• Sonuç bulunamadı

Karikatür reklamcılığı ve hedef kitle iletişimi "Sütaş örneği"

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Karikatür reklamcılığı ve hedef kitle iletişimi "Sütaş örneği""

Copied!
127
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ANA BİLİM DALI

REKLAMCILIK VE TANITIM BİLİM DALI

KARİKATÜR REKLAMCILIĞI VE HEDEF KİTLE

İ

LETİŞİMİ “SÜTAŞ ÖRNEĞİ”

Güldane MERAKİ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Danışman

Doç. Dr. Hüseyin ALTUNBAŞ

(2)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

BİLİMSEL ETİK SAYFASI

Ö ğ re n c in in

Adı Soyadı GÜLDANE MERAKİ

Numarası 074221021006

Ana Bilim / Bilim Dalı HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM/REKLAMCILIK VE TANITIM

Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tezin Adı KARİKATÜR REKLAMCILIĞI VE HEDEF KİTLE İLETİŞİMİ “SÜTAŞ

ÖRNEĞİ”

Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel etiğe ve akademik kurallara özenle riayet edildiğini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davranış ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu, ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalışmada başkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel kurallara uygun olarak atıf yapıldığını bildiririm.

Öğrencinin imzası (İmza)

(3)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

YÜKSEK LİSANS TEZİ KABUL FORMU

Ö ğ re n c in in

Adı Soyadı GÜLDANE MERAKİ

Numarası 074221021006

Ana Bilim / Bilim Dalı HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM/REKLAMCILIK VE TANITIM

Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tez Danışmanı DOÇ. DR. HÜSEYİN ALTUNBAŞ

Tezin Adı KARİKATÜR REKLAMCILIĞI VE HEDEF KİTLE İLETİŞİMİ “SÜTAŞ

ÖRNEĞİ”

Yukarıda adı geçen öğrenci tarafından hazırlanan KARİKATÜR REKLAMCILIĞI VE HEDEF KİTLE İLETİŞİMİ “SÜTAŞ ÖRNEĞİ” başlıklı bu çalışma 06/07/2010 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda oybirliği/oyçokluğu ile başarılı bulunarak, jürimiz tarafından yüksek lisans tezi olarak kabul edilmiştir.

Ünvanı, Adı Soyadı Danışman ve Üyeler İmza

DOÇ. DR. HÜSEYİN ALTUNBAŞ

YRD. DOÇ. DR. GÖKSEL ŞİMŞEK

(4)

Ö ğ re n c in in

Adı Soyadı GÜLDANE MERAKİ

Numarası 074221021006

Ana Bilim / Bilim Dalı HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM/REKLAMCILIK VE TANITIM

Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tez Danışmanı DOÇ. DR. HÜSEYİN ALTUNBAŞ

Tezin Adı KARİKATÜR REKLAMCILIĞI VE HEDEF KİTLE İLETİŞİMİ “SÜTAŞ

ÖRNEĞİ”

ÖZET

Günümüzde reklamcılar mizah içerikli reklamlara sıkça başvurmaktadır. Mizah içerikli reklamlar dikkat çekiciliğin sağlanması ve reklama yönelik olumlu tutumlar geliştirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Mizahın bir unsuru olan karikatür yapısı gereği ilgi çekici, dikkat uyandırıcı, eğlendirici ve akılda kalıcıdır. Bu özelliklerinden dolayı karikatür, yeni bir reklam aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Karikatürlü reklamlar hızlı bir gelişim göstermekte ve tüketici tarafından kolayca benimsenmektedir. Özellikle son on yıldır çeşitli sektörlerdeki işletmeler ürünlerini ya da hizmetlerini karikatürlü reklamlar aracılığı ile duyurmaktadır. Farklı sektörlerde yer alan bu işletmelerin hitap ettiği farklı hedef kitleleri vardır ve bu hedef kitleler birbirlerine benzemeyen özellikler taşır. Dolayısıyla her birinin görüşleri, tutumları, algıları ve satın alma davranışları değişiklik gösterir.

Hedef kitlelerin bir markayı tercih etme nedenleri birçok faktöre bağlıdır. Reklam, marka tercihinde önemli bir faktördür. Karikatürlü reklamlar gibi dikkat çekici bir yönteme başvurmak onların görüşlerini, algılarını, tutumlarını ve satın alma davranışlarını etkileyebilmektedir.

Bütün bunlara dayanılarak yapılan araştırmada, karikatürlü reklamları yoğun bir

şekilde kullanan Sütaş firması örnek olarak incelenmiştir. Hedef kitlenin karikatürlü reklamlara olan yaklaşımlarının nasıl olduğu; bu konudaki görüş, algı ve tutumlarını betimsel bir araştırma ile ortaya koymuştur.

Anahtar Kelimeler Hedef Kitle İletişimi, Karikatür, Karikatür Reklamcılığı, Mizah, Reklam, Sütaş Karikatürleri

(5)

Ö ğ re n c in in

Adı Soyadı GÜLDANE MERAKİ

Numarası 074221021006

Ana Bilim / Bilim Dalı HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM/REKLAMCILIK VE TANITIM

Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tez Danışmanı DOÇ. DR. HÜSEYİN ALTUNBAŞ

Tezin Adı

CARICATURE ADVERTISING AND TARGET AUDIENCE COMMUNICATION “SÜTAŞ EXAMPLE”

ABSTRACT

Advertisers often make use of humorous elements in advertisements they create. Advertisements that contain such elements play a great role in creating awareness and attaining positive attitudes. Caricature, which is an element of humor, is interesting, eye catching, entertaining and memorable by its very nature. Because of these characteristics of caricatures, they are being used for advertising purposes.

Advertisements with caricatures are spreading rapidly and embraced by consumers easily. Especially in the last ten years, companies in different sectors use advertisements with caricatures to publicize their products and services. These companies have different target audiences with different characteristics. They all have differences in opinions, attitudes, perceptions and buying behaviors.

Target audiences’ brand choices depend on many different factors. Advertising is an important factor in brand choice. Using attention grabbing methods like advertising with caricatures affects their buying behaviors.

This study examines the use of caricatures in Sütaş advertisements. Target audiences’ opinions, perceptions and attitudes about advertisements with caricatures are examined in this descriptive study.

Keywords: Target Audience Communication, Caricature, Advertisements with caricatures, Humor, Advertising, Sütaş Caricatures.

(6)

İÇİNDEKİLER

BİLİMSEL ETİK SAYFASI ... i

TEZ KABUL FORMU ... ii

ÖZET ... iii

ABSTRACT ... iv

RESİM VE ŞEKİLLER LİSTESİ ... vii

TABLOLAR LİSTESİ ... ix

GİRİŞ ... 1

BİRİNCİ BÖLÜM - KARİKATÜRÜN REKLAMLARDA KULLANIMI ... 4

1.1. KARİKATÜR NEDİR? ... 5

1.2. KARİKATÜRÜN TARİHİ ... 6

1.2.1. Dünyada Karikatürün Gelişimi ... 9

1.2.2. Türkiye’de Karikatürün Gelişimi ... 9

1.2.2.1. On Dokuzuncu Yüzyılın Sonunda Türk Karikatürü ... 9

1.2.2.2. Yirminci Yüzyılda Türk Karikatürü ... 11

1.2.2.3. Yirmi Birinci Yüzyılda Türk Karikatürüi ... 17

1.3. KARİKATÜRÜN MİZAHTAKİ YERİ ... 19

1.3.1. Mizah ... 20

1.3.2. Mizahın Özellikleri ... 21

1.3.3. Mizah Ve Gülme ... 22

1.3.4. Basılı Yayınlarda Mizah ... 24

1.4. KARİKATÜRÜN ÖZELLİKLERİ ... 25

1.5. KARİKATÜRÜN YAPISI ... 27

1.5.1. İçeriğine Göre Karikatür ... 27

1.5.2. Biçemine Göre Karikatür ... 28

1.6. GAZETE KARİKATÜRÜ VE GAZETE KARİKATÜRÜNÜN ÖZELLİKLERİ ... 30

1.7. KARİKATÜR VE İLETİŞİM ... 33

1.8 KARİKATÜRÜN REKLAMLA İLİŞKİSİ ... 37

(7)

İKİNCİ BÖLÜM - HEDEF KİTLE İLETİŞİMİ ... 48

2.1. HEDEF KİTLE ... 48

2.2. HEDEF KİTLENİN SINIFLANDIRILMASI ... 50

2.3. HEDEF KİTLENİN BELİRLENMESİ ... 52

2.4. HEDEF KİTLENİN BELİRLENMESİ İÇİN GELİŞTİRİLMİŞ ÖLÇÜTLER . 53 2.4.1. Kitle Davranışlarını Etkileyen Bireysel Faktörler ... 53

2.4.1.1. Demografik Özellikler ... 53

2.4.1.2. Psikolojik Özellikler ... 56

2.4.2. Hedef Kitle Davranışlarını Etkileyen Grupsal Faktörler ... 59

2.4.2.1. Kültür ... 59

2.4.2.2. Sosyal Sınıf ... 60

2.4.2.3. Grup Etkileri ... 61

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM - HEDEF KİTLENİN KARİKATÜR YOLUYLA KULLANILAN REKLAMLARA YAKLAŞIMI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA: SÜTAŞ ÖRNEĞİ ... 64

3.1. ARAŞTIRMANIN SORUNU ... 64

3.1. ARAŞTIRMANIN AMACI ... 64

3.2. ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ ... 65

3.3. ARAŞTIRMANIN VARSAYIMLARI ... 66

3.4. ARAŞTIRMANIN SINIRLARI VE KAPSAMI ... 66

3.5. ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ ... 67

3.6. ARAŞTIRMADA KULLANILAN ANKET FORMUNUN İÇERİĞİ ... 68

3.7. ARAŞTIRMADA KULLANILAN BETİMLEYİCİ İSTATİSTİK TEKNİKLERİ ... 69

3.7.1. Frekans Dağılımı ... 69

3.7.2. Aritmetik Ortalama ... 70

3.8. ANKETİN GEÇERLİLİĞİ VE GÜVENİLİRLİĞİ ... 70

3.9. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİNİN SÜTAŞ’IN KARİKATÜR REKLAMLARI İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ, TUTUMLARI VE ALGILARINA İLİŞKİN ALAN ARAŞTIRMASI BULGULARI ... 71

3.9.1. Deneklerin Demografik Özellikleri ... 71

(8)

