109 Numaralı Ayıntab Şer`iyye Sicili`nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (H. 1165 / M. 1752)

654  Download (0)

Tam metin

(1)

T.C.

GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

TARİH ANA BİLİM DALI

109 NUMARALI AYINTAB ŞER’İYYE SİCİLİ’NİN TRANSKRİPSİYONU VE DEĞERLENDİRMESİ

(H.1165 / M.1752)

YÜKSEK LİSANS TEZİ

MEHMET KARASAKAL

Tez Danışmanı: Yar.Doç.Dr. Süleyman ÜNÜVAR

GAZİANTEP ARALIK 2010

(2)
(3)

ÖZET

109 NUMARALI AYINTAB ġER'ĠYYE SĠCĠLĠ'NĠN

TRANSKRĠPSĠYONU VE DEĞERLENDĠRMESĠ (H.1165/M.1752)

KARASAKAL, Mehmet Yüksek Lisans Tezi, Tarih ABD

DanıĢman: Yrd. Doç. Dr. Süleyman ÜNÜVAR Aralık 2010, 644 sayfa

109 Numaralı Ayıntab ġer‟iye Sicili, H.1165 / M.1752 senesinin tamamını ihtiva etmektedir. ġer‟iye sicili XVIII. yy. Osmanlı Devleti‟ne tâbi Ayıntab halkının yaĢam biçimini, halkın birbirleriyle olan iliĢkilerini ve sorunlarını (evlilik, boĢanma, miras, Ģikâyet, adam öldürme, hırsızlık) insanların refah düzeylerini, devletin hukuk düzenini bizlere ve günümüze belge olarak yansıtmaktadır. Bu belgeler, Osmanlı Devleti‟ne bağlı resmi makamlarca kayıt altına alınmaları sebebiyle; güvenilir, orijinal, birinci elden kaynak olma özelliği taĢımaktadır.

Sicilde 478 tane belge bulunmaktadır. Bunların önemli bir kısmı tereke kayıtlarıdır.Ayrıca,hüccetlere,ilamlara,nikâh ahitlerine,yaralama ve katil,velayet ve borç davalarına, ferman ve beratlara da belgeler arasında rastlamak mümkündür.Tereke kayıtlarında o dönem halkının ekonomik düzeyini tespit etmek mümkündür.Evlilik ve boĢanmalarda,miras dağılımında,kavga ve Ģikâyetlerde o dönemin sosyal hayatına dair bilgiler edinilebilir.Tezin transkripsiyon bölümünde her bir belgeye numara verilerek,sayfa numarası ve varak numarası da eklenerek,belgelerin daha pratik bir Ģekilde aranması,kullanılması ve tasnif edilmesi sağlanmıĢtır.Ayrıca,her belgenin üst kısmına o belgenin konusu hakkında bilgi verilmiĢtir.

Anahtar Kelimeler: Ayıntab, ġer‟iye Sicili, Kadı, Tereke, Hüccet, Ġlâm, Mahkeme

(4)

ABSTRACT

TRANSCRIPTION AND ANALYSIS OF AYINTAB JUDICIAL RECORD NUMBERED 109 (LC.1165 / AD.1752)

KARASAKAL,Mehmet

Master‟s Thesis: Depertman of History Supervisor: Asst.Prof.Dr.Süleyman ÜNÜVAR

December 2010 , 644 Pages

109 Numbered Ayıntab ġer'iye Registry contains all of year of H.1165 / M.1752 . XVIII.yy ġer'iye registry reflects to us and present Ayıntab lifestyle of the people subject to the Ottoman Empire, the relationships among the people and their problems (marriage, divorce, inheritance, complaints, manslaughter, theft), the level welfare of people, state's legal system as document. These documents were taken to be recorded by official authorities of the Ottoman Empire. therefore they are reliable, original, has the characteristics of first-hand source.

There are 478 documents in the register. The tereke records are the important part of the documents. In addition, Hujjat, ilams, wedding ahits, assault and murder, custody and debt cases, and berats edict also possible to see in these documents. The economic level of the people of that period can be determined in tereke records. Marriage and divorces, inheritance sharing, fighting and complaints can be obtained by looking at the information about the social life of that period.

Transcription section of the thesis had been given number for the each document. In addition, the search for a more practical way of documents, to use, sorting has been provided with page number and varak number. .In addition, the information has been given the top part of each document about topic of that document.

Key Words: Ayıntab, ġer'iye Registry, Kadi, Tereke, Hujjat, Ilam, the Court

(5)

ÖNSÖZ

Her bilimin üzerinde çalıĢtığı ve kendisine yardımcı olduğu bir takım materyalleri vardır.Tarih biliminin de en önemli materyali; kendisine kaynak oluĢturan ve kendi birikimini sağlayan; teknik anlamda mesleki bir araç olan temel unsur; geçmiĢten günümüze kalan ve geçmiĢi günümüze aktaran yazılı kaynaklardır.

Bu yazılı kaynaklar; kimi zaman bir para, mektup, sözleĢme; kimi zaman bir askerlik kaydı, mahalle kaydı, mal-mülk kaydı; kimi zaman da bir resim, Ģiir, hikaye, kânun

…v.b. olabilmektedir.Bu yazılı malzemelerin tümüne bakıldığında; bazısı geçmiĢ bir dönemin ekonomisini, sosyal yapısını; bazısı hukukunu, devlet idaresini ve yapısını;

bazısı da o dönemin kültürünü, medeniyetini,sanatını bize anlatır ve aktarır.

ġer‟iyye sicilleri incelendiğinde onların yukarıda anlatılanların en az bir kaçını her zaman ihtiva ettikleri görülmektedir.ĠĢte bu noktada tezimizin konusu olan 109 Numaralı Ayıntab ġer‟iyye sicili‟nin ne derece önemli olduğunu bir kez daha anlamaktayız.ġer‟iyye sicillerinde geçmiĢ bir döneme ait bir yerleĢkenin (bu yerleĢke bir mezra,köy,nahiye,kaza olabileceği gibi çoğu zaman Ģehir de olmaktadır) giyiminden diline,kiĢi isim ve lakaplarına, aile yapısından ekonomik düzenine, hukukundan demografik ve etnografik yapısına kadar bir çok konuda bilgi sahibi olma fırsatı elde edilmektedir. Tarih bilimi için kıymet-i âlası derin olan bu bilgilerin tasnifinin ve analizinin yapılıp yorumlanması ile elde edilen sonuç bize zengin bir çalıĢma malzemesi kazandırmaktadır.

109 Numaralı Ayıntab ġer'iyye Sicili‟nde 1165 Hicri yılının oniki ayının tamamına ait belge bulunmaktadır.Tutulan defterde belge tarihlerine bakıldığında tam bir kronolojiden söz etmek mümkün değildir. Aynı aya ait farklı belgeler birkaç ay sonra da karĢımıza çıkmaktadır. Ancak; genelde aylar sıralı gitmekte, aynı türden belgeler ard arda sıralanmaktadır.Bu da Ģer‟iyye sicilinin genel anlamda düzenli olduğunu bize göstermektedir.

Yüksek lisans öğrenimim boyunca her zaman yardımlarını gördüğüm değerli hocalarım, Yar.Doç.Dr.Murat ÇELĠKDEMĠR‟e ve Yar.Doç.Dr.Y.Emre TANSÜ‟ye, tezimi baĢtan sona inceleyen eksiklerimi gidermemde yardımcı olan hocam Yar.doç.Dr.Bilal Temiz‟e; tezimin konusunu tespit etmemde, çalıĢmalarımı yürütmemde, eksiklerimi belirlememde ve gidermemde yardımını hiçbir zaman esirgemeyen değerli hocam ve danıĢmanım Sayın Yar.Doç.Dr. Süleyman ÜNÜVAR‟a, teĢekkürü bir borç bilirim. Ortaya çıkartılan bu çalıĢmada XVIII.yy.

Ayıntab‟ı hakkında eĢsiz öneme sahip bilgiler edindiğimi öncelikle belirtmek istiyorum. Bunu özellikle Ģehir tarihçiliği üzerine çalıĢmalarda bulunan ve bulunacak olanlarla paylaĢmanın da ayrı bir gururunu ve mutluluğunu yaĢıyorum.

ARALIK 2010 Mehmet KARASAKAL

(6)

ĠÇĠNDEKĠLER

ÖZET .………...i

ABSTRACT ………...ii

ÖNSÖZ ………..iii

ĠÇĠNDEKĠLER ………....iv

TABLOLAR LĠSTESĠ ………....vi

KISALTMALAR VE HĠCRĠ AY ĠSĠMLERĠ ……….….vii

1. GĠRĠġ ……….…1

1.1. GĠRĠġ ………...1

2. GEÇMĠġTEN GÜNÜMÜZE GAZĠANTEP ……….5

2.1. COĞRAFĠ KONUMU ……….….5

2.2. ġEHRĠN ADINA DAĠR ………...6

2.3. OSMANLI HÂKĠMĠYETĠNE KADAR TARĠHĠ SÜREÇ ĠÇERĠSĠNDE GAZĠANTEP ………6

2.4. OSMANLI HÂKĠMĠYETĠNDE GAZĠANTEP ……….7

2.5. CUMHURĠYET TARĠHĠNDE GAZĠANTEP ………..8

3. KADILIK MÜESSESESĠ VE ġER’ĠYYE SĠCĠLLERĠNE UMUMĠ BĠR BAKIġ ………...10

3.1. ġER‟ĠYE MAHKEMELERĠ VE GÖREVLĠLERĠ ……….10

3.1.1. Kadı ………11

3.1.1.1. Kadıların görev - yetki ve sorumlulukları ………...12

3.1.1.2. Kadılarda aranan Ģartlar - tayin ve dereceler ………..14

3.1.2. Diğer Görevliler ………16

3.1.2.1. Naib ……….16

3.1.2.2. ÇavuĢ ………...16

3.1.2.3. Muhzır ……….17

3.1.2.4. Kâtip ………...17

3.1.2.5. MüĢavir ………...17

3.1.2.6. MübaĢir ………...17

3.1.2.7. Mukayyid ………17

3.1.2.8. Kassam ………....17

3.1.2.9. ġühudü‟l hal ………18

3.1.2.10. Tercüman ………...18

3.1.2.11. Müzekki ……….18

3.2. ġER‟ĠYYE SĠCĠLLERĠ ………..18

3.2.1. ġer‟iyye Sicillerinin Tanımı, Ġçeriği ve Önemi ……….19

3.2.2. ġer‟iyye Sicillerindeki Belge ÇeĢitleri ………..21

3.2.2.1. Hüccet ………..………21

(7)

