• Sonuç bulunamadı

2. MODERNLEŞMENİN TÜRKİYE SİNEMASINDAKİ GÖRÜNÜMLERİ

3.2. Filmlerin Modernleşme Bağlamında Analizi

3.2.1. Kurbağalar

3.2.1.4. Filmsel Anlatının Teknik Özelliği

Bu bölümde Kurbağalar adlı filmin teknik özelliğini saptamak amacıyla; Çekim Özelliği, Çerçeveleme, Kurgu; Aydınlatma, Dekor ve Kostüm; Ses ve Müzik olmak üzere dörtlü bir sınıflandırılmaya gidilmektedir.

3.2.1.4.1. Çekim Özellikleri, Çerçeveleme, Kurgu

Kurbağalar’ın 705 çekimden oluştuğu ve bunların türlere göre ayrılışının aşağıdaki gibi olduğu görülmektedir.

Tablo 0.1: Kurbağalar Çekim Türleri Analizi Kurbağalar Çekim No Toplam Adet Adet olarak Oran(%) Toplam Süre Süre olarak Oran(%) 1-Toplu ve Genel Çekimler 296 41,99 2821 sn. 52,29 2-Baş Çekimler 11 1,56 22 sn. 0,41 3-Omuz Çekimler 70 9,93 370 sn. 6,86 4-Bel Çekimler 95 13,48 432 sn. 8,01 5-Boy Çekimler 116 16,45 876 sn. 16,24 6-Yakın Çekimler 52 7,38 356 sn. 6,60 7-Diz Çekimler 62 8,79 509. sn. 9,43 8-Diğer Çekimler 3 0,43 9 sn. 0,17 Toplam 705 100,00 5395 sn. 100,00

Yönetmen filminde % 42 olarak toplu ve genel çekimlerden faydalanmakta diğer yandan boy çekimler % 17 gibi bir oranı kaplamaktadır. Bu durum yönetmenin

nesnel tavrıyla beraber filmsel anlatıda yaratılmak istenen belgeselci tavırdan da kaynaklanmaktadır.

Filmsel anlatıda bütün çekim türlerine yer verildiği görülmektedir. Yönetmen tarlada, bağda, bahçede çalışan insanları genel çekim ile göstermekte, Keşanlı Ali’nin bacaklarını çekerken yakın çekim, Hüseyin’in Elmas’ı gözetlemesi sırasında detay çekim kullanmaktadır. Toplu ve genel çekimlerin filmde daha fazla olması, filme nesnel bir tavır kazandırmakta, yönetmen bu tavrını, köylünün günlük yaşamını, sıkıntılarını, dertlerini anlatırken kullandığı gibi, köylüleri çeltik tarlasında çalışırlarken, derede kurbağa toplarlarken, atölyede kurbağa temizlerlerken göstererek gerçekliğe müdahale etmeden anlatma yolunu seçmektedir. Özden Cankaya (23 Nisan 2008, röp.) filmin gerçekçi bir yaklaşımla çekildiğini ifade etmektedir. Bu yüzden karakterlerle özdeşleşilmesini sağlayan yakın çekimler yerine genel ve toplu çekimleri yaklaşık % 42 oranında kullanıldığı görülmektedir. Film anlatısındaki çekim ölçekleri insana yaklaştıkça (bel, omuz, baş, yüz çekim gibi) insanların iç dünyasına, ölçekler boy, diz çekimler oldukça insanın yakın çevresiyle, insanın insanla ilişkisinin ortaya konulduğu, çekimler genele doğru uzaklaştıkça insanın doğayla (mekanla) ilişkisinin öne çıkarıldığı ifade edilebilmektedir.

Gören bu filminde dolly (şaryo) ile teknik bir yeniliği kullanmaktadır. Bu teknik yenilik ile çekimlerin biraz daha uzatıldığı ve insanların bulundukları çevre ile ilişkilerinin bir süreklilik içerisinde verildiği mizansenin kameranın da devreye sokulmasıyla daha da güçlendirildiği bir noktaya erişmektedir (Karadoğan, 2005, 40 s.). Filmde kurgunun köyün yavaş, tek düze ve sıradan yaşamını yansıtmaya uygun şekilde yavaş olduğu görülmektedir. Film anlatısındaki geleneksel toplum yapısının tek düzeliği kurguya da taşınmakta, benzer çekimlerle köy yaşamındaki aynılık da desteklenmektedir.

3.2.1.4.2. Aydınlatma

Filmde aydınlatma noktasında yoğun olarak doğal ışığın kullanıldığı, yapay ışığın ise doğallığı bozmayacak şekilde, doğal ışığı destekler nitelikte bir kullanımının tercih edildiği görülmektedir. Yönetmenin ekstra bir ışık kaynağından yararlanmadığı, ev içi sahnelerin karanlık bile olsa, olduğu gibi gösterilmesi yolunu seçtiği saptanmaktadır. Böylece yönetmen filmini mümkün olduğu kadar nesnel

bakış açısıyla ve belgeselci tavırla çekmekte, filmsel anlatının tüm öğelerinde olduğu gibi aydınlatma konusunda da müdahaleci bir tavırdan uzak durulduğu görülmektedir.

Yönetmen aydınlatma konusunda filmsel öyküyü destekleyecek unsurları ön plana çıkarmaktadır. Örneğin Elmas’ın el feneriyle kurbağa avlamaya çıktığı sahnede Elmas’ın karanlıkta erkek dünyasındaki yalnızlığı dikkatleri çekmekte, film anlatısının tamamına yayılan erkek dünyasında bulunmaktaki yalnızlık duygusu aydınlatma ile de desteklenmektedir. Erkeklerin sahilde Elmas hakkında konuştukları sahnede, toplulukta yaşanılan ikiyüzlülüğü temsilen, mekandaki erkekler karanlıkta bırakılmakta, böylece erkek dünyasının karanlık yüzü de aydınlatma ile ortaya konulmaktadır. Benzer şekilde yönetmen, kadın bedeninin bir nesneye dönüştürülmesini, Elmas’ın çeltik tarlasında çalışması sırasında onaylamaktadır. Böylece kadının ters ışıkla gösterilmesi, onun bedeninin ortaya çıkmasına neden olmakta, hemen akabinde çevresindeki tüm erkeklerin onu gözetlediği gösterilmektedir. Yönetmen kadını geleneksel ahlak içerisine sokmakta, onu bu şekilde değerlendirmektedir. Böylece izleyiciyi de sorgulamaya, düşünmeye sevk etmektedir.

3.2.1.4.3. Dekor ve Kostüm

Film anlatısının iç ve dış mekanlarında doğal renklerin kullanıldığı görülmektedir. Evlerin içindeki işlemeler, danteller, el yapımı birçok eşya kendi kendine yeten köylünün fabrikasyondan uzak yaşamını göstermektedir. Filmsel anlatının dekor ve kostüm seçimlerinde de el sanatları görülmektedir. Örneğin kadınların yazmalarının oyalı, evdeki yer yataklarının, yastıkların, divanların ve divanlardaki yastıkların kanaviçeli olduğu, örtülerin kenarlarının dantelli olduğu görülmektedir. Evlerde masa yerine yer sofrası kullanılmaktadır.

Giysilerde moda, yenilik ve şıklık gibi unsurlar bulunmamakta, köylünün giyim tarzının neredeyse aynı olduğu görülmektedir. Elmas, Balkanlı Ali ve köyün diğer tüm üyeleri benzer şekilde giyinmekteler, toplum yapısındaki aynılık, kadın ve erkek kıyafetlerine de yansımakta, diğer yandan kapalı toplum yapısının kadın bedeni üzerindeki baskısı da kadın kıyafetlerine yansımaktadır. Kadın kıyafetleri uzun etekler, bedeni saklayacak şalvarlar, bol bluzlar ve başörtüsünden

oluşmaktayken, erkek kıyafetleri kumaş pantolon ve gömlekten oluşmaktadır. Ayrıca köylünün kıyafetleri çalışma alanına göre işlevsel olarak değişmektedir; çeltikte çizme giyilmekte, kurbağa toplarken çuval alınarak daha kalın giyilmektedir. Ancak yine de bazen yönetmen, kadın bedenini ortaya çıkarmakta (çeltikte üstü ıslanan Elmas, Hüseyin’le tarlada birlikte olan Havva, vb.), böylece kadına yönelik cinsiyetçi yaklaşım ortaya çıkarılmaktadır. Bu halleriyle kadınlar, nesneleştirilmektedir.

3.2.1.4.4. Müzik

Filmsel anlatının müzikleri Atilla Özdemiroğlu tarafından bestelenmiştir. Filmsel öyküde müzik, filmsel anlatı yapısını desteklemekte, dramatik yapıyı güçlendirmektedir. Filmsel öyküye tek bir parçanın seçildiği görülmekte, bu vesileyle köyün tekdüzeliğine ve aynılığına gönderme yapılmaktadır. Elmas’ın, eşinin başında ağladığı sahnelerde, Balkanlının atların peşinde koştuğu sahnelerde, Elmas’ın Balkanlıyı izlediği sahnelerde ve daha pek çok yerde aynı müzik duyulmaktadır.

Halkın arasından, onların duygu düşüncelerinin ürünü olarak ortaya çıkmış olan türkülerden bir kaçı da filmde duyulmaktadır. Hüseyin “İlimon ektim taşa, ilimon yar aman…” diye sevgisini ifade etmekte, düğünde bu türküler çalınmakta, söylenmektedir. Filmsel öyküye yansıyan bir diğer müzik türü arabesk olarak karşımıza çıkmakta, arabesk şarkılar erkeklerin sahildeki sohbetleri sırasında söylenmektedir.