• Sonuç bulunamadı

& M E D YA D R. Ö Ğ R. Ü Y E S İ Y. D E R YA B İ R İ NCİ O Ğ LU

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "& M E D YA D R. Ö Ğ R. Ü Y E S İ Y. D E R YA B İ R İ NCİ O Ğ LU"

Copied!
101
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

TOPLUMSAL CİNSİYET

&

MEDYA

D R . Ö Ğ R . Ü Y E S İ Y. D E R YA B İ R İ N C İ O Ğ L U

(2)

C İ N S E L F A R K L I L I K

Patriyarkal

Ataerki

Ensest

Gözetlemecilik Skopofili

Fallusmerkezcilik Fallosantrisizm

Babasal

Hegemonik Erkeklik Eril Söylem

Cinsiyet Kimliği

Cinsel kimlik

Androjen

(3)

CİNSİYET VE TOPLUMSAL CİNSİYET

• Fausto-Sterling bireylerin biyolojik yapıları nedeniyle sadece kadın ya da erkekten oluşan ikili cinsiyet sistemine uymayabileceğini belirtir.

Ona göre;

• Hermaphrodites

Biyolojik olarak hem kadın hem de erkek olanlar

• Male Pseudohermaphrodites

Baskın olarak erkek olan ama kadın özellikleri de taşıyanlar.

• Female Pseudohermaphrodites

Baskın olarak kadın olan ama erkek özellikleri de taşıyanlar.

(4)

CİNSİYET VE TOPLUMSAL CİNSİYET

• Kadın doğulmaz, kadın olunur.

Simone de Beauvoir

• Toplumsal form olarak kadınlığı ve erkekliği üreten kültürel süreçler ve bağlamlar nelerdir?

• Kadın olma sürecinde kadının kendisinin seçimleri ve kararlarının bir ağırlığı var mıdır?

• Kadınlık ve erkekliğin biyolojik bir temeli vardır ancak bu temelden

ibaret değildir. Onun üzerine kurulan ve toplumsal bağlama göre

değişen bir örüntü vardır.

(5)

CİNSİYET VE TOPLUMSAL CİNSİYET

• Cinsiyet doğuştan sahip olunan bir niteliktir.

• Cinsiyet temelde canlılarda üreme organları arasındaki farklılığı ortaya koymayı amaçlayan bir kavramdır.

• Cinsiyet kadın ya da erkek olmanın biyolojik yönünü ifade eder.

• Cinsiyet yasa ve yasakla özdeşleştirilen ve bir kurgu olarak anatomik öğeleri, biyolojik işlevleri, davranış, duyum ve hazları bir araya getiren bir kavramdır.

• Toplumsal cinsiyet ise toplum tarafından belirlenen ve kültür yoluyla kazanılan bir takım roller, anlamlar ve beklentilerdir.

• Toplumsal cinsiyet bireyi kadınsı ya da erkeksi olarak karakterize

eden psikososyal özelliklerdir.

(6)

CİNSİYET VE TOPLUMSAL CİNSİYET

• Toplumdaki baskın ideolojik yapılar tarafından şekillenen toplumsal cinsiyet rolleri, bireylerin cinsiyetlerine göre uyması gereken toplumsal rolleri ve görevleri belirler.

• Dünyada toplumsal cinsiyet rollerini belirleyen en yaygın ideoloji ataerkilliktir.

• Cinsiyet ve toplumsal cinsiyeti birbirinden tamamen ayırmak mümkün değildir.

• Toplumsal cinsiyetin kültürel yapılandırmaları bir anlamda biyolojik cinsiyeti de içerir.

• Michel Foucault’nun da ifade ettiği gibi cinsellik yasakları ve kurallarıyla cinsiyeti yapay bir kategori olarak yeniden üretir. Bu üretim sürecinde iktidar tarafından beslenir.

• Cinsiyet yeniden üretilirken eril hegemonik heteroseksüel iktidar düzeninin üreme stratejileri, kadın ve erkeklere yükledikleri sembolik değerler ve davranış normları politik bir alan olarak toplumun karşısına çıkar.

(7)

CİNSİYET VE TOPLUMSAL CİNSİYET

1975’te Mexico City’deki I. Uluslararası BM Kadın Konferansı’nda toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri ile ilgili tanımların idari ve düşünsel altyapıları oluşturuldu.

Toplumsal cinsiyet kavramı ilk olarak 1976’da Sussex Üniversitesi’nde kadın çalışmaları atölyesinde katılımcılar tarafından dile getirilir.

Kavram, kadınlar ve erkeklerin biyolojik varlık olmalarına rağmen kadın doğasının toplumsal olarak kurgulandığının altını çizmek için kullanılır.

Bu kurgu iki cinsiyet arasında kadınların aleyhine eşitsizlikler yaratır.

Toplumsal cinsiyet çok boyutlu ve değişken bir yapıya sahiptir.

(8)

CİNSİYET VE TOPLUMSAL CİNSİYET

• Herhangi bir cinsin üyesi olmak, o cinse özgü, sosyal, siyasal, ekonomik, psikolojik ve kültürel boyutu olan toplumsal rolleri tüm eşitsiz ilişkileri ile birlikte üstlenmektir.

• Toplumsal yaşamda baskı gören, ayrımcılığa maruz kalan bireylerin karşılaştığı tüm eşitsiz koşullar cinsiyetlerine atfen yüklendikleri toplumsal rollerden kaynaklanmaktadır.

• Türkiye’de1990’da Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü (KSGM) kuruldu.

• Ankara Üniversitesi Kadın çalışmaları merkezi kuruldu. 1993’te ODTÜ Kadın Çalışmaları yüksek lisans programı başlatıldı.

(9)

CİNSİYET VE TOPLUMSAL CİNSİYET

1995 yılında BM Pekin’de Dördüncü Dünya Kadın Konferansı toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kurumsallaşması açısından küresel bir takvim oluşturur.

Türkiye’de Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM) daha sonra Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bir sonraki aşamada Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na son olarak da Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na dönüştürüldü.

Birleşmiş Milletler’in (BM) Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığı Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) kadınların ayrımcılık, eşitlik, özel önlemler ve devletin yükümlülükleri bağlamında en temel hakları içerir.

İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin

Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi 2011’de

İstanbul’da imzaya açıldı. 2014 yılında yürürlüğe girdi.

(10)

CİNSİYET VE TOPLUMSAL CİNSİYET

• Toplumsal cinsiyet, kadınların ve erkeklerin biyolojik olarak birbirinden farklı oldukları iddiasından yola çıkarak onları davranış, değerler, tutumlar ve inançlar açısından kategorize eder ve birbirinden ayırır.

• Kadınlar ve erkekler konuşur, davranır ve yaşarken belirli kodlara uyar (Kadın özel alan/erkek kamusal alan).

• Toplumsal cinsiyet kalıpları kadın ve erkek rollerini toplumun görmek

istediği şekilde tanımlar.

(11)

CİNSİYET VE TOPLUMSAL CİNSİYET

• Toplumsal cinsiyet ideolojiktir ve kültürel olarak yapılanır.

• Toplumsal cinsiyet olgusunun kurumlar aracılığıyla yerleştirilmesi, kalıpların dayatılması, hegemonyaya dayanması ve tekrarlanarak devamlılığını sağlaması gerekir.

• Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, toplumda dezavantajlı konumda olan

cinsiyetlerin sosyal işlevselliğini maksimum düzeye ulaştırmasını

sağlayacak haklara sahip olması gerektiğinin altını çizmektedir.

(12)

CİNSİYET VE TOPLUMSAL CİNSİYET

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği; bireyin toplumsal hizmet, kaynak ve olanaklardan yararlanma hakkına vurgu yapar.

Farklı bireylerin cinsiyetlerine göre farklılaşan istek ve ihtiyaçları bulunmaktadır.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği anlayışı, bu farlılıkların kabulü ve gerekli

hallerde ihtiyaçların karşılanması için pozitif ayrımcılık yapmayı gerekli

kılmaktadır.

(13)

JUDİTH BUTLER

Cinsiyet Belası

• Cinsiyet performatif bir yapıya sahiptir.

• Toplumsal cinsiyet eylemler, jestler ya da konuşma ile ifade edilemez.

• Kadınların cinsiyetleri tanımlanırken erkeklerin bedenleri ‘evrensel kişiliğin’ taşıyıcısı olarak yüceltilir.

• Kadınlık ve erkeklik tanımlamalarının hepsi kurgusaldır.

• Eril ve dişil bedenlerle doğulmasına rağmen, bu bedenlerin

biçimlendirilmesinde kültür, toplum ve kişisel deneyimler özellikle de

patriarkal düzen etkili olur.

(14)

ATAERKİL İDEOLOJİ

• Ataerkillik, erkeklerin kadınlar üzerindeki tahakkümü olarak da tanımlanmaktadır.

• Ataerkillik kavramı, iktidar ve şiddet kültürünün diğer iktidar biçimleriyle iç içe geçerek sosyal-siyasal, düşünsel-kültürel bir egemenlik sistemine dönüşmesidir.

• Ataerkil toplumda genel olarak kadınlar itaatkâr, kibar, zayıf gibi duygusal özelliklerle bütünleştirilir.

• Erkekler ise kadınlara göre daha baskın, güçlü ve mantıklı olma gibi özelliklerle ön plana çıkartılmaktadır.

• Aile kurumu ataerkil ideolojinin inşa edildiği alandır.

(15)

ATAERKİL İDEOLOJİ

• Carole Pateman toplumsal düzenin devamlılığını sağlamak amacıyla sivil toplumun dikotomik yapısına ve kadının bu yapı içerisinde konumlandırılmasına dikkat çeker.

• Sivil toplum, kamusal ve özel alanlara bölünür.

• Kadınlar, bu alanlar içerisinde siyasal olarak önemsiz görülen özel alanın içerisine yerleştirilir.

• Pateman bu iki alanın da birbirine bağımlı yapısının altını çizer. Alanların

birbiriyle kesişmesi sonucunda erkeklik ve kadınlık kurguları oluşturulur.

(16)

ATAERKİL İDEOLOJİ

• Kamusal ataerki ve özel ataerki kadını baskılayan, hegemonik eril güç asimetrisini güçlendiren yapılardır.

• Kadınlar, kamusal alanda erkeklerle vatandaşlık hakları bağlamında eşit olmalarına rağmen, eril hegemonik güç asimetrisi tarafından özel alanın/ailenin içine çekilir.

• Kamusal ve özel partiarkinin söylemleri doğrultusunda anne olma

misyonu ulusal bir nitelik taşır.

(17)

ATAERKİL İDEOLOJİ

• Patriarkal yapı erkeklerin kurallarını koyduğu ve iktidarını belirledikleri bir olgudur.

• Toplumsal cinsiyet kalıplarının yardımıyla kadın ve erkek arasındaki farklar doğumdan itibaren egemen ideoloji tarafından toplumsal denetimin sağlanması için inşa edilir ve her gün gündelik yaşam pratikleri içerisinde yeniden üretilir.

• Patriarkal ve geleneksel yapıya sahip toplumlarda belirlenen cinsiyet rolleri üstünlük ve itibar düalizmi üzerinden şekillenerek erkek karşısında kadını güç ve değer bağlamında konumlandırır.

• Bu konumlandırmayı hegemonik erkeklik değerlerini üretip empoze ederek

güçlendirir.

(18)

ATAERKİL İDEOLOJİ

• Nagel’e göre, hegemonik erkeklik idealize edilen değerlerden daha fazlasını temsil eder ve kültürel alan içerisindeki tüm erkekleri az ya da çok etkisi altına alır.

• Bir erkeğin erkekliğini kurma serüveni kadınların cinsel, sözel, fiziksel şiddete dayalı aşağılanmalarına kadar ilerleyebilir ve patriarkal ideallerle donatılan bu eylemler geleneksel erkekliğe ulaşma noktasında çatışmaları ya da uzlaşmaları beraberinde getirebilir.

• Hegemonyası kabul edilen erkek iktidarını güçlendirmek için ideolojik aygıtlardan ve baskı aygıtlarından yararlanabilir.

• Eril iktidar karşısında yer alan madunu idealize ettiği rollere bürünmeye

zorlayarak kendi meşruiyetini onaylatır.

(19)

ATAERKİL PAZARLIK

Deniz Kandiyoti

• Ataerkil yapı erkeklerin kurallarını koyduğu ve iktidarını belirledikleri bir olgudur.

• Erkekler tarafından kurulan bu ataerkil sistemde kadınlar yer alabilmek için belirlenen kurallara uymak durumunda kalır.

• Ataerkil ağ, ataerkil algılayışları, pazarlıkları, sözleşmeleri, hiyerarşik ilişkileri ve olguları kapsayan soyut bir yapıdır.

• İki cinsiyet arasında geçen, her ikisinin de rıza gösterdiği ama bunun yanında zaman içerisinde değişebilen, karşı koyulabilen ve yeniden tanımlanabilen bir ilişki ağıdır.

• Ataerkil sistem= Kadın (Kültürleme) + Güçlü ataerkil niteliklerin inşası

• Hegemonik erkeklik değerlerinin üretilip empoze edilmesi

(20)
(21)
(22)

F E M İ N İ Z M N E D İ R ?

F E M İ N İ Z M N E D E Ğ İ L D İ R ?

(23)

FEMİNİST KURAM

• ABD’de Ulusal Kadın Örgütü’nün kurucularından Betty Friedan varlıklı orta sınıf kadınların dahi sınırlandırılan bir yaşantıya sahip olduklarını iddia ederek mutlu ev kadını mitini yıkar ( Kadınlı ğ ın Gizemi, 1963).

• Friedan’ın analizi ikinci dalga feminizmi başlatan çalışmadır.

• ABD’de kadınlar 19. yüzyılda profesyonel mesleklere yönelir, özel

mülk edinme ve oy haklarını kazanır. 2. Dünya Savaşı sonrası

zeki, yaratıcı kadın tipi yerini ev kadını tipine bırakır.

(24)

FEMİNİST KURAM

• Kate Millett Kolombiya Üniversitesi’nde hazırladığı doktora tezi ile ( Cinsel Politika , 1970) politik bir kurum olarak ataerkillik konusunu çözümlemeye çalışır.

Fransa’da Simone de Beauvoir İ kinci Cins (1949) adlı kitabı ile çağdaş feminist anlayışın en önemli temsilcileri arasında yer alır.

• Kadınlara yaşadıkları hayal kırıklıklarının onlar dışında birçok kadın tarafından deneyimlendiği ve bu durumun kişisel olmadığı noktasında bakış açısı sunar.

• Nancy Chodorow ise Anneli ğ in Yeniden Üretimi (1978) adlı çalışmasında anneliğin öğrenilen ve kadından kadına aktarılan değerler, bilgiler ve ritüellerden oluştuğunu belirtmektedir.

Toplumsal cinsiyet farklılığı ailenin psiko-dinamiği içinde biçimlenir.

(25)

FEMİNİST KURAM

• Toplumdaki cinsiyetçi yaklaşımlara karşı çıkmakta ve kadınlar ile erkeklerin eşit olması gerektiğini iddia etmektedir.

