T.C.
SAKARYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
67 A 90 NUMARALI ( ON BİRİNCİ CİLT),1077- 1078
( 1667- 1667) TARİHLİ KADIASKER DEFTERİ’NE
GÖRE KIRIM’DA SOSYAL VE EKONOMİK HAYAT
YÜKSEK LİSANS TEZİ
Fatma ŞAHİNEnstitü Anabilim Dalı : Tarih
Enstitü Bilim Dalı : Yeniçağ Anabilim Dalı
Tez Danışmanı: Dr. Öğr. Üyesi Recep YAŞA
MAYIS- 2019
ÖNSÖZ
Tez çalışmasının planlanmasında, araştırılmasında, yürütülmesinde çalışmamı sahiplenerek titizlikle takip eden danışmanım Dr. Öğr. Üyesi Recep YAŞA’ya değerli katkı ve emekleri için sonsuz teşekkürlerimi ve saygılarımı sunarım. Tez konumun şekillenmesinde ve son halini almasında engin bilgi ve tecrübelerinden yararlandığım, yönlendirme ve bilgilendirmeleriyle çalışmamı bilimsel temeller ışığında şekillendiren değerli hocam Prof Dr. Yücel ÖZTÜRK’e ve tez konu seçiminde, Osmanlı Türkçesi metinlerde okuyamadığım yerlerin okunmasında, sicil dilini öğrenmemde ve bana değerli vaktini ayıran değerli hocam Dr. Öğr. Üyesi Fırat YAŞA’ya şükranlarımı sunarım. Bu süreçte desteklerini benden esirgemeyen değerli arkadaşım Sevcan ŞEN’e teşekkürü borç bilirim. Son olarak bugünlere ulaşmamda emeklerini hiçbir zaman benden esirgemeyen emeklerini hiçbir zaman ödeyemeyeceğim değerli aileme teşekkür ederim.
Fatma ŞAHİN 17.06.2019
İÇİNDEKİLER
İÇİNDEKİLER ... i
KISALTMALAR ... iii
TABLOLAR ... iv
ÖZET ... v
SUMMARY ... vi
GİRİŞ ... 1
BÖLÜM 1: OSMANLI DEVLETİ’NDE ŞER ‘İ MAHKEMELER VE BELGELERİN TANITIMI ... 3
1.1. Klasik Dönem Osmanlı Devleti’nde Şer ‘i Mahkemeler ve Kadılık Müessesesinin Oluşumu ... 3
1.2. Şer ‘i Mahkemelerdeki Görevliler ... 4
1.3. Şer ‘iyye Sicillerinin Önemi... 7
1.4. 11 Numaralı Kırım Kadıasker Defteri’nin Tanıtımı ... 10
1.5 Defterin Konularına Göre Tasnifi ... 11
BÖLÜM 2: 67 A 90 NUMARALI ( ON BİRİNCİ CİLT), 1077- 1078 ( 1667- 1667) TARİHLİ KADIASKER DEFTERİ’NE GÖRE KIRIM’DA İDARİ OLUŞUM ... 15
2.1. Kırım’ın İdari Yapısı ... 15
2.2. 67 A 90 Numaralı ( On Birinci Cilt), 1077-1078. (1667- 1667) Tarihli Kadıasker Defteri’nde Adı Geçen Kazalar ... 16
2.3. 67 A 90 Numaralı ( On Birinci Cilt), 1077-1078. (1667- 1667) Tarihli Kadıasker Defteri’nde Adı Geçen Kasabalar ... 18
2.4. 67 A 90 Numaralı ( On Birinci Cilt), 1077-1078. (1667- 1667) Tarihli Kadıasker Defteri’nde Adı Geçen Köyler ... 18
2.5. 67 A 90 Numaralı ( On Birinci Cilt), 1077-1078. (1667- 1667) Tarihli Kadıasker Defteri’nde Adı Geçen Mahalleler, Sokaklar ve Coğrafi Mekânlar ... 19
BÖLÜM 3: 67 A 90 NUMARALI ( ON BİRİNCİ CİLT), 1077- 1078 ( 1667- 1667) TARİHLİ KADIASKER DEFTERİ’NE GÖRE KIRIM’IN SOSYO-KÜLTÜREL YAPISI ... 21
3.1. Aile’nin Oluşumu ... 21
3.1.1. Nikâh Akdi ve Mehir ... 21
3.1.2. Boşanma... 22
3.2. Kırım’daki Etnik Gruplar ... 24
3.2.1. Tatarlar ... 24
3.2.2. Çerkesler ... 24
3.2.3. Kıptiler ... 25
3.2.4. Kazaklar ... 25
3.3. Kırım’ın Dini Yapısı ... 25
3.3.1 Ermeniler ... 26
3.3.2 Yahudiler ... 26
3.4. Kırım’da Kölelik ... 27
3.4.1. Osmanlı Devleti’nde Kölelerin ve Cariyelerin Durumu ... 28
3.4.2. Kırım’da Köle Ticareti... 29
3.4.3. Sicillerde Yapılan Köle Tasnifleri ve Etnik Kökenleri ... 30
3.4.4. Azat Kayıtları ... 33
BÖLÜM 4: 67 A 90 NUMARALI ( ON BİRİNCİ CİLT), 1077- 1078 ( 1667- 1667) TARİHLİ KADIASKER DEFTERİ’NE GÖRE KIRIM’DA İKTİSADİ YAPI .... 35
4.1. Kırım’da Tarım, Hayvancılık ve Ticaret ... 35
4.2. Kırım’da Kullanılan Ölçü ve Tartı Birimleri ... 36
4.3. Para Birimleri ... 36
4.4. Meslek Grupları ... 37
SONUÇ ... 38
KAYNAKÇA ... 40
EKLER ... 47
ÖZGEÇMİŞ ... 233
KISALTMALAR
Bkz. : Bakınız C. : Cilt çev. : Çeviren
DİA : Diyanet İslam Ansiklopedisi
H : Hicri
İSAM : İslam Araştırma Merkezi K. Ş. S : Kırım Şer ‘iyye Sicilleri KKD : Kırım Kadı Defteri
S. : Sayı
s. : Sayfa
M. : Miladi
n. : Numara
OTAM : Osmanlı Tarihi Araştırma Merkezi OSAV : Osmanlı Araştırmaları Vakfı T.C : Türkiye Cumhuriyeti
TTK : Türk Tarih Kurumu vb. : Ve benzeri
Yay. : Yayınları
yy. : Yüzyıl
TABLOLAR
Tablo 1 : 11 Numaralı Defterde Bulunan Kayıtların İçeriklerine Göre Tasnifi ... 11
Tablo 2 : Defterde Adı Geçen Kazalar ... 17
Tablo 3 : Defterde Adı Geçen Köyler... 18
Tablo 4 : Defterde Adı Geçen Mahalleler ... 19
Tablo 5 : Defterde Adı Geçen sokaklar ... 19
Tablo 6 : Defterde Adı Geçen Coğrafi Yerler ... 20
Tablo 7 : Defterde Adı Geçen Zimmi İsimleri ... 25
Tablo 8 : Defterde Adı Geçen Ermeni İsimleri ... 26
Tablo 9 : Defterde Adı Geçen Yahudi İsimleri ... 27
Tablo: 10 : Defterde Geçen Köle Tasnifleri ... 31
Tablo 11 : Defterde Adı Geçen Kölelerin Etnik Kökenleri ve Sayıları ... 32
Tablo 12 : Defterde Adı Geçen Köle ve Cariyelerin İsimleri ... 32
Tablo 13 : Defterde Adı Geçen Ölçü ve Tartı Birimleri ... 36
Tablo 14 : Defterde Geçen Para Birimleri ... 37
Tablo 15 : Defterde Adı Geçen Meslekler ... 37
Sakarya Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tez Özeti
Tezin Başlığı: 67 A 90 Numaralı (On Birinci Cilt), 1077- 1078 (1667- 1667) Tarihli Kadıasker Defteri’ne Göre Kırım’da Sosyal ve Ekonomik Hayat
Tezin Yazarı: Fatma ŞAHİN Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Recep YAŞA
Kabul Tarihi: 17.06.2019 Sayfa Sayısı: vi (ön kısım) + 47 (tez) + 186 (ek) Anabilim dalı: Tarih Bilimdalı: Yeniçağ
Osmanlı Devleti’nde yerel tarih alanında birinci el kaynak teşkil eden kadı sicilleri, kaydedildiği dönemin ve coğrafyanın sosyo-ekonomik yapısının analiz edilmesine katkı sağlamaktadır. Araştırmada şer ‘iyye sicillerin önemi üzerinde durularak yerel tarih açısından analizi yapılmıştır. Şer’i mahkemelerde tutulan bu kayıtlar, bölge halkının günlük yaşamına, bölgenin demografik yapısına, halkın ekonomik uğraşlarına dair bilgiler ortaya koymaktadır.
Bu çalışma, 1667 yılında Kırım’da tutulan kadıasker defterinin transkripsiyonun yapılmasının ardından deftere yansıyan verilerin değerlendirilmesi ile ortaya çıkmıştır.
Bu amaç doğrultusunda muhteva bakımından çeşitlilik gösteren defterde; Kırım’ın idari yapılanması, ailenin oluşumu, nikâh, boşanma, köleliğin toplumsal boyutları, bölge halkının ekonomik uğraşları, kullanılan ölçü, tartı ve para birimleri, kadının toplumsal hayattaki konumu ile meslek durumları hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Bunun yanında Kırım’ın Osmanlı hâkimiyetine girmesinden sonra bölgeye tesir eden Osmanlı adalet müesseseleri sayesinde, Kırım’ın idari, yerel, sosyal ve iktisadi alanlarda dönemin aydınlatılması açısından önem arz etmektedir. Ayrıca çalışma, kozmopolit bir özelliğe sahip olan Kırım’ın demografik yapısı ve dini-etnik gruplar arasındaki ilişkiler hakkında ayrıntılı bilgiler sunmaktadır.
Dönemin toplumsal yaşamının arşiv kaynaklarına yansıdığı kadı sicillerinde, kölelik kurumunun ön plana çıktığı görülmektedir. Kırım’ın, Anadolu coğrafyası için köle temini noktasında önemli bir yere sahip olduğu ve bu bağlamda kölelik kurumunun sosyal yaşamda analizi noktasında siciller önem ihtiva etmektedir.
Anahtar Kelimeler: Şer ‘iyye Sicilleri, Kırım Hanlığı, Osmanlı Devleti, Kadı
vi
Sakarya University
Intitute of Social Sciences Abstract of Thesis
Title of Thesis:Social and Economic Life in Crimea Accoding to Book of Kadiasker 67 A 90 number and date 1077- 1078 (1667- 1667) ( Eleven Volume)
Author: Fatma ŞAHİN Süpervisor: Assist. Prof..Recep YAŞA
Date: 17.06.2019 Nu. of Pages: vi ( pre tex) + 47 (thesis)+ 186 (app.) Department: History Subfield: New age Perid History
Kadı registers, which were the first hand resources in the field of local history in Ottoman Empire, contribute to the analysis of the socio-economic structure of the period and geography in which it was recorded. In this study, the importance of the records was examined and analyzed in terms of local history. These registers, which were kept in the courts, reveal information about the daily life of people of the region, the demographic structure of the region and the economic interests of the people.
This study emerged after the transcription of the Kadi’asker notebook, which was written in Crimea, in 1667, and evaluation of the data from this notebook. For this purpose, from the notebook that shows diversity in terms of content, evaluations were made about the administrative structure of Crimea; the organism of the family;
marriage; divorce; social dimensions of slavery; economic occupation of the people;
the unit of measurement and scale, and currencies; the position of women in social life, and professional status of people. In addition, with Crimea’s fall under hegemony of Ottoman Empire, the influence of Ottoman justice departments on the region is important in terms of illuminating the period in the administrative, local, social, and economic areas of Crimea. This study also provides detailed information on the demographic structure of Crimea which has a cosmopolitan characteristic, and the relationships between religious and ethnic groups.
It is seen that the institution of slavery comes to the forefront in the court registers in which social life of the period was reflected. Crimea had a significant place in the point of procuring slaves for Anatolian geography. For this reason, kadi registers have importance in the analysis of the slavery institution in terms of social life.
Key Words: Şer’iyye Register, Crimean Khanate, Ottoman State, Kadi.
GİRİŞ
Güçlü bir idari ve adli yapı tesis eden Osmanalı Devleti’nde, İslam hukukun uygulayıcısı olan kadının, mahalli bölgesinde tutmuş olduğu hukuki defterler, bölgenin yerel tebaanın yaşantısından, değerlerine, ekonomisinden etnik yapısına kadar özellikle toplumsal ve ekonomik yaşam ile ilgili ayrıntılı ve birinci el kaynak görevi görmektedir.
Şer ‘i İslam hukukunun uygulayıcısı olan Osmanlı Devleti Kırım’da da diğer bölgelerde uyguladığı adlî müesseseleri tesis etmiştir. Bunlardan biri olan kadılık sistemi yerel idarenin temelini oluşturmaktadır. Kadılar tarafından tutulan kadı defterleri ise bölgenin etnik yapısına, aile kurumuna, iktisadi uğraşlarına ve bölgenin sosyolojik yapısını aydınlatır mahiyettedir.
Çalışmanın Konusu
Bu çalışmada, arşiv kaynağı niteliğinde olan ve 1667 yılında Kırım’ da Bahçesaray Kadısı Abdurrahman tarafından tutulan 11 Numaralı Kadıasker Defteri’nin transkripsiyon ve değerlendirilmesi yapılmaya çalışılmıştır. Çalışmamız, klasik dönem Osmanlı hukuk sistemi, kadılık müessesesi, kadı sicillerinin önemi ile ilgili bilgiler içermektedir.
Çalışmamızın konusu olan ve birinci el kaynak olarak kullandığımız kadı sicili kapsamında Kırım’ın idari yapılanması, bölgenin sosyal yapısı dâhilinde ailenin oluşumu, Kırım’ın etnik ve dini yapısı, bölgede aktif rol oynayan kölelik kurumu, halkın ekonomik uğraşları, defterde geçen ölçü ve tartı birimleri ve meslek grupları ile ilgili çıkarımlar yapılmıştır.
Çaşılmanın Amacı
67 A 90 Numaralı 11 Numaralı Kırım Kadı Defteri’nin transkripsiyonu yapılarak deftere göre 1667 yılında Kırım’ın idari, sosyal ve ekonomik yapısı hakkında bütünsel bir değerlendirme yapılması amaçlanmaktadır.
Osmanlı hâkimiyetindeki Kırım’ın yönetimsel, adli, sosyal ve ekonomik açılardan önem arz eden mahkeme kayıtları vesilesi ile bölge yaşantısına dair çıkarımlar yapılması hedeflenmektedir. Çalışmamızdaki genel amaç, arşiv kayıtları sayesinde, coğrafyada bulunan yönetim birimlerinden, ailenin oluşumundan, uzun yıllardır varlığını sürdüren
kölelik müessesesinden ve bölgenin iktisadi durumu ile sosyal yapısı hakkında çıkarımlar yaparak bölgenin yerel tarihine ışık tutumaktır.
Bu alanda yapılmış çalışmalardan ve literatürden yararlanarak alana fayda ve gelişme sağlamak temel amaçlarımızdandır.
Çalışmanın Önemi
Kapsam bakımından çeşitlilik arz eden kadı sicilleri, toplumun genel resmine bakabilmek adına önem ihtiva eder. Topumun en temel ve en küçük oluşumu olan aileden, mahallelere oradan şehirlere ve coğrafyanın genelini bütüncül bir şekilde değerlendirmeye olanak verir. İncelenen kaynakta, etnik çeşitliliği bünyesinde bulunduran Osmanlı Devleti’nin toplum yaşantısı, kişiler arası ilişkileri, toplumda ön plan çıkan aileleri, evlilik akdi, mehir, miras, boşanma, nafaka, tereke, darb ve gasp kayıtları, kölelerin fiziksel ve etnik özellikleri, kişilerin meslekleri, mülk alım satımı, bağ ve bahçe hududları, vakıf ve hibe gibi birçok farklı alanda veriye ulaşılabilmektedir.
Bu belgeler hem tarihsel hem de bölgenin toplumsal yapısının irdelenmesi açısından önemlidir.
Çalışmada İzlenen Yöntem
Kırım Şer ‘iyye Sicillerinden olan 67 A 90 Numaralı 11. Kırım Kadı Defteri’nin Prof.
Dr. Yücel ÖZTÜRK’ten temin edilmesinin ardından transkripsiyon çalışması yapılmıştır. Transkripsiyon sırasında Arap haflerinden “elif “ harfi “^”, ayn harfi “ ‘ ” ile gösterilmiştir. Belgelerin okunmasında zorluk yaşanan, tahrip olmuş alanlar için
“silik” ifadesi kullanılmıştır. Okunmasında emin olmadığımız kelimelerde “?”
kullanırken, okunamayan kelimelerin yerine ise “..” kullanılmıştır.
84 sayfadan oluşan defterin transkripsiyon aşamasında süreci kolaylaştırmak için numaralandırma yöntemine başvurduk. Numaralandırdığımız hükümleri konularına göre farklı tablolar ile çalışmamıza ekledik. Literatürdeki çalışmalardan yararlanarak bölgenin defterdeki idari, sosyal ve ekonomik yapısına dair değerlendirmelerde bulunduk.
BÖLÜM 1: OSMANLI DEVLETİ’NDE ŞER ‘İ MAHKEMELER VE
BELGELERİN TANITIMI
1.1. Klasik Dönem Osmanlı Devleti’nde Şer ‘i Mahkemeler ve Kadılık Müessesesinin Oluşumu
Osmanlı Devleti kurulduğu andan itibaren idari sistem içinde otoriteyi sağlamak ve varlığını devam ettirmek için güçlü bir idari tesis oluşturmuştur. Bu tesis içinde adli kurumların yeri oldukça geniş yer tutar. Osman Bey tarafından tayin edilen kadı ve I.
Murat tarafından teşkil edilen Kadıaskerlik kurumu devletin hukuksal alt yapısının temelini oluşturur. Bu oluşumlar İslam dininin Osmanlı hukukuna yansımasıdır.
Şer‛iyye mahkemeler, Osmanlı Devleti’nde Tanzimat’a kadar genel mahkemeler olarak göre yapmakla birlikte idari, cezai, hukuki, askeri ve mali gibi kayıtlara bakmakla yükümlü idiler1.
Şer’i kaza metodunu uygulayan klasik dönem Osmanlı mahkemeleri, şer ‘i hukuku esas almakla birlikte uygulama bakımından şer ‘i hukuktan daha geniş bir alanı kaplayan bir örfi hukuku da geliştirmiştir. Hem idari hem de hukuki yapıyı bünyesinde barındıran kadılık müessesesinde kadı, kazada yerel tebaaya hizmet eden padişahın yargı yetkisini devrettiği bir devlet memuru konumunda idi.
