B A Ş K E N T G Ü N L E R İ Müşerref Hekimoğlu
Resimde bir ‘taç taşı’ olmak...
Amman’da Fahrelnissa Zeid (solda). Müşerref Hekimoğlu ve Fahrelnissa Zeld’in öğrencilerinden oluşan bir grup: Sanatçıya, Ürdün Sarayı’nda da, saray dışında da büyük bir hayranlık duyuluyor... Duvardaki portre, Fahrelnissa Zeid’in bir ya pıtı; sanatçının son sergisi için İstanbul’a gelen Hint. Nasır'ın portresi...
ılın son haftasında bir Noel ağacının çevresin de buluşup Leda Cenaz'ı kutlayanlar arasın da TRT Genel Müdürü Cem Duna da vardı. Müzikle uğraşan sanatçı dostlarına yeni yılda bir sürprizden söz etti. Bu yazımı belki de o güzel Sürp rizi yaşayarak okuyorsunuz. Viyana’nın gelenek sel yılbaşı konserini müzikseverlere güzel bir ar mağan diye düşünüyorum ben. Ayrıca bu tür ar mağanların çoğalmasını diliyorum.
O Noel ağacının pırıltılarında bir yıl boyunca başkent gecelerini parlatan yıldızlardan da söz edil di. Değerli orkestra yöneticimiz Giirer Aykal’ ı da “ taç taşı” diye selamladı dostları. Bu deyimi bili yorsunuz samrım, bir tacı oluşturan taşların en par lağı, tacın görkemini, parıltısını vurgulayan bir taş. Gürer Aykal da yılın son konserleriyle Cumhur başkanlığı Senfoni Orkestrası’nın parıltısını vur guladı gerçekten.
Resimlerle anılar
Resim sanatının taç taşları kim derseniz, biri Fahrelnissa Zeid öteki Behçet Safa. Güzel olayla rı yaşamayı çok sevsem de hepsine yetişemiyorum. Fahrülnisa Zeid’in sergisini de henüz görmedim.
Ankara’dan ayrılamadım o günlerde. Oysa o ser gi için özellikle İstanbul’a gelen Ürdün Saray Na zırı Raad bin Zeyd’i ve Fahrelnissa Hanım’m Fi listin kökenli güzel öğrencisi Hint Nasır’ı yeniden görmeyi çok isterdim. Onlarla güzel anılarım var. Ürdün Kralı Hüseyin ve Kraliçe Nur ile konuşma ya gittiğim dönemde de Cumhurbaşkanı Evren'- in, Ürdün’e yaptığı resmi yolculuğa katıldığım gün lerde de güzel olaylar yaşadık. Fahrelnissa Zeid ile çök hoş söyleşilerimiz var. Sabahları onun küçük sarayında çiçekli bir sofranın başında oturur so mon balıklı, havyarlı kanapelerle şampanyalar su nardı bana. Sonra geçmişten bir yaprak çevirirdi. Yüzyılımızın başında doğmuş, ama sonsuz coşku su, yaşama ve çalışma sevinci var. Dev boyutlu portreler yapıyor, boyadan, fırçadan bıkmış, Üzak- doğulu bir sanatçıyla vitray çalışmalarına başlamış, son zamanlarda vitray portreler yapmış, bana da resimlerini yollamış. Doksan yılı böylesine güçlü yaşamak şaşırtıcı bir olay değU mi? Amman’daki söyleşilerimizde o doksan yılın anılarını dinledim. Kimi zaman elini uzatır, teybi kapatmamı ister, ben de kalbim çarparak yılların karanlığını delecek ışığı beklerim. Bir aşk öyküsü, bir hastalık ya da Şakir Paşa ailesinde yaşanan bir olay gelir söyleşimize. On ları yazamam, ama dinleye rek daha iyi hissettim Fah relnissa Zeid’i. İzzet Melih Devrim ile evliliği, ayrılığı, Irak’m ilk Ankara elçisi Emir Zeid ile yaşadığı aşk; Atina’da evleniyorlar giz lice, sonra da Berlin’de, Londra’da sefireliği var. Hitler büyük hayranlık duyuyor güzel sefireye. Ya- kup Kadri Karaosmanoğlu Bern’de, Ruşen Eşref Ünaydm Peşte’de elçi o za man. Sonra Londra, Irak’ta ihtilal, ardından Emir Ze id ölüyor. Paris’te bir ser gisini anımsıyorum Katja G ranoff’un galerisinde. Katja, “ ChagalT’ı resim dünyasına kazandıran ka dın. Kocaman topuzuyla hâlâ gözümün önünde. Fahrelnissa Zeid’den büyük saygı ve hayranlıkla söz et ti bana, yıldızının hiç sön meyeceğini anlattı. Değer li sanatçımız, Cumhurbaş kanı Evren’in bir portresi ni yapmayı da çok istedi bir aralık. Bu isteği ilettiğim zaman, Sayın Evren de olumlu karşıladı; ama Ür dün’deki resmi ziyaretin programı hayli yoğundu, bu istek gerçekleşemedi. Fahrelnissa Zeid hayli hü zünlendi.
Bu Türk sanatçıya Ür dün Sarayı’nda da saray dı şında da büyük hayranlık duyuluyor. Ürdün kadınla rına başka bir dünyanın ka pısını açtığını, resim ve bo yalarla dünyalarını zengin leştirdiğini anlatıyorlar. Genç Ürdünlü kadınlar
arasında resme çok yete nekli kişiler de var. Kimi Filistin kökenli; ilk yaptık ları resim de ne biliyor mu sunuz? Hayallerindeki Ku düs kenti.
Vaktiyle “ Seramik
Kraliçesi” diye yazdığım Füreya’ya teşekkür etmek gerekir. Teyzesinin yapıtla rını sergilemesi önemli bir olay. Geçen yılın son gün lerinde doksan yaşına mer diven dayamış bir sanatçı nın yaptığı resimleri seyre derek kimi baharların hiç solmadığım düşündü sasa- natseverler...
Safa’nın renkleri
Yılın son haftasında Behçet Safa’nın renklerini de çarpılarak seyretti sanat severler. “Galeri Nev” in böyle bir görevi var galiba, güzellikler üretirken güzel uyarılarda da bulunuyor. Dünyaya bir pencere açı
yor, tanımadığımız bir sanatçının yapıtlarıyla ne redeyse bir şok geçiriyoruz. Böyle bir şok gerekli bence. Bir resim, bir müzik kısaca bir sanat ola yıyla içimizde bir deprem oluyor, bu senfoni böy le de çalınırmış, böyle sergiler de açılırmış, diye der lenip toparlanıyoruz. Yerimizi, beğenimizi yeniden saptıyoruz. Safa’nın tablolarında müthiş renkler var, allar, morlar, sarılar, maviler, yeşiller.
— Baharda Elbe’ye gelin de görün, o renklerin hepsi var açan çiçeklerde, ayrıca denize gelen ka dınların giysilerinde, diyor.
Safa’ nın tuvalinde de öfkeyle açmış o çiçekler. Öfkesini güzel anlatıyor. Anılar, çağrışımlarla uza yan bir söyleşi yaptık. Ortak dostlarımızı andık. Adalet Cimcoz’un “ Maya” Galerisi’ni, Orhan Pe- ker’i, Nuri Iyem’i, Cihat Burak’ ı, Avni Arbaş’ı. Denizciler Caddesi’nde bir lokantada belli yemek leri pişirmeyi öğrettik birbirimize. Behçet Safa iyi bir aşçı anlaşılan, Kaledibi’nden aldığı bakır ten cerede pazı dolması pişirmeye hazırlanıyor şimdi.
O cumartesi günü, Abidin Dino’nun da kulak ları çınladı sanırım. Galeri Nev” de de soframız- dada yanımızdaydı. Nasıl olmasın, birçok güzel liği o üretiyor.
Beyaz tuvalin
getirdiği korku
— Abidin olmasaydı bıı sergi açılamazdı, diyor Behçet Safa. Ali Artun, Elbe’ye gidişini anlatıyor, üç yıllık bir öyküsü var bu serginin: Adada ilk kar şılaşma, sergi kararı ve uygulama. Her şey Abi din Dino’daıı kaynaklanıyor. Behçet Safa, Paris’te ilk karşılaşmayı anlatıyor: Paris’in ışıklarında ka ranlığa gömülen genç bir ressama dostça uzanan bir el, bir daha bırakmıyor onu. Ben de “ Öncü" Gazetesi’nde yayımlanan ilk yazısını anlattım Beh çet Safa’ya. “ Dağları aşarak barajlar kuracağız," diyen Yapı-İş Sendikası Başkanı Tahir Öztürk ile ilgili bir yazıydı. Paris’te oturup da Ankara’nın gö beğinde yaşar gibi.
Behçet Safa’mn bir sözü beni hâlâ düşündürü yor. Kimi ressam dostlarıma da aktarıyorum bu sözü, çok kolay resim yapanlara, hatta tuvali bo
yayıp imza atanlara, özlerini hiç aşamayanlara... — Beyaz tuval bana korku verir, diyor Behçet Safa. O korkuyu düşsel, beyinsel bir çabayla na sıl aştığını anlatıyor. O bembeyaz tuvali resimle mek için düşüncelerini, duygularını kesin çizgile re dönüştürünceye kadar yaşadığı bunalım, bir sa natçının yaratıcı gücü kadar bilincini de yaşatıyor. Düşten gerçeğe dönüşen öyküsü bu.
Behçet Safa’nın tablolarını "Galeri Nev” de kaç kişi gördü acaba? Aslında müzelerimize, kamu ku ruluşlarının duvarlarına çok yakışır o tablolar. Çağdaş bir sanatçının rüzgârını estirirler.
Dışişleri ailesinde
düş kırıklığı
Sessiz bir bekleyişten sonra Caracas’a atanan bü yükelçi Turgut Tülümen ve eşi, yeni yıla yeni gö revlerinde başlıyorlar. Aylar, yıllar sessiz bir bek leyişle geçti ama ayrılışları başkent kubbesinde gü zel yankılar bıraktı. Sonu gelmeyen veda yemek leri, sonra Hilton'da görkemli bir kokteyl. Dışiş leri ailesinin değişik kuşaklardan diplomatları, özel dostlarıyla büyük kalabalık, “ Güle güle” dedi Tü- lümen’lere. Haşan Esat Işık, Melih Esenbel, Ha lûk Başülken, Semih Giinver, Halûk Kura, Dev let Bakanı Kâmratı İnan veda kokteylinin göze çar pan kişileri. Hepsi ayrı çağrışımlar yapıyor bellek lerde. Büyükelçi ve bakan olarak çizdikleri port relerle... O gün Dışişleri bütçesi görüşüldü Mec liste. Şehit diplomatlarımız için saygı duruşuna karşın her partiden milletvekillerinin suskunluğu büyük düş kırıklığına yol açmış bulunuyor. Erdal İnönü’den başka kimse tepkisini belirtmedi. Ama Başbakan Özal’ııı, A BD ’de Ermeni tasarısıyla il gili sözleri, başta şehit diplomatlarımızın aileleri kamuoyunda da büyük yaralar açtı. Onca gözya şı, o tasarı geçmesin diye onca emekle üretilen po litika, bir anda rafa kaldırılabiliyor demek, diye soranlar var, umudu kırılanlar. Galiba bir şeyi unu tuyorlar: Bir süredir günlük politika üretiliyor ül kemizde.
Yeni yılda daha gerçekçi politikalar üretilmesi ni umut edebilir miyiz acaba?.. □
Geçmişten bir yaprak: Irak’ın ilk Ankara Büyükelçisi Emir Zeid (sağda), güzelliği dillere destan ressam Fahrelnissa Zeid (koltukta oturan) ve Şirin Devrim (solda)... FahrelnissaZeid'in kucağındaki Road Zeid, bugün Ürdün’ün üçüncü adam ı...
10
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi