• Sonuç bulunamadı

[Bakanlık Müfettişlerinden Fethi İsfendiyaroğlu ve Mehmet Doğanay tarafından Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Makamına gönderilen rapor]

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "[Bakanlık Müfettişlerinden Fethi İsfendiyaroğlu ve Mehmet Doğanay tarafından Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Makamına gönderilen rapor]"

Copied!
31
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Millî Eğitil} Bakanlığı Yüksek Makamına

16 /X// / ^ \ L

Pulur simdeki nı Hı Enstitü-uk cereyi -r-t - b l S

Pulur Köy Enstitüsü Sağlık Başası ve Sağlık öğretmeni Doktor Sadık

&wkım&?Mı\

*

1 - Yüksek Köy Enstitüsünden mezun öğretmenlerden Tevfik Gülte* kin, Hüseyin Yücel, Fahri Yücel,HUsret Ökmen'in idareye karşı müraklp

rolünü almış kimseler gibi hareketleri ı

Doktor Sadık Baykaner bu iddiasını ispat edecek bir vesika gös« terslemektedir» Yalnız geçen yıl eski Eğitim başı Şakir Gürpınar'ın yap­ tığı ders programını kendiliğinden değiştiren Hüseyin Yücel*in bu ha­ reketinden dolayı Eğitim başı odasında Şakir Gürpınar'la, Tevfik GUIte­ kin Hüseyin Yücel, Fahri Yücel arasında başlayan münakaşaya iştirak ed<K Doktor Sadık Baykaner'in orada hazır bulunan genel sermaye muhasibi Ha­ lil İbrahim llıcasu'nun sahife 10 ilâ 12 deki ifadesinde yazılı bulunan f Eğitim başıya karşı yaptığınız bu hareketiniz Cumhuriyet idare ve kanunlarında yer almaz şeklindeki ve kendi ifadesine göre de bu öğret­ menlerin " biz hakkımızı yumruğumuzla alırız üst makamlara müracaat et­ meyiz " demeleri üzerine kendisinin "bu feodalite ve bürokrasi "dediğin de öğretmen Tevfik Gültekin'in "siz bize komünist diyorsunuz"demesi, bu öğretmen tarafından Doktor Sadık Baykaner'in mahkemeye verilmesi yü­ zünden aralarında bir geçimsizlik husule gelmiştir» Bundan sonra Dokto­ run hareketlerini kontrola başlayan bu öğretmenler geçen yıl M r gece revirde doktorun öğrenci Fatma Yavuz'a karşı şehevi tecavüzlerini fır­ sat bilerek aleyhine harekete geçmişler ve bu hadise ile ilgili öğren­ cilerin ifadelerini olarak eski Müdür Aydın Arıkök'e başvurmuşlardır.

(2)

2

-Devamlı surette idareyi taciz ederek Doktor hakkında eski Müdür Aydın Arıkök'ün aldığı kararı öğrenmek üzere müracaatta bulunmuşlardır» Cer« yan eden hallerden bu ö ğ r e t e m l e r i n Enstitü İçinde vüku bulan her hadi senin sebeplerini idareden sormağa başladıkları anlaşılmaktadır* Hazin

• ...

Öğretmenlerin b u halleri Doktor Sadık Bajckaner’e yukardaki iddiayı ya] masına bir sebeb teşkil etmiştir» /

.

\

2 •

7/11/19^6

günü Eğitim başı Şaklr Gürpınar'da Hüseyin Yücel

\

re Tevfik Gültekln arasında (Şaklr Gürpınar'ın yaptığı ders prof:ramını Hüseyin Yücel1in kendiliğinden bozması yüzünden ) cereyan eden hadise«! Fahri Yücel'e* niçin böyle ağar konuşuluyor11 dediğinde ** fylz bu İdarej saymıyoruz kİ " şeklinde cevap verdiği t

Doktorun bu iddiası kendi sözünde kalmaktadır.Öğretmen Fahri Yücel İlişik ifadesinde (Salfe 40-41 ) "Biz bu İdareyi sevmiyoruz " dediğin iddiası yalandır böyle bir sözde sarfetmiş olsam bu sözüm Dok­

tor Sadık Baykaner'l İlgilendiren tarafını görmüyorum” demektedir• mü­ nakaşanın yapıldığı odada bulunan sayman Halil İbrahim Ilıcasu'nun ifa« deslnde de öğretmen Fahri Yücel*İn böyle bir söz söylediğine dair bir kayıtta yttktur. Bu iddia sabit değildir.

3 -Bu öğretmenlerin» Öğrencilere "idare size haklarınızı vermi­ yorsa biz onlardan zorla alırız bize şikayet edin n dettikleri t

Doktorun bu iddiası temamen kendi sözünde kalmaktadır. Yüksek Köy Enstitüsünden mezun Öğretmenler ilişik ifadelerinde» bu iddiada bulunmak suretiyle Doktorun yalan söylediğini yazmaktadırlar.

Sözlü soruşturmalarımızda da Öğrenciler Öğretmenlerin kendileri­ ne bu şekilde aöz söylemediklerini bildirmişlerdir.

(3)

3

4 - Mün kaçanın izzeti nefsi rencide eder bir durun alması dola- yisiyle bunu önlemek için konuşmaya müdahale ettiği zaman " hakkımızı

yumruğunuzla alırız Üst makamlara şikâyet etmeylz"Sözlerlne karşı ”fa­ ka t bu feodalite , bürokrasi olur" dediğinde öğretmen Tevfik GUltekln* in"sen bize komünist diyorrun n cümlesini sarfetmesl t

öğretmen Hüseyin Yüc e l , Fahri Yücel ifadelerinde Doktor Sadık Baykaner*İn öğretmen Terfik GUItekin*« komünist dediği ve bu bekaretin* den dolayıda bu öğretmen tarafından mahkemeye verildiğini bildirmekte­ dirler* Münakaşa esnasında Eğitim başının odasında bulunan sayman Hali!

İbrahim llıcasu*da ifadesinde Doktor tarafından Öğretmen Tevfik Gültek: e komünist denmediğini yazmaktadır* Tevfik GUltekln kendisine Doktor Sadık Baykaner tarafından komünist denildiği İçin Doktor hakkında dava açmıştır* Erzurum Asliye Ceza mahkemesinde rüüyet edilmekte olan bu dava henüz neticelenmemiştir*

Öğretmen Tefflk GUltekln*in aralarında olan münakaşa esnasında Doktor'un sözlerinde kendisine komünist dendiği manasını çıkararak Dok­ tor Sadık Baykaner*! hakaret suçundan mahkemeye verişi de öğretmenliği yakışır bir hal değildir* Bu davayı açışında Doktor Sadık Baykanar*in

iddia ettiği (kendilerine komünist denmediği halâ# mahkemeye müracaat­ larında

h

gaye komünist olmadıklarını mahkemece teyyldlni temine çalış­ maları ve bu teyylde ihtiyaç göstermelerinin de mevcut bir şeyin örtül­ mesini temin gayesinden başka bir şey değildir ) düşüncesini çıkarmak­ tadır* Bu hale göre Doktor Sadık Baykaner kelime ve cümlelerden manalar çıkarmak suretiyle Tevfik GUltekln*ln, Hmşeyin Yücel»in, Fehri Yücel*in ve Husret ökmen’in komünist olduklarını ileri sürmektedir*

Doktorun kendi kafasında solcu fikirli bir öğretmen zümresi (Yük sek Köy Enstitüsünden mezun öğretmenler), Sağcı fikirli diğer bir öğret

(4)

men zümresi yaratarak bir ideoloji mücadelesin« giriştiği anlaşılmak­ tadır#

5- iğretisen Terfik Gül t ekin* in Doktor tarafından kendisin© ko*»ü münist denilmesini bir hakaret sayarak Doktoru dava edişi ve bu d a v a m ı Erzurum Asliye Ceza mahkemesinde rüyeti esnasında öğretmen Hüseyin Yücel*İn " Doktorun bize karşı hareketi eskiden beri birikmiş his­

lerinin bir ifadesidir1* cümlesinin sarfında mevcut şahsi hissiyatları^ nın ifadesini meydana vurmaları ı

Bu, şahidin mahkemede sarfettiği bir cümledir. Bir münakaşadan dolayı aralarında husule gelen soğukluğun ifadesini gösteren bu cüm­ leden bir mana çıkarılamaz •

6

- Yukarda adı geçen öğretmenlerin Hesanoğlan Yüksek Köy Ens­ titüsünde İken kamünletlik tahkikatına uğramaları*

Bu,Doktorun bir duyuşudur#

7 - Şubat 1946 ayında olan münakaşadan dolayı mahkemeye veril­ dikten sonra kendisine isnat edilen muhayel şehevi dalaletlere alet edilen 309 Fatma Yavuz'un annesinin ihtida etmiş bir rus olduğu ş

309 Fatma Yavuz'un annesi ihtida etmiş bir rustur.Fatma Yavuz* da Rusya'dan 7 yaşında gelmiştir. Enstitüye Öğrenci olarak a l m ı ş ı n d a da büyük bir hata işlenmiştir.

