• Sonuç bulunamadı

Türk hukuku, CISG ve INCOTERMS 2010 kapsamında gönderilecek borçlarda hasarın geçişi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2023

Share "Türk hukuku, CISG ve INCOTERMS 2010 kapsamında gönderilecek borçlarda hasarın geçişi"

Copied!
89
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ DIŞ TİCARET ENSTİTÜSÜ

ULUSLARARASI TİCARET HUKUKU VE AVRUPA BİRLİĞİ ANABİLİM DALI

ULUSLARARASI TİCARET HUKUKU VE AVRUPA BİRLİĞİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

TÜRK HUKUKU, CISG ve INCOTERMS 2010 KAPSAMINDA GÖNDERİLECEK BORÇLARDA HASARIN GEÇİŞİ

Yüksek Lisans Tezi

Büşra YILMAZ ÖZDEŞ

Danışman: Prof. Dr. Hüseyin HATEMİ

İstanbul, Temmuz 2019

(2)

ii

(3)

iii ÖZET

Bir satım sözleşmesinde, taraflar arasında malın yasal ifa yerinden başka bir yere gönderilmesi kararlaştırılmış ise bu satım sözleşmesi gönderme satımı, sözleşmeye konu borç ise gönderilecek borç olarak adlandırılır. Gönderme satımında, bir taşıma eyleminin gerçekleştirilmesi gerektiğinden sözleşmenin kurulmasıyla malı teslimi arasına bir sürenin girmesi mümkündür. Bu süre içerisinde ise hasara kimin katlanacağının belirlenmesi gönderilecek borçlarda hasarın geçişi sorununu gündeme getirmiştir. Çalışmamızın ilk bölümünde gönderilecek borçlarda hasarın geçişine ilişkin genel kavramlar incelenmiştir. Devamında ise TBK’da yer alan hasarın geçişine ilişkin kurallar ile bu kuralların istisnaları eski kanundaki düzenlemelere göre kıyasen incelenmiş ve yeni kanun ile getirilen değişikliklere yer verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise uluslararası düzenlemeler niteliğinde olan CISG ve ICC tarafından hazırlanan INCOTERMS 2010 incelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Hasar, TBK m.208, Gönderilecek Borç, Incoterms, CISG

ABSTRACT

In a sales contract if it is decided between the parties to send the goods from the legal place of performance to another place this sales contract is called “sales of dispatch” and the debt subject to this contract is called “debt to be sent. It is possible to have a specific time period between the date of the contract and the date of delivery since transportation action must be carried out in the sales of dispatch. In this period, the determination of who will suffer the damage in the debts to be sent of the problem of transfer of damage brings into question. In the first part of our study, the general concepts related to the transfer of damage in the debts to be sent are examined. In the following, the rules regarding the transfer of the damage in the Code of Obligations and the exceptions of these rules were examined comparatively according to the regulations in the old law and the changes introduced by the new law were included. In the last part of the study, CISG and the INCOTERMS 2010 prepared by ICC were examined.

Anahtar Kelimeler: Damage, Turkish Code of Obligations Article 208, Debts To Be Sent, Incoterms, CISG

(4)

iv İÇİNDEKİLER

KISALTMALAR CETVELİ...ix

GİRİŞ...1

BİRİNCİ BÖLÜM...4

GENEL KAVRAMLARIN TANIMI...4

I. GÖNDERİLECEK BORÇ KAVRAMI...4

II. HASAR KAVRAMI...,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,...6

A) Genel Olarak...6

B) Geniş Anlamıyla Hasar (Ayni Hasar)...7

C) Dar Anlamıyla Hasar (Borca İlişkin Hasar)...8

1. Genel Olarak...8

2. Edim Hasarı……...9

3. Karşı Edim Hasarı...11

III. İMKÂNSIZLIK KAVRAMI...13

A) İfa İmkânsızlığının Tanımı...13

B) İmkânsızlık Türleri……… ... 14

1. Fiziksel (Maddi) ve Fiili (Pratik) İmkânsızlık...14

2. Hukuki İmkânsızlık...14

3. Objektif ve Subjektif İmkânsızlık...15

4. Zamansal İmkânsızlık...16

5. Tam ve Kısmi İmkânsızlık...16

C) Hasar ve İmkânsızlık Arasındaki İlişki... 17

(5)

v

İKİNCİ BÖLÜM...18

TÜRK HUKUKU’NA GÖRE HASARIN GEÇİŞİ...18

I. GENEL OLARAK...18

II. HASARIN GEÇİŞİNE İLİŞKİN KURALLAR...20

A) Esas Kural (TBK m.2018/I) ...20

1. Hasarın Geçiş Anı...20

2. Zilyetlik ve Zilyetliğin Devri...21

B) Alıcının Temerrüdü Halinde Geçişi (TBK m.208/II) ...22

C) Koşula Bağlı Satımlarda Hasarın Geçişi...23

D) Gönderme Satımında Hasarın Geçişi (TBK m. 208/III)...25

1. Genel Olarak...25

2. Gönderme Satımında Hasarın Geçişinin Koşulları...30

a. Satım Sözleşmesinin Kurulması ve Hüküm Doğurması...30

b. Malın Taşınmasının Gerekmesi: TBK m. 208/III Uyarınca Malın İfa Yerinden Başka Bi Yere Gönderilmesi...31

c. Malın Taşıyıcıya Teslimi...32

(1) Taşıyıcı Kavramı...32

(2) Malın Teslimi...33

d. Çeşidiyle Belli Olan Malın Ayırt Edilerek Somutlaştırılması...33

e. Teslim Borcunun İfasının Satıcının Kusuru Bulunmayan Sebeplerle İmkansızlaşması...35

f. Hasarın Geçişine İlişkin Kuralların İstisnalarının Bulunmaması...36

(1) Durumun Gereği...36

(2) Sözleşmede Kararlaştırılan Şartlar...38

(3) Özel Kanun Hükmü...38

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM...40

MİLLETLERARASI MAL SATIMINA İLİŞKİN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (VİYANA) SÖZLEŞMESİ (CISG) ve INCOTERMS 2010 KAPSAMINDA HASARIN GEÇİŞİ ...40

(6)

vi

I. MİLLETLERARASI MAL SATIMINA İLİŞKİN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER

(VİYANA) SÖZLEŞMESİ’NE GÖRE HASARIN GEÇİŞİ...40

A) Genel Olarak CISG ve Tarihsel Süreci...40

B) CISG UygulamaAlanı...42

1. Yer İtibarıyla Uygulama Alanı...42

2. Konu İtibarıyla Uygulama Alanı...43

C) CISG’e Göre Kavramlara Genel Bakış...44

1. Satım Sözleşmesi...44

2. Mal Kavramı...45

3. Hasar Kavramı...45

D) Viyana Sözleşmesi Kapsamında Hasarın Alıcıya Geçişi...46

1. Genel Olarak...46

2. Gönderilecek Borçlarda Hasarın Geçişi...47

a. Genel Olarak...47

b. Ana Kural (m. 67/I-1) ...47

c. Malın Taşıyıcıya Kararlaştırılan Yerde Teslimi (m. 67/I-2) ...48

d. Belgeleri Alıkoyma Hakkı (m. 67/I-3) ...50

e. Malın Sözleşmeye Özgülenmesi Şartı (m. 67/II) ...50

f. Nakil Halindeki Satımlarda Hasarın Geçişi (m. 68) ...51

g. Alıcının Temerrüdü (m. 69) ...52

h. Sözleşmenin İhlali (m. 70) ...53

II. INCOTERMS UYARINCA HASARIN GEÇİŞİ...54

A) Genel Olarak Incoterms ve Tarihsel Gelişimi...54

B) Uygulama Alanı...56

C) Hukuki Niteliği...58

D) Incoterms 2010 Tüm Taşıma Türlerini Kapsayan Hasarın Geçişi Kuralları...58

1. İşyerinde Teslim (EXW) ...58

2. Taşıyıcıya Masrafsız (FCA) ...60

3. Taşıma Ödenmiş Olarak (CPT) ...61

4. Taşıma ve Sigorta Ödenmiş Olarak (CIP) ...62

5. Terminalde Teslim (DAT) ...62

(7)

vii

6. Belirlenen Yerde Teslim (DAP) ...63

7. Gümrük Resmi Ödenmiş Olarak Teslim (DDP) ...64

8. Gemi Yanına Teslim (FAS) ...65

9. Gemiye Yükleyerek Teslim (FOB) ...66

10. Masraflar ve Navlun Ödenmiş Olarak Teslim (CFR) ...67

11. Masraflar, Sigorta ve Navlun Ödenmiş Olarak Teslim (CIF) ...68

SONUÇ...70

KAYNAKÇA...76

(8)

viii KISALTMALAR CETVELİ

a.g.e. adı geçen eser

a.g.m. adı geçen makale

b. bend

BK 818 sayılı Borçlar Kanunu

bkz. bakınız

C. Cilt

CIF Cost-Insurance-Freight

CISG Convertion on International Sale of Goods

dpn. dipnot

Dr. Doktor

der. derleyen

E. Esas

f. fıkra

HD Hukuk Dairesi

ICC International Chamber of Commerce

Incoterms International Commercial Terms

K. Karar

(9)

ix

Kn. Kenar Numarası

m. Madde

para. paragraf

Prof. Profesör

TBK 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu

s. Sayfa

S. Sayı

TTK 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu

vb. ve benzeri

vd. ve devamı

Y. Yıl

Yarg. Yargıtay

YHGK Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

(10)

GİRİŞ

Günümüzde uluslararası ticaret hacminin artmasına bağlı olarak farklı ülkelerde bulunan gerçek ve tüzel kişiler arasında mal satım sözleşmeleri akdedilmeye başlanmış ve bununla beraber mal satım sözleşmelerinde sözleşmeye konu malın zarar görmesi veya yok olması gibi tehlikelere hangi durumda, kimin, hangi ana kadar katlanacağı sorunu ortaya çıkmıştır. ‘Hasarın geçişi’ olarak nitelendirilen bu soruna ilişkin olarak ülkeler, gerek kendi hukuk sistemlerinde gerekse uluslararası hukukta bir takım düzenlemeler getirmişlerdir.

