7 7 b u i ¿ L - 1 - 3
S A N A T
G A L E R İ S İ
Bu broşür,
HORHOR SANAT GALERİSİ
sergisi için, gazete şeklinde
hazırlanmıştır. 1 ŞUBAT 1991
Adros:
HORHOR SANAT GALERİSİ
.
Horhor Bitpazarı
Kırık Tulumba Sok. No: 13
FATİH 34260 /İSTANBUL
Tel: (1)524 35 92
Fax: (1)531 47 48
EY İNSAN ! SANAT YALNIZ ŞENİNDİR.
S c M tc *
SEBO
S. PERTEV BOYAR
1 8 9 7 - 1 9 8 1
Ö z e l K o le k s iy o n la r d a n d e rle n e n re s im le r
1 Ş u b a t - 2 4 Ş u b a t t a r ih le r i a r a s ın d a s e rg ile n iy o r.
• Kendi kaleminden "Ressam
Kadıköylü Selim Pertev Boyar"
HODHODDA
ŞUBAT ve MAPT
Savaş b ir yandan bütün hızı ile devam ederken, sanat
edebiyatı yapmak ilk bakışta anlamsız gibi geliyor. Ancak sa
vaş için bizim yapabileceğimiz bir şey yok.
Cazetemiz elinize geçtiğinde. Körfez savaşının gerilimi,
dileriz olumlu gelişmelerle yumuşamış olur. Gerçi, sıcak sava
şın tırmanma ivmesi büyüse de, bu durum da kanıksanacak,
günlük yaşamdaki eski alışkanlıklara zamanla dönülecektir.
Biz de işimize dönelim..
Bu kez. S. P e rte v B o y a r' ınresimleriylekarşmızdayız.As-
keri ressamlarımızın temsilcilerinden, subaylığının olduğu ka
dar ressamlığının sorumluluğunu da yaşadığı için, ait olduğu
zümrenin ilk katalog çalışmasının yarıda kalmasına rıza göster
meyerek "Türk Pessam larfkitabını bize kazandıran, çalışkan
ve kendi ifadesiyle "Vatan ve Sanat s e v e r"P e rte v Boyar.
Cezdiği y u rt köşelerinin peysajları, natürmortlan ve portre
leriyle Şubat ayı boyunca galerimizin duvarlarını süsleye
cek.
İlk sergimizde satış yoktu, "Hoca Ali Qıza"nın resimleri sa
dece teşhir için sergilendi. İkinci sergimiz satışa açıktı ve Eş
re f Üren 'den satılan resim sayısı savaşa rağmen umduğumuzun
üstünde gerçekleşti. Bildiğiniz gibi, bu satışlardan galerimize
düşen pay Doğal Hayatı Koruma Derneği ne bağışlandı. Bu
satırların yazıldığı sırada sergimizin devam ediyor olması ne
deniyle net rakam söyleme güçlüğüne karşın, "sanat " ve
"ç e v re
koruma"kavramlarının birbirine yakınlaşmasına katkıda
bulunduğumuz veya- zaten- bu iki konuyu ilgi alanı içinde tuta
bilecek düzeyin eşit kültür ve hassasiyetteki insanların payla
şabileceğini hatırlatmak gibi b ir hizmeti yerine getirdiğimize
inanıyoruz. İlerde başka kampanyalarla" D fl K D " ne yardım
cı olmayı planlıyoruz.
Mail ayında çok farklı bir sergimiz olacak. Calerimizin açılı
şından bu yana desteğini sürdüren dostumuz değerli müzis
yen Barış Manço, TV'dekiprogramlarınınlOO.haflasınedeniy-
le "Barış Manço Etkinlikleri"nin bu bölümünü Horhor Sanat
Calerfci'ııdc koleksiyonundaki 30 Osmanlı padişahına ait
portreyi sergileyerek gerçekleştirecek. Serginin yanısıra di-
ğeraktivitelerle galerimiz 13 Mail 'tan itibaren Barış Manço ile
şenlenecek.
&izi de bekliyoruz.
y ılm a z u y M İ
essam Pertev Bo yar 1897 de Kadı- jköyünde Hünkâr İmamı mahalle sinde doğmuştur. Babası Deniz Harp Okulu torpido öğretmeni deniz çarkçı Al bayı İdris Hilmi beydir. Pertev Boyar ilk tahsilini Kadıköy iskele mektebi ve
PERTEV BOYAR
HAKKINDA
Sezer TANSUĞ ___ ürk resim sanatına
f i t
*yönelik piyasaha-JL
reketinin başladığı 1970 li yıllarda, 19. yüzyıldan beri oluşumu süren modernleşme gele neği büyük bir ilgi konusu haline gelmiş ve bu gelene ği yaratan her düzeyden sanatçıların kimlikleri araştırılmayla başlanmış tır. Osmanlı ülkesinin ya bancılar ve azınlık unsur larını kapsayan kozmopo lit eklektisizmi, asker ve si vil okullardan yetişen ve "türk ulusal ekollerini" oluşturan sanatçılar tara fından aşılmaya başlan dıktan sonra, resim sana tında tual malzeme ve tek nikleriyle bütünleşen ve belirli tema kategorilerini kapsayan yeni standartlar meydana gelmiştir. Bu standartların Cumhuriyet devrinin erken dönemle rinde, ulusal bir sanat kim liğinin kazanılmasında pa yı olmuş, ancak modern gelişmelere kapalı bir post- empresyonizm olarak sü regelmesi, sıradan bir kate gori oluşturmanın ötesin de herhangi bir etkinlik sağlayamamıştır. Cumhu riyet devri Batıda geçerlilik kazanan yeni akımların iz lenmesini öngören dina mik bir program bilincine sahip çıktığı için, sözü edi len "post-empresyonist gerçekçilik" piyasa kriterleri açısından dolaysız bir popüler beğeni hedefi ol maktan ve, gelişim süre cinde belli bir aşamanın anısına bağlı kalmaktan öte ağırlıklar kazanama mıştır.
Eserlerini çeşitli vesile lerle tek tek ya da toplu hal de bir kaç kez görmek fır satını bulduğumuz Pertev Boyar'ın belli bir popüler katagori düzeyinde ilgi hedefi olmasının başlıca nedeni, öyle sanıyoruz
mo-Devamı 3. sayfamızda
Darülirfan mekteplerinde ikmal ettikten sonra Topta- şı Askeri Rüştiyesine geç miş ve üç sene orada oku yarak Kuleli Lisesine gir miş ve ressam Sami Yetik ten iki sene ders almıştır. Bu liseyi bitirince, Birinci Cihan Harbinin çıkmasıyla Harbiyeyi ikmal etmeden görülen ihtiyaca binaen nakliye asteğmeni olarak İstanbul’ da nakliye numu ne bölüğüne tayin edilmiş tir. 1915 de teğmen olmuş ve üç sene bu bölükte nak liye yedek subaylarına mu allimlik yaparak 1917 de Yıldıza birinci nakliye ta buru ikinci bölük komu tanlığına tayin edilmiş ve mütarekenin ilânında bu taburun kaldırılmasıyla açıkta kalmıştır. Yine 1917 de Üsteğmenliğe inha edil diği halde, mütareke ve ec nebi işgali dolayısiyle terfii geri kalmıştır. 1922 de Anadoluya geçerek 1923 de Jandarma sınıfına nak lederek bir sene Kadıköy jandarma bölüğünde kal mış ve 1924 de Üsteğmen
olmuş ve bu suretle dokuz sene teğmenlik yapmıştır. Pertev Boyar 1925 de Be yoğlu jandarma takım ko mutanlığında ve 1926 da Paşabahçe jandarma takım komutanlığında ve 1927 -1928 senelerinde de Bey koz jandarma komutanlı ğında kaldıktan sonra, 1929 sonunda Erzuruma gitmiş ve bir sene sonra 1914 de yarım kalan harp okulu tahsilini ikmal için 1930 senesinde İstanbula avdet ederek iki sene tah silden sonra harp okulu diplomasile atış okulu dip lomasını almıştır. Ayrıca 1930,1931 ve 1932 senele rinde Güzel Sanatlar Aka demisinde öğleden evvel Çallı İbrahim atölyesine ve öğleden sonra da ilmi ders lere her gün muntazaman devam etmiş ve resim öğ retmenliği ehliyetnamesini almaya muvaffak olmuş tur.
1931 de yüzbaşılığa ter fi eden Boyar 1934 de Bur- sanm Orhaneli Jandarma
Devamı 2. sayfamızda
Urfa'nın Birecik Kazasında yaşayan son ’
Yurdumuzun en etkin çevre koruma örgütlerinden
DOĞAL HAYATI KORUMA DERNEĞİ
mm
serç
/
îer
/
m F A : 2
I
Kink Tulumba Sok.
No.: 13/49-50-51-52
l i f t t i i I S i I ! ! I l S i 1 Fatih 34260 Istanbul-Turkey
yaşayan Çeçmiş...
Beykoz Leğen İbrikEşref Üren Sergisi'nden Anılar
(5-26 Ocak)
H o rh o r
S a n a t
G a le ris i’ne
e m e k .
v e re n le r.
Baştarafı 1. sayfamızdakomutanlığına tayin edil mesiyle akademiden ayrıl maya mecbur olmuş ve bu ilçeye gitmiştir. Üç sene bu ilçede kaldıktan sonra 1937 Siirt ilinin Garzan ilçesine tayin edilmiş olup burada altı ayda Siirt jandarma bö lük komutanlığını yaptık tan sonra 1938 de Maraş’m Göksün ilçesi jandarma komutanlığına ve 1939 da Ankara J.Genel Komutan lığı 1. şube mülhaklığma tayin olunmuştur. 1940 da jandarma muamele me murluğuna ve bu tarihten sonrada Jandarma gedikli Erbaş okulu topografya ve jandarma Gedikli orta oku lu ile Ankara musiki orta okulu resim öğretmelikle rine tayin edilerek halen bu vazifelerde bulunmakta dır. 1910 senesinden beri elinden fırçasını bırakmı- yarak her türlü vazifenin fırsat verdiği anlarda ve hatta eşkiya takiplerinde bile resim yapan bu subay ressam halen Ankara Emekli Subay Ressamlar Birliği Genel Sekreteri olup üç seneden beri bu birliğe ve altı seneden beride An kara Halkevi resim sergisi Devlet resim sergilerine
eser vermektedir. Güzel sa natlara son derece meftun olan ressam Pertev Boyar, çocukluğundan beri çalıştı ğı resimle beraber alaturka sazlardan kanun, ut,'tam bur ve alafranga sazlardan da mandolin, kitara, armo nik ve org’a çalışmış ve bil hassa esas sazı olan kanu nu ile memleketin alaturka musiki muhitinde kendini tanıtmıştır.
Topografya ve resme ait iki matbu eserinden baş ka Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti devirlerinde Türk ressam ları isimli uzun seneler uğ raşıp meydana getirdiği bir eseri daha mevcuttur.
Pertev Boyar kendi te şebbüsü ile Orhaneli ilçe sinde iki jandarma karako lu ile bir Büyük ve iki katlı jandarma bölük dairesi ve Göksün ilçesinde dahi iki jandarma karakolu ile bü yük ve modern bir jandar ma komutanlık binası yap tırmış Vatan ve sanat sever bir Subaydır. (1 9 4 8 y ı lı n d a b a s ıla n T ü r k R e s s a m la rı k ita b ı n d a n . a lı n m ış tı r .)
A tilla
E k şin o zlu g il,
İm ren E rşe n 'e
g aze tem izi
takd im
ed e rk en ...
M arm ara
Ü n ive rs itesi
Ö ğ retim
g ö re v lile rin d
en Can
K eram etli ve
eşi N azan
K eram etli
ÇEVREYİ (SEVGİ İLE PAYLANALIM
—j^ a k im olmak-hükmetmek, kişileri, nesneleri, doğa-
j g n l
yt islediği gibi idare etmek, insanların en büyük
tutkusu olmuş, bu uğurda çok canlar, çok şeyler
harcanmış, bildiğimiz insanlık Tarihi de böylece oluşmuş
tur.
Hükmetmek için silahlar yapılmış, teknoloji ilerlemiş bu
silahlar geliştirilmiş, çoğaltılmış büyük bir dünya savaşıyla in
sanlığı yok edecek düzeye gelmiştir.
bugün Körfez 'de başlayan savaş, dünyanın bütün ülke
lerini etkiliyor. Yunanistan bile te d b ir düşünerek, gaz mas
kesi kullanımını ve kimyasal silahlardan korunma usullerini va
tandaşlarına öğretmeye çalışıyor, bu durum, dünyada olan
bitenden herkesin payını alacağı ve dünyamızın ortak so
rumluluğumuz olduğunu hepimize hatırlatmalıdır.
"Dünya", atmosferi karaları, denizleri, ormanları, nehir
leri, dağlan ile şekillenen; bulutları, rüzgarları, ormanları,
yağmurları, sıcakları, soğuklanyla nefes alıp veren kendisi
ne yapılan müdahelelere cevap veren birvarlık olarak dü
şünülmelidir. Durmaksızın müdahele edilen b ir varlığın bun
lara tepki göstermesi bilim gereğidir, bugüne kadar "doğa
ölüyor" diye değerlendirerek dile getirdiğimiz gerçek, ay
nı zamanda dünyamızın küçük tepkileridir.
Ozon tabakasının deliğinin büyümesi, denizlerin kirlen
mesi, (Marmara'nın durumuna dikkat etmeliyiz) gelecekte
çok daha büyük b ir tepkiye neden olabilir.
20. yüzyılın sonunda artık savaşlar ülkelerle, ülkeler
arasında veya insanlarla insanlar arasında hükmetmek için
değil. Dünya denilen biziyaşatan varlığa yardımcı olmak için
yapılmalıdır.
Doğal Hayatı Koruma, kavramını doğal hayatı sürdürme
olarak algılama ve sadece ortamda yaşayan canlıları değil,
özellikle ortamın kendisini korumalı; bunun idraki benimsen
melidir.
Doğal Hayatı Koruma Derneği'nin çalışmalarını destek
liyor, aklı başında herkesi bu konuda çalışmaya davet edi
yorum ve çalışmaların süreklilik arzetmesini diliyorum.
20. yüzyılın sonunda artık hükmetmenin yerini paylaş
mak almalıdır, bu tercihle, uğaşımızı "<5anat" olarak seçtik.
Kendimiz sanat yapmasak da sanatın sergilenmesine olanak
tanıyan galericilik konusuna girdik.
bu bütünlük içinde değerlendirdiğimiz için de çabamı
zın aslında çevre için olduğunu düşünüyor, sanatın ve sanat
severlerin sevgisinin dünyanın geleceğinde hükmetme
scvdasındakilerden daha büyük rolü olacağına inanıyoruz.
HORHOR SHRÇHHRf
SMFA:3
Baştarafı 1. sayfamızda dernleşme geleneğine mensub asker ve sivil Türk resim sanatçıları üzerine ansiklopedik nitelikte bir kitap yazmış olması ve bu kitap dolayısıyla isminden söz edilme fırsatlarının doğmuş bulunmasıdır. Pertev Boyar jandarma su bayı vedaha sonra emekli si olarak sürdürdüğü ya şam süresi içinde, akademi atölyelerine dışardan, de vam etmiş olmanın ötesin de güçlü ve sistemli bir sa nat eğitimi almış, değildir. Ancak ressamlığını pro fesyonel bir bilinçle kendi yaşamı ve çevresindeki ilişkilere yansıttığına dair ilginç kanıtlar vardır.
Hobiyi aşan türden bir profesyonelliği portre ça lışmalarında gerçekleştir diği de dolaylı bilgiler ara- smdadır.(...)
1897 tarihinde doğmuş olan Pertev Boyar’ın resim sergilerinin yaygınlaştığı 1950 li yıllardan ölüm tari hi olan 1981'e kadar, yo ğun bir sergi faaliyeti gös terdiğine dair belgeler yoktur. Piyasaya çok sayı
da eserinin gelmeyişi de yoğun bir üretim faaliyeti içinde olmadığının göster gesidir. Bazı tanışlarından dinlediğimiz kadarıyla, Pertev Boyar resim sanatı nı tanıtmak, sevdirmek ve bu arada kendi ressam ye teneğini vurgulamak ama cıyla daha çok dost çevre sine hitap eden ve bu tür ilişkilerden maddi karşılık beklemeyen bir kişiliğe sa hiptir. Tanınmasına önem li bir dayanak oluşturan Türk Ressamları adlı eseri, daha önce ressam Sami Ye tik tarafından sadece ilk cildi yayınlanan ve önce likle asker kökenli sanatçı ları ele alan Ressamlarımız adlı kitabının tamamlayıcı bir devamı niteliğindedir. Pertev Boyar'ın resim öğ retmenliği de Jandarma ve mızıka Erbaş ortaokulla rındaki göreviyle sınırlı dır. Sami Yetik kadar Per tev Boyar tarafından da ele alınan asker ressamlar so runu, geniş ayrıntıları kap sayan temellendirme ça balarını yansıtmaz. Mir'atı Mühendishane ve Mir'atı Harbiye gibi kaynakların
yanısıra sanat konuların kapsayan bazı dergilerin bilimsel yöntemlerle yeter li düzeyde irdelenmemiş olması da bu kitapların sı nırlı bir işlevden ötesine aş madıklarını gösterir. An cak Celâl Esat Arseven ya zıları ve Halil Ethem'in El- vah- Nakşiye Koleksiyonu adlı kitabından daha önemli ve ayrıntılı birer kaynak oluşturan kitapla rıyla Sami Yetik ve Pertev Boyar türk resim tarihine hizmetleri geçmiş kişiler olarak anılmaya değerdir ler. Çağdaş türk resim sa natıyla ilgili çalışmaları arasında Nurullah Berk'in kitap ve yazıları da anım- sanırsa Türkiyedeki piyasa hareketi öncesinde resim çalışmalarına paralel bir yayın ağırlığı da yok sayı labilir. 60 lı yıllarda yoğun laşarak yaklaşım ilkeleri oluşan eleştiri etkinliğiyse, Cumhuriyet devrindeki erken dönem standartları nın aşılarak, çağdaş sürek liliğe ulaşan mekanizmala rın işlerlik kazandığına da ir gerçek kanıtlardan birini oluşturur.
PE R TE V B O Y A R 'IN S A N A T Ç I KIZI FIR U ZA N H IZEL
Firuzan H izel 1927 y ılın d a İstan b u l P a şa b a h ç e 'd e d o ğ m u ş tu r.
K üçük yaştan itibaren a ile s in in m ü zik le u ğ raşısıyla ku la k la rı dolan Firuzan Hi-
2e l İlkokulu b itird ikten s onra A n kara D evlet k o n s e rv a tu a rın a 1939 s e n e s in d e Prof.
Ç açkes'in piyan o sın ıfın a g irm iş ve 1949 da p iy a n o y ü k s e k b ö lü m ünü birincilik
m ans iyonu alarak b itirm iş tir.
Ş im diye kadar: C u m h u rb a ş k a n lığ ı S e nfoni O rkes trası eşliğ in d e C. D eb u ssy nın
iki d ansını, C. Frank'ın V a ria to n s S y m p h o n ig u e s 'in i G .F o u re 'n in B allad O p. 19' unu
ve B eethoven 'in Sol M ajö r 4. p iyan o k o n ç e rto s u n u , W . A m e d e u s M ozart ın La M a
jö r piyano k o n ç erto su n u ç a lm ış tır. A yrıc a rad yo v e te le v izy o n d a e ş lik v e solo o la
rak k o n s erler ve rm iş tir. S a n a t hayatın a 1949 y ılın d a asista n ola ra k başlay an Firu
zan H izel 1955 y ılın d a D evlet O pera ve B alesin d e k o rre p e titö r ve o pera s a n atçısı
olarak 1977 yılın a k a d a r ç e ş itli s a n a t b ö lü m le rin d e ça lış m ış tır.
G ü n ü m ü ze kad ar sü rd ü rd ü ğ ü san at h ayatı içind e çeşitli m an s iyo n ve p la k e tle r
le ö dü llendirilm iştir.
Pertev Boyar'ın 1948 yılında basılan kitabı, daha sonra yazı
lanlara yo l gösteren önem li b ir kaynak oldu.
"TÜRK RESSAMLARI"
KİTABININ
"BAŞLANGIÇ" BÖLÜMÜ
-Memleketimizde 1793 tarihine kadar
(¡Ç ıtA ğl devam eden Türk Resim Sanatı min-
alür ve tezyinata ait bulunuyor idi. Garp tekniği ile Resim sanatının memleketimize girdiği bu tarihten sonra, Türk sanatkârları resimlerinde o zamana kadar gö rülmeyen ışık, gölge ve derinliğe kıymet verme ğe başlandı, 19. asrın başında minyatürün orta dan kalkmasıyla kendini yeniden başka bir şe kilde gösteren bu teknik sanatkârlarının çoğu ve hatta hepsi Mektebi Harbiyei Şahane veya Mühendishaneyi Berri Hümayun’dan çıkma subay lar idi. Yeniçeri ocağının ortadan kalkma sıyla Üçüncü Selim 1793 tarihinde Mühendis- hane-i Berri Hümayun ders programlarına Re sim dersini koydu. O zamanki büyük bilginleri miz bu dersin topçuluk, istihkâm ve haritacılık gibi mühim askeri meseleler üzerinde de mües sir olacağını takdir ederek bu mektep progra mına konan Resim dersinin tedriz usulü tam 120 sene muntazaman devam etti.
1825 de talebesi 40 dan 100'e çıkarılan mü- hendishanede 1835 tarihine kadar süren 10 se nelik müddet zarfında bu derse çok daha fazla ehemniyet verilmiş ve görülen istidat ve kabili yetler karşısında bu tarihten itibaren Avrupaya ikmali tahsil için talebe gönderilmeğe başlan mıştır.
Güzel sanatların meftunu ve Ressamlığın ehemmiyeti ve kıymetini takdir eden ilim ve ir
fan sahibi Bekir Paşa 1846 da mühendishaneye
nazır olarak tayin edildiği zaman, artıkbu derse verilen ehemmiyet son derecesini buldu ve öy lece devam ederek memlekete Ressam yetişti rildi. Harbiye mektebinde ise 1835 tarihinde programına konulan Resim dersinin esaslı su retle tatbiki mektep nazırı Selim Satı Paşanın za manında ve 1841 senesinde başlar. Bundan ev vel yani 1835 tarihinden sonra 1838 de Mektebi Harbiyede İspanyalı Şırans isminde bir Ressa mın resim muallimi olarak bulunduğu Miratı Harbiyede yazılıdır. 1841 de Selim Satı paşanın ayrılması Mektebi Harbiyeye nazır olan Mirili- va Emin paşa Mektebi Harbiyeyi iki kısma ayı rarak birine Mektebi Ulumü Harbiye ve diğeri ne de Mektebi Fununu İdadiye ismini vererek tedrisatı ona göre tanzim ve taksim etti, İstan bul’da ve diğer vilâyetlerde açılan Askeri Rüşti yelere Mühendishane ve Harbiyeden yetişen asker muallimler ve Asker Ressamlar tayin edi lerek diğer derslerle beraber Resim dersine ehemniyetle devam edildi.
Harbiye mektep nazırlığına tayin edilen Fe- rikRıfatpaşa ise Kes namındaki Ressamı Harbi yeye getirmiş ve hoca tayin etmiştir. Bu Ressa mın, Askeri İdadi Resim muallimi iken 1887 de vefat ettiği Mirati Harbiye de yazılıdır. (Babası ve amcası 2. Mahmut zamanında Fransadan ge- tirilerekTophane ve tersanei amire işlerinde ça lıştırılmış, Kendisi İtalyada tahsil ederek diplo ma almış ve îstanbulda doğmuştur.) Tedris me selesinde ihtisasa çok ehemniyet verilen bu za manda Vilâyetlerde açılan mekteplere mukte dir Türk hocalarını bulmak için çok zorluk çeki liyordu. Buna bir çare olmak üzere talim ve ted ris heyetinin ayrı sınıf olarak yetiştirilmesi dü şünülerek 1664 de (Menşei muallimin) sınıfı na mıyla askeri mekteplere hoca yetiştirecek bir sı nıf teşkil edildi.
Talebesi tahsil yıllarında istidat ve ahlak se ciyeleri ile çok iyi tanınmış ve Harbiye mektebi ni ikmal etmiş istekli subaylardan mürekkep bulunan bu mektepde sınıfı evvel ve sınıfı sani namile iki sınıf mevcut olup bu sınıflardan sınıfı evvel Ressamlığı askeri liselere resim muallimi yetiştirir. Tahsil müddeti dört sene süren bir sı nıftı. Bu sınıfta Hendesei Resmiye, Manazır ve gölge; resmi hattı, kara kalem resim, sebya re sim, çini üs resim, boyalı resim, kopya ve mo delden resim, tabiattan resim, tasviri ve hayali resim, yağlıboya resim, makine tersimai, fenni tesri, fotoğrafçılık, elbise tarihi tedris edilirdi. 1860 da Harbiye ve Mühendishaneden ikmali tahsil için Parıste bulunan önüne geçilmek ve bunların nizam veintizamaltmda topluca tahsil ettirilmeleri, Paris sefiri Reşit Paşazade mer
hum Cemil Paşa tarafından İstanbula yazılmış ve terviç olunarak 1860 Pariste Karanel namın daki mahalde, Viyola sokağında bir Mektebi Osmani tesis edildi. Bu mektepde diğer dersler den başka Manazır, resmi hattı, resmi taklidi, resmi mücessem okutulurdu. Resim mualimin Rolero Birens isminde bir ressam olduğunu ve 1875 de kapanan bu mektepten Seyit Bey gibi nice mahir asker ressamlar yetiştiğini Miratı Harbiye yazmaktadır. Sınıfı sani ressamlığı ise Asken Rüştiyelere öğretmen olmak isteyenlere mahsus olup tahsil müddeti iki sene idi. Bu sı nıfta da hendesei resmiye, manazır ve gölge, ka ra kalem resim, sebya resim, çini ile resim, boya lı resim kopya resim, modelden resim dersleri tedris olunurdu. Askeri mektepler Nazın Galip Paşa nın bilgili icraatından olan bu eser memle ket ve orduya çok değerli ve verimli hocalar ye tiştirmiş ve Garp resim tekniği de esaslı bir su rette memlekete yerleşerek subay sanatkarlan- mızm eserlerinde kendini göstermiştir. 1860 se nesinden sonra resim dersi, askeri orta okullar la, liselerde mecburi ve harp okulunda ise husu si ve ihtiyari tatbikine karar verildi. Bu tedris 1875 yılına kadar devam etmiş ve bu tarihten sonrayeni bir programla resim dersi en semere li bir devreye girerek meşrutiyetin ilânına kadar devam etmiştir.
1851 senesinden itibaren Türk mekteplerine kabul edilen resim dersleri açılarak, bu dersi ve recek hocalar yetişinceye kadar diğer derslerde olduğu gibi resim dersıde asker öğretmenler ta rafından gösterilmiştir. Bu askeri ressam hoca larının tablolarında görülen mütekamil icra tar- ziyle Türk resmine yeni bir devre açılmış oldu ğu görüldü. Bu subay ressamlarımız Avrupada tahsil etmiş ve tanınmış üstatların atölyelerinde çalışmış oldukları halde zehirlenmemiş ve çok temiz kalmış hislere Türk Resim Sanatının te melini temiz ve saf olarak kurmuşlardır. Askeri terbiyenin verdiği tevazu ve disiplin ruhunun sanat plamnda bir tezahürü olarak kabul edebi leceğiz güzel ve temiz iş gayretini bu devrenin subay sanatkârlarında görüyoruz. 1910 senesi ne kadar asker ressamlar olarak tanınmış bu sağlam karakterli kıymetli sanatkârların atölye lerinden yetişmiş ve aynı his ve terbiye ile müte hassıs bulunmuş Meşrutiyet ve Cumhuriyet su bay ressamları ise daha geçen sene fırçası elinde vefat eden Sami Yetik ve halen 80 yaşma yakla şan ve yine elinde fırçası tabiat köşelerinde il ham almakla meşgul Laga Mehmet Ali, Hikmet Onat, AliSami Boyar ve arkadaşlarından mü rekkep ressam subaylarımız, yine temiz müte- vazi ve gelip geçici kıymetlere ehemmiyet ver meden samimiliği ve sanat terbiye ve aşkını her şeyden üstün tutarak kıymetli hocalarının yü rüdükleri yoldan yürümeğe çalışmışlardır.
Bu günkü yaşayan Türk Subay Ressamları, 1944 den beri "Harp Okulu Mezunu Ressam Su bayları Birliği" namı altında bir birlik tesis ede rek bir araya toplanmışlardır. Kıymetli selefleri nin eski zaman büyüklerinden gördükleri tak dir ve teşvik mazhariyetine şimdi onlarda şük ran ve minnetle maznar olmuşlardır. Türk ru hunda saklı güzel sanatlar heyecanını bu günkü subaylarımızın ruhunda da sönmez bir ateş ha linde saklı olarak taşımakta ve ara sıra bu ateşin bir şule halinde parlamakta olduğunu görmek le memleketimiz ve ordumuz hesabına kıvanç duymamak elden gelir mi? Subay ressamlar na mı altında toplanmış olan zümreyi üç kısma ayırmak icap eder.
1- Mühendishanenin açılmasından ve resim dersinin teknik dahilinde tedrisinde başlandığı 1793 den Meşrutiyetin ilanına 1908 yılına kadar yetişen ve eser verenler.
2 - 1908 den Cumhuriyetinin ilânına 1920 ka
dar yetişen ve eser veren ressamlar.
3- Cumhuriyetin ilânından bu güne kadar yetişen ve eser veren ressamlar.
Ben subay ressamların hayat ve sanatlarını (Neşet) subay çıktıkları sene arasına göre tertip ederek yazmış bulunduğumdan yukarda arze- dilen tasnif nazarı dikkate alınmamıştır.
w /? m ş a ş ım
s A m .t
BİR PERTEV
BOYAR
SERGİSİNDEN İZLENİMLER
Kendi kuşağının
ve Cumhuriyet Türkiyesinin iik
ressamları arasında bir şahsiyet. Çeşitli yıllara ait,
peyzaj ve natürmortlarını izleme imkanı buldum.
Klasik olabilecek tarzdaki biçimiyle izleyerek: gerek
renk ve fırçasından yararlandım diyebilirim.
Resim Öğretmeni.
Adnan Aksu
Türk resim sanatının kıymetli ve büyük ustası sn.
Pertev Boyar ın çeşitli dönemlerine ait üstün
örnekleri biraraya getiren bu sergiyi büyük bir zevk ve
heyecanla gçzdim.
Kemalilisulu
Tek kelime ile Şaheser.Allah Nur içinde yatırsın.
Ressam
Yaşar YAYLA
İnsanlığa verdiği hizmet hiç bir şevle ölçülemez. Ben
klasik resimin yerini diğerlerinin dolduracağına
inanmıyorum. Tek kelime i[e harika sanatçı, beni
duygular ile bütünleştirdi, insana hayat veriyor,
seyrine doyulmuyor.
Nebahat Hamil
İnce ruhunuzun
yansıması doğa resimlerinde beni içine aldı. Çok çok
güzel çalışmalar, hayran kaldım Serginiz insana
mutluluk veriyor, aynı zamanda büyülüyor. Sizi
tanıyamamanın üzüntüsü içindeyim.
Necla Alkaşt
Artık böylesine klasik görüntülere rastlamak nerdeyse
olanaksız, yeni akımlar bize biraz uzak kalıyor.
Neslihan Coşku
Devrinin Ressamları iie eşdeğer biz Biçem üstlenilmiş.
İçtenlik dolu Renklerle îenevvü kazanmış Resmin derin
boyuttan içinde kendine özgü üslubunu kanıtlamış
üstün bir sanatçı.
Hasbiye S akm ar
Savın Pertev beyi 1965 senesinde tanıdım.
Çok babacan bir insan. İki resmini halen muhafaza
ediyorum. Renkleri, desenleri çok iyi kullanmak.
"Natumort" lan emsalsizdir divebiliyorum. Bu eserleri
satın alın ve duvariannızı süsleyin.
Eşi bulunmaz bir ressamdı.
Sağ olsaydı da parmaklannın ucunu apseydim.
ErtuârulTaciroğlu
Bunca sergiler gezdim:
Ama böylesine yeşil' in tonlarının zenginliğine
rastlamadım ve ışığı-göigeyi böylesine iyi
kullanan bir usta görmedim.
M.S.Ö. Resim Böl. öğrencilerinden.
Derviş özer.
Betonun her geçen gün yeşili ezdiği günümüz İstanbul’
unda böyle büyük bir ressamın doğasını
görmek çok güzel
U io r Solmaz.
HORHOR S E R tjfm
SMFA:S
BİR K İT A P
SelimPertev Boyar: Osmaniı İmparatorluğu
ve Türkiye Cumhuriyeti Devirlerinde Türk
Ressamları. Hayatları ve Eserleri, Ankara
1 9 4 8 , Jandarm a Basımevi, 2 5 6 S. 4 5 plânş.
Fiyatı: 5 Lira.
Güzel sanatlar arasında bizde pek eski bir
mazisi olan resim, mümtaz bir mevki işgal eder.
Fakat elimizde Türk resminin esaslı bir tarihi
yoktur. Böyle bir tarih hazırlanması, herşeyden önce
Türk ressamlarının hayatlarını bilmemize bağlıdır.
İlk Türk ressamlarını ve hatta sonradan yetişenleri
tanımıyoruz. Resim tarihim izin birçok safhaları
karanlıktır. Mevcut biyografiye ait eserlerim iz,
ansiklopedilerimiz her ne kadar bazı
ressamlarımızın hayatları hakkında bilgi verirse de
Türk resimine olgun eserler katmış, bu sahada çığır
açmış birçok Türk sanakârının adlan maalesef
unutulmuştur.
Jandarma ve Muzıka Erbaş Orta Okulian Resim
öğretm eni Yarbay Selim Pertev Boyar yıllar süren
bir çalışma neticesinde Türk ressamlarını tanıtan bu
güzel ve değerli eserini ortaya koymuştur. Bu eser,
yerinde bit himmetin mahsulüdür ve tahmin
ediyorum ki, Türk resim tarihi üzerinde çalışacak
olanlar bu hizmeti her zaman minnet ve şükranla
anacaklardır.
Kitapta önce. Türk resim tarihinin nasıl
başladığı ve geliştiği, hangi cereyanlardan mülhem
olduğu kısaca anlatılmış: klâsik ve modern sanat
hakkında bilgi verilm iştir. Bu bahislerden sonra hal
tercümelerine geçiliyor. Burada önce,
Mühendishane-i B erri. Hümayun
(T
opçuHarbiyesiJ
ile kara ve deniz Harp Okullarından. Askeri Tıbbiye
ve Veteriner Okullarından yetişen asker ressamların
hayatları ve sanat değerleri hakkında malûmat
verilm iştir. Bu hal tercümelerinin yanında,
ressamların eserlerinden örnekler de mevcuttur,
Kitabın ikinci bölümü sivil ressamlara tahsis
edilm iştir. Her iki bölümde ceman 256 Türk
ressamının hayatı ve eserleri hakkında malûmat
mevcut.
Uzun ve yorucu bir çalışma neticesinde vücuda
getirdiği. Türk resim tarihi için değerli bir kaynak
hizmetini görecek olan eseri hakkında Ressam
Pertev Boyar diyor ki:
Kıym etli bocam Ressam Sami Yetiğin
CResamlarımız J isim li ik i ciltlik b ir eser yazarak
bunu bastırmak özere bulunduğunu bana
müjdelediği zaman çok sevinmiştim. Aradan bir
sene ğeçtj. Kitabın birinci cildini (1 5 6 ) sayfa olarak
bastırdı, ikinci cildi de sabırsızlıkla beklerken o
vefakâr üstad bu fani dünyaya gözlerini kapadı ve
eser de b ir türlü basılamadı. Basılamıyan ikinci
cildin basılması için sayın Ressam Bay A li Bay azıt,
merhumun ailesine mektupla müracaat etti, ise de
semere elde edilemedi. Büyük emek ve gayretle
yazılan bu eserin bu suretle tamamlanmaması beni
ve bütün meslekdaşlanmı m üteesir etti.
Şahsen meslek aşkından başka hiçbir bilgiye
sahip olmadığım halde bazı ressam arkadaşlarım,
eserin tamamlanması için beni teşvik ve tergip
ettiler. Kendilerinden aldığım cesaret ve kuvvetle
bu zor işi bütün Türk ressamlarına teşm il ederek
yapmağı samimiyetle istedim. Fakat bu bilgiyi
nereden bulacaktım? Bu hususta gene kıymetli
sanatkâr arkadaşlarıma başvurarak görgü ve
bilgilerine müracat ettim , onlardan çok kıym etli
malûmat ve vesaik topladım. M iratı Mühendishane
ve M iratı Harbiye ve Elvahi Nakışiye koleksiyonu ile
askeri ve umumi salnameleri ve Serveti Fünun;
Şehba, Malûm at ve benzeri gibi çok eski mecmua
ve gazeteleri karıştırdım . Gerek Ankara ve gerekse
İstanbulda bulunan birçok aileleri rahatsız ederek
eser aradım ve uful etm iş kıym etli ressam larım ız
hakkında malûmat tophyarak eseri yazmağa
teşebbüs ettim . Ben ne b ir meçhulü ortaya koydum
ve ne de b ir şahıs veya, eseri kıymetlendirdim.
Ancak resm i ve hususi vesaike dayanan bilgilerle,
kendi gözlerimle seyrettiğim eserler hakkmdaki
ressam arkadaşlarımın görüp bildikleri malûmatı
yazdım."
Türk ressam ları”, ressam Yarbay Pertev
Boyar m eseri. Ankara da Berkalp, İstanbul da Gen
ve İnkılâp Kitabevlerinde satışa çıkarılm ıştır. Bu
kitap kütüphanelerimizin büyük bir eksikliğini
tam amlamıştır.
Adnan Cahit ötüken
HORHOR SERÇ/lERt
SAHRA: 6
SURLAR ve
İbrahim M. KARAKAŞ
İstanbul kurulduğundan bu yana sürekli genişleyerek dört kez surlarla çevrilmişti.
Kentin üç yanının denizle çevrili olması, doğal bir korunma sağlamıştı. Kara yönü ise
sürekli güçlendirilen ve yenilenen surlarla savunuldu. Bizans hükümdarları yaşamları
boyunca bu surların yapımı ve onarımına önem verdiler. İstanbul'a yönelen bütün sal
dırılar bu surlar sayesinde durdurulabildi.
Horhor, tarihi İstanbul kentinin merkezinde yer almaktadır. İstanbul Surları ve bu
surlar üzerindeki kapılar kent tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle korunması
gerekmektedir. Bu sayımızda Horhor ve Çevresi'ni bu tarihi yapılara ayırdık.
B iz a n s çağında ç o k ön e m v e rile n İs ta n b u l S u rla rı, O s m a n lIla rd a n g e r e k li ilg iy i g ö rm e d i, t i k c id d i o n a rım II. B a y e z ıd zam a n ın d a y a p ıld ı. S on o n a n m ın da I I I . A h m e t ta ra fın d a n y a p tırıld ığ ın ı b iliy o ru z . 18. y ü z y ıld a n b u y a n a s u rla ra o lu m lu b ir a n la m d a h e m en h iç e l s ü rü lm e d i. ^
Y A L D I Z L I K A P I: K a ra s u rla rı ü z e rin d e R o m a Z a fe r ta k la rın ın so n u n cu su o la ra k k a b u l e d ile n m uhteşem b ir y a p ı v a rd ır k i, bu Y a ld ız lı K a p ıd ır . S u ru n g ü n lü k g e ç işe m ahsus d iğ e r k a p ıla rın a k a rş ılık , Y a ld ız lı K a p ı sadece a s ke ri ve d in i tö re n le rd e , İm p a ra to ru n ve o rd u n u n z a fe r a la y la rıy la k e n te g iriş in d e k u lla n ılırd ı.
M E V L E V İ H A N E K A P I: S ü m b ü l E fe n d i n in d a m a d ı M e rk e z E fe n d i burada b ir te k k e k u rd u ğ u iç in O s m a n lı d ö n e m in d e bu a d ı a lm ış tır.
S lL lV R l K A P I: S iliv r i K a p ı'n ın B iz a n s ta rih in d e ö n e m li b ir anısı var. L a tin le rin k e n ti iş g a l e d ip ya ğ m a la m a s ın d a n sonra İm p a ra to r P a le o g o lo s'u n k o m u ta n la rın dan A le k s iu s S tra te g o p u lo s , H a ç lı o rd u la rın ın b ü y ü k b ir b ö lü m ü n ü n sefere ç ık m asın d a n y a ra rla n a ra k k ü ç ü k b ir b ir lik le bu k a p ıd a n g ir m iş ve k e n ti k u rta rm ış tı. E D İR N E K A P I: B iz a n s ça ğ ın d a , bu k e s im d e k i su ru n inşaa- sı iç in ç a lı şan m a v ile r p a rtis in in iş ç ile r i H a liç y ö n ü n d e n , y e ş il p a r tir iş ç ile ri de M a rm a ra y ö n ü n d e n ça lışa ra k b irb irle rin e
d o ğ ru ile r le y ip o n o k ta d a b irle ş m iş le rd i. B u n d a n d o la y ı "Ç o k A d a m la r K a p ıs ı " a n la m ın a g e le n M y ria n d rio n adı v e rilm iş tir. F a tih S u lta n M e h m e t, fe tih g e rç e k le ş tik te n sonra, İs ta n b u l'a tö re n le bu k a p ıd a n g ir d i. O s m a n lıla r d ö n e m in d e bu çe v re h a lk ı b a yra m a rife le rin d e ve b a y ra m s a b a h la rın d a nam azdan sonra to p lu ca bu k a p ıd a n ç ık a ra k ş e h itlik te dua o k u y u p , F a tih ve a s k e rle rin in ru h la rın a y o lla m a y ı g e le n e k h a lin e g e tirm iş le rd i..
T O P K A P I: B urası, İs ta n b u l'u n k u şa tılm a sı sırasında s tra te jik b ir n o k ta y d ı. F atih, k a ra rg a h ın ı burada k u rm u ş, a ğ ır to p la rın ı da bu ka p ıy a y ö n e ltm iş ti.
HORHOR S E R Ç fm
SM FA:7
DOĞAL HAYATI KORUMA DERNEĞİ
ürkiye'de çevre sorunları endüst riyel gelişme ve buna bağlı olarak yaşam standartlarının yükselme si ve tüketimin artması, bunun so nucunda da daha fazla atık üretil meye başlanmasıyla ciddi bir sorun halini al mıştır. Yurdumuzda çevre bilinci ne yazık ki çok yer,i bir kavramdır, insanlar ancak hava kir liliği, susuzluk, yiyeceklerdeki sağlığa zararlı tarım ilaçları gibi kendilerini direk olarak etkile yen sorunlarla yüzyüze geldiklerinde konuya İl gi göstermeye başlamışlardır. Ancak hayvan ve bitki türlerinin ve bunların yaşam alanları nın, yani doğal dengenin korunmasının her gün yüzyüze bulundukları bu sorunların çözü müyle doğrudan ilgili olduğunun pek de farkın da değiller.
Çevre kirliliğinin sadece sanayi kuruluşla rından kaynaklandığını, evsel atıkların da en az sanayi atıkları kadar zararlı olduğunu ve alışkanlıklarında yapacakları küçük değişiklik lerin tüm topluma yayıldığında çok büyük bir değişiklik yaratacağını düşünmüyor, bu konu da harcayacakları çabanın denizde bir damla olduğunu ve hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini dü şünüyorlar.
Bu sorun ancak halka ve özellikle de ço cuklarda bir çevre bilinci oluşturularak çözüle bilir. Bu konudaki eğitim çalışmalarına ağırlık verilmeli ve kampanyalar düzenlenmelidir. Gö nüllü örgütler ve hükümetle İşbirliği içinde ça lışmalıdır. Yurt dışındaki gönüllü örgüt sayısı ile bu örgütlerin üye sayısı yurdumuzdaki ile karşılaştırıldığında ülkemizin bu alandaki du rumu daha iyi anlaşılabilir. Bu gün ispanya'da çevre korumacı 800 örgüt vardır. Dünya Doğa yı Koruma Vakfı'nın Hollanda'daki üye sayısı 300.000'e ulaşmış durumdadır. Yurdumuzda ise çevre korumacı örgütlerin sayısı 20’yi aş mazken bunların toplam üye sayısının 10.000'i bile geçmediği söylenebilir. Bu durumda yapı lacak olan bu konuda çalışan örğütlerln çalış malarının desteklenmesi ve yenilerinin kurul masının teşvik edilmesidir.
Bu konularda çalışmalar yapan Derneği mizin çalışmalarını kısaca özetlemek istiyo ruz.
1975 yılında kurulan Doğal Hayatı Koru ma Derneği (DHKD) Türkiye'nin en etkin çevre koruma örgütlerinden biridir. DHKD doğal den genin önemini ve korunması gerektiğini, dün yada insanlığı, hayvan ve bitki türlerini tehdit eden gelişmelerin - bilinçsiz yapılaşma ve top rağı tüketirceslne kullanma gibi hayati hatala rın- Türkiye'de de onarılması güç boyutlara ulaşmasını önlemek, dolayısıyla doğayı koru ma bilincini bütün topluma benimsetmek ama cıyla çalışmaktadır.
DHKD Türkiye'de de doğanın ve doğal kaynakların korunmasına katkı olarak:
- Çeşitli projeler kapsamında bilimsel araştırmalar ve alan çalışmaları yürütür,
- Ülkemizin henüz büyük ölçüde yoksun olduğu doğal kaynak envanterini oluşturmak için araştırmalar yapar,
- Ülkemizdeki deniz kıyıları ve sulak alan lar için yönetim ve kullanım planları oluşturma çalışmaları sürdürür, .
- Çocuk, genç ve yetişkinlerin çevre konu larında eğitilmesi, bilinçlendirilmesi için uygu lamalı eğitim programları hazırlar,
- Çevre koruma konusunda kitle iletişim araçlarına bilgi kaynağı olarak hizmet verir.
Başlıca projeler: Dalyan, Köyceğiz Projesi:
Akdeniz'de nesli tükenmekte olan deniz kaplumbağaları Caretta caretfa'nın en önemli yuvalama alanlarından biri olan Dalyan'ın ko runması amacıyla DHKD'nin sürdürdüğü yo ğun çalışmalar sonucu Dalyan, Köyceğiz'de yapılması planlan büyük bir turistik yatırım iptal edilmiş ve yöre 1988'de Özel Çevre Koruma Alanı ilan edilmiştir. DHKD şu anda yerel yöne tim ile işbirliği içinde yöre halkının ve turistlerin eğitimi için çalışmaktadır. DHKD'nin WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) ile ortak olarak yürüttüğü Deniz Kaplumbağaları Koruma Pro jesi ise Dalyan ve 16 benzer yuvalama alanını ve bir Kıyı Yönetim Planının hazırlanmasını kapsamak üzere genişletilmiştir.
Göksu Deltası Projesi:
DHKD tüm Orta Doğu'nun en değerli kuş alanlarından biri ve tehdit altındaki Yeşil Kap lumbağaların Akdeniz'deki son yuvalama alanlarından biri olan Göksu Deltası'nın korun ması için bir süredir yoğun kampanyalar sür dürmektedir. 1990 Mart ayında Özel Çevre Ko ruma Alanı ilan edilen bu yöre için bir Sulak Alan Entegre Yönetim Planı'nın hazırlanması amacıyla sulak alan yönetimi konusunda
uz-man Fransız Enstitüsü Station Biologique de la Tour de Valet Ile ortak olarak bir fizibilite çalış ması Mart 1991'de başlatılacaktır.
Eğitim Projesi:
DHKD tüm çalışmalarının yanısıra eğitim faktörüne büyük önem vermektedir. Bu amaçla öğrenciler için hazırladığı uygulamalı eğitim programlarının yanısıra tüm projelerinin kap samında eğitim programlarına da yer vermek tedir ve eğitim malzemesi olarak çeşitli kitap, broşür ve afişler bastırılıp dağıtılmaktadır. Ay rıca 2 ayda bir yayınlanan "Kelaynaktan Haberler” adlı bültenimiz çevreden sorumlu
Devlet Bakanlığı yardımıyla lise ve dengi okul lara gönderilmektedir.
Önemli Kuş Alanları Projesi:
ICBP (Uluslararası Kuşları Koruma Kon s e y in in 1986-1988 yılları arasında hazırladığı Avrupa'nın Önemli Kuş Alanları isimli kitabın Türkiye bölümü genişletilip bastırılarak ülke mizin büyük ihtiyacı olan doğal kaynak envan terine katkıda bulunulmuştur.
DHKD’nin aldığı ödüller:
-1988'de Çevre Genel Müdürlüğü tarafın dan Çevre Dostluk Ödülü
-1989'da UNEP Global 500 Çevre Ödülü
-1989'da Alman Turizmciler Birliği Çevre Ödülü
-1990'da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Ödülü
Yukarıda ancak kısa başlıklar halinde ak tarabildiğimiz Demeğimizin çalışmaları için el bette ki maddi destek gerekmektedir. Doğal Hayatı Koruma Demeği'nin gelirleri üyelerin den aldığı aidatlar ve Derneğimiz çalışmaları na ilgi gösteren kişilerin yaptıkları bağışlardan oluşmaktadır. Bu gazete yoluyla Horhor Sanat Galerisi sahibi sayın Atilla Ekşinozlugil ve Galeri yöneticisi Sayın Yılmaz Uyaria 5-20 Ocak tarihleri arasında açılan Eşref Üren gibi
Devlet Sanatçısı ödüllü ünlü bir ressamımızın sergisindeki tabloların satışının gelirinden Ga leri payına düşen bölümünü Demeğimize ba ğışlamalarını takdirle karşılıyor, teşekkür edi yoruz. Dileriz, onların bu güzel davranışları herkese bir örnek olur ve bundan sonra da in sanlar Doğal Hayatı Koruma Demeği'ne ve do layısıyla çevre koruma konusundaki çalışma lara kendi çalışma alanları dahilinde ellerinden geldiğince yardımda bulunurlar.
Doğal Hayatı Koruma Derneği Başkanı Nergis YAZGAN
Balta girm iş o rm an lar!
S iz bu sa tırla rı o k u r k e n , b a l ta l a r , 16 f u t b o l s a h a s ı b ü y ü k l ü ğ ü n d e b ir o r m a n
a la n ın ı d a h a y o k e t m i ş o l a c a k ! D ü n y a m ı z ı n a k c iğ e r i o l a n t r o p i k a l o r m a n l a r ı n
h e r d a k i k a , 16 fu tb o l s a h a s ı
b ü y ü k l ü ğ ü n d e bir b ö l ü m ü
d a h a y o k e d i liy o r . Ü s t e l ik
bu
o r m a n l a r ,
y e r y ü z ü n ü n
s a d e c e % 1 7 's in i k a p lı y o r . . .
a m a b u n a k a rş ılı k , g e z e g e
n i m i z d e y a ş a y a n c a n lı t ü r
le rin in % 5 0 ' s i n i b a r ı n d ı r ı y o r . . . ve s o n 2 5 yıl iç in d e bu o r m a n l a r ı n y o k e d i le n
b ö l ü m ü y l e b ir li kte , e n a z 2 0 0 . 0 0 0 h a y v a n ve 1 0 . 0 0 0 bitki t ü r ü d e y e r y ü z ü n d e n
t a m a m e n silind i. Ü l k e m i z bu k ıy ım a , k a ç a k k e s i m l e r , s ın a i o d u n h a m m a d d e s i ,
t a r ı m a r a z is i e ld e e t m e v e y a n g ı n l a r gib i n e d e n l e r l e o r m a n l a r ı n ı n % 6 0 'ın ı y o k
e d e r e k k atıld ı. A m a d a h a d ü ş ü n d ü r ü c ü o la n , y o k e d i le n o r m a n l a r ı n y e r i n d e ,
ik-B iz T ü r k i y e ' n i n d o ğ a l ç e v r e s in in
lim d e n g e s i n i d e ğ i ş t i r e n , h a v a kir li liğ in i a r t ı r a n v e ruh s a ğ lı ğ ı n ı c id d i o l a r a k
et-t a m a m e n y o k e d i l m e m e s i i ç i n
k ile y e n y e n i b ir o r m a n t ü r ü n ü n y ü k s e l m e s i : B e t o n b l o k l a r ! . . A n c a k biz, h iç
ol-ç a l ı ş ı y o r u z . . . S i z d e k a t ı l ı n !
m a z s a b u n d a n s o n r a s ı iç in b ir ş e y l e r y a p ı l a b i l e c e ğ i n e i n a n ı y o r u z . Y a s i z ?
•K r
I B iz e k a tılm a k is te rs e n iz , lü tfe n bu k u p o n u d o ld u ru p P.K. 18, 8 0 8 1 0 B e b e k -is ta n b u l a d re s in e g ö n d e rin . I
is im , s o y a d ı I
T
r h i
I | A d re s -I ______ I________ I I I J 1) 0 Ğ A L / H A V A T 1 k 0 R l VI A 1) E R \ E Ğ iHORHOR S E R Ç m t
W FA:8
B oyar
bir resim
s erg isin d e
üst rütbeli
su b aylarla
birlikte
S. PERTEV BOYAR
■
TÜRK RESİM SANATI
H
DÜNYA RESİM SANATI
1897 Selim Pertev Boyar Kadıköyünde Hünkar İmamı ma hallesinde doğdu.
1910 Amatör bir ressam olarak resim çalışmalarına başla dı.
1914 Birinci Cihan Harbi'nin çıkması üzerine Harbiye’deki eğitimini tamamlanmadan nakliye asteğmeni olarak orduya katıldı.
1915 Teğmen oldu.
1917 Yıldız'a birinci nakliye taburu ikinci bölük komutan lığına tayin edildi.
1922 Anadolu'ya geçti.
1923 Jandarma sınıfına nakledilen Pertev Boyar, bir sene Kadıköy Jandarma Bölüğünde görev yaptı.
1929 İstanbul'un çeşitli semtlerinde Jandarma komutanlığı yapan ressam Erzurum'a gitti.
1930 Yarım kalan Harp Okulu eğitimini tamamlamak üze re İstanbul'a geldi.Askeri eğitiminin yanı sıra Güzel Sanat lar Akademisi'nde yarım gün derslere katılmaya başladı. 1931-1932 Güzel sanatlar Akademisi'nde İbrahim Çallı atölyesine devam eden Boyar resim öğretmenliği ehliyet namesini aldı.
1931 Yüzbaşılığa terfi etti.
1934 Bursa'nın Orhaneli Jandarma komutanlığına tayin edilmesi üzerine akademideki çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.
1938 Maraş'm Göksün ilçesi Jandarma Komutanlığına ta yin oldu.
1939 Ankara Jandarma Genel Komutanlığı i . şube mül- haklığına tayin oldu.
1940 Jandarma gedikli erbaş okulu topografya ve Jandar ma Gedikli Ortaokulu ile Ankara musiki orta okulu resim öğretmenliğine tayin edildi.
1948 Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti de virlerinde yaşamış Türk Ressamları üzerine hazırladığı ki tap basıldı.
1981 1910 yılında başlamış olduğu resim çalışmalarını her türlü askeri görevin fırsat verdiği anlarda ve eşkiya ta kiplerinde bile sürdüren Pertev Boyar aramızdan ayrıldı.
1902 Hüsnü Tengüz "Eski Osmanlı Kıyafetlerine ait bir koleksiyon" yapmaya memur edildi.
1909 Sülüs ve Nesih yazılarda tanınmış hattat Ahmet Arif Efendi (Bakkal) öldü.
1910 Sağlık nedenleriyle Yarbay rütbesiyle emekliliğini isteyen Hoca Ali Rıza tamamen resme yöneldi.
1913 Asker ressamlardan Süleyman Seyit öldü. 1916 Mahir Tomruk Akademideki heykel eğitimini ta mamlayıp Münih'e gitti.
1918 Refik Epikman Paris'e gitti.
1922 Türk Ressamlar Cemiyeti’nin 4. Galatasaray sergisine 3 heykeltraş: Sabiha Ziya Hanım, Melek Ahmet Hanım ve Nejad Sirel yapıtlarıyla katıldılar.
1924 Yeni Resim Cemiyeti'nin ilk sergisi Mayıs ayı içinde açıldı.
1927 Saim Özeren Erzurum'da kişisel resim sergisini açtı. 1929 Arif Uygur, Elazığ'da resim sergisi açtı
1930 Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği Ankara sergisini açtı
1933 Beyoğlu, Narmanlı Yurdu Hanı altındaki Mimoza Şapka Mağazası'nda "D Grubu" ilk resim sergisini açtı. 1934 Hattat Mehmet Abdülaziz Efendi öldü.
1937 İbrahim Çallı, Şişli Atatürk Müzesi'ndeki "Sivil Giy sili Atatürk” portresini tamamladı.
1940 Cevat Dereli 2. Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde resim dalında birincilik kazandı.
1941 Bedri Rahmi Eyüpoğlu yurt gezileri programı içinde Çorum'da resim çalışmaları yapıyor.
1942 Zeki Faik İzer 4. Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde birincilik ödülü kazandı.
1947 Türk Ressamları, UNESCO'nun Paris'te düzenlediği resim sergisine katıldılar.
1965 Aralık ayı içinde İhsan Karaburçak resimlerini Bonn'da sergiledi.
1969 30. Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde Heykel bi rincilik ödülünü Saim Bugay kazandı.
1981 DYO'nun ödüllü resim yarışması birincilik ödülünü Alaaltirı Aksoy kazandı.
1899 İzlenimci ressamlardan Alfred Sisley öldü. 1900 Ermeni kökenli Rus deniz ve manzara ressamı Ivan Konstantinoviç Ayvazovski öldü (19 Nisan)
1901 19. Yüzyıl Alman Ressamlarını etkileyen İsviçreli sanatçı Arnold Böcklin öldü. (19 ocak)
1903 Paul Gauguin Tahiti'de öldü. 1904 Pablo Picasso Paris'e yerleşiyor.
1905 Fovizm adlı resim akımı Paris Sonbahar Sergisi'nde ortaya çıkıyor.
1906 İzlenimci ressamların öncülerinden Paul Cezanne Fransa'da öldü.
1907 Pablo Picasso ilk kübist yapıtlarını üretmeye başladı. 1909 Marinetti Fütürizm Bildirgesini yayınlıyor.
1910 Wassily Kandinsky ilk soyut resmini yapıyor. 1911 ABD'li heykeltraş Thomas Ball öldü (11 Aralık) 1913 Brücke Sanatçılar Birliği dağıldı.
1914 Marc Chagall Berlin'de ilk kişisel sergisini gerçekleş tirdi.
1916 Viyana'lı ressam W.V.Krausz Türk Büyükleri Portre lerini sergiledi.
1918 Herşeye kesin bir karşı çıkış olan "Dada" hareketi hızla yayılıyor.
1925 ABD'li ressam ve taşbaskı sanatçısı George Wesley Bellws öldü.
1926 İzlenimci ressamların önde gelenlerinden Claude Monet öldü.
1942 Eduard Angeli Viyana'da doğdu.
1948 Rus asıllı ünlü ressam Marc Chagall Fransa'ya yer leşti.
1958 Resimde Gelecekçilik Akımı’nın kurucularından ün lü İtalyan ressam Giacomo Balla öldü.
1966 Fransız heykeltarş ve ressam Jean Arp öldü. 1967 ABD'li ressam Charles Burchfield öldü (10 Ocak) 1972 Modem heykel sanatının öncülerinden Alman sanatçı Rudolf Belling öldü.
1974 İzlenimcilik akımının 100'üncü yılı tüm dünyada kutlandı.
1975 Ünlü ABD'li ressam Thomas Hart Benton öldü.
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Ta h a T o ro s Arşivi