8 - Mezkûr Öğretmenlerle arasında ideoloji farkı bulunduğundan 2 2 A / 1 9 4 6 günü Sağlık başılıktan istifa ettiği t

Doktor Sadık Baykaner bütün iddialarında hep yüksek Köy Ens­ titüsünden mezun öğretmenlerle arasında ideoloji farkı olduğunu ileri sürmektedir# İfadesindeki beyanından anlaşıldığına göre kendisi km

.t

Kemalist ötekiler Komlnlst fikirlere sahiptirler# Bütün bunlar Pulur Köy Enstitüsünde bir kısım öğretmenlerle diğer öğretmen ve idareeiler

(5)

arasında büyük bir anlaşamamazlık olduğunu da İspat etmektedir.

$ • 3 A I A 9 4 6 akşamı revir nöbetçisi bulunan iğrenci 88 Hıza Gökçe'nin, doktorun elinde bulunan kahve değirmenini ima ederek "Kah­ ve değirmeni Rusya'da mı yapılıyor " diye bir soru sorduğu zaman

" Hayır İstanbul'da yapılır Rusya'da sabun bile yapılmaz" dediğinde tekrar Rıza Gökçe'nin " iki yüz m i l y o n a .sa

burunu

yetişir" demesi üzeri­ ne doktorun Rusya hakkında bu malûmatı nereden öğrendiklerini sordu­ ğunda okudukları kitaplardan Rusyayı EndUstlrlsİ yüksek bir millet olarak öğrendiklerini ve Rusya'nın üstün bir millet olduğum} Dünyanın en büyük milleti Almanları yendiklerini " doktorun bu öğrenciye oku­ dukları kitapları kendisine göstermelerini söylediği vakit kendisinden Rusya'yı tanıtacak bir kitap istediklerini!

öğrenci Rıza Gökçe ilişik İfadesinde ( Saife ?6-?7) "Doktor Sadık Baykener revirde izzet ve İsmail'e kahve çektiriyordu.Kahve de­ ğirmeni biraz zor çekiliyordu bu zor çekilme üzerine İsmail mi İzzet mi dediki bizi» evde bundan çok büyük bie değirmen var Ruslardan kal­ ma bu »Öz Üzerine Doktor o ray.*» geldi Doktora "Doktor bey bu değirmen bizde mi yapılıyor yoksa Rusyadamı "oda dediki hayır bizde yapılıyor neden anladınız bunun bizde çıkmadığını» bende efendim arkadaşın evle­ rinde bundan büyük bir tanesi varmış ve o değirmen Rustan kalmış ta onun için sordum bizdede var mı diye öğrenmek istedik ve bu maksatla sorduk. Oda bize "Yavrum Ruslar bugün açlarından ölüyorlar dedi ve çıktı" Ben Rusyayı iyi tanıtacak veyahut onun öyle bir kitabı olduğu­ nu ne sormuşum ne de istemişim Rusya'nın hakkında ve FndlstÜrlli bir millet olduğunu ve Dünyanın en büyük milleti olan Almanya'yı yendiği­ ni kat'iyen söylememiş" demektedir.

(6)

•6

Doktor Abdullah Kascıoğlu*da İlişik ifadesinde (Salfe 13-15) Doktor S a d ı k ' m darp hadisesinden bir gün önce gece saat 8,9 arasında

'v

revirde öğrencilerden 161 İzzet Yanık, İsmail Murathan ve Rıza gökçe* nin kahve değirmeninin Rucyadamı yapıldığını ve Rusyanın büyük kuvvet» 11 bir »illet olduğunu Almanları Huşların yendiğini ve okudukları ki­ taplardan bunu öğrenöiltlatlni arkadaşım doktor Sadık*ta konuşurlarken bu konuşmayı yanımda Subay Doktor Nejat ve İmin Yalçın*la birlikte kulaklarımızla duyduk " demektedir#

Kahve değirmeni hakkındakl Doktorun iddiasını aşağı yukarı öğ­ renci 86 Kısa Gökçe*do itiraf etmektedir# B U konuşmadan bu öğrencilere mezkûr öğretmenler tarafından solculuk telkinleri yapıldığı kanaatine varmakta çok zor olmakla beraber Doktoru!) bu İddiası böyle bir şüphede uyandırmaktan halljdt değildir#

10- Bnstlttid* verilen temsillerde jandarma, muhtar ve tahsildar tipleriyle alay edildiği ve temsillerde Rus kızı rollerinin girdiği

Müdür Muavini Şevket Czay bu husustaki ifadesinde (Salfe 28-31)

«

n Sağlık Başı Sadık Baykaner*ln Enstitümüzde verilen temsillerde jan­ darma ve tahsildar tipleriyle alay edildiğini bu temsillere Rus kızı rollerinin girdiğini dokumacı ustası üâehmet Kocakalay*dan naklen doktor Abdullah Selçuk'tan öğrendimV demektedir# Bir idare unsurunun bu naklen öğrendim diye yazması da şayanı dikattir# *"amofih bir kaç Enstitüde verilen temsillerde jandarma muhtar ve tahsildar tipleriyle alay edil­ diğin* rasladığımız gibi bu konular hakkında da şiirler ve temsillerde yazılmıştır# B u gibi şiirlerin yazdırılmam*sı ve temsillerin hiç bir

zaman yaptırılmaması lazımdır# Bunun sadece Pulur Köy Enstitüsüne mün­ hasır olmadığı da bir çok misallerle sabittir.

(7)

11 - Kitap tanıtana saatlerinde daha çok solcu muharrirlerin eserlerinin takdim edildiği, Militarizm muhalefeti yapıldığı t

Yaptığımı* incelemelere göre öğretmenler arasında bir kitap tanıtma saati İhdas edilmiştir. Her öğretmen haftada muayyen olan bu saatte Müdür Osman Yalçın veya başka biri tarafından tavsiye «ailen ve- ya öğretmenin kendi seçtiği bir kitabın özetini orttys koyuyor«Bundan sonra da kitap ve müellifi hakkında fikirler yürütülüyor# BU kitaplar s V ve dergiler arasında solcu fikirler telkin edenleri de bulunmaktadır*

Bunlar arasında Esat Adil*İn çıkardığı Oün dergisi ve Romen Muharrir­ lerinden P*tstratl’nin Baragenin Dikenleri eseri de vardır«Bunun tanı­ tılması esnasında Müdür Osman Yalçın ile Muell* E y u b o ğ l u m m söylediği

sözlerden yerinde bahsedilecektir*

'

' "

Müdür Osman Yalcın1m Pulur Köy Enstitüsünde göreve başladık- tan sonra İhdas ettiği ve her şeyden önce önem verdiği kitap tanıtma snatlerl ve bir seçime tabi tutamdan kitap ve dergileri Enstitü için abone oluşu ve ısrarla her şeyden önce Enstitüye getirtmiş olduğu kitap ve dergilerin Öğretmen ve öğrenelier tarafından okunmasını temine çalış ması çok calibi dikkat M r keyfiyettir*

12- Enstitüde cereyan eden tipik hadiselerin hep komünistlik lehinde olagele hadiseler olduğu*

Kanaatlnlsce ve seçişimize göre bu hadiseler Müdür Osman Yal­ çın ile Kualla Eyuboglu’m m Enstitüde ve Enstitü dışındaki hsreketle- rldlr*

13- Yüksek Mimar MuoUbai Fyuboplu’nun Eylül 1946 ayı İçinde yemekhane çatısında çalışan Öğrencilere öğretmen Nihat Başat*in yanın­ da sigara vermesi t

öğretmen Nihat başer İlişik ifadesinde ( Saife 5? ) "bîr pazar günü yeni yapılmakta olan yemekhanenin mutfak ve çamaşırhane kısmının divarları Eğitmek kursu adayları tarafından sökülürkan

(8)

Mimar Mualls Eyuboğlu oraya geldi üst kısımda çocuklar çatıda çalışı­ yorlardı •îspirli Eğitmen Yakup*a ve orada bulunan diğer bir kaç eğit­ mene ,bena,birer sigara İkram etti bu esnada öğretmen bizede diye bağı­ ran çocuklardan hatırımda kalan vo hemşeriai olduğunu zannettiği» Sağlık Kolu Öğrencilerinden Sait*© de bir sigara fırlattığını gördüm v© dışarı çıktım." demektedir.

B u ifadeye göre Mualle Eyuboğlu öğrencilere ve eğitmenlere siga­ ra dağıtmıştır. Bu hali Laubaliliktir.

14- Hemen her akşam Müdür Osman Yalçın*ın Enstitüdeki evinde Muallo Eyoboğlu İle birlikte votka Konyak gibi içkilerin içildiği t

îSuallâ Eyoboğlu öğrenci 309 Fatma Yavuz sancılandığı saman bu öğrenciye konyak içlrmlştir.

Müdür Muavini Şevket ösay ilişik ifadesinde (Saife 28-32) de " Mimar Muallâ F.yuboğlu*nun Müdürün odasında sık sık toplantılarını uşaktan biliyorum içki içtiklerine bir kaç defa rastladım.

n

Mualla Eyuboğlu ile Müdür Osman Y a l ç m * ı n f Enstitüdeki evinde sık sık içki İçtikleri bir hakikattir.

