• Sonuç bulunamadı

Bu araştırmada plank- tonların deniz dibine çok yavaş çöktüğü sonu- cuna varılmıştır. Hayat 3.8 milyar yıldan önce başlamış olmalıdır. Re- simde Grönland’daki en eski hayat kayalarından biri görülüyor.

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Bu araştırmada plank- tonların deniz dibine çok yavaş çöktüğü sonu- cuna varılmıştır. Hayat 3.8 milyar yıldan önce başlamış olmalıdır. Re- simde Grönland’daki en eski hayat kayalarından biri görülüyor."

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

8

Bilim ve Teknik

Dünya üzerinde hayatın ilk belir - tilerini, bugüne kadar sanıldığı gibi 3.5 milyar yıl önce değil, 4 milyar yıl önce ve hatta daha önce başladığı ka- nıtlandı! M.T. Rosing, Grönland’ın çok eski tortul kayalarında, bundan 3.7-3.8 milyar yıl önce fotosentez’in var olduğunu gösterdi. Bu buluştan önce, hayatın başlangıcına ait kanıt- lar Avustralya’da 3.5 milyar yaşındaki okyanus gibi tortul katmanlarında bulunmuştu. Burada bugünkü stro- matolitlere akraba canlılara ait izler vardı. M. Rosing, Grönland kayala- rında milyonlarca yılda grafik halini almış karbonu inceledi. Bu grafitte C-12 ‘nin çokluğu C-13’ün azlığı (bu- günkü planktonlar kadar) onun orga-

nik olduğunu kanıtlıyor - du. Bu grafit tortul kat- manlarda çok küçük par- çacıklar halindedir. Ro- sing’e göre bu parçacık- lar 3.7-3.8 milyar yıl ön- ce 100 m’den az bir de- rinlikte depolanmıştı.

Bu araştırmada plank- tonların deniz dibine çok yavaş çöktüğü sonu- cuna varılmıştır. Hayat 3.8 milyar yıldan önce başlamış olmalıdır. Re- simde Grönland’daki en eski hayat kayalarından biri görülüyor.

La Recherche, Mart 1999

Hayat Ne Zaman Başladı?

Yaklaşık iki buçuk milyon yıl önce, bugün doğu Etiyopya olarak bildiği- miz yerde bir insansı (hominid), bir an- tilop leşini parçalamaya başladı. Anti- lop’un arka bacak kemiğini leşten ayır- dı, daha sonra etini sıyırmak ve iliğe ulaşmak için taş aletler kullandı...

Buraya kadar öykümüz insanoğlu- nun evrimi sırasında geçirdiği sayısız günlerden biri sadece. Ona haber nite- liği verense, iki buçuk milyon yıl önce- si.

İnsanın evrimini inceleyen pa- l e o n t o l o g l a r, insanoğlunun evrim çizgisi üzerindeki canlıları alet kullanma ve kullana- mama yeteneklerine göre ikiye ayırırlar.

Birincisi grup- ta bugün yaşa- yan tek tem- silcisi bulu- nan H o m o , d i ğ e r i n d e y s e maymunsu özel- likleri daha belir- gin olan Austrola - pithecus cinsi bu- lunur. Bu iki cins içindeki türlerin

evrimlerine ilişkin birçok bulgu elde edilmişse de, bilim adamları bu grupla- rın arasındaki evrimsel ilişkiyi net ola- rak belirleyememişlerdir. Science der- gisinin 23 Nisan tarihli 284. sayısında Etiyopyalı paleoantropolog Berh a n e

Asfaw ve Kaliforniya Üniversite- si’nden meslektaşlarının tanımladıkla- rı yeni bir tür (Australopithecus garhi) bu soruna bir yanıt veriyor olabilir.

Homo cinsinin ortaya çıktığı yakla- şık iki milyon öncede bulunan Austra - lopithecus türlerinden, A. robustus ve A. boisei, insana giden dalda olmaya- cak kadar kaba ve maymunsu özellik- ler taşıdığından hemen hemen hiçbir bilim adamınca Homo cinsinin atası olarak kabul edilmiyord u . A. africanus, bu iki türe göre daha iyi bir alternatif olsa

da, H o m o c i n s i n i n b u l u n t u l a r ı Doğu Afri-

ka’dayken, A. africanus b u l u n t u l a r ı Güney Afrika’dan ele geçmekteydi.

Mesafe sorunu şu ana kadar bilim

adamlarının üstesinden gelemedikleri bir konuydu.

K a l i f o rniya Üniversitesi’nden Clark Howell, pek net bilinmeyen bir döneme ait çok sayıda bilgi ele geçir- diklerini, bunlardan çok fazla şey öğre- nebileceğini söylüyor. Ancak A. garhi buluntusunun ilkel yüz şekli ve sıradı- şı büyüklükteki dişlerinin yapısına karşın, taş alet kullanımına ilişkin bu- luntular, bu disiplindeki bilim adamı- nın beklemedikleri özelliklerdi.

Pensilvanya Eyalet Üniversite- si’nden Alan Walker buluntu için

“Çok heyecan verici. Şu ana kadar bu döneme ait buluntular sadece dişler- den ve kemik parçalarından oluşuyor- du. Bu buluntu çok şaşırtıcı” diyor.

Birçok şaşırtıcı özelliği bir arada bün- yesinde bulundurmasından ötürü, As- waf bulutuya yerel Afar dilinde şaşırtı- cı anlamına gelen garhi adını vermiş.

Ancak herkesin aynı fikirde olduğu- nu söylemek mümkün değil, Washing- ton Üniversetisi’den Bern a rd Wo o d ,

“Bunlar etkileyici buluntular ancak, şu aşamada insan evriminin hangi noktası- na konulacakları belli değil” diyor.

Aswaf’ın meslektaşı Tim White’sa karamsar değil. “A. garhi son değil, bir başlangıç. Ancak daha fazla sayıda in- celeme ve buluntu bu insansıların kendi türümüzle olan ilişkisini göste- recektir.”

Murat Maga

Science, 23 Nisan 1999

İnsanlığın Evriminde Yeni Bir Halka

Neandertaller

H. erectus/ergaster A. boisei

A. robustus

A. garhi A. aethiopithecus

A. africanus

A. afarensis(“Lucy”) Australopithecus anamensis

Ardipithecus ramidus

Homo rudolfensis/H. habilis

Modern insanlar

Referanslar

Benzer Belgeler

Kocası, daha karısının ce­ nazesi kalkmadan, onun yerini al­ mağa hazırlanan bir arkadaşile, bo­ zulan işlerini düzeltmek için yeni bir Ankara seyahatine

«Hayatımızda bütün faaliyetimiz, memleket işle­ rinde keyfî, müstebitçe hareket edenlere karşı mü­ cadele ile geçmiştir» diyen Atatürk, en kutsal

Resmî ziyaretin son günü ak­ şamı, büyükelçiliğimizde Japon tarafma bir resepsiyon verilmek­ tedir. Başlayalı yanm saat ol­ muştur, Bayan Anderiman

Hayat hikâyesini 1970'de yayımladığı "Yakın Tarihte Gördüklerim, Geçir­ diklerim" isimli dört ciltlik

Vaktile, benim de kalem yar­ dımımla milliyetçi “Turan,, gazete­ sini çıkarmış olan Zekeriya Beyin Türk ordusunu, Türk milliyetper­ verlerini ve Türk

Üzerinde her şeyden ziyade durmak istediğim nokta, Nasuhi Baydar’ın bu tercümesinde her satır ve parçanın aynen ve tamamen lisanımıza nakledilmemiş

Ney ve nısfiyeyi, mest olduğu demlerde; gelişi güzel, fakat bir bahçeden rastgele toplanan çiçekler gi­ bi, hoş çalar ve ayık olduğu zamanlarda ise; değil

Nâzım 10 Eylül 1959'da Rusça kaleme aldığı vasiyetnamesinde, en değerli mirası olan eserlerinin telif hakkının üçte ikisini karım Münevver ve oğlum Mehmet'e diyerek