Çevrenin korunması ve geliştirilmesinde ülkeler arasındaki işbirliğini geliştiren, pekiştiren etkinlikler uluslararası örgütler tarafından yürütülmüştür. Bir bakıma, uluslararası kurumsal yapı, çevrenin korunması ve geliştirilmesi konusunu kendine görev edinmiş, işleyişini bu yönde uzmanlaştırmaya başlamıştır.

2.4.1. Birleşmiş Milletler

BM Örgütü, tek bir dünyamız olduğu gerçeğinden yola çıkarak, uluslararası topluluğun tüm üyelerini, aralarındaki çatışma ya da kutuplaşma ne olursa olsun, çevre konusunda ortak davranmaya yöneltmek istemiştir. Bu ortaklığın araçları ise işbirliği ve dayanışmadır. BM çevre konusundaki etkinliklerine kendisine bağlı uzmanlık kurumları aracılığı ile başlamış ve ardından çevreden sorumlu kurumu da oluşturmuştur. BM’nin doğrudan çevre işlerini yönetmekten sorumlu kurumu, 1972 yılında Stockholm Konferansı’nın hemen ardından BMÇP adı altında yaşama geçirilmiştir.138

2.4.2. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü

OECD, kalkınma çabalarını yaygınlaştırmak ve kaynakları daha iyi kullanmak amacıyla genel bir ekonomi politikasının görüşülebileceği bir merkez olarak

137 Nesrin Algan, Ayşe Kaya Dündar,a.g.e.,s.38-39. 138 Ruşen Keleş, Can Hamamcı, Çevrebilim,s.153-155.

kurulmuştur. Çevre sorunlarının uluslararası ve bütüncül niteliğini vurgulayan OECD, temel çözümü uluslararası işbirliğinin gelişiminde görmektedir. OECD özellikle sınır ötesi kirlenme, doğal kaynakların yönetimi, kimyasallar, tehlikeli ve zararlı atıklar konularında çalışmalarını yürütmekte ve bu alanda önemli bir kaynak oluşturmaktadır. OECD Çevre Komitesi’nin görevleri altı başlık altında aşağıda sıralanmıştır:139

 Çevre yönetimine ilişkin sorunları saptamak ve çözüm önerileri geliştirmek,  Üye ülkelerin çevre politikaları arasında uyum sağlamak,

 Ulusal çevre politikalarının uygulanmasında üye ülkeler arasında ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkları gidermek,

 Çevre kalitesi eğilimlerini belirlemek,

 Üye ülkelerce uygulanan çevre politikalarını izlemek ve danışmanlık hizmeti vermek,

 Kendi örgütünün dışında da, çevrenin geliştirilmesine ve doğal kaynak yönetimine katkıda bulunabilecek çözüm yolları aramaktır.

2.4.3. Dünya Bankası

Dünya Bankası başlangıçta devasa barajlara ve teknoloji gerektiren tarım projeleri gibi ekolojik açıdan felaket meydana getiren kalkınma projelerini destekleyerek çevreciler tarafından eleştirilmiştir. Küresel çevre söylemi doğrultusunda Dünya Bankası da zamanla bu duruşunu değiştirme yoluna gitmiştir. Bir çevre bölümü kurarak ve sürdürülebilir kalkınmadan sorumlu başkan yardımcısı atayarak ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen bir seri yayına sponsor olarak çevresel imajını düzeltme yoluna gitmiştir. Bankanın 1992 yılındaki Dünya Çevre Raporu’nun ana teması, çevre yönetimi ve ekonomik kalkınmanın bir arada yürüyebileceği hakkındaydı. Banka ayrıca gayri safi milli hasıla (GSMH) gibi var olan köklü refah göstergelerine alternatif olarak, sürdürülebilir kalkınma göstergelerinin geliştirilmesiyle ilgili projelere de sponsor olmuştur. Bankanın bu alanda yaşadığı değişimin göstergesi olabilecek olan çevreyle ilgili çalışmaları dört maddede özetlenebilir:140

 Üye ülkelerin sağlam bir çevre politikası geliştirmeleri sürecindeki önceliklerin belirlenmesi, kurumların oluşturulması ve programların uygulanması aşamalarında desteklenmesi;

139 Ruşen Keleş, Can Hamamcı, Çevrebilim,s.160-161.

140 Gökhan Orhan, Uluslararası Örgütlerin Çevreye Etkileri, Çevre Sorunlarına Çağdaş Yaklaşımlar, der. Mehmet C. Marin, Uğur Yıldırım,1.Baskı,İstanbul:Beta,2004,s.314-315.

 Bankanın desteklediği projelerin olumsuz çevre etkileriyle gerektiği gibi ilgilenip ilgilenilmediğinin kontrolünün sağlanması;

 Üye ülkelerin fakirliğin azaltılması ve çevre koruma arasındaki bağlantıyı kurma sürecinde desteklenmesi;

 Küresel Çevre Fonu’na katılım yoluyla, küresel çevre sorunlarının çözümünün hedeflenmesi.

2.4.4. Avrupa Çevre Kurumu

Avrupa Birliği tarafından 1993 yılında merkezi Kopenhag’da bulunan Avrupa Çevre Ajansı, Avrupa’nın çevresi hakkında bağımsız, nesnel, güvenilir ve karşılaştırılmalı bilgi sunmak için kurulmuştur. Bu kurum, topluluk tarafından oluşturulmuş olan kurumlar arasında özel bir yere sahiptir. Kurum üyeleri, AB üyelerinin dışında diğer Avrupa ülkelerini de içerir. Avrupa Çevre Kurumu’nun görevi, üye devletlerin ve halkın düzgün biçimde bilgilendirilmesini sağlamak, çevre politikalarını izlemek ve değerlendirmek ve bilgilendirmeye ve mevzuatın uygulanmasına ilişkin eksiklikleri belirlemektir. 141

Ayrıca kurum dışında, Avrupa Yatırım Bankası (AYB) çevresel yatırım projeleri için büyük bir finansman kaynağıdır. Bankanın kredileri, geniş çevresel programları kapsamaktadır. Bunlar su koruma ve yönetimi, atık su arıtma (bu alandaki krediler genellikle yerel yönetimlere ait kanalizasyon ve atık su arıtma tesisleri için), evsel ve endüstriyel katı atık toplama ve işleme, endüstriyel tesislerin atıklarının arıtılması, atmosferik kirlenmeyle mücadele tedbirleri, kentsel gelişme ve toprak erozyonu ve su taşkınları ile mücadele programları gibidir. AYB, dünyanın her yerinde 120 kadar ülkeye AB’nin işbirliği politikasının uygulanmasına yardım eder. AB dışında ise, çevre için AYB kredilerinin büyük kısmı, su tutma, arıtma ve temin projelerine yöneliktir. 142

2.4.5. Gönüllü Kuruluşlar

Çevreye karşı ilginin ve çevrecilik akımlarının, ABD’de ve Avrupa’da doğaya ve doğanın korunmasına gösterilen ilgi şeklinde 19. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıktığı görülmektedir. İngiltere’de 1865’te yeşilliğin ve ortak malların korunması

141 Avrupa Birliği ve Çevre Enstrümanları, Bursa Çevre Merkezi Aktüel Aylık Bülten,Ocak 2003. BTSOYayın Organı, http://www.bcm.org.tr/pdf/bulten/2003_01.doc(04.09.2005),s.1.

142 Avrupa Birliği ve Çevre Enstrümanları, Bursa Çevre Merkezi Aktüel Aylık Bülten,Ocak 2003. BTSOYayın Organı, http://www.bcm.org.tr/pdf/bulten/2003_01.doc(04.09.2005),s.1.

amacıyla bir dernek kurulmuştu. ABD’de de Sierra Club, Audoban Society gibi çevreyle ilgili kuruluşların ortaya çıkışı aynı döneme rastlamaktadır. Bu kuruluşlar o dönemde doğanın değerlerini, ormanları, bitki ve hayvan türlerini korumak amacıyla milyonlarca insanı bir araya toplayabilmişlerdir.143

Hem küresel hem de AB seviyesinde faaliyet gösteren ve dünya çapında en iyi tanınan ve donanımlı çevre örgütüdür. 1971 yılında kurulmuş ve alışılmışın dışında bir deneyim ve gelişim sergilemiştir. Yeşil Barış, iç işlerinde oldukça bürokratiktir. Küçük bir grup, örgütü hem uluslararası seviyede hem de ulusal seviyede denetlemektedir. 1991’de Yeşil Barış örgütü Almanya’da 150 personele ve 35 milyon dolarlık bir bütçeye sahipti. Örneğin, örgüt, yeterli kaynakları ve örgütsel etkinliği ile açık denizlerin ve Antartika’nın korunmasını kapsayan uluslararası eylemler geliştirme yeteneğine dahi sahiptir. Yeşil Barış Örgütü’nün başarısı çevrenin korunmasında açıkça kendilerini riskli eylemlerle göstermelerine dayalıdır.144

Belgede Kobilerin avrupa birliği uyum sürecinde çevre yönetimi bağlamında yükümlülükleri ve Malatya organize sanayi bölgesinde uygulama (sayfa 57-60)