• Sonuç bulunamadı

Saray ve Babıalinin içyüzü:Mısır meselesinden dolayı Fransa ve Ingiltere arasındaki rekabet

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Saray ve Babıalinin içyüzü:Mısır meselesinden dolayı Fransa ve Ingiltere arasındaki rekabet"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SARAY

ve

BABIALİNİN

İÇYÜZÜ

Yazan: SÜLEYMAN KÂNI ERTEM Tercüme, İktibas hakkı mahfuzdur — Tefrika No. 411

---

-•*;--

---

t

..

.

. j ...

T 7 " . ? l r i

*Ş. ı

f

Mısır meselesinden dolayı Fransa

ve Ingiltere arasındaki rekabet

Kâmil paş.& hatıratında devleti • liyenin İngiltere ile ihtilâf ha­ llinde bulunmasını istiyen devlet­ lerin siyasetlerini terviç eden mu- karriplerin telkinatınm da Abdül- ha^tnidi bu yolda teşci eylemiş ol­ masından şikâyet ediyor.

Hatıratının 20 inci sahi fesinde (mukavelenameyi tasdik ettirme­ meği M. Nelidofa taahhüt eden Yusuf Rıza paşanın en ziyade mü­ essir olan ilkaatı maruzatı âcizi- nin tesirini selbeylemiıştir) diyor.

Ingilterenin itilâf kabul etmi- yecek surette alacağı tavır ve va­ ziyet üzerine Fransa elçisi Monte- JBeilo Abdülhamidin fikrini teb­ dil etmesinden telâşa düşmüş ve Osmanlı diplomasi tarihinde gö­ rülmemiş bir vesika oLıpak üzere Abdülhamide takdim çylemiişti. Elçi bu arizesinde irad ettiği iti­ razları, teminatı tekrar ile Abdül­ hamidin efkâr ve evhamını tahrik edecek bir delil kullanmış idi.

Mısır meselesi hakkında sefa­ ret müsteşarlarından Rauf Ah- med ve Ragıb Raif beyler tara­ fından tertib edilen lâyihada bu türkçe arizenin sureti evrak hâ­ zinesinde mahfuz bulunduğu gös­ terilmektedir. Lâyihada bu mü­ nasebetle şu dikkate şayan izahat ta ver'diyor

(Fransız elçisinin türkçe arize- sinin tarihi 19 haziran 1887 dir. Mabeyinden 24 ramazan 1304 ta­ rihinde sadarete gönderilmiş bir tezkerede ise elçimin bu arizesin- den bahsolunmuştur. 24 ramazan 1304 tarihi 4 haziran 1303 ve 16 haziran 1887 ye isabet, yani ari- zeye takaddüm eder!

Bu hal bu arizenin evvelce ma­ beyin erkânından ve Rusya ile Fransa politikası alet ve mürev- viçlerinden bazı mukarripler va­ sıtası ve Abdülhamidin malûmatı ile tertib ettirilmiş olması ihtima­ lini hatıra getiriyor.

Elçinin arizesi lâyihaya aynen alınmıştır. Biz buraya meelini mu­ hafaza ile beraber ibaresini sade­ leştirerek, (dua ve hürmet cüm­ lelerini hazfederek) alıyoruz.

(Mısır mukavelesinin tasdikin­ den neşet edecek hali kabul et­ memeğe Fransa devletince kati­ yen karar verilmiştir. Bu muka­ velenin tasdiki takdirinde Fransa devleti Akdenizde müvazenenin

iptalinden mutazarrır olacak,

menfaatlerini muhafazaya itina ile kendisince lüzum göreceği ted­ birleri ittihaz eyliyecektir. Mu­ kavele padişah tarafından tasdik edilmiıyecek olursa bundan doğa­ cak neticeler ne olursa olsun Fran­ sa devleti zatı şahaneyi vikaye eyliyecektir; bu hususta padişa­ ha kati teminat verilmesi için Fran­ sa hükümeti elçi bendelerine me­ zuniyet vermiştir. Buna binaen zatı şahanede tereddüde mahal kalmamıştır.

Müslümanların bu derece bü­ yük telâş ve ıztırabını hakkile mucib olan bu mukaveleyi tasdik etmemekle zatı şahane müslüman milletleri pek sevindirmiş olacak­ tır. Bundan maada Fransız ve Os- manlı devletleri arasında asırlar- danbsri mevcut itilâfın bağlan da teyit ve tahkim edilnvış bulu­

nacaktır. Zaten Ingilterenin hari- sane niyet ve tecavüzlerine kar- şa yalnız Fransanın garezsiz (!) politikası Osmanlı ülkesini vikaye edebiliyor. Buna nazaran elbette Fransız - Osmanlı itilâfının vi­ kayesi nezdi şahanede daha zi­ yade menfaati mucip görülecek­ tir.)

Gene Kâmil paşanın anlattığı­ na göre: Mukavelenin akdini mü­ teakip Fransa elçisi kont Monte- bello bir gün Babıâliye geldi. Mu­ kavelenin şartları iyi olmadığını söyledi. Kâmil paşa da şu cevabı verdi:

— İnşallah Tunusun Fransız askerinden tahliyesi için yakında sizinle de böyle bir mukavele ak­ di emelindeyim!

Kâmil paşa bu mükâlemesini bazı elçilere de hikâye etmişti.

Meğer Almanya elçisi macerayı hükümetine yazmış; bir kaç gün sonra Babıâliye geldi ve Kâmil paşaya:

— Her ne vakit Babılâli Tu­ nus hakkındaki tasavvurunu kuv­ veden file getirecek olursa teşeb­ büslerinde Almanya devletinin müzaheretine itimat eylemesini tebliğe memurum.

Dedi. Kâmil paşa İngiliz mu­ rahhasının İstanbuldan avdetin­ den sonra Fransa hariciye neza­ retinden İstanbul sefaretine ge­ len ve sureti Babıâliye tevdi olu­ nan bir telgrafnameyi de hatıra­ tına almıştır. Bu telgrafnamesüe Fransa hükümeti Babıâliye şöyle teminat veriyordu:

(Hükümeti seniyeye şurasını

beyana mezunsunuz: Eğer siyasî mesleğini devletlerin ittifakı dai­ resinde kaviyyen muhafaza eder­ se b’czi her halde, her işte kendi­ sine yardıma meyyal bulacaktır. Hassatan Mısır işlerinde tarafı­ mızdan bir çok defa şerh ve izah olunan siyasî mesleğe - ki padişa­ hın Avrupaca makbul ve musad- dak fermanlar ile tayin ve tasrih edilmiş hüküm ve • nüfuzu altın­ da Mısır idaresini tekrar Mısıra vermekten ibarettir - uyacak bir politika için bizim germi ile yar­ dım edeceğimiz muhakkaktır.

Babıâli fikir ve niyetlerini mun­ tazaman tarafımıza bildirir ise ve Fransanın haricinde hiç bir suretle taahhüde girişmez ise bi­ ze güvenebilir.)

İngiltere ile yapılan mukave­ lenin tasdik edilmemesi iç in Ba- bıâliyi böyle sıkıştıran, padişaha bu kadar teminat veren Fransa- dan devleti aliyeye Mısır işlerin­ de sonra hiç hayır olmadı!

Fransız siyaseti İngiltere kar­ şısında zoru görünce devletiı ali­ yeye yardımdan yan çizmekten hiç çekinmedi!

Bu sırada sadrıâzam Kâmil pa­ şa Abdülhamidi İngiltereye kar­ şı daha emniyetli bir siyaset ta­ kibine meylettirmeğe çalışıyor, fakat muvaffak olamıyordu.

Abdülhamid Sudan ihtiılâli ile hilâfet ve Arabhk meseleleri, în- gilterenin siyasî mesleği hakkında neler düşündüğünü mabeyinden Kâmil paşaya gönderilmiş olan 13 kânunuevvel 1303 tarihli bir tez­ kere ile anlatıyordu:

(Sudan ihtilâlinin müstakil ve münferid sebebi Osmanlı devlet ve hilâfetine karşı müstakil bir Arap hükümeti teşkil etmek, hi­ lâfeti oraya naklettirmek fikri­ dir. İhtilâlciler ve bunları zımnen veya sarahaten, fiilen ve madde­ ten teşvik ve iğva edenler hep bu fasit ve siyasî fikrî maksatlarına hedef etmişlerdir.

Mısırda, îstanbulda, diğer Os- manlı memleketlerinde de bu fik­ rin hâdim ve mürevviçleri pek çoktur.

İngiltere devletinin de giızli si­ yasî emel ve niyetleri buna tama­ men uyar. Sudan ihtilâli başladı­ ğı vakit asla ehemmiyeti yoktu; cüzî bir kuvvetle defi, izalesi ka­ bildi. Mahiyetine Arabi isyanının devami nazarile tereddütsüz bakı-

labilecek olan bu ihtilâl ise bugü­ ne kadar devam etti; devamını temin eden sebebler ile gittikçe kuvvet ve vahamet kazandı; Hi­ caz karşısında Kızıl deniz sahil­ lerine dayandı.

(Arkası var)

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Eğer tutulma bu sırada gerçekleşirse Ay Güneş’i tam olarak örtemez ve tutulma şeridinin ortasındaki bir gözlemci, tutulma ortasında Güneş’i bir halka şeklinde

Mercekli, aynalı ya da katadioptrik te- leskoplar arasında, aynalı teleskoplar ama- tör teleskop yapımcıları tarafından diğer- lerinden çok daha fazla tercih edilir.. Çün-

1934'te Ürdün'ün Ankara Büyükelçisi Prens Emir Zeid'le yaptığı evlilik nedeniyle “ Prenses Zeid” olarak da tanınan sanatçı, diplomat, hattat ve tarihçi Şakir

«— Herkes, dedi, benim An­ kara radyosundan ayrıldığımı sanıyor. Halbuki ben radyodan

14 Dinin kaynağı hakkında evrimci ve antropologların çeşitli görüşleri için bakınız. 15 Farklı iddialar için bakınız.. uygulamayı sınırlamak ve giderek

OSHA ve NIOSH, hastane sağlık ve güvenlik komitesi ekibinin temel çalışanı olarak işçi sağlığı ve iş güvenliği hekimi, hemşiresi, iş hijyenisti, enfeksiyon

The Role of Ultrasonography to Estimate Gastric Content in a Case with Aspiration

He increased the collection wich finds from numerous excava­ tions he made, the most noteworthy being the Sidon sarcophagi discovered in 1887, which was one on