ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DÖNEM PROJESİ

86  Download (0)

Tam metin

(1)

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

DÖNEM PROJESİ

BELEDİYELERDE GELİR ANALİZİ: AKSARAY BELEDİYESİ ÖRNEĞİ

Fatih ÇETİNKAYA

GAYRİMENKUL GELİŞTİRME VE YÖNETİMİ ANABİLİM DALI

ANKARA 2018

Her hakkı saklıdır.

(2)

i ÖZET Dönem Projesi

BELEDİYELERDE GELİR ANALİZİ: AKSARAY BELEDİYESİ ÖRNEĞİ

Fatih ÇETİNKAYA Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü

Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ

Belediyeler, belde sakinlerinin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organları seçimle oluşturulan kamu tüzel kişileridir. Tarihsel gelişim sürecinde belediyeler önemi her geçen gün artan ve toplumun vazgeçilemeyen yerel hizmet birimi olarak görülmektedir. Belediyelerin yaptığı hizmetler ve sorumlulukların zaman içinde artış gösterdiği, ancak belediyelerin gelirlerinde aynı oranda artışın sağlanamadığı dikkati çekmektedir. Türkiye’de 1980 yılından sonraki dönemde belediyelerin gelirleri alanında önemli yasal değişiklikler yapılmış olmasına karşın, belediyelerin mali yapısında köklü değişikliklerin gerçekleştirilemediği gözlenmektedir. Belirtilen yasal düzenlemeler arasında 2380 sayılı Belediyelere ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ve 2004 yılından sonraki dönemde ise 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe konulması önemli görülmektedir. Belediye yönetimlerinde yapılan birçok düzenleme ve uygulamalara karşın, belediyelerin öz gelirleri ve toplam gelirlerinin artan hizmet talebi ve yükümlülüklere paralel artış göstermediği ve belediye gelirlerinin hizmetlere oranla yetersiz kaldığı görülmektedir.

Bu çalışmada öncelikle ülke genelinde belediyelerin gelirleri genel olarak incelenmiş ve daha sonra Aksaray Belediyesi örneği üzerinden belediye gelirlerinin analizi yapılarak hizmet üretimi ve gelir ilişkisi irdelenmiştir. Örnek olarak incelenen belediyenin 2009- 2013 döneminde temel gelir kaynağını “diğer gelirler” başlığı altındaki merkezi idare

(3)

ii

vergi gelirlerinden alınan paylar oluşturmakta olup, inceleme döneminde bu kalemin belediye gelirleri içindeki payı ortalama % 57,42 gibi oldukça yüksek düzeyde pay almıştır. Belediye gelirlerinin % 42,58’ini ise özgelirler oluşturmakta olup, özgelirler grubu içinde ne yüksek payı teşebbüs ve mülkiyet gelirleri (arsa ve arazi satışları ile kira ve ecrimisil gelirleri gibi), sermaye geliri ve vergi gelirleri oluşturmaktadır. Hızla gelişen illerin başında gelen Aksaray’da belediye sınırları içindeki taşınmaz malikleri ve intifa hakkı sahiplerinin ödedikleri vergilerin toplam belediye gelirleri içinde % 13 gibi düşük düzeyde olduğu görülmektedir. Toplam belediye gelirleri içinde vergi gelirlerinin düşük düzeyde payının olması, gelişen kentlerde arazi varlığı ve yapı stokunun vergi amaçlı olarak rasyonel değerleme çalışmasının yapılamadığının temel göstergeleri arasında sayılmalıdır.

Belediye gelirlerinin incelenen dönemde yıllara göre yükselen bir seyir izlediği, ancak göç ve diğer yollarla artan nüfusun gereksinim duyduğu hizmetlerin finansmanı için mevcut gelirlerin yeterli olmadığı tespit edilmiştir. Türkiye’de belediyelerin finansmanı ve özellikle özgelirlerinin artırılmasına yönelik yeni yaklaşımların geliştirilmesi, belediyelerde alternatif finansman yöntemleri ile proje geliştirme ve uygulamalarının yapılması, taşınmaz yönetim sisteminin iyileştirilmesi, taşınmaz satışları yerine belediyelere sürekli gelir sağlayacak üst hakkı tesisi, uzun süreli kiralama, arsa veya kat karşılığı inşaat işlemleri gibi yaklaşımların tercih edilmesi, kamu ve özel kurumlarla ortak işletme kurma ve verimli iştiraklerin yapılması ve son olarak belediye gelirlerinin temel altlığını teşkil eden taşınmaz değerleme sisteminin yeniden düzenlemesi zorunlu görülmektedir. Bu çerçevede 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamında belediyelerin imar ve şehircilik, emlak ve istimlak, mali hizmetler ve fen işleri müdürlüğü başta olmak üzere ilgili hizmet birimlerinde gayrimenkul geliştirme ve yönetimi uzmanlarının istihdam edilmesi ve bu uzmanlık alanının görev ve yetkilerinin başta 5393 Sayılı Kanun olmak üzere ilgili yasal düzenlemelerde tanımlanmasına gereksinim bulunmaktadır.

Ocak 2018, 74 sayfa

Anahtar Kelimeler: Belediye gelirleri, merkezi idare vergi gelirleri payı, özgelirler, vergi, teşebbüs ve mülkiyet gelirleri ve Aksaray Belediyesi.

(4)

iii ABSTRACT

Term Project

INCOME ANALYSIS IN MUNICIPALITIES: AKSARAY MUNICIPALITY EXAMPLE

Fatih ÇETİNKAYA Ankara University

Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Real Estate Development and Management

Supervisor: Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ

Municipalities are public entities established to meet local common needs of settlement residents, and of which decision-making bodies are elected. In the historical development process, municipalities are considered increasingly important local service units that cannot be abandoned. It is noteworthy that the services and responsibilities of municipalities have increased over time, but their incomes have not increased. Despite the significant legislative changes related to income resources of municipalities in the period after 1980 in Turkey, it has not been possible to make radical changes in the financial structure of municipalities. Among the mentioned legal regulations, enactment of Law No. 2380 on Granting of Shares from General Budget Tax Revenues to Municipalities and Special Provincial Administrations; Law No. 2464 on Municipal Revenues; and in the post-2004 period, the Metropolitan Municipalities Law No. 5216;

Municipalities Law No. 5393; and Law No. 5779 on Granting of Shares from General Budget Tax Revenues to Special Provincial Administrations and Municipalities is considered important. Despite the many regulations and practices in municipal administrations, municipal own-source revenues and total revenues have not increased in parallel with increasing service demands and obligations, and municipal incomes have remained inadequate compared to services.

In this study, incomes of municipalities were examined in general and then, service production and income relations were examined by analyzing the municipal incomes over the Aksaray Municipality sample. The main revenue source of the municipality examined was constituted by the shares taken from the central administration tax

(5)

iv

revenues under the heading “other income” in the 2009-2013 period, and the share of this amount in total municipal revenues was as high as 57.42% on average during the period of review. 42.58% of the municipal revenues were own-source revenues, of which the highest share was constituted by enterprise and property revenues (such as land and land lot sales and rents and mesne profit revenues), capital income, and tax revenues. In Aksaray, which is one of the fastest developing provinces, it is seen that the taxes paid by owners of immovable properties and rights of usufruct are at a low level of 13% in total municipal revenues. The low share of tax revenues in total municipal revenues should be considered among the main indicators of the fact that rational valuation studies of land assets and building stocks in developing cities have not been conducted yet.

It has been found that municipal revenues are trending upwards over the years examined, however, incomes are not sufficient to fund the services needed by the population increasing by migration and other means. In Turkey, there seems to be a requirement for the development of new approaches to financing of municipalities, particularly municipal own-source revenues; development of alternative financing methods, projects, and applications at municipalities; improvement of real estate management systems; instead of immovable sales, giving preference to approaches such as establishment of upper building rights, long-term rent, construction in exchange of land, which will provide continuous income to municipalities; establishment of joint ventures with public and private institutions and formation of productive enterprises;

and finally, re-arrangement of the immovable valuation system, which constitutes the fundamental basis of municipal revenues. In this framework, there is a requirement to employ real estate development and management specialists in related service units of municipalities, particularly in zoning and urban planning, real estate and expropriation, financial services, and construction works departments and the duties and authorities of this specialism should be defined in the related legislation, mainly in Law No. 5393.

January 2018, 74 pages

Keywords: Municipal income, share of central administration tax revenues, own-source resources, tax, enterprise and property income, and Aksaray Municipality.

(6)

v TEŞEKKÜR

Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve mali özerliğinin sağlanması için öncelikle yerel yönetimlerin gelir kaynaklarının artırılması gerekmektedir. Bu bakımdan belediyelerde mutlaka gayrimenkul geliştirme ve yönetimi uzmanlarının başta emlak ve istimlak, imar ve şehircilik, mali işler olmak üzere ilgili bütün birimlerde istihdam edilmesi ve 5393 sayılı Belediye Kanununda mutlaka belediyelerde çalıştırılması gereken uzmanlar arasında gayrimenkul geliştirme ve yönetimi uzmanlarının da eklenmesi zorunlu görülmektedir. Türkiye Belediyeler Birliği ile Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı arasında akdedilen protokol ile belediye yönetici ve çalışanlarına sağlanan lisansüstü eğitim ve araştırma olanağı, bu alandaki boşluğun doldurulmasına hizmet edecek bir proje olarak görülmekte ve başta şahsım gibi belediyelerin seçilmiş yöneticileri olmak üzere belediye yöneticisi ve çalışanlarının lisansüstü programlardan ileri derecede istifade ettiği müşahade edilmektedir.

