• Sonuç bulunamadı

KOCA FİĞ (Vicia narbonensis L.) SİLAJLARINDA FARKLI KATKI MADDELERİ KULLANIMININ SİLAJ FERMANTASYONU ÜZERİNE ETKİLERİ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "KOCA FİĞ (Vicia narbonensis L.) SİLAJLARINDA FARKLI KATKI MADDELERİ KULLANIMININ SİLAJ FERMANTASYONU ÜZERİNE ETKİLERİ"

Copied!
56
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

KOCA FİĞ (Vicia narbonensis L.) SİLAJLARINDA FARKLI KATKI MADDELERİ KULLANIMININ SİLAJ FERMANTASYONU ÜZERİNE ETKİLERİ

Volkan TAŞTAN

ZOOTEKNİ ANABİLİM DALI

Yrd. Doç. Dr. Levend COŞKUNTUNA (Danışman)

TEKİRDAĞ - 2016 Her hakkı saklıdır.

(2)

Yrd. Doç. Dr. Levend COŞKUNTUNA danışmanlığında, Volkan TAŞTAN tarafından hazırlanan “Koca fiğ (vicia narbonensis l.) silajlarında farklı katkı maddeleri kullanımının silaj fermantasyonu üzerine etkileri” isimli bu çalışma aşağıdaki jüri tarafından Zootekni Anabilim Dalı’nda Yüksek Lisans Tezi olarak oy birliği ile kabul edilmiştir.

Jüri Başkanı imza :

Üye : imza :

Üye : Yrd. Doç. Dr. Levend COŞKUNTUNA imza : (DANIŞMAN)

Fen Bilimleri Yönetim Kurulu Adına

Prof.Dr.Fatih KONUKCU Enstitü Müdürü

(3)

ÖZET Yüksek Lisans Tezi

KOCA FİĞ (Vicia narbonensis L.) SİLAJLARINDA FARKLI KATKI MADDELERİ KULLANIMININ SİLAJ FERMANTASYONU ÜZERİNE ETKİLERİ

Volkan TAŞTAN Namık Kemal Üniversitesi

Fen Bilimleri Enstitüsü Zootekni Anabilim Dalı

Danışman :

Yrd. Doç. Dr. Levend COŞKUNTUNA

Bu araştırma, tam çiçeklenme döneminde hasat edilen koca fiğin (vicia Narbonensis) silajlarına farklı katkı maddesi ilavesinin fermantasyon üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada katkı maddesi olarak laktik asit bakterileri (LAB), laktik asit bakterileri+enzim (LAB+I) melas ve kontrol grubundan oluşmuştur.

Fermantasyonun 2., 5., 14., 21. ve 45. günlerinde açılan ve örnekler üzerinden pH, kuru madde, ham protein, NH3-N/TN, suda çözünebilir karbonhidratlar (SÇK), laktik asit analizleri gerçekleştirilmiştir.

Araştırmada kontrol, LAB, LAB+enzim ve melas gruplarında pH, ham protein, kuru madde, SÇK değerleri 45.gün açımda sırasıyla 4.41, 4.40, 4.37, 4.31; 20.37, 19.97, 19.30, 19.71; 13.82, 14.4, 13.49, 15.08; 6.83, 7.71, 8.58, 10.92; 4.57, 7.70 ve 7.50 olarak bulunmuştur. Laktik asit bakterileri ve maya ve küf sayımları için mikrobiyolojik analizlerin yapıldığı çalışmada, aerobik stabiliteye ilişkin özellikleri ana fermantasyon dönemi sonrası 7 günlük dönemde izlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Koca Fiğ silajı, Fermentasyon, İnokulant, Melas

(4)

ABSTRACT

MSc. Thesis

THE EFFECTS USE OF DIFFERENT ADDITIVES SILAGE FERMENTATION ON NARBON VETCH (VICIA NARBONENSİS L.)

Volkan TAŞTAN

Supervisor : Asist. Prof. Dr. Levend COŞKUNTUNA

In this research aimed to investigate the effects of the addition of different additives on the fermentation of the harvested during the full bloom period Narbon vetch (vicia Narbonensis) silages. In the study lactic acid bacteria (LAB), lactic acid bacteria + enzyme (LAB + I) molasses and control group consisted of additives.

pH, dry matter, crude protein, NH3-N / TN, water soluble carbohydrates (SCK), lactic acid analyzes were carried out on samples 2, 5, 14, 21 and 45 of fermentation.

In the study, pH, ham protein, dry matter, and SCK values of the control, LAB, LAB + enzyme and molasses groups were values respectively 4.41, 4.40, 4.37, 4.31, 20.37, 19.97, 19.30, 19.71; 13.82, 14.4, 13.49, 15.08; 6.83, 7.71, 8.58, 10.92; 4.57, 7.70 and 7.50, respectively. In the study of microbiological analyzes for lactic acid bacteria and yeast and mold counts, aerobic stability characteristics were observed during the 7 day period after the main fermentation period.

Key words: Vicia silage, fermentation, inoculant, molasses

(5)

İÇİNDEKİLER DİZİNİ Sayfa No

ÖZET ……….. iii

ABSTRACT ……….. iv

İÇİNDEKİLER DİZİNİ ……….. v

KISALTMALAR DİZİNİ ……… vii

ÇİZELGE LİSTESİ ……… viii

ŞEKİL LİSTESİ ………. ix

RESİM LİSTESİ ……… 1. GİRİS ……….. 1

2. KAYNAK ÖZETLERİ ……….. 4

3. MATERYAL VE YÖNTEM ………. 12

3.1. Materyal ………. 12

3.1.1. Silaj Materyali ……… 12

3.2. Yöntem ……… 12

3.2.1. Silaj Kalitesi Takdiri İçin Kullanılan Yöntemler ………. 15

3.2.1.1. pH ve Bc analizleri ……….. 15

3.2.1.2. SÇK analizi ………. 16

3.2.1.3. Laktik Asit Analizi ……… 16

Standart eğrinin oluşturulması ……….... 17

Hesaplama ……… 17

3.2.1.4. NH3-N Analizi ……… 17

3.2.1.5. Mikrobiyolojik analizler ……… 17

3.2.2. Ham maddeleri ve Hücre Duvarı İçerikleri analizleri ……… 18

3.2.2.1. Ham besin madde içerikleri analiz yöntemleri ………. 18

3.2.2.2. Hücre duvarı içerikleri analiz yöntemleri ………. 18

3.2.2.3. Aerobik bozulmaya dirence ilişkin analizler ……… 20

3.2.43. İstatiksel analizler ………. 21

4. ARAŞTIRMA BULGULARI VE TARTIŞMA ……… 22

4.1. Silajların Fermantasyon Özellikleri ………. 22

4.1.1. Silajların Kimysal Analizleri ……….. 22

4.1.2. Silajlarının Mikrobiyolojik Analizleri ……… 31

4.2. Silajların Aerobik Stabiliteleri ……….. 35

4.3. Silajların Hücre Duvarı Bileşenleri ……… 5. SONUÇ ve ÖNERİLER ……… 39

6. KAYNAKLAR ……….. 41

ÖZGEÇMİŞ ……….. 46

TESEKKÜR ……… 47

(6)

KISALTMALAR DİZİNİ

HK :Ham kül HP :Ham protein KM :Kurumadde

LAB :Laktik asit bakterileri

LAB+I :Laktik asit bakterileri + Enzim

NDF :Nötral çözücülerde çözünmeyen karbonhidratlar ADF :Asit çözücülerde çözünmeyen karbonhidratlar ADL :Asit çözücülerde çözünmeyen lignin

SÇK :Suda çözünebilir karbonhidratlar Kob: Koloni oluşturan birim

(7)

ÇİZELGE LİSTESİ Sayfa No Çizelge 1 Koca fiğ tam çiçeklenme dönemi silajlarına ait kimyasal analiz

sonuçları ………. 25

Çizelge 2 Koca fiğ silajında mikrobiyolojik analiz sonuçları (logıo kob) ………… 32 Çizelge 3. Koca fiğ silajlarında Aerobik stabilite sonrası değerleri ……… 35 Çizelge 4 Koca fiğ silajlarında 45.Gün kimyasal analiz sonuçları ………. 37

(8)

ŞEKİL LİSTESİ Sayfa No Şekil 1 Koca fiğ silajlarının fermantasyon süresince pH değişimleri ……… 26 Şekil 2 Koca fiğ silajlarının fermantasyon süresince ham protein değişimleri …. 27 Şekil 3. Koca fiğ silajlarının fermantasyon süresince SÇK değişimleri ………… 28 Şekil 4 Koca fiğ silajlarının fermantasyon süresince NH3-N/TN değişimleri …... 29 Şekil 5 Koca fiğ silajlarının fermantasyon süresince laktik asit değişimleri ……. 30 Şekil 6 Koca fiğ silajlarının fermantasyon süresince ağırlık kaybı değişimleri … 31 Şekil 7 Koca fiğ silajlarının fermantasyon süresince enterobakteri değişimleri … 33 Şekil 8 Koca fiğ silajlarının fermantasyon süresince maya değişimleri ………… 34 Şekil 9 Koca fiğ silajlarının fermantasyon süresince küf değişimleri …………... 35

(9)

RESİM LİSTESİ Sayfa No

Resim 1 Koca fiğ ekim alanının genel görünümü ………. 12

Resim 2 Koca fiğ silo kapları ………... 13

Resim 3. Koca fiğin silajı konrol grubu ……… 14

Resim 4 Koca fiğin silajı melas grubu ………. 14

Resim 5 Koca fiğin silajının yapıldığı özel kavanoz ……… 15

Resim 6 Koca fiğin silajının açım örneği ……….. 23

Resim 7 Koca fiğin silajının açım örneği ……….. 33

(10)

1.GİRİŞ

Fiğ (Vicia sativa), baklagiller (Fabaceae) familyasından dane yemler içerisinde önemli bir yere sahip olan tek yıllık bir serin mevsim yem bitkisidir. Fiğlerde protein oranı yüksek, fakat karbonhidrat içeriği düşüktür. Bu sebeple tek olarak silaj üreti mi amacı ile yeti şti rilmemektedir. Fermentasyonun arzulanan seviyede devam etmesi için tahıllarla (arpa, yulaf, tritikale, buğday) karışık yetiştirilmesi gereklidir. Karışık yetiştirmede fiğ-tahıl karışım oranları tür, çeşit ve ekolojik bölgelere göre belirlenmelidir. Fiğ-tahıl karışımlarından silaj yapmak için fiğin tam çiçeklenme döneminde hasat edilmesi gerekir. Fakat ana ürün olan pamuk ekimini geciktirmemek için bazı yıllar fiğ-tahıl karışımı daha erken biçilir. Bu durumda nem oranı yüksek ve kuru madde (KM) oranı düşük olan yemin silolanmasında soldurma yapılamadığı durumlarda silaj kalitesindeki kayıplar artar (Karakozak ve Ayaşan 2010; Avcı ve Ayaşan 2007).

Fiğ (Vicia sp.)’in, bir kısmı yeni dünya ve Güney Amerika’da olmak üzere, genellikle eski dünyanın kuzey ılıman bölgelerinde yetişen yaklaşık 150 çeşidi vardır. Ekimi yapılan fiğ türlerinin hemen büyük bir çoğunluğu Asya, Avrupa ve özellikle de Akdeniz ülkelerinden orijin almışlardır. Ülkemizde doğal vejetasyon, fiğ türleri bakımından çok zengindir.

Türkiye’de hatta dünyada fiğ türleri içinde en çok yetiştirilen ve tanınan tür, adi fiğdir.

Türkiye’de oldukça fazla miktarda yetiştirilen adi fiğ çeşidi bulunmaktadır. Bunların çoğu hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Hayvan beslemede kullanılan adi fiğlerin, danelerinden olduğu kadar kuru ot, yeşil ot, münavebe bitkisi, tohum üretimi, mera bitkisi ve silo yemi olarak da kullanılmaktadır (Turgt ve ark. 2006).

İklim, bitki çeşidi, bitkinin kimyasal bileşimi ve silolama tekniği gibi birçok faktörün kontrol edilmemesi durumunda fermantasyon olayları arzu edilmeyen bir şekilde gerçekleşebilir. Silolama süresince gerçekleşen fermantasyon olaylarının bir sonucu olarak silajlarda kuru madde (KM), pH, organik asit (asetik, bütrik ve laktik) bileşimi, amonyak azotu (NH3-N) miktarı gibi özellikler bakımından gözlenecek değerlerin, silaja ilişkin KM tüketimi ve besleme değerliliği üzerinde önemli etkilere sahip olduğu bilinmektedir (Kılıç 1986, Phipps ve Wilkinson 1986, Mc Donald ve ark. 1988).

Silaj, genellikle su içeriği %50’nin üzerinde olan yeşil yem, bitkisel ürün, tarımsal artık ve atıkların doğal fermantasyonu sonucu elde edilen bir yem kaynağıdır (Meeske ve ark.

1993). Silolama olayında temel olarak, laktik asit bakterileri (LAB) anaerobik koşullar altında

(11)

suda çözünebilir karbonhidratları (SÇK) başta laktik asit olmak üzere organik asitlere dönüştürürler. Bunun sonucunda pH düşer ve su içeriği yüksek materyal bozulmaya neden olan mikroorganizmalardan korunmuş olur (Weinberg ve ark. 1993 ).

Bu katkı maddeleri arasında laktik asit bakterilerini içeren inokulantları, üretimlerinin endüstriyel anlamda gerçekleşmesini sağlayan tekniklerin gelişmesi ticari anlamda hem üretimlerini hem de kullanım miktarını arttırmıştır (Robinson ve Mcevoy, 1993). Silaj yapımında kullanılan laktik asit bakteri inokulantlarını; belirli dozlarda kullanılmaları durumunda silolanacak kitlede homofermantatif nitelikli fermantasyon olaylarının gelişmesini katkı sağlayacak düzeyde laktik asit bakterileri ya da gruplarını içeren ürünler olarak tanımlamak mümkündür (Yurtman ve ark. 1997).

Bu inokulantlar genellikle Lactobacillus, Pediococcus ve Enterococcus cinsi mikroorganizmaları içerirler. Ancak bakteriyel inokulantların büyük bir çoğunluğu, başta Lactobasillus plantarum olmak üzere homofermantatif özellikteki LAB’ni içerirler. Bu tür mikroorganizmalar, şekerleri ağırlıklı olarak laktik aside fermente ederler (Tengerdy ve ark.

1991).

Laktik asit bakteri inokulantların kullanıldığı değişik çalışmalarda, bu katkı maddelerinin silajların pH’larını hızla düşürdüğü, laktik asit ve laktik asit/asetik asit oranını arttırdığı, asetik asit, bütrik asit, NH3-N ve etanol düzeylerini düşürdüğü ve lactobacilli içeriklerini arttırarak silaj fermantasyonunu iyileştirdiği belirlenmiştir (Weinberg ve ark.

1993; Stokes ve Chen 1994, Sheperd ve ark. 1995, Moran ve ark. 1996, Meeske ve ark. 1999, Filya ve ark. 2000, Filya 2002a, Filya 2002b).

Laktik asit bakterileri inokulantlarının silaj fermantasyonunu iyileştirmesinin yanında ruminantların süt verimini, canlı ağırlık artışını ve yemin değerlendirilme etkenliğinde de gelişme sağladıkları bildirilmektedir (Moran ve ark. 1996, Kleinmans ve Hooper 1999, Murck 1993, Kung ve ark. 2003). Bunun yanı sıra LAB inokulantlarının silajların aerobik dayanıklılığı üzerindeki etkilerinin incelendiği çalışma sonuçlarında, bazı araştırıcılar LAB inokulantlarının silajların aerobik dayanıklılıklarını arttırdığını bildirirken (Weinberg ve ark.

1993, Meeske ve Basson 1998), bazı araştırıcılar ise etkilemediğini (Moran ve ark. 1996) veya aerobik dayanıklılığı düşürerek, silajlarda gözle görülür bir küflenme, bozulma ve yoğun karbondioksit gazı üretimine neden olduklarını bildirmişlerdir (Stokes ve Chen 1994, Meeske ve Basson 1998, Filya 2002b, Polat ve ark. 2005).

(12)

Filya ve ark. (2000) ise silajların aerobik dayanıklılığının düştüğünü, KM içeriği belirli bir düzeyin üzerinde olanların ise arttığını bildirmektedir.

Bakteriyel inokulantlar hızlı ve etkili bir silaj fermentasyonunu sağlamak amacıyla laktik asit bakterileri içeren silaj katkı maddesi olarak kullanılırlar (Muck 1996; Filya 2002a).

Genel olarak silaj inokulantları laktik asit üreten Lactobacillus, Streptococcus veya Pediococcus bakteri türleri ve homofermentatif canlı bakteri türlerinden oluşmaktadır (Monsoori ve Fakhraei 2008). Hangi koşullar altında olursa olsun yeşil yemlerden kaliteli silaj eldesi için silolama aşamasında inokulant takviyesi, pratik bir uygulamadır (Keleş ve Yazgan 2005; Özdüven ve ark. 2009). Orta düzeyde veya zor silolanabilen yada kurumadde içeriği çok düşük olan yeşil yemlerin silolanmasında ise başarılı ve kaliteli silaj üretimi için silaj inokulantlarının silaj yapımında kullanılmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

Bu çalışma ile, koca fiğ (Vicia narbonensis L.) silajlarının laktik asit bakterileri, laktik asit bakteri +enzim inokulantlarının ve melas ilavesinin silaj fermantasyon özellikleri, ham besin maddeleri, hücre duvarı bileşenleri üzerindeki etkilerinin laboratuvar koşullarında incelenmesi amaçlanmıştır.

(13)

2. KAYNAK ÖZETLERİ

Çok gözlü mide sistemine sahip hayvanlar ruminantlar olarak tanımlanabilmektedir.

Bu canlıların sindirim sisteminini oluşturan bölümler bazında anatomik anlamdaki bu farklılığın etkileri, tüketilen rasyonların yapısından, rasyonlarda yer alan besin madde gruplarının parçalanımı ve ürüne dönüşümlerine kadar çok geniş bir alana yansır. Bu hayvanlar rumen, retikulum, omasum ve abomasum adı verilen dört bölmeye ayrılmış bir mideye sahiptirler. Mide gözlerinden en büyük hacime sahip olan rumen, taşıdığı uygun şartlar nedeniyle değişik mikroorganizma için gelişme ortamı oluşturmaktadır. Bu mikroorganizmaların sentezledikleri enzimler ile yemlerin kimyasal parçalanımı gerçekleşir.

Rumende KM’nin %70-85’i burada yaşayan canlılar tarafından parçalanarak en küçük birimlerine, uçucu yağ asitlerine, karbondioksite, metana, amonyağa ve mikrobiyal proteinlere dönüştürülür (Church, 1976; Kirchgessner, 1980; Alçiçek, 1988; Işık, 1996; Aksoy ve ark.

2000; Özdüven 2002).

Genotip ve çevresel şartlarının belirlenmesine yönelik çalışmalarda gözlenen gelişmeler ile ruminantlarda verim düzeyi geçmiş dönemlere göre oldukça hızlı bir artış göstermiştir. Ancak bu artış besleme açısından bazı sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Verim düzeyinin artmasıyla beraber hayvanlar için uygulanabilecek olan besleme programlarında esas sorun KM tüketim kapasitesi olarak karşımıza durmaktadır (Clark ve Davis 1983, NRC 1989).

Diğer faktörlerin yanı sıra rasyonun temel yapısına ilişkin özellikler ve kaba yemlerin kalitesi KM tüketimine etki eden temel noktaların başında gelmektedir. Bu nedenle yüksek tüketim potansiyeli ve sindirilebilirliğe sahip kaba yemler yüksek verimi destekleyebilecek besleme programlarının hazırlanmasında başlıca rol oynamaktadır. Kaliteli kaba yem üretimi ve kullanımı sadece yüksek verimle ortaya çıkan sorunların giderilmesi açısından değil, aynı zamanda ekonomik anlamda da önem taşımaktadırlar. Kaliteli kaba yemlerin hayvan beslemede kullanımı sonucu kesif yem kullanımı azaltılabilmekte, bunun beraberinde de maliyetler önemli ölçüde düşürülebilmektedir. Nitekim iyi ve kaliteli kaba yem kullanımı durumunda süt sığırlarının yaşama payı dışında belirli bir miktar süt üretimi için gereksinim duyduğu besin maddelerini de karşılayabileceği bildirilmektedir (Öğün ve Yurtman 1989).

