• Sonuç bulunamadı

Orijinal Başlık: Impact of LH activity supplementation on serum progesterone levels during controlled ovarian stimulation: a systematic review Yazarlar: J.N. Hugues

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Orijinal Başlık: Impact of LH activity supplementation on serum progesterone levels during controlled ovarian stimulation: a systematic review Yazarlar: J.N. Hugues"

Copied!
13
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Orijinal Başlık: Impact of LH activity supplementation on serum progesterone levels during controlled ovarian stimulation: a systematic review

Yazarlar: J.N. Hugues Reproductive Medicine Unit, Jean Verdier Hospital, University Paris XIII, Avenue du 14 Juillet, Bondy 93143, France. [email protected]

Dergi : Hum Reprod 2012 Jan;27(1):232-43.

Özet: Bu sistematik derleme, ovarian stimulasyon sırasında LH aktivitesi takviyesinin FSH ile uygulanmasının, hCG uygulaması sırasındaki progesteron düzeyleri üzerine etkisi olmadığını göstermektedir. Ancak aynı zamanda bu veriler, fizyoloji düşünüldüğünde, LH uygulama zamanının progesteron değişiklikleri üzerindeki etkili olabileceğini düşündürtmektedir.

ÖZET

AMAÇ: Gonadotropin ile stimülasyon sırasında serum progesteron artışına LH etkisi tartışmalı bir konudur. Bu derlemenin amacı, GnRH analogları ile tedavi alan kadınlarda hCG öncesi serum progesteron değişiklikleri üzerine LH aktivitesi gösteren ürünlerin etkisini değerlendirmektir.

YÖNTEM: GnRH analog protokolünde, sadece FSH ve ilave hMG, (r)LH, (rLH) veya hCG kullanımı ile LH aktivitesinin sağlandığı tedavileri karşılaştıran çalışmaları tespit etmek için literatür taraması yapıldı.

Stimulasyon rejimleri ile ilgili veriler, LH aktivitesi sağlayan ürünlerin spesifik rolünü değerlendirmek için, hCG sırasındaki bildirilen serum progesteron düzeylerinden elde edildi.

BULGULAR: hCG uygulama zamanındaki serum progesteron tespiti, FSH ın tek başına ya da LH aktivitesi sağlayan ürünlerle kombine kullanıldığındaki etkinliklerini karşılaştıran 108 çalışmanın 34 ünde yapıldı. Stimulasyon rejimlerini karşılaştıran çalışmaların büyük çoğunluğunda, serum progesteron düzeylerinde anlamlı fark bulunamadı. Ancak LH etkisinin ovarian stimülasyonunun başından itibaren sağlandığı dört çalışmada (üçünde hMG, birinde rLH kullanımı) serum progesteron düzeyleri anlamlı derecede düşüktü. Bunun aksine LH etkisinin (hCG ile) geç foliküler faz süresince sağlandığı iki çalışmada serum progesteron düzeyleri anlamlı derecede yüksekti. Karıştırıcı faktörlerin analizi, ovarian stimulasyonun derecesinin hCG uygulama zamanındaki serum progesteron yükselişini açıklamada en önemli belirleyici faktör olduğunu gösterdi.

SONUÇLAR: bu sistematik derleme, ovarian stimulasyon sırasında LH aktivitesi takviyesinin FSH ile uygulanmasının, hCG uygulaması sırasındaki progesteron düzeyleri üzerine etkisi olmadığını

(2)

göstermektedir. Ancak aynı zamanda bu veriler, fizyoloji düşünüldüğünde, LH uygulama zamanının progesteron değişiklikleri üzerindeki etkili olabileceğini düşündürtmektedir.

Giriş

Kontrollü ovarian stimulasyonda hCG uygulama günündeki progesteron yükselişi hala çeşitli tartışmaların konusudur. Daha öncede vurgulandığı üzere, GnRH analogları ile tedavi alan hastalarda LH pikinin tamamen kontrol altında olması nedeniyle kontrollü ovarian stimulasyonun son evresinde gözlenen serum progesteron yükselişi gerçekte prematür lüteinizasyon değildir. Luteinizasyon esas olarak bir LH piki tarafından başlatılan olgun folikülün korpus luteuma dönüşümüdür. Bunun aksine, prematür kontrolsüz LH piki yoksa, ovarian stimulasyonun son gününde gözlenen progesteron düzeylerindeki hafif artış matür folikülden salgılanan total progesteronun bir yansımasıdır.

Progesteron yükselişinin GnRH analoglarının kullanıldığı IVF sikluslarının başarısı üzerine etkileri ile ile ilgili kuşkular giderek artmaktadır. Bir meta-analiz yüksek progesteron düzeylerinin implantasyon oranlarına olumsuz etkisi olduğu ile ilgili yeterli kanıt olmadığına karar vermiştir. Fakat bu sonuç, ROC eğrisi daha uygun olabileceği halde keyfi eşik değer belirlenmesi, metodolojik hatalar ve farklı GnRH analog protokollerinin kullanımın neden olduğu karışıklık gibi birkaç neden dolayısıyla çelişkilidir. Bu yaklaşımı kullanarak Bosch ve arkadaşları, GnRH agonist ve antagonist siklusları ayrı ayrı analiz ettikleri, eşik değer olarak 1.5ng/ml olduğu geniş tek merkezli çalışmada, serum progesteron düzeyinde artışın olumsuz etkilerini bildirmiştir. Bu eşik değer progesteron/östradiol oranının prediktif değerininde ek olarak vurgulandığı daha eski bir çalışmada önerilmişti. İlave olarak serum progesteron düzeyindeki artışın IVF sonuçları üzerine etkisi, hastaların kontrollü ovarian stimulasyona şiddetli veya zayıf yanıt vermesiyle tamamen farklı olabilir. Gerçekte düşük klinik gebelik oranları kontrollü ovarian stimulasyona zayıf yanıt alındığında gözlendi. Bu nedenle, progesteron yükselişinin kontrollü ovarian stimulasyon sonrası siklus başarısı üzerine etkisini değerlendirmede, hastanın over rezervi, oosit ve embriyo kalitesi gibi karıştırıcı faktörlerin düşünülmesi gerekmektedir.

Artmış progesteronun olası siklus başarısı üzerine olumsuz etkisi oosit donör programında ve endometriyal gen ekpresyonunun değerlendirildiği çalışmada gösterildiği gibi endometriyumun yetersizliği ile ilişkili görülmektedir. Tam tersine, blastokist 5. günde transfer edildiği için, hCG uygulama günündeki yüksek progesteron düzeylerinin implantasyona daha uygun ortam oluşturduğu ve endometriyal reseptivitenin geçici olarak defektif olduğu da iddia edilmiştir. Endometriyal reseptivitenin 3. güm embriyo transferi yapıldığı durumda da olumsuz etkiden kurtulup kurtulamayacağı açıklanmayı beklemektedir. Yinede bu bulgular hCG uygulama günündeki serum progesteron ölçümünün embriyo transfer stratejisini saptamadaki ilişkisini vurgulamaktadır.

(3)

GnRH analoğu kontrollü sikluslarda birçok faktör progesteron yükselişi için artmış riskle ilişkilidir. Birkaç çalışmada, kullanılan toplam FSH dozu, hCG günündeki serum E2 düzeyleri, folikül ve toplanan oosit sayısı gibi ovarian parametrelerin önemli rolü üzerine vurgu yapmıştır. Bu veriler granüloza hücre aktivitesindeki artışın progesteron yükselişinin temel nedeni olduğunu düşündürtmektedir. Bu veriler ayrıca karıştırıcı faktörleri ayırmak için multivaryant analiz gereksinimini göstermiştir.

Ovarian steroideogenezin gonadotropinlerce düzenlenmesindeki kompleks mekanizmalar nedeniyle bu konuda LH ın rolu hala açık değildir. LH etkisine daha yakından bakacak olursak teka ve granüloza hücreleri üzerine etkilerini ayırmak son derece önemlidir. (şekil 1)

Şekil 1 Folliküler fazda LH ın progesteron üretimine etkisi

• LH teka hücreleri üzerindeki reseptörlerine bağlanarak, progesterone ve pregnalonun 17 hidroksilli ürünlere ve androjenlere dönüşümünden sorumlu olan sitokrom P450 CYP 17 enzim kompleksini (17 hidroksilaz ve 17-20 liyaz) aktive eder. Sonuç teka hücrelerinde progesterone üretiminde azalmadır. Tam tersi olarak LH, 3B hidroksi steroid dehidrogenaz tip 2 üzerinden pregnalonun progesterone dönüşümünüde uyarır. Bu nedenle LH ın teka hücrelerindeki progesteron üretimi üzerine net etkisi bu enzimatik aktivitelerin dengesine bağlıdır.

• LH granüloza hücrelerinde foliküler fazın geç evresinde FSH tarafından indüklenmiş olan reseptörleri üzerinden etki eder. İnvitro deneyler açıkça göstermiş ki Lh granüloza hücrelerinde progesteron üretimini uyarmak için FSH ile birlikte sinejistik etkiye sahiptir. Ayrıca LH, cAMP birikimi ile oluşan steroid sentezinde granüloza hücreleri üzerine FSH dan çok daha fazla potenttir.

LH ın progesteron üretimi üzerine bu kompleks ve bifazik etkisi hCG uygulaması öncesi

(4)

serum progesteron yükselişindeki LH ın gerçek rolü ile ilgili anlaşmazlıkları açıklayabilir.

Endojen LH etkisinin rolü üzerine şimdiye kadar çok az çalışma yayınlanmıştır. Her ne kadar iki çalışmada GnRH agonist sikluslarında serum LH ve progesteron düzeyleri arasında yakın ilişki olduğu gözlemlense de, diğer çalışmaların çoğu stimulasyon sırasında serum progesteron yükselişi ve LH düzeyleri arasındaki korelasyonu gösterememiştir. Bu iki farklı sonuç LH biyoaktivitesini yansıtamayan farklı analiz tekniklerinin kullanılmış olması ile açıklanabilir. hCG uygulaması sırasındaki serum progesteron konsantrasyonunun GnRH antagonist rejimlerde GnRH agonist rejimlere kıyasla daha düşük olduğu bildirilmektedir. Yine de bu gözlemin ovarian parametreler gibi karıştırıcılar veya rejimlerle oluşturulan farklı endojen LH çevresiyle açıklanıp açıklanamayacağı netlik kazanmamıştır.

Bu derlemenin temel amacı ekzojen LH etkili ürünlerin ovulasyon tetiklenmeden önceki progesteron yükselişi üzerine etkilerini araştırmaktır. Son otuz yılda LH etkisi gösteren birkaç molekül üretilmiştir. İdrar kaynaklı hem FSH hem de LH etkisi gösteren hMG klinik uygulamada ilk kullanılandır. Avrupa ve Birleşik Devletler farmakokopesi ile uyumlu, 75 IU standart biyolojik LH aktivitesine eşit LH etkisi sağlamak için LH ve hCG kombine edilmiştir. Daha sonraki saflaştırma işlemi (hMG-HP) ile LH etkisi yalnız 10 IU konsantrasyonunda hCG ye dönüştürülmüştür. Rekombinant LH erken 2000 li yıllarda duyurulmuş, FSH ve LH ın farklı oranlarda kullanımına fırsat vermiştir. En son olarak da üriner hCG ve daha yakın zamanda da rekombinant hCG, FSH ile birlikte LH etkisi oluşturmak için kullanılmaya başlanmıştır.

Endojen LH ın GnRH analog protokolü ile kontrol altında tutulduğu sikluslarda sadece FSH ve FSH ile birlikte LH etkili ürünlerin serum progesteron düzeylerine etkisinin karşılaştırıldığı çalışmalar analiz edildi. Daha önce bahsedilen nedenlerle, FSH ya over cevabını etkileyen karıştırıcı faktörlerde dikkate alındı. Meta analizin aksine, bu sistematik derleme istatistik analiz yapmayı amaçlamadı. Temel amaç hCG uygulama günündeki serum progesteron düzeylerini belirleyen çalışmaları tespit etmek ve LH etkili ürünlerin serum progesteron değişimine spesifik etkisini değerlendirmektir.

Materyal-metod Çalışmaların tespiti

Bilgisayarda literatür taraması bibliyografik veritabanları üzerinde yapıldı. Aşağıdaki klinik durumla ilgili retrospektif ve prospektif çalışmaların tespitine yönelik arama stratejisi belirlendi. “FSH ve GnRH analogları ile tedavi alan hastalar arasında, hCG uygulama gününde anlamlı serum progesteron değişikliği ile ilişkili ilave LH etkili ürün kullanımı” Arama insanlar üzerindeki çalışmalarla sınırlı idi. Toplantı bildirimleri dizayn ve kaliteleri yeterince değerlendirilmemiş oldukları için değerlendirmeye alınmadı.

(5)

1980-2010 arasındaki tüm yayınlar gözden geçirildi.

Tespit edilen çalışmalar

Literatür taramasında potansiyel araştırma sorusuna cevap vermesi mümkün 108 çalışma bulundu. Elli altı çalışma hMG/ hMG-HP ve üriner / rekombinant FSH etkileri karşılaştırmak için hazırlandı. Bunlardan yirmibiri çalışma oosit toplama gününde serum progesterone ve / veya foliküler sıvı progesteron konsantrasyonları hakkında veri sağladı. Rekombinant / üriner FSH ın tek başına veya rekombinant LH ilavesi ile kullanıldığı hastaların sonuçlarını karşılaştıran otuzdört çalışmanın altısında serum progesteron değerleri bildirilmekteydi. Son olarak, serum progesterone değerlerini bildiren, FSH nın tek başına veya hCG ile (ek / idame) kullanımını karşılaştıran onsekiz çalışmanın yedisi dahil edildi.

Verilerin elde edilmesi

hCG günü serum progesterone değeri mevcut olan her çalışmadan aşağıdaki veriler kaydedildi:

çalışmanın yayım yılı, yazarlık, ve hakemlik durumu; çalışmaların tipi (retrospektif, randomize / prospektif); çalışma populasyonunun karakteristikleri; GnRH analog protokolleri; LH etkisi temini için ek protokoller ile birlikte gonadotropin protokolleri; her grupta kayıtlı hasta sayısı, serum östradiol (E2) ve serum progesterone düzeylerini içeren ovarian parametreler, büyük ve orta ölçülü folikül sayısı ve / veya oosit sayısı, over stimülasyon süresi ve toplam FSH dozu

Bulgular

Bulgular FSH a eklenen LH aktivitesi' türüne göre sunulmuştur.

Üriner / rekombinant FSH ı hMG / hMG- HP ile karşılaştıran çalışmalar

HMG ve FSH karşılaştıran 56 çalışmanın 21 inde P değeri verilmişti. Progesteron konsantrasyonu 17 çalışmada hCG uygulaması sırasında serumda, iki çalışmada oosit toplama sırasında foliküler sıvı içinde ve iki çalışmada da hem serum hem de foliküler örneklerde ölçülmüştü. Çalışmaların ayrıntıları Tablo I ve II 'de gösterilmektedir.

(6)
(7)
(8)

Çalışmaların çoğunda (16/21) müdahale IVF veya ICSI uygulaması, 1 tanesi oosit donasyonu ve 4 tanesi IUI uygulaması şeklindeydi.

En çok kullanılan GnRH analog rejimi GnRH agonist protokolü (17 uzun ve 1 kısa) idi. Sadece iki çalışmada, GnRH antagonist protokol kullanılmıştı. Bir çalışmada ise her iki GnRH analoguda kullanılmıştı

Gonadotropinlerin seçimi ile ilgili olarak, idrar FSH preparatları 10 çalışmada hMG ile karşılaştırılmıştı. Başka bir altı çalışmada karşılaştırma hMG ve rekombinant FSH arasında yapılmıştı. Son olarak altı çalışmada HMG-HP preparatları rekombinant FSH (follitropin alfa) ile karşılaştırılmıştı.

Üç çalışmada foliküler sıvı progesteron konsantrasyonu hMG / hMG- HP uygulamasını takiben anlamlı fark göstermedi. Buna karşın rFSH kullanımı ile karşılaştıran bir çalışmada ise anlamlı derecede düşük değer bildirilmişti. Yine hMG / hMG- HP kullanılanlarda gelişen folikül sayısı ve toplanan oosit

(9)

sayısı anlamlı derecede düşüktü.

Serum progesteronhCG değerleri üzerinde 19 çalışmanın 16 sında anlamlı farklılık gözlenmedi. Diğer üç çalışmada, serum progesteronhCG konsantrasyonları FSH ile tedavi edilenlere kıyasla hMG ile tedavi edilen hastalarda anlamlı olarak düşüktü. Bu çalımalarda farklı GnRH analog protokolleri kullanılmıştı. FSH tedavisine göre over cevabı hMG ile tedavi edilen hastalarda anlamlı derecede daha azdı. Ovarian stimulasyonun süresi ile serum progesteronhCG konsantrasyonları arasında korelasyon gözlenmedi.

FSH ve hMG preperatlarının serum progesteron yükselişi üzerine etkisini karşılaştıran bu analiz, hMG tedavisi sonrası serum düşüşünün kısıtlı sayıdaki (15.8%) hastalarda olduğunu göstermiştir. Bu düşüş folikül ve oosit sayısı ile tespit edilen düşük over cevabı ile ilişkilidir.

FSH ve rekombinant LH uygulamaya karşı yalnız FSH kullanımını karşılaştıran çalışmalar

Çalışmaların detayları tablo 4 ve 5 de gösterilmiştir. 34 çalışmanın 6 sında serum progesteronhCG değerleri bildirilmişti. Yapılan işlem IVF ve ICSI uygulaması şeklindeydi. 2 çalışmada agonist 3 çalışmada antagonist ve 1 çalışmada hem agonist hem de antagonist kullanılmıştı. Recombinant LH 75-225 IU arası değişken dozlarda, iki çalışmada stimulasyonun başından itibaren, dört çalışmada ise stimulasyonun ortasından itibaren kullanılmıştı. FSH ise tüm çalışmalarda kullanılmıştı.

(10)

Yalnızca FSH uygulaması ile LH eklentisi karşılaştırıldığında serum progesteronhCG değerleri beş çalışmada anmalı farklılık göstermedi, bir çalışmada ise daha düşüktü. Bu çalışmada (75-150 IU) LH stimulasyonun birinci gününde itibaren kullanılmaya başlanmıştı. Yine bu çalışmada folikül sayısı anlamlı derecede azdı, 36-39 yaş arası hastalarda stimulasyon süresi oldukça uzundu.

FSH ve rekombinant LH uygulamaya karşı yalnız FSH kullanımını karşılaştıran bu analiz ile serum progesteronhCG değerleri yükselişi gösterilemedi. Bir çalışmada gösterilen serum progesteronhCG azalışı ise kontrollü over stimulasyonuna azalmış over yanıtı kaynaklıydı.

Yalnız FSH yı FSH ve hCG ile karşılaştıran çalışmalar

1999-2010 arasında ( tablo 5, tablo 6) yayınlanan 18 çalışmanın 7 sinde serum progesteronhCG değerleri bildirilmişti. Uygulama 5 çalışmada IVF/ICSI iken 2 çalışmada IUI idi. 4 çalışmada agonist 2 çalışmada antagonist ve 1 çalışmada hem agonist hem de antagonist kullanılmıştı. Rekombinant FSH 7 çalışmanın 6 sında kullanılmıştı. hCG iki çalışmada S1 veya S2 de diğer beş çalışmada ise midfoliküler dönemden sonra kullanılmaya başlanmıştı.

(11)

5 çalışmada serum progesteron değerleri arasında anlamlı farklılık gözlenmedi. Buna karşın iki çalışmada progesteronhCG veya progesteron area under the curve anlamlı yüksekti. Bu iki çalışmada da hCG uygulamasına ovarian stimulasyonun 8. günü veya folikul buyukluğu >12-13 mm olduğunda FSH kesilmesiyle başlanmıştı. Total FSH dozu hCG uygulananlarda sadece FSH uygulananlara göre anlamlı derecede daha düşüktü. Ayrıca, bu iki çalışmanın birinde stimulasyon süreside anlamlı derecede kısaydı.

FSH ve hCG uygulamaya karşı yalnız FSH kullanımının karşılaştırıldığı bu analizde serum progesteron değerleri ovulasyon tetiklemesi sırasında anlamlı derecede daha yüksekti.

TARTIŞMA

Bu derleme LH eklenmesinin, hCG uygulama sırasındaki serum progesteron yükselişine anlamlı etkisini göstermemiştir. Aslında FSH ve FSH ile birlikte LH ın kullanımının karşılaştırıldığı 108 çalışmanın analizi

1. 108 çalışmadan 34 (%31.5) ünde serum progesteronhCG değerinin bildirildiğini,

2. stimulasyon için ilave LH kullanıldığında serum progesteronhCG değerinin ile 4 (%11.8) çalışmada anlamlı derecede düşük , 2(%5.9) çalışmada ise yüksek olarak bildirildiğini,

(12)

3. yayınların çoğunda (%82.3) ilave LH kullanımı ile serum progesteron yükselişi arasında korelasyon bulunmadığını

göstermiştir.

Kontrollü over stimulasyonu sırasında serum progesteron yükselişi ile ilgili soru cevapsız kalmıştır. Bu konu ile ilgili ilk yayından 20 yıl sonra bile bu konunun hem siklus sonucu üzerine etkisi hem de siklustaki insidansı hala tartışma konusudur. Serum progesteron ölçümü için yaygın kullanılan ticari kitin yüksek değişkenliği bu konu ile ilgili en önemli klinik sakınca olarak yakın zamanda Fleming ve arkadaşları tarafından bildirilmiştir. Değerlendirilen bir çok çalışmada bu metodolojik sakınca grup karşılaştırması için aynı ölçüm yönteminin kullanımı ile azaltılmıştır. Ancak yine de siklus sonucunu değiştirebilen P değerinin eşik değeri aştığının tespiti tamamen hangi labaratuvar yönteminin seçildiğine bağlıdır. Progesteron ölçümleri arasındaki bu heterojenite çalışmalardaki iki farklı sonuç çıkmasını açıklayabilir.

Bu derlemenin temel amacı LH etkili ürünlerin serum progesteronhCG üzerine spesifik etkisini değerlendirmekti. Ancak bir kaç çalışmada da bildirildiği gibi serum progesteron yükselişi üzerine bir çok faktörün etkisi vardır. FSH ya over cevabı bunların içinde en önemlisidir. Total FSH dozu, hCG zamanındaki E2 düzeyi, folikül sayısı ve toplanan oosit sayısı ile serum progesteronhCG değeri arasında gerçekten çok açık bir ilişki vardır. Bu ilişki artmış folikül sayısı ve foliküldeki FSH uyarısı altındaki granüloza hücrelerinin, (3BHSD aktivitesi artışı ile) her birinin progesteron üretmesi ile genellikle açıklanır. Bu da demektir ki LH etkili ürünlerin serum progesteron yükselişi üzerine etkisi ovarian cevabın şiddeti göz önüne alınarak değerlendirilmelidir.

Foliküler fazın süresi serum progesteron yükselişinde ve siklus başarısızlığında önemli belirleyici bir faktör olabilir. Gerçekten stimulasyon süresini uzatma daha fazla folikül büyümesine ve E2 üretimine, sonuçta siklus sonucunu olumsuz etkileyebilen progesteron reseptörlerinin erken ekspresyonuna neden olabilir. Bu fikirden yola çıkarak siklus başarısını arttırabilmek için hCG uygulama zamanını serum progesteron düzeyine göre ayarlama fikri ileri sürülmüştür. Fakat bu derlemede serum progesteron yükselişi ile LH etkili ürünlerin kullanımı arasında bir korelasyon gösterilememiştir.

Bu derlemenin klinikte kullanıma en uygun bulgusu kontrolü over stimulasyonu sırasında serum progesteronhCG düzeyinin LH etkili ürünlere çok az bağımlı olduğudur. Bu korelasyon eksikliği çalışmaların dizaynındaki farklılıklarla açıklanabilir.

Birincisi, LH etkili ürünlerin dozları ve materyallerdeki büyük farklılıklardır. hCG nin biyolojik aktivitesi LH dan 7 kat daha fazla olduğu için çalışmaların karşılaştırılması düzeltilmiş analizi gerektirir.

LH etkisinin rLH veya hMG ile sağlandığı çalışmalardakullanılan günlük doz (75-150 IU rLH) veya 10- 20 IU hCG) minimal etkin doza çok yakındır. Tam tersine hCG kullanılan hastalard günlük doz 50-200IU olup 350-1400 IU LH a eşittir. LH etkisi sağlayan ürünlerdeki bu yüksek farklılık serum P değerlerindeki

(13)

iki farklı sonucu kısmen açıklayabilir. Bu veriler düşük doz hCG etkisini daha iyi analiz gereksinimini vurgulamaktadır.

En önemlisi, LH maruziyeti süresi ve bunun progesteron salgılanması üzerine etkisinin ne kadar önemli olduğudur. Gerçekten bizim analizimiz COS sırasında LH desteğinin baştan itibaren verilmesinin serum progesteron düşüşü ile birlikte olduğunu göstermiştir. Tam tersine serum progesteron yükselişi göstern hastalar LH desteğini stimulasyonun son döneminde almışlardı. LH desteğinin bu farklı etkisi fizyoloji kökenli fikri destelemektedir; LH ın progesteron salgılanması üzerine etkisi gelişimsel olarak düzenlenir. erken foliküler fazda LH teka hücreleri üzerine ikili etkiye sahiptir. Buna karşın geç foliküler fazda LH granüloza hücreleri progesteron üretimi üzerine güçlü pozitif etkiye sahiptir. Bu nedenle kontrollü over stimulasyonunda baştan itibaren LH desteği progesteron üretiminde azalmaya, geç dönmede LH desteği ise progesteron üretimde artışa neden olacağı varsayılabilir. Bu fikir bir yakın zaman bildirimi ile uyumludur. Bu rapor ile rLH ın birinci günden itibaren FSH ile birlikte ileri yaş hastalarda kullanımın gebelik oranlarını iyileştirdiği bildirilmektedir. Buna karşın LH desteğinin 6-8. günden sonra sağlanması ile böyle bir iyileşme yoktur. Bu klinik hipotezi desteklemek için daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç vardır.

Sonuç olarak bu derleme farklı LH etkili ürünlerin serum progesteron yükselişi üzerine COS sırasındaki etkilerini değerlendirmiştir. Bizim verilerimiz LH etkili ürünlerin takviyesinin progesteron üzerine belirgin etkisi olmadığını ve esas belirleyicinin overin FSH ya yanıtı olduğunu göstermektedir. Bu analiz ayrıca kontrollü over stimulasyonu sırasında LH uygulama zamanının progesteron yükselişi üzerine önemli etkisi olduğunu düşündürtmektedir. Optimal doz ve LH takviyesi zamanlaması daha iyi tanımlayabilmek etmek için daha fazla çalışma gerekmektedir.

>

Referanslar

Benzer Belgeler

Bununla birlikte günümüzde üreter alt uç taşlarında kendiliğinden taş atılımını sağlamak için alfa adrenerjik blokerler, kalsiyum kanal bloker-.. leri,

controls, plasma apelin concentration was reported to be increased in insulin resistant subjects, as well as in morbid obese individuals with type 2 diabetes mellitus and

Impact of laparoscopic ovarian drilling on serum anti- mullerian hormone levels in patients with anovulatory Polycystic Ovarian syndrome.. Anovulatuvar Poliskistik Over sendromu

the total gonadotropin dose, 2PN number, embryo number and fertilization rates were significantly higher among the patients who received coasting treatment with a clinical

Ayrıca birkaç çalışma karşılaştırıldığında DÇET gebelikleriyle spontan gebelikler karşılaştırılıdığında düşük doğum ağırlığı ve erken

Kanıt düzeyinin uygulanabilirliği: Analize dahil edilen RCT’ler KOS yapılan ve OHSS açısından yüksek riskli olduğu bilinen hastalarda, kabergolin kullanımının

Conclusion(s): These results show that serum E 2 levels have a concentration-dependent effect on the pregnancy outcome, suggesting an optimal range of E 2 level for achieving

Meta- analize dahil edilen çalışmalar randomize veya prospektif non-randomize olup daha önceden implantasyon başarısızlığı olan, ovarian stimülasyondan önceki