11-14 yaş için hazırlanan okul sözlüklerinde tanımlar üzerine bir araştırma

397  Download (0)

Tam metin

(1)

MARMARAÜNİVERSİTESİ

EĞİTİMBİLİMLERİENSTİTÜSÜ

TÜRKÇEEĞİTİMİANABİLİMDALI

TÜRKÇEÖĞRETMENLİĞİBİLİMDALI

11-14 Y

İ

ÇİN

H

AZIRLANAN

O

KUL

S

ÖZLÜKLERİNDE

T

ANIMLAR

Ü

ZERİNE

B

İR

A

RAŞTIRMA

Yüksek Lisans Tezi

Pervin SAYAN

Danışman: Doç. Dr. Mustafa S. KAÇALİN

(2)

Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü

11-14 Y

İ

ÇİN

H

AZIRLANAN

O

KUL

S

ÖZLÜKLERİNDE

T

ANIMLAR

Ü

ZERİNE

B

İR

A

RAŞTIRMA

Pervin SAYAN

Danışman: Doç. Dr. Mustafa KAÇALİN ………

Jüri Üyesi: Prof. Dr. Cemal YILDIZ ………

Jüri Üyesi: Yrd. Doç. Dr. Rahşan GÜREL ………

Türkçe Öğretmenliği Bölümü Yüksek Lisans Tezi

İstanbul, 2005

(3)

Ana dili öğretiminin en önemli amaçlarından biri öğrencilerin doğru düşünmelerini ve kendilerini doğru ifade etmelerini sağlamaktır.

İnsanlar kelimelerle düşünür. Varlıkları, kavramları karşılayan kelimeleri doğru yerde ve doğru olarak kullanmak önemlidir. Yerinde kullanılmayan her kelime düşünmeyi sekteye uğratır. Kelimelerin anlamları sözlüklerden öğrenilir.

Bu bakımdan sözlüklerdeki tanımların doğru olması ve kavramların ayırt edici özelliklerini vermesi çok önemlidir.

Bu araştırmada; TDK’nın Okul Sözlüğü (2000), Ali PÜSKÜLLÜOĞLU’nun Öğrenciler İçin Resimli Türkçe Sözlük (2003) ve Kemal KÖKTÜRK’ün İlköğretim Okulları İçin Yeni Türkçe Sözlük’ündeki (2000) tanımların özellikleri incelenmiştir.

Araştırmaya yaptıkları yardımlardan dolayı Havva YAMAN’a ve aileme teşekkür ederim.

Pervin SAYAN

(4)

ÖN SÖZ...5

TABLOLAR...9

KISALTMALAR...11

ÖZET ...12

ABSTRACT ...13

1. BÖLÜM GİRİŞ ...14

1.1 Ana Dili ve Ana Dili Eğitiminin Tanımı, Önemi, Amaçları, İlkeleri...15

1.1.1 Ana Dili ve Ana Dili Eğitiminin Tanımı ...15

1.1.2 Ana Dili Eğitiminin Önemi ...16

1.1.3 Ana Dili Eğitiminin Amaçları ...17

1.1.4. Ana Dili Eğitiminin İlkeleri...18

1.2 Kelime Bilgisinin Önemi, Kelime Öğretiminin Önemi, Kelime Öğretiminin Amaçları...19

1.2.1 Kelime Bilgisinin Önemi...19

1.2.2 Kelime Öğretiminin Önemi ...21

1.2.3 Kelime Öğretiminin Amaçları ...23

1.3 İlköğretim İkinci Kademe Öğrencilerinin Zihin ve Ana Dili Gelişimi ...24

1.4 Sözlüğün Tanımı ve Önemi, Sözlük Hazırlanmasında Göz Önünde Bulundurulacak Ölçütler, Sözlüklerin Yararları, Okul Sözlükleri ...26

1.4.1 Sözlüğün Tanımı ve Önemi...26

1.4.2 Sözlük Hazırlanmasında Göz Önünde Bulundurulacak Ölçütler ...29

1.4.3 Sözlüklerin Yararları ...30

1.4.4 Okul Sözlükleri...32

1.5 Tanım, Tanımlamanın Kuralları, Tanımlanamazlar ...34

1.5.1 Tanım...34

1.5.2 Tanımlamanın Kuralları ...35

1.5.3 Tanımlanamazlar ...36

2. BÖLÜM ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ...37

2.1 Problem...37

2.2 Araştırmanın Amaçları ...42

2.3 Araştırmanın Önemi ...42

2.4 Sayıltılar...43

2.5 Sınırlılıklar...43

2.6 Yöntem ...43

(5)

2.6.1 Araştırmanın Modeli...43

2.6.2 Evren ve Örneklem...44

2.6.3 Verileri Çözümleme ...44

2.6.4 Tanımlar...44

3. BÖLÜM BULGULAR VE YORUM...46

3.1 Okul Sözlüklerindeki Tanımların Özellikleri ve Karşılaştırılması...46

3.2 Okul Sözlüklerindeki Tanımların Öğrenci Algılarına Göre Anlaşılırlığı...366

4. BÖLÜM SONUÇ VE ÖNERİLER ...379

4.1 Sonuçlar ...379

4.1.1 Tanımların Özellikleri ve Karşılaştırılması ...379

4.1.2 Tanımların Öğrenci Algılarına Göre Anlaşılırlığı ...387

4.2 Öneriler...388

KAYNAKÇA ...389

EK ...395

(6)

Tablo 01: Ada Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...366 Tablo 02: Akşam Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...366 Tablo 03: Antep Fıstığı Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki

Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi...367 Tablo 04: Badem Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...367 Tablo 05: Bale Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...368 Tablo 06: Cüce Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...368 Tablo 07: Çalı Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...369 Tablo 08: Dağ Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...369 Tablo 09: Eroin Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...370 Tablo 10: Gelenek Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki

Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi...370 Tablo 11: Gücenmek Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki

Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi...371 Tablo 12: İkna Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...371 Tablo 13: İşitmek Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...372 Tablo 14: Kemer Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...372 Tablo 15: Koyun Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...373 Tablo 16: Körfez Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...373 Tablo 17: Orman Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...374

(7)

Tablo 18: Ozan Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...374 Tablo 19: Peron Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...374 Tablo 20: Prens Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...375 Tablo 21: Sis Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...375 Tablo 22: Şeftali Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...376 Tablo 23: Tarla Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...376 Tablo 24: Taş Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...377 Tablo 25: Yengeç Sözcüğünün TDK, AP, KK ve PS Sözlüklerindeki Tanımlarının Öğrenci Algılarına Göre Değerlendirilmesi ...377

(8)

KISALTMALAR AP: Ali PÜSKÜLLÜOĞLU

cm: Santimetre KK: Kemal KÖKTÜRK

m: Metre

PS: Pervin SAYAN

TDK: Türk Dil Kurumu

vb.: Ve başkaları, ve benzerleri, ve bunun gibi

(9)

ÖZET

11-14 Yaş İçin Hazırlanan Okul Sözlüklerinde Tanımlar Üzerine Bir Araştırma adlı bu çalışmada, okul sözlüklerindeki tanımların özellikleri incelenmiştir.

Araştırmada incelenen okul sözlükleri şunlardır: TDK’nın Okul Sözlüğü (2000), Ali PÜSKÜLLÜOĞLU’nun Öğrenciler İçin Resimli Türkçe Sözlük’ü (2003) ve Kemal KÖKTÜRK’ün İlköğretim Okulları İçin Yeni Türkçe Sözlük’ü (2000).

Araştırma iki bölümden oluşmaktadır.

Birinci bölümde; incelenen okul sözlüklerindeki kelimelerin tanımları, yakın anlamlı oldukları kelimelerle aralarındaki fark belirtilmiş, kelimelerin tanımları yeniden yapılmıştır. Bu bölümde 815 madde başı yer almaktadır. Bu madde başları, bu bölümün evrenini oluşturmaktadır.

Sözlüklerdeki tanımların incelenmesi amaçlandığından tarama yöntemi kullanılmıştır.

Araştırmanın ikinci bölümünde okul sözlüklerindeki tanımların öğrenci algılarına göre anlaşılırlığının belirlenmesi amaçlandığından, 3’lü Likert anketinin sonuçlarına yer verilmiştir. 25 kelimeden oluşan bu anket Firuzköy İlköğretim Okulu’nda öğrenim gören 6-A, 6-B, 7-A, 7-C, 8-B ve 8-C sınıflarındaki 150 öğrenciye uygulanmıştır. Firuzköy İlköğretim Okulu 2.

kademe öğrencileri çalışmanın evrenini, şans yoluyla seçilen 150 öğrenci de çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu bölümde, tarama modeli içindeki betimleme yöntemi kullanılmıştır.

Araştırma sonuçlarından elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir:

1. Okul sözlüklerinde bazı kelimeler yanlış tanımlanmıştır.

2. Okul sözlüklerindeki bazı kelimelerin yakın anlamlı olduğu kelimelerden anlam ayırıcı özelliği belirtilmemiştir.

3. Okul sözlüklerinde yer alacak kelimelerle ilgili belli bir ölçüt yoktur.

4. Uygulanan anketten elde edilen yüzdelik sonuçlara göre, öğrenciler bu çalışmada yapılan tanımları iyi anlaşılır (orman % 80), TDK ve Ali PÜSKÜLLÜOĞLU’nun sözlüğündeki tanımları orta anlaşılır (orman % 65,3; % 48), Kemal KÖKTÜRK’ün sözlüğündeki tanımları ise az anlaşılır (orman 55,3) bulmuşlardır.

(10)

ABSTRACT

In this study, which is titled as A Research On The Definitions In School Vocabularies Prepared For Ages Between 11-14, charactheristics of the definitions used in school vocabularies are examined.