Satım sözleşmeleri, ifanın nerede gerçekleştirileceğine ilişkin olarak gönderilecek borçlar, aranılacak borçlar ve götürelecek borçlar olmak üzere kendi içinde üçe ayrılmaktadır.

Uluslararası niteliğe sahip satım sözleşmeleri genellikle gönderme satımı türünde olup bu tür satımlarda taşıma işi de sözleşme kapsamına dâhil edilmektedir. Sözleşmenin kurulmasıyla malın teslimi arasında süre bulunması sebebiyle bu sürede hasara kimin ne derecede katlanacağı hususunun hala aydınlatılmaya ihtiyaç duyması bizi bu çalışmayı yapmaya yönlendiren en etkili faktörlerdendir.

Yüksek Lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın konusu Türk Kanun Koyucunun hasar sorununa ilişkin olarak getirdiği 818 ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan düzenlemeler ile 1980 Tarihli Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması ve ICC tarafından hazırlanan INCOTERMS 2010 klozlarının gönderme satımı kapsamında incelenmesidir.

Çalışma üç bölümden oluşacaktır. Tezimizin birinci bölümünde genel olarak gönderilecek borç kavramı, geniş ve dar anlamıyla hasar ve hasarın türlerinden bahsedilecektir. Birinci bölümün devamında ise imkânsızlık ve imkânsızlık türlerine değinilecek olup imkânsızlık ile hasar arasındaki ilişki hukuki olarak incelenecektir.

(11)

2 Çalışmamızın ikinci bölümde 818 ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde karşılaştırmalı olarak hasarın geçişi üzerinde durulmuştur. Öyle ki, ülkemizde ve dünyada yaşanan ekonomik gelişmeler ile globalleşmenin getirdiği değişiklikler karşısında 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun yetersiz kalması sebebiyle bu kanunda değişikliğe gidilmesi zorunluluğu hasıl olmuştur. Bu nedenle söz konusu değişikliklere paralel düzenlemeler içeren, daha sade bir dille kaleme alınmış ve pratikteki sorunların çözümüne odaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiştir. Eski kanunda hasarın geçişine ilişkin düzenlenen kurallar doktrin ve Yargıtay tarafından pek çok kez eleştirilmiş olduğundan yeni kanun kaleme alınırken kanun koyucu bu eleştirileri ve karşılaştırmalı hukukta yer alan kuralları esas alarak hasar kurallarını yeniden düzenlemiştir.

Üçüncü bölümün ilk kısmında, uluslararası hukuk kapsamında satım sözleşmelerinde hasarın geçişine ilişkin öngörülen düzenlemeler ile ülkemizin bu düzenlemelere hangi aşamada ne kadar dâhil olduğundan bahsedilmiştir. Öyle ki, günümüzde dünya çapında uygulanabilirliğe sahip nitelikte olan 1980 tarihli Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler (Viyana) Sözleşmesi Türkiye’nin de içinde bulunduğu 784 ülke tarafından kabul edilmiştir. Bu yönüyle Viyana Sözleşmesi uluslararası ticaret hayatında yeknesak hukuk kurallarının uygulanmasını mümkün kılmıştır.

Viyana Satım Sözleşmesi, tamamı 101 maddeden oluşan geniş kapsamlı kurallar öngörmektedir. Türkiye tarafından Viyana Sözleşmesi 27200 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5870 Sayılı uygun bulma kanunu ile kabul edilmiş, 11 Mart 2010 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile katılma belgesinin tevdiine karar verilmiştir. Türkiye Antlaşma’ya 7 Temmuz 2010 tarihinde taraf olmuş, 1 Ağustos 2011 tarihinde ise Antlaşma Türkiye’de yürürlüğe girmiştir. Türkiye taraf olmadığı dönmede dahi Sözleşme’yi m. 1/f. 1 (b) bendi kapsamında öngörülen‘dolaylı uygulama’ yoluyla uygulamıştır. Bu yönüyle Sözleşme Türk hukuku bakımından büyük önem arz etmektedir.

Üçüncü bölümün son kısmında ise Milletlerarası Ticaret Odası tarafından hazırlanan INCOTERMS’in tarihsel gelişimi ile uygulama alanından bahsedilmiş,

(12)

3 devamında ise Incoterms’de öngörülen teslim şekillerine kısaca değinilierek bu teslim şekilleri kapsamında hasarın geçişi incelenmiştir. Ayrıca, çalışmamızda Incoterms’in çözüm getirdiği ve kapsam dışı bıraktığı hususlar da ele alınmıştır.

INCOTERMS, Milletlerarası Ticaret Odası tarafından uluslararası ticarette kullanılan teslim şekillerinin standart hale getirilmesiyle oluşturulmuş, ticari hayatın artan ihtiyaçları doğrultusunda güncellenen kurallar bütünüdür. Bu kurallar değişen koşullarla beraber 1953, 1967,1976, 1980, 1990, 2000 yıllarında revize edilmiş, en güncel sürümü ise 1 Ocak 2011 tarihinde 715 sayılı Broşürle yürürlüğe girmiştir.

Her ne kadar, uluslararası ticarette kullanılan kurallar olarak tanımlansa da Incoterms’in, tarafların iradelerine bağlı olarak iç ticarette de kullanılabilmesi mümkündür. Nitekim Incoterms 2010’da Incoterms’in yerel satımlarda da uygulanabilir olduğu açıkça kabul edilmiştir.

Çalışmamız, konunun genel bir değerlendirilmesinin yapıldığı sonuç kısmı ile son bulacaktır.

(13)

4 BİRİNCİ BÖLÜM

GENEL KAVRAMLARIN TANIMI

I. GÖNDERİLECEK BORÇ KAVRAMI

Borç kavramı geniş anlamıyla konusu edim olan1 ve bir kişiyi başka bir kişiye karşı bu edimi yerine getirme yükümlülüğü altına sokan hukuki ilişkidir, bu ilişkinin tarafları alacaklı ve borçlu olarak anılır. Söz konusu borç ilişkisi içerisinde bulunan tek bir edim dar anlamıyla borç olarak ifade edilir2.

Satım sözleşmesi, hukukumuzda karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerden olup 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 207. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TBK m. 207’ye göre satım sözleşmesi, satıcının alıcıya satılanın zilyetlik ve mülkiyetini devretme, alıcının ise satılanın bedelini satıcıya ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.

Satım sözeşmesinin esaslı unsurları satışa konu edilen mal ve bu malın bedeli olup bu esaslı unsurlar ile kastedilen sözleşmenin geçerli olarak kurulması için gerekli olan öğelerdir3. Satılan malın niteliği, ifa zamanı, ifa yeri veya başkaca şartlar sözleşmenin tali unsurları niteliğinde olup satım sözleşmesinin geçerliliğine etki etmez.

Her ne kadar ifa yeri satım sözleşmesinin geçerliliğine etki eden kurucu unsur niteliğinde olmasa da bir borcun sona ermesi için tek başına ifa yeterli olmayıp ifanın belirlenen yerde yapılmış olması da gerekmektedir4. Öyle ki borç ilişkisinin tarafı olan alacaklı, dürüstlük kuralı gerekli kılmadıkça ifa yerinden farklı bir yerde yapılacak ifayı

1 M. Kemal Oğuzman, M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.I, 10.b., İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2012, s.6.

2Abdulkerim Yıldırım, Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 1.b., Ankara: Adalet Yayınevi, 2014, s11.

3Aydın Zevkliler, K. Emre Gökyayla, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 16.b., Ankara: Turhan Kitabevi, 2016, s.35-36.

4 Yıldırım, a.g.e., s.264.

(14)

5 kabul etmek zorunda değildir5. Böyle bir durumda borcun sona erdiği kabul edilemez.

Ayrıca ifa yeri satım sözleşmesinin türünün belirlenmesi ve buna bağlı olarak hasarın geçişi kurallarının tayininde de önemli rol oynamaktadır.

