Sosyal mübadele kuramlarının temel varsayımı, insan ilişkilerinin ödül bedel mübadelesine dayandığıdır. Kuramlara göre, insanlar fazla ödül alıp, düşük bedel ödeyecekleri ilişkileri tercih ederler (Curun, 2006). Bu varsayım elbette insan hayatında önemli yer tutan evlilik ilişkisi için de geçerlidir.

Sosyal mübadele kuramı, evlilik kalitesini ve süreğenliğini evli kalmanın bedelleri ve ödülleri çerçevesinde değerlendirmektedir. Thibaut ve Kelley (1959) kişiler arası etkileşimde ödüller varsa ilişkinin devam edeceğini öngörmektedir. Bu kuram evlilik ilişkilerine uygulandığında ödüllerin eşe karşı olumlu duyguları artıracağı, ilişkinin güçleneceği, bedelin ödülden daha fazla olduğu durumda ilişkinin zayıflayacağı ya da biteceği düşünülür (akt;

Kocadere,1995).

Temeli sosyal mübadele kuramına dayanan yatırım modeli, ilişkilerin kurulması, sürdürülmesi ve sonlandırılmasını açıklamak amacıyla geliştirilmiştir. Rusbult (1983), karşılıklı bağımlılıkta olduğu gibi, yatırım modelinde de kişilerin yüksek ödül ve alçak bedellere sahip, kişisel beklentilerini karşılayan veya olası seçeneklerin düzeyini aşan ilişkilerde daha çok doyum yaşadıklarını söyler (akt; Bilecen,2007).

İnsanlar genel olarak kendilerine haz veren ilişkileri sürdürmek, acı veren ilişkileri sonlandırmak eğilimindedirler. Evliliklerde de bu kural ilişkiye yapılan yatırım (bedel) ve karşılığında alınan ödülle değerlendirilir (Büyükşahin, 2006). Yatırım modelinde ilişkiye son verme ve devam ettirme kararı üç bilesene bağlı olarak verilmektedir. Bu bileşenler; ilişkiden sağlanan doyum düzeyi, seçeneklerin nitelikleri (alternatif ilişkilerin değerlendirilmesi) ve ilişkiye yapılan yatırımların boyutlarıdır.

Bireylerin ilişkiden sağladıkları doyum düzeyi, o ilişkiyle ilgili yapılan değerlendirmelerin ne kadar iyi olduğu ile bağlantılıdır ve ilişkiden elde edilen sonuçların (ödül-bedel) beklentileri geçme derecesine göre belirlenmektedir. Şu andaki ilişkiden elde edilen ödüllerin bedelleri geçmesi durumunda ve bireyin samimiyet, mahremiyet, cinsellik ve

beraberlik ihtiyacı gibi en önemli ihtiyaçlarının mevcut ilişkide karşılanması durumunda, doyum artar ve mevcut ilişki devam eder.

Seçenekler için karşılaştırma düzeyi, bireyin mevcut ilişkisi dışında, olası seçeneklerden alabileceğini düşündüğü, seçeneklerin tahmin edilen ödül bedel etkileşiminin sonuçları ile değerlendirilir. Seçenekler çekici başka bir partner olabileceği gibi, aile üyeleri, arkadaşlar veya kişinin yalnız başına kalması da olabilir. Bireyler mevcut ilişkilerinin, yaşanması olası, alternatif ilişkilerden daha iyi olduğunu düşündüklerinde bağlanımları artmaktadır. Bunun tam tersi söz konusu olduğunda bağlanım düzeyi düşmekte, ilişkiye yönelik gitme-kalma kararı üzerinde olumsuz etkisi gözlenmektedir (Rusbult & Van Lange2003).

İlişki yatırımı (evlilik yatırımı) kavramı bireyin evliliği için harcadığı emekler, ödediği bedeller olarak tanımlanabilir. Yatırım Modeli, ilişkiye yapılan yatırımların artması ile ilişki istikrarının kuvvetleneceğini ileri sürmektedir; yapılan yatırım içsel ve dışsal olmak üzere iki türdür. İçsel yatırımlar, direkt olarak ilişkiye ayrılan zaman, duygusal çaba, kendini açma gibi doğrudan kaynaklardır. Dışsal yatırımlar ise, ortak arkadaşlar, paylaşılan anılar veya maddesel mülkiyetler, bağımsız olarak ilişkiye bağlanmış, aktiviteler, nesneler, kişiler, olaylar gibi konu dışı kaynakların ilişkiye ayrılmaz bir şekilde bağlanması ile oluşur. Bir kere yatırım yapıldığı zaman, yatırımlar ister içsel, ister dışsal olsun, bu ilişkiden koparılamaz ve ilişki bitse de ilişkinin bitişiyle yok olmaz veya değer kaybetmez. Yatırımlar bağlanımı arttırır ve bireyi o ilişkiye kilitler. İlişkiyi bitirmek, yapılan yatırımları boşa harcamak demektir.

Kısaca özetleyecek olursak bu modele göre, bireyin bir ilişkiyi sürdürmesi için o ilişkiden doyum alması, kişi için kabul edilebilir alternatiflerin olmaması ve kişinin yüklü bir biçimde yatırım yapmış olması gerekmektedir. (Rusbult & Van Lange2003; Büyükşahin, 2006; Curun, 2006; Erbek, Beştepe, Akar ve Eradamlar, 2005)

Ülkemizde, Yatırım Modeline ilişkin sınırlı sayıda çalışmaya ulaşılabilmiştir.

Büyükşahin’in (2006) çalışmasında, bağlanma stillerine göre yakın ilişkilerde bağlanımın farklılığı ve ilişki bağlanımının bazı ilişkisel değişkenler, gelecek zaman yönelimi ve aşka yönelik tutumlar açısından yordanması incelenmiştir. Yatırım modelinin birinci altboyutu olan ilişki doyumunu, ilişkinin niteliğini olumlu değerlendirme, ilişkide güvende hissetme, ilişkiye bağlılık, gelecek zaman yönelimi gibi değişkenlerin pozitif olarak yordadığı gözlenmiştir. Yatırım modelinin ikinci alt boyutu olan seçeneklerin niteliğini değerlendirmeyi, ilişki bağlanımı, ilişkide güvende hissetme, gelecek zaman yönelimi, ilişki doyumu, ilişkiden korkma ve kaygılı olma değişkenlerinin, negatif olarak yordadığı gözlenmiştir. Yatırım modelinin esasını oluşturan ilişki yatırımını ise, ilişkiye bağlılık, ilişki süresi, ilişkinin devam etmesine ilişkin bekleyiş, ilişkiye yüksek düzeyde odaklanma ve bağımlılık gibi değişkenlerle yine gelecek yönelimli değişkenlerin pozitif olarak yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Kadınlar ve erkekler arasındaki farklılaşmaya bakıldığında ilişki doyumunu kadınlarda ilişkide güven duyma ve ilişkiye bağlılık duygusu; erkeklerde ise geleceğe yönelik plan yapma ve ilişki korkusu/kaygısı anlamlı olarak yordamıştır. Kadınların ilişkilerinde güvende hissetmeleri yatırımlarını artırırken, erkeklerde ise geleceğe yönelik planlar yapmaları yatırımlarını artırmaktadır.

Çimen’in (2007) çalışmasında, görücü usulü ve anlaşarak evlenen kadın ve erkeklerin ilişki doyumu, seçeneklerin niteliğini değerlendirme ve ilişki yatırımlarının romantik

kıskançlık ve benlik saygı düzeyi ile ilişkisi ele alınmıştır. İlişki doyumunu, ilişki yatırımı, ikinci tür tetikleyiciler (partnerin farklı yakınlık derecesinden biri ile cinsel birlikteliği), belirtilen kıskançlık düzeyi, kıskançlık durumunda verilen bilişsel tepkiler, kıskançlıkla baş etmede, umursamama ve konuşma yöntemlerine başvurma değişkenlerinin yordadığı görülmüştür.

Bilecen (2007) çalışmasında yakın ilişkilerde stres ve stresle başaçıkmayı yatırım modeline göre irdelemiştir. Araştırma sonucunda, ilişki doyumunu, ilişkinin niteliğini olumlu değerlendirme, ilişkiye hiç başlamamış olmayı isteme, ilişkide güven, ilişkiye bağlılık, ilişkide yaşanan sorun düzeyi, ilişkiye odaklanma ve partnerin çekiciliği anlamlı olarak yordamış, bunlardan hiç başlamamış olmayı isteme ve ilişkide yaşanan sorun düzeyi ilişki doyumunu negatif olarak yordar bulunmuştur. Seçeneklerin niteliğini değerlendirme boyutunu anlamlı olarak yordayan değişkenler; ilişkiye bağlılık, eski duygusal ilişki sayısı, ilişkiye odaklanma, alkol ve ilaç kullanımı, dine tutunma, ilişkiye hiç başlamamış olmayı isteme ve kendini desteklemedir. İlişkiye bağlılık, ilişkiye odaklanma ve dine tutunma puanları seçeneklerin niteliğini değerlendirmeyi negatif olarak yordadığı gözlenmiştir. Aynı çalışmada ilişki yatırımını ise, ilişkiye bağlılık, ilişkinin niteliğini olumlu değerlendirme, ilişkinin uzun sürmesine ilişkin beklenti ve olumsuz edilgen başaçıkma tarzı anlamlı olarak yordadığı gözlenmiştir.

Bu çalışmada sözü geçen ilişki evlilik olduğundan ilişki yatırımı kavramı ile evlilik yatırımı kavramları aynı anlamda birbirlerinin yerine de kullanılacaktır.

Belgede T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ PSİKOLOJİ (SOSYAL PSİKOLOJİ) ANABİLİM DALI (sayfa 10-15)