Belirtilen çalışmaların yapılmasına öncülük yapan, engin bilgisi, deneyimi ve insan üstü gayreti ile öğrencileri ile bütün kamu ve özel kurumlara yardımcı ve yol gösterici olan danışman hocam ve Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Sayın Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş’e, Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalının bütün öğretim elemanları ve çalışanlarına şükranlarımı sunmayı bir borç bilirim. Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Lisansüstü Programlarına kayıt hakkı kazanmam ve sonrasında edindiğim bilgiler ve uygulama deneyimim ile yaşadığım şehirde il belediye başkanlığına aday olmam söz konusu olmuş ve belediyecilik konusuna bakış açım tamamen değişmiştir. Son olarak 29 yaşında belediye başkanı olarak kendilerine hizmet etme fırsatını bana sağlayan Bozhüyük Beldesi sakinlerine, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Sayın Hayrettin Güngör ve Eğitim Müdürlüğü çalışanlarına da teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Hem yoğun belediye başkanlığım döneminde, hem de aynı zamanda eğitimim boyunca anlayışı ve sabrı ile destek olan, başta eşim olmak üzere bütün ailemi de en derin minnet duyguları ile anmak isterim.

Fatih ÇETİNKAYA Ankara, Ocak 2018

(7)

vi

İÇİNDEKİLER

ÖZET ... i

ABSTRACT ... iii

TEŞEKKÜR ... v

KISALTMALAR DİZİNİ ... ix

ŞEKİLLER DİZİNİ ... x

ÇİZELGELER DİZİNİ ... xi

1.GİRİŞ ... 1

2. BELEDİYENİN GÖREVLERİ VE GELİR KAYNAKLARININ ANALİZİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ ... 4

2.1 Belediyenin Tanımı ve Görev ve Yetkileri ... 4

2.2 Belediyelerin Tarihsel Gelişimi ... 4

2.3 Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Ayrılan Paylar ve Ödenekler ... 5

2.4 Belediyelerin Öz Gelirleri ... 6

2.4.1 Vergiler... 7

2.4.1.1 Emlak vergisi ... 8

2.4.1.2 Bina vergisinin konusu, matrahı ve uygulamaları ... 8

2.4.1.3 Arsa ve arazi vergisinin konusu, matrahı ve uygulamaları ... 10

2.4.1.4 Çevre temizlik vergisi ... 12

2.4.1.5 Meslek vergisi ... 13

2.4.1.6 İlan ve reklam vergisi... 14

2.4.1.7 Eğlence vergisi ... 16

2.4.1.8 Akaryakıt tüketim vergisi ... 17

2.4.1.9 Haberleşme vergisi ... 17

2.4.1.10 Elektrik ve havagazı tüketim vergisi ... 18

2.4.1.11 Yangın sigortası vergisi ... 19

2.4.2 Belediye harçları... 19

2.4.2.1 İşgal harcı ... 20

2.4.2.2 Tatil günlerinde çalışma ruhsatı harcı ... 21

2.4.2.3 Kaynak suları harcı ... 21

2.4.2.4 Tellallık harcı ... 22

2.4.2.5 Hayvan kesimi, muayene ve denetleme harcı ... 23

2.4.2.6 Ölçü ve tartı aletleri muayene harcı ... 23

(8)

vii

2.4.2.7 Bina inşaat harcı ... 24

2.4.2.8 Kayıt ve suret harcı ... 25

2.4.2.9 İmar ile ilgili harçlar ... 26

2.4.2.10 İşyeri açma izni harcı ... 27

2.4.2.11 Muayene, ruhsat ve rapor harcı ... 27

2.4.2.12 Sağlık belgesi harcı ... 28

2.4.3 Harcamalara katılma payı ... 28

2.4.3.1 Yol harcamalarına katılma payı ... 29

2.4.3.2 Kanalizasyon harcamalarına katılma payı ... 29

2.4.3.3 Su tesisleri harcamalarına katılma payı ... 30

2.4.3.4 Belediyeler yaptıkları harcamanın ilgililerden tahsili ve hesabı... 30

2.4.3.5 Müze giriş ücretleri ile madenlerden belediyelere pay verilmesi ... 32

2.4.4 Belediyelerin borçlanmaları ... 33

2.4.4.1 İç borçlanma ... 35

2.4.4.2 Tahvil çıkararak borçlanma ... 35

2.4.4.3 Ticari bankalardan borçlanma ... 37

2.4.4.4 İller Bankası’ndan borçlanma ... 37

2.4.5 Dış borçlanma ... 38

2.4.6 Borçlanma yetkisi ve sınırı ... 39

2.5 Belediyelere Yapılan Devlet Yardımları ... 39

2.5.1 Genel yardımlar ... 40

2.5.2 Özel yardımlar ... 40

2.5.3 Devlet yardımlarının özel sebepleri ... 41

2.5.4 Devlet yardımlarının çeşitleri... 42

2.6 Merkezi İdareden Belediyelere Yapılan Yardımlar ... 42

2.7 Para Cezaları ... 44

2.7.1 Kamu düzeninin ihlalinden dolayı belediyelerce verilen para cezaları ... 44

2.7.2 Vergi ve zam cezaları ... 45

3. AKSARAY BELEDİYESİ’NİN GELİRLERİNİN ANALİZİ VE GELİR KAYNAKLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ ... 46

3.1 Aksaray Belediyesi’nin Tarihi ve Kuruluşu ... 46

3.1.1 Osmanlı Dönemi’nde Aksaray Belediyesi ... 46

3.1.2 Cumhuriyet Dönemi Aksaray Belediyesi ... 47

3.2 Aksaray Belediyesi’nin Kuruluş Yapısı ... 49

(9)

viii

3.3 Aksaray Belediyesi’nin 2009-2015 Dönemi Gelirlerinin Analizi ... 51

3.3.1 Vergi ve harç gelirlerinin durumu ... 51

3.3.1.1 Mülkiyet üzerinden alınan vergiler ... 52

3.3.1.2 Harçlar ... 54

3.3.2 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri ... 54

3.3.2.1 Mal ve hizmet satış gelirleri ... 54

3.3.2.2 Kira gelirleri ... 55

3.3.2.3 Diğer gelirler ... 55

3.3.3 Alınan bağış ve yardımlar ile özel gelirler ... 56

3.3.4 Diğer gelirler ... 56

3.3.5 Sermaye gelirleri ... 58

4. GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ ... 62

KAYNAKLAR ... 71

ÖZGEÇMİŞ ... 74

(10)

ix

KISALTMALAR DİZİNİ

BGK Belediye Gelirleri Kanunu DPT Belediye Planlama Teşkilatı

ET Erişim Tarihi

EMK Emlak Vergisi Kanunu

İSKİ İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi

m. Madde

sy. Sayılı

vb. ve benzeri

(11)

x

ŞEKİLLER DİZİNİ

Şekil 3.1 Aksaray ilinin tarihsel gelişiminde görünüm (Kaynak: www.aksaray.bel) ... 46 Şekil 3.2 Aksaray’dan bir görüntü (aksaray.bel.tr). ... 48 Şekil 3.3 Aksaray Belediyesi organizasyon şeması (Kaynak:www.aksaray.bel.tr) ... 50

(12)

xi

ÇİZELGELER DİZİNİ

Çizelge 2.1 İlan ve reklam vergisi tarifesi ... 14

Çizelge 2.2 Eğlence vergisi oranları ... 16

Çizelge 2.3 Ölçü ve tartı aletleri muayene harcı tarifesi ... 24

Çizelge 2.4 Bina harcı tarifesi ... 25

Çizelge 2.5 Kayıt ve suret harcı tarifesi ... 26

Çizelge 2.6 Belediyelerin imar harçları tarifesi ... 27

Çizelge 3.1. Aksaray Belediyesi Gelirlerinin Kaynaklarına Göre Dağılımı (TL) ... 53

Çizelge 3.2 Aksaray Belediyesi’nin 2009-2015 döneminde gelirlerinin dağılımı ... 61

(13)

1 1.GİRİŞ

Mahalli (yerinden) yönetim, hizmetin yerinden yönetiminde olduğu gibi, hizmetin değil, alanın ve yerin önem taşıdığı yönetim biçimidir. Mahalli (yerinden) yönetim idareleri belli bir yer veya alan içinde söz konusu bölgede yaşayan insanların mahalli, ortak ve uygar ihtiyaçlarının giderilmesi ile görevli olmuştur (Tortop 1984). Ancak tarihsel gelişim sürecinde kent yerleşimlerinde yaşayan halkın yerel idare ve merkezi yönetimden bekledikleri hizmetlerde artış gözlenmektedir. Kent yerleşimlerinde yaşayan halkın gelir seviyesi ve sosyal olanaklardaki gelişmelere bağlı olarak güvenlik, ulaşım, altyapı ve diğer ortak gereksinimlerinin öncelikle yerel yönetimler tarafından giderilmesi istenmektedir.

Küreselleşme ile birlikte yerel yönetimlerin önemi her geçen gün artmakta ve yerel idarelerin sunmaları gereken hizmetlerin maliyetleri de hızla yükselmektedir. Hizmetlerin yaygınlaşması ve yararlananların sayısındaki artışa bağlı olarak yerel yönetimlerin gelirlerinin de artırılması zorunlu olmaktadır.

Tarihsel gelişim sürecinde yerel toplumların ortak gereksinimleri hızla artmakta ve ortak ihtiyaçlar sürekli çeşitlenmektedir. Dünyada hızlı gelişme trendi ve ulusal gereksinimlere paralel olarak Türkiye’de de genel olarak yerel yönetimler ve özel olarak belediye yöntemlerinin yeniden yapılandırılması yoluna gidilmektedir. Bu çerçevede 2004 tarih ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanunu, 2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanunu ile 2012 tarih ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişlik Yapılmasına Dair Kanun yürürlüğe konulmuş ve büyük kentlerde yerel yönetim yapılanması yeniden düzenlenmiştir.

Türkiye’de anayasal düzenleme bakımından yerel yönetim birimleri; il özel idaresi, belediye ve köylerden oluşmaktadır. Yerel yönetim birimlerinin idari yapılanma süreci değişik evrelerden geçerek kendine özgü bir nitelik kazanmıştır.

Mahalli idare türleri içinde üstlendikleri görevleri bakımından önemli konumda olan idareler olarak belediyelerin toplum hayatındaki öneminin giderek artmasının esas nedeni, son 40-50 yıllık dönemde şehirlerdeki nüfusun önemli ölçüde artmış

(14)

2

olmasıdır. Şehirlerin büyümesi ve yeni şehir merkezlerinin oluşması ile belediyelere düşen görevlerle birlikte belediyelerin sayısı ve hizmet alanı da genişlemektedir (Bülbül 2006). Sınırları içinde çöp toplama, kanalizasyon, su dağıtımı, yangından koruma, ulaştırma ve zabıta hizmetleri gibi birçok hayati görevi üstlenen belediyelerin ülke nüfusunun % 93’üne hizmet vermesi beklenmesine karşın, ancak mevcut gelir kaynaklarının söz konusu nüfusa hizmet vermek için yeterli olmadığı bilinmektedir.

Belediyeler, kuruluş yılından günümüze kadar amaçlananın aksine mahallî kamu hizmetlerini yürütme yetki ve sorumluluğuna sahip yerinden yönetim kuruluşları olarak değil, verilen görevleri yerine getiren ve merkezî idarenin uzantısı birimler olarak algılanmışlardır. Bu anlayış belediyenin yapılanmasında da kendini göstermiştir. Belediyeler, başkan eksenli merkezî bir yapıda teşkilâtlanmış olup, bu yapı hep süregelmiştir. Bu durum merkezî idaredeki yetersizliklerin ve diğer sorunların mahallî idarelere aynen yansımasına da yol açmıştır. Bu nedenle zaman içinde pek çok mahallî nitelikli görev ve hizmet, merkezî idare kuruluşlarına aktarılmış ve sonuç olarak belediyelerin varlık nedeni ve gerekçeleri adeta ihmal edilmiştir (Anonim 2013).

Yerel yönetimlerin en önemli parçası olan belediyelerin mali yapısı ile sunulan hizmetlerin kapsamını, vatandaşın belediyeye olan güvenini ve belediyelerin kanunlarla kendisine verilen görevleri ne ölçüde yerine getirebildiği sıklıkla tartışma konusu olmaktadır. Belediyelerin mali yapıları kendine yüklenen görevleri yerine getirecek oranda güçlü olamazsa, yerel yönetim reformunun başarılı olacağı söylenemez. Bu açıdan bakıldığında belediyelerde güçlü bir mali yapı gerçekleştirilmesi ve denetim sisteminin etkin biçimde işletilmesi, yerel yönetim reformunun başarı sağlaması açısından elzemdir. Buna ilave olarak Türkiye’de yerel yönetimleri denetleyen, uygulamalarına tepki gösteren, hak ve yükümlülükleri bilen, yerel yönetimlere ve yaşadığı yöreye sahip çıkan bilinçli yerel topluluk ve hemşerilik duygularının da yeterince gelişmediği gözlenmektedir (Eligül 2008).

(15)

3

Bir belediyenin yeterli kalitede hizmet sunabilmesi; yeterli gelirlere sahip olmasının yanı sıra öz gelirlerinin de nispeten yüksek olması ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle günümüzde devletler, “mali yerelleşmeyi” ilke edinerek belediyelerin öz gelirlerini artırmaya yönelik reformlar yapmaktadırlar. Bu çalışmada belediyelerin gelirleri ve hizmet alanları öncelikle yasal yönden incelenmiş ve ikinci kısımda ise örnek olarak seçilmiş olan Aksaray Belediyesi örneği çerçevesinde belediye gelirlerinin analizi yapılmış ve sonuç olarak mali özerklik konusunun önemi vurgulanmıştır. Sayı olarak fazla gelir kaynağına sahip görünen belediyelerin diğer ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça düşük özgelire sahip olduğu dikkati çekmektedir.

Yerel halkın yönetime katılması, hesap verme sorumluluğu ve şeffaflığın geliştirilmesi için belediyelere motorlu taşıtlar vergisi gibi yeni özgelirlerin tahsis edilmesi ve mevcut öz gelirlerin daha verimli hale getirilmesi gerekmektedir (Çetinkaya ve Demirbaş 2010). Bu çalışmada önceki çalışmaların sonuçları ve mevzuata dayalı olarak öncelikle 5393 sayılı Belediye Kanununa göre belediye gelirleri incelenmiş ve daha sonra örnek olarak seçilmiş belediye olan Aksaray Belediyesi’nin gelir analizi yapılarak belediyelerde gelir yapısının düzenlenmesi için alınması gereken temel öneriler ortaya konulmuştur. Araştırmacının hem literatür taraması ve örnek belediyeye ilişkin inceleme sonuçları, hem de belediye başkanlığı deneyimleri birlikte kullanılarak belediyelerde gelir kaynaklarına ilişkin sorun alanları ve başlıca çözüm yaklaşımları sıralanmıştır. İnceleme sonuçlarına göre belediyelerin görevleri, gelirleri ve hizmet alanları birlikte dikkate alınarak gayrimenkul geliştirme ve yönetimi uzmanlarının istihdam edilmesinin olası etkileri detaylı olarak tartışılmış ve mevzuatta yapılması gereken yeni düzenleme ve uygulamaların analizi yapılmıştır.

(16)

4

2. BELEDİYENİN GÖREVLERİ VE GELİR KAYNAKLARININ ANALİZİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ

2.1 Belediyenin Tanımı ve Görev ve Yetkileri

Belediyeler; belde sakinlerinin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organları seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişisini ifade eder. Mevzuata göre ise belediye, 5393 sayılı Belediye Kanununa göre belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi olarak tanımlanmıştır.

2.2 Belediyelerin Tarihsel Gelişimi

Komin adı altında toplanan belediyeler gerçek ve klasik yerel yönetim birimidir.

Bazı yazarların kökenlerini Roma ve Yunan sistemine kadar götürdüğü kominler, şehirlerin orta çağ boyunca krallar, derebeyleri ve kilise ile yaptıkları savaşlardan sonra, toplum hayatının en çok etkileyen varlıklar haline gelmişlerdir. Doğu ve özellikle İslam dünyasında ise batı toplumlarına benzer bir savaş sonunda değil, takdir edilerek kuruldukları görülmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde model olarak yerel yönetim süreci, Tanzimat’ın ilanı ile başlatılmıştır. Zira ilk belediye teşkilatı bu dönemde kurulmuştur. İlk denemeler Kırım Savaşı’nın etkisiyle İstanbul’da yapılmış ve daha sonra ülke genelinde belediyeleşme hareketi başlamıştır. Yasal olarak ilk belediye 16 Ağustos 1854 tarihinde İstanbul Şehremaneti’nin kurulması ile gerçekleşmiştir. Kurulan Şehremaneti’nin başında icra organı olarak padişah tarafından atanan ve halen belediye başkanını ifade edebilecek Şehremini bulunmuştur. Ayrıca karar ve istişare organı olarak atama ile gelen 12 üyeli bir şehir meclisi oluşturulmuş, ancak bu yapıda idari ve mali özerklik söz konusu

(17)

5 değildir.

