Gül Bülbül 2
- şiirler -
Yayın Tarihi:
04.09.2020
Yayınlayan:
Antoloji.Com Kültür ve Sanat
Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin kopyalanması gerçek veya elektronik ortamlarda yayınlanması, dağıtılması Türkiye Cumhuriyeti yasaları ve uluslararası yasalarla korunmaktadır ve telif hakları temsilcisinin önceden yazılı iznini gerektirir. Bu doküman, şairin kendisi veya temsil hakkı verdiği kişinin isteği üzerine Antoloji.Com tarafından, şairin veya temsilcisinin beyanları doğrultusunda yayınlanmıştır. Bu dokümanın yayınlanması kullanılması dağıtılması kopyalanması ile ilgili husularda ve şiir içerikleri ile ilgili anlaşmazlıklarda Antoloji.Com hiç bir şekilde sorumlu ve taraf değildir.
Akşam Üstü
Kızıl bir şafak örttü Akşam üstünde ufku
Gece mavisine büründü deniz Gemiler kıpırtısız yol alırken
Martılar eşlik ediyor tayfaların ıslık seslerine.
Yalnızlığın ve uzakların şarkısını dinliyorlar Muhabbetlerine ortak oluyor
Gök yüzünde yıldızlar Ellerin de demli çay.
Gül Bülbül 2
Amatör Hayat
Ömrümüz etimizde seğriyen dalgalardan ibaret Ama istersen çoğaltırsın hayatı
Çoğaltırsın nefes nefes tutunarak Bırak bir kez daha
Ayırma bizi
Yaralarımı sarılı yerlerinden kırma Kanatma bir daha
Ben dağların kovuklarına sakladım Gün yüzü göstermedim
Acıyan yanlarıma
Leylanın mecnunun masallarına Hiç kulak asmadım
Kendi düşlerimi kovaladım gizliden
Olmama ihtimaline alıştırdım hayallerimi Zor oldu belki
Duvar diplerinde, kuytularda Ağladım çömelipte diz üstü
Şimdi yazsam düşer mi gözlerin mısralarıma Evvelden ezelden
Sözlerime dokunurmu bakışların
Kelimelerin boğazıma düğümlendiği zamanlarda Sen bana bakma ne olur
Say ki donmuşum göz pınarlarında
Say ki mevsimler üşümüş kapı eşiklerinde Zemheride güneş
Ağustosta kar
sevdalar ölüm döşeğinde Etimde seğriyen hayat Say ki amatörce beklemiş Ve yeniden
Düşlerimden masallarımdan
Acıyan yanlarıma bir sevda can olmuş
Gül Bülbül 2
Anne Gitme
Anneler nasıl tanır çocuğunu uzaktan Annedir çünkü
En sevdiği annesi İlk tanıdığı çünkü İlk soyu - içtiği suda
Adar kendini bitmeyen duaya Yığılan yüküne halim yok desede Her seferinde aynı
Çünkü iki hecedir Annedir çünkü İlk toprak
İlk abdestini al oğul
Kapıya bir ses bırak vuranı duysun Askıya iliştir gözlerini
Geleni görsün Halim yok bugün İki kelime dört hece Anne gitme
Şiirler yarım kalmasın
Avuçlarım öteki dünyaya dua toplar Tövbesi bitmez insanın
Taze gelin değilim
Yürümez bulutlara ayaklarım Sakladığım ne varsa bu dünyalık Yığılır kapı önlerinde - eşiğe
Her çocuğun ellerinde bir el İlk tanıdığı çünkü ilk hecesi Anne gitme
Şiirler yarım kalmasın
Gül Bülbül Gül Bülbül 2
Aşk
aşk yağmurlu bir akşam üstü pencereme düşen
garip bir gölgeydi.
soluk soluğa okuduğum esrarengiz düşler yumağı bir roman.
ve bir duada
aminlerle biten hasbi haldi.
Gül Bülbül 2
Aşkın Olmasa
Gülüşün bilesin gülüşün vurur Aşkına tüneyen kalbimi
Sesin tokat gibi dalgalanır Buz kesen kulaklarımda.
Saçlarımda kar salkımlar Tutulmuş köşe başları Soğuk kaldırımlar
Bulutları delen bakışıların Sokakta
Üşüyor yüreğim Üşüyor ellerim
Kör dövüşü yaptırma Sana gelen yollarda Avaz avaz bağıran Pul pul dökülen
Dudaklarımda gevelediğim cümlelere Sen yokla kendini
Aşktan yana bir fısıltı duy Konuşarak
Taştan taşa vurduğun Kırk parça
Dağılıp dökülen Yüreğimden Diken ayıklatma
Bu bendeki çıldırtan arzu Ürküten sevda
Tetikte kıvranan kalbim Geceyi aydınlatan
Sigara dumanı Böylesine uğraşmak Çekilirmi
Mısralara kurşun döktüren ...aşkın....
Olmasa.
Gül BÜLBÜL Gül Bülbül 2
Aşktan Ey aşk
Bulut bulut yağdıysam saç tellerine Kirpiklerini ıslatmayıp unuttuysam Meylettiysem avuçlarına dolmaya Aşktandır hep böylesine ıslanmam
Aşktandır gözlerinden çığ çığ yuvarlanmam Ey aşk
Karanlığı bürünerek
Boş gözlerle baktıysam geceye Ayı unutup güneşi görmek için Kaybolduysam yıldızların arasında Ve içten içe öptüysem yüreğinden Sığınmak istiyorsam sıcak nefesine Aşktandır bütün bunlar aşktan Ey aşk
Yürüyorsam mahallenin kaldırımlarında Duvar yazıları yazdıysam sokaklarına
Köksalan ıssızlığımda sen çekiyorsam ciğerlerime Kabul görüyorsa ikliminde yaşanan sevda
Sebepse cümleler akşamüstü duygusallığına Aşktandır bu soluk zamanlar
Aşktandır gök kubbenin altında ağlamalar Ey aşk
İçimde karamsar korkak sızı Adın geçince buralarda
Kanatları kırılmış ezilen yüreğimle Devşirme heveslere tutunarak
Yalvar yalvar bağırıyorsam sensizliği Aşktandır bu sürünmelerim
Çöl güftesi gibi yitik sesler çıkarışım Aşktandır aşktan
Ey aşk
Üç vakte kadar masallarına bağlamışsam Gelecek zamanları
Ayaz çığlıklarla fısıldıyorsam Kesip acıtan adını
Ve senden başka donuyorsa Ruhumda tüm gülüşler
Aşktandır bu dirhem dirhem Ölmelerim
Aşktandır bu saman sarısı hallerim gül BÜLBÜL
Gül Bülbül 2
Aylardan Şubat Mevsim kış
Aylardan güzelmi güzel Sevgi dolu şubat
Dışarıda üşüyen güvercinler Kanatları ak ak
Çocuklarda mutlu bir telaş
Haftaya kardan adamlar yapılacak Yüzü çizik
Gözleri kömürden
Yamaçda gri bir bulut örter güneşi Duraksayarak
Buzlu taş yokuşlardan tırmanır Ellerinde fileler
Dizlerinde romatizma şikayeti teyzeler Mevsim kış
Aylardan şubat
Bir aydınlık dökülür gök yüzünden Lapa lapa
Beyaza bulanır toprak İrice berrak
Saydam bir buz kütlesi sarkar çatıdan Kapı önlerinde titreyen patiler
Saklanır avlu diplerine Korkarak
Mevsim kış Aylardan şubat
Bakışlardaki düşler biçimlenir Buğulu camların avucunda Üşümekten korkup
İçine kapanır ağaçlar Yalnızlaşıp mahsunca Baharı beklerler
En güzel çiçeğin kavgasına tutuşmak için Mevsim kış
Aylardan şubat Sanki yerinde değil Bugün yine
Yıldız ve ay
Geceye ıssız bir karanlık uzanır
Çokluca sessizlik Mevsim kış
Aylardan Saçları ıslak AmaMutlu bir şubat
Gül Bülbül 2
Babavatan
Yıkılır bir babavatan
Sesi dudaklarımda kıvrılan ağıtlar Dizi dizi
Gönül bahçeme düşer.
Varlığımızı ağırlayan Düşler kucağı
Anne kollarında eskiyen ninniler Pencere asmalarına konan
Üveyik kuşları
Örgülü saçlarımızı terketmiş Kına kokularıda uçmuş Kuşların kanatlarında Kaç bahar kaç yaz geçti
Çatallanan duvar yıkılan damdan ayrı Kaç zemheri tüketti
Belleğimizden
Köy çocuğu geçmişimizi Şimdi ne kadar sarmalasak BoşTütmeyen ocağın rüzgarı İçimizde büyüyen sılanın halı Oturur yüreğimizde
Söylediğimiz gurbet türkülerine Masumca siner
Bir nefes yavşan otu İki çift söz incitir
İçini sızlatır babavatan damdan sarkan
Annenin yalnızlığı Ve evlere sığmayışı.
Öksüz düşlerde kalmış
Saman alevinde çörek çeken Kara sacın ocakta
Ot süpürgenin, kapı önlerinde bekleyişi Yastığı döşeği eskimiş
Bağı bahçesi kurumuş Kurdu kuşu yaban Sohbet eden komşusu
Depreşir adı geçince
saç tellerimizden dökülen İnce su gurbette bir ırmak uğultusu İncinen yüreğimize.
Gül BÜLBÜL
Gül Bülbül 2
Baki Olan Bir Aşktır
Ne zaman bakışlarında gezinsem Bir sızı başlar öteden beri
Susturamadığım.
Vakit bellemişim senli hayalleri Direnir
Ayıklarım Ayrık Otlarından Senli
Cümlelerimi.
Sükutum
El değmemiş teninde Baki olan bir aşktır Tutunduğum.
gül BÜLBÜL
Gül Bülbül 2
Belirsizlik
İliştirdim kalbimi Çıkmaz sokaklarda Belirsiz bir sevdaya.
Yorulmadı gönlüm Hayır...
Şikayet değil.
Senin ellerin,etin kemiğin Hepsi birer inilti.
Dev dev vuruşların silahsız Kırk yamalı bohça gibi.
Gözlerime bakışların...
Kaderden uzak manasız,manasız.
Misvakla tortularından aklını
Kirlenmiş hınçlardan kurtar kanatlarını.
Sahipsiz kalbim, kalbine ünlüyorken adını.
Güneşi öptüğün dudağın kavrulur Belirsiz sokaklarda
Belirsiz sevdalar savrulur.
Gül Bülbül 2
Benim Olmayan Şehir Hiç benim olmadı bu şehir Garip baktım penceresinden
Gurbette gibiydim her doğan günde Denizine karışan akşam maviliğinde Kavramadı toprağı ayaklarım
Hep ürkek emanet adımlarla yürüdüm Hiç benim olmadı bu şehir
Hiç çığlık çığlığa koklamadım portakal çiçeklerini Taarruzda bekleyen bir teneke köz tuttum ellerimle Ismarlama zoraki sohbetler
Eksik gibiydi bir yanım hep Kapılardan yanaydı yüzüm
Gitmek için gün sayan misafir gibi Hiç benim olmadı bu şehir
Az az sevdim
Her gün birazdaha derine batıyor tırnaklarım Etime karışıyor
Kalkıp gitmelere gücüm yetmiyor artık Dengesini kuramıyorum
Eteklerimde hergün çoğalan ağırlık
Kırık dökük hikayelerle suskunluğum artıyor Canım kanım dediklerim bu şehirde çoğalıyor Hiç benim olmadı bu şehir
Dört kolla sarılamadım tutunamadım Üşümeyen soğuk beton heykeller gibi Yürüdüm kaldırımlarda
Aklımdan geçenler
Dilimin konuştuklarıyla yerdeğiştirip durur Her söze her cümleye iki vatan sığdırırım Merhemler yaptım suskunluklarıma
Yıllarca sıkılmadan usanmadan
Benim olmayan şehrin kaldırımlarına taş ektim Ağır voltalar vurdum sırılsıklam yaz ayında Onca insan nıye ?
Gitmek varken özlem kokulu
Masallar anlatır eski hatıralarından
İri iri gözlerini açmış vatan kokan çocuklarına Çok kişili sofraların çala kaşık sesleri
Kıkırdayan küçük gülüşleri vardı Göç etmeden önce tüm kırlangıçların
Gül Bülbül 2
Beşik
Çarmıha vurmuşlar bizi Boğuyorlar.
Gelecek düşlerimize Yakasız ak göynek Biçilir...
Gece gibi.
Uğraştım olmadı.
Elle tutulur Gözle görülür
Titreyen yüreğimde Sana karşı
Duygular çoğalmadı.
Değişmedi.
Kahvelerin telvesinde Yıldızlarda
Avuç içlerimizde
Saman yolu hikayelerinde aradık.
Sol yanımız Ürkek
Suskun bekledi...
Olmadı.
Vakit...
Akşam
Hava kararıyor Sisli bir bulut
Senin gözlerinde uyuyor.
Anlamlı anlamsız Gülümseyen gece Alaymı ediyor.!
Oysa gözlerinde uyuyan bulut Sulu sepen kar olacak...
Karanlığımıza.
Yalpalayan...
Yığınla düş kırıklığı
Boşuna ölen zamanlarda.
Bir toprağın derviş sözü Durur
Nasırlaşmış kafalarda.
Kiralık çocukluğumuz Saç tellerimizden sarkan Boş beşik kertikleriyle Üşür.
Omuzlarımızda
gül BÜLBÜL
Biliyormusun
seni sevdim ben biliyormusun kanadı kırık kuşlar gibi
seni sevdim ben biliyormusun gülmeye muhtaç düşler gibi buğulu camlara adını yazdım yıldızları senin için saydım güneşe sensiz baktım
seni sevdim ben biliyormusun
gül yapraklarını defterimin arasına koydum sana şiir yazıp hayal kurdum
telefonda sesini duyup özledim seni sevdim ben biliyormusun
yüzünü potre diye çizip duvara astım kimse görmesin diye üstünü örttüm elimi uzatıp hayaline dokundum seni sevdim ben biliyormusun kardelen çiçeği gibi diktim yanına yaklaşıp yanağını öptüm hiç inkar edip saklamadım seni sevdim ben biliyormusun şafak vaktinde ufku seyrettim tüm güzellikleri sana benzettim dua edip seni seni diledim seni sevdim ben biliyormusun Gül Bülbül
Kayıt Tarihi : 13.9.2007 01:54:00 Gül Bülbül 2
Bir adam (babam)
Bir adam yürür,gözlerimde gönlümde Adımları uçurum uçurum
Yol onumu çeker o yolumu bilinmez Sanki,dev bir masal kahramanı Asırlık çınarlar gibi
Gölgesi ağır Erişilmez.
Saçlarında beyaz karlar Muştular indirir
Zirvesi görünmeyen dağlara.
Ele vermese de kendini
Oturur içinde kıpırtısız bir çocuk.
Ölümsüz bir ses düşler Kulaklarında kalacak.
Günahsız geçtiği yıllardan.
Koca çınar...
Gölgesinde toplasa yeryüzünü Kocaman bir han yapsa
Buz tutmuş ellerini
Göklere uzanan baston yapsa
Asırlık çınarın tutunurmu yaprakları Bir bir.
Yoksa ölürmü ruhunda bu şehir.
Rüzgar esse bulutlar dolansa Yağmurlar yağsa
Elbette...
Ulu çınar toprağında bir gün Yeniden doğsa.
Gül Bülbül 2
Bir Yudum Mutluluk
Bir yudum mutluluk benimkisi Çoğalırken düşlerimde huzur Mavi kelebekler uçar
Ruhumun kanatlarında Sevincimle
Gökyüzüne selam yollarım Güne bakan çiçekleri
Ve gözlerindeki gülüşlerinle Gül Bülbül 2
Birazda Biz Olsak
Üşüyen ellerimi ısıtsan yüreğinle Hüzünlü ama
İçimi okusan
Birazda konuşsa gözlerimiz.
Radyo dinlesek
Spiker aşk üzerine söyleşi yapsa Biz çoğalsak
Muhabbetimiz çay
Bardak bardak dökülse.
Biraz yeşil olsun seyrimiz Dağlara doğru ağla sevgili Kara yağmura inat
Birazda ıslansak deli deli İçimizin sesi sussa
Boş yere tartışsak Danışıklı
Dövüş gibi
Söylemlerimiz kifayetsiz Cümlelerimiz destursuz olsa Biraz benim sol yanım Biraz senin sol yanın Sızılarımız
Karşılık bulsa Erimiyor güzelliğin Çirkinliğin olsada Nedirki sır
Açıktan aleni
Yollarıma gül döksen sevgili Beklerken camda ruhum Yağmuru.
Sen biraz
Kirpiklerime donsan Sevgili
Ürüyan gezerken gecede Birazda
Karanlık olsan Görmese seni Cümlealem Birazda
Gül Bülbül 2
Çağlayan sözler
Adını anmak gönlümde nur Adını anmak kalbimden vurur Gül Bülbül
Kayıt Tarihi : 13.9.2012 17:50:00 Gül Bülbül 2
Çocuk Kalan Anılar
Bir zamanlar dumanı tütüyordu hayatımın Sokak sokak...
Ev evdi..
Bahardı henüz düşlerim
Ne çabuk izbede kalmış küf kokulu tütsüler yakar Oldum Yaşanmışlıklarımın ardından
Maziyi hayal ediyorum Unutulmasın ölmesin. diye Hep aklımda kalsın
Çocukluğumun gençliğimin. izleri
Babamın gümüş zincirli köstekli saati Annemin sıra sıra dizilmiş oyalı yazmaları Evimizin mayalı hamur kokan ocaklığı Çocukluğumun en güzel kahvaltısı Sıcak sıcak yağladığımız çörekler Ve dalında şarkılar söylediğimiz Gölgesinde evcilik oynadığımız Pelit ağaçları
Bir küsüp bir barıştığımız
Aslında gönül bağıyla hep bağlı kaldığımız Kin gütmediğimiz
Kem bakmadığımız
Bilirim şimdi hepsi hasretler
Bilirim şimdi hepsi maziyi özlemekteler.
Anılarda demlenen
Çocukluğumuz, çocukluğumuz
gül BÜLBÜL Gül Bülbül 2
Donuk Gölgeler
Bak işte yıllar sonra gözlerine düşen gölgem Ayaklarının dibinde
Bas üstüne
Belki dirilir cesedim Ayak izlerinde dalgalanır Dalgalandıkca kanım
Yeniden biçimlenir etim omuzlarımın üstünde Sağdaki gözüm soldakini hedef alır
Baktığın yer öyle böyle değil İnsan insanı
Vurmak için uzattığı tüfekten tanır Gerçekmi bunlar-değilmi yoksa Dirilerin arasında salınan ölü Bu gürültü
Şu sana uzanan gri yıllar
Çiçeğin üzerinde rüzgarın getirdiği Barut kokusu
Bak yine gözlerine düşen gölgem Bağrımda tetiğine bastığın sancı Hesapla mesafeyi bulaşmasın Tırnaklarımda çamur
Toprağı taradım ellerimle Denk değil biliyorum
Benim toprağım senin ayak izine Ellerimi nereye uzatsam gölgeler Kayboluş zihnimde donuk bir resim İnsanlar diyorum
Şu diriler
Nerede kiminle
Hangi uzaklaşan kavmin peşindeler
Gül Bülbül Gül Bülbül 2
Dörtlük 1
Cennetin umudu tazelenir gönlümde Her bereket tohumu yağmur damlasında.
Vakit sabahı kuşanmak da güneş doğuyor Karanlık için sanki intihar oluyor.
ll
Sızar içime gözlerimden akan su İnceden inceye kalbimi yıkar.
Kimse bilmez halimi, melalimi Zaman taarruz da yürekler yakar.
lll
Tevekkülün mertebesini Teslimiyetin gücünden alırız.
Gecenin gündüzü örtmesiyle
Yeryüzünde yusuflu dualar buluruz.
Gül Bülbül 2
Dualı Şiirler Ey varlık sebebim
Billahi senin emrinle hayattayım Bin kez dönülmüş tövbelerden Yeminlerden
Darmadağın günahkarım
Yinede yeniden tövbelerle kapındayım Affına talibim...
Aşkların en güzeli sen
Adınla mesudum andıkca her zerrem Huzurum olur dualarla dilimde
Mühlet, müddet, sınır sanadır tüm yolculuklar Bu yüzden eteklerime yapışmış çekiştirmekte Dünyada dünyalıklar
Mülteci ruhum arafta,çırpınır şaşkın Bire kul olmanın avuntusu ahvalimde Ömür bu misafirde olsa dünyada Rengi teni emanet
Hasbihaller hep aşkınla
Tevekkülüne teslim yaşamak dualarda Bismillahda şanınla bütünleşmek
Doğarken fecirde nurun uyanık gönüllerimize Ey varlık sebebim
Anmassam adını bir nefes Yorgun kederler yürür kalbime Dualar akar parmaklarımdan Affını ister her kelimesinde
Hükümsüzleşir merhametin yanında Üç günlük dünya.
İdrakim zayıf Öğret ALLAhım
Zayıf şükürlerden kurtulayım Affın milladım olsun
Aşkın iki cihan servetim Ağlayıp cırpınan şu gönlüm
Mağfiretinle bayramında cemaline ersin
Gül Bülbül 2
Düş Yakamdan Mahpus
Mahpusta düşlerime cam kırıkları batar Yüreğimden kan damlar prangalarıma.
Ve dokunsan yıkılır İçimin boş mahsenleri.
Gülmek ibadet gibi kutsal Mıh döven sinelerimde
TUFANI gizlenemez yük, ömrümün İçimde çırpınan kanatlarım taşımaz Anladım silinmiş kaderimden yollar
VE hatta karlar yağmış heryanım soğuk.
Güneşin doğmayan
Kaç yaprağını koparayım günlerimden Salkım saçak hayallerim donuk.
Yığın yığın insan yığınlarca hayal kırıklığı Saman sarısı benzimde, sigara dumanı izleri İki tel beyaz akan saçlarımda
Yılların bozamadığı düş kırıklığı
Ürkek baktığım tavanlara, sessiz çığlıklarımı astım.
Bir yusuf fısıldadı, buralısın dedi artık.
Voltalarımdan pazar yeri kurdum avluya Silip süpürüyorum yan ranzaları
En çakal fiyatlardan Gülüşler satıyorum
Ölüme çeyrek kala piyasalarında.
Gül Bülbül 2
Düşünceli duygular Hangi toprakda
Hangi suyla beslenir bu karanlık.
Dünya bu devinimde Boğuluyor insanlık.
Muhabet nasıl yaşanır Tatbiki yok.
Kapatırsan aşkını yücelerin Düşünemez kalpler varlığını.
Ruhları alınmış cesetler sürüsü On ikiye kurup saatleri
Uyandırmalı cennetleri.
Utanmaktan bir miktar
Dökülseydi bedenlerin üstüne Tedavi olurmuydu insanlık Karanlıklardan yana.
Aşığı olmak,hazır olmadan...
Ateşine narın..
Yavaş yavaş yanmak.
Göremez haldeyiz gömülmeye başladığımızı Akılla kalp girdabında
Mizacını bulmak
Bedenin, dilin hakkını vermek Ritminden koparmadan.
Kadim dünyanın taklit değerlerini Gözdesi kılmak varlığın.
Sıçra artık insanlığın adamlığına Al nasibini
Seni en üstün kılan sözlerden.
Koy başını kahraman sohbetin kıyısına.
En derun düşünceler sarsın benliğini.
Bırak kararan paslı bedeninden Aksın sancılı dumanlı isli sular.
Gül Bülbül 2
Ey Yar
Ömrümün tutkusu Ey yar...
İki dirhem Bir çekirdek Söyle...
Kime giydirdin yüreğini.
Gül Bülbül 2
Eylül Eylül...
Eylüldü ayrılıklar yazıp ayrılıklar okutan Eylüldü seni alıp aşılması zor yollar kılan Eylüldü yaprak yaprak hüzün yağdıran...
Yüreğimizdeki dallardan.
Eylüldü sonbahar kuşatması bal rengi...
Gözlerini ıslatan.
Eylüldü kocaman yürekli güneşi ağlatan.
Eylüldü dalgalı denizler gibi aşkları yıpratan.
Eylüldü aylardan yıllardan ve sahici hayat dan.
Ve bir eylül zamanı
Eylül vurgunu yürekler.
Gül Bülbül 2
Gecem
Yine karanlığı giydirdim geceme Nereye baksam yıldızlar uçuşur Ay taç yapmış kendini
Gökyüzünün kara dalgalı saçına Ve alabildiğine özgürüm
Dönen başım uçsuz bucaksız havada Alevden şarkılar söylüyorum
Kendi sessizliğimde İçim dışıma kırgın Acıtmıyor artık canımı
Sessizliğim yalnızlığım ve gece Denizin çiçeklerin bütün kokularını Ben kokluyorum
Şehir boş sokaklar boş
Herşey benim bana konuşuyor gecede Biliyorum bitecek bu ahenkli söyleşi Kızıl öpücükler konacak kanatlarına ufkun Sonra karanlık elini çekmeye hazırlanıyor Sabahın gülümsemesi yakın
Yıldızlar kaybolmak için Avuçlarımdan kayıyor Ay siyah saçları bırakıp Mavi atlasda yok olacak Susuyor şarkılar içimde
Hüzünlü bir el üzerime üzerime Güneşi çekiyor.
Erkenci bir kuş penceremde Mahçup
Teselli eder gibi bakınıyor.
Gül Bülbül Gül Bülbül 2
Geçmiş Buyur dedim
Çatılan kaşlarını kabullenerek Kapı eşiklerinde
Kasılıp kalan bakışlarla Buyur dedim
Sessiz ve Acıyarak
Ağır aksak bir hoşgeldin döküldü Kararsız dudaklarımdan
İnsan bu kadar küçültürmü Kırgınlıklarını
Kelimelerini cümlelerini Batmıyor çatık kaşların Ağaran saçların
Gittikçe azalan kilon
Varlığınla şekillenen saatler Homurdalandığın öfken Hepsi ufalmış
Üzerinde okunaksız kesintisiz Çizik
Yanlışlıkla tuvale dökülen boya gibi Bakışlarımda
Sende gördüğüm karışıklık Solukluk
Ütü izlerim silinmiş Epriyen pantolonundan İçimde
Sarfedilen sözlere yazık Serzenişler
Artık bağırarak konuşabiliyorum Diyen iç ses.
O heybetli bıyıklarıyla oynayan Ürküten adam
Şöhretini kaybetmiş İhtiyarlayan
Günlerden
Havanın sıcaklığına aldırmadan Evin her köşesinde
Cılız bir özgüven dolaşıyor Soğuk soğuk
Yıllar içinde bendeki
Özelliğini yitirmiş yaşanmışlıklar Pörsümüş hallerle debeleniyorlar Bir bir sıralanmak için
Ben kılıcımı kınından çıkarıp Şakırdatmak taraftarı değilim
Gücüm yok Ne debelenenleri
Ne de zaferleri yarıştırmaya Benden uzaklaşan gitmeleri Yeniden canlandırmak
Huzuru
Tartaklamak olacak Azat ediyorum Tüm geleceği
Geçmişin prangalarından.
gül BÜLBÜL Gül Bülbül 2
Gidersen Gidersen
Kırık kanatlarımın üstüne basarak Akşam üstü şahitliğinde
Mavi rüyalarımız sessiz ve sefil Yarım kalır.
Sana derya olan
Kalbimde bir ceylan zamansız ölür.
Gidersen
Gülüşlerini toplama gözlerimden ne olur Soğuk rüzgarlı kabusların
Duvarlarımda çınlayan manasız sessizlik Boğazımda düğüm düğüm hıçkırık
düştüğümü fısıldar Gidersen
Tutunmak düşer ah desede yüreğim Belliki ayazlarda iklimsiz, çeliktendir Duadaki ellerim.
Soğuk bir özgürlük nefesimde Can havli hüzün
Titreyen tahta bacaklarımda.
Gidersen Kim bilir
Hangi merhemi süreceğim Hesabıma düşen yaralarıma Soyutlayıp dünyadan kendimi İzinli sayacağım
Tüm hevesleri ceplerimde saklı tutup Gidişine
Her gün bir çentik atacağım Gül BÜLBÜL
Gül Bülbül 2
Gölge
Omuzumda taşıyorum
Varla yok arası bir gölgeyi.
Siyah beyaz kasvetinde tüm külfeti Kalmamış hatırlayan
Unutmuş hatır sayan.
Sanki göçüp gitmiş masumiyet Dünya dergahından dilsiz ve ayan.
Gül BÜLBÜL Gül Bülbül 2
Gönlümün Efendisi
Aynı gök kubbenin altında Bilmediğin kişiyi sevemessin
Sevmek sevdiğinin varlığına izahat bulmaktın O yüzdendir
Bir acı kahveyle başlayan serüvende Seni sonsuz sevgiyle aşkla severken Hep yanıbaşımda istemek
O yüzdendir Yıllar önce
Kalbimi yüreğimi nefesimi sana hediye edişim Ve karşılığında
Tek isteğim
Senin kalbini gönlünü hediye almak Sonsuzluk aleminde rahmanın katında
Seninle eş olmanın elhamdülillahını yaşamak Her tebessümünde ömrüme sana dair
Bir düğüm attın Her düğümde
Benim yeniden kahramanım olursun Ben seninle olan yazgıma
Tevekkülümü minnet bilirim Seninle birlik olmanın sevdasını Ömrüm yettiğince yaşayacağım Günümüz kutlu olsun
Gönlümün efendisi Gül Bülbül 2
Göz Yaşım Göz yaşım Çöl ayazım
Omuzlarımda candan yorgunluğun Ellerimde ay
Sana yüreğimden yıldızlar Sayabildiğin kadar say İliklerimde
Korkulu fütursuz yıkıcı fay
Sokaklar caddeler büyülü bir anahtar Ey dağımın karı
Mahallemin denizimin iyotlu rüzgarı Estiysen kime ne
Başımda deli deli
Ömrümün fırtınalı sancısı
Katliamlar yaşanır savurduğun her yerde Yinede ekşitmem yüzümü
Gül ayazım Sığıntım Sabahım
Çağırırsan asarım kirpiklerine kendimi Öl dersen kapatırız birlikte gözlerimizi.
Gül BÜLBÜL Gül Bülbül 2
Gurbet Krizi
Kız kalasinden bir akşam üstü Mersin semalarını izlerken
Gurbet türküleri dinliyorum radyodan Acı acı yankılanıyor denizin dalgasında.
Boğazımda tarifsiz sancılı bir yutkunma Yağmursuz gözlerimde kararan bakışlar Dudaklarımda pişman çığlıklar.
Sen izliyorken
Kız kalesinden kıbrısı.
Denizde dingin bir mahçubiyet Üzerinde ay.
Kurtulamadı gurbetin sancısında yüreğim Kucağına sığınmış türkülerin
Sırtını sıvazlamakta
Ağlayan hayallerim hıçkırıklarım.
Tutunduğumuz maviliklerde
Hani en güzelimiz denizdi ya tarifsiz.
Şimdi ücra sessizlikte sensizlik Şimdi boğulmakta deniz
Boğulmakda mersin Ağlamakta ay.
Tutunca turuncu kanatlarından Gökyüzünün bağrına dağılmış Ağlamakta kırlangıçlar
Gül Bülbül 2
Gül,ki
Çırpınışın yaremi, gurbetemi, hasretemi Bakan gözlerinden çekeyim gözlerimi
Sukuta ersin yere düşen hayallerin ve çaban Hu,ların aksın bin parça yaralı kalbinden Yıldızlar dualarına konsun ayın gölgesinde Ve şükür aklınla buluşsun ahların ardından Sesim dudaklarında yer bulsun,konuş Ne olur anla, leylanın aşkındaki
Mevlaya götüren nezaketi
Yitirme billur gönülleri, papatyaları, gülleri Matem kuyusundan çekeyim, uzat ellerini Gülsün ümitle bakan gözlerin
Dünyaya ışık saçsın duaya kalkan ellerin Güneşi aydınlatır inancın, ve tenin
Gül,gül artık gül ki,güller büyüsün Sonbahar kuşatması sarı saçlarından Gülki, elmaslar çiçek çiçek sıra olsun Gülki, yağmurlar hakka akan sel olsun Gül Bülbül
Kayıt Tarihi : 31.3.2007 13:01:00 Gül Bülbül 2
Gülüşün aklımda asılı kaldı
bir masal esintisiyle üfledim ben kendimi, aşkın akılalmaz büyüsüne.
biliyorum! kalbimi unufak edecek,beni yaşayamaz kılacak.
belkide gül yapraklarım bir bir düşüp toprağa karışacak
ama yinede ben bu acıyı,canımı koparırcasına yaşamak istiyorum aylar yıllar sürecek belki,zaman verip hudut çizememki! ...
yüreğimdeki coşku kafamdaki kurguyu asıyorum ben düşler sokağına hezimetim kesin ona şüpem yok,
ama deymezmi:söylesene masal perisi,onun gülüşüne dolaşmak karmakarışık olup çözülemeyecek düğümler atmak.
.
Gül Bülbül
Kayıt Tarihi : 20.8.2011 18:55:00 Gül Bülbül 2
Günahlar
Aklından geçen ne varsa Vur bakışlarınla yere düşsün Taşımaz kolların
Bu ne ağırlık
İrili ufaklı bağıran sözler Nasılda çaresizlik
Nasılda vebali boynuna Günahlar
Sırtın dönük ateşten
Yırtılan bir gömlek enseden Buğuz edecek kadar
Yok olan vakitsiz
Göğe savrulan parmaklar sayısız Sayısı zindanlarda
Sayısız
Nasılda vebali boynuna Günahlar
Boş kapılarda beklemek
Yorgun omuzlarında uzanan solgunluk Sıksam dişlerimde ısırılan
Akıyor dilimden tuzla buz olanlar Canı yanan
Kanayan yaralar Ya günahlar
Yastığımda uyuyan ellerime Yüzüme bulaşan
Kıymık kıymık Her yanım kesik Her yanım
Kan gül BÜLBÜL
Gül Bülbül 2
Güzeldi gözlerin Güzeldi gözlerin
Hani hani bir gün söylemiştim aniden Ne güzel gözlerin var diye
Deliveriyor kalbimi
Suskun ürkek yosun yosun bakarken Buğulu bir cam gibi gözlerin
Adımı yazmak istedim bakışlarına Hep gözünde olayım
Sana dair kalayım diye Gül Bülbül
Kayıt Tarihi : 13.8.2011 12:19:00 Gül Bülbül 2
Hatırı sayılan sözler bırakın insanları
düşleri ve gülüşleriyle birlikte yaşasınlar Gül Bülbül
Kayıt Tarihi : 24.1.2012 11:15:00 Gül Bülbül 2
Hep Çocuklar Düşer
Nereye uzatsam sesimi boşluğa düşer Dilimde dağınık çabalayan üç beş kelime Doğruluğunu dinlemek için
Anlamını bulmak için Uzuyor kısalıyor
Çoğalıyor çoğalıyor ve küçülüyor Bir çocuğun parmaklarında eziliyor Bom... bomba birdaha düşüyor Tamda kalem tutan eline
El boşta kalıyor
Işık kurnazca toparlanıp dağılıyor Zihninde boşluğa düşen el
Karanlık da ne çok iş kalıyor
Gözler ölüme bulanan toprağı tırmalıyor Yere düşen kapının anahtarını arıyor El yordamı izi düşmüş
Tamda şuraya
Kapı önüne fatihanın
Fatihadan anla her insan yalnız ölür Yalnız bekler toprağın rahminde Düşen üç beş kelime
Sivrilir duyulur cesetlerin arasından Yere düşen kapı tokmağında el Pat pat
Çocuk işte koşarak vuruyor Belki düşen el
Patlayan bomba yıkılan duvarlar Yıkılan üçbeş kelime ve çocuk Okunmamış fatiha
Açsa gözlerini yerli yerinde durur
Gül Bülbül Gül Bülbül 2
Hercai
Yamacın öte yakasında
Bahar yoksunu bir hasret bekler Mendilsiz göz yaşlarım ellerimde Öfken gazel yaprağı titremesiyle Kıymıklar batırır
Derinden derinden bedenlerimize Ayaklarımıza bulanan toprak kokusu Aceleci düşler kurdurur
Erguvan göçü mevsiminde Cemre sancısı çeken
Pasifik yüreklerimize Bu yüzdendir böylesine Aşklar devriliyor sırılsıklam Hıçkırıklar bıraktığım yerde
Tesellisiz bir lodos esiyor kollarımda Sancılı ağıtlar
Bundan böyle
Karanlık akşamlarımda Hoyrat ellerinle kopardın Renksiz çaresiz çiçekleri
Öfken dizlerindeki dermana talip Tükenince kavgandaki
Masum cümleler
Senin gönül sahilinde kim bilir Kaç yalnız ruh
Misafir oldu bilmeden Bu kadar cüretkar
Bu kadar fütursuz hercai oluşunu.
Gül BÜLBÜL
Hicaz Ve Hüzün
içimde bir yerlerde hüzün ve gözyaşı ile yıkanmış kayıp kentin türküleri küçük tınılarıyla yüreğimi okşuyor,
duyması zor belki dinlemek lazım delicesine delicesine sanılarımız var bazen
aslında gerçek sandığımız yüreğimizi sızlatan rüyalar gibi yaşadıklarımız
bittiğini yada biteceğini kabullenmekte zorlandığımız duygular bizim sanılarımızdır.
çekip giden duygularla son hicaz hüzünlerini kristal bardağı tutuyormuşcasına özenle saklarız yüreğimizin en kuytu köşesinde.
gecenin en mavi anında yıldızların kadife kadife döküldüğü ayın iğde çiçeği kadar taze olduğu o hoş nikabın içinde sunulan delikanlı yüreğimizi sızlatan sevdalardan değil mi?
böyle zamanlar senin kollarında uzamalı akrebi sımsıkı avuçlarında tutmalısın yelkovanın sırtında savaşmalısın
sahici olan ne varsa içinde yaşamalıyız.
bakışların hırçın rüzgarlar gibi esmeli sevdalı sokaklarda.
aşk ölüm gibi, ölüm de bazen aşk olmuyor mu?
öyle ise adım adım ciğerlerine çektiğin hüzün ve sevdayı cebinde taşıma.
sevdalı gülüşlere yol ver kan ter içinde bırakma gökleri kıskandıran umutla yol alsın
ulaşsın sonsuz mihrabına...
bir vuslat bir deli yürek elbette yakınlığı muamma.
Gül Bülbül Gül Bülbül 2
Hikayem Sahil Kıyılarımda deniz
Ayaklarımın altında yakıcı kum taneleri Kavi bir güneş
Isıtıyor yorgun eğinimi Tepemde palmiye ağacı Dik duruşu ayakta kalışı Eğilmeyişi
Gölgeler sırtını yaslayan
Rüzgara çalım atan omuzları.
Martıların kanatlarında sahile vuran rüzgar İç çekişlerin hüznünü taşır
Iğıldayan sesinde
Kalabalıklar farketmiyor
Denizin kıyılara nasıl çırpınarak Süzüldüğünü.
Kumların güneşle kavrulup
Ayaklar altında ezilerek yandığını.
Güneşin her an alabildiğine Dünyayı öperek yanaklarından Isıttığını
Palmiyenin toprağa pas vermeden Başını göklere diktiğini
Rüzgarın martıların kanatlarında Şairlere inat
En romantik En duygusal
Şarkıları fısıldadığını farketmiyorlar Ve bütün
Gizemli güzellikler gibi
Bu ahenkde yosun kokularıyla Sahilde kayboluşunu bekliyor
Gül Bülbül
Gül Bülbül 2
Hoşçakal
Hoşçakal lastik çizmelerim Çocukluğum
Okul yollarımızdaki bozulmuş Tarlalar
Bir liraya aldığımız Kokusus çemenli ekmek Tadına hoşçakal
Hoşçakal
İp atladığım arkadaşlarım Salıncak kurduğumuz pelit Ağacı
Dikenli ama inanılmaz güzel kokan Nazarlık iğde çiçeği
Hepinize hoşçakal Dikilmiş tepemize
Hasan dağının dumanlı başı Gurbetin başlangıç noktası Kara kışına hoşçakal
Sabah erken uyanan kuşlar Müstakil evimiz
Küçük bahçemiz
Annemin kadife çiçekleri Demet demet hoşçakal
Gazellerde oynadığımız saklambaç Beş taşlar
Hayallerimizi anlattığımız Çocukca sohbetler
Masum masum hoşçakal Mayalı ekmek kokusu Küflü peynirin tadı Büyük kergi mahallesi Sokak sokak hoşçakal Komşumuz ayşe teyze Eski günler nerede Halılarla gamer yenge İlmek ilmek hoşçakal Taş atılan armutlar Ekşi erik ağacımız Yufka ekmekli Pırasanın tadı Bahçe bahçe Hoşçakal
Çabuk bitsin diye saydığımız Yün yumakları
Kulaklarımda kalan çıkrık sesi Tetire yeşile kök boyasına Boyanan ipler
Yumak yumak hoşçakal Tavana çivilenen ıstar ağacı Erişi argacı
Her ilmeği kesen bıçağım Elimde vurduğum kirkit Parmağımı açıtan makas Kesik kesik hoşçakal
Ana baba bacı gardaş bildiği Annemin dert ortağı
Ümmet dayım hoşçakal Canım ailem düşümde Bacı gardaş işinde
Kalsınlar hep bu şehirde AKSARAYIM HOŞÇAKAL
05,01,2020
Gül Bülbül 2
İnce Sızı Öncesi ıssızlık
Öncesi içten yakan hıçkırık Aldırmazlığım deliliğimden değil Aşarken. menzilimi
Düşündürür...
Üşüten suyun. rengimi
Yoksa gözyaşına. benzerliğimi Senki kesik nefesim
Çöz ruhumda sürünen can kafesimi Üfle kalbime
Ya rap bu yolculuk girdabında İliklerimde sen
Gözlerimin gördüğü
Saçları sürgün...tenime gurbet İçimde kıvranan sızı
Senden ayrı yüreğim zebil...
Bittimi acep.
Ötelerde kalan kurnaz kibir
gül BÜLBÜL 23.08.2020 Gül Bülbül 2
İnsan
Pusu kurmuş yollar yuvarlanır sarılır Düğüm düğüm urgan
Tutulmuş dikenli ulaşılmaz olmuş Bir sandığa kapatılmış tıkılmış insan Bitmez tükenmez dumanı sırılsıklam Yağarken dağların üstüne gök kuşağı Yedi renk yedi adam yedi uzanan el Tutar dizginini toplar
Salınarak dökülen bereketi Omuzlarından yeryüzünün Kış kıyamet dövünür gecede Şafağın durulup aydınlanmasını Ay kutlar
Yıldızlar pusuda bekleyen bulutların Avuçlarına saklanır.
Tükenmeyen rüzgarın uğultusu sinsi korkuluk Canavar diyor sabaha
Caddelerde kalabalık, geride kalan çocuk Bazen dağların içi içine sığmaz
Kızıl bir uğultu sarar
Akar demir gibi yüreğinden kanı Eteklerini katranlı ala boyar
Yola uzanır boydan boya kara gövdeli ağaçlar Savurur naralarını çığ çığ yuvarlanır
Kımıltısız hareketsiz güçsüz insan gücü
Sığmıyor beyazına yeşilinde toprağını arıyor dağların Tepelerden aşan yalnızlık bekler şehri
Tükenmez yorgunluğu kalabalığın Kabına sığmayan efendiler yaşar
Ezerek bedenini kırarak kolunu kanadını Ürkütür
Gagasında su damlası götüren kırlangıcı İnsan niçin sığmaz dağın eteklerine Boğazlayarak basamakları zamansız Hep göğe uzatır yolunu
Sahip olmak için yakıcı ateşe Bir tebessüm işaret eder ona
Yolculuğunda ölümün nefeslik ömrünü
Dünyanın memesini emer oluk oluk Kanmaz tezgahcı
Kıvranırken günah yüklü kervan Ve dağlar ağlarken başı dumanlı
Gül BÜLBÜL
Gül Bülbül 2
İstanbul
Meneviş gülüşlü çocuklar
El sallar yedi tepenin yedisinden Çokca özlem, biraz sevinç yaşatır İstanbul, safi duran kız kulesinden.
Geçilmeyen caddeler, bilinmeyen sokaklar Bakir yaşar aşkları
Hıçkırıklar sızılı, gurbet kokar bağrında Öpülmeyen gözünde neler saklı istanbul.
Çok şiir yazıldı, çok masal anlatıldı Büklüm büklüm boğazında
Seyretmeye doyamadığım
Eteklerinde salınır öbek öbek insanlar Kaç kalbin var yaralı
Kaç el örer yıkık dökük hisarını Kaç gönülde namın yürür istanbul.
Corafyanda çarpan yürekler Maviliğinden ilham alır istanbul.
Gök yüzünde minarelerin yıldız gibi dizili Ezanların dokunan gönül sesi istanbul Dudağında yığın yığın dualar
Her mısrada nur damlıyor istanbul.
Gül Bülbül 2
İzin Ver Acın Acım Olsun Aklım bir telaşta
Kaderi unutup kendimce
Bir yol bulma çabasıyla kıvranıyorum Hıçkırık seslerine benziyor
Sana yazdığım mısralar.
Aynı kelimeleri tekrar edip teselli olmak istiyorum.
Yeryüzü kararmış
Toprağın akışında ara ara öbekler var Göğe yükselen ağıtların ve acın
Öbeklerin ayak uçlarına damlar.
Bakışların tepetaklak Sesine dünyanın
Gözlerin kapalı kulakların tıkalı cevaplar veriyorsun Hayal kırıklıklarıyla dolaşan cümlelerinde
Paniklemeye yakın düşüncem Sana bakarken
Sanki yanan bir volkanın Lavları saçılır gözlerinden.
Gördüğün her noktaya Sende kopan
Fırtınanın ahvali ne olur bilmem Ama ben elimi uzatıyorum Nicedir
Harlı ateşine
Yavaşca tırmanıyorum dağlarına Zorlaştırıyorsun
Dünya sürgününe dahil olmamı Düğümlenir ellerinde, aramızdaki bağ Bazen hislerini hissetmek
Odak noktam olur düşüncelerimde Yüreğindeki söküklere
Ulaşmanın yollarını arıyorum Gayrısı mümkün değil
Yolculuğumda
Gül BÜLBÜL
Gül Bülbül 2
Joy
Gerçek zamanda yer alman gerek Gönlünü çekme uzlete joy.
Sana ihtiyacı var Canda cananın.
Gül Bülbül 2
Kabullenir İnsan Kabullenir insan
Günü sıkıntıya bittimi Taş eker bağrına Bilirki yıldızlar kayar Ay ayrılır geceden
Rüyasız uykular düşer yastığına Titrek bir ses devrilir sarar Vakit girdimi
Batar dikenli teller gibi...inceden dokunur Gülüşler
Demek çarçabuk toparlanmış ömür Arkasından sürüklenerek giderken insan Artık ne yapsa nafile
Eşitlenir nasırlanan ayaklarla Çalışırken yarılan eller
Oysa büyüktü insan iri iri
Seslendimi gürbüz nehirlere karışırdı sesi Görmedinmi ?
Mükemmel değil artık
Parmaklarından toprağa serpilir Siluet eşliğinde cansız bir beden Baharı yoktur artık
Mecbur toprağa diz çökecek
Kekremsi bir hüzün gözlerinin ferinde Kabul et ey insan
Boyundan büyük işler seçtin Eyilen yazgıya sessiz harflerden Teslimiyetle kader dedin
Gül Bülbül 2
Kadın
Kar soğuğundan ayaz bürünür Korkunç kara bir boşluğa düşer Ağrısız hissiz çöker baş
İncelen yastığa
Ses geçirirmi kana bulanan yastık Zemheri bir vakit bastırıyor ağzına Düşen ses akıyor sanki
İplik iplik
Damarında dağınık korku Yastıkta büyüyen baş Artık istesede susturamaz Ağız dolusu
Gırtlağında çöreklenen küfür Bağırarak
Nasılsa kırılacak düşecek kuytudaki ağırlık Koşarken gecenin içlerine doğru
Suskun çürüyen karanlık
Omuzlarından titreyen karıncalar dökülür Kocaman ayaklarıyla
Dokunur sırtına köşesiz bir sancı Duvardaki gölgesi
Kurşun gibi yumruklar ve mora çalan parmak izi Suya gömülen gözlerinde
Çipiltili yağmur
Kımıldamadan duran kalp Secdede eti bölünmüş Kemikle dolu
Yıldızların döküldüğü amansız gecede Kıvrılarak yastığa düşen ses
Kıvranarak gövdesini dik tutmaya çalışan Kıyamet yürekli kadın
Gül Bülbül 2
Kadim
Artık kabullenmek gerek Soluğumuzun yorgun
Gözlerimizin fersiz olduğunu Döşünde büyüttüklerinin Vakti geçeli çok oldu
Beyazlar içinde düşündüğün Bir dönüş yolundasın KADİM Siyah beyaz resimlere bakarsak Azar azar tükenişimizi gösterir Ellerimizin üstünde gezindiği pozlar Pozlar ki her zaman varolacaklar Aynalarda
Gölgen kalacak KADİM
Görebilmek için defalarca bakacağım Saçlarını taramandaki duruşa
Gömleğinin yakasını düzeltirken söylenmen İz iz olmuşsun aynalarda KADİM
Ben şaair değilim Dertleşiyorum seninle
Ağlamak sızlanmak gülümsemek Yolculuğumuzun tuzu biberi Söndürmek tüm ışıkları Varlığınla aydınlanmak
Sana adanmaktır tek dileğim KADİM Ağıtlarımızın ellerinden tutup
Üşüyen gecemizi ısıtabilsek keşke İçimizde sindirilmiş baharları
Mevsimlerine bırakmalı KADİM O zaman üşümez belki gecelerimiz Üşümez ellerimiz
Sereserpe şimdilerde kalbimdeki yerin Sorgulamıyorum
Mülteci değilsin çünkü
Damarlarımın ta içinde dövünüyor tövbeler Kan pıhtısı günahların
Sahibi benim her zaman
Bundan böyle harf harf yazılsın Ruhuma bıraktığın
Ateş ve har
Desemki daha yürüyecek yolumuz var Yara bere içinde kalanadek ayaklarımız İnanma
Yolun sonundayız uçurumlarında Ve gözlerimizden kaç kez
Ölüm düşecek diplerine Uçurumların
Kaç kez hüzünlerle devrilecek Göçebe hazırlığımız KADİM Gül BÜLBÜL
Gül Bülbül 2
Karanlık Gecem Geceyi ve gündüzü...
Ellerimle...
Yara yara böldüm ikiye.
Dünyanın bir kanadında gece Bir kanadında gündüz.
Tırnaklarımla tuttum geceyi
Ayın yıldızın hatrına, yakmadım canını.
İplik iplik desteledim karanlığı Saçlarından kavradım ayazını
Giyindiğim siyah elbisem...kömürden Daha çok boyandı bahtına.
Böylemi olurdu gecelerde, ayın yıldızın düğünü Karanlığın...
Boğazından sıkıp öldürecek Ellerini uzatsa tan yeri.
Ruhunu bilirim gecenin
Gündüze gebedir her zaman.
Havvanın saçlarını şafakta
Bileyim söyle bana, ademmi tarardı.
Dünyanın gövdesinde ağır bir yük Nasıl düşürecek bilinmez
Çekerek omuzlarından, matem karası geceyi.
Tan yerini yırtan sabahın, ne suçu var İnliyor sancıdan.
Gıcırdayarak yığılmış üstüne Geceden kalma...
Karanlık günahlar.
Güneşi koşarken gördüm ufukta Gözlerinden ateş nehirler akıyordu Yokuş aşağı kayıyordu.
Köpük köpük olmuş, bedenlerde sıcağı Rüzgarlar yetim
İncecik bir gölgede, tutunmuş köküne çınarın.
Esmiyor...
Bozmuyor denizin rengini, mavisinden Ağustos sıcağında
Bu ne cüret gecedeki
Göründü yine gün batımında.
Gül Bülbül 2
Kararsız Nokta Karanlık duvarlardan Issız sokaklar gibi Korkutan yazılardan.
İçim hep ürkek Nedenler niçinler Birbirini kovalayan Amansız bir cenk.
Cümlelerime koyamadığım noktalar Avuç içlerimde sıkışmış.
Terlemekte kalem
Kararsızlığımı kaldırıp asmalımı Kapı arkalarına.
Yada yazmalımı Çivilerden taşlara.
Haberi olurmu bilmediğim insanların Unutulan yasaklardan, noktalardan.
O yüzdenmidir
Yüklediğim yüreğime Bir avuç ateş
Sonrası
Noktasız, noksan, keşmekeş Savursam gökyüzünün bağrına Yazılmayan konuşulmayan Kelimeleri
Bulurlarmı okunmayan vicdanlarda Noktasız cümlelerde yerlerini.
Gül Bülbül 2
Kayboluşlar
Fitne yüklü ruhlar jenarasyonumu Ağır gelen sokaklarımıza.
Böylesine kalabalıklarda Pusu kurmuş yanlızlık.
Zarafet yoksunu muhabbetlerin İzi düşmüş köşe başlarına.
Sağır ediyor kulaklarımızı Sokağın işitilmeyen feryadı.
Adres bulamayan gençlerde saklı
Saf bir kalbin keşfedilmeyen masumiyeti.
Bitmeyen beklentilerin Paslı çengeli...
Belkide kalbimize batan.
Bıçak kesiği ayazları Ta içimizde hissedip
Mezarlar kazıyoruz gönlümüzde.
Kuytu bir kabristana döndürdük Sevgiden yoksun sokaklarımızı.
Gül Bülbül 2
Kelebek Ömrü
Kelebeğin suda titreyen kanadı Rengi mavi
Hangi ıslak bulutlarla sürüklendi Rüzgarla ay,ın omuzlarına tutununca Yıldızlar kanatlarına takıldı
Narince kalbi sana soğuk bir kış fısıldadı Kalem satır satır
Feri gitmiş beyazı kesilmiş ellerinle Düşen kanatlarına
Kaç nefes yazardı
Celladıyla uçan kelebekler Çıplak gövdeli hüzünler taşır Yoksul nefisli
İki omuz arasında sırnaşan ömürlerine Donmuş kelebekler gibi
Alışmak ister insan
Az işitilen kısık sesli ayazın Toprağı sızlattığına
Vakit girdimi Yalnızlık
Sonrasında ihtiyar kelepce gibi takılır Gece kesiği kara bakışlarına
Yolları kapanmış kelebek gibi gövdemiz Dört köşeli odanın her yerinde
Aynı çizgide Dizilip asılan
Sığıntı gibi durulan
Bizmiyiz buralarda eskiden kalan
Nasıl yıpratmışız toprağı...nasıl öldürmüşüz Kızıl çağlayan güneşin eteklerinde
Yağmurdan öncemi çürüttük Yere yapışan ayak izlerimizi
Sonra denizide sürükledik arkamızdan Burdasınız hadi desek
Martılarda gelirmi
Ateşi kor ruhu sıkışan taş duvarlı kıyılarımıza
Kırık Kalp Kaç vakit
Kaç kez titredi Bu ses...
Sensiz sessiz hıçkırıklarda.
Kaç zaman biçti Mutluluğun resmi Kesiklerle dolu Kırık dökük kalbim.
Gül Bülbül 2
Kısacık
Zarif bir dokunuşla nakşetmek istiyorum...
Aşkı, sevdayı, muhabbeti.
İnsanlıktan yana ne varsa...
Bir bir gözlerimden Gözlerine
Bulut yumuşaklığında Yağmur bereketinde Zarif bir dokunuşla Gönlünü okşamak Demet demet şiirler Okumak istiyorum
Süzülürken gözlerinden damlalar Bize dair düşündüğüm ne varsa.
Gül Bülbül 2
Kimse Sezmez
Kimse sezmez saçlarımın köklerinden Derin derin ağrıdığını.
Kulaklarımda yetim uğultuların Öbek öbek otağı kurduğunu.
Susuz kalan dudaklarımdan Yağmur dualarının damladığını.
Kimse sezmez
Gözlerimin çelikten rüzgarlar savurduğunu.
Omuzlarımdaki dünya telaşının Arsızca debelendiğini.
Susarken kaybettiğim dilimin... dolanışını Kimse sezmez
Kabuk bağlamış yaralarımın, ince ince sızlayıp Ara ara kanadığını.
Titreyen nefesimi titreyen ellerimle tuttuğumu.
Bağı çözülmüş bacaklarımın Sürüklenerek
Kapı eşiklerinde kaldığını.
Toprağı sulayan yağmura benzeyen Göz yaşlarımı
Silmeyen mendilin kuruyamadığını.
Kimse sezmez
Kabaran göğsümün hangi hıçkırıkla dolduğunu.
Hayallerimin kahraman hikayelerde Konu olarak kaldığını.
Azalta azalta ömrümü Saatleri satın aldığımı Kimse sezmez
Düşlerimin yarım yamalak kaldığını.
Kimse sezmez
Yaşlı bir kadının eskimiş rüyalardan medet Umduğunu.
Ağarmış saçlarında cılız belikler
Ayaklarının üstünde dimdik durduğunu Ve minnetsiz dünyaya göz kırptığını.
Kimse sezmez
Ay neye tutunur gece karanlığında Güneş nasıl sancılı doğar ufukta Gül Bülbül 2
Koyu kahveydi yaşamak koyu kahveydi duygular yudum yudum içilesi bir anlatabilsem,
kahve sadeliğinde derdimi telve telve dökülecek ... belki bitecek kavgamız.
kahvenin son yudumunda.
koyu kahveydi yüreğim en acısından
en yanmışından
belkide en berduşundan.
ve düşlerim bile koyu kahve
yana yakıla kavurduğum,pişirdiğim sıcak dumanlı
buram buram efkarlı Gül Bülbül
Kayıt Tarihi : 12.1.2012 14:02:00 Gül Bülbül 2
Küskün Yüreğim
Iğıl ığıl çoğalan bir ağrı taşır yüreğim.
Zamansız bir kelebek uçar nefesimden.
Aralık rengi vurmuş kanatlarına
Belliki varla yok arası, sahipsiz beslenmiş Kırgın soluk...
Gül rengi dudaklarımdan.
Satırlarımda başı bozuk cümleler.
Kısık ateşlerde kavrulmuş...
Gülmeyen tebessüm gibi
Şiirler yazıyorum dokunaklı derbeder Sırça köşkünde yüreğim ayrılıklar yaşar Eriyen mumlar firari cılız ışıklar saçar.
Muhabbetsiz, kendini ele verir.
Devrilsede üstüne kerpiçden surlar.
Ruhumda çığlık çığlığa bağıran Türkünün sesi.
Değişmeyen mahal, imkansız ihtimal.
Sığıntı artık sinemde...
Telaşlardan uzak üzgün yüreğim Çalışmayan saatin, yelkovanı akrebi
Takılı kalımış zamansız, buz gibi bakışlarımda.
Öfkemi tutsam...
Küskünlüğümün mahsenine kapatsam.
Avuturmu kızıl şerbetlerden şifa uman gönlümü.
Yoksa baş kaldıran bir poyrazmı eser Eteklerinden deli deli.
Gül Bülbül 2
Mahsun Bir Yolculuk
İnsan bir başakla bereketlendi Kopardı cennetinden kopardı tenini Bozuldu tüm olgunluğu
Tutunamadı yapraklarına dalların Kaydı istikbalinden
Sonra bir gülümseme belirdi Çorak şehrin yıldızlarına düşen Bir el bir yetimin saçlarını okşadı Şehir
Yemyeşil başağın bereketini kucakladı Göğe doluşan ak saçlı güvercinler Zihinlere
Yollara
Ay ışığı döker Nefes nefese
Çokca ayak çokca atın terkisinde
Mağara önünde düşüp kalan iki kelime Konuşuldu kıymetsizce
AmaBütün ustalık örümceğindi
Sokaklarda yığınlar bir biri üstüne Bütün çaba görmek için
Örümceğin siperindeki gülü
Mutlumusun ? bilmiyorum nasıl arapca Doğrulsa gözüm bakabilse
Her sokak her ev kapısını açmış Ağlamakta
Her dudaktan düşen söz Devenin ayak izine akmakta Bir buyruğu bakler merasim Devenin bastığı yer kızıl kum Çökecekmi yürüyecekmi
Bekleyiş
Ellerini çırpanlar Yüreği çırpınanlar
Gülümseyen bakışlar yetimin gözlerinde Gözlerinde kocaman mübarek şehir
Masalsı Gece
Gündüzün üstünü örten gece Karardıkca uzuyor uzuyor Bir elim aya değer
Bir elim yıldızları topluyor
Tutunamıyorum gökyüzünde kara bulutlara Benimle yürüyor
Soruyorum
Yavaş ve daha yavaş
Güneşin şafağı çekiştirmesine ne kaldı Yakında dedi ay göz kırparak
Yıldız yer değiştirdi aya sırnaşarak Ne çabuk ne çabuk bitecek gece Elim ne kadar kaldıki yıldızlarda Güneşin dudağı sarkacak
Köpekler ulumadan Biliyorum şimdi şuradan Bir masal büyüsü çoğalır Hızlı adımlarla geceden kalan Kaç insan düşer sokağın başına Masalın kahramanı
Böyle uykunun kollarından Yastığa
Sesiz bir ses bırakır
Kargacık burgacık harflerden Gül Bülbül 2