Fiğ (Vicia sp.) türleri, ülkemizde baklagil yem bitkileri içerisinde tarımı en çok yapılan bitkilerden birisidir. Yarı tropik iklim kuşağından, karasal iklimin hüküm sürdüğü

(14)

alanlara; serin ve nemli bölgelerden yarı kurak alanlara kadar, geniş bir alanda tarımı yapılmaktadır.

Birçok fiğ türü ince saplı, bol yapraklı, hayvanlar için lezzetli ve besleyici bir ot üretir.

Gerek yeşil, gerekse kuru ot olarak hayvanlar verilebilen fiğ otunda protein oranı yüksektir.

Yeşil otunda % 15,83-17,09 tanesinde ise %27,8-27,97 oranında protein içerir (Orak ve Elçi 1990). Fiğ, tek başına veya tahıllarla karışım halinde mera bitkisi olarakta kullanılabilir.

Koca fiğ kışa, kurağa oldukça iyi dayanan bir yem bitkisidir. Koca fiğn dış görünüşü, baklaya benzer, iri etli yaprakları olması nedeniyle otu iyi kurumaz, yeşil olarak hayvanlara yedirilir. Taneleri de kırılarak hayvan beslemede kullanılır. Koca fiğ kıraç kalkerli topraklarda başarılı olur. Ancak çok kurak veya aşırı yağışlı bölgelerde iyi verim alınamaz.

Koca fiği diğer fiğ türlerinden ayıran en büyük özelliği gövde yapısının daha odunsu oluşu sebebiyle dikine büyüyebilen bir bitkidir. Bu sebeplede tek başına saf olarak yetiştirilebilmektedir. Koca fiğ köklerinde iri yumrucuklar oluşması nedeniyle topraklar azot biriktirme özelliğinden çok üstün olduğuna inanılır (Bilgin 1972).

Güngör ve ark. (2008) Kırıkkale yöresinde üretilen bazı kaba yemlerin besin madde miktarları ve metabolize olabilir enerji miktarları hakkında yapmış oldukları araştırmada Macar Fiğ kuru otundan alınan 6 adet örnekten elde edilen bulguların ortalamaları; KM

%92.36, HP %12.85, HY %0.94, HS %30, HK %7.7, ADF %35.44, ADL %7.42 olarak belirlenmiştir. Yine bu kaba yemlerin HS, ADF ve ADL içeriklerinden yararlanılarak hesaplanan ME(MJ/kg KM) düzeyleride sırasıyla 10.51 ME (HS), 9.33ME (ADL), 10.58 ME (ADF+HS), 10.6ME (ADF) olarak belirlenmiştir.

Özyiğit ve Bilgen (2006) yapmış oldukları denemede farklı fiğ türlerinde çiçeklenme başlangıcında, %50 çiçeklenmede olan ve pH yönünden nötr (7,27) karakterli, organik madde bakımından ise yeterli (%2,53) durumdadır. Adi fiğ ve tüğlü fiğde sırasıyla aynı ortam koşullarında elde edilen ham selüloz değerleri %19, %17.33 ve ham kül değerleri ise %10.75 ve %10.22 olarak saptanmıştır.

Öz (1990), arpa+adi fiğ karışıumlarından karışım oranları ve azotlu gübre seviyelerinin kuru ot verimi ile kalitesine etkilerini incelemek üzere Bursa koşullarlında bir çalışma yapmıştır. Araştırıcıya göre, en yüksek kuru ot veriminin %75 arpa + %25 fiğ karışımından alındığını, azotlu gübrelerinin tüm ekimlerin ot verimini önemli şekilde arttırdığını, ekimdeki

(15)

fiğ miktarının arttıkça botanik kompoızisyondaki ham protein ve fiğ oramnın d arttığını belirtmiştir.

Aydın ve Tosun (1991), Samsun ekolojik koşullarında, adi fiğ ve bazı tahıl türlerinin kış döneminde yetiştirildiği zaman olabilecek en uygun karışım oranını belirlemek amacıyla adi fiğin, yulaf ve triticale ile olan karışımlarını incelemişlerdir. Çalışmada, %100 fiğ; %80 fiğ +

%20 tahıl; %60 fiğ + %40 tahıl; %20 fiğ + %80 tahıl ve %100 tahıl karışımları kullanılmıştır.

Bu araştırma sonucunda, karışık ekimlerin yalın ekimlere göre kuru ot ve ham protein verimi bakımından daha iyi sonuçlar verdiğini; karışık ekimlerden de daha iyi sonuç alınması içinde yulafın %60 oranını aşmaması gerektiğini ortaya koymuşlardır.

Rahmati ve ark. (2012) fiğ çeşitlerinin farklı dönemlerde besin madde kompozisyonunu belirlemek amacıyla yaptıkları çalışmada adi fiğ, tüylü fiğ ve koca fiğin ham protein, ham kül, ADF ve NDF içeriklerini kuru madde bazında sırasıyla 9.33, 21.5, 19; 8, 12.3, 10.9; 35.8, 32.3, 28.8; 43.9, 38.0 ve 34.2 olarak belirlediklerini bildirmektedirler.

Badrzadeh ve ark. (2008) yılında bazı fiğ türlerinin besin madde kompozisyonunu belirlememek amacıyla yaptıkları çalışmada V.villosa, V.peregrina, V.narbonensis, V.pannonica, V.s.ssp. Sativa ve V.s.ssp.nigra.türlerinde kurumadde bazında, ham yağ, ham kül, ADF, NDF, Ca (g/kg), P (g/kg) ve K (g/kg) miktarlarını sırasıyla % ham portein 17, 22, 25.8, 22.6, 18, 18.5; ham yağ % 3.3, 3.2, 3.1, 3.03, 3.02, 3.17, % ham kül 11.1, 11.83, 11.82, 12.15, 11.67, 11.65, ADF % 30.7, 25.3, 22.0, 25.3, 30.0, 29.7, NDF % 36.7, 31.2, 27.0, 31.2, 35.2, 35.1,, Ca (g/kg) 16.8, 12.6, 13.7, 13.4, 13.8, 13.8, P (g/kg) 0.54, 0.97, 1.04, 1.01, 0.87, 0.84, K (g/kg) 18.5, 14.5, 24.5, 28.6, 13.5,13.4 olarak bulduklarını bildirmektedirler.

Koca fiğin tohum ve samanındaki besin madde kompozisyonunu belirlemek için yapılan bir çalışmada g/kg KM bazında ham protein, ham kül, ham yağ,ham selüloz, ADF, NDF ve ADL içeriklerini sırasıyla 234, 74; 45, 117; 40, 12; 111, 353; 124, 459; 171, 575; ve 9, 76 olarak bulduğunu bildirmektedir (Hadjıpanayıotou 2000)

Silolanacak bitkisel materyallerin KM içerikleri gerek fermantasyon kalitesini gerekse de fermantasyon için gereksinim duyulan LAB’nin gelişimini önemli düzeylerde etkilemektedirler. Silaj fermantasyonu açısından en uygun KM içeriği kesin olarak belli olmamakla birlikte silolanacak ürünlerin % 30-42 arasında KM içermesi arzu edilmektedir.

Bitkilerin çok erken dönemlerde hasat edilmesiyle yapılan silajlarda da bütrik asidin yoğun olduğu kötü bir fermantasyon görülür. Çok erken dönemlerde hasat edilen ürünlerin KM

(16)

içerikleri oldukça düşük olduğu için bu tip ürünler daha fazla soldurma süresine gereksinim duyarlar. Bu süresinin uzaması bitkilerdeki enzim aktivitesini artırarak bozulmaya ve kayıplara sebep olur. Diğer yandan bitkilerin fizyolojik özellikleri ile hava ve toprak nemi, sıcaklık ve gün uzunluğu gibi çevre koşulları da doğru hasat zamanının belirlenmesi üzerinde etkili faktörlerdir (Filya 2005).

Bitkilerde bulunan karbonhidratlar yapısal ve yapısal olmayan karbonhidratlar olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Yapısal karbonhidratlar bitki hücre duvarında bulunan elementlerden meydana gelmiştir. Yapısal olmayan karbonhidratlar ise bitkilerde hücre içinde yer alırlar. Yapısal karbonhidratlar başlıca hücre duvarı (sellüloz, hemisellüloz, lignin), nişasta, pektin ve β-glukanlardan oluşur. Buna karşılık yapısal olmayan yani hücre içi bileşenleri ise glukoz, fruktoz, sukroz ve fruktanlar ile az miktarlarda di, tri ve tetra sakkaritler gibi şekerlerden oluşurlar. Yapısal olmayan karbonhidratların hepsi soğuk suda çözünebildikleri için bunlara SÇK denir. Silaj fermantasyonu sırasında SÇK LAB tarafından hızla fermente edilirler. Fermantasyon ancak yeterli düzeyde SÇK sağlanmasıyla gerçekleşir.

Bir ürünün iyi bir şekilde silolanabilmesi için başta heksozlar olmak üzere KM’de en az %3-5 düzeyinde fermente olabilir karbonhidrat içermesi gerekir. Su içeriği yüksek olan bitkilerde, siloda pH' nın düşürülüp asit ortamın sağlanabilmesi için daha fazla SÇK gerekir. Dolayısıyla bitkilerin SÇK içerikleri silaj fermantasyonu açısından büyük öneme sahiptir (Filya 2005).

Bitkilerin tamponlama kapasiteleri fermantasyon kalitesi açısından çok önemli bir faktör olup bitkilerin tampon özelliklerinin büyük bir kısmı içerdikleri anyonlardan (organik asit tuzları, ortofosfatlar, sülfatlar, nitratlar ve klorürler) ileri gelirken, yaklaşık %10-20’lik bir kısmı ise bitki proteinlerinin aktivitelerinden ileri gelir. Baklagillerin tamponlama kapasiteleri buğdaygillerden daha yüksektir. Bu nedenle baklagiller buğdaygillere göre daha zor silolanırlar. Yüksek tamponlama kapasitelerine sahip bitkiler zor silolanmalarının yanı sıra fermente olabilmek için hem daha fazla SÇK’a gereksinim duyarlar hem de bu bitkilerin fermente olabilmesi için daha uzun bir süre gerekir. Diğer yandan silaj pH’sını yükselttikleri için bu tür bitkilerden yapılan silajlarda kayıp oranı daha yüksek olur (Filya 2007).

Silaj üretiminde fermantasyon olaylarının kontrol altına alınabilmesi bakımından başvurulan yollardan birisi de katkı maddesi kullanımıdır. Katkı maddeleri kullanımı silaj yapımının önemli bir aşaması olup, parçalama işlemi ile birlikte kombine edilmelidir. Çünkü parçalama işlemi silaj katkı maddelerinin silolanan materyale homojen bir şekilde karışmasına olanak sağlar (Filya 2005). Silajlık bitkilerin silolanmaları esnasında SÇK ve HP kayıplarının

(17)

azaltılması, uygun bir fermentasyonun oluşması, bazı zararlı mikroorganizmaların üremelerinin önlenebilmesi gibi silaj niteliğinin artırılmasına yönelik çalışmalarda melas, tahıl kırmaları, kuru şeker pancarı posası gibi karbonhidrat kaynakları, tuz gibi inorganik tuzlar, laktik, propiyonik ve formik asit gibi organik asitler, amonyak ve üre gibi NPN bileşikleri, LAB inokulantları, enzimler veya LAB+Enzim karışımı içeren inokulantlar gibi farklı uygulamalar yapılmaktadır (Kılıç ve ark. 2000; Filya 2005 ).

Silaj fermantasyonunun kontrolü amacıyla kullanılan klasik katkı maddelerine olan kimi üstünlükleri nedeniyle mikrobiyal katkı maddeleri son yıllarda oldukça geniş kullanım alanı bulmuşlardır.

Kullanım amaçları göz önünde bulundurularak mikrobiyal katkı maddelerinin kullanım etkinliğini belirleyen temel noktalar uygulama yoğunluğu, katkının biyolojik kompozisyonu ve ortamda yeterli besin maddelerinin bulunması olarak sıralamak mümkündür. Mikrobiyal katkı maddelerinin içerdiği LAB’nin ortamda baskın hale geçebilmesi açısından uygulama yoğunluğu büyük önem taşımaktadır. Hemen her koşulda, silolanan kitlede gerek fermantasyon gelişim basamaklarını ve gerekse de son ürün özelliklerini belirleyen temel faktör, hasat zamanı yeşil materyalde yer alan epifitik LAB’nin yoğunluğu ve kompozisyonudur. Bir çok durumda bu yoğunluk 1.0- 6.0 log10 cfu/g arasında değişmektedir. Araştırmacılar mikrobiyal katkı maddesinden beklenen etkenliğin gerçekleşebilmesi için uygulama yoğunluğu ile epifitik populasyon yoğunluğu arasındaki oranın en az 1/1 olması gerektiğini, mevcut koşullar çerçevesinde de böylesi bir seviyenin uygulama yoğunluğu olarak 6.0 log10 cfu/g’lık bir seviyenin seçilmesi durumunda gerçekleşebileceğini bildirmektedirler (Pitt ve Liebensperger 1987).

Silaj yapımında fermantasyon olaylarının kontrolü amacıyla kullanılan mikrobiyal katkı maddelerini ya da başka bir isimlendirmeyle bakteri kökenli inokulantları; belirli dozlarda kullanılmaları durumunda silolanacak kitlede arzu edilen yönde fermantasyon olaylarının gelişimini destekleyebilecek yoğunlukta LAB yada bakteri gruplarını içeren ürünler olarak adandırılmaktadır (Yurtman ve ark. 1997, Özdüven ve ark. 1999). Bu inokulantlar genellikle Lactobacillus plantarum, Lactobacillus acidophilus, Lactobacillus casei, Pediococcus acidilactici, Pediococcus cerevisiae, Pediococcus pentosaceus ve Enterococcus faecium olmak üzere homofermantatif özellikteki LAB’ni içerirler. Bu tür mikroorganizmalar, özellikle şekerleri ağırlıklı olarak laktik aside fermente ederler (Tengerdy ve ark. 1991). Laktik asit bakteri inokulantlarının kullanıldığı birçok raştırmada, bu katkı

(18)

maddelerinin silajların pH’larını hızla düşürdüğü, laktik asit ve laktik asit/asetik asit oranını arttırdığı, asetik asit, bütrik asit, NH3-N ve etanol düzeylerini düşürdüğü ve lactobacilli içeriklerini arttırarak silaj fermantasyonunu geliştirdiği saptanmıştır (Weinberg ve ark 1993, Stokes ve Chen 1994, Moran ve ark. 1996, Filya 2000). Bunun yanı sıra LAB inokulantlarının silajların aerobik stabiliteleri üzerindeki etkilerinin incelendiği araştırma sonuçlarında, bazı araştırıcılar LAB inokulantlarının silajların aerobik dayanıklılığını olumlu yönde etkilediğini bildirirken (Weinberg ve ark. 1993), bazı araştırıcılar ise etkilemediğini (Moran ve ark. 1996) veya aerobik dayanıklılığını düşürerek, silajlarda gözle görülür bir küflenme ve yoğun karbondioksit gazı üretimine neden olduklarını bildirmişlerdir (Stokes ve Chen 1994).

Filya ve ark. (2000) ise LAB inokulantlarının silajların aerobik dayanıklılığını düşürdüğünü, KM içeriği yeterli olanların ise aerobik dayanıklılığının arttırdığını bildirmişlerdir.

Bir ürünün iyi bir şekilde silolanabilmesi için başta heksozlar olmak üzere KM’de en az %3-5 düzeyinde fermente olabilir karbonhidrat içermesi gerekmektedir. Silolanacak bitki materyallerinin yeterli düzeyde SÇK’ın bulunması durumunda LAB’nin uyglaması silaj kalitesini arttırabilmektedir. Ortamda yeterli miktarda SÇK bulunmaması durumunda ise silaj kalitesi düşmektedir. Bitkilerde bulunan karbonhidratların büyük bir bölümünü LAB tarafından fermente edilemeyen yapısal karbonhidratlar oluşturmaktadır. Bu nedenle SÇK bakımından yetersiz olan ürünlerin silolanması sırasında yeterli düzeyde fermente olabilir karbonhidrat sağlayabilmek için hücre duvarını ve nişastayı parçalayan enzimlerin kullanılması yoluna gidilmektedir. Bu enzimler selülaz, hemiselülaz, pektinaz ve amilazdır (Filya ve ark. 2001).

Kuru madde içeriği düşük olan ürünlerden yapılan silajlarda, KM içeriği yüksek olan veya soldurulmuş ürünlerden yapılan silajlara göre daha etkilidirler. Diğer yandan bu enzimlerin selülaz, hemiselülaz ve pektinaz karışımı halinde bulunması ve silolanacak ürüne bu şekilde üçlü bir karışım halinde katılması, tek başlarına katılmalarına göre daha iyi sonuç vermektedir (Filya 2001).

Hücre duvarını parçalayıcı enzimler, genel olarak SÇK içeriklerinin yetersiz olmasından dolayı zor silolanan baklagil ve buğdaygil-baklagil karışımı yem bitkileri ile KM içerikleri düşük olan buğdaygil ve baklagil yem bitkilerinden yapılan silajların pH, asetik asit ve diğer uçucu yağ asitleri içeriklerini düşürmektedirler. Bunun yanı sıra bu enzimler

(19)

katıldıkları silajların NDF, ADF ve ADL olarak saptanan hücre duvarı bileşenlerini düşürürken, laktik asit ve SÇK içeriklerini arttırmaktadırlar (Filya 2001).

Bolsen ve Heidker (1985) ile Chen ve ark. (1994), LAB inokulantlarının enzimler ile beraber karışım halinde silaj katkı maddesi olarak kullanılabileceğini bildirmektedirler. Laktik asit bakterileri ile birlikte kullanılan selülaz, hemiselülaz ve pektinaz gibi hücre duvarını parçalayıcı enzimler ile amilaz gibi nişastayı parçalayan enzimlerin, katıldıkları silajlarda ilave substrat çıkararak silajda fermantasyonu olumlu yönde etkilediği, hücre duvarı içeriklerini düşürdüğü, KM ve organik maddeler (OM)’in sindirilebilirliğini arttırdığı, ADF ve NDF parçalanabilirliklerini arttırdığı, aerobik dayanıklılığın ise etkilenmediği bildirilmektedir (Filya 2002a).

Günümüzde mikrobiyal inokulant pazarında çok fazla sayıda ürün yer almaktadır. Bu çeşitliliği mikrobiyal inokulant etkenliğini çok sayıda faktörün etkisi altında değişim gösterebilmesiyle açıklamak mümkündür. Özellikle mikrobiyal katkı maddeleri, kullanımlarının oldukça kolay olması, güvenli oluşları, toksik etkilerinin olmayışı, silaj yapımında kullanılan makinelerde korozyona sebep olmamaları, çevre kirliliği yaratmamaları ve sonuç olarak doğal ürünler olmaları gibi önemli avantajlara sahip oldukları için kimyasal kökenli katkı maddelerine göre daha fazla tercih edilmektedir (Weinberg ve ark. 1993, Filya 2002). Uygulama yoğunluğu, katkının biyolojik bileşimi, ortamdaki yarayışlı besin madde miktarı gibi faktörler bakteri inokulantlarının başarısını belirlemektedir. Dolayısıyla silajı yapılacak bitkisel materyale ilişkin özellikler bu noktada önemli etkiye sahiptir (Özdüven ve ark. 1999).

Silaj açıldığında, anaerobik koşullar aerobik koşullara dönüşmektedir. Aerobik koşullar altında, açım öncesi oksijen yokluğu nedeni ile inaktif durumda olan mikroorganizmalar arttmaya başlar. Bunun sonucunda silajın bozulması söz konusudur.

Çoğunlukla “aerobik bozulma” olarak da tanımlanır. Silaj yapımında mikrobiyal katkı maddesi kullanımının, aerobik bozulmaya karşı direnç üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmalardan elde edilen sonuçlar arasında tam bir uyum gözlenmemektedir. Mikrobiyal katkı maddesi kullanımının aerobik bozulmaya karşı direnç üzerinde herhangi bir etkiye sahip bulunmadığı yönünde bildirilişlerin (Rust ve ark., 1989; Rooke ve Kafilzade, 1994) yanı sıra, bu tip katkı maddesi kullanımının aerobik bozulmayı kolaylaştırdığı doğrultusunda sonuçlar da mevcuttur (Moon ve ark., 1980; Rooke ve Kafilzade, 1994; Chen ve ark., 1994). Yapılan

(20)

çalışmalar farklı materyalden yapılmış olan silajların aerobik bozulmaya olan dirençleri bakımından farklı özellikler taşıdığını ortaya koymaktadır (Mc Donald ve ark., 1991).

Aerobik bozulmadan sorumlu başlıca mikroorganizmalar maya ve küflerdir. Söz konusu mikroorganizmalar ortamdaki şekerler ile laktik ve asetik asit gibi fermantasyon ürünlerini kullanarak büyük miktarlarda KM ve besin maddeleri kayıplarına neden olurlar.

Bununla birlikte silo içerisinde karbondioksit ve su açığa çıkar, sıcaklık artar (Filya 2004).

Nitekim Weinberg ve ark. (1993) ile Filya (2002b) silajların yemlemede kullanılmak üzere açıldığı ve tamamen sınırsız bir şekilde hava girişine maruz kaldıkları dönemde, silajlardaki yoğun karbondioksit (CO2) üretimi ve pH yükselmesi ile maya ve küf populasyonlarındaki artışın aerobik bozulmanın bir göstergesi olduğunu ve ayrıca fermantasyon sırasında oluşan yüksek düzeydeki laktik asit ve fermantasyon sonrasında kullanılmadan kalan şekerlerin varlığının silajların aerobik stabilitelerini düşürdüğünü saptamışlardır.

(21)

3. MATERYAL VE YÖNTEM

3.1.MATERYAL

3.1.1. Silaj Materyali

Silaj materyali olarak, Tekirdağ İli Hayrabolu İlçesi Çene Köyü Develer köprüsü mevkii 588 no’lu parselde yetiştirilen tam çiçeklenme döneminde hasat edilen koca ğiğ (Vicia norbenensis L.) bitkisi oluşturmaktadır.

Resim 1. Koca fiğ ekim alanının genel görünümü 3.2. Yöntem

Araştırmada kullanılan koca fiğ, tam çiçeklenme dönemlerinde hasat edilmiştir.

Hasadı takip eden süreçte materyal plastik torbalara doldurularak en kısa zaman içerisinde

(22)

çalışmanın ve analizlerin yürütüleceği laboratuvar koşullarına ulaştırılmıştır. Torbalar içerisindeki materyalin karıştırılarak birleştirilmesinden sonra kitleden 2 kg’lık bir bölüm silolama öncesi taze materyalde gerçekleştirilecek analizler için ayrılmıştır.

Resim 2. Koca fiğ silo kapları

Çalışma her gruba ait 3 alt tekerrür içeren 4 muamele grubundan oluşturulmuştur.

Deneme materyali, Kontrol (K), İnokulant (LAB), İnokulant+Enzim (E+İ), Melas (M), farklı katkı maddelerinin kullanılacağı 4 ana kısma ayrılmış, her 4 kitlede naylon serili bir zemin üzerine ince tabaka oluşturacak şekilde yayılmıştır. Taze materyal ağırlıkları önceden tartılarak tespit edilen (15 kg) her üç kitleden LAB uygulanacak gruba Lactobacillus plantarum ve Enterecoccus faecium içeren (Pioneer® 1188, USA), LAB+enzim uygulanacak gruba, biyolojik kompozisyonunda Pediococcus acidilactici, Lactobacillus plantarum ve Streptococcus faecium ile birlikte selülaz, hemiselülaz, pentozanaz ve amilaz içeren (Sil-All, Altech, UK) inokulanttan 0.2g tartılması üzerine 40 ml çeşme suyu ilave edilmesi ve iyice karışması sağlandıktan sonra taze materyal üzerine homojen bir şekilde el pülverizatörü ile püskürtülmüştür.

Enzim olarak, hemisellülaz, pentozonaz, sellülaz ve amilaz içeren (Global, Kocaeli/Türkiye) katkı maddesi kullanılmıştır.

(23)

Resim 3. Koca fiğ silajı konrol grubu

Melas ise ½ oranında sulandırılarak kullanılmıştır.

Resim 4. Koca fiğ silajı melas grubu

Katkı maddelerinin ilavesinden sonra, materyaller yalnızca gaz çıkışına olanak tanıyan 1.0 litrelik (Weck, Wher-Oftlingen, Germany) anaerobik kavanozlarda silolanmıştır. Her

(24)

muameleye ait 3’er silo kabının (4x3x5=60) kullanıldığı çalışmada silo kaplarının doldurulmasından sonra materyaller laboratuvar koşullarında depolanmıştır.

Silaj kavanozlarının kapatılmasını takiben her gruptan üçer kavanoz fermantasyonun 2., 5., 14., 21. ve 45. günlerinde analiz için açılmıştır.

Resim 5. Koca fiğ silajının yapıldığı özel kavanoz 3.2.1.Silaj Kalitesi Takdiri İçin Kullanılan Yöntemler

Araştırmada kullanılan yemlerin silolama öncesinde pH, Bc, SÇK, mikrobiyolojik analizler, silolama sonrası örneklerde pH, SÇK, NH3-N, organik asitler (asetik, laktik asit), mikrobiyolojik analizler gerçekleştirilmiştir.

3.2.1.1.pH ve Bc Analizleri

Silolama öncesi taze materyalde ve silolama sonrası elde edilen örneklerde pH ölçümleri için 20 g’ lık örneklere 250 ml saf su ilave edilmiş ve oda sıcaklığında 1 saat süre ile zaman zaman karıştırılarak bekletilmişir. Daha sonra örnekler süzülmüş ve elde edilen süzüntüde pH metre aracılığı ile okuma gerçekleştirilmiştir (Anonim 1986).

(25)

Silolama öncesi alınan örnekte Bc’nin saptanabilmesi için 20 gram örneğe, 250 ml saf su ilave edilerek mekanik karıştırıcı aracılığı ile 1 dakika süre ile karıştırılmıştır. Karışım dört katlı gazlı bezden geçirilerek elde edilen süzüntünün pH’sı 0.1 N HCl ile 3.00’e ayarlanmıştır.

Daha sonra 0.1 N NaOH kullanılarak süzüntü pH’sı 4.00 e standardize edilmiştir. Süzüntü aynı yoğunluğa sahip NaOH ile karışımın pH’sı 4.00 den 6.00 ya çıkıncaya kadar işleme tabi tutulmuştur. pH’nın 4.00’den 6.00’ya yükselmesi için gerekli alkali miktarı meq/kg (miliequvelent/ kg) KM olarak kaydedilmiştir (Playne ve McDonald 1966).

3.2.1.2. SÇK Analizi

Başlangıç ve silaj örneklerinde SÇK analizi anonim (1986)’a göre yapılmıştır. Analize tabi tutulacak örnek 102°C sıcaklıkta 2 saat süre ile kurutulmuştur. Kurutulup öğütülmüş örnekten 0.2g tartılarak bir şişe içerisine konulmuş, üzerine 200 ml saf su ilave edilerek 1 saat süre ile çalkalanmıştır. Örneklerin ilk birkaç damlası ihmal edilecek şekilde süzülerek 50 ml’lik berrak ekstrakt elde edilmiştir. Standart eğrilerin hazırlanmasından sonra 2 ml ekstrakt alınarak 150x25 mm’lik borosilikat test tüplerine konulmuştur. Ön hazırlığı takiben absorbans değeri 620 nm’de 30 dakika içerisinde spektrofotometre aracılığı ile okunmuştur. Örnek ve kör denemeler sonrası tespit edilen absorbans değerlerine denk gelen mg glikoz değerleri arasındaki farklılık 500 katsayısı ile çarpılmıştır. Sonuç, örnek içerisinde yer alan g/kg SÇK miktarı olarak kaydedilmiştir.

3.2.1.3. Laktik Asit Analizleri

Derin dondurucuda -20 oC’de saklanan örnekler analizin yapılacağı gün çıkartılarak çözülünceye kadar oda sıcaklığında bir süre bekletilmişlerdir. Çözündürülen örnekler daha sonra 1:100 oranında seyreltilerek kullanılmıştır. Seyreltilen örneklerden otomatik pipet yardımıyla 1 ml sıvı tüplere aktarılmış üzerine 0.1 ml bakır sülfat (5g CuSO4/100 ml saf su) ile 6 ml %98’lik sülfürik asit ilave edilmiştir. Hazırlanan tüpler 30 sn vortekste karıştırıldıktan sonra 5 dk. soğuk banyoda tutularak soğumaya bırakılmıştır. Bu süre sonunda tüplere 0.1 ml para hidroxy bi phenol (%0.5 Na OH/1000 ml saf su +2.5 g PHBP) eklenerek, tüpler 30 sn tekrar vortekste karıştırılmış ve 10 dk. oda sıcaklığında bekletilmiştir. Daha sonra tüpler 90 sn kaynar su içerisine daldırılıp çıkartılmış ve soğuması beklendikten sonra 565 nm dalga boyunda spektrofotometre cihazında okunmuştur.

(26)

Standart eğrinin oluşturulması

213 mg lityum laktat 500 mL saf su içerisinde çözündürülmüş ve üzerine 0.5 mL

%98’lik sülfürik asit ilave edilmiştir (400 µg/mL). Elde edilen çözelti, önce 1:9 (40 µg/mL) daha sonra 1:1 (20 µg/mL, stok çözelti) oranında seyreltilerek kullanılmıştır. Daha sonra stok çözeltiden 2.5, 5.0, 10.0,15.0 µg/mL lityum laktat içerecek şekilde yeni karışımlar elde edilmiştir. 1 mL seyreltik bulunan tüplerin içerisine 0.1 mL bakır sülfat ile 6 mL %98’lik sülfürik asit ilave edilmiş, 30 sn vortekste karıştırılmış ve 5 dakika soğuk banyoda tutularak soğumaya bırakılmıştır. Bu süre sonunda tüplere 0.1 mL para hidroxy bi phenol eklenerek, tüpler 30 sn tekrar vortekste karıştırılmış ve 10 dakika oda sıcaklığında bekletilmiştir. Daha sonra tüpler 90 saniye kaynar su içerisine daldırılıp çıkartılmış ve soğuması beklendikten sonra 565 nm dalga boyunda spektrofotometre cihazında okunmuş ve standart eğri Microsoft Excel bilgisayar programında oluşturulmuştur.

Hesaplama

Standart eğriden, örneklerin µg/mL’ leri okunarak saptanmıştır. Elde edilen örneklerin KM miktarlarına bölünmüş ve silajların %KM’ de % laktik asit içerikleri saptanmıştır.

3.2.1.4.NH3-N Analizi

Silaj örneklerinde NH3-N, silaj örneklerinden elde edilen ekstraktlarda mikro distilasyon metotlarına (Anonim 1986) göre gerçekleştirilmiştir. Kırk beş günlük süre sonrasında günlük elde edilen örneklerde NH3-N tespiti için 20 g’lık taze örnek üzerine 100 ml saf su ilave edilerek çalkalama makinesinde 1 saat süre ile çalkalanmıştır. Daha sonra süzülerek elde edilen ekstrakte mikro distilasyon metodu aracılığı ile söz konusu parametre saptanmıştır.

3.2.1.5. Mikrobiyolojik Analizler

Çalışmada gerek silolama öncesi taze materyalde ve gerekse de son ürünler üzerinde LAB, maya ve küf yoğunluklarının saptanmasına yönelik analizler gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla 25 g’lık örnekler peptonlu su aracılığı ile 2 dakikadan az olmamak koşulu ile karıştırılıp mikroorganizmaların mümkün olduğu ölçüde materyalden ayrılması sağlanmıştır.

Elde edilen stok materyalden logaritmik seride dilüsyonlar hazırlanarak 1 saati aşmayan zaman zarfında ekim işlemi yapılmıştır. Laktik asit bakterileri için ekim ortamı olarak MRS Agar, maya ve küfler için Malt Ekstrakt Agar kullanılmıştır. Örneklere ait LAB, maya ve

(27)

küfler için 30 °C sıcaklıkta 3 günlük inkübasyon dönemlerini takiben gerçekleştirilmiştir (Seale ve ark. 1990). Örneklerde saptanan LAB, maya ve küf sayıları colony forming units per gram (koloni oluşturan birim) (kob/g) çevrilmiştir.

3.2.2. Ham Besin Maddeleri ve Hücre Duvarı İçerikleri Analizleri 3.2.2.1. Ham Besin Maddeleri İçerikleri Analiz Yöntemleri

Kuru madde miktarı; belli miktarda alınan silaj örneğinin 60 C sıcaklıkta 48 saat süreyle kurutulması ve HK miktarı da 550 C sıcaklıkta 12 saat yakılması ile bulunmuştur.

Yemin ham proteini, belli miktardaki yem örneğinin önce kuvvetli asitle yakılarak azotun amonyum sülfata, daha sonra da baz ile muameleye tabii tutularak amonyak formuna dönüştürülmesi ve bu amonyağın belli normalitedeki bir asitle titrasyonu sonucu elde edilen sarfiyattan hesaplanmıştır. Organik maddeleri oluşturan diğer kompenentlerden HS ise; yemin önce belli konsantrasyonlardaki asit ve alkali ile kaynatılıp süzülmesi ve en son asetonla yıkanıp kurutularak yakılması sonucu elde edilmiştir (Akyıldız 1984).

3.2.2.2. Hücre Duvarı İçerikleri Analiz Yöntemleri

Çalışmada silaj örneklerinde NDF, ADF ve asit ADL analizleri Van Soest analiz yönteminde öngörülen prensipler doğrultusunda gerçekleştirilmiştir (Close ve Menke 1986).

NDF analizi, hücrenin çözünebilir materyalinin sodyum lauryl sülfat içeren nötral çözücü ile kaynatılarak ekstraksiyonundan sonra hücre duvarı bileşenlerinin filtrasyon aracılığı ile ayrılması esasına dayanır (Close ve Menke 1986 ). Nötral çözücü solüsyon için sırasıyla 93 g EDTA ve 34 g sodyum tetra borat tartılarak birlikte geniş bir kaba konmuştur.

Distile su ilave edilmiş ve hafifçe ısıtılarak çözülmüştür. Bu çözeltiye 150 g sodyum lauryl sülfat ve 50 ml 2-etoksietanol ilave edilmiştir. İkinci bir cam kapta 22.8 g susuz di sodyum hidrojen sülfat tartılır, distile su ilave edilir ve hafifçe ısıtılarak çözülmüştür. İlk çözeltiye ilave edilmiş, karıştırılmış ve 5 litreye seyreltilmiştir. Çözelti pH’sı 6.9-7.1 arasında kontrol edilmiştir. 1 mm’ lik elekten geçecek şekilde öğütülmüş yem numunesinden 0.5-1 g bir cam kaba tartılmıştır. Oda sıcaklığındaki 100 ml nötral çözücü solüsyon cam kaba ilave edilmiş ve üzerine birkaç damla dekaliyn, 0.5 g sodyum sülfit katılmış ve geri soğutucuya takılmıştır.

Çözelti hızla kaynama durumuna getirilmiş ve bir saat kaynatılmıştır. Ateşten alınıp 10 dakika tutulmuştur. Darası alınmış cam krozeden düşük vakum aracılığıyla filtre edilmiştir. Kalıntı iki kısım kaynamaya yakın sıcaklıktaki su ve iki kısım asetonla yıkanmıştır. Cam kroze

(28)

kurutma dolabında 103 °C sıcaklıkta 4 saat veya 100 °C sıcaklıkta 12 saat tutulmuştur. Sonra desikatörde soğutulmuş ve tartılmıştır.

Hesaplama: NDF (g/kg KM ) = a-b/Nx 1000

a = NDF içeren kuru cam krozenin ağırlığı, g b =cam krozenin darası alınmış ağırlığı, g

N=örneğin ağırlığı, g

ADF analizinde, yem örneği cetil trimetil amonyum bromidin (CTAB)-H2SO4

solüsyonu ile kaynatılmıştır. Filtrasyon sonrasında başlıca lignoselüloz ile silikadan oluşan ve ADF olarak adlandırılan çözünmeyen materyal kalır (Close ve Menke 1986). Bir mm’lik elekten geçecek şekilde öğütülmüş numuneden 0.5 g kadar behere tartılmıştır. 100 ml soğuk H2SO4 - CTAB solüsyonu (100 g CTAB 5 litre 1 N H2SO4 çözülür, gerekirse filtre edilir ) ve birkaç damla dekalin ilave edilmiştir. Isıtıcıya konmuştur. Solüsyon hızla kaynama durumuna getirilmiş ve 1 saat hafifçe kaynatılmıştır. Düşük bir vakum ile darası alınmış cam krozeden sıcakken filtre edilmiştir. Kalıntı kaynamaya yakın su ile köpük oluşumu bitene kadar yıkanmıştır. Daha sonra asetonla yıkanmıştır. Kroze kurutma dolabında 103 °C sıcaklıkta bir gece tutulmuştur. Desikatörde soğutulmuş ve tartılmıştır.

Hesaplama: ADF ( g/kg KM ) = a-b /N x 1000 a = ADF içeren kuru cam kroze ağırlığı, g b =Darası alınmış cam krozenin ağırlığı, g N =Numune miktarı, g

ADL analizinde, %72’lik sülfirik asit içeren çözücü solüsyonun (%72’lik H2SO4- CTAB ) selülozu ayrıştırması ile elde edilen kalıntının kül fırınında yakılması ile kütini de içeren lignin miktarı saptanmıştır (Close ve Menke 1986). Bir mm’lik elekten geçecek şekilde öğütülmüş numuneden 0.5 g kadar behere tartılır. 100 ml’lik soğuk %72’lik H2SO4- CTAB (100 g CTAB 5 litre %72’lik sülfirik asitte çözdürülmüştür, gerekirse filtre edilmiştir) ve birkaç damla dekalin ilave edilerek ısıtıcıya konmuştur. Solüsyon hızla kaynama durumuna getirilmiş ve bir saat hafifçe kaynatılmıştır. Düşük bir vakum ile darası alınmış cam krozeden sıcakken filtre edilmiştir. Kalıntı kaynamaya yakın sıcaklıktaki su ile köpük oluşumu bitene

(29)

kadar yıkanmıştır. Daha sonra asetonla yıkama işlemine devam edilmiştir. Cam kroze yarıya kadar hazırlanan asit çözücü solüsyonu ile doldurulmuş ve asit uçana kadar karıştırılmıştır. Bu işlem üç defa tekrarlanmıştır. Oda sıcaklığında 3 saat muhafaza edilmiştir. Daha sonra düşük vakumla süzülmüştür. Kroze 103 °C sıcaklıkta 4 saat kurutulmuş veya 100 °C sıcaklıkta bir gece tutulmuştur. Desikatörde alınmış, soğutulmuş ve tartılmıştır. Yakma fırınında 500-550

°C sıcaklıkta 3 saat süre ile yakılmıştır. Desikatöre alınmış, soğutulmuş ve tartılmıştır.

Hesaplama: ADL ( g/kg KM ) = a-b / N x 1000 a = Krozenin kurutmadan sonraki ağırlığı, g

b = Krozenin yakmadan sonraki ağırlığı, g N = Numune miktarı, g

Yem materyallerinin selüloz ve hemiselüloz içeriklerinin saptanmasında NDF, ADF, ADL analizleri sonrasında elde edilen değerlerden yararlanılmış olup (Close ve Menke 1986), hesaplamada kullanılan formüller aşağıda verilmektedir;

Selüloz ( g/kg KM ) = ADF - ADL Hemiselüloz ( g/kg KM ) = NDF – ADF

3.2.2.3. Aerobik Bozulmaya Dirence İlişkin Analizler

Ashbell ve ark. (2003) tarafından geliştirilen yöntem kullanılarak silajların silolamanın 45 gününde açılarak 5 gün aerobik stabilite testine tabi tutulmuşlardır. Aerobik stabilitenin 5.

günündeki silaj örneklerinin pH’ ları ölçülmüş ve CO2 üretimleri saptanmıştır. Ayrıca Filya ve ark. (2000) tarafından geliştirilen değerlendirme yöntemi ile silajların görsel küflenmeleri gözlenmiş ve silajların içerdiği maya ve küf popülasyonları belirtildiği şekilde saptanmıştır.

Araştırmada, aerobik stabilite testinin uygulanması için 1 atm ve 25 oC de 24 saatteki CO2 geçirgenlik oranı 15-25 mL /mil/254 m olan stabil, aşınmaya dirençli gaz sızdırmaz özellikteki 1.5 L’ lik polietilen (PET) şişeler kullanılmıştır. Bir test ünitesinin oluşturulması için pet şişe 1L ve 0.5L olmak üzere ikiye kesilmiştir. 1L’lik PET şişenin kapak kısmına hava sirkülasyonunu sağlamak için 1 cm çapında delik açılıp üzeri telle kapatılmıştır. Daha sonra 0.5 L’ lik kesilen kısmın üzerine yerleştirilmiştir. 250-300 g arasında taze silaj örnekleri,

(30)

ünitenin üst kısmına sıkıştırılmadan yerleştirilmiş ve %20’lik potasyum hidroksit (KOH) çözeltisinden 100 ml ünitenin alt kısmına konmuştur. Hazırlanan söz konusu ünite 5 gün bekletilmiştir. Bu sayede aerobik aktivite sonucu silaj örneklerinde oluşan ve havadan 1.5 kat daha yoğun olan CO2 gazı altta çökerek tabanda tutulmuştur. Çözeltiden 10 mL alınarak 1N’lik %37 ‘lik hidroklorik asit çözeltisiyle titre edilmiştir. pH’nın 8.1-3.6 arasında harcanan HCl miktarı saptanmış ve CO2 gazı miktarı aşağıda belirtilen denkleme göre hesaplanmıştır.

CO2= 0.044 x T x V/ (A x TM x KM)

T= titrasyonda harcanan 1 N HCl asit miktarı (mL) V= %25 KOH çözeltisinin toplam hacmi (mL)

A= ünitenin alt kısmına ilave edilen KOH miktarı (mL) TM= taze materyalin ağırlığı (kg)

KM= taze materyalin kuru madde miktarı(g/kg) 3.2.3. İstatiksel Analizler

Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde varyans analizi, gruplar arası farklılığın belirlenmesinde ise Duncan çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır (Soysal 1998). Bu amaçla SPSS paket programı kullanılmıştır.

(31)

4. ARAŞTIRMA BULGULARI ve TARTIŞMA

4.1. Silajların Fermantasyon Özellikleri

4.1.1. Silajların Kimyasal Analizleri

Araştırmanın yem materyalini oluşturan tam çiçeklenme döneminde hasat edilen koca fiğe ait kimyasal analiz sonuçları Çizelge 1’de verilmiştir.

Çizelgeden de görülebileceği gibi, katkı maddesi ilave edilen gruplarda fermantasyonun başlarından itibaren koca fiğ silajlarının pH ve amonyak-azotu miktarlarını önemli düzeyde düşüken, SÇK içeriklerini önemli düzeyde artırmıştır (P<0.01). Ayrıca katkı maddesi ilave edilen gruplarda fermantasyonun başlarından itibaren laktik asit miktarlarını belirli düzeyde artış göstermiştir. Silolamanın 45. günlerinde melas ve LAB+Enzim karışımı katkı maddesi içeren silajların SÇK ve laktik asit miktarları kontrol grubu silajlardan önemli düzeyde yüksek; pH, NH3-N/TN miktarları ise önemli düzeyde düşük bulunmuştur (P<0.01).

Taze koca fiğ KM içeriğinin %13.02 olarak belirlendiği araştırmada, fermantasyon süresince koca fiğ silajlarının KM içerikleri %12.49-15.08 değerleri arasında değişmiştir.

Araştırmada, katkı maddesi kullanımının koca fiğ silajlarının 2. Günde ağırlık kaybı değerlerini etkilememiştir (P>0.05). Taze koca fiğin HPve pH değerleri sırasıyla 187.70g//kg KM ve 5.64 olarak saptanmıştır. Silaj kalitesine etki eden temel faktörlerden birisi, fermantasyonun erken aşamasında ortam pH’sındaki düşüş hızıdır. Silolanan kitlenin pH’nın olabildiğince çabuk bir şekilde 4.2-4.0’ın altına düşmesi arzu edilir (Polat ve ark. 2005). Kung ve Shaver (2001) kaliteli bir silajda pH’nın 3.7-4.2 arasında olması gerektiğini bildirmektedirler. Katkı maddesi ilave edilen gruplarındaki silajların pH’ları fermantasyonun 2. gününden itibaren hızla düşerek, 45. günde kontrol, LAB, LAB+Enzim ve melas ilave edilen grupları için sırasıyla 4.41, 4.40, 4.37 ve 4.31 olarak saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen pH değerlerine ilişkin bulgular LAB+I ve melas içeren silajların daha iyi kalitede silajlar olduğunu göstermektedir.

Taze koca fiğ 42.15 g/kg KM olan SÇK içerikleri fermantasyonun tüm dönemlerinde düşme eğilimi göstermiştir. Ancak bu etki kontrol grubu silajlarında daha belirgin bir şekilde gerçekleşmiştir. Nitekim fermantasyonun 45.gününde en düşük SÇK içeriği 6.83 g/kg KM ile kontrol grubunda saptanmıştır. LAB+Enzim karışımı inokulantların içerdiği enzimlerin koca

(32)

fiğdeki hücre duvarını (Çizelge 1) ve nişastayı parçalaması sonucu açığa çıkan ilave substratların fermente olması sonucu, SÇK' ın bir bölümü kullanılmadan kalmıştır. Silolama döneminin sonunda LAB, LAB+Enzim ve melas içeren deneme grublarında SÇK miktarları kontrol grubuna göre önemli düzeyde daha yüksek bulunmuştur (P<0.01).

Resim 6. Koca fiğ silajının açım örneği

Taze koca fiğ HP ve HS içerikleri sırasıyla %18.77 ve 22.84 olarak saptanmıştır.

Fermantasyon süresi boyunca koca fiğ silajlarının HP ve HK içerikleri sırasıyla %18.35-20.37 ve 22.84-23.97 arasında değişmiştir. Araştırmada, koca fiğ silajlarında uygulanan katkı maddelerinin HK üzerindeki etkileri fermantasyonun belirli dönemlerinde önemli bulunurken (P<0.01), HS içeriklerinde ise araştırma grupları arasında 45. günde önemli düzeyde farklılık bulunmuştur (P<0.01).

Taze koca fiğ NH3-N/TN içeriği 72.46 g/kg olarak saptanmıştır. Bitki hasadından sonra görülen en önemli aktivite proteolisis olayıdır. Bu olayda bitki bünyesindeki proteinler, proteaz enzimleri tarafından amino asit ve amonyağa parçalamaktadır (Filya 2001). Bu nedenlerle NH3-N/TN oluşumu protein parçalanma düzeyini gösteren önemli bir parametredir. Araştırmada, fermantasyonun 2. gününden itibaren katkı maddesi içeren gruplarıda NH3-N/TN içeriği kontrol grubu silajlarına göre önemli düzeylerde daha düşük bulunmuştur (P<0.01). Araştırmadan elde NH3-N/TN içeriklerine ilişkin bulgular katkı

(33)

maddesi ilave edilen gruplarda silajların biraz daha iyi kalitede silajlar olduğunu göstermektedir.

Koca fiğikinci gün açıkda kontrol grubunun laktik asit içeriği KM’de %2.39 olarak saptandığı araştırmada, yapılan tüm katkı maddesi ilavesinin ve kontrol grubu silajların laktik asit içerikleri fermantasyon süresi boyunca artış göstermiş olup, bu etki bazı dönemlerde katkı maddesi ilave edilen gruplarda daha belirgin bir şekilde gerçekleşmiştir. Nitekim fermantasyonun 45.gününde laktik asit içeriği kontrol grubunda KM’de %6.86 saptanırken, LAB+I ve melas gruplarında sırasıyla %7.70 ve 7.50 ile önemli düzeyde daha yüksek bulunmuştur (P<0.01).

(34)

Çizelge 1. Koca fiğ tam çiçeklenme dönemi silajlarına ait kimyasal analiz sonuçları

Gün Muamele KM pH HP SÇK NH3N/TN Laktik Asit Ağırlık Kaybı

0 13,02 5,64 187,70 42,15 72,46

2 Kontrol 12,95±0,14 b** 4,34±0,02 b** 18,83±0,13 b* 31,95±0,29 d** 68,83±0,79 b** 2,39±0,01 a** 13,58±0,39 2 LAB 14,33±0,18 a** 4,43±0,01 a** 18,54±0,13 b* 33,20±0,04 c** 76,45±1,17 a** 2,33±0,02 a** 15,18±1,05 2 LAB+I 13,39±0,16 b** 4,35±0,01 b** 19,38±0,01 a* 34,10±0,04 b** 42,35±1,86 c** 2,06±0,06 b** 14,40±0,78 2 Melas 13,99±0,10 a** 4,43±0,01 a** 18,79±0,07 b* 36,18±0,04 a** 40,38±0,69 c** 2,41±0,03 a** 15,12±0,80 5 Kontrol 12,72±0,04 b** 4,32±0,01 a* 20,10±0,08 19,33±0,11 d** 90,96±0,74 a** 2,78±0,01 b** 14,86±0,31 ab*

5 LAB 13,78±0,10 a** 4,29±0,01 b* 19,74±0,02 20,11±0,07 c** 87,83±0,94 a** 1,79±0,11 d** 13,91±0,68 ab*

5 LAB+I 13,83±0,25 a** 4,30±0,01 ab* 19,91±0,04 21,07±0,05 b** 68,81±1,64 c** 2,42±0,03 c** 13,83±0,61 b*

5 Melas 13,81±0,2 7a** 4,27±0,01 b* 19,83±0,16 21,76±0,10 a** 81,26±2,27 b** 3,87±0,02a** 15,84±0,14 a*

14 Kontrol 12,72±0,60 4,46±0,01a ** 18,97±0,05 a* 14,23±0,12 c** 81,90±4,43 3,93±0,02 c** 14,19±0,18 ab*

14 LAB 13,78±0,26 4,42±0,01b ** 18,35±0,21 b* 14,90±0,02 b** 80,63±3,37 3,70±0,02 d** 12,43±0,61 b*

14 LAB+I 12,49±0,01 4,46±0,01b ** 18,94±0,03 a* 15,15±0,07 b** 86,47±1,26 4,99±0,02 a** 14,40±0,58 ab*

14 Melas 13,83±0,53 4,34±0,01c ** 18,67±0,09 ab* 16,17±0,04 a** 80,15±5,84 4,74±0,02 b** 15,32±1,00 a*

21 Kontrol 12,64±0,10 c** 4,34±0,01b ** 20,00±0,03 a** 9,27±0,04 d** 87,41±2,84 a* 7,33±0,03 a** 12,22±0,96 c*

21 LAB 12,98±0,18 c** 4,29±0,01c ** 18,60±0,05 c** 10,33±0,04 c** 76,52±0,22 b* 6,54±0,02 b** 15,70±0,26 a*

21 LAB+I 14,40±0,26 a** 4,36±0,01 a** 19,41±0,05b** 11,15±0,07 b** 71,67±0,38 b* 5,38±0,03 d** 13,16±0,30 bc*

21 Melas 13,70±0,19 b** 4,22±0,0 1d** 19,66±0,26ab** 11,79±0,04 a** 69,03±2,97 b* 6,06±0,04 c** 15,20±0,23 ab*

45 Kontrol 13,82±0,16 b* 4,41±0,01 a** 20,37±0,46 6,83±0,06 d** 63,48±8,19 ab* 6,86±0,02 c** 13,54±0,22 b*

45 LAB 14,04±0,27 b* 4,40±0,01 a** 19,97±0,35 7,71±0,02 c** 91,90±6,55 a* 4,57±0,03 d** 15,50±0,58 ab*

45 LAB+I 13,49±0,38 b* 4,37±0,01 b** 19,30±0,08 8,58±0,04 b** 90,31±8,92 a* 7,70±0,03 a** 13,76±0,29 b*

45 Melas 15,08±0,28 a* 4,31±0,01 c** 19,71±0,11 10,92±0,04 a** 51,91±9,04 b* 7,50±0,03 b** 16,07±0,69 a*

LAB: laktik asit bakteri inokulantı; LAB+I: laktik asit bakteri+enzim karışımı inokulant,; KM: kuru madde;

SÇK: suda çözünebilir karbonhidratlar; NH3-N/TN: amonyak azotu; LA: laktik asit;

Aynı sütunda belirtilen günlerde farklı harfle gösterilen ortalamalar arasındaki farklılıklar önemlidir, P<0.01

(35)

Koca fiğ silajlarının KM kayıpları üzerindeki etkileri incelendiğinde, fermantasyon süresince tüm gruplarda KM kaybında bir artış gözlenmiştir. Özellikle fermantasyon başlangıcında görülen solunum sırasında CO2 ve su açığa çıkmaktadır. Solunum sırasında oluşan fermantatif gazların oluşturduğu kayıplar KM kayıplarını oluşturmaktadır. Araştırmada fermantasyon süresince koca fiğ silajlarının KM kayıpları %12.22-16.07 arasında değişmiştir.

Fermantasyonun bazı günlerinde, katkı maddesi kullanımının bu artışı belirli düzeylerde engellemiştir (P<0.05).

4,10 4,20 4,30 4,40 4,50 4,60

2. 5. 14. 21. 45.

pH

Açım Günleri

Kontrol LAB LAB+E Melas

Şekil 1. Koca fiğ silajlarının fermantasyon süresince pH değişimleri

Koca fiğ silajlarında fermantasyon seyri boyunca pH değişimleri incelendiğinde 4.22- 4.46 arasında değiştiği gözlenmektedir. Çizelge 1 incelendiğinde pH değişimlerinin katkı maddesi ilave edilen gruplarda, kontrol grubuna göre önemli ölçüde daha düşük olduğu gözlenmektedir. Özellikle melas içeren katkı maddesi ilave edilen grupta fermentasyon dönemleri boyunca pH değeri daha düşük olmuştur. Bu da melasın ortama sağladığı enerji kaynağı sayesinde fermantasyonun daha iyi bir şekilde gerçekleştiği sonucuna varılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Gruplardaki pH değişimleri kuru içeriği düşük diğer silaj çalışmaları ile benzerlik göstermektedir.

(36)

Filya ve ark. (2001) süt olum döneminde hasat edilen sorgumlarda LAB ve LAB+Enzim inokulantların kullanıldığı çalışmada, 45. gününde açılan silajların kontrol, LAB ve LAB+Enzim gruplarında sırasıyla pH değerlerini 4.5, 3.8 ve 3.8; SÇK miktarlarını KM'de

% 4.0, 6.0 ve 6.0; laktik asit miktarlarını KM’de %5.0, 8.0 ve 8.0 olarak saptamışlardır.

Filya (2002), hamur olum döneminde hasat edilen mısırlarda LAB ve LAB+Enzim karışımı inokulantının kullanıldığı çalışmada, silolamanın 50. günündeki silajlarda pH’nın kontrol, LAB ve LAB+Enzim gruplarında sırasıyla 3.7, 3.6 ve 3.6; SÇK’nın KM’de %1.3, 3.0 ve 5.7; NH3-N’un KM’de %0.9, 0.4 ve 0.1; laktik asitin KM’de %3.8, 9.4 ve 13.6 olduğunu saptarken, inokulant kullanılan gruplarda silaj pH' larının hızla düştüğünü ve gruplardaki SÇK içeriğinin kontrol grubundan daha yüksek olduğunu bildirmiştir.

18,00 18,50 19,00 19,50 20,00 20,50

2. 5. 14. 21. 45.

% HP

Açım Günleri

Kontrol LAB LAB+E Mela s

Şekil 2. Koca fiğ silajlarının fermantasyon süresince ham protein değişimleri

Koca fiğ silajlarında fermantasyon seyri boyunca ham protein değişimleri incelendiğinde 18.35-20.37 arasında değiştiği gözlenmektedir. Çizelge 1 incelendiğinde HP değişimlerinin katkı maddesi ilave edilen gruplarda, kontrol grubu arasında belirli dönemlerde önemli ölçüde farklılık olduğu gözlenmektedir (p<0.01). Fakat genel anlamda incelendiği zaman ham protein değerlerinin birbirine benzerlik gösterdiği görülmektedir. Gruplardaki ham protein değişimleri kuru madde içeriği düşük diğer silaj çalışmaları ve fiğ kuru ot çalışmalarında elde edilen sonuçlar ile benzerlik göstermektedir.

(37)

Koca fiğ silajlarında fermantasyon seyri boyunca SÇK değişimleri incelendiğinde 36.18-6.83 arasında değiştiği gözlenmektedir. Çizelge 1 incelendiğinde SÇK değişimlerinin katkı maddesi ilave edilen gruplarda, kontrol grubuna göre önemli ölçüde daha yüksek olduğu gözlenmektedir. Özellikle melas içeren katkı maddesi ilave edilen grupta fermantasyon dönemleri boyunca SÇK değeri daha yüksek olmuştur (0.01<P). Bu da melasın ortama sağladığı enerji kaynağı sayesinde fermantasyonun daha iyi bir şekilde gerçekleştiği sonucuna varılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Katkı maddesi kullanılan diğer gruplarda da ilave edilen katkı maddelerinin hücre duvarı içeriklerini parçaladığı ve ortama enerji kaynağı olarak sunduğu düşünülmektedir. Gruplardaki SÇK değişimleri kuru madde içeriği düşük diğer silaj çalışmalarında elde edilen sonuçlar ile benzerlik göstermektedir.

0,00 5,00 10,00 15,00 20,00 25,00 30,00 35,00

2. 5. 14. 21. 45.

% SÇK

Açım Günleri

Kontrol LAB LAB+E Melas

Şekil 3. Koca fiğ silajlarının fermantasyon süresince SÇK değişimleri

Koca fiğ silajlarında fermantasyon seyri boyunca NH3N/TN değişimleri incelendiğinde 42.35-91.90 arasında değiştiği gözlenmektedir. Çizelge 1 incelendiğinde NH3N/TN değişimlerinin katkı maddesi ilave edilen gruplarda, kontrol grubu arasında belirli dönemlerde önemli ölçüde farklılık olduğu gözlenmektedir (p<0.01). Fakat genel anlamda

Referanslar

Benzer Belgeler

Hasattan 7 gün önce inokulant ilave edilmiş mısır silajlarının fermantasyon gelişimi ve son ürün özellikleri Çizelge 3‘ den de görüleceği gibi silolanan

2.Homofermentatif laktik asit bakterileri ile laktik asit, 3.Heterofermentatif laktik asit bakterileri ile laktik asit, asetik asit, diğer organik asitler, etil alkol,

Ancak güçlü bir manye- tik alan içine konuldu¤unda, gelifligü- zel yönlerde dönen hidrojen çekirdekle- rinin manyetikli¤iyle, çevredeki makro- moleküller aras›ndaki

Diğeri de Allah’ın (c.c) ahirette onlara öfkesinin onların ahirette kendilerine karşı duydukları öfkelerinden daha büyük olduğu

Bu günün genç yazarları arasında hiç bir değerli imza bulamıyan- lar bundan yirmi beş otuz yıl önce, yâni kendi gençliklerinde, ne yapmışlardı.. Onların

hası bulunan matbaayı açmak üzere meşrutiyet Maarif nazırı Hakkı paşa ile maarife mensup zatler, rumî temmuzun 23 üne müsadif çarşamba günü matbaa kapısı

Irak ’ta &#34;Kasaidi Muhtar-ül Meşher ül - Türk-ül Muasır”, yani Çağdaş Türk Şiirinden Seçmeler kitabını bıraktım.. (Türkmen Türkçesinde ‘bıraktım

4 Oncocytes are caused by the metaplasia of the ductal epithelium of the seromucinous gland in response to chronic irritation and cigarette is the most common Rare Pathology of