• Feminizm cinsiyet eşitsizliklerinin başka toplumsal hiyerarşilerle/eşitsizliklerle iç içe geçtiğini ve toplumsal eşitsizliğin (sınıfsal, etnik, bölgesel vs.) cinsiyet eşitsizliğinden beslendiğini belirtir.

• Feminizm Kuzey Atlantik coğrafyasında erken endüstrileşmenin

yarattığı bir kadın siyasetidir (Kadınların işgücüne ve sivil

topluma eşit katılım talebinin adıdır)

(26)

FEMİNİST KURAM

• Orta sınıf ev kadınlarının işgücü piyasasına değil sosyal yardım işlerine yönlendirilmesi kadın siyasetinin oluşmasına neden olur.

• Kadınlar erkeklerden farklı ve ayrı işlerle uğraşıp ayrı dünyalarda yaşamalarına dayalı cinsiyetçiliğe karşı çıkar.

• Erkeklerin sahip oldukları haklara ve fırsatlara sahip olmak isterler.

• Toplumsal yaşamın her alanında eşit ve aktif katılıma dayalı eşit

yurttaşlık hakkı isterler.

(27)

FEMİNİST KURAM

• Ataerkil ideolojinin beslediği baskı ve korkular konusunda ortak bilinç oluşturarak değişiklikler yapılmasını öngörür.

• Kadınların toplum içindeki rol ve haklarını genişletilmesini amaçlayan öğretidir.

• Feminizm, kadın özgürlüğüne dayanan, toplumda kadın erkek eşitliğini vurgulayan ve söylemlerinde cinsiyeti, toplumsal cinsiyet rollerini ön plana çıkaran eleştirel bir teoridir.

• Feminizm eril tahakküme karşı çıkar.

(28)

FEMİNİST KURAM

• Birinci dalga feminizm kadın ve erkek arasındaki farklılığa odaklanır.

• Siyaset, istihdam ve eğitim alanlarındaki eşitsizlik alanlarına yönelir.

• Evrensel kadın hakları talep eder.

• Doğurganlık hakkı, kadına yönelik şiddetin önlenmesi, eviçi emeğin dikkate alınması ve cinsel tacizin görünür kılınması talep edilir.

• Feminizm kadınları ailenin bir üyesi olarak değil bağımsız bir birey

olarak topluma katılmaya çağırır.

(29)

FEMİNİST KURAM

İkinci dalga feminizm kadın ve erkek kategorileri içerisindeki farklılıklar gündeme gelir.

• Kadının ikincilleştirilmesinin esas alanı olarak aileyi görür.

• Ücretsiz eviçi bakım, evlilik ve aile kurumu aracılığıyla kadınların emeklerine karşılıksız el konulur.

• Batılı, beyaz ve orta sınıf kadın deneyimini içerir (Çifte vardiya: Çifte kariyer-çifte kimlik)

• Azınlık (siyahi, etnik veya ırksal azınlık) ve alt sınıf kadınların

istihdam koşullarının orta sınıf profesyonel kadınlardan farklılığına

odaklanır (Kimlik ve farklılık siyaseti)

(30)

FEMİNİST KURAM

• 1980’lerde sosyalist feministler ve siyahi feministlerle kadınlar arasındaki sınıf, etnosantirizm ve ırkçılık gibi farklılıklara dikkat çekilir.

• Üçüncü Dünyalı, siyah ve işçi sınıfı kadını içerir.

• Evrensel ve kapsayıcı kadın sorunları için ortak çıkar temelli siyaset önerirler.

• Ötekileşmelerin gündelik hayat pratiklerinde sıklıkla yer alması ile;

• 1990’lardan sonra post-modernist ve post-yapısalcı yaklaşımlarla beraber farklılıklar yaş, cinsel yönelim, engellilik gibi noktalara kayar.

• Temel feminist örgütlenme stratejileri farklılık göstermeye başlar.

(31)

FEMİNİST KURAM

Liberal Feminizm

• Liberal feminizm kadınların eşit haklara sahip olamayışı ve kamusal yaşama katılmalarının engellenmesi ile ilişkilidir. (Erkeklerle aynıdır ama eşit değildir)

• Evrensel eşitlik prensini siyasi vatandaşlık, ekonomi ve toplumsal yaşamın birçok alanına entegre eder.

• Kadınların entelektüel gelişimi ve mesleki başarı fırsatlarını geliştirecek yasaları yaratmaya ve değiştirmeye yönelik edimlerde bulunur.

• Kadın ve erkek sosyal statüde başarı ve yetenek gösterimi ile rekabet içinde eşit haklara ve fırsatlara sahip olmalıdır.

• Liberal feminist hareket, iki cinsiyet arasında gerekli olan eşitliğin sağlanması için

«oy hakkı, eşit eğitim, eşit iş, eşit ücret» kampanyaları başlatır.

• Yasal, kurumsal ve sosyal ayrımcılıkla mücadele ederler.

(32)

FEMİNİST KURAM

Liberal Feminizm

En önemli temsilcisi Kadın Haklarının Savunucusu (1792) adlı eseri ile Mary Wollstonecraft ve J.Stuart Mill’dir.

Wollstonecraft’a göre aklın geçerli olduğu kamusal alanda hayatın önemli işleri erkekler tarafından yapılırken hazlarla ilişkilendirilen öz alanda kadınlar konumlandırılır.

– Kadınlar neden bağımlı olarak konumlandırılır?

– Kadınların eleştirel yetenekleri neden zayıftır?

Liberal feministler toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin eğitimle ortadan

kaldırılacağına inanırlar ve kültürel engelleri yok sayarlar.

(33)

FEMİNİST KURAM

Liberal Feminizm

• Liberal feminizm toplumsal cinsiyet farklılıklarının psikolojik kökenine eğilmez ve haksızlıkların rasyonel argümanlar yoluyla çözümleneceğine inanır.

• Kadınlar evle sınırlı kalmadan kamusal dünyaya girmeli ve iktidarı ele geçirmek için eril özellikleri geliştirmelidir. Ancak kadınlar dişilliklerini de kaybetmemeleri beklenmektedir.

• Liberal feminist medya çözümlemelerinin merkezinde cinsiyet rol stereotipileri, cinsiyete uygun davranış reçeteleri ve dış görünüş gibi alanlar yer alır.

(34)

FEMİNİST KURAM

Liberal Feminizm

• Bu alanda yapılan nicel içerik çözümlemelerinde kadınlar geleneksel mesleklerde (hemşire, asistan, öğretmen, sekreter vs.) temsil edilir.

• Cinsel çekiciliğe sahip, fit ve güzel bir takım özellikler ile seks objesi olarak konumlandırılırlar.

• Liberal feminizme ticari kültürün verdiği cevap «süper kadın»dır.

• Süper kadın, kadın dergilerinde ve reklamlarda kullanılır.

• Bağımsız ve kendinden emin işkadını, başarılı bir eş ve anne olarak gösterilir.

• Bu kadın genç kızlığındaki formuna ve güzelliğine sahiptir.

• Bu kadın şekilleri benzer özellikler taşımayan kadınlar üzerinde baskı yaratır.

(35)

FEMİNİST KURAM

Radikal Feminizm

• Radikal feminizmin ilk tohumları 1960’larda ABD’de medeni hakları savunan ve savaşa karşı olarak politik etkinliklere katılan kadınlar tarafından atılır.

• Kadın cinselliği ve doğurganlığını kontrol etmek için baskı aracı olarak kullanılan yapıyı değerlendirir.

• Radikal feminizme göre, ataerkillik ya da erkek egemen yapı kadınları baskı altına alarak kendilerini bastırılmış bir sınıf ya da kast olarak görmelerine neden olur.

• Radikal feministler, erkek egemen değer yargıları ve kurumlarıyla baskı altına alınan kadınların güçlerini birleştirerek ezen yapıya karşı eyleme geçmeleri gerektiğini savunur.

• Radikal feminizmde kadınlar erkeklerden farklıdır ve eşit değildir.

• Kadınlar farklılıkları ilan etmeli ve dişiliği toplumsal düzeyde yeniden değerlendirmek için savaşmalıdır.

(36)

FEMİNİST KURAM

Radikal Feminizm

• Radikal feministler evliliğin kadına eziyet etmenin temel formülü olduğunu düşündükleri için bu kurumu reddederler.

• Evlilik ve ailenin başka bir deyişle, heteroseksüel seks kurumunun ortadan kaldırılmasını ve üreme için rahim dışı yolların geliştirilmesi gerektiğini savunurlar.

• Kadın bedenini aşağıladığı için pornografiye ve fuhuşa karşı çıkarlar bu iki olgunun tecavüz olgusunu destekleyen araçlar olduğunu düşünürler.

• Lederer’a göre «Erkekler kadınları hakir görüdükleri için pronografi vardır.»

• Radikal feministler, erkek biyolojisinin saldırgan yapısını suçlar ve kadına yönelik şiddete dair eleştiri getirirler.

• Erkek iktidarının uygulanma pratiklerini ve pekiştirilme şekillerini gösterirler.

(37)

FEMİNİST KURAM

Radikal Feminizm

• Radikal feministler birbirinden farklı biyolojik devrim önerilerinde bulunur:

• Cinsiyet ayrımının ortadan kaldırıldığı cinsiyetsiz toplum gibi öneriler sunarlar (kız kardeşler birliği).

• Daly (1979) ve Bunch (1975) kadınların lezbiyen olmalarının ve kendilerini baskıdan tamamen özgürleştirebilmek için erkeklerden ayrı yaşamaları zorunluluğunu vurgular.

• Firestone (1970) sperm bankalarının ve tüp bebek fabrikalarının kurulmasını önerir.

• Piercy (1978) erkeklerin bebek emzirebilecek şekilde hormonal işlemden geçirildikleri kurmaca bir ütopya tasavvur eder.

• Birçok radikal feminist kadınların kendi dil biçimlerini ve anlamlarını yaratmaya ihtiyaç duyduklarını savunur.

• Genokritiks, kadınların yaşantılarının incelenmesine ağırlık verilen eril üretim edebiyatının odağını dişil kültür dünyasına çevirmesidir.

(38)

FEMİNİST KURAM

Marksist Feminizm

• Kapitalist düzende işçi olarak sömürülen kadın ve erkeğin varlığını, kadının ev işleri ile sömürülmesi/istismar edilmesi bağlamında değerlendirir.

• Kadınların baskı altında olmasının en temel nedeni toplumsal üretimden dışlanmalarıdır.

• Marksist feministlere göre kadınlar kapitalist sistem içerisinden kurtulamazlar.

• Cinsiyetçilik kapitalist sistemde burjuva sınıfı için düşük iş gücü olarak işlevseldir.

• Hasta, çocuk ve yaşlı bakımının kamusallaşması gerektiğine inanırlar.

• En öneli temsilcileri, Clara Zetkin, Rosa Luxemburg ve Lenin’dir.

(39)

FEMİNİST KURAM

Sosyalist Feminizm

• Sosyalist feministler kadınların ezilmesi sorununu ataerkil ilişkiler ve kapitalizm ile birlikte tartışır.

• Ataerkil kapitalizm kavramsallaştırması ile kadınların ezilmesini sınıf temeli çerçevesinde ele alırlar.

• Ekonomik ve kültürel kaynaklar üzerindeki baskının ve

kapitalizmin ortadan kalkmasını kadınların özgürleşmesi olarak

görürler.

(40)

FEMİNİST KURAM

Psikanalitik Feminizm

• Cinsiyetçilik ve bilinçaltının babaya bağlı kurallarını temsil eder.

• Nancy Chodorow

Anneli

ğ

in Yeniden Üretimi (Reproduction of Mothering,

1978) adlı çalışmasında kadınların annelik yapmak istemesine karşı yaygınlık kazanan iki görüşü reddeder.

• Toplumsal cinsiyet rollerinin özgürce seçilebildiğini vaat eden bu iki görüşe karşı çıkar.

• Anne olma isteği kadın olma isteği gibi genç kızken önceden yerleştirilen bir düşüncedir.

• Chodorow’a göre cinsiyete dayalı kişilik özellikleri erkeklerde bağımsızlık ve rasyonel davranış, kadınlarda bağımlılık ve duygusal yoğunluk şeklinde görülür.

• Erkekler kapitalist üretim dünyasında, kadınlar yeniden üretim dünyasında yer alır.

• Chodorow erkeklerin çocuk bakması ve büyütmesinin başkaları üzerinde güç kullanarak inşa edilen erkekliğin önemini azaltacağını belirtir.

(41)

NANCY CHODOROW

• Erkek tahakkümünün nedeni, erkek çocuğunun annesi ile olan ilişkisine dayanır.

• Kadınlar tarafından yetiştirilen erkeklerde, erkekliğe dair karmaşalar, erkek egemenliği psikolojisi ve kadınlardan üstün olma isteği oluşturularak geri dönüşü olmayan “erkek tahakkümü” kurulur.

• Toplumsal düzende baba/erkeklik (yüceltilir) anne/kadınlık (otorite yoksunluğu/gerilemeyi temsil eder)

• Annesine bağımlılık ve kimliğini onunla tanımlamak erkeksi olmayanı temsil edeceğinden erkek bu bağımlılığı reddeder.

• Chodorow’a göre, “Ayrı bir insan olabilmek için erkek çocuğun önemli bir iş yapması gerekir. Erkekliğe adım anne ile bağın koparılmasından geçer.

(42)

M E D Y A D A C I N S I Y E T A Y R I M C I L I Ğ I

(43)

MEDYADA KADIN

• Medya, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin üretilmesinde ve pekiştirilmesinde günümüzün belirleyici konumundaki araçlarındandır.

• Medya cinsiyetçi rollerin kuşaklara aktarımında önemli bir rol oynamaktadır.

• Medyada kadın temsilleri ağırlıklı olarak; yok sayma, önemsizleştirme, olumsuzlaştırma ya da suçlama şeklinde yer almaktadır.

• Medyanın en çok görünür kıldığı şiddet türleri; fiziksel şiddet, aile içi şiddet, tecavüz ve cinsel saldırıdır.

(44)

MEDYADA KADIN

• Morgan’ın da belirttiği gibi medya metinleri kadınlara nasıl davranmaları gerektiğini söyler; kadın «kurbanlar» toplumsal normların ya da kabul edilebilir davranışların sınırının dışındaysa şiddeti «hak eder.»

• Medyada kadınlar sıklıkla «tahrik edici» davranışlarından dolayı suçlanır.

• Medya, haber ve yorumları aracılığıyla toplumsal önyargıları yeniden üretmekte, geleneksel kadın imgesini pekiştirmektedir.

• Medya kadınları öncelikle ‘beden'e indirgemekte ve sömürmektedir.

(45)

MEDYADA KADIN TEMSİLİ

Doğal-eşit varlık

• Kadınların, hayatın herhangi bir alanında erkekler ile eşit biçimde “doğal” olarak temsil edildiği durumlardır.

– Bir tıp kongresi haberinde kullanılan fotoğrafta izleyiciler arasında yer alan kadın hekimler.

• Bu kategoriyi “olağan” varlık olarak da adlandırmak mümkündür.

Eş, anne, fedakar kadın

• Kadınların salt eş ya da annelik konumunun altını çizen ve/veya “fedakarlık”

niteliğini ön plana çıkaran içerikler.

– Başbakan’ın ya da bakanların eşleri ya da “şehit anneleri”.

(46)

MEDYADA KADIN TEMSİLİ

Üçüncü sayfa – magazin nesnesi

• Kadınların, genelde “üçüncü sayfa” olarak tanımlanan haber türleri kapsamında cani, suçlu ya da tersine kurban olarak yer aldığı haberler ve özellikle gösteri dünyasında yıldız kadınların, aşk ilişkileri, giyim-kuşamları, gezdikleri yerler gibi içerikler.

Cinsel nesne – haz nesnesi

• Haber ya da içerikle doğrudan ilişkisi olmadığı halde kadınların bedenlerini/

cinselliklerini ön plana çıkaran içerikler.

• Klasik olarak “arka sayfa güzeli” olarak adlandırılan içerik türü bunun en bariz örneğidir, ancak bu kategori, ille de dekolte giyimli kadınlar bağlamında kullanılmamış olabilir.

– Türban/başörtüsü tartışmaları sırasında bir televizyon ana haber bülteninin (SHOW TV), bu tür giyinmiş bir kadını yukarıdan aşağı kamera hareketiyle tarayarak bedenine vurgu yapması vb.

(47)

MEDYADA KADIN TEMSİLİ

Örgüt-eylem öznesi

• Kadınların herhangi bir eyleme (toplumsal, siyasal, kültürel) doğrudan katılır biçimde, ya da belli bir örgüte dahil olarak sunuldukları içerikler.

– Üniversite kapısında eylem yapan başörtülü/türbanlı kadınlar ya da yeni sosyal güvenlik yasasını protesto eden sendika üyesi kadınlar

Araçsal varlık

• Bu çerçeve ilk bakışta diğer kategorilere girebilecek bazı içeriklerin ayrıntılandırılması amacıyla oluşturulmuştur.

• İçerikle doğrudan ilgili olmadığı durumlarda kadınların, gündelik deyimle “konu mankeni” biçiminde temsil edildikleri durumlarda kullanılmıştır.

– Gripten korunma yollarına ilişkin bir haberde kadın fotoğrafı kullanılması.

(48)

MEDYADA KADIN TEMSİLİ

• Mediz Araştırması kapsamında kadınların medyadaki temsili

• Manşet sayfalarındaki temsil pratikleri

– Kadınlar manşet sayfalarında %21 oranında temsil edilmektedir.

– Ortalama 5 haberden 1’inde kadına yer verilmektedir.

0 10 20 30 40 50 60 70 80 90 100

Yüzde

Hürriyet Vakit Sabah Posta Birgün Yeni Şafak Radikal Zaman Akşam Cumhuriyet

Başsayfalarda Kadınlarla İlgili Haberlerin Oranı

Kadın Erkek

(49)

MEDYADA KADIN TEMSİLİ

• Manşet sürmanşette doğal eşit varlık ve eş-anne fedakar kadın olarak temsil edilen kadınların oranı

0 10 20 30 40 50 60 70 80

Yüzde

Sabah Cumhuriyet Radikal Vakit Hürriyet Posta Aam Zaman Birgün Yeni Şafak

Doğal - Eşit Varlık

0 5 10 15 20 25

Yüzde

Sabah Cumhuriyet Radikal Vakit Hürriyet Posta Aam Zaman Birgün Yeni Şafak

Eş- Anne-Fedakar Kadın

(50)

MEDYADA KADIN TEMSİLİ

• Manşet sürmanşette doğal eşit varlık ve eş-anne fedakar kadın olarak temsil edilen kadınların oranı

0 5 10 15 20 25 30 35 40

Yüzde

Sabah Cumhuriyet Radikal Vakit Hürriyet Posta Aam Zaman Birgün Yeni Şafak

Cinsel Nesne - Haz Nesnesi

0 10 20 30 40 50 60 70

Yüzde

Sabah Cumhuriyet Radikal Vakit Hürriyet Posta Aam Zaman Birgün Yeni Şafak

3. Sayfa - Magazin

(51)

MEDYADA KADIN TEMSİLİ

0 5 10 15 20 25 30 35 40 45

Yüzde

Eş - Anne Cinsel Nesne

3. Sayfa Araçsal Varlık

Doğal - Eşit Valık

Eylem Öznesi

Kadınların Temsil Biçiminin Haber Sitelerine Dağılımı

Gazeteport NTVMSNBC Habertürk Haber 7 İnternethaber

(52)

MEDYADA KADIN TEMSİLİ

0 10 20 30 40 50 60 70

Yüzde

Doğal Varlık Eş-Anne- Fedakar Kadın

Eylem-Örgüt Öznesi

Araçsal Varlık 3.Sayfa- Magazin

Ana Haber Bültenlerinde Kadınların Temsil Düzeyi

TRT-1 SHOW TV KANAL D KANAL 7

(53)

MEDYADA KADIN TEMSİLİ

0 5 10 15 20 25 30 35 40 45 50

Yüzde

KANAL D SHOW TV KANAL 7 TRT-1 NTV

Program Kategorilerine Göre Yayın Akışları

Haber

Yorum-Tartışma Belgesel-Bilgi Magazin Kültür-Sanat Çocuk-Gençlik Yaşam

Karma Türler Kadın

Ekonomi Kurmaca Spor Diğer

(54)

SERİALLERDE TEMSİL

MEKANİZMASI

(55)

SERİALLERDE TEMSİL MEKANİZMASI

(56)

SERİALLERDE TEMSİL MEKANİZMASI

(57)

SERİALLERDE ROL DAĞILIMLARI

(58)

SERİALLERDE TEMSİL

• Kadınlara atfedilen aşağılama ve iltifatlar

• Erkeklere Kadınlara atfedilen aşağılama ve iltifatlar

(59)

SERİALLERDE TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ

• Sahne içindeki söz ve eylemler

(60)

SERİALLERDE TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ

• Kadınlara ve erkeklere

verilen roller

(61)

SERİALLERİN AÇIK SÖYLEMLERİ

• Aile odaklılık

– Çoğu zaman “geniş aile”

• Mutlak evlilik

– Görece özgürlükçü dizilerde bile, evli olmayan çiftlerin ilişkisi uzun süre hoşgörülmemekte; bir biçimde evlilikle sonlanmaktadır.

Anneliğin kutsanması

– Kimi zaman en dramatik olay örgüsünün oluşturulmasında bile anneliğin altının çizilmesi

Çocuk fetişizmi

– İçinde çocuk olmayan yerli dizi çok özel örnekler dışında yoktur ve birçok ana veya yan olay çocuk dolayımıyla gelişir ve/veya çözümlenir.

– En istenmeyen gebelik bile doğum (ve mutlu aile) ile sonuçlanır.

Çalışmanın ve normal gündelik yaşamın araçsallığı

– Seriallerde hemen hiçbir iş ya da meslek (iktidar pekiştirici mesleki statüler dışında) ana olay örgüsüne konu oluşturmaz.

(62)

SERİALLERİN ÖRTÜK SÖYLEMLERİ

Şiddetin meşruluğu

Namusun kutsallığı / kadınlar açısından namusun “izin verilen” yaşam tarzı anlamına gelmesi

Sisteme kayıtsız-şartsız uyum

Kadın ve erkek işlerinin ayrışıklığı

Bu son noktayla bağlantılı olarak, para-iktidar işlerinin kadınlara yakışmaması

Evlilikte geleneksel rolleri onaylayan cinsiyetçi söylem (“Erkekler evimizin direğidir”, “ailemizin reisleri”)

Yoğun dinsel söylem / “misyoner” yaklaşım (islam dinini ve ibadet biçimlerini

benimsetme odaklı)

(63)

SERİALLERDE DEĞİŞİMLER

• Brezilya dizilerinden ödünç alınan “baba” sorunsalı

• Boşanmanın sıradanlaşması

• Her tür iktidarın cazibesi (para, statü, yerel siyaset, vb.)

• Ahlaksal / dinsel sorgulamalar

• “Profesyonel” ev kadınlığının silinmesi

• Tarihin, siyasetin, güncel konuların işlenmesi

(64)

MEDYADA CİNSİYET AYRIMCILIĞI

• Can Kırıkları

dizisinde Zeynep

İnan karakteri

tecavüze uğrar.

(65)

CİNSİYET VE SINIF

• Bourdieu cinsiyetin toplumsallaşma sürecinin sonunda edinilmiş bir «kimlik» değil, kişinin içinde aktif bir özene olarak yer aldığı farklı içerikteki iktidar ve sermaye biçimlerini içeren karmaşık bir süreç olarak ele alır.

• Bu durumda bütün kadınlar adına konuşan ortak bir kadın siyaseti olabilir mi?

• Sınıf kavramının oluşmasında tartışılacak iki temel kavram

kamusal alan ve özel alandır.

(66)

CİNSİYET VE SINIF

• Simon de Beauvoir «kadınlar ev odaklı yaşadıkları için ikinci cins haline gelir» açıklamasına vurgu yapar.

Ev işleri şimdiki zamanın sürdürülmesidir.

• Görünmeyen/duygusal emek

Kadınları toplumsal ve siyasal iktidardan uzaklaştırır.

Kadınların toplumsal ve siyasal iktidara tabiyet duyulmasına teşvik eder.

• Iris Marion Young ev işlerinin sadece şimdiki zamanın sürdürülmesi ve tekrarından oluşmadığını ifade eder.

• Ev işlerini bir bütün olarak görmek yerine farklılıklarını, anlamlarını,

kimin tarafından ne amaçla yerine getirildiğinin dikkate alınması

vurgular.

(67)

CİNSİYET VE SINIF

• Iris Marion Young ev ve öznellik arasında kişisel bir anlatı ve kimlik bağlamlarında ilişki kurar.

– Sahip olduklarım uzamda bedenimin birer uzantısı gibi düzenlenmiştir ve benim rutinimi destekler.

– Evdeki şeyler ve uzam kişisel anlatının aktarıcıları olarak kalıplaşmış

kişisel anlamlar taşır.

(68)

SOSYAL ÖĞRENME KURAMI

• Bu modelde iki tür öğrenme bulunmaktadır.

Edimsel koşullama

• Ödüllendirilen ya da pekiştirilen davranışın gelecekte tekrarlanma olasılığı artar.

• Cinsiyetine uygun davranışlar ödüllendirilir, uygun olmayan davranışlar cezalandırılır.

• Cezalandırılan davranıştan kaçınılır.

Model alma ve taklit

• Gözlenen figürler model alınır ve figürlerin davranışları uygun zamanda taklit edilir.

• Dolaylı öğrenmede başkalarının davranışlarının gözlemlenmesi (tv,

kitap, gazete, yeni medya vs.) etkili olur.

(69)

FEMİNİST FİLM KURAMI

• Klasik filmlerde kadın erkek bakışının nesnesidir.

• Filmlerde kadınlar toplumda olması gereken rolleri pekiştirecek imgelemi yeniden üretir.

• İdeal imajlar; fedakar anne, meşum kadın, namuslu eş.

• Kadınlar ikincil rollerde yer alır.

• Filmlerde kadın olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi üçüncü bir kişinin gözünden nesneleşmiş biçimde sunulur.

• Kadın kendisinin kendi yansıması olarak değil, erkeğin ona yönelik arzusunun gerçekle ilişkilendirilmiş yansıması olarak görür.

• Kadınlar filmlerde erkeklerin hayal ve isteklerine göre biçimlendirilir

(Mazoşizm)

(70)

FEMİNİST FİLM KURAMI

• Feminist film kuramı «fallus merkezli» erkek dilini kabul etmez.

• Erkekler kadınları seyrederler. Bu durum yalnız erkeklerle kadınlar arasındaki ilişkileri değil, kadınların kendileriyle ilişkilerini de belirler.

• Kadın kendisini bir nesneye seyirlik bir hale dönüştürür.

• Kadın erkeğin bakışının nesnesi haline gelir.

• Mulvey «Sahiplenici izleyiciden» «düşünen izleyiciye» doğru dönüştürür.

• Erkekler davrandıkları gibi kadınlar göründükleri gibidirler.

• Kadının içindeki gözlemci erkek, gözlenense kadındır.

(71)

FEMİNİST FİLM KURAMI

Feminist Film Kuramı

• Laura Mulvey, Görsel Haz ve Anlatı Sineması

• Claire Johnston, Kar ş ı Sinema Olarak kadın Mitleri

• Göstergebilim+Psikanalitik

• Göstergebilim- cinsel farklılıkların temsilindeki önemli rolü

• Psikanalitik- arzu ve öznelliğin yapısını analiz etme

(72)

JOHN RİVİERE

Maske Kavramı

• Kadın kendisini cezalandıracak olan erkekten korktuğu için nesne (iğdiş edilmiş dişi) konumunu korumaktadır.

• İçindeki özne konumunu bastırarak, maskesi aracılığıyla kendisini özne konumuna istekli olmayan biri olarak sunar.

• Kadın maskeyle sahip olduğu erkeksiliği saklar (iyi eş, iyi anne, kız çocuğu).

(73)

CLAİRE JOHNSTON

Kar ş ı Sinema Olarak Kadın Mitleri

• Mit cinsiyetçi ideolojiyi nakleder, dönüştürür ve gizler.

• Kadın göstergesi erkekler için taşıdığı ideolojik anlamı temsil eder.

• Kadınlar erkek olmayan şekilde filmlerde negatif olarak temsil edilir.

• Sinema kadının doğal, gerçekçi ve çekici olarak inşa edilen imgelerini sunar.

• Manipüle edilmeyen yayın yoktur (Kamera& egemen ideoloji).

(74)

LAURA MULVEY

Görsel Haz ve Anlatı Sineması

• Erkek (aktif) bakışın öznesi olarak etkin

• Kadın (pasif) bakışın nesnesi olarak edilgin konumdadır.

• Dikizci (voyoristik) bakış

Kameranın varlığı

• Skopofilik (gözetlemecilik) bakış

• Seyirci (erkek/aktif/özne) bakmaktan cinsel haz duyar ve temsil edilen kadına (pasif/nesne) bakış aracılığıyla sahip olur.

Narsizim ve ego inşası

• Haz verici olan bakma, içerik açısından tehdit edicidir.

(75)

LAURA MULVEY

Görsel Haz ve Anlatı Sineması

• İmge olarak kadın, bakan özne olarak erkek

• Sinemada bakış nasıl işletilir?

• Bakış cinsiyet temellidir.

• Erkek bakışı fantazisini kadın figürüne yansıtır. Kadın figürü bunun üzerine inşa edilir.

• Kadın hem bakılan hem teşhir edilen figürdür.

• Bakılası oldukları yönünde kodlanır (güçlü görsel ve erotik etki

&Western)

• Kadın iki düzeyde işlev görür.

• Perdedeki öyküde yer alan karakterler ve salondaki izleyiciler için

erotik nesne (parçalı planlar)

(76)

LAURA MULVEY

Görsel Haz ve Anlatı Sineması

• Seyirci erkek kahramanla özdeşleşerek iktidar duygusu yaşar (kamera hareketleri, görünmez kurgu, kamera teknolojisi).

• Filmler erkek kahraman odaklıdır. Erkek kahraman olayı bir yandan denetler bir yandan erotik bakış düzenler.

• Haz kesinleştirilen suçta suçlu kişinin cezalandırılması ya da affedilmesi aracılığıyla denetime ya da boyun eğdirme uygulamasına işlerlik kazandırır.

(77)

LAURA MULVEY

Görsel Haz ve Anlatı Sineması

• Film fantezisinin denetleyicisi ve iktidarın temsilcisi konumunda olan erkek bakışın taşıyıcısıdır.

• İzleyici erkek kahramanla özdeşleştiğinde ‘kendi bakışını benzerine perdedeki vekiline aktarır’.

• Üç bakış bulunur:

• Filmleştirmeye yatkın olayları kaydeden kameranın bakışı

• Bitmiş ürünü seyreden izleyicinin bakışı

• Perde yanılsamasındaki karakterlerin birbirlerine bakışı

(78)

FEMİNİST KURAM

Psikanalitik Teorinin Feminist Kuramında Kullanımı

İnsanın ilk kimliği aile içinde ‘Fallus’ simgesi karşısındaki konumuyla belirlenen cinsel kimliğidir.

Psikanalitik teori cinsel farklılığın toplumsal kuruluşunu inceler.

‘Fallus’ simgesini belirleyen patriyarkal sistem, fallusmerkezci kültürel yapı, ve ailenin içinde yer alan ensest tabusudur.

Freud; kadına annelik ve bir erkeğe eş olma dışında rol öngörmez.

(79)

PSİKANALİTİK KURAM

Lacan İmgesel Düzey

• Kimlik edinme ve tanımlama bu evrede yaşanır.

• Ayna evresinde çocuğun özdeşleştiği imge, çocuğun kendisi değil, sadece imgedir.

• Yanlış kavrama göstergesi ile benlik oluşur.

• Gözler insanın benlik duygusunun kaynağıdır.

• Çocuk edilgendir annesinin tuttuğu aynaya bakar.

• Annenin tepkilerine göre tepki verir.

• Birincil kimliği kazandığında anne egemendir.

• Kendi ve öteki arasındaki ayrımı bulmakta zorlandığı ayna evresinde

imgesel düzen oluşturulur.

(80)

PSİKANALİTİK KURAM

Lacan Simgesel Düzey

Baba Yasası/simgesel tabu/yasak (ilk arzu ve bilinçdışı simgesi) adı verilen şeyi ensesti yasaklayan toplumsal tabu temsil eder.

Çocuk arzusunu bilinçdışına iter.

Yasa’nın ortaya çıkışı ve bilinç dışı arzunun oluşumu aynı döneme rastlar.

Çocuk babanın simgelediği tabuyu ve yasayı fark ettiğinde yasak arzuyu bastırır. Bu arzu bilinçdışı olur.

Oidipusla beraber çocuk kendi cinsel farklılığını keşfeder ve toplumsallaşır.

Babanın yasaları ile tanışan çocuk anneden kopuş yaşar ve baba egemenliği

ile tanışır.

(81)

PSİKANALİTİK KURAM

Lacan Simgesel Düzey

• Çocuğun gördüğü imge çocuğun kendi anlamıdır.

• Aynada kendini seyreden çocuk (gösteren) aynada gördüğü imge (gösterilen)

• Babayla özdeşleşme ve simgesel hadım edilme

• Çocuk ebeveynlerinden bağımsız bir özne haline gelir.

• Annenin yokluğunda lisan öğrenen ve çeşitli sesler çıkaran çocuk simgeleştirme yeteneği kazanır.

• Dil ve kültür ile gerçek adı verilen anne bedeninden kopan süreç devreye girer.

• Çocuk bir özne olarak kendi kimliğinin etrafındaki öznelerle benzerlik ve farklılık kriteri çerçevesinde belirlendiğinin farkına varır.

• Dil, toplumsallığı, kültürü, yasa ve yasakları ifade eder.

• İkincil kimliklenme ile çocuk ailenin gerektirdiği üçlü ilişkiye adım atar.

(82)

PSİKANALİTİK KURAM

Lacan Gerçek Düzeyi

• Babanın yasası aslında fallus’un düzenidir.

• Arzu nesnesine ulaşmak için başka nesnelere yaklaşılır.

• Gerçeklik düzeyi baba ile özdeşleşme evresidir.

• Baba çocuğu annesinden ayırarak simgesel olarak hadım eder.

• Anneden farklı olduğunu öğrenen çocuk ondan kopar ama anneye arzusu devam eder.

• Bütün amacı anneye ulaşmaktır. Bu amacı nesnelere yöneltir.

• Ancak bu özlemi hiçbir nesne ile gideremez.

• Arzu nesnesi olarak eksikliğini duyduğu fallus’un babanın anneye

yeniden sunmasıyla çocuk annesinde eksik olanı tanımlayamaz.

(83)

R E K L A M

&

T O P L U M S A L C İ N S İ Y ET İ L İ Ş K İ S İ

C İ N S E L L İ K T E M E L L İ M E S A J K U L L A N I M I

(84)

REKLAMDA CİNSİYETÇİLİK ARAŞTIRMASI SONUÇLARI

• 489 reklamda ana karakterin cinsiyeti, baskın rolü, kullandığı argüman türü, medeni durumu, yaşı, asgari giyiniklik derecesi, baskın ortamı, yardımcı karakterin cinsiyeti, dış sesin cinsiyeti ve reklamda kullandığı argüman türü incelenmiş:

«Reklamın cinsiyeti erkek!»

• Reklamda kullanılan ana karakterlerin

%35’i

kadın

• Reklamda kullanılan ana karakterlerin

%65’i

erkek

(85)

REKLAMDA CİNSİYETÇİLİK ARAŞTIRMASI SONUÇLARI

Reklamda Kadın karakterler En çok görüldüğü sektör En az görüldüğü sektör

Bankacılık %4

Telekomünikasyon %6

Ev, temizlik ve bakım ürünleri %91

Moda/tekstil/aksesuar %80

(86)

REKLAMDA CİNSİYETÇİLİK ARAŞTIRMASI SONUÇLARI

«Cinsiyet temsillerindeki en keskin e

ş

itsizlik dı

ş

ses kullanımında görülüyor.»

• Erkek dış ses oranı

% 89

• Kadın dış ses oranı

%10

• Reklamlardaki ana karaktere göre dış ses dağılımına bakıldığında;

• Kadın ana karakterin kullanıldığı reklamların

%75

’inde dış sesin erkek olduğu görülüyor.

(87)

REKLAMDA CİNSİYETÇİLİK ARAŞTIRMASI SONUÇLARI

«Reklamda kadın evde, erkek her yerde!»

• Kadın ana karakterin %43’ü ev ortamında

• Kadın ana karakterin %10’u iş yerinde.

• 2016-2018 yıllarında kadın hiç iş yerinde tasvir edilmiyor.

• Kadınlar pasif olarak temsil ediliyor ancak anne ise dikkate değer bulunuyor

• Erkekler otorite figürü olarak temsil edilen rollere sahip.

• «Aile erkeği» stereotipi yükseliş gösteriyor.

• LGBT+ bireyler reklamlarda yer almıyor

• Erkelerin %21’i hiçbir stereotip altında değerlendirilemiyor.

(88)

REKLAMDA KADIN İMGE KULLANIMI

• Reklamcılar tarafından kadınlar, birincisi reklamın hedef kitlesi olmalarından dolayı, ikincisi ise başkalarını etkilemek ve ikna etmek için kullanmaktadırlar.

• Reklamlarda yer alan kadın sunumlarına yönelik yapılan araştırmalarda kadınlar:

• Güzel, çekici ve genç kadın;

• Evli ve anne kadın;

• Yaşlı kadın;

• Çalışan kadın olarak dört grupta toplandığı görülmektedir.

(89)

REKLAMLARDA CİNSELLİK TEMELLİ MESAJ KULLANIMI

Reklam

Çıplaklık

Pornografi

Erotizm

• Cinsellik duygularda, düşüncelerde, fantezilerde, arzularda, inançlarda, değerlerde, kimliklerde ve ilişkilerde yaşanır.

• Cinsellik biyolojik, psikolojik, sosyo-ekonomik, kültürel, hukuki, tarihi ve dinsel bir olgudur.

• Cinsellikle ilişkili üç kavram bulunur: Çıplaklık, erotizm ve pornografi.

(90)

REKLAMLARDA CİNSELLİK TEMELLİ MESAJ KULLANIMI

• Çıplaklık, insan bedeninin bir kısmının ya da tamamının giysilerden arındırılmış halidir.

• Çıplaklık cinsel cazibenin yaratılmasında oldukça etkili bir araçtır.

• Erotizm, aşka ait, aşkla ilgili, cinsel tatmin isteği, cinsel arzu uyandırma anlamları içerir.

• Erotik olan bir şeyi açıkça gösteren değil, duyumsatan, anımsatan ve bir şeyi insanlara anıştırandır.

• Pornografi ise tam tersidir. Yunanca

pornos

ve

graphy

(fahişeler hakkında yazmak) sözcüklerinden oluşur.

• Pornografi günümüzde bakanda/okuyanda cinsel heyecan yaratmayı hedefler.

• Pornografi estetik kaygılardan yoksundur.

(91)

SEYİRLİK NESNE OLARAK KADIN

• Rasyonel ve etkin olan erkek kadına sadece bakmalıdır. Bu sebeple kadın bedeni nesneleştirilmelidir.

• Erkeğin erotik nesnesi haline gelen kadın fetiş hale dönüşür.

• Bu noktada erkeği kadını denetleme ve sahip olma duygusu güçlenir.

• Kadın imgesi cinsel retorik unsurunun en basit ve dolaysız biçimidir.

• Kadın seyredilmek için oradadır. Hem erkek hem de kadın bakışının nesnesidir.

• Özne olma durumunu geri plana atar. Haz aracıdır ve metalaşmıştır.

(92)

ÇEŞİTLİ KADINLIK ROLLERİ

Toplumsal cinsiyet rolleri dönemin konjonktürel yapısına göre şekillenir.

En temel kadın temsilleri iki grupta sunulur

– Fedakar anne/eş (Ev kadını) – Cinsel obje (Bakımlı kadın)

(93)

KADIN BEDENİNİN PARÇALI SUNUMU

Beden bir nesne olarak birbirine eklemlenmiş parçalardan oluşan bütüncül bir yapıdır.

Beden parçaları ötekinin erotik bakışına sunularak maddi değer taşıyan bir gösteri nesnesine dönüşür.

Dudaklar, gözler ve bacaklar en sık kullanılan imgelerdir.

(94)

SOYUNAN

BEDEN İMGESİ

• Tüketim ideolojisi haz yaratmak için en çok kadın bedeninden yararlanır.

• Bitmeyen haz arayışının en önemli aracı kadın bedenidir.

• Beden zevk üretmek ve cinsel sembolizm açısından tecimsel amaçlara hitap eder.

• Ona bakan herkesin izleyeceği şekilde kadının bedeni soyulur.

Bakış bir kez daha burada işlerlik kazanır.

(95)

BEDENİN SAF GÜZELLİK

VURGUSU

• Güzellik duygu yüklü bir kavramdır. Bu sebeple bu duyguları harekete geçirmek için ağırlıklı olarak yüz kullanılır.

• Yumuşak renkler, saf ve

arınmış güzellik

vurgusu yapar.

(96)

DOLAYSIZ SEKS ARACI OLARAK BEDEN

• Nemfomania kadının bedenini baskın cinsellikle kurmayı içeren beden politikasını ifade eder.

• Beden imgeleri tüketilmesi için konumlandırılır ve yarı- pornografik görünümlere sahiptir.

• Bu beden konumlandırmaları şiddet ve aşağılama içerir.

(97)

TÜKETİCİ OLARAK KONUMLANDIRILAN KADIN

Tüketimin hedonik yapısı ile bireyler her gün doyurulamaz ihtiyaçlara sahip olur.

Kadın imgesi çoğu zaman tüketici olarak kullanılan imajlardan biridir.

Kadın imgesi bu reklamlarda önemsizleştirilerek ürün önemi vurgulanarak fon şeklinde kullanılır.

Kadın tükettikçe mutlu olacak

şekilde konumlandırılır.

(98)

KADIN BEDENİNE YÖNELİK ŞİDDET

Toplumsal cinsiyet rollerine uygun olarak kadın bedeni şiddetin daima nesnesidir.

Reklamlar içerdiği şiddet ve reklam imgesini birbiri içinde eritir.

Reklamın potansiyel erkek izleyicisi kadın üzerinde tam denetim sağlar.

Tatmin duygusuyla imgenin içerdiği şiddet izleyici zihninde estetize edilir.

Şiddet fantezilerin yeniden ve

sürekli yaratılması için bir araçtır.

(99)

EGZOTİK VE GERÇEKÜSTÜ BEDEN İMGELERİ

Toplumsal cinsiyet bağlamında erkekler kalabalık mekanlarda daha çok güç ve entellektüelite ile eşleştirilirken kadınlar doğa ortamında tek başlarına ya da aile ortamlarında resmedilir.

Kamusal alan ve özel alan ayrımı reklam metinlerinde yeniden üretilir.

Kadının doğurganlığı doğa ile

özdeşleştirilir.

(100)

FETİŞLEŞTİRİLEN KADIN BEDENİ

• Kadın cinselliğinin pasifliğin değil gücün temsili olarak görme eğilimi hakimdir.

• Kadın bedeni ile tam

denetime sahiptir.

(101)

DUYGUSALLAŞTIRILAN KADIN BEDENİ

• Kadın bedeni genellikle romantize edilir.

• Kadın ve erkek arasındaki aşk ve

çekim ürünün pazarlanmasında

etkili bir araçtır.

Referanslar

Benzer Belgeler

[r]

[r]

Otizmli bireyler anlık düşündükleri için ve istedikleri şeyleri elde etmek için anlamsız bağırmalar,ağlamalar,öfke nöbetleri vb durumlarda olabilirler.Bu gibi

Bu program, anne –çocuk cimnastiğinden gelen çocuklar ( 5 - 8 ) yaş cimnastik temel eğitimi programına katılırlar. Temel eğitimin alt yapısını oluştururken,

10 Aralık'ta, SOCRadar tarafından takip edilen bir dark web forumundaki tehdit aktörü, iddiaya göre bir Türk finans kurumu için yetkisiz VPN erişimi satmaya çalıştı.. Dark

Bal i Işın, Affan Galip Kırımlı, Atıf Ceylân Bedi Sargın, Reha Ortaçlı, Muzaffer Seven, Ve- dat Erer, Ekrem Yene!, Cevdet Beşe, Fethi Tulgar, Feyyaz Baysal, Münir Arısan,

 Evre 2: Bilateral hiler adenopati ve parankimal infiltratlar..  Evre

Kron k hastaların sempton tak b K ş selleşt r lm ş sağlık anal zler Bel rt lere da r r sk dağılım oranları D kkat ed lmes gereken hususlar.. K ş sel sağlık as stanınız