İSTANBUL
13.AĞIR CEZA MAHKEMESİ
( CMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ ) DURUŞMA TUTANAĞI
ESAS NO :2009/191
CELSE NO :99
CELSE TARİHİ :21.01.2011
BAŞKAN :KÖKSAL ŞENGÜN 20909
ÜYE :HASAN HÜSEYİN ÖZESE 28298
ÜYE :SEDAT SAMİ HAŞILOĞLU 37266
C. SAVCISI :MEHMET ALİ PEKGÜZEL 33954
C. SAVCISI :NİHAT TAŞKIN 36924
KATİP :BAHATTİN KÖSE 127251
Mahkeme Başkanı Köksal Şengün ile Üye Hakimler Hasan Hüseyin Özese ve Sedat Sami Haşıloğlu’ndan oluşan mahkeme heyeti tarafından 21 Ocak 2011 tarihli oturum açıldı.
Tutuklu sanıklardan İbrahim Şahin, Levent Göktaş, İbrahim Özcan, Levent Ersöz, Fatih Hilmioğlu, Hasan Atilla Uğur, Oğuz Bulut ve Mehmet Haberal dışındaki tutuklu sanıklar cezaevinden getirildi.
Bağsız olarak huzurdaki yerlerine alındı.
Tutuksuz Sanıklardan Emin Şirin, Yalçın Küçük, Muhterem Bağcı, Mahir Akkar ile Sanıklar müdafilerinden Sanık Tuncay Özkan müdafii Av. Ahmet Çörtoğlu, Sanıklar Tuncay Özkan, Hasan Atilla Uğur, Levent Göktaş, Mehmet Ali Çelebi, Emin Şirin, Mustafa Dönmez ve bir kısım sanıklar müdafii Av. Celal Ülgen, Sanıklar Tuncay Özkan, Hasan Atilla Uğur, Levent Göktaş, Mehmet Ali Çelebi, Emin Şirin, Mustafa Dönmez ve bir kısım sanıklar müdafii Av. Hüseyin Ersöz, Sanıklar Tuncay Özkan, Hasan Atilla Uğur, Levent Göktaş, Mehmet Ali Çelebi, Emin Şirin, Mustafa Dönmez ve bir kısım sanıklar müdafii Av. Serkan Günel, Sanık Tuncay Özkan müdafii Av. Ruşen Özmen, Sanıklar Tuncay Özkan, Mustafa Balbay müdafii Av. Akasya Akansu, Sanık Tuncay Özkan müdafii Av.
Beyza Yüksel, Sanıklar Ahmet Tuncay Özkan ve Adnan Bulut müdafii Av. Seçil Özdikmenli, Sanıklar Tuncay Özkan, Mesut Özcan ve Hüseyin Nazlıkul müdafii Av. Gizem Öcalan, Sanık Hasan Ataman Yıldırım müdafii Av. Naciye Sezer Nirun, Sanıklar Taylan Özgür Kırmızı, Yalçın Küçük, Muhammed Sarıkaya müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın, Sanık Fatih Hilmioğlu müdafii Av. Mehmet Sever, Ankara Barosundan izleyici Av. Belkıs Özalp, Sanık Ahmet Hurşit Tolon müdafii Av. İlkay Sezer’in de geldikleri görülmekle huzurdaki yerlerine alındı.
Açık yargılamaya devam olundu.
Bu oturumda sanıklar ve müdafilerin beyan ve taleplerinin tespit işlemine başlanıldı.
…
Duruşmaya saat 14:00’e kadar ara verildi.
Duruşmaya kaldığı yerden devam olundu.
Sanık Hasan Ataman Yıldırım söz istedi, verildi:”Sayın Başkanım, Sayın Mahkeme Heyeti ve salonda bulunan herkesi saygıyla selamlarım. Söyleyeceklerimi maddeler halinde not aldım oradan anlatacağım.
Madde 1; banka CD’siyle ilgili, emniyet bir araştırma yapıyor ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından 18.10.2010 tarihi itibariyle mahkemeye bir yazı geldi o yazıyı da bize tebliğ ettiniz CD’de verdiniz. Orada bizim daha evvel kullandığımız bankalara sorarak daha doğrusu Türkiye’deki bütün bankalara sorarak anladığım kadarıyla oradan irtibat için verdiğimiz telefon numaraları tespit edilmiş o numaralarda alınarak biz kimlerle görüşmüşüz acaba diye böyle bir araştırma yapılmış. Benim bu hususta 22 Kasım (2010) tarihinde verdiğim bir dilekçe vardı o dilekçede benim ev telefonum ve cep telefonum doğru. Onun dışında hatalı olan 7 tane daha telefon numarası yazılmış ki bunlar İstanbul dışından olan numaralar da var cep telefonu vesaire var hiç benimle alakası olmayan numaralar var ben bu hususta bir dilekçe yazdım mahkemenize.
Ve sizde daha sonra aldığınız bir kararla bir dakika o kararın tarihini de söyleyeyim 24.12.2010 tarihli bir ara kararda bu hususta bunun tespiti doğrultusunda ilgili bankalara yazı yazılmasına diye karar almışsınız ama. Benim tahmin ediyorum o gelen yazılarda size de gelen mahkemeye gelen yazıda bankaların adı geçmiyor sade emniyetin hazırladığı bir liste ve liste sonunda da özet bilgiler var. Yani orada bankalar yok dolayısıyla buradan yazılacak yazının bankaya değil emniyete yazılarak emniyet bunu hangi bankalardan tespit etmiş onu belirtmesi lazım ki nerede
bir terslik var o ortaya çıksın. Çünkü bana ait olmayan numaralar zaten orada yapılan araştırmaya göre o numaralarla bana ait olmayan numaralarla benim hiçbir başka bir sanıkla veya şüpheliyle görüştüğüme dairde bir bilgi yok dolayısıyla zaten belli oluyor burayla kimseyle ilgili olmadığı. Fakat benim korkum şu; ilerle o kişilerin yapabilecekleri suçlar benim üzerime gelir ikincisi belki başka bir Hasan Ataman Yıldırım var benim adıma veya sahte isimle benim adıma bankalarda hesap açıp kredi alıp bir şeyler yapan birileri var bunları tespit ederiz. O anlamda demiştim ama bunun bankalara değil de emniyete yazılması gerekir diye düşünüyorum orada bir terslik olmasın.
Tabi tahmin ediyorum bu banka hesapları sadece Türkiye bankalarından tespit edildi benim yurtdışında hiçbir bankada hesabım yok olamaz. Sadece 1976, 1978 yıllarında Deniz Kuvvetlerinden eğitime gönderildiğimde Amerika’da bir hesabım vardı 1978’de de gelirken o hesabı kapattım benim yurtdışında bir tek lira dahi herhangi bir bankada param yok. Bu bankaların içine olmadığı dediğim bankaların içine İsviçre, Kıbrıs, Cayman Adaları bütün Avrupalı bankalarını, ülkelerini sayabilirsiniz. Benim yurtdışında param olmadığını ben size burada beyan ediyorum.
Şimdi gelelim oradan Hürriyet’in ekonomi sayfası 18 Ocak 2011 Salı sayfa 11, İsviçreli bankacı 2000 müşteri hesabı bilgisini Wikileaks’e teslim etti. Şimdi Wikileaks’ten kimin bankada hesabı var kimin yok bunlar çıkacak burada yazıyor birçok siyasiler, işadamları vesaire 1999’la 2009 arasında bunlar zamanı geldikçe yavaş yavaş çıkıyor benim adımın olmadığını orada da göreceksiniz. Benim esasında şöyle bir talebim olacak bu davayla ilgili her kim varsa sadece burada sanıklar değil dışarıdan hariçten gazel okuyan bazı siyasilerde var bunların dahi dışarıda hesapları olup olmadıkları bilhassa İsviçre bankalarında hesapları olup olmadığını mahkeme kararıyla sorulmasını talep ediyorum ama bunun dikkate alınacağını da zannetmiyorum.
Madde 2; şimdi arama gözaltına alma olarak 2 seneden daha fazlada oldu 7 Ocak sabahı 2009’un başı ben evden erken çıkıyorum çıktım 14 tane polis arkamdan eve gelmiş hanım evde tabi şaşırmış şok olmuş durumda. Ben şirkete gittim şirkette de 14 tane polis karşıladı her tarafı talan ettiler o zamana kadar hiçbir suçum yok sonradan öğrendiğime göre de 10 gün evvel beni telefon olarak izlemeye başlamışlar hiçbir telefon tapem (konuşması) de yok. Yalnız, suç tarihi olarak mahkeme kayıtlarında 7 Ocak 2009 yani ben o gece yatmışım (o zaman 38 yıllık eşimdi şimdi 40 yıl oldu) 2 yılı da hapiste geçirdim ben 38 yıllık eşimle gece yatıyorum, o sırada hemen suç işlemişim diye o gün başka bir şey yok. Çünkü arkadan (sabah şirkete) gittim hemen polisler aldı ne suç işlediğimi bilmiyorum artık. Suç tarihi olarak o gün yazılıyor zaten polisler gelene kadar hiçbir suçum yok arama yapıyorlar ufacık 2 tane bellek, 5 tane CD bir yerlere yerleştirmişler onlar bulunuyor onların üzerinden bir sürü gizli belgeler TSK ile, Deniz Kuvvetleriyle söylemiştim onların detaylarını biliyorsunuz hiç benimle ilgili olmayan şeylerden beni içeri aldılar. Daha sonra iddianame çıkıyor iddianamenin bir tanesinde şöyle; Şener Eruygur’un ADD’de dijital kayıtları arasında bulunmuş benim resmim beni oradan ADD’ye oradan da terörist ilan etmeye çalışıyorlar. Bir kere Şener Eruygur’un dijital kayıtları arasında değil daha sonradan polis kayıtlarından öğreniyoruz ADD’de bilgisayarlarında orada diyor ki sadece Şener Eruygur’un başkanı olduğu ADD’de diye yazıyor. Burada Sayın ADD genel başkanı bugün Tansel Çölaşan da burada kendisini saygıyla selamlıyorum. Yani iddianamede şöyle bir şey; ADD’ye üye olan herkes üye olmak için resmini fotoğrafını veriyor benim o fotoğrafım gösterdim yanımda zaten çantada(bir kelime anlaşılamadı) biliyorsunuz daha evvel göstermiştim. Yani ADD’ye üye olan herkesi potansiyel suçlu gibi gösteriyorlar böyle iddianame mi olur?
Madde 3; yine 17 Ocak 2011 bu haftanın başında bir dilekçe verip o günde kısa bir konuşma yapmıştım ama bilmiyorum yani o dikkate alınmadı galiba. Bir tanesi o verdiğim dilekçede madde 1’de CMK 100’e göre katalog suça göre Anayasa Mahkemesine itiraz edildiği için Ankara 1. İdare Mahkemesince bu gerekçeyle katalog suç gerekçesi gösterilerek tutuklama verilemez.
Yine o dilekçenin madde ikisine geçiyorum. Orada da bu CMK 102’ye göre normal suçlarda 2 yıl, 1 yıl da arttırarak filan cezalar verilebiliyor fakat şimdi ortada şöyle bir durum var. Burada bir terör örgütü yok zaten olmadığını sizlerde görüyorsunuz heyet görüyor bütün halk görüyor herkes görüyor. Ortada kesinleşmiş mahkeme kararı olan bir terör örgütü yok. PKK derseniz PKK’nın var bütün dünya çapında Amerika’nın ve Avrupa’nın listelerine girmiş terör örgütü olarak kesinleşmiş. Ama Ergenekon diye hayali öyle bir örgüt yok, iddia makamı çıkıyor diyor ki böyle bir örgüt olduğunu iddia ediyorum sanki bu gerçekmiş gibi buradakilere 10 yıl içeride kalacaksınız deniyor. Benim 2 yılım bitti ben diyorum ki 2 yılım bittiyse bana detaylı gerekçe göstererek suçumu tek tek göstererek ADD’de bulunan fotoğrafım için değil (kimlik almak için ADD’ye verdiğim fotoğrafım için değil) o benim için gurur kaynağıdır. Benim gururumla oynayarak değil halkın gururuyla oynayarak değil gerçek ne ben o gün eşimle gece yattığımda mı bir suç işlemişim? Onu bana yazın gerekçelerini yazın o şekilde benim 2 yıldan sonra uzatın veya beni tahliye edin. Beni derken, burada bütün herkesin durumu aynı üç aşağı beş yukarı aynıdır.
Yine diğer bir madde o dilekçede verdiğim madde 3 dedik hukuka aykırı deliller.
Biliyorsunuz bu deliller alınırken imajları alınması lazım, bunlar imajı alınmadı hukuka aykırı benimle ilgili olmayan kayıtlar bununda benimle ilgili olmadığını elimden geldiği kadar anlattım orada adı geçen konular olsun bilgiler olsun üstelik ben Amerika bilgisayar yüksek mühendisliği tahsili yapmışım İngilizce olarak. Ben üniversitelerde İngilizce ders veriyorum avukatımda biliyor incelemişler o şeylerin içinden bir tanesi belleklerin içinden İngilizce basit İngilizce başlangıç kurs bilgileri çıktı ben İngilizce kursu mu alacağım bu saatten sonra, basit İngilizce mi öğreneceğim? Yani onların bana ait olmadığı gayet açık meydanda.
Madde 4 olarak diğer bir konuya geçiyorum yine bu imajla ilgili olarak; şirketimde binlerce CD var zaten şirketimden bir tek çıktı benim kendi bilgisayarımdan çıkmadı, evimdeki ve işyerimdeki bilgisayarlarım değil şirketin diğer odalarındaki bilgisayarlarından binlerce CD arasından bakayım toplam 219 tane CD, DVD alınıyor. Bunların bir kısmı 1 ay sonra geri verildi halen ellerinde 127 tane CD, DVD var. Polis oturuyor bunları daha sonra kendine göre istedikleri şekilde düzenliyor. Bu arada hep polis dedim ben tekrar tekrar söylüyorum benim babam polis ben kendimi eski bir subay olarak devlet memuruna polise sevgim ve saygım eskidende vardı şimdi de var gelecekte de olacak. Ben polis derken polisin içine karışmış Hanefi Avcı’nın kitabında belirttiği cemaatten bahsediyorum. Polisi lekeleme çalışan bir avuç insandan bahsediyorum. Evet, ellerinde 127 tane CD var bunları istedikleri şekilde sonradan doldurup doldurup ortaya çıkartıyorlar. Bu sahtekarlık olduğunu ben daha başından söyledim. Bugün cep telefonlarıyla ilgili olanı Mehmet Ali Çelebi çok güzel anlattı artık bu dava çökmüştür. Yine koğuş arkadaşım başından beri aynı bugün kendisi rahatsız diye gelemedi diş doktoruna gitmek durumunda çok dişi ağrıyor Mustafa Levent Göktaş. Onu da bir tane bir tek DVD’yle suçlanıyor 51 numaralı DVD, bu DVD’nin de kendisi tutuklanmadan bir hafta evvel poliste kopyasının olduğu resmi kayıtlara geçti ortaya çıktı artık o kişiyi niye tutuyorsunuz, beni niye tutuyorsunuz, Mehmet Ali Çelebi’yi niye tutuyorsunuz. Herkesin durumu aynıdır. Bu dava sahtekarlıklar üzerine gittikçe devam ediyor Kafes duruşması diğer Binbaşı Levent Bektaş koğuş arkadaşımız. Geldi ilk gün ya benim bir şeyim yok zaten 2 tane dedi şeyler vardı DVD, CD bir şeyler aldılar onları da ben dedi verdim dedi. Daha sonradan ona
bir şeyler uydurdular. Kaç defadır bilirkişi raporları yani bu davayla ilgili değil ama bu seri davalar bu tertip merkezi her yerde aynı, aynı üçkağıt Türkiye’nin başına çökmüş durumda bunlar davalar birbirinden ayrı değil. O CD’nin hem Türkiye’de TÜBİTAK’ta ve yurtdışında yapıldı değişik değişik seferler içinde bir sonradan konmuş olan o sahte Kafes planları çıkıyor başkasında çıkmıyor. Polis üçkağıdı çıkmasın diye meydana daha başka CD’ler üretiyor tarihleri değiştiriyorlar tarihi tutarsızlıkları var bir sürü ben de anlattım benim CD’lerde ilgili bir sürü tutarsızlık. Balyoz davasındaki tutarsızlıklarla ilgili kitap haline getirildi biliyorsunuz gazetelerde yazıyor. O tarihte daha kurulmamış olan şirketlerin adları geçiyor. Şimdi bunları temize çıkarmak için Donanmayı bastılar güya Donanmadan yeni deliller çuval çuval çıkarttık diyorlar. Peki, işin aslı nedir işin aslı şu; bir subayın gemideyken 6 ay evvel çalınan sabit diski yani bilgisayarın hard diski İngilizcesiyle Türkçesiyle sabit diski. Şimdi Donanma basılıyor 6 ay sonra donanmada kablo kanalların içinden çıkıyor peki tabi çalındığı haliyle değil içine de doldurmuşlar, bir sürü yeni üçkağıt dosyaları ondan bir sürü subayı tutukladılar şimdi onlarda kendilerini ispat edene kadar aylarca içerde kalacak, ispatı burada ispatı burada.
Herkesin başına aynı şey geliyor, yani bütün bu serilerde hepsi aynı bendeki o DVD’nin 1 tanesine de daha sonradan koydukları belli. Çünkü ben tutuklandıktan 2 buçuk ay sonra güya imajını aldık deniyor. İçinde benimle ilgili olmayan bilgiler bir kısmı da benim evimden çıkan diskimden bazı bilgileri de almışlar mahsus karıştırmışlar.
Şimdi ben burada imaj konusu pek anlaşılmıyor imaj konusunu böyle 1 dakika içinde anlatmak istiyorum. Bu bir CD veya DVD veya hard disk veya ufak bellek fark etmez bir bilgisayarla ilgili bir parça ama içinde bilgiler var.
Bunun imajı dediğiniz zaman bunun içindeki bilgileri, boşlukları varsa yazılmış ve silinmiş olan bilgileri çünkü bilgisayar silindiği zaman silmiyor bunu ben sildim diye işaret koyup içerdeki bilgiyi canlı olarak aynen bırakıyor. Dolayısıyla silinmiş dahil bilgiler dahil kopyasını imajını al dediğiniz zaman bunun resmini çekermiş gibi 2. bir tanesini bunun aynısını imajda çıkartıyor makine imaj programı bu şekilde çalışır. Yani hatalarıyla eksikleri sevaplarıyla diskin üzerinde ne varsa hepsi aynen birebir buraya çıkar.
Kopya al dediğimiz zaman ise şöyledir; buradaki bilgileri alır sıraya dizer içindeki sadece canlı bilgileri, (yani) silinmiş değil silinmemiş olan canlı bilgileri alfabetik veya nümerik değişik şekilde sıraya dizer dizdiği sırada yeniden buraya başka bir kopyasını çıkartır bu bunun kopyasıdır, ama doğru bilgilerin yeni sıraya dizilmiş halidir.
Dolayısıyla kopya almakta yeterli değildir imajdır, imaj aldıktan sonra bununla ilgili olarak 20, 25 karaktere kadar varabilen bir anahtar kelime çıkartır bu da hash değeri hash (bir kelime anlaşılamadı) İngilizcesiyle dediğimiz bir değer çıkartır. Şayet bu imajda ikisi hash değerleri aynıdır siz bunun hash değerini aldınız daha sonra imajın hash değerini alın bu imajın imajını alın yine hash değerini alın hash değerleri hiç değişmez. Şayet aldığınız bir CD’nin bir karakterini dahi değiştirseniz başka bir yere kopyalasanız içindeki görünen görünmeyen bilgileri değiştirirseniz veya en ufak bir şey ilave ettiğiniz zaman hash değeri değişir.
Ben 2 yılı geçti buradayım kaçıncıdır taleplerim oluyor bana diyorum ki; bu CD’leri, DVD’leri verin, veremiyorsanız bunların imajlarını verin kopyalarını verin yani ben bunları alayım diyorum içinde ne var bilmiyorum. Aradan 1 buçuk seni geçiyor tam YAŞ yapılacak internet andıcı diye bir şey çıkartıp güya benden çıkan bir belgeyi bahane ederek 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız’ın, Kara Kuvvetleri Komutanı olması engellenip emekli ediliyor, beni köprü olarak kullandılar. Yine bu konularla ilgili olarak gazetelerde hep adım çıkıyor Hasan Ataman Yıldırım’dan çıkan işte şu belgeden dolayı internet andıcı Hasan Iğsız ona bağlıyorlar.
Yine benden çıkan bir TÜBİTAK şifreli belge 1 senedir uğraştığım 1 buçuk sene uğraştığım şifresi çözülsün diye zaten bana vermiyorlar ben çözemiyorum bakamıyorum onun da içinden TÜBİTAK’la ilgili ilgisiz bilgiler çıktı casusluk soruşturmasından TÜBİTAK’a seçilip TÜBİTAK’tan birilerini tutukluyorlar. Ben kimseyi tanımıyorum bu casusluk ve internet
andıcıyla ilgili bugüne kadar benim ifademe başvurulmadı savcılık beni çağırmadı madem bu iş ilk defa benden çıkıyor neden beni çağırmıyorlar? Bu işin üçkağıt olduğunu artık halk takdir etsin bu dava zaten burada görülmüyor.
Madde 5 az kaldı Başkanım; şimdi burada yapılmak istenen Atatürk Cumhuriyetine karşı sivil darbedir ama bunlar başarıya ulaşamayacaktır, bunu kalbim gibi içim gibi adım gibi biliyorum.
Esasında yapılan Ergenekon kumpanyası eskiden tiyatrolar vardı böyle Anadolu’ya kumpanya diye bizi de geldiler buraya koydular sizin işiniz gücünüz bu oturun burada tiyatro yapın dediler burada hepimiz herkes tiyatronun bir parçası olarak. Ben sadece çok ufakken böyle mahallede 5, 6 yaşlarındayken mahallede tiyatro oynardık ama ondan sonra bir daha hiç oynamadım 58 yaşında buraya girdim şimdi 60 yaşındayım 2 senedir burada tiyatro oynanıyor bende burada figüran olarak rolümü oynuyorum ne yapayım savcılar böyle rol basmış vermişler. Buraya gelen seyirciler de kendi istekleriyle kendi cebinden paralarını ödeyip zar zor şartlarda Türkiye’nin bütün her yerinden gelip bu gerçekleri görüyorlar gittiklerinde anlatıyorlar her geçen günde bu davanın ne olduğu halk tarafından biliniyor.
Madde 6; benim belli bir yaşım var 60 yaşına geldim sağlık durumu genç gibi değil mutlaka bir şeyler çıkıyor ben moralim her zaman iyidir diyorum hakikaten moralim iyi. Fakat anlamıyorum işten içe bazı problemler çıkıyor doktora gidip geliyoruz hiç tansiyonum filan yoktu doktorda ölçüyoruz bakıyoruz tansiyon çıkıyor diyorlar bu stresten şeyden olur diyorlar. Ailemi de tanıyorsunuz başından beri beni hiç bırakmadı 38 yıllık eşimdi şimdi 40 yıllık oldu 2 senedir de bütün duruşmalara her sabah en erkenden gelip devamlı beni burada bekliyor karşıdan bir bakış yetiyor bana sevgileşme. 2 senedir evlenme yıldönümümüzü sevgililer gününü burada kutladık veya kutlayamadık ama artık bu sene dışarıda kutlamak istiyorum.
Madde 7; ben tahliyemi talep edeyim mi etmeyeyim mi diye kararsınız (kararsızım) sadece ben Başkandan talep ediyorum tahliyemi. Çünkü Başkanım gerçekleri daha kıdemli bir üye olduğu için veriyor, görüyor ama diğer 2 üye derdimizi anlatamamışız demektir hep ikiye bir ikiye bir oluyor. Bakın ben şöyle söyleyeyim; en çok güvendiğim konu adaletti adalete güvenim kalmıyor yarım filan desem ne üçte bir adalete güvenim kaldı. Çünkü üç oydan biri doğruyu söylüyor bana göre ikisi yanlış söylüyor ben üçte bir artık adalete inanıyorum. Sayın Başkanım bana yine tahliye versin ben burada daha 10 sene yatarım.
Diğer 2 üye verir veya vermez onların vicdanına bırakıyorum.
Saygılarımı sunarım.”
. . .
Sanıklar Tuncay Özkan, Hasan Atilla Uğur, Levent Göktaş, Mehmet Ali Çelebi, Mustafa Dönmez vekili Av. Celal Ülgen söz istedi, verildi:
…
biraz önce Mehmet Ali Çelebi’nin savunması sırasında gördünüz, 1 dakika 2 saniye içerisinde 140, 139 tane veri yüklenmiş. Bunu kim yaptı? Bilmiyoruz bunu nerede yaptılar? Emniyette yaptılar, emniyet güvenli mi? Değil bunu artık herkes biliyor hepimiz biliyoruz. Bütün polisler için söylemiyorum ama artık polisteki hiçbir şey güvenli değil hiçbir dijital medya hiçbir dijital veri güvenli değil. Sayın Ataman Yıldırım bir bilirkişi gibi her şeyi anlattı benim söylemek istediklerimi anlattı bütün söylediklerini yinelemek istemiyorum. Bir şeye katılmıyorum Ataman Yıldırım’da mahkeme heyetine tümünden tahliye isteyeceksiniz inatla ve ısrarla mahkeme heyetinin tümünden tahliye isteyeceksiniz, versin vermesin tümünden tahliye…
mahkemeden tahliye isteyeceğiz. O nedenle öncelikle 134. maddeye aykırılığın Sayın mahkemece usul hükümleri beklenmeden bir an önce çözülmesi gerekir. Bu çözülme yapmadan
daha çok sürecek bakın daha önümüzde 1 yıllık bir süre var bütün tutukluların ifadesinin alınması için tutukluların ifadesi 1 yılda bitti. Tutuksuz sanıkların ifadesi başlayacak e o da sürecek 1 yıl 2 yıl. Yani nedir bu 4 yıl 5 yıl daha bir belgenin bir dijital medyanın usulüne uygun elde edilip edilmediğinin kararına ne zaman vereceğiz? Büyük ihtimalle Sayın mahkeme yargıçları bunu görmeyecekler emekli olup gidecekler.
Merak etmeyecekler mi Sayın mahkeme üyeleri ya acaba bu CMK 134’e uygun muydu değil miydi diye?
Bu nedenle bir çözüm bulmamız gerekir yani usul hükümleri bizi buna mahkum etmiyor. Buna bir çözüm bulmak zorundayız bu medyanın bu elde edilen belgelerin polisin elinde kaldığı sürenin İstanbul Üniversitesinden, Teknik Üniversiteden bir yerden görüş alınarak bir an önce niteliğini niceliğini tespit etmek zorundayız. Bunu yapmadan yargı ne kadar sürüyorsa uzuyorsa o kadar haksızlık yapıyoruz demektir bu yapmamamız gerekir. Çok önemli bir konu da, sadece CMK 134. madde kapsamında birtakım veriler yasadışı olarak yüklenmiş olsa bunların hepsinin çözümü kolay. Çok özet geçeceğim diğer arkadaşlarımın söz hakkını almamak için bir hayli vakit geçiyor. Türkiye’de büyük bir kaos büyük bir bunalım yaşanıyor bir adli bunalım yaşanıyor. Türkiye’de polise sızmış bir çete askere sızmış bir çete savcıların arasına sızmış bir çete var. Bu çete dışarıdan yaptığı aldığı desteklerle büyük senaryolar uyguluyor. Balyoz, Kafes, Poyrazköy Türkiye geniş bir alanda bu senaryoların cenneti haline getirilmiş. Bir taraftan yandaş basına servisler yapılarak yanlış yalan bilgiler verilerek insanların aleyhinde kamuoyu yaratılıyor. Öbür taraftan kanunsuz kanıtlarla insanlar gözaltına alınıyor ve uzun süre tutuklu yaşıyorlar. Bu işin sona ermesi gerekir bu işin sona ermesi için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurumunun ya da Anayasa Mahkemesinin bağımsız olması veya yargının üstünlüğü ilkesinin de olması şart değil her yargıç her hakim her Cumhuriyet savcısı her savunman her avukat bunun sorumluluğunu duyuyorsa bunun sorumluluğunu taşıyorsa bulunduğu mahkemede bulunduğu ortamda bu sorunun çözümüne el atmalıdır.
Tutuklu bulunan müvekkillerimin tümünün tahliye edilmesine karar verilmesini saygılarımla arz ediyorum.”
. . .
Sayfa 71-72
Sanık Hasan Ataman Yıldırım müdafi Av. Hakan Coşkuner söz istedi verildi:”Efendim Ergenekon Terör Örgütü tespitinin yapılmadığının, yapılamadığının, yargılamanın başından beri avukat arkadaşlarımız dile getiriyorlar. Bunu dile getiren sadece sanıklar ve yakınları ve avukatlar değil. Bizim basın davalarımızda Türk yargı camiası da Ergenekon Terör Örgütü diye bir örgüt olmadığını kararlarına geçiriyor. Yargıtay’da geçiriyor. Sadece kamuoyunda veya burada oluşan savunma tarafında oluşan bir imaj değil. Bunu tasdik etmek istedim. Bizim ayrıca teknik bilirkişi talebimiz oldu, yazılı olarak vermedik belki kayıtlara geçmedi.
Teknik bilirkişi burada dinlenmesi talebimiz hala devam ediyor. Çünkü bizim CD’lerimiz, DVD’lerimiz 5 tane artı 1 tane artı bir kısım sahte olduğunu dile getirdiğimiz deliller başka soruşturmalara da kaynak yapılıyor. Başka davalarda benzer siyasi davalar, Balyoz davasında mesela tek bir CD’in 7, 8 tane iddianamede rapor düzenlendi. Ben burada 100 celsedir buradayız baştan beri söylüyoruz ne iddianame tarafında, ne kovuşturma tarafında bizim dijital kayıtlarla alakalı 6, 7 sayfalık bir emniyetin affedersiniz çok basit bir raporundan başka bizim iddialarımızı, savunmamız yönünde iddialarımızı açacak, irdeleyecek bir teknik bilirkişi burada dinleyemedik. Sakıncası nedir? Sakıncası; internet andıcı diye basına yansıyan casusluk, fuhuş ve şantaj ismi neyse ismi dahi konulamadı. Basın da dolaşıyor Taraf gazetesinde, Samanyolu gazetesinde. Bunlara kaynak yapılabiliyor efendim, bizim (bir kelime anlaşılmadı) dijital kayıtlar. Bu çok büyük mahsuratlara yol açıyor. Biz hala internet andıcı soruşturması var mı yok mu bilmiyoruz. Gizlilik kararı var mı yok mu diye müracaat ettim sadece o soruşturma şantaj soruşturmasına ilişkin bir gizlilik kararı çıktı ve bizim davamızın arkasında hala soruşturmalar var bekliyor sadece bu CMK’daki bir boşluktan faydalanılıyor. Nedir efendim o? İddianame bu şekilde kabul edildi daha sonra bu soruşturma tefrik edildi. Sanki konu farklı sanki kapsam kişiler farklı.
Bu şekilde savcılık makamı derki ben 2, 3 sene de mi inceleyecektim de açacaktım? Yine aynı kapıya geliyor biz 100 celsedir, 2 senedir peynir gemisi yürütüyoruz sadece savunmalarla hiçbir şekilde delillerin değerlendirilmesine geçemedik. Bu kapsamda 2 tane talebim var.
1, tekrar ediyorum kayıtlara geçmesini istiyorum, ben bu celsede birçok dijital kayıt var bu dijital kayıtların sahteliğinin ve gerçekliğinin irdelenmesi için celse açılmasını talep ediyorum. 2 sene sonra hala bunu talep ediyorum.
2, müvekkilim Hasan Ataman Yıldırım hakkında devam eden soruşturma olup olmadığını, gizlilik kararı olup olmadığını, bu soruşturmaların sizin kuvvetli suç şüphesi kanaatinizi etkileyip etkilemeyeceğini bilmediğimden sorulmasını talep ediyorum özel yetkili savcılığa.
Ayrıca efendim benim müvekkilim tahliye sebeplerini söyledi, ben efendim diyorum başkanım diyorum, 3 kişiye hitap ediyorum sizin nezdinizde heyete hitap ediyorum sadece sizden bir tahliye görüşü alabiliyorum. Belirtmek istedim tahliyesinin tutukluluk sebepleri kalkmıştır, tahliyesini talep ediyorum.”
. . .
Sayfa 79-80
Mahkeme Başkanı:"İddia makamı.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:
. . .
13. Sanık Hasan Ataman Yıldırım’ın 17 Ocak 2011 havale tarihli;
A, 1 rakamlı dilekçesindeki talebi konusunda kalem araştırılması yaptırılmasına istenen arama kayıtlarının bulunması halinde bir kopyasının kendisine verilmesine.
B, 2 rakamlı dilekçesindeki talepleri ile ilgili konu hakkındaki önceki mütalaamızın esas alınmasına.
Sayfa 81-83
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
. . .
2-Sanık Hasan Ataman Yıldırım’ın yapılan aramalarında çekilen görüntülerinin İstanbul Emniyet Müdürlüğünden istenilmesine,
23-Sanık Hasan Ataman Yıldırım hakkında herhangi bir yeni soruşturma olup olmadığının (CMK. 250. Maddesi ile Yetkili) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Vekilliğinden sorulmasına,
…
Sayfa 84
Ancak sanıklardan . . .
sanık Hasan Ataman Yıldırım’a isnat olunan suçların vasıf ve mahiyetine dosyada mevcut delil durumuna, suç vasıflarının değişme ihtimaline, toplum içerisindeki konumuna, bu aşamadan sonra kaçma, saklanma ve de delilleri karartma şüphesinin bulunmamasına tutuklamadan beklenilen gayenin de sağlanmış olmasına, sanığının yaşına ve de gerekirse hakkında Adli Kontrol Uygulamasının da düşünülebileceğine,
… isimleri yazılı bu sanıklarında tahliye edilmeleri gerektiği yönünde oy kullanan Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’ün karşı oyuyla ve oy çokluğuyla,
Tahliye taleplerinin reddine dair verilen ara karara İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz hakları bulunduğu konusunda sanıklar ve müdafilerine ihtarat yapılmasına, ( Hazır sanıklar ve müdafilere ihtarat yapıldı )
Bu nedenle duruşmanın 14.02.2011 günü saat 09.00’a bırakılmasına oybirliği ile karar verildi.21.01.2011
BAŞKAN 20909 ÜYE 28298 ÜYE 37266 KATİP 127251