• Sonuç bulunamadı

Bir kitap

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Bir kitap"

Copied!
8
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

7 7 b u i ¿ L - 1 - 3

S A N A T

G A L E R İ S İ

Bu broşür,

HORHOR SANAT GALERİSİ

sergisi için, gazete şeklinde

hazırlanmıştır. 1 ŞUBAT 1991

Adros:

HORHOR SANAT GALERİSİ

.

Horhor Bitpazarı

Kırık Tulumba Sok. No: 13

FATİH 34260 /İSTANBUL

Tel: (1)524 35 92

Fax: (1)531 47 48

EY İNSAN ! SANAT YALNIZ ŞENİNDİR.

S c M tc *

SEBO

S. PERTEV BOYAR

1 8 9 7 - 1 9 8 1

Ö z e l K o le k s iy o n la r d a n d e rle n e n re s im le r

1 Ş u b a t - 2 4 Ş u b a t t a r ih le r i a r a s ın d a s e rg ile n iy o r.

• Kendi kaleminden "Ressam

Kadıköylü Selim Pertev Boyar"

HODHODDA

ŞUBAT ve MAPT

Savaş b ir yandan bütün hızı ile devam ederken, sanat

edebiyatı yapmak ilk bakışta anlamsız gibi geliyor. Ancak sa­

vaş için bizim yapabileceğimiz bir şey yok.

Cazetemiz elinize geçtiğinde. Körfez savaşının gerilimi,

dileriz olumlu gelişmelerle yumuşamış olur. Gerçi, sıcak sava­

şın tırmanma ivmesi büyüse de, bu durum da kanıksanacak,

günlük yaşamdaki eski alışkanlıklara zamanla dönülecektir.

Biz de işimize dönelim..

Bu kez. S. P e rte v B o y a r' ınresimleriylekarşmızdayız.As-

keri ressamlarımızın temsilcilerinden, subaylığının olduğu ka­

dar ressamlığının sorumluluğunu da yaşadığı için, ait olduğu

zümrenin ilk katalog çalışmasının yarıda kalmasına rıza göster­

meyerek "Türk Pessam larfkitabını bize kazandıran, çalışkan

ve kendi ifadesiyle "Vatan ve Sanat s e v e r"P e rte v Boyar.

Cezdiği y u rt köşelerinin peysajları, natürmortlan ve portre­

leriyle Şubat ayı boyunca galerimizin duvarlarını süsleye­

cek.

İlk sergimizde satış yoktu, "Hoca Ali Qıza"nın resimleri sa­

dece teşhir için sergilendi. İkinci sergimiz satışa açıktı ve Eş­

re f Üren 'den satılan resim sayısı savaşa rağmen umduğumuzun

üstünde gerçekleşti. Bildiğiniz gibi, bu satışlardan galerimize

düşen pay Doğal Hayatı Koruma Derneği ne bağışlandı. Bu

satırların yazıldığı sırada sergimizin devam ediyor olması ne­

deniyle net rakam söyleme güçlüğüne karşın, "sanat " ve

"ç e v re

koruma"

kavramlarının birbirine yakınlaşmasına katkıda

bulunduğumuz veya- zaten- bu iki konuyu ilgi alanı içinde tuta­

bilecek düzeyin eşit kültür ve hassasiyetteki insanların payla­

şabileceğini hatırlatmak gibi b ir hizmeti yerine getirdiğimize

inanıyoruz. İlerde başka kampanyalarla" D fl K D " ne yardım­

cı olmayı planlıyoruz.

Mail ayında çok farklı bir sergimiz olacak. Calerimizin açılı­

şından bu yana desteğini sürdüren dostumuz değerli müzis­

yen Barış Manço, TV'dekiprogramlarınınlOO.haflasınedeniy-

le "Barış Manço Etkinlikleri"nin bu bölümünü Horhor Sanat

Calerfci'ııdc koleksiyonundaki 30 Osmanlı padişahına ait

portreyi sergileyerek gerçekleştirecek. Serginin yanısıra di-

ğeraktivitelerle galerimiz 13 Mail 'tan itibaren Barış Manço ile

şenlenecek.

&izi de bekliyoruz.

y ılm a z u y M İ

essam Pertev Bo­ yar 1897 de Kadı- jköyünde Hünkâr İmamı mahalle­ sinde doğmuştur. Babası Deniz Harp Okulu torpido öğretmeni deniz çarkçı Al­ bayı İdris Hilmi beydir. Pertev Boyar ilk tahsilini Kadıköy iskele mektebi ve

PERTEV BOYAR

HAKKINDA

Sezer TANSUĞ ___ ürk resim sanatına

f i t

*yönelik piyasa

ha-JL

reketinin başladığı 1970 li yıllarda, 19. yüzyıldan beri oluşumu süren modernleşme gele­ neği büyük bir ilgi konusu haline gelmiş ve bu gelene­ ği yaratan her düzeyden sanatçıların kimlikleri araştırılmayla başlanmış­ tır. Osmanlı ülkesinin ya­ bancılar ve azınlık unsur­ larını kapsayan kozmopo­ lit eklektisizmi, asker ve si­ vil okullardan yetişen ve "türk ulusal ekollerini" oluşturan sanatçılar tara­ fından aşılmaya başlan­ dıktan sonra, resim sana­ tında tual malzeme ve tek­ nikleriyle bütünleşen ve belirli tema kategorilerini kapsayan yeni standartlar meydana gelmiştir. Bu standartların Cumhuriyet devrinin erken dönemle­ rinde, ulusal bir sanat kim­ liğinin kazanılmasında pa­ yı olmuş, ancak modern gelişmelere kapalı bir post- empresyonizm olarak sü­ regelmesi, sıradan bir kate­ gori oluşturmanın ötesin­ de herhangi bir etkinlik sağlayamamıştır. Cumhu­ riyet devri Batıda geçerlilik kazanan yeni akımların iz­ lenmesini öngören dina­ mik bir program bilincine sahip çıktığı için, sözü edi­ len "post-empresyonist gerçekçilik" piyasa kriter­

leri açısından dolaysız bir popüler beğeni hedefi ol­ maktan ve, gelişim süre­ cinde belli bir aşamanın anısına bağlı kalmaktan öte ağırlıklar kazanama­ mıştır.

Eserlerini çeşitli vesile­ lerle tek tek ya da toplu hal­ de bir kaç kez görmek fır­ satını bulduğumuz Pertev Boyar'ın belli bir popüler katagori düzeyinde ilgi hedefi olmasının başlıca nedeni, öyle sanıyoruz

mo-Devamı 3. sayfamızda

Darülirfan mekteplerinde ikmal ettikten sonra Topta- şı Askeri Rüştiyesine geç­ miş ve üç sene orada oku­ yarak Kuleli Lisesine gir­ miş ve ressam Sami Yetik­ ten iki sene ders almıştır. Bu liseyi bitirince, Birinci Cihan Harbinin çıkmasıyla Harbiyeyi ikmal etmeden görülen ihtiyaca binaen nakliye asteğmeni olarak İstanbul’ da nakliye numu­ ne bölüğüne tayin edilmiş­ tir. 1915 de teğmen olmuş ve üç sene bu bölükte nak­ liye yedek subaylarına mu­ allimlik yaparak 1917 de Yıldıza birinci nakliye ta­ buru ikinci bölük komu­ tanlığına tayin edilmiş ve mütarekenin ilânında bu taburun kaldırılmasıyla açıkta kalmıştır. Yine 1917 de Üsteğmenliğe inha edil­ diği halde, mütareke ve ec­ nebi işgali dolayısiyle terfii geri kalmıştır. 1922 de Anadoluya geçerek 1923 de Jandarma sınıfına nak­ lederek bir sene Kadıköy jandarma bölüğünde kal­ mış ve 1924 de Üsteğmen

olmuş ve bu suretle dokuz sene teğmenlik yapmıştır. Pertev Boyar 1925 de Be­ yoğlu jandarma takım ko­ mutanlığında ve 1926 da Paşabahçe jandarma takım komutanlığında ve 1927 -1928 senelerinde de Bey­ koz jandarma komutanlı­ ğında kaldıktan sonra, 1929 sonunda Erzuruma gitmiş ve bir sene sonra 1914 de yarım kalan harp okulu tahsilini ikmal için 1930 senesinde İstanbula avdet ederek iki sene tah­ silden sonra harp okulu diplomasile atış okulu dip­ lomasını almıştır. Ayrıca 1930,1931 ve 1932 senele­ rinde Güzel Sanatlar Aka­ demisinde öğleden evvel Çallı İbrahim atölyesine ve öğleden sonra da ilmi ders­ lere her gün muntazaman devam etmiş ve resim öğ­ retmenliği ehliyetnamesini almaya muvaffak olmuş­ tur.

1931 de yüzbaşılığa ter­ fi eden Boyar 1934 de Bur- sanm Orhaneli Jandarma

Devamı 2. sayfamızda

Urfa'nın Birecik Kazasında yaşayan son ’

Yurdumuzun en etkin çevre koruma örgütlerinden

DOĞAL HAYATI KORUMA DERNEĞİ

(2)

mm

serç

/

îer

/

m F A : 2

I

Kink Tulumba Sok.

No.: 13/49-50-51-52

l i f t t i i I S i I ! ! I l S i 1 Fatih 34260 Istanbul-Turkey

yaşayan Çeçmiş...

Beykoz Leğen İbrik

Eşref Üren Sergisi'nden Anılar

(5-26 Ocak)

H o rh o r

S a n a t

G a le ris i’ne

e m e k .

v e re n le r.

Baştarafı 1. sayfamızda

komutanlığına tayin edil­ mesiyle akademiden ayrıl­ maya mecbur olmuş ve bu ilçeye gitmiştir. Üç sene bu ilçede kaldıktan sonra 1937 Siirt ilinin Garzan ilçesine tayin edilmiş olup burada altı ayda Siirt jandarma bö­ lük komutanlığını yaptık­ tan sonra 1938 de Maraş’m Göksün ilçesi jandarma komutanlığına ve 1939 da Ankara J.Genel Komutan­ lığı 1. şube mülhaklığma tayin olunmuştur. 1940 da jandarma muamele me­ murluğuna ve bu tarihten sonrada Jandarma gedikli Erbaş okulu topografya ve jandarma Gedikli orta oku­ lu ile Ankara musiki orta okulu resim öğretmelikle­ rine tayin edilerek halen bu vazifelerde bulunmakta­ dır. 1910 senesinden beri elinden fırçasını bırakmı- yarak her türlü vazifenin fırsat verdiği anlarda ve hatta eşkiya takiplerinde bile resim yapan bu subay ressam halen Ankara Emekli Subay Ressamlar Birliği Genel Sekreteri olup üç seneden beri bu birliğe ve altı seneden beride An­ kara Halkevi resim sergisi Devlet resim sergilerine

eser vermektedir. Güzel sa­ natlara son derece meftun olan ressam Pertev Boyar, çocukluğundan beri çalıştı­ ğı resimle beraber alaturka sazlardan kanun, ut,'tam ­ bur ve alafranga sazlardan da mandolin, kitara, armo­ nik ve org’a çalışmış ve bil­ hassa esas sazı olan kanu­ nu ile memleketin alaturka musiki muhitinde kendini tanıtmıştır.

Topografya ve resme ait iki matbu eserinden baş­ ka Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti devirlerinde Türk ressam­ ları isimli uzun seneler uğ­ raşıp meydana getirdiği bir eseri daha mevcuttur.

Pertev Boyar kendi te­ şebbüsü ile Orhaneli ilçe­ sinde iki jandarma karako­ lu ile bir Büyük ve iki katlı jandarma bölük dairesi ve Göksün ilçesinde dahi iki jandarma karakolu ile bü­ yük ve modern bir jandar­ ma komutanlık binası yap­ tırmış Vatan ve sanat sever bir Subaydır. (1 9 4 8 y ı lı n d a b a s ıla n T ü r k R e s s a m la rı k ita b ı n d a n . a lı n m ış tı r .)

A tilla

E k şin o zlu g il,

İm ren E rşe n 'e

g aze tem izi

takd im

ed e rk en ...

M arm ara

Ü n ive rs itesi

Ö ğ retim

g ö re v lile rin d

en Can

K eram etli ve

eşi N azan

K eram etli

ÇEVREYİ (SEVGİ İLE PAYLANALIM

—j^ a k im olmak-hükmetmek, kişileri, nesneleri, doğa-

j g n l

yt islediği gibi idare etmek, insanların en büyük

tutkusu olmuş, bu uğurda çok canlar, çok şeyler

harcanmış, bildiğimiz insanlık Tarihi de böylece oluşmuş­

tur.

Hükmetmek için silahlar yapılmış, teknoloji ilerlemiş bu

silahlar geliştirilmiş, çoğaltılmış büyük bir dünya savaşıyla in­

sanlığı yok edecek düzeye gelmiştir.

bugün Körfez 'de başlayan savaş, dünyanın bütün ülke­

lerini etkiliyor. Yunanistan bile te d b ir düşünerek, gaz mas­

kesi kullanımını ve kimyasal silahlardan korunma usullerini va­

tandaşlarına öğretmeye çalışıyor, bu durum, dünyada olan

bitenden herkesin payını alacağı ve dünyamızın ortak so­

rumluluğumuz olduğunu hepimize hatırlatmalıdır.

"Dünya", atmosferi karaları, denizleri, ormanları, nehir­

leri, dağlan ile şekillenen; bulutları, rüzgarları, ormanları,

yağmurları, sıcakları, soğuklanyla nefes alıp veren kendisi­

ne yapılan müdahelelere cevap veren birvarlık olarak dü­

şünülmelidir. Durmaksızın müdahele edilen b ir varlığın bun­

lara tepki göstermesi bilim gereğidir, bugüne kadar "doğa

ölüyor" diye değerlendirerek dile getirdiğimiz gerçek, ay­

nı zamanda dünyamızın küçük tepkileridir.

Ozon tabakasının deliğinin büyümesi, denizlerin kirlen­

mesi, (Marmara'nın durumuna dikkat etmeliyiz) gelecekte

çok daha büyük b ir tepkiye neden olabilir.

20. yüzyılın sonunda artık savaşlar ülkelerle, ülkeler

arasında veya insanlarla insanlar arasında hükmetmek için

değil. Dünya denilen biziyaşatan varlığa yardımcı olmak için

yapılmalıdır.

Doğal Hayatı Koruma, kavramını doğal hayatı sürdürme

olarak algılama ve sadece ortamda yaşayan canlıları değil,

özellikle ortamın kendisini korumalı; bunun idraki benimsen­

melidir.

Doğal Hayatı Koruma Derneği'nin çalışmalarını destek­

liyor, aklı başında herkesi bu konuda çalışmaya davet edi­

yorum ve çalışmaların süreklilik arzetmesini diliyorum.

20. yüzyılın sonunda artık hükmetmenin yerini paylaş­

mak almalıdır, bu tercihle, uğaşımızı "<5anat" olarak seçtik.

Kendimiz sanat yapmasak da sanatın sergilenmesine olanak

tanıyan galericilik konusuna girdik.

bu bütünlük içinde değerlendirdiğimiz için de çabamı­

zın aslında çevre için olduğunu düşünüyor, sanatın ve sanat­

severlerin sevgisinin dünyanın geleceğinde hükmetme

scvdasındakilerden daha büyük rolü olacağına inanıyoruz.

(3)

HORHOR SHRÇHHRf

SMFA:3

Baştarafı 1. sayfamızda dernleşme geleneğine mensub asker ve sivil Türk resim sanatçıları üzerine ansiklopedik nitelikte bir kitap yazmış olması ve bu kitap dolayısıyla isminden söz edilme fırsatlarının doğmuş bulunmasıdır. Pertev Boyar jandarma su­ bayı vedaha sonra emekli­ si olarak sürdürdüğü ya­ şam süresi içinde, akademi atölyelerine dışardan, de­ vam etmiş olmanın ötesin­ de güçlü ve sistemli bir sa­ nat eğitimi almış, değildir. Ancak ressamlığını pro­ fesyonel bir bilinçle kendi yaşamı ve çevresindeki ilişkilere yansıttığına dair ilginç kanıtlar vardır.

Hobiyi aşan türden bir profesyonelliği portre ça­ lışmalarında gerçekleştir­ diği de dolaylı bilgiler ara- smdadır.(...)

1897 tarihinde doğmuş olan Pertev Boyar’ın resim sergilerinin yaygınlaştığı 1950 li yıllardan ölüm tari­ hi olan 1981'e kadar, yo­ ğun bir sergi faaliyeti gös­ terdiğine dair belgeler yoktur. Piyasaya çok sayı­

da eserinin gelmeyişi de yoğun bir üretim faaliyeti içinde olmadığının göster­ gesidir. Bazı tanışlarından dinlediğimiz kadarıyla, Pertev Boyar resim sanatı­ nı tanıtmak, sevdirmek ve bu arada kendi ressam ye­ teneğini vurgulamak ama­ cıyla daha çok dost çevre­ sine hitap eden ve bu tür ilişkilerden maddi karşılık beklemeyen bir kişiliğe sa­ hiptir. Tanınmasına önem­ li bir dayanak oluşturan Türk Ressamları adlı eseri, daha önce ressam Sami Ye­ tik tarafından sadece ilk cildi yayınlanan ve önce­ likle asker kökenli sanatçı­ ları ele alan Ressamlarımız adlı kitabının tamamlayıcı bir devamı niteliğindedir. Pertev Boyar'ın resim öğ­ retmenliği de Jandarma ve mızıka Erbaş ortaokulla­ rındaki göreviyle sınırlı­ dır. Sami Yetik kadar Per­ tev Boyar tarafından da ele alınan asker ressamlar so­ runu, geniş ayrıntıları kap­ sayan temellendirme ça­ balarını yansıtmaz. Mir'atı Mühendishane ve Mir'atı Harbiye gibi kaynakların

yanısıra sanat konuların kapsayan bazı dergilerin bilimsel yöntemlerle yeter­ li düzeyde irdelenmemiş olması da bu kitapların sı­ nırlı bir işlevden ötesine aş­ madıklarını gösterir. An­ cak Celâl Esat Arseven ya­ zıları ve Halil Ethem'in El- vah- Nakşiye Koleksiyonu adlı kitabından daha önemli ve ayrıntılı birer kaynak oluşturan kitapla­ rıyla Sami Yetik ve Pertev Boyar türk resim tarihine hizmetleri geçmiş kişiler olarak anılmaya değerdir­ ler. Çağdaş türk resim sa­ natıyla ilgili çalışmaları arasında Nurullah Berk'in kitap ve yazıları da anım- sanırsa Türkiyedeki piyasa hareketi öncesinde resim çalışmalarına paralel bir yayın ağırlığı da yok sayı­ labilir. 60 lı yıllarda yoğun­ laşarak yaklaşım ilkeleri oluşan eleştiri etkinliğiyse, Cumhuriyet devrindeki erken dönem standartları­ nın aşılarak, çağdaş sürek­ liliğe ulaşan mekanizmala­ rın işlerlik kazandığına da­ ir gerçek kanıtlardan birini oluşturur.

PE R TE V B O Y A R 'IN S A N A T Ç I KIZI FIR U ZA N H IZEL

Firuzan H izel 1927 y ılın d a İstan b u l P a şa b a h ç e 'd e d o ğ m u ş tu r.

K üçük yaştan itibaren a ile s in in m ü zik le u ğ raşısıyla ku la k la rı dolan Firuzan Hi-

2e l İlkokulu b itird ikten s onra A n kara D evlet k o n s e rv a tu a rın a 1939 s e n e s in d e Prof.

Ç açkes'in piyan o sın ıfın a g irm iş ve 1949 da p iy a n o y ü k s e k b ö lü m ünü birincilik

m ans iyonu alarak b itirm iş tir.

Ş im diye kadar: C u m h u rb a ş k a n lığ ı S e nfoni O rkes trası eşliğ in d e C. D eb u ssy nın

iki d ansını, C. Frank'ın V a ria to n s S y m p h o n ig u e s 'in i G .F o u re 'n in B allad O p. 19' unu

ve B eethoven 'in Sol M ajö r 4. p iyan o k o n ç e rto s u n u , W . A m e d e u s M ozart ın La M a­

jö r piyano k o n ç erto su n u ç a lm ış tır. A yrıc a rad yo v e te le v izy o n d a e ş lik v e solo o la ­

rak k o n s erler ve rm iş tir. S a n a t hayatın a 1949 y ılın d a asista n ola ra k başlay an Firu­

zan H izel 1955 y ılın d a D evlet O pera ve B alesin d e k o rre p e titö r ve o pera s a n atçısı

olarak 1977 yılın a k a d a r ç e ş itli s a n a t b ö lü m le rin d e ça lış m ış tır.

G ü n ü m ü ze kad ar sü rd ü rd ü ğ ü san at h ayatı içind e çeşitli m an s iyo n ve p la k e tle r­

le ö dü llendirilm iştir.

Pertev Boyar'ın 1948 yılında basılan kitabı, daha sonra yazı­

lanlara yo l gösteren önem li b ir kaynak oldu.

"TÜRK RESSAMLARI"

KİTABININ

"BAŞLANGIÇ" BÖLÜMÜ

-Memleketimizde 1793 tarihine kadar

(¡Ç ıtA ğl devam eden Türk Resim Sanatı min-

alür ve tezyinata ait bulunuyor idi. Garp tekniği ile Resim sanatının memleketimize girdiği bu tarihten sonra, Türk sanatkârları resimlerinde o zamana kadar gö­ rülmeyen ışık, gölge ve derinliğe kıymet verme­ ğe başlandı, 19. asrın başında minyatürün orta­ dan kalkmasıyla kendini yeniden başka bir şe­ kilde gösteren bu teknik sanatkârlarının çoğu ve hatta hepsi Mektebi Harbiyei Şahane veya Mühendishaneyi Berri Hümayun’dan çıkma subay lar idi. Yeniçeri ocağının ortadan kalkma­ sıyla Üçüncü Selim 1793 tarihinde Mühendis- hane-i Berri Hümayun ders programlarına Re­ sim dersini koydu. O zamanki büyük bilginleri­ miz bu dersin topçuluk, istihkâm ve haritacılık gibi mühim askeri meseleler üzerinde de mües­ sir olacağını takdir ederek bu mektep progra­ mına konan Resim dersinin tedriz usulü tam 120 sene muntazaman devam etti.

1825 de talebesi 40 dan 100'e çıkarılan mü- hendishanede 1835 tarihine kadar süren 10 se­ nelik müddet zarfında bu derse çok daha fazla ehemniyet verilmiş ve görülen istidat ve kabili­ yetler karşısında bu tarihten itibaren Avrupaya ikmali tahsil için talebe gönderilmeğe başlan­ mıştır.

Güzel sanatların meftunu ve Ressamlığın ehemmiyeti ve kıymetini takdir eden ilim ve ir­

fan sahibi Bekir Paşa 1846 da mühendishaneye

nazır olarak tayin edildiği zaman, artıkbu derse verilen ehemmiyet son derecesini buldu ve öy­ lece devam ederek memlekete Ressam yetişti­ rildi. Harbiye mektebinde ise 1835 tarihinde programına konulan Resim dersinin esaslı su­ retle tatbiki mektep nazırı Selim Satı Paşanın za­ manında ve 1841 senesinde başlar. Bundan ev­ vel yani 1835 tarihinden sonra 1838 de Mektebi Harbiyede İspanyalı Şırans isminde bir Ressa­ mın resim muallimi olarak bulunduğu Miratı Harbiyede yazılıdır. 1841 de Selim Satı paşanın ayrılması Mektebi Harbiyeye nazır olan Mirili- va Emin paşa Mektebi Harbiyeyi iki kısma ayı­ rarak birine Mektebi Ulumü Harbiye ve diğeri­ ne de Mektebi Fununu İdadiye ismini vererek tedrisatı ona göre tanzim ve taksim etti, İstan­ bul’da ve diğer vilâyetlerde açılan Askeri Rüşti­ yelere Mühendishane ve Harbiyeden yetişen asker muallimler ve Asker Ressamlar tayin edi­ lerek diğer derslerle beraber Resim dersine ehemniyetle devam edildi.

Harbiye mektep nazırlığına tayin edilen Fe- rikRıfatpaşa ise Kes namındaki Ressamı Harbi­ yeye getirmiş ve hoca tayin etmiştir. Bu Ressa­ mın, Askeri İdadi Resim muallimi iken 1887 de vefat ettiği Mirati Harbiye de yazılıdır. (Babası ve amcası 2. Mahmut zamanında Fransadan ge- tirilerekTophane ve tersanei amire işlerinde ça­ lıştırılmış, Kendisi İtalyada tahsil ederek diplo­ ma almış ve îstanbulda doğmuştur.) Tedris me­ selesinde ihtisasa çok ehemniyet verilen bu za­ manda Vilâyetlerde açılan mekteplere mukte­ dir Türk hocalarını bulmak için çok zorluk çeki­ liyordu. Buna bir çare olmak üzere talim ve ted­ ris heyetinin ayrı sınıf olarak yetiştirilmesi dü­ şünülerek 1664 de (Menşei muallimin) sınıfı na­ mıyla askeri mekteplere hoca yetiştirecek bir sı­ nıf teşkil edildi.

Talebesi tahsil yıllarında istidat ve ahlak se­ ciyeleri ile çok iyi tanınmış ve Harbiye mektebi­ ni ikmal etmiş istekli subaylardan mürekkep bulunan bu mektepde sınıfı evvel ve sınıfı sani namile iki sınıf mevcut olup bu sınıflardan sınıfı evvel Ressamlığı askeri liselere resim muallimi yetiştirir. Tahsil müddeti dört sene süren bir sı­ nıftı. Bu sınıfta Hendesei Resmiye, Manazır ve gölge; resmi hattı, kara kalem resim, sebya re­ sim, çini üs resim, boyalı resim, kopya ve mo­ delden resim, tabiattan resim, tasviri ve hayali resim, yağlıboya resim, makine tersimai, fenni tesri, fotoğrafçılık, elbise tarihi tedris edilirdi. 1860 da Harbiye ve Mühendishaneden ikmali tahsil için Parıste bulunan önüne geçilmek ve bunların nizam veintizamaltmda topluca tahsil ettirilmeleri, Paris sefiri Reşit Paşazade mer­

hum Cemil Paşa tarafından İstanbula yazılmış ve terviç olunarak 1860 Pariste Karanel namın­ daki mahalde, Viyola sokağında bir Mektebi Osmani tesis edildi. Bu mektepde diğer dersler­ den başka Manazır, resmi hattı, resmi taklidi, resmi mücessem okutulurdu. Resim mualimin Rolero Birens isminde bir ressam olduğunu ve 1875 de kapanan bu mektepten Seyit Bey gibi nice mahir asker ressamlar yetiştiğini Miratı Harbiye yazmaktadır. Sınıfı sani ressamlığı ise Asken Rüştiyelere öğretmen olmak isteyenlere mahsus olup tahsil müddeti iki sene idi. Bu sı­ nıfta da hendesei resmiye, manazır ve gölge, ka­ ra kalem resim, sebya resim, çini ile resim, boya­ lı resim kopya resim, modelden resim dersleri tedris olunurdu. Askeri mektepler Nazın Galip Paşa nın bilgili icraatından olan bu eser memle­ ket ve orduya çok değerli ve verimli hocalar ye­ tiştirmiş ve Garp resim tekniği de esaslı bir su­ rette memlekete yerleşerek subay sanatkarlan- mızm eserlerinde kendini göstermiştir. 1860 se­ nesinden sonra resim dersi, askeri orta okullar­ la, liselerde mecburi ve harp okulunda ise husu­ si ve ihtiyari tatbikine karar verildi. Bu tedris 1875 yılına kadar devam etmiş ve bu tarihten sonrayeni bir programla resim dersi en semere­ li bir devreye girerek meşrutiyetin ilânına kadar devam etmiştir.

1851 senesinden itibaren Türk mekteplerine kabul edilen resim dersleri açılarak, bu dersi ve­ recek hocalar yetişinceye kadar diğer derslerde olduğu gibi resim dersıde asker öğretmenler ta­ rafından gösterilmiştir. Bu askeri ressam hoca­ larının tablolarında görülen mütekamil icra tar- ziyle Türk resmine yeni bir devre açılmış oldu­ ğu görüldü. Bu subay ressamlarımız Avrupada tahsil etmiş ve tanınmış üstatların atölyelerinde çalışmış oldukları halde zehirlenmemiş ve çok temiz kalmış hislere Türk Resim Sanatının te­ melini temiz ve saf olarak kurmuşlardır. Askeri terbiyenin verdiği tevazu ve disiplin ruhunun sanat plamnda bir tezahürü olarak kabul edebi­ leceğiz güzel ve temiz iş gayretini bu devrenin subay sanatkârlarında görüyoruz. 1910 senesi­ ne kadar asker ressamlar olarak tanınmış bu sağlam karakterli kıymetli sanatkârların atölye­ lerinden yetişmiş ve aynı his ve terbiye ile müte­ hassıs bulunmuş Meşrutiyet ve Cumhuriyet su­ bay ressamları ise daha geçen sene fırçası elinde vefat eden Sami Yetik ve halen 80 yaşma yakla­ şan ve yine elinde fırçası tabiat köşelerinde il­ ham almakla meşgul Laga Mehmet Ali, Hikmet Onat, AliSami Boyar ve arkadaşlarından mü­ rekkep ressam subaylarımız, yine temiz müte- vazi ve gelip geçici kıymetlere ehemmiyet ver­ meden samimiliği ve sanat terbiye ve aşkını her şeyden üstün tutarak kıymetli hocalarının yü­ rüdükleri yoldan yürümeğe çalışmışlardır.

Bu günkü yaşayan Türk Subay Ressamları, 1944 den beri "Harp Okulu Mezunu Ressam Su­ bayları Birliği" namı altında bir birlik tesis ede­ rek bir araya toplanmışlardır. Kıymetli selefleri­ nin eski zaman büyüklerinden gördükleri tak­ dir ve teşvik mazhariyetine şimdi onlarda şük­ ran ve minnetle maznar olmuşlardır. Türk ru­ hunda saklı güzel sanatlar heyecanını bu günkü subaylarımızın ruhunda da sönmez bir ateş ha­ linde saklı olarak taşımakta ve ara sıra bu ateşin bir şule halinde parlamakta olduğunu görmek­ le memleketimiz ve ordumuz hesabına kıvanç duymamak elden gelir mi? Subay ressamlar na­ mı altında toplanmış olan zümreyi üç kısma ayırmak icap eder.

1- Mühendishanenin açılmasından ve resim dersinin teknik dahilinde tedrisinde başlandığı 1793 den Meşrutiyetin ilanına 1908 yılına kadar yetişen ve eser verenler.

2 - 1908 den Cumhuriyetinin ilânına 1920 ka­

dar yetişen ve eser veren ressamlar.

3- Cumhuriyetin ilânından bu güne kadar yetişen ve eser veren ressamlar.

Ben subay ressamların hayat ve sanatlarını (Neşet) subay çıktıkları sene arasına göre tertip ederek yazmış bulunduğumdan yukarda arze- dilen tasnif nazarı dikkate alınmamıştır.

(4)

w /? m ş a ş ım

s A m .t

BİR PERTEV

BOYAR

SERGİSİNDEN İZLENİMLER

Kendi kuşağının

ve Cumhuriyet Türkiyesinin iik

ressamları arasında bir şahsiyet. Çeşitli yıllara ait,

peyzaj ve natürmortlarını izleme imkanı buldum.

Klasik olabilecek tarzdaki biçimiyle izleyerek: gerek

renk ve fırçasından yararlandım diyebilirim.

Resim Öğretmeni.

Adnan Aksu

Türk resim sanatının kıymetli ve büyük ustası sn.

Pertev Boyar ın çeşitli dönemlerine ait üstün

örnekleri biraraya getiren bu sergiyi büyük bir zevk ve

heyecanla gçzdim.

Kemalilisulu

Tek kelime ile Şaheser.Allah Nur içinde yatırsın.

Ressam

Yaşar YAYLA

İnsanlığa verdiği hizmet hiç bir şevle ölçülemez. Ben

klasik resimin yerini diğerlerinin dolduracağına

inanmıyorum. Tek kelime i[e harika sanatçı, beni

duygular ile bütünleştirdi, insana hayat veriyor,

seyrine doyulmuyor.

Nebahat Hamil

İnce ruhunuzun

yansıması doğa resimlerinde beni içine aldı. Çok çok

güzel çalışmalar, hayran kaldım Serginiz insana

mutluluk veriyor, aynı zamanda büyülüyor. Sizi

tanıyamamanın üzüntüsü içindeyim.

Necla Alkaşt

Artık böylesine klasik görüntülere rastlamak nerdeyse

olanaksız, yeni akımlar bize biraz uzak kalıyor.

Neslihan Coşku

Devrinin Ressamları iie eşdeğer biz Biçem üstlenilmiş.

İçtenlik dolu Renklerle îenevvü kazanmış Resmin derin

boyuttan içinde kendine özgü üslubunu kanıtlamış

üstün bir sanatçı.

Hasbiye S akm ar

Savın Pertev beyi 1965 senesinde tanıdım.

Çok babacan bir insan. İki resmini halen muhafaza

ediyorum. Renkleri, desenleri çok iyi kullanmak.

"Natumort" lan emsalsizdir divebiliyorum. Bu eserleri

satın alın ve duvariannızı süsleyin.

Eşi bulunmaz bir ressamdı.

Sağ olsaydı da parmaklannın ucunu apseydim.

ErtuârulTaciroğlu

Bunca sergiler gezdim:

Ama böylesine yeşil' in tonlarının zenginliğine

rastlamadım ve ışığı-göigeyi böylesine iyi

kullanan bir usta görmedim.

M.S.Ö. Resim Böl. öğrencilerinden.

Derviş özer.

Betonun her geçen gün yeşili ezdiği günümüz İstanbul’

unda böyle büyük bir ressamın doğasını

görmek çok güzel

U io r Solmaz.

(5)

HORHOR S E R tjfm

SMFA:S

BİR K İT A P

SelimPertev Boyar: Osmaniı İmparatorluğu

ve Türkiye Cumhuriyeti Devirlerinde Türk

Ressamları. Hayatları ve Eserleri, Ankara

1 9 4 8 , Jandarm a Basımevi, 2 5 6 S. 4 5 plânş.

Fiyatı: 5 Lira.

Güzel sanatlar arasında bizde pek eski bir

mazisi olan resim, mümtaz bir mevki işgal eder.

Fakat elimizde Türk resminin esaslı bir tarihi

yoktur. Böyle bir tarih hazırlanması, herşeyden önce

Türk ressamlarının hayatlarını bilmemize bağlıdır.

İlk Türk ressamlarını ve hatta sonradan yetişenleri

tanımıyoruz. Resim tarihim izin birçok safhaları

karanlıktır. Mevcut biyografiye ait eserlerim iz,

ansiklopedilerimiz her ne kadar bazı

ressamlarımızın hayatları hakkında bilgi verirse de

Türk resimine olgun eserler katmış, bu sahada çığır

açmış birçok Türk sanakârının adlan maalesef

unutulmuştur.

Jandarma ve Muzıka Erbaş Orta Okulian Resim

öğretm eni Yarbay Selim Pertev Boyar yıllar süren

bir çalışma neticesinde Türk ressamlarını tanıtan bu

güzel ve değerli eserini ortaya koymuştur. Bu eser,

yerinde bit himmetin mahsulüdür ve tahmin

ediyorum ki, Türk resim tarihi üzerinde çalışacak

olanlar bu hizmeti her zaman minnet ve şükranla

anacaklardır.

Kitapta önce. Türk resim tarihinin nasıl

başladığı ve geliştiği, hangi cereyanlardan mülhem

olduğu kısaca anlatılmış: klâsik ve modern sanat

hakkında bilgi verilm iştir. Bu bahislerden sonra hal

tercümelerine geçiliyor. Burada önce,

Mühendishane-i B erri. Hümayun

(T

opçu

HarbiyesiJ

ile kara ve deniz Harp Okullarından. Askeri Tıbbiye

ve Veteriner Okullarından yetişen asker ressamların

hayatları ve sanat değerleri hakkında malûmat

verilm iştir. Bu hal tercümelerinin yanında,

ressamların eserlerinden örnekler de mevcuttur,

Kitabın ikinci bölümü sivil ressamlara tahsis

edilm iştir. Her iki bölümde ceman 256 Türk

ressamının hayatı ve eserleri hakkında malûmat

mevcut.

Uzun ve yorucu bir çalışma neticesinde vücuda

getirdiği. Türk resim tarihi için değerli bir kaynak

hizmetini görecek olan eseri hakkında Ressam

Pertev Boyar diyor ki:

Kıym etli bocam Ressam Sami Yetiğin

CResamlarımız J isim li ik i ciltlik b ir eser yazarak

bunu bastırmak özere bulunduğunu bana

müjdelediği zaman çok sevinmiştim. Aradan bir

sene ğeçtj. Kitabın birinci cildini (1 5 6 ) sayfa olarak

bastırdı, ikinci cildi de sabırsızlıkla beklerken o

vefakâr üstad bu fani dünyaya gözlerini kapadı ve

eser de b ir türlü basılamadı. Basılamıyan ikinci

cildin basılması için sayın Ressam Bay A li Bay azıt,

merhumun ailesine mektupla müracaat etti, ise de

semere elde edilemedi. Büyük emek ve gayretle

yazılan bu eserin bu suretle tamamlanmaması beni

ve bütün meslekdaşlanmı m üteesir etti.

Şahsen meslek aşkından başka hiçbir bilgiye

sahip olmadığım halde bazı ressam arkadaşlarım,

eserin tamamlanması için beni teşvik ve tergip

ettiler. Kendilerinden aldığım cesaret ve kuvvetle

bu zor işi bütün Türk ressamlarına teşm il ederek

yapmağı samimiyetle istedim. Fakat bu bilgiyi

nereden bulacaktım? Bu hususta gene kıymetli

sanatkâr arkadaşlarıma başvurarak görgü ve

bilgilerine müracat ettim , onlardan çok kıym etli

malûmat ve vesaik topladım. M iratı Mühendishane

ve M iratı Harbiye ve Elvahi Nakışiye koleksiyonu ile

askeri ve umumi salnameleri ve Serveti Fünun;

Şehba, Malûm at ve benzeri gibi çok eski mecmua

ve gazeteleri karıştırdım . Gerek Ankara ve gerekse

İstanbulda bulunan birçok aileleri rahatsız ederek

eser aradım ve uful etm iş kıym etli ressam larım ız

hakkında malûmat tophyarak eseri yazmağa

teşebbüs ettim . Ben ne b ir meçhulü ortaya koydum

ve ne de b ir şahıs veya, eseri kıymetlendirdim.

Ancak resm i ve hususi vesaike dayanan bilgilerle,

kendi gözlerimle seyrettiğim eserler hakkmdaki

ressam arkadaşlarımın görüp bildikleri malûmatı

yazdım."

Türk ressam ları”, ressam Yarbay Pertev

Boyar m eseri. Ankara da Berkalp, İstanbul da Gen

ve İnkılâp Kitabevlerinde satışa çıkarılm ıştır. Bu

kitap kütüphanelerimizin büyük bir eksikliğini

tam amlamıştır.

Adnan Cahit ötüken

(6)

HORHOR SERÇ/lERt

SAHRA: 6

SURLAR ve

İbrahim M. KARAKAŞ

İstanbul kurulduğundan bu yana sürekli genişleyerek dört kez surlarla çevrilmişti.

Kentin üç yanının denizle çevrili olması, doğal bir korunma sağlamıştı. Kara yönü ise

sürekli güçlendirilen ve yenilenen surlarla savunuldu. Bizans hükümdarları yaşamları

boyunca bu surların yapımı ve onarımına önem verdiler. İstanbul'a yönelen bütün sal­

dırılar bu surlar sayesinde durdurulabildi.

Horhor, tarihi İstanbul kentinin merkezinde yer almaktadır. İstanbul Surları ve bu

surlar üzerindeki kapılar kent tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle korunması

gerekmektedir. Bu sayımızda Horhor ve Çevresi'ni bu tarihi yapılara ayırdık.

B iz a n s çağında ç o k ön e m v e rile n İs ta n b u l S u rla rı, O s m a n lIla rd a n g e r e k li ilg iy i g ö rm e d i, t i k c id d i o n a rım II. B a y e z ıd zam a n ın d a y a p ıld ı. S on o n a n m ın da I I I . A h m e t ta ra fın d a n y a p tırıld ığ ın ı b iliy o ru z . 18. y ü z y ıld a n b u y a n a s u rla ra o lu m lu b ir a n la m d a h e m en h iç e l s ü rü lm e d i. ^

Y A L D I Z L I K A P I: K a ra s u rla rı ü z e rin d e R o m a Z a fe r ta k la rın ın so n u n cu su o la ra k k a b u l e d ile n m uhteşem b ir y a p ı v a rd ır k i, bu Y a ld ız lı K a p ıd ır . S u ru n g ü n lü k g e ç işe m ahsus d iğ e r k a p ıla rın a k a rş ılık , Y a ld ız lı K a p ı sadece a s ke ri ve d in i tö re n le rd e , İm p a ra to ru n ve o rd u n u n z a fe r a la y la rıy la k e n te g iriş in d e k u lla n ılırd ı.

M E V L E V İ H A N E K A P I: S ü m b ü l E fe n d i n in d a m a d ı M e rk e z E fe n d i burada b ir te k k e k u rd u ğ u iç in O s m a n lı d ö n e m in d e bu a d ı a lm ış tır.

S lL lV R l K A P I: S iliv r i K a p ı'n ın B iz a n s ta rih in d e ö n e m li b ir anısı var. L a tin le rin k e n ti iş g a l e d ip ya ğ m a la m a s ın d a n sonra İm p a ra to r P a le o g o lo s'u n k o m u ta n la rın ­ dan A le k s iu s S tra te g o p u lo s , H a ç lı o rd u la rın ın b ü y ü k b ir b ö lü m ü n ü n sefere ç ık ­ m asın d a n y a ra rla n a ra k k ü ç ü k b ir b ir lik le bu k a p ıd a n g ir m iş ve k e n ti k u rta rm ış tı. E D İR N E K A P I: B iz a n s ça­ ğ ın d a , bu k e s im d e k i su ru n inşaa- sı iç in ç a lı­ şan m a v ile r p a rtis in in iş ­ ç ile r i H a liç y ö n ü n d e n , y e ş il p a r tir iş ç ile ri de M a rm a ra y ö n ü n d e n ça lışa ra k b irb irle rin e

d o ğ ru ile r le y ip o n o k ta d a b irle ş m iş le rd i. B u n d a n d o la y ı "Ç o k A d a m la r K a p ıs ı " a n la m ın a g e le n M y ria n d rio n adı v e rilm iş tir. F a tih S u lta n M e h m e t, fe tih g e rç e k ­ le ş tik te n sonra, İs ta n b u l'a tö re n le bu k a p ıd a n g ir d i. O s m a n lıla r d ö n e m in d e bu çe v­ re h a lk ı b a yra m a rife le rin d e ve b a y ra m s a b a h la rın d a nam azdan sonra to p lu ca bu k a p ıd a n ç ık a ra k ş e h itlik te dua o k u y u p , F a tih ve a s k e rle rin in ru h la rın a y o lla m a y ı g e le n e k h a lin e g e tirm iş le rd i..

T O P K A P I: B urası, İs ta n b u l'u n k u şa tılm a sı sırasında s tra te jik b ir n o k ta y d ı. F atih, k a ra rg a h ın ı burada k u rm u ş, a ğ ır to p la rın ı da bu ka p ıy a y ö n e ltm iş ti.

(7)

HORHOR S E R Ç fm

SM FA:7

DOĞAL HAYATI KORUMA DERNEĞİ

ürkiye'de çevre sorunları endüst­ riyel gelişme ve buna bağlı olarak yaşam standartlarının yükselme­ si ve tüketimin artması, bunun so­ nucunda da daha fazla atık üretil­ meye başlanmasıyla ciddi bir sorun halini al­ mıştır. Yurdumuzda çevre bilinci ne yazık ki çok yer,i bir kavramdır, insanlar ancak hava kir­ liliği, susuzluk, yiyeceklerdeki sağlığa zararlı tarım ilaçları gibi kendilerini direk olarak etkile­ yen sorunlarla yüzyüze geldiklerinde konuya İl­ gi göstermeye başlamışlardır. Ancak hayvan ve bitki türlerinin ve bunların yaşam alanları­ nın, yani doğal dengenin korunmasının her gün yüzyüze bulundukları bu sorunların çözü­ müyle doğrudan ilgili olduğunun pek de farkın­ da değiller.

Çevre kirliliğinin sadece sanayi kuruluşla­ rından kaynaklandığını, evsel atıkların da en az sanayi atıkları kadar zararlı olduğunu ve alışkanlıklarında yapacakları küçük değişiklik­ lerin tüm topluma yayıldığında çok büyük bir değişiklik yaratacağını düşünmüyor, bu konu­ da harcayacakları çabanın denizde bir damla olduğunu ve hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini dü­ şünüyorlar.

Bu sorun ancak halka ve özellikle de ço­ cuklarda bir çevre bilinci oluşturularak çözüle­ bilir. Bu konudaki eğitim çalışmalarına ağırlık verilmeli ve kampanyalar düzenlenmelidir. Gö­ nüllü örgütler ve hükümetle İşbirliği içinde ça­ lışmalıdır. Yurt dışındaki gönüllü örgüt sayısı ile bu örgütlerin üye sayısı yurdumuzdaki ile karşılaştırıldığında ülkemizin bu alandaki du­ rumu daha iyi anlaşılabilir. Bu gün ispanya'da çevre korumacı 800 örgüt vardır. Dünya Doğa­ yı Koruma Vakfı'nın Hollanda'daki üye sayısı 300.000'e ulaşmış durumdadır. Yurdumuzda ise çevre korumacı örgütlerin sayısı 20’yi aş­ mazken bunların toplam üye sayısının 10.000'i bile geçmediği söylenebilir. Bu durumda yapı­ lacak olan bu konuda çalışan örğütlerln çalış­ malarının desteklenmesi ve yenilerinin kurul­ masının teşvik edilmesidir.

Bu konularda çalışmalar yapan Derneği­ mizin çalışmalarını kısaca özetlemek istiyo­ ruz.

1975 yılında kurulan Doğal Hayatı Koru­ ma Derneği (DHKD) Türkiye'nin en etkin çevre koruma örgütlerinden biridir. DHKD doğal den­ genin önemini ve korunması gerektiğini, dün­ yada insanlığı, hayvan ve bitki türlerini tehdit eden gelişmelerin - bilinçsiz yapılaşma ve top­ rağı tüketirceslne kullanma gibi hayati hatala­ rın- Türkiye'de de onarılması güç boyutlara ulaşmasını önlemek, dolayısıyla doğayı koru­ ma bilincini bütün topluma benimsetmek ama­ cıyla çalışmaktadır.

DHKD Türkiye'de de doğanın ve doğal kaynakların korunmasına katkı olarak:

- Çeşitli projeler kapsamında bilimsel araştırmalar ve alan çalışmaları yürütür,

- Ülkemizin henüz büyük ölçüde yoksun olduğu doğal kaynak envanterini oluşturmak için araştırmalar yapar,

- Ülkemizdeki deniz kıyıları ve sulak alan­ lar için yönetim ve kullanım planları oluşturma çalışmaları sürdürür, .

- Çocuk, genç ve yetişkinlerin çevre konu­ larında eğitilmesi, bilinçlendirilmesi için uygu­ lamalı eğitim programları hazırlar,

- Çevre koruma konusunda kitle iletişim araçlarına bilgi kaynağı olarak hizmet verir.

Başlıca projeler: Dalyan, Köyceğiz Projesi:

Akdeniz'de nesli tükenmekte olan deniz kaplumbağaları Caretta caretfa'nın en önemli yuvalama alanlarından biri olan Dalyan'ın ko­ runması amacıyla DHKD'nin sürdürdüğü yo­ ğun çalışmalar sonucu Dalyan, Köyceğiz'de yapılması planlan büyük bir turistik yatırım iptal edilmiş ve yöre 1988'de Özel Çevre Koruma Alanı ilan edilmiştir. DHKD şu anda yerel yöne­ tim ile işbirliği içinde yöre halkının ve turistlerin eğitimi için çalışmaktadır. DHKD'nin WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) ile ortak olarak yürüttüğü Deniz Kaplumbağaları Koruma Pro­ jesi ise Dalyan ve 16 benzer yuvalama alanını ve bir Kıyı Yönetim Planının hazırlanmasını kapsamak üzere genişletilmiştir.

Göksu Deltası Projesi:

DHKD tüm Orta Doğu'nun en değerli kuş alanlarından biri ve tehdit altındaki Yeşil Kap­ lumbağaların Akdeniz'deki son yuvalama alanlarından biri olan Göksu Deltası'nın korun­ ması için bir süredir yoğun kampanyalar sür­ dürmektedir. 1990 Mart ayında Özel Çevre Ko­ ruma Alanı ilan edilen bu yöre için bir Sulak Alan Entegre Yönetim Planı'nın hazırlanması amacıyla sulak alan yönetimi konusunda

uz-man Fransız Enstitüsü Station Biologique de la Tour de Valet Ile ortak olarak bir fizibilite çalış­ ması Mart 1991'de başlatılacaktır.

Eğitim Projesi:

DHKD tüm çalışmalarının yanısıra eğitim faktörüne büyük önem vermektedir. Bu amaçla öğrenciler için hazırladığı uygulamalı eğitim programlarının yanısıra tüm projelerinin kap­ samında eğitim programlarına da yer vermek­ tedir ve eğitim malzemesi olarak çeşitli kitap, broşür ve afişler bastırılıp dağıtılmaktadır. Ay­ rıca 2 ayda bir yayınlanan "Kelaynaktan Haberler” adlı bültenimiz çevreden sorumlu

Devlet Bakanlığı yardımıyla lise ve dengi okul­ lara gönderilmektedir.

Önemli Kuş Alanları Projesi:

ICBP (Uluslararası Kuşları Koruma Kon­ s e y in in 1986-1988 yılları arasında hazırladığı Avrupa'nın Önemli Kuş Alanları isimli kitabın Türkiye bölümü genişletilip bastırılarak ülke­ mizin büyük ihtiyacı olan doğal kaynak envan­ terine katkıda bulunulmuştur.

DHKD’nin aldığı ödüller:

-1988'de Çevre Genel Müdürlüğü tarafın­ dan Çevre Dostluk Ödülü

-1989'da UNEP Global 500 Çevre Ödülü

-1989'da Alman Turizmciler Birliği Çevre Ödülü

-1990'da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Ödülü

Yukarıda ancak kısa başlıklar halinde ak­ tarabildiğimiz Demeğimizin çalışmaları için el­ bette ki maddi destek gerekmektedir. Doğal Hayatı Koruma Demeği'nin gelirleri üyelerin­ den aldığı aidatlar ve Derneğimiz çalışmaları­ na ilgi gösteren kişilerin yaptıkları bağışlardan oluşmaktadır. Bu gazete yoluyla Horhor Sanat Galerisi sahibi sayın Atilla Ekşinozlugil ve Galeri yöneticisi Sayın Yılmaz Uyaria 5-20 Ocak tarihleri arasında açılan Eşref Üren gibi

Devlet Sanatçısı ödüllü ünlü bir ressamımızın sergisindeki tabloların satışının gelirinden Ga­ leri payına düşen bölümünü Demeğimize ba­ ğışlamalarını takdirle karşılıyor, teşekkür edi­ yoruz. Dileriz, onların bu güzel davranışları herkese bir örnek olur ve bundan sonra da in­ sanlar Doğal Hayatı Koruma Demeği'ne ve do­ layısıyla çevre koruma konusundaki çalışma­ lara kendi çalışma alanları dahilinde ellerinden geldiğince yardımda bulunurlar.

Doğal Hayatı Koruma Derneği Başkanı Nergis YAZGAN

Balta girm iş o rm an lar!

S iz bu sa tırla rı o k u r k e n , b a l ta l a r , 16 f u t b o l s a h a s ı b ü y ü k l ü ğ ü n d e b ir o r m a n

a la n ın ı d a h a y o k e t m i ş o l a c a k ! D ü n y a m ı z ı n a k c iğ e r i o l a n t r o p i k a l o r m a n l a r ı n

h e r d a k i k a , 16 fu tb o l s a h a s ı

b ü y ü k l ü ğ ü n d e bir b ö l ü m ü

d a h a y o k e d i liy o r . Ü s t e l ik

bu

o r m a n l a r ,

y e r y ü z ü n ü n

s a d e c e % 1 7 's in i k a p lı y o r . . .

a m a b u n a k a rş ılı k , g e z e g e ­

n i m i z d e y a ş a y a n c a n lı t ü r ­

le rin in % 5 0 ' s i n i b a r ı n d ı r ı y o r . . . ve s o n 2 5 yıl iç in d e bu o r m a n l a r ı n y o k e d i le n

b ö l ü m ü y l e b ir li kte , e n a z 2 0 0 . 0 0 0 h a y v a n ve 1 0 . 0 0 0 bitki t ü r ü d e y e r y ü z ü n d e n

t a m a m e n silind i. Ü l k e m i z bu k ıy ım a , k a ç a k k e s i m l e r , s ın a i o d u n h a m m a d d e s i ,

t a r ı m a r a z is i e ld e e t m e v e y a n g ı n l a r gib i n e d e n l e r l e o r m a n l a r ı n ı n % 6 0 'ın ı y o k

e d e r e k k atıld ı. A m a d a h a d ü ş ü n d ü r ü c ü o la n , y o k e d i le n o r m a n l a r ı n y e r i n d e ,

ik-B iz T ü r k i y e ' n i n d o ğ a l ç e v r e s in in

lim d e n g e s i n i d e ğ i ş t i r e n , h a v a kir li liğ in i a r t ı r a n v e ruh s a ğ lı ğ ı n ı c id d i o l a r a k

et-t a m a m e n y o k e d i l m e m e s i i ç i n

k ile y e n y e n i b ir o r m a n t ü r ü n ü n y ü k s e l m e s i : B e t o n b l o k l a r ! . . A n c a k biz, h iç

ol-ç a l ı ş ı y o r u z . . . S i z d e k a t ı l ı n !

m a z s a b u n d a n s o n r a s ı iç in b ir ş e y l e r y a p ı l a b i l e c e ğ i n e i n a n ı y o r u z . Y a s i z ?

•K r

I B iz e k a tılm a k is te rs e n iz , lü tfe n bu k u p o n u d o ld u ru p P.K. 18, 8 0 8 1 0 B e b e k -is ta n b u l a d re s in e g ö n d e rin . I

is im , s o y a d ı I

T

r h i

I | A d re s -I ______ I________ I I I J 1) 0 Ğ A L / H A V A T 1 k 0 R l VI A 1) E R \ E Ğ i

(8)

HORHOR S E R Ç m t

W FA:8

B oyar

bir resim

s erg isin d e

üst rütbeli

su b aylarla

birlikte

S. PERTEV BOYAR

TÜRK RESİM SANATI

H

DÜNYA RESİM SANATI

1897 Selim Pertev Boyar Kadıköyünde Hünkar İmamı ma­ hallesinde doğdu.

1910 Amatör bir ressam olarak resim çalışmalarına başla­ dı.

1914 Birinci Cihan Harbi'nin çıkması üzerine Harbiye’deki eğitimini tamamlanmadan nakliye asteğmeni olarak orduya katıldı.

1915 Teğmen oldu.

1917 Yıldız'a birinci nakliye taburu ikinci bölük komutan­ lığına tayin edildi.

1922 Anadolu'ya geçti.

1923 Jandarma sınıfına nakledilen Pertev Boyar, bir sene Kadıköy Jandarma Bölüğünde görev yaptı.

1929 İstanbul'un çeşitli semtlerinde Jandarma komutanlığı yapan ressam Erzurum'a gitti.

1930 Yarım kalan Harp Okulu eğitimini tamamlamak üze­ re İstanbul'a geldi.Askeri eğitiminin yanı sıra Güzel Sanat­ lar Akademisi'nde yarım gün derslere katılmaya başladı. 1931-1932 Güzel sanatlar Akademisi'nde İbrahim Çallı atölyesine devam eden Boyar resim öğretmenliği ehliyet­ namesini aldı.

1931 Yüzbaşılığa terfi etti.

1934 Bursa'nın Orhaneli Jandarma komutanlığına tayin edilmesi üzerine akademideki çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.

1938 Maraş'm Göksün ilçesi Jandarma Komutanlığına ta­ yin oldu.

1939 Ankara Jandarma Genel Komutanlığı i . şube mül- haklığına tayin oldu.

1940 Jandarma gedikli erbaş okulu topografya ve Jandar­ ma Gedikli Ortaokulu ile Ankara musiki orta okulu resim öğretmenliğine tayin edildi.

1948 Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti de­ virlerinde yaşamış Türk Ressamları üzerine hazırladığı ki­ tap basıldı.

1981 1910 yılında başlamış olduğu resim çalışmalarını her türlü askeri görevin fırsat verdiği anlarda ve eşkiya ta­ kiplerinde bile sürdüren Pertev Boyar aramızdan ayrıldı.

1902 Hüsnü Tengüz "Eski Osmanlı Kıyafetlerine ait bir koleksiyon" yapmaya memur edildi.

1909 Sülüs ve Nesih yazılarda tanınmış hattat Ahmet Arif Efendi (Bakkal) öldü.

1910 Sağlık nedenleriyle Yarbay rütbesiyle emekliliğini isteyen Hoca Ali Rıza tamamen resme yöneldi.

1913 Asker ressamlardan Süleyman Seyit öldü. 1916 Mahir Tomruk Akademideki heykel eğitimini ta­ mamlayıp Münih'e gitti.

1918 Refik Epikman Paris'e gitti.

1922 Türk Ressamlar Cemiyeti’nin 4. Galatasaray sergisine 3 heykeltraş: Sabiha Ziya Hanım, Melek Ahmet Hanım ve Nejad Sirel yapıtlarıyla katıldılar.

1924 Yeni Resim Cemiyeti'nin ilk sergisi Mayıs ayı içinde açıldı.

1927 Saim Özeren Erzurum'da kişisel resim sergisini açtı. 1929 Arif Uygur, Elazığ'da resim sergisi açtı

1930 Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği Ankara sergisini açtı

1933 Beyoğlu, Narmanlı Yurdu Hanı altındaki Mimoza Şapka Mağazası'nda "D Grubu" ilk resim sergisini açtı. 1934 Hattat Mehmet Abdülaziz Efendi öldü.

1937 İbrahim Çallı, Şişli Atatürk Müzesi'ndeki "Sivil Giy­ sili Atatürk” portresini tamamladı.

1940 Cevat Dereli 2. Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde resim dalında birincilik kazandı.

1941 Bedri Rahmi Eyüpoğlu yurt gezileri programı içinde Çorum'da resim çalışmaları yapıyor.

1942 Zeki Faik İzer 4. Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde birincilik ödülü kazandı.

1947 Türk Ressamları, UNESCO'nun Paris'te düzenlediği resim sergisine katıldılar.

1965 Aralık ayı içinde İhsan Karaburçak resimlerini Bonn'da sergiledi.

1969 30. Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde Heykel bi­ rincilik ödülünü Saim Bugay kazandı.

1981 DYO'nun ödüllü resim yarışması birincilik ödülünü Alaaltirı Aksoy kazandı.

1899 İzlenimci ressamlardan Alfred Sisley öldü. 1900 Ermeni kökenli Rus deniz ve manzara ressamı Ivan Konstantinoviç Ayvazovski öldü (19 Nisan)

1901 19. Yüzyıl Alman Ressamlarını etkileyen İsviçreli sanatçı Arnold Böcklin öldü. (19 ocak)

1903 Paul Gauguin Tahiti'de öldü. 1904 Pablo Picasso Paris'e yerleşiyor.

1905 Fovizm adlı resim akımı Paris Sonbahar Sergisi'nde ortaya çıkıyor.

1906 İzlenimci ressamların öncülerinden Paul Cezanne Fransa'da öldü.

1907 Pablo Picasso ilk kübist yapıtlarını üretmeye başladı. 1909 Marinetti Fütürizm Bildirgesini yayınlıyor.

1910 Wassily Kandinsky ilk soyut resmini yapıyor. 1911 ABD'li heykeltraş Thomas Ball öldü (11 Aralık) 1913 Brücke Sanatçılar Birliği dağıldı.

1914 Marc Chagall Berlin'de ilk kişisel sergisini gerçekleş­ tirdi.

1916 Viyana'lı ressam W.V.Krausz Türk Büyükleri Portre­ lerini sergiledi.

1918 Herşeye kesin bir karşı çıkış olan "Dada" hareketi hızla yayılıyor.

1925 ABD'li ressam ve taşbaskı sanatçısı George Wesley Bellws öldü.

1926 İzlenimci ressamların önde gelenlerinden Claude Monet öldü.

1942 Eduard Angeli Viyana'da doğdu.

1948 Rus asıllı ünlü ressam Marc Chagall Fransa'ya yer­ leşti.

1958 Resimde Gelecekçilik Akımı’nın kurucularından ün­ lü İtalyan ressam Giacomo Balla öldü.

1966 Fransız heykeltarş ve ressam Jean Arp öldü. 1967 ABD'li ressam Charles Burchfield öldü (10 Ocak) 1972 Modem heykel sanatının öncülerinden Alman sanatçı Rudolf Belling öldü.

1974 İzlenimcilik akımının 100'üncü yılı tüm dünyada kutlandı.

1975 Ünlü ABD'li ressam Thomas Hart Benton öldü.

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Ta h a T o ro s Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Bu kura- ma göre evrenin ilk anlar›nda meydana gelen küçük kuan- tum dalgalanmala- r›, saniyenin çok küçük bir kesiri içinde evreni ola- ¤anüstü boyutla- ra

Anonim evrensel sanattan başka çıkar yol görmeyenlere modern Japon sanatını mi- sal göstereceğim, hemen hemen bizimki ka- dar kuvvetli bir millî sanat mirasına sahip olan

Tüm vakalar; yafl, cinsiyet, teflhis y›l›, sosyal güvence, ikamet yeri, ilk baflvuru flikâyeti, ek hastal›k varl›¤›, TB tipi, tan› yöntemi, tan› ald›¤› klinik,

Çünkü Aralık 1993'de Emekli Sandığı ile Kamer inşaat arasında yapılan sözleşme, restorasyon için değil, Serkldoryan Bloğu'nun tamamen yıkılıp yerine dev bir

Şurasını çok iyi bili­ yoruz ki, Cahit Sıtkı, Ahmet Muhip gibi şairlerimiz gençlikle­ rinde Verlaine’den, Baudelaire’den, Rimbaud’dan çok esinlen­

Sonuç olarak, Aydın ilinde tüketime sunulan tavuk ve bıldırcın yumurta sarılarının sırasıyla % 39,8 ve % 36,0’sı aerobik mikroorganizmalar yönünden kontamine bulunmuş;

En sonunda herşey hazırlanınca Philippe Soupault’ya burasını Yaprak dergisinin, genç kuşağın dergisinin yazıhanesidir diye

[r]