• Sonuç bulunamadı

"İnsanı insan yapan sanattır"

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share ""İnsanı insan yapan sanattır""

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

i

mcmûK

RÖPORTAJ

Y ılların s a n a tç ıs ı Yıldız K e n te r, ö d e n e k li tiy a tro la rın k la s ik es e rle ri

tan ıtm asın ın g e re k li olduğunu söylüyor ve “Bunu y a p a c a k kadroya ve paraya s a h ip le r am a o ynayacak soluğa s a h ip le r m i bu ta rtış ılır” diyor.

kar hale geldik” diyorlar. İki nedenleri var: ‘‘Acı haberler” ve “yıp ra tıla n değerler". Şükran Güngör’ün deyişiy­ le, “Devletin yukarı kade­ mesindeki değerleri haklı ya da haksız, yıpratır hale gel­ dik. Hiçbir şeye saygımız kalmadı.” Yıldız Kenter de

aynı sorunun üstünde duru­ yor, şunları söylüyor: “Halk aldatıldığını hissediyor. Enf­ lasyonla hissediyor, şu du­ racak deniyor durmuyor. Herkesin canına tak ettiren ekonomik bir tablo... Çok zor durumdayız Türkiye ola­ rak” ...Yeter mi bunca ka­

ranlık tablo? Umut yok mu hiç? Var tabii ki. Y ıld ız Kenter ve Şükran Güngör sanatla zenginleşiyorlar. Şi­ irleri, yağmuru, karga sesle­ ri eşliğinde yürüyüşler yap­ mayı, tomurcuk veren çi­ çeklerini seviyorlar, küçük anları yakalamayı da...

Sayfa

T

ın ya[an

TRT İ de

yayınlanan

"Yaz Evi'nde

izlediğimiz

Yıldız Kenter

ile Şükran

G üngör ile

dobra dobra

bir söyleşi...

İ

ki usta oyuncu, iki sevgili. Birlikte sesli düşünüyor­ lar. “Ucunda insan olan her şey” onlar için tartışma­ ya, üzerinde düşünmeye zorunlu konular. Ve yarım yüzyılı buluyor neredeyse, “İnsanı kendine, insanı insa­ na tanıtmak” çabaları... Yıl­ dız Kenter ve Şükran Gün­ g ör’den sözediyorum. Za­ man zaman umutsuzluğu belirten boz renkli cümleler giriyor araya. Sonra bir şiir­ den, bir filmden, bir roman­ dan, bir çiçeğin açışından konuşuluyor. O anlar umut­ lu anlar. Çoğunlukla Yıldız Kenter kuruyor cümleyi, ar­ dından parantezler açıyor Şükran Güngör. Evet, ilk göz ağrısı tiyatro.

Eskiden olduğu gibi uzun Anadolu turneleri yok “ Kent Oyuncuları” nın. Sa­ lon bulmak oldukça güç, masrafları da kaldıramıyor­

lar. Bu yüzden “ Yaz E vi” adlı dizinin geliri tiyatrolarını ayakta tu ta bilm e k adına önem taşıyor. Bir de “den­ ge" sorunu çıkıyor ortaya. ‘Tiyatrodan aldığımız para­ lar çok gülünçtür. Oynamak istediğimiz oyunlar var, kad­ roları kalabalık, korkuyoruz oynamaya. İlginç bir örnek, yıllar önce ilk defa Harold P in ter’i tanıtacağız Türki­ ye’de. Rahmetli Muhsin Er- tu ğ ru l okudu oyunu, çok güzel, beğendim dedi. Ama bu sizi yaşatmaz yanına ne düşündünüz diye sordu. Ti­

yatroyu yaşatmak için bir denge kurm ak zorunda­

y ız -” .. ..

TRT SANSÜRÜ

“Yaz Evi”, TRT’ye yap­ tıkları ikinci çalışma. Diziyi, “güncel, çarpıcı, hoşgörülü” diye tanımlayan Yıldız Ken­ ter, “Bir işi 50 yıla yakın bel­ li bir çizgide yürüttükten sonra insanların bazı konu­ larda güvenmelerini bekli­ yorum. Bu sansür benim anlayamayacağım boyutlar­ da" sözleriyle açıklıyor dü­ şüncesini, şöyle devam edi­ yor: “Neden kendi gerçekle­

rimizi bildiğimiz halde, ko­ nuştuğumuz halde, sorgula­ dığımız halde, bunlardan kaçıyoruz, ben bunu bir tür­ lü anlayamıyorum. Oysa A- merikalıların bir Vietnam ke­ pazeliğini nasıl sömürdükle­ rini görüyoruz. Orada onlar ne kadar haksızken, biraz ağladıkları, kendilerini eleş­ tirdikleri için kimse bir şey demiyor onlara... Ama biz çoğu konuda kendi gerçek­ lerimizden kaçıyoruz. Oysa tanımak, açıklamak zorunlu­ luğumuz var, saklan saklan nereye k a d a r.” Ş ü kra n

Yıldız K e n te r ile Şükran Güngör, y ılla rd ır aynı y astığa baş koyuyorlar. H em ö zel yaşam larında hem de iş h a y a tla rın d a hep b irlik te le r. İk i usta s a n atçın ın b e rab erliğ i şim di televizyo n daki ' Yaz Evi ile sürüyor.

Sayfa 6

Güngör de, TRT’nin kendi bünyesindeki bu mekaniz­ mayı biraz yumuşatması gerektiğini düşünüyor. Böy- lece halkın TR T’ye daha fazla güven duyacağını be­ lirtiyor.

SANAT ORTAMI

Yıldız Kenter söze baş­ lıyor: “ Sanatla uğraşmak yerine -ki insanı insan ya­ pan sanattır birçok başka şeylerle uğraşır olduk. Özel­ likle gençler 80’li yıllardan etkilendiler. Çocuklarımıza, gençlerimize gereken kültü­ rü, gıdayı, yaşam ortamını sağlayamadık. Herkes bu koşulda en kestirme yoldan en güçlü konuma ne şekilde olursa olsun ulaşmak yarışı­ na girer oldu. Kimse sanata ayıracak vakit bile bulama­ dı. Bunun için insan kalite­ mizden insan değerinden kaybetmeye başladık, çok kaybettik. Sanat bunu en­ gelleyecek tek faktördür ama kimse bunun farkında d e ğ il... “ Ş ü k ra n G ün­ gör’ün parantezlerinden bi­ risi kesiyor cümleyi: “Tiyatro tiyatro diyenler ne kadar ti­ yatroya meraklı, ne kadar geliyor? Tiyatronun yücel­ mesi, kalitesinin yüksek ol­ ması, yalnız seyirciyle değil tiya tro cula rla da olacak. Ucuz, kolay, basit bir ortam yaratılıyor.”

HOŞGÖRÜ YILI

Biliyorsunuz ‘95 “Hoş­ görü Yılı” ilan edildi. Ama kavramlar özel zaman di­ limleriyle yaşamlarımıza gi­ rebiliyor mu? “Hayır” diyor Yıldız K enter, “bu insanı sevindiriyor ama biz hoşgö­ rüyü hep karşıdan bekliyo­ ruz. Hoşgörünün oluşması için evvela insanın kendi gerçeğini bilm esi lazım. Ben, içim deki kıskançla, içimdeki korkakla, içimdeki hırsızla, içimdeki cüce in­ sanla hesaplaşmasını bilmi­ yorsam eğer ve onları kon­ trol altına atamıyorsam eğer bir başkasındaki korkaklığı, kıskançlığı gördüğüm za­ man hoş karşılayamam. Sa­ natın amacı da bunu oluş­ turmak yani insanı kendine, insanı insana tanıtmak, tanı­ dığınız zaman bir şeyi hoş- görebilirsiniz, seversiniz.”

“Gazete almaktan

Referanslar

Benzer Belgeler

2 milyon lira para ödüllü yarışmanın ödül töre­ ninin 16 Mart Pazartesi günü fitap Marmara Oteli’nde ya­ pılacağı ve 2 milyonun üç ya­ zar arasında

Küçük yaşında babasını kaybedince ağabeyisiyle Tunayı dolaşmış ve daha sonra Tuna valiliği esnasında Mitat Paşanın maiyetine girerek onun çıkardığı

[r]

Şerif Gören'in yö­ netmenliğini yaptığı ve Kadir İna­ nırla oynadığı«Dila Hanım» adlı son filminin dış sahnelerinin çekimi için Niğde’ye giden

(.XXİ,, Harbiyedc bazı evler, Sultanahmet’te Tapu ve Kadastro Binası (1908), Sirkecide Me- sadet Hanı, Karaköy Denizyolları Acentesi, Fa­ tih Tayyare Şehitleri

Duru- ma olumlu yönden bakacak olursak, bu tak›my›l- d›z gökyüzüne en çok bakt›¤›m›z, havalar›n en çok aç›k oldu¤u yaz aylar›nda gökyüzünde yer al›r..

A\m galeride ürünlerini seı gıloyen Asbed Ermer İlse öğ roniminden sonra Denet Güzel Sar.atıaı Akademisi nde konuk öğ 'erci olarar Bedri Rahmi E- yüpcğiu

Bunu yaparken esas amacının, kah­ ve ve kahvehanelerden öte çağdaş Yunanlılar'ın ırkçılığına karşı çıkmak olduğunu vurgulayan Petropoulos, Yunanis­ tan'da