçok insan çocuk istemez.

Ancak malım olsun istemiyorum diyen var mı?

Neredeymiş o? Yok öyle biri.

Herkes mal sahibi olmak ister.

Ancak ihtilaf, evlattadır.

Allah, ''Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür.'' [Kehf Suresi, 46]

Kardeşlerim! Ziynet (süs) kelimesi, haram anlamına gelmiyor, hayır asla!

Allah’ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir?

Ziynet, haram değildir.

Bu yüzden Allah mal ve evlatlar haramdır değil mal ve evlatlar dünya hayatının ziynetidir (süsüdür) diyor.

Malınız da olsun çocuklarınız da çoğalsın sorun yok.

Ancak dikkat edin!

Ayetin devamına odaklanın.

(4)

“Ama baki kalacak yararlı işler, sevab olarak da, emel olarak da, Rabbinin katında daha hayırlıdır.”

[Kehf Suresi, 46]

''Baki kalacak yararlı işler'' hakkında alimler, 5 salavat olduğunu bildirmişlerdir.

''SubhanAllah, Elhamdulillah, La ilahe illallah, Allah-u Ekber, La havle vela kuvvete illa billah''

Baki kalacak yararlı işler de işte budur kardeşler.

Asıl hayırlı olan budur. Evlatlardan da maldan da saraylardan da hayırlı olan budur.

''Emel olarak da'' [Kehf Suresi, 46]

Seni asıl varlık sahibi yapan emellerindir.

Birçoğumuz emellerini servetine bağlamışken Allah;

Emellerinizi Allah 'i zikre bağlayın.

Allah, bizlere emellerimizi dünyaya bağlamadan önce;

“Düşün o günü ki dağları yürütürüz. Yeryüzünü dümdüz görürsün.”

[Kehf Suresi, 47]

Şu üzerinde yürüdüğümüz yeryüzünü Allah dümdüz edecek ve tüm alametlerini silecek.

Öyle ki insanın içinde gölgeleneceği bir mekan kalmaz.

Yeryüzü dümdüz olacak.

Kardeşlerim! Allah bu ayette kıyamet gününden bahsediyor.

Yeryüzü dümdüz.

Dağlar yürütülüyor, yeryüzü çırılçıplak..

“Bütün insanları, mahşerde toplayacağız hiçbir kimseyi bırakmayacağız.”

[Kehf Suresi, 47]

Allah beni ve seni haşr edecek.

''Hiçbirini bırakmaksızın.'' [Kehf Suresi, 47]

(5)

İmam Taberi bu ayetin tefsirinde yani: ''Yerin altında hiç kimseyi bırakmayacak.'' diyor.

Herkes yerin altından kaldırılacak ve Allah ile buluşma için cem edilecek.

Bunun akabinde Allah'a sunulurlar.

“Saflar halinde Rabbine sunulurlar.” [Kehf Suresi, 48]

Sadi diyor ki; Namaz safları gibi saf hali aldırılır.

Ayaklarının kenarları ile ayakta dururlar.

İzzet ve azamet sahibi Allah kıyamet gününde yüksek sesle seslenecek;

Ey kullarım! Rabbiniz benim! Benden başka ilah yok...

Bu ani düşün. Ayaktasın ve Allah’ın bu hitabını duyuyorsun.

Benden başka ilah yok. Ben en merhametli, en hakim kişiyim.

En hızlı hesap görenim.

Ey kullarım! Bugün size korku yoktur.

Ve sizler üzülmeyeceksiniz.

Bugün için hüccetlerinizi hazırlayın!

Cevaplarınızı hazırlayın.

Sizler hesaba çekileceksiniz ve kendinizden mes'ulsünüz.

Ey Meleklerim! kullarıma okumaları için amel defterlerini verin.

Allah'tan o günü bize kolay kılmasını diliyorum.

O gün kullar Allah’ın huzurunda saf misali duracaklar kardeşler.

Herkes kendi amel defterini alacak.

Kişiye amel defterini al ve hesaptan önce oku denecek.

Kendini, amel defterinin sayfalarını çevirirken hayal et.

Defter kaç sayfa? 1 milyon?

10 milyon sayfa?

Sayfaların sayısı, amellerinin miktarı kadardır.

Allah’ın huzurunda durduğun günü hayal et!

Defterin elinde. Namaz safı gibi saf halindesin.

Allah’ın huzuruna çıkmak için sıranı bekliyorsun.

İnsanlar ne yapacak o gün? Sayfaları karıştıracak.

(6)

Perşembe günü şunu yapmışım, Cuma günü şu günahı işlemişim Pazartesi, şunu yapmışım...

Allah o günahlarını tek tek yazmıştır.

Siz ise unutmuşsunuz.

Ancak Allah unutmaz.

Hesap etmedikleri şeyler, Allah tarafından gösterilmeye başlanır.

Bu günahın karşısına çıkacağını zannetmiyordun.

Her şey önünde. Kafirler ve Müslümanlar, defterlerini okuyacaklardır.

Oldukça büyük bir amel defteri. Okuyacaklarda okuyacaklar.

Akabinde isyankarlar ve kafirler, “Bu kitapta neyin nesi Ya Rabbi?” diye haykıracaklar.

Rabbim bu defterde ne günahlarım var böyle...

Bu defter neyin nesi böyle..

“Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” [Kehf Suresi, 49]

En büyük günahından en küçük günahına kadar. Hepsi sayılmış ve ortaya dökülmüş.

“Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.”

[Kehf Suresi, 49]

Ebu Davud'un rivayet ettiği bir hadiste;

“Iman ehline kitapları verilir. Allah’ın huzurunda kitapları kendilerine verildiğinde herkes onlara bakar.

Allah iman ehline kitaplarını verir. İçinde işledikleri tüm hayır ve günahları göreceklerdir.

İnsanlar sadece senin hayırlarını görecekler.

Ancak sen hem hayırlarını hem de günahlarını görebileceksin.

Allah küçük günahlarını gördüğünde ''Günahlarını affeyledim.'' diyecek.

Allah hayırlarını gördüğünde de ''Hayırların günahlarını sildi.'' diyecek.

Sen o haldeyken birden şöyle duyacaksın: Kulumun kitabını sağından verin.

Sen günahlarını görebiliyorken insanlar sadece hayırlarını görecek.

Sen günahlarını görebiliyorken insanlar sadece hayırlarını görecek.

(7)

Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum." der.

Dünyadayken bir hesap günü olduğunu biliyordun ve dolayısıyla salih ameller işliyordun.

Ibn Mesud radıyallahu anh diyor ki;

“Kişinin amelleri hesaplanır ve hayırları ağır basana kitabı sağ tarafından verilir.

Ve kimin de günahları bir tane ile ağır basarsa kitabı sırtının arkasından verilir.

Kafire ise kitabı verilir. Kendisi iyiliklerini görüyordur ama insanlar kötülüklerini görürler.

Mü'minin tam zıttı seklinde.

Çünkü Kafir, şehadet getirmedikten sonra yaptığı iyilikler ona bir fayda etmeyecektir.

Kitabı sırtının arkasından verilir.”

Osman radıyallahu anh, kabirlerin yanından geçince o günün korkusundan bayılırdı.

Sufyan es Sevri ise Allah’ı ve ölümü zikrettiğinde haşyetinden idrarı kan gelirdi.

Korkuyorlardı. Gerçekten korkuyorlardı.

Kıyamet günü kurtulacağının alametlerinden biri dünya da korkuyor olmandır.

Ve yine kıyamet günü kaybedeceğinin işaretlerinden biri de dünyada kendini rahat hissetmendir.

“Derler ki: «Daha önce biz, aile çevremiz içinde bile (ilâhî azaptan) korkardık.”

[Tûr Suresi, 26]

Cennet ehli olanlar, korkarlar.

Bunun ardından Allah;

“Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.”

[Kehf Suresi, 49]

Kardeşlerim. Dersi bu ayet ile bitirmek istiyor ve şunu bilmenizi istiyorum;

Bilin ki Allah, Gafur ve Rahim olandır.

Allah bizleri cennetine almak istiyor cehenneme değil.

Şayet bunu istemeseydi her gece semaya inip; “Ey kullarım! İstediğiniz bir şey var mı?”

diye sormazdı.

İnsanlara zerre ihtiyacı yokken.

(8)

Allah bizi cennetine almak istemeseydi bize kadir gecesini vermezdi.

Bin geceden hayırlı gece..

Allah tevbe etmemizi ve şehvetlerine kapılanların bundan dönmelerini istiyor.

Allah bizden hiç günah işlemeyen melekler olmamızı istemiyor.

Dünya masiyet yuvası ve insanın tabiatı asi.

Nitekim Nebi aleyhisselam; “Kul fitneye düşüp tevbe edendir.'' buyurmuştur.

Allah bizlerden kendisine tevbe etmemizi istiyor.

Allah bizlerden hayırlarımızın günahlarımızdan çok olmasını istiyor.

Kalplerimizin diri olmasını istiyor.

Salih amelleri terk etmememizi, taat ile amel etmemizi istiyor.

Cümlelerimizin sonu; La İlahe İllallah iledir.

Referanslar

Benzer Belgeler

O yüzden Allah(cc) bunu inananlar için yaşayan bir deneyim haline getirdi, Kur’an’da sadece sizin deneyimleyeceğiniz, size kimsenin açıklayamayacağı hidayet

Vahyi inkar etmek, Allah Rasulü’nü Cin Musallat olmakla itham etmek gibi sözlü saldırıların gerçekleştirildiği bir dönemde Kalem Suresi nazil

اَذَخَّتا َو ا هَليِبَس يِف اِرْحَبْلا hatırlıyorum da denize baya garip bir şekilde geldiğinden bahsediyor ben hikayenin arka planına çok da ikna olmadım ama yine

“Resullerin ve ona tabi olanların görevi, insanlara cenneti müjdeleyip cehennemden sakındırmaktır.” [Kehf Suresi, 56].. Bugün muhafazakar, Arap ve İslamcı olduğunu iddia

“İman edip iyi davranışlarda bulunanlara gelince, onlar için makam olarak Firdevs cennetleri vardır.” [Kehf Suresi, 107].. Bu Kur'anda defalarca tekrar

“ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.” [Kehf Suresi, 22]. Yani Yahudilere Ashab-i

Ancak Allah; ''Kuluna Kur'anı indirene hamd olsun.'' [Kehf Suresi, 1] demeyi tercih etti.. Çünkü ayetin akışında Nebi ﷺ'yi

Şeytanın emrettiklerine karşı Allah korkusu ile birlikte şeytana olan inadınız da engelleyici olsun.. “Şeytana inat olsun ki bunu