Evlilik uyumu evliliğin kalitesini tanımlamak için kullanılan kavramlardan biridir.

Birbiri ile etkileşen, evlilik ve aileyi ilgilendiren konularda fikir birliği yapabilen ve sorunlarını olumlu bir şekilde çözebilen çiftlerin evliliği uyumlu bir evlilik olarak tanımlanır.

Evlilik uyumu ayrıca çiftlerin uyumlu birlikteliklerinin sonucu olarak evlilik hayatındaki memnuniyeti ve mutluluğu da tanımlar (Erbek, Beştepe, Akar, Eradamlar ve Alpkan, 2005, Tanaka, Uji ve ark, 2007).

Özellikle evlilik uyumu ve evlilik doyumu kavramları, aralarında yüksek korelasyon olması nedeniyle çok sık birbirine karıştırılmakta ve eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

Doyumlu çiftlerin aynı zamanda uyumlu çiftler olduğu belirtilerek bu iki kavramın birbirinden farklı kavramlar olmadığı ileri sürülmektedir. Buna karşılık bazı araştırmacılar ise, bu korelasyon katsayısının böyle yorumlanmasının yanlış olduğunu ileri sürerek doyum ve uyumun iki farklı kavram olduğuna işaret etmektedirler (Erbek, Beştepe, Akar ve Eradamlar, 2005). Evlilik doyumu konusunda yapılan çalışmaların önemli bir bölümünü, evli çiftlerin birbirlerinin davranışlarını açıklamak için yaptıkları yüklemeler oluşturmaktadır. Bu alanda yapılan çeşitli araştırmalarda doyumlu ve stresli eşlerin yüklemelerindeki farklılıklar ve bu farklılıkların evlik doyumu ile olan ilişkileri incelenmiş ve bu konuda geniş bir literatür oluşmuştur.

Akar’a (2005) göre çift uyumunda evlilik doyumunda olduğu gibi bireylerin öznel algısı değil, aralarındaki ilişkinin niteliği değerlendirilmelidir. Bu nedenle evlilik uyumunda eşlerden her birinin ilişki sürdürebilme kapasiteleri de önemlidir.

Evlilik uyum problemleri üzerine odaklanan iki teorik perspektif vardır. Bunlardan ilki kişiler arası perspektiftir. Bazı araştırmacılar kişilerin nasıl çatışma çözdükleri ya da diğerine ilişkin duygunun dışavurumu gibi kişiler arası dinamiklere odaklanmışlardır. Bu görüş daha çok davranış oryantasyonlu terapistler arasında kabul görmüştür. Evlilik uyumu üzerine odaklanmış ikinci teorik perspektif daha çok psikanalistler arasında popüler olmuş olan intrapersonal modeldir. Bu teoriye göre evli çiftin kişilik karakteristikleri çifti karşılıklı olarak doyumlu ve stabil ya da hoşnutsuz ve dengesiz yapar. Her bir partnerin ilişkiye bireysel olarak getirdiği süreklileşmiş düşünce, duygu ve davranış biçimleri intrapsişik faktörler olarak tanımlanır. Bazı kişiler bütün ilişkilerinde mutlu görünürken bazıları kronik olarak mutsuzdur.

Kişilikteki stabil bireysel farklılıklara bağlı olarak, kişi ilişkilerinde genel olarak doyumlu ya da doyumsuzdur. Böylece ilişkinin devam edip etmemesinde sadece kişinin kiminle birlikte olduğu değil kim olduğu da fazlasıyla önemlidir.

Uyumlu bir evliliğe bağlı olarak gelişen evlilik mutluluğu ve evlilik doyumu, insan yaşamında önemli bir rol oynamakta ve evli bireylerin psikolojik sağlığını yakından etkilemektedir. Uyumlu bir evlilik ilişkisi eşlerin evlilikten sağladığı doyumu ve evlilik mutluluğunu etkilerken, diğer değişkenlerle birlikte gittikçe zorlaşan sosyo-ekonomik koşullar karşısında eşlerin psikolojik sağlığını da korumaktadır. Evlilik uyumu bozulmaya başladığında bu tablo, eşler ve var ise çocuklar açısından bir yaşam krizine ya da travmaya dönüşmektedir (Sardoğan, Karahan, 2005). Uyumlu bir evliliğin sürmesi açısından eşlerin her ikisinin de, iletişim sorunlarının çözümünde işlevsel olan insan ilişkileri becerilerine sahip olmalarının gereklidir. Çünkü kişilerarası anlaşmazlıkların kökeninde genellikle iletişim bozuklukları yatar ve yakın ilişki içinde olan iki insanın dönem dönem iletişim çatışması yaşaması kaçınılmaz görünmektedir. Bu çatışmaların çözümü için başvurulan şiddetin evlilik uyumunu azaltacağı, evlilik uyumunun bozulmasının ve yaşanan aile içi şiddetin yine

çatışmalara bir çözüm olarak intihar girişimi davranışını tetikleyeceği düşünülmektedir.

Çeşitli çalışmalar evlilik uyumunun; iletişim şekilleri (Malkoç, 2001), nedensellik ve sorumluluk yüklemelerindeki nedensel ilişki değişmelerini ve yükleme boyutları (Tutarel Kışlak, 1997), kişilerin bağlanma stilleri (Büyükşahin, 2006), anne-baba-çocuk etkileşiminin, çocukların benlik algıları ve akademik başarıları ile olan ilişkileri (Yılmaz, 2001), empati (Tutarel Kışlak ve Çabukça, 2002), problem çözme yaklaşımları ve evlilik süresi (İlkketenci, 2005), cinsel uyum (Akar, 2005; Kuidaki, 2002), kendi seçimiyle değil de başkalarının yönlendirmesi yoluyla ayarlanmış evlilik yapma (Demir ve Fışıloğlu, 1999) ile ilişkili olduğunu göstermektedir.

I.3.1. Evlilik uyumu ile ilgili ülkemizde yapılan çalışmalar

Kışlak – Tutarel (1999)’in Evlilikte Uyum Ölçeği - EUÖ (Marital Adjustment Scale – MAS) ile Fışıloğlu ve Demir (2000)’in Çift Uyum Ölçeği-ÇUÖ (Dyadic Adjustment Scale- DAS) uyarlamalarının ardından Türkiye’de evlilik uyumu ile ilgili çalışmalar artmıştır.

Bir çalışmada, evli çiftlerin iletişim şekilleri ve evlilik uyumu arasındaki ilişki incelemiştir (Malkoç,2001). Bulgular düşük evlilik uyumu puanı alan bireylerin yüksek evlilik uyumu puanı alan bireylere göre daha yıkıcı iletişim şekilleri kullandıklarını göstermiştir.

Tutarel-Kışlak (1997), cinsiyet ve evlilik uyumuna bağlı olarak, nedensellik ve sorumluluk yüklemelerindeki nedensel ilişki değişmelerini ve yükleme boyutlarının evlilik uyumu ile ilişkisini incelemiştir. Bu araştırmanın bulgularına göre, olumsuz eş davranışına

yapılan yüklemeler ile evlilikte yaşanan uyumsuzluk arasında negatif bir ilişki vardır.

Evlilikte uyumu yordayan tek anlamlı değişken olarak güdü yüklemesi bulunmuştur.

Büyükşahin (2006) çalışmasında evlilikte uyum puanı en yüksek kişilerin güvenli bağlanma stili olanların olduğunu göstermiştir. Evlilikte uyum puanı en düşük olanlar ise korkulu bağlananlardır. Bu çalışmada saplantılı bağlananların evlilik uyum puanının güvenli bağlananlarınkine yakın olup, ancak korkulu bağlananlarınkinden yüksek bulunmuştur. Bir başka deyişle, bu çalışma, saplantılı bağlananların evlilik uyumlarının düşük olmadığını göstermiştir.

Şirvanlı-Özen (1999) tarafından yapılan bir çalışmada çatışma ve boşanmanın davranış ve uyum problemleri üzerindeki rolleri incelenmiştir. Eşler arasındaki uyumun anne-babalar tarafından değerlendirildiği bu çalışmada, çatışmalı ve boşanmış anne-babaların çocuklarının psikolojik problem düzeyleri ve kaygı düzeylerinin, çatışmasız anne-babaların çocuklarına oranla daha yüksek olduğu; çatışmasız anne-babaların çocuklarının, çatışmalı ve boşanmışlarınkine oranla çevrelerinden daha fazla sosyal destek algıladıkları ortaya çıkmıştır (akt.; Yılmaz, 2001a).

Başka bir çalışmada Yılmaz (2001b) eşler arasındaki uyumun ve anne-baba-çocuk etkileşiminin, çocukların benlik algıları ve akademik başarıları ile olan ilişkileri ilköğretim, lise ve üniversite öğrencilerinde gelişimsel olarak incelemiştir. İlköğretim döneminde eşler arasındaki uyumun benlik algısının alt boyutlarıyla ilişkili olmadığı bulunurken, lise öğrencilerinde eşler arasındaki uyumun davranıştan hoşnut olmayı ve bütünsel öz-değeri;

üniversite öğrencilerinde ise atletik yeterliği ve anne- babayla ilişkileri yordamada anlamlı katkısı olduğu görülmüştür.

Akkapulu (2005) araştırmasında anne babanın evlilik uyumunun, ergenlerin sosyal yetkinlik düzeyini yordayan değişkenlerden biri olduğunu göstermiştir.

Tutarel Kışlak ve Çabukça (2002) yaptıkları çalışmada demografik değişkenler ile empatinin evlilik uyumunu yordamadaki katkılarını araştırmış ve cinsiyete bağlı olarak empati puanları arasında fark olup olmadığına bakmışlardır. Çalışmanın sonuçlarına göre, empatinin evlilik uyumunu yordayan anlamlı bir değişken olduğu, empatiyle ilişkinin niteliği arasında olumlu bağlantının olduğu ve empati puanlarının cinsiyete bağlı olarak değişmediği belirlenmiştir.

İlkketenci (2005)’nin çalışmasında evlilik süresi ile problem çözme yaklaşımlarının evlilik uyumu ile arasında herhangi bir ilişki bulunamamıştır. Bulgular erkeklerin evlilik uyumlarının bayanlardan daha yüksek olduğunu destekler niteliktedir.

Kuidaki (2002) evlilik uyumunun cinsel uyumla doğrudan ilişkisi olduğunu bulmuştur.

Akar (2005)’ ın bulguları da evlilikte cinsel uyumun, evlilik uyumu ile direkt ilişkili olduğu tezini destekler niteliktedir. Kendi seçimiyle değil de başkalarının yönlendirmesi yoluyla ayarlanmış evlilik yapmanın (Demir ve Fışıloğlu, 1999) da düşük evlilik uyumu ile ilişkili olduğu bulunmuştur.

Toros (2002) zihinsel ve/veya bedensel engelli çocukların annelerinde evlilik uyumunun düşük depresyon ve anksiyetenin yüksek olduğunu bulmuştur.

I.3.2. Evlilik uyumu ile ilgili yurtdışında yapılan çalışmalar

Yurtdışında yapılan bilimsel çalışmalar evlilikte uyum ile eşlerde gözlenen mantıkdışı düşünceler (Müller, Zyl, 1991); eşlerin benzer kişilik özelliklerine sahip olması (Nemechek, Olson, 1999); eşlerden birinde gözlenen yüksek kaygı, özellikle erkek eşte durumluk kaygının yüksek olması (Dehle, Weiss, 2002); sosyal anksiyete (Filsinger ve Wilson, 1983); erkeğin geleneksel cinsiyet rollerinin dışına çıkması ev işlerine yardım etmesi (Mc Govern, Meyers, 2002) evlilikte yaşanan ekonomik sıkıntılar (Kinnunen & Feldt, 2004); bağlanma stilleri (Scott ve Cordova, 2002; Parker ve Schannell, 1998); kocaların sözsüz iletişimi (Koerner ve Fitzpatrick, 2002); depresif semptomlar (Scott ve Cordova, 2002) gibi değişkenler arasında da önemli ilişkilerin bulunduğunu ortaya koymaktadır.

Belgede T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ PSİKOLOJİ (SOSYAL PSİKOLOJİ) ANABİLİM DALI (sayfa 15-20)