Siyasal parti liderleri, iktidara gelebilmek için parti örgütü tarafından seçilerek gelen ve belirli bir parti üyesinin desteğini alan kiĢidir. Liderlerin, partisinin seçimleri kazanarak iktidara gelmesiyle birlikte, lider sıfatıyla hükümette en üst görevi alması kaçınılmazdır. Aynı konu devlet baĢkanı/cumhurbaĢkanı seçimlerinde de söz konusudur. Ġktidarda olan parti liderinin hem yürütmenin baĢındaki olan kiĢi olarak, hem de mecliste belirli bir çoğunluğa sahip partinin lideri olarak devlet baĢkanlığı seçimlerine katılması olağandır.

Devlet baĢkanı/cumhurbaĢkanının parlamento tarafından seçilmesi yönteminde, parlamentoda çoğunluğa sahip olan partinin liderinin adaylığını açıklaması veya parti içinden veya dıĢından bir kiĢiyi aday göstermesi Ģeklinde olabilir. Eğer parlamentoya hakim olan parti devlet baĢkanı/cumhurbaĢkanını seçme çoğunluğuna sahip ise aday belirleme iĢleminde diğer partilerin görüĢünü alma yoluna baĢvurmayabilir. Devlet baĢkanı/cumhurbaĢkanı seçme çoğunluğuna sahip değilse, mutlaka parlamentoda temsil edilen diğer partilerle veya sayı yeterli olursa bir parti ile mutabakata varmak zorundadır.

BaĢbakan, partisinin parlamentodaki gücüne bağlı olarak, devlet baĢkanlığına aday olabilir. Yani baĢbakanlıktan, devlet baĢkanlığına geçiĢ olabilir. Bunun yanı sıra parlamentoya hakim olan partinin liderinin baĢbakan veya devlet baĢkanı olmadığı durumlarda olabilir. Böyle bir uygulamada lider partisini seçimlere hazırlarken, parti tabanının desteklediği kiĢinin devlet baĢkanı olması için çalıĢma yapar. Bunun en iyi örneği Amerika BirleĢik Devletleri’nde görülmektedir. Parti lideri, “Ulusal Komite Başkanı” sıfatıyla partisinin devlet baĢkanlığı adayının seçim kampanyalarında en aktif görevi üstlenmektedir.

G-8 ülkeleri ve Türkiye’de siyasal parti liderleri genellikle partisinin baĢbakan ve devlet baĢkanı adayı olmaktadır. Bu uygulamaların istisnaları mevcuttur, ancak genellemeyi bozmamaktadır. Ġngiltere’de parti liderleri seçim

sonrasında partinin baĢbakan adayı olarak hükümeti kurmakla görevlendirilir. Tarihsel süreç içinde istisnası bulunmamaktadır.

Yarı baĢkanlık sistemini uygulayan Fransa’da genellikle koalisyon hükümetleri görülmektedir. Parlamento seçimleri sonrasında çoğunluğu sağlayan partinin desteklediği kiĢi, koalisyon hükümetinde “Başbakanlık” görevini üstlenirken, cumhurbaĢkanlığı seçimlerinde partisinin “Cumhurbaşkanı Adayı” olarak seçimlere girmektedir. Ancak parti liderinin baĢbakan veya cumhurbaĢkanlığı ile buluĢması, 2002’den sonra UMP’de uygulamasını bulmaktadır (Çizelge-26).

Almanya’da parti liderleri “Başbakanlık” makamında buluĢmaktadır. Parlamento seçimlerini kazanan partinin lideri “ġansölye” sıfatıyla yürütmenin baĢında bulunur. Siyasal parti liderlerinin cumhurbaĢkanlığı makamına geçme gibi bir düĢünceleri bulunmamaktadır.

Ġtalya’da parti liderleri Almanya’da olduğu gibi “Başbakanlık” makamında buluĢmaktadır. BaĢbakanlık görevinden cumhurbaĢkanlığına aday olan parti lideri bulunmamaktadır.

Japonya’da devlet baĢkanlığını Ġmparator’un temsil etmesi sebebiyle, siyasal parti liderleri “Başbakanlık” görevini üstlenmektedir.

Kanada’da devlet baĢkanı sıfatıyla görev yapan “Genel Vali” Ġngiltere Tacı tarafından atanmaktadır. Dolayısıyla siyasal parti liderleri parlamentoda çoğunluğu elde etmesi durumunda “Başbakanlık” görevini üstlenmektedir.

Rusya’da 1990 yılına kadar olan dönemde Komünist Parti Genel Sekreteri aynı zamanda devlet baĢkanı sıfatıyla görev yapmaktadır. 1990 sonrasında ise siyasal parti liderleri baĢbakanlık veya devlet baĢkanlığı görevlerini üstlenmemektedir. Parti lideri partisinin seçim kampanyalarında görev almaktadır. Rusya Anayasası’nın 111. maddesine göre BaĢbakan, Rusya Parlamentosu Duma içinden aday olanlar arasından Devlet BaĢkanı tarafından atanmaktadır. Partiler devlet baĢkanlığı için ise her seçim döneminde liderin dıĢında aday göstermektedir. Rusya Anayasası’na göre devlet baĢkanının art arda en fazla iki kez seçilme hakkı olması sebebiyle, 2000- 2008 yılları arasında iki kez devlet baĢkanlığına seçilen Vladimir Putin, baĢbakanlık görevini üstlenmiĢ ve devlet baĢkanlığı adayı olarak Dmitry Medvedev gösterilmiĢtir.

Türkiye’de ise 1945 yılına kadar olan dönem içinde parti lideri cumhurbaĢkanı ile özdeĢleĢirken, 1945-1950 arasında kalan dönemde parti liderinin cumhurbaĢkanlığı ile olan bağlantısı zayıflamaya baĢlamıĢ ve 1950 sonrasında ise parti liderlerinin “Başbakanlık” görevine yöneldiği görülmektedir. 1989 yılına kadar olan dönemde cumhurbaĢkanları genellikle parlamento dıĢından partilerin anlaĢması veya iktidar partisinin önerdiği kiĢinin seçilmesi Ģeklinde olmuĢtur. 1989 yılından sonra Anavatan Partisi lideri BaĢbakan Turgut Özal’ın cumhurbaĢkanı seçilmesiyle birlikte parti liderlerinin baĢbakanlıktan sonra cumhurbaĢkanlığı görevine aday oldukları görülmektedir. 1993 yılında ise Doğru Yol Partisi lideri Süleyman Demirel, parlamentoda sahip olduğu gücü kullanarak baĢbakanlık görevinden cumhurbaĢkanlığına geçiĢ yapmıĢtır.

ÇalıĢma kapsamında olan ülkelerde siyasal parti liderlerinin baĢbakan veya devlet baĢkanı olması sürecini, ülkelerin hükümet sistemlerine bağlamak veya güçlü cumhurbaĢkanı ve güçlü baĢbakan formülleri ile genellemek mümkündür. BaĢkanlık sistemini uygulayan Amerika BirleĢik Devleti’nde partiler baĢkanlık adayını çıkarmaktadır.

Fransa gibi yarı baĢkanlık sistemini uygulayan ülkelerde, parti liderlerinin baĢbakanlık görevi ile birlikte devlet baĢkanlığı seçimlerinde de aday gösterildikleri görülmektedir.

1990 sonrasında yarı baĢkanlık sistemini uygulayan Rusya’da ise parti liderlerinin dıĢında, parti adaylarının baĢbakan veya devlet baĢkanlığına aday oldukları görülmektedir.

Almanya ve Ġtalya’da ise güçlü baĢbakan sisteminin olması sebebiyle parti liderliği baĢbakanlıkta buluĢmaktadır.

Ġngiltere, Kanada ve Japonya’da anayasal monarĢi sisteminin olması sebebiyle, devlet baĢkanlığı sıfatı monarkta bulunmaktadır. Dolayısıyla parti liderliği baĢbakanlıkta buluĢmaktadır.

Türkiye’de uygulanan parlamenter sistemde 1980 yılına kadar olan dönem içinde güçlü baĢbakan sisteminde baĢbakanlık ön planda olurken, 1980 sonrasında cumhurbaĢkanının yetkilerinin artırılması ile birlikte parti liderlerinin baĢbakanlıktan sonra cumhurbaĢkanlığına yöneldikleri görülmektedir.

Amerika BirleĢik Devletlerinde siyasal partinin lider durumunda olan ulusal komite baĢkanlarının partiyi seçimlere hazırlama görevi dıĢında siyasal anlamda bir etkinliği bulunmamaktadır. ABD’de asıl olan partinin baĢkan adayıdır.

Ġngiltere’de siyasal parti liderleri parti politikasının oluĢturulmasında önemli rol oynarlar. Liderler parti politikalarını oluĢtururken kendi iç dengeleri sağlamak için hiziplerin görüĢlerine de yer vererek, olabilecek muhtemel her geliĢmeyi kontrol altınsa tutmaya çalıĢırlar. Parti liderinin parti militanları ile ılımlı seçme kitlesi arasında denge kurması seçimlerde partinin baĢarısı için gereklidir (Roskin, 2009: 74).

Fransa’da dönemsel olarak partiler lider çıkarmıĢtır. Liderlerin dıĢında partinin genel baĢkanı olarak görev yapanlar daha çok partinin yönetilmesinde etkili olmuĢlardır. De Gaulle ve Mitterand partileri için lider sayılabilecek isimlerdir. De Gaulle’ün parti üzerinde kesin hâkimiyeti ardılları üzerinde etki bırakmıĢ ve De Gaulle’e duyulan saygı uzun süre devam etmiĢtir. Sosyalist Parti’de ise Mitterand uzun bir dönem sonra 1981’de hem baĢkanlığı hem de parlamentoyu kazanarak liderliğini pekiĢtirmiĢtir (Roskin, 2009: 159).

Almanya’da Birinci Dünya SavaĢı’ndan sonra kurulan Weimar Cumhuriyeti döneminin öncesi ve sonrasında sürekli güçlü liderlikler görülmektedir. Hitler’in günün siyasal koĢullarından yararlanarak kendi partisi içinde kurduğu liderlikle beraber ülkeyi savaĢa sürüklemesi, savaĢ sonrasında partilerde güçlü liderliğin önünü açacak önlemlerin alınmasını gerekli kılmıĢtır. CDU’nun kurucusu olan Konrad Adeneur güçlü bir liderlikle “Şansölye” olarak ülkeyi uzun süre yönetmiĢtir. Konrad sonrası Ģansölyelerde güçlü bir liderlik görülmemektedir (Roskin, 2009: 221).

Ġtalya ve Almanya’da 1945 öncesinde güçlü liderliğin yanlıĢ kullanıldığında ülkeyi felakete sürüklemesi, her iki ülkede savaĢ sonrasında siyasal partilerle ilgili tedbirlerin alınmasını zorunlu hale getirmiĢtir.

Siyasal parti liderliği seçmenler üzerinde etkilidir. Ülkede sağ ve sol cephede partiler arası birleĢme ve ittifaklar görülse de, her iki cephenin en güçlü kiĢisi lider olarak seçimlere girmektedir.

Kanada’da siyasal parti liderleri partilerin seçimlere hazırlanmasında ve politikaların belirlenmesinde etkili olan isimlerdir. Japonya’da siyasal parti liderleri

bir görevi yerine getirme amacıyla seçilmektedir. Partilerin tüzüklerinde belirtilen düzenlemeye uygun olarak süreleri dolunca görevlerinden ayrılmaktadır.

Rusya’da partilerde güçlü bir liderlik bulunmaktadır. Gerek Sovyetler Birliği döneminde gerekse de 1990 sonrasında siyasal partilerde lider hâkimiyeti söz konusudur.

Türkiye’de ise siyasal partiler seçmenin önüne parti lideri ile çıkmaktadır. Güçlü liderler genellikle partilere seçim kazandırmıĢtır. Ancak güçlü liderliğin dıĢında dönemsel olarak sosyal ve ekonomik yönden geliĢen olaylar yeni partileri iktidara taĢımakta ve yeni liderler ortaya çıkarmaktadır.

8. SĠYASAL PARTĠLERDE ÜST YÖNETĠM VE LĠDER

Belgede İktidar olmuş siyasal partilerde yönetim, liderlik ve lider değişimi: II. Dünya Savaşı sonrası G-8 Ülkeleri ve Türkiye (sayfa 153-158)