Kadı; “ Arapça'da kaza (kadâ) kökünden ism-i fail olan kâdî, fıkıh terimi olarak insanlar arasında meydana gelen çekişme ve kayıtları şer ‘i hükümlere göre çözümlemek için yetkili makamca tayin edilen kişiyi ” ifade eder2. Osmanlı adli ve idari sisteminin temel unsurunu oluşturan kadılar ilmiye sınıfından ve merkezden tayin edilirdi. Kadıların görev süreleri on iki ve yirmi ay olarak farklılık göstermektedir. Kazalarda görev yapan kadıların görev süresi yirmi ay ve sancaklarda görev yapan kadıların görev süreleri ise on iki ay süre ile sınırlandırılmıştır3. Kadıların muayyen bir mahkeme binaları bulunmamakla birlikte kadılar evlerinde ya da camilerde dâva dinlerlerdi. Hatta bazen yolda giderken bile kadıya başvurup dâvasını arz edenler olur, hemen ayaküstü dâva
1 Muhammed Ceyhan, " Tanzimat Dönemi Sonrası Şer’iyye Sicil Defterlerinin Muhteva ve Diplomatik Açıdan Tahlili ", OTAM, 29/Bahar 2011, s.52.
2 Fahrettin Atar, " Kadı " DİA, C.24, İstanbul 2001, s. 66.
3 Şeniz AnbarlıBozatay, Konur Alp Demir, " Osmanlı Adli ve İdari sisteminde Kadılık: Kurumsal Bir Değerlendirme ", Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C.6, S.10, Haziran 2014,s. 82.
görülüp karar verildiği olurdu. Kadılar arasında bir hiyerarşi mevcut değildi. Sadece rütbe ve nişan bakımından kadılar birbirilerinden ayrılmaktadır4.
Osmanlı Devleti idari paylaşım olarak eyaletlere, eyaletler sancaklara, sancaklar da kazalara, kazalar nahiyelere ve nahiyeler de köylere ayrılmış durumda idi. “Nahiye ve köyler dışında kalan diğer idari merkezler aynı zamanda birer yargı merkeziydi”5. Her kazada bulunan kadıların idari, askeri ve mali bir takım görevleri vardır. Bunlar; İdari alanda; bulundukları şehrin asayiş ve güvenliğini sağlamak, üretimi ve pazar yerlerinin mali alanda; bazı vergilerin toplanması, çarşı ve pazarlarda fiyatların belirlenmesini sağlamak, ticari olarak kullanılan ölçüleri denetlemek, hazineye ait gelir kaynaklarının satılması ve kiralanmasını sağlamak, temel tüketim mallarının karaborsaya düşmesini engellemektir. Askeri alanda ise; sefere çıkan asker için iaşe temin etmek, Türk ve Müslüman ailelerinin yanına yetiştirilmek üzere verilen yeniçeri oğlan çocuklarının kontrolünü sağlamak, merkezden gelen emir ile tebaadan asker yazmak gibi farklı alanlarda görevleri mevcuttur.
Şer ‘i mahkemelerde yargı görevini ifa eden kadı, tebaa ile sürekli temas halinde bulunarak bulundukları bölgede ahali ile tebaa arasındaki anlaşmazlıkları çözer, belediye hizmetlerini ve noter işlemlerini gerçekleştirirdi. Kamu hukukunun koruyucusu olan kadı ayrıca aile ilişkileri, miras, mehir, nafaka, nikâh, tereke, mukabele, senet, hibe, vakfiye, vekâlet, vesayet, ıtk, borçlanma, mülk satımı, bağ ve bahçe hududu belirleme, şahitlik, taksim gibi işlemleri de yürütürdü.
1.2. Şer ‘i Mahkemelerdeki Görevliler
Kadı; kasaba, nahiye ve köylerde padişaha ait yargı yetkisini kullanırken kendisine icraatlarında yardımcı olması için doğrudan ya da dolaylı olarak sorumlu olan bazı yardımcılara sahiptir. Kadının yardımcılarının sayısı kazanın büyüklüğüne bağlıdır.
Naip (Kadı Vekili): Naip kelimesi, “ vekil, birinin yerini almak, birinin yerine girmek”6 gibi anlamlar taşımaktadır. Medrese eğitimi alan naipler fıkıh alanında ikinci derece
4 Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı Mahkemeleri( Tanzimat ve Sonrası), Arı Sanat Yayınları, İstanbul 2010, s.25.
5 Ahmet Akgündüz, "İslam Hukukunun Osmanlı Devletinde Tatbiki: Şer’iye Mahkemeleri ve Şer’iye Sicilleri ", İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, S. 14, 2009, s.16.
6 H.A.R. Gıbb, C. Collin Davıes, “Naip” MEB İslam Ansiklopedisi, Milli Eğitim Basımevi, C. 9, İstanbul 1964.s.50.
şer ‘i memur olan naip, sorgu hâkimi olarak kadı tarafından mahalin ulemasından altı ya da sekiz aylığına seçilirdi.
Naip ile kadı arasında velâyet ilişkisi bulunmakta olup kadı asil, naip vekil durumundadır. Bu ilişkiye göre naibin görevleri “ zaman, yer ve konu olarak” kadı tarafından tespit edilmekteydi7.
Muhzır: Kelime anlamı olarak huzura getiren, ihzar eden olan davalı ve davacıları mahkemeye celbeden yaptığı işler karşılığında ihzariye8 ücreti alan ve görev süresi genel olarak bir yıl olan kadı yardımcısıdır. Muhzır, yerel tebaa arasından özellikle daha önce bu görevi yapmış kişilerden kişilerden seçilirdi9.
Divan’ı Hümayundan gönderilen berat ile görevlerine başlayan muhzırlar, genellikle yeniçeri bölüklerinden seçilir. Duruşmaların seyrini bozacak olayların önlenmesinde, mahkemece el konulan eşya ve paraların korunmasında günümüz emniyet görevlilerinin yaptığı faaliyetleri yaparken şuhudül hal üyeliği de yapmaktaydı. Birden fazla muhzırın bulunduğu idari birimlerde muhzırların başında muhzırbaşı bulunurdu.
Çavuş: Kadının yardımcılarından biri olan çavuş, icra memuru gibi hareket ederek nakdi ve bedeli cezaların borçlunun ürünlerini satarak borcunu ödemesini, borçlunun mahkeme kararı ile tazyik edilmesinde görevli idi. Çavuş aynı zamanda devlet adamlarının tutuklanma ve hapsedilmesine bizzat katılırdı.
Subaşı: Kolluk görevini kadı adına yerine getirirdi10. Çavuşların yapmış olduğu hizmetleri sancak, kaza, nahiye ve köylerde yürütür, cerimeleri toplayıp merkeze teslim ederdi. Suçluları kadının huzuruna getirir, cezai tazminatları tahsil ederdi. Asayişin sağlanmasında kadıya yardımcı olurdu. Kadının vermiş olduğu ceza hükmü yerine getirmek subaşının göreviydi.11
Ehli- örften olan subaşı niyabet ve cürmü cinayet vergilerini toplayarak mahalli bölgenin kamu düzenini sağlardı. Subaşı, adli polis konumunda bulunan yüksek
7 Abdullah Demir, Medeni Yargılama Hukuku Osmanlı Mahkemeleri, Yitik Hazine Yayınları, İzmir 2010, s. 35.
8 İhzariye için bknz. Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 1983, C.2, s. 45. “Aleyhine açılan kayıt münasebetiyle getirilen şahıslardan karşılığı gönderilen mübaşir veye muhzırın masrafı karşılığı olarak tahsil edilen para “ için kullanılır.
9 Recep Ahıshalı, “Muhzır” DİA, İstanbul 2006, C.31,s.31.
10 Abdullah Demir, a. g. e., s.35.
11 Abdullah Demir, a. g. e., s.35.
emniyet görevlilerinden biri ve infaz memuru olarak Osmanlı Kadı’sının en temel yardımcısıydı12.
Muhtesip: Kadının belediye işlerinden sorumlu yardımcısıdır. Muhtesip, esnaf teşkilatını denetler, narhı belirler, bulundukları mahalin ticari hayatını düzenler, istifçi ve karaborsacıları kontrol eder, esnafı teftiş eder, fiyat, ölçü, kalite, temizlik kontrolü ve uygunsuzluk edenleri cezalandırırır13.
Mubaşir: Mahkemelerde tebliğ ve celb işlerinde vazifelendirilen görevlidir.
Şuhudü’l-hal: Mahkemelere gözlemci olarak katılan ve kadıyı dolaylı olarak etkileyen genellikle kazanın ileri gelenlerinin oluşturduğu kişilerdir.
Müfti: Kadılar mahkemelerde İslam hukukunun uygulayıcısıdırlar. Bunu yaparken hukuki hataya düşmemek için İslam hukukunu iyi bilen müftiler kadılara danışmanlık yapardı.
Kale Dizdarları: Kadıların sancak beyi veya beylerbeyinin devamlı sefere gittikleri düşünülürse, esasında şehir yönetiminin ve güvenliğinden en fazla sorumlu olan görevli idi14.
Kassam: Hukuki terim olarak taksim eden görevli olan kassam, vefat eden şahısların terekesinin mirasçılar arasında taksimini yapmakla görevli şer ‘i memurdur. Belirli bir maaşları olmamakla birlikte paylaştırdıkları terekelerden “resm-i kısmet” adıyla bir harç alırlar.
Katib: Duruşmalarda tarafların iddia ve savunmalarını, şahitlerin beyanlarını zapt eden memurlardır.
Mahalle İmamları: Yargısal anlamada bir yetkileri bulunmamakla birlikte mahalle yönetiminin başında bulunan, genel asayişi sağlamakla yükümlü mahalli lider konumundadır. Bunların dışında, şahitlerin adil olup olmadıklarını araştıran müzekkiler15, güvenlik, evrakların takibi ve defterlerin tanziminden sorumlu hademeler davacı ve şahitlerin dillerini bilen ve mahkemede tercümanlık yapan görevliler kadıya bağlı olarak vazifelendirilenler arasında bulunmaktadır.
12 İlber Ortaylı, “ Osmanlı Kadısının Taşra Yönetimindeki Rolü Üzerine”, Amme İdare Dergisi, C.9, S.1, 1976, s.101.
13 İlber Ortaylı,“Osmanlı Kadısının Taşra Yönetimindeki Rolü Üzerine”, s.103.
14 İlber Ortaylı,“Osmanlı Kadısının Taşra Yönetimindeki Rolü Üzerine”, s.101.
15 Bkz. Mehmet Zeki Pakalın, a. g. m., C.2, s.41.
1.3. Şer ‘iyye Sicillerinin Önemi
Etnik zenginliğe sahip olan Osmanlı Devleti’nin, çeşitli toplumları bir arada tutan, en küçük idari birimde dahi adaleti tesis etmek için görevlendirdiği kadıların taşrada yaptıkları hukuki işlemleri tuttukları şer ‘iyye sicilleri, Osmanlı arşiv belgeleri arasında muhteva olarak ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Kadılar tarafından tutulan “şer ‘iyye sicilleri, kadı defterleri, kadı sicilleri, mahkeme kayıtlarını içerdikleri için de mahkeme defterleri ya da şer ‘i mahkeme defterleri, sicil mahfuz defterleri”16 olarak isimlendirilmişlerdir.
Osmanlı kültürel alt yapısını yansıtan şer ‘iyye sicilleri, bizzat kazada kaydedildiğinden yerel tarih araştırmalarının temel kaynağını teşkil eder. Kadılar kontrolünde tutulan sicillerde sade bir Türkçe kullanılırken “yazı türü olarak da rika ve çeşitleri talîk, talîk kırması, sülüs, sülüs kırması, divanî kullanılırken bunların yanında az da olsa siyakat kullanıldığı görülmektedir”17. Hemen hemen Osmanlı Devleti beldelerinin tamamındaki şer ‘iyye sicillerinin nazari olarak takriben 16x42 ebadındaki eni dar, boyu uzunca olan defterlere yazıldığı görülmektedir. “Bu defterlerin içeriğini oluşturan i’lam, hüccet, kira kontratı, narh koyma vs. sicil kayıtları şer ‘i mahkemelere mahsus bir usul ve kaide içinde kaleme alınır ve bu tahrir tarzına da (fıkıh, feraiz, fetvadan ayrı olarak) “sakk’i şer ‘i" denilmektedir”18. Osmanlı tarihinin temel arşiv kaynaklarından biri olan şer‘iyye sicilleri merkezden gelen emirler ile iyi bir şekilde muhafaza edilmişlerdir. Gösterilen bu özen yüzyıllar öncesi yaşamış Osmanlı toplumunun bölgesel tarihine ışık tutmaktadır.
Hukuki belge niteliği bulunan siciller, kadıların Divanı Hümayun ile yapmış olduğu yazışmaları, bölgedeki aile hukukunun yapısını, nikâh, boşanma, ıtk, kölelik ve cariyelik, velayet, vesayet ilişkilerini, kadının sosyal hayattaki konumunu, kefalet, vasiyet, ferağ, alım-satım, bölgedeyaşayanların geçim kaynağını, yörede yetiştirilen tarım ürünlerini, ithalat ve ihracata konu olan ticari ürünleri, narh fiyatlarını, ticaret ahlakını, kullanılan ölçü ve tartı birimleri ile para çeşitlerini, tebaanın karşılaştığı sorunları, meslek gruplarını, bölgede bulunan gayrimüslim tebaanın Müslüman tebaa ile
16 Özer Küpeli, " Şeriyye Sicillerinin Şehir Tarihçiliği ve Afyonkarahisar Tarihi İçin Önemi " Taşpınar Dergisi, S.3, Afyon 2010, s.54.
17 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı İlmiye Teşkilatı, Türk Tarih Kurumu Basımı, Ankara 1988, s.109.
18 İsmail Hakkı Uzunçarşılı,Osmanlı İlmiye Teşkilatı, s.109.
kurmuş olduğu münasebetleri, mülk satımı, icare kayıtları, vakıf işlemleri gibi birçok konu hakkında bölgenin sosyo- ekonomik dokusuna ışık tutmaktadır.
Sosyolojik zenginliği içinde barındıran şer ‘iyye sicilleri, bulundukları bölgelerdeki kaza, köy, mahalle, nehir, idari ve coğrafi yer isimlerinin orijinal şekli ile günümüze aktarılması açısından önemlidir.
İdari, beledi ve mülki yönetici olan kadı, bulunduğu bölgede Müslüman ve gayrimüslim tebaanın problemlerini çözümlerken İslam hukuku ve kanunnamelerin uygulamadaki gerçekliğini ortaya koymaktadır. Gayrimüslimlerin Osmanlı toplumunda sosyal hayattan soyutlanıp soyutlanmadıklarının tahlil edilmesinde söz konusu defterler önemli bir tarihi gözlem kaynaklarıdır19.
Sicilleri iyi bir şekilde analiz edebilmek için bilmemiz gereken iki kavram mevcuttur.
Bunlardan ilki sakk-ı şer‘i şer‘i sicillerdeki her türlü yazılı kayıtların sitemetik bir şekilde sıralanmasını ve sicillere kaydını muhteva eden yöntemdir20. Sicil-i sakk defterlerinin içinde merkezden gelen emirler ile kazada meydana gelen sosyal ve cezai olaylar da mevcuttur21. Kelime anlamı olarak huzur ve hazır olan mahdar sözcüğü ise hukuki bir kayıt ile ilgili kayıtlar, tarafların iddialarını ve delillerini ihtiva eden, ancak hâkimin kararına esas teşkil etmeyen yazılı beyanlardır.22Ayrıca herhangi bir sorun hakkında düzenlenen belgenin içeriğinin doğruluğunu bildirmek için belgenin altında, mecliste hazır bulunan ve konu hakkında bilgisi olan başta subaşı, çavuş ve muhzır gibi şahısların yazılı olarak takrir ettikleri şahadet beyanlarına ve imzalarına da mahdar denilmektedir.
Şer ‘iyye mahkemelerinde tutulan belgeler ise şöyledir:
Hüccet (Senedat-ı Şer ‘iyye): Lügat manası delil, senet, vesika olan hüccet, kadının kararının yer almadığı taraflardan birinin bildirisini ve diğerinin bu bildiriyi onayını kapsayan ve içerisinde de bunu düzenleyen kadının mühürünü taşıyan yazılı belgedir23.
19 Hayri Erten, “Sosyolojik Veri olarak Şer’iyye Sicillerinin Değerlendirilmesi”, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, S. 10, Konya 2000. s.533.
20 Tuğba Ayas, 1229 Numaralı Edremit Şer’iye Sicilinin Transkripsiyonu ve Değerlendirilmesi, Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Balıkesir 2015, s.16.
21 Nuri Kavak, “Osmanlı Muhakeme Sisteminde Katiplik Mesleğinin Yeri ve Önemi”, 13. Ulusal Büro Yönetimim ve Sekreterlik Kongresi, Denizli 23-25 Ekim 2014, s.4.
22 Ahmet Akgündüz, “İslam Hukukunun Osmanlı Devletinde Tatbiki: Şer’iye Mahkemeleri ve Şer’iye Sicilleri”,İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, S.14, 2009, s.21.
23 Ahmet Akgündüz, “İslam Hukukunun Osmanlı Devletinde Tatbiki: Şer’iye Sicilleri”, İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, S. 14, 2009, s.28.
Şer ‘i mahkemelerde verilen hüccet, karşı taraf aleyhine verilmiş bir karar gibidir24.
“Şer ‘iyye mahkemelerinden verilen hüccetler tâlik yazısı ile yazılmıştır”25. Hüccetler konularına göre ayrıştırılır.“Vekâlet, vasiyet, kefalet, nafaka, ferağ, alım-satım, kira, hibe, borç, keşif, rüşdün ispatı, vakfiyeler, nezir v.b. işlemlerde hüccetler bulunmaktadır”26.
Hüccetlerde konuya giriş yapılamadan önce kişilerin baba adı, kendi adı, lakabı, şehri ve mahallesi belirtilir. Hükümlerde kişilerin isimleri istisnasız bir şekilde verilirken, yaşadığı şehir ya da kasabası hakkında her zaman bilgi verilmemiştir. Alım-satım hüccetlerinde ise hüküm ilk tarafın beyan ve ikrarı, sonra diğer tarafın ikrarı başlar. Bu alan genel olarak “gıbbe’t-tasdîk-i’şer ‘ ” şeklinde defterlere yansımıştır. Kararı kabul etmeyen taraf diğer taraftan bunların ispatı için delil isteyebilir Bu, “gıbbe's-su'âlve'l- inkâr ba'de talebü'l-beyyine” şeklindedir. Sonrasında ise şahitler kadı huzurunda şehadet ederek şahitliklerini belirtirler. Her iki tarafın kararı ve şahitlerin ifadesi “mâ-vakaa bi’t- taleb ketb olundu” şeklinde kaydedilir. Son olarak ise tarih yazılır. Belgenin sonunda Şühûdü'l-hâl kısmı bulunur. Dürüstlük şahitlerde bulunması gereken en önemli özelliktir. Şahitler genellikle bölge ileri gelenleri, askeri, dini idari görevlilerden ya da esnaf ve zanaatkâr gibi seçkin kişilerden oluşur27.
İ’lam: Sözlük anlamı bildirmek olan İ’lam, hukuki terninolojide, “şer ‘i bir hüküm ile hükmü veren kadının imza ve kararını içeren belgeyi”ifade eder 28.
İ’lamların özellikleri;
1) Hâkimin imza ve mührü hükmün alt kısmında bulunur.
2) i’lamdaönce davacının adresi, adı, babasının adı yazılır. Kayıtlının ise sadece adı ve babasınınadı yazılır.
3) Davacının iddiası eksiksiz bir şekilde kaydedilir.
4) Kayıtlının cevabı, kabul ya da ret açıklanır.
24 Ahmet Akgündüz, “İslam Hukukunun Osmanlı Devletinde Tatbiki: Şer’iye Sicilleri”, s.28.
25 Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarihi Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, Milli Eğitim Basımevi, C.I, İstanbul 1983, s.865.
26 Nuri Kavak, “Osmanlı Mahkeme Sisteminde Katiplik Mesleğinin Yeri ve Önemi”, Pamukkale Journal of Eurasıan Socıoeconomic Studies, S.2, N. 2, 2015, s.4.
27 Hatice Sevici, 54 Numaralı Konya Şer’iyeSicili’nin (1-190) Değerlendirme ve Transkripsiyonu, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Konya 2011,s.21.
28 Nuri Kavak, “Osmanlı Mahakeme Sisteminde Katiplik Mesleğinin Yeri ve Önemi”, s.4.
4) Kararın gerekçeleri demek olan ispat vasıtaları ( ikrar,belge, şahitlik, yemin) aynen kaydedilir.
5) İ’lamda ispat vasıtalarına göre ifadeler kullanılır.
6) Tarihler genellikle Arapça olarak yazılırdı29.
7) İ’lamlarda şahitlerin isimlerinin yazılması şart değildir.
1.4. 11 Numaralı Kırım Kadıasker Defteri’nin Tanıtımı
Çalışmamıza konu olan 67 A 90 11. Cilt Şer ‘iyye sicilinin kapsamış olduğu tarihler 1077-1078 (1667) yılları arasındadır. “Deri ciltli ve 84 sayfa”30 olarak numaralandırılan defterin ilk sayfası Rusça yazılmıştır. Defterin Bahçesaray Kadısı Abdurrahman dönemine ait olduğu, defterin başında yer alan ‘‘ Hâzihi’s- sülük mintetimmetü’s- sülük el- vâki’ (…) ene el-abdü’l fakir Abdurrahman el-mekinbikazai Bahçesaray, fî selh-i Şaban-ı muazzam sene 1077 ’’ ifadesinden anlaşılmaktadır31.
Orijinal sayfa numarası bulunmayan defter sonradan numaralandırılmıştır. Defterdeki ilk tarihli belge fî şehr-i Zi’l-kade sene seb’a semain ve elf, son tarihli belge ise Şaban’ül muazzam sene seb’a ve semâîn ve elf olarak kayd edilmiştir. Sicilin mikrofilmi İslam Araştırma Merkezi’nde bulunmaktadır.
Defterin dili anlaşılacak sadelikte olmakla birlikte defterde Arapça ve Farsça terkiplere fazlaca yer verilmiştir. Belgedeki yazı tiplerindeki farklılık belgenin farklı kâtipler tarafından kaleme alındığı göstermektedir. Yazılar genellikle okunabilir şekilde olmakla birlikte bazı hükümlerin silik olması nedeni ile okunmasında güçlük yaşanmıştır. Defter talik kırması ile kaleme alınmıştır.
Defterin bazı sayfalarının tahrip olması ve okunmayacak durumda olmasından dolayı 11/1b-3, 11/85a-1, 11/85b-1 hükümler okunamamıştır.. Defterdeki belgeler daha çok hüccetlerden( evlenme, boşanma, miras, vasi tayini, vakıf) oluşmaktadır. Burada dikkat çeken bölgenin kozmopolit yapısından kaynaklı Müslüman ve zimmilere ait hükümlerin defterde fazla yer kaplamasıdır. Toplumsal açıdan aile hakkında geniş bilgelere sahip hüccetlerde tereke kayıtları da mevcuttur. Hükümlerden İnsanların statülerini, mahalli
29 Mehmet Ali Güven, 33 Numaralı Konya Şer’iye Sicili ( Değerlendirme ve Transkripsiyon), Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Konya 2006, s.9.
30 Ahmet Cihan, Fehmi Yılmaz, “ Kırım Kadı Sicilleri”, İslam Araştırma Dergisi, S.11, 2004, s.143.
31 Ahmet Cihan, Fehmi Yılmaz, a.g. m., s. 143.
yerde bulunan vakıf, camii, mescit gibi bölgenin maddi kültürel değerlerinin mevcudiyetlerini ortaya koymaktadır.
1.5. Defterin Konularına Göre Tasnifi
67 A 90 Numaralı Kırım Şer ‘iyye Sicili Defteri’nde dönemin sosyal hayatını yansıtan önemli bilgiler mevcuttur. Defterde Kırım’ın idari yapısı, deftere yansıyan kazalar, kasabalar, köyler, sokaklar ve coğrafi mekânlar ile ilgili tespitler yapılmıştır. İncelenen defterde ailenin oluşumu, nikâh, mehir, boşanma, velayet, vasilik ile ilgili hükümlerin sayılarının fazla olması aile yapısının kurumsallaşmasına katkı sağlamaktadır. Bununla birlikte defterde İslamiyet öncesi var olan ve İslamiyet’ten sonra da devam eden köle ve cariyelik kurumunun bölgede aktif bir şekilde devam ettiği de sicillerde tespit edilmiştir.
67 A 90 Numaralı defterde bulunan kayıtların içerikleri konu başlıkları şeklinde aşağıda verlmiştir.
Tablo 1:
11 Numaralı Defterde Bulunan Kayıtların İçeriklerine Göre Tasnifi Hakaret ve Küfür
Hükümleri
11/4a-4, 11/8a-4,11/40b-1, 11/57b-5, 11/71b-4, 11/82a-2.
Hakkını Talep Etme ile İlgili Hükümler
11/2b-1, 11/2b-3, 11/3a-2, 11/3a-3, 11/4a-2, 11/4a-3, 11/4b-1, 11/5a-1, 11/5b-2, 11/8a-3, 119b-2, 11/45a-1, 11/45b-4, 11/46b- 2,11/47b-3,11/48b-3, 11/49b-3, 11/50a-2,11/50a-3,11/50a- 4,11/50b-1, 11/51a-4, 11/51b-1, 11/51b-4, 11/52b-2, 11/54b-2, 11/55a-3, 11/55/b-4, 11/56a-1, 11/56b-2, 11/56b-4, 11/57a-3, 11/57b-1, 11/58b-3, 11/59b-4, 11/59b-5, 11/60b-2, 11/61b-4, 11/61b-5, 11/62b-4, 11/63a-2, 11/63a-3, 11/63b-1, 11/63b-2, 11/63b-3, 11/65a-6, 11/65b-2, 11/65b-4, 11/65b-5, 11/66b-3, 11/68b-2, 11/68b-4, 11/69b-2, 11/70a-1, 11/71b-2, 11/71b-5, 11/72a-1, 11/72b-4, 11/73b-1, 11/73b-4, 11/74b-3, 11/76a-2, 11/77a-3, 11/77a-4, 11/77b-2, 11/77b-4, 11/77b-5,11/78a-1, 11/78b-2, 11/79b-4, 11/80b-1, 11/83a-1, 11/83a-3, 11/83b-3, 11/84a-1, 11/85a-1, 11/47a3, 11/48a-1, 11/51b-3, 11/79a-3.
Kefil Kayıtları 11/45b-1, 11/55a-4, 11/73b-3, 11/77b-3.
Darp, Gasp Zapt 11/53a-1, 11/56a-2, 11/75a-3, 11/82b-3,11/46a-3, 11/66b-5,
Hırsızlık,
Başkasının Malına Zarar Verme İle ilgili Hükümler
11/48b-1.
Mehrin Ve Malın Hibe Edilmesi ile ilgili Hükümler
11//74a-3.
Miras, Veraset, Tereke Taksimi Muhallefat
Vekâlet Hükümleri
11/4a-1, 11/6a-1, 11/40a-1, 11/43b-1, 11/44b-4, 11/50b-2, 11/53b-2, 11/59b-1, 11/65a-7, 11/67b-1, 11/68b-1,11/77a-2, 11/81a-1, 11/81a-2, 11/81a3, 11/81a-4, 11/8 1/b-1, 11/81b-2.
11/82a-3, 11/52b-5.
Vakıf Kayıtları 11/47a-2, 11/84a-3.
Kayıtdan Çekilme 11/70a-3, 11/71a-4, 11/72b-2, 11/75b-1.
Köle Azat Edilmesi ile İlgili Hükümler
11/45a-2, 11/48a-1, 11/48b-2, 11/51b-2, 11/52a-2, 11/53b-3, 11/60a-1, 11/63b-1, 11/69b-3, 11/72a-3, 11/82a-4.
Köle Ve Cariye Kayıtları
11/41a-5, 11/41b-3, 11/42a-2, 11/52b-4, 11/55a-5, 11/55b- 1,11/61b-1, 11/65a-1, 11/65a-5, 11/48a-3,11/57a-1.
Boşanma Kayıtları 11/5b-1, 11/44b-3, 11/62b-1, 11/68b-3, 11/81b-4.
Mehir Kayıtları 11/7a-3, 11/59b-3.
Nafaka Kayıtları 11/5a-4, 11/5b-5, 11/6b-2,11/45a-4, 11/45b-2, 11/46b-3, 11/50a- 1, 11/54a-2, 11/62b-3, 11/81b-5.
Gayrimenkul Alım Satımı( Bağ, Bahçe, Tarla, Dükkan) İle İlgili Hükümler
11/3a-4, 114a-1, 11/6a-2, 11/6b-3, 11/8a-1, 11/8a-2, 11/9a-1, 11/43a-3, 11/43b-2, 11/43b-3, 11/45a-4, 11/46b-4, 11/47a-1, 11/49b-1, 11/52a-1, 11/58a-1,11/58b-1, 11/58b-4, 11/59a-2, 11/64b-1, 11/66a-1, 11/66a-2, 1166a-3, 11/70a-3, 11/71a-3, 11/72b-1, 11/74a-2, 11/74b-1, 11/75a-2, 11/76a-3, 11/76b-3,
11/77a-1, 11/78b-3, 11/79a-1, 11/79b-1, 11/82a-1, 11/82b- 1,11/46a-1, 11/59a-3, 11/77b-1,11/83a-4, 11/62a-2.
Alacak Verecek İlişkisi, Borçlanma İle İlgili Kayıtlar
11/40b-2, 11/42b-1, 11/44b-4, 11/60a-2, 11/64a1, 11/64b-3, 11/65a-3, 1165b-1, 11/65b-3, 11/66b-1, 11/66b-3, 11/67b- 2,11/71b-1, 11/74b-2, 11/75b-2, 11/76a-1, 11/78b-2, 11/2b-1, 11/6b-1, 11/64a-2, 11-51a-2.
Alış Veriş Kayıtları 11/80b-2, 11/80b-3, 11/81b-3, 11/82b-2, 11/83a-4, 11/84b-2, 11/85a-2, 11/85b-2, 11/49b-2, 11/55a-6.
Eksik Metinler 11/4b-4, 11/43-b4, 11/55b-5, 11/85b-4, 11/54b-3,11/59a-,11/71a- 2, 11/76a-4.
Hayvanlar İle İlgili Kayıtlar
11/5b-3, 11/72a-2, 11/76b-2, 11/78a-3, 11/80a-1, 11/80b-5, 11/61a-1, 11/84b1, 11/85b-1.
Haklaşma ile İlgili Hükümler
11/40a-2, 11/51a-1.
Vakıf 11/41b-2, 11/70b-1.
Miras İnkarı 11/42a-3.
Hisse Kayıtları 11/42b-3.
Satın Alma
Kayıtları
11/45a-3, 11/60a-3, 11,61a-3, 11/70b-2, 11/70b-3, 11/71b-3, 11/72b-3, 11/73a-2, 11/79b-33.
Emanet Kayıtları 11/46a-2.
Şahadet Etme konusundaki
Hükümler
11/47b-1, 11/49a-2, 11/59b-2, 11/72a-4, 11/73a-3, 11/75a-1, 11/75b-3, 11/79a-2, 11/80b-4, 11/68b-1,
Devir Kayıtları 11/47b-2, 11/84a-2.
İcare Kayıtları 11/47b-4, 11/55b-3.
Zina kayıtları 11/50b-1.
Hakkı Kalmadığını 11/51a-5, 11/78a-3.
Bahçe Hududu ile ilgili hükümler
11/54a-1.
Zimmetinden Mal Talep Etme ile İlgili Hükümler
11/53b-4, 11/63b-3, 11/65a-6, 11/53a-3,11/54b-1, 11/55b-2, 11/56b-3.
Zimmetinde Hakkı Kalma
11/55a-1, 11/65b-2, 11/84a-1.
Mübadele ile İlgili Hükümler
11/57b-3.
Rehin Kayıtları 11/61a-2.
Kira ile İlgili Hükümler
11/57b-3.
İlhak Kayıtları 11/55a-2.
Emanet Kayıtları 11/74a-1.
BÖLÜM 2: 67 A 90 NUMARALI ( ON BİRİNCİ CİLT), 1077- 1078 (
1667- 1667) TARİHLİ KADIASKER DEFTERİ’NE GÖRE
KIRIM’DA İDARİ OLUŞUM
2.1 Kırım’ın İdari Yapısı
Doğu Avrupa’nın güneyinde bulunan Kırım Yarımadası, doğudan Azak Denizi, batı ve güneyde Karadeniz ile çevrelenmiştir. Yarımada, batı tarafında Tarhan Kut Burnu ile şekillenmiştir. Kuzeyde ise bugünkü Ukrayna’ya bağlı Herson bölgesine, Or Kapı diye adlandırılan geçit ile bağlanmaktadır32.
Tarih boyunca farklı kavimlere ev sahipliği yapan ve Rusya ile kilit bir noktada yer alan Kırım coğrafyasında Taur, İskit, Kimmer, Sarmat, Alan ve Hunlar ikamet etmişlerdir.
Hun egemenliğinin azalması ile bölgede Türk nüfusu artış göstermiş Bulgar ve Hazar grupları bölgeyi etkisi altına alırken Gotlar da dağlık alanlarda kendi idari sistemlerini oluşturmuşlardır. Deniz ticaretinde önemli bir rol üstlenen Venedik ve Ceneviz kolonilerinin XI. yüzyıldan itibaren bu coğrafyada hüküm sürdükleri de bilinmektedir.
16 Temmuz 1223 tarihinde Kalka Muharebesi’nde Moğollara karşı bölgeyi savunan Kıpçaklar ve Ruslar Moğol ordusu tarafından dağıtılmasının ardından bölgede uzun süre etkisini devam ettirecek olan Altın Orda hâkimiyeti başlamıştır33. Altın Ordu Devleti bölgede İslamiyet’in yayılmasına olanak sağlarken diğer yandan da bölgede İslami kurumların yerleşmesine zemin hazırlamıştır.
Timur’un Altın Ordu Devleti’ne karşı attığı darbeler neticesinde devlet içinde iç karışıklıklar ortaya çıkmaya başlamıştır. Han sülalesinden olan Hacı Giray tarafından 142534 yılında tarih sahnesine çıkan Kırım Hanlığı yaklaşık üç asır varlığını devam ettirmiştir. Hacı Giray, Altın Ordu’dan gelebilecek tehlikelere karşı ise gerek Moskova Knezi gerek Osmanlı Devleti ile siyasi ittifaklar kurma yoluna gitmiştir. Hacı Giray’ın ölümü ile devlet içinde başlayan taht kavgalarından Nur Devlet galip çıkmıştır. Fakat bu galibiyet Mengli Giray’ın kısa sürede iktidarı ele geçirmesi ile son bulmuştur.
32 Ünver Sel, Kırım ve Kırım Türkleri, Kırım Dergisi Yayınları, Ankara 1997, s.9.
33 Yücel, Öztürk “Kırım Hanlığı”, Türkler Ansiklopedisi, C, VIII, İstanbul, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002, s.480.
34 Yücel, Öztürk, a.g.m., s. 482.
Birçok medeniyeti bünyesinde barındıran Kırım’da 1227-1502 yılları arasında hüküm süren Altın Orda Devleti’nin son dönemlerde girmiş olduğu taht kavgaları neticesinde Hacı Giray Osmanlı Devleti ile ittifak yapmıştır. 1475 yılında Gedik Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasının Kırım sahillerini fethetmesiyle, Kırım’da farklı bir idare ortaya çıkmıştır35. Mengli Giray’ın II. Mehmet’e yazdığı mektupla bağlılığını bildirmesi sonucunda Mengli Giray Osmanlı Devleti tarafından tanınan ilk Kırım Hanı olmuştur. Kırım Hanlığının teşkilatı, ilk dönemlerde Altın Orda geleneğinin devamı niteliğinde idi. I. Sahip Giray’dan itibaren ise Osmanlı kurumları bölgeye tesir etmeye başlamıştır.
Klasik dönem Osmanlı Devleti’nin temel idari birimi sancaktır. Sancaklar kazalara, kazalar köylerin bir araya gelmesiyle oluşan ve doğrudan merkeze bağlı olan bir idari birimdir. Osmanlı Devleti her idari birime biri askeri diğeri ilmiye sınıfına mensup iki yönetici tayin etmekteydi. Bunlardan biri sancakbeyi ya da beylerbeyi diğeri ise kadı idi. Kazalarda merkezi yönetim tarafından idareyi tesis etmek için doğrudan görevlendirilen kadılar, bulundukları mahalli yerdeki kaydetmiş oldukları sicil zabıtları ile Osmanlı adli yapısının yanı sıra idari oluşumuna da açıklık getirmişlerdir.
2.2. 67 A 90 Numaralı ( On Birinci Cilt), 1077-1078. (1667- 1667) Tarihli Kadıasker Defteri’nde Adı Geçen Kazalar
Müslümanların çoğunlukta yaşadığı Kırım yarımadasının 1475 yılında Osmanlı hâkimiyetine girmesi ile Kırım’ın yarı bağımsız, özel bir eyalet olarak Osmanlı Devleti’ne bağlanması sonucunda tüm alanlarda Osmanlı kurumlarının tesiri görülmeye başlandı. İslam hukukunun uygulandığı yarımadada, padişahın yetkili kıldığı ve padişahın hukuki yetkisini kullandığı kadı, yetki genişliği sayesinde bölgenin adli, idari, askeri bir takım ödev ve görevlerini yerine getirirdi. Kırım’da Evliya Çelebi’nin ifadesine göre yirmi dört olan mevcut kadılığın dördü Kefe eyaleti sınırları dâhilinde idi36. Bu durum XVII. yüzyıldan sonra değişiklik göstererek var olan kaza sayısı kırk altı kazaya ulaşmıştır37. Araştırmamıza konu olan 11 Numaralı Kadı Siciline göre defterde adı geçen kazaların sayısı on beştir.
35 Ömer Bıyık, a.g.e., s. 34.
36 Evliya Çelebi, Seyahatname, C. VII, s. 228.
37 Ömer Bıyık, a.g.e., s. 63.
Tablo 2:
Defterde Adı Geçen Kazalar
Bahçesaray Nehr-i Kabartay Menkup Karasu
Nehr-i Kaçı Gözleve Teberte Akmescit
Kirmancık Nehr-i Alma Kefe Salacak
Yaşdağ Alma Samarcık
İncelediğimiz defterdeki mahkeme kayıtlarında en fazla adı geçen kazaların başında Bahçesaray gelmektedir. Onu Gözleve, Kefe, Nehr-i Kaçı, Mankup takip etmektedir.
Kırım’da kazaların zamanla parçalanması sonucunda yeni idari birimler de ortaya çıkmıştır38.
Kırım Hanlığı’nın merkezi konumunda olan ve 1503 yılında Mengli Giray Han tarafından Han Sarayı’nın yapılması ile birlikte temelleri atılan Bahçesaray, bağ ve bahçeler arasında yer alması hasebiyle bu ismi almıştır39. Yoğun nüfuslu ve çeşitli etnik gruplara ev sahipliği yapan şehir, sicillere en fazla yansıyan, idari ve sosyo-ekonomik öneme sahip bir şehirdir.
Ticari şehir özelliği ile öne çıkan Doğu ve Batı ticaretinin işlek limanlarından biri olan Kefe şehri, 1475 yılında Ceneviz hâkimiyetinden Osmanlı Devleti’ne intikal etmiştir.
Osmanlı Devleti burada Kefe sancakbeyliği kurmuştur40. Sancak durumuna sahip olan Kefe’ye bağlı şehirler ise; Mankup, İnkirman, Balıklago, Kefe, Sogdak, Kerş, Azak ve Taman’dır41.İncelediğimiz defterde Kefe kazası ile ilgili mahmiye-i Kefe, mahruse-i Kefe, kasaba-ı Kefe şeklinde ifadeler kullanıldığı görülmektedir. Kökeni Kefe’ye ait olanlar ve burada doğanlar için kefevî42 lakabı sicillere yansıyan bir diğer özelliktir43. Çalışmamızda Kefe kazasının yer aldığı hükümlerde borç tahsili, mahkemede şahitlik, satın alma gibi kayıtlar öne çıkarken gayrimüslim kayıtlarının çoğunlukta olduğu göze çarpmaktadır. Bu durum Kefe’de gayrimüslim nüfusun Müslüman nüfus ile birlikte iç içe yaşadığını ispat etmekle birlikte gayrimüslimlerin sosyal hayatta aktif rol aldıklarının da göstergesidir.
38 Metin Bilal, 45 Nolu Kadı Sicilinin Değerlendirilmesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, 2015, s. 31.
39 Zafer Karatay, “ Bahçesaray”, DİA, İstanbul 1991, C. 4, s. 482.
40 Yücel Öztürk, “Kefe”, DİA, Ankara 2002, C. 25, s. 183.
41 Yücel Öztürk, Osmanlı Hamiyeti’nde Kefe( 1475- 1600), Bilge Kültür Yayınları, İstanbul 2014, s. 156- 172.
42 Sema Aktaş Sarı, 3A- 3B Numaralı, 1648-1679 Tarihli Kırım Kadıasker Defterlerine Göre Kırım’da Sosyal ve Ekonomik Hayat, Sakarya Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, Sakarya 2016, s.17.
43 KKD, 11/ 46a-1
2.3. 67 A 90 Numaralı ( On Birinci Cilt), 1077-1078. (1667- 1667) Tarihli Kadıasker Defteri’nde Adı Geçen Kasabalar
Osmanlı Devleti’nde kasaba vasfına sahip şehirlerin genel özellikleri arasında nüfus yoğunluğunun fazla olması bulunmaktadır. Kırım’da köyden büyük, çarşısı olan yerleşim yerleri de mevcuttur. Mahkeme defterlerine intikal eden kasabalar ise Gözlü, Ak-mescid ve Çokrak kasabalarıdır. Bunların dışında defterde kasaba isimlerine rastlanmamakla birlikte sicillerde kasaba-ı Gözleve, kasaba-ı Kefe gibi kaza isimlerinin başına kasaba kelimesi kullanıldığı tespit edilmiştir.
2.4. 67 A 90 Numaralı ( On Birinci Cilt), 1077-1078. (1667- 1667) Tarihli Kadıasker Defteri’nde Adı Geçen Köyler
Köy, Osmanlı idari yapısının en küçük oluşumu olup tarımsal üretime dayalı ekonominin yürütüldüğü yapıdır. Araştırmalarımız sonucunda Kırım’da altmış adet köy ismine rastladık. Fakat incelediğimiz hükümlerde çoğu zaman köy isimlerinin hangi kazaya bağlı oldukları noktasında eksiklikler kaydettik. Köylerin isimlerinden de anlaşılacağı üzere bazı köylerin kişi isimleri ile deftere yansıdığı görülmektedir.
Tablo 3:
Defterde Adı Geçen Köyler
Ak Çokrak Menauş Ulu Sala Kubaş
Tula Buta Teberte Ekravba
Şuba Tulad Sarı Hafız Karabekir
Yağdaş Ulu kul Buga Üçkuyu
Uzunbaş Osman Aga Tevci Merkete
Kalmatay Can Hasan Vefat-ı Sala Kara Baki
Mayrem Agad Dedeş Aktaç Koş?
Vasıl nam Canatay Kayat Alma Kirmancık
İstiliye? Ak Çokrak Hacı Köyü Mehmet Şah Aga
Çelebi Aşte? Aliş Gelyan?
Çabaç Ulu Sala Menauş Ulaklı
Vefat-ı Sala Çurman Ebdal? Şah Aga
Canibeg Can Paydar Oba Laz Laka
Duvan İstiliye Tula Akyar
Merket Uçköyü İkiz Oba Sivritaş
2.5. 67 A 90 Numaralı ( On Birinci Cilt), 1077-1078. (1667- 1667) Tarihli Kadıasker Defteri’nde Adı Geçen Mahalleler, Sokaklar ve Coğrafi Mekânlar
Mahalleler, Osmanlı şehirlerinde cami ve mescit gibi yapıların bir arada bulunduğu, toplumsal birlikteliğin en küçük oluşumudur44.
Tablo 4:
Defterde Adı Geçen Mahalleler Ermeni Mahallesi Camî-i Kebir
(Bahçesaray)
Şehreküstü Bahçesaray
Kuba Urus Şehr-i Ester
( Bahçesaray)
Katip Efendi
Rus Mahallesi Kıytas Ağa (Bahçesaray)
Rus Mahallesi Gözleve
Dufr? Hunbaracı Sefer
( Bahçesaray)
Sulu Kuba Çerkez Mahallesi (Bahçesaray)
Usta Mayrim?
İncelediğimiz defterde özellikle Bahçesaray kazasına ait olan mahallelerin kazası ile birlikte verildiği tespit edilmiştir. Bunun yanında defterde mahallelere bağlı olan ve idari birim olarak mahallelerden daha küçük olan sokak isimlerine de rastlanmıştır.
Bunlar defterde soksak anlamında kullanılan sükkân kelimesi ile ifade edilmiştir.
Tablo 5:
Defterde Adı Geçen Sokaklar
El- Haç Bekir Rum Şehreküstü Hakime
Rum Topçu Köy Nehir Aga Şehr-i Ester
Defterde gayrimüslim tebaanın nüfus olarak yoğun bir şekilde yaşadığı yerler, etnik grubun ismi ile nitelendirilmiştir. İncelediğimiz defterde Ermenilerin yaşadığı bölgeler için tanımlamalar yapılmış olup Bahçesaray kazasına bağlı Ermeniyan mahallesinden hüccetler sicillere fazlaca yansımıştır. Ermeni mahallesi defterde 26 hükümde geçmekte olup daha çok Kal’a Ermeniyan, taife-i Ermeniyan, Ermeni mahallesi şeklinde sicillere yansımıştır. Mahalle, köy ve sokak isimleri hem bölgenin etnik özelliklerine göre hem
44 Fırat Yaşa, a.g.e., s.12.
de bölge ileri gelenlerinin isimlerine göre şekillenmiştir. Ayrıca Yahudi nüfusunun fazla olduğu yerler arasında da Kal’a Yahudiyan ya da taife-i Yahudiyan gibi idari yerleşim yerlerinin isimleri sicillerde zikredilmiştir45. Rumların nüfus olarak aktif yaşadıkları bölge ise defterde Bahçesaray kazasına bağlı Rum sükkanı46 olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bağ ve bahçeleri ön plana çıkan yarımada, zengin su kaynakları sayesinde Kırım’ı tarımsal üretimin yapıldığı değerli topraklara dönüştürmüştür. Araştırmamızda elde ettiğimiz bulgular arasında nehir yakınındaki bölgelerin nehrin adını aldıkları espit edilmiştir. Özellikle bağ alım satımında, hudud belirtirken nehir isimlerinin zikredilmesi, önemli tarım alanlarının bu bölgelerde toplanmış olduğunu da kanıtlar niteliktedir.
Tablo 6:
Defterde Adı Geçen Coğrafi Adlar
Nehr-i Alma Nehr-i Beştere?( Beşterek) Nehr-i Kaçı Nehr-i Balbek Nehr-i Kabartay
Taşınmaz malların alım satımında özellikle bağ ve bahçe satışında karşıma çıkan bir durum, sınır belirlenmesinde ya da gayrimenkulün coğrafi olarak tarif edilmesinde karşımıza çıkmaktadır. Bunlar: Kıblet Dağı yolu, dağ yolu, araba yolu gibi ifadeler ve mevzilerdir.
45 KKD, 11/56a-1, KKD 11/ 82b-1
46 KKD, 11/42b-2, KKD 11/43b-1
BÖLÜM 3: 67 A 90 NUMARALI ( ON BİRİNCİ CİLT), 1077- 1078 (
1667- 1667) TARİHLİ KADIASKER DEFTERİ’NE GÖRE KIRIM’IN
SOSYO-KÜLTÜREL YAPISI
3.1. Aile’nin Oluşumu
Toplumun en küçük yapısını oluşturan aile, neslin devam etmesi için kadın ile erkeğin meşru bir şekilde bir araya gelmesi ile meydana gelir 47. Ailenin oluşumunda her milletin kendine özgü bazı kıstasları olmakla birlikte Osmanlı Devleti’nde var olan aile kurumu ile Kırım coğrafyasındaki aile yapılanması farklılık göstermemektedir48. Toplumu bütünsel bir şekilde incelemek için onu oluşturan en küçük yapıyı iyi analiz etmek gerekmektedir. İncelediğimiz defterde ailenin oluşumu, nikâh akdi, mehir, boşanma, nafaka, vasi tayini, tereke kayıtları, kadının toplumsal hayattaki yeri, gibi muhtelif konular yer almaktadır. Defterde mehir kayıtları ile nafaka davalarının sayısının fazla olduğu tespit edilmiştir.
Kadınların toplumsal hayattaki rolleri defterde de ön plana çıkmış olup, sicillerde kadınların isimleri babaların isimleri ile birlikte verilmiştir. İncelediğimiz kayıtlarda kadınların isimlerinden sonra kızı anlamında “bint” sözcüğü kullanılmıştır. Kadınların alış-veriş, boşanma, mehir isteme, gayrimenkul satışı gibi konularda mahkemeye başvurdukları görülmekle birlikte davalara şahit olduklarına dair bir kayda rastlanılmamaktadır.
3.1.1. Nikâh Akdi ve Mehir
Aile kurumunun oluşabilmesi için evliliğin ön aşaması olan nikâh, şer ‘i hükümleri yerine getiren, aralarında birleşmeyi engelleyecek herhangi bir durum bulunmayan kadın ve erkeğin geçici olmaksızın aralarında oluşturdukları akde denir49. Böylece evlilik hem dini açıdan hem de yasal açıdan onaylanmış olur50. Bu durum genellikle mahkeme önünde gerçekleştirilir. İncelediğimiz kayıtlarda nikâh akdi ile ilgili çok sayıda kayda rastlanmaması, nikâh akdinin kadı huzuruna taşınmamasından kaynaklanmaktadır.
47 Tuncer Baykara, “ Türk Kültür Tarihine Bakışlar”, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, Ankara 2002, s. 153.
48 Nuri Kavak, Kırım Karasu Kazası 1683- 1744 ( Şeriyye Sicillerine Göre), Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, s.133.
49 Fahrettin Akar, “Nikah”, DİA,İstanbul 2007, C.33, s. 112.
50 Mahmut Tezcan, Türk Ailesi Antropolojisi, İmge Kitabevi, Ankara 2000, s. 38.
Eski Türklerde var olan kalın uygulaması İslamiyet ile birlikte şekil ve isim değiştirerek varlığını devam ettirmiştir 51. Sözlükte ücret karşılığına gelen mehir, evlilik öncesi veya evlilik sırasında erkeğin kadına para ya da mal verme uygulamasıdır52. Kur’an-ı Kerim’de “Kadınlara mehirlerini borcunuzu öder gibi verin. Eğer onun bir kısmı size gönül rızasıyla verilirse onu da afiyetle yiyin”53 demektedir. İslam dininin farz kıldığı mehir, peşin ödenmesi ya da daha sonra ödenmesi durumunda ikiye ayrılır54. Bunlardan mehr-i muaccel; nikah akdinden önce verilen mehre denirken mehr-i müeccel nikah akdinden belirli bir süre sonra veya eşlerin boşanması ya da vefat durumunda verilen mehirdir55. Defterde Raziye bint Ak Molla, eşi olan Ahmet bin Mustafa’da otuz altın mehr-i müecceli olduğunu, eğer Raziye’yi talak-ı boş eylerse nafaka-ı iddetinden vazgeçeceğini belirtmiştir. Bölgelere göre farklılık gösterdiği görülmekle birlikte altın ve para dışında taşınmaz malların da mehir olarak veildiği kayıtlardan anlaşılmaktadır.
Defterde geçen mehir kayıtlarında genelikle mehir olarak altın verildiği tespit edilmiştir.
Garip el- Hac Ali’nin damadı Mustafa’nın zimmetinde olan on altı altın değerinde olan mirastan yirmi dokuz altın otuz akçe hakkı olduğunu mahkemeye taşımıştır56. Garip el- Hac Ali’nin kızı Fatıma da kadıya başvurup mehirinden on dört altın alacağı kaldığını bildirmektedir57. Araştırmada elde ettiğimiz verilere göre defterde, mehirinin eksik ödenmesi sebebi ile mahkemeye başvuran Okçu Ömer’in boşanmış zevcesi Nesli, altmış altın mehir kayıtsı açmıştır. Fakat Ömer otuz beş altını hibe etmiştir58.
3.1.2. Boşanma
İslam aile hukukunun mahkeme kayıtlarına yansıyan bir diğer ögesi boşanma yani talaktır. Talak; boşanmak, boşamak, terk etmek, serbest kalmak59, anlamlarına gelmektedir. Talak, “ tüm boşanma türlerini kapsamakla beraber daha çok kocanın tek taraflı iradesiyle”60 evliliği sona erdirmesidir. Evlilik akdinin sona erdiği boşanma ile ilgili defterde farklı türler bulunmaktadır. Bunlar: Muhala’a, talak-ı selase (üç talak),
51 Saliha Okur Gümrükçüoğlu, “İslam Aile Hukukunda Kadının Mehir Hakkına Toplumun Bakış Açısı Üzerine Bir Değerlendirme”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 17, Ankara 2013, s. 230.
52 Mehmet Akif Aydın, “Mehir”, DİA,Ankara 2003, C. 28, s. 389.
53 Kur’anı-ı Kerim, Nîsa Sûresi, 4. Ayet.
54 Sema Aktaş Sarı, a.g.e., s. 32.
55 Erim Vatansever, 67 A 90 Numaralı 1083- 1087 (1672- 1676) Tarihli Kadıasker Defteri’ne göre Kırım’da Sosyal ve Ekonomik Hayat, Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Eskişehir 2018, s. 18.
56 KKD, 11/7a-2
57 KKD,11/7a-3
58 KKD, 11/ 36a-3
59 H. İbrahim Acar, “Talak”, DİA,İstanbul 2010, C. 39, s.496.
60 Erim Vatansever, a.g.e., s.20.
talak-ı bâyindir. Muhala’a, kadınla erkeğin anlaşarak, kadının nafaka, mehir gibi haklarında vazgeçerek evliliğini bitirmesidir61. Talak-ı selase (üç talak) ise kocanın karısına üç defa boş ol demesi sonucu ortaya çıkan hukuki durumdur. Talak-ı bayinde ise “boşanma yetkisi tamamen erkeğin elindedir ve boşanma kesin bir şekilde sonuçlanır62. Talakta nikâh akdinin feshi tamamen kocanın isteğine bırakılmışken, muhalaada boşanma isteği umumiyetle kadın tarafından gelmektedir. Bahçesaray kazasından Ömer eş-şer, eşi Nesli’yi bayin-i talak ile boşanması için mahkemeye başvurmuş, eşi Nesli’nin de bu kararı onaylamasını istemiştir63.
İslam hukukuna göre boşanma hakkı erkeğe verilse de kadınların da sınırlı da olsa boşanma yetkisine sahip olduğu elde ettiğimiz verilerde ortaya çıkmaktadır. Raziye bint Ak Molla, zevcisinde otuz altın mehiri bulunduğunu, eğer eşinin onu bayin-i talakı boş eylerse nafaka ve mehirinden vazgeçeceğini mahkemeye onaylatmıştır64. Defterde boşanma konusundaki hükümlerin çoğu erkekler tarafından açılmıştır. Abdülhamid bin Abdu’l-rahim zevcesini nafakasını ve oğlunun nafakasını da vermek üzere bayin-i talak olarak boşanması hususunda mahkemeye başvurmuştur. Musa Çelebi ibn Mirke eşini bayin-i talak olarak boşamıştır65.
Sicillere yansıyan diğer bir kayıt ise Hakim Ahmed bin Hasan haram içkilerden uzak durmaz ise eşinin ondan üç talak-ı boş olmasını mahkemeye onaylatmıştır. Yine Cem’al bin Abdullah rakı ve şarap içerse zevcesinin onu boşayabileceğine dair kararı kadıya onaylatmıştır66.
Araştırmamız neticesinde elde ettiğimiz bulgulara göre toplumun en temel yapısı olan aile kurumunun oluşturulmasında ve sonlandırılmasında hukuki mercilerin aktif bir şekilde kullanıldığı görülmektedir. Deftere konu olan hükümlerde nikah akdinin aksine talak kayıtlarının sayısının fazla olduğu dikkat çekmektedir. Boşanma hakkının erkeğe tanındığı İslam hukuk anlayışında kadının da sınırlı da olsa boşanma yetkisine sahip olduğunu sicillerde görülmüştür.
61 Sema Aktaş Sarı,a.g.e., s. 34.
62 Saadet Maydaer, “Klasik Dönem Osmanlı Toplumunda Boşanma (Bursa Şer ‘iyye Sicillerine Göre)”, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, C.16, S.1, Bursa 2007, s. 302.
63 KKD, 11/36a-3
64 KKD,11/44b-3
65 KKD,11/11b-4
66 KKD, 11/33b-2