• Sonuç bulunamadı

Text and action / lament as performance and pragmatics

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Text and action / lament as performance and pragmatics"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Peter Thomas, Symbolic Loss:... adl› yap›t›nda, D. G. Mandelbaum’un flu söz-lerini aktar›r: “Ölüm birincil önemde bir gerçekliktir; keder (grief) ve matem (mo-urning) ise bu gerçekli¤e verilen evrensel ve insani bir tepkidir (2). Thomas, yap›-t›nda keder ve matem aras›nda bir ayr›-ma giderek, kederin, “kiflinin ba¤land›¤› bir figürün kaybedilmesi durumunda ya-flad›¤› üzüntü, k›zg›nl›k, suçluluk ve flafl-k›nl›k duygular›”na iflaret etti¤ini, mate-min ise “bir bireyin kaybedilmesinden do-lay› verilen kültürel nitelikteki sosyal tepki” oldu¤unu dile getirir (2). Thomas, “ba¤l›l›k – kay›p – keder – matem – yeni-den ba¤lanma” olarak flemalaflt›rd›¤›, ge-nifl anlamda bir bireyin kayb›, dar

an-lamda ise ölümü karfl›s›nda bireyin yafla-d›klar›n›n, “her kültür taraf›ndan de¤iflik ihtiyaç, al›flkanl›k ve gelenekleriyle flekil-lendirdi¤i” bir iskelet yap› oldu¤una ifla-ret eder. Sedat Veyis Örnek ise, Türk Halkbilimi adl› yap›t›nda, Thomas’›n önermelerine koflut olarak ac›y›, “toplum-sal, ekonomik, biyolojik ve duygusal yön-den ba¤l› bulundu¤umuz bir insan›n kay-b›ndan duydu¤umuz [...] insanc›l bir tep-ki” olarak tan›mlad›ktan sonra, H. Alo-is’in “yas” tan›m›n› aktar›r; AloAlo-is’in be-lirtti¤i üzere yas, “toplum taraf›ndan bi-zim için ‘önemli’ olarak tan›mlanm›fl in-sanlar›n ve yak›nlar›m›zdan birinin kay-b›yla duyulan ac› ve üzüntüyü toplumsal kal›plar içerisinde ifade etmektir (222).

MET‹N VE AKS‹YON / PERFORMANS

OLARAK A⁄IT VE ED‹M B‹L‹M

Text and Action / Lament as Performance and Pragmatics

Öykü TERZ‹O⁄LU*

ÖZET

A¤›t, ac›n›n belirli bir sosyal ba¤lam içerisinde, daha önceden üzerinde uzlafl›lm›fl sözel ve eylemsel flablonlara baflvurularak ifade edilmesidir. Tan›m›na içkin oldu¤u üzere, a¤›t, Gilbert Lewis’in “performans” kavram› do¤rultusunda de¤erlendirilmeye aç›k sosyal bir ifade tarz›d›r. Bu yaz›da, a¤›t derlemelerinde, söz konusu sosyal ifade tarz›n›n, içerisinde üretildi¤i sosyal ba¤lam dikkate al›narak temsil edilmesinin ne de-rece olanakl› oldu¤u, Dan Ben Amos’un derlemeler ile ilgili de¤erlendirmeleri, Alan Dundes’in “doku”, “me-tin” ve “konteks” kavramlar›na da de¤inilerek tart›fl›lacak ve dil bilimin görece yeni bir çal›flma alan› olan edim bilimin, a¤›t derlemelerinin temsil sorununu aflmada önerdi¤i çözümler ele al›nacakt›r.

Anahtar Kelimeler

A¤›t, metin, performans, temsil sorunu, edim bilim. ABSTRACT

Lament, is the expression of grief and sorrow within the frame of certain oral and performative con-ventions upon which the society agrees in advance. As it is made manifest by its definition, lament is a form of social expression apt to be analyzed in terms of the “performance” notion put forward by Gilbert Lewis. In this text, it will be discussed to what extent the compilations of lament make feasible an accurate represen-tation of this form of social expression within the social context in which it is produced. Furthermore, Dan Ben Amos’ critique of folkloric compilations will be regarded taking into consideration the notions of “text”, “texture” and “context” as introduced by Alan Dundes and the solutions that a relatively new domain of lin-guistics, namely pragmatics has to offer in the surmounting of the issues related to the accuracy of represen-tation brought about by lament compilations.

Key Words

Lament, text, performance, issue of representation, pragmatics

* Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyat› Bölümü Yüksek Lisans Ö¤rencisi.

http://www.millifolklor.com 119

Gerek Peter Thomas’›n, gerek Sedat Ve-yis Örnek’in keder (ac›) ve matem (yas) aras›nda yapt›klar› ayr›mlar, matem sü-recinde dillendirilen a¤›tlar›n sosyal iflle-vine dikkat çekmektedirler.

Sedat Veyis Örnek’in Türk Halkbili-mi adl› yap›t›nda aktard›¤› üzere M. S. Koz, “a¤›t”›, “genel olarak ölenin, seyrek olarak da kifliyi ve toplumu derinden et-kileyen olaylar›n ard›ndan, bu olaylarla ilgili kimselerin bafllar›na gelenlere, kifli-liklerine vb. yanlar›na de¤inen, belli gele-neksel eylemlere uyularak belirli bir ez-giyle söylenen, kendine özgü dizelenme ve uyaklanma usulü bulunan bir türkü çeflidi” (230) olarak tan›mlar. Koz’un, “a¤›t” tan›m›nda, Peter Thomas’›n, gerek Sedat Veyis Örnek’in yapt›¤› ayr›mlara koflut olarak, “belirli geleneksel eylem-ler”den söz etmesi, a¤›tlar›n, ac›n›n, be-lirli bir sosyal ba¤lam içerisinde, daha önceden üzerinde uzlafl›lm›fl birtak›m sö-zel ve eylemsel flablonlara baflvurularak ifade edilmesi olarak yeniden tan›mlan-mas›na imkân vermektedir. Bu noktada üzerinde durulmas› gereken konu, derle-nen a¤›tlar›n, metin düzeyinde, sosyal ba¤lam› ve bu sosyal ba¤lam içerisinde yer alan kimselerin eylemlerini ne derece temsil edebilece¤idir. Lauri Honko, “A¤›t-lar: Yeniden Yaratma, Yap› ve Tür Prob-lemleri” adl› yaz›s›na flu sözlerle bafllar: “Sözlü edebiyat›n gerçek kitapl›¤›, folklor arflivleri de¤il insan haf›zas›d›r” (333). A¤›t derlemeleleri, Honko’nun da belirtti-¤i üzere, a¤›tlar›n “saklanmas›”nda, ile-tilmesinde yetersiz mi kalmaktad›rlar? Bu soruya cevap ararken yararlan›labile-cek kavramlardan biri de Gilbert Le-wis’in performans kavram›d›r. Bu yaz›da a¤›t, metin ve performans olarak ele al›-nacak ve özellikle Dan Ben Amos ve Alan Dundes’in ifadelerine baflvurularak, a¤›-d›n metin düzeyinde ne ölçüde temsil edi-lebilece¤i sorusuna yan›t aranacakt›r.

Dan Ben Amos, “fiartlar ve Çevre ‹çinde Folklorun Bir Tan›m›na Do¤ru” adl› makalesinde folklorun “organik bir fenomen” olufluna dikkat çekerek,

“ma-sallar›n, türkülerin veya heykellerin ken-di yarat›ld›klar› yer, zaman ve toplumlar-dan ayr›lmas›[n›n], kaç›n›lmaz olarak on-lar›n içine kaliteleriyle ilgili de¤ifliklikler kat[t›¤›n›]” dile getirir (33). Amos, daha sonra “sosyal çevre, kültürel davran›fl, re-tori¤e ait durum ve flahsi kabiliyet[in] de-¤iflken [oldu¤unu] ve bunlar[›n] sözlü, müzi¤e ait veya plastik sanatlara ait bir ürünün nihai fleklinde, metinde ve yap›-s›nda aç›k farkl›l›klar meydana getir[dik-lerini]” ifade eder (33). Amos, sözleriyle, herhangi bir folklor ürününün ba¤lam›n-dan kopuk olarak tam anlam›yla al›mla-namayaca¤›n›, ürünün alg›lanmas›nda söz konusu ba¤lam›n birincil rolüne ifla-ret ederek savunur. Sav›n› “çocuklar veya yetiflkinler, erkekler veya kad›nlar, nor-mal, düzenli bir toplum veya kazara bir araya gelmifl bir grup olsun, dinleyicinin kendisi folklor türünün fleklini ve sunu-lufl tarz›n› etkile[di¤ini]” (33) ve “folk-lor[un], ona fleklini veren bir grup olmak-s›z›n veya o gruptan ayr› düflünülme[di-¤ini] ve [...] nas›l tan›mlan›rsa tan›mlan-s›n, onun mevcudiyeti[nin] ya bir co¤raf-yaya, dile, kavme veya ayn› meslekten bir ifl grubuna ait olabilen sosyal çevrele-re ba¤l› [oldu¤unu]” (35) dile getirir. Folkloru bir “belirli bir zamanda gelen”, “estetik kayg›” içeren “artistik bir aksi-yon” olarak tan›mlayan Ben Amos’a göre “folklor; sanata ait anlat›m yoluyla olu-flan karfl›l›kl› bir sosyal etkilemedir” (42). Amos’un folklor tan›m›, bir folklor ürünü olarak a¤›d›n belirli bir zaman ve ba¤-lamda geliflen bir süreç, bir aksiyon ola-rak metin yoluyla temsil edilebilece¤i dü-flüncesini neredeyse geçersiz k›lmaktad›r. Folklorun “insanlar›n birbirleriyle yüz yüze karfl›laflt›klar› ve birbirlerine do¤ru-dan hitap ettikleri durumlarda meydo¤ru-dana gel[di¤ini] dile getiren Amos’un, derleme konusundaki elefltirisi ise flöyledir: “Folk-lor çal›flmalar›n› akademik toplumda kendi ayaklar› üzerine sa¤lam basan tam bir bilim dal› olmaktan al›koyan büyük bir faktör, bir fleyler derleme projelerine yönelen e¤ilim olmufltur” (51).

Millî Folklor, 2006, Y›l 18, Say› 71

(2)

Alan Dundes’in bu konudaki görüfl-lerinin ise Amos’un görüfllerine paralel oldu¤u görülmektedir. Dundes, “Doku, Metin, Konteks” adl› yaz›s›nda folklor ürünlerinin üç aç›dan incelenmesini öne-rir; halk bilgisi unsurlar›na, ürünün do-kusu (texture), metni (text) ve çevre ve flartlar› (context) do¤rultusunda yaklafl›l-mas› gerekti¤ini savunan Dundes, “bir halk bilgisi türünün sadece bunlardan bi-rinin temel al›narak tahlil edilmesi[nin] mümkün [olmad›¤›n›] dile getirir (70). Dokuya ait özelliklerin dil ile ilgili oldu-¤unu (70), metnin “bir masal›n bir versi-yonu veya tek bir anlat›m›, bir atasözü-nün yeniden söylenmesi, bir halk türkü-sünün okunmas›” oldu¤unu (72) ve kon-teksin “bir ürünün içinde aktüel olarak yer ald›¤› hususi bir sosyal durum” oldu-¤unu (72) dile getiren Dundes, konteksin derlenmesinin zorunlu oldu¤unu göster-mek için Burma dilinden bir atasözünü örnek olarak sunar: “Sait ma so: bu: / Kywe mi: to de” (82). “K›zg›n de¤ilim ama öküzün kuyru¤u k›sad›r” anlam›na geldi-¤ini belirtti¤i atasözünün, metin ve doku da kaydedilmifl olsa da anlam›n›n anlafl›-lamayaca¤›n› ifade eder (82-83).

Mike Parker Pearson, The Archaeo-logy of Death and Burial adl› yap›t›nda, Gilbert Lewis’›n “performans” kavram›y-la ilgili görüfllerini aktar›r. Lewis’in be-lirtti¤i üzere performans, “di¤er sosyal pratiklerden [...] insan vücuduna yapt›¤› vurgu ve vücudun postürüne ve hareketi-ne yön vermesiyle [...], vücudu anl›k ve ba¤lamsal uzamda yeniden tan›mlama-s›yla ayr›l›r” (194). ‹smail Görkem’in de Türk Edebiyat›nda A¤›tlar... adl› yap›t›n-da “performans” kavram› ba¤lam›nyap›t›n-da ele al›nabilecek olan, Brakeley’in flu ifadele-rine yer verir: “A¤›tlarda ‘tiz ve iniltili yas nidalar›’ önemli bir karakteristik un-sur olarak göze çarpmaktad›r. [...] Tören-de haz›r bulunanlar, a¤›d›n nakarat k›-s›mlar›nda a¤›tç›ya efllik ederler. Bunlar, giydikleri giysilerle de bu beraberli¤i ora-da haz›r bulunanlara göstermek isterler. Törende a¤layarak a¤›t söyleyen kad›n,

‘düzensiz ve heyecanl› bir hâlet-i rûhiyye ile isbat-› vücût etmek’ mecburiyetinde-dir; bu yüzden elbisesi paramparça ve saçlar› ise karmakar›fl›k bir vaziyettedir” (10).

Jeff Todd Titon, metin / performans ba¤lam›nda folklor ürünleri hakk›ndaki “Text” adl› makalesinde, Dundes ve Amos’un görüfllerine koflut olarak, sözlü (verbal) folklorun iki ya da daha fazla in-san›n yüz yüzelerken aralar›nda gerçek-leflen özneler aras› bir süreç oldu¤unu iflaret ederek, folklor ve onun metin düz-leminde temsilinin bir eflde¤erlik ya da transkripsiyon olarak ele al›namayaca¤›-n›, çünkü folklor olarak tan›mlanan her türlü iletiflim olay›ndan do¤an metnin bir dönüflüm ya da bir indirgeme olarak ele al›nmas› gerekti¤ini ifade eder (433). Ti-ton, bu ba¤lamda, metnin en dar anla-m›yla okuma ve yazma edimlerini içeren, sayfa üzerindeki kelimeler olarak, genifl anlamda ise, dokunulan, duyulan, jestle-re dair olan her türlü veriyi içejestle-ren bir bü-tün olarak düflünülebilece¤ini dile getirir (433). Folklor ürünlerinde “metin” kavra-m›n›n yaratt›¤› sorunun, ikinci tan›m yo-luyla çözüme ulaflt›r›labilece¤ini düflünen Titon, metni yeniden “insan taraf›ndan üretilen her türlü nesne” olarak tan›mla-yarak, metnin insan taraf›ndan oluflturu-lan her türlü gösterge sistemi oldu¤unu dile getirir (434). Amos ve Bauman’›n ça-l›flmalar›n›n bu do¤rultuda sahip oldu¤u öneme iflaret eden Titon için, metin ve performans kavramlar›n›n birbirlerinin içerisinde eritilmeleri sonucu, “nesneler yerine insanlara, onlar›n tav›r ve eylem-lerine verilen önem art[makta]” ve “saha çal›flmalar›nda, insanlar aras›ndaki ileti-flime verilen önemin art[t›¤›n›], halk bi-limcilerin salt veri toplamaktan fazlas›na odaklan[d›klar›n›]” dile getirir (436).

Titon’un de¤indi¤i metin / perfor-mans olarak folklor ürünü sorunu, sadece bu iki terimin aras›ndaki s›n›rlar›n ke-sinli¤inin giderilmesi sonucu ortadan kalkacak m›d›r? Bu çerçevede, edim bilim (Pragmatics) ve yöntemlerinin halk bili-Millî Folklor, 2006, Y›l 18, Say› 71

http://www.millifolklor.com 121

min metin ve derleme ile ilgili sorunlar›-na bir çözüm önerisi olarak de¤erlendiri-lebilece¤i düflünülebilir. Görüldü¤ü üze-re, ba¤lam›ndan kopar›lan a¤›tlar, sosyal çerçevesini yitirerek, ba¤lam› içerisinde bir de¤erlendirmeden yoksun kalmakta-d›rlar. Bir anlamda okuyucunun metni al›mlamas›nda ona bir özgürlük alan› b›-rakan derlemeler, di¤er yandan da oku-yucuyu metni yorumlamada temelsiz, ba¤lams›z b›rakmaktad›r. Edim bilim, hem derlenen metinlerin yorumlanma-s›nda, hem de yeni a¤›tlar›n derlenmesi sürecinde yeni yöntemler önermede önemli bir iflleve sahip olabilirmifl gibi görünüyor. Bu do¤rultuda dil bilimin gö-rece yeni bir alan› olan edim bilimin ko-nusu üzerinde durmak gerekir. George Yule Pragmatics adl› eserinde edim bili-mi, inceleme konular› dolay›m›nda aç›m-lar. Edim bilimin konular›ndan birisi, ile-tinin göndericisinin (konuflan kifli) sarf etti¤i sözcük ve tümcelerin kendi bafllar›-na sahip olduklar› anlamdan çok, gönde-ricinin sözleriyle asl›nda ne kastetti¤inin irdelenmesidir(3). Yule’un belirtti¤i gibi, böyle bir inceleme, kiflilerin belirli ba¤-lamlarda konuflurken ne kastetti¤i ve ba¤lam›n konuflan kiflinin sözlerinin an-lam›n› nas›l etkiledi¤inin de dikkate al›n-mas›n› gerektirir çünkü konuflan kifli, ki-minle, ne zaman, nerede ve hangi koflul-lar alt›nda konufltu¤una göre söylemek istediklerini flekillendirir (3). Edim bilim, benzer flekilde, “görünmeyen anlam›”, söylenmeyenlerin nas›l iletilen mesaj›n içeri¤ini dönüfltürdü¤ünü de inceler (3). Alan Dundes’›n, “Doku, Metin, Konteks” adl› makalesinde örnek olarak verdi¤i Burma atasözüyle ilgili olarak “söylen-meyenlerin söylenenlerden çok daha önemli oldu¤unu” (83) dile getirmesi, edim bilimin “söylenen ile söylenmeyen” aras›ndaki iliflkiyi irdelemesiyle dikkat çekici bir koflutluk oluflturmaktad›r. Bun-lar›n yan› s›ra, mesaj› ileten, alan ve üze-rinde konuflulan nesne aras›nda yer alan ve söylenenle söylenmeyen aras›ndaki se-çimi belirleyen temel koflut olan “mesafe”

de edim bilimin inceleme nesnesidir. Do-lay›s›yla, edim bilimci, herhangi bir sözlü iletiyi kayda geçirirken, iletiyi aktaran ve alan kiflilerin kim olduklar›n›, toplumsal statülerini, aralar›ndaki mesafeyi, jestle-rini, mimiklerini ve bunun yan› s›ra ileti-yi aktaran ve alan kiflilerin duygu ve dü-flüncelerini somutlayan her türlü hare-ketleri ile iletinin aktar›ld›¤› mekân›, edim bilime özgü ortografik transkripsi-yon yöntemleriyle kayda geçirir ve söz konusu verileri, yine bilimsel yöntemler do¤rultusunda sadece söyleneni de de¤il, söylenmeyen ancak ileteni de dikkate alarak analiz eder. Özellikle a¤›tlar›n derlenmeleri, metin olarak kaydedilmele-ri söz konusu oldu¤unda ortaya ç›kan so-runlar ve eksiklikler üzerine düflünmede edim bilim, halk bilim çal›flmalar›nda he-nüz yeterince de¤erlendirilmemifl bir alan olarak göze çarp›yor.

Kaynakça

Amos, Dan Ben. “fiartlar ve Çevre ‹çinde Folklorun Bir Tan›m›na Do¤ru”. Çev. Metin Ekici. Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklafl›mlar. Ankara: Millî Folklor Yay›nlar›, 2003.

Dundes, Alan. “Doku, Metin, Konteks” Çev. Metin Ekici. Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklafl›m-lar.Ankara: Millî Folklor Yay›nlar›, 2003.

Görkem, ‹smail. Türk Edebiyat›nda A¤›tlar: Çukurova A¤›tlar›. Ankara: Akça¤ Yay›nlar›, 2001.

Honko, Lauri. “A¤›tlar: Yeniden Yaratma, Yap› ve Tür Problemleri”. Çev. ‹smail Görkem. Halkbili-minde Kuramlar ve Yaklafl›mlar.Ankara: Millî Folk-lor Yay›nlar›, 2003.

Örnek, Sedat Veyis. Türk Halkbilimi. Ankara: ‹fl Bankas› Kültür Yay›nlar›, 1977.

Pearson, Mike Parker. The Archaeology of De-ath and Burial. Texas: Texas A&M University Press, 2001.

Thomas, Peter. Symbolic Loss: The Ambiguity of Mourning and Memory at Century’s End. Charlot-tesville and London: University Press of Virginia, 2000.

Titon, Jeff Todd. “Text”. The Journal of Ameri-can Folklore 108.430 (Güz 1995): 432-448.

Turan, Metin. Haz. Pertev Naili Boratav’a Ar-ma¤an. Ankara: Kültür Bakanl›¤›, 1998.

Yule, George. Pragmatics. Oxford: Oxford Uni-versity Press, 1996.

Millî Folklor, 2006, Y›l 18, Say› 71

Referanslar

Benzer Belgeler

2 Haziran 2008 tarihinde sizlik Sigortas kapsam nda, 20 i siz için Ayval k Halk E itim Müdürlü ü i birli inde bayanlara yönelik “Gümü Has r Tak Örücülü ü” mesle inde

Salon ,şömineli iç salon ve yemek salonu o şekilde birleştirilmiş ve yerleştirilmiştir ki kabul kısmı her iki cihetteki manzaradan da istifade edebilecektir...

1968 yılında Oruç ailesi tarafından bitkisel yağ üretimi sektörüne 6 ton/gün kapasite ile adım atan Oruçoğlu Yağ, bugün 1000 ton/gün yağlı tohum işleme, 300

hatta ben, kafam bir gemi direği gibi bir aşağı bir yukarı sallanırken, aynı yönde ondan daha hızlı hareket ediyor gibiyim.. Sol tarafımda uzakta, ovanın

1939’da Türkiye’ye iltihak olan bölgedeki Ermeniler, çok değil iki yıl sonra, yine Ankara’nın gadrine uğradı..

Direkler evin dere- cesine göre işlenmeden bırakıldığı gibi ayrı ayrı renklere d

[r]

Historia del texto Clll