PKK BARAJI GECERSE...
DENİZ KAHRAMAN’ın haberi 11’de
ALİYE ULUSOY’un haberi 4’te
AKP daha az sandalye kazansın gerekçesiyle HDP’nin barajı aşması için gayrete gelenler AKP-PKK Açılımına alet oluyorlar. ABD, Ortadoğu’da artık PKK’yı asıl müttefik ilan etti ve açıkça destekliyor. 28 Şubat’ta Dolmabahçe’de ilan edilen AKP-PKK suç ortaklığı, ABD’nin Vatanımızı bölme ve Cumhuriyetimizi yıkma planına hizmet ediyor. PKK’yı kucaklarına alanlara sesleniyoruz:
Engin Alan’ın aday olmaması ve Sinan Oğan’ın devre dışı kalması
tabanda rahatsızlık yarattı
ISSN 2146-2356
Mustafa MUTLU Şaka gibi!
3
sayfa
Rennan PEKÜNLÜ Dinsel ve bilimsel 2 yaradılış öyküsü
2
sayfa
Rafet BALLI Tercüme İslam’ın finansörü (2)
7
sayfa
Mehmet FARAÇ Kılıçdaroğlu’na önseçim ambargosu
11
sayfa
Sabahattin ÖNKİBAR Bahçeli’ye seçim öncesi yeni görev
12
sayfa
Bölücülüğü kurtarma planı Oyunu Vatan Partisi bozar
KURULUŞ: 1921 20 MART 2015, CUMA
www.aydinlikgazete.com
1 TL
VATAN EMEK NAMUS
EY HDP REKLAMCILARI KENDİNİZE GELİN!
Kaçak törene gençliğin yanıtı
Çanakkale’de 18 Mart günü 2 tablo vardı:
TÜRK MİLLETİNİN ZAFER YÜRÜYÜŞÜ ve AKP’nin kaçak töreni
AHMET Davutoğlu’nun Çanakka- le’sinde korku iklimi hâkimdi. Mil- lete kapalı törene, yalnızca VİP kartı dağıtılan özel davetliler alındı. Şe- hitler Abidesi’nin çevresine barikat kuruldu ancak gençlik durdurula- madı. 57. Alay yürüyüşçüleri, 11 ki- lometre yürüdü ve hava
karardığında Abideye ulaştı.
ÇAĞDAŞ CENGİZ’in yazısı 2’de
VEYSEL BOĞATEPE’nin yazısı 17’de
Vekile kıyakta jet hızı
18 MART’ta vizyona giren Son Mektup filmi, Atatürk’ün izlerini silmek için yürütülen propa- gandanın bir parçası.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan’ın “Ergenekon-Bal- yoz darbe hevesidir” sözlerine Devlet Bahçeli’nin de destek vermesi, tartışmayı büyüttü. Engin Alan’ın ardından Cemaat’e soğuk bakan isimlerden Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın da aday adaylığı için başvuru yapmadığı ortaya çıktı. 9’da
Bufilmle
Çanakkale geçilemez!
Saray’ın anketinde yüzde 9 erime
PKK ülkeyi bölen, Cumhuriyetin temellerini yıkma iddiasında bir terör örgütü. Ve o bölücü parti, AKP’nin suç ortağı. El ele verip Açı- lım yürütmüyorlar mı? “AKP’den kurtulma” sloganıyla ABD’nin planlarına hizmet ederek neyi kurtaracaksınız? Açık söyleyelim, AKP’den kurtulma adına PKK’yı kurtarma planına alet oluyorsunuz!
ANKETÇİLER oyunu bozacak partinin Vatan Partisi olduğunu biliyor.
Yüzde 10 barajını geçecek parti, Vatan Partisi’dir. Bütün anketler bunu gösteriyor. Ama ABD’nin planını bozmamak için sonuçlar düşük gösteriliyor. PKK’ya baraj aşırtma tezgâhı devrilecek- tir. Vatan Partisi, bu oyunu bozacak parti olarak yükseliyor.
Bölücü terör örgütünü Meclise taşımanın bedelini bütün millet kanla öder
DOĞU PERİNÇEK’in yazısı 10’da
SİNEM GÜLCAN’ın haberi 15’te
8 kampa hükümet koruması
TSK Şırnak’ta tespit ettiği 8 PKK kampına operasyon yapmak istedi. Valilik ise izin ver- medi. Örgütün bu kamplarda eğitim ve barınma ihtiyacını karşıladığı öğrenildi.
CEYHUN BOZKURT’un haberi 10’da
RTÜKve mahkeme kararlarına rağmen Ulusal Kanal’a uygulanan amborgo TMSF binası önünde protesto edildi. Ulusal Kanal Ankara Temsilcisi Osman Erbil, “Halkımızın yayın hakkını size yedirtmeyiz” dedi. Eyleme Ufuk Söylemez, Turgut Okyay, Ferda Paksüt, Taciser Onuk ve Mehpare Çelik de destek verdi.
YAYIN HAKKIMIZI YEDİRTMEYİZ
MHP’DE BALYOZ KRİZİ
MİLLETVEKİLİ maaşlarını en yüksek devlet memurunun aldığı miktara çıkaran ve tüm mali hakları tanıyan yasa teklifi, TBMM Bütçe Plan Komisyonu’ndan jet hızıyla geçti. Muha- lefetin de destek verdiği teklifin önümüzdeki günlerde yasallaşması bekleniyor. 7’de
TAYYİP Erdoğan’ın isteğiyle yapılan kapsamlı kamuoyu yoklamalarında, AKP’nin oy oranına etki edebilecek değişkenler tek tek saptandı. AKP oy- larının yüzde 9’luk bir düşüşün olabile- ceği değerlendirmesi yapıldı.7’de
Erdoğan:
Kandırıldım
HARP Akademileri Komutanlığı’nda konuşan Tayyip Erdoğan, Balyoz ve Er- genekon davaları için “Hep birlikte bir kumpasa maruz kaldık” dedi. 9’da
UZMANLARUYARDI: Grip hastalarının benzer virüslerle temas etmemesi gerekiyor. Doğru teşhis ve ilk 24 saatte alınacak ilaç- lar çok önemli. Vakalar, Nisan-Mayıs’a kadar devam edecek.
Fatura haksızlığında
SON NOKTA
ELEKTRİKTEKİ kayıp kaçak parasının faturalara yansıtılması yetmedi, bu duruma itiraz edenlerin aldığı iade bedeli ve masrafları da abonelere dağıtma kararı alındı. Tüketici Hak- ları Derneği, komisyondan geçen yasaya tepkili. 3’te
Gripsen sokağa çıkma
Güle güle Bay Terry
BUGÜN AYDINLIK KİTAP
GÜNÜ
Salih Kurt
HDP Ebakan Selahattin Demirta, dün anl- urfa’daki nevruz gösterilerinde böyle konutu.
2
Haz›rlayan: FÜSUN İKİKARDEŞ [email protected]
zgürlük
20 MART 2015, CUMA
ö MEYDANI
R ennan PEKÜNLÜ D Diin n,, B Biilliim m v ve e T To op pllu um m
Dinsel ve bilimsel iki yaradılış öyküsü
R
“100 YIL sonra yeniden Ça- nakkale siperlerindeyiz” dedik.
Yasak buyurdular. Ancak, öyle bir karşılık verdik ki bu efendilere, ya- saklarını geri çekmek durumunda kaldılar. 15 bin genç Çanakkale’ye akın akın geldik, Türkiye’nin dört bir yanından.
18 Mart 2015 günü 2 tablo vardı Çanakkale’de. Bir tarafta Ahmet Davutoğlu’nun Çanakka- le’si ve diğer yanda Türk milleti- nin Çanakkale’si.
KAÇAK RESMİ TÖREN Ahmet Davutoğlu’nun Çanak- kale’sinde korku iklimi hakimdi.
Millete kapalı resmi törene, yal- nızca 1200 özel davetli alındı.
Şehitler Abidesine giden yol- lar kesilmişti. Çanakkale’den Ge- libolu yarımadasına feribot seferleri iptal edildi. En kuzey- deki hat açıktı sadece. Tarihi za- ferin yarımadası ikiye bölündü.
Güneyde halk korkusu iliklerine işlemiş AKP iktidarının temsilci- leri milletten kaçak resmi tören yapabilsin diye, Kuzey kesimin- deki onbinlerce insan, yüzlerce otobüs trafikte sıkıştırıldı.
ŞEHİTLERE
BARİKAT İŞLER Mİ?
Şehitler Abidesi’nin, şehitleri- mizin sembolik mezarlarının dört bir yanı barikatlarla kaplanmıştı.
Türk Milleti zaferi anamasın, şe- hitlerine şükranlarını sunamasın diye layıkınca.
Ama unuttukları bir şey vardı.
Şehitleri parmaklıklar ardına hapsedemezsiniz! Bizim ellerimi- zin o mezarlara ulaşmasını engel- leyebilir demir parmaklıklar ancak, o fedekar şehitlerimizin bize ulaşmasını engelleyebilir mi- siniz? Yüreklerimize dolmasınlar diye set çekebilir misiniz? Engel- leyemediler, set çekemediler!
VATAN VE HÜRRİYET YOLU
Milletin Çanakkale’si Türkiye Gençlik Birliği ile Türkiye Liseli- ler Birliği’nin önderliğinde onbin gencin Vatan ve Hürriyet Yo- lunda Büyük Çanakkale Yürüyü- şüyle vücut buldu. Mustafa Kemal Atatürk’ün karagahının bulunduğu Bigalı Köyü’nde baş- layan yürüyüş, 57. Alay’ın Conk- bayırı’na doğru güzergahını izleyerek 11 km boyunca sürdü.
Çektirilen onca trafik eziyetine rağmen yürüyüş, büyük bir vakar ve kararlılık gösterisi olarak ta- rihe kazındı. Yürüyüş kortejinin önemli bir bölümü, Davutoğ- lu’nun trafik işkencesine rağmen, Şehitler Abidesi’ne hava karar- dıktan sonra olsa da ulaştı.
2-1=1
Türkiye için 2 Çanakkale yok.
Türkiye için Çanakkale birdir.
Çanakkale vatandır. Çanakkale hürriyettir. Çanakkale imandır, cesarettir ve kararlılıktır. Çanak- kale emperyalizme karşı zaferdir.
Türkiye için Çanakkale birdir.
O sebeple yukarı da ifade ettiği- miz iki tablodan gereksiz olanı sürdürülemiyecektir. 18 Mart 2015 günü tarihe Türk Gençli- ği’nin irade ve kararlılık gösterisi olarak geçecektir. Mustafa Ke- mal’in bir asır öncesinden gelen tespiti hala geçerlidir: Devlet ye- nilse de millet yenilmeyecektir!
Ahmet Davutoğlu’nun Çanakkale’si ve
Milletin Çanakkale’si
O
SMANLI İmparatorluğu Cihan Harbi için se- ferberlik ilan edince, birçok kişi gibi Malatya Darendeli Köşker Bekir’in ikinci oğlu Seyyid de askerlik şubesine koştu ve asker yazıldı. Doğu Cephesi’ne gönderildi. Sarıkamış’ta savaşanlar- dandı... Birçok kişi gibi ondan da uzun süre haber alınamadı. Babası Köşker Bekir, büyük oğlu İbrahim (Olcaytu)’e 28 Ağustos 1915 ta- rihli gönderdiği mektubunda onun hakkında ağabeyine, “Seyyid içün haber istemişsin. Hiç bir haber yoktur. Seyyid içün etmiş olduğum merak beni perişan eyledi. Cenab-ı mevlâ encamını hayır eylesin amin” bilgisini verir.ŞEHİT HABERİ GELDİ
Yıllar geçti savaş bitti. Ama o dönmedi. Bir- çoğu gibi... Şehit olduğu haberi geldi. Künyesi ise yoktu. Karlar altında kalmıştı... Seyyid aile- nin gururu oldu... Ayakkabıcı Köşker Bekir’in öğretmen oğlu İbrahim Olcaytu’ya gönderdiği, 28 Ağustos 1915 tarihli mektup, aile tarafından özenle saklanarak bugünlere geldi. Mektup şimdi Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perin- çek’in arşivinde. Köşker Bekir, Perinçek’in de- desinin babası.
AĞABEYİ ANLATIYOR
İbrahim Olcaytu, kardeşi şehit olduğunda 34 yaşındaydı. Yıllar sonra yazdığı anılarında onu şöyle anlatır:
“Köşker Bekir’in küçük oğlu Seyyid, askerlik için Malatya’da silah altında iken 1915 yılında Yemen’e sevk edilmek üzere 20 kişilik bir er ka- filesiyle bir teğmenin yönetiminde giderken, yolda askerlerden birçoğu firar etmiş ve kafilede kala kala sadece Seyyid ile bir er kalmış. Teğ- men, Gürünlü olduğundan ve o sırada bulun- dukları Elbistan’dan Gürün’e ailesini ziyarete gitmek istediğinden, elinde kalan son iki askere bir hafta izin vererek onları yollamış. Seyyid de, bu suretle izinli olarak Balaban’a gelmişti.
Akşam üzeri evine varan Seyyid, kapıyı çalıp ge- lişinden ev halkını haberdar ettiği zaman, babası K. Bekir de evde bulunuyordu. Yıllardır askerde bulunan oğlunun geldiğini öğrenen K. Bekir, ka- pının açılmasına müsaade etmeyerek oğluna niçin geldiğini sormuş ve elinde bir izin belgesi ya da hava değişimi raporu olup olmadığını öğ- renmek istemişti.
Seyyid, kapı aralığında durumu olduğu gibi anlatmış ise de babası buna inanmayarak gidip karakola teslim olmasını ve ondan sonra gelme- sini söylemiş ve evine kabul etmemişti. Bunun üzerine, babasının karakterini bilen Seyyid, ka-
rakola gidip durumu anlatmaktan başka bir çıkar yol olmadığını görerek, karakola gidip du- rumu anlatmış. Köşler Bekir’in dürüstlüğü her- kesçe ve Nahiye Müdürü ile Karakol
Komutanınca da zaten bilindiği için, Seyyit’in ifadesinin doğru olduğuna inanılmış ve bir hafta süreyle evinde iznini geçirmesi hususunda ken- disine bir belge verilerek evine gönderilmişti.
İşte Köşker Bekir, bu ve buna benzer sayısız dürüst hareketleri ve çok temiz ahlâki ile tanın- mış olduğundan, herkesçe sevilmiş ve sayılmış- tır.” (İbrahim Olcaytu, Hayatım ve Şiirlerim, Kalan Yayınları, 1999, s.30)
Ercan
DOLAPÇI
Oğlum İbrahim Efendi’ye, Gözümün nuru oğlum efendi,10 Temmuz 1331 [23 Temmuz 1915] ta- rihli mektubunuzu aldım. Senin selamet varıp, çocukları selamet bulup, bedel-i nakdi- nizi tamamen ödeyip vesikanızı aldığınıza memnun olarak teşekkür eylerim.
Seyyid için haber istemişsin; hiçbir haber yoktur. Seyyid için etmiş olduğum merak beni perişan eyledi. Cenab-ı Mevlâ sonunu hayreylesin, amin. Benim halimi sorarsan, benden ayrıldığınızdan birkaç gün sonra Al- lah’a hamdolsun beş vakit namazı oturarak kılıp, gelip çatmasıyla müşerref olduğumuz Ramazan-ı mağfiret-nişanın ilk gününden başlayarak oruçlu olup, tama-
men orucu tuttum. Ama ishal alameti halen devam eder;
asla teskin olmadı. Bu sene müsait olmadığı için bir vakit teravih kılamadım. Baki gözle- rinden öperim. Ben seni Cenab-ı Mevla’ya emanet ettim.
Torunlarımın gözlerinden öperim. Valideleri hanımın hatırını sorarım. Küçük bira- deriniz Mehmed ile validesi ellerinden öperler.
Torunlarım hanımlar, vali- deleri hanıma selam edip
hatırlarını sorarlar. Vaktim olmadığı için bu defa bu kadarca ile kâfidir efendim Oğlum.
El Malum Pederin Köşker Bekir
4 Ağustos [17 Ağustos]
(Bu tarihle gönderemediğim malumunuz olsun.
15 Ağustos 1331 [28 Ağustos 1915]) Osman Fazılzade Rıza Efendi mahsusen selam edip hatırınızı sorar.
(Çevriyazı: Ahmet Hezarfen, Musa Sarı- kaya. Sadeleştirme: Kurtuluş Güran.)
Mektubun arkasına İbrahim Olcaytu elyazı- sıyla şu notu düşer:
“Bu mektup babamın bana, Adıyaman’da iken ve vefatından evvel yazdığı bir mek- tuptur. Bu mektubu burada bir vesika olarak bu sayfaya bıraktım. Ta- lihiniz yardım eder de aile tarihini karıştırır ise- niz bu mektubun da bir fotografisini birlikte ta- rihe eklersiniz.”
Yüz yıllık mektup!
Çağdaş CENGİZ
TGB Genel Bakan
S
Se ey yy yiid d’’d de en n h hiiççb biirr h
ha ab be err y yo ok k.. P Pe erriişşa an nıım m...
Sarkam’ta ehit olan Seyyid (Olcaytu)’in aabeyi eitimci brahim Olcaytu, torunlar Gürbüz Tüfekçi ve Vatan Partisi Genel Bakan Dou Perinçek ile birlikte. 17 Haziran 1949.
EVELATİON sözcüğü, “allahın hikmetiyle gelen bilgi” anlamına gelir. İnsanoğlu “gerçeğe” iki türlü ulaşır: birincisi, bilimsel çabayla; ikincisi revelation ile. Bilimsel gerçeklere, gözlem ve deneyle başla- yan, usa vurmayla süren ve yine gözlem ve deney- lerle biten çevrimsel bir çabayla ulaşılır. Allahın hikmetiyle gelen gerçekler ise her nedense yalnızca dini önderlere, tarikat şeyhlerine gelir! BAV* ya- zarlarının savunduğunun tersine, “Evrenin bir baş- langıcı olduğu gerçeği” bilimsel bir gerçek değildir!
BAV yazarları, bu görüşlerini destekleyen iki sav ileri sürmektedirler: 1) Termodinamiğin İkinci Ya- sası ve 2) Uzayın genişlemesi.
Ancak bu iki savın da gözlemsel gerçeklerle çe- liştiğini göreceğiz. Konumuz dinsel ve bilimsel ya- radılış öyküsü olduğuna göre, bundan sonrasını biraz masalımsı yapabiliriz!
Bir yokmuş bir varmış! (BÖ - Bilimsel Ölçüt).
Bu senaryonun hristiyanlık teolojisindeki adı ex ni- hilo (hiç yoktan yaratılma ), evrenbilimdeki adı da Big Bang’miş! Big Bang’in Big Bangcilerce betim- lemesi: “yaradılışın günümüzdeki versiyonu” biçi- mindeymiş! Başlangıçta bir “hiçlik” varmış! Ama bu hiçlik uzaydan, zamandan, erkeden,vb yoksun!
(BÖ) Kuantum kozmolojisi bu hiçliğe bir “uyuyan
güzel” gözüyle bakmaya başlamış! Hiçliğin uyuyan (latent) erkesi bir dizi kuantum dalgalanmalarının birbirini birdenbire desteklemesiyle, içinde yaşadı- ğımız evrene dönüşmüş! (BÖ)
Bilim, bir kez olmuş bitmiş olaylarla ilgilenmez.
Bilimin ölçütlerinden biri de yinelenebilirliktir.
Bilim, yalnızca bir veya birkaç kişiye ve yalnızca bir veya birkaç kez “görünen” süreçlerle ilgilenmez (BÖ).
EVRENİN YAŞINI BÜYÜTEMEYİZ
Big Bang’den 15 milyar yıl sonra biliminsanları ışığın hızını, evrenin boyutlarını ölçebilecek du- ruma gelmişler. Birisi demiş ki: “ışığın hızı belli; ev- renin o köşesindeki cisimle bu köşesindeki cisim arasındaki uzaklık da belli. Ama hesaplarımız o ci- simden yola çıkan ışığın, evrenin yaşı olan 15 mil- yar yılda bu cisme ulaşamayacağına işaret ediyor.
Oysa ki Big Bang anında, tüm bu cisimlerin birbi- riyle nedensellik ilişkisiyle bağlı olması gerekiyor.
Sorunu çözmek için evrenin yaşını gelişigüzel bir çabayla büyütemeyiz. Buna Hubble ilişkisi izin vermiyor. Ne yapacağız?” Yıl 1980, insanlık, uygarlık tarihinin gördüğü en büyük enflasyonu yaşıyor. Biliminsanı da bu toplumda yaşıyor;
toplumsal gelişmelerden bağışık değil, etkileni- yor. Amerika’nın yüksek gelirli kesimi, enflasyo- nist dönemin parasal alandaki “beleş ziyafetinden” yararlanırken, Alan Guth adlı ev- renbilimci de evreni, kendi betimlemesiyle bir
“beleş ziyafet” olarak bilim dünyasına sunuyor:
İşte Alan Guth’un spekülasyonu: “Big Bang’i iz- leyen saliselerde madde evre geçişine uğruyor;
sahte vakum oluşuyor” (BÖ-bilimsel ölçüt);
“burada madde geçici olarak itici özellik kaza- nıyor” (BÖ); “evren ışık hızından da büyük hız- larla enflasyonist bir genişlemeye uğruyor”
(BÖ).
GERÇEK BİLİMSEL DEĞİLMİŞ
Burada biraz durup soluklanalım. Bugün mad- denin itici özelliğe sahip olduğunu gözlemsel veya deneysel olarak gösterebilir misiniz? Hayır! Çünkü bir madde bir başka maddeyi yalnızca çeker, ite- mez! Burada söz konusu olan maddenin çekim kuvvetidir, elektriksel kuvvetler değil! Alan Guth’a gelen bu “gerçek” bilimsel değildir! Yine günü- müzde, her gün binlerce kez yinelenen deneyler, bilgi taşımada erişilebilecek en büyük hızın, ışığın boşluktaki hızı olduğu hipotezini sürekli doğrulu- yor. ‘En büyük ışık hızı ondan büyük yok!’ Alan Guth’un enflasyonist hızı bilimsel bir “gerçek”
değil; metafizik kavramlara teslim olmayınız!
* BAV - Bilimsel Araştırma Vakfı. Kurucusu Adnan Oktar.
Bilim, bir kez olmuş bitmiş olaylarla ilgilenmez. Bilimin ölçütlerinden biri de yinelenebilirliktir. Bilim, yalnızca bir veya birkaç kişiye ve yalnızca bir veya birkaç kez ‘görünen’ süreçlerle ilgilenmez
Dou Perinçek
brahim Olcaytu kardei Seyid’i Sarkam’ta ehit verdi.
Mektuba düülen not
Haber 1 : AKP Siirt İl Baş- kanı Fuat Özgür Çalapkulu, attığı tweetle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için “Halife geliyor hazır olun!” demiş...
Yorum 1 : “Şeyh uçmaz, mürit uçurur” dedikleri şey tam da bu olsa gerek!
Haber 2 : Cumhurbaşkanı
Erdoğan, önceki gün Anka- ra’daki Güven Sağlık Kampü- sü’nün açılışına katılmış... Törene katılım düşük olunca önce salon- daki sandalyelerin çoğu taşınmış, sonra da kalan boş sandalyelere temizlik ve güvenlik görevlileri oturtulmuş...
Yorum 2 : Cansız manken kullanın... Böylece, uyuklama,
“gaza gelip riskli soru sorma ya da protesto etme” ihtimalini de önlemiş olursunuz...
Haber 3 : Kendisi at üzerinde duramayan Recep Tayyip Er- doğan, KaçAk Saray’a kızı Sü- meyye Erdoğan için “manej”
yaptırıyormuş. Bunun için mil- yonlarca lira harcanacakmış...
Yorum 3 : Sümeyye inşallah kayak yapmaya heves etmez!
Haber 4 : Meclis’te ele alınan torba yasaya ilginç bir madde ek- lenmiş: “Evinin altından tünel geçen vatandaşlara kamulaş- tırma bedeli ödenmez.”
CHP ‘lilere göre bu maddenin eklenmesinin nedeni, Recep Tay- yip Erdoğan’ın Çamlıca’daki evinin ve KaçAk Saray’ın altına yapılan tünellermiş...
Yorum 4 : İstanbul’un altı, tünel dolu... Acaba, kaç Bizans imparatoru, kendisini bekleyen kaderden kaçabildi?
Haber 5 : MHP Adana Mil-
letvekili Seyfettin Yılmaz, Ka- çAk Saray’da kaba inşaatı ta- mamlanan 3 bin kişilik kongre merkezinin, Cumhurbaşkanı’nın küçük bulması üzerine yıkıldığını iddia etmiş... Şimdi aynı yerde 5 bin kişilik yeni bir salonun inşaatına
başlanmış...
Yorum 5 : Ne var ki bunda?
Yandaş müteahhitlere başka türlü nasıl para kazandırılacak?
Haber 6 : Dışişleri Protokol
Genel Müdürlüğü, Haydar Ali- yev Lisesi’nin açılışında Azer- baycan Milli Marşı’nı çaldırmayı unutunca Cumhurbaşkanı Er- doğan önce fırça atmış, sonra da YouTube’dan indirttiği marşı, İlham Aliyev’e doğrulattırarak çaldırmış...
Yorum 6 : Hatırlayın; aynı YouTube, bir yıl önce bugünlerde aynı kişi tarafından düşman gös- terilip kapattırılmıştı. Demek ki neymiş; herkesin YouTube’u ken- disineymiş!
Yukarıdaki “şaka gibi” ha-
berlerin tamamı sadece bir güne ait!
Ortak yanları hepsinin içinde
“Cumhurbaşkanı”nın adının geçmesi...
Bu haberleri okuyan bir ya- bancı, Türkiye’nin oldukça “ne- şeli” bir ülke olduğunu düşünebi- lir...
Yaşarken hiç öyle olmadığını, nereden bilecekler ki?
Kemal Bey bile ön seçime giriyorsa, herkes girmeli!
Bursa’daki İnönü Ortaokulu Müdür Yardımcısı Murat Esenboğa’nın, 8. sınıf öğrencilerine “kızlı erkekli” oturmayı yasaklayarak, ısrar edenlere, “Hayat kadını mı olacaksınız?”
diye bağırdığı iddia ediliyor.
Murat Bey... Büyük bir olasılıkla anneniz, teyzeniz ya da ai- lenizin diğer kadınları da öğrencilik yıllarında sıralarını sınıftaki erkek arkadaşlarıyla paylaşmıştır... Sorum basit:
Aralarında hayat kadını olan var mı?
GÜNÜN SORUSU
GÜNÜN İSYANI
İstanbul Pendik’te çalıştığı lokantadan, aç çocuğunu doyurmak için
“iki buçuk kilo köfte çalmaya teşebbüs eden” kadın aşçı, 14 ay hapis cezasına çarptırılmış... İsyanım hakim beye:
Yüreğiniz ne kadar yufkaymış... Yoksa eminim ki her kilo köfte için birer kez ağırlaştırılmış mübbet hapis cezası verirdiniz!
11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hay- rünnisa Gül, Boğaziçi Üni- versitesi’ndeki “İkinci Bahar Sertifika Programı”na de- vam ediyormuş...
Hanımefendi önceki gün de, Prof. Dr. Üstün Ergüder’in verdiği “başkanlık sistemi”
ile ilgili derse girmiş...
Bir profesör de “halka ait
malların ve mülklerin kul- lanımı” konusunda ders verse de... Hayrünnisa Hanım eşiy- le birlikte Huber’i işgal etmek- ten vazgeçmeyi artık aklına ge- tirse, ne güzel olur değil mi?
HUBER! (128)
20 MART 2015, CUMA
3
Atatürk’e hakaret eden Meh- met Bekaroğlu’nu son Kurul- tay’da “kadın kotası”ndan parti yönetimine sokan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,
“ne kadar demokrat olduğunu”
göstermek için ön seçimlere girmeye karar vermiş...
İzmir 2. Bölge, 57’nci sıra aday adayı olmuş...
Her seçimde farklı bir yerden aday oluyor...
Umarım ikamet adresini İzmir’e aldırmayı unutmaz da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne aday olduğu seçimlerdeki gibi oy hakkını kaybetmez!
Şaka bir yana bu “cesur” ve
“örnek” davranışından dolayı ken- disini yörekten kutluyorum ama sormadan da edemiyorum:
Bir Genel Başkan, partinin
“en önemli kişisi”dir...
Siz; partinizdeki kendi varlığınızı bile “parti içi demokrasi uğru- na” riske atıp ön seçime girerken,
neden 550 adaylığın 39’unu “ge- nel merkez kontenjanı” olarak ayırıyorsunuz?
O kontenjanlara göz diken dinci Mehmet Bekaroğlu ve Faik Tu- nay ile CHP’deki HDP Komi- seri Sezgin Tanrıkulu’nun, daha düne kadar AKP’nin emirleriyle işten gazeteci atan Enis Berbe- roğlu’nun “parti için vazgeçil- mezlikleri” nereden kaynaklanıyor?
Ya da sizin girdiğiniz seçimlere, Genel Sekreteriniz Gürsel Tekin neden girmiyor?
Girerse, pullarının döküleceğin- den mi korkuyor?
Kemal Bey bu sorulara yanıt
verir mi?
Benim bildiğim Kemal Bey vermek ister ancak yakın çevresi (!) onu engeller, “Boş verin, cid- diye almayın” der...
Umarım Kemal Bey, bir kez olsun beni yanıltır da “yakın çev- resi”ni dinlemez!
Şaka gibi!
Mustafa MUTLU
CUMA ŞAHİN / ÇORUM ÇORUM’da 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 100’üncü yıl dönümü ne- deniyle şehit ailelerine verilen ye- mekte şehit babası, Vali Ahmet Kara’dan azar işitti. Vali Kara’nın
“Yavaş konuş, ben Valiyim Vali!
Terbiyesiz herif!” diye bağırıp ma- sasını terk ettiği şehit babası Garip Karaca, 20 yıl önce Şırnak’ta şehit olan Jandarma Komando Erkan Ka- raca’nın babası. Haber ajanslara “Şe- hit babası ilgisizlikten yakınınca Vali Kara sinirlendi” diye yansıdı. Aydınlık olarak şehit babası Garip Karaca’yı evinde ziyaret ettik, yemekte yaşa- nanları Karaca’dan dinledik.
Garip Karaca, Şehitleri Anma etkinlikleri çerçevesinde Çorum Valisi
tarafından verilen yemeğe davet edil- di. Yemekte, Çorumlu şehit yakınları bir araya gelerek, protokol olmaksızın konuk masalarına yerleşti. Baba Ka- raca, masada ilerleyen sohbeti şöyle anlattı:
VALİYİM VALİ!
“Salonda Kore gazisi ile aynı ma- saya oturduk. Tam bu sırada İskilip ilçesinden olduğunu öğrendiğim genç bir gelin ağlıyordu. Ben dayanama- dım duygulandım, ‘Kızım ağlama, kendini boşa heder etme. Ağlamakla şehit geri gelmiyor. Bak ben 20 yıldır ağlıyorum, evladımı geri getireme- dim. Hastalandım, ilaçlarla ayakta duruyorum. Sen daha gençsin, yazık etme kendine. Şehidin de senin ağ- layarak heder olmanı istemezdi’ de- dim. Bu sırada yan masaya birisi
geldi oturdu. Ben şehit yakınları ile konuşmamı sürdürürken sesimi hafif yükseltmişim. Yaşlı ve hastayım, olur bu kadar kusur... Yaşım 73. Yan ma- saya gelen beyefendi, ‘Sesini neden yükseltiyorsun? Sen terbiyesiz ko- nuşuyorsun! Ben Valiyim Vali! Ter- biyesiz herif’’ dedi. Ben de ‘Vali ol- duğunuzu bilmiyordum, kusura bak- mayın. ama söylediklerimden hakaret içeren bir kelime yok ki, dedim.”
YA ANNE
YA DA BABA GELEBİLİR Garip Karaca, konuşmasına de- vamla Vali’ye şu sözlerle dert anlat- maya çalışır: “Ben koç gibi evladımı bu vatan ve bayrak için şehit verdim.
Bizim şehidimizi teslim ettiğinizde
‘yanınızdayız’ diyordunuz. Ne bay- ramda ne seyranda ne de darda ol-
duğumuzda hatırımızı sormuyorsu- nuz. Anma etkinliğine davet edi- yorsunuz. ‘Anne gelirse baba gel- mesin, baba gelirse anne gelmesin’
diyorlar. Biz şehidin ailesi değil miyiz? Verdiğiniz 1 ton kömür, onun da yarısı taş ve çamur! Yanmıyor bile. 200 lira şehit yardımı veriyor- dunuz, onu da kestiniz...”
Karaca, 20 yıllık evlat acısıyla
“Azarlanmayı hak etmedim...” diye dertleniyor ve “Bizim derdimizi Vali ve yetkililer dinlemeyecek de kim dinleyecek?” diye sordu.
Şehit babası, Vali’den işittiği azar- dan sonra salondan ayrılırken kol- larından tutmak isteyen koruma pol- islerine, “Bana dokunmayın, elinizde kalırım. Size yazık! Ben iki defa anjiyo oldum, ilaçla ayaktayım” ifa- delerini kullandı.
‘Ben Valiyim
terbiyesiz herif’
‘Ben Valiyim
terbiyesiz herif’
‘Ben Valiyim
terbiyesiz herif’
‘Ben Valiyim
terbiyesiz herif’
‘Ben Valiyim
terbiyesiz herif’
‘Ben Valiyim
terbiyesiz herif’
THD: Tüketicinin ipi çekildi Vadandaşa kayıp-kaçak kazığı
AKP Hükümetinin elektrikten alınan kayıp-kaçak bedelini yasal güvenceye almak için hazırladığı madde TBMM’de komisyondan geçti. Tüketici Hakları Derneği (THD) Genel Başkanı Turhan Ça- kar, tüketicinin ipinin çekildiğini söyledi.
Çalınan elektriğin parasını dürüst abonelerden almak için Enerji Bakanlığı tarafından ha- zırlanan kanun taslağı maddesi, TBMM Sanayi ve Enerji Komis- yonu’nda kabul edildi. Komis- yondaki tartışmalarda muhalefet ve tüketici örgütlerinin itirazla- rının kabul edilmediğini söyleyen Turhan Çakar, “AKP milletve- killeri tasarının kabul edilmesi konusunda çok kararlıydılar. Ta- sarının komisyonda AKP millet- vekilleri tarafından kabul edil- mesi ile açıkça tüketicilerin ipi
çekilmiş oldu” dedi.
Tasarının kabul edilmesiyle kayıp-kaçak bedellerinin yanı sıra sayaç okuma, kesme bağ- lama bedeli ve daha birçok un- surun maliyetlere eklenmesi ko- nusunda dağıtım şirketlerine yeni haklar tanındığına dikkat çeken Çakar şöyle konuştu: “Ör-
neğin, dağıtım tarifeleri adı al- tında; dağıtım sistemi işletim maliyeti, teknik ve teknik ol- mayan kayıp maliyeti ( kayıp- kaçak), kesme bağlama hizmet maliyeti, sayaç okuma maliyeti, reaktif enerji maliyeti gibi da- ğıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve
hizmet bedelleri tüketicilere fa- tura edilecek.”
ÖZELLEŞTİRMENİN SONUCU Komisyonda kabul edilen maddeyle tüketicilerin hak- larını aramasının önüne engel konduğunu kaydeden Çakar, tasarının yasalaşması halinde geriye doğru işletilerek hak- larını aramış olan tüketicilere ödenmiş olan kayıp-kaçak be- delleri ile mahkemelerdeki tüm şirket giderlerinin dağı- tım şirketlerince tüketicilere fatura edileceğini belirtti. Ça- kar, yaşananların elektrik da- ğıtımında özelleştirmenin so- nucu olduğunu kaydetti. Hü- kümeti tüketici haklarına say- gılı olmaya davet eden Çakar, tüketicileri de mücadeleye çağırdı.
Vali Ahmet Kara’nın azarladığı şehit babası Garip Karaca, bir şehit eşini teselli ederken valinin aniden kendisine ‘terbiyesiz herif’ diyerek masadan kalktığını söyledi. Karaca salondan ayrılırken koruma polislerinin kendisine müdahale etmeye çalıştığını anlattı
Muhabirimiz Cuma ahin,
ehit babas
Garip Karaca ile görütü
Garip Karaca
Ahmet Kara
ÇORUM VALİSİ ŞEHİT BABASINI BÖYLE AZARLAMIŞ...
Turhan Çakar
4
oplum
t
ANKARA İmsak04:21Güneş05:46Öğle 12:03 İkindi 15:26 Akşam18:08 Yatsı 19:26 İSTANBUL İmsak04:35Güneş06:02 Öğle 12:19İkindi 15:41 Akşam18:24 Yatsı 19:43 İZMİR İmsak04:46Güneş06:09Öğle 12:26İkindi 15:49 Akşam18:31 Yatsı 19:47 Ankara: -1/6h
İstanbul: 3/8d
İzmir: 4/11h
Antalya: 7/17d
Adana: 8/17h
Diyarbakır: 3/12h
Erzurum: -3/3d
Sivas: 2/5b
Tunceli: 1/10b
Trabzon: 5/7b
Zonguldak: 1/5b
Bursa: 1/7h
Konya: 0/8h
HAVA DURUMU
20 MART 2015, CUMA
Karar vericiler yeterli mi?
H
avza yönetimi için karar verme konu- sunda kaldığımız yerden devam ede- lim. Karar öncesi; havzanın ekolojik ve çevresel (yani doğal sistem, DS) yapısı ile sosyoekonomik ve kültürel (yani sosyoekono- mik sistem, SES) yapısı hakkında elde edilebilir en iyi güncel veriler ve bunları değerlendirecek, bilgiye dönüştürecek araçlar tanımlanmalı, karar vermede yönlendirici olacak potansiyel etkiler uzmanlarınca araştırılmalı, sorunlara neden olan değişkenler ve sürükleyiciler tah- min edilmelidir. Bu şekilde havzada sorunlar ve nedenleri iyice anlaşılıp, tanımlanmalı ve bunlara ait çözüm seçenekleri de uzmanlarca geliştirilirek, karar vericilere sunulmalıdır.Ekonomik açıdan ifade etmek gerekirse;
havzanın ekolojik bileşenleri, havza sisteminin SES’e sağladığı doğal sermaye veya “ARZ”
kısmını tanımlar. SES bileşenleri ise havza sis- teminin potansiyel kullanım istekleri, diğer bir deyişle “TALEP” hakkında önemli ipuçları verir. Ekosistemin ekonomik sisteme katkıla- rını belirlemek için de, havzanın tüm ekono- mik ve sosyal değerlerinin ortaya çıkartılması gerekir. Bunun için kullanılabilecek araçları, önceki köşe yazılarımdan bulabilirsiniz.
Elbetteki her türlü veri kararlar için kritik de- ğildir, bu nedenle kararlar için en uygun ve ge- rekli olan verilerin uzmanlarca ayıklanması gerekir. Burada karar vericiler bu bilgilerle sis- tem içinde anahtar, itici ve yönlendirici güç ve ilişkileri tanımlamak üzere etkilerin değerlen- dirmesini yapabilmelidir. Bu da ancak bilimsel kurumları, yönetimleri, sivil toplum örgütlerini, hak sahiplerini, tüm sektör temsilcilerini, kı- saca paydaşları bir araya getirip, onları havza- lar hakkında bilgiyle donatmak suretiyle mümkün olabilir. Yani karar vericilerin, karar- lar öncesi havzalarla ilgili belli bir birikim ve de- neyime sahip olmaları gerekmektedir.
GÜNÜMÜZÜN KARAR VERİCİLERİ YETERLİ Mİ?
Bu soruya yanıtı, birbiri içine geçmiş iki sü- reçle işleyen “Negatif Seleksiyon” teorisinde bulabiliriz. İlk süreç, ülkedeki yetersizliklerinin bile farkında olmayan “kifayetsiz muhterisler”in cahil cesaretleriyle önemli gö- revler için yanıp tutuşmaları; yetenekli ve do- nanımlı kişilerinse bu görevlere talip olmamaları şeklinde gelişen ve psikolojide Dunning-Kruger Sendromu olarak bilinen sü- reçtir. Bu sürecin sonunda, “kifayetsiz muhte- risler” ülkenin en üst yönetim makamlarını işgal ederler. İkinci süreç ise bu sonuç aşama- sında devreye girer ve “birinci sınıf insanların, birinci sınıf insanlarla; ikinci sınıf insanların ise üçüncü, dördüncü sınıf insanlarla çalışmayı yeğlemesi” olarak özetlenebilecek “Andre Weil kuralı” işleyerek, üst makamlardaki ikinci sınıf “kifayetsiz muhterisler”in altındaki görev yerlerini, üçüncü, hatta dördüncü sınıf insanlar doldurur. İyice edilgen hale gelen birinci sınıf insanlarsa, artık küsüp kabuğuna çekilmiştir çoktan. Sakın yanlış anlaşılmasın, buradaki kastettiğim sınıf ayırımı; eğitim, bilgi, kültür, deneyim, kısaca uzmanlık açısındandır.
Ezberci, belletici, dogmatik eğitim siste- miyle yetişen; sorgulama, analiz ve sentez yapma gibi yeteneklerinin gelişimi engellenmiş bireylerden oluşan toplumlarda, bu süreçlerin geniş kesimler tarafından farkına varılması da, kifayetsiz muhterislerce baskı, şiddet, yıldırma politikalarıyla önlenir. Sonuçta, ikinci sınıf in- sanların, üçüncü ve dördüncü sınıf insanlarla birlikte yönettikleri, bir toplum ortaya çıkar.
Son yıllarda maalesef yurdumuzun manzarayı umumiyesi budur ve vurgulamak isterim ki, bunu kökten değiştirmeden, havzalarımızı mevcut karar vericiler ve yöneticilerle yönet- mek son derece riskli ve tehlikelidir. Hadi rast- gele!
SUYLA YOLCULUK
ETHEM GÖNENÇ
SAĞLIK Bakanlığı, 2014 yılından beri 16 kişinin grip nedeniyle yaşamını yitirdiğini, bu ölümlerin 11’ine domuz gribi virüsünün neden oldu- ğunu söylemiş ve domuz gri- binde (H1N1 virüsü) toplam vaka sayısının ise 170 olduğu bilgisini vermişti.
Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Der- neği Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, Türkiye’de grip vakalarıyla ilgili görülen sonuçların beklenildiği gibi olduğunu söyledi. Ekim ayından itibaren artışın oldu- ğunu ifade eden Nevzat Yalçın grip konusunda bilgi vererek alınacak önlemleri sıraladı. Yal- çın” Şiddetli ateş baş, kas ağrısı ve yorgunlukla seyreden hastalık değişen hava koşullarına bağlı
olarak soğuk sıcak değişimleri vakaları arttırdı. Türkiye’de aşı- lanma oranları çok düşük. Yüz- de 10 olan oranlar özellikle 65 yaş üstü grip aşılanma duyarlı- lığının arttırılması gerekiyor.
Nisan, Mayıs ayına kadar bu sıklık devam edebilir” diye ko- nuştu.
VİTAMİN DESTEĞİ Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, doğru teşhis ve etkili tedavinin grip vakalarının süresini azalt- tığını ifade ederken, hafif ge- çirilen bir takım farklı virüslerin olduğunu grip virüsünün on- larla karıştırıldığını söyledi.
Yalçın “İlk 24 saatte ilaç alınması çok elzem, bu süre 48 saate kadar uzayabilir. Ne kadar erken başlanırsa o kadar etkili olur ilaç tedavisi. 48 saati geçtikten sonra etkisi kalmıyor.
Enfeksiyona yakalanmadan önce vitamin desteği önemli.
Hastalık başladıktan sonra bir etkisi olmuyor” dedi.
GRiPSENiZ
evden çıkmayın
Uzmanlar grip vakalarının benzer bir takım farklı virüslerle karıştırılmamasına dikkat çekerken, doğru teşhis ve ilk 24 saatte ilaç alınmasının çok elzem olduğunu söyledi
ALİYE ULUSOY
Karar vermek için papatya fal bakmak gerekir mi!!!
İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından Sarıyer kıyılarında inşa edilen ‘Kısırkaya Geçici Sahipsiz Hayvan Bakımevi ve Bahçeli Yaşam Alanı’nın yürütmesinin durdurulması ve iptaline ilişkin açılan davanın ilk duruşması 6’ncı İdare Mahkeme- si’nde görüldü. Yenibosna İdare Mahkemesi’nde görülen duruşma sonrasında, yapımı tamamlanan ve açılmak üzere olan hayvan barınağını yargıya taşıyan Hayvan Haklarını Koruma ve Geliştirme Derneği basın
açıklaması yaptı. Açıklamaya İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu, Yeryüzüne Özgürlük Derneği üyeleri ve hayvan hakları savunucuları da destek verdi.
UÇAR: BURASI BARINMA YERİ DEĞİL
“Kısırkaya’da ve Pendik’te Hayvan Tecritine Hayır” yazılı pankart açan eylemciler “İstanbul Kedileriyle Gü- zel”, “Sokak hayvanları mahalle sa- kinlerinindir” şeklinde dövizler taşıdı.
Hayvan Haklarını Koruma ve Ge- liştirme Derneği adına konuşan avu- kat Kemal Uçar, tarafsız bilirkişilerce keşif yapılması talebinde bulunduk- larını belirterek “Burası barınma yeri değil, daha çok esir toplama kampına dönüşmüş durumda. Sağlıklı hay- vanların bile sağlığını kaybedeceği bir yer olarak inşa edilmiş. Barınağın kapatılması için uğraşıyoruz” dedi.
“İnsana, hayvana, yeryüzüne özgür- lük” şeklinde slogan atan grup, açık- lamanın ardından olaysız dağıldı.
Bonzaiden sonra
yeni illet:
AYDINLIK / ANKARA
GENÇLER bonzaiden sonra yeni bir illetle karşı karşıya. En tehlikeli uyuşturuculardan biri olarak bilinen metamfetaminin Türki- ye’deki kullanımı 2009’dan bu yana hızla ya- yılmaktadır. Sentetik bir uyuşturucu olan ve kullanıcıları tarafından “ateş buz” olarak da adlandırılan metafetaminin emniyet birimleri tarafından ele geçirilme oranlarındaki artış da kullanım yaygınlığına işaret ediyor.Konuyu TBMM gündemine taşıyan CHP Gaziantep milletvekili Mehmet Şeker, gençlerin yeni bir illetle karşı karşıya olduğunu belirterek, “Ör- neğin Gaziantep’te sadece son bir buçuk ayda yapılan operasyonlarda 3 kiloya yakın me- tamfetamin maddesi (ateş buz) ele geçirilmiştir.
Metafetaminin ele geçirilemeyen kısmı ise sokaklarda rahatlıkla satılmakta, nasıl kulla- nılacağına ilişkin bilgilere de internette ko- laylıkla ulaşılmaktadır. Beyin ve vücut üzerinde kalıcı hasarlar oluşturan, eroin ve bonzaiye göre bağımlılık yapma kabiliyeti daha kuvvetli olan “ateş buz” adlı sentetik uyuşturucu ile ilgili yeterli tedbirlerin alınmaması, kamuoyunu bilinçlendirici faaliyetlerin gerçekleştirilmemesi aileleri endişeye sevk etmektedir” dedi.
BONZAİDEN DAHA TEHLİKELİ Gerekli önlemin alınmaması durumunda Türkiye’nin bonzaiden daha tehlikeli ve vahim vakalara sahne olacağı uyarısı yapan Şeker, konuyu TBMM gündemine taşıdı. Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi veren Şeker, Da- vutoğlu’na şu soruları yöneltti :”2009-2015 yılları arasında emniyet birimleri tarafından yapılan operasyonlarda ele geçirilen metam- fetamin miktarının yıllar ve iller bazındaki detayı nedir? Türkiye’de 2009-2015 yılları arasında ‘ateş buz’ kullanan kişi sayısının yıllar, iller ve yaş grupları bazındaki detayları nedir? Son 6 yılda madde bağımlılığına bağlı ölüm sayısının yıllara göre detayı nedir? Genç- lerin hayatını karartan, ocakları söndüren metamfetamin hangi yollardan piyasaya sü- rülmektedir? Türkiye’de üretimi var mıdır?
Ülkemizde metamfetamin satışının ve kulla- nımının engellenmesi ile bu tehlikeli uyuştu- rucunun zararlarıyla ilgili toplumsal bilinç oluşturulması konusunda hangi kurumlarla ne tür çalışmalar yapılmaktadır?”
ATEŞ BUZ
Karabük beyaza büründü
KARABÜK’ün Safranbolu il- çesinde, kar yağışıyla birlikte güzel görüntüler ortaya çıktı.UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesinde bulunan Safranbolu ilçesinde kar yağışının ardından tarihi evler, gü- zel görüntüler oluşturdu. “Koru- manın Başkenti” olarak anılan
Safranbolu’da, geleneksel evler, tarihi camiler, çarşılar, hanlar, ha- mamlar, seyir terasları ve taş köp- rüler gece saatlerinde başlayan kar yağışıyla beyaza büründü.Be- yaz örtü tarihi ilçeye gelen ve fo- toğraf çeken turistlere güzel gö- rüntüler sundu.
Nehirde kaybolan balıkçı 75 gündür bulunamadı
SAKARYA’nın Karasu İlçesi’nde 2 Ocak günü Adatepe ile Konacık Mahallesi arasında Sakarya Nehri’nde ördek avlarken bindikleri kayığın alabora olması sonrası suya düşerek kaybolan Gebzeli balıkçı, 44 yaşındaki Süleyman Abuşka’yı 75 günden bu yana süren arama çalışmalarında sonuç alınamadı.
Gebze’de oturan Süleyman Abuşka ailesiyle birlikte babasının oturduğu Karasu’nun Limandere Ma- hallesi’ne gelerek sabah saatlerinde Süleyman Abuçka ve amcanın oğlu 40 yaşındaki Şaban Abuşka motorlu fiber kayıkla birlikte Sakarya Nehri’ne gitti. Nehirde açılarak bir süre avlanan iki kişi alabora olan kayıktan düştü. Batan kayığa sarılan Süleyman Abuşka nehirde kaybolurken Şaban Abuşka kendi çabasıyla kıyıya çıkmayı başardı.
Şaban Abuşka durumu hemen jandarma ekiplerine haber verdi. Kısa süre içinde jandarma ve AFAD ekipleri sevk edildi. Arama kurtarma ekipleri nehir içerisinde gün boyu kaybolan Süleyman Abuşkayı kayığın battığı yerden itibaren üç kilometrelik alanda ağ ve kancalarla tarama yapmak suretiyle aradı. Ancak, çalışmalardan sonuç alınmadı.
Engelliler konferansı
AYDINLIK / ANKARA
ZİHİNSEL Engelliler Federasyonu, Mersin, Edirne, Keşan ve Ağrı’dan sonra bugün de Ankara’da bir kon- ferans topluyor. Engelli hakları, zihinsel engellilerin ya- şamsal sorunları ve yerel yönetimlerden beklentilerinin konuşulacağı konferans, bugün saat 13.30’da Beyaz Karanfiller Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilecek.
Konferansa Engelliler Konfederasyonu Genel Baş- kanı Av. Turhan İçli konuşmacı olarak katılacak.
Yüzde 68 barajı geçti
SINAVA giren 1 milyon 987 bin 488 adaydan 1 milyon 944 bin 933’ünün puanı hesaplandı.Tüm adayların yüzde 89,55’i 140 ve üzeri, yüzde 68,89’u 180 ve üzeri puan aldı. ÖSYM istatistiklerine göre, ÖSYS başvuran 2 milyon 126 bin 684 adayın, 79 bin 969’u sınavsız geçişe başvurdu. 1 milyon 986 bin 995’inin sınavı geçerli sayıldı. Herhangi bir puan tü- ründe 140 ve üzeri puan alan aday sayısı 1 milyon 779 bin 850 iken 180 ve üzeri puan alan aday sayısı 1 milyon 369 bin 147 oldu.
KISIRKAYA HAYVAN BARINAĞI
DAVASI BAŞLADI ‘Sokak hayvanları
mahalle sakinlerinindir’
Bir haftada yarım milyar dolar gitti
MERKEZ Bankası’nın internet sitesinde yer alan verilere göre; yurtdışında yerleşik kişilerin mülkiyetindeki hisse portföyü 13 Mart haftasında bir önceki haftaya göre piyasa fiyatı değişimi ve kur farkından arındırılmış olarak 532 milyon dolar azaldı.
Devlet iç borçlanma senedi portföyü de net 31 milyon dolar geriledi.
BETAM: Ekonomik büyüme sıfır
BAHÇEŞEHİR Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BE- TAM), ‘’Geçen yıla kıyasla ilk çeyrekte büyüme yok’’ başlıklı bir bülten yayım- ladı. Uzman Araştırmacı Zümrüt İma- moğlu ve Araştırma Görevlisi Barış Soy- bilgen imzasıyla yayımlanan bültende,
‘’Mevsim ve takvim etkisinden arındı- rılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE) Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 1.4 oranında azaldı. İhracat miktar endeksi altın etkisiyle yüzde 6 artarken, ithalat miktar endeksi yüzde 3.8 oranında
azalış gösterdi’’ bilgisine yer verildi.
İlk çeyrekte üretim ve altın hariç ih- racatın oldukça zayıf seyrettiği ve ithalat talebindeki düşüş ile güven endeksle- rindeki gerilemenin de zayıf görünüme destek verdiğinin kaydedildiği bültende,
‘’Kamu kesimi ise harcamaları artırarak büyümeye destek veriyor. BETAM’ın ilk çeyreğe ilişkin ilk büyüme tahmini bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0.2. Önceki yılın aynı çeyreğine göre ise ekonomide büyüme görülmüyor, tahmin oranımız sıfır’’ denildi.
20 MART 2015, CUMA
5
FED ve Merkez Bankası kararları
M
erakla beklenen FED kararını Başkan Janet Yellen 18 Mart günü açıkladı. Küresel ekonomiyi yakından ilgilendiren ve bizim piyasalarımızın ve iş dünyasının merakla beklediği“FED faiz artıracak mı?” yanıtı aşağı yukarı belli oldu. FED’in açıklanan kararı şu:
Faiz artışı için “sabırla bekleyeceğiz” anlamındaki
“sabırlı’’ ifadesini kaldırdı.
Faiz artışı yapmadı.
ABD ekonomisi ile ilgili beklentilerini revize etti. 2015 büyüme oranı yüzde 2.3-2.7 arasında olacak diye tahmin etti. Aralık ayındaki tahmini yüzde 2.5-3 arası idi. Enflasyon beklentisini de 2015’de yüzde 0.6-0.8-2016’da 1.7-1.8 aralığına, çekirdek enflasyonu tahminini de yüzde 1.3-1.4 ara- lığına çekti.Fed işsizlik oranında büyüme tahminini bu yıl için yüzde 5-5.2 aralığı olacak şekilde revize etti.
FED SABIRSIZ DA OLMAYACAK FED “sabırlı” ifadesini çıkarmakla sabırsız da davranmayacak. Bunu bizzat FED Başkanı Yellen söyledi. Yellen’in yol haritası şöyle:
Verilere göre hareket edeceğiz. Orta vadede enflasyonun yüzde 2 hedefine ulaşacağını bekliyoruz.
İstihdam verileri güçlü seyrediyor. Büyüme ise ya- vaşladı.
Nisan’da faiz artışı yok. Mayıs’ta toplantı yok.
Haziran’da faiz artışı olabilir. Ne kadar olur, onu verilere göre belirleyeceğiz.
Doların güçlenmesi ABD ekonomisinin güçlü olduğunu yansıtıyor. Ama ihracat büyümesi de bundan etkileniyor. Deşifresi; güçlü doları biraz diyete sokmak lazım.
YORUM VE ANALİZLER FARKLI
Amerikalı yatırım danışmanı Bill Gross FED’in bu açıklamasını “güvercin” açıklama olduğunu be- lirterek FED’in artık kur savaşlarına katılacağını ön- gördü.
Türkiye’de piyasalar neredeyse 2 yıldır FED politiklarına, faiz artırıp artırmayacağını odaklanmıştı.
Bu bir anlamda fiyatlamanın yapıldığını gösteriyor.
Bu nedenle Türk lirası varlıklarda oyuncu değişiklikleri olmaz.
FED Haziran’da faiz artırımına 25 bazlı olarak başlar. Ama beklentileri düşürmekle daha ileri bir tarihte de faiz artırımına başlayabilir.
Yabancı yatırımcılar FED’in herkesi ofsayda düşürdüğü görüşündeler. Bu arada ABD tahvil faiz- lerinde keskin düşüşler olduğunu belirtelim.
Uğur Gürses bu kararın doların gazını almak olduğu şeklinde yorum yaptı. Bu bir anlamda doların şiştiği tespiti yapmak demek.
DOLAR DÜŞTÜ!
Bu karar dolar-avro paritesinin 1.10’dan yukarı çıkması ile Türkiye’de 2.58’in altına düştü. Borsa’da yükselme bekleniyor. Altın yükselişe geçti. Bu kararın pozitif algılanması (güvercin) nedeniyle doların 2.58- 2.60 bandında olacağı tahmin ediliyor.
BAŞÇI FAİZLERİ İNDİRMEDİ
Merkez Bankası 17 Mart Pazartesi toplantısında faizlere dokunmadı. Politika faizini yüzde 7.5’da sabit tuttu. Faiz alt ve üst koridorlarına da dokunmadı.
Bu kararın MB’nin bekle-gör politikası izleyeceğini gösterdiği şeklinde analizler yapılıyor. MB temkinli duruşun şart ve bunun nedeninin küresel gelişmeler ve gıda fiyatlarındaki artışlar olduğunu belirtti. 21 Ocak 2014’de yüzde 4.50 olan faiz treni 28 Ocak 2014’de yüzde 10’a çıkmış 24 Şubat 2015’e kadar yüzde 7.50’ye gelmişti.
PARA DEĞİL ÜRETİM
Borsa yükseldi, dolar düştü. Dolar yükseldi, borsa indi, altın düştü. Dolar-avro paritesi indi-çıktı...
Bütün bunlar küresel kur ve para savaşının günlük termometresi. Yazıya başladığımızda dolar 2.58’in altında idi. Yazımız bitti üstüne çıktı. Şimdi de piyasalar bugün açıklanacak Fitch’in kararını bekliyor.
Fitch kötü bir açıklama yaparsa dolar yükselecek.
Bütün bunları elbette önemsiyoruz. Ama kur savaş- larının şiddetli olduğu ve küresel ekonominin iflasa gittiği bir dönemde biz ülke olarak hangi yapıdayız, ona bakmak ve gerekli önlemleri buna göre almak zorundayız. Yani gerçeklerle yüzleşmeliyiz...
Hazırlayan: RECEP ERÇİN [email protected]
konomi
e
Merkez’e faiz baskısı spekülatörlerin yolunu açar
TÜRKİYE Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Ali Yücelen, ekono- miye ilişkin sert açıklamalarda bulundu.
Son dönemde Merkez Bankası’na yö- nelik yapılan faiz indirim baskılarına de- ğinen Yücelen, ‘’Türkiye’nin en kıymetli kurumlarından birinin itibarını zedeler, bu bir. Piyasa faizinin piyasa hareketleri- nin dışında bir sebeple indirilebileceğini düşünmek, ham hayaldir ve spekülatör- lerin yolunu açmaktan başka bir işe ya- ramaz, bu iki. Şayet bu yapılmak istenirse neticesi, Türkiye’nin daha derin bir dolarizasyona sürüklenmesi olur bu da üç’’ dedi.
DOLARİZASYON RİSKİ Dolarizasyon riski üzerinde duran Yücelen, ‘’Devlet aslında iki şeydir, bili- yorsunuz. Sinyoraj ve patronaj. Burada girmek istemediğim, ülkemizin güney- doğusundaki bir takım gelişmeler ile birlikte değerlendirildiğinde, dolarizas- yon Allah korusun, devletin sinyoraj hakkı ile birlikte patronaj hakkını da tar- tışılır hale getirecektir” diye konuştu.
DIŞ POLİTİKA ELEŞTİRİSİ Dış politikaya yönelik eleştirilerde de bulunan Yücelen, Türkiye’nin bir za- manlar kendi toprakları olan Mısır, Libya, Yemen, Suriye gibi ülkelerde artık elçilerinin bile bulunmadığını; işadamla- rının ise iş yapmakta zorlandığını anlattı.
Türkiye ekonomisinin inşaat sektörüne bağımlı yapısına dikkat çeken Yücelen, tüm bu sorunlar nedeniyle siyasete gir- meye karar verdiğini açıklayarak, TÜ- GİAD Yönetim Kurulu’na istifasını sunduğunu ve milletvekili aday adayı ol- duğunu açıkladı.
Mustafa PAMUKOĞLU
Fitch ile seçim öncesi not anlaşması!
EKONOMİ SERVİSİ
KREDİ derecelendirme kuruluşu Fitch Raitings’in bugün piyasalar kapandıktan sonra Türkiye için olağan gözden geçirmesinin sonuçlarını açıklaması bekleniyor. Buna göre kuruluşun, 2012 Kasım ayından beri Türkiye için BBB- yatırım yapılabilir seviyede tuttuğu kredi notunda değişikliğe gidip gitmeyeceği merak konusu. Kuruluş son olarak 2014’ün Ekim ayında notta ve durağan olan görü- nümde değişikliğe gitmemişti.
OCAK’TA UYARDI
Diğer yandan Ocak ayında yapılan açık- lamada, “Türkiye’deki siyasi kriz kalıcı güçlüklere işaret ediyor” ifadesi dikkat çe- kerken, son gelişmelerin kredi notunu et- kilemediği kaydedildi.
“Kriz yatırımcıların Türk varlıkları üze- rindeki risk primini artırdı ve yüksek cari açığa odaklanarak TL’nin rekor düşük se- viyelere gerilemesine neden oldu” denilen açıklamada, “Kriz şu anda çok değişkenlik nitelikte, makroekonomik görünüm üze- rinde henüz somut olumsuz bir etkisi ol- madı” ifadesine yer verildi.
DALGALANMALAR ETKEN Piyasa uzmanlarının yaptığı yorumlara göre dolardaki hızlı yükseliş henüz makro
verilere tam anlamıyla yansımadığından Fitch, not görünümde değişikliğe gitme- yecek. Ancak son üç aydır siyasi ve eko- nomik anlamda görülen kriz Türkiye’de istikrarsızlık işaret olarak dışarıya yansıyor.
Nitekim Başbakan Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, ABD’deki yatırımcılarla görüşmelerinden sonra uluslararası basına yansıdığına göre ülkeye memnuniyetsiz dönmeleri kaygıları artırıyordu. FED’in önceki gece piyasada “güvercin’’ olarak algılanan mesajlar vermesi ise faiz artırım sürecinde piyasaların sakinleşmesine neden olurken, doların 2.60 TL’nin üzerinde sey- retmesi dikkat çekiyor.
MOODY’S TAKTİĞİ
Son günlerde özellikle yandaş basında çıkan haberler Fitch’in Türkiye’nin notunu değiştirmeyeceği yönünde. Ekonomi kul- islerinde konuşulan iddialara bakılırsa, hü- kümet seçim öncesi bir sürpriz yaşamamak için kuruluşla anlaştı ve not konusunda sessiz kalınmasını istedi. Hatta Tayyip Er- doğan’ın, Merkez Bankası ile görüşmesi ile yaşanan gerilimin düşürülme çabasının da bu anlaşma sonrasında yaşandığı öne sürüldü. Hatırlanacağı üzere 8 Ağustos akşamı tam da Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi Türkiye’ye ilişkin not açıklaması
beklenen kredi derelendirme kuruluşu Moody’s, herhangi bir açıklama yapmamıştı.
Kuruluşa yöneltilen sorular sonucu ise ve- rilen yanıt tatmin edici olmamıştı. Geçen yıl Nisan ayında Türkiye’nin not görünü- münü negatife çeviren Moody’s, Ağustos ayında seçim öncesi tarihe denk gelen not açıklamasını şaşırtıcı bir şekilde yapmamıştı.
BASKIYA KARŞI ÇIKAR MI?
Hafta içinde hükümet cephesinden gelen tepkiler dikkate alındığında yapılan yorumlarda, kuruluşun Hazine’ye gönder- diği raporun beğenilmediği ve geri gön- derildiği kaydedildi. Moody’s’in yayımladığı takvime göre Aralık ayı başında yapılması beklenen açıklama da yine geç saatlere kadar beklenilmesine rağmen gelmemişti.
Hükümetin bozulan ekonomik göstergelere rağmen, söz konusu kuruluşlara seçim ön- cesi not açıklaması yapmamaları konusunda baskı yaptığı iddia ediliyor. Buna göre Ku- ruluş bugün akşam saatlerinde notta bir değişikliğe gitmeyecek. Öte yandan bu aynı zamanda küresel finansal krizde batık bankalara sağlam notu veren bu tür kuru- luşların güven sınavından geçmelerine de neden oluyor. Hükümet baskıları sonucu not erteleme eğilimine giren kuruluşların ekonomik güvenilirlikleri sorgunlanır hale gelmiş durumda.
dolar
2.5912
avro 2.7660 cumhuriyet altını BİST - 100
80.074
faiz
8.76 651 TL
b. petrol
$ 53.08
Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in tıpkı Moody’s gibi Türkiye’nin not görünümünde değişikliğe gitmeyeceği iddia edildi. Ekonomi kulislerinde konuşulan iddialara göre, hükümet ile kuruluş not konusunda anlaştı
MİLLETLERARASI Ticaret Oda- sı’nın Singapur’da düzenlediği top- lantıda, B20 Türkiye Dönem Başkan- lığı’na özel bir oturum gerçekleştirildi.
Oturuma, Milletlerarası Ticaret Odası Genel Konseyi için Singapur’da bu- luşan 60 ülkeden 100’ün üzerinde iş adamı katıldı. B20 Türkiye ve TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun açılış konuşmasını gerçekleştirdiği otu- rumda, dünyanın dört bir yanından gelen işadamlarına B20 Türkiye’nin gündemi ve öncelikleri anlatıldı.
BALİ ISRARI!
Oturumda, küresel iş dünyası tem- silcilerine özellikle B20 Türkiye’nin üzerine çalıştığı 6 Görev Gücü olan
“Ticaret”, “Altyapı ve Yatırımlar”,
“Büyümenin Finansmanı”, “İstih- dam”, “Yolsuzlukla Mücadele” ve “ KOBİ’ler ve Girişimcilik” üzerine
bilgi verildi.
ICC Genel Konseyi B20 özel otu- rumunda katılımcılara, görev güçle- rinin çalışma alanlarına yönelik an- ketler de uygulandı. Oturumda iş adamlarına yöneltilen küresel ticarette
en önemli gündem maddesinin ne olduğuna ilişkin soruya yüzde 65 ora- nında “Bali Anlaşmasının bir an önce imzalanması ve uygulamaya geçiril- mesi” cevabı verildi. Bu sonuç top- lantıda, iş adamları için ticarette ön-
celikli konunun ticaretin önündeki engellerin kaldırılması olarak yorum- landı. Bilindiği gibi Bali Anlaşması her ne kadar küresel ticaret için fırsat sunsa da ulusal devletleri çok uluslu şirketler önünde savunmasız bırakıyor.
YATIRIMA ENGEL
Altyapı ve Yatırımlar Görev Gü- cünün gündem maddeleri kapsamında yapılan ankette ise, iş adamlarının yatırıma ağırlık verdikleri ve özellikle doğrudan yabancı yatırımların teşvik edilmesi ve korunmasını istedikleri gözlendi. Doğrudan yabancı yatırım- ların korunmasının bu derece önem- senmesi ise, FED’in faiz artırımının beklendiği şu dönemlerde, iş dünya- sının finansman imkânlarının daral- masından dolayı doğrudan yatırımları öncelikli alan olarak belirlediklerinin bir göstergesi olarak yorumlandı.