SEBZE ve SÜS BİTKİLERİ ZARARLILARI
(Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü/Seracılık Programı) 2. GENEL SEBZE ZARARLILARI
2.1. Körfare (Köstebek)
Körfare, Rodentia (Kemirgenler) takımının, Spalacidae familyasına ait Spalax leucodon Nordmann türüdür. Bu türün gövdesi silindir şeklinde olup, vücut uzunlukları 172-235 mm kadardır. Kuyrukları kaybolmuş olup, gözleri dumura uğramıştır. Ön ayaklar ve burun çok sertleşmiş olup, kazıcı tipte gelişmiştir. Vücut tüyleri gri renktedir.
Çiftleşme dönemleri hariç toprak altında yalnız yaşarlar. Genellikle Kasım-Şubat arasındaki dönemde çiftleşen dişilerin gebelik süresi 30 gün kadar olup, Mart-Nisan aylarında tek doğumda 2-4 yavru doğururlar. Kış uykusuna yatmazlar ve kışı toprağın yaklaşık 4m derinliğine kadar olan kısmında galerilerde geçirirler. Depoladıkları bitkilerle kışı geçirdikten sonra tekrar açtıkları galeriler ile toprak yüzeyine çıkarlar. Toprak yüzeyine açılan delikleri hiçbir zaman açık bırakmaz ve kapatırlar.
Bir körfare 1-15da’lık alanda zarar oluşturabilir. Bitki kökleri ve özellikle yumrulu bitkiler ile beslenerek zarar verirler. Pancar, patates, şalgam, havuç, soğan ve pırasada önemli düzeyde zarar meydana getirirler. Galerilerinde önlerine çıkan bitki köklerini keserek de zarar meydana getirirler. Ayrıca açtıkları galeriler nedeniyle sulamada aksamalara yol açabilirler.
Sebze üretimi yapılan tüm alanlarda görülmekle birlikte, S. monticola, S. zemmi ve S. typhlus türleri de yaygın diğer türlerdir.
Körfare ile mücadelede, ilk olarak kültürel önlemler kapsamında, galerilerin su altında bırakılması ile buradaki bireylerin öldürülmesi sağlanabilmektedir. Mekanik mücadele kapsamında kullanılan fare kapanları en etkili yöntemlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Galerilerin ağzındaki topraklar temizlenerek, her delik için bir kapan kurulabilir. En önemli doğal düşmanları köpekler, tilki, puhu kuşu, kulaklı ve peçeli baykuş türleridir.
2.2. Tarla Fareleri
Tarla fareleri, Rodentia takımının, Cricetidae familyasına ait Microtus cinsi içindeki türlerdir. Genellikle vücutları tıknaz, başları büyük ve burnu basıktır. Kuyrukları vücutlarından uzun ve seyrek, açık renkli kıllarla kaplıdır. Vücutları 90-180mm arasında değişmektedir.
Ergin tarla fareleri toprak altında ve 4-6 giriş deliği olan galerilerde yaşarlar. Dişiler her zaman doğurma gücüne sahip olup, yılda 4-6 doğum yapabilirler. Her doğumnda ortalama 5-6 yavru meydana getirirken, ömürleri 3-4 yıl kadardır.
Kültür bitkileri ile çayır-mera bitkilerinin yeşil aksam, tohum ve meyvelerini, ayrıca yiyecek bulamadıkları durumlarda, meyvelik ve ormanlarda fidanların gövdelerini (özellikle kök boğazı)yemek, kemirmek, kesmek ve kirletmek suretiyle zarar yaparlar. Deniz seviyesinden 2500m’e kadar olan yüksekliklerde bile aktif olarak bulunurlar. Pancar, domates, kavun, karpuz, hıyar, çilek, mantar, patates, şalgam, havuç, soğan ve pırasa gibi sebzelerde önemli zararlar meydana getirirler.
Tarla fareleri ile mücadelede, kültürel önlem olarak derin toprak işleme, ekim nöbeti (münavebe), tarladaki bitki artıklarının temizlenmesi ve küçük alanlarda su altında bırakma
yöntemi kullanılarak mücadele yapılabilmektedir. Biyolojik mücadelede, doğal düşmanları olan başta yılanlar, baykuş, leylek, sansar, gelincik, köpek ve kedilerle popülasyonları baskı altında tutulabilmektedir. Kimyasal mücadele kapsamında zehirli yem kullanmak sureti ile etkin bir mücadele yapılabilmektedir. Zehirli yem hazırlanışı; 100kg buğday tohumuna 2kg çinko fosfür karıştırılarak, el değmeden tahta kaşık ya da kamışlarla deliklere bırakma şeklinde uygulanır.
2.3. Yumuşakçalar
Yumuşakçalar şubesi içinde, Gastropoda sınıfının Pulmonata alt sınıfında yer alan salyangozlar (Helix spp.) ve sümüklü böcekler (Agriolimax spp.), sebzelerdeki en yaygın yumuşakça türlerini barındırmaktadır. Salyangozlar, vücutları spiral bir şekilde kıvrılmış olan bir kabuk tarafından korunan türler iken, sümüklü böceklerde bu kabuk kaybolurken, yerine kalkan şeklinde bir manto yapısı oluşmuştur. Ayrıca bu türler yapışkan bir sümüksü madde salgılamaktadır. Salyangozlar grimsi kahverengi ya da daha açık renklerde bulunurken, sümüklü böcekler daha koyu renklidirler. Her iki türde de baş kısımlarında iki çift duyarga bulunur ve bunlar görme ve dokunma görevi görürler.
Kışı toprağa gömülü olarak dinlenme dönemi şeklinde geçirirler. Havaların ısınmasıyla birlikte harekete geçerler ve yumurtalarını toprağın 5-10cm derinliğine açtıkları çukurlara kümeler halinde bırakırlar. Bu türler hermafrodittir, yani erkek ve dişi üreme yapıları bir birey üzerinde bulunur, ancak üreme iki bireyin bir araya gelip spermelerini birbirlerine aktarmasıyla gerçekleşir. Her bir yumurta kümesinde 10-100 yumurta bulunur. Nemli ve yağmurlu günler dışında geceleri aktiftirler.
Tarla ve bahçelerde kültür bitkilerinin yaprak, sürgün ve meyvelerini kemirmek suretiyle zararlı olurlar. Kemirdikleri yaprakların yalnızca damarları kalabilir. Populasyon yoğunluğu fazla olduğu durumlarda ekonomik açıdan önemli zararlar yapabilirler. Her iki tür için birçok sebze türü, meyve, orman ve süs bitkileri önemli konukçularıdır. Ülkemizdeki yaygın salyangoz türleri H. pomatia, H. pisana, H. aspersa ve H. lucorum iken, A. subagrestis önemli sümüklü böcek türleridir.
Mücadelesinde, bahçe ve tarla içinde bitki artığı bırakılmamasına dikkat edilmelidir.
Küçük alanlarda özellikle ilkbahar aylarındaki aktif dönemlerde el ile toplanarak mekanik mücadele yapılabilir. Metaldehit en etkili molluskisittir. Uygulamada %5’lik 1kg Metaldehit 5kg kepek ile karıştırılarak 4-5da’lık bir alana dağıtılır. Bu uygulamadan önce arazinin nemlendirilmesi önemlidir.
2.4. Akarlar (Örümcekgiller)
Arachnida sınıfı içindeki, Acarina takımı içine giren akarlar, en önemli bitki zararlısı türleri içinde barındırmaktadır. Bu takımın üyeleri genellikle küçük olup, gözle görmek zordur.
Genel olarak vücutları baş ve ağız parçalarından oluşan ilk kısım (gnathosoma), 4 çift bacağın bulunduğu ikinci kısım (podosoma) ve bacaklardan sonra abdomen sonuna kadar uzanan üçüncü kısım (opistosoma) olmak üzere temelde 3 bölümdür. Bacak sayıları gelişim dönemleri ve ait oldukları familyalara göre değişkenlik göstermektedir. Ağız yapıları özelleşmiş olup, özellikle üzerlerindeki kıllar yardımıyla besinlerin seçiminde önemli rol oynamaktadır.
Bu takıma bağlı türler döllemsiz ve döllemli üreme görülebilmektedir. Dişiler yumurtalarını tek tek ya da gruplar halinde bırakır ve bazen yumurtaların üzeri su geçirmeyen bir mum tabakası ile kaplı olabilir. Bitki ile beslenen (fitofag) akarlar yumurtalarını bitkisel besinler üzerine bırakırken, toprakta yaşayan avcı akarlar yumurtalarını düşmanlarından uzak bölgelere bırakırlar. Parazitoid akarlar ise yumurtalarını larvaların içine ya da belli dokularına bırakırlar. Fitofag akarlar yumurtadan çıktıktan sonra vücutları çok sert olmayan larvalar olarak önce 1. dönem nimf, daha sonra bunu takip eden 2. ve 3. dönem nimflerden sonra ergin akar haline gelirler.
Bitkilerin toprak üstü aksamlarında beslenen akarlar, çoğunlukla kırmızı, sarı, yeşil ve bazen de beyaz ya da şeffaf renklere sahiptirler. Bu türler stilet benzeri özelleşmiş ağız parçaları yardımıyla bitki hücrelerini sokarak bitki öz suyuna ulaşır ve bunlarla beslenirler. Ayrıca salgıladıkları bazı maddeler ile bitkilerde anormal tepkiler sonucu oluşan gal veya doku deformasyonlarına sebep olmaktadırlar. Toprakaltında yaşayan akar türleri ise bitkilerin büyümekte olan kökleri ile diğer toprakaltı organlarında zarar yapmaktadır. Bu türler mat beyaz renkli ve torba şeklinde bir vücut yapısına sahiptir.
Sebzelerde önemli zaralar meydana akar türleri;
- Tetranychus cinnebarinus, T. urticae (Tetranychidae familyası) - Aculops lycopersici (Eriophyidae familyası) - Polyphagotarsonemus latus (Tarsonemidae familyası)
Akarlarla mücadelede, dayanıklı tür ve çeşitlerin yetiştirilmesi, bitki artıklarının tarladan uzaklaştırılması ve yabancı otların yok edilerek akarların yaşam alanlarının ortadan kaldırılması en etkin kültürel mücadele yöntemleridir. Biyolojik mücadelede predatör Stethorus spp. ile Phytoseiidae familyası türlerinin etkili olduğu belirlenmiştir. Kimyasal mücadelede ise ruhsatlı etken maddeye sahip akarisitlerin kullanımı ile başarılı bir mücadele yapılabilmektedir.
2.5. Nematodlar
Nematodlar, hayvanlar alemi içindeki en geniş gruplarından biri olan Nematoda şubesi içinde yer almakla birlikte, bitki paraziti olan nematodların büyük bir çoğunluğu Tylenchida takımı içinde bulunmaktadır. Nematodlar diğer organizmalara göre yaşama ortamı bakımından en geniş canlı grubunu oluşturmakta, tatlı ve tuzlu sular ile kutuplardan ekvatora, toprak, mikroorganizma, bitki ve hayvan gibi birçok ortamda ve koşulda parazit olarak yaşayabilmektedir.
Nematodlar genel olarak ince uzun uçlardan daralan silindir benzeri, segmentsiz, düz ya da kıvrımlı deri ile kaplı bilateral simetrik vücuda sahip organizmalardır. Omurgasız canlılardaki tüy, kamçı, solunum ve dolaşım sistemleri gibi yapılara sahip değillerdir. Sindirim sistemi ağızda başlar, ağız boşluğu, yemek borusu (özefagus), barsak, rektum ve anüs ile sonlanır. Üreme biseksüel (iki farklı eşeysel birey) çoğalma yanında partonegenetik ve hermafrodizm şeklinde de olabilmektedir. Dişiler gelişme dönemleri ilerledikçe şişkinleşip, armut ya da limon benzeri bir şekil oluştururken, erkek bireyler silindir şeklinde ipliksi yapıdadır.
Bitki paraziti nematodların çoğu toprakta yaşamakta, özellikle nem ve nemli koşulları tercih etmektedirler. Yayılmaları sulama suyu, bulaşık bitkiler veya insan, hayvan ya da tarım alet-ekipmanlarının taşınımı esnasında olmaktadır. Toprağın 3-6m derinliklerine indikleri görülse de yoğun olarak yaşadıkları alan 10-30cm derinliktir.
Nematodlar bitkilerde meydana getirdikleri zararlar, hastalık etmeni mikroorganizmalar ve abiyotik etmenler nedeniyle oluşan zararlar ile karıştırılmaktadır. Genel itibari ile nematod zararı nedeniyle bitkisel ürünlerde meydana gelen kaybın %12.3 olduğu hesaplanmıştır.
Nematodların bitkilerde meydana getirdiği zararlar; yapraklarda renk değişiklikler, bodurluk, gübrelemenin bitkide istenilen faydayı sağlayamaması, solgunluk, yaprakların küçük ve dalların seyrekleşmesi ile bitkinin zayıf düşmesi gibi tipik belirtiler şeklinde kendini gösterir.
Bitki köklerinde ise ur oluşumu, saçaklanma ve düzensiz dağılım, siyah ya da kahverengi lezyon oluşumları ile köklerin ikincil enfeksiyonlara açık hale gelmesi gibi zararlar meydana gelmektedir.
Nematodlar ile mücadelede ilk olarak bitkideki zarara sebep olan nematod ve türünün laboratuvar koşullarında uzmanlar tarafınca mikroskobik teşhisleri yapılarak teşhis edilmesi önemlidir. Kültürel mücadelede, bulaşık bitki materyallerinin ortamdan uzaklaştırılması, sulamanın dengeli ve düzenli olarak yapılması, drenajın sağlanması ve dayanıklı bitki çeşitlerinin tercih edilmesi önemli uygulamalardır. Kimyasal mücadelede, nematodla yüksek düzeyde enfekte olmuş toprak ve bitki olması durumunda nematisit kullanımı tavsiye edilmektedir. Ancak nematisitlerin yüksek maliyeti, ekonomik açısından üründen elde edilecek kazanca göre değerlendirilerek kullanılması tavsiye edilmektedir.
2.6. Diğer Zararlılar
Tarımsal ürünlerin ve özellikle sebzelerin önemli zararlılarından biri de kuşlardır.
Kuşlar, hayvanlar aleminin, Kordalılar şubesi, Omurgalılar alt şubesine bağlı Aves sınıfı içinde yer almaktadır.
Kuşlar dişsiz gagaları bulunan, sert yumurtalı ve vücutları tüylerle kaplı endotermik omurgalılardır. Tipik olarak hafif vücut yapısı, yüksek metabolik hız ve hava keseleri sayesinde uçma özelliği olan canlılardır.
Kuşlar insanoğlu ile sürekli etkileşim halinde olup, kimi zaman evcil çiftlik hayvanı, kimi zaman ise avcı yırtıcılar olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı zamanda kültürü yapılan bitkisel ürünler ile beslenmeleri sonucu bazı ekonomik kayıpların oluşmasına yol açmaktadır.
Sebzelerin meyve gözleri ve daha sonrasında meyvelerin kendilerini delmek, yaralamak, dalından düşürmek ve tahrip etme şeklinde zararlar meydana getirebilmektedirler. Diğer taraftan kuşlar belirli dönemlerde bitkisel ürünler ile beslenerek zarar vermeleri yanında, özellikle yavru büyütme dönemlerinde zararlı böcek erginleri ve larvalarını yiyerek faydalı olabilmektedir.
Zararlı kuş türlerinden karga (Corvus spp.), Serçe (Passer spp.) ve Sığırcık (Sturnus vulgaris) en yaygın görülenlerdir.
Kuşlar ile mücadelede en etkili yöntem mekanik mücadeledir. Yumurtalarını toplamak ve yuvaları bozmak, kaçırmak için rüzgârda ses çıkaran, güneşte parlayan levhalar kullanmak, kendi ölüsünü asmak, münavebe ve hasat zamanını geciktirmek yanında tüfek ile vurarak
uygulamalar yapılabilir. Kuşlara karşı kimyasal içerikli preparatlar kullanmak, ekolojik denge açısından olumsuz etkiler doğuracağından tavsiye edilmemektedir.
Tarımsal ürünlerde önemli bir diğer zararlı türü ise yaban domuzlarıdır. Domuzlar, hayvanlar aleminin, Omurgalılar alt şubesinde yer alan Memeliler sınıfındaki, Artiodactyla (Çift toynaklılar) takımındaki, Suidae familyasında yer almakla birlikte, Sus türleri yaban domuzu olarak isimlendirilmektedir.
Yaban domuzları yüksek istilacı türlerden olup, orta Avrupa, Akdeniz ve Endonezya’da dahil olmak üzere tüm Asya kıtasında yaygınlık göstermektedir. Ergin erkek bireyler 200- 300kg ağırlığa ve 180cm uzunluğa kadar çıkabilmektedir. Yaban domuzları “siren” adı verilen 20-50 bireyden oluşan gruplar halinde gezinirler ve özellikle geceleri aktiftirler.
Yaban domuzları özellikle ormanlık ya da sulak alanlara yakın tarımsal alanlarda
%100’e varan düzeylerde zarar meydana getirebilmektedir. Domuzlar kültür bitkilerini yemek, çiğnemek ya da araziyi burnu ile sürerek zarar verme şeklinde tahribata sebep olmaktadır.
Yaban domuzu mücadelesinde en etkili yolların başında küçük bahçe ve arazilerde çit ve engeller tesis ederek bunların araziden uzaklaştırılması gelmektedir. Diğer taraftan ses ve harekete duyarlı cihazlar ile yaban domuzlarının alandan kaçırılması da sağlanabilmektedir.
Son olarak yaban domuzunun yaygın olarak görüldüğü ve tarımsal zararın yüksek düzeylere ulaştığı durumlarda, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın belirlenen il-ilçe teşkilatlarınca mevzuata uygun olarak düzenlenen sürek avları ile o alandaki domuz popülasyonunun azaltılması sağlanmaktadır.
Kaynaklar
Uygun, N., Ulusoy, M. R., Başpınar, H., 2015. Sebze Zararlıları. Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi genel Yayın No: 213. Ofset Atölyesi, Adana,168s.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, 2008. Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Zirai Mücadele Teknik Talimatları, Cilt 1-Genel Zararlılar, s 161-199.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, 2008. Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Zirai Mücadele Teknik Talimatları, Cilt 6-Bitki Paraziti Nematodlar, s 3-63.
Taşcı, A., 2021. Yaban domuzu (Sus scrofa). Türkiye Yaban Hayatı, https://turkiyeyabanhayati.org/blog/detail/yaban-domuzu-sus-scrofa, Erişim: 10.11.2021.
Lewis, J., 1995. The Animal Kingdom. Curricular Resources, Vol-V, section-1.
https://teachersinstitute.yale.edu/curriculum/units/1995/5/95.05.08.x.html