1?- Öğrencilerine sık ve kışlarla karışık olarak hafta arasın­ da geceleri kamyonla Erzurum*a sinemaya götürülmeleri»

Bu hususta Müdür Muavini Şevket ösay ilişik ifadesinde Ç Bil­ hassa Mualla Kyuboğlu geldikten sonra kümeler halinde kıs ve erkek

öğrenciler bir araâa ve çok sıkışık bir halde hafta sonunda ve hafta içinde sinemaya gidildi kalabalık yerlerden geçerlerken ancak içki aleminde söylenecek türküler ve şarkılar öğrenciler tarafından söyle­ niyordu. Bu hal gerek İlıca ve gerekse Erzurum halkı üzerinde çok köjrt etki yapıyordu, öğrencileri bu halde gören halk tiyatrocular geliyor

(9)

■9

Seldi deneğe başladılar*"6efektedir.

Enstitünün şöförleride sözlü olarak 76-80 öğrenciyi kırlı erkek­ li bir kanyona doldurarak geceleri haftada bir iki defa Erzurum*a Si­ nemaya götürdüklerini söylenişlerdir*

Erzurum'a 1? Kilometre mesaieda bulunan Enstitüden 70-80 öğren­ ciyi bir kamyona doldurarak geceleri Erzurum'a sinemaya götürmek re geç vakit sinemadan çakarak I nstitüye dönmek disiplin bakımından doğru olmadığı gibi günlük vakir cetveline de uygun değildir* Bu, keyfi bir harekettir. Laubali bir vaziyette şehir içinde türkü söylüyerek gece

yarısı şehirden dönmek gibi haller okullarımızın eğitim mevzuatına tamamiyla aykırı olduğu gibi böyle şarkılarla şehrin sükûnetini İhlal etmekde herhalde doğru değildir* Bunun» Müdür Osman Yalçın tarafından Muallâ Eyuboğlu Enstitüye geldikten sonra yapılması» üzerinde durula­ cak bir meseledir.

16- Müdür Osman Yalçın 2 2 A / 1 9 4 6 günü Doktor Sadık Baykaner*e * ben Enstitüde İstediğim şekilde çalışabilmem İçin 7 »d kişinin isti­ fa etmesi lâzımdır* dediği aynı günlerde Haşan Krğenekon ile Müdür yardımcısı Şevket özay*a istifa teklifinde bulunduğu!

Müdür Osman Yalçın» kesim Müfettişi Kasan Ergenekon'a bu şekilde bir teklifte bulunmuştur* Müdür Osman Yalçın*ın Enstitü öğretmenleri arasında istediği gibi bir ahenk kuramayıçı» arzularına uyduramadığı öğretmenlerin mevcut olduğunu göstermektedir* Bu gibi öğretmenlere ve memurlara istifa teklifinde bulunmadı 6a ihtimal dahilindedir*

17- Mimar Huaîlâ Eyuboğlu'nun gittiği köylerde gayet laubali ve ananelerimize muhalif hareketlerde bulunduğu!

(10)

10—

B u hususta kesim Müfettişi Haşan Ergenekon ilişik ifadesinde (Saife 17-21) " Kogapınar'da H s c ı h a f ı z m evinde akçen yeseğinde Muallel

söylemek*» hanının alenen rakı arzusu izhar etmesini M uygun bulmadığını/Mualla Eyoboğlu*nun gittiği yerlerde bir takın laubali ve ananelere aykırı ha­ reketlerde bulunduğunu İfadesine müracaat edilen öğretmenlerde bildir­ mektedirler?

18-

9

»- Bulul ayı son günlerinde muayene gelen kız Öğrencilerin memelerinin beş ayı önceki genel muayeneye nazaran daha sarkık ve emzikli

kadın memesi manzarasını alışını müdür Osman Yalçın*a söylemesine rağmen bunun mühim olmıyacağını daha önemli İşlerin bulunduğunu ve Mimar Mualla Iyoboglu*nun bu işle uğraşmasının fena olmiyacağını bild^rmesiı

Doktor,Bilhassa Mlidür Osman Y a l ç m ’ın Enstitüdeki solculuk tel­ kininin tesiri altında kızların memelerinin iddia edildiği şekle geldi­ ğini bir fikir olarak beyan ediyor»

19- Müdür Osman Y a l ç ı n * m Nazım Hikmetten şiirler okuduğu

Müdür Osman Yalçın Mehmet ve Mehmetçik şiirini Doktorun iştirak ettiği bir içki sofrasında okumuştur. Doktor böyle söylüyor. Kesim MUfet tişi Haşan Ergenekon bu husustaki ifadesinde

t

Gece Hosenkale*den Erzun: a dönüyorduk Müdür Osman Yalçın ile beraber Mualla Kyuboğlu şarkı söyle­ diler, şiir okudular bu arada müşterek. Nazım Hikmetin olduğu fakat baş­ lığını hatırlıyamadığım (hazarda dost gezer düşman gezer) şiirini okuma­ ğa başladırlar. Siz (Müfettiş Fethi Isfendlyearoğluna söylüyor) bilmem bunu duydunuzmu ? Ben bu İşi hayretle karşılamış ve tenkit etmek istemi« tlm.Bane, " ne olacak bu da şiir değilini " demişlerdi.

Müdür Osman Yalçın* da bu hususta kİ ifadesinde (Salfe 33-36) "Nazım Hikmetin şiirlerine gelinde bu da uydurmadır. Enstitüde iki gece kitap saatinden sonra şiir okuması yaptık. Birincide okuduğum şiirlere

(11)

11'

evvelâ şöyle bir konuşma yaptığımı hatırlıyorum. Arkadaşlar dedim bu ak­ şam »İze okuyacağım şiirler beni ancak ses olarak ilgilendirirler .Size ieslni sevdiği® şiirler okuyacağım. Ve Yahya Keraal*in(Mehlika Sultan) , Nazım Hikmet*in (Kırk Haramilerin Esiri) "serbest nazımla değil ve Nazım* ın Rusya'ya gitmeden evvel yazdığı " Ahmet Beşim*in (Merdiven,Piyale) şiirlerini okudum.” diye yazmakta ve Doktor Sadık Baykener*in iddialarını şiddetle reddetmektedir.

Bu duruma göre MUdtlr Osman Yalçın fırsat bulduğu ve kendisince lüzumlu gördüğü yerlerde Nazım Hikmetin şiirlerini diğerlerine karıştıra­ rak okumuştur*

Enstitüde bir kitap tanıtma saatinde üzerinde konuşma yapılan ( Baraganın Dikenleri ) adlı eser hakkında Müdür Osman Yalçın ile Mu©11a Eyuboğlu*nun söyledikleri!

Bu konuşmada bulunan Matematik Öğretmeni Haşan Sertel ilişik

ifadesinde (Saife 22-24^ ttburaye gelince bahsedilen faaliyetlerin (solcu faaliyetleri) mevcut olup olmadığının varsa ne şekilde ve kimler tarafın­ dan idare edildiğini öğrenebilmek gayesi İle memleketini seven bir öğret­ men sıfatiyle va cif et i kıritik ediyor eşittiğim söjrleri şahir olduğum hadiselerle birlikte mütalaa ederek menalandırıaağa çalışıyordum. Bu yolda ilk önemli vaka olerak birinci soruda adı geçen kitap tanıtma saati zik­ redilebilir. Şöyleklı

1- Öğretmen Demircloğlu tarafından kitap (Barogenin Dikenleri) yalınız vakalar nakil ve hülasa edilerek tanıtıldı* Demlrcloğlundan sonra söz alan Müdür Osman Yalçın işerin muharriri(P*îstratl) nln şahsiyeti üzerinde daha ziyade edebi yönden izahlar yaptık*

(12)

12

V© bu orada ( He yozıkki bizde böyle muharrirler çıkmıyor./mcak ^etfati- nin sosyal bünye bakiramdan bize çok benzeyen Romen filletinden oluşu M z l e r için sevinilecek bir hadisedir) dedi* Ayni gece Enstitüde toplan» tıda bulunan Bayan Mimar mille Eyuboğlu'da "Bizde böyleleri çıksa derhal Komünist damgasını boşarlar .diye söye başladı ve İlave etti* P.İstrati cemiyeti ve insanlığı seven Köylü ve halk tabakalarının İstirap ve mah- rumiyeterini samimi kalemiyle aksettiren bir muahferrirdir. İnsan P.îstra- tl'yi okudukla memleketini de tanıyor* Mesela Bareganın Dikenlerinde geçon vakalara benzeyenler blzdede pek çoktur” dedi ve "İmparatorluk devrindeki isyanları ve bunların kanlı bir şekilde bastırılırını hatırlat tı. Bu konu bizdekilerln isyan olmayıp eşkıya ayaklanması olduğunu söy- lüyen Nusret ekmenle kısa bir tartışmayı müteakip kapahdıf demektedir.

öğretmen Ahmet Demircl^oglu ifadesinde (saife 49-50) "Ben 6 sene« dir Enstitüdeyim. Ders kitaplarından başka okuyacak vakit bulamazdı*. Yalçın bey gelince " her öğretmen, her öğrenci kitap okuyacak dedi"ve

eğitim başının odasında bir kitaplık açıldı* Buraya muhtelif kitap evle­ rinden kitaplar geldi. Bir toplantıda kitap tanıtma sıraya kondu. Her arkadaş sıracını öğrendi artık kendimize kitap bulmağa başladım, Kitaplll tan kitap arıyordum. Bu kitap elime geldi (Bareganın Dikenleri) Yalçın beyde bunu oku güzeldir bu kitap dedi. Bende onu okudum. Ve Akşam arka­ daşlara anlattım. Müdür Osman Y a l ç m ' m Sabahattin Ali'den bahsedip ©tme< dîğinl bilmiyorum* Yalnız arkadaşlardan bazıları bizde bu muharrir değe­ rinde kimse var mı diye sordular oda "henüz bizde o çnpts kimse yoktur * nedeu dediler " çünkü henüz bugünküler bu duyuş seviyesine gelmediler de ondan dedi* Köye inen Muharrirlerimiz çok az dedi ve isim vermedi".

