Ş e h i r c i l i k
Ş e h i r i n ş a S a n ' a t ı
T h e o d o r Fischer'den
Y. Müh. M i m a r Kemalî S ö y l e m e z o ğ l u
İkinci k o n f e r a n s :
İ k a m e t meselesi, seyri sefer v e t a b i a t a u y m a k ; şehirciliğe esas olan b u üç unsuru tetkik e t m e k istiyorduk. E v v e l â biz seyrisefer meselesini ele a l a -lım. Bu m e s l e k şubesinin b ü y ü k e h e m m i y e t i n i tes-lim e t m e k l e b e r a b e r , t a m m a n â s ı y l a mühendisliğin malı olan ş u b e l e r d e m a l û m a t f u r u ş l u k e t m e k t e n k a -çındığımızı d a h a t ı r l a d ı ğ ı m ı z d a n , b u r a d a seyrisefer meselesini, a n a h a t l a r l a p l â n l a ş t ı r m a için lâzım o l a n m a l û m a t ı bize t e m i n e d e c e k k a d a r , tetkik edeceğiz. Bu m e s e l e d e biz yine m ü h e n d i s l e birlikte m e m n u n i -yetle çalışabiliriz; zira yol inşası üzerine bildiklerimiz bizi b u hususta a n c a k m ü t e v â z ı kılacak k a d a r -dır.
M e v c u t birçok k e m i y e t l e r arasında bir tesir e l d e e d e b i l m e k için içlerinden birinin diğerlerine fâik olması v e geri k a l a n l a r ı n d a o n a tâbi olması l â z ı m -dır. M ü n a k a ş a l a r ı m ı z d a sık sık rastgeleceğimiz b u k a i d e y i biz m i m a r o l m a k hasebile biliriz. P e k b e d i h i gibi g ö r ü n e n v e aşağı yukarı inşa sanatı sahasına gi-ren b u n r ' t a l e a n ı n u n u t u l a r a k , s e n e l e r d e n b e r i n a z a r ı i t i b a r a a l ı n m a m a s ı insanı h a y r e t e d ü ş ü r ü y o r . İhti-y a r H e m e r : «Bin işçiİhti-ye bir başçı gerektir» diİhti-yor. Netice itibarile b u söz ritmik tesirin esasını v e belki
a n a c a d d e l e r e toplanmasıdır. Böyle yapıldığı tak-dirde, biraz evvel işaret edildiği veçhile, elde edilen istifade pratik ve estetiktir. Bu şekilde bir t o p -lanış h e m i k a m e t g â h adalarına, h e m d e seyrisefere f a y d a l ı d ı r ; ç ü n k ü seyrüsefer yolları a r a s ı n d a k a l a n b ü y ü k a d a l a r bir t a r a f t a n çok arzu edilen uzun s e y . risefer kollarını diğer t a r a f t a n çok arzu edilen uzun seyrüsefer kollarını diğer t a r a f t a n da sakin i k a m e t -gâh kısımlarını temin eder. Böylece b ü y ü k şehirle-rin g ö b e ğ i n d e , â d e t â sinir hastalığına t u t u l m a m a k h u s u s u n d a bir nevi sigorta gibi bir şey olan, â s u d e sokakların y e n i d e n m e y d a n a getirilebileceğini ü m i d edebiliriz. B u n d a n b a ş k a yalnız ana c a d d e l e r i n g e -niş v e h a t t a çok ge-niş açılarak, diğerlerinin şehir p l â n ı n d a k i vaziyetlerinin d e r e c e s i h e g ö r e gittikçe darlaşması, inşaat sahasının büyümesini m u c i p olur. G e ç e n asrın yetmiş v e sekseninci senelerinin, şiddetli seyrisefer hırsının d e v a m e d e n tesiri ile, sokakların genişliğini lâzım olan hakikî e b ' a d a i n d i r m e k irin çok zor k a r a r verilebilmiştir. S o k a k inşası pahalı o l d u ğ u n d a n iktisadî s e b e p l e r d e b u n a vP>"d<m etm's-tir. Böylece üç. katlı i k a m e t g â h l a r l a çevrili bir sokak için, 10 ilâ I I m e t r e genişliğe râzı olunmuştur. Bu genişliğin yarısı vesaiti nakliyeye v e diğer yarısı d a ikiye taksim edilerek y a y a yollarına verilir. Şehir c i v a r ı n d a v e k ö y s o k a k l a r ı n d a nihayet 6 m e t r e ge-nişlikle iktifa edilir. Genişliği 6 m e t r e olan b u yol-larda seyrisefere ayrılan kısım 4,5 m e t r e olduğu t a k d i r d e a r a b a l a r iki istikamette gidebilirler. Yalnız y a y a y o l u n u ancak bir t a r a f t a y a p m a k m ü m k ü n d ü r . T a b i i b u k a d a r d a r sokaklar, evlerin a n c a k ön b a h -çelerle birbirine olan mesafesi arttırıldığı z a m a n , düşünülebilir.
Ö n b a h ç e l e r . Sırası gelmişken b u n u n üzerine d e b i r k a ç söz söyliyeyim. Bu b a h ç e l e r d a i m a iyi v e güzel y a p ı l m ı y o r ; b u n l a r ancak m â k u l bir sebep-le yapıldıkları z a m a n iyidir. M e s e l â : sıra evsebep-lerde, alçacık bir evin p e n c e r e d e n içerinin g ö r ü n m e m e s i n i temin için 1 ilâ 2 m e t r e genişlikte yapılan şeritvari yeşillik, güzel olduğu gibi; zengin m a h a l l e l e r i n d e d e b a h ç e vasıtası ile evin ihtiram mesafesi k a d a r geriye alınması muvafıktır. B u n d a n b a ş k a b i l â h a r a seyrise-f e r için kullanılacak olup halen çok d a h a az bir genişliği! iktiza e d e n yollarda, m ü s t a k b e l genişleme i m -kânını ön b a h ç e l e r l e e v v e l d e n temin e t m e k d e iyi-dir. B u n u n aksine olarak, kira evlerinin ö n ü n d e k i fakir nisbetleri' v e ekseriya bakımsızlıkları ile, veya-hut zengin m a h a l l e l e r d e k i ağır d e m i r p ar m akl ı kla rı v e m a n a s ı z sütun tezyinatları ile insanı sinirlendiren ön bahçeler, çirkin v e aynı z a m a n d a iyi değildir.
B ü t ü n b u vaziyetlerin seyrisefer ile pek az
ta-yin etmek îçîn yalnız seyrisefer ihtiyacını nazarı iti-b a r a a l m a k kâfi gelmez. Bunun için, vesaiti nakliye-ye ayrılan kısmın altına k o n u l m a y a r a k pratik ola-rak y a y a kaldırımların altına yerleştirilecek olan, her türlü b o r u ve kanalları d a d ü ş ü n m e k icap eder. Beş m e t r e genişlikte bir y a y a kaldırımı b u ihtiyaca oldukça t e v a f u k eder. Netice itibari'le b ü y ü k bir şehrin esas seyrisefer damarının ihtiyaca uygun olan genişliği en fazla 2 0 - 1 - 2 x 5 — 30 metre olarak kabul edilebilir. Şehrin büyüklüğüne v e c a d d e n i n ehem-miyet derecesine göre yukarıda b u l d u ğ u m u z geniş-lik azalır. F a k a t her ne olursa olsun iki ayrı isti-k a m e t e t r a m v a y işleyeceisti-kse y a y a isti-kaldırımları hariç,
10 m e t r e c a d d e genişliği lâzımdır. Vesaiti nakliye-ye ait kısımdan nakliye-yer ayırıp, b u ayrılan kısmı taksi d u r a k yerleri v e şurada b u r a d a yere ihtiyaç gösteren her nevi küçük inşaata tahsis etmek imkânsız o l d u -ğ u n d a n c a d d e genişli-ği biraz yükseltilir. B u n d a n baş-ka m u t a n t a n bir tesir elde etmek için, ihtiyacın dı-şında olarak bir şeyler yapılması istenildiği vakit de, c a d d e genişliği büyür. Böylece aleler, atlılar için yol-lar, ve yeşil kısımlar ortaya çıkar ki bunlar d a b u cins caddelerin genişlemesine sebep olurlar. Berlin'-deki «Unter den Linden» caddesi 58 metre, «Bülow, Tauentzien v e Kleist» caddeleri 44 metre, V i y a n a ' -nın etrafını çepe çevre dolaşan c a d d e 5 7 metre v e M ü n c h e n ' d e k i Ludwig caddesi 38 m e t r e genişli-ğindedi'r.
B u r a d a ortaya çıkan mesele, seyrisefere tahsis edilen caddelerin de, bu şekilde geniş tutulmasının m u v a f ı k olup olmayışıdır. P e d a n t i k olarak kabul e-dilmemek şarti ile, fikrime göre, şehri süslemek için açılan caddelerin (ziynet caddeleri) yalnız d e b d e -b e y e ; seyrisefer v e iş için açılan caddelerin İde yal-nız kendi maksatlarına tahsis edilmeleri d a h a doğru olur. Bunun en canlı misalini M ü n c h e n ' d e «Ludwig» c a d d e s i n d e g ö r ü y o r u z : bu c a d d e henüz pek büyük bir seyrisefere malik o l m a m a k l a beraber, şehrin
şi-malinde en mühim kutranî c a d d e olduğundan, iş hayatı buranın soğuk ihtişamına zorla nüfuz ediyor. B u r a d a n da telâfisi ihtişamına zorla nüfuz ediyor, ihtilâflar m e y d a n a çıkıyor, v e neticede bu c a d d e -lerin mevcut bünyeleri ile gösterdikleri şekil arasındaki âhenk kayboluyor. Bu mahzur şehrin süs c a d -delerinin seyrisefer istikametlerinde açılmaması ile o r t a d a n kalkabilir. A n a caddelerin, şehir içine olan vaziyetlerine göre, kutranî veya çenber c a d d e l e r şeklinde birbirinden ayrılması d a bu husus için iyi bir çaredir. Kutranî c a d d e olarak, Berlinlilerin dedi-ği gibi çıkış caddeleri teessüs etmiştir. Şehri çevreleyen çenber c a d d e l e r için ise, Viyana ve K o l o n y a da ki misaller sık sık zikredilir, lâkin bunları m u v a f -fakiyetle taklit etmek çok zordur. Yukarıdaki her iki şekil birlikte, düz ve m u k a v v e s caddenin ilk şek-lini arzederler. Herhangi bir h e d e f e tevcih edilmiş olan çıkış caddesinin, kendi bünyesi icabı, d ü m d ü z olduğu şüphesizdir. D e m e k ki en kesif seyriseferin evvelemirde bu c a d d e y e verilmesi lâzımdır. B u n d a n dolayı, b u c a d d e n i n m u t a n t a n b:r hale sokulmasını,
ve bu c a d d e y e ihtiyaçlara güzel bir surette tekabül ettiğini gösteren bir i f a d e verilmesini, tavsiye etmiş-tim. İş hayatı şehir içinde bu c a d d e l e r d e n e ş v ü n e m a bulur v e yine bunlar vasıtası ile şehrin dışına k a d a r yayılır. B u n d a n dolayı c a d d e l e r d e bina irtifaı kâfi d e r e c e d e alınmalı v e derli toplu bir inşaat
sis-temi kabul edilmelidir. S'k sık görüldüeii fibi, zeng;n
şehirlinin, köşkünü şehir k e n a r ı n d a şose üzerine inşa etmesi de, yine yanlış bir harekettir; zira on sene sonra b u adamcağız köşkü ile birlikte otel ve kira evleri arasında sıkışır kalır v e artık c a d d e v: bu
çir-kin şekilden k u r t a r m a k imkânı olmaz. Bu tehlike ta-bii çok çabuk büyüyen şehirlerde mevcuttur. Bununla b e r a b e r şehirdeki dükkânını oğ'una d e v r e d e rek istirahate çekilen bir kimsenin, sâkin bir k a s a b a -nın methai'nde bulunan b a h ç e kulübes:ni i k a m e t g â h
haline sokmasında bir m a h z u r yoktur.
(Points de v u e ) lerin inşa edilmesini asla iyi b u l . m u y o r u m . Hızlı giden a r a b a münakalâtının birüıci şartı c a d d e n i n kolayca kavranabilmesidir. Bunun ak-sine olarak represantatif olan caddelerin b u nevi Taklarla, bölünmesi caizdir.
B u r a d a ilk d e f a olarak, estetiğin i ı v p ettirdiği v e gözom teşekküü dolayısı ile, kullanılan bir çarey e rastgeldik ki bu d a : hacım tesiri elde e t m e k m a k -sadı ile, c a d d e n i n mevcut hareket tesirini kuvvel . lendirmekle beraber, c a d d e y e â d e t â bir bitim nok-tacı temin etmektir. Bu uzun c a d d e l e r d e d u r u p din-lenmek niyetinde değiliz. Böyle bir h a r e k e ; zaten c a d d e n i n bünyesine uygun olamaz. Burası bizim m u a y y e n bir istikamette hareket etmemiz içindir. D e m e k ki, c a d d e d e yürüyen bir kimsenin gözlerini işgal e t m e k için buraya bir göz hedefi v e r m e m , psi-kolojik b a k ı m d a n , çok tabiî bir istektir. Bu hareke-timden, farazî ve nazarî olan şüpheli bir sahaya d ü ş m e k t e n k o r k m a d a n , şehirciliğin estetik kanunla-rından esaslı birini teşhis edebiliriz. H a k i k : esas'aıa d a y a n m ı y a n k a n u n ' a r l a mimarive temas etmenin ne k a d a r yanlış olduğunu, herhangi bir göz h e d e f i n e m a ü k olan d ü m d ü z bir c a d d e i'e, yine tesirini aynı esasa borçlu olmakla b e r a b e r t a m a m e n serbest açılmış olan d ü m d ü z b'r c a d d e n i n birbirile m u k a y e s e -sinden çıkarabiliriz. Filhakika bu iki hal suretinin te-sirlerinden hangisinin d a h a büyük olduğunu karar-laştırmak t a m a m e n f-.V'rl'-j* tVi'nc.i erklin kendisine uygun olan hallerde hiç olmazsa b i rinci şekil k a d a r doğru olduğunu, b u şeklin h a d d i z a tında alman olduğu hatırı için değil d e lâkin b u r a -daki şekil birliğinin çok d a h a b ü y ü k bir zenginliğe istinat ettiğini g ö r d ü ğ ü m için, söylüyorum. Şayet d ü m d ü z c a d d e şeklinin, serbest açılmış c a d d e v e nazaran d a h a iyi olduğu iddia edilirse b u f'l.ri d o ğ r u -d a n -d o ğ r u y a re-d-de-debilirim. Çünkü b e n bir (Polv-p h o n i e ) yi t a m a m e n vazıh olarak kabul edersem b u n u n aksini, h a d d i z a t ı n d a m o n o t o n o l d u ğ u n d a n dolavı. dah<< iyi olarak kabul e t m e m lâ^ımce'mez.
Affedersiniz, sadetten uzaklaştık. Sübjektif mü-lâhazaların sahasından, d a h a emin olan objektifliğin sahasına dönelim, ve sokağın hareket şekli ile meyd a n şeklini birbirleri ile mukayese emeydelim. Yanlış o -larak m e y d a n ismi verilen v e m e y d a n haline soku-lan seyrisefer d ü ğ ü m noktaları hariç, hakiki bir m e y d a n tabii olarak bizi b u r a d a d u r m a y a d a v e t eder. ve böylece aklımıza büsbütün b a ş k a şeyler ge-tirir. M e y d a n a hâs olan şey gözhedefi değil duvar-dır; çepeçevre kapalı olmaktır. F a k a t b u meseleleri ilerde görüşelim.
Şimdi tekrar seyrisefer y o l l a n m e v z u u n a d ö n e
-lim. Birçok şehir plânlarında kutranî veyahut çıkış c a d d e l e r i n d e n gayrı belki d e ikinci d e r e c e d e f a k a t az çok ehemmiyeti haiz olan, başka cins seyrisefer caddeleri görürüz. Bu caddelere çenber caddeler diyebiliriz. Lâkin çenber c a d d e tabiri, b u caddelerin eski şehir nüvesini çevreleyen kale duvarları hattına tetabuk ettikleri hallerde, isabetli olur. Şehir n ü v e . si etrafında dairevî şekilde hareket etmenin şehir seyriseferinin ruhuna uygun olmadığını biraz dü-şünmekle bulabiliriz; d e m e k ki bu çenber caddeler, şehir nüvesine t a n j a n t olarak, kutranî caddeleri birbirine birleştiren kısımlardan teşekkül ederler. Ben bu nevi c a d d e l e r e t a n j a n t caddeler ismini ver-mek istiyorum, böylece bu caddelerin manası da kutranî olanlarınkine benzemiş olur. Düz h a t şek-linde olmak bu nevi caddelerin alameti farikası olmadığından bunların şekilleri d a h a ilk bakıştan ayrı bir k a r a k t e r gösterir: bu caddeler genişleyecek-tir; bu caddeler seyrisefer d ü ğ ü m noktaları ile doludur; b u r a d a k i iş hayatı kutranî caddelerin m i k y a -sında değildir; b u r a l a r d a eski m ü s t a h k e m şehirlerde geniş yeşil sahalara tesadüf edilir. Şayet b u r a y a iş hayatı girecek olursa, şehir merkezinde v e kutranî c a d d e l e r d e k i n e b e n z e m i y e n bir hal alır. H e m e n he-m e n bütün şehirlerin bu cins caddelerinde lüks eşya ve sanat eserleri ticareti y a p a n mağazalar, büyük kahvehaneler ve oteller bulunur.
tarif edilen t a n j a n t caddelere boşalmamasıııın bir sebebi de, ev ve d ü k k â n sahiplerinin şehir merke-zinde bulunmayı arzu edişleridir. Bu davanın bir dereceye k a d a r mes'ut bir tarzda cereyan ettiği pek nadir şehirlerden biri d e München'dir. M a a m a f i h b u r a d a seyrisefain merkezi birkaç yüz metre gar-b e sürülmüştür. O t o m o gar-b i l münakalâtı dolayısile şe-hirlerin şehir arası yollarının ve kutranî caddelerinin kazandıkları yeni ehemmiyet, bilhassa küçük şehir-ler için, y u k a r ı d a mevzuubahsettiğimiz tehlikeyi tek-rar yakınlaştırıyor. Bu vaziyet karşısında, eski çarşı m e y d a n ı n d a oteli olan otelci razı olmasa bile, tan-jant c a d d e l e r çaresini hatırlamalıdır.
A c a b a seyriseferin meydanlarla olan münase-beti nasıldır? Seyrisefer, kesafetinin çoğaldığı nis-b e t t e hassaslaşır. Seyrisefere nis-bir m e y d a n korkusu ârız olur. (Agor3phobı'e). Büyük m e y d a n l a r d a sey-sefer maalesef m e y d a n ı n ortasından geçer. G e r e k yola nazır b ü y ü k m e y d a n l a r v e gerekse yıldız şek-lindeki m e y d a n l a r , seyrisefer için mevcut kritik nok-taların en fenasını ihtiva ederler. Eski şehirlerde, h e m e n her zaman, sevriseferin mevrlanının bı'r duvarı y a n ı n d a n sevkedildiğini g ö r m e k dikkate değer. Fil-hakika pratik şehir plânları y a p m a k istiyen herkes bu usulü takip etmelidir. Şehir seyriseferi h a k k ı n d a şimdiye k a d a r söylediğim bütün m ü t a l â a l a r ı m d a a n c a k vasatî bir çerçeve içinde hareket ettim. Şayet hakiki b ü y ü k şehirler, dünya şehirleri m e v z u u b a h s edilecek olursa b u çerçeveden çıkmak lâzımdır. Bu gibi hallerde seyrisefer bahsi mütehassıslara taallûk e d e r bir iştir. Bu vaziyette, mimar ancak acayip ve zoraki şekillerin ortaya çıkmasına m a n i olabilir. İs-tikametlerinin birbirlerini kesmemelerine dikkat edilmesi lâzımgelen sür'atli şehir içi trenleri, c a d d e -lerin üstünden v e altından giden şehir trenleri, oto-mobil seyriseferine mahsus olan hususî yollar ilâh., hep seyrisefer bahsine aittir.
B u r a d a şehir seyriseferinin karışık meselelerini tetkik e t m e k pek yorucu olur. Z a t e n buna ne v a k
-timiz müsaittir, ne d e b u mesele bir m i m a r a ait ola-bilir. Seyrisefer meselesinin b u r a d a olduğu gibi tat-biki ile bu meselenin şehircilikte ehemmiytinin takdir edilmediği şekilde, yapılması muhtemel olan, bir tarizin önüne geçilmiş olundu. Z a t e n biz d e b u mevzuu ilkönce tetkik ettik ve şimdiye k a d a r hiç bir y e r d e tahdid etmeğe çalışmadık. Bu m u v a f a k a -timiz ehemmiyetsiz addedilmemelidir. Zira seyrise-ferin mühim bir mevkie yükseltilmesi ile şehircilik-teki birçok imkânlar mimarî güzelliğe doğru yakla-şırlar. Buna m ü k â f a t olarak mühendis tarafından da bir karşılık beklerken, kendiliğinden yapılmış bir fedakârlık ta ümit etmiyoruz. Çok defa, tren yolu mühendislerinin, eski şehirler teşekkülâtı ile karşı-laştıkları vakit mevcut şehir aksamına ve şehrin tekâmül imkânlarına karşı, d a h a b ü y ü k bir hassa-siyet île m u a m e l e etmeleri icabeder. Tabiî b u mü-hendislerin içinde hüsnüniyet sahibi olanlar yok değildir. Yalnız tren yolunun ve istasyon yerinin p r o -jesini yapanlar, bir şehrin ekseriya p e k m ü k e m m e l , yekvücut bîr teşekkül olduğu; yanlış bir mevkie k o -nulan istasyon yeri ile şehrin çirkin v e hasta bir vücude benziyebileceği hususuna, riayet etmeğe alı-şık değildirler. H a k i k a t e n de istasyon caddeleri u-mumiyetle bu şekildedir. Bir m i m a r tarafından, şe-hirle olan mahallî münasebetleri tetkik edilmedikçe, hiç bir istasyon yeri tesbit edilmemeli idi.