3.2.2.2. Ġ‟lam ………21

3.2.2.3. Ma‟ruzlar ……….…………22

3.2.2.4. Müraseler ……….……22

3.2.2.5. Buyruldular ………..22

3.2.2.6. Fermanlar ………...………22

3.2.2.7. Beratlar ………23

3.2.2.8. Vakfiyeler ………23

3.2.2.9. Tezkereler ………23

3.2.2.10. Temessükler ………...24

3.2.3. ġer‟iyye Sicilleri Üzerine Yapılan Katalog ÇalıĢmaları ………...24

4. AYINTAB ġER’ĠYYE SĠCĠLLERĠ ……….25

4.1. AYINTAB ġER‟ĠYYE SĠCĠLLERĠ ………..25

4.2. ÇALIġILMIġ AYINTAB ġER‟ĠYYE SĠCĠLLERĠ ………...…31

4.3. 109 NUMARALI AYINTAB ġER‟ĠYYE SĠCĠLĠ ……….33

4.4. 109 NUMARALI AYINTAB ġER‟ĠYYE SĠCĠLĠ BELGE ÖZETLERĠ …...33

4.5. BELGELERĠN TASNĠFĠ ………..69

4.6. 109 NUMARALI AYINTAB ġER‟ĠYYE SĠCĠLĠ METĠN TRANSKRĠPSĠYONU ………...70

5. BULGULAR VE TARTIġMA ………604

5.1. 109 NOLU AYINTAB ġER‟ĠYYE SĠCĠLĠ IġIĞINDA AYINTAB ġEHRĠNĠN SOSYO-EKONOMĠK AÇIDAN DEĞERLENDĠRĠLMESĠ ...604

5.1.1.Materyal Ve Yöntem ………604

5.1.2. Bulgular Ve TartıĢma ………..604

5.1.2.1.Tespitler ....………604

5.1.2.1.1.Hüccetler ………..……606

5.1.2.1.2. Tereke kayıtları ………..….…607

5.1.2.1.3.Ferman ve beratlar ……….…..610

5.1.2.1.4. Vakfiyyeler ……….…615

5.1.2.1.5. Nikâh akidleri ……….………616

5.1.2.1.6. Ġçtimai hassasiyeler ……….………618

5.1.2.1.7. Yaralama ve katil davaları ………….……….620

5.1.2.1.8. Ġhtida hareketleri ……….………621

5.1.2.2. Bulgular ………622

5.1.2.2.1.Mahalleler ………622

5.1.2.2.2. Nahiyeler ……….623

5.1.2.2.3. Karyeler ………..623

5.1.2.2.4.AĢiretler ………...… 625

5.1.2.2.5. Vakıflar ………..….625

5.1.2.2.6. Camii ve mescidler ……….………625

5.1.2.2.7. Medreseler ……….…..…626

5.1.2.2.8. Mevki ve makamla ile elkaplar ….……….….…626

SONUÇ ………..…628

KAYNAKLAR ……….630

EKLER ……….…………633

SÖZLÜK ………639

ÖZGEÇMĠġ (VITAE) ………...644

(8)

TABLOLAR LĠSTESĠ

Sayfa No

Tablo 4.1. Gaziantep ġer‟iyye Sicili Katoloğu ………...25

Tablo 4.2. 109 Numaralı A.ġ.S.‟nde yer alan belgelerin tasnifi ………69

Tablo 5.1. 109 Numaralı A.ġ.S.‟nde adı geçen Mahalleler ………..……….622

Tablo 5.2. 109 Numaralı A.ġ.S.‟nde adı geçen Nahiyeler ………623

Tablo 5.3. 109 Numaralı A.ġ.S.‟nde adı geçen Karyeler ………..623

Tablo 5.4. 109 Numaralı A.ġ.S.‟nde adı geçen Aşiretler ………..625

Tablo 5.5. 109 Numaralı A.ġ.S.‟nde adı geçen Vakıflar ………...625

Tablo 5.6. 109 Numaralı A.ġ.S.‟nde adı geçen Camii ve Mescitler ………..625

Tablo 5.7. 109 Numaralı A.ġ.S.‟nde adı geçen Mevki ve Makamlar ………626

(9)

KISALTMALAR VE HĠCRĠ AY ĠSĠMLERĠ

a.g.e. : Adı geçen eser a.g.m. : Adı geçen makale a.g.t. : Adı geçen tez a.e. : Aynı eser

A.ġ.S. : Ayıntab ġer‟iyye Sicili c. : Cilt

DĠA : Diyanet Ġslâm Ansiklopedisi

G.Ü.S.B.E.: Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü H. : Hicri

Ġ.A. : Ġslâm Ansiklopedisi M. : Milâdi

S. : Sayı s. : Sayfa

T.T.K. : Türk Tarih Kurumu Hicrî Aylar

Kısaltma / Türkçesi / Arapçası / Gün Sayısı M. : Muharrem / Muharram ul Haram / 30 Gün S. : Safer / Safar ul Muzaffar / 29 Gün

Ra. : Rebiü'l-Evvel / Rabi‟al-awwal / 30 Gün R. : Rebiü'l-Âhir / Rabi‟al-thani / 29 Gün

Ca. : Cemâziye'l-Evvel / Jumada al-Awwal / 30 Gün C. : Cemâziye'l-Âhir / Jumada al-Thani / 29 Gün B. : Receb / Rajab / 30 Gün

ġ. : ġaban / Sha‟bân / 29 Gün N. : Ramazan / Ramadan / 30 Gün L. : ġevval / Shawwal / 29 Gün

Za. : Zilka'de / Dhu al-Quidah / 30 Gün Z. : Zilhicce / Dhu al-Hijjah / 29 – 30 Gün

(10)

BĠRĠNCĠ BÖLÜM GĠRĠġ

1.1.GĠRĠġ

109 Numaralı Gaziantep ġer‟îyye Sicilini çalıĢırken; Gaziantep‟in tarihsel geliĢimi, hukuk sistemi, kadı, Ģer‟îyye siciller ve arĢiv gibi her biri bir bölümü oluĢturabilecek içerikte olan baĢlıca anahtar kelimeler dikkatimizi çekmektedir.

Gaziantep, günümüzde adrese dayalı nüfus tespitine göre yaklaĢık 1.600.000 nüfusla Türkiye‟nin en büyük altıncı Ģehri durumundadır. Her geçen gün artan nüfusu, büyüyen sanayisi, ekonomisi ve dıĢ ticaret hacmi, geliĢen sosyal hayat dinamikleriyle bölgesinin öncü Türkiye‟nin de her alanda önde gelen Ģehirlerin baĢında gelmektedir.Gaziantep‟in günümüzdeki bu önemi hiç Ģüphe yoktur ki tarihsel birikiminin, mirasının bir neticesidir. Bu önem tarihi süreç içerisinde her dönemde devam etmiĢtir.

Osmanlı Devletinde hukuk sisteminin temelini Ġslâm inancından dolayı ġer‟î Hukuk ve Türk devlet geleneğinin bir birikimi olan örfi hukuk oluĢturmaktaydı.

Osmanlı Devleti'nde Ģer‟î ve hukuki bütün sorunlar Ģer‟î mahkemelerde Hanefi mezhebine göre çözümlenirdi.1 ġer‟î mahkemelerde görev yapan, çok geniĢ yetkileri bulunan, insanlar arasında meydana gelen davaları Ģer‟î hükümlere uygun olarak karara bağlamak için devletin en yüksek icra makamı olan sultanlar tarafından atanan yetkili kiĢiler kadılardır. 2 Ġktisadi ve içtimai tarih kaynaklarımızdan en önemlilerinden biri olan ġer‟îyye sicilleri; bulundukları yerde hükümete ait her türlü vazifeleri gören ve halkın her sahada yegane mercii bulunan idari ve kazai salahiyete sahip kadılar tarafından tutulan ve gerektiğinde de tekrar kullanılmak üzere muhafaza edilen defterlerden teĢekkül etmiĢtir.3 ġer‟îyye sicilleri XV. yüzyılın yarısından baĢlayarak XX. yüzyılın ilk çeyreğine kadarki uzun bir zaman dilimi

1 Ġsmail Hakkı UzunçarĢılı.(1998). Osmanlı Devletinde İlmiye Teşkilat.TTK Basımevi, Ankara, s. 83.

2 Ahmet Akgündüz.(1988). Şer'iye Sicilleri,Toplu Kataloğu ve Seçme Hükümler, c.I, Türk Dünyası AraĢtırmaları Vakfı, Ġstanbul, s.68.

3 Said Öztürk.(1995).Askeri Kasamsa Ait Onyedinci Asır İstanbul Tereke Defterleri(Sosyo-Ekonomik Tahlil),OSAV,Ġstanbul,s.19;T.Mümtaz Yaman,‟‟ġer‟i Mahkeme Sicilleri‟‟,Ülkü Dergisi,c.12,s.153.

(11)

içinde Türk tarihini, Türk iktisadını, Türk siyasi, sosyal ve hukuk hayatını yakından ilgilendirmekte; Türk kültür ve tarihinin temel kaynaklarının baĢında gelmektedir.4

Osmanlı Devleti idaresinde Gaziantep‟in mevcut durumu, o günün en önemli resmi evraklarından olan, günümüz Ģehir tarihçiliği araĢtırmalarında çok önemli bir yer tutan nesnellik, objektiflik gibi bilimde en önemli unsuru oluĢturan, yapılan araĢtırmalara birinci elden kaynak özelliğini veren ġer‟îyye sicilleri sayesinde, incelenmektedir. ġer‟îyye sicilleri kayıt altına alınan dönemin sosyal ve ekonomik özelliklerini günümüze taĢımada çok önemli bir görevi yerine getirmektedirler. Gaziantep‟in 109 Numaralı ġer‟îyye Sicili çalıĢılarak, Hicri:1165 - Miladi: 1752 yıllarındaki bilgilere ulaĢılarak, tarih boyunca hep önemli olmuĢ bu Ģehrin Osmanlı devlet idaresindeki o yıları tahlil edilmiĢtir.

