YENİ KURUMLAR VERGİSİ KANUNU ve İŞLETMELERE ETKİLERİ. Kurumlar Vergisi Kanunu nda Yapılması Öngörülen Değişiklikler

15  Download (0)

Tam metin

(1)

YENİ KURUMLAR VERGİSİ KANUNU ve İŞLETMELERE ETKİLERİ

15 MART 2006 İstanbul

Kurumlar Vergisi Kanunu’nda Yapılması Öngörülen Değişiklikler

Kadir Baş

PwC, Ortak, YMM

(2)

Değerli konuklar, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ben aslında Mürsel Beye teşekkür ediyorum. Genel resmi görmeniz için ben de neler geldi, neler değiştirildi, neden gerekiyor bir özetlemekle başlamak istiyorum. Mürsel Bey bunu çok iyi yaptılar. O yüzden ben sadece ilave olacak küçük süsleri onlarla ilgili söyleyeceğim.

Asıl örtülü sermaye, kontrol edilen yabancı şirket ve yurtdışı iştirak kazançları üzerinde yoğunlaşmayı düşünüyorum. Sayın başkanın ve Mürsel Beyin de belirttiği gibi, mevcut yasanın değiştirilmesi yerine, yepyeni bir sistematik, yepyeni bir kanun çıkarılması düşünüldü ve şu anda yapılan o.

Onun dışında sistematik açısından bir çok iyileştirme yapıldı. Ben ona ilave olarak aslında bir şey eklemek istiyorum, o da komisyonda yer alan hukukçuların ısrarlı uyarıları üzerine esaslar konusunda Maliye Bakanlığına yetki veren hükümler yeni tasarıda ayıklandı.

Anayasamıza göre vergi ile ilgili esaslar ancak kanunla düzenlenebilir önermesiyle.

Giriş

I. Sistematik açısından yapılan değişiklikler II. Değiştirilen hükümler

III. Getirilen yeni hükümler IV. Kaldırılan hükümler

Sistematik açısından yapılan değişiklikler

• Yeni bir yasa

• Dar mükelleflerin vergilendirilmesinin ayrı bir bölümde düzenlenmesi

• Yeni kodifikasyon - Yeni madde numaraları,

- Bentlerin rakamlarla [(1),(2),(3) gibi],

- Alt bentlerin küçük harflerle [a),b),c) gibi] gösterimi

• Bentlerin sıralanmasında birbiriyle ilgili hususları düzenleyenleri birbirini takip edecek şekilde düzenleme

• Kanun dilinin sade ve anlaşılabilir olması; yaşayan Türkçe kelimelerin kullanılması

• Gelir Vergisi Kanunu’na yapılan atıfların azaltılması

• Stopajlar

• Kurum kazançları üzerinden yapılacak stopajlar KVK’da düzenlenmektedir.

• Mahsuplar

• Kanunen kabul edilmeyen giderler

• Kurumlar açısından kanunen kabul edilmeyen indirimlere sadece KVK’da yer verilmiştir.

• Maliye Bakanlığı’na esasları belirleme yetkisi verilmemiştir.

• Anayasa’ya göre vergileme ile ilgili esaslar ancak kanun ile düzenlenebilir.

Neler değiştirildi?

Aslında Sayın Kaplan hemen hemen hepsine değindiler.

II-Değiştirilen Hükümler

• Kurumlar vergisi oranı

• Geçici vergi oranı

• Örtülü sermaye

• Örtülü kazanç dağıtımı

• Yurtdışı iştirak kazançları istisnası

• İştirak hissesi ve gayrimenkul satışlarında istisna

• İstisna ve muafiyetler

• Tasfiye, Devir, Bölünme, Hisse Değişimi

• Rüçhan hakkı satış istisnası Beyanname verme süresi

www.vergiportali.com

(3)

Ben yeni getirilen hükümlere bakıyorum, burada bir tek şunu ilave etmek istiyorum, bir tanesi masraf dağıtımı. Diğeri yurtdışında ödenen vergilerin mahsubu ki, yurtdışında temettüye kaynaklık eden kazanç üzerinden ödenen verginin mahsubuna da izin veriyor. Sadece o ülkede kar dağıtılırken veya gelir ödenirken yapılan stopaj değil.

III-Getirilen Yeni Hükümler

• Kontrol edilen yabancı şirket

• Vergi cennetleri ile mücadele

• Masraf dağıtımı

• Yurtdışında gelir üzerinde ödenen vergilerin mahsubu

Kaldırılan hükümlerde yatırım indiriminden bahsedildi. Çok önemli görülmeyebilir ama yabancı kurumların ücret geliri elde etmesi ve o nedenle stopaja tabi tutulması uygulaması sona erdirildi. Onun yerine

yabancı kurumların elde ettiği hizmet gelirlerinden bahsediyoruz. Hizmet ücret ayırımı biraz yapay kaçıyordu ve izah etmekte zorluk çekiyorduk yabancı yatırımcılara.

Kaldırılan Hükümler

• Yatırım indirimi

• Yabancı kurumların ücret geliri elde etmesi

Kurumlar Vergisi ve Geçici Vergi Oranları

www.vergiportali.com

Vergi oranı konusunda bir şeyi ilave edeyim. O da şu, geçici vergi oranı da kurumlar vergisi oranı gibi olacak,yani yüzde 20 olacak. Bakanlar kuruluna bu oranı, geçici vergi için, 5 puana kadar indirme yetkisi veriliyor. Aslında yeri gelmişken söyleyeyim, 5 puana kadar indirme ibaresinden değişik uzmanlar değişik şeyler anlıyor. Benim anladığım yüzde 20’yi yüzde 15’e indirebilir şeklinde. Bunu yüzde 5’e kadar indirebileceği şeklinde anlayanlar da var. Aslında açıklığa kavuşturulmasında yarar var diye düşünüyorum.

Asıl önemlisi geçici vergi oranının bu yetki çerçevesinde Bakanlar Kurulu tarafından düşürülmesini umuyoruz. Çünkü geçici vergiyle normal vergi oranının aynı olması çok normal bir uygulama değil. İade süreci zahmetli, zaman alan bir süreç. Tam denk getirmek ikisini çok mümkün olmayabiliyor. Genellikle yüzde 75 gibi 80 gibi bir rakamın makul olduğu şeklinde bir düşünce vardı.

Komisyonda da uzun uzun bu konuyu tartışmıştık. Doğrusu, geçici verginin genel orandan biraz daha düşük bir oranda uygulanmasıdır.

Kurumlar vergisi ve geçici vergi oranları

Kurumlar vergisi oranının bir defada %20’ye indirilmesi

Geçici vergi oranının kurumlar vergisi oranı ile belirlenerek %20 olarak düzenlenmesi

Bakanlar Kurulu’na geçici vergi oranını 5 puana kadar indirmeye veya tekrar kanuni seviyesine kadar getirmeye yetki verilmesi

Siyasi tercihin vergi oranlarının kademeli indirimi yerine bir defada indirmek şeklinde oluşması

(4)

Örtülü Sermaye

Şimdi örtülü sermaye konusuna geçecek olursak, eskiden bu konuda var olan bir çok uyuşmazlık gerek denetim elemanlarıyla mükellefleri karşı karşıya getiren, idarenin de bir şekilde taraf olduğu, başını ağrıtan tartışmalı konular vardı örtülü sermaye ile ilgili.

Nedir, oran? Sayın Kaplan’ın da belirttiği gibi, borcun öz kaynaklara veya sermaye oranına ne olacağı belirsizdi. Kullanımın süresi belirsizdi. İlişkili kişinin kapsamı belirsizdi.

Dolayısıyla bunlar ayrıntılı olarak ele alınıp belirsizlikler giderilmeye çalışıldı. Kullanılan terimler objektif kriterlere göre tanımlanmaya çalışıldı.

Asıl önemlisi bu konuda OECD’nin ve uluslararası camianın çağdaş uygulamaları esas alındı. Sayın Mürsel’in dediği gibi, Türkiye dahil 56 ülkenin uygulamaları tarandı. Onlardan bizim durumumuza uyacak şekilde harmanlayarak bu hükümlere ulaşıldı.

Oran konusunda getirilen düzenleme ile örtülü sermaye sayılacak borç miktarı şirketin öz kaynaklarının, öz sermayesinin iki katını aşan ve ilişkili sayılan kişilerden alınan borç olarak belirlendi.

Yani ikiye bir oranı hiçbir tereddüte yer verilmeyecek şekilde tanımlandı. Bu oranın aşılmasıyla ilgili olarak yıl içinde herhangi bir anda ve kısa süreli de olsa bu oranın aşılması halinde örtülü sermayenin, diğer

şartların varlığı halinde, gerçekleşeceği varsayıldı. Yani süre, sürekli kullanma şartı kaldırıldı. Eğer borcu veren ilişkili şirket bir banka veya finans kurumu ise bu oran ikiye bir değil, dörde bir şeklinde uygulanacak. Yani sadece siz bir grup bankasından kredi alıyorsanız, öz sermayenizin öz kaynaklarınızın 4 katına kadar borçlanabileceksiniz. Örtülü sermaye hükümlerine tabi olmadan.

Örtülü sermaye

• Yeniden düzenleme

• İlişkili kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak alınan borçların öz sermayenin iki katını aşan kısmı örtülü sermaye sayılmaktadır.

- Borç : öz sermaye = 2 : 1

- Yıl içinde herhangi bir tarihte iki kat sınırını aşan borç örtülü sermaye sayılmaktadır

- İlişkili banka veya benzeri kuruluşlardan alınan borçlarda oran 4/1

• İlişkili kişiler kapsamına ortak ve ortağın ilişkili olduğu kişiler girmektedir.

• Kurumların İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisselerinin edinilmesi durumunda, söz konusu hisse nedeniyle ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılanlardan temin edilen borçlanmalarda en az %10 ortaklık payı aranır.

- Ortakla ilişkili kişiler:

• Ortağın doğrudan veya dolaylı olarak en az %10 oranında;

- ortağı bulunduğu veya

- oy veya kâr payı hakkına ya da hisselerine sahip olduğu bir kurum veya

• doğrudan veya dolaylı olarak, ortağın veya ortakla ilişkili bir tüzel kişinin sermayesinin veya oy veya kâr payı hakkına sahip hisselerinin en az %10’unu elinde bulunduran bir gerçek kişi veya kurum

• Öz sermaye, kurumun Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit edilmiş hesap dönemi başındaki öz sermayesidir.

• Örtülü sermaye ile ilgili oranlar borç veren ortaklar ve ortaklarla ilişkili kişiler için topluca dikkate alınacaktır.

Bankadan bahsettik, yalnız orada sadece gruba hizmet veren grup içi bankalar değil, dışarıya, üçüncü kişilere de hizmet veren bankaları da kastediyoruz. Sadece grup içine hizmet veren bankalar olursa normal oran, ikiye bir oranı uygulanacak. İlişkili kişinin tanımına açıklık getirildi demiştim. Ortaklar, ilişkili kişi sayılacak. Burada bir

www.vergiportali.com

(5)

oran konulması çok tartışıldı ama sorunlara yol açabileceği düşünülerek vazgeçildi. Ortaklar ve ortakların ilişkide olduğu kişiler örtülü sermaye uygulamasında ilişkili kişi sayılacak.

Sadece İstanbul Menkul Kıymetler Borsasından hisse alınarak ortak olunması durumunda, bu şekilde ortak olan kişilerden yapılan borçlanmalarda en az yüzde 10 ortaklık ilişkisi payı aranacak. Bunun sebebi de sermaye piyasasına bu uygulamanın zarar vermemesi. Ortakla ilişkili kişi nasıl tanımlanmış, ortağın doğrudan veya dolaylı olarak en az yüzde 10 oranında ortağı bulunduğu ya da kar ya da oy hakkına sahip olduğu kurumlar ile ortak veya ortağın dışında olduğu kişinin, kurumun, yüzde 10 ortağı olan ve de en az yüzde 10 kar ya da oy hakkını elinde bulunduran gerçek ve tüzel kişiler şeklinde tanımlar.

Dolayısıyla bu tanımlara baktığımızda ilk etapta karışık gibi görünse de objektif kriterler var arkasında. Öz sermaye, kurumun dönem başındaki vergi usul kanununa göre belirlenecek öz sermayesi olarak tanımlandı.

Bunun içine, bizim normal tek düzen hesap planına göre hazırlanan bilançodaki öz kaynaklar toplamı giriyor.

Yani bütün yedekler, geçmiş yılların karları, olağanüstü uygulanan özel indirimler hepsi giriyor ve geçmiş yılın zararlarını düşüyorsunuz öz kaynaklar hesaplanırken. Dolayısıyla geniş kapsamlı. Yani ödenmiş sermaye değil.

Daha genel anlamda şirkette yaratılan, o anda mevcut olan ortak kaynaklar. Örtülü sermaye ile ilgili oranlar borç veren ortaklar ve ortaklığa ilişkin kişiler için çok dikkate alınacaktır, bu hüküm biraz sıkıntı yaratacak gibi.

Demin ortakla ilişkili kişi örneği söylemiştik, yüzde 10’luk bir hisse yetiyor idi. Burada örneğin ortakların, her biri küçük çok ortaklı bir şirkette, ortakların her biri küçük oranlı da olsa ortak olduğu bir durumu düşünürsek eğer, bir şirket var onun yüzde 10’dan fazlasına bizim küçük ortaklarımızın ortak olduğu ve onda bu hükümleriyle ilişkili kişi sayılacak.

Örtülü sermaye sayılmayacak borçlanmalar

Örtülü sermaye uygulamasında yine eskiden olmayan bir şey yapılarak istisna olan, örtülü sermaye kapsamına girmeyen borçlanmaların da sayıldığını görüyoruz.

Bunlardan ilki, ilişkili kişilerin sağladığı gayri nakdi krediler ile kredilere dayanılarak üçüncü kişilerden yapılan borçlanmalar. Burada gayri nakdi kredinin veya teminatın, bankalar kanununa ve özel mevzuatına yine uyulacak. Neden gayri nakdi, çünkü nakdi derseniz, o zaman kötüye kullanımların önüne geçemiyoruz.

Veya mefhumu muhalifinden giderseniz, nakdi teminatla back to back denilen piyasadaki uygulamalar yine örtülü sermaye kapsamına girmiş olacak. Yani aktif teminat karşılığında üçüncü kişilerden alınan krediler örtülü sermaye kapsamına girecek.

Örtülü sermaye sayılmayacak borçlanmalar

İlişkili kişilerin sağladığı gayrinakdi teminatlar karşılığında üçüncü kişilerden yapılan borçlanmalar

İlişkili kişilerin, banka ve diğer finans kurumlarından veya sermaye piyasalarından temin ederek aynı koşullarda kısmen veya tamamen aktardığı borçlar

www.vergiportali.com

(6)

Burada amaç, teminat verme gücü olan grup şirketinin ya da ana şirketin sağladığı gayri nakdi teminatla bir grup şirketinin borçlanması. Diğer istisna ise yine ilişkili kişilerin banka veya diğer finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin ederek, aynı şartlarla kısmen veya tamamen ihtiyacı olan grup şirketine aktardığı krediler.

Burada dikkat edilmesi gereken şey koşulların aynı olması. Koşulların aynı olmasının bir tek istisnası var, o da örtülü kazanç takibi ve transfer fiyatlandırmasıyla ilgili hükümler, bu hükmün önüne geçmiyor, dolayısıyla bu borç alma işine aracılık eden şirketin piyasa koşullarına uygun bir gelir elde ediyor olması lazım. Bu komisyon olabilir, masraf olabilir. Onu engellemiyor bu hüküm.

Örtülü sermayeye ilişkin faiz ve kur farkları

Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkı gibi ödemeler örtülü sermaye nedeniyle gider yazılamayacak hususlar arasında sayılmış. Eskiden biliyorsunuz kanunda sadece faizler diyordu.

Kur farkları dahil olacak mı, olmayacak mı diye tartışma vardı. İdare “olacak” diyordu, yargının

“olmamalı” şeklinde kararları var. Son zamanlarda “olmalı” şeklinde kararları da çıktı.

Şimdi kanunda hem faiz hem kur farkı ve benzeri diğer giderler örtülü sermaye grubundan indirilemeyecek giderler arasında açık açık sayılıyor.

Örtülü sermayeye ilişkin faiz ve kur farkları

• Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkı gibi ödemeler, GVK ve KVK uygulamasında;

- Borçlu kurum açısından: dağıtılan kâr payı

- Alacaklı olan ilişkili kişi açısından: elde edilen kâr payı - Dar mükelleflerde merkeze aktarılan tutar

olarak yeniden tasnif edilmektedir.

• Mükerrer vergilemeyi önlemek için karşı tarafta daha önce yapılan vergilendirme işleminin düzeltilmesi

• Düzeltme için örtülü sermaye kullanan kurumun tarh edilen vergileri ödemesi şartı

• Örtülü sermaye kullandığı tespit edilen kurumda hem kapsama giren faiz ve kur farkları için hem de kâr dağıtım stopajı için cezalı tarhiyat

Onun dışında yeni getirilen bir uygulama var, o da şu: Örtülü sermaye durumu varsa, bu tespit edilmişse, o zaman, o yılın sonu itibariyle örtülü sermaye üzerinden ödenen faizler için yeniden tasnif etme ve onun temettü ödemesi olarak kabul edilme olgusu var. Dolayısıyla buna göre tadilat yapılacak. Örtülü sermaye kullandığı tespit edilen şirketle. O tadilatın sonucunda tadedilen vergiler, cezalar ödenmek kaydıyla, varsayılan temettüyü alan borç veren şirket, grup şirketi de kendi hesaplarını vergi açısından düzeltecek. Bu dar mükellefli kurumların Türkiye’deki şubeleri için de örtülü sermaye hükümleri uygulanacak.

Dar mükellefli kurumların, örtülü sermaye sayılan borçlanmaları üzerine bu ödedikleri faizler dar mükellefin yabancı ortağa, ana ortağa ödenmiş temettü gibi değerlendirilecek. Dolayısıyla ona göre düzeltme, daha doğrusu Türkiye’deki şube için kar stopajı faaliyete girecek. Burada sadece iki katı aşan kısım örtülü sermaye sayılıyor ve ona isabet eden faiz ve kur farkları indirilemiyor.

Objektif ölçüler getirildi dedik, Bir tek sorun yaratacak bir şey var onu belirtmek istiyorum, o da şu: süre şartı kaldırıldığı için ve ticaret kanununa uygun olarak vadeli mal ve hizmet satın alması istisna kapsamına alınmadığı için sorun çıkma ihtimali var. Vergi mevzuatlarını yanlış yorumlama ihtimali var. O nedenle Maliye

www.vergiportali.com

(7)

Bakanlığından bu konuda düzenleme yapmasına ve mümkünse komisyon aşamasında böyle bir hükmün eklenmesini öneriyoruz. Gerekçe şu;

Biliyorsunuz çok büyük şirketlerde, üretim şirketleri, satış pazarlama şirketleri ayrı. Üretilen mallar pazarlama şirketlerine satılıyor, çok büyük hacim işlemlerinden bahsediyoruz. Orada bir aylık, iki aylık vadelerle satılan bu mallar için vade farkının ayrılarak bu aslında faizdir diye zorlanıp rapor yazılma gibi bir risk olabilir. Olmamasını istiyoruz, normalde olmaması lazım ama böyle bir şey hiç olmasın, baştan yol kapansın diye böyle bir tebliğle düzenlemeyle bunun önü açılsın istiyoruz.

Örtülü sermaye ile ilgili diğer hususlar

• Borcun devamlı veya uzun süreli kullanılması şartı kaldırılmıştır.

• Yalnızca öz sermayenin iki katını aşan borç kısmı örtülü sermaye sayılacaktır.

• Maddede kullanılan ifadeler objektif ölçülere göre tanımlanarak belirsizlikler ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.

• Dar mükellef kurumların Türkiye’deki şubeleri için de örtülü sermaye hükümleri uygulanacak, uygulamada ana merkez ortak kabul edilecektir.

Süre şartlarının kaldırılıp ticari teammüllere uygun vadeli mal ve hizmet alımları için istisna getirilmemesi sorun yaratabilir.

Mevcut uygulama ile taslağın karşılaştırılması

Vergi konseyinin hazırladığı ilk tasarıda ticaret kanununa uygun olarak grup şirketlerine mal ve hizmet alınması, örtülü sermaye kapsamına girmez şeklinde bir hüküm vardı. Burada anlattıklarımın tablo halinde gösterimi var.

Eskiden ne varmış, şimdi ne oldu şeklinde. Slaytlarımızı şirketimizin web sitesine koyacağız, oradan ulaşabilirsiniz.

Türkiye'de Mevcut Durum Taslak KVK

Borç/Özkaynak oranı Belirsiz 2:1 (İlişkili banka veya finans kuruluşlarından alınan borçlarda oran 4:1)

Borcun işletmede kullanılma süresi Devamlı kullanım (bir süre belirtilmemiştir)

Belirtilmemiştir; hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte koşulların sağlanması yeterlidir.

"İlişkili Kişi" tanımı Kurum ile arasında vasıtalı, vasıtasız bir şirket münasebeti veya devamlı ve sıkı bir münasebet bulunan gerçek ve tüzel kişiler

- Ortak veya - Ortağın doğrudan veya dolaylı olarak en az %10 oranında ortağı bulunduğu veya oy veya kar payı hakkına ya da hisselerine sahip olduğu bir kurum veya doğrudan veya dolaylı olarak, ortağın veya ortakla ilişkili bir kurumun sermayesinin veya oy veya kâr payı hakkına sahip hisselerinin en az %10'unu elinde bulunduran gerçek kişi veya kurum

Örtülü sermaye halinde giderleştirilemeyecek tutar

Örtülü sermaye şartlarının gerçekleşmesi halinde borcun tamamına ilişkin faiz (ve kur farkları)

Yıl içinde herhangi bir tarihte ilişkili kişilerden belirlenmiş borç/özsermaye oranını aşan borçlanmalara ilişkin ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkı, kur farkı ve benzeri giderler Örtülü sermaye sayılmayacak haller Tanımlanmamıştır -Ortakların ya da ilişkili kişilerin sağladığı gayrinakti teminat

karşılığı üçüncü kişilerden yapılan borçlanmalar.

-İştiraklerin, ortakların veya ilişkili kişilerin, banka ve finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin ederek aynı koşullarda kısmen veya tamamen aktardığı borçlar

"Öz sermaye"nin tanımı Belirsiz Özsermaye kurumun VUK uyarınca tespit edilmiş hesap dönemi başındaki öz sermayesidir.

Borç veren açısından uygulama Tanımlanmamıştır Örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmesi ve ödenmesi halinde karşı tarafa daha önce yapılan vergilendirme işleminin düzeltilmesi hakkı sağlanmıştır.

www.vergiportali.com

(8)

Yurt Dışı İştirak Kazançları İstisnası

Bir diğer önemli konu yurtdışı iştirak kazançları istisnası. Bu konuda da ciddi değişiklikler ve gelişmeler olmuştur. Sayın Mürsel Kaplan’ın da belirttiği gibi, mevcut hükümlerin uygulanabilmesi için iyileştirmeler yapılmaya çalışılmıştır. Malum olduğunuz üre, 2004 yılında Hollanda modeli getiriliyor diye Kurumlar Vergisi kanununda ufak bir takım değişiklikler yapıldı. Amaç yabancı yatırımcıların, üst şirketlerin Türkiye’yi bölgesel holding merkezi olarak kullanmaları, Türkiye üzerinden orta Asya cumhuriyetlerine, Balkanlara, belki Ortadoğu’ya yatırım yapmasının sağlanmasıydı. Fakat getirilen hükümler oldukça katıydı. Aranan şartlar katı olduğu için maalesef çok uygulanamadı. Şimdi o katı hükümlerin önemli ölçüde esnetildiğini görüyoruz. Bize göre az da olsa yine sorunlu noktalar var ama artık işleyebilecek bir yapıya geçtiğimizi söylemek mümkün.

Eskiden yurtdışı iştirak kazançları uygulanması için, yurtdışı iştirakin pay oranı yüzde 25 olmalı diyordu, şimdi yüzde 10’a indiriliyor. İştirak hissesini elde tutma süresi eskiden 2 yıldı. Yeni kanunda bir yıla indiriliyor.

Yurtdışı iştirakin indiği ülkede kaybolması gereken asgari vergi oranı yüzde 20 idi, 15’e indiriliyor. Yurtdışı iştirak kazançlarının yüzde 75’inin idari,sınai kazanç

ve serbest meslek kazancından oluşma şartı kaldırılıyor. Onun yerine pasif nitelikli faaliyetten de duruluyorsa, birazdan göreceğiz, Türkiye’de uygulanan kurumlar vergisi kadar vergi ödeme şartı getiriliyor.

Eskiden var olan ve yeni kanunda yer alan bir takım şartlar var. O da nedir; kazancın elde edildiği döneme ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresi içinde kazancın yurda transfer edilmesi. Yurtdışı iştirakin anonim veya limitet şirket olması şartları var. O şartlar aynen korunuyor. Dolayısıyla bu şartların aynen mevcut olması halinde Türkiye’deki hissedar ortağa dağıtılan yurtdışı iştirak kazancı, temettü, Türkiye’de kurumlar vergisinden istisna olacak. İnşaat şirketleri için özel bir indirim var, o da şu: yurtdışı inşaat donanım hizmetlerinin yapılması için ilgili ülkede şirket kurulması şartı var ise bu amaçla kurulmuş şirketlerde esas sözleşmesinde yer alması, başka iş yapmaması kaydıyla, temin saydığımız şartlar aranmadan, yurtdışı iştirak kazançları istisnası uygulanacak. Yeni düzenlemelerde önemli bir şey daha var, o da şu: eskiden iştirak hisselerinin satılmasına ….

Değer artışı kazançları için istisna öngörülmemişti. Biz bunun çok büyük bir eksiklik olduğunu, Türkiye’nin bölge merkezi olarak kullanılabilmesi için iştiraklerin satılmasından doğan değer artışı kazancının istisna kapsamına alınması gerektiğini, uluslar arası uygulamaların bu şekilde olduğunu söylüyorduk. Şimdi yeni kanun tasarısında

www.vergiportali.com

(9)

iştirak kazançları istisnası kapsamına değer artışı kazançları da alınıyor. Onunla ilgili demin saydığımız şartlara ilave şartlar getiriliyor. Onlar neler. Biz bu tip şirketlere uluslar arası yatırım şirketi diyoruz. Bir şirket Türkiye’yi yatırım üssü gibi kullanıyor, buradan çevre ülkelere yatırım yapıyor.

Holding merkezi gibi. Dolayısıyla uluslar arası yatırım şirketi olabilmek için Türkiye’deki şirketin son bir yıl içinde kesintisiz olarak nakit dışı aktif kıymetlerinin en az yüzde 75’inin yurtdışı iştiraklerden oluşması gerekiyor.

Yurtdışı iştiraklerin de en az yüzde 10’u tutarında olması gerekiyor. Ve Türkiye’deki şirketin tam mükellef bir anonim şirket olması gerekiyor. Dolayısıyla bu şartların varlığı halinde, bir şart daha var o da şu, yurtdışı iştirakin hissesinin en az 2 yıl elde tutulmuş olma şartı var. İki yıl elde tutulan yurtdışı iştirak hissesi satılırsa ve satan şirket Türkiye’de bir anonim şirket olursa, son bir yıl içinde nakit dışı aktiflerinin en az yüzde 75’i yurtdışı iştiraklerinden oluşursa, gerçek anlamda bir holding şirketi olursa, o zaman hisse satış kazancı ve bundan doğan değer artışı kazancı bütünüyle vergilenmeyecek.

Dolayısıyla iştirak kazançları istisnasının diğer sacayağı olan temettü istisnasının dışında hisse satışından doğan değer artışı kazancı da istisna kapsamına alınmış olacak. Ayrıca bu değer artışı kazancı istisnası için gerekli

nitelikleri taşıyan Türkiye’deki anonim şirketlerin yabancı kurumsal ortaklarına kar dağıtması halinde stopaj oranı da düşük uygulanıyor. Normal oranın yarısı kadar. Tasarıda yurtdışındaki yerleşik kurumsal ortaklara yapılacak kar dağıtımının stopaj oranı yüzde 15 olarak yer almış. Dolayısıyla deminki şartları taşıyan uluslar arası yatırım şirketlerinin yabancı ortaklara dağıttıkları kazançlar da şu anki duruma göre yüzde 7,5 stopaj oranı olacak. Bu yüzde 7,5’luk oran hem değer artışı kazançlarına, hem de istisna temettü kazançlarının dağıtılmasına uygulanacak.

Yurt Dışı İştirak Kazançları İstisnası

• Önemli ölçüde değiştirilmektedir.

• İstisnadan yararlanmak için;

- Yurtdışı iştirakteki pay oranı %25’ten %10’a düşürülmektedir.

- İştirak hissesini elde tutma süresi iki yıldan bir yıla indirilmektedir.

- Yurtdışı iştirakin ilgili ülkede tabi olması gereken asgari vergi oranı %20’den %15’e düşürülmektedir.

- Yurtdışı iştirakin kazançlarının en az %75’inin ticari, zirai veya serbest meslek kazancı niteliğindeki kazançlarından oluşması şartı kaldırılmaktadır.

• Yurtdışı iştirakin esas faaliyet konusunun, ilişkili kişilere finansal kiralama dahil finansman temini veya sigorta hizmetlerinin sunulması ya da menkul kıymet yatırımı olması durumunda, iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az Türkiye’de uygulanan kurumlar vergisi oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması

gerekmektedir.

• Aşağıdaki şartlar yeni kanunda da korunmaktadır:

- Kazancın elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye getirilmesi

- Yurtdışı iştirakin anonim veya limited şirket mahiyetinde olması

• Yukarıda yer alan şartların gerçekleşmesi halinde yurtdışı iştiraklerden elde edilen kâr payları kurumlar vergisinden istisna olacaktır.

• Yurtdışı inşaat, onarım ve montaj işleri ile teknik hizmetlerin yapılabilmesi için ilgili ülke mevzuatına göre şirket kurulması gereken durumlarda yurtdışı iştirak kazançları istisnası için konulmuş olan şartlar aranmaksızın iştirak kazançları istisnası uygulanacaktır.

• Uluslararası yatırım şirketi mahiyetindeki kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan yurt dışı iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından doğan değer artışı kazançları da vergiden istisna edilmektedir.

• Uluslararası yatırım şirketi;

- Kazancın elde edildiği tarih itibariyle devamlı olarak en az bir yıl süre ile nakit varlıklar dışında kalan aktif toplamının %75 veya daha fazlası;

- Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan anonim veya limited şirket niteliğindeki şirketlerin her birinin sermayesine en az

%10 oranında iştirakten oluşan

- tam mükellef anonim şirketleri ifade etmektedir.

Ayrıca, uluslararası yatırım şirketlerinin istisna kazançlarını yabancı kurumlara dağıtmaları halinde uygulanacak stopaj oranının, dar mükelleflere yapılacak kar dağıtımları için belirlenen oranının yarısını (%7.5) aşamayacağı belirlenmiştir.

www.vergiportali.com

(10)

Ülke Örnekleri

Burada örneklerimiz var, bunu hep koyuyoruz, nedeni şu, bu konudaki yerleşik uygulamaları bilmekte yarar var.

Ben çok üzerinde vakit harcamayacağım, bu konuda çok iyi bilinen Hollanda var, yeni yeni İspanya var, Lüksemburg, Belçika, İsviçre uluslar arası yatırımcıların sıkça kullandığı holding merkezleri. Holding şirketleri kurup, onun üzerinden diğer ülkelere yatırım yapıyorlar. O ülkelerin vergi anlaşmaları networkünü kullanarak uluslar arası vergi planlaması yapıyorlar.

Avantajlı Holding Rejimleri – Ülke Örnekleri

Ülke

Temettü geliri istisnası /

oranı Hisse satış kazancı istisnası Asgari iştirak oranı

Asgari elde tutma

süresi

Hollanda Var / 100% Yurtdışı iştirak hissessinin satış

kazancı, yurtdışı iştirak kazancı istisnası şartlarının sağlanması

durumunda vergiden istisnadır.

5% Yok

Belçika Var / 95% Var 5% veya

EUR 1.200.000 İştirak

Yok Lüksemburg Var / 100% Yurtdışındaki iştiraklerin satışından elde

edilen kazançlar iştirak hisselerinin en az 10% oranında olması ve asgari 1

sene elde tutulması şartları ile istisnadır.

10% veya EUR 1.200.000 İştirak

değeri

1 Yıl

İspanya Var / 100% Yurtdışındaki iştiraklerin satışından elde edilen kazançlar iştirakin en az 5%

oranında olması ve hisselerin asgari 1 sene elde tutulması şartları ile

istisnadır.

5% 1 Yıl

İsviçre Var / 100% Yurtdışı iştirak hissesinin satış kazancı, yurtdışı iştirak kazancı istisnası şartlarının sağlanması durumunda

vergiden istisnadır.

20% veya CHF 2.000.000 İştirak

değeri

Yok

Buradaki şartlara baktığımız zaman, Türkiye’de yeni getirilen, tasarıdaki şartlarla kıyaslandığında biraz da, özellikle Hollanda’yı ayrıca vereceğim, biraz daha hafif olduğunu görüyoruz. Onun için biraz daha alınacak yol var diye düşünüyoruz. Ama yine de şunu söylüyoruz, şu anki mevcut hükümlere göre son derece olumlu yönde iyileştirmeler var. En azından işleyebilecek bir yapıya ulaştık diyebiliriz.

www.vergiportali.com

(11)

Hollanda Türkiye Mevcut Durum Taslak K.V.K

Temettü geliri İstinası / oranı Var / 100% Var / 100% Var / 100%

Hisse satış kazancı istisnası Var Yok Var

Asgari iştirak oranı 5% 25% 10%

Asgari elde tutma süresi Yok 2 yıl 1 yıl - İştirak hissesi satış kazancı istisnası için

2 yıl Yurtdışında vergiye tabi olma şartı Kaynak ülkede gelir üzerinden alınan

vergiye tabi olma şartı vardır. Verginin oranı konusunda kısıtlama yoktur.

En az 20% oranında Kurumlar Vergisi'ne benzer vergi yükü olmalıdır.

En az 15% oranında Kurumlar Vergisi'ne benzer vergi yükü olmalıdır.

Diğer şartlar - İştirak hissesi portföy yatırımı olmamalıdır. - İştirak A.Ş. veya LTD mahiyetinde olmalıdır.

- İştirak A.Ş. veya LTD mahiyetinde olmalıdır.

- Yurtdışı iştirak sermayesi paylara bölünmüş şirket olmalıdır.

- İştirak'in faaliyetlerinin en az 75%'i ticari, zirai ve serbest meslek faaliyetinden oluşmalıdır.

- İştirakin esas faaliyet konusu finansman temini, sigorta hizmetlerinin sunulması ya da menkul kıymet yatırımı olursa yurtdışındaki vergi yükü Türkiye'deki KV yükü kadar olmalıdır.

- İştirak kazançları elde edildiği vergilendirme dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesi verilinceye kadar Türkiye'ye transfer edilmelidir.

- İştirak kazançları elde edildiği vergilendirme dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesi verilinceye kadar Türkiye'ye transfer edilmelidir.

- Esas faaliyet konusu finansal kiralama veya menkul kıymet yatırımı olmamalıdır.

- İştirak hissesi satış kazancı istisnasının uygulanması için yukarıdaki şartlara ek olarak, uluslararası yatırım şirketinin en az 1 yıl süre ile aktifinin %75 veya fazlası yabancı kurumların sermayelerine en az 10% oranında iştirakten oluşması ve iştirak hisselerinin en az iki yıl elde tutulması gerekmektedir.

Şurada, slaytta Hollanda ile karşılaştırıyoruz. Hem Türkiye’deki mevcut durum var, taslakta yer alıyor neler var.

Buraya baktığımız zaman aslında şeyi görüyoruz, Hollanda’da yurtdışındaki iştirakin hisselerini elinde tutması için bir süre yok. Yüzde 5 asgari hisse şartı var. Yurtdışında vergiye tabi olma şartı var ama bu gelir düzeyinin altında bir vergi olmamak kaydıyla oran konusunda sınırlama yok. Yani oran yüzde 1 de olsa bu istisna uygulanıyor. Onun dışında değer artışı kazançlarına, yani dolayısıyla hisse satışı kazançlarına da uygulama yok

Görüldüğü gibi Hollanda’da şartlar çok çok esnek. Uluslararası yatırımlar için, holding merkezi olmak açısından.

Bizim mevcut durumla karşılaştırdığımızda neden bu kanuna uygun konumda şu ana kadar pek işlemedi, onu çok iyi anlıyoruz. Çünkü siz 2 yıl elde tutma şartı istiyorsunuz. Şu anki mevcut kanun için söylüyorum. En az yüzde 20 yurtdışında vergiye tabi olacak. En az yüzde 25 yurtdışı iştirakin hisselerine sahip olması gerekiyor.

Kazancın Türkiye ye getirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla uygulaması çok zor. Yeni uygulamada elde tutma süresi 1 yıla indiriliyor. Tamam Hollanda ile kıyaslayınca çok cazip değil ama diğer bilinen lokasyonlarda İspanya gibi, Lüksemburg gibi, 1 yıl şartı var. O kabul edilebilir. Onun dışında vergi ödenmesi evet, genellikle diğer ülkeler de yurtdışında makul bir vergiye tabi olmayı arıyor, istiyor. İspanya da benzer şekilde vergi ödeme şartını arıyor.

Tek istisnası var, vergi anlaşması varsa oradan o şart gerçekleşmiş sayılıyor.

Onun dışında, elde tutma süresini söyledik. Biraz karın transfer etme zorunluluğu sıkıntı yaratabilir. Ama geneline baktığımız zaman temettü kazançları istisnası için oldukça iyi duruma geldiğini görüyoruz. Değer artışı kazançları için yine son derece iyi gidiyor. Fakat 2 yıl şartı var. Yani değer artışı kazancında, hisse satışlarından doğan kazançlarda istisna uygulamak için hissenin 2 yıl tutulmuş olma şartı çok ağır bir şart diye düşünüyoruz.

Onun hiç değilse bir yıla indirilmesinin gerektiğini söylüyoruz. Eğer bu yapılırsa çok çok rahat işleyebilecek, www.vergiportali.com

(12)

bizim de çok çok rahat bir şekilde meslektaşlarımıza anlatabileceğimiz, orta yatırımcıları ikna edebileceğimiz bir ortama kavuşacağız diye tahmin ediyorum.

Kontrol Edilen Yabancı Kurum

Kontrol edilen yabancı kurum çok yeni bir müessese. Amaç Türkiye’deki yatırımcıları yurtdışında düşük oranlı vergi uygulayan, vergi cenneti dediğimiz

ülkelerde şirketler kurarak bazı işlemlerini bu şirketler üzerinden yaparak karı orada biriktirmeleri. Ve o ülkelerde kar nakli zorunlu olmadığı için vergiyi süresiz ertelemelerine karşı getirilmiş bir önlem. Dolayısıyla şartları neler?

Türkiye’deki kurumların yurtdışındaki şirketinin doğrudan ya da dolaylı olarak en az yüzde 50 oranında kontrol ediyor olmaları gerekiyor. Diğer koşulların da varlığı halinde yurtdışındaki iştirakini kontrol eden yabancı şirket sayılıyor.

Burada bir şeyi hemen söyleyeyim. Bu kurumlar için getirilebilir. Ama benzer bir hükmün gelir vergisi mükellefleri için, gerçek kişiler için de getirilmesi lazım ki, resim tamamlansın. Yani Türkiye’deki gerçek ya da tüzel kişilikli kurumların tümünün doğrudan ya da dolaylı olarak, birlikte ya da ayrı ayrı kontrol ettikleri yabancı şirketler aşağıdaki şartların varlığı halinde sanki Türkiye’de kar dağıtmış gibi, kar dağıtmasalar bile, Türkiye’de vergiye tabi olacaklar.

Yabancı şirketin iştirakinin gayri safi hasılatının yüzde 25 veya fazlasının pasif nitelikli gelirlerden

oluşması. Burada pasif gelirden kastımız aktif olarak eleman kullanımı veya diğer kaynakların kullanılması suretiyle, sermaye tahsisi suretiyle yapılan aktif ticari veya zirai veya mesleki kazanç dışındaki kazançları bahsediyoruz. Hizmetler, hizmet gelirleri, lisans ücretleri, temettü geliri, komisyon geliri, hisse satış kazancı gibi.

Kontrol edilen yabancı kurum

• Yabancı ülkelerde kurulmuş olup,

• Tam mükellef kurumların doğrudan veya dolaylı olarak ayrı ayrı ya da birlikte sermayesinin veya kâr payının ya da oy kullanma hakkının en az %50’sine sahip olmak suretiyle kontrol ettikleri kurumlar,

• Aşağıdaki koşulların birlikte sağlanması halinde kontrol edilen yabancı kurum sayılır

- Yabancı iştirakin gayrisafi hasılatının %25 veya fazlasının pasif nitelikli gelirlerden oluşması,

- Kontrol edilen yabancı kurumun kazancının, ticari bilanço kârı üzerinden mahallinde %10’dan az oranda gelir üzerinden alınan vergiye tabi olması,

- Kontrol edilen yabancı kurumun ilgili yıldaki gayrisafi hasılatının 100.000 YTL karşılığı yabancı parayı geçmesi.

• Kontrol edilen yabancı kurumun kazancı, dağıtılsın ya da dağıtılmasın, hesap döneminin kapandığı ayı içeren hesap dönemi itibariyle, kontrol eden kurumların, kurumlar vergisi matrahına hisseleri oranında dahil edilir.

• Kontrol oranı olarak ilgili hesap dönemi içindeki herhangi bir tarihte sahip olunan en yüksek oran dikkate alınır.

• Kontrol edilen yabancı kurumların, bu maddeye göre Türkiye’de vergilendirilmiş olan kazançlarını sonradan dağıtılmaları halinde, bu kazançlar Türkiye’de vergiye tâbi tutulmaz.

• Dağıtılan kazancın daha önce Türkiye’de vergilenmemiş kısmı vergiye tabi olur.

Kontrol edilen yabancı kurumun kazançları üzerinden ilgili yabancı ülkede ödediği vergiler, aynı kazanç üzerinden Türkiye’de hesaplanan vergiden mahsup edilir.

Diğer bir şart, kontrol edilen yabancı kurumun bulunduğu ülkede yüzde 10’dan düşük bir oranda bir vergiye tabi olması gerekiyor. Üçüncü şart da minimum 100 bin net yeni Türk lirası veya muadili hasılatın üzerinde bir hasılat elde etmesi gerekiyor. O son şart şeyle ilgili, eğer işin gereği olarak, örneğin uluslar arası ortaklıkla ilgili bir vergi cennetine gidilmiş özel amaçlı bir şirket kurulmuşsa amaç oraya kar transfer etmek değilse o zaman bu maddelerle insanları uğraştırmayalım bürokrasiye sokmayalım diye minimum bir şey koyuyor. Zaten 100 bin TL zaten kar marjı yüzde 50 bile olsa, 50 bin YTL’lik bir kârdan bahsediyoruz. O kârın dağıtılmaması, Türkiye’de vergilendirilmemesi çok büyük bir şey değil.

www.vergiportali.com

(13)

Bu vergiden kaçırmak için yapılmamıştır varsayımı var orada. Nedir sonuçta bu şartlar varsa, yurtdışındaki iştirak kâr dağıtmasa bile oradaki karı sanki kâr dağıtmış gibi Türkiye’deki kurumun hissesi oranında matrahına ekliyor. Ne zaman ekliyoruz, yurtdışındaki iştirakin hesap döneminin bittiği tarihte Türkiye’deki hesaba kaydediyoruz. Ve o dönemin kurumlar vergisi matrahı içinde vergiliyoruz. Kontrol oranı olarak da dönem sonunda her ay yüzde 50 kontrol devam ediyorsa yıl içinde de en yüksek oranı arıyoruz. Eğer kontrol edilen yabancı kurum daha sonra kâr dağıtırsa, daha önce bu madde uyarınca Türkiye’de vergilenmiş olan kazançlar ayrıca vergilenmez. Eğer onun üzerinde bir kazanç dağıtılıyorsa, o da nasıl olabilir, daha sonra Türkiye’deki kurum daha fazla hisse almıştır, eskisi dağıtılıyordur örneğin gibi. Yüzde 50-51 iken yüzde 90’a çıkmıştır hissesi. Daha önce Türkiye’de vergilenmemiş kâr dağıtımı, buna benzer bir yolla olabilir. Yurtdışında ödenen verginin Türkiye’de mahsubu imkanı var. Yurtdışı ödemeler ve mahsubu maddesi uyarınca.

Tasfiye, Devir, Bölünme, Hisse Değişimi

Burada tasfiye ve birleşmede Mürsel Ali bey çok güzel anlattı değişmeleri, gelişmeleri. Ben bir tek hususu söyleyeceğim. Burada devir ve bölünme hallerinde zarar mahsubu. Burada zarar mahsubuyla veya devralınan kurumun zararlarının kullanımıyla ilgili ciddi kısıtlamalar geliyor. Bir kere devralınan kurumun öz sermayesiyle kıyaslama yapıyor. Öz sermayesini aşmayan zararları ancak kullandırılıyor.

İkinci bir şart var, o da şu: Devraldığı kurumun faaliyetinin 5 yıl devam etmesi gerekiyor. Dolayısıyla vergisiz devirleri bir ölçüde uygulanamaz demeyeyim ama

uygulanmasını cidden zorlaştıracak bir hüküm gibi görünüyor. Aynı şey tam bölünme için de geçerli. Henüz ticaret kanununda değişiklik yapılmadığı için tam bölünme yapılmıyor ama aynı mantık tam bölünme için de var.

Tasfiye

• Tasfiyeden vazgeçilmesi halinde yapılacak işlemler düzenlenmektedir.

• Tasfiye beyannamesinin verilme süresi 15 günden 30 güne çıkartılmaktadır.

• Tasfiye sürecinin başlangıcı genel kurul kararının tesciline bağlanmaktadır.

• Tasfiyeye ilişkin tüm hükümler bir araya toplanmaktadır.

Devir ve Bölünme Hallerinde Zarar Mahsubu

• Devir ve tam bölünme hallerinde devralınan veya bölünen kurumların zararlarının mahsubu imkanı ciddi ölçüde sınırlandırılmaktadır:

- Devir halinde devralınan kurumun devir tarihi itibariyle özsermaye tutarını geçmeyen zararları

- Tam bölünme halinde bölünen kurumun devralınan özsermayesini geçmeyen zararları

devralan kurumlar tarafından kullanılabilecektir.

• Bunun için ayrıca devralınan faaliyete 5 yıl devam etme şartı aranmaktadır.

Bir diğer şey bölünmede, eklemek istediğim husus, iştirak hisseleri kısmi bölünme var yok mevcut uygulamada konu olabiliyor. İştirak hissesini alıyorsunuz, ayrı bir şirkete bölebiliyorsunuz veya mevcut bir şirkete bölebiliyorsunuz. Yeni sistemde de bu imkan var. Ancak bir şart getirildi, o da iştirak hissesinin en az iki yıl elde tutulması şartı. Yani bir iştirak hissesini tek başına bölebilmeniz için o iştirak hissesini en az iki yıl işletmede tutmanız gerekiyor.

Bölünmeyi, yeniden yapılanmayı, kurum içi yapılanmayı zorlaştırabilecek bir hüküm. Son olarak hisse değişimi ile ilgili maddede yapılan değişiklikle limitet şirketlerle ilgili borcunu bu hususta gideriyor. Bize göre tereddüt yoktu ama yine de ciddi kazandırıldı.

www.vergiportali.com

(14)

İşletmelere etkileri konusunda, aslında soru kısmında değinelim ama özellikle örtülü sermayeyle ilgili maddenin işletmelere kaynak kullanımına yani ortakların işletmelere kaynak koyması konusunda onu da etkileyeceğini düşünüyorum. Çünkü eskiden üçüncü kişilerden, bankalardan kredi bulmak zordu veya çok pahalı olabiliyordu. Ortak parası olduğu halde koysa sıkıntı olabiliyordu. Örtülü sermaye indirimi yerine. Belki ortaklar üzerinde şirketler farklı bir konumdaydı. Zaten Türkiye’nin genel problemlerinden birisi bizim şirketlerimizin küçük ölçekli olması, ölçek ekonomisinin çok altında olması sorundu.

Bölünme

• Kısmi bölünmede devredilen aktif kıymetlerle ilgili pasif kalemlerin de devri zorunlu hale getirilmektedir.

• İştirak hisselerinin kısmi bölünmeye konu olabilmesi için iki yıl elde tutma şartı getirilmektedir.

• Kısmi bölünmede işletme bütünlüğüne vurgu yapılmaktadır.

• Kısmi bölünmede devralan şirketin bölünen kurumun borçları için sorumluluğu devraldığı kıymetlerin emsal bedeli ile sınırlandırılmaktadır.

• Devir ve bölünme hallerinde beyanname verme süresi 15 günden 30 güne çıkartılmaktadır.

• Beyanname verme süresinin başlangıcı, devir veya bölünme kararının Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği tarih olarak tespit edilmekte ve belirsizlik ortadan kaldırılmaktadır.

Hisse değişimi

• Hisse değişiminde, hisseleri devralınacak sermaye şirketinin limited şirket olması durumuna açıklık getirilmekte ve limited şirketlerin bu imkandan yararlanacağı hüküm altına alınmaktadır.

Diğer söylemek istediğim şey yurtdışı iştirak kazançlarıyla ilgili. Türk şirketleri de artık dünyada yaşıyor, bölgesel ya da global olan şirketlerimiz var. Bunların sayısı gittikçe artıyor. Dolayısıyla bizim de artık yurtdışı iştirak kazançları istisnası gibi bir hükmü getirmemiz, oyunun kurallarını oluşturmamız uluslar arası uygulamalara paralel olarak önemli. Kontrol edilen yabancı şirketlerle ilgili olarak da söyleyeceğim şu, bilinen ve söylenen bir husus var, Türkiye’deki işadamları, kurumlar hariç, önemli bir miktardaki paranın yurtdışında olduğu, yurtdışı şirketlerde olduğu söyleniyor, biliniyor. Dolayısıyla bu hükmün çıkmasıyla artık bu yapılar işlemeyecek, yasal düzlemde o şirketlerin tespit edilmesi halinde bunların Türkiye’de vergilenmesi söz konusu olacak. Bütün bunların yapılabilmesi için Maliye Bakanlığının tarih ayırması, eleman yetiştirmesi, altyapısını oluşturması gerekiyor. Teşekkür ediyorum sayın başkan, biraz süremi aştım, kusura bakmayın.

Mustafa Uysal: Tabi vergi, anlatması da zor, dinlemesi de zor bir konu. Teknik olarak hakikaten kompleks, mükelleflerin çok farklı gruplar olması, uygulamanın çok farklı olması ama buna karşılık mevzuatın kendi içerisinde belli bir kompakt yapısının olması, bütün ihtiyaçlara cevap verecek şekilde düzenlenmesi bunun teknik olarak düzenlenmesinin çok ciddi zorluğunu gösteriyor. Onun için de Gelir İdaresinin ne büyük zahmetler çektiğini bu süreç içinde yaşamış olduk. Ben panelistlerin konuşmalarını kesmemeye özen gösteriyorum.

Neden, çünkü burada uygulamalar yönünde eğitim amaçlı bir çalışma bu. O nedenle 20 dakika ile sınırlı tutmuş olmamıza rağmen konu kendi içinde taşıyorsa da sizlerin affınıza sığınarak arkadaşlarımızın konuşmalarını prensip olarak kesmek istemiyorum. Fakat önümüzde bir panelist arkadaşımız var. Normalde 17 yi 17 geçe bir panel aramız var, izin verirseniz onu biraz erkene alayım. Zaten şu anda saat 17. Eğer kahvelerimiz dışarıda hazırsa şu anda ara verelim. Daha sonra iki panelistimizi dinlemiş olacağız. Özellikle transfer fiyatlaması konusu çok önemli. Onu da Zeki arkadaşım açıklamalarda bulunacak. Faruk arkadaşım da özellikle mahsuplar konusu ve istisnalar konusunda açıklamalarda bulunacaklar. Ben işletmelerin bundan sonra ne yapacağı konusunda

www.vergiportali.com

(15)

birkaç şey söyleyeceğim. Salonda en son kalanlar karlı gider, erken gidenler kaybeder, şimdiden söyleyeyim.

İzin verirseniz şimdi 10 dakikalık bir kahve molası verelim.

www.vergiportali.com

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :