• Sonuç bulunamadı

Tehlikeli atık geri kazanım/bertaraf tesislerinde iş sağlığı ve güvenliğinin mevcut durumunun değerlendirilmesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Tehlikeli atık geri kazanım/bertaraf tesislerinde iş sağlığı ve güvenliğinin mevcut durumunun değerlendirilmesi"

Copied!
129
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

SELÇUK ÜNĐVERSĐTESĐ FEN BĐLĐMLERĐ ENSTĐTÜSÜ

TEHLĐKELĐ ATIK GERĐ

KAZANIM/BERTARAF TESĐSLERĐNDE ĐŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLĐĞĐNĐN MEVCUT

DURUMUNUN DEĞERLENDĐRĐLMESĐ

Aslı YAPICI YÜKSEK LĐSANS TEZĐ Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı

MAYIS-2012 KONYA Her Hakkı Saklıdır

(2)
(3)
(4)

iv

ÖZET

YÜKSEK LĐSANS

TEHLĐKELĐ ATIK GERĐ KAZANIM/BERTARAF TESĐSLERĐNDE ĐŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLĐĞĐNĐN

MEVCUT DURUMUNUN DEĞERLENDĐRĐLMESĐ

Aslı YAPICI

Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı

Danışman: Doç. Dr. Celalettin ÖZDEMĐR

2012, 119 Sayfa

Jüri

Doç. Dr. Celalettin ÖZDEMĐR Yrd. Doç. Dr. Dünyamin GÜÇLÜ

Yrd. Doç. Dr. Fatma BEDÜK

Günümüzde kuruluşlar, varlıklarını en etkin şekilde sürdürmek, geliştirmek ve zorlu rekabet koşullarında öne geçebilmek için çok çeşitli yönetim sistemlerine sahip olmak ve bu sistemleri aynı anda yürütmek zorundadırlar. Bir işin yapılması sırasında bilinen veya bilinmeyen, öngörülen veya öngörülemeyen tehlikeler ve riskler söz konusudur. Bu tehlike ve riskler; çalışanı, üretimi, üretim araçlarını ve çevreyi tehdit eder. Söz konusu tehlike ve riskler ortaya çıktığında geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir.

Ancak Türkiye’ de iş sağlığı ve güvenliğine gerekli önem verilmemektedir. Bu durum göze alınarak, tez önerisi olarak sunulan bu çalışmada, ülkemizde gelişmekte olan tehlikeli atık geri kazanım/bertaraf tesislerinde iş sağlığı ve güvenliğinin mevcut durumunun araştırılması ve güncel bilgilerin ortaya konulması amaçlanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Bertaraf, Çevre, Tehlikeli Atıklar, Geri Kazanım, Đş Sağlığı ve Güvenliği,

(5)

v

ABSTRACT

MASTER

ASSESSMENT OF THE CURRENT SĐTUATĐON OF OCCUPATĐONAL HEALTH AND SAFETY AT HAZARDOUS WASTE RECOVERY/DĐSPOSAL

FACĐLĐTĐES

Aslı YAPICI

THE GRADUATE SCHOOL OF NATURAL AND APPLIED SCIENCE OF SELÇUK UNIVERSITY

THE DEGREE OF MASTER OF SCIENCE IN ENVIRONMENTAL ENGINEERING

Advisor: Asst.Prof.Dr. Celalettin ÖZDEMĐR

2012, 119 Pages

Jury

Assoc.Prof.Dr. Celalettin ÖZDEMĐR Asst.Assoc.Prof.Dr. Dünyamin GÜÇLÜ

Asst.Assoc.Prof.Dr. Fatma BEDÜK

Today’ s institutions are obliged to develop and maintain multiple management systems in order to coordinate themselves with fierce competition and to survive. There are known or unknown, anticipated or unanticipated hazards and risks involved in carrying out any work. These hazards and risks threaten workers, production, means of production and environment and they might cause irreversible effects.

In Turkey occupational health and safety aspects are not attached great importance. Considering this situation, in this study, it is aimed to investigate and present the current status of occupational health and safety issues in developing hazardous waste recycling and disposal plants in our country.

Key words: Disposal, Environment, Hazardous Wastes, Hazardous Waste Management,

(6)

vi

ÖNSÖZ

Bu çalışmanın hazırlanmasında;

Lisans eğitimimden başlayarak bana Çevre Mühendisliğini sevdiren hocalarıma, yüksek lisans yapmamda bana yardımlarını hiçbir şekilde esirgemeyen danışman hocam Doç. Dr. Celalettin ÖZDEMĐR’ e sonsuz saygı ve minnetlerimi sunmayı bir borç bilirim.

Bu çalışmamızı, madde ve malzeme alımı konusunda destekleyen Selçuk Üniversitesi Bilimsel Araştırma Proje Birimi’ ne teşekkür ederim.

Her zaman olduğu gibi bu çalışma süresince de bana olan güvenlerini ve desteklerini esirgemeyen aileme (Özellikle Annem Nurhan YAPICI’ ya), her şeyde olduğu gibi bu çalışmada da yanımdan hiç ayrılmayan ve tezin büyük yükünü çeken nişanlım Hakan PAKOĞLU’ na teşekkürlerimi sunuyorum.

Aslı YAPICI KONYA-2012

(7)

vii ĐÇĐNDEKĐLER ÖZET ... iv ÖNSÖZ ... vi ĐÇĐNDEKĐLER ... vii 1. GĐRĐŞ ... 1

1.1. Çalışmanın Amacı ve Kapsamı ... 1

2. KAYNAK ARAŞTIRMASI ... 3

2.1. Tehlikeli Atık ... 3

2.1.1. Tehlikeli atık kavramı ... 3

2.1.2. Tehlikeli atıkların sınıflandırılması ... 4

2.1.3. Tehlikeli atıkların çevresel etkileri ... 8

2.2. Đş Sağlığı ve Güvenliği ... 10

2.2.1. Đş sağlığı ve güvenliği tanımı ... 10

2.2.2. Đş sağlığı ve güvenliği’ nin önemi... 11

2.2.3. Đş sağlığı ve güvenliği tarihçesi ... 11

2.2.4. Đş sağlığı ve güvenliği temel ilkeleri ... 12

2.3. Tehlikeli Atık Geri Kazanım/Bertaraf Tesislerinde Đş Sağlığı ve Güvenliği’ nin Önemi ... 13

2.3.1. Đş kazaları ... 14

2.3.2. Meslek hastalıkları ... 19

2.3.3. Risk değerlendirme ... 20

2.4. Türkiye’ de Tehlikeli Atık ve Đş Sağlığı-Güvenliği Yönetimi ... 22

2.4.1. Türkiye’ de tehlikeli atıklara ilişkin ulusal mevzuat ve idari teşkilatlanma . 22 2.4.2. Türkiye’ de iş sağlığı ve güvenliği’ ne ilişkin ulusal mevzuat ve idari teşkilatlanma ... 24

2.5.Avrupa’ da Tehlikeli Atık ve Đş Sağlığı-Güvenliği Yönetimi ... 30

2.5.1. Avrupa’ da tehlikeli atıklara ilişkin ulusal mevzuat ve idari teşkilatlanma .. 30

2.5.2. Avrupa’ da iş sağlığı ve güvenliği’ ne ilişkin ulusal mevzuat ve idari teşkilatlanma ... 49

2.6. Tehlikeli Atık Geri Kazanım/Bertaraf Tesislerinde Đş Sağlığı ve Güvenliği’ nin Mevcut Durumu ... 50

2.6.1. Türkiye’ de tehlikeli atıkların mevcut durumu ... 50

2.6.2. Türkiye’ de tehlikeli atıkların geri kazanım/bertarafına yönelik mevcut tesisler ... 53

(8)

viii

2.6.3. Türkiye’ de iş sağlığı ve güvenliği’ nin mevcut durumu ... 54

3. MATERYAL VE METOD ... 60

3.1. Çalışma Kapsamında Yapılan Đşlemler ... 61

3.2. Çalışma Kapsamında Değerlendirilen Tesislere Ait Bilgiler... 62

3.2.1. Tehlikeli atık ara depolama tesisi ... 62

3.2.2. Yağlı metal-talaş geri kazanım tesisi ... 63

3.2.3. Ambalaj atıkları geri kazanım tesisi ... 65

3.2.4. Ömrünü tamamlamış lastik geri kazanım tesisi ... 66

3.2.5. Çimento fabrikası atık bertarafı ... 67

3.3. Çalışma Kapsamında Değerlendirilen Tesislerde Çalışan Personellere Ait Kullanılabilecek Kişisel Koruyucu Ekipman ve Özellikleri ... 69

3.4. Çalışma Kapsamındaki Tesislere Uygulanan Anket Çalışması ... 78

3.5. Çalışma Kapsamında Değerlendirilen Tesislere Ait Đç Ortam Ölçümleri ... 92

3.5.1. Gürültü ölçümü ... 92

3.5.2. Kişisel toz maruziyet ölçümü ... 97

3.6. Çalışma Kapsamında Değerlendirilen Tesislere Ait Risk Değerlendirmesi ... 100

3.6.1. Tesislerdeki çevre boyutları ... 104

3.6.2. Tesislerde oluşabilecek tehlikeler ve sonuçları ... 106

3.6.3. Tesislerin risk değerlendirmesi ... 107

4. SONUÇLAR VE ÖNERĐLER ... 110

KAYNAKLAR ... 116

ÖZGEÇMĐŞ ... 119

(9)

ix

Kısaltmalar

a.g.e : adı geçen eser a.g.m. : adı geçen makale a.g.p. : adı geçen plan a.g.r. : adı geçen rapor a.g.t. : adı geçen tez AB : Avrupa Birliği AÇA : Avrupa Çevre Ajansı

AMKD : Anayasa Mahkemesi Kararları AKM : Avrupa Konu Merkezi

AYM : Anayasa Mahkemesi

B. : Baskı

Bkz. : Bakınız

BM : Birleşmiş Milletler

C. : Cilt

CCMS : Kuzey Atlantik Paktı Örgütü Modern Toplumun Sorunları Komitesi CEN : Avrupa Standartlar Komitesi

ÇASGEM : Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi

E. : Esas

EC : Avrupa Topluluğu

ECE : Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu EEA : Avrupa Ekonomik Alanı

EEC : Avrupa Ekonomik Topluluğu EFTA : Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi EIONET : Avrupa Çevre Bilgi ve Gözlem Ağı

EPA : Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı EPOC : OECD Çevre Komitesi

ESM : Çevre Duyarlı Yönetim EU : Avrupa Birliği

EUROSTAT : Avrupa Birliği Đstatistik Bürosu EWC Avrupa Atık Kataloğu

HD. : Hukuk Dairesi

HGK. : Hukuk Genel Kararları,

ILO : Birleşmiş Milletler Uluslararası Çalışma Örgütü IPPC : Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol Direktifi ĐSG : Đş Sağlığı ve Güvenliği

ISO : Uluslararası Standardizasyon Örgütü ĐSGÜM : Đşçi Sağlığı ve Güvenliği Merkezi

K. : Karar

LIFE : AB Üçüncü Dünya Ülkeleri Programı

m. : Madde

OECC : OECD Avrupa Ekonomik Birliği OECD : Ekonomik Đşbirliği ve Kalkınma Örgütü OSHA : Đş sağlığı ile ilgili standartlar(ABD)

ppm : Parts Per Million (V/V) Milyonda bir kısım RG. : Resmi Gazete

s. : Sayfa

S. : Sayı

(10)

x

T. : Tarih

TAKY : Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği TBMM : Türkiye Büyük Millet Meclisi

TCK. : Tük Ceza Kanunu

TMMOB : Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği TÜĐK : Türkiye Đstatistik Kurumu

TTB. : Türk Tabipleri Birliği

UÇEP : Ulusal Çevre Stratejisi ve Eylem Planı

UÇES : Türkiye Cumhuriyeti AB Entegre Çevre Uyum Stratejisi UN : Birleşmiş Milletler

UNCED : Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı UNEP : Birleşmiş Milletler Çevre Programı

UNESCO : Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü WEEE : Atık Elektrikli ve Elektronik Ekipmanlar Direktifi WGWMP : Atık Yönetimi Politikası Çalışma Grubu

WHO : Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü Vb : Ve benzeri.

vd : Ve devamı.

Yarg. : Yargıtay. Yön. : Yönetmelik

(11)

1. GĐRĐŞ

Günümüzde kuruluşlar, varlıklarını en etkin şekilde sürdürmek, geliştirmek ve zorlu rekabet koşullarında öne geçebilmek için çok çeşitli yönetim sistemlerine sahip olmak ve bu sistemleri aynı anda yürütmek zorundadırlar.

Gelişen teknoloji, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, sanayi hareketlerini hızlandırmakta, nüfus artışına paralel olarak üretim ve tüketim alışkanlıklarında çok çeşitli değişikliklere yol açmaktadır. Sonuç olarak; çevredeki doğal kaynaklar daha çok tüketilmekte ve atıklar çığ gibi büyümektedir.

Üretim ve tüketim alışkanlıklarında yaşanan bu çeşitlilik, sürecin bir parçasını oluşturan atıklar konusunu da, değerlendirilmesi gereken önemli bir konu olarak ön plana çıkarmaktadır.

Dünyamızda her yıl milyarlarca ton atık oluşmakta ve bu atık miktarı hızla gelişen ve büyüyen endüstrileşmeyle doğru orantılı olarak artmaktadır. Bu atıkların çeşitliliği evsel atıklardan tehlikeli atıklara, kompleks endüstriyel atıklara, kanalizasyon çamurlarına, tarımsal artıklara, maden atıklarına, hastane ve laboratuar kaynaklı patolojik atıklara kadar değişmektedir.

Söz konusu atıklar içinde tehlikeli atık olgusu, ülkemizde son yıllarda ayrı bir şekilde değerlendirilmesi, taşınması, depolanması, izlenmesi ve bertaraf edilmesi anlayışına yönelik olarak ele alınmaya başlanmıştır.

Tehlikeli atık bertaraf ve geri kazanım tesislerinde bir işin yapılması sırasında bilinen veya bilinmeyen, öngörülebilen veya öngörülemeyen tehlikeler ve riskler söz konusudur. Bu tehlike ve riskler; çalışanı, çevreyi, prosesi ve proses araçlarını tehdit eder. Söz konusu tehlike ve riskler ortaya çıktığında geri dönüşü olmayan sonuçlar doğabilir. Bu tez çalışması ile ülkemizde gelişmekte olan tehlikeli atık geri kazanım/bertaraf tesislerinde iş sağlığı ve güvenliğinin mevcut durumunun araştırılması ve güncel bilgilerin ortaya konulması amaçlanmıştır.

1.1. Çalışmanın Amacı ve Kapsamı

Đş sağlığı ve güvenliği, işyerlerinde çalışanları, işin yürütülmesi ile ilgili oluşabilecek tehlikelerden, sağlığa zarar verebilecek koşullardan koruyabilmek ve daha insani bir iş ortamı meydana getirebilmek amacıyla yapılan metotlu çalışmalardır.

(12)

Genel anlamda iş sağlığı ve güvenliği, çalışanları korumayı, bütün işletmenin ve üretimin güvenliğini ve çevrenin korunmasını esas alan tedbirlerin bütünüdür.

Bu kapsamda söz konusu çalışma ile insan sağlığı ve çevre bakımından zararlı olan tehlikeli atıkların kontrolünü yapan işletmelerde çalışan personelin karşılaştığı sorunlar, yapılması gereken işlemler, alınması gereken önlemler vb. konular ele alınarak, Türkiye’ de yeni gelişmekte olan tehlikeli atık geri kazanım/bertaraf tesisi işletmelerine katkı sağlanması amaçlanmıştır.

Tehlikeli atık geri kazanım/bertaraf tesislerinde çalışan işçilerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda yapılması gereken çalışmalar, işyerlerinde doğabilecek iş kazası ve meslek hastalıkları gibi her türlü riske karşı alınması gereken tedbirler, bu husustaki genel hükümler ve bu hükümlerin yerine getirilmesinde işverene ait sorumluluklar ve bu konular hakkında güncel bilgiler ortaya konulmuş ve mevcut durum araştırılmıştır.

Dört bölümden oluşan bu çalışmanın ilk üç bölümünde konu, amaç ve çalışmanın tarifini kapsamaktadır. Đkinci bölümde, tehlikeli atıkların tanımı yapılmış, tehlikeli atık sınıflandırılması ve tehlikeli atıkların çevresel etkileri ile Đş Sağlığı ve Güvenliği’ nin tanımı yapılarak tarihçesinden bahsedilmiş ve Đş Sağlığı ve Güvenliği’ nin temel ilkeleri hakkında bilgi verilmiştir Aynı zamanda Tehlikeli Atık Geri Kazanım/Bertaraf Tesislerinde Đş Sağlığı ve Güvenliği uygulamaları, önemi ve gerekliliği, iş kazaları, meslek hastalıkları ve risk değerlendirmesi yapılmıştır.

Üçüncü bölümde, çalışmanın kapsamı, uygulanması ve metodundan bahsedilmiştir. Türkiye’ de tehlikeli atık yönetimi, Đş Sağlığı ve Güvenliği mevcut durumu, mevzuat ve ulusal planlar ölçeğinde değerlendirilip, yönetimlerden sorumlu yönetsel yapı incelenerek, kurumsal yükümlülükler ve sorumluluklar belirtilmiştir.

Avrupa’ da tehlikeli atık yönetimi, Đş Sağlığı ve Güvenliği mevcut durumu, mevzuat ve ulusal planlar ölçeğinde değerlendirilip, yönetimlerden sorumlu yönetsel yapı incelenerek, kurumsal yükümlülükler ve sorumluluklar belirtilmiştir. Tehlikeli atık geri kazanım/bertaraf tesislerinde, Đş Sağlığı ve Güvenliği yönetimi sürecinde karşılaşılan sorunlar, yönetsel, yasal, mali ve teknik açılardan ortaya konularak, Türkiye’ de geçerli olan tehlikeli atık geri kazanım/bertaraf tesislerinde Đş Sağlığı ve Güvenliği uygulamaları incelenmiştir.

Dördüncü ve son bölümde, incelenen yaklaşımlar, sektörel kaynaklar, geri kazanım ve bertaraf tesislerindeki mevcut durum, Türkiye’ nin tehlikeli atık politikası, Türkiye’ nin Đş Sağlığı ve Güvenliği uygulamaları değerlendirilerek çeşitli öneriler geliştirilmiştir.

(13)

2. KAYNAK ARAŞTIRMASI

Tez çalışması, iki temel araştırma konusu üzerine kurgulanmıştır. Bunlardan ilki, tehlikeli atıklar, ikincisi ise Đş Sağlığı ve Güvenliğidir. Tez kapsamında temel anlamda, aşağıda yer alan çalışmalardan yararlanılmıştır.

Tez konusuna esas tehlikeli atık ve iş sağlığı-güvenliği konularında; kitaplar, makaleler, yüksek lisans ve doktora tezleri, ilgili istatistikler ilgili mevzuatlar, iş hukuku ile ilgili kanun, tüzük, yönetmelik, tebliğ ve yargı kararları, haberler, etkinlikler vb. Đş sağlığı ve güvenliği konularında var olan kaynak ve belgeler incelenerek veriler toplanmış, yardımcı kaynak olarak seçilmiştir.

Bu kaynaklar arasında; MPM yayınları, uluslar arası çalışma normları, iş sağlığı ve güvenliği bilgilendirme semineri, Çevre ve Mühendis Dergisi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Đsçi Sağlığı Dairesi Başkanlığı Yayınları, Gazi Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi yüksek lisans ve doktora tezleri vs. çalışmalar dikkate alınmış olup bu kaynakların listesi, “KAYNAKLAR” bölümünde ayrıntılı olarak verilmiştir.

2.1. Tehlikeli Atık

2.1.1. Tehlikeli atık kavramı

Atık en basit tanımı ile, ihtiyaçlarımızı karşılamak için kullandığımız maddelerin, o an için kullanılmayan veya kullanıldıktan sonra atılan kısmıdır.

Tehlikeli atıklar; patlayıcı, parlayıcı, kendiliğinden yanmaya müsait, suyla temas halinde parlayıcı gazlar çıkaran, oksitleyici, organik peroksit içerikli, zehirli, korozif, hava ve suyla temasında toksik gaz çıkaran, toksik ve eko-toksik özellikler taşıyan atıklardır (Bouis et al, 1999).

Kısaca, bileşiminde insan sağlığı ve çevre için tehlikeli olan ve zararlılık potansiyeli taşıyan maddeleri içeren evsel ve endüstriyel kaynaklı olabilen atıklar “Tehlikeli Atık” olarak tanımlanır (Shammas, 2009; Blackman, 2001).

Bir atığın tehlikeli olup olmadığına karar vermede esas alınan kriterler, atığın bileşimi, atık içindeki bileşenlerin miktarları, atık içindeki bileşenlerin kimyasal reaktifleri, atığın fiziksel durumu, atığın çevredeki etkileri ve kalıcılığı şeklinde özetlenebilir. Tehlikeli atık, zararlı madde içermesi veya kimyasal reaksiyon ortaya

(14)

çıkarması nedeniyle tehlikesiz atıklar ile birlikte bertaraf edilemeyen atıktır. Bir atığın tehlikeli atık olarak değerlendirilebilmesi için atığın sahip olması gereken bazı karakteristikler:

 Atık bileşimi

 Bileşenlerin konsantrasyonları  Bileşenlerin kimyasal reaktiflikleri  Atığın fiziksel durumu

 Atığın miktarı ve bu miktarın oluşum hızı  Atığın akut zararları

 Tehlikeli atığın çevredeki etkileri, kalıcılığı, mobilitesi (hareket edebilme  yetisine sahip olma) ve çevrede ondan etkilenecek elemanların durumu

(uzun süreli etkiler)

 Çevrede akut ve uzun süreli zararların etkinlik derecesi ve alınacak önlemlerdir.

2.1.2. Tehlikeli atıkların sınıflandırılması

Atıklar literatürde çeşitli ölçütler göz önüne alınarak sınıflandırılmaktadır. Bu ölçütler, tüketim, dağıtım, üretim, teknik, kimyasal, fiziksel özellikleri, orijini, kompozisyonu, tehlikesi\zararı vb. olabilmektedir.

Ancak atıkların sınıflandırılmasında, farklı yaklaşımlardan kaynaklanan birtakım farklılıklar göze çarpmaktadır. Örneğin bir sınıflandırmada tıbbi atıklar tehlikeli atık kategorisinde değerlendirilirken, bir diğer sınıflandırmada tehlikeli atıklardan bağımsız ele alınabilmektedir. Aynı durum radyoaktif atıklar için de söz konusu olabilmektedir. Yine tehlikeli, toksik, zararlı ve zehirli atık kavramları eşanlamlı olarak kullanılabilirken, ayrı kavramlar olarak değerlendirildikleri de görülmektedir.

Bu kapsamda tehlikeli atıklar literatürdeki çeşitli tanımlarında farklı biçimlerde ele alınmaktadır. Bununla birlikte tehlikeli atık tanımlanmasında ve sınıflandırmasında bir birlik bulunmamaktadır. Tehlikeli atıkların başarılı biçimde bertaraf edilebilmeleri için öncelikle çok iyi tanımlanması gerekmektedir. Ancak tehlikeli atıkların tanımlanmasında ve sınıflandırılmasında henüz tam bir kesinliğe ulaşılamadığı bilinmektedir. Tehlikeli atıklar, sadece bu maddeleri üreten endüstrinin sorunu değil aynı zamanda hükümetleri ve bireyleri de ilgilendirmektedir.

(15)

2.1.2.1. Etkileri bakımından atıklar

Her atık, bırakıldıkları çevre ile olumlu ya da olumsuz bir etkileşime sahip olmaktadır. Söz konusu etkileşimin yönü, atıkların zararlı ya da zararsız olma özelliğini ortaya çıkarmaktadır. Buna göre etkileri bakımından atıkları iki grupta incelemek mümkündür:

 Zararlı Atıklar  Zararsız Atıklar

2.1.2.2. Yapılarına göre atıklar

Atıkları yapılarına göre 3 grupta incelemek mümkündür:  Sıvı atıklar

 Katı atıklar  Gaz atıklar

2.1.2.3. Kaynakları bakımından atıklar

Atıkları kaynakları bakımından 3 grupta incelemek mümkündür:  Evsel Atıklar

 Endüstriyel Atıklar  Özel Atıklar

2.1.2.4. Atık örnekleri

Evsel Atıklar

Günlük faaliyetler sonucunda ev ortamında oluşan her tür artık ve atıklar evsel atık olarak ele alınmaktadır (Türkiye Çevre Vakfı, 1995). Mutfak ve yemek atıkları, kağıt, ambalaj malzemeleri, kül, cüruf, ev eşyası kırıkları (cam, porselen, toprak, demir vb.) gibi zararsız atıklar yanında piller, florasan ampüller, eski aküler, yanık motor yağları, eski ilaçlar, haşere ilacı kalıntıları gibi zararlı atıklar da evsel kullanım sonucu oluşan atıklar içinde değerlendirilmektedir (Alyanak Đ., 1992).

(16)

Evlerde üretilen toplam atığın yaklaşık % 0.5-1’ i tehlikeli atıktır. Yaygın olarak kullanılan tehlikeli evsel atıklar :

 Boya ve Çözücüler

 Mineral Yağlar ve Bileşikleri  Đlaçlar

 Piller ve Akümülatörler  Asitler ve Bazlar

 Katı ve Sıvı Kimyasallar

 Televizyon ve Radyo (PCB içeren kondansatörler)  Neon Işıkları (PCB içeren kondansatörler, cıva)

Endüstriyel Atıklar

Endüstriyel faaliyetler sonucunda ortaya çıkan atıklardır. Genellikle üretim işlemleri sırasında ortaya çıkmaktadırlar. Evsel nitelikli olabilecekleri gibi tehlikeli atık olarak değerlendirilebilecek özelliklere de sahip olabilmektedirler. Endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanan ve tehlikeli madde içermeyen atıklar genellikle üretim artığı hurdalar veya kullanım ömrünü tamamlamış makine ve hurda malzemelerdir (www.cevko.org.tr, 2007).

Tehlikeli atık oluşturan başlıca endüstri dalları, kimya, boya, deri, ilaç, metal işleme ve kaplama, cam işleme, petrol, petro-kimya, tekstil, kağıt, otomotiv ve elektronik sanayidir (Büyükgüngör, 1995).

 Arıtma çamurları,  Boya kapları,  Makine çamurları,  Yağlı bezler  Yağlı metaller

 Tarımsal (Zirai) atıklar  Zirai ilaçlar, kimyasallar vs.

Özel Atıklar

Yasal olarak evsel katı atık sınıfı dışında kalan, ancak evsel atıklara göre farklı yöntemlerle toplanması, taşınması, işlenmesi ve bertarafı gereken atıklardır. Söz konusu

(17)

atıkları tekrar değerlendirmek ve bertaraf etmek için bazı ek önlemlere ve özel yöntemlere gerek duyulmaktadır. Bir başka deyişle, özellikleri ve miktarları bakımından evsel atıklarla birlikte bertaraf edilemeyen atıklara özel atıklar denilmektedir (Erdin, 1981). Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’ nde yapılan 2001 yılı değişikliği ile EK 6’ da “Özel Đşleme Tabi Atıklar” başlığı altında yer verilmiş bu atıklar, tıbbi atıklar, atık yağlar, kullanılmış pil ve aküler, mezbaha atıkları, kullanılmış lastikler, maden atıkları, cips atıkları ve yakma fırını külleri olarak belirtilmektedir (Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik IV).

2005 Tarihli yeni Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’ nde ise “özel atıklar” EK’ lerden çıkarılıp ayrı bir başlık altında yürürlük maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yeni yönetmelikte özel atık kapsamında değerlendirilen atıklar, maden atıkları, yağ ve sıvı yakıt atıkları, kullanılmış pil ve aküler, insan ve hayvan sağlığı ve/veya bu konulardaki araştırmalardan kaynaklanan atıklar ile kullanılmış lastiklerdir.

Radyoaktif atıklar, her ne kadar Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’ nde özel işleme tabi atık kategorisinde yer almıyor ise de, özellikleri ve çevre sağlığına karşı taşıdıkları riskler nedeniyle özel işlemlere tabi tutulmaları gerekliliği göz önüne alınarak, bu atıkların da özel atık kategorisinde değerlendirilmesi uygun görülmektedir. Şekil 2.1.’ de bazı tehlikeli atıklara yönelik örnek semboller verilmiştir.

(18)

2.1.3. Tehlikeli atıkların çevresel etkileri

Günümüzde artık çevre sorunlarının oluşturduğu tehditler herkes tarafından bilinmektedir. Bilinen başka bir gerçek de çevre sorunlarını çıkaranların gelişmiş ülkeler olduğudur. Ancak artık gelişmekte olan ülkelerle buna katkıda bulunmaktadırlar. Bu ülkelerin ilk olarak düşündükleri ekonomik gelişme ve büyümedir. Eşit derecede önlemlerin alınmak istenmesi tartışma konusudur.

Sonuçta, küresel olarak çeşitli alanları etkileyen çevresel bozulmanın sonuçları dünyadaki bütün ülkelerin güvenliğini tehdit edebilir.

Çevresel sorunlar; küresel, bölgesel ve yerel olarak ortaya çıkabilir. Çevre sorunlarının gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında çatışmalara neden olabileceği ileri sürülmektedir. Atık yönetimi birçok ülkede artık önemli bir çevre sorunu olarak ele alınmaktadır. Tehlikeli atık programının uygulanmasını şekillendiren veya etkileyen düzenleyici kararlar politik ve diplomatik etmenlerden etkilenmektedir.

Tehlikeli atıkların insan sağlığı, epidemiyolojik sorunlar, hava kirliliği, yüzey suları ve yeraltı suları kirliliği, toprak kirliliği, flora ve faunanın etkilenmesi gibi çevre sorunları oluşturduğu bilinmektedir. Bu çevre sorunları geri dönüsü olmayan bir biçimde insan sağlığını ve çevreyi etkilemekte, güvenlik sorunları ile hak ihlalleri oluşturmaktadır(Tuzla Orhanlı Belediyesi, 2006).

Tehlikeli atıkların doğrudan alıcı ortama bırakılmasının yanı sıra, bu atıkların depolanma, taşınma ve bertarafı sırasında meydana gelebilecek herhangi bir kaza sonucu su, toprak ve havaya karışması da söz konusu olabilir. Yine uygulamada çeşitli kesimlerce karşı çıkılan atık yakma tesislerinde tehlikeli atıkların yeteri kadar yakılamaması sonucu ortaya çıkan kalıcı organik kirleticilerin de canlı sağlığı ve ekolojik çevre açısından riskler taşıdığı ileri sürülmektedir.

Tehlikenin derecesi atığın miktarına, toksisitesine (zehirliliğine) ve etkileme hızına göre değişebilmektedir. Tehlikeli atıklar, insan ve diğer canlıların sağlığı, genleri ve metabolizmaları üzerinde tahribatlar yaratan, hatta ölümlerine neden olabilen atıklardır. Bu atıkların bir kısmı akut bir kısmı da kronik olarak etki ederler. Đnsan ve çevre sağlığının korunabilmesi için bu atıkların çevre etkileri iyi değerlendirilmeli ve bertarafları düzenli ve kontrollü bir sistem içinde yürütülmelidir(Tuzla Orhanlı Belediyesi, 2006).

Tehlikeli atıkların depolama sahalarının yer seçimindeki yanlışlıklar (yerleşimlere yakın olması, hâkim rüzgârların etkisinde olması vb.), evsel nitelikli

(19)

atıklar ile tehlikeli atıkların aynı sahalarda depolanması gibi uygulamalar sonucu gerek hava kalitesi, gerek yüzey ve yer altı suları, gerekse toprak kalitesi üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Drenaj hendekleri bulunmayan tehlikeli atık depolama sahalarına düşen yağmur suları yüzey sularına kolayca karışabilmektedir. Bunun sonucunda sahaların çevresinde suni göllenmeler ve buralardan beslenen derelerde kirlenmeler ortaya çıkmakta, tehlikeli atıkların varlığından dolayı artan kirlilik yükü, bu sularda üreyen canlılar ekolojik çevreye zarar vermekte, sağlık, koku ve estetik açıdan sular tehlike arz etmektedir.

Bazı tehlikeli atık sahalarının çevresinde bulunan ekili araziler de gelişigüzel gerçekleştirilen dökümlerle olumsuz etkilenmekte, toprak kirliliğine bağlı olarak, bitki kökleri tarafından emilen yüzey suları bitkilerin hem biyolojik çeşitliliğini yok etmekte hem de taşıdıkları kirlilik yükü tarım ürünlerine zarar vermektedir. Bu nitelikteki arazilerde gerçekleştirilen otlatma faaliyetleri sonucunda da hayvan hastalıkları ve toplu ölümler ortaya çıkabilmektedir(Tuzla Orhanlı Belediyesi, 2006).

Sonuç olarak, tehlikeli atıklara, bu bileşiklerle bulaşmış havayı soluyarak, yiyecekleri yiyerek, sıvıları içerek veya cilt teması yoluyla maruz kalınmaktadır. Đnsan vücudunda tehlikeli atıklarla ilk karşılasan akciğerler, sindirim sistemi ve deridir. Kan dolaşımı yoluyla diğer organ ve dokulara ulasan atıkların bir bölümü, bir süre sonra idrar veya dışkı yoluyla vücut dışına atılmakta; geri kalan bölümü uzun yıllar vücutta kalabilmekte; çok yavaş parçalanarak, parçalanma ürünleri vücut dışına atılmaktadır. Gerek ilk alındığı sırada, gerek vücutta kaldığı süre boyunca sağlık için zararlı sonuçlara neden olmaktadırlar. Tehlikeli atıklara maruz kalındığında meydana gelen durumlara bu bileşiklere hangi dozda, ne kadar süre ve nasıl maruz kalındığı belirlemektedir.

Bir canlının maruz kaldığı tehlikeli atığın düzeyi ne kadar yüksek ise, sağlık etkilerinin ortaya çıkma riski de o kadar yüksektir ve sağlık etkileri de o ölçüde ciddi olabilmektedir. Kısa sürede ve yüksek dozda tehlikeli atıklara maruz kalmak zehirlenme tablosu ve ölümcül sonuçlar ortaya çıkarabilirken; daha uzun sürede ve daha düşük dozda maruz kalmak, basta sinir sistemi, üreme sistemi, bağışıklık sistemi olmak üzere kronik sağlık etkilerine yol açabilmektedir. Ayrıca, bu atıkların bir kısmı değişik derecelerde kanserojen olarak kabul edilmektedir. Tehlikeli atıkların zararlı sağlık etkilerinin ortaya çıkısını, maruz kalınan doz ve süre dışında yas, cinsiyet, beslenme tarzı, aile özellikleri, yasam tarzı ve mevcut sağlık durumu da etkilemektedir (Tuzla Orhanlı Belediyesi, 2006).

(20)

Şekil 2. 2. Tehlikeli atıkların atmosferik olaylar ve yer altı yollarından canlı yapılara taşınımı

2.2. Đş Sağlığı ve Güvenliği

2.2.1. Đş sağlığı ve güvenliği tanımı

Sağlığın en kapsamlı tanımı, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılmıştır. Buna göre sağlık; “Bir insanın yalnızca bedenen değil ruhsal ve sosyal yönden de tam bir iyilik halidir” şeklinde tanımlanmıştır (Nüvit, 2000).

Đşçilerin iş kazalarına uğramalarını önlemek amacıyla güvenli çalışma ortamını oluşturmak için alınması gereken önlemler dizisine “Đş Güvenliği” denir.

Bütün mesleklerde çalışanların sağlıklarını sosyal, ruhsal ve bedensel olarak en üst düzeyde tutmak, çalışma koşullarını ve üretim araçlarını sağlığa uygun hale getirmek, çalışanları zararlı etkilerden koruyarak işin ve çalışanın birbirine uyumunu sağlamak üzere kurulmuş bir tıp dalıdır.

(21)

Tanımlara göre işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramı, işçinin sağlık ve emniyetinin işyeri sınırları ve iş dolayısıyla doğan tehlikeler karşısında korunmasını kapsamaktadır.

Ancak, zaman içinde bu tanımın yeterli olmadığı ortaya çıkmıştır. Özellikle yaşama çevresinde de iş görenin korunmasının gerekli olduğu ileri sürülmeye birlikte başlanmıştır. Çevrenin korunması, sağlıklı bir konutta yaşama hakkı, beslenme ve ulaşım emniyeti, ilk yardım ve sosyal güvenlik, kentleşme gibi konuların işçi sağlığı ve iş güvenliği konusu ile ilişkilendirilmeye başlanmıştır.

Geniş anlamda işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramı işyeri ile sınırlı sağlık ve emniyet tedbirlerinin yeterli koruma sağlayamayacağını kabul eden ve işçinin sağlığını ve güvenliğini etkileyen ve ilgilendiren ve işyeri dışından kaynaklanan riskleri de kapsamına dâhil eden bir kavramdır (Arıcı, 2000).

2.2.2. Đş sağlığı ve güvenliği’ nin önemi

Büyük çoğunluğunun ücret gelirinden başkaca geliri bulunmayan işçiler ve bakmakla yükümlü oldukları aileleri, ekonomik sıkıntıya girecek, işçiler belki de eski sağlığına bir daha kavuşamayacak olmanın moral çöküntüsünü ömür boyu taşıyacaklardır. Kazaların ölümle sonuçlanması ise işçinin ve ailesinin karşılaşabileceği en büyük tehlikedir. Bu nedenle iş güvenliği önlemleri işçi ve ailesinin kazalar yüzünden doğabilecek ekonomik sıkıntılarını engellemektedir (Akkök, 1977).

2.2.3. Đş sağlığı ve güvenliği tarihçesi

Endüstri devrimi sırasında teknolojik gelişmeler ile birlikte makineler ve toksit maddelerin iş hayatında kullanım alanı artmıştır. Bunun sonucunda fabrikalardaki işçiler daha önce hiç karşılaşılmamış Đş Sağlığı ve Güvenliği riskleriyle karşılaşmıştır. Yöneticilerin en önemli amacı kar yapmak olduğundan sayısız işçi yetersiz olan güvenlik ve sağlık önlemlerinde dolayı zarar görmüştür (T.E. lim ve diğerleri, 2004).

Dünyada ve ülkemizde sanayileşme ve teknolojik gelişmelere paralel olarak özellikle işyerlerinde üretken faktör olan çalışan kişilerin sağlığı ve güvenliği ile ilgili bir takım sorunlar ortaya çıkmıştır. Başlangıçta fazla önemsenmeyen bu sorunlar iş verimini ve işletmeyi tehlikeye sokmasıyla önem kazanmış ve üzerinde düşünülmesi gerekliliği doğmuştur. Bu aşamada yapılan çalışmalar sonucunda işyerlerinde çalışma düzenini ve koşullarını kapsayan birtakım kurallar ve kanunlar yürürlüğe konmuştur.

(22)

Ancak geçen zaman içinde bu düzenlemelerin yetersiz olduğu görülmüş ve soruna daha değişik açılardan yaklaşılması gerekliliği baş göstermiştir. Bunun üzerine yapılan çalışmalar ve araştırmalar sonucunda “Đşçi Sağlığı ve Đş Güvenliği” kavramı doğmuş, konuya bilimsel olarak yaklaşılmaya başlanmıştır (Necdet Akyüz, 1980).

Đş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak bazı uluslararası çalışma (ILO) sözleşmeleri ülkemiz tarafından da onaylanmıştır. Avrupa Birliği (AB)’ nin 89/391 sayılı çerçeve yönergesi de işyerinde çalışanların iş sağılığı ve güvenliğini düzenlemektedir.

2.2.4. Đş sağlığı ve güvenliği temel ilkeleri

Đşçilerin sağlığının korunması ve geliştirilmesi, toplumun sağlığına yönelik çalışmalar içinde önemli ve vazgeçilmez bir yer tutmaktadır. Đşçi sağlığının boyutlarını da ortaya koyan şu temel ilkeler sıralanabilir (Gökpınar, 2004),

 Temel görev, koruyucu hizmetlerdir,

 Đş ile onun sağlık yönü birbirinden ayrılamaz,

 Öncelikle üzerinde durulması gereken insandır. Üretim ikinci plandadır,  Đşçi sağlığı iş güvenliği, her işte çalışanların sağlığı ile ilgilidir,

 Đşçi sağlığı iş güvenliği, yalnızca iş kazalarıyla meslek hastalıklarından oluşmamaktadır,

 Đş kazalarıyla meslek hastalıkları önlenebilir nitelikte olgulardır,

 Dolayısıyla meslek hastalıklarının varlıkları, gerekli önlemlerin alınmadığının göstergesidir,

 Yalnızca işçinin sağlığının korunması değil, geliştirilmesi de amaçlanmalıdır,

 Çalışmaları ve çalışmayan (işsizlik, grev vb) dönemler birbirinden ayrılmaz,  Đşçi ve ailesinin sağlığı arasında doğrudan bağlantılar vardır,

 Đşçi sağlığı iş güvenliği birbirinden ayrılmaz,

 Đşçi sağlığı iş güvenliği, çok-bilimli (multi-disipline) bir konudur,  Tıp bilimleri ile ilgilidir,

 Mühendislik bilimleri ile ilgilidir,  Sosyal bilimler ile ilgilidir,

(23)

 Đşçi sağlığı iş güvenliği bir ekip hizmetidir. Bu çok-bilimli karakterinin bir uzantısı olarak, eş güdüm halinde ve çok sayıda uzmandan oluşan bir hizmetin sunulması zorunluluk olmaktadır,

 Đşçi sağlığı hizmetlerinde kurumlar arası işbirliği zorunludur,

 Đşçi sağlığı iş güvenliği tüzesinin odak noktasında işyeri hekimi bulunmaktadır,

o Đş hukuku tüzesi bir bütündür, o Hukuka saygı bir bütündür,

 Konunun ekonomik boyutu, hizmet planlayıcılarından sunucularına kadar herkesi ilgilendirir,

 Bireysel çabalarla ve tek bir işyerinde “mükemmeli yaratma” düşü ile istenilen sonuç elde edilmez,

 Bilim ve teknoloji alanındaki hızlı gelişmeler, işçi sağlığı alanındaki bilgilerin de sürekli olarak yenilenmesini getirmekte, dolayısıyla sürekli eğitimi zorunlu kılmaktadır,

 Đşçi sağlığı iş güvenliğinde, araştırma, istatistik ve tarama çalışmaları çok önemli bir yer tutar,

 Đşçilerin sağlığını korumak ve geliştirmek, temelde bir işveren yükümlülüğüdür,

 Đşçi sağlığı iş güvenliği hizmetlerinin başarısı, bundan yarar sağlayanların sahiplenmesi ile doğru orantılıdır.

2.3. Tehlikeli Atık Geri Kazanım/Bertaraf Tesislerinde Đş Sağlığı ve Güvenliği’ nin Önemi

Đşyerinde işçilerden birinin kazaya uğraması işçi için olduğu kadar işveren açısından da büyük önem taşımaktadır. Đş kazası işin akışını durdurarak üretim temposunu yavaşlatmakta, üretim ve verimlilik kaybına neden olmaktadır. Çalışma ortamının iyileştirilerek iş güvenliğinin sağlanması, işin akışını durduran insan, makine, malzeme, ürün ve zaman kaybına neden olan koşulların ortadan kalkmasını ya da minimize edilmesini getirecek, yüksek verimlilik ve etkinlik sağlayacaktır. Đş güvenliğine yönelik çabalar aynı zamanda maliyetlerin düşmesini ve ürün düzeyinde artışı da beraberinde getirecektir. Başka bir deyişle iş kazalarının önlenmesi ikincil ya

(24)

da yan bir etki olarak işyerinde verimlilik ve üretim artışına yol açmaktadır (Aksoy, 1982).

2.3.1. Đş kazaları

2.3.1.1. Đş kazalarının tanımı

Günümüzde giderek hızlanan teknolojik gelişmeler, iş kazalarına yol açmaktadır. Teknolojik gelişmelerin paralelinde ortaya çıkan bu tablonun kaynağında, gerekli önlemlerin alınmayışının ve de alınmış önlemlere uyulmayışının yattığı görülmektedir. Uluslararası Çalışma Teşkilatı; iş kazasını “belirli bir zarar ya da yaralanmaya neden olan, beklenmeyen, önceden planlanmayan bir olay” şeklinde tanımlamıştır (Kuru , 2000).

506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’ nun 11. Maddesi, iş kazalarını tanımlamıştır; “Sigortalıyı hemen veya daha sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır”.

Bir kazanın yasal olarak iş kazası olabilmesi için kazanın a) Sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada,

b) Đşveren tarafından yürütülmekte olan iş ,

c) Sigortalının işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d) Emzikli kadın sigortalının çocuğun süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında olması gerekmektedir.

Đş sağlığı ve güvenliğine verilen önemin nedenini anlatabilmek için, iş hastalıkları ve kazaları nedeni ile meydana gelen kayıpların ve bunların yarattığı sonuçların üzerinde durulması yerinde olacaktır.

ILO raporlarına göre, en iyimser tahminle yılda (Somavia, 2002);  250 milyon işçi iş kazası geçirmekte,

 Kötü çalışma şartları nedeni ile 160 milyon işçi iş hastalığına yakalanmakta ve Yaklaşık 1.0 milyonu iş hastalığı ve 350,000’ i iş kazaları nedeni ile olmak üzere, ortalama 1.35 milyon işçi yaşamını yitirmektedir.

(25)

Raporda, yukarıdaki sayıların kısıtlı bilgiden elde edilmiş olması nedeni ile gerçek sayıların daha da yüksek olduğuna ve gelişmiş ülkelerde dahi, kaza ve ölümlere ilişkin bildirimlerde gizleme payı bulunduğuna işaret edilmektedir.

Raporun ayrıntılarına inildiğinde görülmektedir ki:

Çalışan işçi sayısına göreceli ölüm oranı, ülkelerin gelişmişlik derecesi ile ters orantılı biçimde değişmektedir. Aynı tür tehlikeli işlerde çalışan işçiler arasındaki ölümler karşılaştırıldığında, geri kalmış ülkelerdeki ölüm sayısı 10 ila 100 kat daha fazladır.

En fazla etkilenen kişiler, en az koruma altında ve en kötü şartlarda çalışan kadınlar, çocuklar ve kaçak işçilerdir.

Đş hastalıkları ve kazalar, özellikle tarım, maden ve inşaat alanlarında yoğundur, (Şekil 2.3). Dünyadaki işçilerin %50 sinin bu alanlardaki işlerde çalışmakta olup, aynı zamanda bunlar, en çok bildirimsiz ve kaçak işçinin çalıştığı alanlardır.

Hastalanan veya ölen kişilerin büyük çoğunluğu, küçük ve orta ölçekli işyerlerinde çalışmaktadır.

Şekil 2.3. Değişik sektörlerde, her 100.000 çalışan için ölüm oranı (ILO)

Ülkemizdeki duruma bakıldığında, ILO sonuçlarına paralel bir durum görülmektedir. 2000 yılı SSK istatistiklerine göre:

74,847 iş kazası olmuş ve bunlardan 1,733’ü ölümle, 1,818’i sürekli iş göremezlikle sonuçlanmıştır. Đş hastalıklarının sayısı 803 ve iş günü kaybı 1,679,695 gün olarak verilmektedir.

2000 yılındaki iş kazalarının yaklaşık % 41’i, 1-3 işçi çalıştıran küçük işyerlerinde meydana gelmiştir. Elliden az işçi çalıştıran yerler topluca ele alındığında,

(26)

bu oran %71’e çıkmaktadır. Söz konusu oranlar, 1996-2000 döneminde, her yıl için aşağı yukarı aynıdır.

2000 yılı istatistiklerine göre ülkemizdeki toplam iş kazalarında en başta gelen 10 iş türüne ilişkin bilgiler, grafiksel olarak Şekil 2.4’ te verilmiştir. Şekilden, inşaat ve maden alanlarındaki kaza sayısının ülkemizde de yüksek olduğu görülmektedir. ILO istatistiklerinin tersine, SSK verilerinde, tarımsal iş türlerine ilişkin kaza sayısı çok düşüktür (525 kaza). Bunun nedeni, tarımda genelde bildirimsiz işçi çalıştırılmasıdır.

0 1000 2000 3000 4000 5000 6000 7000 8000 9000 10000 Kömür madenciliği Gıda maddeleri Sanayi Dokuma sanayi Taş, toprak, kil, vb. imali Metal mütea. esas ends. Metalden eşya im. Makina im. ve tamiratı Nakil araçları imali Đnşaat Nakliyat

Şekil 2.4. En yüksek iş kazalarının olduğu iş türleri-SSK (2000)

En yüksek kaza oranına sahip on iş türündeki; hastalık, sürekli işgöremezlik ve ölüm sayıları, aynı sırayla, Şekil 2.5’ te verilmiştir. Görüldüğü gibi, sürekli işgöremezlik ve ölümle sonuçlanan kazalar açısından inşaat alanındaki iş türleri en başta gelmektedir. Hastalık açısından ise kömür madenciliği öndedir. Kömür madenciliğinde, sürekli işgöremezliğin yüksek olması ilerleyen hastalık sonucu olabilir.

(27)

0 50 100 150 200 250 300 350 400 Kömür madenciliği Gıda maddeleri Sanayi Dokuma sanayi Taş, toprak, kil, vb. imali Metal mütea. esas ends. Metalden eşya im. Makina im. ve tamiratı Nakil araçları imali Đnşaat Nakliyat Hastalık Sürekli işgöremezlik Ölüm sayıları

Şekil 2.5. On iş alanındaki yıllık hastalık, sürekli işgöremezlik ve ölüm sayıları – SSK(2000)

ABD’ de, iş kazası nedeni ile yıllık ortalama ölüm sayısının 6.500 dolayında olduğu tahmin edilmektedir. 1997 yılı istatistiklerine göre, iş hastalıkları ve iş kazalarının ABD ekonomisine doğrudan ve dolaylı maliyetinin 171 milyar dolar olduğu sanılmaktadır (Leigh 1997). ABD ile ülkemiz arasında yapılacak bir karşılaştırmada, ilk bakışta sayısal olarak lehimize gibi gözüken durumun, gerçekte böyle olmadığı açıktır; çünkü ABD ülkemizden kat kat fazla işgücüne sahiptir ve ülkemizdeki çalışan kesimin önemli bir bölümü sigortasız olduğundan, eldeki SSK veritabanları eksiktir.

Đş kazasına uğrayan ve iş hastalığına yakalanan işçi sayısı ile bir ülkenin gelişmişlik düzeyi arasında yakın ilişki olduğundan, AB üyesi olma çabası içindeki ülkemizin yapılması gerekenleri bu gözle değerlendirmesi ve gereken standartlara erişmesi zorunludur.

(28)

2.3.1.2. Đş kazalarının nedeni

Araştırmacılarca, tüm kazaların beş temel faktörün ardı ardına sıralandığı bir “Kaza Zinciri” den oluştuğu kabul edilmektedir (Müngen, 1990).

Şekil 2.6. Kaza zinciri için domino taşları örneği (M Uğur MÜNGEN, 1990).

Bu beş faktör şu gerçekleri ortaya koymaktadır.

a.) Đnsanın doğa karşısındaki zayıflığı ortadan kaldırılmaz. Kazalardan kesinlikle kurtulmak olanaksızdır.

b.) Her kazada insanın kusurlu bir davranışı olmaktadır. Bundan kaçınılamaz. c.) Güvensiz davranış ve güvensiz koşullar, kazaların oluşumunda önemli yeri olan bir faktördür. Đş güvenliğinin çalışma alanı güvensiz koşulların ve güvensiz davranışlarının azaltılması veya ortadan kaldırılmasıdır (Ezgin, 1995).

Özellikle iş kazalarının önlenmesinde, güvenlik önlemlerinin üçüncü faktöre yöneltilmesi zorunludur. Zira kaza zincirinin bu halkasının ortadan kaldırılması daha kolaydır (Ezgin, 1995).

Đş gören sağlığı ve iş güvenliği sorunlarını gidermede, tüzükler, denetim, eğitim ve bunun gibi birçok etkenin de rolü vardır. Alınan önlemlerin etkinliğinin derecesine göre de iş kazalarında da azalma olacaktır. Đş kazalarının önlenmesinde tüzükler,

(29)

standartlaşma, denetim, teknik, psikolojik, istatistiksel araştırmalar, eğitim, inandırma, sigorta gibi iyileştirici faktörlerin iş gören, işveren örgütler, ilgili kamu kurumları ve bütün kamuoyunun ilgili ve desteği ile artırılması sonucu iş kazalarını en aza indirme çabasına girilmiştir (Taşyürek, 1988).

2.3.2. Meslek hastalıkları

2.3.2.1. Meslek hastalıklarının tanımı

Sigortalının çalıştırıldığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi arıza halleridir (Sosyal Sigortalar Kanunu).

506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu meslek hastalıklarını şöyle tanımlar: Meslek hastalıkları da işçinin sağlığını bozduğundan ve tazminat talebi doğuracağından iş kazaları gibi yasalarla tanımlanmıştır.

Sosyal Sigortalar Sağlık Đşlemleri Tüzüğü, bir hastalığın meslek hastalığı olarak kabulü için gerekli koşulları belirlemiş ve meslek hastalıklarını beş grupta toplamıştır:

 Kimyasal maddeler ve bileşikleriyle oluşan meslek hastalıkları (kurşun zehirlenmesi, kansorojen krom bileşikleri, trikloroetilen, civa vs ),

 Kanserojen olan ve olmayan deri hastalıkları (alerjik deri hastalıkları vs. ), Pnömokonyozlar ve diğer mesleksel solunum sistemi hastalıkları (tozlu ve gazlı işyerleri vs ),

 Mesleksel bulaşıcı hastalıklar ( özellikle tarım ve hayvancılık sektöründe ),  Fiziki etkenlerle oluşan meslek hastalıkları ( radyasyon, gürültü, basınç, ağır

yük taşıma vs.),

ABD çalışma örgütü, yedi tane meslek hastalığı sınıflandırması yapmıştır. Bunlar (Llyod ve Byars, 1997):

 Deri yaralanmaları ve tahribatı,

 Tozdan kaynaklanan akciğer hastalıkları,  Zehirli maddelere bağımlılığın oluşması,  Toksit maddelerin etkisiyle zehirlenme,

 Toksit maddeler dışında fiziksel maddelerden kaynaklanan hastalıklar,  Travmaya bağlı hastalıklar, Diğer meslek hastalıklarıdır.

(30)

2.3.2.2. Meslek hastalıklarının nedeni

Meslek hastalığına neden olabilecek kaynaklar geniş olarak da 6 grupta toplanabilir. Bunlar:

1- Madensel cisimlerden oluşanlar, 2- Organik cisimlerden oluşanlar,

3- Fizik ve mekanik etkilerden oluşanlar, 4- Tozlardan oluşanlar,

5- Bakterilerden oluşanlar, 6- Örgütün psikososyal ortamı,

Çizelge 2.1. Đşyerinde insan sağlığını tehdit eden 10 temel madde (S.News and World Report, 1979 )

Maddenin Adı Neden Olduğu Hastalık Karşılaşılan Đş Görenler

Arsenik Akciğer ve Lenf Kanseri Petrokimya Đşçileri, Haşerat Đlaçları Üretiminde Çalışanlar, Ergitme Đşlerinde Çalışanlar Asbest Asbestosis, Akciğer ve Diğer Organ

Kanserleri

Rafineri Đşçileri, Ayakkabı Üretimindeki Đş Görenler, Boya ve Distilasyon Đş Görenleri

Benzen Lösemi, Anemi Rafineri Đşçileri, Ayakkabı Üretimindeki Đş

Görenler, Boya ve Distilasyon Đş Görenleri Bisklorometileter

(BCME) Akciğer Kanseri Kimya Endüstrisi Đş Görenleri

Kömür Tozu Madenci Hastalığı Kömür Madeni Đş Görenleri

Kok Fırını Đfrazatı Akciğer ve Böbrek Kanseri Kok Fırınlarında Çalışan Đş Görenleri Pamuk Tozu Bisinosis, Kronik Bronşit ve

Anfizemi Tekstil Đş Görenleri

Kurşun

Çeşitli Böbrek Hastalıkları, Anemi, Merkezi Sinir Sistemi, Kısırlık,

Kusurlu Doğumlar

Madeni Eşya Üretimindeki Đş Görenler, Kurşun Ergitme Đş Görenleri, Akü ve Pil Üretimindeki

Đş Görenleri Radyasyon Tiroid, Akciğer, Kemik, Kan

Kanseri, Genetik Hasarlar, Düşük

Uranyum Madencileri, Nükleer Enerji Kullanılan Đşyerlerindeki Đş Görenleri

Vinik Klorid Karaciğer ve Beyin Kanseri Plastik Sanayi Đş Görenleri

2.3.3. Risk değerlendirme

2.3.3.1. Risk değerlendirmeye giriş

Tehlike analizi ve tehlike etkilerine maruz kalma değerlerinin saptanması ile elde edilen bulguların bütünleşmesidir.

Yüksek standartlarda sağlık ve güvenliğe ulaşma başarısı, çalışanların karşılaştığı tehlikeleri, kaza olmadan önce, ortadan kaldırmaya ya da azaltmaya bağlıdır. Kullanılabilecek pek çok farklı risk analiz metodu vardır. Bunun yanı sıra, şirketler yaptıkları işin yapısını ve ciddiyetini ve risklerinin karşılığı dikkate alarak, risk değerlendirme yaklaşımını kendi ihtiyaçlarına göre düzenlemelilerdir.

(31)

Risk değerlendirme, işyerindeki mesleki tehlikeler önemli bir tehdit yaratmaya başladığında ve prensipte veya uygulamada varolanların mı yoksa planlanan kontrollerin mi uygun olduğu belli olmadığında kullanılmalıdır. Kurumlar, risk değerlendirmeyi, sadece yasal zorlukların bir parçası olarak değil, aynı zamanda sürekli iyileştirme için çabalarının parçası olarak yürütmelidirler.

2.3.3.2. Risk değerlendirmenin amacı

Hasar veya zarar ortaya çıkmadan riskleri kontrol altına almaktır. Risk değerlendirme, yönetim ve çalışanlara, kurum prosedürleriyle tehlike ve risklere ortak bakış açısı sağlama imkanı veren katılımcı yaklaşıma dayalı olmalıdır. Yönetimin, herhangi bir önleyici veya düzeltici faaliyetlerin gerekli ve kaçınılmaz olduğu konusunda ortak bir anlayış sağlanır.

Risk değeri, aslında, risklerle ilgili kontrollerin uygunluğuna karar verir. Var olan muhtemel tehlikeleri belirleyerek işe başlar, ardından tehlikeleri tahmin eder ve ölçer, daha sonra da riskin göze alınabilir olup olmadığına karar verir. Bu olayların sırası risk değerlendirme prosedürü ile görülebilir.

Risk değerlendirmesi için (Esin, 2000): * Tehlike belirlenir,

-Nereden kaynaklanıyor? -Neden önlenmiyor?

-Önceden farkına varabilmek olası mı? *Doğabilecek riskler irdelenir,

-Kimler risk altındadır? -Risklerin dereceleri? -Riskler nasıl azaltılabilir?

Risk değerlendirme öğeleri çok veya n-boyutlu matriks kullanımıyla açıklanabilir. Bir eksen üzerinde, başlıklar genelde faaliyetlerin, enerji ve madde katkılarının, ürünlerin, belli bir makineyi tanıtan yan ürünlerin toplamını yansıtır. Bir başka eksende ise, ana başlıklar, makinenin tehlikeleri ve bunlara maruz kalma değerlerinin bilgisini yansıtır.

(32)

Çizelge 2.2. Risk değerlendirme

Risk Marjinal Kritik Felakete Yol Açan

Đmkânsız Tolere Edilebilir Risk Tolere Edilebilir Risk Tolere Edilebilir Risk

Zayıf Tolere Edilebilir Risk Orta Risk Orta Risk

Mümkün Orta Risk Büyük Risk Büyük Risk

Çok Mümkün Büyük Risk Tolere Edilebilir Risk Tolere Edilebilir Risk

Çizelge 2.2’ de görülebileceği gibi, büyüklük ve olasılık faktörleri risk sıralamalarını yansıtmak için kullanılmaktadır. Bu durumda riskler, farklı derecelere göre, “önemsiz, tolere edilebilir, orta, büyük ve tolere edilemez” şeklinde sıralanır.

”Risk indeks kategorileri” veya “Risk değeri kategorileri” gibi risk sıralamaları, yönetim faaliyetlerine rehberlik etmede kullanılır. Çizelge 2.3. Risk sıralamalarının nasıl yorumlanacağı gösteren bir örnektir.

Çizelge 2.3. Risklerin yorumlanışı

Risk Seviyesi Önlem ve Zaman

Önemsiz (5) Hiçbir eylem gerekmez, belge kayıtları tutulması gerekmez

Tolere Edilebilir (4)

Ek kontroller gerektirmez. Tamamen ortadan kaldırılması veya geliştirilmesi için çok maliyete gerek yoktur. Kontrollerin yapıldığından emin olmak için gözlem gereklidir.

Orta (3)

Risk azaltmak için çaba gösterilmelidir. Fakat önlemin maliyeti dikkatle ölçülmeli ve sınırlandırılmalıdır. Orta dereceli risk çok zarar verici sonuçlarla ilgiliyse, zarar olasılığın,

gelişmiş, kontrol ölçülerine karar vermede temel ilke kabul edilerek daha ileri değer saptamalar gerekli olabilir.

Büyük (2) Risk azaltılıncaya dek iş başlamamalıdır. Risk azaltmak önemli kaynaklar bölüştürülmek

zorunda kalabilir. Risk devam etmekte olan işi içeriyorsa acil önlem alınmalıdır.

Tolere Edilemez Risk (1)

Risk azaltılıncaya dek iş devam ettirilmemeli veya başlatılmamalıdır. Sınırsız kaynaklarla bile riski azaltmak mümkün değilse, iş yasaklanmış olarak kalmalıdır.

2.4. Türkiye’ de Tehlikeli Atık ve Đş Sağlığı-Güvenliği Yönetimi

Çevre üzerinde büyük bir baskı oluşturan ve gün geçtikçe artan atık sorununun tamamıyla çözümü için tek bir yaklaşım yeterli değildir. Ancak tüm yöntemlerin kombinasyonuyla etkin bir atık yönetiminin sağlanması mümkündür.

2.4.1. Türkiye’ de tehlikeli atıklara ilişkin ulusal mevzuat ve idari teşkilatlanma

Daha 1960’ lı yıllarda çevre yönetimi konusunda gerçekleştirilmiş uluslararası sözleşme ve protokollere (Toprak, 2003) taraf olmaya başlamış bir ülke konumunda olmasına rağmen, Türkiye’ de 1970’ li yıllar itibariyle bir çevre politikasından bahsedilememektedir. Çevre konularına ilişkin yasal düzenlemeler, halk ve çevre

(33)

sağlığı, hava kirliliği ve trafik gibi çeşitli konularda gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, ülke ölçeğinde bütüncül bir yaklaşım geliştirilememiştir (Toprak, 2003).

Dünyadaki küreselleşme sürecine bağlı olarak hızla gelişen ve değişen dinamikler, yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası aktörleri, içinde yaşadıkları “çevrenin korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması”na ilişkin olarak daha sistemli ve koordinasyona dayalı bir yapı içerisinde bir araya gelmeleri konusunda zorlamıştır. Bu zorunluluk, farklı siyasal rejimlere ve gelişmişlik düzeylerine sahip ülkelerin, çevre olgusu üzerinde ortak anlayış ve ortak sorumluluk geliştirdikleri Birleşmiş Milletler 1972 tarihli “Stockholm Đnsan Çevresi Konferansı”nın gerçekleştirilmesini sağlamıştır.

Stockholm’ de ortaya konan çabalar ile ülkeler, çevreyi algılama biçimlerini yeniden gözden geçirme fırsatı bulmuşlardır. En önemli çıktılardan birisi de “sağlıklı bir çevrede yaşamanın bir hak olduğu” na ilişkin kabuldür.

Konferansın Türkiye açısından etkileri irdelendiğinde, “çevre” olgusunun bir başlık altında ilk kez 1973-1977 dönemini kapsayan Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı’ nda (Keleş ve Hamamcı, 2002) yer aldığı görülmektedir. Kalkınma çabalarını sekteye uğratacak çevre politikalarının benimsenemeyeceğinin altı çizilerek, insan-çevre ilişkilerinde rasyonel bir dengenin ancak toplumsal ve ekonomik kalkınma ile sağlanabileceği ifade edilmiştir.

Çevre politikasının Türkiye’ de kurumsal temele oturtulması çabaları bu döneme rastlamaktadır. Önce 1974 yılında Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarlığı altında bir danışma kurulu şeklinde örgütlenen çevre korumacı yaklaşım, 1978 yılında Başbakanlığa bağlı bir çevre örgütüne dönüştürülmüştür. Tüm bu çabaların bakanlık düzeyinde örgütsel bir kimlik kazanması ancak 1991 yılında Çevre Bakanlığı’ nın kurulması ile mümkün olmuştur.

Çevre korumacı yaklaşımların Türkiye Cumhuriyeti anayasalarında yer alıp almadığı konusuna kısaca değinmek gerekirse, 1982 Anayasası’ na kadar yürürlükte olan anayasalarda bugünkü anlamıyla bir çevre hakkından bahsedilememekte, 1961 Anayasası’ nda ise sağlık hakkı ile sınırlı bir düzenlemenin varlığından söz edilebilmektedir. 1961 Anayasası’ nın “Sağlık Hakkı” başlığını taşıyan 49. maddesi uyarınca, Devletin, herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşayabilmesini ve tıbbî bakım görmesini sağlamakla, ayrıca yoksul veya dar gelirli ailelerin sağlık şartlarına uygun konut ihtiyaçlarını karşılayıcı tedbirleri almakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır.

1982 Anayasası ise “Sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması” başlıklı 56. maddesinde, “çevre” ve “sağlık” kavramlarına birlikte yer vermiştir. Söz konusu madde

(34)

hükümlerine göre, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu düşüncesi, anayasal teminat altına alınmış olup çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek ödevi devlet ve vatandaşlara birlikte verilmiştir.

Çevre korumaya yönelik normatif yaklaşımların bağımsız bir kanun çerçevesinde somutlaştırılması ise 1983 yılında Çevre Kanunu’ nun kabul edilmesi ile gerçeklemiştir.

Aşağıdaki yasal düzenlemeler ve belgelerde tehlikeli atık olgusuna yönelik yaklaşımlar özetlenmekte, ilerleyen kısımlarda ise konu, mevzuatın etkinlik düzeyine ilişkin eleştirel yaklaşımlarla zenginleştirilmektedir.

2.4.2. Türkiye’ de iş sağlığı ve güvenliği’ ne ilişkin ulusal mevzuat ve idari teşkilatlanma

Đşçi sağlığı ve iş güvenliği konusu, Osmanlı Đmparatorluğu döneminden günümüze kadar her dönemde çalışma hayatımızda önemli bir yer tutmuştur. 1865 tarihli Dilaver Paşa Nizamnamesinden günümüze kadar işçi sağlığı ve iş güvenliği konusundaki ilgi ve çalışmalar çözümün hep hukuki yollarda arandığını göstermektedir. Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’ de de sosyal sigortalar mevzuatı geliştirilmiş, işverenlerin tazminat ödemelerine ilişkin hükümler daha kapsamlı hale getirilmiş ve işverenlerin tedbir almalarına çalışılmıştır.

Fakat günümüzde bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin düşünce, değerlendirme ve yöntemler değişmektedir. Bu gelişmelerin temel düşüncesi, en iyi çözüm şeklinin daha başlangıçta kaza olasılıklarını ve sağlık sorunlarını gidermek olduğudur.

Konuyla doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilenen çok sayıda kurum ve kuruluş vardır. Bunların başında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı gelmektedir. Bakanlığın örgüt yapısı içinde dört ayrı birim konuyla ilgilidir. Bunlar; Đş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, Đş Teftiş Kurulu Başkanlığı, Đş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi Müdürlüğü (ĐŞGÜM), Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi (ÇASGEM) birimleridir. Daha sonra Sağlık Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı gelmektedir.

Milli Savunma Bakanlığının konuyla ilgisi askeri işyerlerinin teftişiyle ilgilidir. Bakanlıklardan sonra Sosyal Sigortalar Kurumu, Belediyeler, Milli Prodüktivite

(35)

Merkezi, Türk Standartlar Enstitüsü ve Üniversiteler kendi görev alanları itibariyle değişik açılardan ve değişik amaçlarla konuyla ilgilidirler.

Yukarıda değindiğimiz kamu kurum ve kuruluşları dışında asıl önemli olarak konuyla ilgilenen birimler, işyerlerindeki 4857 sayılı Kanunun 80. maddesi gereğince faaliyette bulunan Đşçi Sağlığı ve Đş Güvenliği Kurulları olmaktadır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, kadrosunda bulunan Đş Teftiş Kurulu Müfettişleri eliyle işçi işveren ilişkilerinde, mevzuat hükümlerinin gereği gibi uygulanıp uygulanmadığını ve işyeri çevresel sağlık zararlarının denetimini yapar. Yapılan denetimlerin bugün için yeterli olduğu söylenemez. Özellikle meslek hastalıkları yönünden teftişler son derece yetersizdir.

Đşçi Sağlığı ve Güvenliği Merkezi (ĐSGÜM), Uluslararası Çalışma Örgütü’ nün teknik yardımıyla kurulmuştur. Görevleri arasında, bir enstitü olarak, sürekli araştırmalar yapması, ülkenin bu alandaki normlarını tespit etmesi, uluslararası alanda yapılan çalışmaları izlemesi, kendi ulusal endüstrimiz içindeki problemlerimizi dış ülkelere ve Uluslararası Çalışma Örgütü’ ne bildirerek bir iletişim kurması gibi, bilimsel çalışmalar yapması gerekmektedir. Ancak ĐSGÜM, bugün için, çalışanlarının büyük çabalarına karşı, bu fonksiyonları tam anlamıyla yerine getirememektedir.

Personel yetersizlikleri ve malzeme eksiklikleri çalışmalarını sınırlamaktadır. ĐSGÜM’ ün görev ve fonksiyonları dışında, iş kazaları ve meslek hastalıklarının ortaya çıkarılması ve gerekli uygulamaların yapılması görevi yasal olarak SSK (Sosyal Sigortalar Kurumu)’ na verilmiştir. SSK kısa sürede önemli gelişmeler sağlamıştır. Ancak, hastalık sigortası ve yataklı sağlık tesislerinin geliştirilmesine büyük önem verilirken, iş kazası ve meslek hastalıkları sigortasına aynı önem verilmemiştir. 1970’ lerden itibaren SSK içinde bu alanda ciddi ve önemli çalışmalar başlatılmış, Đstanbul ve Ankara’ da önceleri birer meslek hastalıkları kliniği, sonradan da bağımsız Meslek Hastalıkları Hastanesi açılmıştır.

Bu hastaneler işyerlerinde bilimsel araştırmalar ve çalışmalar yapmışlar ve çok başarılı olmuşlardır. Fakat 1985’ lerden sonra bu hastaneler genel hastanelerden farksız hale getirilmiş, siyasi etkiler, idari hatalar ve bürokratik engellerle enstitü özelliklerini kaybetmişler, araştırma yapan kuruluşlar olmaktan çıkarak klasik SSK tedavi hastaneleri durumuna getirilmişlerdir.

Üniversitelerimizdeki Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı çerçevesindeki çalışmalar bireysel düzeydedir. Bazı üniversitelerde ciddi çalışmalar yapılsa da kapsamları sınırlı kalmaktadır. Sanayi sektöründe çalışanlar, muayene ve tedavi için SSK sağlık

(36)

kuruluşlarına gittiklerinden, üniversitelerimiz bu vakalara ulaşamamakta ve gerekli bilimsel araştırmaları yapamamaktadırlar.

Kısaca özetlemek gerekirse, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesiyle ilgili olarak ülkemizde de çok yönlü ve yoğun faaliyetlerin gerçekleştirilmesine büyük çaba harcandığı bir gerçektir. Ancak, istenilen amaca ulaşılamadığı da bir gerçektir. Zaman zaman basına yansıyan çok üzücü iş kazalarının arkasından, iş kazalarında dünya şampiyonu bir ülke olduğumuz, bu konuda hiç bir ciddi çalışma yapılmadığı şeklindeki açıklamalar ve bazı kişi ve kurumların suçlu ilan edilmesi doğru bir yaklaşım kabul edilmemelidir. Çünkü; yapılması gereken, durumdan şikayetçi olarak suçlu tespit etmek değildir. Ciddi çalışmaların yapıldığı kabul edilerek, eksiklerin ve yetersizliklerin neler olduğu araştırılmalıdır. Bu nedenle önce, uygulamadan kaynaklanan sorunların neler olduğunu sistematik bir şekilde gözden geçirmek yararlı olacaktır.

2.4.2.1. Öncelikler

AB ülkelerinin öncelikli saydığı konular, şu başlıklar altında toplanabilir;  Đş risklerinin önlenmesi veya azaltılması,

 Risk etmenlerinin ortadan kaldırılması veya asgariye indirilmesi,

 Đyileştirme çabalarında çalışanların daha fazla rol almasının sağlanması,  Bu yoldaki bilgi ve deneyimlerin en geniş biçimde paylaşılmasının

sağlanması (özellikle KOBĐ’ ler açısından)

Daha etkili işyeri ve ulusal denetim sistemlerinin oluşturulması,

AB’ nin bu yoldaki direktiflerine uyumun sağlanması için, ulusal mevzuatın gerektiğince düzenlenmesi (4857 sayılı yeni Đş Kanunu ve Đş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği gibi).

AB’ nin bu yoldaki öncelikleri ülkemizi de yakından ilgilendirdiğinden, yukarıdaki öncelikleri yönlendirmiş olan diğer direktiflerin üzerinde de kısaca durulmasında yarar vardır:

Đşyeri Direktifi (89/654/EEC), işverenin çalışanlarına temiz ve bakımlı işyeri ve güvenli çalışma araçları sağlamasına yöneliktir: Yeterince havalandırılmış, rahat çalışılacak sıcaklıkta, tercihen doğal aydınlatmalı ama gerektiğinde yapay aydınlatmanın yeterli düzeyde olduğu, uygun boyutlarda, tüm donanımların güvenli kullanıma ilişkin güvenlik kuralları saptanmış, imdat çıkışları belirli, duvarlar, döşemeler, kapılar, giriş ve çıkışlar, temizlik yerleri, lavabolar, tuvaletler, soyunma

(37)

yerleri vb. uygun nitelikte olan ve engellilerin çalışabileceği biçimde düşünülmüş işyerleri.

Đş Yerindeki Donanıma ilişkin Direktif (89/655/EEC), her tür donanımın işe uygun, güvenli ve bunları kullananların gerektiğince eğitilmiş olmasındaki işveren sorumluluğunu tanımlar: Çalıştırılmasında risk olan donanımların belirlenmesi, risklerin asgari düzeye indirilmesi için gereken önlemlerin alınması, yalnızca yeterli ve yetkili kişilerin bunları kullanması ve çalıştırması gibi. Bunun yanı sıra, imdat düğmeleri, kişilerin hareketli makine elemanlarından korunması, uyarılar, bakım işlemlerinin güvenliği ve 1995’ de yapılan ekleme (95/63/EC) ile düzgün aralıklarla kontrol, ergonomik çalışma koşulları, hareketli araçlar, yüklerin kaldırılması ve taşıması gibi konular da bu direktifin kapsamındadır.

Kişisel Korunma Araçları (KKA) Direktifi (89/656/EEC), tehlikelerin yeterince önlenememesi durumunda (gürültü, radyasyon, ısı, parlak ışık, kimyasallar, düşen cisimler gibi) çalışanlara verilmesi gereken kişisel korunma araçlarına ilişkindir. Direktif uyarınca, tüm KKA’ nın işe uygun ve güvenli olması temeldir. KKA’ nın sağlanması ve kullandırılması sorumluluğu da işverenindir.

Yüklerin Taşınması Direktifi (90/269/EEC), yük taşımada mekanik araçların kullanılmasını temel sayar. Bu olası değilse, taşıma sırasında kişilerin aşırı fiziksel yük altına girmemesi, yükün dengeli olması ve taşınan yük nedeni ile işçi için bir riskin söz konusu olmaması gibi konular, direktifte işverenin sorumluluğu olarak görülmektedir.

Đş Đstasyonları Direktifi (90/270/EEC), bilgisayar kullanımı sonucu ortaya çıkmıştır. Đşverenin; düzenleme, ekran, klavye, aydınlatma ve oturma gibi noktalardan hareketle, çalışanın maruz kalabileceği tehlikelerin belirlenmesini ve bunlardan doğacak riskleri gidermesini (görme, ergonomik bozukluklar, vb.) öngörür.

Kanserojen Maddelerden Korunma Direktifi (90/394/EEC), kanserojen maddelerle çalışan işçilerin sağlık ve güvenliklerinin daha iyi korunmasına yönelik olup, teknik açıdan mümkün olan her durumda, kanser yapma tehlikesi olmayan malzemelerin kullanılması zorunluluğunu getirmektedir. Kanserojen maddelerle çalışılan alanlara başkalarının girmelerini kısıtlayıcı ve özel iş elbiseleri ile kişisel korunma araçlarının kullanılmasını zorunlu kılan hükümler de bu Direktifin kapsamındadır.

Biyolojik Maddelerden Korunma Direktifi (90/679/EEC), kanserojen maddeler gibi zararlı olabilecek biyolojik maddelerin kullanılmasından doğabilecek risklere yöneliktir. Direktifte; tehlikeli maddeler dört sınıfa ayrılmakta, korunma ve temizlik

Şekil

Şekil 2. 2. Tehlikeli atıkların atmosferik olaylar ve yer altı yollarından canlı yapılara taşınımı
Şekil 2.3. Değişik sektörlerde, her 100.000 çalışan için ölüm oranı (ILO)
Şekil 2.5. On iş alanındaki yıllık hastalık, sürekli işgöremezlik ve ölüm sayıları – SSK(2000)
Çizelge 2.1. Đşyerinde insan sağlığını tehdit eden 10 temel madde (S.News and World Report, 1979 )
+7

Referanslar

Benzer Belgeler

İslam düşüncesinde böylesi kişi ve yapılar arasında Abdul- lah İbn Sebe ya da İbnu’s-Sevda’ ve kendisine nispet edilen Sebeiyye fırka- sının olduğu

Kutuların altına bilyelerin kaç onluk ve kaç birlikten oluştuğunu yazınız.. llllllllll lllllll llllllllll llllllllll llllllllll llll llllllllll llllllllll llllllllll

Teo L, Tay Y K, Liu T T, Kwok C: Stevens-Johnson syndrome and toxic epidermal necrolysis: efficacy of intravenous immunoglobulin and a review of

PLA polimerinin 20 mg/ml konsantrasyonda ve farklı bağıl nemlerde 20°C'de teflon yüzeyler üzerinde verdiği nefes figürlerin 500x büyütmedeki optik

Çok yönlü düşünebilme yetisine sahip olanlar her zaman daha yaratıcıdırlar. Düşünmenin yanı sıra yaratımda sezgi ve algının önemi çok

* Denetim bir süreçtir: Denetim çeşitli evreler halinde gerçekleştirilir. Birbirini izleyen bu evrelerin başlangıç ve sonucu arasındaki faaliyetler belirli bir plan

Bu başlık altında, Suriyeli mülteci krizi ile ilişkilendirerek, Avrupa Birliği’nin ortak göç ve mülteci politikaları içerisinden Avrupa Birliği’ne üye

Bir cenazeye karşı yapılacak vazife, E i ölünün yıkanması, kefenleıımesi, namazı kılınarak defnedilmesi- § : dir ve İslâmiyet budur. Bâzı câhiller