Ubab Halil: “Alevi Kökenli Biri Olarak Yeni Suriye’de Kota

Belgede 2013 ORTADOĞU SÖYLEŞİLERİ (SURİYE- MISIR- KÖRFEZ ÜLKELERİ- GENEL- KÜRT-İRAN) (sayfa 59-62)

Sistemini Reddediyorum”

19 Temmuz 2013

Suriye Ulusal Koalisyonu halen birçok ülke ve uluslararası örgüt tarafından Suriye hal-kının meşru temsilcisi olarak tanınıyor. Suri-ye halkının farklı kesimlerinin temsil edildiği Koalisyon halen Suriye muhalefetini temsil eden en geniş çatı muhalif yapı konumunda-dır. Koalisyon’un dünyanın çeşitli başkent-lerinde temsilcilikleri yer alıyor. Ürdün’de Koalisyon’un Washington Temsilcisi Ubab Halil ile görüşme imkanı elde ettik. Halil, Su-riye’deki son durum, Koalisyon’un çalışmaları ve Suriye sorununa çözümüne bakışı konu-sundaki fikirlerini bizlerle paylaştı.

ORSAM: Kendinizden kısaca bahseder mi-siniz?

Ubab Halil: İsmim Ubab Halil (Oubab Kha-lil). Hukuk bölümü diplomam var ve avukatlık yapıyorum. 2006 yılında Suriye’den ayrılana kadar avukatlık yaptım, ABD’de emlak işiyle uğraştım ve 2005 yılında Suriye rejimine karşı sivil hareketlerde ve pasif direnişte yer aldım.

Devrim başlar başlamaz sokaklara çıktım, topluluklara yardım ettim ve kısa zamanda devrimin sonucunu görmek için elimden ge-leni yaptım. Suriye Yurtseverler Örgütü’nün bir üyesiyim ve burada danışmanlık yaptım, kısa zaman öncesine kadar Suriye Yardımlaş-ma Topluluğu yönetiminde yer aldım. Bu ör-güt, Özgür Suriye Ordusu’na destek verme ve onlar ile ilgilenme hakkına sahip tek örgüttü ve şubat ayında Suriye muhalefetinin çatı ör-gütü olan Suriye Ulusal Koalisyonu’nun ABD Temsilciliği’ni üstlendim.

ORSAM: Suriye’de ayaklanmalar başlayalı iki yıldan fazla oldu. Başlarda yalnızca sivil gösteriler varken zaman geçtikçe ordu ile silahlı muhalifler arasındaki çatışmalara dönüştü. Suriye’deki son durumu, rejim ile silahlı muhalifler arasındaki güç denge-sini, ekonomik durumu ve güvenliği nasıl görüyorsunuz?

Ubab Halil: Bu çok kapsamlı bir soru; kısaca özetlemeye çalışayım. Koalisyonda, sivil ön-derlikte, bizi Suriye halkının yasal temsilcisi olarak tanıyan 116 ülke var. Rejimi destekle-yen üç ülke, Rusya, İran ve Çin, bu 116 ülke-nin yaptığından fazlasını yapabiliyor. Güçler arasındaki dengesizliğe neden olan da bu. Asıl sahip olduğumuz; uçaklarla, hava araçlarıyla, güçlü silahlarla, taktiksel ve stratejik bilgilerle donatılmış bir güçlü rejim. Suriye’de şimdiye kadar çok güçlü bir kimyasal silah olan sarin gazının dört kere kullanıldığına dair kanıtla-rımız var. Herhangi bir yardıma ya da desteğe ulaşamamak radikal grupların ortaya çıkma-sına da yol açtı ve sayıları gün geçtikçe artıyor.

Muhalifler ve iç güvenlik açısından baktığı-mızda, eğer sahalara çıkabilirsek ve adil savaş-maya imkanımız olabilirse başarabileceğimiz bir Suriye mücadelesi söz konusu bu nedenle hava sahasının uçuşlara kapatılmasını istiyo-ruz ve stratejik silahlar istiyoistiyo-ruz. Hava sahası-nın uçuşlara kapatılması konusuna değinmek istiyorum; çünkü bu konuyu neden gündeme

getirdiğimiz merak ediliyor. Bunun önlene-mez olduğunu düşünüyorum; günde 2000 göçmenin Ürdün’e 8000 göçmenin ise Tür-kiye ve Lübnan’a geçtiğini biliyoruz. TürTür-kiye bu durumla baş edebilir; ancak diğer ülkeler için zorlayıcı şartlar ortaya çıkıyor. Ürdün ve Lübnan’ın yıkılmaması için bununla mücadele etmeliyiz. Diğer bir konu ise yaşanan radikal-leşmenin ve bölünmenin önüne geçebilmek.

Sivil yönetimin altında güvenli bir bölgemiz var, sivil yönetim görülmeye başlandı, yapma-mız gereken; sistematik, medeni ve kurumsal-laşmış bir şekilde tüm tarafları bir araya getir-mek ve sivil yönetimi ülke bütününe yaymak;

ancak baskıcı politikalar ve ateş altındayken bunu başarmak çok zor.

ORSAM: İlk muhalif grup, İstanbul’da kuru-lan Suriye Ulusal Konsey’iydi. Bu topluluğun bir bütünlüğünün olmadığına ve Suriye halkı-nı temsil etmediğine dair eleştiriler geliyordu.

Şimdi ise Katar’da kurulan Suriye Ulusal Koa-lisyonu var. Koalisyon ve faaliyetleri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Hala aynı eleştirileri alıyor musunuz?

Ubab Halil: Cevaplarıma Konsey ile başlamak istiyorum. Yaşananlar için Konseyi tamamen suçlamak olmaz; çünkü 6 ay boyunca Suriye Ulusal Konseyi hiçbir destek almadı. Koalis-yon için durum farklı; çünkü koalisKoalis-yon yeni bir hükümet kurabilmek için bir araya geldi.

Söylenecek farklı nedenler var, bunlardan ilki temsil edilme. Kuşatma altında olmayan özgür bir ülkede olmadıkça özgür bir seçim yapabileceğinize ve doğru temsil edileceğini-ze inanmıyorum. Hıristiyanları, Alevileri ya da Dürzîleri meclise sokabilirsiniz; ancak adil şekilde temsil edilemezsiniz; çünkü asıl tem-sil, doğru seçimlerle, siyasi partiler ve ideolo-jiler arasındaki eşit yarışlarla olur. Liberal ya da Irak modeli mahkemelere ihtiyacımız yok, farklı ırkların ve etnik grupların çatışmasına değil farklı ideolojilerin fikir alışverişine ihti-yacımız var. Koalisyon, farklı fikirden

insan-ların oluşturduğu bir topluluk. Tüm insanla-rın hem fikir olacağı ve Cenevre Tebliği’nden yola çıkılan bir ortak paydada buluşmamız gerekiyor. Bunu ara hükümet olarak adlandır-mamızın bir nedeni var; çünkü her mücade-lenin politik bir çözüme ulaşması gerektiğini düşünüyoruz. Tüm gücü, güvenliği ve orduyu elinde tutabilecek asıl hükümete kadar bir ara hükümet kurulmasını uygun buluyoruz ve bu ara hükümetin şartlar düzelene kadar yerini geçici hükümete bırakacağı için ara terimini kullanmayı uygun gördük. Bu yürütme orga-nını Suriye halkı olarak ileri götürmemiz ge-rekiyor. Emir alabilecek ve sistemin yürüdü-ğünü görecek yöneticilere ihtiyacımız var ve bu ancak Koalisyon ile mümkün olabilir.

ORSAM: ABD’nin Suriye’de politik çözüm için baskı yapacağı düşünülüyor. Koalisyo-nun bu politik çözüm hakkındaki görüşü nedir?

Ubab Halil: Öncelikle Koalisyon önümüzde-ki günlerde daha detaylı bir konuma ulaşa-caktır; tüm bunları tartışmak için sürekli top-lantılar yapılıyor. Müzakereler için verimli bir ortam oluşturmak çok önemli. Bu konuda ge-nel yaklaşım, mantık çerçevesinde ve rejimle dengeyi kuran müzakerelere her zaman açık olduğumuzdur. Şahsi olarak, güç paylaşımını değil güç aktarımını tartışmalıyız. Elinde Su-riye halkının kanı olmayan rejimin bir parçası olan geçici bir hükümet burada devreye gi-riyor. Ölüm emirlerini liderler verdi, sokakta savaşan askerler değil; burada yürüyen bin-lerce kişiden değil liderlerden bahsediyoruz.

Hükümet kuruluşları ile rejim arasındaki far-kı biliyoruz ve bu kuruluşların sürekliliğini istiyoruz.

ORSAM: Suriye’nin geleceği ile ilgili bir-çok senaryo mevcut. Esad sonrası dönem-den beklentileriniz neler? Suriye’nin poli-tik ve sosyal yapısı açısından Koalisyonun nasıl bir bakış açısına sahip?

Ubab Halil: Farklı etnik kökenlerden ve geç-mişlerden gelen birçok topluluğumuz var; an-cak tek bir Suriye’ye ihtiyacımız var, birleşmiş bir Suriye’ye. Alevi kökenli biri olarak ben, kota sistemini reddediyorum, Alevi kotasını reddediyorum; ülkeyi oluşturanın farklı fikir-lerin ittifakı olduğunu düşünüyorum. Bir Ale-vi ya da Hıristiyan görmek benim için hiç fark etmiyor; benimle hükümet, ekonomi, eşitlik, kadınların temsili ve sosyal konularda hem fikir olan kişiler benim için önemli. Toplum hazır olduğunda kurulması gereken tek kota-nın kadınlar için olması gerektiğini düşünü-yorum. Kotanın ne kadar olacağı zor bir soru;

Suriye halkının %60’ı kadın ve eğitim ve hayat onlara adil şekilde verilene kadar her adımda bir kota tarafından korunmalarını istiyorum.

ORSAM: Suriye dışındaki siyasi muhale-fetin içerideki silahlı muhalifler üzerinde ciddi bir yaptırım gücü bulunmuyor. Bu durum hakkında ne söyleyebilirsiniz, Ko-alisyon bu sorunun üstesinden gelmek için ne yapıyor?

Ubab Halil: Sivil koalisyon altında meşru si-lahlı gruplar olarak Genel Selim İdris yöne-timindeki Yüksek askeri Konsey’i tanıyoruz.

Bu soruyla sık sık karşılaşıyorum ve cevabı oldukça basit; yine de insanlar bunu yapmı-yor. Yapılan destekleri birleştirmek, Yüksek Askeri Konsey için kaynakların temin edil-mesi için uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyu-yoruz. Bu şekilde Konsey, tugay ve taburlara para ödeyebiliyor. Aşırı uçlarla böylelikle baş edebiliriz; çünkü onlar beklemiyor ve bekle-meyecek. Uluslararası toplumdan kuruş dahi alamayacaklarını biliyorlar. Bu nedenle kendi finans sistemleri var, bütçeleri çok geniş ve sahada bunu yönetebilecek durumdalar. Bir yıl boyunca Suriye’de herhangi bir aşırı uç topluluğun ismini duymadık. Hatta onlardan

bahsederken doğru kişileri söylememiz gere-kiyor. Rejimden bahsederken bile, onun aşı-rı uçlaaşı-rı kör ettiğini, Amerikalılaaşı-rı öldürmek için Irak’a gittiklerini, Irak’ta işler durulurken tekrar ortaya çıktıklarını unutmamak gerekir.

Biraz aşırı fikirleri olan, Afganistan ve Irak’ta ölmemiş, şehit olup cennete gitmek isteyen, ailesini kaybetmemek ve ekonomik güç için zor yolları seçen gazilerimiz var. Bu kişiler, en güçlü savaşçılar olan radikallere katılmak isti-yor. Aşırı güçlerin varlığı düşüncesiyle askeri destek vermemek ve hareketsizlik riski artıra-caktır. Silahlı gruplar arası parçalanma arta-cak ve radikaller daha da güçlenecektir.

ORSAM: Türkiye’nin Suriye politikası hak-kında ne düşünüyorsunuz?

Ubab Halil: Türkiye bize çok yardımcı oluyor ve bunun için minnettarız; ancak herhangi bir ülkeden gelecek fazladan her türlü desteğe de ihtiyacımız var. Onlardan daha fazla baskı ve bölgesel kuvvetlerle kurumsal çerçevede ortak bir destek istiyoruz ve bunun General Selim İdris’in başını çektiği Yüksek Askeri Konsey’e olması gerektiğini düşünüyoruz.

Uluslararası düzeyde baskılar kurarak Suriye halkına özellikle uçuşa yasak bölge konusun-da destek olabileceklerine inanıyoruz. Siyasi refah sağlama konusunda en büyük desteğin Türkiye’den geleceğine inanıyoruz. Bu destek diğer ülkelerde karşılaştığımız bir şey değil;

Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda Suriye ile stratejik ilişkiler için bir temel atacağına ina-nıyoruz.

ORSAM: Çok teşekkür ederiz.

* Bu söyleşi ORSAM Başkanı Hasan Kanbolat ve ORSAM Uzmanı Oytun Orhan tarafından 21 Mayıs 2013 tarihinde Ürdün’de gerçekleş-tirilmiştir.

MISIR

Mahmud Şermini: “Mısır Halkının

Belgede 2013 ORTADOĞU SÖYLEŞİLERİ (SURİYE- MISIR- KÖRFEZ ÜLKELERİ- GENEL- KÜRT-İRAN) (sayfa 59-62)