İçindekiler
Strateji 1
Portföy Önerisi 5
Portföy Dağılımı 5
Önerilen Hisse Senedi Portföyü 7
Hisse Takip Listesi- Sanayi Şirketleri- 8
Hisse Takip Listesi- -Banka, Sigorta, Holding, GYO ve Finansal Kiralama- 9
Makro Ekonomi 10
Kasım Sanayi Üretimi 10
Ödemeler Dengesi 11
Kamu Maliyesi 13
Para Politikası 14
Haftalık Fon Akışı Analizi 15
Şubat Ayı İç Borçlanma Stratejisi 18
Fiyatlar 20
Sermaye Piyasaları 22
Yatırım Araçlarının Getirisi 22
Hisse Senetleri Piyasası 23
Birincil Piyasalar ve Özelleştirme 24
Döviz Piyasası 25
Sabit Getirili Menkul Kıymetler 26
Uluslararası Piyasalar 28
Gelişmekte Olan Ülke Piyasaları&Türkiye Eurotahvilleri 31
Ayın Konusu 35
Beklentileri Şekillendirmek ile Gerçekçilik Arasında İnce Bir Çizgi 35
Ek I 36
Hisse Senedi Önerileri 36
Ek II 48
İMKB Şirketlerine Ait Sayısal Veriler 48
2010 yılı Stratejisi
Küresel konjonktür piyasalardaki hızlı yükselişi destekliyor
2010 yılına dünya ekonomisinin canlanmaya başlamasına rağmen enflasyonun tehdit oluşturmadığı güzel bir konjonktürde girdik. Küresel ölçekte eşanlı olarak uygulanan genişleyici politikalar sayesinde dünya ekonomisi hızla büyümeye başladı. Buna karşı, çıktı açığının yüksekliği nedeniyle G3 merkez bankalarının faizleri uzun süre düşük tutması bekleniyor. Hızlı büyüme, düşük faizler ve bol likidite dünya piyasalarındaki yükselişin devam etmesi için uygun bir ortam yaratıyor.
Dünya ekonomisinde hızlı bir büyüme dönemi başladı
Dünya ekonomisinde 2009 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren eşanlı bir toparlanma başladı. Hükümet harcamalarındaki rekor artış ve ucuz finansman imkanları dünya ekonomisine can verdi. Güvenin tesis edilmesiyle birlikte tüketimin canlandığı, şirketlerin stoklarını yerine koymak için üretimi hızla artırdığı bir büyüme dönemi başladı. Ancak yüksek işsizlik, aşırı borç, atıl kapasite ve batık varlıklar nedeniyle gelişmiş ülkelerde, özellikle Avrupa ve Japonya’da, büyüme halen kırılgan bir yapıda.
Gelişmekte olan ülkeler küresel büyümenin itici gücünü oluşturuyor
Gelişmekte olan ülkeler ABD ekonomisinin yarattığı boşluğu doldurarak küresel büyümenin itici gücü haline geldi. Borçluluğun düşüklüğü, bankacılık sektörünün güçlü olması ve iç tasarrufların yüksekliği gelişmekte olan ülkelerin küresel durgunluktan daha hızlı çıkmalarını sağladı. 2010 yılında Asya ve Güney Amerika’daki gelişmekte olan ülkelerin ve emtia ihracatçılarının hızlı büyümesi bekleniyor. Gelişmekte olan ülkeler arasında Çin, Hindistan, Rusya ve Brezilya özellikle öne çıkıyor.
Gelişmiş ülkelerde enflasyon tehdidi sınırlı
2010 yılında enflasyonun gelişmiş ülkeler için bir tehdit oluşturması beklenmiyor.
İşsizliğin yüksekliği ve atıl kapasitenin fazlalığının maliyetlerdeki olası artışların enflasyon üzerindeki etkisini sınırlayacağı tahmin ediliyor. Emtia ve gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle bazı ülkelerde manşet enflasyon merkez bankalarının hedeflerinin üzerine çıkabilir. Buna karşın çekirdek enflasyonun düşük kalmaya devam etmesi bekleniyor.