Satışa konu malın yasal ifa yerinden başka bir yere gönderilmesinin söz konusu olduğu borçlara gönderilecek borç6, konusu gönderilecek borç olan satım sözleşmelerine ise gönderme satımı denilmektedir. Gönderilecek borçlarda borçlu, masraf ve hasarı alacaklıya ait olacak şekilde malı alacaklının belirteceği yerde teslim etme yükümlülüğü altındadır. Borçlunun söz konusu teslim yükümlüğüne aykırı davranması halinde borçlu temerrüdü gündeme gelir.

Yukarıda bahsi geçen yasal ifa yeri ile kastedilen yedek tamamlayıcı hüküm niteliğindeki TBK m. 89’da düzenlenen ifa yeridir. Öyle ki taraflar arasında herhangi bir ifa yeri kararlaştırılmamışsa ve ifa yeri işin niteliğinden de anlaşılamıyorsa söz konusu maddedeye göre ifa yerinin tayin edilmesi gerekmektedir. Buna göre malın bulunduğu yer veya borçlunun yerleşim yerinde ifa edilecek olan borçlara aranacak borç; ifa yeri alacaklının ödeme anındaki yerleşim yeri olan borçlara ise götürülecek borç denilmektedir. Aranacak borçlarda alacaklı, borç konusu malın alınması sağlamakla yükümlüdür. Para borcu haricinde kalan diğer tüm borçlar, borcun doğumu anında borçlunun yerleşim yeri neresi ise orada ifa edileceğinden aranacak borçlardandır. Buna karşılık para borçları TBK m. 89/I uyarınca alacaklının yerleşim yerinde ifa edilececk borçlardandır.

Gönderilecek borçlarda taşıma işi alıcının talebi üzerine bağımsız bir üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilir ve alıcının adresine veya alıcı tarafından tayin edilen başka bir adrese teslim edilir. Bu nedenle her ne kadar satıcı malı alıcıya ulaştırmak üzere bağımsız taşıyıcıya teslim ederek malın teslimi borcunu ifa etmiş kabul edilse de; malın zilyetliği alıcıya geçmedikçe ifa sonucunun gerçekleştiğinden bahsedilemez. Dolayısıyla satıcı, malı alıcısına teslim edilmek üzere taşıyıcıya vermiş olsa da söz konusu malın alıcı tarafından teslim alınması anına kadar alıcı malın mülkiyetini kazanamaz ve satıcının

5 Oğuzman, Öz, a.g.e., s.326.

6 Turgut Akıntürk, Satım Akdinde Hasarın İntikali, Ankara: Sevinç Matbaası, 1966, s.135; Sabah Altay, Satım Sözleşmesinde Hasarın Geçişi, İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2008, s.123.

(15)

6 malik sıfatı devam eder. Borçlu bu tür borçlarda malı taşıyıcıya geri alamayacak şekilde teslim ettiği anda ifa yükümlülüğünü yerine getirmiş olur. Bu tür borçlarda gönderim masraf ve hasarı alacaklı üzerinde bırakılmıştır. Gönderme satımına öğretide mesafe satımı adı da verilmektedir.7

Gönderme borcunda götürülecek borçlardan farklı olarak satıcı, malı alıcıya göndermesiyle yükümlülüğününü sona erdirmektedir8. Anlaşıldığı üzere, bu tür borçlarda ifa yeri borçlunun ifa eylemini gerçekleştirdiği yer olup ifanın meydana geldiği yerden farklıdır9. Başka bir ifadeyle; ifaya ilişkin sonuç ifa yerinde doğmamaktadır. Öğretide ifa eyleminin gerçekleştirildiği yer için “icra yeri”, ifa sonucunun gerçekleştiği yer için ise

“sonuç yeri” terimleri de kullanılmaktadır10.

Gönderilecek borçlarda, bir taşıma eyleminin gerçekleştirilmesi gerekliliği söz konusu olduğundan, bu tür bir sözleşmenin konusu ancak taşınır eşya olabilmektedir11. Taşınır satımı, 6098 Sayılı TBK’nın “özel borç ilişkileri” başlıklı ikinci kısmında “satış sözleşmesi” başlıklı birinci bölümün ikinci ayrımında “taşınır satışı” başlığıyla 209-236 maddeleri arasında düzenleme altına alınmıştır.

II. HASAR KAVRAMI

A) Genel Olarak

Hasar kavramına, Türk Hukukunda 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununda; Milletlerarası Hukuk’ta ise Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 3. kısmının 4. bölümünde ve INCOTERMS’de ayrı ayrı yer verilmiştir. Ancak belirtilen kaynakların hiçbirinde bu

7 Murat Aydoğdu, Nalan Kahveci, Türk Borçlar Hukuku: Özel Borç İlişkileri (Sözleşmeler Hukuku), 2.b., Ankara: Adalet Yayınevi, 2014, s.70-89.

8 Özge Yenice, Türk Borçlar Kanunu Ve Viyana Satım Konvansiyonu (CISG) Hükümleri Işığında Gönderme Satımı, 1.b., İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2015, s.22.

9 a.g.e.

10 a.g.e.

11 a.g.e.

(16)

7 terimin ne anlama geldiği veya hangi durum ve olayların hasarın kapsamına dâhil olduğu açıkça belirtilmemiştir.

Günlük dilde hasar kavramı, bir malda herhangi bir olay sonucu meydana gelen kırılma, bozulma veya yok olma gibi zararları ifade eder. Örneğin; kişinin bilgisayarının kırılması, tarlada çıkan yangın sonucu mahsüllerin yanması veya bir trafik kazasında arabanın parçalanması... Deprem, sel, doğal afet, yangın gibi insan iradesi dışında gelişen ve önlenmesi mümkün olmayan mücbir sebep niteliğindeki ya da savaş, müsadere gibi daha az şiddetli fakat yine öngörülemeyen olaylar ile üçüncü kişilerin eylemleri sonucunda meydana gelen zararı ifade etmek için ise günlük dilde “hasara uğramak” ve

“hasar görmek” gibi deyimler kullanılmaktadır12.

Hasar kavramı, doğrudan bir eşya üzerindeki hak ya da taraflar arasında akdedilen sözleşmeden kaynaklanan bir borç ilişkisi kaynaklı olup olmamasına göre biri geniş diğer ise dar olmak üzere ikiye ayrılır.

B) Geniş Anlamıyla Hasar (Ayni Hasar)

Geniş anlamıyla hasar, hasarın günlük dildeki anlamında kullanılmakta olup bir malın bozulması, kötüleşmesi, telef olması gibi sonuçları meydana getiren zararlı durumları ifade eder13. Bu tür zararlarda bir kimsenin kusurunun olup olmadığına bakılmaksızın bir olay sonucunda malda meydana gelen kırılma, kötüleşme, ziya, bozulma gibi olumsuzluklar ile hak sahibinin uğramış olduğu zararlar söz konusudur14.

Geniş anlamıyla hasarda, ayni hak sahibinin malın telef olması, kaybolması ya da değerinin azalması sonucunda zarara uğraması söz konusu olduğundan bu tür hasara doktrinde “ayni hasar” da denilmektedir15. Genel kabul gören görüşe göre ayni hasara malik ve mal üzerinde ayni hak sahibi olan kişiler katlanır. Bir kimseni evini kuvvetli

12 Wilhelm Wetzmüller, Der Übergang der Gefahr beim aufschiebend und auflösend bedingten Kauf sowie beim Kauf unter Eigentumsvorbehalt, Göttingen, 1931, s.6.’dan naklen Altay, a.g.e., s.4.

13 Cevdet Yavuz, Borçlar Hukuku Dersleri Özel Hükümler, 14.b., İstanbul: Beta Yayınları, 2016, s.34.

14 Yenice, a.g.e., s.53.

15 Wetzmüller, a.g.e., s.7.’den naklen Altay, a.g.e., s.5.

(17)

8 yağış sonrasında su basması bu tür hasara örnek olarak gösterilebilir. Burada hasarın yanı sıra bir kimsenin kusuru bulunmaksızın meydana gelen zarar söz konusudur.

C) Dar Anlamıyla Hasar (Borca İlişkin Hasar)

1. Genel Olarak

Bir sözleşme ilişkisinden doğan hasar dar anlamda hasar olarak ifade edilmektedir16. Diğer bir deyişle taraflar arasında bir borç ilişkisinin mevcut olması halinde burada artık dar ve teknik anlamda hasar söz konusu olur. Hasar terimi, geniş anlamdaki hasarın aksine eşya üzerinde sahip olunan bir ayni hakka değil, taraflar arasındaki borç ilişkisinden doğan yükümlülüklerin varlığına dayanır. Bu nedenle dar anlamıyla hasar doktrinde “borca ilişkin hasar” olarak da anılmaktadır.

Dar anlamı ile hasar; yalnızca borcun doğduğu andan itibaren ifa edilmesine kadar geçen sürede edimin borçluya yüklenemeyen haller sebebiyle imkânsız hale gelmiş olmasının olumsuz sonuçlarına kimin katlanacağını belirler17. Dolayısıyla dar anlamda hasardan bahsedebilmek için taraflar arasında geçerli olarak kurulmuş bir borç ilişkisinin yanı sıra ifanın borçlu tarafından henüz gerçekleştirilmemiş olması da aranmaktadır18.

Satım sözleşmesinde satıcı, sözleşmede kendi borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen satış bedelini talep hakkını kaybetme riski ile karşı karşıya kalabilirken, alıcının ise satılanın bedelini ödemiş olmasına rağmen satılanı hiç veya sözleşmede belirtildiği gibi elde edememesi riski bulunmaktadır19.

Bu kapsamda borca ilişkin hasar diğer adıyla dar anlamıyla hasar kavramı da ifade ettiği tehlikenin türüne göre doktrinde edim hasarı ve karşı edim hasarı olarak ikiye

16 Kübra Yetiş-Şamlı, Borçlar Kanunu ve CISG Çerçevesinde Hasarın İntikali, C.65, S.1, İstanbul:

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 2007, s. 304.

17 Altay, a.g.e., s.10.

18 a.g.e., s.72

19 Yavuz, a.g.e., s.34.

(18)

9 ayrılmıştır20. Edim hasarı ile kastedilen karakteristik edim, karşı edim (bedel) haasarı ile kastedilen ise para borcudur21.

2. Edim Hasarı

Satım sözleşmesinin kurulmasından başlayarak edimin ifa edilmesi anına kadar geçen sürede, satılanın tesadüfen yok olması veya kötüleşmesi sebebiyle ifanın imkânsızlaşması tehlikesinin sonuçlarına taraflardan hangisinin katlanacağı sorunu edim hasarına ilişkindir22. Diğer bir deyişle edim hasarı, satıcının ne zamana kadar zayi olan veya zarar gören mal yerine yeni bir mal tedarik etmesi gerektiği; alıcının ise hangi ana kadar satım konusu malı teslim alamama tehlikesinin bulunduğu ile ilgilidir.

Bir edimin söz konusu olduğu, her türlü borç ilişkisinde (tek tarafa borç yükleyen, iki tarafa borç yükleyen veya eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler) edim riskinden söz edilebilir23.

Edim hasarı, TBK m. 136’da düzenlenmiş olup hükme göre; borcun ifasının borçlu ile alacaklının sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşması halinde borç sona erecek ve borçlu ifadan kurtulacaktır. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ise imkânsızlık sebebiyle borcundan kurtulan borçlu almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca karşı tarafa geri vermekle yükümlüdür ve borçlu, henüz kendisine ifa edilmemiş edimi talep hakkını da kaybedecektir24. Bu durumda, borçlunun ifa yükümlülüğünden kurtulmuş olmasından dolayı edim hasarı alacaklıya ait olacaktır25.

20 Altay, a.g.e., s.10

21 Hüseyin Hatemi, Emre Gökyayla, Borçlar Hukuku Genel Bölü,. 4.b., İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2017, s.

229-231.

22 Haluk Nami Nomer, Baki İlkay Engin, Türk Borçlar Kanunu 2. Kısım: Özel Borç İlişkileri, 1.

Fasikül, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2013, s.55.

23 Akıntürk, a.g.e., s.27; Haluk Tandoğan, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, C.I/1: Kendisine Özgü Yapısı Olan ve Karma Sözleşmeler, Satış ve Çeşitleri, Trampa, Bağışlama, 6.b, İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2008, s.107; Hakan Acar, Uluslararası Satışlarda Hasar Riskinin Geçişi, 1.b, İstanbul:

Kazancı Hukuk Yayımevi, 2009, s.9.

24 Hatemi, Gökyayla, a.g.e., s.339.

25 Nomer, Engin, a.g.e, s.57; Hatemi, Gökyayla, a.g.e., s.272.

(19)

10 Edim hasarının alacaklıda olabilmesi için, diğer bir deyişle, borçlunun ifa borcundan kurtulmasının söz konusu olabilmesi için ifanın sözleşme kurulduktan itibaren ifa anına kadar geçen süre içerisinde imkânsızlaşması gerekmektedir26. Bir satım sözleşmesinde satıcının borcu malın zilyetliğini ve mülkiyetini alıcıya devretmektir.

Satıcının malın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretmesiyle artık edim hasarı sorunundan bahsedilmesi mümkün olmayacaktır27. İfanın gerçekleşmesinden sonra satılanda meydana gelen hasar malın maliki olan alıcı üzerinde olacaktır. Burada belirtmek gerekir ki edim hasarının alıcıda olması için imkânsızlığın satıcıdan kaynaklanmaması gerekmektedir28. Başka bir ifadeyle kusursuz imkânsızlık halinde hasar alıcıdadır. Ancak bunun için edimin konusunun parça borcu olması gerekir. Konusu

“misli olmayan eşya” olan diğer bir deyişle yerine başka bir şey konulamayan borçlar parça borçlarıdır29. Bu nedenle, konusu parça borcu olan satım sözleşmelerinde alıcı, bu edim yerine başka bir edim talep edemez30. Buna karşılık imkânsızlık hali borçlunun kusurundan kaynaklanıyor ise imkânsız hale gelen edim yerine tazminat borcu söz konusu olacaktır (TBK m. 112).

Edim hasarının alıcıya geçişi için sözleşmeye konu malın parça borcu niteliğinde olmaması gerekir31.Öyle ki konusu parça borcu olan sözleşmelerde satılanın hasara uğraması halinde satıcının o mal yerine ikame başka bir mal verebilmesi mümkün olmadığından, borç sona erecek ve edim hasarının da intikalinden bahsetmek mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla parça borçlarında edim hasarının alıcıya geçişi söz konusu olmayıp edim hasarına sözleşmenin yapıldığı andan itibaren alacaklının katlandığı söylenebilir.

Çeşit borçlarında ise nevi yok olmaz ilkesi gereğince riskin alıcıya geçişi mümkün değildir32. Nitekim çeşit borçlarında o çeşitteki eşyanın varlığı yeryüzünde tamamen tükenmedikçe ya da yok olmadıkça borçlu edimini ifa edebileceğinden borcun sona erdiğinden söz edilemez.

26 Yenice a.g.e., s.57.

27 a.g.e.

28 “Satıcı hafif veya ağır doğrudan ve dolaylı kusur ile zararın meydana gelmesine neden olmuşsa hasar alıcıya geçmez.” Bkz. 13. HD, 5.7.2004, E. 2004/1640 K.2004/10820. (Kazancı Hukuk Otomasyon)

29 Haluk Nami Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, b.14, İstanbul: Beta Yayınları, 2015, s.156.

30 Hatemi, Gökyayla, a.g.e., s.272.

31 Esra Hansu, Satım Sözleşmesinde Hasarın Geçişi, 1.b, İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017, s.9.

32 Murat Oruç, Satım Sözleşmesinde Riskin Geçişi, İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2015, s.32.

(20)

11 Malın zayi olmuş veya kötüleşmiş olmasına rağmen satıcının edimini ikinci kez ifa etmesi gerektiği takdirde edim hasarı satıcıda olacaktır33. 6098 sayılı TBK m. 208’de düzenlenen hasarın intikali hükmünde eski borçlar kanunundan farklı olarak çeşit ve parça borcu ayrımına yer verilmemiş olmasına rağmen, bu durum kendini özellikle çeşidi belli olup fakat henüz ifaya tahsis olunmak üzere ferdileştirilmemiş ya da başka bir yere gönderilmek için elden çıkarılmamış bulunan malların zayi olması veya zarara uğraması halinde kendini belli etmektedir34. Nitekim, çeşit borçlarının ferdileştirilmek veya elden çıkarılmak suretiyle sözleşmeye özgülenmediği durumlarda malın zarara uğraması halinde satıcının edimini ikinci kez ifa etmesi gerekliliği ortaya çıkacaktır.

3. Karşı Edim Hasarı (Bedel Hasarı)

Sözleşmenin kurulduğu andan itibaren ifasının gerçekleşmesi anına kadar geçen sürede, satıcıya yüklenemeyen sebeplerle malın yok olması ya da zarara uğraması tehlikesi alıcı ve satıcı bakımından farklı etkiler yaratmaktadır. Bu etki satıcı bakımından üstlenmiş olduğu borcun ifasından imkânsızlık sebebiyle kurtulması, ancak bununla beraber satım bedelini talep hakkını da kaybetmesi olarak kendini gösterirken; alıcı bakımından ise malı hiç ya da sözleşmede kararlaştırılan şekilde iktisap edememesine rağmen bedelini ödemek zorunda kalmasıdır35. İki taraf nezdinde de bedel kaybına sebep olan bu tehlikeye karşı edim hasarı veya bedel hasarı denilmektedir36.

TBK m. 136 f. 1’e göre tek tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borcun ifasının borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşması halinde borcun sona ereceğini düzenlemiştir. Bu kuralın eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler bakımından da uygulanması gerekmektedir ki böyle durumlarda hasara alacaklı katlanmaktadır. Fakat aynı maddenin ikinci fıkrasında karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde karşı edim hasarına borçlunun katlanacağı düzenlenmiştir.

33 Nomer, Engin, a.g.e., s.27-28.

34 Aydoğdu, Kahveci, a.g.e., s.74.

35 Yenice, a.g.e., s.59.

36 Akıntürk, a.g.e., s.28.

(21)

12 İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, borçlunun sorumlu olmadığı sebeplerden ötürü meydana gelen ifa imkânsızlığı durumunda karşı edim hasarı karakteristik edim borçlusuna aittir ve borçlu ifa yükümlülüğünden kurtulduğunda edim alacağını talep hakkını da kaybeder (TBK m.208).

TBK m. 208 satım sözleşmesinde alıcı ve satıcıya yüklenemeyen sebeplerle ifanın imkânsızlaşması halini düzenler. Buna göre satıcının satılanın zilyetliğini alıcıya devir borcu yukarıda bahsedildiği şekilde bir imkânsızlık sebebiyle sona erdiği takdirde alıcının malın bedelini ödeme borcu da sona erer. Bedel hasarının alıcıya geçmesinden sonra ise satıcının borcunu ifa etmesi imkânsızlaşsa dahi alıcı satış bedelini ödemekle yükümlü olmaya devam eder37. Örneğin; gönderilecek borçlarda satıcının satılan malı alıcıya göndermek üzere taşıyıcıya teslim etmesinin ardından meydana gelen tren kazasında malların yanmış olması halinde alıcının bu duruma rağmen malların bedelini ödeme yükümlülüğün devam edip etmediği meselesi bir bedel hasarı sorunudur.

Edim ile bedel hasarı arasında mantıksal açıdan bir bağ bulunmaktadır38. Bedel hasarına alıcının mı yoksa satıcının mı katlanacağı sorusunun ortaya çıkması edim hasarının alacaklıya geçmiş olup olmadığına bağlıdır.

Edim hasarını alacaklı ya da borçludan hangisinin yükleneceği sorunu gerek tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler gerek tek tarafa borç yükleyen sözleşmelerde mevzu bahis olabilirken, karşı edim hasarına alacaklı ya da borçludan hangisinin katlanacağı sorunu yalnızca tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde ortaya çıkmaktadır39.

Tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme türleri olan satım, trampa, istisna sözleşmelerinde edim hasarı ve karşı edim hasarı birlikte söz konusu olabilir40.

37 Yenice, a.g.e., s.59.

38 Hayrunnisa Özdemir, “Satış Sözleşmesinde Yarar ve Hasarın İntikali”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Özel Hukuk Sempozyumu Özel Sayısı, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Hükümlerinin Değerlendirilmesi Sempozyumu (3-4 Haziran 2011),

Sempozyum No: III, Prof. Dr. Cevdet Yavuz’a Armağan (355-375), 2. Bası, İstanbul: Legal Yayıncılık, 2012, s.359.

39 Hansu, a.g.e., s.10.

40 Altay, a.g.e., s.15.

(22)

13 III. İMKÂNSIZLIK KAVRAMI

A) İfa İmkânsızlığının Tanımı

Borçlunun üstlenmiş olduğu edimini sürekli ya da kesin suretle yerine getirememesi durumuna ifa imkânsızlığı denilmektedir41. İfa imkânsızlığından doğan en önemli sonuç borçlunun borcunu ifa edememesi ya da borcunu ifa etmede temerrüde düşmesi halinde alacaklının aynen ifa talep etme hakkının yok olmasıdır. Bunun neticesinde ise hem edim hasarı hem de bedel sorunları ortaya çıkmaktadır.

Borçlunun borcunu ifa edememesinin sonuçları 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun’un 112. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre borçlu, borcunu hiç veya gereği gibi ifa edemezse, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan tüm zararını gidermekle yükümlüdür. TBK’nın bu hükmü genel hükümlere tabidir. Buna karşılık, borçlunun ifa imkânsızlığından sorumlu olmadığı durumlar ise TBK’nın 136. maddesinde düzenlenmiştir.

TBK m. 136’ya göre borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle borcun ifasının imkânsızlaşması halinde borç sona erecektir. Ancak, edimin yerine geçebilecek bir ikame değer var ise borcun sona ermesinden söz edilemez42.

Aynı maddenin ikinci fıkrasında karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun imkânsızlık sebebiyle borcundan kurtulurken karşı taraftan almış olduğu bir edim olması ihtimali düzenlenmiştir. Böyle bir durumda ediminin ifası imkânsızlaşan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade etmekle yükümlüdür43. Henüz kendisine ifa edilmiş olan bir edim bulunmuyor ise bu defa borçlu, bu edimi talep hakkını kaybeder.

41 Altay, a.g.e., s.86.

42 Hansu, a.g.e., s.122.

43 Hatemi, Gökyayla, a.g.e., s.339.

(23)

14 Kanun, her ne kadar ifa imkansızlığı durumunda borcun sona ereceğini düzenlemiş olsa da hangi hallerin imkânsızlık teşkil edeceğini belirlememiştir. Bu sebeple imkânsızlık halleri doktrince tespit edilmiş olup özelliklerine göre çeşitli sınıflara ayrılmıştır.

B) İmkânsızlık Türleri

1. Fiziksel (Maddi) ve Fiili (Pratik) İmkânsızlık

Borcun yerine getirilmesinin; tabiat kuralları, bilimsel veriler ve mantık kuralları çerçevesinde mümkün olmaması halinde fiziksel imkânsızlık söz konusu olur. Bu imkânsızlık türüne örnek olarak, yanmış bir eşyanın teslimi ya da ışınlanma makinesinin üretimi gibi edimler gösterilebilir.

Fiili imkânsızlık durumunda ise, edimin ifası tabiat kuralları ile fizik kurallarına göre mümkün olsa da pratikte yerine getirilmesinde olağanüstü çabayı gerektiren bir engel söz konusudur. Bu imkânsızlık haline örnek ise denizde kaybolan yüzüğün bulunup teslim edilmesidir. Burada önemli olan gerek fizik gerek tabiat kurallarına göre mümkün olsa da edimin yerine getirilmesinin makul bir borçludan beklenemeyecek olmasıdır44.

2. Hukuki İmkânsızlık

Hukuki imkânsızlık halinde, fiili ve maddi imkânsızlığın tersine edimin yerine getirilmesi hukuki nedenlerden ötürü mümkün değildir. Buna göre, taahhüt edilmiş olmasına rağmen bir hukuki sonucun gerçekleşmemiş olması veya bu sonucun hukuk düzeni tarafından tanınmaması ya da zaten söz konusu sonucun hâlihazırda mevcut olması durumu hukuki imkânsızlık teşkil etmektedir45. Hukuki imkânsızlığa örnek olarak birine maliki olunmayan bir malın satılması, satılan mala devletin el koyması

44 Altay, a.g.e., s.89.

45 a.g.e.

(24)

15 gösterilebilir. İthalatı yasaklanmış ürünün gümrükte gerekli kontrollerin yapılmaması sebebiyle ülkeye girmesi halinde de hukuki imkânsızlık söz konusudur46.

Bunun yanı sıra, öğretide bir edimin emredici bir hukuk kuralı ile yasaklanması da hukuki imkânsızlık olarak kabul edilmektedir47. Taraflar arasında imzalanan bir sözleşmenin butlan ile sakatlanmasına yol açan hukuka aykırılık durumu da emredici hukuk normuna aykırılık teşkil etmektedir48. Bu nedenle somut olay değerlendirilirken hangi hallerin hukuka aykırılık hangi hallerin hukuki imkânsızlık teşkil ettiğinin saptanması ve ona göre bir ayrım yapılması zorlaşmaktadır. Öyle ki, bir edimin bir hukuk normu ile yasaklanması halinde o edimin yüklenilmesi de hukuka aykırı olur. Bir edimin sözleşmenin kurulduğu esnada imkânsız ya da hukuka aykırı olması aynı neticeyi doğuracak ve sözleşme butlan ile sakatlanacaktır49.

3. Objektif ve Subjektif İmkânsızlık

Bir imkânsızlık halinin objektif mi sübjektif mi olduğu belirlenirken edimin ifasının herkes bakımından mı yoksa yalnızca borçlu bakımından mı imkânsız olduğuna bakılır50. Borcun yalnız borçlu tarafından yerine getirilmesi mümkün değilse subjektif imkânsızlık, borçlu dâhil herhangi bir kimse tarafından yerine getirilmesi mümkün değilse objektif imkânsızlık söz konusudur51. Bir eşyanın yanarak yok olması veya sözleşmeye konu malın depremde yıkılması52 durumunda edimin ifası objektif olarak imkânsızken fabrikada grev sonucunda mal üretiminin durması dolayısıyla teslimi

46 Müjde Kurt, Borçlunun Sorumlu Olmadığı Sonraki İmkansızlık, Ankara: Yetkin Yayınları, 2016, s.93-94.

47 Altay, a.g.e., s.90.

48 Mustafa Dural, Borçlunun Sorumlu Olmadığı Sonraki İmkansızlık (BK 117), İstanbul: Fakülteler Matbaası, 1976, s.11.

49 Altay, a.g.e., s.90.

50 a.g.e., s.92.; Yargıtay 8. HD., 2014/6935 E., 2014/18281 K., 14.10.2014 T.: “Önemli olan, edimi sadece borçlunun mu, yoksa herkesin mi yerine getirip getiremeyeceğidir. Buna göre, eğer edim, borçlu da dahil üçüncü kişiler tarafından da yerine getirilemiyorsa, imkansızlık objektiftir.” (Kazancı

Otomasyon)

51 Hatemi,Gökyayla, a.g.e., s.270.

52 Yargıtay 19. HD. 2002/10423 E., 2003/7437 K., 4.7.2003 T.: “Davacı vekili, 17.8.1999 tarihinde

meydana gelen depremde bina yıkıldığından ve yeni bina yapımı içinde ruhsat verilmediğinden üstlenilen edimlerin ifasının imkansız hale geldiğini, bu nedenle BK’nun 177. Maddesi gereği kira borcu ödemekten kurtulduklarının ve kira sözleşmesinin temelini oluşturan binanın deprem nedeniyle yıkılması kira konusunu ortadan kaldıracağından sözleşmenin sona erdiğinin kabulü gerekir.” (Kazancı Otomasyon)

(25)

16 taahhüt edilen malın borçlu tarafından üretilip teslim edilememesi sübjektif olarak imkânsızdır53.

4. Zamansal İmkânsızlık

Bir edimin ifasının imkânsız olabilmesi ve borcun bu nedenle sona erebilmesi için imkânsızlığın süreklilik arz etmesi gerekmektedir. İfayı engelleyen olgu veya durumun sonradan giderilebilir nitelikte olması halinde burada imkânsızlıktan bahsedilemez54. Örneğin, ülkede uygulanan ve ileride sona erecek olan olağanüstü hal imkânsızlık olarak kabul edilemez.

5. Tam ve Kısmi İmkânsızlık

İmkânsızlık durumu edimin tamamının yerine getirilmesine engel olduğu takdirde tam imkânsızlık, edimin yalnızca bir kısmının ifasına engel oluyor ise kısmi imkânsızlığın varlığından söz edilir55. Edimin kısmen imkânsız hale gelmesi durumunda borçlu imkânsızlaşan bölüm bakımından borcundan kurtulur, diğer bölüm bakımından ise borcu devam eder. Borçlu, imkânsızlaşan oranda borcundan kurtulduğu ölçüde kazanacağı karşı edimden de mahrum kalır. Öğretide, edimin geri kalan kısmının ifasının alacaklı bakımından artık bir anlam ifade etmemesi halinde kısmi imkânsızlığın da tam imkânsızlık ile aynı değerde olacağı kabul edilmektedir56.

Kısmi imkânsızlık ancak bölünebilir borçlar bakımından söz konusu olabilir57. Burada borcun parça borcu mu çeşit borcu mu olduğu önem arz etmektedir. Nitekim, konusu belirli bir ressama ait bir tablo olan borçlarda edimin bölünebilirliği söz konusu olmadığından kısmi imkansızlıktan bahsetmek mümkün değildir58. Bunun yanı sıra çeşidiyle belli olan veya birden çok aynı nitelikte parçayı kapsayan edimlerde

53Altay, a.g.e., s.93.

54 a.g.e., s.94.

55 Kurt, a.g.e., s.132.

56 Altay, a.g.e., s.95.

57 a.g.e., s.96.; Kurt, a.g.e., s.132.

58 Altay, a.g.e., s.96.

(26)

17 bölünebilme mümkün olduğundan kısmi imkânsızlık söz konusu olabilir59. 10 ton buğdayın 5 tonunun taşıma sırasında ıslanarak zarar görmesi halinde yalnızca sağlam kısmının teslim edilebilmesi kısmi imkânsızlığa örnektir.

C) Hasar ve İmkânsızlık Arasındaki İlişki

Hasar ve imkânsızlık birbirleriyle ilişkili kavramlardır. Bu ilişki kendini daha çok kusursuz imkânsızlık durumunda göstermektedir. Bunun sebebi ise kusursuz imkânsızlıkta borçlunun borcunun ortadan kalkarken, kusurlu imkânsızlıkta borcun dar anlamda ortadan kalkarak yerini tazminat yükümlülüğünün almasıdır60. Her iki kavramda da taraflar arasında sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan bir takım olaylar sonucunda ifanın yerine getirilmesinin artık mümkün olmaması söz konusudur.

Ancak, bu iki kavram ifa edilebilirliğe ilişkin aynı soruna iki farklı açıdan yaklaşmaktadır. Hasar, satım sözleşmesine konu bir malın bozulması veya yok olması gibi durumlarla zarara uğramasını ifade ederken imkânsızlık taraflarca öngörülmesi mümkün olmayan olağanüstü olaylar sonucu sözleşme konusu borcun ifa edilebilirliğinin sona ermesini ifade etmektedir. Bunun yanı sıra bir malda hasardan söz edebilmek için imkânsızlıktan farklı olarak satıcının kusurunun bulunmaması aranır.

59Altay, a.g.e., s.96.

60 Yeşim Atamer, Satış Sözleşmesinde Hasarın İntikali Anı, Prof. Dr. Kemal Oğuzman Anısına Armağan, İstanbul, 2000, s.138.

(27)

18 İKİNCİ BÖLÜM

TÜRK HUKUKU’NA GÖRE HASARIN GEÇİŞİ

I. Genel Olarak

Hasarın geçişi, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda 136, 208 ve 245.

maddelerde düzenlenmiştir.

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun İfa İmkânsızlığı başlıklı 136. maddesinde borcun ifasının borçludan kaynaklanmayan nedenlerle imkânsız hale gelmesi halinde borcun sona ereceği kuralı yer almaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde hasara borçlunun katlanacağı kuralı benimsenmiştir.

Buna göre borçlu borcundan kurtulacak, fakat karşı taraftan aldığı edimleri sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olacaktır. Diğer bir deyişle söz konusu madde uyarınca edim hasarına alacaklı, karşı edim hasarına ise artık borcunu ifa etmesi imkânsız olan, dolayısıyla alacaklıdan karşı edimi talep edemeyecek olan borçlu katlanacaktır. TBK m. 136/II-2’de ise kanun ya da sözleşmeden kaynaklanan sebepler neticesinde borcun ifa edilmesinden önce malda meydana gelen hasarın alacaklıya yüklendiği durumlar bu hükmün dışında bırakılmıştır.

Öte yandan TBK m. 136 emredici nitelikte olmadığından, taraflar arasında yapılacak bir sözleşme ile aksinin kararlaştırılarak hasarın alacaklıya yüklenmesi her zaman mümkündür.

TBK’nın 136. maddesi eski kanunun 117/I maddesi ile paralellik göstermektedir.

Nitekim 818 Sayılı Borçlar Kanunu m. 117/I’de “Borçluya isnat olunamayan haller

(28)

19 münasebetiyle borcun ifası mümkün olmazsa, borç sakıt olur.” hükmü ile borçluya yüklenemeyecek sebeplerle borcun imkânsız hale gelmesi durumunda borcun hükümsüz kalacağı kuralı benimsenmişti.

Söz konusu hükmün devamında ise ise tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler bakımından hasarın geçişi kuralı düzenlenmiş olup bu hükme göre, ifanın imkânsız hale gelmesi sonucuna borçlunun katlanacağı kuralı benimsenmişti (BK m. 117/II). Ancak, eski kanunun nefi ve hasar başlıklı 183.maddesinde bu kurala bir istisna getirilmiş ve hükme göre parça borçlarında edim hasarı alacaklı üzerinde bırakılmıştı61. BK m. 183/I gereğince parça borçlarında borçlunun kusuru olmayan sebeplerle edimin ifasının imkânsız hale gelmesi durumunda söz konusu edimin yerine ikame edim konulamayacağından borçlu borcundan kurtulmakta ve parça borçları bakımından yalnızca bedele ilişkin hasar söz konusu olmaktaydı. Edim hasarı riskine ise alacaklı katlanmakta, böylece alıcının malı teslim alamamasına rağmen bedelini ödeme yükümlülüğü devam etmekeydi. Belirtmek gerekir ki BK’nın bu hükmünde durumun gereğinden veya özel şartlardan kaynaklanan istisnalar hariç tutulmuştu. BK m. 183 ile BK m. 117’de benimsenen kurala karşılık malı teslim etmekle yükümlü olan borçlu daimi olarak imkânsızlığın sonucuna katlanmaktan kurtulmuştur.

Eski kanunda kabul edilen bu sistemde satım sözleşmesinin kurulması mülkiyetin geçişi için tek başına yeterli olmadığından alıcıyı henüz maliki olmadığı bir malın hasarına katlanmak zorunda bırakmış ve bu durum uygulamada hakkaniyete aykırılıklara yol açmıştı62. Bu nedenle 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda eski kanundan farklı bir sistem belirlenmiş ve hasarın geçişinde mülkiyetin devir anı esas alınmıştır.

61Akıntürk, a.g.e., s.28-29.

62 Zevkliler, Gökyayla, a.g.e., s.57.

(29)

20 II. Hasarın Geçişine İlişkin Kurallar

A) Esas Kural (TBK m. 208/I)

1. Hasarın Geçiş Anı

Satım sözleşmesinde hasarın geçişi sorunu 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun

“Yarar ve Hasar” kenar başlıklı 208. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında “Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık haller dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında ziletliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir.” denilerek hasarın geçişi taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tapuda tescil anına bağlanmıştır. Maddede belirtilen yarar, taraflar arasında sözleşmenin kurulması ile taşınırlarda zilyetliğin devri, taşınmazlarsa ise tescil anına kadar geçen sürede malda meydana gelen artıştır. Hasar ise bu zaman zarfında beklenmeyen ve tarafların sorumlu tutulamayacağı bir hal sonucunda malda meydana gelen zararı ifade etmektedir.

Mülkiyetin henüz devredilmemiş olması halinde satıcının, borcunu ifa ettiğinden bahsedilemeyeceğinden bu aşamada meydana gelen zarara katlanması TBK m. 136/II’de belirtilen ilke ile de uyumludur63.

Yeni düzenlemede eskisisinden farklı olarak hasarın sözleşmenin kurulduğu an değil taşınırlarda zilyetliğin devri, taşınmazlarda ise tescil anına bağlanarak yine eski kanundan farklı olarak taşınır ve taşınmazlar bakımından da bir ayrıma gidilmiştir. TBK ile getirilen bu değişiklikte CISG m. 67 örnek alınmıştır64.

Satım sözleşmelerinde, satılanın alıcıya sözleşmenin kurulduğu andan daha ileri bir tarihte teslim edilmesi söz konusu olabilir. Bu durumlarda sözleşmenin kurulduğu an ile malın teslim edildiği ana kadar arada geçen sürede beklenmedik olaylar sonucu

63 Yavuz, a.g.e., s.36.

64 Madde gerekçeleri için bkz. Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, (çevrimiçi), http://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem23/yil01/ss321.pdf,9.9.2018

(30)

21 satılanda meydana gelen eksikliğin sonuçlarının veya yine aynı şekilde bu zaman dilimi içerisinde satılandan bir yarar sağlanmış ise bu yararın alıcıya mı yoksa satıcıya mı ait olacağı sorunu gündeme gelmektedir. Bu sorun öğretide “hasarın intikali” olarak ifade edilmektedir. Örneğin, satışı yapılmış olmasına rağmen henüz alıcısına teslim edilmemiş olan bir otomobilin çalınması veya bir sebeple zayi olması halinde bu durumdan doğan zararın satıcıya mı yoksa alıcıya mı ait olacağı ve malın zayi olması veya zarara uğraması gibi tehlikelere taraflardan hangisinin katlanacağı sorunu ortaya çıkar65. 6098 Sayılı Kanun ile sözleşmenin kurulmasıyla ifası arasında geçen sürede sözleşme konusu edimin tarafların kusuru bulunmaksızın imkânsız hale gelmesi durumunda edim hasarına alıcının, karşı edim hasarına ise borçlunun katlanacağı kuralı benimsenmiştir.

2. Zilyetlik ve Zilyetliğin Devri

TBK m. 208/1’e göre taşınır satışlarında hasar zilyetliğin devri ile alıcıya intikal etmektedir. Madde metninde özellikle malın teslimi değil zilyetliğin devri olarak belirtilmiştir. Bunun sebebi, taşınırlarda malın teslim edilmeksizin kazanıldığı hükmen teslim ya da kısa elden teslim ile de mülkiyetinin devredilebilir olmasıdır66.

Zilyetliğin teslimsiz devir şeklinde alıcıya geçtiği diğer bir deyişle malın mülkiyetinin devrinin ertelendiği durumlarda alıcının satılandan ekonomik çıkar elde edip etmediğine bakılmaktadır67. Çıkar elde ediyor olması halinde zilyetliğin hukuken ve ekonomik olarak alıcıya geçtiği kabul edilir ve alıcı hasarı üstlenir68. Ancak alıcı maldan ekonomik bir çıkar elde etmiyorsa zilyetlik her ne kadar alıcıya geçmiş olsa da satıcı dolaysız zilyetliği alıcıya sağlayana dek hasarın geçişi kabul edilmez69.

65Yavuz, a.g.e., s.35; Yenice, a.g.e., s.49.

66 Yenice, a.g.e, s.108.

67 Bilgehan Çetiner, “Yeni Türk Borçlar Kanunu’nda Yarar ve Hasarın İntikali ile Satıcının Ayıptan Sorumluluğuna İlişkin Hükümlerin Değerlendirilmesi” Yeni Türk Borçlar Kanunu ve CISG’e Göre Satış Sözleşmeleri, Ed: Şükran Şıpka, Ahmet Cemil Yıldırım, (17-41), İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık, 2012, s.21; Nomer, Engin, a.g.e., s.64.

68 Çetiner, a.g.e., s.21-22.

69 Yenice, a.g.e., s.112.

(31)

22 Zilyetliğin devrine rağmen satılanın mülkiyetinin alıcıya geçmediği ya da mülkiyetin devredilmiş olup dolaysız zilyetliğin devredilmediği hallerde hasar sorunu devam etmektedir70.

Hasarın intikalinde zilyetliğin devri taşınırlar bakımından öngörülmüş olup taşınmazlar bakımından ise tescil aranmaktadır. Diğer bir deyişle hasarın geçişinde satılanın mülkiyetinin alıcıya geçmesi esas alınmaktadır.

Taşınmaz satımlarında TBK’nın 208 maddesine göre kural olarak yarar ve hasarın tescil anında geçeceği düzenlenmiştir. Buna karşılık TBK madde 245’te “Satılanın tescilden sonraki bir zamanda alıcı tarafından teslim alınması için sözleşmeyle bir süre belirlenmişse, onun yarar ve hasarı, alıcıya teslimle geçer. Bu hüküm alıcının satılanı teslim almada temerrüde düşmesi durumunda da uygulanır. Bu sözleşmenin geçerliliği yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.” denilerek taraflar arasında sözleşmeyle teslimin tescilden sonraki bir zamanda yapılacağının kararlaştırılması halinde yarar ve hasarın teslim anında alıcıya geçeceği düzenlenmiştir. İşbu madde TBK’nın 208. maddesinde düzenlenen genel kuralın istisnası niteliğindedir. Kanun koyucunun, taşınmazlarda yarar ve hasarın teslim anında geçmesi için koyduğu tek şart taraflar arasında bu hususta yapılacak sözleşmenin yazılı şekilde yapılmış olmasıdır.

B) Alıcının Temerrüdü Halinde Hasarın Geçişi (TBK m. 208/II)

Alıcının temerrüdünün tanımı TBK m. 106/I’de yapılmıştır. Buna göre alıcı, haklı bir sebep göstermeksizin borçlunun önermiş olduğu ifayı kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gerekli hazırlık eylemlerini yapmaktan kaçındığı takdirde temerrüde düşmüş kabul edilir.

TBK m. 208/II ise alıcıdan kaynaklanan nedenlerle sözleşmenin ifa edilememesinin hasarın intikaline ne yönde bir etkide bulunduğunu düzenlemektedir.

TBK m. 208/II “Taşınır satışlarında, alıcının satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düşmesi durumunda ziletliğin devri gerçekelmişçesine satılanın yarar ve hasarı alıcıya geçer.

70 Nomer, Engin, a.g.e., s.65.

(32)

23 hükmünü düzenlemektedir. Buna göre, alıcı satın almış oduğu malın zilyetliğini teslim almada temerrüde düşerse temerrüde düşme anından itibaren malda meydana gelen hasara da katlanmakla yükümlüdür. Ancak, alıcı temerrüde düşmemiş olsaydı dahi borçlunun borcunu ifa edemeyeceğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.

HATEMİ’ye göre burada bir yorum sorunu meydana gelmektedir. TBK m.

208/II’deki varsayımın kabul edilebilmesi için satıcının tevdi yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekmekte midir? Bu sorunun yanıtı her ne kadar olumsuz olsa da en azından alıcının temerrüde düşmede kusuru bulunmuyor ise, hasarın alıcıya geçişi için satıcının tevdi yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekmektedir. Buna karşılık alıcının temerrüde düşmede kusuru bulunuyor ise hasarın geçişi için satıcının tevdi yükümlülüğünün bulunmadığı kabul edilebilir71.

Satıcı ise kendi edimlerini ifa etmeksizin temerrüde düşerse temerrüdün sonuçlarıyla birlikte temerrüt süresince meydana gelen hasarlara da katlanmakla yükümlüdür72. Satıcının temerrüde düşmesi sonucunda hasar alıcıya intikal etmez ve meydana gelen hasar satıcıya ait olur. Ancak satıcı temerrüde düşmekte kusuru bulunmadığını ya da borcunu ifa etmiş olsaydı dahi beklenmedik halin malda hasara yol açacağını ispatladığı takdirde hasara katlamaktan kurtulur73.

Çeşit borçlarında alıcının temerrüdü ile beraber bedel hasarının alıcıya geçmesi için, ilk olarak borca konu malın somutlaştırılmak suretiyle parça borcu haline gelmesi gerekmektedir74.

C) Koşula Bağlı Satımlarda Hasarın Geçişi

Satım sözleşmelerinde ifa geciktirici veya bozucu şarta bağlanabilmektedir.

Ancak hasarın geçişi sorunu bakımından ele alınması gereken geciktirici koşuldur.

Örneğin bir baba, oğlu ancak üniversiteden mezun olduğu takdirde geçerli olacak şekilde

71 Hüseyin Hatemi, Borçlar Hukuku Özel Bölüm Ders Notları, 2013 s. 15.

72 a.g.e., s.68.

