A L A Y K Ö Ş K Ü
Yazan : Zarif O R G U N Anıtları K o r u m a Kurulu tescil üyesi
Röleveyi yapan Fatin U L U E N G İ N Y. M i m a r (G.S.A.)
Alay Köşkü, Fatih Sultan Mehmed'in inşa ettirdiği yeni sarayını (Topkapı Sarayı-nı) şehirden ayırmak için yaptırdığı ve Ahır-kapıdaki Bizans sahil surlarından bir kuleden başlayarak eski Yalı köşkü yanında H a -liç surlarına dayanan Sur-ı Sultanî veya Sultaniye surunun Soğukçeşme dirseğindeki burcu üzerindedir. Karşısındaki Adlî Tıp bi-nası (eski askerî rüşdiye) yerinde evvelce padişahlarla çocuklarının ve kadınlarının çeşitli elbiselerini, devlet ricaline ve ecnebi sefirlere armağan edilecek hil'atleri hazırla-yan saray terzilerinin atelyesi (kârhanesi) vardı.
Alay köşkünün batı yönü karşısındaki kapı, Sadaret dairesinin yalnız sadrâzamların girip çıkmalarına mahsus büyük kapısıdır. Sadrâzamlar tarafından kabul edilecek olan ecnebi sefirleri de aynı kapıdan içeri alınır-lardı.
Onsekizinci yüzyıl ortalarına kadar bu kapıya Paşa Kapısı veya Babıâli adları ve-rilirken sonraları ecnebiler tarafından sada-rete ve onun hüviyetinde devlete bu kapıya izafeten, Babıâli denilmiştir.
Köşkün sağ tarafındaki kapı (halen G ü l h a n e parkı kapısı), Topkapı sarayının Soğukçeşme adlı kapısıdır. 1645 senesinde
Alay Köşkü
Alay köşkünün eski bir görünüşü
Sultan İbrahim tarafından açtırıldığı için o zaman Bab-ı Sultanî denilmiştir. Soğuk-çeşme kapısı olarak vasıflandırılmasmın se-bebi, buradaki Birinci Ahmed çeşmesine Ye-rebatan sarnıcından (Bazilika sarnıcı) gelen suyunun çok soğuk olarak akmasından ötürü halkın yakıştırmasıdır.
1913 senesinde, Topkapı Sarayının Has-bahçesinin bir kısmının park yapılmak üze-re belediyeye devri üzerine Soğukçeşme ka-pısının iki yanına ayrıca birer geçit daha açılmıştır.
Alay Köşkü dirseğinden Demirkapıya doğru sur üzerindeki birinci koltuk kapısı Sokollu Mehmet Paşanın saraya istediği za-man girip çıkabilmesi için açılmış olduğun-dan M e h m e t Paşa kapısı adını taşır.
Yine bu istikamette Ayios T h e r a p o n ayaz-ması geçildikten sonra gelen çeşmenin ya-nındaki koltuk kapısı ise (şimdi Telgrafhane deposu kapısı) Kanunî Sultan Süleymanın nedimi sonra da damadı ve veziriazamı olan F r e n k İbrahim Paşa için açtırılmış hususî bir kapıdır. Sultan Süleyman veya İbrahim Paşa kapısı olarak bilinir.
D e v r i : Alay Köşkünün ilk binası hak-kında tam bir bilgi mevcut değildir. Muhte-lif kaynaklar burada Üçüncü Murat
zama-nında ahşap bir köşkün bulunduğunda müt-tefiktirler. Hattâ, Osmanlı devletinin saray teşkilâtını yazan Prof. Uzunçarşılı İsmail H a k k ı (bu binayı şark tarzında olarak Ü-çüncü Murad yaptırmıştır) derse de biz bıı inançta değiliz.
Sur-ı Sultanî üzerindeki, ortalama elli-şer metre ara ile devam eden, 28 burç ve kule teker teker tetkik edilirse Alay Köşkü-ne temel olan dirsek burcunun plân itiba-riyle diğerlerinden farklı olduğu görülür. Fatih devrinde, dirsekte ve diğer burçlardan daha çok köşeli olarak yaptırılmış olması, temelinden itibaren diğerlerine nazaran muntazam, büyük yonu taşı ile işlenmiş bu-lunması, aynı padişahın Yedikuledeki iç ka-le (Ehmedek) de burç üzerine inşa ettirdiği gibi burada da bir köşk bina ettirmek mak-sadına matuf olmalıdır. İstanbul Belediye kütüphanesinde Muallim Cevdet yazmaları arasında 25 No. da kayıtlı arapça Ayasofya vakıf defterinde Yedikuledeki kasra (Köşe sarayı) denildiğini öğreniyoruz. Edirne sara-yında da bir Alay köşkü bulunduğuna ve Osmanlı İmparatorluğu saray teşkilâtı, me-rasim ve teşrifat usulünde böyle bir köşk lâzım olduğuna göre, kanunnamesi ile
dev-lette yeni bir düzen kuran Fatih'in Yeni sa-rayında bunun ihmal edilmiş olması düşü-nülemez.
Şimdiki bina ise, onarım safhasında an-latılacağı üzere M a h m u d II devrinin ese-ridir.
Kullanma şekli: Padişahların; ordular sefere çıkarken, zafer ve bayram şenlikle-rinde, sultanların nişan, nikâh, düğünlerin-de ve sadrâzamlar tarafından kabul edile-cek ecnebi sefirleri için, tertiplenen alayları bu köşke gelerek Taht odasından seyretme-leri âdetti.
D ö r d ü n c ü Murad «Emelim inşallah Bağdadi fethedip mezhebimizin imamı olan Ebıı Hanife'nin mezarını imar etmektir. Bu gazada ordu-yı h ü m a y u n u m a Istanbulun bü-yük küçük bütün esnafını katacağım. N e kadar asker ve ne kadar dükkân sahibi var-sa hepsi eski kanunları üzere nakibleri, pir-leri, şeyhpir-leri, kethüdaları, ağaları, yiğitbaşı-ları, çavuşları ile atlı, yaya, güruh güruh sekiz kat mehterhanelerini çalarak Köşkü-mün dibinden geçecekler.» emrini vermesi üzerine hazırlanan alayı Evliya Çelebi uzıııı U5.adıya tafsil eder.
Büyük salonun tamirden önce ve sonraki görünüşleri
Alay Köşkü bu gibi merasim için inşa edilmiş bulunmakla beraber bazı kanlı olay-lara da sahne olmuştur.
Osmanlı tarihine Çınar vak'ası diye geçen 1656 Martı Kul taifesinin isyanında
Dördüncü Mehmed ayak divanına davet olunmuş, saray ağalan da genç padişaha bu divanı yaptırmamaya gayret etmişlerse de nasihat ve vaidlerle dağılmayan askerin ıs-rarı üzerine Sultan Mehmed Alay köşküne
gelmişti. Ayaklanan yeniçerilerin ayarı dü-şük akçe ve ulufelerinin verilmesine sebep olanların idamını istemeleri üzerine, bunla-rın, çaresiz kalan padişah emriyle boğduru-larak cesetlerinin Alay. köşkü surundan
so-hemen yola çıktıklarını, saraya gelirlerken Alay Köşkü yakınında bir gürültü koptuğu-nu anlatır ve «meğer Mabeyinci Ahmed Muhtar bey tutulup Paşa kapısına götürü-lürken Terziler kârhanesi önünde askerî taifesi hançer ve gaddare üşürüp paraladı-lar.» der.
Yine Cevdet Paşa, Sadaret dairesine kapanan Alemdar Mustafa Paşaya karşı ha-rekâtın Alay Köşkü karşısındaki Paşa kapı-sının üzerinde bulunan Sadaret kethüdası dairesinin sokağa taşan şahnişleri altında ot ve saman yakılmak suretiyle çıkarılan yan-gınla nasıl başladığını uzun uzadıya hikâye eder. Bir kayıt bulunmamakla beraber Alem-dar vakasında SaAlem-daret dairesinde çıkan yan-gının, Alemdarın cephaneliği ateşlemesiyle meydana gelen patlamanın, çok yakınlığı dolayısiyle, Alay köşküne hasar vermiş ol-ması muhtemeldir.
Bugünkü bina: Sultan İkinci Mahmud tarafından 1819/1820 senesinde eskisi yık-tırılarak yeniden inşa ettirilen ve zamanı-mıza aynı dış görünüşü ile intikal eden
bi-Salonların tamirden önce ve sonraki görünüşleri kağa atıldıklarını tarihler kaydederler.
Ertesi, 1657 senesinde Girit seferi mü-nasebetiyle tertiplenen büyük ordu alayının Alay Köşkü önünden geçişi İmparatorluğun en muhteşem merasimi olarak bilinir.
1661 senesi Haziranı sonlarında Halep Valisi Haseki Mehmet Paşa ile kethüdasının, divan kâtibinin ve sarrafının boyunları Alay Köşkü önünde vurulmuş, Padişah Dör-düncü Mehmet de bunların idamını taht odasından seyretmiştir.
Aynı sene Ramazanında gaipten haber
verme suçu ile İstanbul kadısı Sadreddin zade Ruhullah efendi ve divan kâtiplerinden Beğlikçi Vecihî ve Bakî efendiler, kapıcıba-şılarından Mehmet ağa, Alay Köşkünde sorguları yapıldıktan sonra, Dördüncü Mehmed'in gözleri önünde boğularak, ce-sedleri sur duvarından sokağa fırlatılmıştır.
Selim ITI'ün tahttan indirilmesi olayını anlatan Cevdet Paşa: «Çavuşbaşı vekili Hamdullahın Şeyhislâmın yanına gelip — Ne duruyorsunuz, daha beklenirse iş fena olacak, buyurunuz saraya gidelim» demekle
nanın,rölövesinde görüleceği üzere, T a h t odası t a m a m e n köşe burcuna intibak etmek üzere, diğer odaları kısmen sur duvarları, kısmen de park tarafında ihdas edilen du-varlar üzerine ahşap karkas olarak yapıl-mıştır. Fevkanî denilen tipte olan köşkün b o d u r u m katına p a r k tarafındaki bir kapı-dan girilmektedir. Girişte büyük bir mahal vardır. Karşıda, binanın inşası sırasında ih-das edilen duvara açılmış bir aralıktan ge-nişliğine uzayan dar bir mahalle geçilir ve buradan, Fatih devrinden kalma, klâsik ke-feki söveli, m u h k e m demir kanadlı bıırc kapısına gelinir. Burcun içi dış duvarlariyle hemahenk olarak 12 köşeli, üzeri klâsik tuğla örgülü kubbe ile örtülüdür. Bodurum girişindeki büyük mahalde sağ tarafına rast-layan kısımda dört köşe bir oda vardır. Bü-yük mahalde binanın ana kirişlerini taşıyan ve eliböğründelerle takviye edilmiş, taş ayak-lar üzerine oturan dört ana direk ile daha sonraları ihtiyaca göre yapılmış oldukları anlaşılan iki, kısmen tek kattan ibaret muh-des asma katları taşıyan müteaddit eğreti
«SraMPKAPOJ SAKAYI! MÖSESU " & L A Y ı & o m u
BCÖILÖ¥!EM
|PV." ' j CEFKEfiSesnasındaki durumu Bodrum katlar
dikmeler vardır. Bu katlara, girişin sağında-ki muhdes ahşap bir merdivenle çıkılır. Bodurum katında dikkate şayan olan. Taht odası dışında kalan bina kısımlarını taşıyan ana direkli konstrüksiyondur.
Dış görünüşü : Alay Köşküne dışarıdan bakıldıkta Taht edasının istinat ettiği köşe burcunun üzerinden bir kısmının sökülmüş, temelden itibaren devam edegelmekte olan büyük kıtada muntazam yonu taş sıralarına kıyasen çok daha küçük ölçüdeki taşlarla iki üç sıra tekrar örülmek suretiyle tesviye edilerek bir silme çekilmiş ve T a h t odası konsollarla taşar vaziyette burcun üzerine oturtulmuştur. Bu odanın sokaktan görülen ve kaidesi elan burca uygun şekilde köşeli cephesi t a m a m e n plâka mermer kaplamalı, kemerleri üzeri kitabeli, altın yaldızlı dök-me demir orijinal parmaklıklı pencerelidir. Her köşede, yani cephede bir penceresi var-dır. Ayrıca. Taht odasının sağ ve solunda, surun dendanları kesilmek suretiyle T a h t edası seviyesinde, konsollar üzerine inşa edilmiş edalarının da mermer kaplamalı cepheleri vs üçer pencereleri görülmektedir. Taht edasının sur duvarı ile faslı müşte-rekinde, hemen yanındaki beyzî küçük pen-cere helâ penpen-ceresidir. Penpen-cere üzerlerinde bütün cepheleri dolaşan çifte, sade profilli korniş içerisinde, pencerelerle saçak arasın-daki boşluk, reliyef palmetlerle süslenmiştir. Taht odasının bir özelliği de binaya ayrı bir güzellik veren nervürlü ampir devri kubbe-sidir.
Park cephesinden iki görünüş
Park tarafındaki bodurum duvarları kesme taş subasman kısmı üzerinde moloz duvar olarak inşa edilmiş olup, yalnız du-var dış yüzü iki sıra tuğla, bir sıra taştan örülmek, bütün park ve r a m p a yol duvarı cephesi bu şekilde iki buçuk metrede bir plastırlar yapılmak suretiyle düzenli bir cephe görünüşü temin edilmiştir.
Subasman kısmından itibaren, b o d u r u m kat duvarları, plastırlar içerisinde bulunan 2 5 x 2 5 maktaındaki meşe direkler dikkat çekicidir. Binanın park tarafına taşan oda-larını bu direkler taşımaktadır.
İç k ı s m ı : Alay Köşkünün girişi, park tarafında sur duvarına yaslanan geniş bir r a m p a yolla temin edilmiştir. Bina plânı: bir antre holü, bir büyük salon, bunun deva-mında daha küçük bir salon, T a h t odası, üç küçük oda, bir helâdan ibarettir.
T a h t odası, temeli olan burcun plânına uygun 12 köşeli, yedi pencereli bir odadır. Basık kubbesi, merkezde birleşen ahşap sil-melerle dilimlere ayrılmış olup kıtıklı bağ-dadi sıvası üzerine alçı sıvalı satıhlardan müteşekkildir. Bunlar kısmen kalem işi tez-yinatını havi olduğu gibi daha çok da lev-ha kurşunlardan, kalıplara göre kesilerek ve oyularak yapılmış, üzerleri boyalı ve kubbedeki yerlerine çivilerle tutturulmuş kurşun tezyinatla süslenmiştir. Bu şekilde kurşundan yaprak ve çiçekle yapılmış süs-leme tarzına, bugüne kadar, başka hiç bir yapıda rastlanmamıştır.
Büyük salonun tavanı çıtalı ve baklava
E İ crczrc l u a a a a ı f p D D D D D D D c tsü a c ı a a a a a a ' S D D D O D O D D s
taksimatlıdır. Diğer salon ve odalarınkiler ise kıtıklı bağdadi sıva üzerine düz alçı sı-valı, ortaları a m p i r devri ü s l û b u n d a tutkallı t o p r a k boya ile gölgeli çiçekli göbekli, du-varlarla tavanların birleşimini t e m i n eden geniş koltuk silmelerinde ise odaları çep-çevre dolayan aynı t a r z d a b o r d ü r tezyinat-lıdır. K o l t u k silmelerinin gerek d u v a r l a , ge-rekse tavanla birleşimi ahşap silmelerle ya-pılmıştır.
Bina, iç süslemeleri b a k ı m ı n d a n . T a h t odası kubbesi dışında, bir sadelik a r z e t m e k -tedir. N i ş içlerindeki a m p i r m a n z a r a resim-leri de aynı devir b i n a l a r ı n d a görülenler gi-bidir.
Binanın heyeti u m u m i y e s i n i n inşaî ka-rakteri, yol cephesini teşkil e d e n kısımlar meşe karkas üzerine plâka m e r m e r kapla-malı, park t a r a f ı n d a k i cepheleri ise yine meşe k a r k a s üzerine plastır başlıklarla ka-b a r t m a taka-blalı ahşap k a p l a m a l ı d ı r .
Orarim s a f h a s ı : Alay K ö ş k ü , T a n z i
-m a t t a n beri, f o n k s i y o n u n u k a y b e t -m i ş ve uzun seneler b a k ı m g ö r m e m i ş bir d u r u m d a iken C u m h u r i y e t i n ilânını takip eden sene-lerde G ü z e l S a n a t l a r Birliğine tahsis olun-muş, bilâhare de E m i n ö n ü halkevi temsil koluna verilmiştir. Bu sırada b ü y ü k s a l o n d a sahne y a p ı l m a k için b ö l m e l e r de açtırıl-mıştır.
1938 senesinde tekrar T o p k a p ı Sarayı müzesine b a ğ l a n a n binanın o n a r ı l m a s ı n a karar verildiğinden Y. M i m a r Fatin U l u e n -gin'e rölövesi yaptırılmış, tahsisat d u r u m u n a göre restorasyon işine ancak 1959 senesinde başlanabilmiştir. T a r i h î bilgilere, binada ya-pılan etüdlere ve rölövesine göre o n a r ı m keşfini Millî Eğitim Bakanlığı rölöve b ü -rosu Y. M i m a r l a r ı n d a n M u s t a f a Ayaşlıoğlu h a z ı r l a m ı ş ve işin k o n t r o l ü n ü de d e r u h t e etmiştir.
R e s t o r a s y o n d a , Anıtlar Y ü k s e k K u r u -lunca da tasvip o l u n a n ana prensipler şun-lardır :
Sultan M a h m u d t a r a f ı n d a n 1 8 1 9 / 1 8 2 0 senesinde inşa ettirilen b i n a d a m ü t e a k i p se-nelerde yapılan bazı eğreti ilâvelerin kaldı-rılması.
Bozulmuş, ç ü r ü m ü ş kısımlarının asıl-larına uygun o l a r a k yenilenmesi.
Bu esaslar dahilinde evvelâ binanın meşe ağacından taşıyıcı karkas a k s a m ı göz-den geçirilmiş, b u n l a r ı n ç ü r ü m ü ş olanları aynı vasıftaki yenileriyle değiştirilmiştir. Bu a r a d a kıtıklı kireç, k u m k a r ı ş ı m ı n d a n ibaret ve bazı k ı s ı m l a r d a alçı t a b a k a s ı n d a n müteşekkil sıvaların k a b a r m ı ş , b o z u l m u ş olan b ü y ü k bir k ı s m ı n ı n sökülmesi de ica-betmiştir. Bu s ö k m e ameliyesi y a p ı l m a d a n evvel itina ve dikkatle b a d a n a ve yağlı bo-yalar raspa edilerek bilhassa tavan ve kor-nişlerde, kapı üstlerinde izleri farkedilen ampir devri kalem işi süslemelerinin esasları
m e y d a n a çıkarılmış ve rölöveleri yapıl-mıştır.
M e v c u t pencereler, ikisi hariç, kasala-riyle b e r a b e r sökülmüş, devrinden kalan iki pencere örnek a l ı n a r a k , esasen sökülenlerin altından orijinal kasaları d a ağırlık m a k a -raları dahil, m e y d a n a çıktığı için, aslına uygun şekilde yeniden yapılmış, hepsi çalı-şır vaziyete getirilmiştir.
İç k a p ı l a r d a n çoğu ya t a m i r veya mev-cut örneklerine göre yeniden yapılmıştır.
Bağdadi ye alçı sıvaları yapıldıktan s c n r a eksik kalem işleri a l ı n a n . rölövelerine göre t a m a m l a n m ı ş t ı r .
T a h t odasının kubbesinin kurşun tezyinatı da kısmen k o p m u ş , yerlerinden o y n a mış ve s a r k a r bir vaziyette o l d u ğ u n d a n b u n -ların eksikleri ve k u b b e iç sıvası da onarı-larak kalem işleri de t a m a m l a n m ı ş ve kur-ş u n d a n yapılan tezyinat sağlam olarak tes-bit edilmiştir.
Binanın b ü t ü n haricî a h ş a p kısımları-nın, silmelerinin ç ü r ü m ü ş olanları sökül-müş, yenilenmiş, yağlı boyası yapılmıştır.
T a h t odasının nervürlü kubbesinin kur-şunları a l ı n a r a k ahşap k o n s t r ü k s i y o n u n d a icabeden değiştirmeler ve takviyeler yapıl-mış, s ö k ü l m e d e n evvel alınan kalıplara göre üzeri t e k r a r k u r ş u n l a ö r t ü l m ü ş t ü r .
C a d d e cephesinin d ö k m e demirden ve devrinden k a l m a p e n c e r e p a r m a k l ı k l a r ı n ı n ve p e n c e r e kemerlerindeki kitabelerin altın yaldız varak k a p l a m a l a r ı yapılmıştır.
U m u m i y e t l e sağlam bir d u r u m d a olan levha m e r m e r k a p l a m a l a r ı n ı n yerlerinden o y n a m ı ş birkaçı takviye edilmiştir.
Bu a r a d a binaya asalak olarak sur du-varı üzerine y a p ı l m ı ş olan iki küçük oda sökülmüş, sur duvarı ve d e n d a n l a r ı mey-d a n a çıkarılarak kıymetlenmey-dirilmiştir.
Binanın her iki t a r a f ı n d a k i surlar da m ü t e a k i p kulelere k a d a r restore edilmiştir.
B o d u r u m u n iki katlı m u h d e s kısmı kal-dırılmış, tek katlı kısmı m u h a f a z a edilmiş-tir.
Binanın k u l l a n ı l m a z d u r u m d a k i su ve elektrik tesisatı da ele alınmış, iki adet yan-gın vanası yapılmıştır.
K ö ş k ü n ilerideki k u l l a n m a şekli düşü-nülerek oda ve salonlarda yapılan m e r ' î elektrik tesisatında m ü t e a d d i t prizler konul-muştur.
O n a r ı m a sarfedilen p a r a (661.285) lira-dır. İşi A b d ü l k a d i r K e m a l î K a r a ö r s taah-hüt etmiş, f e n n î mesuliyet ve şantiye şefli-ğini d î Y ü k s e k M i m a r D e m i r h a n A k y ü z ifa etmiştir.
T o p k a p ı Sarayı müzesi m ü d ü r l ü ğ ü n ü n yakın ilgisi, kontrol m i m a r ı ile işi t a a h h ü t edenlerin dikkatli ve titiz çalışmaları son u son d a c son a r ı l ı p k u r t a r ı l a son . Osmasonlı İ m p a r a -torlarının kara alaylarını seyrettikleri Alay k ö ş k ü n ü n kitabesinde :
Budur tertibi sazi saltanatı Sultan M a h -m u d u n || G e l ü b e r k â n ı n ı seyrettiği kasr-ı felek-dergâh
O g ü n d ü r iyidimiz kim b e n d e g â n e f e r virir gâhi | J Veray-ı revzeninden mihr-i reh-şan-veş o zıl-Ullah
Beraberken bu kasrın irtifaı tâk-i g e r d û n e |[ Y a k i n itdirdi rah-ı d â d h â n e o Şehinşah M u r a d ı istima-ı arzıhalidir b e r â y â n ı n || Saday-ı pest ile oldıkca m a z l û m a n adâ-lethâh
Küre-y-iş-şeklolub bu reşk-i kisrâ tak-ı sul-tanî 11 Y a n ı n d a K e y k u b a d ' ı n kasrı kal-dı k ö h n e bir h a r g â h
G e t ü r s ü n pişigâh-ı kasre pâ-bend ile a'dasın | [Ser-î b e d h a h ı n ı H a k eylesün galtide-i şehrah
Dizildi rişte-i târihe İzzet harfi cevherle 11 Alay köşkün miiretteb kıldı resm-i şâh-ı gerdun-câh
yazılıdır. Talik hatlı olan kitabenin nâzımı Keçecizade İzzet M o l l a d ı r .
A b d ı ı r r a h m a n Şeref bey T a r i h i O s m a n î e n c ü m e n i m e c m u a s ı n d a T o p k a p ı Sarayını a n l a t ı r k e n Alay K ö ş k ü n d e n bahsettiği sıra-da inşa tarihini 1225 Hicrî o l a r a k gösterir. Mithat Sertoğlıı'nun O s m a n l ı tarihi ansiklo-pedisinde bu yılın mukabili 1810 senesi ve-rilir ve M a h m u d II nin tahta çıkışının er-tesi senesinde yapıldığı kaydedilir ki her ikisi de yanlıştır. Kitabenin son m ı s r a ı n d a k i nok-talı h a r f l e r a l ı n m a k suretiyle ve ebced he-sabiyle çıkan Hicrî tarih 1235 dir ve Milâdî 1 8 1 9 / 1 8 2 0 ye tekabül eder. Semavî Eyice-nin 1840 da Sultan M a h m u d t a r a f ı n d a n yaptırılmıştır diye yazması ise t a m a m e n bir zııhuldür, ç ü n k ü 1840 da Sultan M a h m u d vefat edeli bir yıl o l m u ş t u .
K i t a b e d e dikkati çeken, alay temaşasın-dan başka, altıncı beyitte H a k y o l u n d a yu-v a r l a n a c a k başlara t e m a s edilmiş olması yu-ve köşkün ö n ü n d e , y u k a r ı d a bazı misaller ve-rerek anlattığımız olayların T a h t o d a s ı n d a n padişahlar t a r a f ı n d a n seyredildiğinin anlatıl-masıdır.
Şairin medhettiği, K e y k u b a d ' ı n sarayı ile kıyasladığı nisbette o l m a s a da Alay köş-kü f c r m itibariyle dirsek b u r c u n a y a r a ş a n ve b u l u n d u ğ u mevkii âdeta süsleyen oriji-nal ve asîl bir eserdir. A m p i r devrinin bir yapısı olduğu halde sadeliğe ö n e m verilmiştir. M ü h i m bir p a r a sarfiyle ve b ü y ü k e m e k -lerle o n a r ı l a n köşke bir vazife verilmediği ve devamlı b a k ı m ı y a p ı l m a d ı ğ ı takdirde za-m a n l a h a r a p o l za-m a s ı n d a n k o r k u l u r .
B i b l i y c ğ r a f y a : N a i m â , Evliya Çelebi, Raşit tarihleri. A b d u r r a h m a n Şeref — T a -rih-i O s m a n î e n c ü m e n i m e c m u a s ı , T o p k a p ı Sarayı bahsi. M i t h a t Sertoğlu — O s m a n l ı T a r i h i ansiklopedisi. R. E k r e m K o ç u — İstanbul Ansiklopedisi. Semavi Eyice — Is-tanbıılda Bizans ve T ü r k Eserleri. E r e m y a Çelebi K ö m ü r c i y a n — İstanbul T a r i h i .