Anadolu'da Mithras ve kalıntıları

Tam metin

(1)

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ARKEOLOJİ ANA BİLİM DALI

PREHİSTORYA ARKEOLOJİSİ BİLİM DALI

ANADOLU’DA MİTHRAS VE KALINTILARI

Gamze ŞENERGÜÇ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Danışman

Doç. Dr. Erdoğan ASLAN

(2)
(3)

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ARKEOLOJİ ANA BİLİM DALI

PREHİSTORYA ARKEOLOJİSİ BİLİM DALI

ANADOLU’DA MİTHRAS VE KALINTILARI

Gamze ŞENERGÜÇ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Danışman

Doç. Dr. Erdoğan ASLAN

(4)
(5)
(6)

ÖNSÖZ

Bu çalışmanın tamamlanması aşamasında hiçbir desteği benden esirgemeyerek değerli vaktini ve bilgisini benimle paylaşan danışmanım Sayın Doç. Dr. Erdoğan ASLAN’a ve aynı zamanda çalışmanın başlangıç aşamasında danışmanlığımı üstlenen ve rehberliğiyle yol gösteren Sayın Doç. Dr. Mehmet TEKOCAK’a teşekkürlerimi bir borç bilirim. Tezimizin konusuna karar verirken değerli fikirleriyle yoluma ışık tutan Prof. Dr. Ertekin M. DOKSANALTI’ya desteklerinden dolayı teşekkür ederim. Ayrıca bu süreçte hiç bir an beni yalnız bırakmayan ve her daim her koşulda yanımda olan arkadaşlarıma, uzakta olsalar da manevi varlıklarını hep hissettiren desteklerini hiç eksiltmeyen aileme daima minnettar kalacağımı belirtmek isterim.

(7)

ÖZET

Anadolu insanoğlunun yerleşimine sahne olmaya başladığı çok erken dönemlerden beri yaşamın oluşturduğu her türlü kültür parçasına tanıklık etmiş ve önemli bir merkez olma özelliğini her alanda sürdürmüş bir coğrafyadır. Tarih boyu misafir ettiği halkların birbirleriyle etkileşimleri sonucunda kültür zenginliği sürekli olarak artmış, tarihi süreçte geride araştırılacak birçok unsur bırakmıştır. Bu coğrafyada hayat bulmuş ve tüm dünya tarihine damga vurmuş dinler de bu unsurlar arasında yer almaktadır. Çalışmamızın konusunu oluşturan Mithra kültü de bu dinlerden birini oluşturmaktadır. Ortaya çıkış tarihi tam olarak bilinmeyen kült yaklaşık olarak M.Ö. 2000’lerden Hıristiyanlık tarafından yok olmaya mahkum edildiği M.S. 4. yy. sonlarına kadar Hindistan, İran, Anadolu ve Avrupa’yı içine alan oldukça geniş bir coğrafyada tapınım görmüştür. Bu yolculuk sırasında bir geçiş yolu olarak kullandığı Anadolu’da geride tapınak, sikke, yazıt ve kabartmalardan oluşan bir dizi arkeolojik kalıntı bırakmıştır. Tapınımla ilgili bilgiler genel olarak bu kalıntılardan ve antik kaynaklardan edinilmektedir. Bu verilerin sınırlılığı kültün sırlarını üyelerinden başkasına açmayan gizli yapısından kaynaklanmaktadır. Anadolu’da tapınım gördüğü bölgelerde Mithraizm’in bıraktığı kanıtlar bu coğrafyanın tarihi kültür yapısıyla ilgili bir parçasının daha aydınlanmasını sağlayacak veriler sağlamaktadır.

(8)

ABSTRACT

Anatolia is a geography that has witnessed all kinds of clay formed by life and has continued to be an important center in every field since it started to be the scene of the settlement of human beings. As a result of the interactions of the peoples that have been hosted throughout the history, the cultural richness has increased continuously, leaving many elements to be investigated in the historical process. Religions that have come to life in this geography and have marked the history of the whole world are among these elements. The Mithra cult which forms the subject of our study is one of these religions. The cult, of which the exact date of the emergence is unknown, has been worshipped in a wide geography including India, Iran, Anatolia and Europe from approximately 2000s B.C. until it was doomed by Christianity at the end of the 4th century. During his journey in Anatolia, which it used as a passageway, he left behind a series of archaeological remains consisting of temples, coins, inscriptions and reliefs. Information about worship is generally obtained from these ruins and ancient sources. The limitation of these data is due to secret structure of the cult, which does not open those secrets anyone, but the members of it. The evidence that Mithraism left behind in the regions it had been worshipped in Anatolia provides data which enlighten another historical and culture part of it.

(9)

İÇİNDEKİLER

BİLİMSEL ETİK SAYFASI... i

YÜKSEK LİSANS TEZİ KABUL FORMU ... ii

ÖNSÖZ ... iii ÖZET ... iv ABSTRACT ... v İÇİNDEKİLER ... vi 1. GİRİŞ ... 1 1.1. Amaç ... 1 1.2. Kapsam ... 1 1.3. Yöntem ... 1

2. MİTHRAİZM’E GENEL BAKIŞ... 3

2.1. Tanrı Mithra’nın Ortaya Çıkışı ... 3

2.2. Mithraizm’in Yayılması ... 7

2.2.1. Magi Rahiplerinin Etkisi ... 8

2.2.2. Roma Ordusunun Etkisi ... 8

2.2.3. Siyasi ve Sosyal Sebepler ... 9

2.3. Mithra’nın Hikayesi ... 10

2.4. Mithra Tapınımı ve Ritüelleri ... 12

2.4.1. Hiyerarşik Yapı ... 13 2.4.2. Erginlenme ... 13 2.4.3. Boğa Kurbanı ... 14 2.4.4. İnsan Kurbanı ... 15 2.5. Tauroktoni ... 15 2.6. Mithraeumlar ... 17 2.7. Hıristiyanlık ve Mithra ... 18 2.8. Anadolu’da Mithra Kültü ... 21

3. MİTHRAİZMİN ANADOLU’DAKİ KALINTILARININ COĞRAFİ DAĞILIMI ... 25

(10)

3.1.1. Kolophon Yazıtı ... 25 3.2. Lykia Bölgesi ... 25 3.2.1. Oinoanda Yazıtları ... 26 3.2.2. Arykanda Tapınağı ... 27 3.3. Phrygia Bölgesi ... 28 3.3.1. Ankyra Büstü... 29 3.4. Pamphylia Bölgesi ... 30 3.4.1. Perge Buluntuları... 30 3.5. Kilikia Bölgesi ... 32 3.5.1. Anavarza Yazıtı ... 33 3.5.2. Tarsus Sikkeleri ... 34 3.6. Kappadokia Bölgesi ... 35 3.6.1. Sikkeler... 35 3.6.2. Çamlıca Yazıtı ... 36 3.6.3. Tyana Yazıtı ... 37 3.6.4. Kaisareia Yazıtı ... 37 3.7. Pontus Bölgesi ... 38 3.7.1. Trabzon Sikkeleri ... 39

3.7.2. Amasya Adak Steli ... 40

3.7.3. Herakleia Pontike Yazıtı ... 41

3.8. Kommagene Bölgesi ... 42

3.8.1. Dolichos Tapınakları ... 42

4. ANADOLU’DA KESİNLİĞİ KANITLANAMAMIŞ KÜLT BULUNTULARI ... 46 4.1. Mysia Bölgesi ... 46 4.1.1. Pergamon Tapınağı ... 46 4.2. Lykia Bölgesi ... 47 4.2.1. Mnara Tapınağı ... 47 4.2.2. Yanartaş Sunağı... 47 4.3. Pisidia Bölgesi ... 48 4.3.1. Baris Kabartması ... 48 4.4. Lykaonia Bölgesi ... 48 4.4.1. Derbe Yazıtı ... 49

(11)

4.4.2. Emirgazi Heykelciği ... 49 4.5. Kilikia Bölgesi ... 50 4.5.1. Kalykadnos Sikkeleri ... 50 4.6. Pontus Bölgesi ... 50 4.6.1. Minthrion Tapınağı ... 50 5. SONUÇ ... 52 KAYNAKÇA ... 54 FİGÜRLER LİSTESİ ... 59 FİGÜRLER ... 61

(12)

1. GİRİŞ 1.1. Amaç

Anadolu’da tapınım gördüğü bölgelerde, bir gizem kültü olması sebebiyle geride çok fazla veri bırakmamış olan Mithraizm her dönemde merak uyandıran bir kült olma özelliğine sahip olmuştur. Buna rağmen hala oldukça fazla çalışılmamış yönü bulunmaktadır. Bu çalışmamızda geçmişten günümüze dek Anadolu coğrafyası içerisinde Mithra gizem kültünün arkeolojik veriler ve antik kaynaklar ışığında incelenmesi ve hakkında çok fazla bilgiye ulaşamadığımız bu dinin kökeni, yayılımı, etkileşimi ve kült alanlarının çalışması amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmamız Anadolu ile sınırlı olsa da bulunduğumuz coğrafya üzerindeki Mithra dini kalıntılarının arkeolojik anlamda bir bütün halinde incelenmesi bakımından önem arz etmektedir.

1.2. Kapsam

Mithra dini dünya üzerinde çeşitli bölgelerde tapınım görmüş ve tarih olarak oldukça geniş bir periyoda yayılmış olmasına rağmen Anadolu üzerinde geride bıraktığı arkeolojik kalıntılara dayanarak klasik dönem içerisinde sınırlı kalan bir tapınım sürecinden bahsedilebilmektedir. Çalışmamızın sınırları belirlenirken, her ne kadar Mithra dininin kökenleriyle ilgili verilen bilgiler tüm dünya üzerindeki etkisini kapsayacak şekilde olsa da, arkeolojik buluntuların kapsamı bölge olarak Anadolu’da tapınım gördüğü yerlerle sınırlandırılmıştır. Buna göre; batıdan doğuya doğru Mysia, Lydia, Lykia, Phrygia, Pisidia, Pamphylia, Lykaonia, Kilikia, Kappadokia, Pontus, Kommagene bölgeleri Mithraizm kalıntıları bakımından incelenmiştir.

1.3. Yöntem

Çalışmamızda konuyu oluşturan Mithra gizem kültüyle ilgili geniş çapta literatür incelenmesi yapılmış ve söz konusu bölgede elde edilmiş arkeolojik buluntular detaylarıyla çalışılmıştır. Tezimizin amacını, kapsamını ve yöntemini içeren birinci bölümün ardından; buluntuların ve içerdikleri ikonografik ve epigrafik bir takım özelliklerinin daha iyi anlaşılabilmesi için ikinci bölümde Mithraizm’in kökeni, yayılım alanı, tapınımın ve ritüellerinin detayları ve ayrıca Hıristiyanlıkla olan ilgisi gibi açıklayıcı bilgileri içeren genel hatları verilmiştir. Üçüncü bölüm Anadolu’da Mithraizm’in bıraktığı sınırlı sayıdaki arkeolojik verileri incelemektedir.

(13)

Bu veriler literatüre Mithra kalıntıları olarak geçmiş ve kabul görmüş örneklerdir. Dördüncü bölümde ise henüz Mithraizm kalıntısı olarak kesinleşmemiş fakat tartışmalı olarak not edilmiş bazı yerlerdeki Mithra ile ilgili olma ihtimali bulunan örnekler incelenmiştir.

(14)

2. MİTHRAİZM’E GENEL BAKIŞ

Mithra, diğer kullanımlarıyla Mitra ya da Mithras adaletin, güneşin, savaşın ve yapılan antlaşmaların tanrısıdır. İsim değişiklikleri kültün etkili olduğu bölgeye göre oluşmaktadır. Yıldırım, Mithra’nın dünyada ismini bildiğimiz ilk tanrı olduğunu

söyler1. Ortaya çıkış tarihi kesin olarak bilinmemektedir fakat M.Ö. IV. yüzyıldan

sonra büyük bir hızla yayılmış; Hindistan’ı, İran’ı, Anadolu’yu ve sonrasında da Avrupa’yı etkisi altına almıştır.

2.1. Tanrı Mithra’nın Ortaya Çıkışı

Tanrı Mithra’nın adının geçtiği ilk belge, daha önce Plutarchos ve daha birçok tarihçinin iddia ettiğinin aksine İran değil Anadolu’da ortaya çıkarılmıştır. Anadolu'da Boğazköy kazılarında bulunan ve M.Ö. XIV. yüzyılda Hititler ile Mitanniler arasında yapılan bir barış antlaşması olan belgede Mitanniler'in koruyucu

tanrıları olarak Mithra'nın adı geçmektedir2. Bu belgede Mithra iki devlet arasındaki

antlaşmanın koruyucusu olarak şahit gösterilmiştir. Bundan sonra ise Mitannilerin kültürleriyle etkiledikleri Kuzey Suriye bölgesine sonrasında hakim olan Hititlerin belgelerinde tanrı Mithra’nın adı daha sık geçmeye başlamıştır. Sonrasında bu isim karşımıza tekrar Hint Veda metinlerinde çıkmaktadır. M.Ö. 1200 civarlarında yazıya geçen metinlerin aslında M.Ö. 1800’lerde sözlü olarak şekillenmeye başladığı ve daha öncesinin de kayıt dışı olarak varlığı göz önüne alındığında Aryan topluluklarında yaklaşık olarak M.Ö. 2000’lerden beri tapınım gördüğü düşünülebilir3.

Aslında Cumont bu Hint metinlerinde tanrı Mithra’nın adının çok anılmadığını,

sadece kısmen silinmiş bir bölümün ona adandığını belirtmiştir4. Yine de varlığının

bir göstergesi olması bakımından Mithra tarihi için önemli bir yer tutmaktadır. Mithra “Rig Veda” olarak da anılan bu dini şiir metinlerinde “antlaşma gözlemcisi”

olarak gösterilir ve “ışık, gerçek ve bütünlük” kavramlarını simgeler5. Mithra,

Hinduizm’in iki önemli tanrısı İndra ve Varuna’yı takip eden üçüncü büyük tanrı olarak görüldüğü gibi, bir başka inanışa göre de Varuna’yla eş tutulmuştur. Bu ikinci 1 Yıldırım 2008, 522. 2 İznik 1999, 12. 3 Clauss 1990, 13. 4 Cumont 1903, 2. 5 İznik 1999, 12.

(15)

görüşte; Varuna Hint mitolojisine göre geceleri parıldayarak düzeni sağlayan Ay

Tanrı iken, Mithra gündüzleri evreni koruyan Güneş Tanrı’dır6. Mitanni ve Hint

kaynaklarından sonra tarih olarak üçüncü sırada yer alan İran metinleri önceki iki veri kaynağına göre çok daha fazla bilgi vermektedir. M.Ö. 1000’lerde Avesta’da (Pers kutsal kitabı) Mithra’ya “anlaşma, gün ışığı, yaşam kaynağı ve savaşçılık” olarak dört özellik verilmiştir. Cumont, tanrı Mithra’nın Hint Rig Veda’sından sonra

İran Avesta’sında da çok fazla değişikliğe uğramadan devam ettiğini yazmıştır7.

Fakat Mithra İran’a geldiğinde artık hem bir gizem dini olma hem de savaşçılık özelliğini kazanmıştır.

İran’da Pers panteonunda Mithra’nın yeri oldukça büyüktü. Önceleri tıpkı Hint metinlerinde olduğu gibi ışığın tanrısıyken, daha sonraları Zerdüştlüğün büyük tanrılarından olan Ahuramazda’nın Mithra’yı en güçlü ve en seçkin yazata (Ahuramazda tarafından yaratılan melekler) olarak yarattığı inancı ağır basmıştı. Etkisini en fazla hissettirdiği zamanlar Akhamenidler dönemine rastlamaktadır. M.Ö. 550 ve M.Ö. 330 yılları arasında hüküm süren bu imparatorluk yazıtlarında Ahuramazda yanında Mithra’ya da dua edildiği görülmektedir. Bunun yanında Zerdüştlükte Mithra, Güneş ile ilişkilendirilmiş ve önem bakımından onunla neredeyse bir tutulmuştur. Mithra, Ahuramazda ve diğer tanrısal olgular için adanacak kurban ilahileri olan ve 21 ayrı bölümden oluşan Yaşt’ların beşincisi Zerdüştlük ve Mithra’nın ne kadar iç içe bulunduğunu kanıtlar niteliktedir. Burada Mithra’nın sopası olan Güneş’e kurban adayanların iblislere karşı güçlü durmak için

adakta bulundukları söylenmektedir.8 Zerdüştlük ve Mithra’nın ilişkisiyle ilgili bir

başka önemli delil de isimleri dar-ı meher olan 10 büyük Zerdüşt tapınağından

üçüncüsüne verilen ismin “Mithra Kapısı” olmasıdır9. Pers Mithra’sı ve sonradan

tapınım görecek olan Roma Mithra’sı arasında bir takım farklar göze çarpmaktadır. İran’da önemli yer tutan Mithra’nın Roma versiyonunda olduğu gibi yıldızlarla herhangi bir ilgisi olduğunu gösterecek somut bir kanıt bulunmamaktadır. Benzer şekilde ilerleyen bölümlerde de daha detaylı şekilde anlatılacak olan Tauroktoni

6

İznik 1999, 15.

7 Cumont 1903,3.

8 İznik, bu Yaşt’ın çevirisini şu şekilde paylaşır: "Kim ki güneşe, yani Mithra'nın sopasına kurban

adakta bulunmuşsa, 0, Daevalar' a karşı durma gücü için adakta bulunmuştur. Kim ki Güneş'e adakta bulunmuşsa; hırsızlara, talancılara karşı durma gücü için adakta bulunmuştur." İznik 1999, 25.

(16)

(boğa öldürme) sahnesi Roma Mithra’sı için başlıca ikonografiyi oluştururken İran’da bu sahneyle ilgili bir buluntuya rastlanmamıştır. Herodot’tan edindiğimiz Pers bilgilerinden İran’da tanrıları insanlaştıran bir yaklaşım olmadığından, Roma panteonunda rastlandığı gibi, tanrı heykelleri yapmadıkları ve bu sebepten de Mithra’nın Roma’da temsil edildiği ikonografilerini burada kullanmadıkları

anlaşılmaktadır10.

Hindistan ve İran’dan sonra Mithra’nın üçüncü yayılım alanı Anadolu ve dolayısıyla Roma İmparatorluğu olmuştur. Mithra’yla ilgili ilk yazılı belge Anadolu’da ortaya çıkmış olmasına rağmen elimizde o dönemde buradaki tapınımıyla ilgili başka bilgi ve bulgu bulunmadığından Mithra’nın Anadolu’ya bu ikinci gelişi sıralamada üçüncü olarak verilmiştir. Hem Hint hem de Pers coğrafyasında edindiği değişik özelliklerle beraber bu kez Mithra Anadolu’ya daha da güçlenmiş şekilde dönmüştür. Kaçınılmaz şekilde buradaki yerel tanrılarla ve o sıralar Anadolu’da kabul gören değişik ekollerle de etkileşime geçmiş ve burada da yeni özellikler kazanmıştır. Güneş tanrı Mithra’nın Roma’ya ulaşması ise Perslerin Roma ordusuyla Trajanus Döneminde karşı karşıya gelmesi sayesinde olmuş, Romalı askerler bu karşılaşma sonrasında bu doğruluk, savaş ve zafer tanrısını yanlarında birçok yere götürmüşlerdir. Fakat Kızıl, Mithra’nın Roma yolculuğuna askerlerden çok İran’ın misyoner din adamları Magi’lerin katkıda bulunduğunu, faaliyetleriyle kültün yayılması ve diğer dinlerle etkileşerek son halini alması konusunda büyük

etkilerinin olduğunu belirtmiştir11. Artık Helenistik döneme gelindiğinde yüzyıllardır

varlığını değişik coğrafyalarda sürdüren bu tanrı Roma’daki tapınımının en üst seviyesine ulaşmıştır.

Yukarıda da belirtildiği gibi Mithra tapınımı Anadolu’da bir takım felsefi ekollerle karşılaşmış ve onlardan bazı düşünsel özellikler edinmiştir. Bu ekoller Stoacılık ve Pisagorculuktur. Mithra Stoacılıktan, bu felsefi akımın doğasında bulunan kozmoloji ve astroloji ile ilgili olan ilişkisini edinmiş, bu etkileşimden sonra ikonografisine bunları temsil eden parçaları eklemiştir. Pisagorculuğun ise

Mithraizm’e olan etkisi onu bir gizem dinine dönüştürmek olmuştur12. Pisagorcular

10 Herodotos 1991, 59. 11 Kızıl 2013, 116. 12 Cumont 1922, 37-38.

(17)

kendilerini sadece bir felsefi akım olarak değil, aynı zamanda bir cemaat, örgüt, tarikat gibi görmüşlerdir. Bu özellik Mithra tapınımında gizemli ibadet alanları, kapalı gizli mağara toplantıları şeklinde kendini göstermiştir.

Mithra’nın Anadolu’ya tekrar gelişinde Stoacılıktan etkilenerek kazandığı göksel nitelik ona tüm uzaya hakim bir tanrı olma ve bununla birlikte ikonografisinde bu şekilde temsil edilme özelliğini vermiştir. Bununla ilgili bir başka görüş de Mithra’nın astroloji ile ilgili bağlantılarını magi rahiplerinin çalışmalarıyla yayılırken Mezopotamya halklarından olan Kaldelilerle karşılaştığında, onların

inançlarından etkilenerek aldığı yönündedir13.

Buraya kadar anlatılanlara göre Mithraizm Anadolu’yu en parlak dönemini geçirdiği Roma’ya ulaşırken bir geçiş yolu olarak kullanmıştır. Fakat bu görüşten farklı olarak Mithra’nın kökenini Kilikia-Tarsus’ta aramış araştırmacılar da mevcuttur. Bunlardan en önemlisi bu fikri ilk ortaya atan kişi olan Yunanlı tarihçi Plutarchos’tur. Ulansey, Plutarchos’un, Mithra tapınımının ilk kez Tarsus korsanları arasında başladığını söylediği yazısını alıntılar ve M.Ö. 67’de bu korsanların taşkınlıklarını bastırmak için Roma’dan gönderilen birliğin, bunların gizli ve tuhaf

ayinler yaptıklarını aktardıklarını belirtir14. Ulansey, Tarsus bağlantısını aynı

zamanda Mithra ve Perseus’un aynı kişi olduklarını savunarak da kurar. Tarsus’un kurucusu olan Perseus’un Mithra’yla olan benzerlikleri 3 ana noktada toplanabilmektedir:

1. Benzer astronomik olgular: Mithra ikonografilerinin çoğunda rastlanan

yıldızlar ve gezegenlerin bir yıldız haritası olduğunu düşünen Stark tam Mithra’nın ikonografide kapladığı yerin aslında gökyüzünde Perseus

takımyıldızının bulunduğu yere denk geldiğini açıklamaktadır15.

2. İkonografik ve mitolojik benzerlikler: Her iki tanrı da temsillerinde Frig

külahı ile sıkça görülmektedirler. Bunun yanında İran ile olan bağlantıları ortak özelliklerinden birini daha oluşturmaktadır ve aynı zamanda ikisinin de ikonografilerde kurban ettikleri boğaya değil başka tarafa bakıyor olması da benzerlikleri arasında sayılabilir.

13 Cumont 1960, 16. 14 Ulansey 1989, 50. 15 Stark 1869, 55.

(18)

3. Kilikia: Kült merkezi olarak her iki tapınım için de Kilikia’nın gösterilmesi Perseus ve Mithra bağlantısını gösteren bir başka kanıt olarak ele alınmıştır. Ulansey’e göre Mithra, Cumont’un iddia ettiği gibi Perslerden getirilen tanrıdan çok daha farklı bir yapıya sahip, göksel bir din içerisinde kozmokrator (tüm

evreni hareket ettirip yönetebilen) sıfatını taşıyan bir tanrıydı16. Bu görüşünü

desteklemek için kullandığı açıklamalara Tauroktoni’nin (Mithra’nın ünlü boğa öldürme sahnesi) anlatıldığı bölümde daha ayrıntılı şekilde yer verilecektir.

Cumont’un Persli tanrısına karşı çıkan görüşler bunlarla sınırlı değildir. 1971’de Manchester Üniversitesi’nde 1. Uluslararası Mithra Araştırmaları Kongresi yapılmış ve Cumont’un görüşü başta Hinnels olmak üzere birçok araştırmacıdan eleştiri almıştır. Buradaki yorumlar da daha önceleri Plutarchos’un yaptığı gibi Kilikia kökenli ve göksel özelliklere sahip Mithra’yı yapılan yeni çalışmalar ışığında

daha olası bulur şekilde ortaya konulmuştur17.

2.2. Mithraizm’in Yayılması

Mithraizm ile ilgili gidilebilen en eski tarihin, bir görüşe göre, M.Ö. 2000’ler olduğunu düşünecek olursak, bu tarihten Hıristiyanlık tarafından yok olmaya mahkum edildiği M.S. 4. yüzyıla kadar yayılım gösterdiği alanın oldukça geniş olduğu söylenebilir. Yine de en popüler olduğu dönem M.S. 1. yüzyıldır. Hindistan’dan çıktıktan sonra İran, Anadolu, Roma’ya, buradan da askerler yoluyla İskoçya, İngiltere, İspanya’ya ve hatta Afrika’ya kadar yayıldığı görülmektedir. Türkler ve Çinliler arasında pek kabul görmemiş bu kült diğer doğu toplumlarında

oldukça kendini göstermiş ve tapınım görmüştür.18 Bu kadar geniş bir alana yayılan

bir inancın elbette ki gittiği yerlerin yerel özellikleriyle ve inançlarıyla kaynaşıp değişikliklere uğraması beklenen bir sonuçtur. Buna rağmen Mithraizm yok olana kadar bazı temel özelliklerini bünyesinde tutmayı başarmıştır. Hem bu başarının hem de bu kadar hızlı yol alabilmesinin iki önemli sebebi bulunmaktadır. Birincisi gittiği birçok yerde de en kötü ihtimalle çok büyük saygı duyulan Güneş ile bir tutulması,

16 Ulansey 1989, 15. 17 Şahin 2012, 49. 18 İznik 1999, 4.

(19)

ikincisi ise gittiği yerlerin tanrıları gibi bir takım kötü özelliklere sahip

olmamasıdır19.

2.2.1. Magi Rahiplerinin Etkisi

Mithra’nın bu uzun yolculuğunun en büyük yoldaşları, özellikle köken tartışmalarında İran tarafını benimseyen ve savunan araştırmacılar tarafından, magiler olarak görülmüştür. Magiler Zerdüştlük’te tanrı Ahuramazda’nın sözlerini yayan ve koruyan rahipler sınıfıdır. Bu rahiplerin özellikle Akhamenidler döneminde önemli siyasi ve dini görevleri bulunmaktaydı. Bu sebeple de hükümdarlar tarafından gittikleri yerlere onlar da götürülmekteydi. Böylece rahipler gittikleri yerlerde aynı zamanda “zaferin ve orduların efendisi” olan Mithra’yı da tanıtmaktaydılar. Buna göre Mithraizm savaş vasıtasıyla Akhamenidlerle birlikte M.Ö. 538’de önce Babil

halklarıyla karşılaşmış oldu20. Mithra’nın Anadolu, Mezopotamya ve Roma’ya

yayılması da aynı şekilde magi rahipleri ile gerçekleşmiştir. Suriye Dura-Europos’ta ortaya çıkarılan Mithra tapınağında resmedilen iki tane magi (duvardaki yazıtta

anılan ismiyle Magus) dini kostümleriyle görülmektedir21(Fig. 1). Anadolu’da,

özellikle de Kapadokya’da magiler dini etkinliklerini M.S. 370’lere kadar devam

ettirmişlerdir22. Magilerin Mithra’nın Roma’ya ulaşması konusuyla da ilgileri

mevcuttur. Tiridates I, Armenia kralı, topraklarını, taç giyme törenleri yapılan imparator Nero’ya teslim etmek için yanında magi rahipleri ile birlikte Roma’ya

gittiğinde, imparator bu dinden oldukça etkilenmiştir23. Magilerin Mithra’ya

yaptıkları hizmetler Hıristiyanlık yayılmaya başladıktan sonra bile devam etmiştir.

2.2.2. Roma Ordusunun Etkisi

Mithraizm’in Roma’ya ulaşmasında magilerden sonra çok büyük katkısı olan bir başka unsur da Roma ordusudur. Tarihçi yazar Plutarchos’un bu durumu oluşturduklarına inandığı Kilikia korsanları, Roma ordusuyla M.Ö. 67’de karşılaştığında ve aynı zamanda da oradan Roma’ya tutsak olarak götürüldüklerinde bu gizem kültünü onlara tanıtmış oldular. Tanrı Mithra’nın Roma’da yayılmaya

19 Cumont 1903, 16. 20 Yıldırım 2012, 232. 21 İznik 1999, 31. 22 Mitchell 1993, 173. 23 Magie 1959, 561.

(20)

başladığı tarih olarak M.S. 1. yüzyıl verilebilir. Mithra ile ilgili burada bulunan en

eski yazıt Flaviuslar hanedanı zamanına (M.S. 69-96) aittir24. Bu tarihten sonra

popülerliği giderek artmış, Antonine ve Severus hanedanlarında oldukça etkili olmuş ve M.S. 3. yüzyılda tapınım zirveye ulaşmıştır. 4. yüzyılda hüküm süren ve pagan son imparator olan Iulianus Apostata da Mithra’ya sıkı sıkıya bağlı bir hükümdar olmuştur. Hıristiyanlığın etkisini iyice göstermeye başladığı bu tarihten sonra da Mithra’nın zayıflaması ve bu yeni dine yenik düşmesi kaçınılmaz olmuştur. Perslerle yapılan savaşlar sonucunda M.Ö. 1. yüzyılda Mithraizm ile tanışan Romalı askerler arasında bu kültün etkili olmaya başlamasının en önemli nedeni Mithra’nın savaşçı ruhunun baskın bir özellik olarak göze çarpmasıdır. Askerlerin bu gizemli tanrıya bu kadar bağlanmaları Mithra’nın kendisinin de cesur bir okçu ve atlı bir asker olmasına bağlanabilir. Kayaya attığı okla oradan yaşam kaynağı bir suyun fışkırmasını sağlamıştır. Bununla birlikte atlı bir asker şeklinde tasvir edildiği rölyefler de bulunmaktadır (Dura-Europos)(Fig. 2). Ordu ve Mithra bağlantısına bir kanıt olarak kültün inananlarına verilen “asker” (milites) derecesi gösterilebilir. Cumont’a göre, Asya kökenli görevlilerin Roma ordusunda kullanılması ve bunların imparatorluğun değişik yerlerinde görevlendirilmeleri ordunun Mithra kültünün yayılmasındaki bir

başka etkisini oluşturmuştur25. Ayrıca Mithra’nın ordu içerisinde nasıl etkili olduğu

konusuna lejyon komutanı Marcus Valerius Maximianus’un bugünkü Romanya

topraklarında yaptırdığı Mithraeum örnek olarak gösterilebilir26(Fig. 3).

2.2.3. Siyasi ve Sosyal Sebepler

Siyasal açıdan bakıldığında da Mithraizmin bu kadar çabuk kabul edilmesi çok mantıklı görünmektedir. İmparatorların bu inancı destekleyerek benimsemeleri üç sebeple açıklanabilir: Mithra inananlarının desteğini kazanmak, ordu içerisinde yaygınlığı da düşünülünce askerlerin lideri konumunda değer görebilmek ve tanrı-kral olarak siyasi saygısını artırmak. İmparatorlukta Mithra’ya verilen bu siyasi kökenli destek Gratianus Döneminde ortadan kalkmıştır. İmparator 382 yılında

24 Cumont 1903, 37. 25 Cumont 1903, 40. 26 İznik 1999, 139.

(21)

çıkardığı bir kararla pagan tapınaklarına el koymuş ve hatta pagan rahiplerinin tüm

varlıklarına el koyarak hazineye devredildiklerini bildirmiştir.27

Roma’da kısa sürede yayılan Mithraizm tüccarlar, çiftçiler ve köleler arasında da tapınım görmüş ve bu toplulukların gittikleri yerlere onlarla birlikte seyahat etmiştir. Özellikle uğrak bir ticaret durağı olan Ostia benzeri yerlerde iş kuran tüccarların Mithra inançları kültün bu tür yerlerde daha da hızla kabul görmesinin önemli

etkenlerindendir28.

Mithraizm Roma’dan sonra diğer Avrupa ülkelerinde de kendini göstermiştir. Örneğin, İspanya ve İngiltere’de ortaya çıkarılan arkeolojik buluntular kültün buralara kadar ulaştığını kanıtlamaktadır. İspanya’nın Merida kentinde 1960’ta (M.S. 1. yy.) (Fig. 4) ve İngiltere Walbrook’ta 1953’te bulunmuş (M.S. 2. yy.) (Fig. 5)

mithraeumlar bunlardan en göze çarpanlarıdır29. Fakat yine de Mithra Avrupa’nın

diğer yerlerinde Roma’da olduğu kadar ilgi görememiştir. Bunun sebebi olarak da Roma’da yoğun tapınım görmesine sebep olmuş olan göç, ordunun etkisi ve ticaret yollarının etkisi gibi bir takım koşulların buralarda oluşmamış olması gösterilebilir.

Yayılım alanı olarak bakıldığında Mithraizm’in tüm bu anlatılan coğrafyalarda tapınım görmesi ve parlak günlerine ulaşması çok uzun süre almamıştır. Fakat Mithra’nın ortadan kaybolması da aynı oranda hızlı gerçekleşmiştir. Bu sona onu aslında kendi özünde var olan bazı özelliklerin getirdiğini söylersek yanlış olmayacaktır. Gizli bir takım ritüellere sahip bu gizem dini, inananlarının dışında kimseye kendini açmamış ve geride yazılı herhangi bir içerik belgesi de bırakmamıştır. En popüler olduğu yerde ve dönemde dahi en fazla 100 kişinin varlığına izin veren küçük gruplar ve aynı zamanda herkesi de üye olarak kabul etmemesi kısa zamanda yükselmiş bu tanrının sonunu da kısa sürede getirmiştir.

2.3. Mithra’nın Hikayesi

Tanrı Mithra’nın hikayesi; doğumu, kahramanlıkları, diğer tanrılarla; özellikle Sol İnvictus’la ve gökyüzüyle olan ilişkisi ve tabii ki boğayı kaçırıp öldürmesi gibi bir dizi mitolojik olay çerçevesinde anlatılabilir. Bunların anlaşılması buluntuların

27 Eliade 2000, 373. 28 İznik 1999, 152. 29 Wheeler 1994, 85.

(22)

incelenmesi aşamasında, kullanılan ikonografiyi anlamlandırmak bakımından çok önemli olacaktır.

Mağaralar Mithra inanışında çok önemli bir yer tutmaktadır. Bunun sebeplerinden en önemlisi tanrının doğumunun bir kayadan gerçekleşmesidir. Fakat doğum dendiğinde akla, ortaya çıkanın bir bebek olduğu gelmemelidir. Işık tanrı genç bir yetişkin olarak doğmuştur (Fig. 6). Çobanların şahitlik ettiği söylenen ve tanrının bir ışık olarak ortaya çıktığı tarih ise kış gün dönümü 25 Aralık’tır. Bu gizemli tanrının doğumuyla ilgili olduğu düşünülen bir rölyef İngiltere’de Housesteads Roman Fort’ta bulunmaktadır fakat bu kabartma kayadan doğma hikayesinden biraz daha farklı bir tasvir içermektedir. Burada tanrı Mithra kırık bir yumurta gibi betimlenen dünyanın tam ortasında, yumurtanın alttaki kırık parçasının içinde oturmaktadır. Kafasında yumurtanın kırık üst kabuğu bulunmaktadır. Elinde silahlar, etrafında ise kozmik bir çerçeve mevcuttur (Fig. 7). Buna göre tanrı hem doğarak bu oluşumu gerçekleştirmiş hem de kuzey ve güney için birleştirici görevini üstlenmiştir30.

Hint mitolojisinde isimlerini sık sık yan yana gördüğümüz tanrı Varuna ve Mithra birlikte anılmalarının yanında bir takım farklara da sahiptirler. Örneğin; Mithra Güneş ve ışıkla ilişkilendirilmiş olduğu için, bereket, aydınlık, iyilik gibi özellikleriyle öne çıkarken, Varuna daha çok otoriter bir tanrı olarak korku salma, karanlık, saldırganlık gibi özellikler sergilemektedir. Bu bağlamda Varuna’nın görevi bu özelliklerin bir getirisi olarak geceleri yaratmak, Mithra’nınki ise gün ışığını dünyaya getirerek gün boyu parlamaktır.

Pers Mithra’sının hikayesine daha yakından bakıldığında en büyük iyilik tanrısı Ahuramazda ile birlikte kötülüklere karşı savaş veren ve aynı zamanda zekasıyla da ön plana çıkan bir profille karşılaşmaktayız. Aynı zamanda bereketin ve hayatın da kaynağıdır. Orduların kendisinden zafer diledikleri, sadıkların koruyucusu ve hainlerin gazabından korkması gereken bir tanrıdır. İznik, Mithra’nın özelliklerini sıralarken onun her şeyi gördüğünü, her şeyi duyduğunu, her şeyi bildiğini ve

kimsenin onu aldatamayacağını yazmıştır31.

30

Goldwin 1981, 100.

(23)

Mithra’yla ilgili bir başka mitolojik hikaye dizisi ise Roma’nın Güneş tanrısı Sol İnvictus ile olan bağlantısı üzerinden anlatılmaktadır. Bu ikilinin dahil olduğu tasvirlerden bazılarında Sol, Mithra ile eşit konumda onunla el sıkışırken, bazılarında ise Mithra’nın önünde diz çökerek ondan aşağı olarak gösterilir (Fig. 8). Halbuki bu ikisinin de doğru çözümleme olmadığını bize düşündüren bir başka durum daha söz konusudur. Mithra’nın ünlü boğa öldürme eylemi Sol’un kendisine verdiği buyruk üzerine ortaya çıkmıştır. Mithra bu emir üzerine boğanın boğazını keser ve birlikte hayvanın etini yerler. Daha sonra Sol arabasına binerek gökyüzüne doğru

yolculuğuna çıkar. Mithra da koşarak onu takip eder.32

Mithraizm mitolojisinde boğayı öldürme olayı çok önemli bir yer tutmaktadır. Mithra’yla ilgili neredeyse tüm ikonografi bu hikaye üzerine kurulmuştur. Sol’un emriyle boğanın peşine düşen Mithra, onu tam da otlarken boynuzlarından tutar. Fakat boğa tüm gücüyle koşmaya başlar. Mithra üzerine çıktığı boğayı yere çöktürür ve sonrasında da onu mağarasına götürerek boğazını keser. Akan kandan yaşam kaynağı buğday ve şarap meydana gelir. Boğa kurban edilmeden önce bir kuzgun Sol’a haber verir ve her şey olup bittikten sonra da Mithra ve Sol birlikte öldürülen boğanın derisi üzerinde yemek yerler.

2.4. Mithra Tapınımı ve Ritüelleri

Bir gizem dini olarak Mithra, tapınım ve ritüelleriyle ilgili bize çok fazla bir bilgi bırakmamıştır. Edindiğimiz sınırlı bilgi genellikle edebi belgelerden elde edilmiştir. Bunlar da çoğunlukla bu gizem dinine kabul edilecek adaylara uygulanan bir tür erginlenme töreni ile ilgilidir. Sadece kabul edilen adaylara verilen sırlar üzerine kurulan kültün doktrinleri bu gizlilik sebebiyle hiç yazılı bir belge üzerinde toplanmamıştır.

Külte kabul edilip sırlarının aşama aşama paylaşıldığı kişiler çoğunlukla askerler olmak üzere, çeşitli meslek gruplarından oluşmaktaydı. Köleler bile bir takım aşamalardan geçirilip bu gruba dahil olabilmekteydi fakat kadınlar asla külte alınmamaktaydı. Burkert, bunun sebebiyle ilgili yaptığı açıklamada Mithra inanışında kadınlara sırtlan benzetmesi yapıldığını ifade ettiği bir alıntıya yer

32 Cumont 1903, 136.

(24)

vermiştir33. Bu ifadeden farklı olarak yapılan bir diğer açıklama ise erkeğin egemen cins ve evin reisi olmasının buna sebep olduğu yönündedir.

Mithraizm tapınımı ile ilgili elde edilen sınırlı sayıda yazıt ve tapınak ikonografisinden bir takım veriler sağlanabilmiştir. Bunlardan en önemli iki tanesi Ostia Mithra tapınağı ve Paris Papirüsü olarak adlandırılan yazıttır.

2.4.1. Hiyerarşik Yapı

Mithra kültünün yapısı hiyerarşik basamaklar dizininden oluşur. Üyeler her biri değişik sembollere sahip 7 dereceden geçerek Mithra’nın bilgisine yavaş yavaş erişirler. Alttan en üste doğru bu basamaklar Kuzgun (Corax), Gelin (Nymphus), Asker (Miles), Aslan (Leo), Pers (Perses), Güneş Habercisi (Heliodromus) ve en

yukarda Baba (Pater)’dır34. Her bir basamak bir gökyüzü cismiyle de

ilişkilendirilmiştir. Buna göre; Kuzgun Merkür’ün, Gelin Venüs’ün, Asker Mars’ın, Aslan Jüpiter’in, Pers Ay’ın, Güneş Habercisi Güneşin ve son olarak da Baba Satürn’ün koruması altındadır. En üstteki birkaç basamak hariç diğerlerine yedi yaşını geçmiş çocuklar dahi aday olarak alınabiliyordu. Köle ve çocukların bile kabul edilebildiği bir külte, hem de basamaklardan birinin adı Gelin olmasına rağmen, kadınların kabul edilmemesi ilgi çekicidir. Fakat bu isimle bahsedilen Gelin (male-bride) eril bir anlam taşımaktadır. Bağlılığı Mithra’ya olan bir kişiyi temsil etmektedir. Ostia’daki tapınaklar bu noktada önem kazanmaktadır. Çünkü Mithra tapınımının en önemli noktalarından biri olan bu 7 basamaklı düzen bu tapınaklarla delillendirilmiştir. Tapınaklarda bulunan mozaiklerde bunlara işaret eden bir takım tasvirler bulunmaktadır. Örneğin taban mozaiklerinde inananların tek tek geçerek zirveye ulaşmasını sağlayacak 7 kapı görülmektedir. Bu yedi kapı adayın en üst basamağa doğru çıkarken geçmesi gereken yedi gezegeni temsil etmektedir (Fig. 9).

2.4.2. Erginlenme

Külte kabul edilme ve aynı zamanda hiyerarşik yükselme bir takım ritüellerin gerçekleştirildiği erginlenme törenleriyle yapılırdı. Bu törenlerle ilgili kabartmalarda

katılımcıları başlarında hayvan, asker ve Pers başlıklarıyla görmekteyiz35. Goldwin,

33 Burkert 1999, 78. 34 Eliade 2000, 370. 35 Cumont 1903, 94.

(25)

ayrıca bu aday törenlerinin oldukça zorlu hatta korkunç olduğunu yazmıştır36. İznik ise, Tertullian’dan yaptığı alıntıyla bu törenlerde adayların bir takım işkenceye varacak sınavlara tabi tutulduklarını ve bir çeşit vaftiz töreni geçirdiklerini

belirtmiştir37. Törene başlanmadan önce, külte yeni kabul edilecek olan kişi

kendisine teslim edilecek tüm sırları hayatı boyunca tutacağına yemin ettirilirdi. Sonrasında gelen erginlenme ritüelinin özü, adayın Mithra’nın önce öldüğü sonra da dirildiği anı temsil eden bir mizansen içinde onu taklit etmesi şeklindedir. Ayrıntılarına girilecek olursa araştırmacılar; tören sırasında adayın ellerinin ve gözlerinin bağlanarak çıplak vaziyette dizlerinin üzerine çöktüğünü, diğer katılımcıların onun etrafında toplanarak bir takım hayvan sesleri çıkarıp tuhaf hareketler yaptığını, bu sırada bir maginin başında Frig şapkasıyla ona yaklaşarak üzerinden kurban kanı damlayan bir kılıcı kendisine doğru uzattığını ve bunun bir

çeşit cinayeti temsil ettiğini anlatmaktadırlar38.

2.4.3. Boğa Kurbanı

Erginlenme töreninin dışında Mithra için yapılan bir diğer tören de ayin ve tapınım amaçlı yapılan boğa kurban törenidir (Taurobolium). Bu törenin kökeni iki değişik yerle bağlantılandırılarak verilmiştir. Bazı kaynaklar bunu, eski İran’daki bir inanış olan insanın bir hayvan kurban ettiğinde ve onun kanıyla yıkandığında elde edeceğini düşündükleri ebedi hayat fikriyle; bazıları ise Anadolu kökenli Magna

Mater kültünde bulunan boğa kurban ritüeliyle ilişkilendirmiştir39. Taurobolium

yaratılış anını temsil eden bir ayindir. Eliade bu ayini anlatırken; hayvanın güneşin ve ayın gökyüzünde aynı anda göründüğü bir vakit seçilerek kurban edildiğini, etraftaki gezegen ve burç sembollerinin kültün göksel içeriğini temsil ettiğini belirtir ve ikonografik olarak da çok sık kullanılan boğa öldürme sahnesinde bulunan meşale taşıyıcıların temsili için iki kişinin kurban edilme esnasında iki yanda durarak kurban

etme anını izlediklerinden bahseder40. Boğa öldürüldükten sonra ayin ezberden

okunan ve tekrarlara dayalı dualarla devam etmekteydi41. Kurban töreninde yer alan

36 Goldwin 1981, 98. 37 İznik 1999, 56. 38 Eliade 2000, 370. 39 İznik 1999, 50. 40 Eliade 2000, 366. 41 Cumont 1903, 93.

(26)

bir diğer etkinlik ise vaftize benzer bir tür yıkanarak arınma işlemidir. Bu arınma işlemi bazen kurban töreninin yapıldığı alanda bulunan su dolu havuzlarda, bazen de kurbanın kanıyla yapılmaktaydı. Kurban kanı aynı zamanda katılımcılar tarafından içilir ve bunun sonucunda tanrıyla eşleşilip bir olunduğu düşünülürdü. Bazı kaynaklarda katılımcıların kendilerini kızgın demirle dağladıkları da yazılmıştır. Daha önce bahsedilen Paris Papirüsü söz konusu ayinlerin yapılış şekli ve ayin sırasında söylenen dualarla ilgili çok önemli bir bilgi kaynağıdır. Törenlerin ayrıntılarını, tekniklerini, bir takım büyü sözcüklerini ve özellikle de uzun tören duasını içermesi açısından araştırmacıların en önemli rehberlerinden ve kanıtlarından

birini oluşturmaktadır42.

2.4.4. İnsan Kurbanı

Mithra kültünde yer etmiş bir tören geleneği de daha önce belirtildiği gibi, bir tür insan öldürme taklidi ile tanrı Mithra’nın ölüp tekrar dirilişini canlandırmaktır. Fakat bazı araştırmacılar Mithra kültü törenlerinde boğanın dışında gerçekten insan kurban edilip edilmediği konusunu da tartışmışlardır. Bu konuyla ilgili elde kesin bir kanıt bulunmamakla birlikte, bu düşünceyi oluşturma ihtimali olan bir takım iddialar mevcuttur. Örneğin; Eliade, imparator Commodus’un hayatını kaleme alan Lampridius isimli tarihçinin imparatorun tören sırasında bir insanı gerçekten öldürdüğünü yazdığını ve onu Mithra’nın törenini lekelemekle suçladığını

belirtmiştir43. Bunun yanında; İznik, Socrates’in İskenderiye’de yapılan törenlerde

cinayet işlendiğini söylediğini yazmıştır. Yine aynı konuda, Sol için yapılmış bazı tapınaklarda (Macaristan) sunak içinde insan kemiklerine rastlandığını fakat bunların kurban edilen insanların mı yoksa sadece öldüğünde dinsel bir törenle gömülen

insanların mı olduğunun tartışmalı olduğunu eklemiştir44.

2.5. Tauroktoni

Daha önce de bahsedildiği gibi, Tauroktoni tanrı Mithra’nın mitolojik hikayesinin en can alıcı parçası olan boğa öldürmenin ikonografik yansımasına

42

Mithra için edilen dualar en genel olarak şu şekilde verilmektedir: "Ya Rab! Suların sultanı, arzın

kurucusu, ruhun hükümdarı. Ya Rab! Yeniden doğmuş, kendimi yükselterek ölür, yükseltmiş ölürüm. Hayatı başlatan doğumdan oluşup, yok olmaya gidiyorum. Senin kurduğun, senin düzenlediğin, senin yarattığın ilahi sırra uyarak yolumdan yürüyorum.” Schimmel 1995, 57.

43

Eliade 2000, 370.

(27)

verilen isimdir. Mithra’yla ilgili neredeyse her kabartmada, her heykelde, her yazıtta, her tapınakta görülen bu sahne, tahmin edilebileceği gibi kültün en ünlü tasviridir.

Tauroktoni sahnesinde Mithra ortada, boğayı üstüne binerek diz çöktürmüş vaziyette hayvanın boğazını keserken görülür. Bu sırada sol bacağı kıvrık, sağ ise düz biçimde ve sol eliyle hayvanın kafasını gerip diğer eliyle de hançerini batırmış şekilde gösterilir. Kurban edilen boğanın kuyruğundan buğday başakları çıkmaktadır. Tanrı bu kurban ile yaşama kaynak sağlamaktadır. Mithra bu sahnede daima bir tunik, bir pelerin ve Frig başlığıyla bulunur. Başı ise kurbandan tarafa değil diğer tarafa bakar vaziyette tasvir edilir (Fig. 10). Ulansey, bazen Mithra’nın üzerindeki pelerine yayılmış durumda bazen de çevresindeki boşluklarda bulunan gök cisimlerinin (yedi yıldız, gezegenler, güneş ve ay) bu kozmokrator tanrının göksel güçleriyle ilgili olduğunu, Mithra’nın bu ünlü sahnesinin bir yıldız haritasını gösterdiğini savunarak en önemli savı olan Mithra ve Perseus’un aynı kişi olduğu

görüşünü desteklemeye çalışmaktadır45(Fig. 11). Bununla ilgili sunduğu bir takım

ikonografik benzerlikler; her ikisinin de Frig şapkası ile sıkça görülmesi, Perseus’un Medusa’yı Mithra’nın da boğayı öldürürken başını diğer tarafa döndürmüş şekilde durması, kullandıkları silahlar ve kayadan doğma hikayesidir.

Tauroktonide tam ortada bulunan Mithra ve boğanın yanı sıra, üst köşelerde güneş ve ay bulunur. Güneş başından çıkan ışık çubuklarıyla, ay ise yaka kısmından kulaklarına doğru uzanan hilalle gösterilir. Mithra ve boğanın iki yanında Kautes ve Kautopates ayakta durmaktadırlar. Onlar da aynı Mithra gibi tunik ve Frig başlıklarıyla görülmektedirler. Ellerinde birer meşale bulunur. Güneş sembolünün altındaki Kautes meşalesini yukarı doğru, Ay sembolünün altında bulunan Kautopates ise aşağı doğru tutmaktadır. Bu tasvirin tanrının boğayı öldürmesiyle gecenin/karanlığın/kötülüğün bittiği yani ayın battığı, günün/aydınlığın/iyiliğin başladığı yani güneşin doğduğu anlamına geldiği yorumları yapılmaktadır. Fakat bazı kabartmalarda meşalelerin her ikisinin de yukarı bakar konumda tasvir edildiği görülmektedir. Bu eşlikçi ikizlerin bacakları ise çapraz atılmış ve gergin olmayan bir vaziyette durmaktadır. Bunların dışında Tauroktoni ikonografisinde bazen sahneyi çevreleyen bir daire, bazen de üstte bir yay şeklinde 12 burç sembolünün bulunduğu

45 Ulansey 1989, 34.

(28)

bir kısım mevcuttur (Fig. 12). Ayrıca boğaya doğru zıplayan bir köpek, boğanın ön bacaklarının olduğu kısımda altta bir yılan, yılanın kuyruk kısmında bir akrep, Mithra’nın pelerini üzerinde bir kuzgun ve bazen de bir kap ve aslan bulunur. Ulansey; Cumont’un bu sahnedeki yılanın kötülüğü ve dolayısıyla Pers tanrısı Ahriman’ı, köpeğin ise iyiliği yani Ahuramazda’yı temsil ettiği görüşüyle ilgili olarak, Hinnels’ın buna katılmayarak bu ikonografide bu ikisinin çatıştığı bir

durumun söz konusu olmadığını ortaya koyduğunu yazmıştır46.

2.6. Mithraeumlar

Mithra’nın bir gizem dini olması ve tanrının bir kayadan doğduğu inancı dolayısıyla tapınım alanları gizli yer altı tapınakları olmuştur. Bu tapınaklar Mithraeum adıyla anılmaktadır ve üç çeşit olarak görülebilirler. Bunlardan ilki, yer altında cellası inşa edilerek ve mağara görünümü de kazandırılarak yapılmış tapınaklardır. İkincisi, yer altında bulunan doğal mağaraların kullanılmasıyla oluşturulan tapınım alanlarıdır. Sonuncusu ise, özellikle Roma’da senatörlerin kendi evlerini dönüştürerek oluşturduklarıdır. Bu son tapınak çeşidine Domus Mithraeum

denmektedir47. Mithraeumlar, Mithra araştırmacıları için çok önemli bir yere sahiptir.

Çünkü bu gizli kült ile ilgili edinilen bilgilerin büyük bir çoğunluğu bu tapınaklardan

elde edilmiştir48. Yüz kişiden fazlası için uygun olmayan bu küçük tapınaklarda yan

duvar kenarlarında oturmak için hazırlanmış açık çıkıntılar, kutsal su, tauroktoni

46 Ulansey 1989, 20. 47 Şahin 2012, 25. 48

İznik, Poryphory’nin Nympheler'in Mağarasında adlı eserinden yaptığı alıntıyla, Homeros'un Odysseus'unun sevimli ve kutsal bir mağarayı anlattığı bölümüne yeni bir yorum getirerek aslında Mithra kültü törenlerinin kutlandığı yeri şu şekilde betimlediğini yazar: “Mağarada bal ve sürekli

akan bir su vardır. Mağaradaki iki kapı insanlara ve ölümsüzlere mağaraya ulaşma olanağı sağlar. Homeros 'un Nympheler Mağarası evrenin simgesi olur ve ruhlar evrenin oluşum aşamasına (genesis) inip, oradan ölümsüz krallığa yükselirler. Böylece yeni bir mistere kabul edilen kişiler olarak (mystagogues) Persler, onun öğretisiyle, mağara (grotto) dedikleri yerde bu külte girerler. İlkin Euoboulos'un söylediği gibi Persia yakınlarındaki dağlarda Zerdüşt; her şeyin babası ve yapıcısı Mithra onuruna çiçekler ve pınarlar olan doğal bir mağara atfetti. Çünkü mağara Mithra'nın yarattığı evrenin görüntüsüydü ve simetrik olarak düzenlenmiş her şey kozmik unsurların ve bölgelerin sembolleriydi. Zerdüşt'ten sonra, gerek doğal gerekse yapay olarak misterleri uygulama alışkanlığı mağaralarda diğerleriyle birlikte devam etti. Yer altında ve yer üstünde tanrıları ve kahramanları için tapınaklar, evler ve sunaklar yaptıkları gibi aynı zamanda nympheler için, içinde sular akan evreni simgeleyen mağaralar da yapmışlardır. Birazdan daha gözden geçirecek olursak Naiadların suyun üzerinde yüzen periler olduğunu görürüz. Söylediğimiz gibi, onlar mağaraları yalnızca evrenin sembolü olarak yapmamışlar, aynı zamanda karanlık oldukları için bütün görülmeyen güçlerin sembolü olarak yapmışlardı. Böylece Kronos, okyanusta kendisi için bir mağara hazırlar ve çocuğunu burada saklar. Benzer şekilde Demeter, (kızı) Kore 'yi su perileri ile birlikte mağarada büyütür.” İznik1999, 48.

(29)

sahnesinin net şekilde tasvir edildiği kabartmalar, Mithra heykelleri bulunur. Aynı zamanda tapınağın tavanı da kültün astronomik yaklaşımlarını yansıtacak şekilde yıldızlı süslemelere sahiptir. Genellikle mağaranın altarında bulunan tauroktoni kabartmasının dışında diğer duvarlarda ise tanrının kayadan ortaya çıkışı, yaşamın kaynağını oluşturması, Sol’un emriyle boğayı yakalayıp kurban etmesi, sonrasında Güneş ile yenen kutsal yemek ve yine onunla birlikte arabalarına binip gökyüzüne yükseldikleri sahneler gibi tasvirlerin görüldüğü kabartmalar bulunur. Cellanın önünde yer alan pronaosta bir takım güzel kokulu bitkiler, mumlar, bal, vaftiz için kullanılan suyun konulduğu kaplar gibi kült objeleri saklanırdı. Burası ayrıca tapınım sırasında gereken kostümlerin giyildiği bir çeşit hazırlanma odası olarak da kullanılmaktaydı. Tapınaklar yeraltında gün ışığından uzak inşa edildikleri için karanlık olurdu. İznik, bu durumun amacının ışık tanrının insan için öneminin

kavranması olduğunu yazmıştır49.

Mithraeumlarda rastlanan tasvirler yerel bir takım farklar içermektedir. Bu farklılıklara tapınak içinde çalışarak kabartma, heykel ve süslemeleri yapan sanatçıların şekil verdikleri şeylerin anlamının tam olarak ne olduğunu bilmemeleri durumunun sebep olduğu düşünülmektedir. Bu açıklama, kültün öğretilerinin sadece külte kabul edilenlere açıklanan sırlardan oluştuğu göz önüne alındığında çok mantıklı gelmektedir.

2.7. Hıristiyanlık ve Mithra

Hıristiyanlık ve Mithraizm, dönem ve coğrafya açısından bakıldığında ortak özellikleri sebebiyle birbirinden ayrı değerlendirilmesi mümkün olmayan iki din olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu konu tartışılırken Ernest Renan tarafından Mithra araştırmaları dünyasına hediye edilmiş ünlü yoruma değinilmemesi mümkün olmamaktadır. Renan, Mithraizm için; Hıristiyanlığın herhangi bir sebeple durdurulmuş olması durumunda bugün bu tapınımın dünya çapında etkin bir din

olması kaçınılmaz olurdu yorumunu yapmıştır50. Fakat bu görüşe tamamen karşı

çıkmış araştırmacılar da mevcuttur. Bu iki dinin karşılaştırılması bu araştırmacılara

49

İznik 1999, 49.

(30)

göre doğru değildir. Çünkü Mithraizm Hıristiyanlık gibi dünya çapında rağbet görmüş bir din değildir.

Mithra ve Hıristiyanlık inananları uygulanan ritüeller ve inanışları bakımından birçok ortak yöne sahiptir. Örneğin; her ikisinde de ruhun temizlenmesini temsil eden kutsal suyla vaftiz uygulaması mevcuttur. Hem Mithra’nın hem de İsa’nın doğum günü olarak 25 Aralık kutlanmaktadır. Mahşer gününden sonra yeniden diriliş her iki dinde de bulunmaktadır. Ruhun temizlenmesinin ardından kişinin alnının kızgın demirle damgalanarak ritüelin tamamlanması Mithraizm’de olduğu gibi

Hıristiyanlıkta da signatio adı altında uygulanmaktadır51. İsa’nın göğe yükselmeden

önce yediği son akşam yemeği gibi, Mithra da Sol ile birlikte boğa kurbanının ardından akşam yemeği yemiş ve onunla arabasına binerek gökyüzüne çıkmıştır. Kutsama törenlerinde kullanılan ekmek ve şarap da her iki inanış içinde bulunan ortak objelerdendir. Hıristiyanlıkta pazar günü ibadet ve anma günü olarak bilinmektedir ve insanlar ibadethanelerde bu kutsal günü inançlarını tazeleyerek geçirirler. Benzer şekilde Mithra dininin inananları pazar gününü Güneş Tanrı’yı övme ve yüceltme günü olarak belirlemişlerdi.

Mitharizm’in yayılması konusunda önceki bölümlerde değinilmiş Mithra hizmetkarları magilerin, konu Hıristiyanlık ve Mithra arasındaki ilişkiye geldiğinde de etkileri görülmektedir. Beytüllahim mağarasında doğan İsa’ya, Yahudi kralı Hirodes tarafından gönderilen gökbilimciler olduğundan söz edilmektedir. Bazı kaynaklarda müneccim yıldız bilimciler olarak da geçen bu üç kişi, bebek İsa’ya ve Meryem’e sunmak üzere bir takım değerli eşyaları da beraberlerinde getirerek onlara secde etmişlerdir. Bu hikayenin bir çok yerde değişik şekillerde görülen tasvirlerinin çoğunda gökbilimciler dar pantolonları ve başlarında Frig şapkalarıyla resmedilmişlerdir. Müneccimlerin kökenleriyle ilgili de yaygın görüş bunların Pers, Frig veya İskitli olduklarıdır. Özellikle Matta ve Barnabas İncillerinde sözü geçen gök bilimcilerin parlak bir yıldızı takip ederek doğudan geldikleri, yıldızın İsa’nın doğduğu mağaranın üzerinde durduğu ve böylelikle bu kişilerin mağaraya girerek

İsa’ya secde edip hediyeler sundukları anlatılmaktadır52.

51

Eliade 2000, 372.

(31)

Hem kökenleri, hem tasvirlerdeki giysileri, hem de gökbilimci olma özellikleriyle İncil’de adı geçen bu üç kişinin magi rahipleri olduğu düşüncesi Mithra

araştırmacıları arasında yoğun bir rağbet görmüştür53.

Hıristiyanlığın ortaya çıktığı ve yavaş yavaş etkisini göstermeye başladığı dönemlerde Mithra hala tapınım gören bir dindi. Sadece halk arasında değil yöneticiler arasında da destekçileri olmaya devam ediyordu. Hatta Roma’nın dini Hıristiyanlık olduktan sonra bile 361’de imparator olan Iulianus doğuştan bir Hıristiyanken sonradan bundan vazgeçerek Mithra’ya inanmış ve “Dönme Iulianus” lakabını almıştır. Böylelikle son pagan imparator olan Iulianus, tüm hayatı boyunca Mithraizm’in hizmetinde olmuştur. Ona sadakatle yandaş toplamak için elinden geldiğince çalışmış fakat bunu hoşgörü çerçevesinde yapma isteği sebebiyle Hıristiyanlık karşısında çok başarı gösterememiştir. Mithra dininin tüm gereklerini yerine getirmeye çalışmış, özellikle de kurban törenlerini çok önemsemiştir. Bizzat kendisinin kestiği kurbanlar sebebiyle halk tarafından kendisine “kasap” denmeye

başlanmıştır54. M.S. 391’de pagan tapınımlara izin verilmemeye, bir yıl sonrasında

ise cezalandırılmaya başlanmıştır. Destekçisi Iulianus’tan sonra büyük bir çöküşe uğrayan Mithra tapınımı bu tarihten sonra tamamen ortadan kalkmıştır. Böylece yeni ve popüler din, Mithra’nın sonunu getirmiştir.

Aynı yıllarda aynı bölgede inananları olan bu iki din arasındaki çekişme her ikisine de bir takım zararlar vermiştir. Bir gizem kültü olan Mithra geride zaten çok fazla bir bilgi bırakmazken kalabilecek olanlara da, özellikle Roma askerleri arasında yaygın tapınım gören bu dinden fazlasıyla çekinen Hıristiyanlar büyük tahribat vermiş, araştırmacılar için bir yokluk oluşturmuşlardır. Mithraizmin tören ve tapınım

53

“İsa, kral Herodes'in zamanında, Yahudiye'nin Beytelhem kasabasında doğduğu sırada doğudan

Jerusalem'e gök bilimciler geldi. 'Yahudilerin yeni doğan kralı nerede?' diye soruşturuyorlardı, ‘çünkü onun yıldızını doğuda gördük ve ona tapmaya geldik' Gelgelelim kral Herodes bunu duyunca sarsıldı. Onunla birlikte tüm Jerusalem de sarsıldı. Herodes halkın tüm başrahiplerini, dinsel yorumcularını topladı ve onlara Mesih'in nerede doğacağını sordu. 'Yahudiye Beytelhemi'nde' diye yanıtladılar, çünkü peygamber aracılığıyla şöyle yazılmıştır: Ey Yahudiye bölgesindeki Beytelhem! Yahuda yöneticileri arasında hiçbir bakımdan en önemsizi değilsin, çünkü senden halkını İsrail'i güdecek bir yönetici çıkacak. Bunun üzerine Herodes gizlice gökbilimcileri yanına çağırdı, yıldızın ne zaman göründüğünü onlardan tam olarak öğrendi ve onları şu sözlerle Beytelhem'e gönderdi: "Gidin, çocuğa ilişkin her şeyi inceden inceye araştırın. O'nu bulunca da bana haber iletin ki, ardınızdan ben de varıp ona tapınayım. Adamlar kralın sözünü dinleyerek yola koyuldular. Doğuda gördükleri yıldız önlerinden gidiyordu. Çocuğun bulunduğu yerin üzerine varınca orada durdu. Yıldızı görünce büyük bir sevinç duydular. Eve girdiler, annesi ile Meryem çocuğa gördüler, yere kapanarak O'na tapındılar. Değerli şeylerle dolu sandığı açıp O'na armağanlar sundular.” Yeni Ahit, Matta, 2: 1-12.

(32)

yerleri olan yer altı mağaralarının Kapadokya, Güney Doğu Anadolu ve çevrelerinde bulunan örneklerine Hıristiyanların kendilerine ibadet yeri yapmak amacıyla zarar verdikleri ve bunları yok ettikleri düşünülmektedir. Ayrıca Suriye’de Hawarti kentinde bulunan 5. yüzyıla ait bir kilisenin altında geç dönem bir Mithraeum bulunmuştur ve bu durumda kilisenin Mithra izlerini silmek için yapıldığı

anlaşılmaktadır55. Baker, Hıristiyanlığın Roma’da kabul edilmesinden sonra bu din

taraftarlarının Mithra tapınaklarına girip buraları parçalamak suretiyle ortadan

kaldırdıklarını yazmıştır56. Emir, Aziz Eugenius’un üç arkadaşıyla birlikte Trabzon

Boztepe’de bulunan bir Mithraeum’daki Mithra heykelini gizlice kaçırıp tepeden attığını ve parçaladığını yazmış, fakat bu saygısızlıklarından sonra yakalanıp

öldürüldüklerini eklemiştir57. Bu iki dinin çekişmesi anlatılırken sadece

Hıristiyanlığın Mithraizm’e verdiği zararlardan bahsetmek yanlış olur. Sayıları ve popülerlikleri Hıristiyanlara göre çok daha az olsa da Mithra inananları da bir takım zararlar vermişlerdir. Örneğin; Winter, Mısır’da bulunan değişik yaşlardaki insanlara ait kafataslarının Mithraizm taraftarları tarafından katledilmiş Hıristiyanlara ait olduğunu ve bu durumun her iki dinin mensuplarının da birbirlerine saldırarak ciddi

zararlar verdiğinin bir kanıtı olduğunu yazmıştır58.

2.8. Anadolu’da Mithra Kültü

Anadolu coğrafyası Mithra kültü araştırmaları açısından çok önemli bir bölgedir. Hem bu gizem dininin adının geçtiği ilk yazılı belgenin bu bölgede ele geçmesi, hem de Mithra’nın en parlak dönemini geçirdiği Roma’ya ulaşması aşamasında bir geçiş yolu olması bakımından Anadolu bu dinle ilgili gördüğü ilgiyi hak etmektedir.

Mithraizm araştırmaları konusunda Anadolu’nun önemini daha iyi anlamak için dinin kökenleriyle ve gelişimiyle ilgili birkaç konudan söz etmek faydalı olacaktır. Yazılı ilk kanıtın Boğazköy’de bulunmuş olması, tarihçi Plutarchos’un yazılarında Mithraizm’in kökenini Kilikialı korsanlara bağlaması, Tarsus’un kültün merkezi olarak görülmesi, önemli Mithra araştırmacılarından Roger Beck’in

55 Şahin 2012, 24. 56 Baker 1931, 86. 57 Emir 2016, 32. 58 Winter 2000, 174.

(33)

Kommagene Krallığı’nı Mithraizm’in sırlarının dayandığı yer olarak görmesi, tarihçi yazar Statius’un Mithra’nın yayılımı konusunda Frigya’yı en önemli nokta olarak göstermesi bizlere Anadolu ve Mithra bağlantısının ne kadar güçlü olduğuyla ilgili fikir verebilecek konulardan sadece bazılarıdır.

Anadolu ve Mithra’nın ilk kez bir araya gelişinin kanıtı daha önceki bölümlerde de bahsedildiği gibi bu tanrının da adının ilk kez geçtiği ilk yazılı belge olan ve Hititler ve Mitanniler arasında yapılmış bir barış antlaşmasıdır. Antlaşmada Mitannilerin tanrıları Mithra’yı antlaşmanın koruyucusu olarak gösterdikleri görülmektedir. Hititler bu Mitanni tanrısıyla tanışınca adını kendi belgelerinde de kullanmaya başlamışlardır. Örneğin; İznik, Hititlere ait bir belgede (M.Ö. XV. yy) Mitanni baş tanrısı olan “Miidraashsrill”in adının geçtiğini ve bu ismin Mithra’nın

değişik bir versiyonu olduğunu yazmıştır59. Ayrıca yine aynı dönemlere ait bir

Mithraeum da Hatay-Alalakh’ta bulunmuştur. Bu tarihlerden sonra ise ikinci kez İran’dan Anadolu’ya ve özellikle de Kapadokya’ya gelen magiler tarafından buraya getirilmiş ve buradan yayılmasına yol oluşturulmuştur. Magiler Mithra’nın anlaşılması ve Anadolu’da yayılması konusunda çok titiz biçimde çalışmışlardır. Onların bu etkisiyle ilgili olarak bazı arkeolojik buluntular araştırmacılar tarafından delil olarak gösterilmektedir. Bunlardan bir tanesi Demre-Gürses’te bir kilisedeki resimlerdir (XII. yy). Bu resimlerde Meryem ve ona taç giydiren melek figürleri bulunur. Bu tasvirin hemen yan tarafında ise magi rahipleri oldukları düşünülen

insan figürleri durmaktadır60. Ayrıca Balıkesir’de bulunan Daskyleion antik

kentindeki bir rölyefte ellerinde çubuk demeti tutan ve magilerin özel giysileriyle

gösterilmiş rahipler resmedilmiştir61 (Fig. 13). Magiler Kapadokya’ya yerleşerek

kendisine hizmet ettikleri tanrıları Mithra’yı yaklaşık M.S. V. yy.’a kadar burada ve yayılmasına sebep oldukları diğer coğrafyalarda tapınım gören bir kült haline getirmişlerdir.

Mithraizm’den bahsederken Anadolu’nun önemiyle ve tapınımın yönüyle ilgili olarak politik yaklaşımlardan da söz etmek yararlı olacaktır. Büyük İskender’in ölümü üzerine dağılan imparatorluğunun yerine Anadolu’da başka devletler

59 İznik 1999, 13. 60 İznik 1999, 33. 61 İznik 1999, 44.

(34)

kurulmuştur. Bunlardan Kapadokya, Armenia, Pontus ve Kommagene krallıkları dönemin ve bölgenin diğer tanrılarından daha fazla Mithra’ya tapmışlar ve ona saygı

duymuşlardır62. Hanedanlarında “Mithridates” ismi özellikle tercih ettikleri isim

olmuştur. İsmin anlamı “Mithra’nın verdiği/bahşettiği” şeklinde açıklanmıştır. Bu durum üzerinde Mithra’nın ordulara zafer hediye eden, savaşçı, ahlaklı ve adaletli bir

tanrı olarak kabul görmesi etkili olmuş olmalıdır63. Tarsus’un kült merkezi olması

durumunda ise yine politik sebepler etkili olmuştur. Pontus yıkıldıktan sonra krallığın askerleri Kilikia’ya kaçmışlar ve orada bulunan korsanlara katılmışlardır. Böylece bu iki grubun karşılaşması ve birbirlerini etkilemeleri sonucu Mithra Tarsus’ta orayı dinin merkezi yapacak kadar etkili olmuştur. O dönemde Tarsus’ta bulunan Stoacılar arasında da yayılan Mithraizm onlarla birlikte farklı bir bakış açısıyla yorumlanmış ve astroloji ile ilgili özelliklerini büyük ölçüde burada Stoacılar sayesinde edinmiştir. Mithra’nın tasvir edildiği en önemli ikonografi olan boğa kurban sahnesi bu gök bilimcilerle karşılaştıktan sonra bambaşka göksel bir açıklama kazanmıştır.

Anadolu Mithra için aynı zamanda bir anlamda diğer bir takım dinlerle de tanışma ve etkileşme süreci geçirdiği yer olmuştur. Frigya’da Kibele kültüyle etkileşime geçmiş hatta mitoslarındaki Attis karakteri ile özdeşleştirilmiştir. Ayrıca Mithra’nın, külte kabul edilme töreninde boğa kanıyla yıkanarak ruhun temizlenmesi

ritüelini de Kibele ile karşılaştıktan sonra edindiği düşünülmektedir64. Pontus

krallığında Ay Tanrısı Men gibi tasvir edilmiştir. Mithra aynı zamanda yine Anadolu’da yoğun tapınım gören Güneş Tanrı Helios’a da benzetilmiştir. Bu konuyla ilgili olarak Şahin, Ankara’da bulunan bir belgenin bu iki Güneş tanrının

bağdaştırıldığı ilk belge olabileceğini yazmıştır65.

Mithra kültünün Anadolu’daki varlığıyla ilgili verilerin çoğunu henüz çok sınırlı bir kısmı çalışılmış olan tapınaklardan elde etmekteyiz. Bir gizem dini özelliği taşıyan Mithraizm hakkında daha fazla bilgi edinmek ancak ve ancak arkeolojik çalışmalar sonucu mümkün olabilecektir. Günümüze kadar yapılan çalışmalarda kesin olarak Mithra tapınımına ait olan iki tane tapınak tespit edilmiştir. Bunlarda 62 İznik 1999, 89. 63 Cumont 1903, 12-13. 64 Cumont 1911, 65-66. 65 Şahin 2012, 52.

(35)

biri Doliche diğeri ise Perge’de bulunmaktadır. Ayrıca Ariaramneia ve Arykanda antik kentlerinde de Mithraeum oldukları düşünülen tapınaklar bulunmaktadır. Bu tapınakların konumlarından Anadolu’da yer altı doğal, kaya oyma ve yer üstünde inşa edilmiş olmak üzere üç çeşit Mithraeum bulunduğu yargısına varmaktayız. Anadolu’da ayrıca az olsa da sikke ve yazıtlardan da bir takım bilgiler elde edilmiştir. Bunların bölgeleri ve ayrıntılarıyla ilgili bilgiler de tapınaklarla birlikte sonraki bölümlerde detaylı şekilde verilecektir.

Mithra’nın tapınım gördüğü diğer yerlerde sahip olduğu veya sahip olduğu düşünülen bir takım özelliklerine Anadolu’da sahip olmadığı veya bunlarla ilgili kanıt elde edilemediği araştırmacılar tarafından ifade edilmiştir. Bunlardan ilki tanrı Mithra’nın evrenin tüm gücünü elinde bulundurduğu ve onu hareket ettiren güç olduğunu anlatan kozmokrator özelliğidir. Anadolu’da tapınım gördüğü hiçbir bölgede bu özellikle ilgili elinde küre tuttuğu ve buna benzer ikonografiye rastlanmamıştır. Ayrıca boğa kurban törenlerinin yanı sıra Mithra ritüellerinin bazı bölgelerde insan kurbanını da içerdiği vahşi bir yaklaşıma sahip olduğu düşünülmesine rağmen Anadolu’da bu uygulamanın yapıldığına dair herhangi bir ipucu da bulunmamaktadır.

(36)

3. MİTHRAİZMİN ANADOLU’DAKİ KALINTILARININ COĞRAFİ DAĞILIMI

Mithra sırlarını yalnızca kendi içinde tutan bir gizem dini olması sebebiyle geride bıraktığı çok fazla net bilgi bulunmamaktadır. Bu konuda tarihsel bilgi edinilecek antik kaynakların da sayısı çok sınırlıdır. Elde edilen bilgiler büyük çoğunlukla mithraeumlarda bulunan kabartma ve resimlerin ikonografisinden ve içindeki bir takım objelerden elde edilmektedir. Dolayısıyla arkeoloji bilimi Mithra araştırmaları konusunda başvurulacak en önemli kaynağa dönüşmektedir.

Mithra ile ilgili bulunan arkeolojik kalıntılar bu bölümde yoğunlukla bulundukları bölgelere göre incelenecektir.

3.1. Lydia Bölgesi

Anadolu coğrafyasında Mithra kültünün görüldüğü yerlerden biri Lydia Bölgesi’dir. Yeterli sayıda arkeolojik buluntu bulunmasa da kaynaklardan elde edilen bilgilere göre Mithraizm’in Anadolu’da etkin bir inanç haline gelmesinde büyük rolü bulunan magi rahiplerinin Lydia’da da yerleşerek inancı burada da yaydıkları

düşünülmektedir66.

3.1.1. Kolophon Yazıtı

Lydia Bölgesi’nde kayıtlara geçmiş sadece bir tane buluntu bulunmaktadır. Bir adak yazıtı olan buluntu M. J. Vermaseren tarafından çalışılmış fakat bir tarihlendirme yapılmamıştır. Bugünkü Değirmendere’nin doğusunda bulunan Kolophon antik kentinde Apollon Tapınağı’nda yapılan kazı çalışmaları esnasında

ulaşılan ve tanrı Mithra’ya adanmış yazıtta tanrının iki önemli özelliği belirtilmiştir67.

3.2. Lykia Bölgesi

Lykia Bölgesi’ndeki Mithra inancıyla ilgili bilginin temelini Plutarchos’un yazılarından elde etmekteyiz. Kültün kökeni için Kilikia korsanlarını hedef gösteren tarihçi, Lykia’daki Mithraizm tapınımıyla ilgili de M.Ö. 67’de korsanların üzerine

66

Kızıl 2013, 120.

67

Güran yazıtın orijinalini şöyle vermektedir: Deo sancto invicto Mit(h)rae.). Geleneksel sıfatları olan “kutsal” ve “yenilmez”, adağın üzerinde adının önünde yer almaktadır. Güran 2010, 30.

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :