5.2. Mevzuat

5.2.2. Çevre Kanunu

1982 Anayasası’nın 56. maddesine dayanılarak çıkarılan 2872 sayılı Çevre Kanunu Türkiye’nin çevre ile ilgili temel kanunlarından biridir. 1982 Anayasası’nın kabulünden hemen sonra yürürlüğe giren ve çevre ile ilgili üç temel kanundan biri olan Çevre Kanunu’nun amacı “bütün vatandaşların ortak varlığı olan çevrenin korunması, iyileştirilmesi, kırsal ve kentsel alanda arazinin ve doğal kaynakların en uygun şekilde kullanılması ve korunması su, toprak ve hava kirlenmesinin önlenmesi, ülkenin bitki ve hayvan varlığı doğal ve tarihsel zenginliklerinin korunarak bugünkü ve gelecek kuşakların sağlık, uygarlık ve yaşam düzeyinin geliştirilmesi ve güvence altına alınması için yapılacak düzenlemeleri ve alınacak önlemleri ekonomik ve sosyal kalkınma hedefleriyle uyumlu olarak belirli hukuki ve teknik esaslara göre düzenlemek” olarak belirtilmektedir. Kanuna göre çevre kirlenmesinin önlenmesi ve çevrenin korunması

412 T.C.Çevre Ve Orman Bakanlığı, Türkiye Çevre Atlası,

http://www.cedgm.gov.tr/cevreatlasi/cevredurumu.pdf(16.12.2005),s.16. 413 Ruşen Keleş, Can Hamamcı, Çevrebilim,s.258-259.

bütün vatandaşların ortak görevi olup “ çevre korunması ve çevre kirliliğine ilişkin karar ve önlemlerin alınması ve uygulanmasında, insan ve diğer canlı varlıkların sağlığının korunması, alınacak önlemlerin kalkınma çabalarına olumlu ve olumsuz etkileri ile fayda ve maliyetleri dikkate alınarak yapılacaktır. Faaliyetlerde kalkınma çabalarının olumsuz yönde etkilenmesine dikkat edilmesinin gerektiği vurgulanan kanunda, kirlenmenin önlenmesi, sınıflandırılması ve mücadele için yapılan harcamaların kirleten tarafından karşılanması esası getirilmiştir.414

Çevre Yasası, her türlü atık ve artığın, çevreye zarar verecek biçimde alıcı ortama bırakılmasını, kırsal ve kentsel toprağın aşırı ve yanlış kullanımı yüzünden temel çevrebilimsel dengenin bozulmasını; hayvan ve bitki türlerinin varlıklarının tehlikeye düşürülmesini, doğal zenginliklerin bütünlüklerinin yok edilmesini yasaklamıştır. İlgililer için kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek ya da azaltmak için önlem almak yükümlülüğü de getirilmiştir. Yasa sanayicilerin, kurmayı tasarladıkları kuruluş ve işletmeler için “çevresel etki değerlendirme yazanağı” hazırlanmasını zorunlu kılmıştır. Ayrıca bu tür kuruluş ve işletmelerde, yasaların öngördüğü arıtma tesis ya da sistemlerinin gerçekleştirilmemesi durumunda işletme ve kuruluşlara izin verilmeyeceğini hükme bağlamıştır. Yasanın yasakladığı etkinliklerde bulunan ya da öngördüğü önlemleri almayan kurum kuruluş ve işletmelerin çalışması sürekli yada süresiz olarak durdurulmaktadır. Burada en büyük mülki amire yetki verilmiştir.415

26 Nisan 2006 tarihinde kabul edilen 5491 sayılı değişiklik teklifi ile oluşturulan yeni çevre yasası önceki yasada yer alan bazı hususları şu şekilde değiştirmiş çevre konusuna yeni bir yaklaşım ve yeni bir soluk getirmiştir. Yasa öncelikle bazı tanımları çevre anlayışımıza kazandırarak başlamaktadır. Çevrenin korunmasına yönelik sivil toplum örgütleri ve bütün yurttaşları yetkili kılan bir sivilleşme anlayışını benimsiyor. Gönüllü yurttaşlar bakanlıkça verilen eğitimden sonra gönüllü çevre denetçisi olabiliyorlar. Bunun yanında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı örgün eğitim kurumlarının öğretim programlarında çevre ile ilgili konulara yer verilmesini sağlarken yaygın eğitime yönelikte radyo ve televizyon kurumlarında zorunlu çevre yayınlarının yapılmasını olanaklı hale getiriyor. Yasanın içerdiği en önemli konulardan biri de yerel yönetimlerin nüfuslarına bağlı olarak en çok 10 yıl içerisinde evsel atık arıtma sistemlerini tamamlama zorunluluğu ve bunları

414 Kemal Görmez,a.g.e.,s.158.

gerçekleştirme de kaynak sorunlarına yeni bir anlayış getirmesidir. Bu yasa ile 10 yıl içinde yerel yönetim ve organize sanayi bölgelerinde arıtma sistemi olmayan hiçbir yer kalmayacaktır.416

Yeni yasa başlangıçta AB’nin 240 çevre direktifi ile uyumlu bir şekilde hazırlanmış ve sisteme kurumsallık kazandırmıştır. Bu yasa ile belirli yönetmeliklerin uygulanması sorumluluğu belediyelere veriliyor. Ayrıca belediyeler ve belirli büyüklükteki işletmelerden Çevre Denetim Birimlerini kurmaları isteniyor. Zehirli atık ve kimyasallar ile ilgili işletmeler sigorta yaptırma zorunluluğu getirmekte ve bu maddeler ile ilgili yasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletmeler için 100 milyar TL’den 1 Trilyon TL’ye varan para cezaları öngörülüyor. Bu ceza bakanlar kurulu kararı ile daha da arttırılabiliyor. Denizlerde yapılacak balık çiftlikleri, hassas alan niteliğindeki kapalı koy ve körfezler ile doğal ve arkeolojik sit alanlarında kurulamaz. Atığını az gösteren gizleyenlere para cezası yanında hapis cezası da verilebilme imkanı bu yasada mevcuttur. Çevresel Etki Değerlendirmesi incelemesi yapılmaksızın başlanan faaliyetler Bakanlıkça, proje tanıtım dosyası hazırlanmaksızın başlanan faaliyetler ise mahallin en büyük mülkî amiri tarafından süre verilmeksizin durdurulabilecektir. Uygulama için başlangıçta 10 yıllık bir geçiş süreci öngörülüyor. Bu süreç uzun gibi gözükmesine karşın kaynak bulma konusundaki sıkıntıdan kaynaklanıyor. Kaynak bulma konusunda yasada çevre katkı payı alınması ile ilgili düzenleme de yapılmıştır.417

Yeni yasanın yine gürültü ile ilgili 11. Maddesi ile “Kişilerin huzur ve sükununu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde ilgili yönetmeliklerle belirlenen standartlar üzerinde gürültü ve titreşim oluşturulması yasaktır. Ulaşım araçları, şantiye, fabrika, atölye, işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları ve konutlardan kaynaklanan gürültü ve titreşimin yönetmeliklerle belirlenen standartlara indirilmesi için faaliyet sahipleri tarafından gerekli tedbirler alınır." hükmü ile gürültü denetimini getirmiştir.418

Belgede Kobilerin avrupa birliği uyum sürecinde çevre yönetimi bağlamında yükümlülükleri ve Malatya organize sanayi bölgesinde uygulama (sayfa 161-163)