İÇ İNDEK İLER
• GİRİŞ
• AB Krizinin Üye Devletler Üzerine Etkileri
• GSYİH ve İşsizlik Oranlarındaki Değişmeler
• Dış Ticarete İlişkin Yansımalar
• Krizin Öncüsü Olarak Dereceleme Kuruluşların Notları
• AB Krizinin Türkiye Üzerine Etkileri
• AB Krizi ve Türkiye’nin AB Adaylık Süreci
HEDEFLER
• Bu üniteyi çalıştıktan sonra;
• AB Krizinin oluşumu hakkında fikir sahibi olabilecek,
• Krizin üye ülkeler üzerindeki etkilerini öğrenebilecek,
• AB Krizinin Türkiye üzerindeki etkilerini yorumlayabileceksiniz.
ÜNİTE
14
SON KRİZ TAHLİLİNDE AB VE TÜRKİYE BOYUTU, GELECEĞE YÖNELİK
ÇIKARIMLAR
AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE İLİŞKİLERİ
Yrd. Doç. Dr. Burhan KABADAYI
2008 Küresel Finansal
Krizinin başlamasında Lehmen Brothers’ın
iflasının önemli etkileri olmuştur.
Menkul
kıymetleştirme ,finansal piyasalarda işlem görmeyen reel
varlıkların paket hâlinde finansal piyasalarda işlem
görür hâle getirilmesidir.
GİRİŞ
Avrupa Birliği’nin finansal sistemindeki sorunlar ve yüksek kamu borçlarından kaynaklanan problemler nedeniyle yaşadığı süreçte, 2008 yılında ABD’de ortaya çıkan emlak piyasası eksenli krizin önemli etkilerinin olduğu inkâr edilemez. Hatırlanacağı üzere ABD’nin 2008 yılının sonlarına doğru finansal piyasalarında ortaya çıkan sorunlar, önemli yatırım bankalarından Lehman Brothers’ın iflasını ilan etmesiyle paniğe dönüşmüş; başta ABD olmak üzere birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeyi içine alarak küresel bir krizin yaşanmasına neden olmuştur.
2008 Küresel Finansal Krizin gelişimi kısaca şu şekilde olmuştur: 2007 yılına kadar ABD ve dünya finansal piyasalarında belirgin bir şekilde canlılık hâkimdi; bu piyasalardaki canlılıkta yüksek likiditenin etkisi ön plandaydı ve paralelinde emlak piyasasında da benzeri bir canlılık söz konusuydu. Devamlı artan gayrimenkul varlık fiyatları, bu varlıklara yatırımları cazip hâle getirmekteydi. Emlak piyasalarındaki canlılık ise finansal piyasalardaki canlılığı beslemekteydi. Menkul‐
kıymetleştirme (securitization) yoluyla emlaka dayalı çıkartılan senetler, kredi kartı borçları ve eğitim kredileri gibi finansal piyasalarda işlem görmeyen varlıklar, menkul‐kıymetleştirme yoluyla yeni bir finansal varlığa dönüştürülmüş ve finansal piyasalarda işlem görmeye başlamıştır. CDO (collateralized debt obligation) yani teminatlı borç yükümlülüğü olarak adlandırılan bu yeni varlığa dayalı finansal kâğıtlar finansal piyasalarda yatırım bankalarınca uluslararası finansal piyasalarda işlem görmeye başlamıştır. Zamanla CDO’ların risklilik düzeyleri hesaplanamaz hâle gelmiştir. Finansal varlıkların çıkarıldığı kaynak ile işlem gördüğü piyasalar arasında iletişim kopuklukları yaşanmıştır.
Bu dönemde finansal piyasalarda yaşananlar şu şekilde ifade edilebilir:
ABD’de yeni ev sahibi olmuş bir vatandaşın ev almak için mevduat bankalarından aldığı kredi, öğrencilerin üniversite harçlarını ödemek için çektikleri eğitim kredileri ve kredi kartı borçları CDO’lara dönüştürülerek toplu hâlde yatırım bankalarına satılmıştır. Bu satış işlemi de risk mevduat bankalarından yatırım bankalarına ihraç edilmiştir. Yatırım bankaları ise uluslararası finansal işlemler vasıtasıyla riski uluslararası piyasalara yaymıştır. Herhangi bir risk üstlenmeyen mevduat bankaları, daha fazla başvuru ve dosya masrafı gibi kazançlarla kârlarını maksimize etmek için daha fazla ev kredisi, eğitim kredisi ve kredi kartı verme yarışına girmişlerdir. Bu süreçte müşterilerinin risklilik düzeyi ise ciddi biçimde göz önünde bulundurulmamış yani ihmal edilmiştir. Buna paralel olarak emlak şirketleri ve brokerlar da daha fazla ev satarak primlerini artırma eğilimi içerisinde olmuşlardır. Finansal piyasa düzenleyicileri (Merkez Bankası ve ABD Sermaye Piyasası Kurulu) ise finansal serbestliğin desteklenmesi ve korunması görüşünde ısrarcıydı.
Finansal piyasalarda aşırı canlılık hâkimken yani her şey yolunda giderken o ana kadar devam eden “Amerikan Rüyası”, önemli derecelendirme kuruluşlarından Moodys’in yüklü miktarda emlake dayalı menkul kıymetlerin kredi notunda düşüşleri duyurmasıyla sona ermiş ve finansal piyasalarda her şeyi tersine çevirmeye yetmişti. Piyasadaki canlılık, ilk olarak kendini karamsarlığa ve daha sonra da paniğe sürükledi. Moodys’in bu kararı almasıyla finansal varlıklardaki risk
2008 Küresel Emlak
Krizi AB Krizinin başlamasına neden
olmuştur.
realize edilmiş ve 2008 Küresel Emlak Krizine giden sürecin ilk adımları atılmıştı.
Krizin asıl dönün noktası ise 15 Eylül 2008 yılında önemli yatırım bankalarından Lehman Brothers’ın iflasını ilan etmesi olmuştur. Bu da birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeyi içine alacak küresel bir finansal krizin fitili ateşlemiştir.
Lehman Brothers’ın iflasıyla finansal piyasalardaki görünüm tersine dönmüş ve panik havasıyla bankalar kredi olanaklarını daraltmış, piyasalarda likidite sorunu yaşanmaya başlamış ve finansal varlıklar değer kaybetmiştir.
Finansal piyasalarda baş gösteren bu gelişmeler yayılma‐bulaşma etkisiyle uluslararası finansal piyasaları da etkilemiştir. 2008 Küresel Finansal Krizi ve etkileri günümüzdeki AB Ekonomik Krizinin başlangıcında önemli roller üstlenmiştir. AB ekonomileri 1930 yılından beri en etkili krizi 2008 yılından sonra yaşanmaya başlamıştır.
2008 Küresel Finansal Kriz küresel anlamda birçok ülkeyi olumsuz yönde etkilemiştir. Gelişmiş ekonomilerde ortalama %3,4’lük bir küçülme yaşanmış, genel olarak AB ülkeleri (2013 itibarıyla 28’e ulaşan üye ülke sayısı 2008 yılında 27 üye ülkeden ibaretti) ve özelde de Euro Alanı (17 ülke; Almanya, Avusturya, Belçika, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İspanya, İtalya, G. Kıbrıs, Lüksemburg, Malta, Portekiz, Slovakya, Slovenya, Yunanistan)
krizden önemli derecede etkilenmiştir. Dünya Bankası verilerine göre Euro Alanında bulunan ekonomilerin 2009 yılında ortalama büyüme oranları ‐%4,1 olarak hesaplanmıştır.
Krizin etkisiyle Birliğe üye devletlerde aşırı borçlanma nedeniyle mali ve finansal sorunlar baş göstermiş ve borçların çevrilmesinde yaşanan problemler ekonomik bir krize dönüşmüştür. 2006 yılı verilerine göre AB’ye üye ekonomilerin toplam borç yükü 7.1 Trilyon Euro düzeyinden 2009 yılında 8.6 Trilyon Euro seviyesine çıkmıştır. Yunanistan, İrlanda ve Portekiz gibi birçok AB ve Euro Alanında bulunan ülkeler mali ve finansal sorunlardan kaynaklanan yeni bir ekonomik krizin etkisi altına girmişlerdir.
Ortak para birimi Euro’ya geçiş sonrası mali disiplinin sağlanamaması, AB krizini başlatan önemli faktörlerden biri olarak kabul edilmektedir. 2002 yılında Euro’ya geçişle beraber Euro’nun sahip olduğu prestiji (ve dolayısıyla Almanya’nın prestijini) kullanan bazı AB ülkeleri 2002 yılı öncesi oranlarına göre daha düşük faizle borçlanabilme imkânına ulaşmışlardı. Bu durum bazı AB ülkelerinin zamanla mali disiplini yitirmelerine neden olmuştur. Diğer bir ifadeyle bu durum bir kısım ülkelerin aşrı borçlanmasına ve bütçe açıklarına sebebiyet vermiş ve ülkelerin borçlanma yoluyla gelir sağlamalarına yol açmıştır. Ancak, ülkelerin borçlanma kanalları 2008 Küresel Finansal Krizi ile birlikle kapanmıştır.
AB KRİZİNİN BİRLİĞE ÜYE DEVLETLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Dünya ekonomisinde ortaya çıkan ekonomik krizler genel olarak birçok makroekonomik değişken üzerinde olumsuz yansımalara neden olmaktadır.
Makroekonomik değişkenlerdeki olumsuz gelişmeler, GSYİH değerlerinde küçülmeler, işsizlik oranlarında yükselmeler ve dış ticaret hacminde daralmalar şeklinde kendini göstermektedir.
AB Krizinden en çok
etkilenen ülkeler Euro
Para Birliğinde bulunan ülkelerdir.
GSYİH ve İşsizlik Oranlarındaki Değişmeler
AB Krizinin reel sektör üzerindeki etkileri; GSYİH, işsizlik oranları ve dış ticaret üzerinde incelenebilir. İşsizlik oranlarına ilişkin veriler Tablo 14.1’de verilmiştir.
Tablo 14.1. AB'ye Üye Devletlerde İşsizlik Oranları
2007 2008 2009 2010
2011
AB Geneli
7.1 6.9 8.9 9.6
9.6
Euro Alanı
7.5 7.5 9.4 10
10.1
Almanya
8.6 7.5 7.7 7.1
5.9
Avusturya
4.4 3.8 4.8 4.4
4.1
Belçika
7.5 7 7.9 8.3
7.1
Bulgaristan
6.9 5.6 6.8 10.2
11.2
Çek Cumhuriyeti
5.3 4.4 6.7 7.3
6.7
Danimarka
3.8 3.4 6 7.5
7.6
Estonya
4.7 5.5 13.8 16.9
12.5
Finlandiya
6.8 6.3 8.2 8.4
7.7
Fransa
8 7.4 9.1 9.4
9.3
Hırvatistan
9.6 8.4 9.1 11.8
13.4
Hollanda
3.2 2.8 3.4 4.5
4.4
İngiltere
5.3 5.3 7.7 7.8
7.8
İrlanda
4.6 6 11.8 13.6
14.4
İspanya
8.3 11.3 18 20.1
21.6
İsveç 6.1 6.1 8.3 8.4
7.5
İtalya 6.1 6.7 7.8 8.4
8.4
G. Kıbrıs
3.9 3.6 5.3 6.2
7.7
Litvanya
4.3 5.8 13.7 17.8
15.4
Lüksemburg
4.1 5.1 5.1 4.4
4.9
Macaristan
7.4 7.8 10 11.2
10.9
Malta
6.5 6 6.9 6.9
6.4
Polonya
9.6 7.1 8.2 9.6
9.6
Portekiz
8 7.6 9.5 10.8
12.7
Romanya
6.4 5.8 6.9 7.3
7.4
Slovakya
11 9.6 12.1 14.4
13.5
Slovenya
4.8 4.4 5.9 7.2
8.2
Yunanistan
8.3 7.7 9.5 12.5
17.7
Kaynak: Dünya Bankası, 2013.
Krizin üye ülkelerin genel ekonomik aktiviteleri üzerindeki etkileri GSYİH değişkeni üzerinde analiz edildiğinde, 2009 yılında ekonomisi küçülen ülke neredeyse yok gibidir. AB ülkelerinin ve spesifik olarak Euro Alanı ülkelerinin 2009 yılı büyüme oranları ise Şekil 14.1’de verilmiştir.
Şekil 14.1. AB ve Euro Alanı GSYİH Büyüme Oranları
AB ve Euro Bölgesi ekonomileri 2008 yılında durağanlığa girmiş ve %0’a yakın bir büyüme oranı yaşanmıştır. 2009 yılında ise ekonomilerde daralma dikkat çekmektedir. Genel olarak resesyon oranlarına bakıldığında, Euro Alanının küçülme oranının AB’ye göre daha fazla olduğu gözlenmektedir.
Şekil 14.2’de ise AB ekonomilerinin 2000‐2012 yılları arası GSYİH değişkeni gösterilmiştir. Şekilden açıkça görüleceği üzere Birliğin GSYİH değerleri 2007 yılı değerlerine daha ulaşamamıştır.
Şekil 14.2: Avrupa Birliği GSYİH Değerleri
İşsizlik oranları ise Şekil 14.3 ve 14.4’te gösterilmiştir.
Şekil 14.3. Euro Alanı ve Avrupa Birliği İşsizlik Oranları
İşsizlik oranlarının seyri incelendiğinde, işsizliğin 2009 yılından itibaren artışa geçtiği ve 2011 yılı itibariyle kriz öncesi düzeye hâlâ dönmediği
‐6
‐4
‐2 0 2 4
2007 2008 2009 2010 2011
Euro Alanı AB
1,1E+13 1,15E+13 1,2E+13 1,25E+13 1,3E+13 1,35E+13 1,4E+13 1,45E+13 1,5E+13
2000200120022003200420052006200720082009201020112012
0 2 4 6 8 10 12
2007 2008 2009 2010 2011
AB Euro Alanı
gözlenmektedir. Şekil 14.3’te dikkat çeken diğer önemli bir husus, Euro Alanı işsizlik oranının AB geneli işsizlik oranında daha yüksek olduğudur. Dolayısıyla krizin, para birliğinde görece daha etkili olduğu gözlenmektedir.
Ortak para biriminin ülkelerin krizden çıkış için uygulayabilecekleri para politikası seçeneklerini kısıtlaması, krizin etkisini ve süresini uzatmasına neden olmaktadır. Avrupa Merkez Bankası’nın krizi önlemede aktif politikalar uygulaması yeterli olmamış ve genel para politikaları ülke özelindeki sorunlara çözüm getirememiştir. Ortak para birimi başta Yunanistan, İspanya, Portekiz, G. Kıbrıs ve İrlanda gibi ülkeler olmak üzere bir kısım ülkelerin krizden çıkış için politika üretme kapasitesini daraltmıştır. Dolayısıyla para birliği ülkeleri 1990’lı yıllarda krizden çıkış yolu için sıklıkla kullandıkları devalüasyon seçeneğini bu kez kullanamamışlardır.
Şekil 14.4. Euro Alanı Seçilmiş Ülkelerde İşsizlik Oranları
Şekil 14.4 incelendiğinde İspanya, Yunanistan, İrlanda ve Portekiz’in 2011 yılı itibariyle yüksek oranda işsizlik oranına sahip olduğu ve genel trendin de giderek artış gösterdiği sonucu çıkarılabilir.
Dış Ticarete İlişkin Yansımaları
ABD başta olmak üzere birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin 2008 Küresel Finansal Krizi ile beraber yaşadıkları gelişmeler ilkin Büyük Buhran ile kıyaslanmış ve akıllara “tekrar Büyük Buhrana benzer bir kriz yaşanacak mı?”
sorularını getirmiştir. Ancak, gelinen şu noktada 2008 Küresel Finansal Krizinin, Büyük Buhran kadar etkili olmadığını göstermektedir. Ancak, AB Krizinden etkilenen Yunanistan, G. Kıbrıs, İspanya, Portekiz ve İrlanda için benzer yorumu yapmak oldukça zordur. Bu ülkelerin nerdeyse Büyük Buhrana denk bir ekonomik kriz yaşadığı gözlenmektedir.
İçinde bulunduğumuz yüzyılda dünya ekonomileri teknoloji ve bilişimde yaşanan olağanüstü gelişmelerin de sonucu olarak önemli bir küreselleşme dalgasının etkisi altına girmişlerdir. Artık dünyanın herhangi bir köşesinde yaşanan sosyo‐ekonomik ve politik gelişmeler dünya ekonomilerinde bir aksi seda göstermektedir. Olumlu veya olumsuz ekonomik gelişmeler değişik kanallarla dünya geneline yayılmaktadır. Ticaretin küreselleşmesi ve ticari engellerin kalkmasıyla ekonomiler uluslararası ticaret vasıtasıyla birbirlerini etkilemekte ve
8,3 7,7 9,5
12,5
17,7
8,3
11,3
18 20,1 21,6
8 7,6 9,5 10,8 12,7
4,6 6
11,8 13,6 14,4
0 5 10 15 20 25
2007 2008 2009 2010 2011
Yunanistan İspanya Portekiz irlanda
AB Krizi, Birlik
ülkelerinin hem ihracatında hem de ithalatında azalmalara
neden olmuştur.
uluslararası sermaye hareketleri vasıtasıyla da finansal piyasalar etkileşim içindedirler.
Bir ülkenin fakirleşmesi ticaret ortaklarını olumsuz etkilemekte ve benzer biçimde ülkenin zenginleşmesi ise ticaret ortaklarını olumlu yönde etkilemektedir.
Artık “Komşun zenginleşirse, o seni de zenginleştirir.” söylemi dış ticaret yapısında hâkim olgu hâline gelmiştir. Bu durum ise Keynesyen ihracat ve ithalat denkleminde açıkça izah edilmektedir. Keynesyen ithalat ve ihracat denklemine göre bir ülkenin ihracatı ticaret ortağı ülkelerin gelirleriyle pozitif ilişkili ve bir ülkenin ithalatı ise ülkenin kendi geliriyle pozitif ilişkilidir. İhracat ve ithalat denklemini şu şekilde gösterilebilir:
X = X0 + β1* Yf + βi*Di + ε (1) M = M0 + α1* Y + αi*Di + ε (2)
Yukarıdaki denklemlerde; X: İhracat, M: İthalat, X0: Otonom ihracat miktarı, M0: Otonom ithalat miktarı; α ve β: Katsayılar, D: diğer değişkenleri ve ε:
hata terimini gösterir.
2008 Küresel Finansal Krizi ve AB Krizinde birçok ülkenin ekonomik olarak küçüldüğü dikkate alındığında, AB ülkelerinin ihracat ve ithalat miktarlarında da 2008 yılının devamında ciddi düşüşler yaşanması beklenir. Bu yapıda çift yönlü bir etkileşim söz konusudur. Dünya ekonomilerindeki küçülme AB dış ticaret yapısını, AB ekonomilerindeki küçülme de dünya ekonomilerinin dış ticaret yapısını olumsuz yönde etkileyerek krizin etkisini daha da derinleştirmiştir.
Şekil 14.4’te 2007‐2011 tarihleri arasında AB ve Euro Alanı ekonomilerinin toplam ticaret miktarı gösterilmiştir.
Şekil 14.5. AB ve Euro Bölgesi Ülkelerinin Dış Ticaret Hacmindeki Değişimler (milyon)
Şekil 14.5 ve Tablo 14.2 incelendiğinde, AB’ye üye devletlerin ihracat ve ithalat rakamlarında krizin etkisiyle beraber ciddi daralmalar dikkat çekmektedir.
Birliğe üye ülkelerin ancak 2011 yılında 2008 yılı değerlerini yakaladıkları gözlenmektedir.
,000 5000,000 10000,000 15000,000 20000,000
2007 2008 2009 2010 2011
AB Euro Alanı
Tablo 14.2. AB Ülkeleri Toplam Dış Ticaret Miktarı (milyon euro)
Ülkeler
2007 2008 2009 2010
2011
Avusturya
411.18 458.83 360.76 384.22
449.84
Belçika
717.15 827.42 663.20 723.31
848.92
Bulgaristan
61.54 71.51 50.45 55.54
71.18
Hırvatistan
54.37 64.37 47.70 46.71
52.33
G. Kıbrıs
22.01 25.64 20.20 20.48
22.42
ÇekCumhuriyeti
230.03 273.28 218.45 252.58
301.07
Danimarka
317.06 364.72 281.82 295.60
336.69
Estonya
30.95 33.96 23.60 28.42
39.26
Finlandiya
212.43 246.03 175.83 188.42
218.72
Fransa
1405.48 1571.74 1355.01 1449.00
1676.87
Almanya
2832.51 3194.81 2573.48 2846.38
3341.98
Yunanistan
168.32 198.66 143.27 140.41
153.58
Macaristan
211.92 245.10 185.50 205.94
233.34
İrlanda
391.57 414.11 368.73 377.31
414.24
İtalya 1194.63 1301.96 981.78 1095.52
1249.04
Litvanya
45.21 62.35 40.73 50.12
65.79
Lüksemburg
144.01 156.65 126.63 138.75
157.91
Hollanda
1034.81 1167.54 946.65 1064.90
1227.14
Polonya
362.81 453.61 344.96 405.57
473.90
Portekiz
168.23 190.48 149.75 160.84
180.56
Romanya
110.41 140.05 101.02 116.95
145.69
Slovakya
130.04 159.01 123.94 141.73
167.16
İspanya
869.15 936.10 721.62 781.20
901.61
İsveç 434.65 482.00 356.27 416.46
491.92
İngiltere
1555.34 1601.50 1246.75 1399.42
1594.23
Malta
14.21 16.26 13.83 15.93
17.99
Slovenya
66.33 75.58 56.78 61.20
71.66
AB
13196.35 14733.28 11678.71 12862.90
14905.06 Euro Alanı
9813.01 10974.79 8805.05 9618.02
11138.91 Kaynak: Dünya Bankası, 2013.
Krizin Öncüsü Olarak Dereceleme Kuruluşların Notları
2008 Küresel Finansal Krizinin ve devamında AB Krizinin Birliğe üye devletlerin finansal ve ekonomik yapısı üzerindeki etkilerini gözlemleme adına ülke kredi notları önemli fikirler vermektedir. Ülke kredi notları, ülkelerin borçlarından kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirebilme yeteneklerini
Bireysel Etkinlik
• AB ülkelerinin en çok ihracat ve ithalata bulunduğu
ülkeleri araştırınız.
Ülke kredi notlarına
sayısal bir değer
verilirse 0 ila 21 arasında değişir. 21 (AAA) en yüksek notu,
0 (SD) ise en düşük notu gösterir. En düşük notu 4 ile G.
Kıbrıs almıştır. Ülke kredi notlarına göre geçme notu 12’dir. Bu durumda sınıfta kalan
ülkeler; G. Kıbrıs, Yunanistan, Portekiz,
Macaristan, Hırvatistan ve
Romanya’dır.
yansıtmaktadır. Ülkelerin yükümlülüklerini ifa etme yeteneği ise ülkelerin makroekonomik, finansal ve siyasal yapılarından doğrudan etkilenmektedir.
Dolayısıyla ülke kredi notları, ülkenin genel yapısı hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Ülke kredi notları, genel kabul görmüş kuruluşlar tarafından yayımlanmaktadır. Bu kuruluşlarından ön plana çıkanlar; Standard and Poors, Fitch ve Moodys’dir ve bu kuruluşlar aynı zamanda üç büyük derecelendirme kuruluşu olarak da adlandırılmaktadır. Derecelendirme kuruluşları ülkelerin kredi notlarını kendilerine özgü özel simgelerle belirtmektedir. Örneğin, Standard and Poors ülke kredi notları en yüksek nottan başlayarak şu şekilde sıralar:
Yatırım Yapılabilir Seviye: AAA, AA+, AA, AA‐, A+, A, A‐, BBB+, BBB, BBB‐, Spekülatif Seviye: BB+, BB, BB‐, , B+, B, B‐, CCC+, CCC, CCC‐, CC, C, SD
Tablo 14.3’te 2008 Küresel Finansal Kriz öncesi dönemden günümüze kadar Birliğe üye ülkelerin kredi notlarındaki değişimi verilmiştir.
Tablo 14.3. 2008 Küresel Emlak Krizi Öncesinden Günümüze AB Ülkeleri Kredi Notu Değişimi
Kriz Öncesi (2008)
Şuan
Değişim
G. Kıbrıs
A+CCC
‐13
Yunanistan
AB‐
‐10
İspanya
AAABBB‐
‐9
Portekiz
AA‐BB
‐8
irlanda
AAABBB+
‐7
Macaristan
BBB+BB
‐4
Slovenya
AAA‐
‐4
İtalya
A+BBB+
‐3
Hırvatistan
BBBBB+
‐2
Malta
ABBB+
‐2
Avusturya
AAAAA+
‐1
Belçika
AA+AA
‐1
Bulgaristan
BBB+BBB
‐1
Fransa
AAAAA+
‐1
Litvanya
BBB+BBB
‐1
Romanya
BBB‐BB+
‐1
Almanya
AAAAAA
0
Danimarka
AAAAAA
0
Finlandiya
AAAAAA
0
Hollanda
AAAAAA
0
İngiltere
AAAAAA
0
İsveç
AAAAAA
0
Lüksemburg
AAAAAA
0
Polonya
A‐A‐
0
Slovakya
AA
0
Çek Cumhuriyeti
AAA‐
2
Estonya
AAA‐
2
Not: Eylül 2008 öncesi uzun dönemli yabancı para birimine bağlı S&P ülke kredi notları ile 19.06.2013 tarihi itibariyle AB ülkelerinin kredi notları karşılaştırılmıştır.
Kredi notunda en fazla düşüşün yaşandığı ülke Güney Kıbrıs ve Yunanistan’dır. Bu iki ülkeyi sırasıyla İspanya, Portekiz ve İrlanda izlemektedir.
Yaklaşık 15 AB ülkesinin cari dönemdeki kredi notu hâlâ kriz öncesi kredi notu seviyesine ulaşmamıştır. AB ülkelerinden G. Kıbrıs ve Yunanistan yatırım yapılamaz (spekülatif) seviyededir. İspanya ise tam sınırdadır.
AB KRİZİNİN TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
2008 Küresel Finansal Krizinin Türkiye üzerindeki etkileri, bir kısım Birlik üyesi ülke kadar etkili olmasa da krizin ülke ekonomisini olumsuz yönde etkilediği söylenebilir. Krizin etkisiyle 2008 yılında durağanlığa giren Türkiye ekonomisinde
%0,66’lık bir büyüme oranı gerçekleşmiş ve Türkiye 2009 yılında ise %4,83 oranında küçülmüştür. 2009 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren pozitif büyüme oranları tekrardan elde edilmiştir. 2010 yılı büyüme rakamı ise %9,16 olarak açıklanmıştır. 2008 Küresel Finansal Krizinin etkisiyle Türkiye’de tarihinin en yüksek işsizlik oranlarına ulaşılmış ve ülkede yaklaşık %14 oranında işsizlik yaşanmıştır. 2008 Küresel Finansal Krizin ardından finansal ve mali açıdan sorunlar yaşayan AB’nin ekonomik açıdan içine düştüğü durum şüphesiz en fazla ticari ilişki içerisinde olan Türkiye ekonomisini de olumsuz yönde etkilemektedir.
Tablo 14.4. Türkiye Makro İktisadi Değişkenleri Yıl
GSYİH Büyüme Oranı
Kişi Başına GSYİH
İşsizlik Oranları
Enflasyon Oranları
2004
9.36 5866.74 10.80 10.58
2005
8.40 7129.58 10.60 10.14
2006
6.89 7736.10 10.20 10.51
2007
4.67 9312.05 10.30 8.76
2008
0.66 10379.49 11.00 10.44
2009
‐4.83 8626.40 14.00 6.25
2010
9.16 10135.42 11.90 8.57
2011
8.77 10604.84 9.80 6.47
2012
2.24 10666.06 8.89
Bireysel Etkinlik
• Türkiye'nin Standard and Poors, Fitch ve Moodys
ülke kredi notunu öğrenerek AB ülkeleri kredi notu
ile kıyaslayınız.
Şekil 14.6’da Türkiye’nin dış ticaret verileri 2001‐2012 yılları arası dönem için gösterilmektedir. Şekilden açıkça görüleceği üzere 2008 Küresel Finansal Krizinin ardından Türkiye’nin dış ticaret hacminde daralma gözlenmektedir. Kriz öncesi dış ticaret hacmine ise ancak 2011 yılında ulaşılmıştır. Özellikle 2004‐2008 döneminde ihracatta yakalanan ivme 2008 sonrası dönemde yakalanamamıştır.
Kriz dönemi analizden dışlandığında 2004‐2008 dönemi ihracattaki ortalama büyüme hızı %22’den, 2010‐2012 döneminde %14’lere kadar gerilemiştir. İhracat büyüme oranlarındaki bu yavaşlamada AB’nin 2008 Küresel Finansal Krizinin ardından yaşadığı finansal ve mali sorunların etkisi büyüktür.
Şekil 14.6. Türkiye Dış Ticaret Verileri
Keynesyen dış ticaret denkleminden hareketle önemli ticaret ortaklarımızdan AB ülkelerinin gelirlerindeki düşüşler Türkiye’nin ihracatındaki büyümeyi yavaşlatmıştır. Tablo 14.5’te Türkiye’nin en çok ihracat gerçekleştirdiği ilk yirmi ülke verilmiştir. Tablo incelendiğinde, en fazla ihracat gerçekleştirilen ilk yirmi ülkenin sekizinin (Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa, İspanya, Hollanda, Romanya ve Belçika) Birlik ülkeleri olduğu dikkat çekmektedir.
Tablo 14.5: 2011 Yılı Türkiye’nin En Çok İhracat Yaptığı 20 Ülke (yüz bin)
1. Almanya
13950.830 11. Hollanda 3243.080
2. Irak
8310.130 12. Romanya 2878.760
3. İngiltere
8151.430 13. Suudi Arabistan
2763.476
4. İtalya
7851.480 14. Mısır 2759.311
5. Fransa
6805.821 15. Çin 2466.316
6. Rusya Federasyonu 5992.633 16. Belçika 2451.030
7. ABD
4584.029 17. İsrail 2391.148
8. İspanya
3917.559 18. Azerbaycan
2063.996
9. BAE
3706.654 19. İsviçre 1484.320
10. İran
3589.635 20. Libya 747.6294
Kaynak: TCMB, 2013.
AB Krizi ve Türkiye’nin AB Adaylık Süreci
Türkiye‐AB üyelik süreci çok eskilere dayanan bir süreçtir. Kısaca Türkiye’nin AB’ye üyelik süreci hatırlanacak olursa, Türkiye 1959 yılında AET’ye (Avrupa Ekonomik Topluluğu) ortaklık için başvurmuştur. 12 Eylül 1963 tarihinde
0 50000 100000 150000 200000 250000
2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012
Milyon Dolar İhracat
İthalat Cari Açık
ise ileride tam üyeliği öngören Ankara Anlaşması imzalanmıştır. Bu tarihten sonra AB ile Türkiye arası ilişkiler bazen ümit vermiş, bazen kopma noktasına gelmiştir.
Günümüzde ise Türkiye’nin AB ile tam üyelik müzakereleri başlatılmış, ancak bazı politik nedenlerden dolayı tamamlanması planlanan müzakereler dondurulmuştur. 22. Fasıl, “Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu”
faslı Kasım 2013’te açılmıştır.
Kaynak: Sabah Gazetesi
Türkiye’nin AB ile adaylık müzakereleri son kriz çerçevesinde tartışılacak olunursa, AB’nin krizle beraber dış borç oranlarının artması ve bütçe disiplinini yitirmesi yeni bir genişleme dalgasının getireceği olası ek mali yüklerden dolayı yeni üye kabul olasılığını azaltmaktadır. Bu nedenle genişlemenin bir süre erteleneceği beklenilmektedir. Krizle beraber parasal birliğe yönelik inancın ve motivasyonun zayıflaması, parasal birlik içinde bağların tekrardan güçlendirilmesini gerektirmektedir. Bu yapı AB’nin genişlemeden ziyade bütünleşmeye yönelik politikalar izleyeceği izlenimini vermektedir.
2004 yılında Birliğe kabul edilen Macaristan ve 2007 yılında yeni bir genişleme dalgası ile AB’ye üye olan Romanya ve Bulgaristan’ın ve son olarak Birliğe katılan Hırvatistan’ın ekonomik performansları ile Türkiye’nin ekonomik performansını kıyaslama adına kriz öncesi (2007 yılı) ve sonrası (2011 yılı) dönemlere ait bazı değişkenler Tablo 14.6 ve 14.7’de verilmektedir.
Tablo 14.6. 2007 Yılı Verilerine Göre Makro Ekonomik Performans
İşsizlik Enflasyon Kişi Başına GSYİH
Türkiye
10.3 8.75 9312
Bulgaristan
6.9 8.40 5498
Romanya
6.4 4.83 7856
Hırvatistan
9.6 2.86 13376
Macaristan
7.4 7.93 13534
Bireysel Etkinlik
• Türkiye'nin AB üyelik sürecinde tamamlaması
gereken toplam kaç fasıl vardır? Bunlardan hangileri
açılmış ve hangisi (hangileri) kapanmıştır.Araştırınız.
Tablo 14.6’da 2007 yılı işsizlik ve enflasyon oranları kıyaslandığında, görece en yüksek orana sahip ülkenin Türkiye olduğu gözlenmektedir. Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve en son üye Hırvatistan’ın yüz ölçümleri ve nüfus oranları Türkiye ile kıyaslandığında, bu ülkelerin toplam nüfus ve yüz ölçümlerinin Türkiye’nin gerisinde kaldığı görülmektedir. Bu açıdan kıyaslandığında, AB’nin ekonomileri görece zayıf olan ülkeleri adaylığa kabul etmesine rağmen uzun yıllar önce adaylık süreci başlatılmış Türkiye’nin hâlâ aday olamaması anlaşılır hâle gelmektedir.
Tablo 14.7. 2011 Yılı Verilerine Göre Makro Ekonomik Performans
İşsizlik Enflasyon Kişi Başına GSYİH
Yüz Ölçümü
Nüfus
Türkiye
9.8
6.47 10604 783,562
80,694,485
Bulgaristan
11.19 4.21 7286 110,879
6,981,642
Romanya
7.4
5.78 8539 229,891
21,790,479
Hırvatistan
13.39 2.25 14434 56,594
4,475,611
Macaristan
10.89 3.95 13909 93,028
9,939,470
Kaynak: Dünya Bankası, 2013.
Not: Nüfus değerleri https://www.cia.gov/library/publications/the‐world‐factbook/
internet sitesinden elde edilmiş ve 2013 yılı tahmini değerleri alınmıştır.
Yukarıdaki tabloda, Birlik içerisinde kişi başına GSYİH değerleri düşük olan Bulgaristan ve Romanya’nın krize rağmen 2011 yılı kişi başına GSYH değerlerinde artış görülmektedir. Bu açıdan Türkiye GSYİH değerlerine bir yakınsama söz konusudur.
Genel bir değerlendirilme yapıldığında, Türkiye’nin AB üyeliği AB Krizi ile beraber olumsuz yönde etkilenmiştir. Krizden mali ve finansal açıdan olumsuz yönde etkilenen AB’nin 80 milyon nüfusa ve geniş yüz ölçümüne sahip Türkiye’yi adaylığa kabul etmesi Birliğin daha fazla ekonomik sorunlar yaşamasına yol açacağı aşikârdır.
Her ne kadar Kasım 2013’te yeni bir faslın açılması Türkiye’nin AB üyeliği sürecinde Türkiye açısından ümit verici olsa da henüz kapalı duran fasıllar ve hâlihazırda açılmış olan fasılların kapatılması gerekliliği ümitleri kırmaktadır.
Değerlendirme sorularını sistemde ilgili ünite başlığı altında yer alan “bölüm sonu testi”
kısmında etkileşimli olarak cevaplayabilirsiniz.
DEĞERLENDİRME SORULARI
1‐ 2008 Küresel Finansal Krizi’nin başlamasını tetikleyen unsur aşağıdakilerden hangisidir?
a) ABD ülke kredi notlarındaki düşüş
b) Önemli yatırım bankalarından Lehman Brothers’ın iflası c) Dolardaki yüksek miktarda devalüasyon
d) ABD’nin yüksek kamu borçları
e) ABD’den yüklü miktarda sermaye çıkışının yaşanması
2‐ Bir gayrimenkul üzerinde çıkartılan borçlanma senetlerinin finansal bir varlık hâline getirilerek finansal piyasalarda işlem görmesini sağlama olayına ne ad verilir?
a) Menkulkıymetleştirme b) Teminatlı borç senedi c) İpotekli emlak kredisi d) Varlığa dayalı menkul değer e) Regülasyon
3‐ Üç büyük derecelendirme kuruluşu aşağıdaki seçeneklerden hangisinde doğru verilmiştir?
a) Moodys, Lehman Brothers, S&P b) Fitch, S&P ve Freddie Mea
c) Standard and Poors, Lehman Brothers, Fitch d) Merrill lynch, Fitch, S&P
e) S&P, Moodys ve Fitch
4‐ Aşağıdaki ülkelerden hangisi para birliğine üye değildir?
a) Yunanistan b) G.Kıbrıs c) Danimarka d) İrlanda e) İspanya
5‐ AB Krizinden en çok etkilenen Birlik ülkeleri aşağıdakilerden hangisidir?
a) Almanya, Fransa, İsviçre, İngiltere b) Yunanistan, G. Kıbrıs, İrlanda, İspanya c) Polonya, Romanya, Bulgaristan, Hırvatistan d) İngiltere, Danimarka, Hollanda, Belçika e) Lüksemburg, Estonya, Letonya, Litvanya
6‐ Aşağıdaki ülkelerden hangisi Haziran 2013 tarihiyle yatırım yapılabilir ülkeler grubunda değildir?
a) Yunanistan b) G. Kıbrıs c) İrlanda d) İspanya e) Portekiz
7‐ Türkiye’nin en çok ihracatta bulunduğu ülke aşağıdakilerden hangisidir?
a) Çin b) Rusya c) ABD d) Almanya e) Fransa
8‐ Avrupa Birliği’ne katılan son üye aşağıdakilerden hangisidir?
a) Romanya b) Bulgaristan c) Bosna ve Hersek d) Macaristan e) Hırvatistan
9‐ Aşağıdaki yıllar dikkate alındığında Türkiye en düşük büyüme oranını hangi yılda yaşamıştır?
a) 2007 b) 2008 c) 2009 d) 2010 e) 2011
10‐ Kasım 2013’te uzun aradan sonra Türkiye ile AB adaylık sürecinde açılan 22. Fasıl aşağıdakilerden hangisidir?
a) Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu b) Bilim ve Araştırma
c) Bilgi Toplumu ve Medya d) Balıkçılık
e) Gümrük Birliği
CEVAP ANAHTARI 1‐B, 2‐A, 3‐E, 4‐C, 5‐B, 6‐B, 7‐D, 8‐E, 9‐C, 10‐A
Öz et
•Dünya ekonomileri 2008 yılının sonlarına doğru ABD'nin finansal piyasalarında başlayıp ardından tüm dünya ekonomilerini etkileyen önemli bir kriz yaşamıştır.
•15 Eylül 2008 yılı kriz için dönüm noktası olmuştur. ABD merkezli önemli yatırım bankalarından Lehman Brothers'ın iflasını ilan etmesi krizi tetikleyen unsurdur.
•Krizin ABD'nin finansal ve reel piyasalarını olumsuz etkilemesi, yayılma ve bulaşma etkisi göstererek birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeyi etkisi altına almıştır.
•2008 Küresel Finansal Krizi mali ve finansal açıdan AB ülkelerini olumsuz yönde etkilemiştir.
•Yunanistan, G. Kıbrıs, İrlanda, Portekiz ve İspanya gibi AB üyesi ülkeler yüksek dış borç ve bütçe açıklarından dolayı 2008 Küresel Emlak Krizinden ençok etkilenen Birlik ülkeleridir.
•AB ülkelerinin 2008 Küresel Finansal Krizinden sonra yaşadığı ekonomik bunalım AB Krizi olarak adlandırılmaktadır.
•Türkiye ihracatının önemli bir kısımını AB ülkeleri ile
gerçekleştirmektedir. AB krizi Türkiye'nin ihracatındaki büyüme hızını yavaşlatmıştır.
•Bütçe ve dış borç sorunu yaşayan Birlik, gelecek dönemde politikalarını genişlemeden ziyade kendi içerisinde bütünleşme üzerine yoğunlaşacağı düşünülmektedir. AB Krizinin bu açıdan Türkiye'nin adaylık sürecini olumsuz yönde etkileyeceği beklenmektedir.
YARARLANILAN VE BAŞVURULABİLECEK DİĞER KAYNAKLAR
Arestis, Pphilip, Rogerio Sobreira ve Jose Luis Oreiro, The Financial Crisis Origins and Implications, Palgrave Macmillan, 2011, New York.
Cantor, R. ve P. Frank (1994). “The Credit Rating Industry”, Federal Reserve Bank of New York Quarterly Review, 19, No. 2 (Winter), pp. 1‐26.
Congleton, R. D. (2009). “On the Political Economy of the Financial Crisis and Bailout of 2008‐2009”, Public Choice, (2009) 140: 287‐317.
Dura, Cihan ve Hayriye Atik, Avrupa Birliği Gümrük Birliği ve Türkiye, Nobel Yayın, Ankara, 2007.
Eğilmez, Mahfi (2012), “Euro Krizinin Nedeni”, Kendime Yazılar, 6 Haziran 2012, http://www.mahfiegilmez.com/2012/06/euro‐krizinin‐nedeni.html
Karluk, Rıdvan, Uluslararası Kuruluşlar, Beta Yayınevi, İstanbul, 2007.
Karluk, Rıdvan, Avrupa Birliği ve Türkiye, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, İstanbul, 1996.
Noord, Paul ven den ve Istvan Szekely, Economic Crisis in Europe: Causes, Consequences and Responses, Routledge, 2011, London and New York.
USAK Raporu No. 11‐01, “Krizdeki Birlik Euro Bölgesinin Borç Sarmalı ve AB’nin Geleceği”, Editör: Mustafa Kutlay, Mart 2011.
Seyidoğlu, Halil, Uluslararası İktisat: Teori, Politika ve Uygulama, Güzem Can Yayınları No: 26, İstanbul, 2013.