• Sonuç bulunamadı

Fransız tedris rejimi niçin tam semere vermiyor?

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Fransız tedris rejimi niçin tam semere vermiyor?"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

3 Mart 1937

TERBİYE BAHİSLERİ

Fransız tedris rejimi niçin

tam sem ere vermiyor?

Yazan: Selim Sırrı Tarcan

Bugünkü yazım da ötedenberi bilinen bazı h a k ik a tle r üzerine güzel düşünen­ lerim izin bir k ere daha dikkatini çek­ m ek istiyorum .

B undan üç ay k ad ar evvel gene «Cum huriyet» te (Edmond Demolins) in bundan k ırk yıl önce ortaya attığı fi­ kirleri iki m akalem e esas almıştım. Ne yazık ki F ransa gibi bir ilim diyarında, tam adam y etiştirm ek sistem i henüz tatb ika başlanm ış değildir. Talim ve terb iy e rejim i bundan kırk sene evvel­ kinden pek farklı değildir. H âlâ bugün Fransız m ekteblerinde kafalar vücu - dün zararına işletiliyor. H ayatta tatb ik sahası pek az olan nazarî ilim lerle süs­ lem ek istenilen körpe dim ağlar yorgun, bitkim b ir hale sokuluyor. H er sene m ekteblerin açılm a sırasında bazı iyi düşünen başlar yevm î gazetelerde m ü ­ him m akaleler neşrederler, fakat bun - la r hiçbir ta ra fta b ir aksi tesir u yan - dırmaz.

Z aten insan b ir İngiltere ve Alman- yadaki m ektebleri, bir de Fransadakile- ri görünce aradaki farkı derhal anlıyor. B ir ta ra fta kafaya verilen ehem m iye - tin ayni derecede vücude verildiği gö­ rülüyor, diğer ta ra fta ise vücud te rb i­ yesi - âdet yerini bulsun kabilinden - program larda haftada bir, n ih ay et iki saatlik b ir zam ana m ünhasır kalır. Ç ünkü gaye kafaya çok şey doldur - m ak tır (!)

Geçen ders yılı başlangıcında (Fi - garo) gazetesi lise program ları h akk ın ­ da m ünevverlerin ne düşündüklerini anlam ak için b ir anket açmıştı. P rog - ram ların ıslaha m uhtaç olduğunu (An­ dré M aurois), (Gaston Rageot), (M au­ riac), (Georges Duham el) ve şimdi pek hatırım a gelm iyen m ütefekk irler yana yakıla yazm ışlardı. Hiçbir şey çıkmadı.

Bu sene m ektebler açılırken Fransa T erbiye Nazırı M. (M ario Roustan) m ekteblere gönderdiği b ir tam im de «terbiyecilerin işi gebelerin yalnız fik- . re ve ahlâka aid vasıflarını tenm iye et­

m ekten ibaret değildir, onların bedenî kabiliyetlerini de inkişaf ettirm ek lâ - zımdır!» demişti. P ariste çıkan (La M edecine Scolaire) m ecm uasında pro­ fesör (Doktor Dufestel) Beden terb iy e­ si ve m ekteb program ları serlevhalı bir başyazısında (program lar nazarî ders - lerle o kad ar yüklüdür ki beden terb i - yesine ayrılacak zaman yoktur. M ek - teb m üdürleri ve m üfettişler bu lüzu - m u hissettikleri halde nedense ses çı­ k arm ıyorlar. T erbiye N azırım ız m ek - teblerde jim nastik derslerini faydalı bir şekle sokmak istiyorsa, önce b ir kere program lardaki fikir derslerini hafif -letm enin çaresine baksın....» diyordu.

İşte m asam ın üstünde 9 ikinciteşrin 1936 tarih li (Temps) gazetesi duruyor. Birinci sahifesinin üçüncü sütununda (Yorgun çocuklar!) serlevhalı b ir m a - kale var. M em leketin irfanile alâkadar olanlar için b u yazıdan alınacak çok ib re t dersleri v a rd ır sanırım .

«Yorgun çocuklar! A rtık bu hakikat söylenm eliydi - ve bunu bir profesör dilinden işitm eliydik. - Liselerim izde talebenin gayribeşerî b ir dimağı ta ’ba m aruz kaldığını (Goncourt) m ükâfatım kazanan ve b ir lise m üdürü olan (M. Roger Vercel) söylüyor. Bu kıym etli pedagokun yazdığı m ühim b ir m akale­ yi çocuklarının dimağ ve sıhhatile alâ­ kad ar olan babaların okum alarını ta v ­ siye ederim.

M. (Roger) gençlere k arşı hakikî bir suikasd m ahiyetinde olduğunu bildiği ve kendisinin de tatb ik etm ek m ecbu - riyetin de olduğu bu program lardan pek acı b ir lisanla şikâyet ediyor.

Ş urası sab ittir ki orta tedrisatın

harçgüzarı olan bü tü n Fransız gençliği en anorm al ve en gayrisıhhî şerait için­ de yetişiyor, diyor.

M. (Roger) eyalet geceyatısı lisele - rinde sabahın saat altı buçuğunda ya - tak ta n kaldırılan talebenin günde tam on buçuk daatlik ders ve m üzakere yapm ak gibi nazarî bir rejim e tâb i ol­ duklarını kaydediyor. Perşem belerin serbest m esaiye tahsis edilmesi lâzım geldiği halde, o gün de çocuklar ekseri­ ya sınıflara hapsediliyor. Şöyle böyle bu m ektebli gençler h aftada elli iki b u ­ çuk saat fikrî m esai ile m eşgul oluyor­ lar.

G aribdir, tezgâhlarda işliyen am ele - nin günde sekiz, haftada k ırk saatten fazla çalışmaması kanu nla tahdid edil­ diği halde, talebenin bu fazla mesaisi düşünülm üyor. A nlam ıyorum neden a- m ele talebeden daha im tiyazlı tu tu lu ­ yor?

P aristeki neharî liseler talebelerinin vaziyeti eyalet lise talebelerinden fa rk ­ lı değildir. B ir liseli kadim Y unan, L â ­ tin ve ana dilinden başka bir ecnebi di­ li öğrenm ekle m ükellef olduğu gibi ta ­ rih, coğrafya, riyaziye, kim ya, fizik— derslerine de (ki bu m esaide resim, m u­ siki, jim nastik dahil değildir) haftada 26 saat zam an verecek, evde de ders - leri hazırlam ak zaruretile lâakal üç sa­ atlik vakit ayıracaktır! Tabiî böyle o - lunca çocuk akşam yem eğini alelâcele yiyecek, geç y a ta rak uykusundan da kaybedecektir. B ütün bu fikir yorgu n­ luğuna bedel, vücud m evzuubahs bile değildir.

Bu yıl da teşrinievveldenberi başlı - yan bu yorucu, ta k a t tüketici fikrî m e­ sai sağlam ve gürbüz görm ek istediği - miz çocukların benizlerini sarartacak, ren k lerini solduracaktır.

Hangi m uallim e bu halden şikâyet etseniz onu da sizinle ayni fikirde gö­ rü rsü n ü z ve ne yapalım program lar çok yüklü! cevabını alırsınız. Âlâ! F a ­ kat bu program ları yapan kim?

Talim ve T erbiye Y üksek Meclisi! O meclis bunu b ir takım esaslara b ağ lar­ ken m uallim lerin dileklerini soruyor. O zam an h e r m uallim kendi dersinin e- hem m iyetini dikkate alarak (gûya!) asgarî b ir zam an ayrılm asını istiyor. Neticede bugünkü vaziyet m eydana ge­ liyor ve sonra kabahat program larda o- luyor!

M akalenin sahibi daha birçok acı acı sızlandıktan sonra sözlerini şöyle b iti - riyor:

«Devlet liselerinde tahsil eden genç­ ler için düşüncem iz şudur: İçine tıkaba- sa ilim doldurulm uş kafa istem iyoruz. H ayır, h a y ır hazm edem iyecekleri gıda­ larla çocukları sersem e çevirm esinler ve herşeyden evvel biraz onların sıh - hatin i düşünsünler.»

SELİM SIRRI TARCAN

Referanslar

Benzer Belgeler

Mimarî bir eserin esas bünyesinden ziyade bü- tünlük ve umumî tesirini ifadelendiren ve bunun için daha çok, sanatkâr olan mimardan sanat hari- cinde umumî bir kültürle

[r]

Her bir dairede bir antre ile geçilen genişçe bir hol etra- fında salon, yemek odası, 2 yatak odası, banyo, mutfak, helâ ve sandık odası yapılmıştır.. Plân taksimatında

Bunun için mimar; muntazam kereste kullana - mamış orman odununu yuvarlak şeklinde olduğu gibi bırakarak, güzel bir dağ başı evi gösterişi elde etmiştir.. Ev;

Bazı cisimler meselâ 100 kiloluk bir kuv- vet tahtı tesirinde bir santim uzrsa, kuvveti Üs i misli yani 200 kilo olduğu zaman iki santim uzarsa böyle cisimler mütenasip elâstikî

‹laçlar› keflfedip onlar› gelifltiren araflt›rmac›-ye- nilikçi (=innovatör) ilaç firmalar›n›n fikri mülki- yet haklar›n› korurken, orjinal ilaç molekülleri-

Bu kadar güçlü, tüm şiir akışımızı etkileyen, kendi kuşağı ve sonraki kuşakların şiiri- ne etki etmiş, dahası onun “esinleyen özne” olması, Nâzım

lan askerin de şehi.d olarak iTan edilmesini .istemişdi. Fakat mali sebeblerden dolayı küskün olan kilisa bu teşebbüsü reddetdi. · Bu faaliyet kabararak