Eğitim başı Hamit özmenek'te ifadesinde (Salfe*>l ) "20/YI/1946 Akşamı Ahmet Demlreioğlu arkadaşımın tanıttığı "Baragenin

(13)

Dikenleri"ki-

13-tabını ben tavsiye ettin. Hepini

2

birer kitap tanıtıyorduk, âhaet

Demirci oğlu ben hangi kitabı okuyayım diye sordu bende adı geçen kita­ bı alıp o k u n a s ı m söyledim. Tartışma sırasında Müdürümüz Osman Yalçın* m neler söylediğini Sabahattin Ali'nin eserlerinden bahsettiğini ha ­ tırlayamıyorum •* 1

\

Eğitim başının» id^ejsinde ketum olmayı tercih ettiği anlaşıl­ maktadır* Ahmet Demircioğlu kitabın Mtidtir Osman Yalcın tarafından tav­ siye edildiğini yarmakta ve Eğitim başı Hamit özraenet'te kendisinin tavsiye ettiğini bildirmektedir.

Müdür Osman Yalçın ifadesinde Baraparan Dikeftfceri açıklandığı gecede Doktor Sadık Baykaner'in Enstitüde bolunmsdığını bildirmekte ▼e bu eser h a k k m d a k l konuşmalarından bahsetmemektedlr.

İfadesi alınan Öğretmenlerin kitap tanıtma saati hakkırdaki düşünceleri t

1- Müdür Muavini Şevket özay (İfadesinde (Saife

28

-

32

)"öğret­ men kitap tanıtma saatlerinde (Gövde Değiştiren Kafalar »Sarı oğlan ,

Aganta Borina Borinata »Baraganin Dikenleri ve Yeni Dünya ) gibi eser­ ler okunmuş ve ürerlerinde münakaşa edilmiştir. Bu gibi eserlere öğret­ menlerin bil© saman »yarması» yetiştirmekte oldukları Öğrencilerin sara* rinadır* Tavaiye edilen kitaplardan banadA (Sünger avcısı )adlı kitap düşmüştü* Ancak Dörtte birini okuaya bildim* Münakaşamda böyle ... fikir olmaz dedim. Bu şekilde yapılan öğretmen ve öğrenci kitap tanıt­ malarını hiçte uygun göremiyorum. Çocuklar boş samanlarda hep ders hari­ ci ve roman şeklindeki kitapları okumaktadırlar. Çünkü belki dersten ziyade tavsiye edilen kitapların özeti istenmektedir! öğretmen kitap t Aratma saatlerinde okunan kitapları daha çok benimseyen Müdür Osman X! Yalçın) Halil Basuteu» Fahri Yücel» Hüseyin Yücel ve tfusret ötaıendlr«” diye yasmaktadır*

(14)

■14»

Keşi» Müfettişi Ki*san Frgenekon ifadesinde (Saife 17-21)BFns- tittiûe kî tep okuma Ötet çıkarma faaliyeti geniş yer almaktadır. Yeni Müdür Osman Yalçın bütün dikkatini bu sabaya hasretmektedir. Hatta bu okuma işinden başka geniş mikyasda bir kitap satışı faaliyeti de vardır. Bununla beraber satılmak ve okunmak için getirilen bu kitaplar hiç bir seçime tabi tutulmamaktadır" diye bildirmektedir*

Pulur K öy Enstitüsüne vazife ile gelen ve iki aydan fazla bir müddet bu Enstitü ve havalisinde kalan dolasan Yüksek Mimar Mualla Eyu- boğlu hakkında bazı öğretmen ve memurların görüşleri ve yazdıkları ı

1- Kesim Müfettişi Kasan F.rgenekon İfadesinde (Saife 17-21 ) *» Sisinle birlikte ( Müfettiş Fethi îsfendiyaroğlu' ile > Pulur Köy Ens­ titüsü kamyonu ile Köy okullarını inşaat İşlerini konjrrol etmek üzere Aşkale'ye giderken şöför ArsCIn sorduğunuz muhavereyi aynen şöyle anlat­ mıştır# M Cılavuz'dan Erzurum'a dönüyordum.Yanımda Mualla hanımla Cılavı vuz Müdürü vardı. Yolda Cılavuz Müdürü büyük bir kayalığı göstererek

( İşte Umumî harpte bu kayalardan bir Rus kazak alayı düşmüş mahvolmuşta tur. ) dedi bunu duyan Mualla hanım acıyarak (Vah»Vah) zavallılar yazık olmuş sözleriyle mukabele etti# Bu acıma çok tuhafıma gitti«Değme geber­ sinler rahat dur salardı. Burada sanki ne aramağa «legalmişler dinini bil­ mem ne edeyim diyerek Huşlara küfrettik# Huallâ hanım kızarak Aralan bey niye böyle söylüyorsun onlarda ana baba kuzusu değilmi demiştir.

İfadesinin diğer bir yerinde Mimar Muallâ Eyoboğlu Pulur Köy Ens­ titüsünde iki ay kadar kalmıştır# Enstitüde bulunduğu müddetçe Hasanoğ- landan gelen öğretmenlerce dalfta beraber gezmiş ve Enstitü talebelerini aleni sigara dağıtacak kadar talebe İle senli benli olmuştur. Kasankale ilceqlnde okul İ n ş a a t l a r ı m kontrol ederken Muallâ Eyoboğlu'da bizimle

(15)

1 5

-bereberdi* (Müfettiş Fetl İsfandiyaroğlu, z±x ile), Siz azap sağlık memuru ile öğretmenini hazır evlerine taşınmadıkları için tekdir eder* ken Mimar hanım nasıl bu öğretmenlerin boyunlarına parılarak bizden uzaklaştığını sizde biliyorsunuz ve gördünüz "

" Enstitüde bir Öğle yemeğe esnasında Mualla Eyuboğlu şehir okullarına ve Şehir Kız Sanat Mekteplerine acaba neden ve ne maksatla hücum etmiş*

ti* demektedir*

2- Pulur Köy Enstitüsü Sağlık öğretmeni diğer Doktor Abdullah Kascıoğlu ifadesinde (Saife 13-15) "Ben izinden dönünce kurban bayramı­ nın birinci günü sabahleyin revirde Ankara'dan gelen Mualla Eyuboğlu'nu bayramlaşmak bahanesiyle gördüm. Bu bayan 21 Eylül 946 günü gelmiş fa­ kat kendisinin Millî Terbiye ve ananelerimize uymayan hareketlerinden talebelerle laubali olarak sigara dağıtmasından ve bilasebep gittiği köylerde köylülerle gayet laubali konuşmalarından, köylerde şarkı ve saire söylemesinden* sebepsiz olarak Fnstitü kamyonu İle Kars ve Cıievtı Köy Enstitüsüne girmesi Umumî herpte ölen 20*000 Rusa acıması bu kadını: iki buçuk aydan beri bu mıntıkaya ne için geldiği bizleri hayli düşündü: düü Şu kanaate vardımki bu kadın solculuk temejttilü İle meşbuğ ve bu fikrini yaymak aşılamak amacıyla buralarda dolaşmaktadır "Doktor Abdul­ lah Kascıoğlu ifadesinde Mualla Eyuboğlu*nun ikinci defa Müdürün evinde Doktoru darp 309 Fatma Yavuz'un ırzına geçme hadiselerini ifadelerini alırken gördüğünü yazmaktadır*

3- Müdür yardımcısı Şevket öpay ifadesinde (Saife 28-3# ) "Mualla Eyuboğlu ile Müdür Enstitüdeki evinde sık sık toplandıklarını uzaktan duyuyordum* İçki içtiklerine bir kaç defa rast geldinuMÜalla Eyuboğlu ile münakaşa eden öğrencilerden bir gurup benimle konuştuğunda (Bayan Mimara evlenmlyecekmlslniz yuva k u r m u y a cakmısmız ömrünüz hep böyleml geçecek dedik «Bayan Mimar'da çocuklar evlenmek neymiş siz halâ eski

(16)

1 6

-geri düşünceleri taşıyorsunuz demiş ).

Muallâ Eyufeoğlu ile Trabzon’a gittiğimizde İbrahim Ilıcasu ve ŞÖfÖr Arslan il© şu durumuna şahit olduk. Paraya hiç kıymet vermiyor cemiyetin bağlarına hiç değer vermiyor, etrafını kazanmak için büyük insanlıklar göstermeğe çalışıyor, elinde aşkımın rüyası adında bir ki­ tap vardı .üçümüsünde kanaatimize göre ve bu kitabı bizden çok sakla­ dığına bakılırsa kitap muhteviyatı itibariyle tam sdbu îdi. (Şevket ö z a y ' m kantatı )*

Muello Eyuboğlu Kars'a giderken Sarıkamış mıntıkasında salaşta ölen Kuzlara a c ı d ı ğ ı m şöför arslandan Öğrendim •

Mualla Eyuboğlu bilhassa yanıbaşımızda bulunan Ağaveron Köyüne çok giderdi. Büyük bir asgerl birlik merkezi olan bu köye ekseriya gece gider saat birlere kadar kalırdı. Her gittiğinde davetli olduğunu söy­ lerdi. Enstitü kurulduğu günden bugüne kadar En çok sevilen arkadaşlar bu köyden iki defa bile davet edilmemişlerdir. Bu türlü şüpheli hareket* leri yapan ve gösteren Mualla Eyuboğlu'nun Enstitümüze ne maksatla gön­ derildiği V© buralarda niçin bukedar uzun müddet kaldığı anlaşılamamış­ tır. Mualla Eyuboğlu Enstitümüze geldikten sonra Köy Enstitüsü mezunu öğretmenleri etrafına topladı.Mümkün olduğu kadar onlarla fazla temasta bulundu.Çocukların içine girmekten ve onları başına toplayıp konuşmak­ tan vazgeçmek istemezdi. Kısa zamanda Öğrencilerin büyük bir kısmını tanımıştı. Muallâ Eyuboğlu ile Müdür Osman lalçın çok sık ve sıkı temas* ta bulunuyorlardı* hatta bu halleri Enstitü içinde ve «ışında bir dürü dedikodulara yol açtı” diye beyan etmektedir.

Pulur Köy înstltüsü döner sermaye saymanı Halil İbrahim İlıcası ilişik ifadesinde (Gaif© 11-12) MNe yaptığı bizce meçhul olan ve bütün J hareketleri calibi dikkat bulunan Eylül ayı içinde Enstitümüze gelerek bu tarihten tahminen 10 gün kadar önce Enstitümüzden ayrılan Mimar Mual3

(17)

■17

Eyuboğlu hakkında ihsaslarım • *’ 3u kadının talebeye karşı d u r u m hiç bir suretle Türk terbiye ve ananelerine uymamaktadır. Talebeye karşı çok açık konuşur «Müdür Muavini Şevket Csay ile Enstitüye alınacak bezi le­ vazım için Ekim ayı sonlarında bizimle betaber Trabzon'a giden Slualla yolda yaptığımız sondajlarda çok kurnaz çok maktu» hareket etmekle bera­ ber Almanların cesur ve müterakki bir Millet olmasını söylememiz Uzarin© bütün hiddet ve şiddetiyle Almanların Honhar,gaddar bir Millet oldukla­ rını, mağlup olmalarının Dünya İçin İyi olduğunu anlatması okuduğu ve bize göstermek istemediği bir kitabın Ihıscadan çevrilme ve Maksin Gorgi* nin bir eseri olduğu bu adamın kim olduğunu sorduğumuzda münasebeti yok­ ken bu adam Komünist değildir demesi bu kadın "hiç bir işi olmadığı hal­ de Enstitü yakınındaki köylere gidip sık sık köylülerle teması benim

gibi düşünen her Türkü şüpheye davet eder kanaatindeyim demektedir*

5- Şöför Aralan ilişik İfadesinde (Saife 52-53) "Cılavuz'e gider* ken önümüze bir kaya çıktı) Ağanoğlu (Cılavuz Köy Enstitüsü Müdürü) de- diki Umumî harpte Rus kazakları bu kayadan gece görmlyerek aşağı düştü­ ler dedi* Bende edimdi şu halde 20.000 Gavur geberdir.Dinini bilmem ne yaptığım diye küfrettim. Mualle hanımda yazık dedi • Bu devletler niçin kardeş gibi geçinmiyorlar.dedi bende Gavura a ç ı n ı m ı diye küfrettim.

t a J a m . jl

1) Öğrenci 309 Fatma Yavuz'a sancısını gidermek için KonyafciÇiJ*- miştir.

2) Müdür Osman Y a l ç ı n ' m evinde sık sık içki içmiştir. 3) Eğitmenlerle Öğrencilere sigara dağıtmıştır.

(18)

1 8

-K o ş a p m a r -Köyünde H a c ı h a f ı z m evinde akşam yemeğinde alenen rafa istemiştir,

6) Öğrencilerin evlenmiy ecelimi cin sorusuna »çocuklar evlenmek neyi miş siz halâ a ski geri düşünceleri taşıyorsunuz " demiştir.

7) Doktor Sadık Baykaner'in öğrenci 309 Fatma Yavuz'un ırzına geçm hadisesiyle Doktorun öğrenciler tarafından döğülraesi hadisesine alt tah­ kikatın yapılmasında Müdür ü sman Yalçın ile birlikte hareket etmiş ve kızı Doktor doktor gezdirmiştir.

8) Yüksek Köy Enstitü mezunu öğretmenlerle bilhassa iilidür Osman Yalçın ve Öğretmen Halil Basutcu ile sıkı temasta buluıuuşuştur. Birlikte şarkı söylemişler ve Kazım Hikmetten Şiirler okumuşlardır.

9) Sık sık yakın köylere Cılavuz'a ve Trabzona gitmiştir. 10) öğrencilerle sıkı temasta bulunmuştur•

»

11) Enstitüde yenilen bir öğle yemeğinde şehir okulları ile Kız Ens­ titülerine hücum etmiştir.

12) Kitap tanıtma saatinde B a r a g a n m Dikenleri adlı kitabın tartışma sırasında »Bizde büyloleri çıksa derhan Komünist ıö$x3bez damgası basarlar.

«

demiştir .Ve P.îstrati için Cemiyeti ve insanlığı seven köylü ve halk tabi kelerinin iztirep ve mahrumiyetlerini samimi kalemi ile aksettiren bir Muharrirdir.İnsan P.îstrtiyi okudukça memleketinide tanıyor. Meselâ Barağa nın Dikenlerinde geçen vakalara benziyenler bizdedu pek çoktur. w diye fikir yürütmüştür.

Yüksek Mimar Muallâ Eyuboğlu Pulur Köy Enstitüsünde kaldığı ve bu havalide dolaştığı müddet lçihde kendisine mahsus tavır ve helleriule ve yaşayişlartyle* öğretmen ve öğrencilerle olan Laubali hareketleriyle göre­ vi dışında işlere karışmasiyle bilhassa Müdür Osman Yalçın ve Öğretmen

(19)

1 9

-Halil Baautcu ilo sıkı temasta bulunması 11© I'uhltin şüphesini üzerine çekmiştir. Hakkında solcu fikirler yayan ve bu amaç için çalışan bir Ba­ yan olduğu kanaatini v e r d i m i ş t l r . A

Ayrı ayrı yaptığımız incelemeler© ve aldığımız ifadelere hakkında söylenenlere ve bizzat yaptığı hareketler© bakılınca Muall® Eyuboğlu sole fikirlere mütemayil bir öğretmen olarak meydana çıkmaktadır.

B u duruu.de. bulunan bir Mimar Bayanın Köy Enstitülerinde* dolaşmasın­ da ve Yüksek Köy Enstitüsünde bilhassa öğretmen olarak çalıştırılmasında büyük bir sakında görmekteyiz.

Pulur Köy Enstitüsü Midür Osman Yalçın hakkında a l m a n ifadelere

1) Döner sermaye sorunlu soymanı Halil İbrahim Ilıcasu Müdür esman Yalçın h a k k m d a k i düşübeelerini ilişik ifadesinde (Saifü 12 ) "Müdür Os­ man Yalçın hakkında bu sahada kat*i kanaat edinememekle beraber eski Mudü Aydın Arıkök Enstitüden ayrıkdıktsn sonra talebede mevcut saygısızlığı vo menfi ruh taşımak hasletlerinin çoğalması, büyüklerine karşı küsdahça ha­ reketlerin artması bütün Enstitü muhitinde menfi bir hava cereyanının fır­ tına halini alması ve Yüksek Köy Enstitüsü mezunu öğretmenlerle ve bilhas* 8 asra Muallâ Eyuboğlu'nun da on samimi ahbaplarından ve sırdaşlarından olduğunu tahmin ettiğimiz ve bütün hareketleriyle bizlere faal ve koyu komünist olduğu kanaatini veren Öğretmen H o l ü Basutcu ile çok laubali olmaları ve doktor Sadık Baykaner*in yanında Nazım Hikmetin şiirlerini okuması ve kesim MUfettini Haşan Ergenekon'un yanında (Allah ve Devlet mefhumu olmasa bütün insanlık saadete kavuşurdu) demesi onunda bu arkadaş« larla her fikir olduğu kanaatini vermektedir. Diyor*

(20)

20

2- Müdür Muavini Şevket özay Müdür Osman Yalçın hakkında kİ kana­ atini ilişik ifadesinde "Enstitümüzde ülkü bakımından Kemallam'e ay­ kırı hareketler ve bu ülküyü çürütücü durum bilhassa eski Müdürü» ayrılmasından sonra başlamıştır" "Ihıalla Kyuboğlu île Müdür Osman Yalçın çok sık ve sıkı temasta bulunuyorlardı»Hatta bu holleri Ensti­

tü içinde ve dışında bir sürü dedikodulara yol açtı " " eeki Müdür

t

Aydın Arıkök bilhassa Enstitüde kalmamı çocukların Umumî durunlariyle ilgilenmemi uygun bulurdu .Her İş için Erzurum'a veya uzak iş yerleri­ ne gitmeme razı olmazdı. Hafta içinde bîr veya iki gün Enstitüden ayrılırdım. Fakat üç dört aydan beri hesap edilse iki gün üst üste Enstitüde kalamadım. Enstitünün dışarı ile ilgili hemen her işine ben

gittin • Yeni Müdür Osman Yalçın'ın hemen her yerde ve toplantıda bu Enstitüde eski idare ve arkadaşlar hiç bir şey yapmamışiar»Çocuklara çok köyü itiyatlar vermişler, gibi konuşmalarda bulunmuş olması yüksek Köy Enstitüsü mezunu öğretmenlerle bu yolda fikir birliği yapmış olma­

larını teessüf ve teessürle karşıladım. Yüzlerce Enstitü öğrencisi ve binlerce çevre halkı bu ithamlara layık olmadığımızı bilmektedir. Ens­ titü içinde ve kalabalık bir öğretmen topluluğu İçinde başta Müdür ol­ mak şartiyle $uygu ve iş birliği yapamıyacağımı anladığımdan ve zaman­ la temasda bulunduğun kimselerden Enstitümüze sit köyü haberler duy­ duğumdan bugünkü müşkül şartları bile nazari itibere elmadan malî yıl

sonu hesaplarımı verdikten sonra Enstitüden ayrılmayı bile göze a l m ı ş ­ tım. demektedir»

3- Müdür Osman Yalçın Cınıs köyünde söylediği "eğer Allah ile Devlet olmasaydı işler daha iyi giderdi " sözü hakkında ilişik ifadesin de (Şelfe 35) " 61nis Köyünde sözü geçen cümleyi söylüyenin kim olduğu­ nu tam hatırlamıyorum. Cümleyi bir hikayesi ile birlikte Erzurum Millet Vekili Cevat Dursunoğlundan evinde ben ve Mimar Mualla Eyuboğlu

(21)

dinle--

22

.

etmemiş ve fikir b a k m a n d a n yetişmemiş Öğrenciler himaye görmektedirler* Hatta idare aleyhine (eski idare ) teşvik edilenler v© mektup yazdirı-

lanlar daha çok şlmarmış öğrencilerdir* Eski eğitim başı Şakir Gürpınar hakkında ve idare aleyhinde yerdirilen mektuplar bu kabil öğrencilere ya; dırılmıştır* B u olaylar Yüksek Köy ! nstltüsti mezunu Öğretmenler geldik­

ten sonra ve birde geçen yıl İsmail Hakkı Tonguç Enstitüye geldiğinde öğrencilerin yanında idarecilere bağırmasından sonra başlamıştır*

o) Enstitümüzün Müzik ve müaamere İşleri yüksek Köy Fnstltüsü mezunu öğretisen Fahri Yücel tarafından İdare edilmeğe başlanıldığı gün­ den bugüne kadar çocuklara düzenli bir millî marş öğretilmedi* Ye piyes temsil edilmedi* Bunların yerine Millî hisleri körletecek gayri ahlaki türküler Öğretildi* Ve bol bol söyletildi* Geçen yıllarda yazın sıcağın­ da kışın soğuğunda afetlere® mesafeden kalkan köylü ve şehirli her haf­

ta verilen Millî piyeslere hevesle gelirlerdi* Hatta haberi olmıyanlar ne güzel müsemere veriyorsunuz da bizi çağırmıyorsunuz diye gücenlrlerdi

Şimdi bunların yerine yapılan köçek havaları ve gübek oyunlarıdır* Bu şekildeki eylenceler o kadar İğrenç olurki gelen müsaflr lanet eder*

d) öğrencilere günde iki saat kadar mütalaa hakkı verilmektedir Öğrenciler bir saatinde günde okutulan 8 saat derste verilen vazifeleri yaparlar diğer saatte de kitap okurlar* B u kitap okuma saatinde çocuğun dersine çalışması yasaktır* Mutlaka tavsiye edilen kitabı okuyacaktır* Tavsiye edilen kitaplarda ekseriya solcu ve millî hisleri boeueu mahiyeti tedlr* (MJLnga abla« ve Bara ganin Dikenleri ) gibi *

e) Enstitü öğrencilerinde sevgi ve saygı hisleri hemen hemen yok olmaktadır* Öğrencilerin sık sık öğretmenlere kafa tuttukları verile: emirleri ve İşleri yapmadıkları zamanla artmaktadır* demektedir*

(22)

21»

»İştik. O gece d« hikâyesiyle birlikte aşağıdaki gibi tekrarlandı«Bu tekrarlaraşı beni» veya Ifuallâ Eyuboğlu'rmn mu yaptığını hatırlanıyorum. Ya İ m a benim okuduğumu kabul ediyorum. Hikaye ve adı gecen etimle ta» metni İle şudur. "Cevat Dursunoğlu Milli mücadele yıllarında Basankale- den Erzurum'a giderken yorulur ve yol kenarındaki bir karpuz tarlasına girer sahibinden a t m a ot kendisine de karpuz i ster .Köylü ile konuşur bu konuşma sonunda Cevat Bursunoğlu'nun Erzurumlu Dursunoğullerından

•i

olduğunu anlayan köylü kendisine daha çok yakınlık gösterir ve halinden şikâyet eder. 0 sıralarda olan zelzeleyi ve İstanbul Hükümetini İma ede» rek "eğer Allahla devlet olmasayfı İşler daha iyi giderdi " der. Cümle bu ve bağlandığı hikayede yukardakldlr. *embağıda Millet vekili Cevat Dursunoğludur. " demektedir.

İfadelerine müracaat edilen Müdür Muavini '»evket ö z a y ' m , döner sermaye sortelu saymanı Halil İbrahimin, Sağlık öğretmeni diğer doktor Abdullah Kascıoğlu'nun Matematik Öğretmeni Haşan Pertel'ln ve kesim HU* fettlşi Haşan Ergenekon'un Pulur Köy Enstitüsünün son durumu hakkındakl

AUsMçtilsıLı

____

1* Müdür Muavini Şevket ö z a y ' m yazdıkları t

a ) ,Yüksek Köy Enstitüsü mezunları Enstitümüze geldikleri gün» den İtibaren öğrencilere derslerde ve diğer boş zamanlarında geceli gün»

düzlü biz sizi kurtarmağa geldik başta idare olmak şartıyla bunların he» pisi klâsik öğretmenlerdir. Fikirleri küflü tuttukları yol demode olmuş» tur. Telkinini yapmaktan geri kalmamışlardır. Bütün öğretmen toplantıla»

t

rinde ve diğer zamanlarda ve hatta talebelerin yanında müşterek bir ağız la idarecilere açık açık tearruz etmekten kat'İyen geri durmamışlardır.

(23)

23

2- Döner «ermeye sorumlu »aymanı Halil İbrahim llıcasu ifadesin* de yardıklarını şöyle hülasa etmektedir* «Yüksek Köy Enstitüsü m e n ü m

öğretmenlerden Enstitümüzde vazife alanların hepdinln de bütün hareket« lerl Türk allak ve ananesine uymayan ve Memleketimizde menfi bir hava yaratarak Millî birliği bozmak istiyen ve Memleketi saadete kavuşturacı ğıe, bütün hakları müsavi kılacağız diye telafisi gayri mümkün ve çok tehlikeli uçuruma sürüklemek istlyen haller göze çarpmaktadır* "

3» Saflık öğretmeni Doktor Abdullah ^ascioğlu ilişik ifadesinde görüşlerini şöyle anlatmaktadır* M 945 senesi Eylül ayında o zamanki ilk tedrisat Umum Müdür Hakkı Tonguç yanlarında muavini Ferit Oğuz ve tanımadığım bir çok Enstitü Müdürleriyle birlikte Enstitümüze geldiler Ve hemen o günü talebelerle açık konuşma yaptılar bu konuşlayı bizzat yanlarında takip ettim* Konuşmanın ruku saçma idi* ve dedikodu İle dolu İdi* Faraza bir talebe filanca öğretmenden bize küfrediyor bizi döğüyor hatta gayri ahlaki hareketler yapıypr diye şikâyeti gibi bunla ra karşı Hakkı Tonguç şu cevabı verdi* (Biz ileride size her hanglblr öğretmen küfreder, dayak atar ve fena muamele yaparsa sîzlerinde buna karşı daha fena muamele etmeniz küfür ve dayak atmanız için emir voree ğlz) diye cevaplandırdı* Aynı şekilde Sağlık kolundan Hüseyin Güney isminde diğer bir talebe de "Doktorlarımız bizi çalışmak İçin tazyik ediyor eğer siz böyle az bilgi ile köye giderseniz İş yapamazsınız dİ« yor* Bizde buna İnanıyor ve hak veriyoruz.Bunun İçin İşten derse çalı* cak zaman bulamıyoruz «Ne yapalım diye sorduğunda Hakkı Tonguç talebe; şu cevabı veriyor* (Sizin köyde İş yapabilmeniz ve faydalı Vazife g ö n bilmeniz İçin Anatomi Fljyolojl Bakteryoloji patalojl ve hıfsısıhha okumanıza lüzum yoktur* Siz köye yalnız temizliği götürün köylüyü bit* ten kurtarın benim için kafidir" diyor* Ben şahsan bu temizlik fşlhl öğretmen sınıfından yetişecek olan müstakbel öğretmenlere de vermeği uğgun bu

(24)

24-uygun bulduğum halâ« f Hatta »an sınıf programlarında bu bilgiyi varacak Hijyen deraide mevcuttur) dorekki gayeye toplu olarak çalışmıyoruz, kana­ atine vararak kendimde esasen gerekil bilgi Milliyet ve ahlak bakımından çok zayıf yetişen bu öğrencilerin köylerine ne Maksatla yollanacağında ştlphe uyanmağa başlamıştır* B u genel konuşmadan sonra öğrencilerden bir gurup kendisi ile hususi olarak görüşeceklerini rica ettiler«Buna de Hakkı Tonguç bey şu cevabı veriyor* (Benimle hususi olarak ne konuşabi­

lirsiniz olsa olsa kız meskelesl olur kİ bununda hiç bir kıymeti yok hallederiz) demiştir*

Aynı gün Enstitüde verilen içkili ziyafette Hakkı Tonguç ile Dok­ tor Abdullah Kaacıoğlu arasında Köy Enstltülarlnln gayesi üzerinde çe­ tin bir münakaşa olmuştur* Bu münakaşa Doktor Abdullah kaacıoğlu’nun ifa­ desinin 13* Sayfasında yazılıdır* Abdullah Kaacıoğlu yazısına devamla

bundan sonra 946 yılı başlarında lüksek Köy Enstitüsü mezunu 4 öğretmen Enstitümüze geldiler ve gelir gelmez idareyi tenkit etmeğe ve idare amir­ leriyle atışmağa biz bu idareyi sevmiyoruz ve saymıyoruz degeğe.başladılc Her gün bilhassa sınıfta kain öğrencilerden gurup gurup kendi yatak odala*

I t

rina çağırarak saat birlere kadar hususi konuşmalar yapmağa ve öğrencile­ ri hem idareye ve hemde sevmedikleri öğretmenler aleyhine çevirmeğe baş­ ladırlar* Ayaı zamanda Hakkı Tonguç*la da her hafta muntazaman mektuplaş- tırlar* Bir öğretmen gurubunun bu şekilde gerek hususi ve gerekse umumî bir şekilde idare ve bazı arkadaşlar aleyhine hareket etmeleri ve Hakkı Tonfeuç’la sık sık mektuplaşmaları nazarı dikkatimi «elbetti* Ve onlarla konuşlamarımı seyrekleştirdim* )

n Yukarıya toplu olarak sıraladığım, duyduğum,gördtlğUm bütün bu hadiseler (ifadesinde yazdığı hadiseler) her nekadar elimde yazılı müsbefc bir vesikaya İstinat etmiyorsa da beni bilhassa bu yükssk Köy Enstitüsü

(25)

a

5'

mezunu öğretmenlerin solcu temayül taşıdıkları ve bunu Öğrenciler arasın da dahi yaydıkları kanaatine götürmüştür* Bu kanaat içinde bulunan Milli hisler imin bir if edesidir’* demektedir*

4- Matematik Öğretmeni Haşan Sertel ilişik ifadesinde "Enstitüye intisap edeli pek az oldu.Ancak kanaatlerimde aldanmıyorsam lüksek Köy Enstitüsü mezunu arkadaşlarla "Müdürle çok iyi anlaşıyor görünen Halil Basutou müstesna " Müdür ve eğitim başı arasında bazı konular üzerinde fikir ayrılığı mevcuttur* Bunlardan H a i n *>asutcu solcu olarak itham edilmektedir* Bununla beraber bütün her arkadaş resmi işlerinde idarenin ve talimatların isteklerine harfiyen uymaktadırlar*

tik Öğretmen okulu oenşeJL öğretmen arkadaşlar her haâgi bir vazi­ yetten uzak vazifeleriyle meŞgul görülmektedirler* Başka Enstitülerde görüldüğü Söylenen aşırı öğrenci hareketlerin© ve disiplinin öğrenciler tarafından İhlal edildiğine bir umumi disiplinsizlikle vasıflandırılacak vakalara şahit olmadım. Ancak olgunluğunu temamen idrak etmemiş bir küt­ leye vaktinden evvel verilmek istenen arışı serbegtiiğ* xa şl ve şımart­ ma zihniyetinin izleri gözden kaçmamaktadır*** diye fikir beyan etmekte­ dir. "

5- Haini Müfettişi Haşan Erkenefcon ilişik ifadesinde sonuç olarak aşağıdaki yazıyı yazmaktadır."Pulur Köjr Enstitüsünde öğrencilerin Milli ve Vatani duygularını kuvvetlendirecek faaliyetler yapılmamaktadır* fer yüzünün en büyilk adamı Millî istiklal ve Cumhuriyetimizin kurucusu Ebedi

Atamız ve Sayın Millî Şefimizin resimleri Enstitüde yalnız bir odada asij mıştır. Bu cihet Enstitüyü ziyarete gelenlerce daima manalı tenkit edil­ mekle kalmayıp her Vatansever öğretmenin ve hepimizin millî duygularını

çok rencide etmektedir*

Yukardan beri saygığım olay müşahede ve kanaatler (ifadesinde yazdd l a n ) belki herkesçe bu şekilde tevsir edilmiyebllir.Hatta bu kanaatimi

(26)

26

'

hatalı bulanlarda ölebilir ve belki kanaatte aldanmış olabiliri». Bunun­ la beraber eğer böyle bir aldanma varsa mevcut kanaatimin »illet ve Vata­ na karşı hassasiyet duygumun bir neticesi şeklinde anlaşılmasını bahis mevzu olan şahıs değil Millet va Memleketime karşı serdiğim pek zararlı bir zihniyet ve temayülün önlenmesi ve bu zihniyete hiç bir şekilde yer verilmemesi dileğidir. H

U Enstitü Müdürlüğü görevine başladığı günden itibaren (27/8/946) her işe tercihen kitap tanıtma ve kitap okutma saatlerinde öğretmenleri ve öğrencileri kitap ve dergi okumağa mecbur tutmuştur. Bu saatlerde daha çok solcu fikirler taşıyan dergi ve kitapların okunmasını temine çalınmıştır.

2- Bir Öğretmen kitap tanıtma saatinde öğretmen Ahmet Oemircioğlu tarafından özeti anlatılan Berögarım Dikenleri adlı eserin tanıtılmasın­ da Hlidür Osman Yalçın "fte yazıkki bizde bgyle muharrirler çıkmıyor .Ancak

îstratinin sosyal bünye bakımından bize çok benziyen Romen Milletinden oluşu blzler için sevinilecek bir hadisedir” diye bu eser h a k k m d a k l fik­ rini söylemiştir.

3- Enstitüde öğretim ve eğitimin düzenlenmesine ve disiplin temini­ ne önem vermemiştir. Enstitüden ayrıldığınız tarihe kadar öğrencilerin

sınıf geçme durumunu tesbit ettirmemiştir.

4- Enstitünün umumî temizliğine dikkat stmemiş ve bu işleri ele bi­ le almamıştır.

5- Kendisinden önce öğretmenler arasında navcut ahenksizliği gider­ meğe çalışmamış bilakis bu ahenksizliği öğretmenlerle öğrenciler orasına- da sokmuştur»

(27)

-

27

-6- Mimar Muallâ Eyuboğlu ve öğretmen i «alil Basutçu il© ta© bir fi» kir birliği yapmıştır. Kendi fikrinde v© düşüncesinde olraıyan ve istedi» ği gibi hareket etmiyen öğretmen ve mersıırlsra karşı da İyi muamele yap­ mamağa başlamıştır.

7- Enstitüde Öğrencilerin Millî E?itimi Ürerinde hiç durmadığı gibi bu aeneki Cumhuriyet Bayramında yapılan t ■"renin eskiden yapılan tö» renler derecesinde heyecanlı olmasına çalışmamış vt bu törende Millî duyguların tezahürünü temin etmemiştir. Eskiden beri Enstitüden iaezun olan öğrencilere v© eğitmenler© karşı yapılan ayrılma törenini yapma­ mış ve buna kıymet vermiyerek onlara millet Vatan ve görev severlik öğütleri vermemiştir.

8- Mimar Mualla Eyuboğlu ile birlikte her akşam riıstİtÜdekİ evin­ de İçki sofrası kurmuştur. Ve bu hareketinden dolayıda Enstitü ve Erzu- rum muhitinde haklerinde bir hayli dedikodu çığrı açmıştır. Bu keyfiyet Enstitünün manevi v a r l ı ğ ı m d a sarsmıştır.

9- Kitap tanıtma saatlerinde ve Köy gezilerinde fırsat buldukça Mazım Hikmetten şiirler okumuştur.

10- Erzurum Millet Vekili Cevat Dursunoğlu tarafından kendi evinde verdiği bir yemek esnasında Mimar Mualla Eyuboğlu ile kendisine anlatıl! hikayeden çıkarttıkları (Eğer Allah ile Devlet olmasaygı İşler daha İyi

giderdi) cümlesini fikirlerine uygun bularak fırsat bulduğu yerde söyle» miştir*

11- Kız ve Erkek Öğrencileri sıkışık bir vaziyette geceleri kamyonu doldurarak Enstitüye 15 kilometre mesafede bulunan Erzurum*a Sinemaya

götürmüştür • Giderke ve dönerken öğrencilerin belleri ve söyledikleri türküler muhitin nazari dikkatini çekmiştir.

(28)

-28»

Kısa olarak XX maddede toplananlara ve ifadesine ©tiradat edilen öğretmen ve memurların yazdıklarına ve kanaatlerine »Müdür öSBjan Yalçın m Enstitü içindeki ve Enstitü dışındaki tavır ve hareketlerine Öğret» menliğe ve Enstitü Müdürlüğüne yakışraıyacak faaliyetlerine ve Müdürlük ettiği zamanlarda Enstitünün genel durumunun her yönden düzensiz gidişi* ne göre t Müdür Osman Yalçın'ın daha ziyade taşıdığı solcu fikirleri yaymak İçin Enstitü muhitini ve havasını buna güre hazırlamağa çalıştı­ ğı ve bu faaliyetinin başarısını gösteren emarelerin de belirmeğe baş­ ladığı anlaşılmıştır*

Müdür Osman YaXçın’a» taşıdığı solcu fikirleri yaymamına meydan vermemek için kendisinin iç illerdeki Orta öğretim müesseselerinde gö­ revlendirilmesi ve daimi bir mürakebe altında bulundurulması muvafık olur* Köy Enstitülerinde öğretmenlik yapması ve köylerle Köy Enstitüsü leriyle İlgili olan İlköğretim Müfettişliği yapması da mahsurludur.

Müdür Osman Y a l ç ı n * m eşi ve Pulur Köy Enstitüsü Dikiş öğret­ meni Rezan Yalçın Crta okul mezundu®»* ye Akç8m Kız Sanat okuluna de­

vam ederek belge almıştır* Bu menşe ile Enstitülerde Kız öğrencilere başarı bir öğretmenlik yapamaz* Fikir itibariyle de eşi Osman Yalçın*« tabi olacağı düşünülecek olursa bu öğretmenin de Köy Enstitülerinde çalıştırılması gerek öğretim ve gerekse eğitim yönünden mahzurludur*

gasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünden mezun öğretmenlerin durumu

1- Pulur Köy Enstitüsü Yapıcılık öğretmeni Halil Basutçu Müdür Osman Yalçın va Mimar ttrhı Muallâ Eyüpoğlu ile sıkı temasta bu­ lunmuştur* Bu öğretmenin de solcu fikirlere sahip olduğu ve bu fikir­ lerini yaymağa çalıştığı ve komünist olduğu kanaati Enstitünün bir k m

(29)

29

sim öğretmeni«?! ve memur l a n arasında hakimdir» Müdür Osman Yalçın ve Mimar îfuallâ EyUpoğlu ile olan sıkı münasebeti de bu kanaati tak-

r

viye etmiştir»

2- Ziraatbaşı Nüsret ölmen, Müzik öğretmeni Fahri Yücel, Tabi­ at bilgisi ve İngilizce öğretmeni Kemal Güngör, Ziraat öğretmeni Tev- flk Gültekin, Meslek Dersleri öğretmeni Hüseyin Yücel Pulur Köy Ens­

titüsündeki görevlerine başladıkları günden itibaren Enstitü öğretme» leri arasında bir İkilik yaratmışlardır» Daima idareyi ve öğretmen Okulu mezunu olan öğretmenleri ve Sağlık Kolu öğretmenliği yapan Dok­

torları tenkide başlamışlardır» Kendi menşelerlnden olmayan idare elemanları İle öğretmenleri Enstitüden uzaklaştırmak geyesinl taşıdık­ ları anlaşılmıştır» Bu arzularının tahakkuku İçin de Enstitüde zuhur eden disiplin olaylarından ve bilhassa S&ğlıkbaşı Doktor Sadık Bay- kaner İle öğrenci 309 Fatma Yavuz arasında vukua gelen şehevî olay­ lardan faydalanmayı fırsat bilmişlerdir» Kendi kendilerine öğrenci ifadeleri almışlar ve M & r e y l tazyike başlamışlardır. Öğrencilere karşı olan laubali hareketleri ile ve açık koçuşftaları ile Öğrenci gruplsrıyl® geceleri odalarında müsahabe yapmakla Enstitü disiplini­ nin bozulmasına ve Öğrencilerin saygısız ve şımarık hareketlerde

bulunmalarına yol açmışlardır* Bunlardan öğretmen tfusret ölmen*in bir münakaşa esnasında Doktor Sadık Baykaner’ln kendisine komünist dediği» ni ileri sürerek mahkemeye vermesi ve Hüseyin Yücel ile Fahri Yücel*

1 de şahit göstermesi nazarı dikkati çekmiştir»

Bu öğretmenlerin Pulur Köy Enstitüsünde görev yaptıkları müd­ det içinde okul idaresine karşı aldıkları cephe ve diğer menşeden olaz Öğretmen ve memurlara karşı gösterdikleri samimiyetsizlik öğrencilere karşı olan lâubalilikleri Enstitü içinde ve Enstitü dışında bulunan­ larda kendilerinin solcu fikirler taşıdıkları kanaatini uyandırmış­ lardır»

(30)

Bu öğretmenlerin solcu fikirleri taşıdıklarını ve komtini etlik propagandası yaptıklarına dair de keti bir kanaat beyan etsek de mümkün olmamıştır. Bununla beraber bu öğretmenlerin bir arada Pulur Köy Ensti­ tüsünde veya diğer bir Köy -nstitüründe Öğretmenlik yapmaları mahzurlu görülmüştür. Bunların ayrı ayrı iç illerdeki Köy Enstitülerine nakil­ leri ve kontrol altında bulunduıuİmaları muvafık olur.

Bu öğretmenler ilişik ifadelerinde haklarında yapılan iddiala­ rın kendilerine yapılan bir iftira olduğunu yazmaktadırlar.

Pulur Köy % s t İ t Ü B Ü n d e yaptığımız solcu fikirlerin yeyılmesı tır.kkındaki soruşturmadan elde ettiğimiz bu sonuçları ve edindiğimi* kanaatlorı saygılarımızla arzederiz.

B c k m l ı k îvüüfettiklerinden Fethi İsfendiyaroğlu

Bakanlık Müfettişlerinden Mehmet Doğanay

(31)

Ek listed Sıra No. 1-2 8-0

10

-

1

? 15-18 ı«-a 22-26 26-52 55-57 58-59 40-41 42 45- 46 46- 48 49-60

61

52-65 54 66 66667 88 89-60

Dr. Sadık Baykaner'in Müfettiş fethi îsfandiyaroğlu'na yazısı

n w n

n

n n n

Erzurum Pulur Köy Enet. döner sermaye sorumlu saymanı Halil İbrahim Ilıeasu'nun ifadesi

Erzurum Pulur Köy Enst. sağlık tedrisatı öğretmeni Abdullah Kascıoğlu'ştm ifadeı Pulur Köy Enstitüsü Kesim Müfettişi Haşan Ergenekon*m ifadesi

" " " matematik öğretmeni Haşan Sertal'in ifadesi Pulur Köy Enstitüsü müdür muavini Şevket ü z a y * » İfadesi

Müdür 0 Sinan îalçın*» ifadesi

Pulur Köy ^hstltUsü siraatbaşı Husret ökmen'in İfadesi Pulur Köy Saati tileii müzik öğretmeni fahri lütel’in "

" " n İngilizce tgrx±mıraix ve tabiat bilgisi öğretmeni Kemal Gün­ gör'ün ifadesi

Pulur Köy En stitürü zimaat öğretmeni Tevfik Gültekin»in ifadesi

" n " ’meslek dersleri Öğretmeni Hüseyin ÎÜcsl'in ifadesi " * " Öğreto-nlcrlnden Ahmet Dsmirmloğlu'nun ifadesi * " * Eğitimbaşı Ham it üzmenek»in ifadesi

" " " şöförlerinden Arslan Karadağ»» ifadesi " w " yapıcılık öğretmeni Halil Basutou*nun ifadesi " n * " marangozluk öğretmeni Nihat Başer»in " " " öğrenoilerinden RızaCtökce'nin ifadesi

* " "" sağlık kolu öğrencilerinden Niyazi Erdoğan*» İfadesi

Müfettiş Fethi tefendiyaroğlu'nun Müfettiş Mehmet Doğanay*a yazdığı yazı ile ev­ rak listesi

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

KPSS puanı ile başvuracak adaylar için Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından 10-11 Temmuz 2010 veya 09-10 Temmuz 2011 tarihinde yapılan Kamu

Maddeleri uygulama sırasında yoldan ihdasen gelen parçaların komşu parsel maliklerine satılması; satış ve tescil işlemlerinin yapılması için Belediye

Kanun’un çalışanların yükümlülüklerinde büyük sorumluluğa gitmeyerek genel dikkat ve farkındalık çerçevesinde hareket ettiği açıktır; ilgili madde hükümlerine

Bu değişiklikler, 1 Ocak 2022 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere yayım tarihinde yürürlüğe

[r]

Mimar Samih Akkaynağın projesine göre yapılan ve TJlııs meydanına bakan binanın haricî cephesi, nisbetli ve ölçülü hatlarla güzel bir tesir yapmaktadır.. Sıva açık

bir çok

Birinci derece inkişaf sahası olarak Ana cadde ile Araç çayı arasındaki Nümune mahallesi ayrılmıştır.. İkinci derece inkişaf sahası ise idarî bölge ile eski me-