Gelişmekte olan ülkelerde enflasyon riski artıyor
Hızlı büyüme nedeniyle kaynak kullanımı yüksek Asya ve Güney Amerika’daki gelişmekte olan ülkelerde enflasyonun artması bekleniyor. Enflasyon sepetlerinde emtia ve gıdanın ağırlığının yüksek olması gelişmekte olan ülkeleri arz kaynaklı enflasyon şoklarına karşı daha duyarlı yapıyor. Paraları değer kazanan gelişmekte olan ülkeler arz kaynaklı şoklara karşı daha dirençli olacak.
Çıkış politikalarının zamanlaması hayati önem taşıyor
2009 yılı küresel krize karşı dünya genelinde eşanlı olarak genişleyici para ve maliye politikaları uygulanan bir dönemdi. 2010 yılı büyüme ve enflasyon performanslarına bağlı olarak ülkelerin ekonomi politikalarını münferit olarak normalleştirecekleri bir dönem olacak. Büyümeleri düşük ve bankacılık sistemleri zayıf olan ülkeler genişleyici ekonomik politikaları daha uzun süre sürdürmek durumunda kalacak.
G3 merkez bankaları faizleri düşük tutmaya devam edecek
G3 merkez bankalarının arz yönlü şoklara karşı para politikalarını uzun süre gevşek tutmaları bekleniyor. İşsizliğin yüksekliği ve atıl kapasitenin fazlalığı nedeniyle G3 merkez bankaları manşet enflasyondaki yükselişlere kayıtsız kalacak. Buna rağmen orta ve uzun vadeli faizler üzerindeki baskı artacak. Borç dinamiklerindeki bozulma gelişmiş ülkelerde risk primlerini yukarı çekecek.
Avro bölgesi ilk ciddi sınavına giriyor
Ekonomik durgunluk ve finansal kriz İrlanda, İspanya, İtalya, Portekiz, Yunanistan, İngiltere gibi Avrupa ülkelerinin borç dinamiklerinde ciddi anlamda bozulmaya yol açtı.
Bu ülkeler borç dinamiklerini kontrol altına alacaklarını gösteren orta vadeli bir eylem planını kamu oyuna açıklamakta gecikirse borçlanma faizlerinde artışlar görülebilir.
Yunanistan piyasalarında son dönemde görülen sert satış piyasaların güveninin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
Faiz artırımları ilk Asya ve Güney Amerika’da başlayacak
Büyümenin güçlü olduğu Asya ve Güney Amerika’da gelişmekte olan ülkeler politika faizlerini G7 ülkelerine göre daha çabuk artırmak zorunda kalacaklar. Hindistan, Brezilya ve Endonezya’nın 2010’un ilk yarısında, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Tayland’ın 2010’un ikinci yarısında faiz artırmak zorunda kalacağı tahmin ediliyor.
Büyümenin düşük olması ve bankacılık sektörünün zayıflığı Doğu Avrupa’daki gelişmekte olan ülkelerde faizlerin uzun süre düşük kalmasına neden olacak.
Gelişmekte olan ülkelere para girişi artarak devam edecek
EPFR Global şirketinin çalışmasına göre gelişmekte olan ülke hisse senedi fonlarına para girişi 2009 yılında 80 milyar dolar ile 2007 yılındaki zirveye göre 25 milyar dolardan fazla arttı. Hızlı büyüme ve yükselen faizler nedeniyle 2010 yılında küresel sermayenin portföy tercihlerinde gelişmekte olan ülkelerin ağırlığının artmaya devam etmesi bekleniyor. Kredi notlarındaki iyileşme gelişmekte olan ülkelere para girişinin hızlanması için bir katalizör vazifesi görecek. Genelde rekabetçi kur seven bu ülkeler sermaye hareketleri üzerindeki kontroller ve döviz piyasasına doğrudan müdahaleler yoluyla paralarının değerini kontrol etmeye çalışacaklar. Buna rağmen gelişmekte olan ülkelerin paraları değer kazanmaya devam edecek.
Türkiye küresel sermaye için cazibe merkezi olmaya devam ediyor
Türkiye dünya piyasalarındaki yükselişten en çok faydalanan ülkelerden birisi oldu.