ġer‟îyye sicillerinin de muhafaza edildiği arĢivlerin Türkiyedeki önde gelenleri hakkında genel bir hatırlatma bilgisine sahip olmak konumuz açısından bir zaruret olmaktadır.. GeçmiĢle bugün arasında irtibat kurmak gibi hayati bir görev yüklenen arĢivler tereddütsüz, bir milletin en değerli hazinesi ve devlet varlığının da hafızası sayılmalıdırlar.ArĢivler; devletin ve fertlerin haklarını ve milletler arası münasebetleri belgeler ve korurlar. Bir konuyu aydınlatmaya ve tespite yararlar.

Kesinlikle ifade edilebilir ki, bir ülkede arĢivlerin olmayıĢı, devletin de olmayıĢı anlamına gelir. Bir devletin geçmiĢi, bugünü ve geleceği göz önüne alınırsa istikbalde ancak arĢivi ile vardır.5

Bugün Osmanlı Ġmparatorluğu devrine ait belge ihtiva eden birçok arĢiv ve müessese bulunmaktadır. Bunların en önemlileri; Topkapı Sarayı Müzesi ArĢivi, Vakıflar Genel Müdürlüğü ArĢivi, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ArĢivi, Deniz ArĢivi, Harp Tarihi Dairesi ArĢivi, Cumhuriyet ArĢivi ve BaĢbakanlık Osmanlı ArĢivi‟ dir. Ayrıca bazı kütüphane ve müzelerde arĢiv belgeleri ile Ģer‟îyye sicilleri denilen mahkeme kayıtları da yer almaktadır. Bunlar içinde en zengini, bizi olduğu kadar, baĢta eski Osmanlı sınırları içinde bulunan devletlerle, diğer dünya devletlerinin tarihini yakından ilgilendiren Osmanlı ArĢivi‟ dir. Tahminen yüzeli milyon belge ve üçyüz bin defter mevcuttur. Topkapı Sarayı Müzesi Arivi‟ndeki

4Akgûndüz,a.g.e., s. 11.

5Hacer Tozcu Çetin.(2006).173 Numaralı(H.1282-1286) Besni Şer‟iyye Sicil Defteri. Yüksek Lisans Tezi,Niğde Üniversitesi Sosyal Bilimle Enstitüsü, Niğde, s.9.

(12)

belgelerin tamamı, Osmanlı ArĢivi‟ndeki belgelerin ise ancak yüzde onu tasnif edilebilmiĢtir.6

Türk-Ġslâm devletlerinde öteden beri yazılı ve yazısız kağıda hürmet fevkalade idi. Bilhassa kul hakkı geçmesi tehlikesi sebebiyle devlet evrakının muhafazasına daha çok ehemmiyet verilirdi. En büyük Türk-Ġslâm devletlerinden biri olan Osmanlılar da aynı ananenin devamı olarak devlet evrakını en müstesna yerlerde muhafaza etmiĢlerdir. Ortadoğu ve Balkanlar'da asırlarca hüküm süren Osmanlı Ġmparatorluğunda devletin ilk devirlerinden baĢlayarak, resmî evraklar, ehemmiyet derecesine bakılmaksızın kese, torba ve sandıklarda belli usul ve düzenlere göre büyük bir titizlikle saklanmıĢtır. Ġstanbul'un fethine kadar Bursa ve Edirne'de arĢivler teĢekkül etmiĢtir. Ġstanbul'un fethinden sonra, ilk arĢiv Yedikule civarında yapıldı. Topkapı Sarayının inĢasından sonra, Divan-ı Hümayun'un yanında bir arĢiv yapıldı. XVI.yüzyılda yüksek bir seviyeye ulaĢtı. Belgeler en küçük bir müsveddeye kadar atılmadan, torba, sandık, kılıf muhafaza hatta atlas içine kondu.

ArĢiv malzemeleri kurutulmuĢ mahzen depolarda saklandı.Yukarıda da belirtilen Türkiye‟deki önemli arĢivlerin baĢlıcaları Ģunlardır:

*BaĢbakanlık Osmanlı ArĢivi: Bugün Türkiye'de en zengin arĢiv, Ġstanbul- Cağaloğlu'ndaki BaĢbakanlık Osmanlı ArĢividir. ġu anda 100 milyonun üzerinde tarihi vesika bulunduran BaĢbakanlık Osmanlı ArĢivi yalnız Türkiye'nin değil, Osmanlı Devleti'nin sona ermesinden sonra kurulan 20' den fazla devletin de ana arĢivi durumundadır. Yani; Anadolu, Asya, Avrupa, Afrika ve ayrıca Amerika'da kurulan devletlerle bulunan resmi iliĢkilerden dolayı tüm dünyayı ilgilendiren bir belge koleksiyonu bu arĢivde yer almaktadır. Tanzimat‟tan önce padiĢahlarla ilgili evrak ve defterlerin, azil ve idam edilen veya mallarına el konulan devlet adamlarının evlerinde bulunan bu gibi belgelerin sarayda saklanması usuldendi. Bu arĢivde, en eskisi Orhan Gazi zamanına kadar giden 10.726 defter ve 12.724 vesika vardır.

ArĢivin A'dan H'ye kadar harflerle baĢlayan maddeleri ihtiva eden iki fasikül Topkapı Sarayı Müzesi ArĢiv Kılavuzu (1938-1940) adıyla kaydedilmiĢtir.

*Tapu Ve Kadostro Genel Müdürlüğü ArĢivi: Ankara'da bulunan bu arĢivde XVI. yüzyılın son tapu tahrir defterleri ile 1848'den sonraki tapu kayıtları muhafaza edilmektedir.

6Yusuf Halaçoğlu.(1998). XIV-XVII. Yüzyıllarda Osmanlılar'da Devlet Teşkilatı ve Sosyal Yapı. 4.

Baskı, Ankara, TTK Yayınları, ss. 26,27.

(13)

*ġer’îyye Sicilleri ArĢivi: ġer‟î mahkemelerin verdiği dava ve karar defterleriyle, merkezden verilen emirlere ait vesikaları muhafaza etmektedir. 1941‟de Adalet Bakanlığı tarafından Milli Eğitim Bakanlığı'na devredilmiĢtir. Ankara'daki Milli Kütüphanede muhafaza edilmektedir. Bunların ġer‟îyye Sicilleri adıyla katalogları yayınlanmıĢtır. Ankara'daki Ģer‟îyye sicillerinden baĢka Ġstanbul Müftülüğü ġer‟îyye Sicilleri ArĢivinde de bir kısım Ģer‟îyye sicilleri muhafaza edilmektedir.

*Vakıflar Genel Müdürlüğü ArĢivi: Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı olarak faaliyet gösteren Vakıflar Genel Müdürlüğü ArĢivinde ve Vakıflar Bölge Müdürlükleri bünyesindeki arĢivlerde vakıf kayıtları ile ilgili belgeler muhafaza edilmektedir.

*TBMM ArĢivi: 1920 yılından beri çıkan yasalar, tutanaklar vs.

saklanmaktadır.Ayrıca devlet daireleri, belediyeler, okullar, özel kuruluĢlar ve ailelerin arĢivleri de vardır.7

Osmanlı arĢiv kaynakları özellikle sosyo-ekonomik tarih bakımından sonsuz bir kaynaktır. Köylere, kentlere ait istatistik bilgileri, toprak tasarrufu Ģekilleri gibi birçok konu tahrir defterleriyle aydınlanabilir. ArĢivlerimizdeki tahrir defterleri Gürcistan'dan Arnavutluk'a, Bosna ve Macaristan'a kadar bugün bir çok ilim adamlarının çalıĢmalarını üzerinde topladığı bir seridir.8

7 Daha geniĢ bilgi için bkz. http://tr.wikipedia.org/wiki/ArĢiv

8Halil Ġnalcık.(1985). Osmanlı ArĢivlerinin Türk ve Dünya Tarihi Ġçin Önemi. Osmanlı Arşivleri ve Osmanlı Araştırmaları Sempozyumu, Ġstanbul, s.35.

(14)

ĠKĠNCĠ BÖLÜM

GEÇMĠġTEN GÜNÜMÜZE GAZĠANTEP

2.1. COĞRAFĠ KONUMU

Gaziantep, Güneydoğu Anadolu‟nun en büyük il merkezlerinden olup Fırat Nehrine karıĢan Sacur Çayı' nın yukarı kollarından Ayınleben (Allaben) deresinin,Halep‟in kuzeyinden itibaren gittikçe yükselerek devam eden yaylanın (Antep Yaylası) merkezi bir mevkiinde, deniz seviyesinden ortalama 900 m.

yükseklikte engebeli bir arazide tepeler üzerinde kurulmuĢtur.Antep Ģehri ve bölgesi eski devirlerden beri iklim ve bulunduğu yer dolayısıyla iskâna açık bir saha olmuĢtur. Cografi konum olarak Gaziantep ili, Akdeniz ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin birleĢtiği noktadadır. Suriye'ye komĢu bir sınır ili olan Gaziantep'in büyük bir bölümü Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin batı kesiminde bir bölümü de Akdeniz Bölgesi'nin doğusunda yer alır.9Gaziantep; doğuda ġanlıurfa'nın Birecik ve Halfeti, Kuzeydoğu'da Adıyaman'ın Besni, kuzeyde KahramanmaraĢ'ın Pazarcık, batıda ise Osmaniye'nin Bahçe ve güneybatıda Hatay'ın Hassa ilçesi, güneyde ise Kilis il sınırıyla çevrilidir. Ġl sınırları içerisine kuzeyden giren dağlar, Araban ovasının batısından il merkezinin batısına uzanır. Güneydoğu Torasların uzantıları olan bu dağlar oldukça düzgün sıralar oluĢturur. Bölgenin batısını kuĢatan dağlar ise sistemli bir sıra oluĢturur ve Gaziantep ilini Hatay-KahramanmaraĢ çukurluğundan ayırır. Gaziantep'te sıradağ olarak Güneydoğu Toraslarının uzantıları olan Sof dağları vardır. Sof dağlarının güneyinde ise Gaziantep Yaylası vardır. Dülükbaba dağları il merkezinin kuzeybatısında bulunmaktadır. ġehrin mevkii eski devirlerde iskâna çok elveriĢli bulunduğu gibi, esasen bu bölge tarihin ilk çağında Hitit Ģehirlerinin sık sık rastlandığı bir saha olduğu ve iĢlek yollar üzerinde yer aldığı hâlde, bugünkü Ayıntab 'ın yerinde kurulmuĢ olması muhtemel bulunan eski Ģehir hakkında, sarih bir malumat yoktur.10

9 Hüseyin Özdeğer.(1996).Gaziantep,Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, C.13, Ġstanbul, ss.466-477.

10 H.T.(1979).Ayıntab .Ġ.A., c.II, MEB Yayınları, Ġstanbul,ss.64,67.

(15)

2.2. ġEHRĠN ADINA DAĠR

ġehrin bilinen en eski adı "Dülük" olarak geçmekte olup, Antep adına ilk döneme ait belli baĢlı kaynaklarda rastlanmamaktadır. Antep isminin eski Arap coğrafyacıları tarafından zikredilmemiĢ olmasından dolayı, ilk sıralarda buranın önemli bir Ģehir olmadığı ve asıl ehemmiyetinin Dülük'e ait olduğu söylenmektedir.

ġehrin ismi muhtelif kaynaklarda "Hantab", "Entab", "Hamtab", "Hatab", "Ayıntab"

olmak üzere değiĢik isimlerle anılmasıyla birlikte, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde de kullanıldığı bilinmektedir. Bu adın parlak güneĢ yahut gür güneĢ anlamına gelen "Ayıntab" kökünden geldiğini söyleyenler olduğu gibi, aynı zamanda

"Hantap" ile bağlantılı olarak "hükümdara ait toprak"anlamına geldiğini belirtenler de bulunmaktadır.11 Ġslâm egemenliği sonrası kullanılan Ayntâb ismi, daha sonraki medeniyetler tarafından özde aynı kalsa da farklı telaffuzlarla kullanıldı.12 Antep; 93 numaralı Antep Livası‟nın merkezi idi.13 5 Aralık 1919 tarihinde Fransız iĢgaline karĢı direnen Ģehrin ismi, 6 ġubat 1921 tarihinde TBMM tarafından „„gazilik‟‟

ünvanına layık görüldüğünden „„Gazi Ayntâb‟‟ olmuĢtur. 1924 yılında Türkiye Cumhuriyeti‟nin vilayeti haline getirilen Ģehir, 1928‟de Gaziantep olarak anılmıĢtır.14 Böylelikle dünyada ilk kez bir Ģehre „GAZĠLĠK‟ unvanı verilmiĢ oldu.

2.3. OSMANLI HÂKĠMĠYETĠNE KADAR TARĠHĠ SÜREÇ ĠÇERĠSĠNDE GAZĠANTEP

ġehrin Osmanlı idaresi altına girmeden önceki hakimleri kimler olmuĢtur diye bakılacak olursa; ilk Çağda Hitit, Asur, Pers, Ġskender Ġmparatorluğu, Selefkoslar, Kommagene Krallığı, Roma Ġmparatorluğu; Orta Çağ‟da Bizans, Sasani, Memlükler, Dulkadiroğulları gibi beylik, devlet ve imparatorlukların hâkimiyet sahası içinde olmuĢtur.15

Ayıntab yöresinin Türk idaresine Alparslan ve MelikĢah zamanlarında geçtiği tahmin edilmektedir.16Türklerin XI.yüzyılın sonlarına doğru Güneydoğu Anadolu'ya yoğun bir Ģekilde yerleĢmeye baĢladıkları bilinmektedir. Bu harekâtlar

11 Ġsmail Altınöz. (1999).Dulkadir Eyaleti'nin Kuruluşunda Antep Şehri (XVI.Yüzyıl). (Editör:Yusuf Küçükdağ), Gaziantep Üniversitesi Vakfı Kültür Yayınları, Yayın No:6, Gaziantep, ss. 95-97.

12 Bilgehan Pamuk.(2009). Bir Şehrin Direnişi Antep Savunması. IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ġstanbul, s.33.

13 Nejdet Bilgi.(2002).Cumhuriyet‟in Ġlk Döneminde Mülki Yapının GeliĢimi(1920-1950). Türkler

Ansiklopedisi, c.XVII, Yeni Türkiye Yayınları, s.573.

14 Pamuk,a.g.e.,s.33.

15 Ġlyas Gökhan.(2000).Gaziantep ve Yöresinin Osmanlı Hâkimiyetine Geçmesi. (Editör:Yusuf Küçükdağ),Osmanlı Döneminde Gaziantep Sempozyumu,Arsan Basın-Yayın,Gaziantep,ss.59-65.

16 Nejat Göyünç.(2000).Gaziantep Tarihi ile Ġlgili Bazı Notlar. (Editör:Yusuf Küçükdağ),Osmanlı Döneminde Gaziantep Sempozyumu, Arsan Basın-Yayın,Gaziantep,ss.46-48.

(16)

sırasında Selçuklu kumandanı AfĢin Bey 1067'de önce Ayıntab ve Raban'ı alarak bölgede Türk egemenliğini kurmuĢtur. 17 1085‟te KutalmıĢoğlu SüleymanĢah Antakya Dukalığına bağlı Ayıntap, Ra‟ban ve baĢka kaleleri kesin olarak feth etmiĢti.18

XII. yüzyıl sonlarına doğru Antep ve havalisi, Eyyübî Devleti‟nin idaresine geçti. 1183 yılında Selâhaddin Eyyübî zamanında bayındırlık faaliyetlerinin yoğun Ģekilde devam ettiği Antep‟i geri almak için Selçukluların birtakım teĢebbüsleri oldu.Selçuklu Sultanı Ġzzeddin I. Keykavus, Eyyübî Devleti‟nin himayesi altındaki Halep Atabeyliği topraklarını almak istedi. Gayesi doğrultusunda harekete geçen Selçuklu birliklerine Eyyübîlerin Samsât emiri Melikü‟l-Efdal de katıldı. Sultan Ġzzeddin Keykavus, 1218 de Antep ve havalisini ele geçirdi. Ancak Melikü‟l- Efdal‟ın ihaneti üzerine Selçuklu kuvvetleri geri çekilmek zorunda kalınca Antep yine Halep Atabeyliği‟nin idaresi altında kaldı. Eyyübîler zamanındaki Antep‟teki bayındırlık faaliyetleri dikkat çekmekteydi. Melik Salih Ahmed‟in Ayntâb valiliği döneminde kentin çevresini çiçek ve meyve bahçeleri kuĢattığı gibi halk için evler yaptırarak Ģehiri adeta Küçük ġam‟a dönüĢtürdü.19 1270‟de Moğollar, 1273‟de Memlükler almıĢtır.Bundan sonra Ayıntab Ģehri ve bölgesi Memlük Ġmparatorluğunun bir parçasını teĢkil etmiĢtir.1400‟de Timur, birkaç sene sonra Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf ve daha sonra da Dulkadırlılar Ayıntab‟a hakim olmuĢlardır.20

2.4. OSMANLI HÂKĠMĠYETĠNDE GAZĠANTEP

XV.yy. boyunca Ayıntab Ģehrine hakim olma konusunda Dulkadır-Memlük çekiĢmesi devam etti. Ancak her iki taraf da Antep‟te ciddi bir hâkimiyet kuramadılar. Bu uzun mücadele döneminde Antep Ģehri iktisadi ve sosyal bakımdan oldukça ağır zayiatlar verdi.1515‟te Yavuz Sultan Selim döneminde Dulkadıroğulları Beyliği‟nin Osmanlı tabiiyetine girmesi ile Ayıntab Ģehri de Osmanlı himayesine girmiĢ oldu.21

1516‟da birkaç ay için Memlükler tarafından geri alınmıĢsa da Ayıntab 1516 yılında kesin olarak Türk-Osmanlı birliğine girmiĢtir. Osmanlı Çağında

17 Özdeğer,a.g.m., ss.466-477.

18 Göyünç,a.g.m.,ss.46-48.

19 Pamuk,a.g.e.,s.45.

20 Mehmet Solmaz.(1983). Atatürk Gaziantep‟te. Eko Matbaası, 2.Baskı, Ġstanbul, ss.72,74.

21 Gökhan,a.g.m., ss.59-65.

(17)

Dulkadır Beylerbeyliği‟nin beĢ sancağından birine merkez olmuĢtur.1839‟da bir ara asi Kavalalı Ġbrahim PaĢa‟nın iĢgaline uğrayan Antep, Osmanlı Çağında umumiyetle sakin bir hayat yaĢadı ve Anadolu‟nun mühim bir kültür merkezlerinden biri oldu.Antep, Tanzimattan sonra Halep vilayetinin merkez sancağına bağlı 14 kazasından biri olmuĢtur.1913 yılında Antep müstakil bir sancak olmuĢ, Cumhuriyet Çağında bütün sancaklara „‟vilayet-il‟‟ denilince Antep de bir vilayet merkezi oldu.22

2.5. CUMHURĠYET TARĠHĠNDE GAZĠANTEP

Güneydoğu Anadolu‟nun önemli yerleĢim yerlerinden olan Antep, Güney Cephesi‟nde de önemli olayların geliĢtiği bir yer olmuĢtur. Antep iĢgalci güçlerin Mondros Mütarekesi‟nden sonra göz diktiği stratejik açıdan önemli bir Ģehirdir.

Antep bütün Suriye kıtasına hâkim konumdadır. Kuzey-güney, doğu-batı istikametinde yolların kesiĢtiği noktadadır. Konum itibariyle jeopolitik bir öneme sahip olan Antep 15 Ocak 1919‟da Ġngilizler tarafından iĢgal edilmiĢtir.23 Ġngilizler Fransızlara nazaran daha tecrübeli oldukları, çevreyi de iyice iskandil ettiklerinden dolayı burada durmanın uygun olmayacağını bilerek, bu vebali Fransızların üzerine atıp dönüyorlardı. Suriye itilafnamesi gereğince Ġngilizler, 26 Ekim 1919‟da ağırlıklarını Antep‟ten çekmeye baĢladılar.Aynı gün iki Fransız subayı Antep‟e gelerek telgrafhaneye sansür koydular.24 Ġngiliz iĢgalinin son günlerinde iĢgal komutanlığı Türklere karĢı daha teveccüh kar davranmıĢ, Hintli Müslüman askerler aracıyla Türklere silah ve cephane dağıtmak için teĢebbüse geçmiĢlerse de halk bunun tuzak olmasından korktuğundan bu teĢebbüsten faydalananlar pek az olmuĢtur. Ġngilizler iĢgal süresince mahalli idareye karıĢmamıĢlar, resmi dairelere Türk bayrağı çekilmesine mani olmamıĢlardır.25Ġngilizlerin geri çekilmesi sonucu 29 Ekim 1919 tarihinde de Fransızlar tarafından iĢgal edilmiĢtir. Fransız iĢgal kuvvetleri bir duyuru yayınlayarak bölgenin Osmanlı Devleti tarafından kendi himayelerine bırakıldığını belirtmiĢ ve herkesin emirlerine uymalarını istemiĢtir. Fransızlar, kendi kuvvetlerinin yetersizliği sebebiyle bir Ermeni alayı kurarak Türkleri sindirmeyi amaçlıyordu. Fransız ve Ermeni askerlerinden cesaret bulan Ermeniler taĢkınlıklar yapıyordu. Ermeni semtlerinde rastladıkları Türkleri tehdit ediyor, onlara

22 Solmaz, a.g.e.,s.74.

23 YaĢar Akbıyık.(2002).Milli Mücadele‟de Güney Cephesi. Türkler Ansiklopedisi, c.XV, Yeni Türkiye Yayınları, s.1392.

24 Ayhan Öztürk.(1994). Milli Mücadele‟de Gaziantep, Geçit Yayınları, Kayseri,s.60.

25 Ali Nadir Ünler.(1969). Gaziantep Savunması, KardeĢler Matbaacılık, Gaziantep, s.15.

(18)

saldırıyorlardı. 26 Fransızlar daha önce iĢgal ettikleri MaraĢ ve Urfa‟da fazla direnmediler.O yöreler halkının yiğitçe saldırıları sonunda, az bir kuvvet bulundurdukları bu Ģehirlerden kaçıp kurtuldular.(Öyle ki; Fransızlar MaraĢ‟ı birkaç yüzkiĢi ile, Urfa‟yı bir taburla, Antep‟i ise 20 bin kiĢilik bir tümenle iĢgal ettiler.) Antep‟i bırakmak hiç iĢlerine gelmiyordu. Çünkü Antep askeri harekat yönünden önemli idi. Antep‟te 7 Ermeni okulu vardı. Öğretmenlerin çoğu Fransız olan bu okullarda Fransız kültürü veriliyordu ve Fransa, Ermeni‟lerin, Katolikler‟in hamisi rolündeydi, bu rolü bırakmak istemiyordu.271 Nisan 1920 tarihinde bu zulümlere dayanamayan halk, silaha sarıldı ve 7 ġubat 1921 tarihine kadar, tam 10 ay 6 gün, Fransızlarla mücadele etmeye baĢladı, bütün dünyanın alakasını ve hayranlığını topladı. Fransızlar, 25 Aralık 1921 tarihinde Gaziantep‟i boĢalttılar. Birinci Cihan Harbinden beri, bu havalide devam eden harp, anarĢi, huzursuzluk artık tarihe karıĢmıĢ, Antep Mücadelesi‟nin mukaddes hedef ve gayesi tahakkuk etmiĢtir.28

Milli Mücadele‟den sonra Gaziantep, tarihi süreç içerisindeki; sürekli cazibe merkezi olma özelliğini devam ettirmiĢ, günümüz Türkiye‟sinin de en önemli 5-6 Ģehri arasındaki yerini almıĢtır. Gaziantep Ģu an dört organize sanayi bölgesini tamamlamıĢ, ülke sanayi üretiminin en önemli Ģehirlerinden olmuĢ ve ihracat hacmiyle lokomotif bir Ģehir haline gelmiĢtir. Gaziantep Uluslar arası bir ticaret merkezi özelliği taĢımaktadır. GeniĢ düz ova ve platolarında baĢta Antep fıstığı, kırmızı mercimek, nohut, pamuk, arpa, buğday, zeytin, bağcılık gibi alanlarda üst düzeyde tarım üretimi sahasına sahiptir.Sağlık hizmetleri alanında, Doğu ve Güneydoğu‟nun en fazla yatak ve özel hastane kapasiteli Ģehri olması münasebetiyle sağlık teknolojisi ve hizmet çeĢitliliği konusunda rakipsiz bir Ģehir; beĢ yıldız otel ve toplam otel sayısı ve yatak kapasitesi oranında, bölgenin toplamından daha fazla;

Adana,Mersin gibi geliĢmiĢ Ģehirlerin bile çok üzerindedir.Gaziantep ikisi vakıf toplam üç üniversitesi ile aynı zamanda bir yüksek öğrenim kenti,müzeleri ve uluslar arası fuar merkezleriyle yabancı turistlerin akın ettiği, yine uluslar arası üne sahip Antep mutfağı ve folkloruyla genç ve dinamik bir Ģehir olma özelliği taĢımaktadır.

26 Akbıyık, a.g.m., s.1392.

27 Adil Dai.(1992). Olaylarla Gaziantep SavaĢı, Basımevi Yoktur, Gaziantep, s.50.

28 Sahir Üzel.(1952). Gaziantep Savaşının İç Yüzü, DoğuĢ Matbaası, Ankara, s.334.

(19)

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

KADILIK MÜESSESESĠ VE ġER’ĠYYE SĠCĠLLERĠNE UMUMĠ BĠR BAKIġ

3.1. ġER’ĠYE MAHKEMELERĠ VE GÖREVLĠLERĠ

Osmanlı Devletindeki Ģer‟î mahkemelerde Ģer‟î ve hukuki bütün meseleler Hanefi mezhebi üzerine hal ve fasl edilirdi. Bu Ģer‟î mahkemelerden baĢka da mahkeme yoktu.29 Osmanlı mahkemesi daha önceki ve çağdaĢı Ġslâm devletlerinde görülen örneklere nispetle geliĢmiĢ bir yapı arz eder. Her Ģeyden önce Osmanlı mahkemesinin görev ve yetki alanı geniĢlemiĢtir; hem Ģer‟î hem de örfî davalarda tek yetkili mahkeme konumundadır.Gayri Müslimlerle ve bilhassa Gayri Müslim din adamlarıyla ilgili bazı davalar ve hazineye intikal etmiĢ mirasçısız terekeye yönelik bir kısım istihkak davaları bir tarafa bırakılacak olursa Osmanlı mahkemesinin görev ve yetki alanına girmeyen herhangi bir hukuki ihtilaf yok gibidir.30 Osmanlı Devleti kuruluĢundan itibaren bağlı bulunduğu dinin icaplarına göre bir hukuk sitemini kabul etmiĢtir. ġer‟î hukuk (Ġslâm hukuku) ve Türk töresi Osmanlı Devletinin hukuk sisteminin temelini oluĢturmuĢtur. Ayrıca bunun yanı sıra bilhassa idare ve teĢkilat sahası ile âmme müesseseleri geleneği veya fethedilen memleketlerdeki bazı vergi ve teĢkilât ve usullerinin milli veya örfi denilebilecek bir hukuk sistemini de ortaya çıkardığı bilinen bir gerçektir.31 Osmanlı‟da hiçbir Ģekilde örfi hükümler Ģer‟î hukuka aykırı düĢmemiĢtir. Bu Ģekliyle Ģer‟î hukuk ile birleĢmekte ve hatta tek hukuk telâkkisi ortaya çıkmaktadır. Töre veya örfi hukuk Türk Devlet yönetimi ve geleneğinden, örf ve adetlerden doğmuĢtur.32

ġer‟îyye mahkemeleri sözlük anlamı olarak mahkemede görülen davaların kaydedildiği defter ve memurlar tarafından tutulan dosyadır. Osmanlı Devleti'nde ġer‟îyye mahkemeleri Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Memlûk devletlerinde görülen

29 Ġsmail Hakkı UzunçarĢılı.(1988).Osmanlı Devletinin İlmiye Teşkilat. TTK, Ankara, s.83.

30 M.Akif Aydın.(2003). Mahkeme. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c.27, Güzel Sanatlar Matbaası, Ankara, s.342.

31 M. Akif Aydın. (2005). Türk Hukuk Tarihi, 5. Baskı, Ufuk Yayınları, Ġstanbul, s. 69.

32 Halaçoğlu, a.g.e., s. 118.

(20)

adli yapının en geliĢmiĢ ve en son halkasını oluĢturmaktadır. ġer‟îyye mahkemeleri Osmanlı adliye teĢkilatının omurgasıdır.33

Kadıların ve mevalinin bulundukları kaza ve Ģehirlerde Ģer‟î mahkemeler vardır.Kadılar Ģer‟î ve hükmi muamelatta kendilerine verilen beratlarda gösterilen vazifeleri görüp Hanefi mezhebi üzere hüküm verirlerdi.Nikâh,izdivaç,miras taksimi,yetim ve mal-i gaibin muhafazası ,vasi tayin ve azli,vasiyetlerin ve vakıfların hükümlerine riayet edilmesinin nezareti,cürüm ve cinayet ve sair bütün davalar,hulasa Ģer‟î ve hukuki bütün muamelat kadılar tarafından 34 Ģer‟î mahkemelerde görülürdü. Osmanlı Devleti de kendinde önceki Türk Ġslâm devletleri gibi ġer‟î Hukuk‟u kendi hukuk sisteminin içinde sayıp büyük önem vermiĢtir. Öyle ki, Osmanlı Devleti‟nin kurucusu olan Osman Gazi‟nin ilk tayin ettiği iki memurdan birisi ġer‟î kâideleri uygulamakla sorumlu olan Kadı olmuĢtur.35 ġer‟î mahkemelerde görev yapanları sayacak olursak; "Kadı", "Na'ib", "Muhzır", "ÇavuĢ", "MübaĢir",

"MüĢavir", "Kâtip", "Kasam", "Mukayyid" ve "ġuhûdü'l-hâl" gibi isimler yer almaktadır.

3.1.1. Kadı

ġer‟îye Mahkemeleri‟nde en büyük göreve sahip bir unvan olarak kullanılan

“kadı” kelimesi, Arapça “kazâ” kökünden türetilmiĢtir. Kadı sözlükte hüküm, karar, hâkimlik mânâlarını ihtiva eder.36 Arapça'da kaza (kadâ) kökünden ism-i fâil olan kadî, fıkıh terimi olarak insanlar arasında meydana gelen çekiĢme ve davaları Ģer'î hükümlere göre çözümlemek için yetkili makamca tayin edilen kiĢiyi ifade eder .37 GeniĢ mânâda ise insanlar arasında vuku bulan dâva ve tartıĢmalı konuları yasal hükümlere göre Kur‟an ve Sünnet‟i esas alarak çözen, padiĢah tarafından atanan kiĢidir.38

Osmanlı adalet düzeninin omurgasını kadılar oluĢturmaktadır. Kadı sadece bir yargıç değil, noter ve aynı zamanda bir mülki amirdir. Ġlmi faaliyetlerinden uzak kalmamaları ve eĢrafla yakın alaka kurulmaması amacıyla kadıların görev süreleri

33 Aydın, a.g.e., 2005, s.83.

34 UzunçarĢılı,a.g.e.,s.106.

35Ahmet Akgündüz.(2002).Ġslâm Hukukunun Osmanlı Devleti‟nde Tatbiki: ġer‟iye Mahkeme ve ġer‟iye Sicilleri. c.X , Türkler Ansiklopedisi, Ankara, s. 54.

36 Ebu‟l Ula Mardin.(1967).Kadı maddesi, İ.A, c.VI, MEB Yayınları, Ġstanbul, s. 42.

37 Fahrettin Atar.(2001).Kadı. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c.24, Güzel Sanatlar Matbaası, Ġstanbul, s.66.

38 Hasan Tahsin Fendoğlu.(2002).Osmanlı‟da Kadılık Kurumu ve Yargının Bağımsızlığı. Türkler Ansiklopedisi,c.VI, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, s. 453.

(21)

kısa tutulmuĢtur. Bu süre XVI. yy.'dan itibaren üç yıl, XVII. yy.'nın sonlarına kadar iki yıl, bundan sonra ise bir yıl olmuĢtur.39 Ġnsanoğlu var oluĢundan beri hemcinsleri ile aralarında çıkan anlaĢmazlıkları çözmek için hep bir üçüncü Ģahsa ihtiyaç duymuĢtur. Bu durumda kadılık ve mahkeme kurumu insanlığın eski dönemlerinden beri hep var olmuĢtur.40

Ġslâm da ilk kaza iĢlerini deruhde eden bizzat Hz. Peygamber idi. Her türlü dava ve ihtilaflar onun tarafından çözüme kavuĢturuluyordu. Ġslâm devleti geniĢleyince Hz. Peygamber gerek ikamet ettiği Ģehre gerekse diğer bölgelere adli iĢlerin çözüme kavuĢturulması için hakimler/kadılar tayin etmiĢ, kendisi de bu konu da temyiz yetkisini kullanmakla iktifa etmiĢtir.Hz. Peygamber tarafından sırf adli görevle tayin edilen ilk kadı Hz.Ali‟ dir. Bürokratik iĢlerin yoğunlaĢması sonucu ilk olarak Hz Ömer zamanında Ebu Derda, ġüreyh ve Ebu Musa el-EĢari gibi sahabeden ileri gelen kimseler kadı olarak tayin edilmiĢtir. Emeviler döneminde baĢta Mısır valileri olmak üzere valilere kadı tayin yetkisi verilmiĢtir. Ömer b.Abdülaziz kendisinden önce siyasi baskılara maruz kalan kadıların hükümet baskısından uzak, bağımsız olarak hareketlerini sağlamıĢtır. Muaviye zamanında mahkeme kararlarının tescil edilmeye baĢladığını görüyoruz. Emeviler zamanında bazı kadılara kazai görevler yanında dini ve emniyet iĢlerinin yürütülmesi gibi ek görevler de tevdi ediyordu.41

Ġlk zamanlardan kadılar da davalara cami'lerde bakarlardı. Atanan kadı merasimle camiye götürülür, atama beratı orada okunurdu. Hatta bu durum Osmanlı'da da görülmektedir. Osmanlı'nın ilk dönemlerinde, Ġslâm geleneğinden esinlenerek yapılan ilk camiiler, mesela Bursa'da Ulu Camii ve YeĢil Camii, davaların camii de görülmesine imkân verecek Ģekildeydi.42

3.1.1.1.Kadıların görev - yetki ve sorumlulukları

Kadıların asıl görevleri insanlar arasında meydana gelen hukuki ihtilafları sonuçlandırmak, hukuka aykırı davranıĢların cezasını hükme bağlamak, verdikleri hüküm ve cezaları icra ve infaz etmektir. Ancak Ġslâm tarihinde kadılara dini (imam-

39Ġlber Ortaylı.(2001).Kadı. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c. 24, Güzel Sanatlar Matbaası, Ġstanbul, s.70.

40 Halil Cin, Ahmet Akgündüz.(1995). Türk Hukuk Tarihi. Osmanlı AraĢtırmaları Vakfı, c.I, Ġstanbul s. 270.

41 Öztürk,a.g.e.,s.45-46.;Fahrettin Atar.(1979).İslâm Adliye Teşkilatı.Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları,Ankara,ss.17-58.

42 Mehmet Zeki Pakalın.(1993). Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, c.II, MEB Yayınları, Ġstanbul, ss.119- 120.

(22)

hatiplik gibi),mali idari,eğitim-öğretim ve benzeri kazai olmayan görevlerin tevdi edildiği de olmuĢtur.Kadılar,kendilerine tevdi edilen görevleri titizlikle yerine getirmekle ve davaları dikkatli bir Ģekilde inceleyip makul bir sürede sonuçlandırmakla yükümlüdür.43

Kadılar Osmanlı Devleti‟nde eyaletlerde, livâlarda ve kazâlarda padiĢah ve devletin temsilcisi olarak çalıĢan, adlî, idarî ve beledî iĢleri yürütüp padiĢah adına karar veren, sadece padiĢah ve divana karĢı sorumlu, bölgenin en yüksek devlet görevlileridir.44

Kadılar vakıfların Ģartlarına uygun yönetilmesini, vergilerin kanunname hükümlerine uygun toplanmasını denetleyen, imam, hatip, vaiz, vasi, mütevelli gibi görevlileri tayin eden, para ayarlarının kalpazanlar tarafından bozulmaması için gerekli tedbirleri alan, has ve tımarları teftiĢ eden bir kamu görevlisi de olmaktadır.

Ordunun ihtiyaç duyduğu malzemenin de temini gibi lojistik hizmetler de kadıların görevleri arasındadır.45 Bütün devlet iĢlerinin temini, askeri inzibattan baĢka kadılara aitti. Bundan dolayı kadılar salahiyet itibariyle devlet merkezine bağlı vazife sahibi kiĢilerdi.46 Kadıların vazife salahiyetleri arasında, amme velayetini haiz bir otorite olarak, yetim ve gariplerin haklarını korumak veya vasiyetlerin yerine getirilip getirilmediğini kontrol etmek maksadıyla, ölenlerin mirasına el koyup muhallefatı tespit ve mirasçıların hisselerini tayin etmekte var idi.47

Kadıların birçok görevi deruhte etmesi onu Ģehrin önde gelen kiĢisi yapıyordu. "Ehl-i ġer" denilen kadı ve mahkeme üyelerinin yerleĢtikleri ve mahkeme yaptıkları yere kaza denildiği gibi bu tabir tanzimatın ilanından sonra vilayet düzenlemesiyle birlikte sancaktan sonra gelen yerleĢim yeri için kullanılmıĢtır. Bu nedenle iki kaza tabirinin ifade ettikleri anlamları birbirinden ayırmak lazımdır.48

Sefer-i hümayun sırasında geçilecek yol, köprü, çeĢmelerin tamiri ve erzak teminin baĢlıca sorumlusu kadıdır.Yangın ve zelzele zamanlarında,ordu sevkiyatı, donanma inĢası gibi olağanüstü durumlarda acilen inĢaat iĢçi ve kalfası ve ustası

43 Atar, a.g.e.,s.68.

44Mustafa Akdağ.(1947).Tanzimat‟tan Önceki Zamanlarda Adalet ĠĢleri. Ülkü Dergisi, I / V Mayıs s. 10.

45 Ġlber Ortaylı.(1974).Osmanlı Kadısı'nın TaĢra Yönetimindeki Rolü Üzerine. Belleten, c.XXXVIII, Ankara, s. 96.

46 UzunçarĢılı, a.g.e.,s.109.

47 Ömer Lütfi Barkan.(1993).Edirne Askerî Kassâmına Ait Tereke Defterleri. Tarih Belgeleri Dergisi, III/V-VI, Ankara, s.2.

48 Musa Çadırcı.(1997). Tanzimat Döneminde Anadolu Kentlerinin Sosyal ve Ekonomik Yapısı. TTK, Ankara, s.79.

(23)

sevki, malzeme sağlanması için kadılara emir verilirdi. Avarız vergilerinin toplanması, sefer zamanında gerekli okçu, kürekçi,beygir temini, bunların nakli için iskelelerde at gemilerinin hazırlanması kadıların görevlerindendir. Kadı ordunun tahıl,saman ihtiyacını karĢılar ve konak yerlerine sevk ederdi. Ülkede zaman zaman çeĢitli Ģehirlerde kahvehane ve meyhaneler kapatılırdı. Bunları kapatmak ve yasağı gözetmek asayiĢ amiri olarak kadının görevidir. Kısacası, Osmanlı kadısı faal biri idareci, mali memur, müfettiĢ ve taĢrada devletin rüknü olan bir görevlidir. Onu, sadece makamında oturur bir hakim olarak düĢünmek yanlıĢ olur. Kadıların kaza daireleri içindeki yoğun görevleri yerine getirme kendi kaza daireleri haricindeki iĢlere karıĢmama prensibi önemlidir. Her fert ait olduğu kaza dairesinde yargılanır.

Kadılar baĢka dairedeki davalı ve davacının müracaatını kabul edemez. Aksine hareket iki kadı arasında gerilime ve merkeze Ģikâyete yol açar.49

3.1.1.2. Kadılarda aranan Ģartlar - tayin ve dereceler

Kadı görevlendirmelerine çok önem verilmiĢtir.Osmanlı Devleti‟nde kadı tayini, birtakım niteliklere sahip olmak kadar belirli bir tahsil düzeni ve hiyerarĢik geçiĢ iĢlemine de dayanmaktadır. Osmanlı Devleti‟nde ilmiye sınıfı üç kategoride görevlendirilmekteydi. Bu kategoriye giren her grup belirli bir fonksiyon yüklenmiĢtir.Müderrisler öğretimle,müftüler ifta (fetva) göreviyle, kadılar ise kaza (yargı) göreviyle yükümlüydüler. Ġfta, tetrîs, kaza dalları arasında yatay geçiĢ mümkündü ve her rütbenin muadili hiyerarĢide belirlenmiĢti.50 Osmanlı kadılarının bu hiyerarĢi içinde sahip olmaları gereken önemli özelikler Ģunlardır:

Akıl ve zekâ, Hürriyet, Adâlet, Müslümanlık, Hukuk bilgisi.51

Kadılar, medrese tahsili görüp icazet alarak mülazemet edenlerden tayin edilirdi.Medreseden çıkıp kazasker divanına mülazemet edenler, müderris olmak istemeyip kadılık etmek isterlerse doğrudan doğruya kaza kadılıklarına tayin edildikleri gibi bir müddet müderrislik edip sonra kadı olmak isteyenler de

49 Ortaylı, a.g.m.,s.72.

50 Ortaylı,a.g.m. s.71.

51 Zengin, a.g.t. s.18.

(24)

müderrisliklerinin derecesine göre kaza,sancak veya eyaletlerden birinin kaza kadısı olurlardı.52 Kadı tayini XIV. ve XV. yüzyıllarda Divan-ı hümayun toplantılarında Rumeli ve Anadolu kadıaskerlerinin arzı ve padiĢahın onayı ile olurdu.Bu Ģekil Fatih devrinden itibaren, özellikle divan toplantılarının vezir-i azamın baĢkanlığında toplanmaya baĢlamasından sonra değiĢmiĢ ve kadı, kadıaskerlerin teklifiyle vezir-i azam tarafından tayin edilmeye baĢlanmıĢtır. XVI.yüzyıldan itibaren ise, mevleviyet denilen kadılıklar, Ģeyhülislâmlığın önem kazanmasında sonra, onların teklifi üzerine vezir-i azam tarafından yapılmıĢtır.53 Ma„zûl kadıların mülazemetleri sırasında görev yaptıkları yerler ile ilgili bilgi ve görüĢünden faydalanılırdı. Tekrar tayin edilmelerinde Anadolu‟dan ma„zûl olanlar Anadolu‟ya, Rumeli‟den ma„zûl olanlar tekrar Rumeli‟ye tayin edilerek belli bölgelerin malumat bakımından uzmanlaĢmıĢ kiĢileri olmakta idiler.54

Bir kazaya tayin edilen kadı, belli bir zaman için görevlendirilirdi. Kadılık süresi sona erince de yerine bir baĢka kadı tayin edilirdi. Mahallî halk ile yakınlaĢmamaları için kadıların tayin süreleri ve görevleri kısa tutulmuĢtur.

Mevleviyet payesindeki kadılar genellikle bir sene, kaza kadıları ise 20 aylık bir süreyle tayin edilirdi.55 Kadıların göreve tayinleri ve görev yerlerindeki sürelerinin uzatılması, kısa tutulması veya iki kadının karĢılıklı yer değiĢimiyle ilgili zengin örneklere kazasker rüznamçesi denilen defterlerde rastlanılmaktadır. 56 Kadılık müddeti devirlere göre on sekiz aydan üç seneye kadar değiĢmiĢtir. Sürelerini dolduran kadılar ma„zûl olarak bir üst dereceye yükselmek için sıra beklerlerdi.Bu müddet zarfında Ġstanbul‟a gelirler ve kadıasker dairesine devam edip tecrübe kazanır ve sırası gelince derecesine uygun kadılığa tayin olunurlardı. ġayet bir kadılığa birden fazla aday çıkarsa imtihan yapılır ve en ehil olanı tercih edilirdi.57

Kaza kadılıkları Rumeli, Anadolu ve Mısır‟daki kazarın kadılıkları olmak üzere üç sınıftı. Kazaskerlerin kadıların derecelerini gösteren defterleri mucibince Rumeli‟deki kaza kadılıkları dokuz sınıfa, Anadolu‟dakiler on sınıfa ve Mısır kadılıkları altı sınıfa ayrılmıĢlardı. Rumeli kazaskerine tabi Rumeli(Avrupa) kadıları mülazemeti mütaakip en aĢağı derecede olan Çinad derecesinden baĢlayarak Eğri,

52 UzunçarĢılı,a.g.e.,s.87.

53 Halaçoğlu,a.g.e.,s.126-127.

54 Öztürk,a.g.e.,s.50-51.

55 Ġlber Ortaylı.(1994).Hukuk ve İdare Adamı Olarak Osmanlı Devleti'nde Kadı. Turhan Kitabevi, Ġstanbul, s. 16.

56 Ortaylı, a.g.m., s.71.

57 Halaçoğlu,a.g.e.,s.127.

(25)

Ġnebahtı, Salise, Saniye, Karib-i ala ve en son yüksek derece olan Sitte-i Rumeli‟ye kadar çıkar ve oradan tekaüd olur. Ġçlerinden değerli olanlardan ikisi Rumeli kazaskeri divanında müĢavir olarak bulunurlardı. Bu suretle Rumeli‟deki kazalardan her biri bu dokuz dereceye göre ayarlanmıĢtı.Anadolu kazaskerine tabi Anadolu kadılıkları da yine ibtidadan baĢlayarak; Tasia, Samine, Sabia, Sadise, Hamise, Rabia, Salise, Saniye, Musul ve Sitte-i Anadolu derecelerine kadar çıkardı.Bu suretle Anadolu‟daki Kaza kadılıkları da yukarıda gösterilen on dereceye ayrılmıĢtı.Yine Anadolu Kazaskerine tabi Mısır kadılıkları da; Sadise, Hamise, Rabia, Salise, Musul ve Sitte-i Mısır olmak üzere altı derece idi.Bunların en yüksek derecesi olan Sitte-i Anadolu ve Sitte-i Mısır‟dan değerli ve tecrübeli ikiĢer kiĢi Anadolu kazaskeri divanında müĢavirlik ederlerdi.Rumeli.Anadolu ve Mısır‟daki kazalarda kadılık ederek nihayet Sitte denilen dereceye kadar çıkanlara EĢraf-ı Kuzat denilirdi.58

3.1.2. Diğer Görevliler

Bilindiği gibi ġer‟î Mahkemelerde kadının görevini tam olarak ifa etmesi için kendisine bağlı bazı kiĢiler bulunmakta idiler. Bunların her birinin ayrı bir görevi bulunmaktaydı.

3.1.2.1. Naib

Nâib vekil demektir. Bu kelime Osmanlı hukukunda iki mânaya gelir.

Birincisi bütün kadılar, sultanın vekilleri olduklarından bunlara nâib ve bunun çoğulu olan nüvvab denilir.59 Ġkincisi ise, kadıların kendi yerlerine davaya bakmak üzere görevlendirdikleri Ģahıslardır. Nâibler vazifelerinin mahiyetlerine göre Kaza Nâibleri, Mavali Nâibleri, Bâb Nâibleri, Ayak Nâibleri ve Arpalık Nâibleri olmak üzere baĢlıca altı kısımdır.60

3.1.2.2. ÇavuĢ

Bunlara Dergah-ı Ali ÇavuĢları da denilir. Günümüz icra memurlarının tamamen, emniyet görevlileri ve savcıların ise kısmen görevlerini ifa eden çavuĢların vazifeleri arasında ġer‟î Mahkemelerden sâdır olan î‟lamların icrası, borçlunun inad

58 UzunçarĢılı,a.g.e.,ss.91,93.

59Pakalın,a.g.e.,s. 644.; Ferit Devellioğlu.(2005).Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Aydın Kitabevi, Ankara, s. 799.

60 UzunçarĢılı, a.g.e., s. 117.

(26)

ve temerrüdü üzerine icab ederse mahkeme kararıyla hapisle teczsiyesi, hukuken kesinleĢen nakdî ve bedenî cezaların infazı bulunmaktaydı.61

3.1.2.3. Muhzır

Sözlük anlamı itibariyle huzura getiren ve ihzar eden mânasını ifade eder.

Terim olarak ise davacı ve davalıları mahkemeye celbeden ve icabı halinde bugünkü emniyet görevlilerinin ve savcının bazı görevlerini ifa eden memur demektir.62

3.1.2.4. Kâtip

En önemli vazifeleri tarafların iddia ve savunmalarını ve Ģahitlerin beyanlarını doğru olarak zapta geçirmek olan kâtipler; güvenilir, sağlam, davaları tutanağa geçirmede ve î‟lamların tanzim usulünde mahir olan Ģahıslar arasından seçilirdi.63

3.1.2.5. MüĢavir

Kelime manası danıĢılan,danıĢman manasına gelmektedir.Kadıların icabı halinde fetva istedikleri ve danıĢtıkları ulemaya denirdi.64

3.1.2.6.MübaĢir

Mahkeme memuru,celp ve tebliğ memuru için ifade edilen isimdir.Ayrıca bir iĢi yapmak için devlet tarafından görevlendirilen memur,devlet iĢinin yapılmasını takip eden görevliye de denir.65

3.1.2.7. Mukayyid

Mahkemelerde mahkeme sonuçlarını sicillere yazma görevini yapan kiĢilere denir. Kâtiplik müessesesinin teĢekkülünden önce bu vazifeyi yapan yardımcı memurlardı.66

3.1.2.8. Kassam

Kadıların yaptıkları önemli görevlerden birisi de ölen kimselerin geride bıraktıkları mallarını Ġslâm Miras Hukuku esasları çerçevesinde mirasçılara paylaĢtırmaktır. Bu görevi kadı adına kassamlar yapar.67

61 Zengin, a.g.e., s. 23.

62 Ortaylı, a.g.e., s. 65.

63Levent Kuru.(2006). 29 Numaralı Edirne Şer‟iyye Sicili.Yüksek Lisans Tezi,Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ,Edirne, s.11.

64 Pakalın,a.g.e.,s.580.

65 Mehmet Kanar.(2009). Kanar Osmanlı Türkçesi Sözlüğü, c.2, Say Yayınları, Ġstanbul, s.2337.

66 Pakalın, a.g.e.,s. 572.

67 Halaçoğlu, a.g.e.,s.128.

(27)

3.1.2.9. ġühudü’l hal

Mahkemedeki yargılamayı bir tür gözlemci sıfatı ile izleyen görevlilere Ģühûdü'l-hal denirdi. Böylece yargının güvenilirliği, hem de yargı bağımsızlığı sağlanmıĢ olunurdu. Ayrıca mahkemeye dıĢarıdan yapılacak bir müdahale de Ģühûdü'l-hâl vasıtasıyla önlenmiĢ olunurdu.68

3.1.2.10. Tercüman

Osmanlı Toplumunun çeĢitli milletlerden oluĢması ve Osmanlı ülkesinde farklı dillerin konuĢulması sebebiyle, görevli olan kadı, bölgesindeki her dili bilemeyebilir. Mahkemelerde dâvacı ve Ģahitlerin dillerini bilen görevliler bulunur, bu memurlar güvenilir kiĢiler arasından seçilir ve tarafların ifadelerini kadıya iletirlerdi.69

3.1.2.11. Müzekki

Kelime manası,cenaze töreninde aklayan olup, Ģahitlerin Ģahitliklerini onaylayan kiĢilere denilirdi. 70 Bu memurlar kadı adına hareket ettikleri ve mahkemenin doğru karar vermesi açısından Ģahitlerin söylediklerinin de önemli olması dolayısıyla yine güvenilir kiĢiler arasından seçilirlerdi.

3.2. ġER’ĠYYE SĠCĠLLERĠ

ġer‟îyye Sicillerinden her türlü kayıtlar belirli bir usule göre yazılıyordu.

Buna da "Sakk-ı ġer‟î" denilmekteydi. Sicillerdeki belgeler incelendiği zaman bunların hüccet mi, berat mı, ilam mı, ferman mı olduğu belgelerin yazılıĢ Ģekli ve talub edilen metottan anlaĢılıyordu. Bütün bu yazılım Ģeklini gösteren numuneler sakk kitaplarına yazılmıĢ ve Ģer‟îyye sicillerindeki kayıtların tanzimi meselesi düzenli ve sağlam bir kaideye oturtulmuĢtur. ġer‟îyye sicilleri'nde ilk dönemlerde yazı sitili Arapça ve Türkçenin karıĢımıyla oluĢmuĢtur. Ancak XVII. asırdır itibaren Türkçenin etkisi artmıĢtır. Tanzimat'tan sonra her sahada meydana gelen değiĢikliklerden ġer‟îyye mahkemeleri ve dolayısıyla ġer‟îyye sicilleri de nasibini almıĢtır. 13 Safer 1276/1859 tarihli "Bi'l-umum Mahakim-i ġer‟îyye Hakkındaki Nizamname'de Ģer‟î sicillere dolaylı olarak değinilmiĢ ve sadece alınacak harçlar tespit edilmiĢtir. ġer‟îyye sicilleri ile ilgili asıl hukuki düzenleme 15 Zilhicce

68Hasan T.Fendoğlu.(1999). Osmanlı'da Kadılık Kurumu ve Yargının Bağımsızlığı. Osmanlı Teşkilatı, c.VI, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, s. 465.

69 Kuru,a.g.t.,s.11.

70 Kanar,a.g.e.,s.2494.

(28)

1290/1874 tarihli Sicillat-ı ġer‟îyye. ve Zabt-ı Deavi Cerideleri Hakkında Talimat'la yapılmıĢtır. 4 Cemaziye‟l- âhir 1296/1876 tarihinde ise mahkemelerde kesin delil olacak Ģekilde ġer‟îyye Mahkemeleri tarafından i'lam ve hüccetlerin nasıl düzenleneceğine dair "Bila-Beyyine Mazmunuyla Amel ve Hüküm Caiz Olabilecek Surette Senedat-ı ġer‟îyye'nin Tanzimine Dair Talimat‟‟ neĢredilmiĢtir.71

Cumhuriyet döneminde ise Milli Eğitim ve Adalet Bakanlıkları arasında yapılan anlaĢma neticesinde 3 Kasım 1941'de valiliklere gönderilen 2182/4018 sayılı emir gereğince müzelik eĢyaya karıĢtırılmamak ve ayrı yerde muhafaza edilmek kayıt ve Ģartı ile 1909'dan evvelki zamana ait ve Topkapı Sarayı'ndaki Ġstanbul ve çevresine ait olanlar hariç ġer‟îyye Sicilleri 18 il müzesine nakledilmiĢtir.72

1- Ankara 6- Bursa 11- Konya 16- Sivas 2- Adana 7- Diyarbakır 12- Kütahya 17- Tokat 3- Afyonkarahisar 8- Hatay 13- Manisa 18- Van 4- Antalya 9- Ġzmir 14- Niğde

5- Bergama 10- Kastamonu 15- Sinop

Bu illerde toplandıktan sonra bir kararla ġer‟îyye Sicilleri Ankara'da Milli Kütüphane'de koruma altına alınmıĢtır.

3.2.1. ġer’îyye Sicillerinin Tanımı, Önemi ve Ġçeriği

Sözlükte okumak kaydetmek,not etmek,hükmetmek,karar vermek, sicile ve zapta geçirmek manalarına gelen sicil kelimesi, terim olarak; insanlarla ilgili bütün hukuki olayları, kadıların verdikleri karar suretlerini, hüccetleri ve yargıyı ilgilendiren çeĢitli yazılı kayıtları ihtiva eden defterler için kullanılmıĢtır.Bu defterle ġer‟îyye Sicilleri (Sicillat-ı ġer‟îye) dendiği gibi kadı defterleri,mahkeme defterleri, zapt-ı vakayı sicilleri, sicillat defteri, sicil-i mahfuz veya sadece sicil de denmektedir.73

Ġktisadi ve içtimai tarih kaynaklarımızın en önemlilerinden biri olan Ģer‟îyye sicilleri; bulundukları yerde hükümete ait her türlü vazifeleri gören ve halkın her sahada yegane mercii bulunan idari ve kazai salahiyete sahip kadılar tarafından tutulan ve gerektiğinde de tekrar kullanılmak üzere muhafaza edilen defterlerden teĢekkül etmiĢtir.74

71 Ahmet Akgündüz.(1988). Şer'iyye Sicilleri,Toplu Katalogu ve Seçme Hükümler, c.I, Türk Dünyası AraĢtırmaları Vakfı,Ġstanbul, ss. 17-18.

72 Akgündüz,a.e.,s.20.

73 Öztürk,a.g.e.,s.19.

74 Öztürk,a.g.e.,s.19.

(29)

Kadıların ve mevalinin bulundukları kaza ve Ģehirlerde ġer‟î Mahkemeler vardır.Kadılar ġer‟î ve hükmi muamelatta kendilerine verilen beratlarda gösterilen vazifeleri görüp Hanefi mezhebi üzere hüküm verirlerdi.Nikâh,izdivaç,miras taksimi, yetim ve mal-i gaibin muhafazası,vasi tayin ve azli,vasiyetlerin ve vakıfların hükümlerine nezareti,cürüm ve cinayet ve sair bütün davalar,hulasa Ģer‟î ve hukuki bütün muamelat kadılar tarafından görülürdü.75 ĠĢte bu bütün davalar aynı zamanda ġer‟îyye Sicilleri‟nin konu ve içeriğini de belirlemektedir.

ġer‟îyye Sicillerinin içeriğine bakıldığında baĢlıca Ģu tür belgeler bulunmaktadır:

1- Merkezden gönderilen her konudaki ferman,berat ve mektupların suretleri.

2- Vali, mutasarrıf ve mütesellim gibi mahalli yöneticilerin çeĢitli konularda sancak veya Ģehrin problemlerini çözmek için yayınladıkları buyruldular ile bunların icraatlarını gösteren kayıtlar.

3- Kadıların çeĢitli konularda merkeze gönderdikleri ilamlar ile Ģehir yönetiminde kiĢi yada kurumlar arasında doğan anlaĢmazlıkları çözümlemek için verdikleri hüccetler.

4- ġehrin mahalle listeleri, Ģehirde yürütülen imar faaliyetleri, dini ve sosyal kurumların bakım ve onarımları, buralarda kullanılan inĢaat malzemelerinin çeĢit ve fiyatları ile ilgili vesikalar.

5- ġehrin nüfusunu, nüfusun ırki ve dini yönden ayrımını, bu nufusun zaman zaman maruz kaldığı salgın hastalık ile tabii afetleri anlatan belgeler.

6- Evlenme-boĢanma,kız kaçırma, mehir bağlam,alım-satım,mukavele ve kefalet senetleri,hırsızlık,kalpazanlık,yaralama ve öldürme ile ilgili kayıtlar.

7- ġehirdeki esnaf grupları, bunların meslekleri ile ürettikleri malların çeĢitleri, çarĢı ve pazarlarda satılan malların narh listeleri, usta ve ırgat yevmi yeleri.

8- Sancak ve Ģehir halkından toplanan vergi miktarları bu vergilerin toplanmasında kullanılan avarız hanesi ile ilgili listeler.

9- Altın ve para meseleleri ile çeĢitli eĢya fiyatlarını gösteren kayıtlar.

10- Ölen kiĢilerin mesleğini, mal varlığını ,borçlarını, ikamet ettiği ve vefat ettiği yeri, varislerin durumunu gösteren tereke kayıtları.

11- Bunların dıĢında mahkeme tarafından önemli görülüp de sicillere kaydedilen çok çeĢitli konuları kapsayan kayıtlar.76

75 UzunçarĢılı, a.g.e. ss.108-109.

76 Öztürk,a.g.e.,ss.21-22.;Rıfat Özdemir.(1986).XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Ankara. Ankara, ss.17-

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :