TÜRK TARİH KURUMU Y A Y l N L A R I IX. Dizi - Sa. 13<
.. . .
XIII. TURK TARIH KONGRESI
Ankara: 4-8 Ekim 1999
KONGREYE SUNUIAN BİLDİRİLER III. Cilt- II. Kısım
OSMANLI DEVLETI'NIN
TÜRK TARİH KURUMU BASlMEVi - ANKARA
2002
PROBLEMLERE BAKIŞI VE ÇÖZÜMLERİ
ZİYA YILMAZER•
Bildirimizde söz konusu edeceğimiz XIX. asrın tanınmış alim ve şairlerinden,
birçok ilmi, idari ve mülki makamlarda bulunmuş olan Es'ad Efendi, 18 Rebi'ulewel 1204 (6 Aralık 1 789)'te İstanbul'da AyasofYa yakınlarında bir evde
doğmuştur. Aslen Malatya'nın Arapkir Kazası'na bağlı Nerdübanlı (Nerbanlı) Kö- yü'ndendir. Geçmişinin halen Malatya'da medffın olan Seyyid Battal Gazi'nin am- cası Hüseyin Gazi'ye kadar uzandığını belirtmektedir. Ailesi 1738 yılında İstanbul'a göç etmiş ve Ayasofya civarında yerleşmiştir.
Babası Ahmed Efendi İstanbul'a göçüldükten sonra, öğretimi esnasında aynı
zamanda kitap satışı ile uğraşmış ve Sahhaflar Şeyhi olmuştur. Kendisi bundan sonra Sahhaflar Şeyhi diye anılacak, oğlu Es'ad Efendi de Sahhaflar Şeyhi-zade diye
meşhur olacaktır.
Es'ad Efendi 8 Mayıs 1808'de ru'fıs imtihanını başararak İbtida-i Haric derecesi ile müderris olmuştur. İlıniye rütbelerini bir bir geçerek 7 Kasım 1819'da Musıle-i
Salın derecesine yükselen Es'ad Efendi, ailesini geçindirmekte maddi bakımdan darlığa düştüğünden müderrisliği bırakarak 1817 tarihinde Adapazarı Naipliği'nde,
1819'da Meşihat Mektupçuluğu Yamaklığı'nda ve 1820 yılının başlarında Kütah- ya'da ve ardından üç seneye yakın Birgi'de naip olarak bulunmuştur. Birgi Kaza- sı'ndaki naipliğinden sonra İstanbul'a dönen Es'ad Efendi'yi bir sene İstanbul Mahkemesi Vekayi' Katipliği'nde, arkasından 3 Aralık 1824'ten itibaren Un Kapanı Naipliği'nde görüyoruz. Burada 9 ay kadar görev yaptıktan sonra yeniden eski gö- revine dönecektir.
29 Eylül 1825'te Vekayi' Katibi olarak şer'! davaları takrir ve zabtetmek üzere
Babıali'de bulunurken, vak'a-nüvisliğe tayinine irade çıkmıştır.
Yeniçeriliğin kaldırılmasını (Vak'a-i Hayriyye) açıklayan Üss-i Zafer adlı eseri- nin müsveddelerini padişaha takdim etmesi üzerine, aynı zamanda bu olayda hiz- meti de geçtiğinden kendisine EvkafMüfettişliği ve geçici olarak Üsküdar Mahreci payesi verilmiştir.
*
Marmara Üniversitesi ilahiyat Fakültesi İslam Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi.Es'ad Efendi 6 Ağustos 1828'de Rus cephesine gönderilen Selim Mehmed Paşa komutasındaki ikinci orduya, 8 Ağustos 1828 tarihinde Edirne Kadılığı payesiyle Ordu Kadısı tayin edilmiştir .
Ordu kadılığından aziedilen Es'ad Efendi, ll Eylül 1828'de bilfı'il Üsküdar
Kadısı olmuştur. 22 Eylüll829'da Mekke Payesi'ni almıştır.
Es'ad Efendi'yi 183l'de yapılmasına karar verilen genel nüfus sayımında, olu-
şabilecek tepkileri azaltacak alim bir zat olarak Şehirköy ve Sofya havalİsinde görev-
lendirilmiş görüyoruz.
1 Kasım 1831 'de basılan ilk Türkçe gazete olan Takvim-i Vekayi"in nazırlığına
ve başyazarlığına da Es'ad Efendi getirilir.
31 Mayıs 1833'te İstanbul Kadılığı payesini alan Es'ad Efendi, 5 Eylül 1834'te bilfi'il İstanbul Kadısı olur.
7 Eylül 1835'te kendisine aynı zamanda Anadolu Kadıaskerliği payesi ve geçici büyük elçilik unvanı verilerek, FethAli Şah'ın oğlu Mehmed Şah'ın tahta çıkışını
tebrik etmek için İran'a sefir tayin edilir. Receb (1251
1
Ekim 1835) ayının ilk gün- lerinde İstanbul'dan hareket edip, görevini yerine getirdikten sonra, Ramazan(1252
1
Aralık 1836) ayının ortalarında İstanbul'a geri döner.Bu sıralarda Es'ad Efendi'yi aynı zamanda Osmanlı Devleti'nde ilk defa uygu- lamaya konulan karantina konusunda görevlendirilmiş görüyoruz. Önce 1835 tari- hinde Çanakkale'de yapılan geçici tahaffuzhanenin (karantina yeri) işlerini idare etmek üzere müdür tayin edilecek ve görevine 5 Nisan 1835'te başlayacaktır. 27 Ni- san 1838 tarihinde, karantina hakkındaki kötü düşüncelerin önüne geçmek ve bu- nunla ilgili dini konulardaki meseleleri çözmek üzere kurulan Karantina Meclisi'- nin azalarından biri olacaktır.
Tanzimatın ilanı'ndan sonra, 1255 yılının Ramazan ayında (Kasım 1839) şey
hülislamında uygun bulmasıyla Meclis-i Alıkam-ı Adliyye'ye (Meclis-i Vala) aza ol-
muştur.
Meclis-i Alıkam-ı Adliyye'de aza bulunduğu sıralarda bir müddetten beri veka- leten yürüttüğü nakibü'l-eşraflığa 5 Ağustos 1841 'de asaleten getirilmiş, ölümüne kadar da bu görevini sürdürmüştür.
Es'ad Efendi, 30 Mayıs l843'te bilfi'il Rumeli Kadıaskeri olmuştur. Rumeli Ka-
dıaskerliği'nden sonra Es'ad Efendi'yi, çeşitli kesimlerden seçilmiş bilginlerden
oluşan ve sıbyan mekteplerinin ıslahı için Bab-ı ali'de teşkil edilen Meclis-i Muvak- kat'te (Geçici Meclis'te) (1261/1845), ardından Meclis-i Maarif-i Umumiyye'de aza olarak görmekteyiz.
1845'te kurulan İdadi teşkilatıyla, Sultan II. Mahmud devrinde (1808-1839)
kurulmuş olan Rüşdiye ve ilk mekteplerin yeni ihtiyaçlara göre ıslahı sebebiyle,
bunların hepsini idare edecek bir nezaretin kurulmasının zaruret haline gelmesi üzerine, kurulan nezaretin başına 22 Aralık 1846'da Mekatib-i Umumiyye Nazırı unvanı ile Es'ad Efendi getirilir.
Bir sene kadar bu görevde kalan Es'ad Efendi, 26 Aralık 1847'de mevkii daha yüksek, meşguliyeti daha az olan Meclis-i Maarif-i Umumiyye Reisliği'ne getirilir. Bu onun son görevi olur. Zaten var olan rahatsızlığı giderek artan Es'ad Efendi, 4 Sa- fer 1264 (ll Ocak 1848) pazartesi gecesi vefat etmiş, ertesi günü cenaze namazı,
devrinileri gelenlerinin iştirakiyle Sultan Ahmet Camii'nde kılınıp İstanbul'da Ye- rebatan'da yapurdığı kütüphanesinin bahçesine gömülmüştür.
Es'ad Efendi'nin Tarih-i Es'ad, Üss-i Zafer (1243, 1293), Teşrifat-ı Kadime (1287, 1979), Ziba-yı Tevarih, Sefer-Name-i Hayr, Ayatü'l-Hayr, Alıval-i Tunus gibi tarihe dair; Divan-ı Es'ad, çeşitli yazılarının yer aldığı Münşeat mecmuaları, Bahçe-i Safa-Enduz, Şahidü'l-Müverrihin, Pend-Name (ts.) gibi edebiyata dair; Terceme-i Mustatraf (1261, 1263), Kevkebü'l-Mes'ud fi Kevkebeti'l-Cünud, Es'ile ve Ecvibe (1250) gibi tercümeleri; el-Virdü'l-Müfid fi Şerhi't-Tecvid (1264, 1276, 1298) gibi
şerhleri; Mesh-i Ricl ve Mesh-i Huf, Nasrun 'Aziz, Dela'ilü Nübüwet-i Nebiyyina, Makale fi İsbati Nübüweti Hatemi'l-Enbiya'i ve'l-Mürselin, Mehasin-i Meddiyye, İman-ı Ebeveyn, Beyanu's-Sıfati's-Subiitiyyetillahi Te'ala, İ'tiraz-ı Batıl-ı Ehl-i Dalal gibi akaid, fıkıh ve kelam konularına dair isim verdiği ve herhangi bir isimlendir-
ıneye gitmediği risalelerin sahibidir. Eserlerinin bir kısmı basılmış, bir kısmı halen yazma halinde bulunan ve zamanında "ferid-i 'asr", "vahid-i dehr (zamanının en seçkin kişisi) lt' "ser-amed-i 'ulema'-i saltanat-ı seniyye (devletin alimlerinin önde geleni)" olarak anılan Es'ad Efendi'nin, zeki, alim, fazıl bir zat olduğunda dönemin
kaynakları müttefik gibidirler. 4.000 civarında kitap ihtiva eden ve değerli yazmala-
rın bulunduğu kütüphanesi, onun ilim alemince tanınmasında önemli bir etken
olmuştur. Yeniçeriliğin kaldırılması sürecindeki rolü, devletçe de güvenilir bir kişi olduğunu özellikle göstermektedir1.
Hayatı ve eserleri hakkında kısaca bilgi verdiğimiz Es'ad Efendi'nin yazdıkla
rından yola çıkarak, Vehhabi gailesi, Tepedelenli Ali Paşa'nın isyanı, Yunan ihtilali, Osmanlı-İran Savaşı (1821-1823), Vak'a-i Hayriyye (1826), Osmanlı-Rus Savaşı (1828-1829), II. Mahmud'un reformları, Mısır meselesi, Tanzimat gibi önemli olay-
ların cereyan ettiği XVIII. yüzyılın ilk yarısındaki bir takım problemleri bir din aliminin nasıl gördüğüne, değerlendirdiğine ve ne gibi çözümler getirdiğine geçe- biliriz.
Çeşitli eserlerini incelediğimizde, dönemindeki dini, ahlaki, ekonomik, eğitim,
askeri, siyasi, idari ve sosyal alanlarda Es'ad Efendi'nin özellikle vurguladığı ve böy-
1 Es'ad Efendi'nin hayatı, eserleri ve şahsiyeti hakkında geniş bilgi için bkz. Ziya Yılmazer, "Es'ad Efendi, Sahaflar Şeybizade (1789-1848)", DİA, XI, 341-345; M. Münir Aktepe, "Es'ad Efendi", İA, IV, 363-365; Ziya Yılmazer, Es'ad Efendi Tarihi 1, Bahir Efendi'nin Zeyl ve İlaveleriyle, Yayınlanmamış ça- lışma, İstanbul, 1995, s.XXVII-XCII.
lece kamuoyunu yönlendirmeye çalıştığı görüş ve düşüncelerini şu şekilde ifade edebiliriz.
a. Dini ve Ahlaki Konulardaki Problemlere Yaklaşımı ve Çözümleri
Yazdığı büyüklü küçüklü çeşitli eserlerinde ve kütüphanesindeki mecmuala-
rında derlediği yazılarında ilmiye ricalinden bir kişi olarak tefsir, hadis, fıkıh, ke- lam, tasavvuf gibi İslami ilimlerde geniş bilgisi olduğunu gördüğümüz Es'ad Efendi, Hıristiyan ve Şia dünyası ile ilişkilerin geliştiği o dönemde bu sebeple or- taya çıkan problemler üzerinde durmuş, cevaplar vermeye çalışmıştır. Bu çerçevede
"Ehl-i Sünnet ve Şi'a arasında tartışma konusu olan abdestte çıplak ayağa veya mest üzerine meshetme meselesini ele almış, mest üzerine meshetme şeklindeki Ehl-i Sünnet'in görüşünün diğer görüşten her bakımdan üstün olduğunu ortaya koy- maya çalışmıştır2• "Şer'i kaidelerdeki ihtilatların dinin gerçekliği konusunda şüphe
doğurduğu" sorusuna Es'ad Efendi, "İhtilafın usulde olmadığını, furu'daki ihtilann ise ehl-i sünnetin sağlamlığını ve başanya ulaşacağını gösteren hikmet ve rahmet
unsurları" 3 olduğu şeklinde; "Buluğda itikat ve arnelden hangisi vaciptir?" sorusuna ise, bir görüşe göre ma'rifetullah (Allah'ı bilme), bir görüşe göre ma'rifetullaha gö- türecek görüş ve düşünce öncelikle vaciptir"4 cevabını verecek, ardından bir din
değiştirme olayından yola çıkarak ele aldığı iman-amel ilişkisinde, imansız arnelin Allah indinde kabul edilmeyeceğini söyleyecektir5 . "Allah lafzı ve özellikleri"6, "Al-
lah'ın sıfatları ve bu konudaki tartışmalar" 7; "Dünyayı süslü gösterenin şeytan mı Al- lah mı olduğu"8, "Tevrat ve İncil'de Hz. Peygamber'in peygamber olarak gönderile-
ceği ile ilgili haberler"9, "Hz. Peygamber'in niçin son peygamber olduğu, Kur'an'ın
mucize oluşu, geçmiş şeriatıara uyup uymama konusu" 10 hakkında bilgi veren ve kader meselesini11 de tartışan Es'ad Efendi, bu gibi kelami konularda-y~dıklarıyla o dönemde Allah, din, Hz. Peygamber ve peygamberlikle ilgili kafalarda oluşan ve
oluşacak şüpheleri gidermek istemiş gibidir.
Herhalde o günlerde bazı hadislerle ilgili tartışmalar söz konusu olduğundan,
Es'ad Efendi de bu çerçevede "Peygamber Efendimiz'den 100 sene sonra yeryü- zünde teneffüs eder nefes kalmayacak" hadisine dil uzatanlara, ki buna Hz. Pey- gamber'in o sohbetine katılanlardan ya da bütün sahabeden kimsenin sağ kalma-
yacağı manasıyla ve "Kur'an-ı Kerim bir deri ciltte kılınsa, daha sonra o deri ateşe
2 Es'ad Efendi, Mccmu':ı, Si"ıleyrnauiye Ktp .• Es'ad Efencü, nr.3625, vr.lb-1 2a.
!J Es'ad Efendi. Mccınu':ı, İ.Ü. Ktp .. lbnülcmin Malımüd Kemal İnal Kitapl.:m, nr.2875, vr.9b-12a.
1 Es'ad Efendi. Mecmu'a, Süleymaniye Ktp., Es'ad Efendi, nr.3812, vr.22b.
6 Es'ad Efendi, Mecmu'a, Süleymaniye Ktp., Es'ad Efendi. nr.3625, vr.l3b-19a.
6 Es'ad Efendi,Mccmu'a, i.ü. Klp., İbnillemin Malımüd Kemal İnal Kitapları, nr.2875, vr.12a-13b.
1 E.s'ad Efendi, Mccmu'a, i.ü. Ktp., i. Mahmud Kemal tnal Kiı.aplan. nr.2649, vr.10b-28b.
8 Es'ad Efendi, Mccmu'a, t.O. Ktp .. i. Malımüd Kemal fnaJ Kitapları. nr.2649, vı:-.30b-33a.
9 Es'ad Efendi, Mccmu'a, i.O. Ktp .. İ. Mahmud Kemal İnal Kitaptan, nr.2875, vr.lb-9b.
10 Es'ad Efendi. Mecmu'a, t.ü. Ktp .• (.Mahmud Kemal İnal Kitapları, ıır.2875, \'T'.25a-31b.
11 Es'ad Efendi, Mccınu'a, Süleymaniye Ktp., Es'ad Efendi, nr.3842, vr.2lb-22a.
atılsa yanmaz" hadisini de Kur'an-ı Kerim'i ezberleyen kıyamet günü ateşle azap
olunmayacaktır veya Kur'an-ı Kerim deriye yazılıp ateşe atılsa, deri ve mürekkep yanar Kur'an-ı Kerim yanmaz; çünkü kelamullahtır, o da Allah'ın kadim sıfatların
dandır"12 şeklinde yorumlayacaktır. "Kadınların mirastaniye yarım hisse aldıkları
şeklinde İslam'a itiraz edenlere verdiği cevap ise, "Kadının dış ihtiyaçlarının erke-
ğin üzerinde oluşu ve evin reisinin erkek olduğu13 şeklinde olacaktır".
Biz Es'ad Efendi'yi, dini ve ahlaki konulara eğildiği bu ve benzeri yazılarını ha-
yatının son dönemlerinde yazdığını görüyoruz. Bu ilgide yaşlılığının etken olduğu düşünülebilirse de, daha çok reformların ardından Tanzimat'la beraber gelen dini ve ahlaki problemlere bir din alimi olarak çözüm getirmek istemesinden kaynak-
lanmış gibi gözüküyor.
Döneminde yapılan Avrupa tarzı uygulamalara genel anlamda olumlu olarak
yaklaştığını gördüğümüz Es'ad Efendi 14, bir takım çevrelerin bu uygulamaların
dindeki yeri konusunda ileri geri konuşmalarına da yine dini gerekçelerle karşı çıkmıştır; mesela "Kitap ve sünnet elde dururken küffar muamelelerine uymanın
caiz olmayacağını söyleyeniere Es'ad Efendi'nin cevabı, "inanç esaslarından olma- yan hususlarda, halkın asayişi için dini kaidelerden birine gönderme yapılabilir
hükümlerden ise bir mahzur olmadığı" şeklindedir. Zaten ona göre bu konuda di- nen endişeleurneye yer yoktur; çünkü halkın asayişi ile ilgili hükümler, kafirlerin bizim şeriatımızdan daha önce almış oldukları işlerdendir15•
Es'ad Efendi, Hz. Ömer'in Hıristiyanların tatbikatına uygun olarak Şam fet- hinden önce divan teşkilatını uygulamaya koymasını, "Hikmet mü'minin yitiğidir,
nerede bulursa alır"16 hadisinden hareketle, "düzeni sağlamaya yönelik gerekli iş
lere" dair mübah olan konularda Müslüman olmayanlardan görüp amel etmenin caiz olduğuna delil olarak zikreder17.
Müslümanlar, özellikle alimler çekememezlik, gurur, düşmanlık, gösteriş, ben- cillik gibi kötü huylardan uzak olmalı, daima kendi ayıplan ile meşgul olup başka
sının ayıbını araştırmamalıdır. Bilmediği konularda bir şüpheye dayanarak ileri geri konuşmak şöyle dursun, bir kimsenin ayıbına gerçekten muttali olsa bile onu
olabildiğince iyi yönde yorumlamalı, su-i zanda bulunmamalıdır 18•
12 Es'ad Efendi, Mecmu'a, Süleymaniye Ktp., Es'ad Efendi, nr.3842, vr.l3b-l4b.
13 Es'ad Efendi, Mecmu'a, Süleymaniye Ktp., Es'ad Efendi, nr.3842, vr.12b
14 Es'ad Efendi ve dönemindeki ulemanın yenilikler karşısındaki tutumlarının bir değerlendirmesi için bkz. Uriel Heyd, "III. Selim ve Il. Mahmud Dönemlerinde Batılılaşma ve Osmanlı Uleması", İslam Dünyası ve Batılılaşma Değişim ve Sorunlar, çev. Erbay Aydın, İstanbul, 1997, s.13-56.
15 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6005, vr.200a-b.
16 Tirmizi, 'İlm, 19; İbn Mace, Zühd, 15.
17 Şeyh Muhammed b. Hüseyn el-Cezayiri, Kevkebü'l-Mes'ud fi Kevkebeti'l-Cünud, tre. Es'ad Efendi, Süleymaniye Ktp., Es'ad Efendi, nr. 2363, vr.35'nın kenarındaki mütercim notu.
18 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6002, vr.24a.
Müderris Ahmed Efendi'nin şeyhülislamiıkça Birgi'ye sürülme gerekçesini
"geçmiş ile gelecek arasındaki farkı gözetmeden birbirine kıyas etmesi, iş başında bulunanların dış siyasetle ilgili İcraatları hakkında değerlendirmeler yapması ve
halkın içindeki gizli sırlara i'tiriz ile gönüllerin ayrılığına yol açan münasebetsiz sözler söylemekten sakınmadığından ıslah için" 19 şeklinde açıklarken, ulemanın si- yasi ve idari konulardaki tavrının ne olması gerektiği konusundaki görüşünü de
açık olarak belirtmektedir. Anlaşılan bu fikirleri serdeden Es'ad Efendi, döne- minde özellikle üst seviyedeki kişilerin birbirleri ile, halkın da bu kişilerle ilgili de-
dikodularını önlemek istemiştir. Biz onu muhtemelen yine bu gerekçelerle aynı
zamanda çok konuşmanın pişmanlık getirici zararları, az konuşmanın, hatta sus-
manın fazilederine temas ederken de göreceğiz20•
Eserlerinde Nakşibendi Tarikatı'na yaklaşırken, diğer tarikatierin ismen zik- redilmelerinin aksine "Tarikat-ı 'aliyye-i Nakşibendiyye (Yüce Nakşibendi Tari-
katı) "21 ; "silsiletü'z-zeheb-i Tarikat-i 'aliyye-i Nakşibendiyye (Yüce Nakşibendi Tari-
katı'nın altın silsilesi)"22; "tarik-i sa'adet-refik-i sadat-ı Nakşibendiyye (Nakşibendi
büyüklerinin mutluluğa götürecek yolu)"23 gibi daha saygılı ifadeler kullanması,
kendisinin de bu tarikatİn bir ferdi olmasından kaynaklanmış olmalıdır.
"Şu dünyada şah olmadan Es'ada
1
Kulu olma yeğdir 'aba ehlinin"24 beyriyle bir tarikata bağlılığı arzu etmektedir. Ama bu "Sakın aldanma zahid-i zahir a'maline hala"25 ve "Zemine zahidinin iffeti zügürtlükdür"; "Sakın zındıkla ehl-ita'assubdan karib olma"26 mısralarında da gördüğümüz gibi, gelişigüzel değil, ruhi
yüceliği sağlayacak bir bağlılığı tavsiye ettiği anlaşılıyor.
"Ehl-i derunu (evliyaullahı) inkar, dünya ve ahirette insanları çeşitli belalara d uçar edecektir" 27 diyerek halk tarafından evli ya olarak değerlendirilen zatlara saygı gösterilmesini istemektedir. Il. Mahmud döneminde İstanbul'da tamir edilen salıibe türbeleri hakkında "İsim ve makamları evliyaullahca tesbit edilmiştir, tasdik ve ta'zimleri yerindedir" ve " ... ve dahi zikredilen kabirierden Hazreti Halid'in (Eyüp Sultan) türbesinin dışındakiler, izife edildikleri sahabinin kabri değil ise de ismi zikredilen sahabi oraları İstanbul'a yapılan seferde cihad emrini edi için teşrif
etmiş oldukları ve diğer bir beldedevefat etseler dahi ol makamlarda daha önce cihad etmiş olduklarından, rfıhaniyyetlerinin hazır olduğunu keşf ve keramet er-
babı ma'nevi bir yardımla müşahede ile ismen belirttikleri kişilerin (Ebu'd-derda,
19 Es' ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6002, vr.23b.
20 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6004, vr.28a-b.
2! E.c;'ad Efcmii, Ttidb-i Es'ad, i. O. Ktp., m.T.6002. vr.36a; nr.T.6005, vr.l82b.
22 F..s'ad Efendi, Üss·i Zafer, s. 167; Es' ad Efendi, Tarilı-i Es'ad, i. O. KLp., nr.T.6004, vr.97b.
211 E.s'ad Efendi, Tiirih-i Es':td, İ.Ü. Ktp .. nr.T.6004, vr.36b
:N Es'ad Efendi, Divfın-ı Es';ul, Süleymaniye Ktp., Es'::ıd efendi, nr.3841, vr.71a.
2lJ Es'ad Efendi, Divan-ı Es'nd, Süleymaniye Ktp., Es'ad Efendi, JU.3841, vr.77a.
26 Es'ad Efendi, Divan-ı Es'ad. Sfılcyınaniyc Ktp., Es'ad Efendi, nr.8841, vr.64::ı. 27 Es'ad Efendi, TMlı-i Es'ad, i.ü. Ktp., m.T.6005, vr.l85a.
Ebu Şeybe, Hillr gibi) dahi caiz ve muhtemel olduğu"28 ifadelerini kullanırken
hem keşf ve keramet sahibi evliyaullahı yüceltmekte, hem sahabe türbelerini ziya- reti teşvik etmektedir.
Es'ad Efendi'ye göre kahramanlık gösterisinde en büyük güç, kendini ulu orta meydana atmak değil, rey ve tedbirin gereklerine göre davranmaktır29• Şüphesiz o da devrinin "Takdir, tedbiri bozar" genel geçer görüşünü benimsemektedir. O ka- dar ki karlerin hükmü karşısında Eflatun bile olsa tehlikeli yola girebilecektir; ama buna rağmen insan tec1 bL in gereklerini yerine getirerek, hayırlı olanı kendisine çekmeye ve şer olanı ise g:dermeye mecburdur"30 demektedir, yani olaylara kaderci
açıdan yaklaşmamakta, tedbiri elden bırakmamayı öğütlemektedir.
Onun özellikle vurguladığı bazı ahlaki öğütlerini kısaca şöyle sıralayabiliriz:
'Akıl ve şu 'ur ile gururlanmanın dünyada rahatsızlık verecek olaylara yol açacağı şüphesizdir31. Sözde mana önemli ise de ifadenin de güzel olması gerekir 32. Tem- bellik ve gevşeklik zamanımızda ikinci bir huy haline gelmiştir33. İhtiyarlıkta mevki ve makam için şiddetli arzu duymak, halka şefkat dışı muamele etmeye sebep ola- caktır34. İş ehline verilmeli 35, birlik ve beraberlikten ayrılmamalıdır36• Söylenecek çok şey olsa bile dedikoduyu kesip, dilsiz gibi işaretle hareket, zamanın ve duru- mun gereklerine uygundur37• İnsan daima topraktan yaratıldığını unutmamalı; ak-
lına, ilmine, arneline mağrur olmamalı, Allah'tan korku ve ümit arasında bır sı
ğınma içinde olmalıdır. Tarih sayfaları nefsine uyduğu için, yükseldiği makamlar- dan bir anda zillete d uçar olmuş kişilerle doludur38.
Bu arada çocuklar için yazmış bile olsa İstanbul'da basılmış 45 sayfalık Pend- name adlı öğüt kitabı da kendisinin ahlaki konulara verdiği önemi göstermektedir.
b. Ekonomik Konulardaki Problemlere Yaklaşımı ve Çözümleri
Es' ad Efendi, sadece dini ve ahlaki konular üzerinde durmayacak, döneminin bir aydını olarak toplumun diğer problemleri, bu arada ekonomik problemleri üzerine de eğilecektir. Osmanlı Devleti'nde öteden beri gündemde olan vergi ko- nusunda, adil bir tutum izlenmesini, aksi takdirde beklenmeyen olumsuzlukların
ortaya çıkacağını söylemektedir. Verdiği örnek ilginçtir. Ona göre mesela 10 haneli
28 Münşeat Mecmu'ası, Es'ad Efendi, nr.3851, vr.300a-b.
29 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6002, vr.9b.
30 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6005, vr.87b; nr.T.6002, vr.62b; Es'ad Efendi, Üss-i Zafer, s.7-8, 57-58.
31 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6005, vr.l85a.
32 Es' ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6005, vr.44b45a.
33 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6005, vr.49b.
34 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6004, vr.l07b-108a.
35 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6003, vr.3la.
36 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6005, vr.l 13b.
37 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6004, vr.93a-b.
38 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp .. nr.T.6003, vr.lla.
bir köyde, yaptıkları ticaretten 20 kuruş kazanacakları düşünülerek her birinden adalet üzere ıo'ar kuruş alınacak olursa, ellerinde kalan ıO'ar kuruşla zaruri ihti-
yaçlarını giderdikten sonra birazını da biriktirebilmeleri ve cihad gibi durumlarda bu birikimlerinden istifade mümkün olur. Böyle olmaz da zulmen 5'er kuruş daha
alınmaya kalkışılırsa, evlerini idare edemezler, bulundukları yeri terk ederler; ni- hayet o ev veya yer boş kalır. Bu ı O haneden adaletli davranıldığı zaman ı 00 kuruş
elde edilip rahatlıkla devlet hazinesine ulaşacakken, adaletsizlik sebebiyle devletin bu geliri hiçe veya çok aza iner. Böylece 50 kuruş kar edeyim derken, beklenmeyen bir olumsuzluğun ortaya çıkması ile 500 kuruşluk bir masraf ortaya çıkabilir ve bu sefer gereken ilave 350 kuruşun da nasıl tedarik edileceği derdine düşülür. Ama böyle yapılmaz, adil bir vergi alınırsa, mahsUl ve eşyanın ülkede varlığı ile dışarıdan
mal alımına gerek kalmaz, para da ülkede kalır"39•
Es'ad Efendi, Prusya Kralı II. Freddek'in vasiyetnamesininde yer alan devlet hazinesini geliştirmenin yollarını Azmi Ahmed Efendi'nin Sefaretnamesi'ne daya- narak zikreder. Bun.a göre önce ziraati geliştirmek; ikinci olarak zenaatları teşvik
ederek işsizliği önlemek; üçüncü olarak gerekli eşyayı ülke içinde üretmek; dör- düncü olarak tüccarı teşvik etmek böylece ülkeye giren malın az, çıkan malın çok
olması ve paranın içeride kalması; beşinci olarak çiftçinin tarla, tohumluk ve hay-
vanı zarara uğramışsa bunları gidermek; altıncı olarak köylünün ürettiği zahireyi ellerinden zorla almayıp, kendilerinin şehre götürüp dilediğine satması; yedinci olarak ülkede bir meslek sahibi olmayanları ve dilencileri iş yerlerine yerleştirip
orada çalıştırıp geçimlerini sağlamak; sekizinci olarak devletçe karar verilen konu- larda kararlılık gösterilmesi, rica ve şefaatle geri dönülmemesi. Böyle olursa mem- leket gelişecek, hırsızlık kalmayacak, mal ve para artacaktır. Aksi takdirde başıboş dolaşanlar çoğalacak, memleket harap olacak, olmadık problemler çıkacaktır vb.
Gelirlerin harcama yerlerini sayarken, memurların maaşlarının devlet hazinesin- den verilip reayaya yükletilmemesi gibi memleketin imarına zarar verecek yollara gidilmemesine dikkat çekmesi40, büyük ölçüde o dönemdeki olumsuzluklarla ilgili
olmalıdır.
Es'ad Efendi'nin bu hususları ayrıntılı olarak belirtmesi, şüphesiz bunların
kendi ülkesinde bir çıkış yolu olarak yapılmasını düşündüğü işlemler olmasından
dır. Devletin gelirlerinin böylece giderek artacağını da söyleyerek bu vesile ile ka- muoyunu bu konulara yönlendirmeye çalışan sorumlu bir alim görünümündedir.
Es'ad Efendi, Prusya Kralı'nın vasiyetlerini anlatırken bu arada Cezzar Ahmed
Paşa'nın güvenilir bir kişiden duyduğu bir uygulamasını da zikreder. Buna göre Cezzar Ahmed Paşa'nın idaresi altında bulunan köylerden birinde çiftçinin biri bir miktar altın bulur, bunu Cezzar Ahmed Paşa'ya götürür, fakat paşa bunu almaz ve köylüye bağışlar. Hareketini beğenmeyenlere ise "Ben akılsızlık etmeyip belki bir
39 Es' ad Efendi, Tarih-i Es'ad, Avusturya Milli Ktp., nr.H.0.210,vr.l96b-197b.
40 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, Avusturya Milli Ktp., nr.H.0.210, vr.l98a-200a.
gelir aldım. Zira söz konusu meblağı o köylü ziraate sarf etmekle zengin olacak, böylece öşr ve diğer vergileri artacaktır" cevabını verecektir41• Es'ad Efendi bu olayı
gündeme getirerek hem Prusya Kralı 'ndaki anlayışın aslında bizde de olduğuna,
hem de ziraate, daha doğrusu üretim olayına dikkat çekmek istemiştir.
Devletin memurlar, askerler, ticaret ve ziraat ehli olarak kabul ettiği dört teme- linden biri olan ziraatİn önemini ayrıca vurgulamış, yeniçeriliğin kaldırılmasından
sonra İstanbul'dan memleketlerine gönderilen 20.000'den fazla harnal ve ırgat ta- kımının gönderiliş gerekçesini, İstanbul'un ayak takımından temizlenmesi yanında, bir müddettir insan gücünden yoksun kalan ziraatin bu kişilerce geliştirilmesinin sağlanması olarak da göstermiştir42.
Es'ad Efendi, padişahların memleketin idaresi ve siyasetin yürütülmesinde ge- rekli olan heybederinin halkın gözünde etkili olabilmesi için yeme, içme, giyinme ve meskende insanlardan ayrıcalıklı olmalarının normal olduğunu belirtmekle be- raber, bunun kendi dönemlerinde aşırıya vardığını, halkın da israfyolunda yürü-
düğünü gündeme getirmekte, şer'an ve aklen vacib olduğu bilinen israfın terkinde, özellikle ticarette sermaye olacak, güç, kuvvet ve belki ahiret azığını kazandıracak altın ve gümüşünülkede dolaşımının sağlanması ve ülke dışına çıkmasının engel- lenmesi gibi birçok faydalarının olduğu açıktır"43 demektedir.
c. Eğitim Konusundaki Problemlere Yaklaşımı ve Çözümleri
Es'ad Efendi, insanların bilmediklerinin düşmanı olduklarına işaret edip, "İl
miye ve kalemiye görevlerinin akıl ve nakil yolu ile bilinen gerekli ilimleri iyice öğ
renmiş kişilere ihale olunmasının kanun-i kadim" olduğunu belirttikten sonra, "Av- rupa' da, bizim kanunumuzdan alarak mekteplerinde akıl ile bilinen ve matematik ile ilgili ilimleri mekteplerinde öğrenip meleke haline getirmeyenleri katiyyen iş başında istihdam etmezler"44 diyerek bizde de tutulması gereken yolu göstermek- tedir.
Es'ad Efendi, ilmin güzelliği ve ceha.letin çirkinliğinin herkesçe bilinmesinden
dolayı geçmiş padişahlar ve hayır sahiplerinin bunca mektep medrese yaptırıp çe-
şitli ilimler, özellikle ilmihal ve dini bilgiler öğrenimine teşvik ettiklerini söyledik- ten sonra, zamanındaki çeşitli uygunsuzlukların, inat ve muhalefetin cahillik sebe- biyle çoğalmaya başlamış olmasını, eğitimin bir müddettir ihmal edilmiş olmasına bağlamakta, bu sebeplerle eğitim olayına eğilmenin önemine dikkat çekmektedir45•
"Avrupa devletlerinin bu sahaya hazineler sarf etmesi, çocukların eğitiminin
önemli olduğuna açık bir delildir" dedikten sonra Es'ad Efendi, "Hıristiyan devlet-
41 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, Avusturya Milli Ktp., nr.H.0.210, vr.l98-a-b.
42 Es'ad Efendi, Üss-i Zafer, s.l8~187.
43 Es' ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6002, vr.71a-b, 73b.
44 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6005, vr.50b-51a.
45 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6004, vr.78a-b.
lerin tarzı bize delil olmaz" diye itiraz edeceklere "Dini din yapan özelliklere, inanç
esaslarına ve muamelata ilişkin hükümlere aykırı olmayan, ülke menfaatlerine uyan, dünya ile ilgili doğru gayeleri içeren, halkın asayiş ve istirahatini gözeten ya-
bancı devletlerin kanunlarını icra etmek caizdir" cevabını, alimierin ve akıllı kişile
rin kabul ettiği bir cevap olarak verecektir. Ardından Bedir Savaşı esirlerinin fıdyeyi
veremeyecek olanlarından okuma yazma bilenlerin 10 çocuğa okuma-yazma öğ
retmelerini, hem okuma-yazmanın önemine, hem de kafırlerden öğrenim görme- nin caiz olduğuna delil olarak gösterecektir46 •
Es' ad Efendi o dönemde Osmanlı'nın pek gündeminde olmayan neşir ve telif konusunu Avrupa'daki durumu zikrederek "Ve devletlerinin faydasına da'ir her ne kadar düzenle ilgili işleri ve fikirlerinin bir araya gelmesi ile vücuda getirdikleri sa- nat ve meslekleri var ise, olduğu gibi bastırıp memleketlerine neşr ile gerekli olan mesleklerde bir kişiye varıncaya kadar hiç kimseyi cahil komazlar. Hatta devletin düzeninin yürümesi için bir hüner sahibi bir kitap te'lif eylese, o nüshayı bastırıp,
hayatta oldukça mü'ellifı ve öldükten sonra yok oluncayakadar varisieri basma
işinde ortak olup, bayağıca bir gelir sahibi olur" ifadeleri, günümüzde bile tam bir çözüme bağlanamayan neşir ve telif olayına temas etmesi ve aynı zamanda bir çözüm teklif etmesi açısından dikkati çekiyor.
1845'te kurulmuş olan Meclis-i Muvakkat'te alınan kararlar arasında "Daru'l- fünun" kurulması da yer almıştı. Bu yolda ilk adım 1846'da kurulan ve Es'ad Efen- di'nin de azalarından biri olduğu Medis-i Maarif-i Umumiyye'de atılmıştı. İnşasına 1846 Kasımı'nda başlanmışsa da uzun yıllar bitirilemeyen 47 ve hayatının son }1lla-
rına tesadüf eden bu teşebbüs için Es'ad Efendi, "Hele Daru'l-fünfın'u yapılup bit- sün bi-'avnillah
1
Kalur mu bir ahad mülkünde asla cahil-ebter"48 diyerek Daru'l-fünfın'un kurulmasını, cehaletin yok olmasını sağlayacak bir teşebbüs olarak alkış
lamaktadır.
d. Askeri Konulardaki Problemlere Yaklaşımı ve Çözümleri
Düzenli askerlikle ilgili çalışmaları tasvip ve teşvik ederken şu gibi iradelere yer vermektedir: "Savaşlarda başarı ilahi yardımın manevi sebepleri olandinin gerekle- rine dikkat ettikten sonra "Savaş hiledir" dini işaretince gerekli harp sanayiini bilir ve üstlerine bağlı tertip ve nizamlı askere bağlıdır"49• "Müslüman askerler, düşma
nın galip gelmeye çabaladığı askerlikle ilgili sanatları, savaş hileleri kabilinden olan ve düzenle ilgili ortaya koydukları şeyleridinin izin vermesi sebebiyle iyice öğrenip,
İslam ülkelerini istilalarının sebeplerinin ortadan kaldırılmasında misillemenin ge-
46 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6005, vr.l97a-198a.
47 Ekmeleddin İhsanoğlu, "Osmanlı Eğitim ve Bilim Kurumları", Osmanlı Devleti ve Medeniyeti Tarihi, İstanbul 1998, 11,322-323.
48 Es'ad Efendi, Divan-ı Es'ad, Süleymaniye Ktp., Es'ad Efendi, nr.3854, vr.lla.
49 Es'ad Efendi, Üss-i Zafer, s.7-8, 55-56.
reklerini yapmalıdırlar"50• "Nizamsız az sayıdaki askerin, nizamlı çok sayıdaki aske- rin hareketlerini, güçlerini, tedbirlerini bozacağı kabul edilen bir husfıstur"51•
"Osmanlı Devleti başlangıcından itibaren savaşlarda uyguladıkları ileri seviyedeki uygulamalarla düzenli askere sahip olarak üç kıtada sancaklarını dolaştırmışlardı.
O dönemlerde diğer devletler bize uyarak askerin tanzimine giriştikleri tarihle- rinde kayıt1ıdır"52• "Ne var ki Rum isyanının başlangıcından beri Mora'ya gönderi- len çok sayıdaki askerin Mehmed Ali Paşa'nın az sayıdaki talimli askeri kadar iş gö- remedikleri, talim ve tanzirnin güzelliğine açık bir delildir"53•
Talimin aleyhinde dedikodu yapanları "aklı ermeyen ve şeriatın inceliklerini bilmeyen cahiller" olarak nitelendiren 54 Es'ad Efendi, Hz. Peygamber zamanında
askerin talimi ile ilgili bir uygulamanın olmadığı sorusuna: "Gerçekten bu tarzda
savaş düşman tarafında yakın zamanda ortaya çıktı, lakin biz misilierne ile düşmana mukalıele ederiz. Misillemenin ise dince caiz olduğu ayet ve hadislerle sabittir"55 sözleriyle konuyu dini yönden ele alarak cevaplandırmaktadır. Savaş hilelerinden gerekli olanların galibiyet için öğrenilmesinde dinen bir mahzfır olmadığına h. 40.
senesinde icad edilen barutun kullanımına kimsenin itiraz etmemesi de bir delil- dir"56 diyecektir.
Döneminin en önemli problemlerinden biri olan yeniçerileri, "yeniçeri ta'ife-i bagiyesi (asi yeniçeri takımı)", "devlet düşmanı" 57; "zümre-i yeniçeriyan-ı hali'u'l-
'izarları (ar damarı çatlamış yeniçeri zümresi)"58; "bir alay yeri ve göğü fark etme- yen saflar ve belki insan görünümünde olan bir takım akılsız hayvanlar"59; "asi yeni- çeriler zümresi ki, gerçekten zararın acı suyunun fışkırdığı ve bozgunculuğun kay-
nağı olan kişilerdir"60; "her fesat çarkının ekseni olan yeniçeri ta'ifesi"61; "bozguncu-
luklarının pis suyu her kanala akan beş yüz yıllık artıklardan 'ibaret encas maklfıbu
olan ecnas (pislikler manasındaki "endis"tan dönüştürülmüş, soylar manasındaki
"ecnas") ve kalleş soyu aşağılık kimseler", "yerilmiş zümre"62; "içyüzlerinin gereği
olan tam bir cehaletleeşek ve doğru yoldan sapanların hilekar şeytanının casusla-
rının yoldan çıkarmasıyla terbiye kabiliyetinden yoksun bir kuru kalıp olmala-
rıyla"63 gibi olumsuz ifadelerle dile getiren Es'ad Efendi, şüphesiz böylece kamu-
50 Es'ad Efendi, Üss-i Zafer, s.63, 36-37.
51 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6005, vr.74a-b.
52 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6005, vr.25a, llOa-11 la.
53 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6005, vr.25a, ll4a.
54 Es'ad Efendi, Üss-i Zafer, s.41.
55 Es'ad Efendi, Üss-İ Ztifcr, s.41-42, 45-46.
56 Es'ad Efendi, Üss-i Znfcr, s.38.
57 Es'ad Efendi, Üss-i Zafer, s.206.
58 Es'ad Efendi, Üss-i Zafer, s.l2.
59 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6005, vr.l 13a-b.
60 Es'ad Efendi, Üss-i Zafer, s.3.
61 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6005, vr.l53a.
62 Es'ad Efendi, Üss-i Zafer, s.69.
63 Es' ad Efendi, Üss-i Zafer, s. I 1. Es' ad Efendi'nin yeniçerilerle ilgili ileri derecedeki bu olumsuz tavrının o dönemlerde tenkidi için bk. Mustafa Nuri Paşa, Netayicü'l-Vuku'at, İstanbul, 1327, 11,103.
oyunun, kısa bir süre önce gerçekleştirilen yeniçerilerin kaldırılmasını daha rahat kabul etmesini sağlamak, aksi görüşte bulunanları ve bulunacak olanları da sus- turmak istemiş gibi görünüyor.
e. Siyasi ve İdari Konulardaki Problemlere Yaklaşımı ve Çözümleri
Es' ad Efendi, "padişaha it~:at şer'an ve aklen ba'is-i vüs'at-i emr-i me'aş-ı dünya ve sebeb-i selamet-i niz-i me'ad-ı uhra iken" (dünya ve ahıret esenliğine sebep iken)64; ve "padişahlar olmasa halk birbirini yer, hakkına razı olmayanları engelle- yecek kimse bulunmaz, padişah baş, tebeası beden gibidir; baş olmasa beden ne işe
yarar" 65 demekte, bir takım kişilerin itaatten yüz çevirdiklerini belirterek padişaha
itaat edilmesini vurgulamaktadır.
Es'ad Efendi, sıradan bir Müslümanı hatalı gösterme ve yerıne büyük günah
sayılırken "Ey İnananlar! Allah'a itaat edin, Rasul'e ve sizden olan idarecilere (ulu'l- emr) itaat edin"66 ayeti gereğince itaat edilmesi farz olan padişaha sövme ve ayıp
lamanın hiçbir şekilde yapılmamasını istemektedir. "Padişahın din işlerinde ve memleket idaresinde emir ve icra ettiği şey faydalı mıdır, değil midir? bilinmese dahi yine itaat vacip olur. Zira itaatinfarz oluşu kesin nasla sabittir. Faydalı mıdır, değil midir diye kararsız görüş, kati nassa aykırı olamaz". Bu sebeple iş başında bu-
lunanların işleri aniayıp dinlemeden yerilmemelidir67• Ayrıca devlet başkanına
ita'at, mübah işlerde farz olan ibadet minasına olduğundan, asilerin şerrini der etme hususunda farz olmasının çok daha uygun olacağı şüphesizdir68 demektedir.
Tabii bu ifadelerle döneminde padişaha karşı toplumun bazı kesimlerinde oluşan
ve oluşabilecek olumsuz havayı giderme düşüncesi söz konusudur.
Es'ad Efendi, "Her kimin tali'i olursa 'alemde mes'ud
1
Olmaz erbab-ı düvel mertebesinde ma'dud69" ve "Devlet ricalirabatı hiç bilmemekdedir1
Rahat-ı rica!, devleti hiç bilmemekdedir70" diyerek, idari kademelerdeki görevlilerin başlarınınpek rahat olmayacağını, o kişilerin buna hazır olmalarını, rahat arayanların üst ka- demelerdeki görevlere talip olmamaları gerektiğini hatırlatmaktadır.
Es'ad Efendi, nakledilen her rivayeti aynı şekilde değerlendirmemekte, bazı ayırırnlara tabi tutmaktadır; mesela kendisince de sahih oluşu şüpheli olan "Ben adil hükümdar Enuşirvan zamanında doğdum" gibi bazı hadisler karşısında haklı
olarak "hadis sahih olduğu takdirce"71 gibi şüpheci bir kayıt koyarken, belki yine
64 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6002, vr.30a.
65 Es'ad Efendi, Mehasin-i Mecidiyye, Süleymaniye Ktp., Yazma Bağışlar, nr.203 s.3,9.
66 Kur' an, Nisa, 4/59.
67 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6002, vr.24a-b.
68 Es'ad Efendi, Üss-i Zafer, s.83-84.
69 Es'ad Efendi, Divan-ı Es'ad, Es'ad Efendi, nr.3854, vr.l9b.
70 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, Süleymaniye Ktp., Es'ad Efendi, nr.2084, vr.26b.
71 Muslihiddin Lari, Ziba-yı Tevarih, Süleymaniye Ktp., Es'ad Efendi, nr. 2410, vr.52a'da Es'ad Efendi'nin ilavesi.
taruşmalı olduğu söylenebilecek, ama siyasi ve idari yapıyı destekleyen bazı hadis- leri söz konusu ederken bu şüpheci tavrını terk etmektedir; mesela "Benden sonra iki halifeye bey'at edilirse, son bey'at edileni öldürünüz"72 hadisini "hadis-i sahihi mfıcebince" diye nakletmektedir73• Uydurma olduğu gözüken "Ümmetimden ismi Nu'man, künyesi Ebu Hanife olan bir kişiyle övünürüm. O ümmetimin kandilidir"
rivayetini ve benzer rivayetleri naklederken olumsuz bir kanaat serdetmemekte, ak- sine bu hadisiere uydurma diyenlere karşı çıkmaktadır74.
Es'ad Efendi, emanetlerin ehline verilmesini emreden ayetin ışığı altında, memurların hizmet anında veya görevden alındıklarında ma'işet derdinden uzak, vurgunculuk ve açgözlülüğe meyletmeyecek bir düzen kurulması, suçu açıkça or- taya çıkmadıkça azledilmemesi, suçlu ise şetaat ve ricalarının kabul edilmemesi, iş
lerinde müstakil olmaları, amirinden başka kendisine hiç kimsenin karışmaması,
devletin hazinesi olan halka şefkatle ve adaletle muamele olunması, israfın terki, yerli malının kullanılması75, rnemuriyette tutulması gereken esaslardandır.
Es'ad Efendi tercümanlığı "şehadet-i şer'iyye (dinin kabul ettiği şahitlik)" kabi- linden görmektedir. Bu görevde Müslümanların istihdamı gerekirken ve Osmanlı
Devleti'nde ilk dönemlerde tercümanlar Müslümanlardan olurken, bir müddetten beri Rumların istihdam edildiğini, hıyanetleri çoktan açığa çıkan Rumların bu gö- revlerinden alınarak Müslümanların istihdamını önemli bir olay olarak görmekte-
dif76.
Es'ad Efendi, Hz. Peygamber'in "Allah bu ümmete her yüz senenin başında
dinini yenileyecek birini gönderir" 77 hadisini ele almış, hadisi çeşitli açılardan
(ravisi, bulunduğu hadis kitapları, manası, alimierin değerlendirmeleri, müceddi- din tek kişi mi yoksa genel mi olduğu, gönderiliş sebepleri) değerlendirmiş, Ana- dolu ve Rumeli'de türeyen bir sürü celalileri, Vehhabi gailesini ve yeniçerileri orta- dan kaldırınasından hareketle, hadisin işaret ettiği müceddidin Sultan Mahmud
olduğunu söylemiştir. "Gelür her yüz yıl içre dini bir tecdid eder nasır /Bunun gibi mÜceddid binde bir ancak ge}Ür nadİr78.
Es'ad Efendi dini muhteva yükleyerek kullandığı bu müceddid sıfaunı daha sonra çeşitli vesilelerle "Padişah-ı müceddid-menakıb (Yenilikçi karakteri olan Pa-
dişah) "79; "Padişah-ı müceddid-menkabet" 80; "Müceddid-i din ü devlet (Din ve dev-
72 Müslim, İmare, 61.
73 Muslihiddin Lari, a.g.e., vr.89a'da Es' ad Efendi'nin ilavesi.
74 Muslihiddin Lari, a.g.e., vr.112~113b'de Es'ad Efendi'nin ilavesi.
75 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, Avusturya Milli Ktp .. nr.H.0.210, vr.l96a-b; Es'ad Efendi, T.Ufh-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6003, vr.lOa.
76 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6002, vr.39a-b.
77 Ebu Davud, Melahim,l, 17; Ahmed b. Hanbel, 2/88.
78 Es'ad Efendi, Üss-i Zafer, İstanbul, 1243, s.l70-178.
79 Es' ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6005, vr.63b.
80 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp .. nr.T.6005, vr.l60b.
leti yenileyen)" 81 ; "Şehriyar-ı müceddid-ta'rif (Yenilikçiliği ile tanınan Padişah) .. B2;
"Şehriyar-ı müceddid-menkabet" 83; "Şehriyar-ı müceddid-iştihar (Yenilikçiliği ile
meşhur Padişah)"84; "müceddid-i din (Dini yenileyen) 1185; 11müceddid-i zernan (Günümüzün yenilikçisi)" 86; "müceddid-'unvan" 87; "müceddid-haslet"88; "müced- did"89; "el-Mücahidü'l-mücidd li-tecdidi'd-din (Dini yenilernek için gayret sarf eden Mücahid Padişah)"90 şekillerinde Sultan Mahmud için kullanmaya devam edecek- tir. Es'ad Efendi'nin Sultan Mahmud'un müceddidliğini bu şekilde dile getirmesi, muhtemelen bunu başkalarının da takip etmesi91 , bu sıfatın o dönemde bilinçli olarak kullanıldığını ve yapılan uygulamalara karşı olan ve olması muhtemel itiraz- lara bu yönden cevap verilmesi ve böylece siyasi ve idari yapının desteklenmesi dü·
şüncesiyle gündemde tutulduğunu göstermektedir.
Sultan Mahmud'un ardından gelen Abdülmecid'in de Es'ad Efendi tarafından
''Abdülmecid Han-ı müceddid-nişanenin /Olsun hemişe cümle bed--endişi muz- mahil"92 beytinde müceddidliğinin (yenilikçiliğinin) pek vurgulanmasa da işlen
ıneye devam edildiği görülüyor.
Sultan Mahmud din müceddidliği sıfatı yanında "zahiru'd-din (dine arka çı
kan) 11, 11nasir-i şer'-i mü bin (apaçık şeriatın yardımcısı) 11, "naşir-i hükm-i şer'-i Pey- gamber (Peygamber şeriatının hükmünü yayan)" 93, "hami-i din (dinin koruyu- cusu)"; .. hami-i ma'mure-i şer'-i atlı ar (en temiz şeriatın güzelliğini koruyan)";
"hami-i şer'-i Şeh-i leviak-serir (Hz. Muhammed'in şeriatının koruyucusu)" 94;
"Hami-i esrar-ı şeri'at-i Seyyidü'l-enam (Hz. Peygamber'in şeriatının sırlarını koru- yan)"95; "Muhyi's-sünneti ve'l-farz (farz ve sünneti ihya eden)''96; "Muhyi's-sünneti's- seniyye"97; .. ol dindar .. , "Şah-ı dindar (dindar Padişah)"; "Müslim-i pak-'akide o Şeh
i dinciarın
1
Emrini tutmalı manend-i savm-ı Ramazan .. 98; "Padişah-ı din-penah (dini koruyan Padişah)"99 gibi dinle yoğun bağlantılı ifadelerle de anılmaktadır.81 Es' ad Efendi, Üss-i Zafer, s.6,104.
82 Es'ad Efendi, Üss-i Zafer, s.l23.
83 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6004, vr.78a.
84 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6005, vr.30a
85 Es'ad Efendi, Üss-i Zafer, s.l77, 193.
86 Es'ad Efendi, Ayatü1-Hayr, Süleymaniye Ktp .• Hustev Paşa, nr. 319, vr.6a, 14b.
87 Es'ad Efendi, Divan-ı Es'ad, Süleymaniye Ktp., JSs'ad Efendi, nr.3841, vr.36b.
88 Es'ad Efendi, Di\ruı-ı Es'ad, Es'ad Efendi,ıır.384l. vr.38b.
89 Es'ad Efendi, Divan-ı Es'ad, Süleymaniye Ktp., Es'ad Efendi, nr.3841, vr.llb, 32a; Es'ad Efendi, Üss-i Zafer, s.l69.
90 Şeyh Muhammed b. Hüseyn el-Cezayiri, Kevkebü'l-Mes'ud ii Kevkebeti'J-Cünud, tre. Es'ad Efendi, Süleymaniye Ktp., Es'ad Efendi, nr. 2363, vr.2b.
91 Keçeci-zade İzzet Molla için bk. mes. Es'ad Efendi, Üss-i Zafer, s.2,231.
92 Es'ad Efendi, Divan-ı Es'ad, Es'ad Efendi, nr.3841, vr.84a.
93 Es' ad Efendi, Üss-i Zafer, s.77.
94 Es'ad Efendi, Divan-ı Es'ad, Es'ad Efendi, nr.3841, vr.lOb. 13b, 93b.
95 Es'ad Efendi, Tanlı-i Es'ad,
t.ü.
Ktp., nr.T.6002, vr.39b.96 Şeyh Muhammed b. Hüscyn el-Cczayiri, age, nr. 2363, vr.2b.
97 Es'ad Efendi, Ayatıi'J-Hayr. Husrev Paşa, nr.319, vr.3b.
98 Es'ad Efendi, Dtvan·ı Es'ad, nr.3841, vr.Ua, 13b, 15b.
99 Es'ad Efendi, Tarih-i Es'ad, İ.Ü. Ktp., nr.T.6005, vr.30a.