Ekonomide yaşanan şiddetli küçülmeye rağmen IMKB dünya piyasalarının çok üzerinde getiri sağladı. Gelişmekte olan ülke borsaları Haziran başından bu yana %17 getiri sağlarken İMKB %53 ile dünyanın en çok kazandıran borsalarından oldu. Bütçe açıklarındaki şiddetli artışa rağmen tahvil faizleri tarihi olarak gördüğü en düşük seviyelere geriledi. Merkez Bankası’nın politika faizlerinde 10 puanın üzerinde indirim yapması ve güçlü bankacılık sektörü Türkiye piyasalarının dünyanın çok üzerinde performans göstermesini sağlayan temel nedenlerdi.
Betası yüksek bir ülke olarak hızlı büyümeye hazırız
Dışa açık olmamız ve uluslararası finansman ihtiyacımızın yüksekliği nedeniyle dünya ekonomisindeki canlanma ve küresel risk iştahındaki Türkiye’nin büyümesini yukarı çekecek. Düşük baz yılı etkisi, iç talepteki artış ve stokların normal seviyesine dönmesiyle Türkiye’nin 2010 yılında %4.3, 2011 yılında %5 büyümesi bekleniyor. Hane halkının borcunun düşüklüğü ve bankacılık sektörünün güçlü olması büyümeye destek veren başlıca yapısal faktörleri oluşturuyor. Buna karşı işsizliğin yüksekliği ve Avrupa’nın büyümesinin kırılganlığı potansiyel büyüme hızımızın altında kalmamıza neden olacak. Türkiye ekonomisi 2007 yılındaki büyüklüklerine ancak 2011 yılında ulaşabilecek.
Bütçe dinamiklerinde sınırlı bir iyileşme bekliyoruz
Türkiye’nin bütçe dinamikleri 2009 yılında önemli boyutta bozuldu. Dolaylı vergilerinin ağırlığının yüksek olması nedeniyle ekonomide daralma yaşanan bir yılda bütçede döngüsel bir kötüleşme yaşanması beklediğimiz bir gelişmeydi. Ancak yerel seçimler dolayısıyla kamu harcamalarındaki artış kantarın topuzunun kaçmasına neden oldu.
2010 yılında ekonominin canlanmasına paralel bütçe performansında sınırlı bir iyileşme bekliyoruz.
Seçim harcamalarındaki olası artış ekonomi için risk oluşturuyor
2011 genel seçimleri öncesinde kamu harcamalarındaki artış bütçe dengelerindeki iyileşmeyi sınırlayacak bir risk olarak öne çıkıyor. Seçim harcamalarının bütçe performansını bozarak kamu borç dinamiklerinde yapacağı tahribat sınırlı boyutta kalacak. 2002-2007 döneminde kamu borç dinamiklerinde önemli iyileşme sağlandı. Bu nedenle seçim harcamalarındaki artış ve durgunluğa rağmen borçluluk oranları tehlike bölgesinin çok altında seyrediyor. Kamu harcamalarındaki artışın ekonomi üzerinde yapacağı asıl tahribat borç dinamikleri üzerinde değil enflasyon cephesinde görülecek.
Orta vadede enflasyonist baskılar artacak
Kaynak kullanımının düşüklüğüne rağmen 2010 yılında başlayarak enflasyonist baskıların artmasını bekliyoruz. Küresel konjonktür emtia ve gıda fiyatlarındaki artış yoluyla 2010 yılında gelişmekte olan ülkelerdeki enflasyon görünümünü bozuyor.
Türkiye öznesinde buna ek olarak bütçe dengeleri gözetilerek yapılan vergi ve fiyat ayarlamaları fiyat istikrarının önünde bir tehdit oluşturuyor.
Faiz artırımlarına hazırlıklı olun
Çıktı açığının yüksekliğine rağmen enflasyon görünümündeki bozulma nedeniyle Merkez Bankası’nın 2010 Eylül ayından itibaren faiz artırımlarına başlayabileceğine inanıyoruz. Merkez Bankası yukarıda saydığımız riskler nedeniyle 2010 yılı enflasyon tahminini %5.4’ten %6.9’a yükseltti. Ancak enflasyondaki artışın arz kaynaklı olduğunu ileri sürerek uzun süre faiz artırmayacağını tekrarladı. Bizim görüşümüz Merkez Bankası’nın enflasyon beklentilerindeki bozulmaya uzun süre direnemeyeceği yönünde. Bu nedenle baz senaryomuzu 2010-2012 döneminde Merkez Bankası’nın faizleri 450 baz puan artırması üzerine kurduk. Buna rağmen ilgili dönemde enflasyonun Merkez Bankası’nın hedefinin ortalama 1,5 puan üzerinde kalmasını bekliyoruz.
Rotamızdan çıkmamak için güçlü bir çıpaya ihtiyacımız var
Bahsedilen risklere rağmen Türkiye ekonomisinin uzun dönemde istikrarlı ve hızlı büyüme hedefini tutturabilmesi için güçlü bir çıpaya ihtiyacı var. Hükümet’in açıkladığı, 2011 yılında mali kural getirilmesini de içeren, Orta Vadeli Mali Program bu konuda atılmış önemli bir adım. Ancak hedeflerin düşüklüğü ve detaylar konusundaki belirsizlikler açıklanan programın piyasalar üzerindeki etkisini sınırladı. Orta Vadeli Program’ın Türkiye için bir çıpa görevini üstlenmesi için IMF ile yapılacak bir anlaşma sonrasında ek önlemler alınması gerekiyor.
IMF anlaşması halen masada
IMF ile yeni bir program üzerinde büyük oranda anlaşmaya varıldığına yönelik haberler son dönemde Türkiye piyasalarında sert bir yükseliş yaşanmasını sağladı. Ankara’dan gelen haberler Türkiye'nin, Orta Vadeli Hedeflere uyarak, mali disiplini bozmadan, ancak yatırımları da kısmadan yürütülecek bir program için IMF’yi ikna ettiği yönünde.
Ancak IMF cephesinden yapılan açıklamalar iki taraf arasındaki farklılıkların halen devam ettiğini gösteriyor.
Son söz hükümetin
IMF ile yapılacak bir orta vadeli bir programla güven tazelemenin Türkiye’nin potansiyel büyüme hızını artırmak için doğru bir strateji olduğuna inanıyoruz. Olası bir programın
güvenini desteklemesini ve ekonomik büyümeyi artırmasını bekliyoruz. Programın doğru olarak uygulanması Türkiye’nin kredi notunun yatırım yapılabilir seviyesine yükselmesini, Merkez Bankası’nın para politikasını sıkılaştırmaya daha geç başlamasını ve faiz artırımlarının boyutunun daha sınırlı olmasını sağlayabilir. Ama bu konuda pazarlıkların bir yılı aşkın süredir devam etmesi nedeniyle IMF ile anlaşma yakında tamamlanır diyemiyoruz. Bu nedenle 2010 yılı stratejimizi IMF ile anlaşma yapılmayan bir baz senaryo üzerine kurduk.
Türk lirası tavsiye etmeye devam ediyoruz
Küresel konjonktürün gelişmekte olan ülke piyasalarına para girişini desteklediğine inanıyoruz. Gelişmekte olan ülkeler ile gelişmiş ülkeler arasındaki faiz ve büyüme farklarının yüksekliği “carry trade” işlemlerini yeniden yatırımcıların gündemine taşıdı.
Hızlı büyüme ve faiz oranlarındaki olası yükseliş Türk lirasını 2010 yılında da cazip kılmaya devam edecek. 2010 yılında kredi notumuzda yaşabilecek olası artışlar Türk lirasındaki yükselişi destekleyecek. IMF ile anlaşmanın son anda direkten dönmesi durumunda Türk lirasında kısa süreli bir satış baskısı yaşanabilir. Ancak yerleşik yatırımcıların dövizde satış yönünde olması Türk lirasındaki baskının kısa süreli olmasını sağlayacaktır.
Tahvil piyasasında sabit faizden ve uzun vadeden kaçınıyoruz
Merkez Bankasının faizleri artırdığı, Hazine’nin borç çevirme oranının yılın ilk aylarında
%110 civarına yükseldiği, ekonominin canlanmasına paralel kredi talebinin güçlendiği baz senaryomuzda Devlet İç Borçlanma Senetleri için olumlu bir tablo çıkmıyor. Bu nedenle sabit getirili kıymet önerilerimizde uzun vadeli ve sabit kıymetli tahvillere yer vermedik. Iskontolu Hazine bonolarında yatırım vadesini verim eğrisinin göreceli olarak dikleştiği 9 ile 12 ay arasında sınırladık. Uzun vadeli tahvillerde değişken faizli ve TÜFE’ye endeksli kağıtlara ağırlık vermeye devam ettik.
Borsa için 61.000 hedef değer ile “BİRİKTİR” görüşünü koruyoruz
Ankara kulislerinden gelen IMF söylentilerini satın alan borsada son dönemde sert bir yükseliş yaşandı. İMKB Aralık başından bu yana %19 yükselerek gelişmekte olan ülkelerin 18 puan üzerinde getiri sağladı. Büyüme tahminlerimizdeki artışa paralel IMKB için hedef değerimizi 61.000 seviyesine yükseltmemize rağmen borsanın önümüzdeki 12 ay için artış potansiyeli %11’e geriledi. Küresel risk iştahındaki artış ve IMF beklentileriyle borsadaki yükselişin kısa vadede devam edeceğine inanıyoruz.
Buna rağmen artış potansiyelinin sınırlı olması nedeniyle borsadaki gerilemelerin alış fırsatı olarak kullanıldığı “BİRİKTİR” görüşümüzü koruyoruz. 2010 yılının endeks getirisinin görece olarak düşük kalacağı ve senet seçiminin öne çıkacağı bir yıl olmasını bekliyoruz. Borsadaki oynaklığa karşı az duyarlı yatırımcılara endeksteki gerilemelerde endeksi 2009 yılında %58, 2010 yılı Ocak ayında %6.3 yenen ve ortalama %19 artış potansiyeli olan İş Yatırım Hisse Öneri Listesindeki hisseleri almalarını tavsiye ediyoruz.
Portföy Önerisi
Portföy Dağılımı
Türk lirası önermeye devam ediyoruz...
IMF anlaşmasına yönelik beklentiler TL'nin diğer para birimlerinin üzerinde değer kazanmasın sağladı. Türk lirası geçen hafta dolara karşı %1,7 değer kazandı. TL dolar avro eşit ağırlıklı sepetine göre ise geçen hafta %0.6 değer kazandı.
Eurotahvillerde orta ve kısa vadelerde “TUT” tavsiyesi veriyoruz
Olumlu geçirilen bir Ocak ayından sonra Şubat ayına gelişmekte olan ülke eurotahvillerinde gözlenen satışların etkisinde girildi. Türk eurotahvilleri de bu dönemde değer kayıplarına maruz kaldı. Uzun vadeli dolar cinsi kıymetlerde $0.75-1.00 değer kayıpları gözlenirken orta vadeli kıymetlerde de yaklaşık $0,50 değer kayıpları gözlendi.
Orta vadeli kıymetler ile değişken faizli kıymetlerde “AL” önerimizi koruyoruz Yurtdışı piyasalarda da bozulmaların gözlemlendiği bir dönemde IMF ile ilgili beklentilerin de azalması nedeni ile tahvil ve bono piyasasında satışların hakim olduğunu gördük. Maliye Bakanlığının yerli ve yabancı yatırımcıların tahvil ve bono stopaj oranlarını eşitleyeceği yönünde çıkan haberler üzerine tahvil ve bono piyasasında bir miktar düşüş kaydedildi.
Hisse Senetleri piyasası için "BİRİKTİR" önerimizi koruyoruz...
Endeks hedefimizi kur, büyüme, enflasyon ve faiz oranlarında yaptığımız değişiklikten sonra 61.000 olarak belirledik. Aralık ayındaki hızlı çıkış sonrasında borsanın hedef değerimize göre artış potansiyeli %11 düzeyine geriledi. İMKB’nin %60 üzerinde bir perforrmansla kapatan İŞ Yatırım öneri listesi, kısa vadeli dalgalanmalara duyarlı olmayan yatırımcılar için %19’lik getiri potansiyeli taşımakta.
Portföy Önerisi
20
30
5 5
20 20
0 20 40
% Portföy Dağılımı
Ocak 2010 Şubat 2010 0.0
1.0 2.0 3.0 4.0 5.0 6.0 7.0 8.0 9.0
12/01 7/02 2/03 9/03 4/04 11/04 6/05 1/06 8/06 3/07 10/07 5/08 12/08 7/09
Model Portföyümüzün Performansı
Baz yılı 2002=1.00
Hisse Senetleri piyasası için önerimizi BİRİKTİR olarak koruyoruz.
Ocak ayında IMKB 100 endeksi gelişmekte olan piyasa endeksine göre iyi bir performans sergiledi. MSCI Türkiye endeksi %1.4 oarnında değer kaybederken MSCI gelişmekte olan ülkeler endeksi %8 değer kaybetti. Aynı dönemde MSCI Doğu Avrupa endeksi %0.46 oranında düşüş kaydetti. İMF anlaşmasına yönelik beklentilerin bir önceki aya göre zayıflamasına rağmen halen sürmesi, İMKB 100 endeksinin Ocak ayında da güçlü bir performans sergilemesine neden oldu. Yıllık bazda da MSCI Türkiye endeksi benzer MSCI endekslerinin üzerinde getiri sağladı. MSCI Türkiye endeksinin 2009 yılı getirisi %192 olarak gerçekleşirken, MSCI gelişmekte olan ülkeler endeksinin getirisi %174, MSCI Doğu Avrupa endeksinin getirisi %179 oldu.
Şubat ayında gündemde yine İMF beklentileri hakim olacak gibi gözüküyor. Bunun yanında Anayasa Mahkemesi’nin yabancı ve yerli yatırımcıya ayrı vergi uygulamalarını iptal eden hükmünden sonra Maliye Bakanlığı’nın Şubat ayında alınması beklenen bu konudaki kararı izlenecek.
IMKB 100’ün 2010 F/K oranı iskontosu diğer gelişmekte olan ülkelerin ortalamasına göre %16 seviyelerinde seyrediyor.
IMKB 100 için hesapladığımız 12 aylık hedef değer 61.000 olup %11 oranında bir artış potansiyeline işaret ediyor. Bununla birlikte olası bir IMF antlaşmasının risk primini düşürecek olmasıyla bu hedefin 66.000 düzeyine çıkabileceğini öngörüyoruz. Endeks için BİRİKTİR tavsiyemizi korumaktayız.
Merkez Bankasının 2010 yılında faiz artırımına başlaması ihtimali nedeniyle uzun vadeli yatırım amacı ile sabit kuponlu senetler nedeniyle değişken kuponlu kıymetin alımını öneriyoruz.
TÜFE'ye endeksli kıymetlerin nominal getiri sağlayan kıymetlere oranla daha cazip olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle bu kıymetlerde uzun vadeli tutmak amacıyla pozisyon alımını öneriyoruz.
Orta vadede 08.12.10 ve 3.11.10 ıskontolu kıymetleri öneriyoruz.
Merkez Bankasının 2010 yılında faiz artırımına başlaması ihtimali nedeniyle uzun vadeli yatırım amacı ile sabit kuponlu senetler yerine değişken kuponlu kıymetin alımını öneriyoruz.
Risk almak istemeyen ve kısa vadeli pozisyonda kalmak isteyen yatırımcılar için mevduat ve repoyu öneriyoruz.
Tahvil & Bono Piyasası Hisse Senedi Piyasası
Hisse senedi piyasası için endeks genelinde BİRİKTİR önerisi veriyoruz
İMKB’nin yeni hedef değerlerimize göre artış potansiyeli %15 civarında.
Portföy tavsiyemizin performansı Yatırım Aracı Ağırlık
(%) Tanım Cari Değer Aylık TL
Getiri (%)
Yıl içi TL Getiri (%)
Hisse 25 Hisse Önerileri 55,148 10.90 10.9
Repo 5 O/N 6.50 % 0.38 0.38
TRT020211T11 92,639 1.04
TRT031110T10 94,451 0.55
TRT081210T14 93,764 0.86
TRT110511T17 90,310 1.01
TR$ %6.75 03/04/18 $ 108.351 -0.34 TR$ %7 26/09/16 $ 110.813 -0.28 TR$ %7.5 14/07/17 $ 113.726 -0.28 TR$ %7.5 07/11/19 $ 113.354 -0.28
$/YTL1.4903 -0.28
€/YTL2.0817 -3.31
Mevduat 10 Mevduat önerileri 5.00 % 0.29 0.00 0.87
-1.80 -0.30
DIBS 20
20 20
Döviz Sepeti Eurotahvil
Döviz kuru önerileri
Önerilen Hisse Senedi Portföyü
Eurotahvillerde orta ve kısa vadelerde “TUT” tavsiyesi veriyoruz
Olumlu geçirilen bir Ocak ayından sonra Şubat ayına gelişmekte olan ülke eurotahvillerinde gözlenen satışların etkisinde girildi. Türk eurotahvilleri de bu dönemde değer kayıplarına maruz kaldı. Uzun vadeli dolar cinsi kıymetlerde $0.75-1.00 değer kayıpları gözlenirken orta vadeli kıymetlerde de yaklaşık $0,50 değer kayıpları gözlendi.
Kısa vadeli tahvil getirilerinin alım-satım spredinin genişlemesi nedeniyle kısa vadeli kıymetlerde TUT önerimizi koruyoruz.
Yurtdışı piyasalarda volatilitenin artması nedeni ile orta vadelerde tut önerisi verirken uzun vadelerde sat önerimizi koruyoruz.
7 Kasım 2019 vadeli kıymetin benzer vadedeki diğer kıymetlere göre cazip olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle bu kıymette pozisyon alınmasını öneriyoruz.
14.7.2017 vadeli USD cinsi Eurotahvilin likiditesini ve getiri seviyesini göz önünde bulundurunca benzer vadeye sahip kıymetlere göre cazip olduğunu düşünüyoruz. Bu kıymette pozisyon alınmasını öneriyoruz.
Eurotahvil Piyasası Para Piyasası
Kısa vadede TL önermeye devam ediyoruz
Türk lirası önermeye devam ediyoruz...
IMF anlaşmasına yönelik beklentiler TL'nin diğer para birimlerinin üzerinde değer kazanmasın sağladı. Türk lirası geçen hafta dolara karşı %1,7 değer kazandı. TL dolar avro eşit ağırlıklı sepetine göre ise geçen hafta %0.6 değer kazandı. Türk lirası aktifler için olumlu görüşümüzü koruyoruz.
Hisse Endeks 03/02/2010 AOF TL
Aylık Getiri (%)
İMKB'ye Göreceli Getiri
Piyasa Değeri (mn TL)
52 Hafta Ortalama PD (mn TL)
Beta Getiri
Potansiyeli % Ağırlık Oranı % AL Önerilerimiz
ANHYT IMKB-100 5.00 1.9 -2.4 1,255 728 0.90 24 6
AKENR IMKB-50 18.26 31.6 26.1 1,183 717 0.93 19 5
ASYAB IMKB-100 4.16 20.4 15.4 3,744 2,196 1.24 13 10
CLEBI IMKB-30 17.62 3.2 -1.1 425 266 0.92 18 5
GARAN IMKB-30 6.53 3.1 -1.3 27,090 19,161 1.25 24 10
GUBRF IMKB-100 10.16 26.6 21.3 843 603 0.76 7 5
HALKB IMKB-50 10.41 -10.6 -14.4 13,000 9,098 1.17 30 10
MRDIN IMKB-Tum 8.10 22.9 17.7 882 547 0.73 23 6
TKFEN IMKB-30 5.66 15.1 10.3 2,091 1,378 0.80 19 8
TOASO IMKB-30 5.69 20.1 15.0 2,875 1,566 1.17 17 10
TTKOM IMKB-30 5.10 11.8 7.1 17,675 15,570 0.66 17 15
YKBNK IMKB-30 3.64 11.3 6.6 15,736 11,526 1.14 18 10
SAT Önerilerimiz
AKBNK IMKB-30 9.01 -6.2 -10.2 26,850 21,768 1.19 2 17
ARCLK IMKB-30 6.06 3.2 -1.2 4,122 2,231 1.02 2 14
BIMAS IMKB-30 68.06 -0.9 -5.1 5,161 3,979 0.69 9 11
BOLUC IMKB-Tum 2.14 34.1 28.5 304 203 0.61 -8 5
CCOLA IMKB-100 12.58 -13.9 -17.5 3,154 2,521 0.72 1 11
KCHOL IMKB-30 5.07 15.9 11.0 12,076 7,772 1.11 5 18
SELEC IMKB-50 3.08 24.3 19.0 1,573 1,165 0.84 -8 12
TEBNK IMKB-30 2.51 -10.0 -13.8 2,750 1,708 1.23 3 12