• Sonuç bulunamadı

Fahriye Abla

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Fahriye Abla"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

7

N İ S A N 1985

PO LİTİK A YE ÖTESİ

MEHMET) KEMAL_______________

Fahriye Abla

Verlaine, kendinden sekiz yaş büyük olan Elisa’ya tutkun­ du. Bir ablaya karşı duyulan bu gizli aşk Verlaine’in yüreğinde temiz, çocuksu bir yer tutuyordu. Bu abla günün birinde ölün­ ce kendini yapayalnız buldu.

İşte yapayalnızım öksüz ve yapayalnız Umutsuz garip bir yoksul gibi ablasız

Elisa’nın ölümünde şair derin aşkını tanıdı. Elisa güzel de­ ğildi, hatta çirkin bile sayılırdı. Ama Verlaine, bilirdi ki onu se­ ven tek kadın Elisa’dır. Zühal şiirlerinde, hüzünlü görünüşler­ de hep Elisa’yı dile getirir. Elisa şairden sekiz yaş büyüktü. Bun­ dan ötürü de elbette abla olacaktı. Bu gizli bir aşktı, kimseye bu aşkını açıklayamazdı. Ablaya, anneye duyulan çocuksu sev­ gi ilk şiirlerinde görülür. Bu tutkuyu bir sonesinde şöyle anla­ tır: “Sen ey bizi ısıtan nazlı sevda kadını / Tatlı, düşünceli, es­

mer ve asla şaşmayan / Ve bazan bir çocuk gibi öpen a him i­ zi!” Verlaine, ergin çağa geldiğinde Elisa evlenmişti. Bir süre

sonra da öldü.

Verlaine’in Elisa’sını düşündüğümüzde hep Ahmet Muhip Dı- ranas’ın ‘Fahriye Abla’sını hatırlarız. Ahmet Muhip’in Fahriye ablası da bir gerçek miydi? Yoksa kafasında düşlediği, ya da Verlaine’den esinlendiği bir hayal miydi? Şurasını çok iyi bili­ yoruz ki, Cahit Sıtkı, Ahmet Muhip gibi şairlerimiz gençlikle­ rinde Verlaine’den, Baudelaire’den, Rimbaud’dan çok esinlen­ mişlerdir. Ahmet Muhip için Nferlaine’in Elisa Abla şiirinden esin­ lendiği söylenir. Belki arada bir rastlantı bulunabilir. Ama Ah­ met Muhip’in hayatında bir Fahriye Abla vardır. Bunun gerçek adı Fahriye Abla olmayabilir. Böyle bir kadın olmuştur.

Ahmet Muhip’in gençliği, eski Ankara’nın, Cebeci semtin­ de, Hamamönü’ne yakın mahallelerde geçmiştir. Bu mahalle­ leri çok iyi bilirim. Akşamüstleri kapı önlerine mangallar konur, yellenir. Mangal yakılmamışsa ocaklar ateşlenir. Akşam yemek­ leri hazırlanır. Bu mahallelerde oturanlar, genellikle, kentin yer­ lisi değildir. Uzak yerlerden gelmiş göçmenlerdir. Şair, ‘Hava

keskin bir kömür kokusuyla dolar" derken mahalledeki bu ak­

şam hazırlığını anlatmak ister. Daha gün batmadan kapılar ka­ panır, afyon ruhu gibi baygın mahallede telaş eksilir, bir hayal kalır. Bu hayal Fahriye Abla’dır. Gözleri, dişleri, ak pak gerdanı ile hülyasındaki geniş aydınlığa gülen Fahriye Abla’dır. Güzel komşu!

Fahriye Abla şiirinde sözler erişilmez, şiir düzeninde yanya- na gelse bile bir öykü vardır, dizeler öykünün ağırlığını taşırlar. Küçücük, kutu gibi bir ev, balkonu sarmaşıklarla örtülü, yaz kış yeşil bir saksı pencerede durur, baharla bahçede akasya­ lar açar. Şurasını da ekleyelim Ankara’da akasya yoktu. Boz­ kır Ankara’sına yeşillik gelsin diye İtalyan akasyaları getirilmiş, kentin büyük caddelerine dikilmişti. Akasyalar tez yetişir, tez yeşerir, ak bir çiçek verirdi. Sonradan bu akasyalar bir tür kurt yaptı. Bulvardakileri hep kestiler, yerine at kestaneleri dikildi. Muhip’in şiirine akasyanın buradan girdiğini sanıyorum.

Artık Fahriye Abla’yı iyice anlatır. Önce upuzun, sonra kesik saçları var, teni buğdaysı, boyu başak kadar, bütün erkeklerin gördüklerinde içi gıcıklanır, o da bunu bildiğinden rüzgârda eteklerini özgürce açar, bir yandan da açık saçık türküler söy­ ler. Mahallenin çapkın bir kızıdır artık, çapkın erkekleri gibi. Her kız evinde kalacak değil ya, günü gelince birine gönül vere­ cektir. Şair işitir ki, Fahriye Abla bir ErzincanlIya varmıştır. Fah­ riye Abla’nın bir ErzincanlIya varması epeyce tartışılmıştır. Eleş­ tirmen Nurullah Ataç’a göre şiirin bu bölümüne ErzincanlI uyak zorunluğu ile girmiştir. Ataç, eleştirisinde bunu belirtir. Oysa Muhip’ten dinlediğimiz olmuştur. Kız gerçekten bir Erzincalı- ya varmıştır. Böyle olunca ‘ErzincanlI’ uyak zorunluğuyla de­ ğil, gerçeği anlatmak zorunluğuyla buraya girmiştir. Zaten, "Hâ­

lâ dağları karlı Erzincan’da mısın?” diye sorarken de Erzincan

yerli yerine oturmuştur.

Fahriye Abla film yapıldı, görmedim. Muhip’in çok yakın dostu Dr. Cenani’ye rasladım, “Neler yaptılar, Fahriye Abla film olur

mu?" diye öfkeliydi. Teselli için, “Olur, olmaz" dedim. “Muhip! in adı Fahriye Abla ile yeniden anıldı ya yetmez m i?” dedim.

Çok sevindi.

Referanslar

Benzer Belgeler

Farklı azot dozu ve sıra aralığının kişnişte verim ve verim unsurları üzerine etkisinin incelendiği bu araştırmada bitki boyu, dal sayısı, şemsiye

By linking two electronic neuronal models that we have previously designed with the RC cleft model, when the information transferred from one neuron to another, the rate of

Carathéodory eşitsizliği, Rogosinski lemması, süren nokta empedans fonksiyonu, pozitif reel

Horng-tyan-wu " ( Alternanthera sessilis ( L. ) were investigated in the following experimental animal models.. ) and glutamate pyruvic transaminase ( SGPT) levels could be

Sanatçının otobiyografik olarak değerlendrdiği 'Kemerler' dizisine ait çalışmalar, o kemerin altından geçtikten sonra belleğimizde kalan imgeleri şekillendirmeye

Meşrutiyeti korumak için Rumeli’ den, İstanbul’ a getirilmiş olan ve hepsi ittihatçı subaylar komutasında bulunan avcı taburlan isyan edip meclisleri basınca

ANKARA, ( H.A.) — Yıllar- dır yaşamakta olduğu Paris’, te verdiği demeçte komünist olmadığını söyleyen ve, «T ü r­ kiye'de ölmek istiyorum» de­ yip,

Bu sultan sarayları, konaklar, zengin evleri Divanyolu'ndan Sultanahmed ve Akbıyık'a ve bugünkü Sirkeciye, Kumkapı ve Kadırgaya, Süleymaniye ve Şehzadebaşı'na, oradan