Şehir ve kasabalarda belediye örgütünün yaygın bir şekilde kurulması 1877 yılında yürürlüğe giren “Vilayetler Belediye Kanunu” ile gerçekleşmiştir. Bu dönemde belediye başkanları belediye meclis üyeleri arasında atanmış, seçimle iş başına gelen Belediye Başkanı olmamıştır. 1877 yılında Vilayetler Belediye Kanunu istisnalar dışında 1930 tarih ve 1580 sayılı Belediye Kanunu yayımlanıncaya kadar yürürlükte kalmış, Temmuz 2005 tarihinde ise 1580 Sayılı Kanunun yerini 5393 sayılı Belediye Kanunu almıştır. Dolayısıyla Türkiye’de modern anlamda belediye uygulamaları Cumhuriyet Dönemi’nde 1580 sayılı Belediye Kanunu ile ortaya çıkmış ve 5393 sayılı Belediye Kanunu ile önemli ölçüde gelişme göstermiştir.

Türkiye ekonomisindeki belediyeler oldukça önemli bir yere sahiptir. Dünyada yerel demokrasinin geliştirilme çabalarının da etkisi ile belediyelerin ekonomideki faaliyetleri ve gerçekleştirdikleri hizmetlerin yerel toplum açısından önemi hızla artmaktadır. Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü 2010 yılı verilerine göre bütün belediyelerin mali varlıklar toplamının gayri safi yurt içi hasıla içinde

% 3,0 civarında paya sahip olduğu görülmektedir. Türkiye’de ekonomik nitelikleri ağır basan yerel yönetim birimlerinin gerek kullandıkları kaynakların gayrisafı milli hasıla içindeki payının küçüklüğü, gerekse kamu kaynaklarının kullanımında geri planda kalmaları nedeniyle (yönetim harcamaları/GSMH oranı % 5,2, yerel yönetim harcamaları/toplam kamu harcamaları oranı % 15,6 olmuş) merkezi yönetime kıyasla bu kuruluşlarla ilgili olarak herhangi bir övünç vesilesi üretmek imkanı bulunmamaktadır (Bülbül 2013). Gerek ekonomik anlamda, gerekse demokratikleşme ve yönetim anlamında Türkiye’de ve dünyada belediyelerin önemi zamanla daha da artmaktadır (Türkyener ve Altıntaş 2012).

2.3. Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Ayrılan Paylar ve Ödenekler

Yerel yönetimlerin hizmetlerinin kalitesi ve yaygınlığı, belediyelerin gelir bütçeleri ile sınırlıdır. Öncelikle belediyelerin başlıca gelir kaynakları, yasal

(18)

6

yönleri ve uygulama olanakları incelenmiş olup, ulaşılan sonuçlar çalışmada sunulmaktadır.

Genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan paylar, 5779 sayılı İl Özel İdareleri ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanuna göre; genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplamının % 2,85’i büyükşehir dışındaki belediyelere ayrılır. Belirtilen % 2,85’lik belediye payının % 80’lik kısmı belediyelerin nüfusuna, yüzde 20’lik kısmı ise belediyelerin (mülga) Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından tespit edilen en son “gelişmişlik endeksi” verileri esas alınarak, en az gelişmiş ilçeden en çok gelişmiş olana doğru, eşit sayıda oluşturulan beş gruptan dahil oldukları grubun aldığı paydan nüfuslarına göre dağıtılır. Belde belediyeleri bağlı bulundukları ilçenin gelişmişlik endeksindeki grubunda değerlendirilir.

Denkleştirme ödeneği, 5779 Sayılı Kanuna göre en son genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplamının binde biri Maliye Bakanlığı bütçesine nüfusu 10.000’e kadar olan belediyeler için kullanılmak üzere denkleştirme ödeneği olarak konulur.

Maliye Bakanlığı, bu ödeneği, mart ve temmuz aylarında iki eşit taksit halinde dağıtılmak üzere, İlbank A.Ş. hesabına aktarır. İlbank A.Ş. hesabına aktarılan ödeneğin %65’ini eşit şekilde ve %35’ini ise nüfus esasına göre dağıtılmaktadır.

2.4 Belediyelerin Öz Gelirleri

2464 Sayılı Kanunda belirtilen vergi, harç, katılma payları ve ücretler belediyelerin öz gelirleri arasındadır. Bu gelirlerin 1991-2000 döneminde belediye toplam gelirleri içindeki payı ortalama % 15,3’ü olarak gerçekleşmiştir. 2464 Sayılı Kanunda belirtilmeyen diğer özgelirler 1991-2000 döneminde toplam belediye gelirlerinin yaklaşık % 18,3’ünü oluşturmuştur. Bu yapı esasen belediyeler için olumsuz bir durum oluşturmaktadır.

Kendine yeterli gelir kaynakları bulunmayan belediye yönetimi, gelirini artırmak için kendi mal varlığını eritmekte veya mahalli idare fonksiyonları arasında

(19)

7

bulunmayan alanlara yönelmektedir. Belediye gelirlerinin 1982-2000 döneminde yaklaşık olarak % 48’inin ve büyükşehir belediyeleri gelirlerinin yaklaşık % 55’inin genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan paylardan oluştuğu belirlenmiştir.

Bu durum, belediye yönetimlerinin, mali kaynaklarını geliştiremediklerinin bir göstergesi ve merkezi idare tarafından gönderilen kaynakların kullanımında vergi mükelleflerine karşı sorumluluklarını yeterince getirmedikleri biçiminde algılanması kaçınılmaz olmaktadır.

Genel bütçe vergi gelirlerinin belediyelere aktarılması hususunda mükelleflerin vergilerle belediye harcamaları arasındaki ilişkiyi kavramları güçleşmektedir.

Buna ilave olarak genel bütçe gelirlerinden alınan paylarla birlikte, bazı bütçe ve fonlardan yapılan kaynak aktarımları, belediyeleri yeni kaynak arayışından ve yasal öz kaynaklarını toplama becerisinden uzaklaştırmıştır. Oysa seçimle iş başına gelen ve yerinden yönetim ilkeleriyle çalışmaları esas olan yerel yönetimlerin özgelir kaynaklarını harekete geçirebilmeleri, bu yolla da ekonomik ve mali özerkliklerini sağlamaları beklenmektedir. Yerel yönetimlerin gelir kaynakları, kesintisiz kamu hizmetlerine ve gerekli mali yapılanmaya olanak verecek şekilde düzenli ve sürekli olmalı, merkezi yönetimin etki alanından mümkün olduğu ölçüde çıkarılmalıdır (Yılmaz 2008).

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununa göre belediye öz gelirleri; (i) belediye vergileri, (ii) belediye harçları, (iii) harcamalara katılma payları, (iv) madenlerden ve (v) müze giriş ücretlerinden aktarılan paylardan oluşmaktadır. Belediyelerin başlıca gelir kaynakları kısaca aşağıda açıklanmıştır:

2.4.1 Vergiler

Vergi, devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinin hükümranlık gücüne dayanarak ekonomik, mali ve sosyal amaçlı kamu giderlerini finanse etmek için sadece siyasi bir organizasyonun üyesi olmaları ve dolayısıyla vatandaşlarından mali güçlerine göre karşılıksız olarak ve belirli kurallar dahilinde alınması gereken kanuni ve cebri ekonomik değerler olarak tanımlanmaktadır (Anonim 2013).

(20)

8

Belediyeler kamu giderlerinden çeşitli yöntemlerle vergi alabilmektedir.

Türkiye’de genelde iki yöntem uygulanmaktadır. Bunlar; (i) belediyelere özel vergiler vermek ve (ii) Devlet vergi hasılatından belediyelere pay ayırmaktır.

Anayasa’nın 73’üncü maddesi vergi ödevine egemen olan ilkeleri tespit etmiştir.

Bu ilkelerden en önemlisi yasallık ilkesidir. Yasallık ilkesine göre, vergilerin alt ve üst sınırlarının kanunla tespit edilmesi gerekir. Belediyelere bırakılan vergilerin bir kısmında aşağı ve üst sınırlar arasında değişiklik yapma yetkisi Bakanlar Kurulu’na tanınmıştır. Bununla birlikte belediyelerin mali açıdan özerkliğinin sağlanabilmesi için bazı vergilerde alt ve üst sınırlar arasında değişik oran uygulama yetkisi belediye meclislerine 2464 Sayılı Kanun ile bırakılmıştır.

Belediye Meclisi, belediye içinde yaşayanların mali durumlarını, ihtiyaçlarını, belediyenin iktisadi durumunu ve bu duruma göre alınacak verginin o sahadaki işleri ve iktisadi durum üzerindeki etkisini göz önünde bulundurarak alınacak verginin nispet ve miktarını tayin etmeye yetkilidir (Nas 2011). Türkiye’de belediyeler tarafından alınan vergilerin kapsamı ve etkileri aşağıda özet olarak sunulmuştur:

2.4.1.1 Emlak vergisi

Emlak vergisi; binalar, araziler ve arsalar üzerinden alınan özel bir servet vergisidir. Bu vergiler belediyeler tarafından tahsil edilir. Emlak vergisi olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Arazi vergisi, arsaları da kapsamaktadır (Pehlivan 2010).

2.4.1.2 Bina vergisinin konusu, matrahı ve uygulamaları

Türkiye sınırları içinde bulunan binalar 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu hükümlerine göre bina vergisine tabidir. Bina tanımı, 1319 Sayılı Kanun kapsamında yapıldığı madde ne olursa olsun gerek karada gerek su üzerindeki

(21)

9

sabit yapıları kapsamaktadır. Kanunun uygulamasında 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yazılı bina mütemmimleri de bina ile birlikte dikkate alınır. Yüzer havuzlar, sair yüzer yapılar, çadırlar ve nakil vasıtalarına takılıp çekilebilen seyyar evler ve benzeri yapılar bina sayılmaz.

1319 Sayılı Kanuna göre; bina vergisini, binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa yapı üzerinde tasarrufu bulunanların ve kullanıcıların ödemesi zorunludur. Bir binaya paylı mülkiyet halinde malik olanlar, hisseleri oranında mükelleftirler. Elbirliği mülkiyette malikler vergiden müteselsilsen sorumlu olurlar.

Bina vergisinin matrahı, binanın 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu hükümlerine göre tespit olunan vergi değeridir. Sabit istihsal tesisatına ait değerler vergi matrahına alınmaz (EVK m.7). Bina vergisinin matrahı, binanın maliyet bedeli ile binaya ait arsa payının değeri toplamından oluşur. Maliyet bedelinin tespitinde Maliye Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından müştereken tespit ve ilan edilen birim metrekare inşaat maliyet fiyatları esas alınır. Arsa payının belirlenmesinde ise yetkili takdir komisyonu tarafından tespit edilmiş olan arsa değeri esas alınır (Pehlivan 2010).

1319 Sayılı Kanuna göre; bina vergisinin oranı meskenlerde binde bir ve diğer binalarda ise binde ikidir. Bu oranlar, 5216 Sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde % 100 artırımlı uygulanır.

Bakanlar Kurulu, vergi oranları yarısına kadar indirmeye ve ya üç katına kadar artırmaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiç bir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, özürlülerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin ülke sınırları içinde brüt 200 metrekareyi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dahil) halinde, bu meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu hüküm, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait

(22)

10

kısım hakkında da uygulanır. Belirli bir zamanda dinlenme için kullanılan meskenler hakkında bu hüküm uygulanmaz. Geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. Yeni inşa edilen bina veya binaların vergisi, arsasının (veya arsa payının) vergisinden az olamaz. Bu hüküm binaların inşalarının sona erdiği yılı takip eden bütçe yılından itibaren dört yıl boyunca uygulanır.

Bina vergisi, mükelleflerin yazılı beyanı üzerine tarih tahakkuk ettirilir. Geçici ve daimi muafiyetten faydalanacak olanlarında beyanname vermeleri mecburidir (Nas 2011). Bina, arsa ve araziler için 4 yılda bir defa verilecek beyannameler, Maliye Bakanlığı tarafından mükelleflerin genel beyana davet edildikleri tarihi takip eden bütçe yılının Mart, Nisan ve Mayıs aylarında ilgili vergi dairesine verilir (Nas 2011).

Bina vergisi, ilgili belediye tarafından, binanın vergi değeri üzerinden yıllık olarak tarh olunur. Yeni inşa edilen binalar ile binanın vergi değerini değiştiren nedenlerinden dolayı mükellefin bildirimi üzerine tarh ve tahakkuk ettirilen vergi mükellefe bir yazı ile tebliğ edilir (Pehlivan 2010). Yapılan tarh ve tahakkuku takip edilen binalarda bina vergisi, her bütçe yılının başından itibaren o yıl için tahakkuk etmiş sayılır (EVK m. 11).

2.4.1.3 Arsa ve arazi vergisinin konusu, matrahı ve uygulamaları

Türkiye sınırları içinde bulunan arazi ve arsalar bu kanunun hükümlerine göre arazi vergisine tabidir. Belediye sınırları içinde belediyece parsellenmiş arazi arsa sayılır. Belediye sınırları içinde veya dışında bulunan parsellenmiş araziden hangilerinin 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 12’nci göre arsa sayılacağı Bakanlar Kurulu Kararı ile belli edilir. Aksine hüküm olmadıkça bu kanunun diğer maddelerinde yer alan arazi tabiri arsaları da kapsamaktadır.

Arazi vergisinin mükellefi, 1319 Sayılı Kanuna göre arazinin maliki, varsa intifa

(23)

11

hakkı sahibi, her ikisi de yoksa arazi üzerinde tasarrufu bulunanlar veya kullanıcılar olarak belirtilmektedir. Bir araziye paylı mülkiyet halinde malik olanlar, hisseleri oranında mükelleftirler. Elbirliği mülkiyette malikler vergiden müteselsilsen sorumlu olurlar. Mülkiyeti ihtilaflı bulunan arazi için mutasarrıfı bulunmayan kişiler tarafından ödenen arazi vergileri ihtilafın ödeme yapan aleyhine sonuçlanması halinde ihtilafla ilgili bulunanların karar tarihinden itibaren bir yıl içerisinde başvurmaları şartıyla kendilerine ret ve iade olunur.

Verginin matrahı; arsa ve arazinin 1319 Sayılı Kanun hükümlerine göre tespit edilen ve kesinleşen değeri olur. Arazi vergisinin oranı binde bir, arsalarda ise binde üçtür. Bu oranlar 5216 Sayılı Kanunun uygulandığı büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanları içinde % 100 artırımlı uygulanır. Bakanlar Kurulu, vergi oranlarını yarısına kadar indirmeye veya üç katına kadar artırmaya yetkilidir (EVK m.17).

Arazi vergisi yükümlüleri, beyannamelerini ilgili vergi dairesine verirler. Arazi vergisi yükümlülerinin yazılı beyanı üzerine vergi dairesince tarh ve tahakkuk ettirilir. Arazinin vergi değerini tadil eden sebepler çıkması durumunda ara beyanname verilir. Mükellef değişikliğin olduğu bütçe yılı içinde yeniden beyanname vermek zorundadır. Bölgesel beyan verilmesini gerektiren bir durumun ortaya çıkması durumunda Maliye Bakanlığı yükümlüleri beyana davet edilebilir. Yükümlülerin arsalar ve arazi ile ilgili olarak beyan edecekleri değerler, 213 Sayılı Kanunun asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin hükümlerine göre takdir komisyonlarınca her mahalle ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazide her köy için cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgeler, arazide her il veya ilçe arazinin cinsine (kıraç, taban ve sulak) göre takdir olunan birim değerlere göre hesaplanan miktardan düşük olamaz. Düşük beyanda bulunulması halinde, mükellefin beyanı vergi dairesince birim değere göre hesaplanan miktara yükseltilerek tahakkuka esas alınır ve yükümlüye bildirilir. Vergi dairesince hesaplanan miktar ile mükellefin beyanı arasındaki farka vergi ziyai cezası uygulanır (Nas 2011).

(24)

12

Mükelleflerin arazi vergi değerini, gerçeğe uygun bir şekilde beyan etmeleri için arazi vergisinde asgari beyan usulü kabul edilmiştir. Mükellef arazi vergi değerini, en az asgari beyan değerinden düşük gösterdiği takdirde idare, düşük beyan değerini ikmalin vergi tarhiyatı yaparak en az beyan değerine yükseltir (Nas 2011).

Arazi vergisi, yetkili komisyonlarca tespit edilmiş olan vergi değeri dikkate alınarak ilgili belediye tarafından yıllık olarak tarh olunur. Yapılan tarh ve hukuku takip yıllarda arazi vergisi, her bütçe yılının başından itibaren o yıl için tahakkuk etmiş sayılır (Pehlivan 2010).

Arazi vergisinin ödenmesi bina vergisi ödenmesi gibidir. Birinci taksiti mart, nisan ve mayıs aylarında, ikinci taksiti ise kasım ayı içinde olmak üzere iki eşit taksitle ödenir (EVK. m.30).

2.4.1.4 Çevre temizlik vergisi

Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediyelerin katı atık toplama ile kanalizasyon hizmetlerinden yararlanan konut, işyeri ve diğer şekillerde kullanılan binalar 2464 Sayılı Kanuna göre çevre temizlik vergisine tabidir. Genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyelere, köy tüzel kişiliğine ve bunların kuracakları birliklere, kanunla kurulan üniversitelere ait ve münhasıran ibadethaneler, Kızılay Genel Merkezi, şubeleri ve kampları, karşılıklı olmak şartıyla yabancı devletlere ait olup elçilik ve konsolosluk hizmetlerinde kullanılanlarla elçilerin ikametine mahsus olan binalar, merkezi Türkiye’de faaliyette bulunan milletlerarası kuruluşlara, milletlerarası kuruluşların Türkiye’deki temsilciliklerine ait binalar ve bunların müştemilatı bu verginin kapsamına dahil değildir. Çevre temizlik vergisinin mükellefi, binaları kullananlar ve mükellefiyet binanın kullanımı ile başlar.

Katı atıklardan alınan çevre temizlik vergisine ilişkin bildirimler mükellefler tarafından verilir. Belediyeler tarafından çoğaltılan bildirimler, mükellefler

(25)

13

tarafından doldurulup ilgili belediyeye verilir ve vergi yıllık olarak tarh ve tahakkuku ettirilir. Atık sularla ilgili çevre temizlik vergisi, su tüketim bedeli ile birlikte tarh ve tahakkuk ettirilir. Su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmiş bulunan (İSKİ gibi) belediyelerde ise, atık su bedellerinin tahsiline ilişkin uygulama kendi kanunlarındaki hükümlere tabidir. Katı atıklardan alınacak çevre temizlik vergisi her yıl ocak ve temmuz aylarında iki taksit halinde tahsil edilmektedir. Atık sulardan dolayı alınan çevre temizlik vergisi ise su tüketimi ile birlikte alınır (Nas 2011).

Su ve kanalizasyon idareleri 2464 Sayılı Kanuna göre büyükşehir dahilindeki her ilçe veya ilk kademe belediyesinin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan konutlara ilişkin olarak tahsil ettiği çevre temizlik vergisi ile bu verginin süresinde ödenmemesi nedeniyle tahsil ettiği gecikme zammının yüzde seksenini, tahsilatı takip eden ayın yirminci günü akşamına kadar bir bildirim ile ilgili belediyeye bildirerek aynı süre içinde öder. Tahsil edilen vergi ve gecikme zammının yüzde yirmisinin ise münhasıran çöp imha tesislerinin kuruluş ve işletmelerinde kullanılmak üzere büyükşehir belediyesinin hesabına tahsilatı takip eden ayın yirminci günü akşamına kadar aktarılması gerekmektedir. Büyükşehir belediye sınırları içinde bulunan belediyelerin kendileri tarafından tahsil edilen çevre temizlik vergisinin yüzde yirmisi aynı esaslar çerçevesinde büyükşehir belediyelerine aktarılır. Tahsil edilen vergi veya gecikme zammının belirtilen süre içinde ilgili belediyeye yatırılmaması durumunda, idarelerden bu tutarlar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı tatbik edilerek tahsil edilir.

2.4.1.5 Meslek vergisi

Belediye tarafından tahsil edilen vergiler arasında olan meslek vergisi, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde, ticari, siyasi veya serbest meslek faaliyetinde bulunanlarla, motorlu taşıtlarda ticari amaçlı yük ve yolcu taşımacılığı yapanlardan alınan bir vergi türü olarak tanımlanmaktadır. Meslek vergisi 1987 yılında yürürlükten kaldırılmıştır (Nas 2011).

(26)

14 2.4.1.6 İlan ve reklam vergisi

Belediye sınırları ile mücavir alanlar içinde yapılan her türlü ilan ve reklam Belediye Gelirleri Kanununun 12’nci maddesine göre ilan ve reklam vergisinin konusuna oluşturmaktadır (BGK m.12). 2464 Sayılı Kanuna göre; ilan ve reklam vergisinin mükellefi, yurt dışından gönderilen ilan ve reklamlar dahil olmak üzere, ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek ve tüzel kişiler olarak belirlenmiştir. İlan ve reklam işlerini mutat meslek olarak ifade edenler, başkaları adına yaptıkları ilan ve reklamlara ait vergileri mükellefler adına ilgili belediyeye yatırmakla sorumludurlar.

2464 sayılı Belediye Kanuna göre; ilan ve reklam vergisi aşağıda gösterilen tarifeye göre alınmaktadır. Vergi tarifesinin uygulanması için mevzuatta açık bir tarifenin yapıldığı görülmektedir (Çizelge 2.1).

Çizelge 2.1 İlan ve reklam vergisi tarifesi

Verginin Miktarı En az

(TL)

En çok (TL) 1- Dükkan, ticari ve sinai müessese ve serbest meslek

erbabınca çeşitli yerlere asılan ve takılan her çeşit levha, yazı ve resim gibi sabit bütün ilan ve reklamların beher metrekaresinden yıllık olarak:

20 100

2- Motorlu taşıt araçların içine ve dışına konulan ilan ve

reklamların beher metrekaresinden yıllık olarak: 8 40 3- Cadde, sokak ve yaya kaldırımları üzerine gerilen,

binaların cephe ve yanlarına asılan bez veya sair maddeler vasıtasıyla yapılan geçici mahiyetteki ilan ve reklamların metrekaresinden haftalık olarak:

2 20

4- Işıklı veya projeksiyonlu ilan ve reklamlardan her

metrekaresi için yıllık olarak 30 150

5- İlan ve reklam amacıyla dağıtılan broşür, katalog, duvar ve cep takvimler, biblolar veya benzerlerini her biri için:

0,01 0,25 6- Mahiyeti ne olursa olsun yapıştırılacak çeşitli afişler

benzerlerinin beherinin metrekaresinden: 0,02 0,50

(27)

15

Vergi tarifesinin uygulanmasında uyulması gereken esaslar aşağıdaki gibidir:

a) Metrekare üzerinden yapılan hesaplamalarda, yarım metrekareye kadar olan kesirler yarım metrekareye, yarım metrekareyi aşanlar ise tam metrekareye tamamlanır.

b) Herhangi bir yüzeye yazılmak, takılmak veya çizilmek suretiyle yapılan ilan ve rakamlarda yazı ve resimlerin kapladığı alanın yüzölçümü esas alınır.

c) Çok cepheli ilan ve reklamlarda metrekare hesabı her cephe için ayrı ayrı nazara alınır,

d) Vergi tarifesinin 1, 2 ve 4’üncü bentlerinde belirtilen ilan ve reklamların süresi 6 aydan; 3’üncü bendinde belirtilen ilan ve reklamın süresi 1 haftadan az olursa vergi miktarının yarısı alınır. 6 ayı geçen süreler 1 yıl, hafta kesirleri de tam hafta sayılır.

e) Vergi tarifesinin 5 ve 6’ncı bentlerinde yer alan ve çok nüsha olarak basılan ilan ve reklam üzerinde basımevinin ticari unvanı, adresi ve kaç nüsha olarak basıldığı ayrıca belirtilir biçiminde ifade edilmiştir.

Vergiye tabii ilan ve reklamlarda, ilan ve reklam işinin mükellefçe yapılması halinde ilan veya reklam işinin yapılmasından önce mükellef tarafından, ilan ve reklam işinin bu işi mutad meslek olarak ifa edenler tarafından yapılması halinde ilan ve reklam işini yapanlarca ilan veya reklamın yapıldığı ayı takip eden ayın yirminci günü akşamına kadar verilecek beyanname üzerine ilan ve reklam vergisi tarh ve tahakkuk ettirilir. Vergi tarifesinde belirtilen ilan ve reklamlarda bunların yayınlandığı, dağıtıldığı veya teşhir edildiği mahallin belediyesine beyanname verme süresi içinde ödenir. Belediye meclisleri vergi tarifesinin bazı bentlerinde yazılı yıllık ilan ve reklamlara ait vergileri, yılı içinde, iki eşit taksitte almaya yetkilendirirler.

(28)

16 2.4.1.7 Eğlence vergisi

Eğlence vergisinin konusu 2464 Sayılı Kanuna göre belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yer alan sinema, tiyatro, opera, bale, orta oyunları spor müsabakaları, at yarışları ve konserler, sirkler ve lunaparklar gibi biletle girilen yerler ile biletle girilmesi mecburi olmayan eğlence yerlerinin faaliyetleri olarak belirtilmiştir. Eğlence vergisinin yükümlüsü, eğlence yerlerini işleten gerçek veya tüzel kişilerdir.

2464 Sayılı Kanuna göre eğlence vergisinin matrahı üç farklı biçimde değerlendirilmekte olup, bunlar kısaca; eğlence vergisi hariç olmak üzere, biletle girilen yerlerde bilet bedeli olarak sağlanan gayrisafi hâsılat (Bilet bedeli dışında bağış veya başka adlar altında toplanan paralar da dahil), müşterek bahislerde, bahsi tertip eden kuruluşa isabet eden gayrisafi hasılat ve Biletle girilmesi mecburi olmayan bar, pavyon, gazino, gece kulübü, taverna, diskotek, kabare, dansing, bilardo ve masa futbolu salonları gibi eğlence yerlerinde işin mahiyetine göre çalışılan her gün için belediye meclislerince takdir edilecek tutar olarak belirtilmiştir. Eğlence vergisi oran ve tarifeler 2464 Sayılı Kanuna göre uygulanmaktadır (Çizelge 2.2).

Çizelge 2.2 Eğlence vergisi oranları

Biletle Girilen Yerlerde (*) Vergi Oranı (%)

1- Yerli film gösterimleri 20

2- Yabancı film gösterimleri 50

3- Tiyatro, opera, opera, bale, karagöz, kukla ve orta oyunu 5 4- Spor müsabakaları at yarışları ve konserler 10 5- Sirkler, lunaparklar, çalgılı bahçeler ve benzerleri 20

6- Müşterek bahislerde eğlence vergisi 5

(*) Biletle girilmesi zorunlu olmayan eğlence yerlerinden günlük 5-100 TL olarak uygulanmaktadır.

(29)

17

2464 Sayılı Kanuna göre eğlence vergisinin ödenmesi;

1. Vergi biletle girilen yerlerde bilet bedellerine eklenmek suretiyle hesaplanır ve belediye tarafından özel damga konulması sırasında ödenir. Bu suretle alınan biletlerin Genel ve Katma Bütçeli İdarelerle İl Özel İdareleri ve köyler tarafından yürütülen spor müsabakaları, at yarışları ve benzeri faaliyetlerde bilet bedeli ile birlikte alman vergi takip eden 20 gün içinde ilgili belediyeye ödenmesi,

2. Müşterek bahislerde her aya ait vergi o ayı takip eden ayın yirminci günü akşamına kadar ilgili belediyeye bir beyanname ile bildirilir ve aynı sürede ödenmesi,

3. Biletle girilmesi zorunlu olmayan eğlence yerlerinde her aya ait vergi o ayı takip eden ayın yirminci günü akşamına kadar ilgili belediyeye ödenmesi yoluyla üç farklı biçimde gerçekleştirilebilmektedir.

2.4.1.8 Akaryakıt tüketim vergisi

Rafineri şirketleri ve ithalatı gerçekleştiren kuruluşlarca yapılan normal ve süper benzin, likit petrol gazı, gazyağı, motorin ve fuel-oil satışları, verginin konusunu oluşturmaktadır. Ancak bu vergi 1984 yılında 3074 sayılı Akaryakıt Tüketim Vergisi ile bir belediye geliri olmaktan çıkarılmıştır. 3074 Sayılı Kanun ile bu vergi bir merkezi idare vergisi haline getirilmiştir (Nas 2011).

2.4.1.9 Haberleşme vergisi

Belediye sınırları ve mücavir alanlar içindeki Posta Telgraf Telefon İşletmesi tarafından tahsil edilen telefon, teleks, faksimile ve data ücretleri Belediye Gelirleri Kanununun 29’uncu maddesine göre haberleşme vergisinin konusunu oluşturmaktadır (tesis, devir ve nakil ücretleri hariç). Haberleşme vergisinin mükellefi, telefon, teleks, faksimili ve data ücretlerini tahsil eden Posta Telgraf Telefon İdaresi olup, haberleşme vergisinin matrahı, tesis, devir ve nakil ücretleri

(30)

18

hariç olmak üzere tahsil edilen ücret olarak ifade edilmektedir.

Haberleşme vergisinin oranı 2464 Sayılı Kanuna göre % l olarak belirlenmiştir.

Ancak genel ve katma bütçeli kuramlarla il özel idare ve belediyelere ve bunların kurdukları birliklere ait teleks, faksimile ve data ücretinden vergi alınmaz. Bir ay içinde tahsil edilen telefon, teleks, faksimile ve data ücretlerine isabet eden haberleşme vergisi, ilgili belediyeye tahsilatı takip eden ayın sonuna kadar bir beyanname ile bildirilir ve aynı süre içinde tediye edilir. Beyannamelerin şekil ve muhtevası İçişleri ve Maliye Bakanlıklarınca tayin ve tespit olunur.

2.4.1.10 Elektrik ve havagazı tüketim vergisi

Elektrik havagazı tüketim vergisi 2464 Sayılı Kanuna göre belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde elektrik ve havagazı tüketimi yapanlar tarafından ödenmesi gereken bir vergi türü olarak belirlenmiştir. Elektrik ve havagazı tüketenler, elektrik ve havagazı tüketim vergisini ödemekle mükelleftirler. Elektrik Piyasası Kanununa göre elektrik enerjisini tedarik eden ve havagazı dağıtan kuruluşlar, satış bedeli ile birlikte bu verginin de tahsilinden ve ilgili belediyeye yatırılmasından sorumludurlar. Organize sanayi bölgelerinde tüketilen elektrik enerjisinin vergisini organize sanayi bölgeleri tüzel kişiliklerine elektriği temin eden kuruluş öder.

Verginin matrahı, elektriğin iletimi, dağıtımı ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedelleri hariç olmak üzere, elektrik enerjisi satış bedeli ile havagazının satış bedelidir. Matraha vergi, fon ve paylar dahil edilmez. 2464 Sayılı Kanuna göre; alınan vergilerin oranı aşağıdaki gibi uygulanmaktadır:

1. İmal ve istihsal, taşıma, yükleme, boşaltma, soğutma, telli ve telsiz telgraf ve telefon iletişim işlerinde tüketilen elektriğin satış bedeli üzerinden % 1 oranında, 2. Yukarıda belirtilen amaç dışında tüketilen elektriğin satış bedeli üzerinden % 5 oranında ve

3. Havagazı satış bedeli üzerinden % 5 oranında.

(31)

19

Elektrik enerjisini tedarik eden veya havagazım dağıtan kuruluşlar tahsil ettikleri vergiyi, tahsil tarihini takip eden ayın yirminci günü akşamına kadar belediyeye bir beyanname ile bildirmeye ve vergiyi aynı sürede ödemeleri gerekmektedir.

2.4.1.11 Yangın sigortası vergisi

Belediye sınırları ve mücavir alanlar içindeki menkul ve gayrimenkul mallar için yapılan yangın sigortaları dolayısıyla alınan primler Belediye Gelirleri Kanunun 40’ıncı maddesi uyarınca yangın sigortası vergisine tabidir. Yangın sigortası vergisinin mükellefleri sigorta şirketleri olarak belirlenmiştir. Yangın sigortası vergisinin matrahı, yapılan yangın sigorta muameleleri dolayısıyla alınan primlerin tutarından oluşmaktadır. Sigorta şirketleri vergilendirme dönemi içinde iptal edilen yangın sigorta muamelelerine ait primleri, iptalin vuku bulduğu döneme ait matrahtan indirebilirler.

Yangın Sigortası Vergisi’nin oranı matrahın % 10’u olarak uygulanmaktadır.

2464 Sayılı Kanuna göre; mükellefler bir ay içindeki vergiye tabi muamelelerini ertesi ayın yirminci günü akşamına kadar bağlı bulundukları belediyeye bir beyanname ile bildirmeye ve hesaplanan vergiyi aynı sürede ödemekle mükelleftir. Beyannamelerin şekil ve muhtevası Maliye Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı’nın görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı tarafından tayin ve tespit olunur.

Yangın sigortası vergisi beyanname verme süresi içinde mükelleflerin bağlı bulundukları belediyeye ödenir.

2.4.2 Belediye harçları

Kamu tüzel kişiliğinin sunduğu dışsal faydaya sahip, yarı kamusal hizmetlerden yararlananların ödediği bedel harç olarak ifade edilmektedir. Hizmetin maliyeti ile herhangi bir bağlantısı olmayan bu bedellerin en önemli özelliği, hizmetin yapılması sırasında alınmasıdır. Devletin toplum yararına sunduğu hizmetlerden ayrıca, özel yarar elde edilmesi dolayısıyla alınan bedel olarak da tanımlanabilen harcın vergiden farkı sağlanan hizmet veya fayda karşılığından alınmış olmasıdır.

(32)

20

Belediye harçları 2464 Sayılı Kanunda işgal harcı, tatil günlerinde çalışma ruhsatı harcı, ölçü ve tartı aletleri muayene harcı, kaynak suları harcı, tellallık harcı, hayvan kesimi muayene ve denetimi harcı, bina inşaat harcı, kayıt ve suret harcı, imar ile ilgili harçlar, işyeri açma harcı, muayene ruhsat ve rapor harcı ve sağlık belgesi harcı olarak belirtilmiştir (Yılmaz 2008).

2.4.2.1 İşgal harcı

Belediye sınırları içinde bulunan ve 2464 Sayılı Kanunda belirtilen yerlerden herhangi birinin satış yapmak veya sair maksatlarla ve yetkili mercilerden usulüne uygun izin alınarak geçici olarak işgal edilmesi durumunda işgal harcının tahakkuku oluşmaktadır. İşgal harcı tahsil edilmesi gereken durumlar;

1- Pazar veya panayır kurulan yerlerin, meydanların, mezat yerlerinin her türlü mal ve hayvan satıcıları tarafından işgali,

2- Yol, meydan, pazar, iskele, köprü gibi umuma ait yerlerden bir kısmının herhangi bir maksat için işgali.

3- Motorlu kara taşıtlarının park etmeleri için il trafik komisyonlarının olumlu görüşü alınarak belediyelerce şehir merkezlerinde tesis edilen ve işletilen mahallerin çalışma saatleri içinde, taşıtlar tarafından işgali (Bisiklet ve motosikletler hariç) belirtilen maddelerin izinsiz işgali durumunda ortaya çıkmaktadır.

Belediye sınırları içinde bulunan işgal harcının konusunda belirtilen yerlerden herhangi birinde satış yapmak veya sair maksatlarla işgal edenler işgal harcını ödemekle mükelleftirler. İşgal harcı konusunda belirtilen (1) ve (2) bentlerdeki işgallerde işgal edilen yerlerin alanı veya hayvan adedi, (3)’ncü bentte belirtilen yazılı işgallerde ise taşıt adedi esas alınmaktadır. İşgal harcının tarifesi 2464 Sayılı Kanuna göre;

1. İşgal harcının konusunda gösterilen 1 ve 2’nci bentlerde yazılı işgallerde beher metrekare için günde en az 0,5 TL en çok 2,5 TL,

(33)

21

2. İşgal harcının konusunda gösterilen (1) bentteki yerlerin hayvan satıcıları işgallerinde, küçükbaş hayvan satışlarında, hayvan başına 0,5-2,5 TL ve büyükbaş hayvan satışlarında ise hayvan başına 1-5 TL,

3. Motorlu kara taşıtlarının işgallerindeki durumunda ise, her taşıttan her bir saat için en az 0,25 TL ve en çok 1 TL, parkmetre çalıştırılan yerlerde ise beher saati için en az 0,5 TL ve en çok 2,5 TL olarak belirlenmiştir. İşgal harcı belediyelerinde görevlendirilen memur veya kişilerce makbuz karşılığında tahsil edilmesi gerekmektedir.

2.4.2.2 Tatil günlerinde çalışma ruhsatı harcı

Hafta tatili ve ulusal bayram günlerinde çalışmalarının belediyelerin iznine bağlı olduğu işyerlerine izin günlerinden çalışabilmeleri için belediyelerce ruhsat düzenlenmesi gerekmektedir. Kendisine çalışma ruhsatı verilen gerçek veya tüzel kişilerde tahsil edilen bedel, tatil günlerinde çalışma ruhsatı harcı olarak belirlenmektedir. Tatil günlerinde çalışma ruhsat harcının tarifesi 2464 Sayılı Kanunu hükümlerince işin mahiyetine göre yılda 20 TL’den az ve 800 TL’den çok olmamak üzere belediye meclislerinde tespit edilir.

Tatil günlerinde çalışma ruhsatı harcının mükellefiyet dönemi 2464 Sayılı Kanuna göre çalışma izninin kullanılacağı takvim yılıdır. Yıl içinde mükellefiyete başlanması veya işin terk edilmesi vaziyetlerinde mükellefiyeti çalışılan süreye inhisar eder. Mükellefiyete girilen veya mükellefiyetten çıkılan ay kesirleri tam ay sayılır. Tatil günlerinde çalışma ruhsatı harcı, makbuz karşılığında peşin olarak alınır ve harcı ödenmemiş ruhsatlar geçerli değildir. Adi ortaklıklarda ise ortaklık adına ortaklardan birinden tahsil edilmesi mümkün olup, ortaklardan her biri harcın ödenmesinden müteselsilin sorumlu olmaktadır.

2.4.2.3 Kaynak suları harcı

Harcın konusunu, Belediye Gelirleri Kanununun 63’üncü maddesine göre özel

(34)

22

kaplara doldurulup satılacak olan kaynak sularının (işlenmiş sular dahil) belediyelerce denetlenerek hangi kaynaklara ait olduklarını gösterecek şekilde belirtilen kaplara özel işaret konulması hizmeti oluşturmaktadır. Kaynak suları harcını, kaynak sularını özel işaretli kaplara doldurup satanlar harcın mükellefi olarak tanımlanmaktadır.

Kaynak suları harcının tarifesi 2464 Sayılı Kanuna göre 1 litreye kadar olan şişe ve benzeri kaplardan (kap başına) en az 0,01 kuruş ve en çok 0,003 kuruş olarak ve 1 litreden büyük şişe ve benzeri kaplardan (beher litre) litre başına en az 0,005 kuruş ve en çok 0,015 kuruş olarak tespit edilmiştir. Kaynak suları harcı, bu suların satışa arzı için kaplara doldurulmasını müteakip, kaplar üzerine özel işaret konulması sırasında bu işi yapan belediyeye makbuz karşılığı peşin olarak ödenir.

Başka bir belediye sınırları ve mücavir alanları içinde satışa arz edilen kaynak sularından ikinci kez harç alınmaz.

2.4.2.4 Tellallık harcı

Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde belediyelere ait hal, balıkhane, mezat yerleri ve ilgilinin isteğine bağlı olarak belediye münadisi veya tellalı bulunduran sair yerlerde, gerçek veya tüzelkişiler tarafından her ne surette olursa olsun her çeşit menkul ve gayrimenkul mal ve mahsullerin satışı tellallık harcının konusunu oluşturur.

Tellallık harcının mükellefi 2464 Sayılı Kanuna göre mal ve mahsullerini satan gerçek veya tüzel kişiler olarak belirlenmiştir. Gerçek veya tüzel kişiler yapacakları satışları, satış yapmadan önce belediye veya mahallindeki belediye ilgililerine haber vermekle sorumludur. Haber verilmediği takdirde harç yüzde 50 fazlasıyla tahsil edilir. Tellallık harcının matrahı, harcın konusuna giren satışların gayrisafi tutarı olup, bu tutardan herhangi bir şekilde indirim yapılmaz.

Tellallık harcının oranı % 2 olarak belirlenmiş olup, 100 TL bedelin üzerinde

(35)

23

gerçekleşen satışlarda aşan kısım için oran % 1 olarak uygulanmaktadır. Tellallık harcı 2464 Sayılı Kanuna göre belediyeler tarafından görevlendirilecek yetkililer tarafından makbuz karşılığında tahsil edilir.

2.4.2.5 Hayvan kesimi, muayene ve denetleme harcı

Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde, belediyelerce veya yetkili mercilerce verilen izne dayanılarak özel kişi ve kuruluşlarca tesis edilen mezbaha ve kanaralarda kesilen hayvanların kesim öncesi ve sonrası muayenesi veya belediye sınırları ve mücavir alanlar dışında kesilmiş olup da belediye sınırı içinde satışa arz edilecek etlerin sağlık bakımından muayene ve denetlenmesi 2464 Sayılı Kanuna göre harcın konusunu oluşturmaktadır. Hayvan kesimi, muayene ve denetleme harcının mükellefleri, hayvan veya et sahipleri olarak belirlenmiştir.

Hayvan kesimi, muayene ve denetleme harcının tarifesi 2464 Sayılı Kanuna göre, hayvan kesimi, muayene ve denetleme harcı, küçükbaşlarda hayvan başına harcın miktarı en az 1 TL ve en çok 2 TL olarak ve büyükbaş hayvanlarda ise harcın miktarı en az 2,5 TL ve en çok 7,5 TL olarak belirlenmiştir. Hayvan kesimi, muayene ve denetleme harcı, makbuz karşılığında nakit olarak alınır.

2.4.2.6 Ölçü ve tartı aletleri muayene harcı

Ölçü ve tartı alet ve vasıtaları ile ölçeklerin ilgili kanun ve tüzük hükümlerine göre belediyelerce damgalanması ölçü ve tartı aletleri muayene harcının konusunu oluşturur. Ölçü ve tartı aletleri muayene harcının mükellefi, 2464 Sayılı Kanuna göre ölçü ve tartı alet ve vasıtaları ile ölçeklerin sahipleri olarak belirlenmiş olup, ölçü ve tartı aletleri muayene harcı, ölçü ve tartı alet ve vasıtaları ile ölçeklerin belediyelerce damgalanması karşılığında aşağıdaki tarifeye göre tahsil edilir (Çizelge 2.3). Ölçü ve tartı aletleri muayene harcı, damgalama sırasında makbuz karşılığında nakit olarak ödenmesi esastır.

(36)

24

Çizelge 2.3 Ölçü ve tartı aletleri muayene harcı tarifesi

Ölçü ve Tartı Aletleri Harcın Tutarı (TL)

En Az En Çok

1- Tartı ağırlıklarının her birinden 0,5 1,5

2-Uzunluk ölçülerinin her birinden 0,5 1,5

3-Akıcı ve kuru taneli maddelerin hacim ölçeklerinin

her birinden 1,0 3,0

4-El terazilerinden 2,0 6,0

5-Normal masa terazilerinden 3,0 9,0

6-Otamatik (ibreli) terazilerden 4,0 12,0

7-Elektronik terazilerden 5,0 15,0

8-Kantar ve basküllerden 10,0 30,0

2.4.2.7 Bina inşaat harcı

Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde yapılan her türlü bina inşaatı (ilave ve tadiller dahil) için, inşaat veya tadilat ruhsatının alınması gerekmekte olup, inşaat veya tadilat ruhsatının düzenlenmesi durumunda bina inşaat harcının ödenmesi gerekmektedir. Konut veya işyerlerinin kullanılış tarzlarının değiştirilmesi (konutun işyerine veya harca tabi olmayan işyerinin kullanılış tarzlarının değiştirilmesi (konutun işyerine veya harca tabi olmayan işyerinin harca tabi işyerine dönüştürülmesi) halinde ise yapılan değişiklik tadilat sayılarak ek harca tabi tutulur. İnşaata ruhsatsız başlanması halinde harç alacağının başlayacağı hüküm altına alınmıştır.

Bina inşaat harcını inşaat, ilave veya tadilat için inşaat ruhsatı alanlar mükellef olarak belirlenmiştir. İnşaata ruhsatsız olarak başlanılması durumunda mükellef, inşaat ruhsatı almak mecburiyetinde olanlardır. Binanın kullanış tarzının değiştirilmesi halinde ise binanın sahipleri mükellef olmaktadır.

Bina inşaat harcının matrahı, her bir konut veya işyeri biriminin ayrı ayrı inşaat sahasının alanları üzerinden hesaplanır. Konut inşaatlarında inşaat alanının tespitinde, sığınak, merdiven sahanlığı, müşterek garaj, depo, kalorifer ve kapıcı

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :