• Sonuç bulunamadı

Tiyatro neden ihtiyaçtır?

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Tiyatro neden ihtiyaçtır?"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

*OST

a

Hafta içinden notlar s

Tiyatro neden

ihtiyaçtır?

YAZAN:

Halit Fahri O ZÂN SOY

Türk tiyatrosu, geçen hatta kavu; tuğu açıkhava tiyatrosile, çeyrek a sırdır atıldığı ışıklıyolunda büyük biı konağa daha vardı. Bu sanat kerva­ nımız şimdi yıldızlı göklerin altında uğuldayor. Uzak asırlar gizli sırlarik geri gelmiş, Kral Oidipus gözlerin kör eden kaderin müthiş faciasını, b. ze de, dört duvarın dar çerçevesinder çıkarak, efsane ilâhlarının hayaller dolaşan sonsuzluklar altında haykır mıştır. Bu, tiyatronun, mesafe ve ze man tanımıyan kudretinin en hakikî en belâgatli ve manalı çehresile car lanışıdır. Fakat ne gariptir ki, bu br yük başarıyı elde edebilmek için, Açık hava tiyatrosunun daha temelleri at lirken, bunun bugünkü ekonomik darlık içinde lüzumsuzluğunu ileriye süren çatlak ve menfî sesler bizde de duyulmuştur ve bunun içindirki, İs­ tanbul valisi bu yeni tiyatroyu açış nutkunda bu iddianın yersizliğine ve yolsuzluğuna da dokunmaktan kendi sini alamamıştır, şüphesiz ki çok iyi de etmiştir.

Kapalı tiyatronun da, Açık hava tiyatrosunun da düşünen, hisseden ve daima ileriye doğru yürüyen, yürü - mek istiyen medeni bir insan toplulu ğu için nasıl bir ihtiyaç olduğunu, tam mânasile aydın kafalara anlat­ mağa lüzum yoktur. Onlar bu ihtiya­ cı zaten takdir etmişler ve bugünkü başarılı işi de bu anlayışla alkışla­ mışlardır. Fakat anlamıyanlara ve hâlâ da anlamak istemiyenlere söy- liyecek bir hayli söz vardır.

Ben bu yazımda yalnız şunu belirt mek isterim ki, tiyatro, yalnız mede­ ni insanların değil, en vahşî devirle- ıindenberi bütün insanların malıdır. Bir Fransız bilgininin açıkladığına göre, bu İhtiyaç, kuvvetli bir iç güdü ile, taç devri, mağara devri insanla­ rında bile kendini belli etmiştir. Taş la hayvan öldürerek kendisini besle­ mek zorunda kalan mağara adamı, bu avcılığının hikâyesini avından dö nüşünde mağaradaki arkadaşlarına bir takım sesler ve jestlerle anlatmış, anlatırken hayvanın sesini, atlayışı­ nı, kendisinin müdafaasını taklıd et­ miş, bu suretle, ilk tiyatro, bir avcı­ lık senaryosu halinde, daha mağara hayatından başlamıştır. Nasıl ki son raları, tarihin başladığı devirlerde, birçok dini ve milli şenliklerde yapı­ lan temsili mahiyetteki âyinler, her eski millette, tarihten evvelki bir ge­ leneğin şu veya bu şekillerde deva - mından başka bir şey değildir.

Şimdi bugüne geleyim ve tiyatro­ nun bir çocuk ruhunda ve hayalinde ki tesirini kendimin yeni bir müşahe demle anlatayım:

Okuyucularım tanırlar, benim bir küçük Ayşem vardır, annesi öğretim alanında meslek arkadaşımda- ve ço cuk, iki yaşmdanberi bana ve aileme alışıktır. Bu yaz yine sevimli, cana yakın misafirim bulunuyor.

Ayşenin yedinci doğum yılına giri­ şini daha bu ayın birinci günü kutla­ dık.

Geçen hafta dikkat ettim, ben o - damda çalışırken. Ayşe, kapının dı-

(2)

Hafta içinden notlar:

Tıyatrı n^en ihtiyaçtır?

(Baştarafı 5 inci Sayfada)

şmdaki sofada kendinden iki yaş bü­ yük bir arkadaşı ile oynarken, sesi birdenbire daha aşağılardan geliyor.. Merak ettim, sofaya çıktım. Bir de ne göreyim? Ayşecik, aşağı taşlığa inen merdivenin dibindeki kapıyı aç- mıya çalışıyor, fakat kilitli olduğu için açamıyor. Bir taraftan da üç ses le kendi kendine bir oyun oynuyor.. Oynadığı oyun §u:

_ Etendim, açın kapıyı... Şikâye - tim var?

(Arkasından bir mırıltı.)

— Nasıl olur, efendim, dinlemez o- lur musunuz? Bebeğimin hizmetçisi kaçtı.. Küçük mutfak takımımın bir tabağını kırmış... Ödesin!

— [Sesini değiştirip kalınlaştıra - rak] Ben ödeyemem. Ben teyzesiyim. Annesi de işe gitti..

— [Y ine kendi sesi ile] Ben artık bilmem onu... Polis efendiye söyliye- ceğim. Polis efendi, hizmetçi bebeği­ min tabağını kırdı.

— [Çok kaim bir sesle! Sen merak etme, küçük Ayşe! Ben ona ceza ve ririm, tabağını da ödetirim..

_ [Kendi sesile] Teşekkür ederim, efendim! Tabii ödeyecek. Ödemezse haksızlık olur. Sonra bebeğim ağlar.

Bunun üzerine Ayşe, merdivenden yukarı çıkmağa başladı, ben hemen odama çekildim ve oyunun ötesini o- radaıı dinledim. Ayşe, şimdi, sofada­ ki arkadaşına haber veriyordu:

— Konuştum polis efendi ile ... İşte tabağın yenisini de getirdi.

Kapının kenaruıdan baktım, elinde tabak filân yok. Arkadaşı olan küçük, bu hayali tabağı almak üzere elini u- zattı..

— Aman... Dikkat et!. Bu da kırıl­ masın.

— Merak etme, ben.kırmam.. — Haydi şimdi sen de gir oyuna!.. — Girdim ya?..

__ Bak, öteki bebekler de misafir geldiler, (sesini incelterek) Ayşe ab­ la... Biz geldik...

— Hoş geldiniz.. Diğer arkadaşı da:

__ Hoş geldiniz, safa geldiniz. Ayşe:

_ Hep tamam mıyız?, (birçok ses­ le) tamamız... Tamamız... Hep gel­ dik...

— İy i öyle ise... Yemek yiyelim, çay içelim. Küçük Haşanın babası Mah- mud Efendiye de telefon edelim, me-j rak etmesin!

Küçük Haşan, kırmızı elbiseli bir be bektir. Mahmud Efendi de her zaman ismi geçen fakat cismi görüıımiyen babası!

Şimdi telefon:

_ Allo... Siz misiniz Mahmud Efen di?

__ Merak etmeyin. Küçük Haşan

bizde.: Çaya davetli idi. Sonra biz onu getiririz.

— [Kalın sesle] — Peki, kızım! — Allaha ısmarladık, güle güle! Bu (Allaha ısmarladık, güle güleli Ayşenin sık sık kullandığı hoş sözle­ rinden biridir.

Bundan sonrasını anlatmıyorum Çünkü iki çocuk, bebeklerde çaya o turmuşlardır. Biraz da başbaşa ko - nuşsunlar!

Tiyatronun insanlar için nasıl tabi bir ihtiyaç ve bir zevk olduğunu, se­ naryosunu da temsilini de tek başına idare eden Ayşenin rejisörlüğü kadar bilmem ki ne anlatabilir?

Halit Fahri OZANSOY

İstanbul Gazeteciler

Cemiyetinin büyük Türk

musikisi konseri

İstanbul Gazeteciler Cemiyeti tara­ fından tertip edilen ikinci büyük Türk, musikisi konseri 27 Ağustos 947 Çar­ şamba günü saat 21.30 da Açıkhava Tiyatrosunda verilecektir. Konser «İs ­ tanbul Türk musikisi yüksek sanat­ kârları cemiyeti» azalan tarafından hazırlanmıştır. Memleketimizin ta­ nınmış ses ve saz sanatkârlarının iş­ tirak edeceği bu konserde Nişaburek faslı icra edilecektir. Büyük bir itina ile hazırlanmış olan bu konserin da­ vetiyeleri Pazartesi gününden itiba­ ren (İstanbul Gazeteciler Cemiyeti» nin Bubıâlideki merkezinde dağıtıl - mağa başlanacaktır. Konser günü t i­ yatro ile şehrin muhtelif semtleri ara sında nakil vasıtaları temin edilmiş­ tir. --- -V

İst.

Bordası

13 AĞUSTOS 1947 CUMA Ç U L U K » İM 11.4 Londra 1 Sterlin 11.3856 Nevyork 100 Dolar 282.02 Paris 100 Fransız f. 2.3620 Cenevre 100 İsviçre f . 65.89 Amsterdam 100 Florin 10j.5463 Brüksel 100 Belçika f. 6 388« Prag 100 Çeko. K r. 5.8280 Stokholm 100 İsveç Kr . 78 27 U S h . İM VE '1 Vı. , Vi' % 7 941 Demiryolu 3 20.30 % 6 Kalkınma 1 95.95 % 6 Kalkınma ^2 96.— % 7 1 ci ter. M. Müdafaa 21.15 % 7 2 ci ter. M. Müdafaa 20.50 % 7 3 cü ter. M. Müdafaa 20.72 % 7 4 cii ter. M. Müdafaa 21.—

______ ,______ ____

J

Referanslar

Benzer Belgeler

İlk olarak, ekonomik yük dağıtımı problemi, Türkiye'de bulunan 380 kV'luk 22 baralı güç sistemi için, iletim kayıpları ihmal edilerek ve edilmeyerek, Genetik

Böyle derin konkav sokaklar ancak uzun oldukları zaman, bir enginlik hissi uyandırmak hesabile, iyi bir çözüm verebilirler (Şek. A z ve pürüzsüz bir konkavlık ise

- Politik sistemin ya da politik iktidarın eğitim sistemi üzerindeki etkisini görebilmek için eğitim sisteminde okutulan ders kitaplarına göz atmak yapılabilecek en kolay

Kolon ve toplama tüpünün üzerine tekrak 400uL kadar düşük tuzlu uygulama tamponu konur ve tekrar mikrosantrifüje alınır.. “Unbound” etiketli toplama tüpündeki

• Doğrudan maliyetler, aileler, öğrenciler veya devlet tarafından öğretmen maașları veya kitap alımları gibi doğrudan eğitim için katlanılan maliyetleri ifade eder..

Diğer taraftan eğitim ilerde daha fazla kazanç elde etmek için yatırım özelliği

Açık Bilimin Temelleri ve Ortak Kaynak Olarak Bilgi..

250 milyon yıl önce, 185 milyon yıl sonra dinozorların soyunu tüketecek olan felaketten çok daha büyük, gi- zemli bir felaket, gorgonları, onların avladıkları hayvanları