73 Özdemir, a.g.e., s.373.

74 Nomer, Engin, a.g.e., s.68.

(33)

24 araba satın alırsa burada bir geciktirici şartın varlığından bahsedilir. Bu tür satışlarda, malın alıcıya teslim edilmesi bir şarta bağlı kılındığından, malın zilyetliğinin devri şartın gerçekleşme anına ertelenebilir.

TBK m. 170 kapsamında bu tür satışlar, ancak koşulun gerçekleştiği anda hüküm ve sonuç doğurmaktadır. Eski BK m. 183/III’te buna paralel olarak“Taliki şart ile yapılan akitlerde temlik edilen şeyin nefi ve hasarı ancak şartın tahakkuku anından itibaren iktisap edene geçer.” hükmü düzenlenmiş idi. Buna göre, geciktirici şarta bağlı satım sözleşmelerinde yarar ve hasar, ancak söz konusu şartın gerçekleştiği anda alıcıya geçmekteydi. Ancak TBK’da böyle bir hükme yer verilmemiştir. Bu sebeple satılanın koşul gerçekleşmeden önce alıcıya teslim edilmesi halinde hasarın da teslim anında alıcıya geçeceği kabul edilir75.

Bozucu koşula bağlı satım sözleşmelerinde ise, sözleşme geçerli bir biçimde kurulmasından itibaren koşulun gerçekleşeceği ana dek hüküm ve sonuçlarını doğurur (TBK m. 173). Bu durumda sözleşme baştan geçerli olarak kurulduğundan hasarın geçişi bakımından genel kural niteliğinde olan TBK m. 208 uygulanır76. Bu sebeple satılanın zilyetliğinin alıcıya devredilmesinden itibaren bozucu şartın gerçekleşmesine kadar geçen sürede meydana gelen hasar ve yarar alıcıya ait olacaktır. Ancak taraflar aralarında aksini kararlaştırır veya işin niteliği gereği (m. 173/III) bozucu koşulun istisnai olarak geçmişe etki etmesi halinde sözleşmenin en başına dönülerek edinilen yararlar iade edilir ve hasar satıcıya ait olur.

75 Yeşim Atamer, Taşınır Satımı Sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu Sempozyumu, Makaleler- Tebliğler (Derleyen Murat İnceoğlu), 1.b, İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık 2012, s.194.

76 Aydoğdu, Kahveci,a.g.e., s.78.

(34)

25 D) Gönderme Satımında Hasarın Geçişi (TBK m. 208/III)

1. Genel Olarak

Satıcı kural olarak malın zilyetliğini ifa yerinde alıcı veya temsilcisine devrederek borcundan kurtulur. Ancak satıcının malı alıcının talebi veya onayı üzerine ifa yerinden başka yere göndererek de ifa yükümlülüğünü yerine getirebilmesi mümkündür.

Gönderme satımlarında, borcun ifa yeri borçlunun yerleşim yeri veya iş yeri adresi olup satıcının, masrafı alıcıya ait olmak üzere malı gönderme yükümlülüğünü üstlenmiş olması söz konusudur. Bu tür satımlarda satıcının üstlenmiş olduğu yükümlülük sözleşmede yan edim niteliğindedir77.

Gönderme satımı içerisinde taşıma işini barındırdığından sözleşmenin kurulmasıyla malın teslimi arasında belirli bir süre bulunmaktadır. Burada önem arz eden husus söz konusu süre zarfında malda meydana gelecek hasarın taraflardan hangisine ait olacağıdır, bunun belirlenmesi ise gönderilecek borçlarda hasarın geçişi sorununu gündeme getirmektedir.

Eski kanunun 183/I maddesinde alıcı, satım sözleşmesi kurulduktan sonra malın henüz kendisine teslim edilip edilmediğine bakılmaksızın malda meydana gelen hasara katlanmakla yükümlü kılınmıştı (periculum emptoris est=hasar alıcıya aittir)78. Gönderme satımları bakımından benzer bir anlayış kabul edilmiş ve maddenin ikinci fıkrasında “Bununla beraber yalnız nevan tayin edilmiş olan satılanın ayırt edilmiş olması da lazımdır ve başka yere gönderilecek ise satıcının bu maksatla satılan üzerinden yedini refetmiş bulunması şarttır” hükmü ile konusu çeşit borcu olan gönderme satımlarında malın alıcısına teslim edilip edilmediğine bakılmaksızın, satıcının mal üzerindeki fiili hâkimiyetinin sona erdirerek malı taşıyıcıya teslim etmesiyle hasarın geçeceği kuralı

77 Rona Serozan, Borçlar Hukuku Özel Bölüm, 4.b., İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık, 2019, s.165; Acar, a.g.e., s.55.

78 Serozan, a.g.e., s. 156.

(35)

26 kabul edilmişti. Bu halde alıcı, satılanın ayırt edilmiş olması ve satıcının bu mal üzerindeki hâkimiyetini sona erdirmiş olması şartıyla malın bedelini ödemekle yükümlü olmasına rağmen malı teslim alamama tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmıştı.

Madde metninde geçen “ayırt edilmiş olma” şartı alıcı ve satıcının aralarında anlaşarak ifa konusu benzerli malları ayırmasını ifade etmekteydi.

Madde metninden de anlaşılacağı üzere eski kanunda hasarın geçişine ilişkin düzenlemelerde parça ve çeşit borcu bakımından bir ayrım yapılarak konusu çeşit borcu olan gönderilecek borçlar bakımından bir düzenleme öngörülürken, konusu parça borcu olan gönderme satımları bakımından ise hasarın geçişine ilişkin açık bir düzenlemeye yer verilmemişti. Ayrıca söz konusu madde ile parça borçlarından farklı olarak çeşit borçları bakımından hem edim hasarının hem de karşı edim hasarının geçişi düzenlenmişti.

Öğretide bu hükmün parça satımlarında da uygulanabilir olup olmadığı hususu tartışma konusu olmuştur. Bir görüş, bu hükmün yalnızca çeşit borçları bakımından uygulanabileceğini, parça borçları bakımından ise Eski BK 183/I’deki genel hüküm olan hasarın geçerli malın alıcıya teslim edilmiş olup olmadığına bakılmaksızın sözleşmenin kurulduğu an geçeceğini savunmaktadır79. Diğer bir görüş ise gönderme satımlarında çeşit ve parça borcu bakımından herhangi bir ayrım yapılmaksızın hasarın, satım konusu malın alıcısına teslim edilmek üzere taşıyıcısına teslim anında geçeceğini kabul etmiştir80.

Parça ve çeşit borcu ayrımı borçlunun ifa etmekle yükümlü olduğu edimin konusunun taraflarca ne şekilde belirlendiğine göre yapılmaktadır81. Bir borcun parça borcu mu çeşit borcu mu olduğunu anlamak için tarafların sübjektif iradelerine bakmak gerekir.

Borcun konusu ferden değil de yalnızca cinsi (türü) belirtilmek suretiyle miktar olarak tayin edilmiş olduğu hallerde bu borç çeşit borcu olarak kabul edilir82. Çeşit

79 Mustafa Alper Gümüş, Borçlar Hukuku Özel Hükümler. C.1. İstanbul: Vedat Yayıncılık, 2008, s.67.

80 Hansu, a.g.e., s.34.

81 Atamer, Satış Sözleşmesi, s. 139; Ingeborg Schwenzer, Schweizerisches Obligationenrecht, Allgemeiner Teil 2. Aufl, Berlin, 2000, s.46.’den naklen Altay, a.g.e., s.43.

82 Oğuzman, Öz a.g.e., s.7; Yıldırım, a.g.e., s.41.

Referanslar

Benzer Belgeler

Temerrüt Rejiminin Sözleşmesel Olarak Değiştirilmesi.... Kısmî Temerrüt ve Diğer Sözleşmeye Aykırılık

 Ortak illiyet: Zarar tek başına o sonucu doğurmaya elverişli olmayan fiillerin bir araya gelmesiyle oluşur. Müteselsilen sorumluluk vardır.  Yarışan illiyet: Birden

• Asıl borçlunun mali durumunun, güvencelerin değer kaybetmesi veya borçlunun kusuru sonucunda kefil için mevcut tehlike, kefaletin yapıldığı tarihe göre önemli

• Tanımı: «Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını

• Ortakların ortak amaca ortak emek ve mallarını sarf etmek, ortak çaba ve faaliyet göstermek suretiyle erişme unsuru (affectio scietatis-ortaklık ruhu- ortaklık iradesi)..

• Gerçek vekâletsiz işgörmenin konusu; işgörenin, vekâleti olmaksızın işsahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak veya onun geçerli bir..

• Tanımı: «Franchise sözleşmesi, ödemeyi üstlendiği bir bedel karşılığında, franchise verenin franchise alana, kendi imaj, isim, marka ve işareti altında, mevcut

• Tanımı: «Satış için bırakanın, mülkiyeti kendisine ait olan bir malı, tespit ettiği bedele, üçüncü bir kişiye kendi ad ve hesabına satması amacıyla satış