3.9.1.2. Yaş Dağılımı ... 72

3.9.1.3. Medeni Durum ... 73

3.9.1.4. Aylık Harcama Miktarı ... 73

3.9.1.5. Deneklerin Okudukları Sınıfa Göre Dağılımı ... 73

3.9.2. Karikatürü Takip Etme Düzeyine İlişkin Betimleyici Bulgular ... 74

3.9.3. Örneklemin Karikatüre Olan Yaklaşımı ... 78

3.9.4. Deneklerin Karikatürlü Reklamlara Yönelik Yaklaşımlarına İlişkin Betimleyici Bulgular ... 87

3.9.5. Örneklemin Karikatürlü Reklamlara Olan Yaklaşımı ... 94

3.9.6. Deneklerin Sütaş’ın Karikatürlü Reklamlarına Yönelik Yaklaşımlarına İlişkin Betimleyici Bulgular ... 95

3.9.7. Örneklemin Sütaş’ın Karikatürlü Reklamlarına Olan Yaklaşımları ... 100

SONUÇ ... 102

KAYNAKÇA ... 106

(9)

ŞEKİL VE RESİMLER LİSTESİ

Şekil 1: Karikatürün İletişim Süreci ... 34

Resim 1: Leonardo da Vinci ... 7

Resim 2: 1830 Yılı La Caricature Gazetesi... 8

Resim 3: Türk Mizah Basınındaki İlk Karikatür... 10

Resim 4: Akbaba Dergisi ... 12

Resim 5: 1972 Tarihli Gırgır Dergisi ... 15

Resim 6: Penguen Dergisi ... 18

Resim 7: Sütaş Açıkhava Reklamları ... 41

Resim 8: Sütaş Gazete Reklamı ... 41

Resim 9: Kalekilit Karikatür Reklamı... 42

Resim 10: Avea Gazete Reklamı ... 43

Resim 11: Vodafone İnternet Reklamı ... 43

Resim 12: Turkcell Kontör Kartı Reklamı ... 44

Resim 13: Petrol Ofisi Dergi Reklamı ... 44

Resim 14: Okey İnternet Reklamı ... 45

Resim 15: MARSA İnternet Reklamı ... 46

Resim 16: Yeni Rakı İnternet Reklamı ... 46

(10)

TABLOLAR LİSTESİ

Tablo 1: Güvenilirlik İstatistiği Tablosu ... 71

Tablo 2: Deneklerin Cinsiyet Dağılımı ... 72

Tablo 3: Deneklerin Yaş Dağılımı ... 72

Tablo 4: Deneklerin Medeni Durumuna Göre Dağılımı ... 73

Tablo 5: Deneklerin Aylık Harcama Miktarı Dağılımı ... 73

Tablo 6: Deneklerin Okudukları Sınıf Dağılımı ... 74

Tablo 7: Karikatür Okuma Sıklığına İlişkin Dağılım ... 74

Tablo 8: Karikatür Dergisi Satın Alma Sıklığına İlişkin Dağılım ... 75

Tablo 9: Karikatürü Gazeteden Takip Etme Düzeyine İlişkin Dağılım ... 75

Tablo 10: Karikatürden Hoşlanma Düzeyi İlişkin Dağılım ... 76

Tablo 11: Karikatür Sitelerini Takip Etme Düzeyine İlişkin Dağılım ... 76

Tablo 12: Deneklerin İnternette Arkadaşlarıyla Karikatür Paylaşmasına Yönelik Tutumlarına İlişkin Dağılım ... 77

Tablo 13: Karikatüristlerin Takip Edilme Düzeyine İlişkin Dağılım ... 77

Tablo 14: Karikatürün Güldürme İşlevine İlişkin Dağılım ... 78

Tablo 15: Beğenilen Karikatürün Çevreye Anlatılmasına İlişkin Dağılım ... 78

Tablo 16: Deneklerin Karikatüre Olan Yaklaşımları Puanı Merkezi Eğilim İstatistikleri ... 79

Tablo 17: Karikatür Reklamı Olan Markaların Hatırlanma Düzeyi ... 80

Tablo 18: Deneklerin Okudukları Karikatür Dergilerine İlişkin Dağılım ... 81

Tablo 19: Deneklerin Okumaktan Hoşlandıkları Karikatüristlerin Dağılımı ... 82

Tablo 20: Deneklerin Karikatürü Takip Ettikleri Gazetelerin Dağılımı ... 83

Tablo 21: Deneklerin Karikatürü Takip Ettikleri İnternet Sitelerinin Dağılımı ... 84

Tablo 22: "İnek" kelimesini Çağrıştıran Markalara İlişkin Dağılım ... 86

Tablo 23: Ambalaj Üzerindeki Karikatüre Dikkat Çekilmesine İlişkin Dağılım ... 87

Tablo 24: Karikatür İle Tanıtılan Bir Ürünün Tavsiyesine İlişkin Dağılım ... 87

Tablo 25: Reklamda Kullanılan Karikatürün Satın Almayı Sağlamasına İlişkin Dağılım ... 88

Tablo 26: Karikatürün Reklam Aracı Olarak Kullanmasının Markayı Anlaşılır Kılmasına İlişkin Dağılım ... 88

(11)

Tablo 27: Gazetelerdeki Reklamlarda Karikatürün Kullanılmasına Dikkat

Çekilmesine İlişkin Dağılım ... 89 Tablo 28: İnternette Yer Alan Karikatürlü Reklamlara Dikkat Çekilmesine İlişkin Dağılım ... 89 Tablo 29: Deneklerin Arkadaşlarıyla Karikatürlü Reklamları Paylaşmasına İlişkin Dağılım ... 90 Tablo 30: Karikatürlü Reklamların Sıkıcı Bulunmasına İlişkin Dağılım ... 90 Tablo 31: Reklamında Karikatüre Yer Veren Markanın Daha Çok Akılda Kalmasına

İlişkin Dağılım ... 91 Tablo 32: Karikatürlü Reklamları Okumamasına İlişkin Dağılım ... 91 Tablo 33: Reklamında Karikatüre Yer Veren Markanın Daha Samimi Bulunmasına

İlişkin Dağılım ... 92 Tablo 34: Reklamında Karikatüre Yer Veren Markanın Rafta Tanınmasına İlişkin Dağılım ... 92 Tablo 35: Reklamda Karikatürün Kullanılmasının Ürünü Merak Edilmesini

Sağlamasına İlişkin Dağılım ... 93 Tablo 36: Reklamda Karikatürün Kullanılmasının Marka Hakkındaki Düşünceye Etkisi ... 93 Tablo 37: Deneklerin Karikatürlü Reklamlara Olan Yaklaşımları Puanı Merkezi Eğilim İstatistikleri ... 94 Tablo 38: Sütaş Karikatürlerinin Gazetede Fark Edilme Düzeyi ... 95 Tablo 39: İnternette Sütaş Karikatürlerine Rastlanma Düzeyi ... 95 Tablo 40: Deneklerin Sütaş Karikatürlerini Arkadaşlarıyla Paylaşmasına İlişkin Dağılım ... 96 Tablo 41: Sütaş Ayranın Üzerindeki Karikatürlerin Dikkat Çekmesine İlişkin

Dağılım ... 96 Tablo 42: Sütaş Ayranın Üzerindeki Karikatürlerin Beğenilme Düzeyi ... 97 Tablo 43: Sütaş Ayranın Üzerindeki Karikatürlerin Okunma Sıklığına İlişkin

Dağılım ... 97 Tablo 44: “Sütaş'ın Karikatüristlerinin Bilinme Düzeyine İlişkin Dağılım ... 98 Tablo 45: Sütaş Karikatürlerinin Sütaş Ürünlerini Satın Almayı Sağlamasına

(12)

Tablo 46: Sütaş Ayranın Üzerindeki Karikatürlerin Komik Bulunmasına

İlişkin Dağılım ... 99 Tablo 47: Sütaş Karikatürlerinin Ürün Tercihinde Değişiklik Yaratmasına İlişkin Dağılım ... 99 Tablo 48: Deneklerin Sütaş Ayranın Üzerindeki Karikatürleri Arkadaşlarına

Göstermesine İlişkin Dağılım ... 100 Tablo 49: Sütaş Ayranın Üzerinde Bulunan Karikatürlerin Sütaş Ayranı Satın

Alınmasını Sağlamasına İlişkin Dağılım ... 100 Tablo 50: Deneklerin Sütaş’ın Karikatürlü Reklamlarına Olan Yaklaşımları Puanı Merkezi Eğilim İstatistikleri ... 101

(13)

GİRİŞ

Mizahın bir ürünü olan karikatür, çok eski çağlardan bu yana çeşitli biçimlerle ve desenlerle günümüze ulaşmıştır. Bu biçimler ve desenler eski çağlarda kayaların üzerine yapılan çizimlerle ortaya çıkarken sonraki dönemlerde vazo, testi gibi eşyaların üzerinde ve heykeller ile varlığını göstermiştir. Zamanla resim sanatı ile buluşan karikatür, baskı makinesinin icadı ile çoğaltılarak yaygın hale getirilmiştir. Böylece karikatür, topluma her zaman ayna tutarak ve toplumsal olayları anlamlı bir biçimde insanlara sunarak kültürel ve toplumsal değerleri iletmede önemli bir rol oynamıştır.

Türkiye’de ise karikatür sanatına çok geç başlamıştır. Buna rağmen karikatür sanatının gelişimi hızlı olmuş ve bu sanat dalı ülkemizde ciddi noktalara erişmiştir. Bununla beraber karikatür sanatı çeşitli alanlara da ilham kaynağı olmuştur. Nitekim bu alanlardan biri de reklam sektörüdür.

Son yıllarda etkisinin yoğun olarak hissedildiği ekonomik, kültürel vb. alanlarda yaşanan değişimler doğrultusunda reklam sektörü hız kazanarak sadece işletmelerin değil toplumun tüm kesimlerinin dikkatini çeken bir olgu haline gelmiştir. Bu bağlamda değişik ve ilgi çekici araçlara başvuran reklam sektörü, karikatürü bir reklam aracı olarak değerlendirmeyi başarmıştır. Bunun sonucunda da “karikatür reklamcılığı” ortaya çıkmıştır. Reklam sektöründe karikatürün kullanılmasında önemli gerekçeler vardır. Karikatür, bir taraftan güldürürken diğer taraftan da dikkat çekme, ilgi uyandırma, hatırlanma gibi özellikleri bünyesinde barındırır.

Öte yandan, karikatürün bir mesajı iletmedeki kolaylığı ve hızı çağdaş toplumlarda ona büyük bir etki gücü kazandırmıştır. Karikatür, okura bir şeye katkıda bulunmaktan doğan keyfi ve mutluluğu verir. Karikatür kimi zaman şaşırtıcı olur, kimi zaman şok etkisi yaratır. Bunu yaparken de bilgi verir ve aydınlatır (Özer, 1986:94). Bu bağlamda karikatürün reklamlarda kullanıldığında etkili bir araç olduğu söylenebilir.

Karikatürü bir reklam aracı olarak kullanırken, bu aracın kimlere iletileceği de önemli bir noktadır. Burada hedef kitlenin belirlenmesi gereklidir. Hedef kitle; iletişim sürecinde karikatürün ilettiği mesajın, ulaşması amaçlanan kişi, küme ya da kitleye denmektedir. Dolayısıyla mesajın iletileceği hedef kitle iyi belirlenmediği sürece zaman ve bütçe kaybı olacak; yapılan çabalar boşa gidecektir (Kocabaş vd., 2004:77, 80).

(14)

Bunun yanı sıra, mesajın da hedef kitleyi ne derece etkilediği de saptanması gereken bir konudur. Çünkü karikatür yanlış anlaşılmaya müsait bir mizah dalıdır ve bu yüzden karikatürcünün de karikatürü çizerken hitap edeceği kitlenin demografik ve psikolojik özelliklerini, kültürel ve sosyal yapısını iyi tanıması gerekir. Bu bağlamda iyi bir karikatür her şeyi açıkça ortaya koymak durumundadır ve karikatüre bakan ya da onu okuyan kişi tarafından kolayca anlaşılmalıdır.

Nitekim karikatür reklamcılığına başvuran farklı sektörlerdeki firmalar, karikatür reklamlarını toplumu iyi gözlemleyen, tanınmış karikatürcülere çizdirmeyi tercih etmektedir. Zira tüketicinin bildiği bir karikatürcü aracılığıyla tüketicinin karikatürlü reklamlara yönelik tutum, algı ve görüşleri olumlu hale getirilebilinir. Karikatürlü reklamlar teknolojinin gelişimiyle birlikte internet aracılığıyla yaygın hale gelmişse de firmalar geleneği bozmayarak karikatür reklamlarını ulusal gazetelerin karikatür köşesinde yayınlamayı uygun bulmuştur.

Karikatür reklamcılığına başvuran işletmelerden biri de Sütaş’tır. Sütaş, karikatür reklamlarını çeşitli şekillerde hedef kitleye ulaştırmayı hedeflemiştir. Zira 1 Eylül 2002 yılından itibaren Hürriyet gazetesinde yayınlanmaya başlamış internette, ürün ambalajlarının üzerinde ve alışveriş merkezlerinin göze çarpan bir köşesinde Sütaş’ın karikatürleri yer almıştır. Dolayısıyla bu çalışmada sadece uzun zamandır karikatür reklamlarını kullanan Sütaş firması örnek olarak incelenmiştir.

Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde karikatürün reklamlarda kullanımı adı altında karikatürün ne olduğuna, nasıl ortaya çıktığına, dünyadaki ve ülkemizdeki gelişimine değinilmiştir. Sonrasında karikatürün mizahtaki yeri incelenmiş, ardından karikatürün özellikleri, sınıflandırılması ve yapısı incelenmiştir. Özellikle basılı kaynaklarda yer alan gazete karikatürüne ve gazete karikatürünün özelliklerine değinilmiş, karikatürün iletişimdeki yeri ve reklamla ilişkisi ortaya konmuştur.

İkinci bölümde ise hedef kitle iletişimi konusu ele alınmıştır. Hedef kitle kavramına değinilerek hedef kitlenin nasıl sınıflandırıldığı, nasıl belirlendiği ve hedef kitle belirlenirken ne gibi ölçütlerin geliştirildiği ortaya konmaya çalışılmıştır.

Üçüncü bölümde hedef kitlenin karikatür yoluyla kullanılan reklamlara yaklaşımı irdelenmek üzere Sütaş firması ele alınmıştır. Bu bağlamda metodoloji ve yapılan alan araştırmasından elde edilen verilerin analizlerine yer verilmiştir. Bu bölümün metodoloji kısmı, araştırmanın sorununu, amacını, önemini, yöntemini, sınır ve

(15)

kapsamını, araştırmada kullanılan soru kâğıdının özellikleri, istatistik tekniklerin tanıtılmasını ve soru kağıdının güvenirliği ve geçerliliğini içermektedir. Analiz kısmında ise, alan araştırmasından çıkan veriler tartışılmakta ve sonuçları değerlendirilmektedir.

(16)

BİRİNCİ BÖLÜM

KARİKATÜRÜN REKLAMDA KULLANIMI

Kitle iletişim araçlarının geliştiği, evrenselleşmenin başladığı bir dönemde ortaya çıkan karikatür, içinde bulunulan dönemin ihtiyaçlarına cevap vermek üzere ortaya çıkmış ve biçimlenmiş yeni bir sanat dilidir. Görsel bir iletişim aracı olan karikatür kültürel değerleri, inançları, normları ve yasaları iletmede önemli rol üstlenerek insanlık tarihini yansıtan bir belge niteliği taşır (Aşçıoğlu, 2005, http://www.kygm.gov.tr, 15.11.2009).

Bir mizah türü olan karikatür, günümüzde gazete, dergi, kitap gibi çeşitli kaynaklarda yaygın olarak görülmektedir. Karikatür küçük bir çerçeve içerisinde gülme ögesi bulunan aynı zamanda iğneleyici, uyarıcı, eleştiren, toplumdaki çelişkileri yakalayan ve bu sayede güldürürken düşündüren bir sanattır (Özer, 1994:2). Bunları yaparken de dil, din, ırk, ulus, yaş ve eğitim farkı gözetmeden bütün insanlara hitap eder (Kar, 1999:19).

Karikatürün ya da karikatür çizgisinin kullanıldığı çalışmalar karikatür ürünlerini temsil eder; karikatür dergileri, karikatür gazeteleri, çizgi romanlar, gazete karikatürleri, karikatür albümleri, karikatür sergileri, karikatür yarışmaları ve hatta reklam-tanıtım ürünleri sayılabilmektedir (Uslu, 1999, http://www.huslu.8k.com, 20.01.2009).

1.1. KARİKATÜR NEDİR?

Karikatür; İtalyanca “yüklemek” manasına gelen “caricare” kelimesinden gelmektedir (Özer, 1985:5). Türkçeye de Fransızcadan geçen karikatür kelimesi, abartılmış çizgilerle gülümseme yaratan desenler anlamında kullanılmaktadır (Topuz, 1997:9).

Karikatür, insanların, olayların, duygu ve düşüncelerin olağan bir duruma ters düşen ve çelişen yanlarını gülünç bir şekilde kimi zaman yazıyla desteklenerek abartılı çizimlerle mizaha dönüştürme sanatıdır. Bununla beraber karikatür, günümüzde “grafik mizah” olarak adlandırılmaktadır (Fidan, 2007:39). Çünkü karikatür zaman içinde çizgi

(17)

fazlalıklarından kurtulup grafik bir düzene kavuşmuştur. Grafik anlayış sadece yazısız karikatür yöntemiyle sağlanabilmiştir (Balcıoğlu, 1987:10).

Karikatür bir durumun özünü anlatır. Dolayısıyla karikatürün gereksiz, yararsız olanın bir cümleye, bir tutuma, bir düşünceye, bir konuya indirgenmesi gerekir. Karikatür evrenseli hedefler. Bu bağlamda karikatür, gerçekliğin bir tür

şemalaştırılmasıdır (Topuz, 1986:3).

Buna ek olarak karikatür, her yaş grubuna hitap eden eğlenceyi, gülmeceyi, hicvi ve düşünmeyi içeren bir sanat ürünüdür. Karikatür halk ile aydın kesim arasında iletişim kurmanın en kolay, en açık, en samimi ve eğlenceli yoludur. Bunun yanı sıra karikatür, verilmek istenen bilgi ve mesajların kolayca yerine ulaşmasını ve kalıcı olmasını sağlar (Uğurel ve Moralı, 2005:2).

Karikatürün insanı temel alır. Toplumları, kişileri oldukları gibi görmek, çelişkilerini, yanlışlarını gerçekten ayrılmadan değerlendirip sonra eleştirmektir (Selçuk, 2004, http://www.nd-karikaturvakfi.org.tr, 20.01.2009).

Karikatür insanların, kurumların, toplumların ve ülkelerin yanlışlarını, çelişkilerini ve alışılmadık yönlerini konu edinir, yorumlar, eleştirir ve mesaj olarak tekrar insanlara yansıtır. Karikatürün yapısı gereği ele aldığı kişileri ve olayları işlerken mutlaka abartır, bozar ve gülünçleştirir. Bu özellik karikatürün mizahi yapısının bir sonucudur (Erdem, 2005:133).

Karikatür, görsel sanatların en yalın şekilde kullanımıdır. Karikatürde önemli olan mizahtır, ancak bu kişiyi düşündüren bir mizah olmalıdır (Kar, 1999:21).

1.2. KARİKATÜRÜN TARİHİ

İnsanların gülünçleştirilmiş portreleri ile başlayan karikatür, basında, siyasal bir mücadele silahı haline gelmiştir. İçinde bulunulan zamanın ünlü siyasetçilerinin ve yöneticilerinin portreleri, davranışlarını hicveden yazıların resimleri şeklinde genişlemiştir. Zamanla, yalnız bu işle uğraşan ressamların elinde resmin bir kolu olarak gelişmeye başlamıştır (Saydut, 2007, http://www.karikaturculerdernegi.org, 15.02.2009). Bu bağlamda karikatürün tarihini gelişimini, dünyada karikatürün gelişimi ve Türkiye’de karikatürün gelişimi olarak iki sınıfta incelemek mümkündür.

(18)

1.2.1. Dünyada Karikatürün Gelişimi

Çok eski çağlarda, mağara duvarlarına ve kayalar üzerine yapılan desenler karikatür olarak kabul edilmektedir. Örneğin İspanya’da Paleotik çağdan kalma çeşitli mağara resimleri, Fransa’da Neolitik çağdan kalma karikatüre bezeyen kaya desenlerine rastlanmıştır (Özer, 1985:5-6).

