• Sonuç bulunamadı

6. KOBİ’ler ve Verimlilik Kongresi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "6. KOBİ’ler ve Verimlilik Kongresi"

Copied!
639
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

İ

ktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

İş

letme Bölümü

KOBİ’09

6. KOBİ’ler ve Verimlilik

Kongresi

Kongre Kitabı

Editör

Prof. Dr. Güneş GENÇYILMAZ

Yayına Hazırlayanlar

Yard. Doç. Dr. Gülsüm SAVCI GÖKGÖZ

Öğr. Gör. Dr. Asuman SÖNMEZ

Arş. Gör. Burçin ATASEVEN

17 – 18 Kasım 2009

(2)

ISBN : 978-605-4233-34-2

© Her türlü yayın hakkı TC İstanbul Kültür Üniversitesi’ne aittir.

Baskı

Golden Medya Matbaacılık ve Tic. A.Ş.

[email protected]

Baskı Tarihi : Nisan 2011

TC İstanbul Kültür Üniversitesi

İ

ktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

İş

letme Bölümü

Ataköy Kampüsü, Bakırköy, 34156, İstanbul

Tel: (212) 498 44 13

Faks: (212) 465 82 98

E-posta: [email protected]

(3)
(4)
(5)

Türkiye Cumhuriyet

Merkez Bankası’na

(6)
(7)
(8)
(9)

Düzenleyen Kuruluşlar

İstanbul Kültür Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Bölümü

Destekleyen Kurumlar

Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) İkitelli Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı (İOSB)

İzmir Aliağa Organize Sanayi Bölgesi (ALOSBİ)

İstanbul Sanayici ve İş Adamı Dernekleri Federasyonu (İSİDEF) Makina İmalatçıları Birliği (MİB)

Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD) Beyaz Eşya Yan Sanayicileri Derneği (BEYSAD)

Küçük ve Orta Büyüklükte İşletmeler Derneği (KOBİDER) Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD)

Üretim Araştırmaları Derneği (ÜAD)

Kongre Başkanı

Prof. Dr. Güneş Gençyılmaz

Danışma Kurulu

Mustafa Kaplan ...KOSGEB Başkanı Nuri Konak...İOSB Başkan Vekili N. Atıl Akkan ...ALOSBİ Başkanı Mehmet Sandal...İSİDEF Başkanı

M. Nail Türker ...MİB Genel Sekreter Yardımcısı Ender Yazıcıoğlu...AYSAD Başkanı

Murat Onay ...BEYSAD Başkanı Nurettin Özgenç ...KOBİDER Başkanı Dr. Hasan Sert ...TÜMSİAD Başkanı

(10)

Bilimsel Kurul

Prof. Dr. A. Can Baysal...İstanbul Kültür Üniversitesi Prof. Dr. Ayhan Toraman...İstanbul Teknik Üniversitesi

Prof. Dr. Burhan Türkşen...TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Prof. Dr. Bülent Durmuşoğlu ...İstanbul Teknik Üniversitesi

Prof. Dr. Güneş Gençyılmaz ...İstanbul Kültür Üniversitesi Prof. Dr. Herbert Osanna...Viyana Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Hüseyin Özgen ...Çukurova Üniversitesi Prof. Dr. Mahmut Tekin...Selçuk Üniversitesi

Prof. Dr. Müge İşeri ...İstanbul Kültür Üniversitesi Prof. Dr. Numan Durakbaşa ...Viyana Teknik Üniversitesi

Prof. Dr. Ömer Saatçioğlu...TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Prof. Dr. Serpil Erol...Gazi Üniversitesi

Prof. Dr. Peyami Çarıkçıoğlu ...İstanbul Kültür Üniversitesi Prof. Dr. Semra Durmuşoğlu...İstanbul Ticaret Üniversitesi Prof. Dr. Sıtkı Gözlü ...İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Tamer Koçel...İstanbul Kültür Üniversitesi Prof. Dr. Tülin Aktin ...İstanbul Kültür Üniversitesi

Düzenleme Kurulu

Prof. Dr. A. Can Baysal... İstanbul Kültür Üniversitesi Prof. Dr. Güneş Gençyılmaz ...İstanbul Kültür Üniversitesi Prof. Dr. Müge İşeri ...İstanbul Kültür Üniversitesi Prof. Dr. Mahmut Paksoy...İstanbul Kültür Üniversitesi Prof. Dr. Peyami Çarıkçıoğlu ...İstanbul Kültür Üniversitesi Prof. Dr. Tamer Koçel...İstanbul Kültür Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Gülsüm Gökgöz...İstanbul Kültür Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Kadri Mirze ...İstanbul Kültür Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Meltem Ulusan ...İstanbul Kültür Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Nazan Çağlar ...İstanbul Kültür Üniversitesi Öğr. Gör. Dr. Asuman Sönmez ...İstanbul Kültür Üniversitesi Öğr. Gör. Dr. Gökhan Yolaç ...İstanbul Kültür Üniversitesi Öğr. Gör. Dr. Meral Arık Toprak...İstanbul Kültür Üniversitesi Öğr. Gör. Nükhet Tunçbilek ...İstanbul Kültür Üniversitesi

(11)

Düzenleme Kurulu Yardımcıları

Arş. Gör. Burçin Ataseven...İstanbul Kültür Üniversitesi Arş. Gör. Çağla Arıker...İstanbul Kültür Üniversitesi Arş. Gör. Fırat Şimşek...İstanbul Kültür Üniversitesi Arş. Gör. Dr. Gülşah Karavardar ...İstanbul Kültür Üniversitesi Arş. Gör. Murat Taha Bilişik ...İstanbul Kültür Üniversitesi Arş. Gör. Onur Gürgen...İstanbul Kültür Üniversitesi Arş. Gör. Yasin Kesen...İstanbul Kültür Üniversitesi

Kongre Sekreteri

Yrd. Doç. Dr. Gülsüm Gökgöz...İstanbul Kültür Üniversitesi

Kongre Koordinatörü

(12)
(13)

SUNUŞ

, Prof. Dr. Güneş Gençyılmaz... v

AÇILIŞ KONUŞMALARI

... 1

PANEL SUNUMLARI

Kriz Değerlendirmesi ve Beklentiler... 13

Değerlerle Yönetmek – Prof. Dr. Acar Baltaş... 35

Makro Ekonomik Beklenti ve Öneriler (Habertürk Ekonomi Paneli) ... 49

Alternatif Finansman Yolları ... 73

KOBİ’ler İçin Destekler... 117

Krizlerden Nasıl Fırsat Yarattım... 153

Krizde Pratik Çözümler ... 185

Yeni Bölgeler ve Pazarlara Girmek İçin ... 211

Afrika’daki Büyük Potansiyel... 239

AKADEMİK BİLDİRİLER

1. Bölüm: Kriz ve Yönetimi

Bildiri Adı: Kriz Yönetiminde KOBİ’ler İçin Stratejik Bir Araç: Barter Yazarlar: Baki Yılmaz, Ender Güler... 273

Bildiri Adı: Krizi Fırsata Dönüştüren KOBİ Yöneticiliği ve Örnek Bir Uygulama, Yazarlar: Fevzi Er... 285

Bildiri Adı: Bilecik Mermer Sektöründeki KOBİ’lerin Krizden Çıkış Sürecinde Stratejik Rekabet Güçlerinin 5 Güç Modeliyle Analiz Edilmesi, Yazarlar: Gürkan Haşit ... 295

Bildiri Adı: Sürdürülebilir Girişimciliğin Önündeki Engeller: Kriz ve Öğrenilmiş Çaresizlik Sarmalında Girişimci-Yöneticiler, Yazarlar: Ramazan Erturgut, Serhat Soyşekerci ... 305

Bildiri Adı: Krizin Demir Çelik Üretimine Etkisi ve Demir Çelik Üreticilerinin Krizden Etkilenmelerini Ölçmeye Yönelik Amprik Bir Çalışma, Yazarlar: Selami Özcan, Cuma Karakuş, Hüseyin Altay, Abdulkadir Kurbanoğlu ... 315

Bildiri Adı: Krizden Çıkışta KOBİ’lerde Temel İşletme Yeteneklerinin Rolü ve İşletme Performansına Etkileri, Yazarlar: Zafer Acar, Cemal Zehir... 323

(14)

ii

Üzerinde Bir Alan Araştırması, Yazarlar: Aydın Kayabaşı, Hasan Kiracı, Zafer Kanberoğlu, Ahmet Oğuz ... 337

Bildiri Adı: Geçiş Ekonomilerinde Küçük İşletmelerin Vergilendirilmesi: Kırgızistan Örneği, Yazarlar: Raziyahan Abdiyeva, Turusbek Asanov... 347 Bildiri Adı: Uç Değer Teorisi ile Kur Riski Yönetimi: Türkiye Verileri Üzerine Bir Uygulama, Yazarlar: Sait Yılmazer, Atilla Çifter... 355 Bildiri Adı: Muhasebe Alanında E-Muhasebe Uygulamalarının Verimlilik Üzerine Etkileri, Yazarlar: Salim Şengel... 365 Bildiri Adı: KOBİ’lerin Kur Riski Yönetiminde Türev Ürünleri Kullanımlarının Belirlenmesine

Yönelik Bir Alan Araştırması, Yazarlar: Şakir Sakarya, Doğan Kutukız ... 375

3. Bölüm: Üretim

Bildiri Adı: Geri Dönüşüm Sistemi için Tersine Lojistik Ağ Tasarımı ve Bir Uygulama, Yazarlar: Bahar Özyörük, Fatma Taş... 391 Bildiri Adı: Bir İşletmede Sipariş Toplama Politikaları ile Optimal Satış Miktarının Belirlenmesi, Yazarlar: Ediz Atmaca, Ayla Öztürk... 399 Bildiri Adı: Yalın Altı Sigma Metodolojisinin Uygulanması, Yazarlar: Ediz Atmaca,

Engin Sirkeci, Gözde Yıldız ... 409

Bildiri Adı: Seri Üretimde Prosesler Arası Akışın Kontrollünün Sağlanması ve Uygulama Örneği, Yazarlar: Sabit Tunçel... 419

Bildiri Adı: Çok Amaçlı Tedarik Zinciri Ağı Tasarımı ve Optimizasyonu,

Yazarlar: Turan Paksoy, Eren Özceylan ... 427 Bildiri Adı: Kırklareli Üniversitesi Çalışanlarının E-Ticaret Uygulamalarına Bakış Açısına

Yönelik Anket Çalışması Yazarlar: Tülay Top, Fatma Buluş ... 439

4. Bölüm: Verimlilik ve İnovasyon

Bildiri Adı: KOBİ’lerde Yeniliği Teşvik Eden Unsurlar ve Yenilik Performansı Arasındaki

İlişkinin İncelenmesi, Yazarlar: Aydın Kayabaşı, Cengiz Duran, Aysel Çetindere ... 449

Bildiri Adı: Taşıma Faaliyetinde Etkinlik ve Verimlilik İçin Nakliye Planlaması, Yazarlar: Ediz Atmaca, Nevra Yaman ... 461 Bildiri Adı: Global Krizden Güçlenerek Çıkma: Uşak Dericilik Sektöründe Bir Araştırma, Yazarlar: Hüseyin Yılmaz, Atilla Karahan ... 469 Bildiri Adı: Kalite Çemberleri Uygulaması ve Verimlilik Analizi: Radyatör İmalatından Örnek

Bir Uygulama, Yazarlar: İsmail Seyrek, Habib Akdoğan ... 481

Bildiri Adı: KOBİ’lerin Gelişim Sürecinde İnovatif İş Fikirlerinin Önemi,

(15)

Bildiri Adı: Hizmet İşletmelerinde Verimlilik Artırıcı Bir Araç Olarak Tedarik Zinciri Yönetimi, Yazarlar: Turan Paksoy, Hasan Bülbül, Eren Özceylan... 515

5. Bölüm: Yönetim

Bildiri Adı: Kurumsallaşma Algılaması Ne Kadar Farklı?: KOBİ İşletme Sahipleri ve Yöneticiler

Bağlamında Bir Araştırma, Yazarlar: Abdullah Soysal, Aykut Bedük, Sedat Alıcı ... 527

Bildiri Adı: İşletmelerde Çok Boyutlu Performans Ölçümü Üzerine Bir Model Önerisi ve Bir

Uygulama, Yazarlar: Ali Eleren... 533

Bildiri Adı: İş Hayatına İlişkin Yeni Küresel Düzenlemeler KOBİ’lerimizce Nasıl Algılanıyor? Yazarlar: Barış Baraz, Ertan Çınar... 547 Bildiri Adı: AB Müzakere Sürecinin Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelere Sosyal Sorumluluk

Açısından Getirdiği Yükümlülükler ve Üç Örnek Uygulama, Yazarlar: Figen Dalyan ... 555

Bildiri Adı: KOBİ'lerde Psikolojik Yıldırmanın İş Performansı Üzerindeki Etkileri ile Psikolojik

Dayanıklılık ve Hakkını Arama Kişilik Özelliklerine Bağlı Davranışsal Tepkiler Arasındaki İlişkiye Yönelik Bir Araştırma, Yazarlar: Gülşah Karavardar ... 565

Bildiri Adı: Kritik Başarı Faktörleri Temelinde Göreli Rekabet Üstünlüğünün Belirlenmesi, Yazarlar: İhsan Yüksel, Metin Dağdeviren ... 575 Bildiri Adı: İşletmelerde Müşteri İlişkileri Yönetimi Uygulamalarının Tüketicilerin Satın Alma

Davranışlarına Etkileri: Bankacılık Sektöründe Bir Uygulama, Yazarlar: Mahmut Tekin, Emel Celep... 583

Bildiri Adı: KOBİ’lerde Öğrenme Eğrilerinin Kullanılmasına Yönelik Uygulamalar, Yazarlar: Metin Dağdeviren, İhsan Yüksel ... 593 Bildiri Adı: KKTC Bankacılık Sektöründe Pazar Yönelimi - Sektör Performansı İlişkisi, Yazarlar: Okan Veli Şafaklı ... 601

(16)
(17)

A

A

Ç

Ç

I

I

L

L

I

I

Ş

Ş

K

K

O

O

N

N

U

U

Ş

Ş

M

M

A

A

L

L

A

A

R

R

I

I

P

P

r

r

o

o

f

f

.

.

D

D

r

r

.

.

G

G

ü

ü

n

n

e

e

ş

ş

G

G

e

e

n

n

ç

ç

y

y

ı

ı

l

l

m

m

a

a

z

z

K

K

o

o

n

n

g

g

r

r

e

e

B

B

a

a

ş

ş

k

k

a

a

n

n

ı

ı

-

-

İ

İ

.

.

İ

İ

.

.

B

B

.

.

F

F

.

.

İ

İ

ş

ş

l

l

e

e

t

t

m

m

e

e

B

B

ö

ö

l

l

ü

ü

m

m

B

B

a

a

ş

ş

k

k

a

a

n

n

ı

ı

P

P

r

r

o

o

f

f

.

.

D

D

r

r

.

.

D

D

u

u

r

r

s

s

u

u

n

n

K

K

o

o

ç

ç

e

e

r

r

İ

İ

s

s

t

t

a

a

n

n

b

b

u

u

l

l

K

K

ü

ü

l

l

t

t

ü

ü

r

r

Ü

Ü

n

n

i

i

v

v

e

e

r

r

s

s

i

i

t

t

e

e

s

s

i

i

R

R

e

e

k

k

t

t

ö

ö

r

r

ü

ü

D

D

r

r

.

.

B

B

a

a

h

h

a

a

r

r

A

A

k

k

ı

ı

n

n

g

g

ü

ü

ç

ç

G

G

ü

ü

n

n

v

v

e

e

r

r

İ

İ

s

s

t

t

a

a

n

n

b

b

u

u

l

l

K

K

ü

ü

l

l

t

t

ü

ü

r

r

Ü

Ü

n

n

i

i

v

v

e

e

r

r

s

s

i

i

t

t

e

e

s

s

i

i

M

M

ü

ü

t

t

e

e

v

v

e

e

l

l

l

l

i

i

H

H

e

e

y

y

e

e

t

t

B

B

a

a

ş

ş

k

k

a

a

n

n

ı

ı

(18)
(19)

SUNUM - Değerli misafirlerimiz, hoş geldiniz.

Sizleri, Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, yitirdiğimiz bilim insanları ve şehitlerimiz huzurunda bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum. Saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı okunacaktır, arz ederim.

(Saygı Duruşu’nda bulunuldu ve İstiklal Marşı’nın ardından Üniversite tanıtım filmi gösterimi yapıldı)

SUNUM - Programları nedeniyle aramızda olmayan ve gönderdikleri faks ve telgraflarla kongremizi destekleyen kurum ve kişilere çok teşekkür ediyoruz.

SUNUM - Kıymetli misafirlerimiz, Kongremize açılış konuşmalarımız ile devam ediyoruz ve açılış konuşmasını yapmak üzere Üniversitemiz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Bölüm Başkanı ve Kongre Başkanı Profesör Doktor Sayın Güneş Gençyılmaz’ı sahneye davet ediyorum.

Prof. Dr. GÜNEŞ GENÇYILMAZ (Kongre Başkanı) - Sayın KOSGEB Başkanım, Sayın Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlarım, sivil toplum kuruluşlarının başkanları ve yöneticileri, Sayın Mütevelli Heyeti Başkanımız, Sayın Rektörlerimiz, değerli akademisyen arkadaşlarımız ve değerli konuklarımız; Üniversitemizin

düzenlediği “6.KOBİ’ler ve Verimlilik Kongresi”ne hoş geldiniz.

Kongremizi yıllardan beri takip edenler ve katılanlar bilirler, bu kongre reel sektör mensupları ile akademisyenleri bir araya getiren ender formattaki kongrelerden birisi veya tekidir. Akademisyenler KOBİ’lerin sorunlarını, reel sektör mensupları da akademisyenlerin KOBİ’ler üzerinde yaptıkları araştırmaları bu ortamda öğrenme olanağına sahip olmaktadırlar.

Geçen yıl yaptığımız kongre, yaklaşan krizi öngörerek ana tema “Küresel Dinamikler ve KOBİ’ler” şeklinde belirlenmiş, bu nedenle de düzenlenen panel

(20)

4

konuları, KOBİ’lerin krizden en az etkilenerek çıkmaları için ne yapmaları üzerine odaklanmıştı.

Şimdi aradan bir yıl geçti, krizin etkisi ile iç ve dış talepte düşme yaşadık. Bunun sonucu işsizlik oranlarında artış ortaya çıktı; bu süre içinde devletin aldığı önlemler oldu, KOBİ’ler bir takım arayışlar içine girdiler. İşte böyle bir ortamda bu yıl gerçekleştireceğimiz kongrenin ana temasını “Küresel Krizi Fırsata Çevirmek” şeklinde belirledik.

Panel konuları, programdan da görüleceği gibi, “Gelecek Vaat Eden Yeni Pazarlar” - özellikle Afrika -, “Krizi Fırsata Çevirenlerin Hikayeleri”, “Verimlilik Artışı Sağlayan Gerçek Hikayeler”in yanında, “KOBİ’lerin her zaman ihtiyaç duyduğu finansman olanaklarında yeni gelişmeler”, “Devletin Verdiği Yeni Destekler” ve “2010 İçin Makro Ekonomik Tahminler” olarak düzenlendi.

Devletten ve reel sektörden gelen uzmanlar iki gün boyunca bilgi ve birikimlerini bizlerle paylaşacaklar. Bu süre içinde akademisyen arkadaşlarımız da ayrı mekanlarda yaptıkları araştırmaları gün ışığına çıkartacak, tartışacak ve KOBİ’lerimiz için faydalı ürünler haline getireceklerdir.

Biliyorsunuz, her kongrede emeği geçenler olur, onların katkıları olmadan bir kongreyi gerçekleştirmek mümkün değildir. Önce değerli deneyimlerini ve bilgilerini bizimle paylaşan devlet kurumlarını, reel sektörü ve kendi şirketlerini temsil ederek panellerde görev alan uzman ve yöneticilere, araştırmalarını kongreye getiren ve tartışmaya açan akademisyen arkadaşlarımıza teşekkür etmek isteriz.

Panel konularının belirlenmesini, geçen yıldan beri reel sektör kuruluşlarıyla birlikte yapıyoruz. Yaptığımız toplantılarda çeşitli konular tartışılarak ön plana çıkması gereken konular belirleniyor, panel konuşmacılarını birlikte oluşturuyoruz, davet edilecek panelistlerin paylaşımı birlikte yapıyoruz. Bir başka ifade ile güzel bir üniversite-sanayi işbirliği çalışması gerçekleştiriliyor.

Bize destek veren kuruluşları burada ayrı ayrı saymak isterim: İkitelli Organize Sanayi Bölgesi (İOSB), İzmir Aliağa Organize Sanayi Bölgesi (ALOSBİ), İstanbul Sanayici ve İş Adamları Dernekleri Federasyonu (İSİDEF), Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD), Beyaz Eşya Yan Sanayicileri Derneği (BEYSAD), Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Derneği (KOBİDER), Tüm Sanayici ve İş

(21)

Adamları Derneği (TÜMSİAD), Üretim Araştırmaları Derneği (ÜAD) ve Makine İmalatçıları Birliği (MİB) ve basın sponsoru olarak Subconturkey destekliyor. Bu kuruluşlarımıza değerli katkıları için çok teşekkür ediyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, bu yıl Kongremize büyük destek verdi. Bu destek ile her zaman KOBİ’lerimizin yanında olduğunu bir kez daha teyit etti. Sayın Başkan Durmuş Yılmaz nezdinde Merkez Bankamıza çok teşekkür ediyoruz.

İlk defa bir medya kuruluşu, Haber Türk Gazetesi konunun önemine işaret ederek bir oturum sponsorluğunu üstlenmiştir. Genel Yayın Yönetmeni Sayın Fatih Altaylı nezdinde Haber Türk Gazetesine de teşekkür ediyoruz.

KOSGEB ilk kongre organizasyonundan beri her kongrede bizim yanımızda olmuştur. Kongreyi işbirliği içinde gerçekleştirmişizdir. Bu süreklilik Sayın Başkan Mustafa Kaplan’ın İstanbul’daki görevindeyken başlamış ve halen devam etmektedir. Sayın Başkan Mustafa Kaplan nezdinde KOSGEB’e de ayrıca teşekkür ediyoruz.

Mutfakta çalışan arkadaşlarımıza sıra gelince, önce hepsine özverili ve fedakarca çalışmalarından dolayı kutluyorum ve bunların isimlerini burada zikretmek istiyorum: Başta Kongre Koordinatörümüz Öğretim Görevlisi Dr. Asuman Sönmez, Kongre Sekreterimiz Yrd. Doç. Dr. Gülsüm Savcı Gökgöz, Yrd. Doç. Dr. Meltem Ulusan, İşletme bölümündeki araştırma görevlisi arkadaşlarımız Yasin Kesen, Onur Bilişik, Taha Bilişik, Fırat Şimşek, Burçin Ataseven, Dr. Gülşah Karavardar, Uluslarası İlişkiler Bölümü’nden Can Yirik, Kurumsal İletişim Birimi ve özellikle Aslıhan Sönmez, İpek Topal ve Kemal Demircan’a değerli katkıları, geç saatlere kadar uzayan çalışmaları nedeniyle teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca Üniversitemizin Kurumsal İletişim Danışmanı Bersay İletişim’e de çok teşekkür ediyoruz.

Bu kongreler büyük zahmetlerle gerçekleştiriliyor, onlar her türlü övgüyü hak ediyorlar. Ayrıca bölüm öğretim üyesi arkadaşlarım her zaman olduğu gibi bu kongrede de desteklerini esirgemediler. Oturum başkanlıklarını üstlenerek ortak çalışma bilinci içinde görev aldılar, kendilerine çok teşekkür ediyorum.

(22)

6

Bütün kongre ve etkinlerimize üniversitemiz büyük önem vermekte ve destek olmaktadır. Mütevelli Heyet Onursal Başkanımız İnşaat Yüksek Mühendisi Fahamettin Akıngüç’e, Mütevelli Heyet Başkanımız Sayın Doktor Bahar Akıngüç Günver’e, verdikleri her tür destek için tüm arkadaşlarım adına teşekkürlerimi ifade etmeyi bir borç bilirim.

Kongreyi başından itibaren destekleyen Rektörümüz Sayın Dursun Koçer’e, Dekanımız Prof. Dr. Durmuş Dündar’a, yine arkadaşlarım adına çok teşekkür ediyoruz.

Verimli ve yararlı bir kongre dilekleriyle tüm konuklarımıza tekrar hoş geldiniz diyorum ve saygılarımı sunuyorum.

SUNUM - Değerli hocamıza konuşmaları için teşekkür ediyoruz. Konuşmalarını yapmak üzere İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sayın Dursun Koçer’i sahneye davet ediyorum.

Prof. Dr. DURSUN KOÇER (İKÜ Rektörü) - Sayın Mütevelli Heyet Başkanım, değerli başkanlar, değerli akademisyenler, değerli konuklar ve basınımızın saygın üyeleri; bu tür toplantılarda rektörün görevi açılış konuşması yapmak, rektör bir astrofizikçi ise nasıl KOBİ’lerle ilgili bir şeyler söyleyecek ya da benzer konularda bir şeyler söyleyecek, bu ciddi bir sıkıntı. Ama, neyseki arama motorları var, neyseki internet var genel bazı bilgiler var, buradan itibaren bu açılış konuşmasında bir şeyler söylemek mümkün.

Ben 1999, 2000, 2001 ve 2002 yıllarıyla ilgi bir konuyu anlatarak bu açılış konuşmasını yapacağım. Türkiye’de o dönemde ulusal gözlem evi kurulma çalışmaları sürüyor. Demirel hükümeti zamanındaydı, yanlış hatırlamıyorsam, uzay çalışmalarına da bir miktar para ayrılmıştı ve Rusya’dan fırlatılacak bir uzay mekiğinde Türkiye’nin de yer alması, tabiî teknolojik anlamda değil, sadece eğitim öğretim ve araştırma alanında yer alması için teklif getirilmiş, Sayın Demirel de

(23)

buna bir miktar para ayırmıştı. Bu yedi - sekiz tane ülkenin bir araya gelerek hazırladığı bir projeydi, tabiî KOBİ’leri biraz okuduktan sonra şimdi daha iyi değerlendiriyorum, o zaman Amerika Birleşik Devletleri’nden NASA’nın, NASA’da görev yapan, ama Amerika Birleşik Devletleri’ndeki KOBİ’lerden NASA’nın sorumlusu olarak görev yapan -hiç unutmuyorum- Ralf Thomson isimli bir bey buraya gelmişti. Yine yanlış hatırlamıyorsam 2001 yıllarıydı, enteresan, o zaman bunun anlamının ne olduğunu bilmiyordum. Biraz da okudum, bu konuşma vesilesiyle internetten girip baktım, NASA’nın bu işte sorumlu üyesi ve elinde çok ciddi bir parası var. O zaman demişti ki; “1999 yılında biz NASA olarak KOBİ’lerle yaptığımız çalışmada, sadece ABD içindeki KOBİ’lere 2,5 milyar dolar ödeme yapmıştık. 2003 yılında planladığımız ödeme de 3,5 ya da 4 milyar dolar olacak.” Sadece Amerika içinde!..

Bu sorumlu kişi, bizden sonra da doğuya gitmişti, yani Tayland’a, Hindistan’a, oralardan da sorumluydu. Kendisi oradaki çalışmalarda da yine NASA’nın kendi çalışmalarıyla, uzay çalışmalarıyla ilgili planlamalar yapmak üzere ve oradaki KOBİ’lerle bir araya gelip onların NASA çalışmalarına ne yönde katkısı olur, o yönde çalışmalar yapmak için görevliydi.

Bir başka enteresan şey, daha sonraki yıllarda Hollanda’da bir toplantı düzenlendi. Bu toplantı ekonomistlerle, ama KOBİ düzeyinde çalışan ekonomistlerle uzay çalışmalarında görev alan bilim insanlarını ve medyayı bir araya getiren enteresan bir toplantıdır. Bu toplantıya dünyanın çeşitli ülkelerinden 500 civarında uzay çalışmalarında yer alan bilim insanları, 300 civarında KOBİ temsilcisi katılmıştır ve çok sayıda da medya mensubu burada yer almıştır. Medya enteresan olarak bu toplantıda çok önemli bir görev yapmıştır; bu toplantının baş sponsorudur. Bugün ya da yarın -tam programı bilmiyorum- Fatih Bey’in yapacağı toplantı türü bir panel de gerçekleştirilmiş, ama bu bir hafta süren bir etkinlik.

Bu toplantının amacı, dünyanın çeşitli ülkelerinde, özellikle gelişmiş ülkelerde uzay çalışmaları yapan insanlarla KOBİ temsilcilerini bir araya getirip bu toplantıda KOBİ’lerde yapılan çalışmaların, geliştirilen önemli teknolojik, bilimsel alışmaların bilim adamlarına anlatılması, bilim adamlarının da bu yöndeki ihtiyaçlarını KOBİ’lere paylaştırmaları şeklideydi. Ve bu sadece uzay çalışmaları için

(24)

8

yapılan bir toplantıydı. Ben katılamamış ama bu toplantının sonuçlarını okumuştum. Bildirileri okuduktan sonra sonuçları açısından da, uzay çalışmaları yönünden de KOBİ’ler yönünden de çok önemli bir toplantı olduğunu daha sonra görmüştüm.

Şunu söylemek istiyorum; sadece uzay çalışmalarında ki çok büyük paraların, çok büyük teknolojilerin yer aldığı bu çalışmalarda, KOBİ’lerle bilim insanları çok yoğun olarak çalışma imkanı buluyorlar.

Şimdi de hazırladığım bir şeyleri buradan sizlere okumak istiyorum: Ülkemizde de KOBİ’lerin ne kadar önemli olduğunu çeşitli yayınlardan ve bu toplantılardan da okuyor, görüyoruz. Şunu esas olarak görüyorum; ülke kalkınmasında temel unsur teknoloji geliştirmek, ama sadece geliştirmek değil bu teknolojiyi de sürdürülebilir hale getirmek. Burada görüyoruz ki, KOBİ’lerin son derece önemli bir rolü var. Çünkü kıvrak, küçük, hızla karar alabilen, hızla değişebilen kuruluşlar oldukları için ve inovatif bir yaklaşımla bu çalışmalara katılabilecekleri için ülkenin gelişmesi ve refahı açısından KOBİ’lerin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

İstanbul Kültür Üniversitesi 5 Fakültesi, 2 Meslek Yüksek Okulu, 2 Enstitüsü, 19 Bölümü, 7.021 öğrencisi, 631 öğretim elemanı ile 12 yıllık bir üniversitedir ve hızla, sağlıklı bir şekilde gelişmektedir. Üniversitemizin en önem verdiği konulardan bir tanesi de sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirmektir. Eğitim öğretim araştırmaları ileri düzeyde gerçekleştirmek için her türlü yapan üniversitemiz sosyal sorumluluk projelerine çok önem vermekte ve her yıl sayıları giderek artan ve süreklilik arz eden bu “KOBİ’ler ve Verimlilik Kongresi” gibi süreklilik arz eden bilimsel toplantılar düzenlemekte bu bildirileri kitap haline getirmekte ve yayınlamaktadır ve buna benzer olarak üniversitemizin en önem verdiği konulardan bir tanesi de sosyal sorumluluk projeleri anlamında, öğretmenlere yönelik etkinliktir, öğretmenlere yönelik olarak her yıl yaptığı etkinliklerdir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınırlı imkanları içinde gerçekleştiremediği hizmet içi eğitim formatında öğretmenlere her yıl bir etkinlikle destek olmaya çalışmakta ve bu çalışmalarıyla da milli eğitimimize, öğretmenlerimize eğitimcilerimize destek vermektedir.

(25)

Bu kongrelerin birincisinde kurucu rektörümüz Rahmetli Prof. Dr. Önder Özturalı Hocamızın büyük emeği vardır. Bu kongrelerin başlamasında, desteklenmesinde çok önemli rol oynamıştır ve yol gösterici olmuştur. Daha sonraki rektörümüz Prof. Dr. Tamer Koçer hocam zaten hem akademisyen hem de sektörün içinden geldiği için bu kongrelere büyük destek vermiş ve bu noktalara gelmesini sağlamıştır. Mütevelli Heyet Onursal Başkanımız ve Mütevelli Heyet Başkanımız devamlı olarak bu kongrelere destek vermektedir, kendilerine şükranlarımı sunuyorum.

Bu kongrelerin, bu tür etkinliklerin düzenlenmesinde bir ekip çalışması söz konusudur. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültemiz bu konuda başından bu yana son derece aktif bir rol almıştır ve tabiî İşletme Bölümümüzün hocası ve hem ismi hem de soyadı gibi enerjik ve bu tür toplantıları düzenlemede son derece becerikli olan değerli hocamız Prof. Dr. Güneş Gençyılmaz’ın ve ekibinin büyük emeği ile hazırlanmaktadır, hepsine yürekten teşekkür ediyorum.

Her kongremizi destekleyen sponsorlarımız var. Ben tek tek isimlerini saymıyorum, bu broşürün arkasında hepsi var, üniversitemize ve bu etkinliğe verdikleri destekten dolayı hepsine çok teşekkür ediyorum. Çok güzel bir toplantı olacağını düşünüyorum ve saygılar sunuyorum.

SUNUM - Saygıdeğer rektörümüze konuşmaları için çok teşekkür ediyoruz. Üniversitemizin Mütevelli Heyet Başkanı Sayın Dr. Bahar Akıngüç Günver’i konuşmalarını yapmak üzere kürsüye davet ediyorum.

DR. BAHAR AKINGÜÇ GÜNVER (İKÜ Mütevelli Heyeti Başkanı) - Sayın başkanlar, sayın rektörlerim, İstanbul Kültür Üniversite’nin değerli akademisyenleri, saygı değer konuklar; İstanbul Kültür Üniversitesinin İşletme Bölümünün düzenlediği “6. KOBİ’ler ve Verimlilik Kongresi”ne hoş geldiniz.

(26)

10

12. yılına idrak eden üniversitemiz 50 yıllık eğitim yönetimi deneyimi olan Kültür Koleji Vakfının kurduğu bir üniversitedir. 2009 - 2010 yılında yaklaşık 7.000 öğrenci, 600’den fazla öğretim elemanı ile 5 Fakültesi’nde 19 bölümü, 2 Meslek Yüksek Okulu içinde 13 program, 17 ayrı dalda Yüksek Lisans Programı, Matematik, Hukuk ve İnşaat Mühendisliği dallarında 3 Doktora Programı ile yüksek öğretim hizmeti vermektedir.

Bu yıl altıncısını gerçekleştirdiğimiz “KOBİ’ler ve Verimlilik Kongresi” reel sektörün, akademik camianın ve iş dünyasının bilgi ve deneyimlerinin tartışılacağı bir ortam olacaktır.

Bir üniversitenin eğitim öğretim araştırma ve toplumsal etkileşim olmak üzere 3 ana fonksiyonu vardır. Bu kongreler, üniversitemizin toplum ve etkileşim fonksiyonunu yerine getirmenin ötesinde üniversite ile reel sektör arasında köprü oluşturma, sinerji geliştirmeye imkan sağlamaktadır. Bu kongreyi destekleyen kurumlar içinde yer alan 9 kurumun, KOBİ’lerin üyesi oldukları çeşitli federasyon dernek ve birlikler olması bu sinerjinin ürünüdür. Ayrıca KOSGEB işbirliği ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bu yıl için yapmış oldukları katkı da bu sinerjinin göstergeleridir.

KOBİ’ler ülke ekonomisinde çok önemli bir rol oynamaktadır; İş yeri sayısı, çalışan sayısı ve katma değer olmak üzere 3 önemli göstergeye bakıldığında KOBİ’lerin ülkemizin gerek sosyal gerek ekonomik dokusunda önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. Ülkemizdeki KOBİ’lerin %98’inin aile işletmesi olması, olayın ekonomik boyutu kadar sosyal ve davranışsal boyutu olduğunu da gösterir. Çünkü, aile işletmelerinde aile bireylerinin ve diğer çalışanların davranışları doğrudan işletmenin başarısını etkiler. Gelecek planlaması, stratejik planlama, stratejik yönetim, kurumsallaşma, risk yönetimi, kriz yönetimi gibi kavramlar işletmelerin gündemindedir. Aile işletmelerinde bir sonraki kuşaklar çıkar çatışmalarına ve krize eğilimlidir. Açık bir vizyon ve eylem planıyla işletmenin ve ailenin çıkarları korunmalıdır.

6. KOBİ’ler ve Verimlilik Kongresi’nin ana teması “Küresel Krizin Fırsata Dönüştürülmesi” olarak seçilmiş. Kongre sürecinde etkileşimli toplantılarla tüm KOBİ’ler için sistemli ve bütünsel yaklaşımlarla kalıcı başarılar yaratmak için çaba

(27)

sarf edilecek, paradigma değişiklikleri ve olası değişimler tartışılacak. Küresel krizin yarattığı zorluklar KOBİ’lerin esneklik ve çevikliğinin ötesinde yaratıcı çözümler getirmesi sağlanacak.

Kongremizin düzenlenmesinde emek veren İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Durmuş Dündar ve Kongre Başkanı ve Prof. Dr. Güneş Gençyılmaz başta olmak üzere, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin tüm kadrosuna, akademik bildiri ve iş dünyasından bildiri ile sunum yapan tüm konuşmacılara teşekkür ediyorum. Ayrıca KOSGEB’e ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na ve destekleyen diğer kurumlara teşekkürlerimi bildiriyor, Türk ekonomisin vazgeçilmez bir parçası olan KOBİ’lerin gelişimine önemli katkıları hedefleyen bu kongrenin ülkemize yararlı olmasını diliyorum.

(28)
(29)

K

K

R

R

İ

İ

Z

Z

D

D

E

E

Ğ

Ğ

E

E

R

R

L

L

E

E

N

N

D

D

İ

İ

R

R

M

M

E

E

S

S

İ

İ

V

V

E

E

B

B

E

E

K

K

L

L

E

E

N

N

T

T

İ

İ

L

L

E

E

R

R

F

F

a

a

t

t

i

i

h

h

A

A

l

l

t

t

a

a

y

y

l

l

ı

ı

H

H

a

a

b

b

e

e

r

r

t

t

ü

ü

r

r

k

k

G

G

a

a

z

z

e

e

t

t

e

e

s

s

i

i

G

G

e

e

n

n

e

e

l

l

Y

Y

a

a

y

y

ı

ı

n

n

Y

Y

ö

ö

n

n

e

e

t

t

m

m

e

e

n

n

i

i

M

M

u

u

s

s

t

t

a

a

f

f

a

a

K

K

a

a

p

p

l

l

a

a

n

n

K

K

O

O

S

S

G

G

E

E

B

B

B

B

a

a

ş

ş

k

k

a

a

n

n

ı

ı

D

D

r

r

.

.

M

M

u

u

r

r

a

a

t

t

Y

Y

a

a

l

l

ç

ç

ı

ı

n

n

t

t

a

a

ş

ş

İ

İ

s

s

t

t

a

a

n

n

b

b

u

u

l

l

T

T

i

i

c

c

a

a

r

r

e

e

t

t

O

O

d

d

a

a

s

s

ı

ı

B

B

a

a

ş

ş

k

k

a

a

n

n

ı

ı

(30)
(31)

SUNUM - Değerli Mütevelli Heyeti Başkanımıza konuşmaları için çok teşekkür ediyoruz. Değerli misafirlerimiz, kongremizin aynı zamanda oturum sponsoru Habertürk Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Sayın Fatih Altaylı’yı konuşmalarını yapmak üzere sahneye davet ediyorum.

FATİH ALTAYLI (Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni) - Herkese iyi sabahlar, inşallah iyi bir kongre olur.

Orda adımız yazıyor; “Habertürk ilk defa sponsor” dediler. Galiba medya kuruluşları KOBİ işlerine pek sponsor olmak istemiyorlar, çünkü

KOBİ’ler reklam veren kesim değil, genellikle o yüzden medya uzak duruyor. Ben olaya öyle bakmadığım için, gerçi az önce KOBİ’lerin işlerinin ne olduğu da söylendi, KOBİ’leri açıkçası 2 durum olarak görüyorum; birisi, sosyal önemleri çok büyük, ikincisi siyasal önemi çok büyük. Neden diyeceksiniz, Osmanlı İmparatorluğu’nu çökmekten iki kere kurtaran dönemin KOBİ’leridir. Eğer bir ülkede KOBİ’ler, güçlü KOBİ’ler yoksa, bunlar iyi bir şekilde teşkilatlanmamışlarsa o ülkenin siyasi olarak ayakta durması çok güç oluyor.

Bugün Türkiye’nin belli bölgelerinde yaşanan sorunların temeline baktığınız zaman da oralarda KOBİ tarzı işletmelerin ne yazık ki etkin olamamalarını görürsünüz. O yüzden KOBİ’lerin siyasal önemi var, sosyal önemi var. Ekonomik önemi zaten biliniyor. Ben ekonomi servisindeki arkadaşlarıma hep şunu söylüyorum: Türkiye, dünyanın en iyi otomobilini belki hiçbir zaman üretemeyecek ya da en iyi uçağını üretemeyecek, ama dünyanın en iyi uçağının en önemli parçasını Türkiye üretebilir, bunu yapması çok da zor değil, bunu da ancak KOBİ’ler yapar.

Bugün konuşacağım konu KOBİ’ler değil. Beni davet etmelerinin sebebinin şu olduğunu söylediler: “Kriz döneminde bir gazete çıkarıp, bu gazeteyi nasıl tutturdunuz, bunu anlatır mısınız?” dediler.

(32)

16

Kriz döneminde gazete çıkaracağımızı biliyorduk, biz gazete çıkarma kararını Sabah Gazetesi’nin elimizden haksız ve hukuksuz biçimde alındığı 2007 yılının Mayıs ayında karar verdik. Tüm davaları kazandığımız ve haklılığımız kanıtlandığı halde Sabah Gazetesi bize iade edilmeyince benim içimde kaldı. Anladığım kadarıyla Turgay Ciner’in de içinde kalmış. Oturduk, “Medyada yer alalım mı almayalım mı?” diye bir İcra Kurulu yaptık. Ben fikrimi belirtmedim. Çünkü medyada yer almamak demek benim zaten orda ortak olmamam demekti. Toplantıya katılan 6 kişiden 5’i medyada yer almamak gerektiğini söylediler. 2 tanesi “yer almayalım, ama çok istiyorsak televizyon tarafında yer alalım” dediler. Bana sordular, “ben tarafım, gazete yoksa ben bir şey olamam, o yüzden bu konuda konuşmamayı tercih ediyorum” dedim.

Toplantı bitti, Turgay Ciner dedi ki; “senin fikrini özel olarak öğrenebilir miyim?”. Özel olarak öğrenebilirsiniz dedim ve medyada total olarak yer almayacaksak, sadece bir tane televizyon yapacaksak, sadece bir tane radyo yapacaksak benim orda işim yok. Zaten o da medya olmaz, eğlence olur; herkes de var, bir tane de sizde olmuş olur dedim. O da “İcra Kurulu’nu boşuna yaptım, ben zaten kararımı vermiştim, sadece arkadaşlar kendini iyi hissetsin diye sordum” dedi. Patronlar öyledir zaten, iyi de yaparlar bence. Çünkü, savaşlarda on tane adama madalya takılmaz, bir tane büyük kahraman vardır, kararı o alır; ya herkesi öldürür ya da herkesi kurtarır. O yüzden diyorum, öyle yaparak patronlar iyi yapıyorlar diye.

Ve medyaya girmeye karar verdik, fakat önümüze bir kriz geldiğini gördük. Benim 2007 yazılarıma bakarsanız 2008 yılında ve 2009 yılında dünyada ağır bir kriz olacağını zaten yazıyordum. Turgay Ciner’de bir iş adamı olarak bunu biliyordu ve zor bir sektöre girecektik, gazete çıkaracaktık, medya sektörüne girecektik. Önce 5.000 kişiye bir anket yaptık; daha doğrusu 4.700 kişiye. Şunu sorduk: 100 temel ihtiyacınızı ve eksikliğinizi duyduğunuz piyasada var olup da sizi tatmin etmeyen ürünleri söyler misiniz?.. İlk 100 cevap arasında “gazete” yoktu. Yani, Türkiye’de kimsenin bir gazeteye ihtiyacı, yeni bir gazete arayışı yoktu. Her şey söylendi, gazete söylenmedi. Bu çok asap bozucu bir durumdu. Sonucu değerlendirirken şöyle konuşmalar da oldu: “İnsanların gazeteye ihtiyacı yok, biz niye gazete

(33)

çıkartıyoruz?” Ben de ihtiyaç yoksa ihtiyaç yaratacak bir şekilde çıkartmak lazım bunu dedim. “Nasıl?” diye sordular, insanların bilmedikleri bir şeye ihtiyacı olmaz, biz öyle bir gazete yapmalıyız ki, insanlara “Aaa, benim böyle bir gazeteye ihtiyacım varmış” dedirtmemiz lazım dedim. Turgay Ciner “o nasıl olacak?” dedi. Bakacağız, düşüneceğiz dedim.

Aslında bazı şeyler kafamda hazırdı; çok parçalı gazete, farklı boyutta gazete gibi şeyler zaten kafamda hazırdı. Çıktım, kısa bir dünya turu attım, Avrupa’nın çeşitli ülkelerini gezdim, en iyi gazetelerine baktım, daha doğrusu dünyanın çeşitli ülkelerini gezdim, en iyi gazetelerini topladım, baktım, görüştüm. Beni tamamlayan gazete orada da yoktu. Bunun üzerine çıktım, teknoloji geliştirenlerle görüşmeye başladım; matbaa teknolojisi geliştirenlerle görüşmeye başladım. Bir ay içerisinde 22 tane matbaa veya matbaa yan sanayi üreticisiyle görüştüm. Baktım ki, matbaa sektöründe çok yenilikler var. Oysa biz gazeteleri 1 yıl öncesine kadar Gutenberg teknolojisiyle basıyoruz, hala o günden beri değişen bir şey yok. Yani Türkiye’de ilk çıkan gazeteyi alırsanız, o ilk çıkan gazeteyle bugün halen çıkmakta olan gazeteler arasında boyut hemen hemen aynı. Baskı teknolojisinde hafif değişiklikler olmuş ama, hafif renklenmiş ofset rotatife geçmiş ama ofset rotatifle basılmış-basılmamış, okuyucuyu çok ilgilendirmiyor. Çünkü onun çok gördüğü bir şey yok, ama bu arada dünyada acayip şeyler olmuş ve gazeteler ne yazık ki bu büyük yatırımları yapmış oldukları için ve bundan dönemedikleri için ve o yolda gitmek zorunda kaldıkları için ve de ellerindeki parkı da çöpe atamayacakları için değişen bir şey yok.

Oysaki bizim bir şansımız vardı; elimizde ne makine vardı ne park vardı ne de orda burada kurduğumuz binalar vardı. Yeni bir kağıt, parlak kağıda baskı yapacak teknolojiler gelişmişti, kurutmalı baskı yapacak teknolojiler değişmişti, yüksek hızlı rotatiflerde gazetenin boyutu değişmişti, kağıtların kaliteleri değişmişti, her şey değişmişti.

Dünya basını da bu değişimin çok farkında değildi, Türk basını hiç farkında değildi. Geldim bir rapor hazırladım ve dedim ki biz daha küçük boyutta bir gazete yapmalıyız, çünkü insanlar artık eskisi gibi değil; toplu taşım araçları yaygınlaştı, araçta, otomobilde, trende vapurda gazete okuma oranı %30!.. Araştırmalardan

(34)

18

bulduğumuz sonuçlar böyleydi. Okurun %70’i seyahat eden okurdu. Bu demektir ki, bunlar gazetelerini yanlarında taşıyorlar, daha küçük olması işlerine gelecek. Kağıt baskı teknolojisini kullanmak daha iyi reklam almamızı sağlayabilir, okurda temizlik hissi uyandırabilir, çünkü hepimiz elimizi boyayan gazetelerden, üstümüzü boyayan gazetelerden şikayetçiydik.

Bütün bunları yaparken tabiî ekonomik tarafı unutmadık; boydan baktığımız zaman da bütün endüstriyel maliyette %21’lik bir avantaj sağlan bir boyuta indirgedik. Bu durum hem kağıtta hem elektrikte hem mürekkepte hem de kalıp kullanımında her şeyiyle bize avantaj sağlıyordu. Bütün bunları bir araya getirince; birincisi, diğerlerinden daha düşük maliyette bir gazete yapma şansına sahip olduğumuz ortaya çıktı. Maliyetimiz, totalde düşünüce yaklaşık %30’a yakın, diğer gazetelerden daha düşük. Onu bir tarafa koyduk.

İkincisi, gazetenin içeriğini yenilemek lazımdı. Yeni olan neydi, dünyada yaklaşık 15 senedir çok ciddi bir internet teknolojisi gelişmişti ve yeni okur bizi internetten gördü. “Gençler gazete okumuyor” diyorlar, doğru gençler gazete okumuyor,ama gençler büyüyünce gazete okuru oluyorlar. Yani, evet 20 yaşında gazete almıyor, 18 yaşındaki gazete almıyor, ama eli ekmek tutup bir işe girip, para kazanma, bir aile kurma, bir ev kurma durumuna geldiği zaman gazete alıyor. O okurlar bize nereden gelecekti, internetten gelecekti. İnternet okuma alışkanlığı vardı. Biz gazetemizin ara yüzünü de bir internet ara yüzü gibi hazırladık. Yani, kendi içinde derinliği olan, bir yerden bir yere akmanın kolay olduğu, detaylı haberlerle, hap gibi verilmiş haberlerin bir arada sunulduğu, haber sayısı çok olan bir gazete yaptık. Bugün Habertürk Gazetesi 707 haberle çıkıyor. 8 aylık ortalama sınır bu. Günde 707 haber yapıyor. En yakın rakibimiz Hürriyet Gazetesi 278 haber yapıyor. Yani, hemen hemen 3 misli haber yapıyoruz. Bu, aynı zamanda paramızın karşılığı oluyor.

Bütün bunları bir araya getirince, kriz zamanında çıkabilecek bir gazete yaptığımızı düşündük. Matbaa teknolojisi dünyanın önündeydi. Şu an bu teknolojiyi dünyada henüz daha kullanan yok. Gazetenin şekillendirilmesi dünyanın önündeydi ve bunlara bağlı olarak maliyetler, ülkedeki en düşük gazete maliyetini yapmamızı sağladı ve okura da “arkadaşlar bunlar var, ama bir de bu var” yani yeni tür bir

(35)

gazete olduğunu gösterme, “bildiklerinizden farklı ve ihtiyaç duyacağınız bir gazete, sadece bir gazete” sunma imkanı bulduk.

Doğru söylemek gerekirse, biz çıkarken rakiplerimizdeki toplantılarda konuşulanlar şuydu, yani hepimiz aynı köyün mensubu olduğumuz için birbirimizle sıkı dedikodu ilişkilerimiz vardır, ne konuşsak biliriz. Mesela bir büyük grubun icra kurulunda birisi “süper yatırım yapmışlar” diyor patronları da diyor ki “iyi, iyi, 30 bin satarlar, 6 aya batarlar, makineleri biz alırız” diyor. Bir diğer büyük grubun icra kurulunda birisi de “20 bin satarlar” diyor. Patron da “Yok canım, Turgay akıllı adamdır, biraz promosyon yapar, 60 bin satarlar” diyor.

Bunlar kulağımıza geliyor ve bizim icralarda konuşuluyor. Turgay Bey bana dedi ki: “Fatih, 100 bin satsak da üzülme, çünkü bu iyi mal, yavaş yavaş yükselir ve iyi mal muhakkak alıcısını bulur.” Ben de “eğer Türk halkı geri zekalılardan oluşmayan bir milletse, bu gazete 200 binin altında satmaz” dedim. Herkes gülüyordu. Kendi arkadaşlarım da gülüyorlardı bana. Ben başlangıç tirajı olarak 200- 250 bin arası bir tiraj bekliyordum. Nitekim, çıktığımız zaman tam bu tiraja oturduk. Şu anda Habertürk Gazetesi günlük ortalama 230-240 bin civarında satıyor. Ekonomik krizde fiyatı rakiplerinden %50 pahalı olan bir gazete olarak tirajı bu. Neden; çünkü, bir ihtiyaç yarattı, insanlar temiz, hijyenik, çok haberli, farklı kağıda basılmış, kendilerine değer veren, önem veren bir gazete gördüler karşılarında ve krizde çıkarak, rakiplerimizden kağıt üstünde 25 kuruş ama, gerçek değerlendirme orantısı olarak %50 daha pahalı sattığımız halde, pazarda, hafta içi günlük 250 bin, hafta sonu 350 - 400 bine yaklaşan bir tiraj elde ettik.

Bu aslında bir yandan baktığınızda da bizi birinci gazete yapıyor. Neden derseniz, ciroya bakmak lazım, çünkü biz bu ciroyla rakiplerimizin satmış olduğu gazete sayısı, daha doğrusu 2 rakibimizin satmış olduğu gazete sayısı daha fazla bile olsa biz bu ciroyla aslında birinci gazeteyiz, en fazla ciro yapan gazeteyiz. O açıdan bakıldığında tablo daha da farklı hale geliyor.

Bunun bir tek nedeni var; bunun tek nedeni, hepimizin dikkat etmesi gereken, geçen gün Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv’in de söylediği gibi, inovasyon!.. Biz inovasyonun en zor olduğu, elinize alıp açtığınız ve kağıda basılması zorunlu olan bir sektörde belli bir inovasyon yaptık. Şartların el verdiği

(36)

20

beli bir inovasyon gerçekleştirdik. Çok ilginçtir, ben bu konuşmayı daha önce Almanya’da yaptım. Orda da çağırdılar, bütün dünya Habertürk gelişimini çok iyi bir şekilde izliyor. Onlara da Habertürk’ü, krizde çıkan bir gazete olarak, bütün gazeteler batar ve kapanırken nasıl başarılı olduğunu anlattım.

Yaklaşık 3-4 ay kadar önce Amerika’dan bir grup gazeteci -meşhur Sharone Stone’un kocası olan- Phil Bronstein’ın başında olduğu gazetenin yöneticileri geldiler ve belki de ilk defa şöyle bir şey oldu: Dünya gazeteleri, Türkiye’de çıkan bir gazeteye gelerek bilgi ve birikim paylaşıyorlar. San Fransisco Chronicle diye bir gazete, yakında kendini Habertürk’e çevirmek için geldi, bizden bilgi aldı, görüş aldı, “nasıl yaptınız, nasıl ettiniz?” diye inceledi. Kendilerine ticari sır olmayan her tür dokümanı verdik ki zaten artık bu tür ticari sır diye bir şey de pek yok, hemen hemen her şey verdik, matbaa şekli hariç.

Tabiî, krizden çıkmanın pek çok avantajlarını gördük derken bunların yanı sıra mesela, biz bugünkü matbaa yatırımımızı normal bir zamanda yapıyor olsaydık, şimdiki yaptığımızın herhalde 2 misline falan mal ederdik. Almanya’nın en büyük 2 matbaacılık firmasını buraya çağırdık ve dedik ki: “Biz böyle bir matbaa kuruyoruz, dünyada kimsenin kurmadığı ve yapmadığı bir şeyi yapıyoruz, bize nasıl bir şey yaparsınız?” Konfigürasyonları koyduk önlerine, dünyadaki bütün gelişmeleri, benim talep ettiğim bütün gelişmeleri anlattık. “Biz bunları yapamayız” dediler. Niye yapamazsınız; işte siz şunu yapıyorsunuz, bunu bu yapıyor... Yapanların hepsi de KOBİ ölçeğinde firmalar. Ben o KOBİ’lerin 9 tanesiyle ayrı ayrı lisans anlaşması yaptım, o lisansları alıp bizim makineye koymak üzere o kurumlara, büyük matbaa imalatçılarına kiraladım. Tek bir makine üzerinde 10 ayrı firmanın lisansı var.

Bunları bir araya getirdik. Adamlar da üzerine çalıştılar ve sonra bize bir fiyatla geldiler. Ben bunları bir odaya soktum. Dedim ki: “İkinizin de fiyatını aldım, çok güzel fiyatlar, teşekkür ediyoruz, ama bu bir ihaledir. Size yarın sabaha kadar süre veriyorum, bana verebileceğiniz en düşük fiyatı vereceksiniz, yüksek fiyat verenle bir daha görüşmeyeceğim, düşük fiyat veren kimse onunla görüşeceğim”. Fiyatlar ertesi sabah %50 düşmüştü. Aldığımda gözüme inanamadım. Sonra onun üstünden, görüştüğümüz firmayla %15’lik son bir indirim daha yaptık… Ne oldu?

(37)

FATİH ALTAYLI (Devamla) - Biraz belki altında fiyat aldık, ama mesela KBA Firması da bize “sayenizde batmaktan kurtulduk” diye mektup yazdı. Ama hakikaten %50’lik bir indirim aldık. Çok şaşırtıcıydı, yani ben bile o kadarını beklemiyordum. Üstüne, biraz daha pazarlık yapıp bir %10 daha alınca güzel oldu. Şimdi normal zamanda, bütün millet kuyrukta olsaydı biz böyle bir şey yapamazdık. Yani dünyanın her yerinde gazete sektöründe kriz olmasaydı adamlar bize %20 indirim yaparlardı, biz de şahane bir indirim aldık diye hop hop oynardık. Makineleri komik bir paraya aldık. Yani makinelere baktıkça, bu fiyata bize nasıl verdiler diye Almanlar için üzülüyorum, ama onlar da memnunlar ki “sayenizde firma kapanmaktan kurtuldu, 3.000 işçimizi kurtardık diye” diye teşekkür mektubu yazdılar.

Keza, matbaanın diğer bölümü için 2 İsviçre firması arasında da benzer bir yarışma yaptık, orada da geldiğimiz fiyat tamamen krizin eseri olarak, son derece iyiydi. Sonuçta, adamların gırtlağına basmadık, tabanca dayamadık ve işi iyi bir noktaya çektik.

Bunun yanı sıra bir başka şey daha yaptık; bunu kurarken ekonomik belirsizlikten ötürü dedik ki bir medya kuruluşu böyle bir dönemde kuruluyorsa eğer ayakları yere sağlam basmalı, hiç kredi kullanmadık. Akıllıca mı, değil; ama sıfır krediyle, tamamen öz kaynakla yaptık. Bunu yaparken de finansmanı nerden bulacağız cebimizde para mı var diye sorulsa da, kimsenin cebinde böyle bir para olmadığını iş adamları gayet iyi bilirler. Uzmanı olmadığımız ve içinde bulunmayı tercih etmediğimiz sektörlerin hepsinden çıktık. Neydi; biri havaalanı sektörüydü, orada, Havaş’ta belli bir payımız vardı, bunu hemen kriz gelmeden elden çıkardık. Bir diğeri, akaryakıt ürünleri dağıtım sektörüydü, oradan da hemen çıktık ve buralardaki nakit girdimizi medya yatırımında kullanarak sıfır borçla, herhangi bir bankayla, herhangi bir kamu kuruluşuyla, herhangi bir parasal bağlantısı olmayan bir sistem kurduk. İşte 8’inci ayında geldiği yer ortada; günlük ortalama 238 bin!. Bu haftaki tiraj galiba hafta sonları 350 bini geçen, 400 bine yaklaşık bir tiraj.

(38)

22

Pazarlama tekniği tamamen farklı, dağıtım tekniği tamamen farklı, gazete tamamen farklı, üretim tekniği tamamen farklı, kadro yapısı tamamen farklı bir şey ortaya koyduk. Mesela bizdeki insan sayısı diğer gazetelerin hemen hemen yarısı. Ama bordroya baktığınız zaman diğer gazeteler hemen hemen aynı. Daha kalifiye insan, işini daha seven insan, işine daha keyifle gelen insan, iyi para kazanan, evine karşı başı dik, çoluğuna-çocuğuna, karısına karşı duruşu dik olduğu için işteki mutluluğu da yerinde. Evdeki sorunlarını işine taşımayan bir insan profili ile çalışıyoruz.

Habertürk Gazetesi’nin kadrosu 218 kişi. Bu, diğer gazetenin hemen hemen yarısı kadar. Ancak 218 kişi müthiş bir verim ile çalışıyor ve diğerlerinden daha fazla sayıda haber üretiyor, daha iyi haber üretiyor. Üstelik de evine mutlu gidiyor. Daha iyi bir evde oturuyor, çocuklarını daha iyi bir okula yolluyor. Ve bütün bunların tamamı verimlilik olarak bize, gazeteye geri dönüyor.

Mutlu insanlarla çalışmanın gerekliliğine ben her zaman çok inandım. Burada yaptığımız bir diğer değişiklik de o oldu. Medyada herkes ücretleri rekabetten ötürü yerin altına doğru çeker ve meslek, gazeteci diye, insanların kendine yetmediği bir iş haline getirilirken biz tam tersini yaptık; yarı insan sayısıyla ve iki misli maaş vererek aynı total bordro miktarında, ama iyi insanlara mutlu insanlarla kaliteli insanlarla çalışıyoruz. Bu yüzden müthiş bir çekim gücü de oluşturdu medyada.

Dediğim gibi, kriz veya değil fark etmez, bir tane çözüm var inovasyon yaratmak, yenilik yaratmak, girdiğiniz pazarda bir ihtiyaç haline gelebilmek o ihtiyacı doğurmak. İnsanlar bazen neye ihtiyacı olduklarını bilmedikleri için söyleyemezler, gazete de durum oydu. Yani, şimdi bugün hepinizin iş yerinde bilgisayar var. En çok neye ihtiyacınız var diye bir anket yapılsa, “bilgisayar” dersiniz. Size, yaşı müsait olanlara, 30 yıl önce bu soruyu sorsalardı bilgisayarın ‘b’ si bile denmezdi, kimsenin aklında böyle bir şey yoktu. Onun için bir yenilik yaratmak ve o yeniliği ihtiyaç haline getirmek, kriz zamanlarında da normal zamanlarda da zannediyorum sorunları aşmanın, pazar payı elde etmenin en temel yollarından bir tanesidir.

(39)

Tabiî krizde bu daha da iyi oluyor, çünkü rakiplerinizin size cevap verme ihtimali daha düşük oluyor. Eğer bugün Türkiye’de reklam pazarı küçülmemiş olsaydı, gazetelerin gelirleri düşmüyor olsaydı, o büyük karlar bazıları için elde edilebiliyor olsaydı, bizim yaptığımız inovasyona hemen cevabını verir benzer bir yatırıma girer ve pazarda bizim gelişmemizi engellerlerdi. Çünkü, Haber Türk gösteriyor ki çok yakın bir zaman içerisinde birinci gazete olmaya doğru gidiyor. Grup olarak da haber alanında birinci medya grubu olmaya gidiyoruz. O değişimi yapabilirlerdi, kriz olduğu için elleri kolları bağlı yakalandılar. Krizin bize sağladığı en büyük avantaj da bu oldu.

Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum, sağ olun.

SUNUM - Sayın Fatih Altaylı’ya çok teşekkür ediyoruz. Kendilerine teşekkür plaketlerini sunmak üzere kongre başkanımız Sayın Prof. Dr. Güneş Gençyılmaz’ı sahneye davet ediyorum.

SUNUM - Değerli misafirlerimiz konuşmalarını yapmak üzere KOSGEB Başkanı Sayın Mustafa Kaplan’ı sahneye davet ediyorum.

MUSTAFA KAPLAN (KOSGEB Başkanı) Sayın Rektörüm, değerli başkanlar ve basınımızın değerli mensupları ve değerli misafirler; değerli misafirler; Öncelikle, artık gelenekselleştiğini söyleyebileceğimiz İstanbul Kültür Üniversitesi - KOSGEB işbirliği ile düzenlenen KOBİ’ler ve Verimlilik Kongreleri’nin altıncısında burada

sizlerle birlikte olmaktan dolayı duyduğum memnuniyeti belirtir, başta İstanbul Kültür Üniversitesi olmak üzere organizasyonda emeği olanlara teşekkür ederim. KOSGEB İkitelli İGEM Müdürlüğü görevini yürüttüğüm dönemde organizasyonlarında bizzat görev almış bir kişi olarak, kongre hazırlık sürecinin oldukça meşakkatli

(40)

24

olduğunu söyleyebilirim. Bu açıdan, başarılı bir organizasyon gerçekleştiren organizasyon komitesinin takdire layık olduğunu ifade etmek istiyorum.

“Verimlilik” gibi KOBİ’ler için hayati önem arz eden bir konuyu gündemde tutan kongrede bu yılki temanın “Küresel Krizin Fırsata Dönüştürülmesi” olarak belirlenmesi, küresel ekonomik gelişmeler dikkate alındığında son derece isabetlidir. Bu kongrede küresel ekonomik kriz ve diğer gelişmelerin KOBİ’lere etkilerini değerlendirme imkânı bulacağız. Kongre boyunca düzenlenecek panellerde verimlilik, kriz değerlendirmeleri ve beklentiler, makroekonomik değerlendirmeler, alternatif finansman yolları, KOBİler ve kriz yönetimi, yönetim ve inovasyon konuları tarafların katılımıyla tartışılacak ve ümit ediyorum ki son ekonomik gelişmelerden sonra bizlerden beklentileri artan KOBİ’lerimiz açısından kayda değer yararlar sağlanacaktır.

Değerli misafirler; Hızlı değişen çevre şartları ve teknolojik gelişmeler günümüzde başlangıçta, üretmek olan basit bir konuyu, müşteri memnuniyetini gözetme, standartlara uygun üretim yapma, özgün tasarım yapma, markalaşma, insan ve çevre sağlığını gözetme, yönünde geliştirmiştir.

Bu noktada, küresel rekabet ortamında başarı, rekabet gücünü oluşturma, bunun için ise maliyetleri azaltma ve farklılaştırma stratejilerini uygulamaktan geçmektedir. Bu stratejileri uygulamanın temel dinamiklerinden birisi ise verimlilik’tir.

Böyle bir ortamda KOBİ ölçeğindeki işletmelerimiz gelişmeler karşısında hızlı reaksiyon göstermek ve kısa zamanda en etkili tedbirleri almak zorundadır. Bu tedbirlerden ilki ise finansman yönetimi alanında olmalıdır.

Özellikle 2008 yılının ortalarında etkisi iyice hissedilen banka ve finans kuruluşlarının sarsılmasıyla gelişen küresel finansal kriz, dünya çapında birçok önemli işletmenin kapanmasına, işsizliğin artmasına ve büyüme oranlarının negatife dönmesine neden olmuştur.

Küresel finansal kriz; finansal sektörle birlikte finans dışı reel sektörü de etkilemiş, düşük üretim, işsizlik ve negatif genel ekonomik parametreleri ortaya çıkarmıştır.

(41)

Küresel kriz, dünya ekonomilerini ve ülkemizi temelde iki alanda etkisi altına almıştır. Bunlardan birincisi; finansal piyasalarda nakit akışları ve kredi hacimlerinin büyük ölçüde daralması, ikincisi ise; büyümede yavaşlama, durgunluk, harcamama eğilimi ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ticaret hacimlerindeki daralmalar ve işsizliktir.

Özellikle kriz dönemlerinde ortaya çıkan finansman yapısı bozukluğu ve finansmana erişim güçlüğü önemle üzerinde durulması gereken bir konulardır. Bu manada, ekonomik ve sosyal kalkınmanın temel aktörleri, ülkemiz ekonomik yapısı üzerinde ekonomik değer yaratılması anlamında büyük katkısı olan KOBİ’lerin; krize karşı korunmaları ve yapısal tedbirler ile KOBİ’lerin yapısal değişim ve dönüşümlerinin sağlanması noktasında gelişim projelere ihtiyaç bulunduğunu düşünüyorum. Bu tür etkili ve yapısal kriz dönemlerinde kurumsal ve finansal yapıları nispeten zayıf olan KOBİ’lerin durumdan daha fazla etkilendikleri ise açıktır. Bu tespitlerden hareketle, 2008 yılı itibariyle KOBİ’lerimiz üzerindeki kriz kaynaklı olumsuzlukları azaltmak amacıyla ve proaktif bir yaklaşımla daha krizin emareleri yeni ortaya çıkarken KOSGEB olarak cansuyu kredileri uygulamaya konulmuştur. Bu dönemde, 1.000+1.000 KOBİ makine teçhizat destek kredisi, ihracat kredisi, imalatçı esnaf sanatkâr destek kredisi ve istihdam endeksli kredi destek programları uygulanmıştır.

Bu kredi programları kapsamda KOBİlerimiz için 2008 yılında yaklaşık 1.6 milyar TL tutarında bir kredi hacmi oluşturulmuştur.

Değerli misafirler; 2007 yılı iş kayıtlarına göre ülkemizde 3 milyonun üzerinde KOBİ bulunmakta olup bu işletmeler toplam istihdamımızın %81’ini, toplam katma değerin %59’unun ve ihracatın %56’sını oluşturmaktadır. Ekonomik parametreler içinde önemi böylesine büyük olan KOBİ’lerimizin özellikle kriz dönemlerinde finansman yönetimi anlamında desteklenmeleri büyük önem arz etmektedir.

KOBİ’lerin piyasa paylarını korumada ve dışa açılmada en büyük sıkıntılarından birisi finansman kaynağı yetersizliğidir. KOBİ’ler ülkemiz koşullarında ancak bankalar aracılığıyla sermaye ihtiyaçlarını karşılama yoluna gidebilmekte, sermaye piyasası araçlarını kullanamamaktadır.

(42)

26

Böyle bir ortamda, KOBİ’lerin rekabet güçlerinin artırılması anlamında destekleri bir araç olarak gören kurumumuz, böylesine zorlu bir dönemde KOBİ’lerin uygun koşullarda finans arayışlarına destek olmak amacıyla çeşitli programları tasarlamış ve uygulamış bulunmaktadır.

Bu manada, küresel ekonomik kriz ortamında KOBİlerimizin krizi fırsata çevirmelerine imkan sağlamak için bankalarla yaptığımız protokollerle KOBİ’lere; işletme sermayesi, yatırım ve ihracat konularında kredi faiz destekleri sağlanmış olup 2003 yılından bu yana toplam 48 bin 799 işletmeye 5 milyar 300 milyon TL’ye yakın kredi sağlanmıştır.

Değerli konuklar; Bugüne kadar sadece imalat sanayi olarak belirlenen KOSGEB desteklerinden yararalanabilecek KOBİ kesimi, hizmet ve ticaret sektörlerinide bu tanıma dâhil eden kanun değişikliği ile değişmiş, böylece KOSGEB’in kuruluşu kadar önemli bir değişiklik gerçekleşmiştir. Bu kapsamda, hizmet ve ticaret sektörlerininde desteklerimizden yararlanması ve yeni dönemde yeni destek modelleri kurgulanmasına ilişkin çalışmalarımız başlamıştır.

KOSGEB hedef kitlesini genişleten bu yasa değişikliği çerçevesinde yeni sektörlerde yer alan KOBİ’lerimizinde yararlanabileceği yeni kredi destek paketi kamuoyuna açıklanmış ve 04.11.2009 tarihi itibariyle başvurular alınmaya başlanmıştır.

2009 yılında uygulanmaya başlanan ve işletme başına 200.000 dolar ve toplamda 1 milyar dolar üst limitli 2009 İhracat Kredi Destek Programı kapsamında 820 milyon dolar kredi kullanımı onaylanmıştır.

Bu program dışında 2009 yılı içinde uygulanmaya başlanacak yeni destek paketi kapsamında; 100.000 KOBİ Destek Kredisi, Diyarbakır İli Destek Kredisi (cazibe merkezleri), GAP Bölgesine yönelik makine-teçhizat kredi faiz desteği, -Acil Destek Kredisi bulunmaktadır.

100.000 KOBİ Destek Paketi ile; 100 bin KOBİ’ye 2.5 milyar TL kredi kullandırmayı hedefliyoruz. İlk 3 ayı ödemesiz, toplam 15 ay vadeli olacak bu programımızda işletme başına 25.000 TL’ye kadar, kadın girişimcilerimize ise 30.000 tl’ye kadar kredi kullandırılacaktır. Kredi faizinin %75'i KOSGEB, %25'i ise KOBİ’lerimiz tarafından ödenecektir. 17 bankanın aracılığıyla yürüttüğümüz

(43)

programda, işletmelerin karşılaştığı en büyük sorunlardan olan teminat zorluklarının giderilebilmesi için KGF A.Ş.’nin yanı sıra TESKOMB ile de protokol düzenlenmiştir. Bu kapsamda işletmelere talep edilen kredi tutarının %90’ına kadar teminat verilebilecektir.

Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı Diyarbakır İli Pilot Uygulaması kapsamında, Diyarbakır ili merkezi ve mücavir alan dahilinde faaliyet gösteren KOBİ’lere 30.000 TL’ye kadar kredi sağlayacağız. İlk 6 ayı ödemesiz olmak üzere toplam vadesi 18 ay olan kredinin faizinin tamamı başkanlığımızca karşılanacaktır.

GAP bölgesine yönelik makine-teçhizat kredi faiz desteğimizde, Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak'ta faaliyet gösteren KOBİ'ler tarafından kullanılabilecektir. Bu KOBİ’lere sağlanacak 300.000 TL makine teçhizat kredisi, ilk 6 ay ödemesiz toplam 36 ay vadeli olacaktır. Kredi faizinin %75'i KOSGEB, %25'i ise KOBİ’lerimiz tarafından ödenecektir.

Acil Destek Kredisi kapsamında da ise, sel felaketi nedeniyle iş yerleri zarar görmüş, faaliyetleri aksamış KOBİ’lerimize 100.000 TL’ye kadar kredi kullandırılacaktır. İlk 6 ay ödemesiz toplam 24 ay vadeli olan kredi faizinin tamamı KOSGEB tarafından ödenecektir.

Başvurusu alınmaya başlanan kredi programlarına işletmelerimiz yoğun bir talep göstermektedir. Buradan anlaşılmaktadır ki, hem işletmelerimizin finansmana erişim anlamındaki sorunları devam etmektedir hem de kurumumuzca konuya çözüm anlamında geliştirilen destek programları muhataplarınan olumlu cevap bulmaktadır.

Bu vesileyle hatırlatmak isterimki kredi programlarımıza başvuru alınmaya devam etmektedir. Yararlanmak isteyen KOBİ’lerimizin KOSGEB veri tabanında kayıtlı olması gerekmektedir. Bunun için ise KOSGEB hizmet merkezlerimize veya KOSGEB internet sitesine başvurmak gerekmektedir.

Değerli konuklar; bildiğiniz gibi KOBİ’lerin finansmana erişimi anlamında en önemli güçlüklerden bir taneside teminat sorunudur. Bu konuda faaliyet gösteren ve KOSGEB iştirakleri arasında yer alan Kredi Garanti Fonu A.Ş.’de bu alanda faaliyet göstermektedir.

Referanslar

Benzer Belgeler

Zeynep doğduğu zaman anlamayacağı çok şey vardı.. Ve o bunları belki hiçbir

E¸sanlı denklem modellerinin temel özelli ˘gi, bir denklemde ba ˘gımlı olan de ˘gi¸skenin di ˘ger bir denklemde açıklayıcı de ˘gi¸sken olabilmesidir.. Böyle

Karanlığa düşen yorgun ışık; boyası dökülmüş ahşap çerçevelerin için- de, yeşil-mavi saç örgüsü kuşaklarla renklendirilmiş hat yazılarında saman alevi

Karaveliler Belediye Başkanımız Osman Uğur'la ( Karaveliler de taş ocağı için gelen i şletmeci kahvede toplantı yaparken köylüler kahvenin camlarını indirmişler ve bu

Leyla Açan, Semra Koçtürk, Alaattin Şen, Önder Şirikçi, Serenay Elgün Ülkar, Hamdi Uysal, Süha Yalçın, Özlem Dalmızrak, Ebru Bodur, Aylin Sepici, Ebru Saatçi..

Olgumuzda da ellerin tenar ve hipotenar kısımlarında, el bilekleri iç yüzü ve ayakların plantar medialinde yerleşen küçük, sert, parlak sarı renkli hiperkeratotik

Jeoloji mühendisi, yaşadığı çevrenin yer bilimleri ile ilgili sorunlarını, doğal dengeyi boz­.. madan, sosyal cilamın ihtiyaçları ve zaman sınırını göz önünde

[r]