KUR’ÂN'I NASIL
OKUYALIM
KUR’ÂN'I NASIL OKUYALIM Muhammed Kutub 12. bsk. ‹stanbul 2016
‹flaret Yay›nlar›
Hobyar mah. Ankara cad.
Ünal Han, No: 21/1, Ca¤alo¤lu–Fatih Tel: (0 212) 519 17 28—528 30 63
Fax: (0 212) 528 30 59 [email protected]
www.isaretyayinlari.com.tr
KUR’ÂN'I NASIL OKUYALIM
MUHAMMED KUTUB
Çeviren: Dr. Bekir KARLI⁄A
‹fiARET YAYINLARI: 37 Kur’ân ‹limleri: l Kitab›n orijinal ad›
Keyfe Naqreu'l-Kur’ân Kuveyt 1978
Çeviri Dr. Bekir Karl›¤a Redaksiyan ve Mizanpaj
Ertu¤rul Özalp Dizgi Ö. Hakan Özalp
Kapak Yunus Karaaslan
Bask›-Cilt
Umut Ka¤›tç›l›k San. Tk. Limited. fiT‹.
Tel: (0 212) 637 37 43 Sertifika no: 22826 12. bsk. ‹stanbul 2016
Sertifika no 15826
ISBN 978-975-350-013-0 Mizanpaj program›: QuarXPress
Karakter: GaramondTürk Metin: 11 ve 10 pt.
Metin sat›r aras›: 14 pt.
‹flaret Yay›nlar›
Hobyar mah. Ankara cad.
Ünal Han, No: 21/1, Ca¤alo¤lu–Fatih Tel: (0 212) 519 17 28—528 30 63
Fax: (0 212) 528 30 59 [email protected]
www.isaretyayinlari.com.tr
MUHAMMED KUTUB fiehid Seyyid Kutub'un küçük kardeflidir. 1919 y›- l›nda M›s›r Asyut'ta do¤du. Lise tahsilinden sonra, bir yandan psikoloji e¤itimi görürken, öte yandan
‹slâmî araflt›rma ve incelemelerde bulundu. Eserle- rinde, özellikle “bilim” k›l›¤› alt›nda Müslümanlar aras›nda yerlefltirilmek istenen ateizmle ve onun uzant›lar› durumundaki belli bafll› ça¤dafl fikir ak›mlar›yla hesaplaflarak, Müslümanlar›n böyle câ- hilî düflüncelere karfl› uyan›k bulunmalar›n› sa¤la- maya çal›flt›.
Nâs›r döneminde 7 y›l hapis yat›p, ça¤dafl Fir‘avn Sedat'›n politik amaçl› aff›yla serbest b›rak›ld›. Da- ha sonra ise yeniden yarg›lanmaya baflland›.
Halen Mekke'de Ümmü'l-Kurâ Üniversitesi'nde ‹s- lâm ve Mukayeseli Dinler profesörü olan Muham- med Kutub, akademik çal›flma yapan ö¤rencilerin araflt›rmalar›n› yönetmekle meflgul.
‹Ç‹NDEK‹LER
Kur’ân'› Nas›l Yaflayal›m? (Mütercimin Girifli)...9
Kur’ân'› Nas›l Okuyal›m?...25
Kur’ân ...61
Mekke Döneminde Kur’ân ...66
Medîne Döneminde Kur’ân ...83
KUR’ÂN'I NASIL YAfiAYALIM?
Lafz› muhkem yaln›z, anlafl›lan, Kur’ân'›n;
Çünkü kayd›nda de¤il hiç birimiz manan›n.
Ya açar Nazm-› Celîl'in, bakar›z yapra¤›na, Yâhud üfler geçeriz bir ölünün topra¤›na.
‹nmemifltir hele Kur’ân, bunu hakk›yla bilin!
Ne mezarl›kta okunmak, ne de fal bakmak için!
Mehmed Âkif1 Kur’ân, bizim varl›¤›m›z›n biricik flart›d›r. Kur’ân's›z bir ‹s- lâmiyet düflünmek; ruhsuz bir beden düflünmek gibidir. Bizim hayat kayna¤›m›z Kur’ân'd›r. Biz ancak Kur’ân'› yaflad›¤›m›z ve hayat›m›z› Kur’ân'a göre yönlendirdi¤imiz zaman, gerçek an- lamda Müslüman oluruz. Yoksa Müslümanl›¤›m›z isim olmak- tan öteye geçemez.
Kur’ân, hayat›n kitab›d›r. Günlük hayatta yaflanmak için in- mifltir; bütün emir ve yasaklar›yla eksiksiz yaflanmak için... Ne yaz›k ki, yüzy›llard›r, biz –bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek– Kur’ân'› hayat›m›zdan uzaklaflt›rd›k. Bunun sonunda biz de hayattan uzaklaflt›k. Dünya milletlerine lider ol- mak üzere yeryüzüne gönderilmifl bir ümmetken,2 Kur’ân'dan uzaklaflmam›z sonucu yeryüzündeki ümmetlerin peflinden sü- rüklenen ölü bir kitle olduk.
Nas›l Müslümanl›¤›m›z sadece bir isimden ibaret hale gel- miflse, elimizde bulunan Kur’ân da sadece klasik bir metin hali- ne gelmifl bulunuyor. Biz bu metnin anlam›n› kavray›p hayat›- m›zda uygulamak yerine, onu; ölülerimiz için okunan bir dua ve hastalar›m›z için okunan bir flifâ kitab› haline getirdik.
Din bilginlerimiz; Kur’ân'dan, yaflanan pratik bir hayat ni- zâm› ç›karacaklar›na, onun yaln›zca dil ve üslup özellikleri üze- rinde durdular. Fesahat ve belagat yönünden eflsiz bir eser ol- du¤unu belirterek –ki bunda flüphe yoktur– daha çok gramer bak›m›ndan ondan yararlanma yoluna gittiler. Tefsirlerimizin büyük bir k›sm›, onu metin çözümlemesi için bir malzeme ola- rak kulland›. Onun hayata uygulanmas›ndan ibaret olan f›k›h, bir müddet sonra teferruat içinde kaybolup gitti.
K›saca, elbirli¤iyle, Kur’ân'› hayat›m›zdan uzaklaflt›rd›k.
Kur’ân'dan uzaklafl›nca da hayattan uzaklaflt›k.
Günümüzde büyük bir uyan›fl içinde bulunan Müslümanla- r›n tez elden, yeniden Kur’ân'a dönmeleri ve Kur’ân'›n ›fl›¤›nda yeni bir hayat tarz›n› tekrar ortaya koymalar› zaman› gelmifl ve geçmektedir. Bunun için de Kur’ân'› bir baflucu kitab› haline getirmek ve onun buyruklar›n› sürekli olarak canl› ve gündem- de tutmak zorunday›z. Bunu yapabildi¤imiz an; hayat›m›z›n ak›fl› de¤iflece¤i gibi, olaylar›n peflinden sürüklenmek ve hep
“antitez” olarak ç›kmak yerine, olaylar› kendi do¤rultumuzda yönlendirip “tez” fleklinde ortaya ç›kmam›z mümkün olacakt›r.
Kur’ân, bize bir hayat tarz› takdim etmektedir. Bu hayat tarz›n›n küçük ayr›nt›lar› belirsiz olsa da temel çizgileri aç›kt›r.
Ve Kur’ân ile sürekli irtibat halinde bulunan kifli, bu ana çizgi- nin d›fl›na ç›kamaz. Ne zaman, nerede ve nas›l davranaca¤›n›
bilir.
Ç E V ‹ R E N ‹ N G ‹ R ‹ fi ‹
10
Kur’ân bize kendi özel diyalekti¤ini verir. Biz olaylara; da- ha bafllang›çta, Kur’ân'›n perspektifi ile bakar ve önceden de-
¤erlendiririz. Beklenen olay ortaya ç›k›nca da ap›fl›p kalmay›z.
Her olaya, Kur’ân'›n koydu¤u temel ölçüler içerisinde izah tarz›
buluruz.
Kur’ân bize genifl ufuklar açar. Hayat› dar çerçeveden de¤il de genifl aç›lardan görmemizi sa¤lar. Meydana gelen fleylerin ard›nda Allah'›n gerçek gücünü görmemizi temin ederek basit geliflmelerle, kolay çözümlere gitmemizi önler. Bu sebeple, ba- zan aleyhimizdeymifl gibi görünen olaylarda bile bir hayr›n sak- l› bulundu¤unu ve bizim dar ufkumuzun bilgi vâs›talar›m›z›n bunu kavramaktan âciz oldu¤unu ö¤retir.
Kur’ân diyalekti¤ine sahip olan kifli, maddî de¤erlerin kö- leli¤inden kurtulur ve gerçek anlamda özgürlü¤e kavuflur. Hiç- bir bask› onun hürriyetine engel olamaz.
Kur’ân'› yaflayan kifli, eflsiz bir direnme gücü kazan›r. Bask›
ve s›k›nt›lar karfl›s›nda e¤ilip bükülmez. Onun için sinir krizleri ve karars›zl›k söz konusu de¤ildir. Çünkü her fleyin ard›nda sakl› duran ilâhî gücü bilir ve neticeyi ona havale eder.
Kur’ân'› yaflayan kiflide ihtiras olmaz. Çünkü h›rs, afl›r› is- teklerin ve tükenmez emellerin mahsulüdür. Halbuki Kur’ân'›
yaflayan kifli için bir sonuç elde etme veya insanlara bir fley sa- hibi oldu¤unu isbat etme zarureti yoktur. O sürekli çal›flmakla mükelleftir. Netice ise Allah'a havale edilmifltir. Neticeyi gör- mek ve herkese, “Ben flu sonucu ald›m” diye caka satmak onun fliar› de¤ildir. Çünkü neticeyi Allah'›n hâs›l etti¤ini, kendi-
Ç E V ‹ R E N ‹ N G ‹ R ‹ fi ‹
fleylerin bafl›nda zaman gelir. Bu sebeple bofl ve de¤ersiz fley- lerle u¤raflmaz. Ömrünün her saniyesinden hesaba çekilece¤ini bilir. Ve bu nedenle de¤erli saniyelerini insanl›¤›n ve dünyan›n faydas› için kullan›r. Sonra da aln›n›n ak›yla emanetin sahibi olan yüce Allah'a kendini teslim eder.
Kur’ân'› yaflayan kifli, ölümden korkmaz. Çünkü ölüm, onun için bir son de¤il, yepyeni bir bafllang›çt›r. Ebedî hayat›n kap›lar›n› önüne açan bir geçittir. Ölümle korkunç bir uçuruma yuvarlanm›yor, aksine huzur ve mutluluk dolu bir hayata koflu- yor. Çünkü kendisine denir ki:
Selâm size, hofl geldiniz! Haydi temelli kalmak üzere gi- rin ona! (Zümer/73)
Kur’ân'› yaflayan kifli, afl›r› bir tutkuyla hayata sar›lmaz.
Çünkü bu dünyan›n geçici oldu¤unu, her fleyin burada sonuç- lanmayaca¤›n›, buran›n âhirete giden yolda sadece bir durak oldu¤unu bilir:
Dünya [yak›n/flimdiki] hayat, bir oyun ve e¤lenceden baflka birfley de¤ildir. (En‘âm/32)
Dünya [yak›n/flimdiki] hayat, sadece bir oyun ve e¤len- cedir. (Muhammed/36)
Kur’ân'› yaflayan kifli, dünyada Allah'›n kendisine lütfetti¤i nimetleri iyi de¤erlendirir ve bunlardan yararlanman›n kendisi için bir vazife oldu¤unu bilir. Bunlardan yararlan›rken egoistçe ve fluursuzca de¤il, kendi cinsinin ve tüm varl›klar›n yarar›n› da gözetmeyi unutmaz:
Allah'›n sana verdi¤i fleylerde âhiret yurdunu gözet, dün- yadan da pay›n› unutma. Allah sana nas›l ihsan etti ise sen de öylece ihsan et. (Kasas/77)
Kur’ân'› yaflayan kifli, Allah'›n verdi¤i nimetleri yersiz flekil-
Ç E V ‹ R E N ‹ N G ‹ R ‹ fi ‹
12
de israf edip enerji kaynaklar›n› bofl ve lüzumsuz yere tüket- mez. Bilir ki, bu nimetlerin hesab›m verecektir. Nimetlerden ya- rarlan›rken de onlar› insanl›¤›n ve varl›klar›n hayr›na kullanma- ya çal›fl›r. Kendinden önce ve sonra, bu nimetlerin k›ymetini bilmeyip onlar› yersiz flekilde tüketenlerin âk›betlerinin kötü ol- du¤unu bilir:
Andolsun ki, sizden önce nice nesilleri, zulmetmeleri se- bebiyle helak ettik. Halbuki rasûlleri onlara apaç›k delil- lerle gelmifllerdi de onlar iman etmemifllerdi. ‹flte böyle cezaland›r›r›z mücrimler kavmini. Sonra onlar›n ard›n- dan, nas›l amel iflleyece¤inizi görmek için sizi yeryüzün- de halîfeler k›ld›k. (Yûnus/13-14)
Kur’ân'› yaflayan kifli, Allah'›n kendisine verdi¤i nimetlerin bir bölümünü baflkalar›na vermenin kendisi için bir görev oldu-
¤unu bilir. Çünkü onun elinde bulunan fleylerin hiç birinin ger- çek sahibi kendisi de¤ildir. Gerçek mülk sahibi Allah't›r. O, ve- rirken Allah'›n mal›ndan vermektedir. Allah kendisini böyle bir imkâna kavuflturmufl oldu¤u için bir yandan mutludur; di¤er yandan da elinin alt›nda bulunan fleylerin hakk›n› verip verme- di¤ini, Allah'›n huzurunda bunlar›n hesab› görülürken iflin için- den aln›n›n ak›yla ç›k›p ç›kmayaca¤›n› düflünür:
Göklerin, yerin ve o ikisi aras›nda bulunanlar›n mülkü/
hükümranl›¤› Allah'›nd›r. (Mâide/17)
Ve Allah'›n –size verdi¤i– mal›ndan onlara verin. (Nûr/33) Kur’ân'› yaflayan kifli; sürekli çal›fl›r, didinir, emek sarf eder. ‹nsanlara iyi örnek olabilmek için her alanda gayret için- dedir. Tembellik yapmaz, verimsiz çal›flmaz, de¤ersiz fleyler
Ç E V ‹ R E N ‹ N G ‹ R ‹ fi ‹
Erkek veya difliden kim mümin olarak sâlih amel ifllerse, ona güzel bir hayat yaflat›r›z. (Nahl/97)
Kur’ân'› yaflayan kifli, kimsenin çal›flmas›n› karfl›l›ks›z b›rak- maz. Kimsenin hakk›n› yemez ve çal›flan›n eme¤ini ân›nda de-
¤erlendirir. Bilir ki, emek kutsald›r ve onun eksiksiz de¤erlen- dirilmesi gerekir.
...Onun semeresinden ve ellerinin mâmulat›ndan yeme- leri için. Hâlâ flükretmezler mi? (Yâ-Sîn/36)
Kur’ân'› yaflayan kifli, bütün canl›lara karfl› sevgi besler, on- larla dostluk ve samimiyet içerisinde olmaya çal›fl›r. Kendisinin de bir bölümünü oluflturdu¤u evrendeki bütün varl›klar›n yara- t›c›s›n›n Allah oldu¤unu, dolay›s›yla onlarla iyi geçinmek gerek- ti¤ini bilir ve ona göre davran›r. Kendi Rabbi'nin bütün âlemle- rin Rabbi oldu¤unu, bunun için de o Rabbe kulluk etmekten baflka birfley yapmak durumunda olmayan varl›klarla ahenk kurmak gerekti¤ini kabul eder.
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur; rahmân- d›r, rahîmdir. (Fatiha/1-2)
...ve rahmetim her fleyi kuflatm›flt›r. (A‘râf/156)
Kur’ân'› yaflayan kifli, her fleyde hakka riâyet eder. Önce- likle yeryüzünde hakk›n hâkim olmas›n› ve bât›l›n yok olup gitmesini ister. Bunun için çal›fl›r:
...Hakk› hak olarak yerlefltirmek ve bât›l› ibtal etmek için... (Enfâl/8)
Bilakis hakk› bât›l›n üzerine çarpar›z da o onun beynini parçalar. (Enbiyâ/18)
Kur’ân'› yaflayan kifli bilir ki, hakk›n bât›l› yok etmesi, hak ehlinin bât›l taraftarlar›n› yok etmesi ile mümkündür. Hak taraf-
Ç E V ‹ R E N ‹ N G ‹ R ‹ fi ‹
14
tarlar› bât›l›n üzerine yürüdü¤ü zaman, Allah yard›m eder ve zafer hak ehlinin olur. Yoksa Allah, müflahhas olarak veya me- leklerini göndererek onlar› yok edecek de¤ildir. Fakat hak ehli yeterince imkâna sahip olmaz veya bütün çabas›n› sarf etti¤i halde netice alamazsa, o zaman Hak Teâlâ bizzat müdahale ederek bât›l› yok eder.
Kur’ân'› yaflayan kifli, her fleyin hakk›n› vermek zorunda oldu¤unu kabul eder. Nimetin de imkâns›zl›¤›n da, zaferin de, yenilginin de hakk›m vermek gerekti¤ini bilir.
Kur’ân'› yaflayan kifli bilir ki, bât›l› ve bilcümle fler güçleri ortadan kald›rmak için cihat etmek zorundad›r. Cihat etmeyen- lere Allah'›n gazab› ve bunun yan›s›ra da zillet vard›r. Cihat gü- cünü yitiren kifli ve toplumlar hayat ve cemiyet içerisinde bir varl›k gösteremezler. Bu sebeple, Kur’ân taraftarlar›, hayatlar›- n›n her ân›n› –genifl anlam›yla– cihat içerisinde geçirmek zo- rundad›rlar. Cihat olmadan hiçbir fley olmayaca¤›n› bilir ve ona göre sürekli olarak cihâda koflarlar:
Cihad edip Allah yolunda hicret edenler... ‹flte onlar Al- lah'›n rahmetini umabilirler. (Bakara/218)
Bizim yolumuzda cihat edenleri, dosdo¤ru yollar›m›za iletiriz. (Ankebût/69)
Kur’ân'› yaflayan kifli, ruhunu ve bedenini her türlü pislik ve kirlilikten ar›t›r. Engin bir ruh yap›s›na ve tertemiz, sa¤lam bir bedene sahip olmaya çal›fl›r. Bilir ki, bedenin sa¤l›¤› için ruh, ruhun sa¤l›¤› için de beden s›hhati flartt›r. Biri olmadan di-
¤eri olamaz:
Ç E V ‹ R E N ‹ N G ‹ R ‹ fi ‹
Nitekim sizin içinizde sizden bir rasûl gönderdik; size âyet- lerimizi tilavet ediyor, sizi ar›nd›r›yor, size kitab› ve hikme- ti ö¤retiyor ve bilmediklerinizi ö¤retiyor. (Bakara/151) Kur’ân'› yaflayan kifli, yalan söylemez. Çünkü Allah'›n flöyle buyurdu¤unu bilir:
Muhakkak ki Allah, müsrif/hadd bilmez afl›r› yalanc›y› hi- dayete iletmez. (Mümin/28)
Kur’ân'› yaflayan kifli, münaf›kl›k/ikiyüzlülük yapmaz. Çün- kü Allah'›n flöyle buyurdu¤unu bilir:
Allah flehâdet eder ki münaf›klar muhakkak yalanc›d›rlar.
(Münâfikûn/1)
Kur’ân'› yaflayan kifli, g›ybet etmez. Çünkü Allah'›n flöyle buyurdu¤unu bilir:
Ey iman edenler! Zann›n bir ço¤undan kaç›n›n! Zira zan- n›n bir k›sm› günâht›r. Birbirinizin g›ybetini yapmay›n!
Herhangi biriniz ölü kardeflinin etini yemekten hofllan›r m›? Ondan tiksindiniz de¤il mi? (Hucurât/12)
Kur’ân'› yaflayan kifli, kimseyle alay etmez. Çünkü Allah'›n flu buyru¤unu her an hat›r›nda bulundurur:
Ey iman edenler! Bir kavim, bir kavimle alay etmesin; bel- ki de onlar kendilerinden daha hay›rl›d›r. Kad›nlar da ka- d›nlarla alay etmesin; belki de onlar kendilerinden daha hay›rl›d›r. Birbirinizi ay›plamay›n ve kötü lakaplarla ça¤›r- may›n! ‹man›n ard›ndan f›sk ne kötü isimdir! (Hucurât/11) Kur’ân'› yaflayan kifli, iftira etmez. Çünkü Allah'›n flu buy- ruklar›n› her an hat›r›nda bulundurur:
Allah'a yalan isnat edenden daha zâlim kim vard›r? (En-
‘âm/21)
Ç E V ‹ R E N ‹ N G ‹ R ‹ fi ‹
16
Tallâhi, iftiralar›n›zdan dolay› sorguya çekileceksiniz.
(Nahl/56)
Kur’ân'› yaflayan kifli, zulmetmez. Çünkü Allah'›n flu buy- ruklar›na inan›r:
Do¤rusu zâlimler felah bulmazlar. (En‘âm/21)
Âyetlerimizi ancak zâlimler inkâr ederler. (Ankebût/49) Zâlimlerden baflkas›na düflmanl›k yoktur. (Bakara/193) Allah zâlimleri sevmez. (Âl-i ‹mrân/57)
Derken bir müezzin, “Do¤rusu Allah'›n laneti zâlimlerin üzerinedir” diye ezan verir. (A‘râf/44)
Ve özellikle zulümlerin en büyü¤ü olan Allah'a flirk kofl- maktan, büyük-küçük her nevi flirk belirtisi bulunan davran›fl- lardan kaç›n›r. Çünkü Allah'›n flöyle buyurdu¤unu bilir:
Do¤rusu flirk çok büyük bir zulümdür. (Lokmân/13) Kur’ân'› yaflayan kifli, zulmetmeyece¤i gibi, zulme r›zâ da göstermez, zâlime yard›mc› da olmaz. Hele hele en büyük zu- lüm olan flirkin, küfrün ve tâgûtun hâkimiyetine asla r›za gös- termez:
Hat›r›na gelmesinin ard›ndan zâlimler güruhu ile beraber oturma! (En‘âm/68)
O gün zâlimlere mazeretleri fayda vermez. Lanet onlara- d›r, yurdun kötüsü onlarad›r. (Mümin/52)
Kur’ân'› yaflayan kifli, hâkimiyetin bütünüyle Allah'a ait ol- du¤unu bilir ve Allah ile kul aras›na arac›lar koymaz. Allah ile
Ç E V ‹ R E N ‹ N G ‹ R ‹ fi ‹
putlar› için, Biz onlara, baflka de¤il bizi Allah'a yaklaflt›rs›nlar diye ibadet ediyoruz(Zümer/3) diyorlard›.
Kur’ân'› yaflayan kifli; fuhflun, ahlâks›zl›¤›n her türlüsünden kaç›n›r. Sa¤lam karakter yap›s›na sahip kifli, flehvet düflkünlü-
¤ünün insan için bir eksiklik oldu¤unu bilir. ‹nsanl›¤›n kuman- da makam›na talip olan bir kitlenin, basit, nefsânî isteklerinin bile henüz tatmin edilmemifl olmas›n›n utanç verici birfley oldu-
¤unu kabul eder. Allah'›n helâl k›ld›¤› yollar›n d›fl›nda tatmin araman›n hiçbir flekilde hofl karfl›lanmayaca¤›n› bilir. Çünkü Al- lah'›n flu buyru¤unu okur:
Do¤rusu müminler felaha erdi. Onar ki, namazlar›nda huflû içindedirler. Onlar ki, bofl sözlerden yüz çevirirler. Onlar ki, zekâtlar›n› verirler. Onlar ki, ›rzlar›n› korurlar. (Müminûn/1-5) Kur’ân'› yaflayan kifli, hiçbir yarat›¤›n can›na k›ymaz. Çün- kü cana k›yman›n insanl›k için büyük bir felâket oldu¤unu, haks›z yere bir insan öldürmenin bütün insanl›¤› öldürmek gibi oldu¤unu bilir:
Kim bir nefsi bir nefis karfl›l›¤›nda veya yeryüzünde bir fesad› olmaks›z›n öldürürse, bütün insanlar› öldürmüfl gi- bi olur. (Mâide/32)
Kur’ân'› yaflayan kifli, kötü yola düflmüfl veya tehlikeyle yüz yüze gelmifl bir insan› kurtarman›n bütün insanl›¤› kurtar- mak oldu¤unu bilir:
Kim de onu diriltirse bütün insanl›¤› diriltmifl gibi olur.
(Mâide/32)
Kur’ân'› yaflayan kifli; rüflvet almaz, baflkas›n›n mal›na göz dikmez, idareci ve sorumlulara para yedirerek haks›z ifl gör- mez. Çünkü Allah'›n flu buyru¤unu okumaktad›r:
‹nsanlar›n mallar›ndan bir k›sm›n›, bile bile günah ile ele
Ç E V ‹ R E N ‹ N G ‹ R ‹ fi ‹
18
geçirmek için onu ifl bafl›ndakilere yedirerek mallar›n›z›
aran›zda bât›l ile yemeyin! (Bakara/188)
Kur’ân'› yaflayan kifli, haks›z kazanç sa¤lamaz. Özellikle toplumlar için en büyük felâket sebeplerinden biri olan ve in- san›n insan› sömürmesi esas›na dayanan faize kesinlikle karfl›- d›r. Faiz sistemini reddetti¤i gibi, faizin ‹slâm'a karfl› aç›lm›fl bir savafl oldu¤unu da bilir:
Ey iman edenler! Kat kat katlayarak riba/faiz yemeyin.
Allah'a ittika edin ki felaha eresiniz. Ve kâfirler için ha- z›rlanm›fl olan ateflten korunun! (Âl-i ‹mrân/130-131) Ey iman edenler! Allah'a ittika edin ve e¤er mümin iseniz fa- izden arta kalan› b›rak›n. fiayet yapmazsan›z, Allah ve O'nun Rasûlü'nden bir harp aç›laca¤›n› bilin. (Bakara/278-279) Kur’ân'› yaflayan kifli, keyif verici ve uyuflturucu maddeleri kesinlikle kullanmaz. Bunun insan sa¤l›¤›na ters düflen bir dav- ran›fl oldu¤unu, toplumun yüceltilmesi ve gelifltirilmesi için har- canmas› gereken de¤erli ömrün bofla gitmesi anlam›na geldi¤i- ni bilir. ‹çki ve kumar›n sal›¤a zarar›n›, toplum yap›s› için arz etti¤i tehlikeyi kabul eder. Çünkü Allah'›n flu buyru¤unu hiçbir zaman hat›rdan uzak tutmaz:
Ey iman edenler! ‹çki, kumar, putlar ve fal oklar› flüphe- siz fleytan ifli pisliklerdir. Bunlardan kaç›n›n ki, felaha eresiniz. (Mâide/90)
K›sacas›, Kur’ân'› yaflayan kifli, bütün davran›fllar›nda ken- dini Allah'a ve O'nun Rasûlü'ne teslim eder. Allah'›n hükmünü yerine getirir ve O'nun buyruklar›na uyar. Ve bilir ki; bunda hayat vard›r. Yaflamak; bir bitki, bir kat› madde gibi belirli za-
Ç E V ‹ R E N ‹ N G ‹ R ‹ fi ‹
Ey iman edenler! Allah ve O'nun Rasûlü sizi, size hayat verecek fleylere ça¤›rd›¤› zaman icabet edin. Ve bilin ki, muhakkak Allah, kifli ile kalbi aras›na girer. Sonunda O'nun kat›nda toplanacaks›n›z. (Enfâl/24)
Yoksa onlar câhiliye hükmünü mü istiyorlar? Halbuki ya- kîn flan›ndan olan bir kavim için Allah'tan daha iyi hü- küm veren kim vard›r? (Mâide/50)
Kim de Allah'›n indirdikleriyle hükmetmezse, iflte onlar kâfirlerdir. (Mâide/44)
Kur’ân'› yaflayan insanlar, tarihin her devrinde efline rast- lanmayan örnek davran›fllar sergilemifllerdir. ‹limde, sanatta, kahramanl›kta ve hayat›n her alan›nda eriflilmez hârikalar mey- dana getirmifllerdir.
Daha sonra, Kur’ân'› yaflad›¤›n› söyleyip de, bunu laftan öteye geçiremeyen nesiller gelmifl ve atalar›n›n yapt›klar›yla övünmekten baflka birfley yapmam›fllard›r. Onlarla bunlar ara- s›nda isim benzerli¤inden baflka ortak bir nokta bulmak müm- kün de¤ildir.
Kur’ân'› yaflamak, ne güzel sesli haf›zlar›n yan›k, dâvûdî seslerini dinleyerek kendinden geçmektir, ne de Tevrat'›n kötü bir uyarlamas›ndan ibaret olan ‹srail mitlerine dayanarak Al- lah'›n son ve ebedî kitab›n› tefsir etmeye kalk›flmakt›r.
Kur’ân'› yaflamak, onun yolunda oldu¤unu söyleyip de Kur’ân'› s›rf zevk için ve isteklerin tatmini için kullanmak de¤il- dir.
Kur’ân'›, ö¤renmek ve uygulamak için bir ö¤renci titizli¤iy- le kendimizi ona vererek okumal›y›z. Dikkatsiz ve haylaz bir ö¤renci gibi de¤il de disiplinli ve zekî bir talebe gibi Kur’ân'›n önüne diz çökmeliyiz.
Ç E V ‹ R E N ‹ N G ‹ R ‹ fi ‹
20
Kur’ân'› okuyal›m; ama say›s›z sevap kazan›p cennette kendimize daha iyi bir köflk edinmeyi amaç edinerek de¤il.
Güzel sesli haf›zlar taraf›ndan okunan Kur’ân'› dinleyelim; ama mûsikî zevkimizi gidermek için de¤il. Bahts›z insanlara flifa iksi- ri sunmak için okuyal›m. Yan›k ba¤r›m›za bir anl›k nefes olma- s› için okuyal›m. Ne buyurdu¤undan habersiz, sadece okumak için okumak yerine; ö¤renmek, yaflamak ve yaflatmak için, bü- tün varl›¤›m›zla emirlerine riayet ederek, kendimizi ona adaya- rak okuyal›m. Gözyafl› dökerek, için için a¤layarak kendimiz- den geçmek için de¤il, nefsimizi ve içinde yaflad›¤›m›z toplumu uyarmak, coflturmak ve –Hz. Dâvûd gibi– da¤lar› ç›nlatmak için okuyal›m. Öyle ki Kur’ân okudu¤umuz zaman yer yerinden oy- nas›n, tüm insanl›k sesimize kulak versin.
Kur’ân okumal›y›z. Evet, hem de sürekli okumal›y›z. Ama okudu¤umuz Kur’ân, bizi kendi içimize gömülmek yerine, ce- miyet meydan›na sürüklesin; hayata, azme, çal›flmaya gayrete dinamizme, at›lganl›¤a, ibda imkânlar›na, âlemlerin keflfine gö- türsün; uyutmas›n, uyand›rs›n; oturtmas›n, kofltursun; sömür- meye ve sömürtmeye de¤il, insanca yaflamaya götürsün; mala kul de¤il, mala hâkim k›ls›n; mal ve mülkü bir kenara itmeye de¤il, onu Allah yolunda kullanmaya sevk etsin; mücâdele az- mi versin; direnmeyi, zorluklara gö¤üs germeyi, olmazlar› ol- durmay›, yap›lmazlar› yapmay›, afl›lmazlar› aflmay› sa¤layacak çarelere yöneltsin.
K›saca, Kur’ân'› okuduktan sonra art›k baflkalar›n›n kulu, kölesi, ba¤l›s›, hizmetçisi ve emir eri olmak yerine, herkesin önderi, rehberi, örne¤i ve lideri olmal›y›z. Baflkalar›na yalvar-
Ç E V ‹ R E N ‹ N G ‹ R ‹ fi ‹
Tek vücut halinde birleflmeli ve Allah'›n kelâm›n› sözlerin en yücesi yapmal›y›z. ‹flte o zaman, gönül huzuruyla ve t›pk›
daha önceki ‹slâm büyüklerinin yapt›¤› gibi Kur’ân'›n icâz›, mû- sikîsi ve ahengi üzerinde çal›flabilir, düflünme ve de¤erlendirme yollar›n› arayabiliriz. Ve o zaman güzel sesli haf›zlar›n yan›k ve içli seslerinden apayr› bir haz duyabiliriz. Ama bunu yapma- dan, Kur’ân'›n mûsikîsiyle yetinmek, anlams›z bir zevkin ötesi- ne geçmez. Biz Kur’ân'›, her fleyden önce yaflamak ve yaflat- mak için ve yaln›zca bunun için okumak zorunday›z. Bu da Al- lah'›n ne buyurdu¤unu bilerek, anlayarak okumakla, k›saca Kur’ân'› hayat›m›z›n yegane kayna¤› haline getirmekle mümkün olur. Günümüz Müslüman›n›n en büyük ihtiyac› –kanaatimce–
Kur’ân'a yeniden dönmek; yeniden, yepyeni bir ruh ve anlay›fl- la onu yaflamakt›r.
Kim de tevbe edip sâlih amel ifllerse; flüphesiz o, Allah'a gere¤i gibi yönelmifl olur. Onlar ki yalan yere flâhitlik et- mezler, faydas›z bir fleye rastlad›klar› zaman yüz çevirip vakarla geçerler. Onlar ki Rabb'lerinin âyetleri hat›rlat›ld›-
¤› zaman onlara karfl› kör ve sa¤›r davranmazlar. Onlar ki, “Rabbimiz! Efllerimiz ve çocuklar›m›z hususunda gö- zümüzü ayd›n k›l, bizi muttakîlere önder yap!” derler. ‹fl- te onlar, sabrettiklerinden ötürü cennetin en yüksek de- receleriyle mükâfaatland›r›l›rlar. Orada tahiyye ve selâm ile karfl›lan›rlar. Orada temelli kal›rlar. Oras› ne güzel bir durak ve ne güzel bir makamd›r. (Furkân/71-76)
Biricik amac›m›z bu ilâhî buyru¤a nâil olmakt›r.
Dr. Bekir Karl›¤a
Ç E V ‹ R E N ‹ N G ‹ R ‹ fi ‹
22