Karikatüre dayalı çalışmalara Eski Mısır döneminde çokça rastlanmaktadır. Birçok mizah tarihçisi de hiyeroglif yazısını karikatürün başlangıcı olarak göstermiştir (Selçuk, 1997:7). Karikatürün en temel özelliği olan insanı hayvan formlarıyla birleştirmek ya da insanın icraatlarını hayvanlarla ilişkilendirerek göstermek bu dönemde kullanılmıştır. Bir mısır papirüsünde insan faaliyetleri hayvanlarla ilişkilendirilmiş ve bu oldukça açık bir biçimde mizahi yolla anlatılmıştır (McKee, 2002:2-3).

Milattan sonra 79 yılında Vezür Yanardağı’nın yok ettiği Pompei ve Herculeneum kentlerinde bulun kalıntılarda bulunan duvar ve vazoların üzerinde çoğunlukla tanınmış kimseler için çizilmiş ve bu kişileri yenmek için yüzleri deforme edilmiş çizimler vardır. Bu da portre karikatürün temelini oluşturur. Benzer şekilde yer alan portre karikatürler Roma, Grek, Çin sanatında da rastlanır. İlk çizgi öyküleri ise Mısır ve Hindistan’da görülür (Kar, 1999:25).

Birçok karikatür örneğinin bulunduğu Grek sanatında karikatürler genelde heykellerde ve vazoların, kupaların, testilerin üzerinde sivri kulaklı, yarısı erkek yarısı at figürler şeklinde bulunmaktadır. Eski Roma’da ise fresk, mozaik ve duvarlara işlenmiş günümüze kadar ulaşan karikatürler bulunmaktadır. Eski Grek ve Roma devirlerinden sonra 1300 yıl karikatürler sadece kilisede yapılmıştır. Buradaki karikatürlerde çirkin, korkunç simgelere, şeytanın çirkinliği anlatılmıştır. Öte yandan, karikatür kiliselerde gelişmiş olmasına rağmen neredeyse hiçbir karikatür sanatçısının adı kalmamıştır. Çünkü bazı din adamları, zaman zaman karikatüre karşı büyük tepki göstermişler ve karikatürleri gravür olarak çoğaltanların ölüme mahkum oldukları dönemler olmuştur (Topuz, 1997:19-25).

Bununla birlikte Ortaçağ’ın karanlığından ve kilise baskısından 15. yüzyılda kurtuluşa eren Avrupalılar, teolojik ve otoriter düşünce biçimine karşı çıkarak özgür düşüncelere, bireyselliğe ve eleştirel yorumlara yönelmişlerdir (Topuz, 1997:30). Baskı

(19)

makinesinin icadıyla birlikte karikatür de yaygınlaşmaya başlamıştır ve böylece bir karikatürün yüzlerce kopyası elde edilmiştir. 15. yüzyılda Hollandalı ressam Jerome Bosch, Flaman ressam Bruehel karikatür sanatının örneklerini baskı makineleri aracılığıyla çoğaltmışlardır. Ayrıca bu dönemde de karikatür sanatının temelleri atılmaya başlanmıştır ve bunun ilk örneğini de Leonardo da Vinci vermiştir (Özer, 1985:6).

Resim 1: Leonardo da Vinci (http://www.sanalmuze.org, 05.03.2009).

Karikatürün bir sanat olarak değerlendirilmesi ve bugünkü konumuna ulaşması bu tarihi süreçten geçmesiyle oluşmuştur. Bu bağlamda karikatürün tam anlamıyla bir sanat dalı olarak kabul edilmesi de 17. Yüzyılda İtalya’da olmuştur. İtalyanlar, hayvan başlı insan portrelerine “caricatura” adını vermişlerdir. 1690 yılında İngiltere’ye giden T. Browne, burada caricatura deyimini kullanmaya başlamıştır. Bu sırada İngiltere’de demokratik rejimin kurulmasıyla basına özgürlük tanınmıştır ve bundan ötürü karikatür sanatı İngiltere’de gelişmiştir (Özer, 1985:7).

1830 yılında Fransa’da karikatür sanatında devrim niteliğinde bir adım atılmış ve ilk siyasal gülmece gazetesi olan “ La Caricature” gazetesi yayınlanmıştır. La Caricature

(20)

gazetesini yayınlayan Fransız ressamı Charles Philipon bu anlamda gazeteye karikatürü taşıyan ilk kişidir (Topuz, 1997:51). Bu dönemde karikatür dünya politikasını doğrudan yönlendirmenin bir yolu haline gelmiştir. Philipon portre karikatürü Fransız kralı Louis-Philippe’e karşı politik bir silaha çevirmiştir. Ancak beş yıl sonra kralın isteği ve “düşüncelerin çizgiyle ifadesi” yasağının getirilmiştir. Dönemin otoriteleri “karikatür, halkının yarısının okuma yazma bilmediği bir şehirde kelimelerden daha güçlüdür” beyanını verince Philipon’un haftalık gazetesi La Caricature kapanmıştır. (McKee, 2002:6).

Resim 2: 1830 Yılı La Caricature Gazetesi (http://greatcaricatures.com, 07.04.2010).

Bu dönemden sonra karikatür portreden konulu anlatıma dönmüştür. Genellikle alt yazılı olan karikatür bir fıkra niteliği taşımıştır. Önceleri insanları yermek için abartılarak çizilen karikatür, sonraları resimden farklı, kendine özgü bir sanat dalı haline gelmiştir (Özer, 1985:7).

(21)

1.2.2. Türkiye’de Karikatürün Gelişimi

Türkiye’de karikatür oldukça geç kabul görmüştür. Çünkü Osmanlı

İmparatorluğu zamanında dinsel etkilerden dolayı resim yasağı konmuş ve sanatçılar figürün dışındaki tezhip, çini, yazı gibi farklı sanat dallarına yönelmişlerdir. Ayrıca sanatçıların da doğrudan saraya bağlı olmaları da karikatürün gelişmesini engellemiştir. Ancak karikatürde ilk ciddi adımlar on dokuzuncu yüzyılda atılmıştır (Balcıoğlu, 1987:5). Bu dönemde yer alan portre karikatürler ve daha sonraki dönemlerde yer alan yazılı karikatürler toplumun ilgisini çekmiştir. Kongar’a göre (Aktaran Sipahioğlu, 1999:12), gerek Osmanlı dönemi gerekse Cumhuriyet döneminde karikatür, yönetici sınıfından uzak kalan halkın devlete karşı sesini duyurmakta etkili olmuştur. Osmanlı döneminde daha çok sözlü mizah yapılırken basım teknolojisinin gelişmesiyle birlikte yerini daha kalıcı olan yazı ve çizgiye bırakmıştır. Karikatürün Türk toplumuna önemli etkileri olmuştur. Karikatür öncelikle padişahlık döneminde bile siyasal muhalefet geleneğini başlatmış ve yürütmüştür. Ayrıca en ağır eleştirileri yumuşatıp kabul edilebilir duruma getirmiş ve toplumdaki hoşgörüyü geliştirmiştir.

Bununla birlikte karikatür, her ne kadar batılı bir sanat dalı olsa da ve her ne kadar Türkiye’de karikatür geleneği eskilere dayanmasa da, karikatür kültürünün ciddi bir noktaya geldiği inkâr edilemez (Demirci, 2009:12). Nitekim on dokuzuncu yüzyılda karikatür sanatı adına önemli adımlar atılmış, yirminci ve yirmi birinci yüzyılda ise önemli gelişmeler yaşanmıştır.

1.2.2.1. On Dokuzuncu Yüzyılın Sonunda Türk Karikatürü

Türk tarihindeki ilk basılı karikatür, Arif Arifaki’nin 1867’de İstanbul adlı dergi biçiminde bir gazetede yayımlanmış ve bu gazetede 20-25 karikatüre yer verilmiştir (Topuz, 1997:211). Türk basın tarihinin ilk mizah dergisi ise Tanzimat döneminde, 1870 yılında Teodor Kasap’ın yayımladığı “Diyojen” dergisidir. Dergideki karikatürler imzasız olarak yayımlanmıştır. Bu yüzden kimler tarafından çizildiği bilinmemektedir (Balcıoğlu, 1987:5). Buna ek olarak, Diyojen’in 74.üncü sayısında derginin ilk karikatürü yayınlamıştır. Bu aynı zamanda Türk mizah tarihinde yayımlanan ilk portre karikatürdür. Uzun kulaklı çizilen bir kişi İstanbul’da Ermeni harfli Türkçe yayınlanan Manzume-i Efkâr gazetesinin sahibi Garabet Panasyan'dır. Uzun kulaklı çizilmesinin

(22)

sebebi jurnalci olarak bilinmesindendir (Uslu, 1999, http://www.huslu.8k.com, 20.01.2009).

Çakır’a göre (2006:171), Diyojen dergisinin yazı ve karikatürleri incelendiğinde, tamamının ülkenin siyasal ve sosyal hayatı hakkında mizahi üslupta ele alınmış yazı ve çizgiler olduğu görülmüştür. Diyojen, hükümetin ekonomik, sosyal, eğitim, dil, iç ve dış siyaset gibi konulardaki tavırlarını yazı ve karikatürler ile eleştirmiş ve bu şekilde toplumu bilgilendirmeye çalışmıştır. Bu yolu izlerken de argo ya da hakarete varan bir üslubu da olmamıştır. Öte yandan, hiçbir eleştiriye açık olmayan yönetim, Diyojen’in mizahi üslupla ele aldığı yazılara veya karikatürlere de açık olmamıştır.

Resim 3: Türk Mizah Basınındaki İlk Karikatür (Akdağ, 2006).

Diyojen’in ardından 1873 yılında da “Hayal” dergisi Ali Fuat Bey tarafından yayımlanmıştır. Bu mizah dergilerindeki karikatürlerde, karikatür bir sahne gibi kullanılıp karşılıklı konuşmalara yer verilmiştir. Tanzimat döneminde karikatür, başyazıda yer alan sorunları anlatmaya çalışmıştır. Bu alışkanlık 2. Meşrutiyet’te

(23)

azalmaya başlar. Çünkü artık karikatürcü başyazardan bağımsız olarak çizer; dergi ve gazeteler daha çok karikatür yayımlama sürecine girer ve bu süreç karikatürün mizah yayınlarında yazı kadar yer alma mücadelesinin başlangıcıdır (Çeviker, 1988:17-18).

Bu süreçte yayınlanan Karagöz (1908), Nekregu (1908), Zuhuri (1908), Tasvir-i Hayal (1908), Hacivat (1908), Geveze (1909), İbiş (1909), Nekregu ile Pişekar (1909), Eşref (1909), Hayal-i Cedit (1910), Cadaloz (1911), Baba Himmet (1911), Köylü (1913) ve Feylesof (1914) başlıca geleneksel mizah dergi ve gazeteleridir (Çeviker, 1988:17).

1.2.2.2. Yirminci Yüzyılda Türk Karikatürü

Türkiye’de materyalist düşüncenin ilk temsilcisi olarak kabul edilen Baha Tevfik’in 1910 yılında yayımladığı Eşek dergisi, seyirlik oyunların mizahi kahramanlarını barındıran, aynı zamanda da modern bir çizgi taşıyan diğer mizah dergilerinden farklı bir dergi olmuştur. Eşek dergisi temelde sert ve kara bir yergi içermektedir. Eşek dergisine benzer diğer dergi ve gazete türleri de Kibar (1910), Alafranga (1910), El Malum (1910) gibi yayımlardır. Bu tür dergilerin özel karikatürcüsü yoktur, yani karikatürcüler diğer dergi ve gazetelerde de çizmektedir. Bununla beraber, dört sayfalık küçük boy risaleler ortaya çıkmıştır. Bu da ilk olarak Sermet Muhtar ve Ali Sait’in 1908’de çıkardığı El Üfürük ile oluşmuştur. Üfürük ve Resimli Tonton Risalesi (1908), Mahkum (1908) gibi benzeri risaleler tek sayılıktır (Çeviker, 1988:22).

Türk karikatüründe, batı anlayışına uygun sanatıyla ve istibdat döneminin o günkü

şartlarında güçlü eleştiri ve yergileriyle ortaya çıkan ilk karikatürcü Cem’dir. 1912’de yayımladığı Cem dergisiyle dönemin yöneticileriyle çatışma içinde olmuştur. Cem’in eserleri Cumhuriyet Dönemi’ne de uzadığı için uzun soluklu bir karikatürcü olmuştur (Balcıoğlu, 1987:6). Cem dergisi gibi diğer batılı modern mizah dergi ve gazeteleri

şunlardır: Kalem (1908), Boşboğaz ile Güllabi (1908), Dalkavuk (1908), Laklak (1909), Kartal (1909), Kara Sinan (1911), Karikatür (1914), Hande (1916) ve Diken (1918) (Çeviker, 1988:20).

Cumhuriyet dönemine gelindiğinde Ramiz Gökçe ve Cemal Nadir isimleri görülmektedir. Cemal Nadir, 1928’de Akşam gazetesinde her gün çizerken bu sıralarda Ramiz’in adı daha yaygındır. Bu iki isim, karikatür sanatını halk tarafından sevilmesini

(24)

sağlamışlar ve karikatürün yaygınlaşmasına vesile olmuşlardır. Aynı zamanda bu iki ismin karikatür sanatını meslek edinmiş olmaları, onların en önemli özelliklerindendir (Balcıoğlu, 1987:7).

Resim 4: Akbaba Dergisi, 1936 (http://www.sanalmuze.org, 05.03.2009).

- Sana ne oldu arkadaş?

- Dün altıma bir muhtekir (vurguncu) gömdüler!...

1932 yılında, ilk karikatür albümü “Amcabey’e Göre” Cemal Nadir tarafından yayımlanır.1933’te ise defalarca kapanıp açılan en uzun soluklu mizah dergisi olan “Akbaba” yayımlanmıştır. 1934-1948 yıllarında da Sedat Simavi “Karikatürcü” dergisini aralıklarla yayımlamıştır. 1948’de Karikatür dergisini kapatan Sedat Simavi, Hürriyet gazetesini kurmuştur. Bu arada Akbaba dergisi okuyucunun ilgisini kaybederken, “Markopaşa” dergisi ortaya çıkmıştır. Beş yıl yayımlanan Markopaşa dergisi, tek partili döneme karşı bir tutum izleyerek insanların ilgisini kazanmıştır. Tek partili dönemin sonuna doğru ise önemini kaybederek kapanmıştır. (Özer, 1985:18).

1950’li yıllarda karikatürde hareketli ve yenilikçi bir döneme adım atılır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ekonomik ve siyasal alanda görülen liberalleşme yeni dergi ve gazetelerin çıkmasına yol açmıştır. Türk toplumunda daha umutlu ve neşeli bir hava esmeye başlamış ve bu durum karikatür dergilerine de yansımıştır (Sipahioğlu, 1999:68).

(25)

Bu dönemde Saul Steinberg’in karikatürdeki yeni anlayışı etkisini Türkiye’de de hissedilmiştir. Steinberg’in izinden giden genç Türk karikatürcüleri de çizgilerini yalınlaştırmış, yapıtlarını arka plan çizimlerinden, anlatılmak isteneni doğrudan desteklemeyen ayrıntılardan arındırmaya başlamıştır. Tiplemelerinde belli bir insanı değil de soyut bir insanı, belli bir fiziksel ortamı değil soyut bir fiziksel ortamı simgeleyecek biçemselleştirmelere yönelmiştir. Kişisel biçemlerini (üsluplarını) geliştirmeye başlamıştır. En önemlisi de, karikatürden yazılı anlatımı kaldırmışlardır. Daha sonra “1950 kuşağı karikatürcüleri” olarak adlandırılacak olan bu sanatçılar benimsedikleri yeni anlatım diliyle küçümsenmeyecek bir sevilirlik düzeyine ulaşmışlardır. Öncüleri arasında Turhan Selçuk, Ali Ulvi Ersoy, Ferruh Doğan gibi karikatürcüler gelmektedir (Alsaç, 15.11.2009).

1950 Kuşağı adıyla anılan karikatürcü grubu 41 Buçuk (1952), Tef (1954), Dolmuş (1956), Karikatür (1958) gibi dergilerde ve günlük gazetelerde bu yeni anlayışı yaygınlaştırmışlardır. 1950 Kuşağı karikatürcüleri, toplumcu gerçekçilik fikrini savunan, var olan düzeni eleştirerek toplumun ezilen kesimlerin savunuculuğunu üstlenmişlerdir. Turhan Selçuk, Semih Balcıoğlu, Selma Emiroğlu (ilk Türk kadın karikatürcü), Mim Uykusuz, Ferruh Doğan, Nehar Tüblek, Ali Ulvi Ersoy gibi karikatürcüler, karikatür sanatında kalıcı eserler bırakmışlardır (Özer, 2004).

1960’lı yıllarda genel itibariyle karikatürde bir durgunluk yaşanmıştır. Bunun nedeni daha çok aydın kesime hitap eden karikatür dergilerinin okuyucu kaybetmesidir. Diğer bir nedeni ise 1950’li yıllar boyunca acımasızca eleştirilen iktidarın devrilip ordunun yönetimi devralmasıdır. Karikatür Tanzimat’tan beri aydınlanmacı-devrimci bir temele sahiptir. Dolayısıyla karikatürcülerin alay konusu yaptıkları iktidarın devrilip yerine destek verdikleri gücün yönetime geçmesiyle eleştirecek bir konu kalmamıştır. Bu yüzden karikatürcüler “evrensel insan trajedisi”ni konu edinmeye başlamıştır (Sipahioğlu, 1999:130).

Bununla beraber 1960’lı yıllarda yazısız karikatürlere olan ilgi azalmış, gazete ve dergilerden dışlanmıştır. Çünkü yazısız karikatürler anlaşılırlığını kaybetmiş ve büyük okuyucu kesimiyle iletişimini kuramaz hale gelmiştir (Sipahioğlu, 1999:131).

Öte yandan, bu dönemde defalarca açılıp kapanan ve en uzun ömürlü mizah dergisi olan Akbaba, bazı çizerleri kendi kadrosuna dâhil etmiş ve dergi içerik ve çizgi

(26)

açısından en iyi dönemlerini yaşamıştır. Ancak 1977 yılında Akbaba dergisi kapanmıştır (Özer, 1994:60).

Bu döneme kadar yayımlanan bütün mizah dergileri şu özellikleri taşır (Özer, 1994:61-62):

• Dergiler genelde haftalık yayımlanmıştır.

• Karikatür yazılı mizah türlerine göre daha az kullanılmıştır. • Baskı tekniği olarak yüksek baskı Tipo kullanılmıştır.

• Siyah- beyaz karikatürlerin yanı sıra renkli karikatürler de kullanılmaya başlanmıştır.

• Akbaba’nın dışında uzun soluklu bir dergi yoktur.

• Akbaba’nın dışındaki dergiler hükümete karşı bir tavır izlemiştir.

• 1928 yılına kadar Arap alfabesi kullanılmış, sonradan da Latin alfabesine geçilmiştir.

1970’li yıllara gelindiğinde ülkeye yön verenler artık orta kesim ya da memur kesim değil; hızla gelişen sanayi ile büyük kentlere göç eden kesim ve işçi sınıfıdır. Bu dönemde Türkiye’de köyden kente göçler hızla artar. Artık toplumun büyük kesiminin hayata bakışı, yaşam felsefesi, değer yargıları ve beklentileri iyi bir yaşam, sınırsız tüketim, para kazanmak ve eğlence olmuştur (Sipahioğlu, 1999:131).

Bununla birlikte iletişim araçlarında da yenilikler görülür; TV yaygınlaşmaya başlamıştır ve gazeteler ofset tekniği ile daha kolay, daha hızlı ve renkli baskı yapmaya başlamıştır (Özer, 1994:62). Bu dönemde Oğuz Aral, Gırgır dergisini çıkarmıştır. Ofset tekniği Gırgır dergisini şekillendirmiş ve sayfaların hemen hemen hepsi çizgiye dönüşmüştür. Dolayısıyla Gırgır dergisinde, büyük ölçüde çizgi-romanlara ve birkaç karelik karikatürlere yer verilmiştir. Ofset tekniği ile haftalık Gırgır dergisi, bir saat öncesine kadar gelişen olayları verebilecek hale gelir (Öngören, 1998:118).

Gırgır dergisi, kırsal kesimden büyük kentlere göç eden, gecekondulara yerleşerek bir türlü kentli olamayan insanların yaşantısını dikkate almıştır. Ne köylü ne de kentli olamayan tuhaf bir kültürün mizahı öne çıkarılmıştır. Gırgır dergisinde arabesk müzik, lahmacun, çiğ köfte gibi bir yığın kelimeler üretilerek halkın diline yerleşmiştir (Özer, 2004, http://home.anadolu.edu.tr , 02.03.2009).

(27)

Gırgır dergisi, aynı zamanda birçok karikatürcü için bir okul niteliği taşımıştır. Dergi kadro oluştururken “Çiçeği Burnundakiler” adı altında birçok çocuk çizer ile tek tek ilişki kurarak eğitim vermiştir (Öngören, 1998:118).

Resim 5: 1972 Tarihli Gırgır Dergisi (http://www.ekolay.net, 05.03.2009).

Gırgır dergisinden sonra, aynı anlayışta yayımlanan Fırt, Mikrop, Çarşaf, Çivi gibi dergiler de oldukça ilgi çekmiştir (Özer, 1985:20).

Gırgır ile başlayan ve mizah dergilerinin büyük bir artış gözlenen 1970’li yıllarda, dergiler genel olarak şu niteliklere sahiptir (Özer, 1985:67):

• Dergiler, ofset basım tekniğiyle basılmıştır.

• Dergilerin neredeyse hepsi aynı çizgi anlayışına sahiptir.

• Bazı dergilerde renklerin hâkim olduğu kapaklara ve iç sayfa karikatürlerine rastlanmaktadır.

• Karikatürlerde konuşma balonlarına yer verilmektedir, yazısız karikatürler çok azdır.

• Çizgi roman ve bant karikatürler gün geçtikçe artmaktadır. • Okuyucular için de amatör çizerler sayfası ayrılmaktadır. • Bazı dergilerde karikatür sanatına dair öğretici bilgiler vardır.

• Yazısız olarak anlaşılabilecek tarzdaki karikatürleri, yazılı hale getirilerek anlamayı kolaylaştırmaya çalışılmıştır.

• Argolu konuşmalara oldukça fazla yer verilmiştir.

• Genelde bir baş çizer ya da bir grup çizerleri yönlendirmektedir ve çizerler özgür bırakılmamaktadır.

(28)

• Siyasi, sosyal ve kültürel konuların ayrıntılarından espri türetilmektedir.

Öte yandan, Türk karikatürü 1970’li yıllarda 100 yaşında ve evrensel karikatür anlayışını yakalamış, başarısı dünyaca kabullenilmiş bir konuma erişmiştir. Karikatürcüler, derneklerini kurmuşlar ve kurumlaşma yolunda önemli bir aşamayı kat etmişlerdir (Saydut, 2006, http://www.mizahvecizgi.com, 31.01.2009).

1980’li yılların başında ise yine bir durgunluk yaşanmıştır; bu dönemde ülkede ikinci bir ihtilal olmuş; Türkiye’de karikatür çizilemez, mizah yapılamaz olmuştur. Nitekim en çok takip edilen Gırgır dergisi de beş haftalık kapanma cezası almış ve üç yıl hiç muhalefet yapamamıştır. Bu durum derginin imajını sarsmaya başlamıştır (Öngören, 1998:120).

Gırgır dergisinde ayrılan pek çok karikatürcü bir araya gelerek yeni dergiler kurma yoluna girmiştir. Nitekim 1986 yılında Gırgır Dergisi’nden ayrılan başta Gani Müjde olmak üzere bir kısım karikatürcü Güneş gazetesi bünyesinde Limon dergisini çıkarmıştır. Aynı şekilde Gırgır dergisinden ayrılan bazı karikatürcüler de Hıbır dergisini çıkarmıştır. Her iki dergi de Gırgır’ın tarzını devam ettirmiştir. Özellikle Limon dergisi absürt anlatımlardan şiddet ve argoya, anarşizmden sekse varıncaya kadar çeşitli konuları mizah dergilerinde ilk anlatan dergi olmuştur. Bu farklılık yeni kentli orta sınıfı gencinin huzursuzluklarını, acı ve neşelerini çok iyi yakalamıştır (Cantek, 1994:84).

1990’lı yıllara gelindiğinde ise gelişimini hızla sürdürmüştür. 1991 yılında Güneş gazetesi ekonomik problemlerini aşamayınca Limon dergisi Leman’a dönüşmüştür ve aynı çizgide bağımsız bir dergi olarak yayın hayatına devam etmiştir. Bu süreçte kadrosunu yenilemiş, genç karikatürcüleri bünyesine dahil etmiştir. Leman böylece en çok okunan dergi haline gelmiştir. Artık 90’lı yılların ortasında Leman dergisi, sadece mizah dergileri arasında değil bütün dergiler arasında en çok satan dergiler arasına girmiştir. Hatta mizah dergisi denilince sadece Leman anlaşılmaya başlanmıştır (Hoşafçı, 2006:107).

Bu dönemde genç kuşak olarak adlandırılan karikatürcüler ortaya çıkmıştır. Bu karikatürcülerden bazıları Atila Özer, Salih Memecan, Piyale Madra, Behiç Ak, Kamil Masaracı, Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Sait Munzur’dur. Ayrıca, Tekin Aral, Hasan Kaçan,

(29)

Yiğit Özgür, Selçuk Erdem, Metin Peker gibi isimler de gençlerin ilgisini kazanmakta başarılı olmuştur (Topuz, 1997:248-252).

1.2.2.3. Yirmi Birinci Yüzyılda Türk Karikatürü

Günümüzde, karikatür sanatına baktığımızda, popüler kültürün etkisiyle beraber karikatürde de oldukça fazla değişimler görülmektedir. Geçmiş yıllarda okunan mizah dergileri haftada bir ya da ayda bir yayımlanarak toplumsal olayları değerlendirirken evrensel mizah anlayışını halka sunmakta, onların düşünmesini de sağlamaktaydı. Ancak bugün, daha çok satma kaygısıyla ve popüler dergi olma anlayışıyla kullan-at devrinin karikatüre de sirayet ettiği görülmektedir. Hatta bu anlayış karikatürde satın al-gül-at çemberine dönüşmüştür. Bununla birlikte düşünme, sorgulama ve evrensel mizah anlayışı, yerini anlık eğlenceye bırakmıştır. Ancak her ne kadar kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle anlık eğlence anlayışına sahip karikatürler olsa da bilgilendirme amaçlı, düşündüren sanatsal karikatürler de varlığını korumaktadır (Kaptan, 2004). Bununla birlikte günümüzdeki estetik değeri gelişmiş, sanatsal karikatürler gazete ve dergilerde yer almaktaysa da bunların da sayısı gün geçtikçe azalmaktadır (Efe, 2004, http://www.hakkiuslu.com, 05.03.2009).

Turhan Selçuk (2004, http://www.nd-karikaturvakfi.org.tr, 20.01.2009) ise, karikatürdeki değişim ve gelişimi şöyle ifade etmektedir:

“20. yüzyıl, işlevlerinin bilincinde sanatçılar yetiştirdi. Bunların eserleri ne resme benzeyen karikatürdür, ne de karikatürize edilmiş resimlerdir. Bunlar yalnızca karikatürdür. Yani “grafik mizah”tır. Geçmişin karikatüristi, daha çok ahlak sorunlarıyla ilgiliydi. Günümüzün karikatürcüsü dünyamızı değiştirmek, dünyamızda gerekli olan değişiklikleri gerçekleştirmek amacıyla savaşım vermek zorundadır. Tüm insanların eşitliğinden, doğrudan, iyiden yana bir değişim için savaşım...”

Nitekim 1990’lı yıllarda kurulan ve yayın hayatını hala devam ettiren Leman dergisi edebiyattan, metafizikten çok fazla beslenmiş ve özellikle yükselen değerlere ve medya kültürüne yönelik sert tavrıyla dikkat çekmiştir. Ancak Leman dergisinin kendi kitlesi haricindeki kişilere yönelik agresif tavrının sürmesi üzerine ideolojik ya da ranta dayalı çatışmalar meydana gelmiş ve Leman dergisinden de birçok yeni dergi türemiştir. Bu yeni dergilerden en çok tiraja sahip olanı ise 2002 yılında kurulan Penguen dergisi olmuştur (Arık, 2004, http://yayim.meb.gov.tr, 10.04.2010).

(30)

Resim 6: Penguen Dergisi (www.penguen.com, 15.05.2010).

Penguen’in çizer ilk kadrosu Metin Üstündağ, Bülent Üstün, Erdil Yaşaroğlu, Cengiz Üstün, Memo Tembelçizer, Gani Müjde, Hakan Karataş, Oky, Selçuk Erdem, Bahadır Baruter, Fatih Solmaz, Doğan Güneş, Suat Gönülay, Emrah Ablak ve Deniz Ensari’den oluşmuştur. Dergide öne çıkan isimler ise yeni kuşak genç yazar ve çizerlerdir (Dölek, 2009:51).

Gençler tarafından oldukça ilgi gören bir diğer dergi ise 2007 yılında kurulan Uykusuz dergisidir. Uykusuz dergisinin kadrosunda Penguen’den ayrılmış olan Oky, Deniz Ensari, Memo Tembelçizer yer almaktadır. Kadroda yer alan diğer isimler ise Yiğit Özgür, Uğur Gürsoy, Ender Yıldızhan, Ersin Karabulut, Yılmaz Aslantürk, Umut Sarıkaya, Yavuz Öztürk, Barış Uygur, Fırat Budacı, Engin Günaydın, Vedat Özdemiroğlu’dur (Dölek, 2009:51).

(31)

1.3.KARİKATÜRÜN MİZAHTAKİ YERİ

Karikatür, mizahın çizgi türü olarak tanımlanmaktadır (Özer, 1985:5). Karikatür ve mizah birbirini bütünlemektedir (Efe, 2004, http://www.nd-karikaturvakfi.org.tr, 20.01.2009). Bu bağlamda gülmece olarak da adlandırılan mizah; olayların gülünç, alışılmadık ve çelişkili yönlerini göstererek insanı düşündüren, eğlendiren veya güldüren sanat dalıdır (Aren, 2004, http://www.nd-karikaturvakfi.org.tr, 20.01.2009). Mizah, karikatürcü için zorunlu bir ögedir. Mizahın olmadığı karikatür bir desenden ibarettir (Topuz, 1986:28). Karikatürün etkisinin büyüklüğü çarpıcı, kısa, yaygın ve evrensel bir anlatım olmasından kaynaklanmaktadır (Yücebaş, 1959:8).

Mizah, bireyin uzaktan bakarak farklı bir perspektifle soruna yaklaşmasını sağlar. Mizah yeni görüşleri ve aynı zamanda rahatlamayı beraberinde getirir. Buna ek olarak, mizahın bulaşıcı bir yanı da vardır ve bu, iletişim kurmada çok önemlidir. Bu anlamda mizahın iki özelliğinden bahsedilebilir: Mizah, insanları çabucak yakalar ve dikkatlerini büyük ölçüde çeker. Diğer özelliği ise mizahın hatırlamaya yardımcı olmasıdır (Torun, 2006:48).

Mizah bir mesajı güçlendirir. Eğer mizah kullanılmamışsa, çizim sadece bir resmin yorumlu çizimi olur. Bu bir karikatür olmaz, sadece onu şekille açıklamaya çalışan bir mesaj olur. Karikatürlerde kullanılan şişman bir kişi bazı ülkelerdeki açlık problemini anlatmak için kullanılır. Eğer bu durum mizah katılmadan anlatılırsa izleyici üzerinde derin izler bırakmaz. Ancak bu problem değişik ve mizahi bir şekilde gösterirse bu karikatür olur ve izleyiciyi etkiler (Nieuwendijk, 2004, http://www.nd-karikaturvakfi.org.tr, 20.01.2009).

Bununla birlikte, insanların, mizah gücünün bazı çalışmalarla artırabileceği söylenmektedir. Mizah duygusunun gelişebilmesi için şunlar gerekmektedir (Kar, 1999:11):

• Olaylara gülünç tarafından bakabilmesi

• İnsanların, başkalarıyla birlikte kendine gülebilmesi • İşlerini ciddiyetle yapıp kendini hafife alması

• Mizah yeteneğinin planlama ve işlerlik ile kazanacağını bilmesi

(32)

Bu bağlamda mizah duygusu ise bir kişinin komik olan herhangi bir şeyi görebilme, algılayabilme ve anlatabilme becerisi; komik bulduğu şeylerin türü, mizahı yaşayış ve ifade edişi ve gündelik yaşamda verdiği mizah tepkilerinin sıklığı gibi bireysel farklılıkların yaşandığı bir duygudur. Mizah anlayışı, çevredeki mizahi olan durumları görebilme yeteneğidir. Mizah üretebilme ise, farklı durumlar içerisinde mizahi davranışlarda ve mizahi etkinliklerde bulunabilme eğilimidir (Erözkan, 2009:57).

İletişim kurmada çok önemli bir yol olan mizah, insanları hemen yakalamada ve onların ilgisini çekmede oldukça başarılıdır. Ayrıca kolayca hatırlamaya da yardımcı olur. Mizah yoluyla elde edilmiş bazı bilgileri ya da olayları hafızada geri çağırmak insanların genel bir tecrübesidir (Torun, 2006:48).

1.3.1. Mizah

Mizah; Arapça kökenli bir kelimeden türetilmiştir. Batıda mizaha “humor” denmektedir. Mizah, beklenenden farklı bir durumun ortaya çıkmasıyla yaratılan

şaşkınlıktan ve şaşırtmadan beslenir. Yani mizahın temel kalıbı uyumsuzluktur (Özer, 2007, http://ekitap.kulturturizm.gov.tr, 01.02.2009 ).

Mizahın evrensel bir özelliği olan ve her kültürde geçmişten gelerek pozitif etkilerini insan yaşamında varlığını gösteren önemli bir sosyal araçtır. Toplumların geçmişteki birikimleri, gelenek ve görenekleri, yaşam tarzları, tarihleri gibi manevi değerleri arasında mizah da vardır (Uğur, 2007:14).

Mizah, zaman içindeki halkın ortak sağduyusunun öncüsü olarak toplumu “gülünç” olmaktan kurtarır (Özer, 1985:4). Chaushu’ya (2004, http://www.nd-karikaturvakfi.org.tr, 20.01.2009) göre mizah, günlük yaşamın çarpıklığını onaran ideal bir ilaçtır.

Mizah, yaşamın zorlu deneyimleriyle başa çıkmada farklı bakış açısı sağlayan etkili ve sağlıklı bir yöntemdir. Mizah, sürekli ciddi olma yerine olaylar ve durumların eğlenceli yönünü görebilme becerisi olurken düşünceyi ve kültürel değerleri espri yoluyla anlatır (Aydın, 2005:1).

Mizah, olayları eleştirel bir gözle yorumlamanın, kötü düzeni değiştirmenin, dünyayı gülünç olmaktan kurtarmanın en etkili yoludur ve filozofça bir bakış açısı gerektirir (Coşar ve Usta, 2009:14).

(33)

Mizah toplumsal ve siyasal yaşamda ortaya çıkan aksaklıkları tespit edip ortadan kaldırmayı, hatalı insanları kendi hatalarının farkına varmasını sağlayarak onları bertaraf etmeye kanalize etmeyi amaçlar. Başka bir ifadeyle mizah, toplumu ıslah etmeyi ve toplumu arındırmayı hedefler (Çiftçi, 1998:147).

Mizah, toplum düzeninde yer alan sosyal, politik, ekonomik ve cinsiyet baskılarına dokunmakla, onları ırgalamakla toplumsal hoşgörüyü harekete geçirir (Öngören, 1998:13).

Mizah insanları güldüren şeydir. İki tür mizah vardır ve bunlar birbirlerinden oldukça farklıdır. Komedinin güldürmeyi amaçlayan mizahı ile hicvin eleştirmeyi hedef alan mizahıdır. Komedide kullanılan mizah, hoşgörülü, yargılayıp suçlamayan bir yapıya sahiptir. Hiciv ise mizahı insanların saçmalıklarını, ahlak kusurlarını gözler önüne sermek için kullanır. Her iki türde de mizah genellikle gerçek ile ideal arasındaki zıtlıktan kaynaklanır (Aytür, 2005:35).

1.3.2. Mizahın Özellikleri

Mizah; birden fazla anlama gelebilen, abartılı, olduğundan küçük gösteren, muhalif, aykırı ya da ironi içeren, durumun iç yüzünü ortaya çıkaran ve bunu hızlı bir

şekilde yapabilen, üstünlük kuran, şaşırtan ya da şok eden, muzip, kelime oyunları yapılabilen bir özelliğe sahiptir (Nilsen, 1999:202-203).

Bunun yanı sıra, mizah şu özelliklere sahiptir (Uğur, 2007:28-29):

• Bir duyguyu temsil eder ve bu duygunun bireylerin hayatındaki önemi büyüktür.

• Zamanla toplumların kültürüne ve yaşadıkları olaylara bağlı olarak değişiklik gösterir. Bu durum toplumların mizah anlayışına da yansımaktadır.

• Mizah, üzücü olayların unutulmasına yardım eder.

• Mizahı oluşturmak için belirli bir eğitime sahip olmak gerekmez. • Mizah, paylaşılabilinir ve paylaşıldıkça da anlam ve değer kazanır.

• Mizah, insanların kişisel gelişiminde de yardımcı bir araçtır. Karikatürler, fıkralar, şakalar gibi mizahi unsurlar bir başkasını eğlendirdiği gibi, mizahı yapan kişiyi de eğlendirir. Ayrıca insanların sosyalleşmesine yardımcı olur.

• Bugün mizah gazete, dergi, televizyon, internet gibi kitle iletişim araçları yoluyla dünyanın her yerine erişebilmektedir. Bunu elde etmek de çok pahalı değildir.

(34)

• Mizah, geçmişten gelen izleri taşır. Mizah, toplumun aynası olmuş ve gelişen olayların geniş kitlelere ulaştırılmasına yardım etmiştir. Mizah, yazılı ya da sözlü olarak içinde bulunduğu dönemin toplumsal durumu hakkında ipucu verir. Bu nedenle mizah çağa tanıklık eden belgedir.

• Mizah bir silah gibidir. Özellikle zulmün, bilgisizliğin ve baskının egemen olduğu toplumlarda gizli bir silah olarak kullanılagelmiştir. Mizah, dışarıdan yapılan müdahalelere engel olma ve halkı bilinçlendirme amacı gütmüştür.

• Mizah, kişilerarası ilişkilerin gelişmesine, kişinin toplumda kendine yer edinmesine, toplumun bir parçası olma hissinin kazanılmasına yardım etmektedir. Mizah, yaşamdaki değişiklikleri benimsemeye ve bunları yansıtmaya aracı olmaktadır. Toplumun isteklerini ve fikirlerini dışa vurmak için mizahi anlatımdan yardım alınır.

• Mizahın ikna edici yönüyle kişilerarası iletişimde insanların konuya odaklanması sağlanmaktadır.

• İnsanlar mizah sayesinde karşılarına çıkan olumsuz durumlara direnebilmekte ve bunlarla başa çıkabilmektedir. Böylece olaylara farklı açıdan bakabilmekte, stresten kurtulmakta ve pozitif düşüncelere kavuşabilmektedirler.

1.3.3. Mizah ve Gülme

Mizahın temelinde gülme vardır ve gülme olmayan şey mizah olmaz. Ancak bu gülmenin oranı aşırı derecede gülmeden bıyık altından gülmeye, gözlerinin içi gülmekten belli belirsiz gülmeye kadar değişir. Bununla beraber mizah, güldürme yoluyla hedef üzerinde olumlu bir etki fonksiyonu üstlenir (Cantek, 2002:81).

Morreal’e göre (1997:60) mizah, toplumsal bir olgudur. Bizi başkalarıyla birlikteyken güldürebilen pek çok şeye, yalnızken nadiren güleriz. Bir topluluk içindeyken, bir şeyi sadece biz komik buluyorsak, genellikle ağzımızı kapatır, gülüşümüzü, en azından diğerleri bize katılana kadar engellemeye çalışırız. Gülmenin toplumsal boyutu da, onun bulaşıcı olduğunu gösterir. Ayrıca gülme, bulaşıcı olduğu kadar insanları birbirine kenetleme özelliği de taşır.

Öte yandan gülme; gülen kişiye, yani gülünç olana toplumsal bir baskıdır. Bizi güldüren şey, güldüğümüz kişide bulduğumuz eksiklerdir. Kişideki bu eksikler, o kişinin topluma, çevresine uymadığı yönleridir. Mizah yoluyla gülünç olan üstüne

(35)

toplumsal bir baskı kurulur. Bu baskıyla gülünç olan ile alay edilerek, onun kendisini istenilen yönde değiştirerek alaydan kurulması istenir (Kar, 1999:5).

Bununla birlikte mizah komiklik, sululuk ve şaklabanlık yapmak değildir. Mizah gayet ciddi bir iştir ve şüphesiz kıvrak bir zekânın ürünüdür. Mizah, toplumsal yaşamın her alanıyla ilgilenir. Bu ilgi süresince mizahın yapısında övmek değil yermek vardır (Yoltaş, 2004, , http://www.nd-karikaturvakfi.org.tr, 20.01.2009).

Mizah, her ne kadar kara mizah, sarı mizah gibi renklerle kategorileştirilse de hepsi de gülmeye ya da gülümsemeye yol açar. Ancak temelinde mantıksal bir neden bulunamayan gülmenin mizah sanatıyla ilişkisi yoktur (Özer, 1994:7).

Mizahın kökeninde eğlence yer aldığından mizah ile gülme birbirine karışır hale gelmiştir. Gülme, mizahın yalnızca “alkışı” yerindedir. Her gülme mizahı ilgilendirmediği gibi her mizah ürünü de güldürmez (Öngören, 1998:15). Bu durumda mizah ile gülmenin birbirine benzeyen yönleri ve birbirinden ayrılan farklı yönleri vardır. Mizah ve gülmenin birbirine benzer yönleri şunlardır (Aktaran Uğur, 2007:46):

• Mizah ve gülme sosyal değişimlerden etkilenirler. Gülme ve mizahı anlama becerisi kabul edilir ve sosyal kurallara uygun olarak meydana çıkar.

• Mizah ve gülme, anlamaya dayanmaktadır. Gülme için, kişinin ince alayları, saçmalıkları, ortamın getirdiği komiklikleri ve benzeri durumları anlaması gerekir.

• Mizah ve gülme, kişinin bireysel düşüncesine, bulunduğu duruma göre değişebilir. Gülme, istençdışı oluşsa da kişinin o dönemdeki duygusal durumu gibi etkenlere bağlıdır. Kişiler, mizahçının ürününü kavrayabilmek için fiziksel, psikolojik durumlarının elverişli olması gerekmektedir.

Öte yandan mizah ile gülmenin arasındaki farklılıklar şunlardır (Aktaran Uğur, 2007:45):

• Mizah, bilinçli yapılmaktadır. Gülme ise istençdışı oluşur, kişi genelde kişi kendini kontrol edemez.

• Mizah, yazılı, sözlü ve görüntüsel bir iletişim biçimidir. Gülme ise, yalnızca sözlü olmayan bir iletişim şeklidir.

• Mizah, bir duruma, kişiye karşılık vermek ve birisini eğlendirmek amacıyla, kişinin kızdığı bir durumu veya kişiyi yermesi için, kışkırtıcı bir durumdur. Gülme ise, belirli bir uyarıcıya karşılık oluşur.

(36)

• Mizah, dil sistemine dayanan iletişimin modern ve gelişmiş bir biçimidir. Gülme dilin gelişmediği eski dönemlerde sesle ilgili bir iletişim biçimidir, fakat hiçbir zaman modern konuşmanın yerini almamıştır.

• Mizah, anlama ve meydana getirme becerisidir. Gülme ise bir içgüdüdür.

• Mizahın başarısı onun performansına bağlıdır. Gülme ise herhangi bir yeteneğe dayanmaz. Yalnızca doğuştan gelen içgüdülerle hareket eder.

• Mizah her zaman gülmeye neden olmaz. Gülme ise mizahın olmadığı gıdıklama, sağlık sorunları vb. şekilde ortaya çıkabilir.

1.3.4. Basılı Yayınlarda Mizah

Basılı yayınlarda mizahın en önemli özelliği geniş bir okuyucu kitlesi ile ilişki kurmasıdır. Her ne kadar mizah politik yönden devlet düzeninin etkisi altında teknik ve sosyal yönden de basının denetimi altında bir gelişme gösterse de geniş okuyucu kitlelerin beğenisi, günümüz mizahçısına bir yönden özgürlük sağlamıştır. Okuyucunun beğendiği mizahçı doğrudan dergi, kitap ve albümlerle etkinliğini sürdürmektedir. Öte yandan basılı kaynaklarda mizahın eğlence boyutu da köklü bir değişim göstermiştir. Mizahın okuyucuyu hoşça vakit geçirtmek ve eğitmek gibi görevleri vardır. Ancak basılı yayınlarda mizah geniş bir bölümü ile magazine yönelmiş, okuyucuyu günlük dertlerinden arındırmak yükünü üstlenmiştir. Bu mizah türü gerçek korkuların yerini alabilecek bir yapı taşımadıklarından politik mizah gibi sarsıcı nitelikten yoksundur (Öngören, 1998:22-23).

Öte yandan reklamda mizahın kullanımı da yaygın bir durumdur. Çünkü mizah dikkat çekme, reklamda olumlu duygu yaratma ve kulaktan kulağa iletişimi yaymada etkili bir faktördür. Ayrıca mizah hoşlanmayı, beğeniyi artırır. Bir başka açıdan bakıldığında ise mizah unsurunun olduğu reklamlar, ciddi reklamlara oranla çok da ikna edici değildir ve mizah, kaynak güvenirliğini de artırmaz. Ayrıca hedef kitle faktörü de mizaha bakış açısını da etkiler. Ürünün doğası, bir mizaha uygun olup olmadığını etkiler (Fidan, 2007:111).

Mizah ve reklam arasındaki ilişki araştırıldığında, mizahın gülme ile bağlantısı olduğu için bu ilişkiye olumlu yönde bakılmıştır. Çünkü mizahın izleyicideki etkisi fazladır. İzleyici mizah aracılığıyla verilen mesajı çok beğenmese bile reklamdan hoşnut kalabilir. Mizahın bir farklı yönü de zekâ gerektiren bir bulmaca gibi olmasıdır. Bu

(37)

özelliği, parçaları birleştirerek sonuca varan izleyiciye keyif verir. Reklam, tanıttığı ürüne mizahla bakılmasını sağladığından yapılan eleştirilerin etkisini de ortadan kaldırır (Aktaran Uğur, 2007:70).

Diğer taraftan reklamda mizah yanlış kullanıldığında pek de olumlu olmayan sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu yanlış kullanım şunlardan ortaya çıkabilir (Fidan, 2007:117-120):

• Marka doğru hedef kitleye hitap etmemektedir. Mizahın anlaşılabilmesi için belli bir kültür seviyesi gerekmektedir. Farklı kültürlere sahip insanlara aynı mesajı yollamak doğru değildir.

• Mizahi unsurlar marka ya da ürünle özdeşleşmemiştir.

• Mizahi unsurlar marka ya da ürünün verdiği mesajın önüne geçmiştir.

• Marka ya da ürün konumlandırılması mizahi unsurların kullanımına izin vermemiştir.

• Yanlış mizah unsurları kullanılmıştır.

• Bölgelerde ya da ülkelerde farklı kültür ve simgelerin olmasıdır.

Mizahın reklamda kullanılmasında dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Reklamda tüketiciye ya da müşteriye bir mesaj hazırlanmıştır. Bu mesaj marka veya ürün ile tüketici ya da müşteri arasındaki iletişim yoludur. Bu iletişim sürecinde amaçlanan, tüketici ya da müşterinin algısını ve tutumunu olumlu yönde değiştirmek ve markayı/ürünü satın alması yönünde harekete geçirmektir. Bunu sağlamak için de tüketiciye markanın/ürünün faydası anlatılmalıdır. Bu fayda da mizah gibi farklı yöntemlerle anlatılabilir (Fidan, 2007:115).

1.4. KARİKATÜRÜN ÖZELLİKLERİ

Uzun yıllar boyunca değişim ve gelişim evreleri geçirmiş olan karikatür sanatı günümüzde iki şekilde ilerlemeye başlamıştır. Bunlardan birincisi; politik ve sosyal konuları değerlendiren, geniş kitlelere seslenen, abartıyı fazlaca kullanan, güldürme amacı güden, dergi ve gazeteler için çizilen, bol yazılı ve kısa ömürlü karikatürlerdir. Bu tür karikatürler genelde ticari amaçlı olup popüler kültüre hizmet etmektedir.

İkincisi ise güldürmekten çok düşündürmeye yönlendiren, fazla abartıya başvurmayan, kültür düzeyi yüksek olan kesime hitap eden, anlaşılması için bir çizgi dili bilmeyi

Şekil

Şekil 1: Karikatürün İletişim Süreci (Özer, 1996, http://home.anadolu.edu.tr,  03.03.2009)
Tablo 2: Deneklerin Cinsiyet Dağılımı  Frekans  Yüzde
Tablo 5: Deneklerin Aylık Harcama Miktarı Dağılımı
Tablo 6: Deneklerin Okudukları Sınıf Dağılımı
+7

Referanslar

Benzer Belgeler

Benim büyük dostumun ve kıymetli bocamın hayatı, hemen her vakit uzun bir ıstırab devri gibi geçmiştir, Bunun da sebebi, bir taraftan korkunç devrin,

ister Çevre Yolu’ndan, ister sahilden Taksim’e 20 dakikalık mesafede.. Bir şenlik

Seçiciler kurulu bu yıl yitirdiğimiz karikatürist Altan Erbulak için bir “ Jüri Özel ödülü” veril­ mesini diledi ve bu özel ödül için Romen sanatçı Jn-

Bu çalışmada örnek olarak karikatürün, bir pazarlama yöntemi olan reklamla ilişkisi, “Türkiye’yi makarna ile tanıştıran marka” olarak bilinen Piyale

Varı, yoğu herşeyi olan tiyatrodan yıllar sonra ayrılan Dümmüllü, hayat hikâyesini şöyle nakletmiştir.. « — Üsküdar Atlamataşı Selmanağa mahallesinde

Fiyatı elli para olan Mektebli 'niıı ilk sa­ yısı 15 Mayıs 1329/28 Mayıs 1913 tarihini taşımaktadır ve toplam 39 sayısı kütüphane­ lerde bulunmaktadır.2 Haşan

Günler, aylar, yıllar geçtikçe, genç yasımda severek, sevinerek girdiğim iz bu yeni bayatı anlayı­ şımda yeni yeni hakikatlere ermiş olmama bakıyorum da

10 milyon beygir kuvvetine çıka - bilir; 5 milyon beygir kuvveti istihsal için birproje, Fransada, hazırlanmışdır.182 numaralı (İçtihat) da Beyaz kömzr unvanlı