School vocabularies that are examined in this study are: TDK School Vocabulary (2000), Turkish Vocabulary with Pictures For Students by Ali PÜSKÜLLÜOĞLU (2003) and New Turkish Vocabulary for Primary Schools by Kemal KÖKTÜRK (2000).

This study has two parts.

In the first part, definitions of the words in the examined vocabularies, differences between the words which have near meanings with the original words are found and those words are redifined. In this section there are 815 items placed. These items composes the universe of this study.

Because the aim is to examine the definitions in vocabularies, the method used in this study is scanning.

In the second part of the study the aim is to measure the student comprehension of the definitions in the school vocabularies. Method used here is Triple Likert Survey. This survey consists 25 words. This survey apllied on to 150 students attending Firuzköy Primary School, in the classes of 6-A, 6-B, 7-A, 7-C, 8-B and 8-C. The total sum of the students attending to the second grade (classes 6-8) are the universe of this study. Applicant 150 students which are choosen by chance are the sample of this study.

The following are the summary of the results of this study:

1. Some words in the school vocabularies are wrong defined.

2. It is not made clear that differences between words which have near meanings.

3. There is not criterion for words placed in school vocabularies.

4. According to the percentage results of the applied survey, students are found the prepared vocabulary for this study as well comprehensible (forest 80 %), vocabularies of TDK and Ali PÜSKÜLLÜOĞLU as average comprehensible (forest 65,3 %; 48 %) and, vocabulary by Kemal KÖKTÜRK as insufficiently comprehensible (forest 55,3 %).

(11)

1. BÖLÜM GİRİŞ

Bu araştırmada, okul sözlüklerindeki tanımlar incelenmiş, kelimelerin yakın anlamlı olduğu kelimelerden farkı belirtilmiş, uygun bir tanım yapılmıştır.

Sözlüklerdeki tanımların öğrenci algılarına göre değerlendirilmesi belirtilmiştir.

Araştırmanın amacı, okul sözlüklerindeki tanımları incelemek, tanım yanlışı ve eksiği bulunan sözcüklerin tanımlarını yapmak, okul sözlüklerindeki tanımların öğrenci algılarına göre değerlendirilmesini belirlemektir.

Araştırma, TDK’nın Okul Sözlüğü’nü (2000), Ali PÜSKÜLLÜOĞLU’nun Öğrenciler İçin Resimli Türkçe Sözlük’ünü (2003) ve Kemal KÖKTÜRK’ün İlköğretim Okulları İçin Yeni Türkçe Sözlük’ünü (2000) kapsamaktadır.

Araştırmada ele alınan konular dört bölümde toplanabilir:

Birinci bölümde; ana dili öğretimi, kelime bilgisi, sözlük ve tanım kısa bir biçimde ele alınmıştır.

İkinci bölümde; araştırmanın amacı, önemi, sayıltılar, sınırlılıklar ve yöntem konuları ile ilgili bilgiler üzerinde durulmuştur.

Üçüncü bölümde; araştırmanın konusu olan okul sözlüklerindeki tanımlar, kelimelerin yakın anlamlı olduğu kelimelerden farkı ve uygun görülen tanımlar yer almaktadır. Okul sözlüklerindeki tanımların öğrenci algılarına göre anlaşılırlığına ilişkin anket sonuçları bulunmaktadır.

Dördüncü bölümde ise; sonuç ve öneriler bulunmaktadır.

(12)

1.1 Ana Dili ve Ana Dili Eğitiminin Tanımı, Önemi, Amaçları, İlkeleri

1.1.1 Ana Dili ve Ana Dili Eğitiminin Tanımı

İnsan, ancak dili ile ölümsüzleşir. İnsanın dili olmasıydı, kazanılan her tecrübe ve bilgi, onunla birlikte yok olacak, bilim diye bir şey olmayacaktı. İnsan dili ile geçmiş ve yaşadığı dönemlerin etkisinde kalır, dili ile de geleceği etkiler.

Dil, bütün kapıları açan büyülü bir anahtardır. Zihne işlerlik kazandırmak, düşünmek ve düşünceleri ifade etmek dil ile mümkündür. Bu sebeple ana dili eğitimi, üzerinde önemle durulması gereken bir konudur.

“Dil bilimciler, ana dili teriminin anlam yükünü belirlemek ve açıklamak için önce terimin yapısı içinde yer alan ana sözcüğünden yola çıkmışlardır. Çünkü çocuğun dil oluşumu ve gelişiminde ananın etkisi, ananın payı oldukça büyüktür.

Öyle ki çocuk doğduğu ve içinde solumağa başladığı dil ortamını anasınınkiyle özdeşleyerek geliştirir. Algıladığı sesler, ses kalıpları, vurgulama, tonlama gibi dile özgü ögeler ananın dilinden kaynaklanır. Bunlar dil edimlerine dönüşerek çocuğun bilinçaltına yerleşmeğe başlar. Böylece ana dilin alt yapısı bilinçaltında kurulmağa başlar. Bilinçaltında kurulmağa başlayan bu dil alt yapısı, bütün bir yaşam boyu kolay kolay değişmez.” 1

Bazı sözlükler ana dili terimini sadece ananın dili olarak değil de, çevrenin dili olarak tanımlamaktadır: “İnsanın içinde doğup büyüdüğü aile ve cemiyet çevresinde ilk öğrendiği dil.”2 Çocuğun annesinden öğrendiği dil çevresinin de dilidir. İçinde bulunduğu çevre değişip geliştikçe çocuğun dili de gelişip değişir. Ana dilinin bu özelliğini dikkate alarak şöyle bir tanım yapılabilir:

“Çocuğun konuşmaya başladığı sırada annesinden, aile çevresinden öğrendiği ana dili, kuşaktan kuşağa aktarılan, ulusun kültürüyle sıkı sıkıya ilişkili bir bildirişme dizgesidir; içtimaî bir kurumdur.”3 Ana dili kişinin, cemiyetle en güçlü bağlarını oluşturmaktadır.

Ana dili öğretimi ile, çocuğun ailesinden ve çevresinde öğrendiği dil, cemiyet içinde ihtiyaç duyacağı yönlerde geliştirilmektedir. Fakat ana dil eğitimi ile çocuğa yeni bir dil öğretilmez. Çocuğun ana dilinde bazı becerileri kazanması, kelime servetini artırması ve ana dilini etkili bir biçimde kullanması sağlanmaktadır.

1 ÖZDEMİR, Emin: “Ana Dili Öğretimi”, Türk Dili Dil Öğretimi Özel Sayısı: Ankara 1983, sayı:

379-380, 20-30. ss.

2 VARDAR, Berke: Dil Bilim ve Dil Bilgisi Terimleri Sözlüğü: Ankara 1980, TDK, 20. sf.

3 AKSAN, Doğan: Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle DilBilim: Ankara 1998, TDK, 51. sf.

(13)

Dil, belli bir yaşta öğrenilip bitirilen bir olgu değildir. Ana dili öğrenimi kişinin düşünme yeteneği ve tecrübeleri ilerledikçe gelişir. Bu gelişmenin sonu yoktur.

Ana dili eğitimi konuşma, dinleme, okuma, yazma olmak üzere dört bölümde oluşmaktadır. Bu sınıflamaya ayrıca dil bilgisini, el yazısı çalışmalarını, yazın bilgisini, sözcük çalışmasını, güzel ve devamlı bir okuma alışkanlığının kazandırılması için dergi, gazete ve kitap okumayı da eklemek lâzımdır.

1.1.2 Ana Dili Eğitiminin Önemi

Ana dili kişilerin evrene bakış açısını belirlediği gibi onların düşünce sistemini de oluşturur. Kişi ancak ana dilinde açık seçik düşünüp anlatabilir. İfade edilemeyen her düşünce, düşünce biçimini ve niteliğini kazanmamıştır. Bazen

“Dilimin ucunda ama adlandıracak sözü bulamıyorum.” deriz. Aslında dilimizin ucuna gelen bir şey yoktur. O düşünce ana dilin söz değerleriyle biçimlenmedikçe, söze dönüşmedikçe düşünce niteliğini taşımaz.

Ana dili, insanları, bir yığın olmakta kurtarıp onları millet yapan en önemli unsurdur. Düşüncelerini aynı ana dili ile ifade edenler arasında bir yakınlık oluşur. Bu, ana dilin kişiliği oluşturmasından, biçimlendirmesinden kaynaklanır.

Ana dili kişiliği oluşturan bir etken olduğu kadar, yaşantı ve bilgi donanımızı oluşturan bir araçtır da.

“Her dilin ayrı bir kuruluş ve işleyiş düzeni vardır. Kişinin küçük yaşlardan başlayarak benimsediği bu düzen, onun düşünce yaşamına büyük ölçüde yön verir. Kişinin sağlıklı düşünmesi, dış evrende olup bitenleri doğru anlaması, bunlar üzerinde yeni görüşler oluşturması; ana dilin işleyişini iyi kavramasına bağlıdır. Duyup düşündüklerini, anladıklarını anlatıma dökmesinde de aynı düzenin kuralları geçerlidir. Bu bakımdan kişinin düşünme yeteneği ile ana dili bilgisi arasında bağlantı vardır. Düşünce dile bağımlıdır. Kişinin düşünme yeteneğini geliştirebilmek için, ön şart olarak dil yeteneğini geliştirmek gerekir.

Bunu sağlayacak bir eğitim de, ancak ana dili üzerine kurulabilir. Kavramca durulmamış bir kafa, açık seçik düşünemeyeceğinden, yaratıcı olamaz; bir buluş ortaya koyamaz. Bundan ötürü her seviyedeki eğitim, öğretim izlencesi ana dili ağırlıklı olmalıdır.

Çağdaş cemiyet, yaşamın gittikçe karmaşıklaşan yapısı içinde, sorunlarını kendi başına çözebilen, bilinçli fertler ister. Eğitimin başlıca işlevi, ferdi bu kişilikte yetiştirmek; ona, yetkin bir kişilik kazanabilmek için izleyeceği yolu, yararlanacağı imkânları göstermektir. Böyle bir kişiliğin gerektirdiği bağımsız

(14)

düşünme, doğru anlama, nesnel davranma, iyi anlatma yetenekleri ana diline bağımlı olarak geliştiğinden, ferdin, öncelikle ana dilinin kendisine sunduğu geniş anlatım imkânlarını kavraması gerekir. Bu da ancak köklü bir ana dili eğitimiyle sağlanabilir.”4

Ana dili öğretimine önem verilmesi gerekir. Ana dili öğretimi bilinçli bir biçimde yapılmaz ise hiçbir konuda başarı sağlanamaz. Eksik, zayıf, yanlış ve bilinçsiz yapılan ana dili öğretimi cemiyete yara aldırır. Çünkü dil, cemiyette anlaşmayı sağlayan, kültürü aktaran, milleti millet yapan en önemli araçtır.

Cemiyetin ayakta kalması, kültürünün gelişerek yaşamasına bağlıdır. Kültürün yaşaması da dilin yaşamasıyla mümkündür. Dilin bozulması milletin yıkılması demektir. İşte bunun için hiçbir şey dil kadar önemli değildir.

1.1.3 Ana Dili Eğitiminin Amaçları

“Ana dili insanın çocukluktan itibaren tabiî ortamlarda öğrendiği ve kendisini bütün iletişim alanlarında en rahat ve kolay ifade edebildiği dil olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla ana dili kavramı, konuşan kişinin kendi dili ile arasındaki tabiî ilişkisini göstermektedir. Öğretim, kavramı ise okulda yapılan plânlı programlı bir faaliyeti vurgulamaktadır. Çocuklar ilköğretime başladıktan sonra sistemli ve amaca uygun bir biçimde ana dili öğrenimi devam etmektedir.

Ana dili dersinin görevi ve amacı, yazılı ve sözlü dilde, çocukların mümkün olduğu kadar cemiyetin bütün iletişim alanlarında kullanılan farklı dil seviyelerini ve özelliklerini öğrenmelerini sağlamak ve bütün öğretim alanlarındaki (konuşma, anlama, yazma ve okuma) dil becerilerini geliştirmek ve ilerletmek, kısaca standart dili öğretmek olarak ifade edilebilir. Buna göre ana dili öğretiminin başlıca amaçları şu biçimde özetlenebilir:

1. Çocukların duygu, düşünce, ortam ve becerilere uygun bir biçimde ifade edebilecek dil kullanımını gerçekleştirmek,

2. Deneyim, izlenim ve duyguların farklı dil biçimlerinde ifadesini öğretmek,

3. Okuma yazmadan zevk alma ve gerekli araç ve gereçlerden yararlanmağı öğretmek,

4. Başkalarıyla iletişim kurma yeteneğini geliştirmek,

5. Çeşitli edebî tür ve bu türlerdeki eserleri tanımak ve bunların arasından kendi başına seçim yaparak hayal gücünü geliştirmek,

4 ŞİMŞEK, Rasim: “Çağdaş Eğitimde Ana Dilinin Yeri”, Türk Dili Dil Öğretimi Özel Sayısı:

Ankara 1983, sayı: 379-380, 36-39. ss.

(15)

6. Dilin yapısını, yazı dilini ve temel imlâ kurallarını öğretmek.”5

“Ana dili eğitimi yalnız dil becerileri kazandırmağı amaçlamaz; onun geliştireceği nitelikler arasında doğru düşünmek, kişilik geliştirmek, cemiyete uyabilmek, Türk ve dünya kültürünü kazanmak da vardır. Buna göre ana dili eğitiminin amaçları dört başlık altında toplanabilir:

1. Ana dili becerileri ve bilgileri kazandırma yönünden, 2. Zihin güçlerini geliştirme yönünden,

3. Cemiyette sorumluluk duygusu kazanma yönünden, 4. İşinde başarıya ulaşma yönünden.”6

1.1.4 Ana Dili Eğitiminin İlkeleri

Türkçe dersinin öğretiminde göz önünde tutulması gereken temel ilkeler şunlardır:

“1. Ana dili öğretiminde çocuğun dil evreni çıkış noktası olacaktır.

Çocuğun dil evreniyse, çevresiyle, ilgi ve gereksinimleriyle sınırlıdır. Eğitimin değişik aşamalarında bu sınır aşamalı bir biçimde geliştirilecektir.

2. Ana dili etkinlikleri belli ilişki ağı içinde bir bütün oluşturur; konuşma dinlemeyi, dinleme anlamayı, anlama söze ve yazıya dönüştürmeği gerektirir.

Etkinlikler arasındaki ilişki ağı, derslerin akışını ve değişkenliğini oluşturmalıdır.

3. Ana dili dersi bir bilgi dersi değil, bir beceri ve alışkanlık dersidir.

Alışkanlığın oluşması, becerilerin kazanılması ise yapmağı ve uygulamağı gerektirir.

4. Ana dili dersi, bir alışkanlık ve beceri dersi olduğu kadar insan kişiliğini kurma, geliştirme dersidir. Bu derste inceletilecek metinler, bunlar üzerinde yaptırılacak çalışmalar, kişiliğin oluşumunda önemli bir yeri olan millî bilinci ve coşkuyu kazanma, olayları sebep sonuç ilişkisi içinde ele alarak yargılama gücünü geliştirme, güzel metinler aracılığıyla dil beğenisini yerleştirme, yazma ve okuma etkinliğiyle imgelem gücünü besleme, güzel ve etkili anlatma amacına yönelik olmalıdır.

5. Ana dili dersi hem bir amaç hem de bir araç dersidir. Bu bağlamda her ders bir ölçüde ana dili dersi, her öğretmen de ana dili öğretmenidir. Ana dili

5 YILDIZ, Cemal: “Ana Dili Öğretiminin Temel İlkelerine Karşılaştırmalı Bir Bakış”, Dil Dergisi:

Ankara 2003, sayı: 120, 5-21. ss.

6 GÖĞÜŞ, Beşir: “Ana Dili Eğitim Programlarının Niteliği”, Türk Dili Dil Öğretimi Özel Sayısı:

Ankara 1983, sayı: 379-380, 40-48. ss.

(16)

öğretiminde sürdürülen ve alışkanlığa dönüştürülmek istenen davranışlar bütün öteki dersleri de kuşatır.”7

“6. Değişik dil çalışmaları arasında sıkı bir ilişki kurulmalıdır.

7. Çeşitli ders araç ve gereçlerinden yararlanılmalıdır.”8

1.2 Kelime Bilgisinin Önemi, Kelime Öğretiminin Önemi, Kelime Öğretiminin Amaçları

1.2.1 Kelime Bilgisinin Önemi

Dil düşünmenin, öğrenmenin, bilmenin hatırlamanın aleti. Kelimelerle düşünürüz, öğreniriz, biliriz, hatırlarız. Her bilmediğimiz veya yanlış bildiğimiz kelime düşünmemizi, öğrenmemizi, hatırlamamızı sekteye uğratır, kısıtlar.

İnsanların bildikleri kelimeler kadar ufku, dünyası vardır. Düşüncenin anlaşılabilmesi, öğrenmenin kolay ve net olması, kelimelerin ve anlamlarının herkesçe bilinmesine bağlıdır. Bir dilin ses ve cümle yapısı çok iyi bilinse de kelimeler bilinmeyince anlamak ve anlaşmak mümkün olmaz. Sözcükler dilin temel ögeleridir. Sözcüklerden yararlanmadan cümle kurmak, yeterli bir anlatıma ulaşmak imkânsızdır. Varlıkları, kavramları karşılayan sözcükleri tanıyıp yeri geldiğinde de doğru yerde, doğru olarak kullanmak çok önemlidir.

En yaygın ve doğal anlaşma aracı konuşmadır. Günlük hayatımızda söylenenleri anlamak, dille ilgili etkinliklerin başında gelir. Ancak, anlamanın türlü biçimleri vardır. Kuşkusuz, konuştuğumuz kimselerle anlaşmamızı en iyi sağlayan, bize söylenenleri doğru ve eksiksiz anlamamızdır. Doğru anlamak demek; bize aktarılmak istenen bilgi, duygu, düşünce vb.ni, olduğu gibi bir yanlışlığa yol açmadan ve hiçbir şüpheli nokta kalmayacak biçimde, bütün boyutları ile kavramak demektir.9

Söylemek istediklerimizi tam ve doğru olarak söyleyebilmemiz için kavramları aşağı yukarı değil, tam ve doğru olarak belirten kelimeleri bulmamız gerektir. Amerikalı yazar Mark TWAIN, “Doğru ve yerinde olan kelimeyi kullanın, onun uzaktan yeğeni olan kelimeyi değil.” diyor. Doğru bir kelime ile, hemen hemen doğru bir kelime arasındaki fark, şimşek ve ateş böceği arasındaki fark gibidir. Özenle seçilmiş ve yerinde kullanılmış sözcüklerle konuşmak ve yazmak, petekten damla damla dökülen gerçek bala benzer. Konuşurken ve yazarken uygun sözcükleri kullanmama, biraz da sözcük bilgisinin yetersizliğinden

7 ÖZDEMİR, Emin: “Ana Dili Öğretimi”, Türk Dili Dil Öğretimi Özel Sayısı: Ankara 1983, sayı:

379-380, 20-30. ss.

8 KAVCAR, Cahit; OĞUZKAN, Ferhan; SEDAT Sever: Türkçe Öğretimi Türkçe ve Sınıf Öğretmenleri İçin: Ankara 1997, Engin Yayınevi, 9. sf.

9 MEB: İlköğretim Okulu Türkçe Yazı Programı 6-7-8: İstanbul 2000, Millî Eğitim Basımevi, 7. sf.

(17)

kaynaklanır. Sözcük sayısı sınırlı insanlar, aynı anlama gelen sözcükler arasındaki küçük anlam ayrıntılarını bilmeyenler, bunları uygun biçimde kullanamazlar.

Söylenmek istenen şey ne olursa olsun, onu anlatacak tek bir sözcük vardır. Kişi bu sözcüğü bulmak için uğraşmalı, hiçbir zaman o sözcüğe yakın olanı seçmemelidir. Bir bakıma bizler düşüncelerimizi sözcüklerle giydiriyoruz. Nasıl ki kirli, buruşuk bir giysi giymeyi istemezsek, düşüncelerimizi ifade eden sözcükleri kullanırken titiz olmalıyız.

İnsan kelimelerle düşünür. En önemsiz ihtiyacından en çapraşık duygu ve düşüncelerine kadar başkalarına açıklamak istediklerini ancak kelimelerle anlatabilir. Çocuğun, başlangıçta annesinden öğrendiği dil, ailesinin, yakın çevresinin sosyal ve kültürel düzeyine göre değişmekle birlikte, tabiî olarak, ancak en ilkel, yalın ihtiyaçlarını karşılayacak durumdadır. Yapı ilerleyip çevresi genişleyerek ihtiyaçları çeşitlendikçe, çoğaldıkça çocuğun kelime dağarcığı da genişler, zenginleşir. Yalnız bu gelişme, sistemsizdir ve çevre imkânları ile sınırlıdır. Çocuğun kelime dağarcığı, asıl okulda zenginleşir. Özellikle, Türkçe dersinin türlü etkinlikleri okuma, dinleme, anlama, anlatma çalışmaları, bu zenginleşmeği hem bir sisteme bağlar hem de hızlandırır. Öğrenci, okulda duygu ve düşüncelerini, istediklerini daha tam, daha açık ve etkili anlatabilmek için kendisine mal etmesi gerekli olan kavramları gittikçe çoğaltarak kazandığı gibi, kelimeler arasındaki ince anlam farklarını ve türlü ilişkileri de öğrenir.10

Metin incelemesi sırasında, özellikle sözcük anlamlarındaki incelikler vurgulanmalıdır. Her bir sözcük anlamı, yeni bir kavram inceliği yansıttığı için, insan zihni de böylece daha kesin çalışan bir düzenek hâline gelebilir.

“Okumanın asıl amacı, anlamı doğru ve çabuk kavramak olduğuna göre, sözcük biçimlerinin, anlamlarıyla aynı zamanda öğrenilmesi gerekir. Anlama;

hem sözcüklerin özel biçimlerini tanımağa, hem de söz gelişinden yararlanmağa hizmet etmesi bakımından, okumanın en önemli ögesidir. Metinde geçen ve anlamı cümle içinde sözün gelişinden tam olarak anlaşılmayan sözcüklerin karşılıklarını bilmek için sözlüklere başvurulmalıdır. Sözcüklerin anlamlarını bilebilmek için sözlüklere bakmak şarttır. Sözcüklerin bilinmeyen anlamlarını öğrenebilmek bakımından sözlüklere başvurma alışkanlığı edinmek, bundan kaçınmamak kazanılacak olumlu bir alışkanlıktır.”11

10 MEB: İlköğretim Okulu Türkçe Yazı Programı 6-7-8: İstanbul 2000, Millî Eğitim Basımevi, 9.

11 SAĞIR, Mukim: İlköğretim Okullarında Türkçe Dil Bilgisi Öğretimi: Ankara 2002, Nobel sf.

Yayın Dağıtım, 45-56. sf.

(18)

“Dili kullanma becerisi zayıf olan insanların ve cemiyetlerin düşünme yetenekleri de zayıftır. Çocuğun sağlıklı düşünmesi ve sağlıklı ilişkiler kurmasının kavramları doğru öğrenmesinden geçtiği açıktır. Çocukların bilinçli, faydalı, estetik zevk sahibi, sosyalleşmiş birer fert olarak yetişmeleri için şu hususlara ağırlık verilmelidir:

a) Kelime servetini artırmak, b) Cümle çeşitliliğini geliştirmek, c) Düşünme yeteneğini kazandırmak,

ç) Duygu, düşünce ve hayal dünyalarını genişletmek, d) Dilin sosyal hayat içinde geliştirilmesini sağlamak.”12

İnsanın duyduğunu, okuduğunu anlayabilmesi; düşündüklerini ve duygularını tam ve doğru olarak ifade edebilmesi için zengin bir kelime kadrosuna ihtiyacı vardır. İnsan bildiği kelime sayısı kadar düşünür. Bu sebeple ana dili eğitiminde, kelime servetinin artırılmasına önem verilmelidir.

1.2.2 Kelime Öğretiminin Önemi

Ana dili öğretiminde dinleme, konuşma, okuma ve yazma dört temel beceriyi oluşturmaktadır. Bu becerilerin kazandırılabilmesi bazı temel bilgilerin öğretimiyle mümkündür. Bunlardan sözcük bilgisi önemli bir yer tutar. Konuşma, dinleme, okuma ve yazma için belli bir seviyede sözcük bilgisi gereklidir.

“Sözcük ve kavram zenginliği düşünme sürecinde akıcılığa ve düşünce zenginliğine işaret eder. Bir bakıma iletişim sürecinin işleyişinde, düşünme oluşumu ve paylaşımında sözcükler temel adımları oluşturmaktadır. Dolayısıyla kullanılan dilde ne kadar sözcük varsa düşüncelerin de ancak o kadar geliştirilebileceğini, beyindeki düşünce alanının genişliğinin ve derinliğinin dildeki sözcük sayısıyla doğru orantılı olduğu söz konusu edilmektedir. O hâlde okullarda sözcük öğretimi, kavram oluşturma çalışmaları ve bu çerçevede sözlük kullandırma önem verilmesi gereken etkinlikler arasında yer almalıdır.13

Türkçe öğretiminin amaçlarından biri, öğrencilerin Türkçedeki sözcükleri anlamlarıyla, doğru yazılış ve söylenişleriyle öğrenmelerini sağlamak, onların sözcük dağarcıklarını zenginleştirmektir. Sözcükler iletişim bakımından önemli bir yere sahiptir. En basit istediğimizden en karmaşık düşünce ve duygularımıza kadar söyleyeceklerimizi hep sözcüklerin aracılığıyla anlatırız.

12 KARAKUŞ, İdris: “Dil Öğretiminin Biyo-Psiko-Sosyolojik Boyutları”, Türk Dili: Ankara 2002, sayı: 607, 230-238. ss.

13 BUDAK, Yusuf: “Sözcük Öğretimi ve Sözlüğün İşlevi”, Dil Dergisi: Ankara 2000, sayı: 92, 19- 25. ss.

(19)

“Çocuklar, ilkin evlerinde ve yakın çevrelerinde duydukları sözcükleri, bu sözcüklerin söyleniş ve anlamlarını kavramağa çalışarak ana dillerini öğrenmeğe başlarlar. Ancak aile ortamı ve çevre, içtimaî ve kültürel bakımdan büyük ayrılıklar gösterir. Ayrıca, çocukların okula başlamadan önce öğrendikleri sözcükler daha çok günlük ihtiyaçlarıyla ilgili olup sayıca da sınırlıdır.

Çocuklarda sözcük dağarcığının önemli ölçüde ve hızla zenginleştiği dönem, ilköğretim dönemidir. Özellikle ilk okuma ve yazma evresini aşan çocuklar, ilköğretim öğrenimi süresince günlük yaşamda kullanılması gereken sözcüklerin büyük bir bölümünü öğrenirler. Bunun dışında, bu günlük konuşma diline türlü bilgi dallarına özgü yeni sözcük ve terimleri de katarlar. Öğrencilerin var olan sözcük dağarcıklarının zenginleşmesinde Türkçe dersinin ayrı bir yeri vardır. Okuma, dinleme, yazma, konuşma ve benzeri etkinlikler yoluyla öğrenciler hem bildikleri sözcüklerin anlamlarını daha iyi kavrarlar, hem de düşünce ve duygularını –sözcükleri yerinde kullanarak- tam ve doğru olarak anlatırlar, açıklarlar.

Çocukların sözcük dağarcıklarını gereği gibi zenginleştirmek için Türkçe derslerinde -özellikle metin incelemesi, dil bilgisi ve yazma çalışmaları sırasında- gerçek ve mecazî anlamlı sözcükler, eş anlamlı ve karşıt anlamlı sözcükler, yazılışı aynı anlamlı değişik sözcükler (sesteş sözcükler) ile deyim ve terimlerin kullanılışı üzerinde titizlikle durulmalıdır.

Sözcük dağarcığının zenginliği insan ilişkilerine, öğrenme başarısı bakımından da öğrencilere üstünlük sağlar. Düşünce ve duygularını uygun sözcüklerle anlatan kimseler başkalarıyla daha sağlıklı ilişkiler kurabilirler.”14

Sözcük ve kavram öğretimi, düşünme sürecinden soyutlanamaz. Eğitimin temel amacı düşünmeği öğretmektir. Sözcük öğretiminin bu amaca katkısı göz ardı edilmemelidir. “LEİBNİZ, kelimelerin birtakım işaretler olduğunu, zihnin bu işaretlerle düşündüğünü, düşünürken de nesnelerin yerine bunları koyduğunu belirtiyor. LEİBNİZ’e göre bir milletin dilinin kelimelerinin açık ve anlaşılır olması, o milletin fertlerini üstün ve orijinal düşünmeğe yetenekli kılar.”15

“Ana dili Türkçe olan birisi kare, dikdörtgen, yamuk, üçgen, daire ve elips gibi terimleri bildiği sürece çevresindeki nesnelerin biçimleri arasındaki ayrılıkları görerek bunları tanımlayabilecektir. Belli biçimleri daire, elips, oval

14 KAVCAR, Cahit; OĞUZKAN, Ferhan; SEDAT Sever: Türkçe Öğretimi Türkçe ve Sınıf Öğretmenleri İçin: Ankara 1997, Engin Yayınevi, 6-7. sf.

15 BUDAK, Yusuf: “Sözcük Öğretimi ve Sözlüğün İşlevi”, Dil Dergisi: Ankara 2000, sayı: 92, 19- 25. ss.

(20)

olarak ayırabilen bir insanın dünya görüşü ile, hepsini birden yuvarlak adı altında toplayan bir kimsenin dünya görüşü arasındaki fark ortadadır. Genel Semantiğin kurucusu KORZYBSKİ’nin temel fikirleri şunlardır. ‘Dünyada sonsuz sayıda olaylar ve gerçekler bulunduğu hâlde insan dillerinde bunları anlatacak ve yansıtacak kelimelerin sayısı sınırlıdır. Bu yüzden bir kelime birden fazla gerçeği, olayı veya durumu anlatmak için zorlanmakta ve bu geniş anlam yükü altında ezilmektedir.

Kelimelerin işaret ettikleri anlamlar böylece birbirine karıştığından hiçbir kelimenin anlamı kesinlikle belli olmamakta bu yüzden de gerek insanlar gerekse cemiyetler arasında çeşitli anlaşmazlıklar doğmaktadır. Bu duruma engel olmak için de önce kelime anlamlarının kesinlikle tanımlanması ve açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.’”16

1.2.3 Kelime Öğretiminin Amaçları

Kelime çalışmaları, öğrencilere başlıca şu bilgi ve becerileri kazandırmağı amaçlar:

“1. Kullanmakta olduğu kelimelerin anlamlarını, kullanışlarını durulaştırmak; yanlış kullanmaları fark edip düzeltebilme yeteneği kazandırmak,

2. Yeni kelimeler öğreterek, sözcük dağarcıklarının yaşla tabiî gelişmesini hızlandırmak,

3. Kelimelerin yapılışlarını tanıtarak, anlamlarını daha iyi belirleyebilecek bilgiler vermek,

4. Kelimelerin türevlerini öğreterek kelime ailesini tanıtmak,

5. Kelimelerin karşıtlarını, yakın anlamlarını, karşılıklarını öğretmek, anlam sınırları üzerinde bilinç kazandırmak,

6. Birleşik kelime, deyim, atasözü gibi kelime kümeleşmelerini tanıtmak, anlamlarını öğretmek,

7. Kelimelerin eskilik, yenilik niteliğini; kelimenin bir ağız veya argo çevresinin malı olup olmadığını; terim olarak bir bilim veya sanat kolunda belli anlam taşıdığını fark ettirmek,

8. Bilmediği kelimelerin anlam ve yapısını öğrenebilmek için sözlük ve başka kaynaklara başvurma alışkanlığı kazandırmak,

9. Kelimeleri, deyimleri, terimleri günlük ilişki ve yaratıcı anlatımında doğru ve yerinde kullanmağı öğretmek,

16 BAŞKAN, Özcan: Lengüistik Metodu: İstanbul 1998, Marmara Üniversitesi Vakfı Yayınları, 145-154. sf.

(21)

10. Türkçede gittikçe artan kısaltmaların hangi kelimeleri anlattığını tanıtmak.”17

1.3 İlköğretim İkinci Kademe Öğrencilerinin Zihin ve Ana Dili Gelişimi

Dil, düşünce ve duyguları anlatmada ve öğrenmede; algılananları, deneyimleri, bilgileri aktarmada kullanılan bir araçtır. Dilin kazanılması çocuğun zihin gelişimi ile yakından ilgilidir. Problem çözme, kavram oluşturma gibi süreçlerde dil ve zihin gelişimi karşılıklı etkileşim içindedir. Çocuğun dili çözmesinde zihin gelişiminin önemli bir rolü vardır.

“E. CLARK’a göre çocuk kelimeler arasında bazı ilişkilerin olduğunu öğrenir. Bu konuda kelimelerin önce benzer yanlarını edinir. Meselâ, koşmak ve yürümek fiillerinin hareket içeren kelimeler olduğunu öğrenir. Sonra da bu hareketlerin farklı olduğunu öğrenir. Demek ki çocuk önce benzerlikleri sonra farkları algılayabilir. Bu da bir şeyin başka bir şeyden farklı olabilmesi için önce ona benzemesi yani, en azından aynı anlam grubu içine girmesini gerektirir.

Farklılık aynı zamanda daha ayrıntılı bir bilgi gerektirir. Bu da algı gelişimine paraleldir.

Dil gelişmesi hem biçim (dil girdilerinin düzenlenmesi, sınıflanması ve saklanması gibi), hem de anlam ve içerik açısından (dilde anlatılan olayları kavrama gibi) zihin gelişimi ile ilgilidir.

İlköğretim ikinci kademedeki çocuklar 11-14 yaş arasındadırlar. Bu devrede çocuk soyutlamalar yapabilir, denenceler kurabilir, sebep-sonuç ilişkilerinden sonuçlar çıkarabilir. Bu devreye kadar deney ile ilgili işlemleri anlayamazken bu devrede değişken veya birçok değişkenin etkilerini düşünebilir.

Problem çözmede de aşama yapmış olur. Bir boyutun ötekiyle ilişkisini düşünebildiği için bunlardan değişik gruplamalar yaparak sonuçlar çıkartabilir.

Çocuk artık iki değişkeni bir arada düşünebilir. Meselâ; bağlama, ayırma, olumsuzlaştırma ve ima (anıştırma) yoluyla doğru sonuca ulaşabilir.”18

PİAGET’ye göre fert ergenlik dönemi ile birlikte yetişkin gibi düşünebilme özelliklerini kazanır; soyut düşünebilmeğe başlar. Bu dönemde zihinden işlemler yapılabilir; hipotez geliştirilerek problemlere analitik çözümler bulunabilir.

Hatırda tutulması gereken diğer bir husus da, derste anlatılan birtakım kavramların hâlâ fazla soyut gelebilmesidir. Ergenlik dönemine giren kişilerin

17 GÖĞÜŞ, Beşir: Orta Dereceli Okullarımızda Türkçe ve Yazın Eğitimi: Ankara 1978, Gül Yayınevi, 361-362. sf.

18 ALPÖGE, Gülçin: Çocuk ve Dil: İstanbul 1991, Yapı Kredi Yayınları, 57-67. sf.

(22)

kardeş kavramını bile henüz tam olarak edinmedikleri akıldan çıkarılmamalıdır.

Eğitim, ferdî farklılık gösteren öğrencilere de hitap ettiğine göre, sınıfta soyut düşünme özelliğini kazanan öğrencilerin yanı sıra henüz bu özelliği edinemeyen öğrencilerin de bulunabileceği hatırda tutularak somut materyaller kullanılmalıdır.

“Çocuklar bu dönemde uzun dikkat isteyen çalışmalardan hoşlanmazlar.

Okuma, ilgi, seviye ve becerileri ayrılık ve değişiklik gösterir. Genellikle masal zevki biter, artık ilgi, gerçekler üzerinde toplanır. Ama imgelem gücü gene etkindir. Okuma isteği artar; spor, eğlence, gülmece yazılarını severler.

Hayvanların yaşamına, fen ve tabiat olaylarına, serüven, havacılık, giz, keşif, gezi, buluş konularına, kahramanların hayatlarına ilgi gösterirler. Ansiklopedilerden, öğretici kitaplardan yararlanabilirler. Uzun yapıtları, romanları okumağa dayanamazlar; küçük öyküleri, kısa yazıları ararlar. Kızlar hafif sevi romanları okumağa başlarlar. Sinemaya gitmekten, televizyon seyretmekten, radyo dinlemekten hoşlanırlar.

Okuduklarının etkisiyle kendi düşünce ve duygularını da hayali oyunlarla (oyunlaştırma ile) anlatmak isterler. Bunun için dil becerilerindeki yetersizliklerini gidermeğe isteklidirler.

Kızlarda ve erkeklerde kendilerine özgü yer ve eşya edinmek merakı doğar. Derme (koleksiyon) merakı da başlar. Bu yönsemelerden yararlanılarak kitap edinmeğe, kitaplık kurmağa yöneltilmelidirler.

Bu evrede başka insanlarla ve cemiyetle ilgilenme duygusu başlar.

Cemiyette yaşayan görgü ve ahlâk kurallarını öğrenmeğe heves ederler. Bundan yararlanarak nezaket sözleri, küme ve sınıf içinde konuşma yöntemleri öğretilebilir.

Büyümüş oldukları kanısındadırlar. Bundan dolayı düşüncelerine önem verilmesinden hoşlanırlar. Kendi sorunlarında düşüncelerinin alınmasını, sınıf ve okul işlerine karıştırılmalarını isterler. Artık onlara özgürlük, sorumluluk verilmelidir. Eğitici kollarda da bu nitelikleriyle yararlı olurlar.

Bu evrede zekâ iyice gelişmiş bulunur. Gençler çevrelerini tanımış, öğrenmiş olurlar. Gözlemlerinden, tecrübelerinden, yaşantılarından sonuçlar çıkarabilirler. Nazarî konulara ilgileri artar; kimileri hep bilgi peşinde koşar ve aralıksız okur.

Bu evrede geçmiş olaylara da ilgi uyanır; yakın çağların savaşlarını, eski yapı ve yontu gibi yapıtları merak ederler, keşiflerin öykülerini öğrenmek isterler.

Genelleme yeteneği artar; aile, okul, millet gibi cemiyetteki fertlerin ilgilerini

(23)

kavrarlar, bunlarla ilgili terimleri de anlarlar. Genelleme gücüyle, ilmî gerçekleri ve bunlarla ilgili terimleri öğrenirler.

İlköğretim ikinci kademeye geçildiğinde, ana dili gelişmelerini henüz tamamlamamış olan öğrencilerin bu yeteneklerini geliştirmeğe çalışırken, uygulanacak yöntemlere, yapılacak etkinliklere temel olması amacıyla, bu gelişimin en belirleyici ilkeleri şunlardır:

1. Ana dili gelişimi genel olarak fizikî, ruhî ve içtimaî gelişime bağlıdır;

başka deyişle, çocuk büyüdükçe, bilgisi artıkça ve çevresi genişledikçe dili zenginleşir.

2. Ana dilinde çeşitli bilgi, beceri ve yetenekleri, aşama aşama ve sürekli bir gelişme gösterir; birden oluşmaz.

3. Beceri ve yetenek kazanırken bütün çocuklar özdeş belirtiler gösterirler: Çevresinden etkilenmek, edilgin sözcüklerini bütünüyle etkin yapmamak, sözle anlattığını yazıyla anlatamamak gibi.

4. Çocukların ana dilindeki gelişim hızları birbirlerine benzemez, ana dilinde herhangi bir beceriyi değişik yaşlarda kazanırlar.

5. Ana dilinin değişik düzeylerinde ve evrelerinde gelişimi hızlandırmağa yarayan gereksinim, araç ve ilgiler çeşitlidir; söz gelişi, küçük yaşlarda okuma etkili iken, ilköğretim ikinci kademede yazma, sözcük çalışmaları, daha ileri sınıflarda inceleme, tartışma yararlı olur ve ilgi çeker. Bu nedenle gençleri her yaşta değişmez bir etkinliğe zorlamak doğru olmaz.

6. Dil gelişiminin çeşitli evrelerinde gençlerin gereksindiği yardım ve kılavuzluk da değişiktir; söz gelişi okuma veya yaratıcı yazılar yazma ilgisi duyan bir gencin bir kılavuz bulması kendisi için bir mutluluk olur.

7. Ana dili gücünün gelişme sınırı, gencin ruhî yapısı, çevrenin etki ve imkân sınırı dışına çıkamaz.”19

Çocukların dil ve zihin gelişimini dikkate almadan yapılacak bir ana dili eğitiminde başarı sağlanamaz.

1.4 Sözlüğün Tanımı ve Önemi, Sözlük Hazırlanmasında Göz Önünde Bulundurulacak Ölçütler, Sözlüklerin Yararları, Okul Sözlükleri

1.4.1 Sözlüğün Tanımı ve Önemi

Eğitimde araçlar, daha iyiyi daha kısa zamanda elde etmeğe yarar. Ana dili öğretiminde en yararlı araçlardan biri de kuşkusuz sözlüklerdir. Her gün

19 GÖĞÜŞ, Beşir: Orta Dereceli Okullarımızda Türkçe ve Yazın Eğitimi: Ankara 1978, Gül Yayınevi, 17-23. sf.

(24)

yüzlerce kelime kullanıyoruz. Yazarken, konuşurken kelimelere takılıyoruz. O anda çıkaramıyoruz. İşte o anlarda bakıyoruz sözlüğe.

Sözlük bir dilin hazinesi yerinedir. Dil kelimelerden oluşur, bu kelimeler de her dilin kendisine has birtakım kurallarına uygun biçimde sıralanıp bağlanarak bir insanın isteğini anlatmasına yararlar. O hâlde bir dilin zenginliği kelimeleridir.

Sözlük, yalnız dilin kelime hazinesini toplamakla kalmaz; dili korur, onu bozulup yozlaşmaktan kurtarır.

“Dünyada kendi dilinin bütün kelimelerini bilen ve aklında tutabilen bir kimse düşünülemeyeceği gibi, dillerini tamamıyla kaideye uygun olarak konuşabilen kimselerin sayısı da pek azdır. Bu durum ise her dilin dağarcığında bulunan kelimelerden zaman geçtikçe birtakımının unutulması ve kendisine has kaidelerden farklı biçimde söylenerek doğru kullanılmaktan uzak kalması, kısaca geniş ve doğru iken dar ve yanlış bir dil olması sonucunu verir.

Dilleri bu düşüş ve çöküşten kurtaracak olan ancak edebiyattır;

edebiyatın, yani edebiyatçıların bu konuda yapacakları hizmetin ilk adımı ise, dilin olgunluk ve yetkinliğini ortaya koyan kelimelerini ve doğru kullanılmasını sağlayan kaidelerini titizlikle korumaktır. Bu iki noktanın birincisi dilin bütün kelimelerini içine alan mükemmel bir sözlük, ikincisi ise bütün kaidelerini toplayan bir dil bilgisi kitabı vücuda getirmekle mümkün olabilir.

Bunun içindir ki bir yazı ve edebiyat dili hâline geçirilmesi istenen her dilin en önemli kelimeleri toplanarak bir sözlüğünün ve kaideleri yazılarak bir gramer kitabının hazırlanması eskiden beri herkesçe benimsenen bir kanun hükmüne geçmiştir. Hatta bugün yeryüzünün en ıssız yörelerinde bulunan en vahşî kavimlerin bile konuştukları dilleri öğrenmek isteyen Avrupalılar o dillerin sözlüklerini ve gramerlerini yazmakla işe girişirler.

Kelimeleri ve kaideleri yazıya geçirilmemiş bir dilin bir edebiyat dili sayılmak iddiasına kalkışmağa hiçbir zaman hakkı olamaz; bu iki kitap edebiyatın temelidir. Edebiyat binası ancak bunlar üzerine kurulabilir. Dilin gerileyip bozulmasına karşı bir set yerini tutacak olan da ancak bu iki kitaptır. Mükemmel bir sözlüğü olmayan bir dil tabiî zenginliği demek olan kelimelerini günden güne kaybederek, kendi sermayesi ile bir şey ifade edemeyecek derecede darlaşır ve muntazam bir gramer kitabı olmayan dil doğru konuşulmağı sağlayamayıp gittikçe daha yanlış konuşulur ve sonunda büsbütün yanlış bir dil hâlini alır.

Bundan dolayı dilini doğru ve geniş bir edebiyat dili hâlinde korumak veya bu hâle getirmek ve döndürmek isteyen bir millet, dilinin mükemmel bir

(25)

sözlüğünü ve dört başı mamur bir gramerin kitabını edinmeğe çalışmak zorundadır.”20

“Sözlük, bir dilin söz varlığını veya söz varlığının belli bir bölümünün bir amaç doğrultusunda derleyerek tanımlayan, yazılı metinlere dayanarak örneklendiren, kimi zaman da dil bilgisi açıklamalarına yer veren farklı nitelik ve genişlikte olabilen yapıttır. Çift eklemli metinler olan sözlüklerde, bu çift eklemlilik, düşey ve yatay olmak üzere iki boyutta ortaya çıkar. Düşey boyutta, abece düzenine göre sıralanmış bir dizelge yer alır, yatay boyuttaysa, her öge için tanım, örnek cümle(ler) verilir.

Sürekli bir okuma için değil, gereksinim duyulan durumlarda başvurmak üzere hazırlanan sözlükler, gerek ana dili, gerek yabancı dil öğreniminde ve geliştirilmesinde en yararlı araçlardır.

Amacı ve niteliği ne olursa olsun bütün sözlüklerdeki maddeler en az üç ögeden oluşur:

1. Sözcüğün dilde kesinleşmiş bulunan yazı biçimi, vurgu ve söylenişi, 2. Dil bilgisi türleri içindeki yeri (ad, eylem, vb.),

3. Tanımı, gösterilenin çözümlenmesi.

Ayrıca verilen tanıma kanıt oluşturabilecek örnek cümleler de hemen bütün sözlüklerde yer alır.”21

Sözlük; ansiklopedi ve ansiklopedik sözlükten farklıdır. Sözlük, bir dilin bütün veya belli bir çağda kullanılmış sözcük ve deyimlerini abece sırasına göre alarak tanımlarını yapan, anlamlarını açıklayan yapıttır. Ansiklopedi ise bütün bilim ve sanat dallarını tek veya bir arada yöntemli olarak inceleyen yapıttır.

Ansiklopedik sözlük de hem abece sırasına göre sözcüklerin geniş karşılıklarını veren, hem özel adları, bilim ve sanat dallarını kapsamına alan bilgi yüklü bir yapıttır. Sözlüklerde asıl amaç, bir dildeki sözcüklerin doğru kullanımını sağlamaktır. Bu nedenle bir sözcük hakkındaki açıklama, ona ilişkin anlamın sınırlarını içinde kalarak verilmektedir. Ansiklopedide ise sözcük ve deyimlerin anlamca doğru kullanımlarından çok, ele alınan maddenin özüne ilişkin yeterli bilgi verilmektedir.

“Sözlükler, herhangi bir bilim, sanat veya zanaat alanında özel uzmanlık dalına giren teknik terim sayılan ögelere yer vermezler. Sözlükte yanardağ ağzı demek olan krater geçebilecekken, bununla ilgili bir başka terim olan, jeoloji ve

20 Şemseddin Sami: Kāmûs-ı Türkî: Dersaadet 1317, III. sf.

21 EMECAN, Neşe: 1960’tan Günümüze Türkçe Bir Sözlük Denemesi: İstanbul 1998, YKY, 34-35.

sf.

(26)

coğrafya terimi krater gölü, sözlüğe alınmaz. Terimler, özel alanlarla ilgili ögeler, ancak ansiklopedik sözlük adı verilen büyük sözlüklerde yer alır.”22

1.4.2 Sözlük Hazırlanmasında Göz Önünde Bulundurulacak Ölçütler Sözlük hazırlamada en önemli hareket noktası, amacın belirlenmesi ve farklı amaçlar için farklı nitelikte sözlüklerin hazırlanmasıdır.

“Genel dilin abece ve eşzamanlı bir sözlüğünün yapılması amaçlanıyorsa, burada en büyük güçlük, yapıtta yer alacak maddelerin belirlenmesidir. Dil dışı gerçekliğin algılanışının sürekli değişmesi, sözlüğün dilin en devingen ve en değişimlere açık düzlemi olması sebebiyle, bir dilin hemen bütün dil birimlerini kapsayacak bir sözlük yapmak neredeyse imkânsızdır. Sözlüğe alınacak maddelerin saptanmasında kullanılan en geçerli ölçüt, sıklık kavramıdır. Yazı dilinin ve sözlü dilin, en sık kullanılan ögeleri sözlükte yer almalıdır.

Sözlüğe alınacak maddelerin saptanmasından sonra, bir diğer önemli evre, madde başlarının düzenlenmesidir. Madde başı olacak ögeler, kar, piyano, biz, henüz gibi, değişik nitelikteki bağımsız biçim birimlerdir. Özel adlar, eylemlerin çekimli biçimleri sözlükte yer almaz.

Maddelerin saptanması ve düzenlenmesinden sonra, üzerinde dikkatle durulması gereken bir diğer konu da tanımlardır. Ayrı bir uzmanlığı ve geniş bir kültürü gereksindiren tanımlama işleminde, sözcüğün önce temel anlamı sonra kullanım sıklığına göre sırasıyla yan anlamları verilecektir.”23

“Sözlük hazırlanmasında en önemli işlem tanımdır. Tanım sözcükle eş anlamlı bir dolaylamadır; öznesi, giriş maddesi olan uzun bir cümle olarak ele alınmalıdır. Cümle, ögenin bütün anlam birleştiricilerinin dökümüdür. Salt eş anlamlı bir sözcük vererek tanım yapmak, sözlükte başka bir maddeye göndermek kapalı bir devre oluşturur, anlam belirginleşmez.

Tanım çoğu kez, sözcüklerin çok anlamlı oluşu nedeniyle birkaç bölümden oluşur. Bir sözcüğün değişik anlamlarını tanımlarken genellikle tanımlar numaralanır. Her anlam için, kullanımı belirleyecek değişik örnek cümleler vermek zorunludur. Ayrıca eş anlamlı ve karşıt anlamlı sözcükler de tanımlarda yer alır.

Her madde anlam açısından tutarlı bir bütün oluşturmalıdır. Tanımda anlam ögelerini birleştiren bir düzen bulunur (anlam birimcikler dizgesi).

22 AKSAN, Doğan: Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri: Ankara 2005, Bilgi Yayınevi, 13-24. sf.

23 EMECAN, Neşe: 1960’tan Günümüze Türkçe Bir Sözlük Denemesi: İstanbul 1998, YKY, 34-35.

sf.

(27)

Tanımlar, ögelerin ulamlarına göre bir üst dil oluşturur. Belirli kalıplar aynı ulamda yer alan ögeler için geçerlidir.

Bir sözlüğün en önemli işlevi her ögenin (gösteren) değişik anlam görünümlerini (gösterilen) saptamaktır. Sözlükte tanımlar ne matematik bir kesinlik taşır, ne de bulmacalardaki gibi yalın dolaylamalardır. İyi bir tanım, tanımlanan ögenin hepsini ve yalnız o ögeyi kapsamalıdır.”24

“Hazırlanan sözlüklerin düzenlenmesinde şimdiye kadar farklı yöntemler kullanılmıştır. Sözlük tertibinde uygulanan stiller arasında en yaygın olarak kullanılanı abece sıralama biçiminde hazırlananlardır. Bir de kelimelerin yazımının ters çevrilip son harflerine göre A’dan Z’ye sıralanarak hazırlanmış, tersine sözlük stilleri de vardır. Bundan başka ünlüler ve ünsüzler biçiminde tasnif edilenler (ünlü ile başlayanlar-ünsüz ile başlayanlar), hece sayısına göre tertip edilenler; kökenine göre kelimeleri ele alıp tertip edenler; sözcük türüne göre (gramatikal indeks sırası) tertip edilenler. Kutadgu Bilig indeksinde olduğu gibi kelimeleri isim; fiil ana başlıkları altında ele alınıp abece sırasına ve gramatikal sıraya koyarak, madde başlarını manalandırma biçiminde kendisini göstermektedir. Bir başka biçim de içeriği, konusu bakımından hareket ederek tertip etmedir. Konu Sözlükleri içerikleri yönüyle: genel sözlükler, argo sözlükleri, lehçe bilimi sözlükleri, eş anlamlı-zıt anlamlı sözlükler, terimler sözlüğü, deyim ve atasözü sözlükleri, tersine sözlük, tarama ve derleme sözlükleri, belli bilim dalına ait sözlükler vb. biçiminde ayırımına tâbi tutularak hazırlanmış sözlükler mevcuttur.”25

1.4.3 Sözlüklerin Yararları

Hemen her zaman elimizin altında bulundurduğumuz, başımız sıkıştığında başvurduğumuz ana kaynaklar arasında sözlüklerin özel bir yeri vardır. Ana dilimizdeki bütün kelimelerin anlamlarını bilemeyiz. Bunun için başvurduğumuz kaynak sözlüklerdir. Sözlüğün kullanana çok yönlü yararı vardır. Sözlüklerin yararları biçim ve içerik olarak iki bölümde toplanabilir.

“Sözlüklerin biçim yararlarının başında, söz varlığındaki yerli ve yabancı sözcüklerin doğru yazımlarını vermesi gelmektedir. Bir sözcüğün nasıl yazılacağı konusunda herhangi bir tereddüt doğduğunda, genel sözlüklere bakılarak sözcüğün doğru yazılışı öğrenilmiş olur. Sözcüklerin doğru yazılması kadar doğru sesletilmesi de önemlidir. Bu konuda da sözcüklerin sesletim özelliklerini veren

24 ÖZTOKAT, Erdim: “Sözlük Üstüne Gözlemler”, Dilbilim 4: İstanbul 1979, 65-69. ss.

25 GÖÇER, Ali: “Türk Dili ile İlgili Sözlüklere Genel Bir Bakış ve Günümüz İlköğretim Sözlükleri”, Türk Dili: Ankara 2001, sayı: 598, 388-403. ss.

(28)

sözlüklerin büyük yarar sağladığı söylenebilir: Bu tür sözcüklerde, hangi hecelerin

‘inci/uzun/vurgulu’ sesletileceği gösterilmektedir. Sesletim yanlışlıklarının düzeltilmesi açısından bunun yararı inkâr edilemez.

Sözlüklerin içerik ile ilgili yararları arasında da ön sırayı, sözcüklerin tanımları (düz ve yan anlamlarıyla) almaktadır. Bir metni okurken karşılaştığımız ve anlamını tam olarak çıkaramadığımız bir sözcüğü (söz öbeğini, terimi, deyimi vb.) sözlükler yardımıyla anlaşılır kılabiliriz. Böylelikle sözlükler, okunan metinleri anlamada yardımcı olan bir kaynak durumuna geçmiş olurlar. Ayrıca yine sözlükler yardımıyla anlamdaş, karşıt anlamlı sözcüklerin anlam değişikliklerini sezebiliriz. Söz gelimi: akılsız/ahmak/aptal/bön/sersem/…

kavramları arasındaki ince ayrımı sözlüklerde pekiştirmeli örneklerle görebiliriz.

Sözcükler okuyucunun söz dağarcığını genişletir, ona kendi dilinin söz varlığını daha yakından tanıma imkânını verir.

Sözlükler, bir dilin sözcük dökümünü yaparken o dille yaratılan, o dille aktarılan kültürün de bir tür haritasını verir. Sözlükleri dikkatli okuyan bir kimse, sözlükler aracılığıyla o cemiyetin kültürü, sanatı, yaşama biçimi hakkında da ortalama bir bilgiye sahip olabilir.

İletişimin tam ve doğru olarak gerçekleşmesi için, dilin yapıtaşları sayılabilecek olan sözcüklerin anlam boyutlarının iyi bilinmesi kadar, yerli yerinde kullanılması da çok ama çok önemlidir. Dilin gücü, onun yapısını, anlatım imkânlarını iyi bilmek ve yeni imkânlar yaratmakla gerçekleşir. Bunun yolu da yazarlar için dil ürünleri (bilgilendirici ve nazarî ürünler) ortaya koymak, okurlar için bu ürünleri okumak, ayrıca da hem yazar hem okur için çeşitli türlerde sözlükler karıştırmaktan geçer.”26

Sözlüklere bakarak kullandığımız sözcüklerin anlamını, türünü, kökenini, kullanıldığı bilim-yazın-sanat alanlarını öğreniriz. Kullandığımız sözcüklerin anlam-söylem ve yazın yönünden hangi aşamalardan geçtiğini, ne gibi değişikliklere uğradığını da sözlüklerden öğreniriz.

“Dil bilimcilere göre sözlük, bir dilin dizgeleşmesinde ve kurumlaşmasında başlıca etkenlerden biri.”27

“Eğitici bir sözlük, zihnî öğrenmeği sağlayıcı niteliktedir. Sözlük bir açınsama, kendi kendisine öğrenme aracı olarak nitelendirilmektedir. Sözlükten yararlandırma, öğrencileri üzerinde çalışan sözcüğün değişik özelliklerini sözlük

26 ÇOTUKSÖKEN, Yusuf: Türkçe Üzerine Denemeler ve Eleştiriler I: İstanbul 2002, Papatya Yayıncılık, 181-184. sf.

27 DÜNDAR, Ali: Yapay Osmanlıcadan Yaratıcı Türkçeye: Ankara, Fersa Matbaacılık, 73-78. sf.

(29)

yoluyla buldurma, bunlar üzerinde düşündürme demektir. Sözlük basit ve yalın bir eğitim aracı değildir; ayrıca sözlüğün öğrenene; gözlem yapma, karşılaştırma, inceleme, kontrol etme ve dönüt alma, doğrulama (düzeltme), algılama kolaylığı ve üretim yaşantıları sağladığı gözlenmiştir. Sözlüğün, doğrudan veya çağrışım yoluyla bilginin uzun süreli bellekten işleyen belleğe geri getirilip kullanılmasında önemli bir uyarıcı konumunda bulunduğu söylenebilir. Başarma umudu ve merak duygusunun dil öğretiminde sözlük yoluyla karşılanması, kendi kendisine öğrenme açısından, akılcı bir uygulamadır. Sözlük hem bir dönüt hem de bir ek öğrenme aracı olarak temel destek sağlayıcı niteliğe sahiptir. Bu nitelikleri yanında sözlüğün birkaç önemli işlevi şöyle sıralanabilir: Dikkati sağlama, söz varlığını genişletme, aktif katılım ve canlılık sağlama, kendi kendisine öğrenme eğilimini geliştirme, öz güven geliştirme, yardım isteğinde azalmağı sağlama. Bu kadarı bile sözlüğün ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.”28

1.4.4 Okul Sözlükleri

İlköğretim okullarına sözlükler hazırlanırken belli amaçları gerçekleştirmek için bazı ölçütler göz önünde tutularak hareket edilmektedir.

İlköğretim okullarına yönelik hazırlanan sözlüklerin büyük bir çoğunluğu şu amaçlarla hazırlanmaktadır:

“1. Öğrencilerin ve Türk halkının Türkçeyi daha iyi öğrenmesi, günlük hayatında doğru kullanmasına katkıda bulunmak,

2. Özellikle ilköğretimin ilk yıllarında öğrencilerin sözlük kullanmağı öğrenerek bir iş başarmış olmanın sevincini yaşamalarını sağlamak; daha başka işler başarabileceği öz güvenini oluşturmak,

3. Sözlük kullanma yeteneğinin bilgi kazanmağa etkisini sezdirerek öğrencileri yardımcı ders kitaplarını kullanmağa alıştırmak ve özendirmek;

yardımcı kaynakların yararına inandırmak,

4. Türkçenin öğrenilmesinde karşılaşılan zorlukların kolayca aşılmasını sağlamak; doğru öğrenme ve öğrenilenlerin yerinde kullanımını sağlamak,

5. Sözlüklerin baş kısmına temel ve pratik bilgilerin konulmasıyla her Türk ferdinin Türkçeyle ilgili önemli bilgi ve kuralları öğrenmesini sağlamak,

6. Kelimelerin kullanımını bir yapı içinde göstermek için verilen örnekler vasıtasıyla öğrencinin ve halkın şiir, hikâye, roman… gibi türlerle, Türk dilinin inceliğini ve etkileyici güzelliğini tanımalarını sağlamak,

28 BUDAK, Yusuf: “Sözcük Öğretimi ve Sözlüğün İşlevi”, Dil Dergisi: Ankara 2000, sayı: 92, 19- 25. ss.

(30)

7. Bilmediği bir şeyi nereden ve nasıl öğreneceğini (kaynak eser kullanımını) öğrenen öğrencinin problem çözme yeteneğini geliştirmek.

Karşılaştıkları problemleri çözebilecek anlayışa eriştirmek.”29

İlköğretim ikinci kademe öğrencileri için hazırlanan bazı okul sözlüklerinin özellikleri şunlardır:

• TDK tarafından hazırlanan Okul Sözlüğü (2000), yirmi iki bin madde başından meydana gelmektedir. Sözlüğün kullanılması ile ilgili açıklamalar, kısaltma bölümleri vardır. Sözlükte madde başları koyu siyah renkle yazılmıştır.

Madde başlarından sonra kelimelerin dil bilgisi türü, kökeni; yan, mecaz anlamları ve kullanım örnekleri belirtilmiştir.

• Ali PÜSKÜLLÜOĞLU tarafından hazırlanan Öğrenciler İçin Resimli Türkçe Sözlük (2003), yirmi beş bin madde başından meydana gelmektedir. Sözlüğün kullanılması ile ilgili açıklamalar ve kısaltma bölümleri vardır. Madde başları koyu siyah renkte yazılmıştır. Madde başlarından sonra kelimelerin dil bilgisi türü, kökeni; yan, mecaz anlamları ve kullanım örnekleri belirtilmiştir. Resimli sözlük olmasına rağmen, resimlerin sayısı azdır. Resim yerine küçük çizimleri yer verilmiştir.

• Kemal KÖKTÜRK tarafından hazırlanan İlköğretim Okulları İçin Yeni Türkçe Sözlük (2000), yaklaşık on altı bin madde başından meydana gelmektedir.

Kısaltmalar bölümü vardır. Sözlüğün kullanılması ile ilgili bilgi yoktur. Madde başlarının koyu kırmızı renkte olması ilgi çekicidir. Madde başlarından sonra kelimelerin dil bilgisi türü ve kökeni belirtilmiştir. Kelimeler ya eş anlamlı olduğu kelimeyle ya da iki, üç kelime ile tanımlanmıştır. Kelimelerin kullanım örneği verilmemiştir.

• Mustafa Nihat ÖZÖN tarafından hazırlanan İlköğretim Okulları İçin Çağdaş Türkçe Sözlük’te (2000), kısaltmalar bölümü vardır. Sözlüğün kullanımı ile ilgili bilgi verilmemiştir. Madde başlarının koyu kırmızı renkte olması ilgi çekicidir. Madde başlarından sonra kelimenin dil bilgisi türü belirtilmiştir.

Kelimelerin kullanım örneğine yer verilmemiştir. Sözlüğün sonunda deyimlere ve yeryüzü ile ilgili umumî bilgilere yer verilmiştir.

• Ferhan OĞUZKAN ve Sibel TORUNOĞLU tarafından hazırlanan İlköğretim Yeni Türkçe Sözlük’te (2002) Türk abecesi ve kısaltmalar bölümü vardır.

Sözlüğün kullanımı ile ilgili bilgiler yoktur. Madde başlarının koyu kırmızı renkte

29 GÖÇER, Ali: “Türk Dili ile İlgili Sözlüklere Genel Bir Bakış ve Günümüz İlköğretim Sözlükleri”, Türk Dili: Ankara 2001, sayı: 598, 388-403. ss.

(31)

yazılması ilgi çekicidir. Madde başlarından sonra kelimelerin dil bilgisi türü ve örnek kullanımı belirtilmiştir.

• Hüseyin KUŞÇU tarafından hazırlanan İlköğretim Türkçe Altın Sözlük’te (2003) Türk abecesi, noktalama işaretleri, kelime çeşitleri ve kısaltma bölümleri vardır. Madde başları koyu siyah renkte yazılmıştır. Madde başlarından sonra kelimenin dil bilgisi türü, kökeni, yan ve mecaz anlamları belirtilmiştir.

Kelimelerin örnek kullanımına yer verilmemiştir.

• Aliyar KARACA tarafından hazırlanan İlköğretim Örnekli-Açıklamalı Türkçe Sözlük’te (2002) kısaltmalar bölümü bulunmaktadır. Kullanım ile ilgili bilgiye yer verilmemiştir. Madde başlarının koyu kırmızı renkte olması ilgi çekicidir. Madde başlarından sonra kelimelerin dil bilgisi türü belirtilmiştir.

Örnekli-açıklamalı sözlük adını almasına rağmen örnekler fazla değildir.

1.5 Tanım, Tanımlamanın Kuralları, Tanımlanamazlar 1.5.1 Tanım

Bir şeyi gerçekten bilmek onu tanımlamakla olur.

SOKRATES

Tanımlama, sözlük hazırlamanın en güç aşamalarından biridir.

Sözcüklerin anlam yapısına nesnel ölçüler içinde yaklaşmağı gerektirir.

“İngiliz yazarlarından Samuel BUTLER’in de belirlediği gibi, sözcükleri tanımlamak, belirsiz kavramlar alanını söz duvarı ile çevirmektir. Bu duvarı sağlam temeller üzerine oturtmak sözcüklerin içerdiği anlam yükünü ayırıcı ve belirleyici bir yolda ortaya koymağa bağlıdır. Sözcüklerin, dilin akışı içindeki yerini bütün yönleriyle belirlemeğe bağlıdır. Güçtür bu yüzden de.”30 “Çünkü sözlük yapımında bütün hazırlıklar, bütün çabalar, bütün belgeler ve örnekler eninde sonunda tanımlara dönüşürler. Her tanım bir dizi dönüştürüm işleminin sonucudur. Her tanımlama, kelimenin içeriğini özetleyen içlemin sınırlarını çizme eylemidir. Bu eylemin başarılı olabilmesi için her şeyden önce kelimedeki belirli denotasyon özelliklerinin ortaya çıkarılması gereklidir.”31 Tanıtma, bir şeyin ne olduğunu anlamak, bir kelimenin anlamını ortaya çıkarmaktır.

“Bilginler isterler ki eşya ve olaylar hakkında elde edilen fikirler onların ne idiklerine tam uymuş olsun. Oysaki fikirlerde görülen karmaşıklık çok zaman bu uyma işine engel olur. Bu engeli yok etmek için o fikirleri yapan yalınç elemanları bulmak gerektir. Meselâ, insan kavramı zihinde aydınlatılmak

30 ÖZDEMİR, Emin: “Öz Türkçe”, Türk Dili: Ankara 1971, sayı: 243, 220-224. ss.

31 VARDAR, Berke: Dilbilim Yazıları: İstanbul 2001, Multilingual, 70-75. sf.

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :