• Sonuç bulunamadı

Osmanlı marşları

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Osmanlı marşları"

Copied!
48
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ENGLISH TEXT BOOKLET ENCLOSED

MILITARY MUSIC

it\j

7s

O D E O N O R K E S T R A S I H A F IZ Y A S A R Zati Arca Yönetiminde M IZIK A Y -I H Ü M A Y U N O R K E S T R A S I

(2)
(3)

3f. iHeljterljane fe rin e Panbo: ült^tfeap-t Hümayun

Sultan III. Selim 'in gerçekleşem eyen girişim inin ardında; Yeniçeri örgütünü da­ ğıtmak, Nlzam-ı Cedld adı altında Yeni Tarz bir ordu yaratabilm ek düşüncesi y atar.

A vrupai: devletlerin ordularım yenilikçi yöntem lerle güçlendirme çabalan, Osmanlı ordusuna benzer önlem leri alm ak ihtiyacını duyurm uştu. Oysa; savaş yeteneğini kaybetm iş, disiplinden b ir hayli uzak, başına b uyruk d avranışlarıyla im paratorluğu sıkıntıya sokm ayı sü rd ü ren yeniçeri örgütü aynı zam anda padişahının cam na kastedecek k ad ar da isy an k âr b ir ru h a sahipti. Çıkan ayaklanm ayla III. Selim önce tahtından, so n ra da cam ndan oldu.

Sultan n. Mahmut; yeniçeri ordusunu ortad an kaldırarak, yenileşm e hareketinin önünde d u ran büyük engeli aşm ış oldu. Bir zam anların gözde askerleri, 1826 yılının 16 H aziran günü başlatılan Vak1 ayı Hayriye

eylemiyle toparlanm asına fırsa t tanınm adan, kısa zam anda im ha edildi. Y ılların birikim i ve hıncıyla yeniçeri k arşıtı kitlesel b ir eylem başlatıldı. Yeniçe­ ri karşıtlığı toplum un h e r katında o k ad ar yaygın­ laşm ıştı ki m ezarlıklar bile saldırıya uğram ış, ta ş la n k ın la n yeniçeri m ezarları dümdüz edilmişti. Bu ocaktan geriye b ir tek m ehterhane kalmış, yeniçeri bandosuna dokunulm amış y aşam asın a izin verilm işti.

Ordu, A sakir-i M ansure-i Muhammediye adı altın­ da yapılandı. AvrupalI ask eri danışm anlar giyimi, donanım ı, örgütlenm esi A vrupalI örneklerine benze­ yen b ir ordu y a ra tm a y a çalışıyordu. Tören y ü rü ­ yüşleri sırasında çıkan um ulm adık b ir sorun sorum ­ luları düşündürm eye başlam ıştı. Batılı tö ren y ü rü ­ yüşüne göre eğitilmiş bu askerlerin m ehtere ayak

S U L T A N I I I . S E L İ M

© CEZAYİR MARŞI

(4)

uydurm ası mesele oluyordu. Kös sesleri arasın d a eteklerini savu- r a sa v u ra yürü y en m ehter, töreni bozuyordu. Birliklerin çalın­ m akta olan eski ta rz m usikiyle uyuşm ası m üm kün değildi. İş­ te; m ehterhanenin k ap atılarak y erine Batı ta rz ı b ir ask eri 1

bando kurulm ası fikri, bu sorunla gündeme gelmiş oldu. i

Mehterhane-i Hümayun kapatıldı. İlerde Mızıkay-ı Hüma- j y u n adım alacak olan askeri bando ve k o nservatuarın te ­ melleri atıldı. (1827)

Bir ferm anla 1839’da okunarak resm en İlan edilecek | Tanzimat hareketinin ilk som ut girişimi, yeniçeriliğin kal­ dırılm ası ve m ehterhanenin kapatılm asıdır. Bu girişim; b i r ' dizi siyasal, toplumsal, hukuksal değişikliğin de öncüsü ol- ’ m uştur. Yenileşme ilk ü rü n ü n ü - bir askeri gereksinm e ola- rak-Tanzim at ilanından on iki yıl önce musiki alanında v e r­ m iştir. Askeri Mühendis mektebi, Harbiye ve Tıp mekteple­ rin in açılması, A v ru p a'y a öğrenim için öğrenci gönderilme­ si, 1834’de posta örgütünün kurulm ası, ilk resm i gazetenin

yayınlanm ası, T anzim at'ın hazırlayıcı unsurlarıdır. Alt yapı kurum ve organları­ nın oluşturulm asından so n ra 3 Kasım 1939'da okunan Gülhane Hatt-ı Hümayun u ile Osmanlı İm paratorluğu; birey, azınlık ve kadın h a k la n b a şta olm ak üzere pek çok alanda kendini-yasal düzenleme sözü-vererek bağlamış, uzun y ıllar sürecek olan B atıklaşm a serüvenine girişm iştir.

S U L TA N II. MAHMUT

33f. tKürkleröe bükeri ifluötkt be iflefjterijane

Osmanlı ordularının A vrupa içlerine k ad ar seferler yapm asına bağlı olarak, on altıncı yüzyıldan itibaren 'T ürk esin tisi'n in A vru p a'y ı sardığı, pek çok etkinin yam sıra m ehter müziğinin Batı sa n a t müziğini etkilediği sıkça söylene gelen bir gerçek­ tir. A skeri bandonun savaşçılık ru h u n u teşvik ederek m uharipleri çoşturm a, barış

■ M u M ' M arche Nationale

^ O T T O M A N E

ip Ç«hj A rı-H iı||<'« p o u r •'»•«•*» fm »»ü I»/ h Ih n ıu a h « U )' v " • ' i

TV

©

V 4

Donizetti’nin MAHMUDİYE MARŞI (Milli Marş)

(5)

zam anında yü rü y ü ş y ap an birlikleri disiplin içinde tutabilm e özelliği T ürkler ta r a ­ fından erken keşfedilm iştir. Kökleri Hun İm paratorluğuna uzanan bir gelenekle, T ürkler m usikiyi askeri alanda etkin ve işlevsel b ir biçimde kullanm ışlardır. Özel­ likle savaş sırasında devamlı v u ru lan kösler ve çalm an m a rşla r ordunun m anevi­ y a tı üzerinde önemli b ir rol oynam ıştır. 1738 yılında A m sterdam 'da yayınlanan L'etat Militaire de Empire Ottoman isimli kitabında Marsigli bu özelliği şöyle an lat­ m ıştır: Türkler ordularında, esası müsademe [savaşma, Cenk etme] ve şada üzeri­ ne kurulmuş olan m üzik aletleri kullanırlar. (...) Bunlar resmi günü debdebeli gös­ termeye yarar.(...) Bu m üzik aletlerinin yalm z olarak meydana getirdiği çeşitli ses­ ler gerçi kulağı sağır edici ise de, davul aracılığıyla bu acı sesler değiştirildiği gibi özellikle tümü birleşirse meydana gelen uyum oldukça güzel olur. (Cevdet Paşa...Ta­

rihi Askeri Osmani...l881)

A raştırm acı, Musiki Tarihi ve Teorisi öğretm eni M ahm ut R. Gazimihal 1961 yı­ lında yayınlanan Musiki Sözlüğü'nde; Türklerin askeri musi­ ki tarihini, M ehterhane m addesinde şöyle anlatm aktadır:

“Kaşgarlı Mahmud divanında, Balasgun Türkmen ha­ kanının maiyet mızıkasımn nöbet vuruşlarından bah­ sederek, bu takım a en az milâd yüzyıllardan beri "tuğ" denilmiş olduğunu anlatıyor ve çalgı adları­

nı ay rı ayrı maddelerde bildiriyor. Milâttan iki yüzyıl önce aynı Balasagun yakınlarına kadar va­ zifeyle (seyyah olarak) gelen bir Çin generalinin Hun çalgılarından bir takımını dönüşte Çin'e götü­ rerek bunun sarayda çahnmaya başladığını günün Çinli kronikcisi [tarihçisi] kayda geçiyor. Bütün bunlar Orta Asya Türk Askeri mızıkasının îslâmiyet- ten yüzyıllar önce bile örneklik bir durumda bulun­ m uş olduğuna delildir. Tuğ takımında y e r alan çalgı­ lar şunlardır. Yurağ (-zurna), borguy (~ boru),

■ M.

S U L T A N A B D Ü L M E C İ T G . D o n i z e t t i B v c h a . (1 8 3 1) A r r a n g é e p o u r P I A N O p a r

G . A V O L I O .

A

(1 9 1 8) ©

[ Piyano için düzenlenmiş

MAHMUDİYE MARŞI

nota kapağı

(tik OsmanlI Ulusal Marşı)

(6)

tüm rük (-davul), küvrük (-kös), çarığ (-zil). Islâmiyetin ilk yayılma çağında bu takım tarzı İran ’dan sonra Fas 'a kadar da yayıldı. Kıpçak ve Anadolu ülkelerinin malı oldu ve nihayet A vrupa’y ı belki de kıskandırmakta gecikmedi. (...) Osmanh imparatorluğunda vezirlerin tuğ sayısına göre, birer konak mehterhanesi vardı. Resmi, özel, ordu ve kalelere mahsus olmak üzere imparatorluğun dört bir ülkesin­ deki ve en uzak serhadlerindeki beş vakit mehterhane növbetleri, [mehterhanenin verdiğ düzenli konser] açık hava fasılları dinletirlerdi. On binlerce davul, zurnacı mevzuuydu. Esnaf loncaları "çırak, kalfa, usta" görenekleri vardı. Tanzimata y a ­ kın yıllarda orduda yerini "bando muzika "ya terk edilerek resmen lağvedilen meh­ terhane (1826), köylümüzün hatırsayar gönlünde hâlâ bütün sıcaklığıyla yaşıyor; oralarda hâlâ "davulsuz, zurnasız düğün olmaz" denir. (...)

Orta Avrupa mehterhaneyi Türk elçi alaylarındaki ahenğyle daima tanımıştı.Ev- liya Çelebi Türk idaresindeki Budapeşte ’nin mehterhanesine dair olan

müşahedesi-®

M E H T E R H A N E - ! H Ü M A Y U N

Dokuz kat mehter

MARCHE IMPÉRIALE OTTOMANE

A r r a n g é e p o u r P ia n o

G D O N IZETT I PACHA. p i.-G . AVOUO .

*

- .

!

( t *

C: £ J

f t ” t "

P

t a

- y -Ç S S .. J İ -. é :

t s = a f c - f c : 4=

J

L

i.i

B T '

= >

\i

t - f f i / * J* Q * ?

=£ ? f

» • !»

-wS

J e s E - _2= e l—--==■— -

*

F fi- -UmI

f

— r a t -E F” F J £ / 1, 1 _ f c r = i MAHMUDİYEM. ( g.sayfa)

(7)

ni [gözlemini] şöyle not etmişti: "Her gece Budin sa,va,yı kurbünde [yakınında] m eh­ terhane kulesinde dokuz kat Mehterhane-i Osmani çahnıp, her gece iki bin neferat

[askerler] ta be - sabah [sabaha kadar] pasbanlık [nöbetçilik] ederler". (XVII. Yüz­ yıl ortaları)... Almanlar cephelerden de tanıdıkları için "Yeniçeri mızıkası " adı ora­ dan dillerinde kaldı. Alman ve nice Orta Avrupa hükümdar, prens, margravları as­ lına uygun mehterhanelere sahip olmayı daima istemişler, epey uğraşıp taklitleri­ ni kurdurmuşlar, fakat kesin netice elde edememişlerdi. (...) Bu şiddetli arzudan Batıda "bambaşka mızıkalar yetiştirilmek " isteği doğmuştur denilebilinir XVIII. Yüzyıhn ikinci yarısında meydana getirilen bir nevi mızıkaya "musique Turque" adını verdiler ki, nefesli ve vurmalı sazlardan teşekkül ederek her takım büyük bir velveleylelgürültü-patırtı] çahyordu. Her unsuruyla birer yeni tertipten ibaret ses ve dekoru, asrın Türkkâri ( - Turqueri) moda düşkünlüğünün b ir neticesi olmuştu. İspanyolca a la Turca, İtalyanca alla Turca, v.s. vasıfları işte o taklitçilikten hatı­ ra kalmıştı. Hayali "müzik Türk " takımlarının yerine asıl banda '¡arın nizamh kad­ roları kurulmakta gecikmedi. Saz yapımının ilerletilmesi bu gelişmeyi orada sağla­ makla kalmayıp, edinilen ilk tecrübelerin takım örnekleri bu sefer İstanbul'ca da tercih olunmakta gecikmedi. Çünkü yeniçerilerin ilgası [kaldırılması] yoluna gidil­ mişti.!...)

Fransız tarzında bir banda İstanbul'da ilk olarak IH. Selim'e gösterildi. 1795 ni­ sanında İstanbul 'a gelerek derhal gösterdiği yeniliklerle dikkati çeken Fransız elçi­ si Reymond de Verninac, padişahı ilk ziyaretinde önünde bir bando mızıka ve bir müfreze Fransız askeri bulundurmuş, arabası bunları takip etmişti. Fransız asker­ leri tüfeklerinin ucuna süngü takmışlardı. Elçi bu ."muhteşem alay" ile saraya git­ ti. Padişah yeniliği terviç [rağbet etmek, ilgilenmek] ettiyse de, böyle arzularına bi­ naen [bu nedenle] öldürüldüğünden, yerine geçen Sultan Mahmud bu konuda kesin teşebbüsü ele alabildi. İlk banda öğretmeni, İstanbul'da bulunmakta olan Fransız tebeâh Monsieur Manguel isimli ‘tambur-majör’ oldu. (Bahsi geçen elçilik bandosu­ nun zabitinin de bu zat olması muhtemeldir.) "

Musiki sanatını; şehzadeliği sırasında aldığı eğitimde tem el derslerden biri olarak

— ---j A t

---MAHMUDİYE M.

(8)

öğrenen OsmanlI hanedam pek çok besteci yetiştirm iştir. Sultan III. Selim (1761- 1808) besteciliği neredeyse devlet yöneticiliğinin önüne geçen, 'deha' seviyesinde başarı gösterebilmiş sultan bestekârlardan biridir. Mevlevi ayinleri, 43 sözlü, 39 saz eseri bestelemiş, Türk musikisine 13 yeni m akam kazandırm ıştır. Bu yenilikçi ve san atsev er Osmanlı sultam ; kız kardeşi Hatice S ultan'm Beşiktaş S aray ı'n d a AvrupalI hanım ların org çalarak yaptıkları dansı seyretm iş, b ir benzeri gösteri için Hicri 1207 -Milâdi 1793- yılında saray ın a "Frenk rak k asları" davet etm iştir. Dört yıl sonra 1797 yılında Topkapı Sarayı bu kez b ir opera heyetini konuk etm iştir. Topkapı Sarayı kitaplığında bulunan ve sultanın yakınlarından b ir "sır katibinin" oldukça öznel görüşlerini y an sıtan ruznam ede bu tem silinden şöyle söz edilmiştir.

"...Dün gece Topkapı'da Ağa yerinde opera adlı ecnebi oyunu gösteren Frenkle- rin temaşa ettikleri çalgılı, çengili oyun ve konuşmaları ve dimağa sıkıntı ve nezle getiren is ve pasları ve taklitleri hatırlanıp söyleşilerek eğenildi" [eğlenildi].

Bu ve benzeri pek çok önemli bilgi ve belgeyi dört ciltlik; Türk Tiyatrosu Tarihi isimli başyapıtının ikinci cildinde bize a k ta ra n R.Ahmet Sevengil, şunları da yazısı­ n a ekler:

"Darp san'atı ile yapılan bu temaslar elbette Garp cemiyeti ile olan temaslarımızın artması nisbetinde genişleyecekti; nitekim öyle oldu. AvrupalIlarla münasebetlerimizin çoğaldığı on dokuzuncu asrın ilk yarısında daha Tanzimat fer­ mam ilan edilip Osmanh Devletinin Avrupa usullerine göre düzenlenmesi hareketi karar altına aknmadan önce, İkinci Mahmud’un saltanatının son zamanlarında Be­ yoğlu 'nda Avrupa eğlencelerinin yayılmaya başladığım görürüz. İstanbul'da oturan Fransız ailelerin evlerinde Fransız rep ertuarından piyeslerin hususi eğlenceler şek­ linde temsil edildiğini, birçok Türklerin bu temsillerde davetli olarak bulundukları­ nı, Üçüncü Selim zamamndan başlayarak Türklerin tiyatro kelimesini bildiklerini muharir Adolphe Thalasso söylüyor".

(9)

JM.

f o k Reisli iHuöikt tle Cantgma be etkileri

Tanzim at Osmanlı kültürünü; rom an, tiyatro, opera, bale, operet, kanto, gibi sa ­ n a tla r tanıştırdı. On dokuzuncu yüzyılın başlarından itibaren İstan b u l'd a tem siller v eren İtalyan ve Fransız tiyatrolarının gördükleri ilgi dikkat çekicidir. "1843 yılın­ da Valide Sultan 'm sarayında gösterilen Donizetti'nin Belisario operasını harem ka­ dınlarının elindeki librettolarlar izlemesi", Sultan Abdülmecit'in Naum tiyatrosuna

giderek Macbeth operasını seyretm esi, 1858 yılında Dolmabahçe Sarayına tiyatro binası ilave ettirm esi halk arasın d a yankısını buluyor bale, opera, tiy atro tem sille­ ri ilgiyle karşılanıyordu. Bu ilgi yeni yeni toplulukların ve tiyatro binalarının ku­ rulm ası anlam ına geliyordu. Geçen yüzyılın ikinci y arısında sadece Üsküdar bölge­ sinde; on beşin üzerinde tiyatro binası faaliyet gösteriyordu. Eğlencenin ve gösteri sanatlarının gerçek m erkezi Pera'ydı. Elham ra Sine­

m asının yerinde bulunan -Fransız Tiyatrosu- Palais de Cristal ve Naum (günüm üzde Çiçek Pasajı) P e ra 'n m ilk önemli tiyatrolarıydı. 1838 yılında k u ru lan ve daha çok sirk gösterilerinin yapıldığı Amfi tiyatrosunun y an ı sı­ ra, Concordia, Rumeli tiyatroları, Tepebaşı Yazlık ti­ y atro su diğer önemli binalarıdır. Birbirinden güzel ti­ y atro binaları ve seyirci potansiyeliyle Pera, Gedikpa- şa, D ireklerarası gibi diğer eğlence m erkezlerinden ay­ rıcalıklı bir konumdaydı. Bu bölgedeki tiy atro ların ku­ rucu ve işletmecileri çoğunlukla İstan b u l'a yerleşm iş Italyanlar, F ransızlar ve Peralı Yahudilerdi. Özellikle Levantenlerin Italyan opera, bale ve tiyatro toplukları­ nın İsta n b u l'a getirilmesinde önemli p a y la n vardı. Le­ vantenlerin dışında; Galata ve P e ra 1 da y aşay an Rum- lar, Yahudiler, Ermeniler, baloları karnavalları, y o rtu ­ ları ile farklılaşıyordu. Osmanlı yaşam tarzının dışında

--- _____________

(10)

bir hay atın sürüp gittiği bu bölgede y aşay an -bini Fransız- seksen bin kişi opera, bale, tiyatro, sirk gibi gösterilerin alıcılarıydı. K entin ve ülkenin piyanodan la te r­ n ay a Batı m usiki sazlarının satıldığı, çok sesli musiki eserlerine a it notalarının yayınlandığı m üzik dükkanları, lokaller, k ü ltü r evleri hep bu bölgede toplanmıştı.

0 yıllarda tohum ları yeni yeni atılm aya başlanm ış olan Türk tiyatro su n u n ve benzeri sahne san atların ın modelini, izlenen yabancı topluluklar oluşturuyordu. İtalyan ve Fransız tiyatro ların d an geçme pek çok özellik Türk tiy atro su y la Türk operetinin doğmasına yol açtığı gibi, y erel m otifler ve kalıplar içine dökülerek “Türklere y a da İstan b u l'a özgü” diyebileceğimiz yeni tü rlerin doğm asına da neden olmuştu. Örneğin; böyle b ir tü r olan tuluat tiy atro ları ve ayrılm az parçası kanto İtalyan sahne san atları etkisinde doğdu. Geleneksel m akam larla bestelenm iş olm ak­ la birlikte klarnet, trom bon, tram pet, kem an gibi Batılı sazlarla çalınıp okunan kanto, yeni b ir sadaydı. İşte bu oldukça ilgi çekici ortam da Brm enilerin başı çektiği b ir sanatçılar kuşağı yetişm iş, 19. yüzyılın son çeyreğinde yerli topluluk ve sa n a t­ çılar h e r alanda sayıca üstünlük sağlam aya başlam ıştı.

3

fU İlk Eonâerbatuar be

Süvari borazancısı Vaybelim Ahmet Ağa ve Trampetçi Ah­ met Usta; IH Sultan Selim zam am nda örgütlenm eye çalışı­ lan Nizam-ı Cedid ordusunun 'öncüleri' olarak Batı sazları­ nı -borazan ve tram p et çalmayı- öğrenmişlerdi. Sultan ü. Mahmut döneminde m ehterhanenin yerine bando k u ru lu r­ ken hem en akla onlar geldi. Türk bandosunun ilk çalgıcıla­ rı ve öğretmenleri; borazancı Ahmet Ağa ve tram petçi A hmet U sta oldu. Enderun Ağası Nokta Mehmet Efendi'nin başkanlığında teşkil edilen ve ilk k o n serv atu ar olarak kabul edebileceğimiz bu girişimin diğer üyeleri, Halil ve Osman Efen- di'ler, Edip Ağa, Haşan Hoca'ydı. Y ukarda isim leri geçen ilk Türk

---

Mk

---D O N t Z E T T İ P A Ş A s \ s W - A ^ k e^NoVısiR.

HEHEHEP-FUAD PAC HA

C. G U A T E L L I

® SERGİ MARŞI nota kapağı Pı ı Ko.n.' -ïtful /+6J* /?■

(11)

mızıka subayları bu geçiş sürecinde ellerinden geldiğince faydalı olm aya çalışmış­

la r am a bilgi ve eğitimleri, Batı ölçülerinde bir bandonun yaratılm ası için yetersiz kalm ıştı. Görev o sıra la r İstan b u l'd a bulunan Mösyö Manguel'e devredilir ve F ran ­ sız tambur-major'den; Halil, Necip, Osman, Atıf, Şemsi, İskender, Aynızade Kemal,

Galip, Merkezzâde Nuri, BursalI Ferhad, Halil Edip gibi öğrencileri eğitmesi ve bir askeri m ızıka hazırlam ası istenir. Mösyö Manguel'inde görev için yetersiz bulunm ası köklü çözüm aray ışlarım hızlandıracaktır. Tavsiyelere uyu larak İsta n ­ b u l'a davet edilen Giuseppe Donizetti, "OsmanlI Devleti Muzikaları Umum Mürebbi- si" olarak atandı. 1888 Eylülünün 17. günü İstan b u l'a gelen Donizetti 1856 yılında

ölünceye k ad ar bu görevde kaldı. Batı m usikisinin öğrenilmesi ve yaygınlaşm ası, Batı sazları çalan sanatçıların yetişm esi, Mızıkay-ı H üm ayun'un kuruluşu ve pek çok bandonun askeri birliklerde örgütlenm esi gibi önemli işleri gerçekleştirerek T ürk musikisine ve kültürüne önemli katkılarda bulundu.

Öğrenciler öncelikle D onizetti'den Batı nota yazışım , İta ly a 'd a n çağırılan diğer öğ­ retm enlerden de Batı sazlarını çalm ayı öğrendi. K ısa zam anda İtal­ yanca şark ıları çalabilecek düzeye gelindi. Altı ay sonra; padişahın

huzurunda ilk konser verildi. A skeri Mızıka Okulu 1831'de "Ge­ leneksel musikinin yüzyıllardır icra edildiği Musiki Meşkhane­

si 'nin yanı sıra ve Kademe-i Şahane 'nin bir kolu olarak Musl- kiy-i Hümayun adıyla1 resm en açıldı. Bu okulun amacı; ordu

bandolarına elem an yetiştirm ekti. Sultan M ahm ut döneminde başlayan ve Sultan Abdülmecîd'in padişahlı döneminde sü ren çabalar sonunda bando sayısında önemli a rtışla r olmuştu. Özellikle de Sultan Abdülaziz döneminde bu bandoların sayıla­ rı en yüksek noktaya erişti. A skeri m ızıka (bando), ordu tö ren ­ lerinin vazgeçilmez b ir parçası oldu. Bugün İstanbul Teknik Üni­ versitesi Taşkışla binasında çalışm alarını sü rd ü ren Mızıkay-ı Hü­ m ayun'da, sonradan paşalığa k ad ar yükselecek olan Yesarizade Necip, Osman, İbrahim gibi m üzisyenler yetişti. Albay Halil Efendi,

G U A T E L L İ P A Ş A ■’M K L SEVASTOPOL MARŞI ( ş ) n . . . . ı f ı > . . r ‘ .f ea» İM * !_f r fM «1 • f v - ‘m

a m

»

■ >.ı..-rA

: ■

rjr*-*-

f"

Ijl ■ 1—" £ * ***■■ Y- •¿s* = — ■ î) , .* * ’ - , i -= -= * * M -1 t" w 4— R - r Pim Ç i 0- 0

t ,

r-j

F

u

s-1 -1

j!_f.■ -|ı-;.■■■]

(12)

Yarbay Atıf Efendi, Halil Edip, Kemal Galip Şemsi ilk Türk bando sanatçılarıydı. Ahmet Refik A hmet Sevengil; Mızıkay-ı H üm ayun'un gelişimini M ahm ut R. Gazi- m ihal'in Türkiye-Avrupa Musiki Münasebetleri kitabım kaynak göstererek, Türk Tiyatrosu Tarihi n . cildinde şöyle özetlemektedir:

" Donizetti'nin ölümünden sonra Pisani [Bizani ?] ismindeki İtalyan san'atkar, bir müddet saray orkestrası şefliği yapmış, ondan sonra Guatelli, senelerce bu vazifeyi ifâ etmiştir. Guatelli, Beyoğlu’nda temsiller vermek üzere gelen bir opera heyetinde orkestra şefi idi; saraya alındıktan sonra Abdülaziz'in ve Abdülhamid'in saltanatları sırasında orkestra şefi olarak çahşmış, Paşalığa kadar yükselm iş, Os­

m a n l I sarayında ihtiyarlamıştır. İkinci Abdülhamid'in çocukluğu sırasında sarayda bulunan ve ona piyano dersi vermiş olan Dussep Paşa, Abdülhamid tarafından Gu- atelli 'nin yerine orkestra şefi yapılmıştır; ondan sonra da bu vazife Aranda Paşa

[D'Arenda] adında bir Ispanyola geçmiştir. İkinci Abdülhamid'in son senelerine doğru saray orkestrasını Türk şeflerinin idare ettiklerini görüyoruz. Bu durum 1908 meşrutiyetinden sonra da devam etmiştir. Önce Safvet [Atabinen] sonra Zâti

[Arca] ve Zeki [Üngör] Beyler saray orkestrasımn Türk şefleri olarak musiki tari­ himizde ehemmiyetli y e r almışlardır."

Söz edilen 's a ra y o rk e s tra s ı1 Mızıkay-ı H üm ayun'dur. Mehterhaneden Bando'ya isimli kitabında P ars Tuğlacı, D onizetti'nin ölümü üzerine (1856) Necip P a şa 'm n a ta n a ra k bu görevi beş yıl yürüttüğünü, 1861 yılında Sultan Abdülaziz tarafın d an alın arak yerine Guatelli P a şa 'm n atandığını yazm aktadır. Çeşitli k ay n ak la r da bu bilgiyi doğrular yöndedir. Necip P aşa II. Abdülhamid döneminde (1876) te k ra r gö­ reve atanm ıştır. Bando şefliği ile Mızıkay-ı H üm ayun kum andanlığının ay rı ay rı gö­ rev ler olup olmadığı da akla takılan önemli b ir noktadır. P. Tuğlacı'nm kitabında anlatılan ilginç olaylarından biri ş u d u r :" (...) Padişah bunların silahlı asker olma­ dıklarım söyleyerek ellerindeki tüfekleri toplamış, silahlar saraydaki Tüfekçiler de­ posuna teslim olunmuştu. (1877) Müzikacılarm siyasetle uğraşmasının doğru olma- yacağ yoluna padişahı imâle eden [inandıran, ikna eden] Muzika kumandanı Yesa- rizâde Ahmed Necip Paşa olmuştur. Necip Paşa, bandoda tensikat [sayıca azaltm a,

--- J j b

---SULTAN V. ME HME D REŞAD

(13)

işten çıkartm a] yapılması İçin Süavi olayını güzel bir bahane gibi kullanmış ve dü­ şüncesinin uygulamasını başarıyla sona erdirm iştir."

Cum huriyetin ilanından sonra isim değişikliğine u ğ ray arak " Riyaseticum hur Mu- zika Heyeti" adım alan topluluk (1984) A n k a ra 'y a taşındı. A n k a ra 'd a "Riyaseti­ cum hur Muzika Heyeti ve incesaz Heyeti" adım altında Batı ve T ürk Musikisi bö­ lüm leri o larak ay rı ay rı faaliyet gösterdi. Günümüzdeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni O rkestrası, bu topluluğun b ir devamıdır.

©örnanlt ©rbuöunba <£ok besili fltoitfet be Patıbo üluötktöt

Osmanlı musikisi; diğer OsmanlI san atların a bazı farklılıklar gösterir. Uzun bir süreçten geçerek geldiği on yedinci yüzyılda en p arlak dönemini y a şa y a ra k büyük bestecilerini yetiştirm iş, yüzyıllara d ayanan köklü geleneği ve kurallarıyla, özellik­ le sa ra y ve çevresinde gündelik hayatın vazgeçilmez b ir parçası olm uştur. Tekke ve camii m usikisi olarak da varlığım gün boyunca toplum un h er tabakasında duyu­ ra n bu san atın yeni ku şak lara aktarılm asında k atı k u rallar izlenm iştir. Is ra rla ‘meşk sistem i'ne bağlı kalınmış, kolaylık sağlayacak olan nota yazısına itibar edil­ meden, uygulam anın yeniliklere kapalı b ir alanda yapılm asına özen gösterilm iştir. Eğer; T anzim at'ın köktenci ve özendirici ağırlığı toplum un h e r katında hissedilme­ miş olsaydı, yüzyılların birikim ini söküp a ta ra k yerine farklı bir m usiki zevkini be­ nim setm ek kolay olmazdı. Öncelikle sa ra y ve çevresinde başlayacak ' Batılı eğlence ta rz ı' zam anla toplum un alt katm anlarına inecek ve özellikle de yirm inci yüzyılla birlikte yaygınlaşm a sürecin tam am layacaktır. Mızıkay-ı H üm ayun şefi Donizetti 1846 yılında İta ly a 'y a gönderdiği b ir mektup, değişimin boyutlarım kam tlayacak gibidir: "Türk talebelerimin İtalyanca şarkılar söylediklerini oğlum belki size anlat­ mıştır. "

Türk Tiyatrosu Tarihi'n in H. cildi (Opera San'atı ile tik Temaslarımız) kitabında Refik A. Sevengil bu değişimi söyle anlatm aktadır. "Donizetti 'nin nezareti ve ida­ resi altında muhtelif İtalyan Musikicileri tarafından yetiştirilen ilk orkestramızın

---

M ı

---REŞADİYE MARŞI nota kapağı

1 yiônmpoôfta pae le M a e 5 1 no.; „ *

İ

ta

t o Jğ E L V E L L İ

(14)

marşlardan, polka ve benzeri dans parçalarından ve bazı opera bestelerinden m ü­ rekkep bir repertuarı vardı. Bu ilk orkestramızın senfonik eserler çaldığına dair m alum at yoktur.(...) Abdülmecid, Garp [Batı] memleketlerindeki hayata ve o za­ mana göre bizim için yeni olan şeylere karşı merak gösterip bu konuları etrafında­ ki ecnebilerle [yabancı] uzun uzadıya konuştuğu anlaşıhyor.(...) Hatta sarayda mu- sikiyli bir tiyatro eseri oynatılması için gereken tertipleri almasmı da istedi. Doni- zetti, sarayda bandodan başka bir de salon orkestrası teşkil etti.C.J Donizetti'nin yetiştirdiği askeri bandolarda Türk müzisyenlerinin daha ilk zamanlardan itibaren marşlarla birlikte opera eserleri çaldıklarım bihyoruz. 1834’de ikinci Mahmud'un padişahlığı sırasında Halil Rif'at Paşa İkinci Mahmud'un kızı ile evlenmişti. Bu m ü­ nasebetle yapılan düğünü anlatmak için manzum bir surnamede şu iki mısra var.

Geh marş, gehey alafranga Düzd-i gama vurdular pranga

Beytin bugünkü konuşma dilimize çevrilmişi şudur: Sazan marş, bazan alafran­ ga; gam, keder denilen hırsızı prangaya vurdular. 1847 yılı Mayıs ayının 14. gü­ nü topçu ikinci alayı mızıka takımı tarafından verilmiş konsere ait ilan, marşlar­ dan başka opera parçaları da çahndığım gösteriyor.

(...) Verdi nâm kimesnenin [kimsenin] Ernani operasından intihası [bitiş-final] Sultan Mahmud Hân-ı sâni 'nin nedimi Ahmed Ağa 'nın A sker M arşı

Flotow nâm kimesnenin Stradella operasından mahl'tası [potpuri] Strauss nâm kimesnenin bi-mânâ [sözsüz] olan valsleri (...)

Bu konserde seslendirilm iş olan Ahmed A ğa'nm Asker Marşı T an zim at'tan son­ r a bestelenm iş, 'bestecisi T ürk olan ilk m arş' olarak kabul edilir. Nizam-ı Cedid o r­ dusunda Batı m usikisinin inceliklerini öğrenen, Mızıkay-ı H üm ayun'da hocalık y a ­ pan Ahmed Ağa, bando eseri veren ilk Türk' tü r am a A sker M arşı, Mızıkay-ı Hü­ m ayun için yazılmış ilk m arş değildir. Donizetti P a şa 'n m besteleyerek dönemin pa­ dişahlarına sunduğu m arşlar, günümüze kalabilm iş san at değeri yüksek eserlerdir ve T ürk m arş rep ertu arın ın gerçek öncüleri de onlardır. Mahmudiye m arşı 1829 yazılm ıştır. Daha sonra da Cezayir ve Mecidiye m arşları.

---

---A

'

(15)

Mızıkay-ı Hüm ayun şefliği y ap a n hem en h e r m üzisyenin m arş besteleyip padişaha sunm ası ve bu m arşın padişahın adıyla anılm ası sonraki yıllarda bir gelenek halini alm ıştır. T ürk m arşların ın sayıca çoğaldığı verim li dönem, Guatelli P a şa 'm n şefliği sırasında yaşanm ıştır. B aşta 27 Şubat 1863 yılında Sultanahm et M eydanında açılan ilk Osmanlı sanayi sergisi, Sergi-i Umum-i Osmani için bestele­ diği Sergi Marşı olmak üzere çeşitli nedenler için m a rşla r bestelem iş, yazdığı m a rş­ ları Sultan Aziz ve Sultan Hamld gibi dönemin padişahlarına adam ıştır. G uatelli'nin en önemli çabası; yanındaki m üzisyenleri Batı m usikisi tarzın d a eserler ve m a rş­ la r bestelem eleri yönünde özendirm ek ve yardım cı olm aktır. Dönemin birinci elden tanığı Leyla Hanım (Saz) anılarında zam anın m usiki yaşam ını ve saray d a çalm an m usiki örneklerini, belki de dünyada ilk ve tek olan “kız fa n fa r takım ını" Harem'in İçyüzü isimli kitabında anlatır.

$

3

J. Jianbo be iHı^tka Caktmlartmn §apgınla$tnaöı

Mızıkay-ı H üm ayun'da yetişen m üzisyenler gönderildikleri görev yerlerinde yeni yeni ordu bandolarım oluşturduklarım biliyoruz. Bir yerde Muzikay-ı H üm ayun' un kuruluş amacı da böylece yerine gelmiş oluyordu. Ordu bandolarının dışında k u ru ­ lan ilk bando; Tophane Muzikası'dır ve 1891 yılında Tophane Sanat Okulunu öğren­ cileri yine b ir yabancı ítalo Selvelli yönetiminde çalışm aya başlam ıştır. 1909 yılm a k ad ar y aşay an bu bando çeşitli zam anlarda, Pepini Gaáto, Oscar Detye ve Zâti Bey tarafın d an yönetildi. Bir diğer mektep bandosu da 1889’da k urulan Bahriye Tersa­ ne Sanayi Okulu Sıbyan Muzikası'dır. Şefliğini İtalyan Lombardi'nin yaptığı bu 'Ço­ cuk Bandosu' pek uzun öm ürlü olm ayacak üyeleri donanm a görevine atanınca bu kez Ertuğrul, Mesudiye, Barboros, Hamidiye Turgut gemileriyle Rodos, Basra, Ça­ nakkale gibi deniz üslerinde kurulacak bandoların çekirdeğini Bahriye Tersane Mu- zikası oluşturacaktır. Bahriye bandolarının en ünlüsü, 1908 yılında k u ru lan Ertuğ­ rul Yatı Bandosu'dur. Mızıkay-ı H üm ayun üyesi Binbaşı Faik Bey bu topluluğun ilk şefidir. Sonradan Paul Lange Bey başına geçtiği bu bandoyu kapatıldığı 1922

yılı---f _________________________________________ >■ / , ı

T

k ı l

tfP P IrE M M T

«Jou

r n k l r/,

îüBjŞ

wmmmmmmM.

MARCHE

î ı ' A b b n s p n c i ) «

m posée et tres rcspcctueusem cnt cictlicc

$ Shik A l t e s s e lf J& e& ine

t ™

*■

© HIDİV MARŞI

(16)

n a kadar, yönetecektir.

Özellikle II. M eşrutiyetin ilanından sonra İstanbul dışında pek çok bandonun teş­ kil edildiğini görüyoruz. Bando m usikisinin sevilmesi, okulların birbiri ard ın a b an ­ dolar kurm asına yol açmış, İzmir, Bursa, Konya, îskiip Selanik Sanayi Mektepleri M uzikaian M anisa'da "Şems-ül Arif an Mektebi Şakirdan Muzika Takımı" ku ru l­ m uştur. Böylelikle, T anzim at'ın koyduğu hedef -aşağı y u k arı seksen yıl sonra- ger­ çekleşerek A nadolu'dan B alkanlara u zan an b ir coğrafyada bando müziği ve Batı tarzı musiki yaygınlaşm aya başlam ıştır.

M eşrutiyetin ilanından so n ra bandoların halkla d aha yakın b ir tem as halinde ol­ duğunu, E rtuğrul Yatı B andosunun sık sık konserler verdiğini; tiyatrolarda, rev ü ­ lerde çaldığını görmekteyiz. Örneğin; 18 Ocak 1909 tarihinde Tepebaşı Kışlık Bele­ diye T iyatrosunda ve Sadrazam Kamil P a şa 'n m him ayesinde verilen "M üsamerey- i Fevkalâde "de Paul Lange yönetiminde çalm ıştır. A yrıca o gece "Mızıkay-ı Hüma­ yu n Mızıka şefi Zâti B ey1 in idaresindeki orkestra, Rozali Hanım ve B enelyan(?) Efendinin okuduğu Erm eni halk şark ıların a eşlik etm iştir. 1 Ocak 1923’de Halife Abdülmecid E fendi'nin him ayesinde yine Tepebaşı tiyatrosunda, Boğaziçi Fakir Ço­ cukları Himaye Cemiyeti y a ra rın a tertip olunan revüde musiki-yi, " Mabeyn- Hüma­ y un Cenab-ı Mülikân" bando heyeti çalm ıştır.

O T . «

5

? ilaktarba fto $ (at...(

1903

-

1923

)

Sonradan "Sahibinin Sesi" adını alacak olan A m erikan plak şirketi G.C.R (Gramophone Concert Record) İstanbul kayıtlarına, 1900 yılında başladı. Piyasaya ilk ü rü n le r 1903 yılında sunuldu. Aşağı y u k arı aynı tarih lerd e İstanbul piyasasına giren bir diğer firm a da Alman kökenli Favorit'tir. T ürk sanatçıların seslerini pla­ ğa verm e konusunda tereddütlü davrandıkları bu yıllarda; Rum, Yahudi, Erm eni ve Çingene gibi 'azınlık sanatçıları' stüdyolara giriyor, ilk k a y ıtla n gerçekleştiriyor­ du. Tamburi Cemil Bey, Hafız Aşir, Sami, Osman sesleri ve sa z la n fonograf k ay ıt­ larından beri bilinip tanınan, tabuları yıkm ış sanatçılardı. E rken dönem 78 devirli

(17)

---plak katalog ve koleksiyonlarında da y e r alan bu sanatçıların yanı sıra; çaldığı pol­ ka, vals, m arş gibi eserlerle b ir de topluluk göze çarpar. Garde de S.M.I. le Sultan adıyla m üzikseverlere takdim edilen bu topluluk 'Mızıkay-ı H üm ayun'dur. 1904- 1911 arasın d a yaptığı -tek plak- (plağın b ir yüzü) sayısı 33 tü r. B unlardan 84 -tek plak- m arş diğerleri vals, polka gibi dönemin popüler m üzikleridir. Mızıkayı-ı Hü­ m ayun G.G.R ve bu firm anın y a n kuruluşu Dise Pour Zonophone (D.P.Z.) ile an la­ şıp ayrıldığında; Favorite bu kez 'Ertuğrul Yatı Orkestrası1 m (L. Orch.du Yacht im­ périale Ertuğrul) kendisine bağlam ış ve toplulukla firm a için 88 'te k p la k 1 yapm ış­ tır. Bu kayıtlarda toplam 19 m arş ve 9 popüler m üzik eserini seslendirm iştir. Fa- vorit firm asım n önemli bir diğer sanatçısı da Mızıkay-ı H üm ayun üyesi, hanende Hafız Yaşar Bey'dir. Hafız Y aşar, 10 k ad ar m arşı T ürk m usikisi sazları eşliğinde okum uştur. Firm a ayrıca, değişik sanatçılara okuttuğu 7 m arş plağı d aha y ayınlan­ m ıştır.

D. P.Zonophone çalışm alarıyla, Türk ta ş plak re p e rtu a rın a önemli katkılar y ap ­ mış b ir firm adır. Köklü b ir A m erikan firm ası olan G.C.R. İstanbul faaliyetlerini; ağırlıklı olarak kardeş firm a, D.P.Z. etiketi altında sürd ü rm ü ştü r. Teknik açıdan di­ ğer firm alara göre üstünlükleri olan D.P.Z. kayıtları sayesinde Mızıkay-ı H üm a­ y u n 'u n s adası günümüze ulaşabilm iştir. O rkestra bu kayıtlarda; Türk m usiki ta r i­ hi açısından titizlikle üzerinde durulm ası gereken, san atsal düzeyi yüksek b ir icra o rtay a koym aktadır. Ne yazık ki D.P.Z. firm asının basılı bir katalogunun bulunm a­ yışı Mızıkay-ı H üm ayunun seslendirdiği kesin m arş sayısına ulaşılm asını engelle­ mektedir. D.P.Zonophone'un etkisini kaybettiği 1908 yılından so n ra etkinliği a rta n G.C.R Record şirketi 'Musique de la Garde Impériale' başlığıyla -sultam n bandosu­ na- 18 tek plak yaptırm ıştır. 7 ’si m arş olan bu serinin diğerler plakları popüler dans parçalarıdır

Hemen bu yüzyılın başında İstan b u l'a ses m ühendisleri göndererek kayıtlar y apan ve^uzun yıllar İstanbul'daki faaliyetlerini sü rd ü ren Odeon Record firm ası yayınladığı m arş plaklarım 'Orchestres Odeon' etiketiyle yayınlam ış. Odeon O rkest­ rasının, İstan b u l'd a ki bando ve o rk estra elam anlarının bir a ra y a getirilmesiyle

---

m

---______ __ ---___________

MARCHE OSMAN PACHA.

EthUon S C/trtsltiits

OSMAN PAŞA MARŞI 1. sayfa

(18)

oluşturulm uş b ir 'stüdyo o rk e s tra s ı1 olması İhtimali kuvvetlidir. O rkestra ta ş plak­ la ra 12 m arş kaydetm iştir. Firm a ayrıca; Türk klasik saz heyetlerine m a rşla r çal­ dırmış, Hafız Ahmet B ey’e yine saz heyetleri eşliğinde m a rşla r okutm uştur. Ode­ o n 'u n gözde sanatçısı Hafız A hmet Bey, Cum huriyetten so n ra da plak lara m arşlar okum uştur.

Orfeon Record; ilginç o rk estra m usikisi ve m arş re p e rtu a rın a sahip 'ilk yerli' plak fabrika ve yapım firm asıdır. 1912’den so n ra faaliyete geçen bu şirk et aynen Odeon'da olduğu gibi; kendi adına büyük bir o rk estra oluşturm uş ve m arşları bu o rk estray a çaldırm ıştır. O rfeon'un kurucuları Blumehthal Biraderler daha önce de Odeon'un İstanbul temsilciliğini yapm ışlardır. Oradaki uygulam ayı m uhtem elen yeni firm alarında da sürd ü rm ü şler ayrıca Hafız Y aşar, Hanende İbrahim gibi sanatçıları da şirketlerine bağlam ışlardır. Grand Orchestra Orfeon 12 m arş seslendirm iştir. A yrıca Hafız Y aşar 8, Hanende İbrahim 7, Haim Efendi 12, Udi Selanikli Ahmet Efendi 3 ve Piyanist M adam Angel 2 adet m arşı p lak lara çalmış­ tır.

Cum huriyetten so n ra m arş plakları yok denecek k ad ar azalm ış. Odeon ve Colum- bia çok bilinen İzmir, Cezayir gibi m arşları hafif m üzik o rk estraların a çaldırm ışlar- dır. Y ukarıda sözü edildiği gibi zam an zam an a latu rk a sazlar eşliğinde m arş söyle­ yenlere çok ender rastlanm ıştır.

©ömattlt iHltıöal iflahları

Beylerbeyi S arayında 1831 senesinin ilk b ah arın d a S ultan H. M ahm ud'u n huzurunda verilen Muzikay-ı H üm ayun konserinde Donizetti Paşa; yeni bestelediği m arşı padişaha sundu. Yeni bandosunun icrasından ve m arştan hoşnut kalan sul­ tan; Donizetti'yi 'iftih a r nişanı' ile ödüllendirildi. 'Mahmudiye' diğer adıyla "Marc­ he Imperiale Ottamane" (Osmanlı Milli M arşı) ilk Osmanlı Ulusal m arşı olarak k a ­ bul edildi. 1839’da ta h ta çıkan Sultan Abdülmecid Donizetti'den sonraki yıllarda

© n. Abdülhamid’in Oğlu Mehmed Burhaneddin Efendi’nirt Bestesi; MARŞ-IÂLÎ

(19)

"Mecidiye M arşı " olarak tanınacak olan m arşı bestelem esini istedi. Mecidiye M arşı, bu padişahın saltan atı boyunca törenlerde -ulusal m arş- olarak çalındı. Sul­ ta n Abdülaziz 1861’de ta h ta çıktığında, dönemin Mızıkay-ı H üm ayun şefi Guatel- li ,"Aziziye Marşım" besteleyip padişaha sundu. Sultan A ziz'in döneminde de bu m arş ulusal m arş olarak kullanıldı. Y erine geçen Sultan V .M urad'm tercihi yeni bir m arş bestelenm esinden y a n a değildi. Babası Abdülmecid için bestelenen m arşı, "Mecidiye Marşım " te k ra r gündeme getirdi. Bu m arşı ulusal m arş olarak seçti. Sul­ ta n Abdülham id'in uzun saltanatı boyunca kullanılan ulusal m arşı, Necip P aşa bes­ teledi. Aym zam anda sözlü ilk m arş olan "Hamidiye" m arşı "Marş-ı Âli Hamidi", "M arche de S.M.Imperiale Le Sultan Abdül- Hamid H an II" olarak da bilinip tan ın ­ m ıştır. Sultan V.Mehmed R eşad'm ta h ta çıkınca da Italo Selveli'in çok sesli yazdı­ ğı "Reşadiye Marşı" ulusal m arş olarak re p e rtu a rla ra girm iştir. Son OsmanlI sul­ ta n ı Vahideddin kendisi için b ir m arş bestelenm esini tercih etmemiş, hüküm dar lığı boyunca D onizetti'nin Sultan M ahm ud için yazm ış olduğu "Mahmudiye M arşı "m kullanm ıştır.

Cemal ÜNLÜ

İ L a p n a k l a r :

1) Türk Tiyatrosu Tarihi C.II ( Opera Sanatı ile İlk Temaslarımız) ...Yazan: Refik Ahmet Sevengil Devlet Konservatuarı Yayınları Serisi...Maarif Basımevi 1959...İstanbul

2) Musiki Sözlüğü...Yazan Mahmut R. Gazimihal...Milli Eğitim Basımevi 1961...İstanbul 3) Mehterhane'den Bando'ya...Yazan Pars Tuğlacı.. ..Kendi yayını 1986...İstanbul

4) Türk Musikisi Ansiklopedisi... Yazan: Yılmaz Öztuna... Milli Eğitim Basımevi 1974... İstanbul 5) Tanzimat ve İstibdat Döneminde Türk Tiyatrosu... Yazan: Metin And..,.

Türkiye Iş Bankası Kültür Yayınları...Mars Basımevi 1972... Ankara

6) OsmanlI İmparatorluğu'nda Resmi Marşlar (Padişah Marşları) Yazan Sııha Umur... Tarih ve Toplum Dergisi Sayı 35... İletişim Yayınları Kasım 1986... İstanbul 7) OsmanlI Arması Yazan: Kemal Özdemir

(20)

©ümanlt $lar$lart Albümü iBtaötl Boibu-Baötl ^ajtrlanbt:

Bu albüm ün esin kaynağı; gram ofon ve ta ş plak koleksiyoncusu M uam m er Ka- rab ey ’in 1 9 9 7 kışında eline geçen altı y ü z plaklık yeni koleksiyondur. T ürk kayıt tarih in in Cum huriyet öncesi dönemine ait bu plaklar, belki b ir daha toplu olarak eşine benzerine kolay ra s t gelinmeyecek önemli kayıtlardan oluşm aktaydı. Epeyce tem iz durum daki bu az çalınmış seçkin plakların arasın d a bulunan 15 k ad ar m arş plağı, M. K arabey’in koleksiyonundaki diğer plaklarla (Ordu M arşı, Sevastopol M arşı gibi) birleşince, OsmanlI M arşları albüm ü fikri kendiliğinden doğmuş oldu.

Plakların ilk sahibi; Beylerbeyi! Erkânıharp Feriki Hamid Paşa 1859-1934 yılla­ rın d a yaşam ış, 93 harbinde ve Suriye cephesinde görev yapm ıştı b ir OsmanlI p aşa­ sıdır. Oğlu, Merkez Bankası m üdürlerinden bestekâr aynı zam anda kanuni Behzat B ayer’dir. Plakların M. K arabey’e intikali, Behzat Bey’in ölüm ünden sonra v a ris­ leri aracılığıyla olm uştur.

A ralarında Fransız o rk estra ve bandolarının çaldığı OsmanlI m arşların ın kayıtlı olduğu kimi plakları ‘seçki dışı’ tu ta ra k albüm ün kapsam ını; bestecinin önemine,

(21)

m arşın tanınıp sevilm esine ve Mızıkay-ı H üm ayun yorum u olup olm aması esasına göre belirledik. Cezayir M arşı ise albümdeki tek Cum huriyet dönemi kaydıdır. Mu­ siki tarihim iz ve bando repertuarım ız açısından son derece önemli m arşı atlam ak istemediğimiz için Necip Yakup O rkestrası kaydını seçkiye aldık. Bir son uygulam a olarak da döneminin yaygın ve ilgi çekici özelliği olan ‘T ürk klasik sazları ta ra fın ­ dan çalınıp okumuş m a rşla ra ’ olabildiğince y e r ay ırm ak oldu. Bu değerli ‘belgele­ rin ’ bilgi eksiği olm adan geleceğe aktarılm ası amacıyla; firm a isim leri, katalog n u ­ m araları, m uhtem el baskı tarih leri ve kayıt teknisyenlerinin isim lerinin albümde y e r alm asına ayrıca özen gösterilm iştir. Özellikle D.P.Z. ve G.C.R gibi firm aların ti­ tiz çalışm aları ve benzeri bilgiyi şifreler halin­

de p lak lara koymuş olm aları buna olanak sağlam ıştır. Kayıt teknisyenlerinin, ta rih ve yerlerinin bilinmesi bu sayede gerçekleşm iş­ tir.

Albümdeki üç m arş b an t kaydından a k ta rı­ la ra k alınm ıştır. Projenin oluşturulm ası a şa ­ m asında azım sanm ayacak yardım ları olan Sayın M urat Bardakçı arşivindeki son derece önemli ve vazgeçilemez m arşları (Vicdan-ı M uazzam - V atan M arşı - Şefkat M arşı) bizim­ le paylaşm ak inceliğini gösterdi. Bu üç plak­ ta n ilkinin yayınlandığı firm ayı ve okuyucuyu tespit etm ek m üm kün olabildi. Büyük b ir ola­ sılıkla Mızıkay-ı H üm ayun tarafın d an çalm an son ikisinin hangi firm a tarafın d an yayınlan­ dığım kesin olarak saptam aksa m üm kün ol­ madı. Odeon, Favorite firm alarının katalogla­ rın d a y e r alm ayan bu iki m arşın m uhtem e­ len; D.P.Z. y a da G.C.R. firm aları tarafın d an

© ÂBİDE-Î HÜRRİYET

'V 'V'-V H Y M N E D E LA. L İB E R T EçlcıAv<e Poı»\«mcnt

*\j» *>V V»1 s*ı *t«r- «>U\> OU rji ir u* A M -»W** # “ k Ai -ff ç*L jJ,' jÇ- h r i * »o*/. mî-t/V *"*' v>* jj. ,.u. y, ¿i. s * * ¿jt. (t** * r takdim olmuş) NEŞİDB-İ HÜRRİYET şarkısı

(22)

ZEKİ BEY (Üngör) (solda) Besteci ve piyanist ITALIO SELVELLİ

ve VİOLOUİST CEMİL BEY (sağda)

yayınlanm ış olabileceği tahm inini yürütebili­ riz.

Albümün h azırlanm ası sırasında k arşılaştı­ ğımız önemli soru n lard an biri, m arşları çalan sa ra y bandosunun adının yazılışına k a ra r v e r­ mek oldu. Sonunda Mızıkay-ı H üm ayun yazı­ mım yeğledik. Bu seçimi yaparken; eski ve ye­ ni k aynaklarda farklı im lalarla yazılan bu özel isim için iki ölçütümüz vardı. Günümüzde ki yaygın kullanışı ve M. Ragıp Gazimihal’in Mu­ siki Sözlüğü’nde yapm ış olduğu u y a n la r.

Osmanlı İm paratorluğunun yedi yüzüncü ku­ ruluş yıldönümü kutlam a etkinlikleri arasında m usikiseverlere, m üzik tarihçilerine, bando müziği m eraklılarına ve arşivcilere ulaşacak alçak gönüllü am a hayli isabetli b ir seçim olan bu albüm; b ir yerde dünyanın en eski askeri m usiki geleneğine sahip olan bir kültürün, B atılılaşm a akım ıyla değişim e u ğ ra m a y a başladığı son dönemine ‘canlı şa d a la r’ olarak ışık tutacaktır. Günümüz araştırm acılarının daha çok nota ve belgelerden değerlendirmeye çalıştıkları bu “teorik döneme” yüzyıl öncesi­ nin kayıtlarıyla “m usiki sanatım n tem el özelli­ ği olan işitebilme - duyabilme boyutunu” Os­ manlI M arşları albüm ü kazandıracaktır.

A

@ )

ZAHARÎYADÎS’in

ARAP MARŞI nota kapağı

(23)

MARCHE DES DEPUTES

PAR muhikuzati MEBUSAU MARŞI nota kapağı 1 ve 4. sayfalar

PAROLES DU VÉNÉRÉ POÈTE

SAtefrî BEY

: ( .j-vaU I ¿a ¿„L *. j » j l ) , jj£ l x * ' dk

OsmanllUr oldou bou ghucıe moııraffer, peıh itdi yAnidea vatani asker; Alehdi meboııslar» yolou sunghuler, Yaeliassin Niaıi, yachassin Enver.

* * •

Al bayraklar bottloutlari sariyor, Cbeeligııim« açumsnA varıyor;

Marlonrnlsra salimler yalvariyor, Iley allalıim, bou naaait roun remhcher?

r.

m *

Gııeıık yujunılA chulıAdamn bayalı, A'kiehlavor sanqui roulıi Kemali; Alı, eulmeıien gueurmAlîdi bou hali, O Kiynudii, mouhterem vatanperveri

* * *

Ouyan Midhat, ouyan gueldi limanın, TouUonıı dunyalari cheulıretu chanin; Sen bouloun eumımli ehou mebouçnnin, Arlik yaolıa ovladiule beraber.

Güftesi Samih Rıfat Bey’e ait olan

bu marşın nota kapağında şunlar yazmaktadır; Adalet, Müsavat, Hamiyet, Uhuvvet

Müellifi: Mehmet Zati Temmuz 1384 [1908]

»f J j ’ j

f r

",

* > V :' ^ a3r* j / \ O j-k y <vfjV* û y -'^ i Jy —^ j' i *\r-' —" ,jk~*>■ iikİA|^ • A j¿ Ş" j ç ” j o j J 3 ' c-r-^ < j ' - ^ y

«¿XV jti

***"

J“A<

d te j & j r n s J v * XhV * «¿X \* oJy‘. o~ j\j, ÿ j \

(24)
(25)

Jflttótkt â>ö?lüftü

Askeri Musiki ve Askeri Muzika: (...) İstanbul'a İtalyan musiki ustaları getirildi­

ği zaman "Banda Música" etiketi de meslek dilimize İtalyanca'dan geçip tutunmuş­ tur. Zamanla iki kelime ayrılarak anlamdaşlar halinde kullanılır oldular; söyleniş­ leri de değişti. Bando ve Mızıka oldular. "Banda m u zika " imlasıyla söylenişçe İta1- yancalaştırılması yoluna gidilmemelidir. (...) Muzika kelimesindeki 'u' seslisi i ' yapılınca sondaki 'i ‘ de dilimizdeki ahenk kaidesi gereğince ağızlarda kendiliğinden "¡"olmuştur. Şu halde, kitabi "muzika" imlasına dikkat edilse de ağızlar "mızıka" demekte devam edecektir.(...)

Askeri Musiki tabiri de ayrıca vardır. Fakat bunun anlamı "Askeri m ızıka" adın­

dan başkadır. Yani, askeri mızıkalar ile fanfarlar için özel surette yazılan besteler­ den ibarettir. Askeri Mızıka, ordu bandosudur. Askeri mızıkaların iki esas takım tarzı vardır; teneke ve tahta sazların birleşmesinden ibaret Armoni Mızıkası ve bir de yalm z teneke sazlarla kurulu Fanfar Mızıkası ayrıca mahalli imkan ve zevkle­ re göre karma tip vardır.

Fanfar: (İtalyanca: Fanfara...İspanyolca: Fanfaria;...Fransızca; Faniare...İngiliz­

ce; Brass-Band...Almanca; Fanf are veya Blechmusik) Yalnız teneke nefes sazlardan kurulma musiki takımına fanfan denmesi Batıda eski bir gelenektir. (...) Askeri veya sivil fanfar orkestrasına mensup musikiciye fanfarcı veya fanfarist denir.

Musiki Sözlüğü: Yazan: M ahm ut Ragıp Gazimihal.... Milli Eğitim Basımevi 1961...îstanbul

(26)

Hepla üantm ünlattpor:

. . ."(Meşkhanede) haftada iki gün bando ve orkestra takımı, bir gün de ince ve kaba saz takımı sıra geçer, yani prova yapar. Garp musikisi notah, m usikimiz de notasız öğrenilirdi.(...) Bando ve orkestra muallimlerinden yalnız Necip Paşa ve Kadri Bey'i tanıyorum. Necip Paşamın alaturka ve alafranga çok güzel eserleri var­ dır. Necip Paşa sıra günleri meşkhanede bulunurdu. Donizetti Paşa da ara sıra ge­ lirmiş, tesadüf etmedim.(...) Haremin saz takımlarının hepsi mükemmeldi. Kalfa­ lar, mabeyn sazendeleri, beyler kadar iyi çalardı. Şehzade Vahdeddin Efendinin do­ ğumlarında mabeyn bando takımı bahçede, harem takımı bahçe kapısında ve para­ vana arkasında sıra ile çalmışlardır. Muzikacı beylerin ne dediklerini anlamak için bizi, birkaç çocuğu, bando takımının yanına göndermişlerdi. Beyler hayretle, 'Ka­ dınlar nasıl bu kadar mükemmel çalabilirler. Hemen hemen bizden iyi çahyorlar de­ meye lâ y ık' diye takdirlerini gizlemediler. Hemen koşup sazende kalfalara müjde ledik memnun oldular. Sultanî marşından sonra o vakit pek moda olan Traviata 'yı ve galiba Glyom Tel1 i de çaldılar. Hakikaten pek mükemmeldi.

Kızlardan kurulu 60 kişihk Batı müziği orkestrası: Saza davetli olanlar toplamnca padişah hareminin orkestra takımı, yarı resmi al fitilli koyu lacivert pantolon,setre (düz yakah ve önü ilikli çuha elbise) ferahili fesli (vaktiyle asker­ lerin fesleri üzerine dikilen daire biçiminde sarı tepelik.). Altmış kadar kız, sazen- debaşları önde olduğu halde gelirler. Sofanın yan tarafında notaları notalıklarma kor, dururlar. Muzikamn zabiti olan kız, elindeki kısa değneği ile işaret edince baş­ larlar. Orkestra takımında keman, viyolonsel ve kontrabas çalan kızlar da bando

takımında y e r alırlar. Bu zeki ve yetenekli kızların her biri birkaç çeşit musiki ale­

ti çalacak kadar hünerlidir. Oyun vaktine kadar opera ve diğer güç parçalar çah- mr. Oyunlar Avrupa eski kıyafetleriyle o zamanın dansları, çalparelerle İspanyol

raksları, tefle çeşitli rakslar, Iskoçya ayak oyunları, pandomim, komedi, dansöz­

lerin hafif, uçar gibi dansları... Harem'in İçyüzü ...Yazan: Leyla Saz Düzenleyen Sadi Borak...Milliyet Yayınları Tarih Dizisi

(27)

(gtuöeppe ® o n i? e tti: (1788-1856)

İtalya, B ergom a'da doğdu. Ünlü opera bestecisi Gaetano D onizetti'nin kardeşidir. N apoleon'un 7. A layında s a v a ş la ra katıldı. S onradan S ard u n y a Piyam onte bandosunda alay bando şefi olarak çalışırken II. Mahmud' u n çağrısı üzerine yeni k u ru lan Mızıkay-ı H üm ayun şefliğine atandı. Türk bandosunun ve Batı tipi sa ra y o rk estraların ın kurucusudur. Pek çok sanatçının yetişm esinde önemli rol oynamış, m iralaylığa sonradan da paşalığa atanm ıştır. Mahmudiye, Cenk Marşı, Sultan Reşid Marşı, Mecidiye Marşı gibi eserler bestelemiş, geleneksel b ir hava olan Cezayir

M arş'm ı çok seslendirerek T ürk m arş rep ertu arın ın önde gelenlerinden biri olmasını sağlam ıştır. İS Şubat 1856’da İstan b u l'd a ölm üştür.

C a llte to (S u a te llt: c i8 s o -i8 9 9 )

İta ly a 'd a doğdu. Bir opera tu rn esi am acıyla geldiği İstan b u l'd a yeni ölen Donizet­ ti P a şa 'n m yerine Mızıkay-ı H üm uyun şefliğine getirildi. Uzun yıllar bu görevde kal­ dı. Y arbay ve p aşa oldu. S aray o rk estra şefliği yaptı. Pek çok T ürk m üzisyenin ye­ tişm esinde yardım cı oldu. Öğrencileri sonradan önemli görevler alarak

T ürk bando müziğine y a ra rlı oldular. Öğrencilerini yerli motif ve ez­ gilerle besteler yapm aya yönelten Guatelli aynı zam anda bu işin ön­ cülüğünü de arm onize ederek çok seslendirdiği pek çok şark ı ve saz eserini musikimize kazan d ırarak yaptı. Bu çalışm alarının çok önemli b ir bölümü Notacı Hacı Emin Efendi'n in yayınladığı nota­ lar aracılığıyla günümüze k ad ar ulaştı. B unlardan S4 tanesi ay rı­ ca İtalyanca olarak yayınlandı. Bazı eserleri şunlardır. Mecidiye Marşı, Osmaniye Marşı, Hamidiye Marşı, Sultani Marşı.

£ e c i p f a s l a (g e a a rrç a tıe S ljm e b B e c tp ) : ( i s 13-1883)

İstan b u l'd a doğdu. Babası devrin ün lü h a tta tı K azasker M ustafa

İz-

-Mı-Neci p P a ş a

(28)

zet Efendidir. E n d eru n 'd a eğitim gördü. Mızıkay-ı H üm ay u n 'u n ilk öğrencilerinden- dir. Sonradan iki kez bu topluluk kum andanlığına atanm ıştır. D onizetti'den Batı no­ tası, arm oni öğrenm iştir. Fulüt ve piyano çalardı. A bdülmecid'in padişahlığı sıra­ sında sa ra y a dam at olm uştur. Hocası Donizetti ile aynı zam anda m irliva (tüm gene­ ral) oldu. Sonra ferikliğe (orgeneral) k a d a r yükseldi. Sultan Abdülhamid zam anın­ da padişaha yakınlığı ile bilinir. Uzun yıllar ulusal m arş olarak kullanılan Hamidi- y e Marşı onundur. Ayrıca Mecidiye, Aziziye gibi m arşları vardır. Ölümünden son­

r a büyük bir törenle Sultan M ahmud türbesine gömülmüştür.

fttf'a tP e p : a s s o -ıs s s )

Büyük T ürk m usikisi bestekarı İsm ail Dede E fendi'nin torunudur. E nd eru n 'd a eğitim gördü. II. M ahmud döneminde b aşlayan sa ra y müezzinliği ve m usiki hocalı­ ğı, II. Abdülhamid zam am na k a d a r sürdü. M iralay (albay) rütbesine k ad ar yüksel­ di. Çok güzel b ir sese sahipti. Pek çok şarkı, sem ai köçekçe, ilahi bestelem iştir. Ne­ v eser ve F erah n ak m akam larında S Mevlevi ayini besteleyen R ı f a t Bey’in ayrıca

m arşları da vardır. Bazı eserleri Guatelli P aşa ta ra fın ­ dan arm onize edilerek yayınlanm ıştır. M arşları: Hürri­ y e t Marşı, Sivastopol Marşı, Alay Marşı ve "Tamir eyle­

dik, m eydan bizimdir" sözleriyle başlayan Osman Paşa Marşı. Ayrıca Guatelli Paşa tarafın d an çokseslendirilmiş Hamidiye Marşı 'dır. Geçen yüzyılın ikinci y a n sın d a Ha­

cı Arif ve Şevki Beylerle birlikte T ürk m usikisinin en önemli bestecisi sayılan R ı'fa t Bey 68 yaşında İstan ­ b u l'd a ölm üştür.

Hepla ja n t ın (â>a?): (I850-1936)

Babası A bdülmecid'in vezirlerinden olan Leyla Hamm çok iyi bir eğitim aldı. Çocukluğunu; saray d a sultanlarla

(29)

---arkadaşlık ederek geçirdi. P arlak dönem lerinden birini y aşam ak ta olan T ürk m usi­ kisini ve Batı m usikisini sa ra y m eşkhanelerinde görüp öğrendi. 1869’da evlendi. Eşi Giritli Sırrı Paşa ile pek çok yolculuğa çıktı. "Şefkat" nişanı ile onurlandırıldı. "Solmuş Çiçekler" isimli b ir şiir kitabı yazdı. Astik Ağa, Nikoğos Ağa ve Medeni Aziz Efendi gibi çok değerli hocalardan ders alan bu hanım bestekâr; Türk m usiki­ sinin önde gelen sanatçılarından biridir. Sanat değeri taşıy an pek çok şarkısı ve m arşı bulunm aktadır. "Vicdanı m uazzam olan OsmanlIlarız biz" diye b aşlayan Ne- şide-i Zafer M arşı, m arş rep ertu arın ın en seçkin eserlerinden biridir. Yuşa Tepesi Marşı, Vatan Marşı, Gelibolu marşı (Akdeniz Marşı), Asker Marşı gibi m a rşlar bes­

telem iştir. Vakit ve İleri gazetelerinde y ayınlanan gençlik anıları F ransızca olarak P a ris 'te basılm ış, sonradan T ürkçe'ye çevrilm iştir. 6 A ralık 1936 tarihinde vefat eden Leyla H anım 'm m ezarı Edirnekapı Şehitliğindedir.

ü lu altm jtem atl Vakfet

$tp:

886

-192?)

Mızıkayı- H üm ayun'da öğrenim gördü. Guatelli P aşa ve La­ tif A ğa'nm öğrencisidir. S aray müezzinliği ve sa ra y fasıl he­ yetinde bulundu. Sonradan "Hoca" ve "Muallim" olarak ta ­ nınm asını sağlayacak "Musik-i Osmani" okulunun kurucu­ luğunu yaptı. Pek çok öğrenci yetiştirdi. Nota yayıncılığı, operet besteciliği yaptı. Türk m usikisinin en verim li beste­ k arların d an biri olarak sayısı 5 0 0 ’u n üzerinde eser bıraktı. M arş rep ertu arın ın güzel örnekleri Muallim 1. Hakkı Bey im­ zasını taşır. Sonradan k u ru lan m ehter takım ının re p e rtu a rın a girmiş pek çok eser besteciye aittir. Bazı m arşları şunlardır:

Kur'a Marşı, Ordu Marşı, Mader'i Vatan Marşı, Hürriyet Marşı, Abdülhamid Marşı,Filo Marşı Sultan Beş ad Marşı,Tayyare Marşı, Sancak Marşı. Toplam m arş sayısı 3 5 ’dir.

(30)

ülelmtelı &lt Pep: (1025

-

1

893)

İlk Türk klarnetçisi ve T ürk k larn et geleneğinin büyük u stası sayılan Mehmed Ali Bey; Guatelli P a ş a 'd a n Batı m usikisini öğrendi. Mızıkay-ı H üm ayunda m iralaylığa k ad ar yükseldi. G uatelli'nin yardımcılığım yaptı. B aşta Zati Bey (Arca) olmak üzere pek çok önemli m üzisyenin yetişm esinde önemli payı oldu. İzm ir Marşı

ve Plevne Marşı gibi b irer başyapıt sayılacak m arşların yaratıcısıdır.

Zati &ra (üle^meb Zati): u

864-

1943)

İstan b u l'd a doğdu. Sekiz yaşında Mızıkay-ı H üm ayun'a girdi. Pascualli'den kem an öğrendi, so n ra flüt, d aha sonra da k la r­ n e t öğrendi. Guatelli P a şa 'd a n arm oni dersleri aldı, ayrıca pi­ yano öğrendi. 1890’da padişahın a rz u su üzerine saray d a k u ru lan 60 kişilik koronun şefliğini yaptı. Abdülhamid için besteliği m arş beğenilince binbaşılığa yükseldi. M eşrutiyetin ilanından so n ra saray d an uzaklaştı. G alatasaray Lisesi b aş­ ta olmak üzere okullarda öğretm enlik yaptı. Darülbedayi ve D arülelhan hocalıklarında bulundu. Cum huriyet sonrasında da pek çok m arş besteledi. Özellikle çocuk m arşları bestelem esi ile b ir yeniliği başlatm ıştır. Zati B ey'in okul m arşları bes­ telem esinden önce, çocuklar topluca ilahiler söylerlerdi. Eser­ lerinden bazıları şunlardır: Kavak Marşı, Hamidiye Marşı, Mebussan Marşı, Reşadiye Marşı, Vatan Marşı, Galatasaray Marşı, Harb Marşı, Kosova Mar­ şı, Talebe Marşı, İstiklal Marşı.

HENRÎ FURLANÎye ait beş marşının yer aldığı nota dergisinin kapağı

(31)

«E ğerler

1. Reşadiye Marşı1 (Marche de sa Majeste Impériale Le Sultan Mohammed V) Besteci: Italo Selvelli Odeon Orkestrası Odeon Record 54745 [Kayıt tarihili) 10 ?] (2.55)

8, Mebuean Marşı8 (Meboussan Marche) [Marche Des Députés]

Besteci: Mehmed Zati Bey [Arca] Mızıkay-ı Hümayun Orkestrası (Bandosu) Gramophone Concert Record 2-100203 [ Kayıt tarihi 1909 İstanbul.

[Kayıt teknisyeni: Fred Gaisberg] (3.18)

3. Mlllet-l Osmanl Marşı [Vatan Marşı]

BestechM.Zati Bey Mızıkay-ı Hümayun Orkestrası

Gramophone C.R..2-100104 [K.Tarihi 1909 İst.] [K.Teknisyeni: F.Gaisberg] (2.52) 4. Askeri Marşı [Ordu Marşı ?]

Besteci: M. Zati Bey Mızıkay-ı Hümuyun Orkestrası Disc Pour Zonophone X 100024 [K.Tarihi 1904 İst.]

[K. Teknisyeni:W.Sinkler Darby] (2.43)

8. İzmir Marşı (Marche De Smyme)

Besteci: Mehmet Ali Bey Odeon Orkestrası ...Odeon Record 31883

[K.Tarihi 1908 -1912] (3.12)

6. Arap Marşı» (Marche Arabe)

Besteci: Zahariyadis Odeon Orkestrası... Odeon Record 31890

[K.Tarihi 1908- 1912 ?] (3.10)

M ARCH E N A T IO N A L E

cUOtUa i 6 Moi 'o Sullın MOHAMMED V, OFFICIELLEMENT ADOPTÉE psi- He n r i Fu r l a n i. r-Fa n f a h k H . . f i t SOLO Jh T ro m p tu n E d i t i o n J » c a U k 4« * J f r i* f i l - i f - r i « r •£ İ a t -Sultan Reşad’m açtığı yarışma için bestelediği ULUSAL MARŞ 1. sayfa fwr~id h r * # j t t i t f £ t 1 ... ..Jjjfc*-; --- - ...- — •t-F - I f - : ¿¿-iat...__—rrrr—

(32)

-7. Cezayir Marşı * (Marche L’AIgerie) Besteci: Giuseppe Donizetti Paşa ( ?) Necip Yakup Orkestrası

Columbia 18522 [K.Tarihi 1930-34 ?] 8. Plevne Marşı (Eski Plevne Marşı)

Besteci: Mehmet Ali Bey Seslendiren: Hafız Yaşar Bey ve Saz Heyeti G.C.R. [K. Tarihi 1910] (?) [K.Teknisyeni: Arthur Clark]

9. Vlve Constantinople Marohe8 (İstanbul Marşı)

Besteci: (?) Mızıkay-ı Hümayun Orkestrası Disc Pour Zonophone X 100013 [K. Tarihi: 1905 îst.] [K.Teknisyeni: Max Hempe] 10. Marş-ı Âli Hamldl [Hamidiye Marşı] [M. De S. M. Imple. Le Sultan

Abdul-Hamid- Han II] [Marche Hamıdıe] Besteci: Necip Paşa. Mızıkay-ı Hümayun Orkestrası D.P.Zonophone

X 100025 [K.Tarihi: 1904] [K.Teknisyeni: W. Sinkler Darby] 11. Marohe Khedlvlfl• (Hıdiv Marşı)

Besteci: Toni von Gorog Seslendirenler: Odeon Saz Heyeti:

Sami Bey (Ud), İhsan Bey (Keman), Arif Bey (Kanun) Odeon Record 54107 [K.Tarihi 1908-1912 ?]

18. Marohe Hamldie, [Hamidiye Marşı] [Marş-ı Âli Hamidi]

Besteci: Necip Paşa Seslendirenler: Odeon Saz Heyeti: Sami Bey (Ud) İhsan Bey (Keman), Arif Bey (Kanun)

Odeon Record: 54142 [K. Tarihi 1908-1912 ?] 13. Marohe Vatan (Çağırır Askere) [Vatan Marşı]

Besteci: İsmail Hakkı Bey Seslendiren: Hafız Yaşar Bey ve Saz Heyeti Orfeon Record 10201 [K.Tarihi 1912-1916 ?]

14. Marohe Yadıguıan Millet (Yadigâr-ı Millet Marşı)

Besteci: İsmail Hakkı Bey Seslendiren: Hafız Yaşar Bey ve Saz Heyeti Orfeon Record 10202 [K.Tarihi 1912-1916 ?]

- j f l k

---(2.24) (3.08) (2.37) (2.19) (2.57) (2.51) (3.06) (3.04) ---- -•■rtTw’ t i

M A R C H E S U L T A N I E [j

aOMMİÎİE HBSPBSTOBföX S. M. I. Le Sultan Mouhammed Khan V.

dı l aut f m ■* A- m i s s i r l i a n fc '.’: ü ü lr f Mısırhyan’m ■%, SULTAN REgAD Tır^htn, t MARŞI 7" nota kapağı X ,

(33)

16. Sivastopol önünde Tatar Gemiler (Sivastopol Marşı) Besteci: Rıfat Bey Seslendiren: Hafız Yaşar Bey ve Saz Heyeti

Favorite Record (?) [K.Tarilıi 1906- 1910 ?] (3.10) 16. Ordu Marşı

Besteci: İsmail Hakkı Bey Seslendiren: Hafız Yaşar Bey ve Saz Heyeti

Favorite Record 1-55367 [K.Tarilıi 1909-1911?] (3.15) 17. Vlodanı Muazzam (Hürriyet Şarkısı) [Neşide-i Zafer Marşı]

Besteci: Leyla Hanım Seslendiren : Hafız Yaşar Bey ve Saz Heyeti

Favorite Record 1-55370 [K.Tarilıi 1909-1911] (2.47) 16. Şefkat Marşı •

Besteci: Callisto Guatelli Paşa Seslendiren : (?) (?) [K.Tarilıi 1904 ?] (2.24) 16. Vatan Marşı

Besteci: ? Seslendiren : Mızıkay-ı Hümayun (?) [K.Tarilıi 1904?] ( 2.45) 80. Osman Paaaha Maraba (Gazi Osman Paşa Marşı) [Tamir Eyledik]

Besteci: Rıfat Bey Armonize ederek çok seslendiren: Guatelli Paşa

Seslendiren : Odeon Orkestrası Odeon Record: 31884 [K.Tarilıi 1908-12 ?] (2.49) 81. Hareket Ordusu Marşı10

Besteci: İsmail Hakkı Bey Seslendiren: Hafız Yaşar Bey ve Saz Heyeti

Favorite Record 1-55411 [K.Tarilıi 1909-1911 ?] (2.49)

O L Í M &

O l i h T - t b b

U 3 P b l ı l ü ) b P

U 3 L b P <

. M

a

r

c

h

e

lEDlEE

au

COMITÉ OTTOMAN

U N I ô N A R f e û C Ï R Ç S

g t

S

PiasK

Four Pi a n o i I M A M A N Sinanyan'm İTTİHAT VE TERAKKİ MARŞI nota kapağı —

Referanslar

Benzer Belgeler

Sonuç olarak duvar dı arısından çıkan bu bacada, 10 m yüksekli e kadar, normal çatı üzerinden çıkan bacaya göre daha yüksek emisyon de erleri ölçülmü

merkez değ ğeri 1024 eri 1024 mb mb olan bu yü olan bu y üksek bas ksek bası ın n ç ç alanı alan ı, bir ucu Marmara , bir ucu Marmara Bö B ölgesi lgesi’ ’ne kadar uzanan

Our aim here, is to introduce a number of embroidery works, not recognised in the Republic of Turkey, of the 19th-20th centuries exhibited at the Baku Azerbaijan

Değerli gündem okurları, 2005 yılının bu ilk günlerinde, kı- saca da olsa 2004 yılını değerlen- dirip, Birliğimizin faaliyetleri ile il- gili gelişmeleri özetlemek

Toplam devlet iç borçlanma senedi (DİBS) portföy değeri 2016 yılında önceki yıla göre %10 artarak 497 milyar TL’ye ulaşmıştır.. Devlet iç borçlanma

lamalar düzeyinde istatistiksel düzenlilikler gösterir, istatistik, bir ekonomik birimin pazar içerisindeki yaşantısını düzenlemesinde olduğu gibi, daha büyük ölçekte,

— Ben de onu görmek için Anka- ra'dan İzmir'e gittim; bu onunla son ko- Izmir için birkaç gökdelen çizmiş.. Bahri Babada

Yine güneye bakan küçükler okulu dershaneleri bloku, bu okulun palto odalarını, yıkanma yerlerini ve öğretmen odalarını ih- tiva eden diğer bir blokla ilkokul