• Sonuç bulunamadı

ÎD JTÎH A D

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "ÎD JTÎH A D"

Copied!
12
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ÎD JT ÎH A D

I ( İ \ ’ I> K İv İ L E H

Edebî tahlil ve tenkit - ¡kimiz [ şiir tnecmu‘ası ] AB. D.J. Uzun bir makalenin ba'zı fıkraları M. Âlî

Kıt‘a AB. I)J.

Denizin Kızı \ Ş iir

J

M. Rahınî

Cihanın Şimdiki İnkişafı Dr. G. Le Boıı

(2)

POSTA KUTUSU

İlm i ra k a m la r

A. C. Beye: Psvchologia nm adlî ve ciııa’î «ahedeki tedkikatma nazaren katli nefs vak'ası: Saxe da her milyon nüfusda 311, Fransada 310, Prusya da 133 , Avıısturyada 130 , Bavière de 90, Ingilterede 66- Rusyada 30 .

Cinâyete gelince : insan öldürmek cürmile mahkûm olanlanların mıdkarı yine her milyon nüfusda îtalyada 96, ispanyada 55, Avusturya da 22 Fransada 15, Rusyada 10, Almanyada 9,

Ingilterede 6 dır.

Bu rakamları -Alfred Fouillée nin E sq u isse

P s y c h o lo g iq u e d es P e u p le ııs E u ro p éen s

adlı kitabının 439 ve 440 inci sahifelerinde ve

R u s la r ın P sy c h o lO g ia sı unvanlı bahsında

bulursunuz. Lombroso nun fransızcaya Cri -

m a n o lo g ie co m p a rée adlı kitabında daha

vasi‘ ve cazip ma'lûmat bulursunuz.

KARLI DAĞDAN SES

Dr. Abdullah Djevdet Beyin son senelerde yazmış olduğu kıt‘alar bu ‘unvanla intişar etdi 185 sahifeliK ve iyi kâğıd üzerine basıl- mışdır. fi: 1, «Luxe» tab' ve miiellf tarafından imzalı nüshalar 2 liradır. Haricden siparişlere ta ‘ahhüdlü irsaliye olarak 20 kuruş ‘ilâve olunur.

İstanbulda Babı‘âli kitabcılarmda ve Beyoğ- lunda L ib r a ir ie M o n d ia le de satılıyor.

ANMALIK

S e b e b le r i v e K oruruna ç a r e le r i

Bu göz Hifzı Sıhhası ba‘zı ‘ilâvelerle kitab şeklinde basıldı. Bir daııesi 3 renkli olarak bir çok şekil ihtiva ediyor 127 sahifelik giizel bir kitabdır . fi : 50 kuruşdur . Her kes için okunması faydalıdır. Mekteb müdürleri, bölük ve tabur kumandanları, Darüssana‘a sahihleri, a’ile reisleri v. s. için uıutala'ası elzemdir . Bunu ok utnuş olmak sayesinde her sene belki yüzlerce ‘ama ‘adedi azalacakdır.

Dr. Yorği Fotaki M avromatis

E m ra zı d a h iliy e

Beyoğlu Venedik Sokağı M 5

Cuma ve cumartesinden başka lıergün 2,5 dan 7 ye kadar.

Çarşanba günleri parasızdır. Telefon : B. 4707

GLİSERO FOSFATLI ŞARK

MALT HULÂSASI

Eczacı Ekrem Beyin nezareti altında sureti hususiyede Final edilmekdedir. Deposu Ekrem Necip Ecza Deposu

Telefon : İstanbul : 78

Rafale de Parfum s

S O N N E T S

PAR LE Dr. AB . DJEVDET Edition de luxe, pages 131, Prix : 100 piastres

A p i* a h a in E k ş i y a n

Kerestecilerde No- 412

Dépôt de bois de construction en tous genres Téléfon : Stamboul : 2827

İctih a d ııı b u lu n d u ğ u b a ‘zı y e r le r

“ İçtihad „ m İstanbulda satıldığı ba‘zı yerler :

Kadı k ö y ü n d e Muvekkithane caddesinde

Tütüncü D ik ra ıı E fen d i, K öprü ü z e r in d e

M. K em a l E fen d i, B ü yü k A da da İske­

le başında Tütüncü N iko E fen d i, Ü sk ü d a r

da İskele başında Tütüncü flh a n ıi E fendi

Dükkânları

İSTANBUL

ÇİNKOGRAFHANESİ

Ankara caddesinde İlhami matbbaası üstünde,

her nevi' çinkograf işleri dikkat ve sür'atle ve ehven fiatla yapılır

(3)

a b o n n e m e n t Pays étrangers Pour un an : 2 Dolars

Edition spéciale : 3 Dolars

a d r e s s e «Idjtihad» Constantinople Téléph : 20865 xxvnème ANNÉE 1 .İnin 1 9 3 2

İÇTİHAT

Türkçe ve Fransızca

İLMİ, E D E B İ, İK T İS A D İ

No : 346

ABONNEM AN

Seneliği ( 24 Nüsha ) Türkiye için: 2 1,2, ‘lâ kâğıdlısı

5 liradır

A D R E S

Cığaloğlunda İçtihad Evi Tarihi Te’sisi : 1904 -ı- Genève Yirmi yedinci sene

1 H a z ir a n 1 9 3 2

EDEBİ t a h l i l

İ K İ M İ Z [ Ş i ‘ir M e c m u 4 ası ]

Şa liri : Yaşar Nabi B. - 1932 S:

Bir memleketin , bir devrin, edebî eserleri o memleketin, o devrin ictima‘1, ahlakî , me - denî kıymet ve kudretinin mimarıdır diyenler hayli musib bir hükümde bulunmuşlardır . Şamiller, edibler, mütefekkirler şahsiyyeti ma - şeriyyenin kafaları demekdir . Ferdî şahsiyyet nasıl dımağile tefekkür ederse, ictima‘î şahsiy- yet de muhakkak « güzide » leri ile düşünür . Fakat dimağ, hayat ve fe aliyyetini, diğer aza­ nın, kalbim böbreklerin, mi4denin, bağırsak - ların, ak ve kara ciğerlerin ve sa’ırenuı fe a - liyyet ve hayatile nasıl idame ederse edibler , mütefekkirler ve bilhassa şa‘irler de az çok içti­ ma4? muhitlerinin te’sirlerile beslenirler . Genç şa‘ir Yaşar Nabi Beyin şiir mecmuasını bir devrin şi‘rine ve şa‘irleriııe bu nazarla bakan gözlerle ve dikkatle okudum. Bir şi‘if kitabım tahlil eden birmünakkid için en büyük zevk, tahlil ederken kıymetli nıa4denler bulması ve bu uıa‘denleri karilerine arz edebilmesidir . Ben bıı defa o bahtiyar müııakkidlerden, iste­ diğim kadar, olmıyorum.

Şa‘itlerimizin ço ğ u , o kaynağa benzeyor lar, ki bir kaç gün ve bir kaç defa bol ve ber­ rak su fırlatdıkdan sonra, yavaş yavaş sönüyor, durak bir su birikintisi veya suyu çok azalmış bir çe,me halini arz.ediyorlar.Ya.ar Nabi B. in iki sene evvel çıkan K a h r a m a n l a r ında daha kuvvetli , daha vekur ve daha musaffa

30 - Mıöallim Halid kitaphanesi

şiirleri vardı. Lisan, selis, gülfetsiz ; fakat bu kâfi değil , bu güzellik cansız bir güzelliktir . « Mannequin » güzelliğidir, hareketsiz ve nü - fuzsuz bir güzellik . Bu otuz sahife içinde gö­ züme yeni bir tulu4, yeni bir yıldız te’siri ya­ pacak bir hayâl [ Image ] çok aradım , fakat beyhude aradım. Ve bu arayış esnasında bul - duğuın , bir mıkdar Sadisme [*] ile meb­ zul şehvet hareketleri oldu ve bunları bulur ve okulken biraz hicab hissi duydum ; bana

[*] Sadisme ilk defla Prince de Sade da görüldü - günden bu ruhî hastalığa Sadisme adı verilmişdir . Sa­ disme, Exhibitionisme, Fétichisme , Masochisme,, Homo­ sexualité ile cinsiyyet hissinin fesadları kadrosuna girer . Sadisme hastalığına mübtelâ olanlar ancak insanları , hayvanları, ta'zib, eşyayı tahrib ile şehvanî telezzüz du­ yarlar . Hastalığın, yaliniz , fikirde , muhayyilede mev- cud olandan başlayarak ölülere ta1 daya kadar varan muhtelif dereceleri vardır. Fa'il olan « Sadique » in zıddı olarak münfe'il olan «Masochiste» ancak nefsine muhtelif işkence ve ıztıraplar çektirerek şehvanî huzuz duyarlar . Masochiste 1er çıplak vücudlarını kırbaçlatarak şehvani telezzüz duyarlar . Sadique 1er kırbaçlayarak şehvet hissi te’nıin ederler. Kahriyyat ın

Olan ey istima‘ 1 girye’i mazlumdan mahzuz. Tutan ey milki bir milki sitem bünyad halinde ! beytini tacdar miistebide hitabetdiğim vakit bir «Sadique» ruha hitab etmiş ve Sadisme in vasflarmı sayımşdim. A.D

(4)

5728 i ç t i h a t

« Artık böyle hisler dem odedir, o, ak saç­ lılarda kalmış lüzumsuz ve mevsimi geçmiş şeylerdir » diyeceklerin bulunacağını bilirim. Hattâ Şehnamenin

*J. i i J V . O ? y s

. î j A j 4 i}*

beytini hatırlatarak ve burada şairin fotoğraflık etmiş olduğunu ve şa‘irin kendi ruhile bir alâ­ kası bulunmadığım unutarak beni ilzam etmek isteyeceklerdir .

Şu halde bana bu hissi ¡İka etmiş olan par­ çaları aynen almak ve karilerin muhakemesine arz etmek en bî tarafane ve muvafık yol olur sanırım :

Senin yaşlı gözlerin ve senin tebessümün Benim en koyo hazzım, en büyük kederimdir. Beni bir zincir gibi sana bağlayan bu giin Saçının tellerinden ince sinirlerimdir .

Duyunca vücudunun tenime temasını Unutur içim sensiz ¡günlerimin yasını. Arzumun anlatacak sana ihtirasını Vahşî göz bebeklerim, alevlenen derinidir.

Bu iki kıt‘a göz önüne behimî bir şehvet tehevvürde beliren gözler ve ateşlenen deri den ve sonra bu şehvet mevzu‘asının gözlerinde yaşgörmekden haz alan bir«Sadiste» den ba ka ne getiriyor?

Albert Samain in C h a r i o t d ’O r da La peau de bête adlı enfes bir manzumesi vardır. Bunu genç şa‘irimiz okumuş olsa gerekdir . Orada çiril çıplak cennetden koğulan ve soğukdan ve korkudan titreyen Hazreti Havva ile Hazreti Ademin halleri hikâye olunmuşdur . Havvayi ne ile örteceğini ve nasıl soğukdan kurtaraca - ğmı mütehayyir düşünürken vahşî orman içinde birdenbire zuhur eden bir koyunu Ademin yakala­ masını ve kana batan tırnaklarile koyunun derisini yüzerek sıcak ve kan sızan bu deriyi Hazreti Havvamn vücuduna sardığı ve o gece Havvanın ( Kabil ) e hamile kaldığı tasvir olunmuşdur.

Sadisme temayülü, sevgiliyi ağlar, muzta - rib görmekden haz duymakda devam ediyor , okuyalım :

Gülme sıcak bakışın yine dolsun sitemle , Gülme güzel gözlerin daha güzeldir nemle. İçin burkulsun diye biraz, biraz elemle , Saklarım bir sır gibi senden ıztırabımı .

Bu mısra'lardan anlaşdıyorki sa‘ir sevgili - sine deSadisme koyuyor- Şa'irin sevgilisi, şa‘iri ıztırabsız görünce yüreği burkuluyor, muztarib oluyor. Ş a ‘irin ise en ziyade zevk aldığı şey , karcısında ıztııab çekildiğini görmekdir. onun

Her telinde inleyor bir derd udi şavkimin : Gülmeyor gönlüm cihanda ağlayanlar var iken [*] yahud

Gönüllerle beraber gönlümüz şad ü mükedderdir Dili tevhidimizde münferid haz ii azab olmaz [” ] diyen şairin ruhile akrabalığı yokdur.

İ k i m i / i okumaya devam ediyorum: Seni bu kadar dişi görmedimdi ben asla, Nefesin sıklaşıyor , en ufak bir temasla, Kollarını boynuma doladın ihtirasla Göğsün avuçlarımı işte ne çabuk buldu ...

Sevmek çıplak vücudun kadar pür ihtirasdır. Şehvetin bir kısrakdır koşar dolu dizginle , Arzumu his edince sırtında kırbaç g ib i. Muhteris dişlerinle kanatırken etimi , Azabım his etdirir bana sa‘adetinri .

Göğsün , dudakların ve kalçaların Ve ılık teninle vücudumu sar . . Çünki biliyorsun ki aşkımızın Yalnız bir gecelik bir devamı var... Kanayan ağzınla ağzımı ısır Geceler gebedir, gündüzler kısır ... Asîl iki hayvan gibi çır çıplak Kendi kanımızla ısınacağız . Bırak cennetini tatsın lezzetin , Etime arzuyla sarılsın etin .

Yaşar Nabi Beyi ve yaş ve baş arkadaşlarını daha yüksek aşk, daha yüksek İdeal ile miite- heyyic ve mülhem görmek isteyorum. Bu bizim yaşda ve başda olanların hakkımızdır:

Ferdi yükseltmek, milleti yükseltmek, Cerıı- ‘iyyeti yükseltme, insaniyyeti yükseltme şa’ikası,

[■] KARLI DAÜDAN SES s : 54 L*] Fena hilallimiz, KAHRİYYA T .

(5)

i ç t i h a t 5729

ferdî, ıuillî, içtim ai, beşerî mihnetlere isyan ’ lıürriyyet susuzluğu, bunların cümlesini bir ke­ limede icmal eden F a z ile t askı, yüksek şa'iri telıyic etmeye lâyık bunlar, ve ancak bunlardır. Yüksek şa'irin, muııhasıren et etrafında dolaşan bir kedi gibi yalnız erkeklik ve dişilik mihveri etrafında dolaşmakdan çok uzak kalan heyecan ları ve terennümleri vardır. Sevgilerin Fisiolo- gia'îasl ve mebde'î cinsiyyet hissi ola bilir»fakat bu his * Idéalisé » edilmezse ya‘ni fikranileş - dirilmezse dişi ve erkek bir çift kedinin kızış - masından' insanın muhabbetinin ne farkı kalir ve bu hissin, böyle mütemadimi Et , K alça ,

Ç ıp lak , S a r ıl, d e r i ... gibi behimî ve şeh­

vanî ifadelerle ilbas olunması ınütemeddiıı ve mü’eddeb insanda utanma ve diksiııme duygu - larından başka ne uyandıra bilir .

Qarb mütefekkirlerinden biri : Le poète est l’homme le plus endetté

ya‘ni şa'ir en ziyade borcu olan adamdır diyor­ du . Şa'ir, hassas yiireğile, mü’essir ve muhayyel sözlerde ferdleri ve cemlyyetleri yükseltmek, eyiye, güzele , doğruya iştiyaklar uyandırmak, ister yerden ister gökdeıı gelsin, ister Adalıdan ister ibadullahdan sadır olsun , her tahakküme kar.,ı başlara dik durmayı ilham etmek borclarile şa‘ir borçludur. Yüksek aşık

Deux choses ici-bas me font aimer le jour : L’amour, la liberté seuls triesor que j’envie ; Pour l’amour au besoin je donnerai ma vie Mais pour la liberté je donneri l’amour . [*] diyen şairdir.

Yaşar Nabi Bey çok güzel ve nezih şiirler yazabilmişdir, yine yazacakdır. ik im iz de:

Gözlerini ayırma kavrulan gözlerimden , Bir yangın sezeceksin dokunursan derimden; Nerdeyse kalbimi de atacak içerimden Göğsümün bir sel gibi genişleyen kanları... Zincirine asılmış bir paket gibi vincin Duydum yükseldiğini içerimde sevincin Bir ıztırap gününde tekrar salvermek için Durdurmak isteyorum bütün yelkovanları.

[*] Terceıııesi: dünyada hayatı bana iki şey sevdirir: Aşk ve hürriyyet , bunlar benim en kıymetli yegâne ma melekimdir.Aşk için,icabında Hayatı terk ederim,fakaı hürriyyet için aşkı feda ederim.

kıt'aları gibi pek güzel parçalar da vardır.Vincin, Sevincin kafiyeleri ne kadar taze ve güzeldir ! kulak ve göz ne kadar mütelezziz ve mimıetdar oluyor!

H a m le t in O ph elia ya mektubundaki a. k

Hânını pek çok andıran : Çalışma sezmeye ve bana inan , Böyle bir sevgiyi almaz havsalan . Kâ’inat olsada şimdi bir yalan Yalnız benim aşkım bir hakikatdır. kıhasıda çok güzeldir.

Heca adedlerini doldurmak için«ve» 1er fazla olmasa lisan i'tibarile Yaşar Nabi Beyin lisanı yaşayacak bir lisandır, bu hususda arkadaşları Nalıid Sırri, Vasfi Mahir, Cevdet Kudret» Kenan Hulusi ve Lutfi Beyler kadar kudretlidir ve mahirdir, latifdir, halisdir.

İk im iz in son manzumesi olan H e y k e l - tıra ş kusursuz ve tam bir güzellikle güzeldir :

Seve seve ve şairini tebrik ederek iktibas ediyorum :

HEYKELTIRAŞ Harcayıp boş kalan saatlerimden Yaradan uğraşmış uzun bir m üddet: Sana, toprağından, alın terinden Kusursuz şeklini vermiş nihayet . Günden almış gibi nurunu rengin , Gözlerin bir sonsuz denizden engin . Halikir. koymayı unutmuş lâkin Kalbine bir parça, biraz merhamet. Ben ki ellerimle her tuncu oydum , Gıranite şekil vermekten doydum, Bir portakal gibi mermeri soydum, Dedim : bu kalbi de işlerim elbet.. Çalıştım ve döktüm bütün terim i, Boşuna harcadım emeklerimi . Verin , bana , verin siz mermerimi, Taştan daha sertmiş bu bir lokma e t ..

İşte benim gözlerimin gördüğü budur4 Uma- rımki Yaşar Nabi Bey munsıfane düşünür, benim tenkidlerimden gücenmez . Çok uzak olmayan bir atide bizzat kendisi de İk im iz i benden daha ziyade teııkid edecekdir . Kitabını bana lütfen ihda ve mutala'amı ( İçtihad) a yazmamı israb etdiği vakit barıa,ihlâs eseri olan, bu hür- riyyeti verm işdi. Gelecek nüshamızda tahlil ve tenkid sütunumuzu Nalıid Sırri Bey oğlumuzun üç San‘atkâr adlı üç hikâyesi işgal edecek.

(6)

5730 t Ç T I H A T

KARİ’LER SÜTUNU :

İstanbul , 17 Ağustos 1930

Dr. M. Âlî imzasile aldığımız uzun bir makalenin ba‘zı fıkralarını aynen neşr ediyoruz :

Memleket bir hayat imtihanı geçiriyor . buhranlar içindeyiz: İktisadî buhran , Malî buhran , Ahlakî buhran !

B ü tü n bıı b u h ra n la r , ic tim a ’i h a s ­ ta lığ ım ız ın z a h ir i b irer te c e llisin d e n başk a bir şe y d e ğ ild ir . A sıl h a s ta lığ ı te şh is e tm e k lâ z ım !

Lütfen şu kısa mukayesem nazarı d ik ­ kate alınsın : Hummayi tifo’id î, bir bağırsak hastalığıdır . Bu hastalığın sebebi , « Hebert basili » dir . Sudiyı geçer . Bu basiller , ince bağırsakda , kapalı « Cerab » ların içinde yerleşir. 0 vakit bu cerablar, iltihablanır ; her biri küçük birer çibana istihale eder .

( Besre’i rni'â’î ve tebessüri em’â isimleri buradan geliyor ) . Bu suretle bağırsa ­ ğımızın i ç i n d e binlerce çibanlar husule gelir .

keşf etmek lâzım ! Bunlar keşf edilmedikçe ba­ şın ağrısını kesmeye veya ateşi düşürmeye ç a ­ lışmak beyhudedir ; zira bunlar, muvakkaten , kesilseler bile bu kesiliş, tekrâr ve hattâ bazaıı daha şiddetli bir suretde baş göstermek içindir; zira çibanlar, yerinde duruyor ve basiller, mü­ temadiyen ifraz ettikleri zehirlerle kanı müte­ madiyen zehirliyorlar .

Hastalığı ( bağırsağın içindeki çibanları ) yerinden söküp atmak lâzım ! Aksi takdirde yapılan bütün tedbirler, « Palliatif » kalır; zirâ bunlar , hep « Empirique » dir . Bir gün hasta ölebilir ve hekimin elleri böğründe kalır !

İşte geçirilen buhranlar , tıpkı hastamızın mu‘aıı- nid baş ağrıları ve şiddetli hum­ maları gibi , za - hirî birer tecelli­ sinden başka bir

ŞA'IR, NİM HUDA ^

B a 'za n bir g ü n e ş o ld u m ,u f kıla yandım b a ‘zanH R a h m e t y a ğ m u r u o ld u m g ö n ü lle r e serp ild im j .İ lâ h la r la o lu r d u m bir m e c lisd e yan ya n a • İ lâ h e le r e lin d e n soralı iç m e y i hildim . ^

y 30 Ağustos 1929 A. D. ^

J

İL.

Basiller , — hayatî fi‘illeri ilcasile — bu çibanların içinde , miitemadien zehir ( Toxine ) ifraz ederler . Bu zehir , kana karışır , bütün uzviyyet zehirlenir . Asıl hastalık işte budur ; fakat bu göze gözükmez. Göze gözükenler veya his olunanlar şunlardır : Şiddetli ve mu‘annit baş ağrıları, 39 , 40 derece ateş, nezfler, kabız­ lık, derinin bazı nahiyelerinde mercimek tane­ leri şeklinde küçük bir takını lekecikler- Bunlara parmakla basılınca gayib olur , fakat parmak kaldırılınca yine peyda olurlar, etc, ete.

Bunlar hastalığın zahirî birer tecellisinden başka bir şey değildir; bunlar, kana karışan ve hayatı tehdid eden zehire karşı uzviyyetin tabi’î birer müdafaa kuvvetidir: Bunlar, hasta­ lığın bizzat kendisi değil,fakat hekimlerin ta ‘- biri ile,(‘araz)!arıdır;zirâ asıl hastalık, bağırsakta gizli olan çibanlardır. İşte , hekimlikte, bunları

şey değildir . Asıl hastalık başka • Bu zahirî ‘arazlarla uğraşmak beyhude - d ir. Zecrî tedbirlerle bu buhranlar durmaz ve muvakkaten dursalar bile sonra yeniden şiddetle baş göstermek içindir ; zirâ asıl sebeb yerinde duruyor : M em lek ette is tih s a l

k u d reti yok ! İğneden ipliğe varıncaya kadar

her şeyimiz Avrupa veya Amerikadan geliyor.

*”*

Terbiye sistemimiz ta ‘dile muhtaç! mekteple­ rimiz, ictima'î bünyemizin ihtiyaçlarına az uygun; asırlardan beri « Medrese » terbiyesinin mem­ lekette kökleşdirdiği ta'assup zilıniyyeti ile kırk elli seneden beri memleketimizde yer - leşen « Maarif sistemi » nin yetiştirdiği « müs­ tehlik » ler , memleketi B u g iıu k ü h a lin e

(7)

i ç t i h a t 5731

d elird i ve hu y iizd eıı İm p aratorlu k inlıiliVle m jradı .

Çocuklarımız fena şera’it içinde yetişiyor. Düşünün ki yarınki hey’eti ietima’iyyemizin varlığı, hu günkü çocuklarımızın kudreti lıaya- tiyyelerine bağlı!

Bir milletin içtinıa‘i kudreti , ziraat , sanat ve ticaretteki kudretinden doğar .

Bunu şu aşağıki düsturda riyazi bir kat‘iyyetle göstermek nıümkin:

Zirâat 4 “ Sanaet1 -f- Ticaret = İetima‘î servet. Bu basit mu'adelenin sol hadlarından her birinin kıymeti bir millette ne kadar yükse - lirse o milletin ictima‘î serveti ve kudreti de o kadar artar; demek ki bir milletin zenginliği, o milletin zirâat, sanayi4 ve ticarette kazanacağı kabiliyyetlere bağlı . Aşağısı gelecek nüshada

Ş İ ‘ İ R

D E N İZ İN KIZI

Bilseniz mutekidiz biz nelere Beşriıı zafı var efsanelere

Bir masal doğdu hayalimde yine Belki yüzlerce asır evveline Öyle bir « dev r » e ki tarih bilmez Öyle bir « dev r » e ki mesut herkes Ne gönüllerde elem var ne bulut Bu güzel aleme hayran ma‘but Seyrederken bunu arş â‘ladan Geldi birden bire muğfil şeytan

Dedi istersem eğer ahdederim Kurduğum alemi bedbaht ederim Kudretimden var ise şüphe eğer Dalgalardan bana bir kız yapı ver Unuturlar seni onlar bir bir Buna gençlikle güzellik yetişir

Akdenizden bu kız olsun mutlak Diye rüzgârlara emreyledi Hak Dalgalar sahile saf saf döndü İnce kumlarda köpükler söndii Şimdi sahilde bir afet yatıyor Onu şeytan seviyor aldatıyor

✓ Diyor insanlara aldanma sakın « Severim » der inanıp kanma sakili Hele gençlik denilen bir peri var Seni çılgınca sever sonra kaçar

İsterim yanmasın ardından için Onu sen kendine ram etmek için Gülerek okşayarak çek yanına Şu küçük iğneyi daldır kanına Genç kızın zehrile süslendi eli Böyle kandırdı füsuııkâr güzeli Bir büyük zevkile şeytan coştu Durmadan çöllere derhal koştu Geçerek yel gibi dağdan, yardan Çekti kervanları sahralardan Nice genç kafileler etti sefer Sustu çanlar mütevekkil develer işiten yandı füsuııkâr sesini Sattı bir ömre bedel pusesiııi Etti ressamları şairleri lâl Onu tasvir edemez oldu hayal Ne ufak bir leke vardır nede süs Bu cihan afetinin ismi « Venüs » Şimdi milyon kadar alnın karası Bu zifafın bize bir hatırası Şimdi mabudeyi takdise yarar Yer yüzünde nice bin mabedi vhr Buna bir kerre giren kimse tanır Açamaz derdini sizden utanır Uyku tutmaz mütereddit bekler Bilseniz kaç geceler kaç geceler.

(8)

5732 i ç t i h a t

C İ H A N I N Ş İ M D İ K İ I N K Î Ş A . F I

HAYALLAR VE HAKİKATLAR

Büyük hakim Dr. Gustave Le Bon un son eserlerinden Tıirkceye tercenıesi

basılmaya başlamış olan bu çok mühim kitapdan:

[ Maba‘t ]

Asrî zimamdarlar için bu ilin elzem olmuş tu r . Psyehologia mn kanunlarından istifade ederekdir, ki Amerikalılar kendi topraklarında sınıfların mübarezesi ıneş’elesini, «Eski dünya» yi korkunç çarpışmalar tehdidi altında tutâıi sınıfların mübarezesi mes’elesini hail ettiler . Ma'şerî Psyehologia ııııı bazı kanunlarını tanı- mamazlıktan geldikleri, içindir, ki büyük Inıpe- ratorlıkların Re’isleri Avrupayi henüz çıkma - mış olduğu harabiyyetler ve hüsaranlar girda­ bına batırdılar.

Ma'şerî nüfuzların asrî tefevvuku hasebile bilhassa Cümhurlarııı Psyehologia sının bilin - inesi mühimdir • Bu gün biliyoruz, ki Ma'şerî zihniyyet ve ferdî zihniyyet pek ayrı zihniy - yetlerdir. Halâ pek umumî olan bir i'tikadın aksine olarak ma'şerî şahs , ferdî şahs ıd du - nundadır.

Modern politikanın büyük hatalarından biri gurup halinde bulunan insanların muhakeme • lerinin miinferid ferdin muhakemelerine fa’ik olduğu btikadında bulunmaktır . Politikacılar için Cümhurlarııı kararları en yüksek lıakikat- ları teşkil eder

Şüphesiz Ma'şerî faziletler kavuıların se'a- det ve refahlarını muhafaza eder ; fakat bir medeniyyetin seviyyesini yükselten ve azerne- tiııi te’miıı eden fikirler ferdî müfekkirelerden fışkırır.

*

* *

Kavuıların hayatına hakim olan ecdadı te’- siratın mutala'asıda Ma'şerî psyehologia mn havzasına a’iddir. Uzun bir maziye malik olan kavmlarda ruhî . vekayi'iıı doğurduğu âhâd temayülatıııın irticaclarıııı tahdid eder . Bir ırkın ruhu, değişmez ve derin bir denizdir, bir Ciimhurun ruhu fırtınanın ortaya çıkardığı mutaharrik dalgaları teuışil eder • İnsanın ,

Ba'zı kerre, mazisile alâkasını kesmeye çalış - ması boşdur . Bu kitabda göreceğiz ki bütün inkılablara rağmen sağların ef‘ali ölülerin ha • kimâne arzularına müııkad kalır.

BİKİNCİ KİTAP

CİHANİ İDARE EDEN KUVVETLER

BİRİNCİ MEBHAS

T A R İH D E ÎM A D D Î V E GAYRİ M ADDİ K U V V E T L E R

İnsanları sevk ve idare eden hisler ve ili - tiraslar az değişdi , fakat kavinler kendilerini muhtelif istikametlere tevcih eden te’sirlerin miitevalien müııkadı oldu.

Bütün tarihî devrleri esnasında insana reh­ berlik etmiş olan hissi ve sırrî ilcalara, « La - boratoire»lardaıı çıkan yeni kuvvetler münzam oldu . Bu kuvvetler medeııiyyetleri değiştirdi. Bir asırdan daha az bir müddet zarfında bu kuvvetlerin bazıları : Buhar ve ez cümle elek- tirik, kavmlerin hayatı üzerine , bütün ırıüte - kaddiın devrlerin te'akübü esnasında ına'ruz bulunulan ıııü’essirleriıı te’siratı mecmuTuıdaıı daha derin te’sirler icra etti •

Bu yaratıcı yeni kuvvetler , uzun uzadıya tedkik ve tetebbü'u faydalı olmayacak dere - cede ma'lûıtı olduğundan yeni keşflerdeıı yalnız birinin, ya'ni taş kömüründen çıkarılan muhar­ rik kuvvetlerin milletlerin ictima'î hayatlarını nasıl değişdirmiş olduğunu ve hükümetlerin arzu ve iradelerine nasıl hükıfı ettiğini h a tır­ latmak kâfidir .

Cihanın siyasî hayatının bir kısmı , ancak bir asır kadar bir zeman evvel , adetâ ehem ■ miyyetsiz bir madde gibi görülen âtıl taş

(9)

i ç t i h a t 5733

kömüründen ilmin ortaya çıkardığı i‘caz enğiz kuvvete bağlıdır. Bununla beraber ondan,yalnız yeni medeniyyetiıı bütün ‘unsurları değil, müs­ takbel muharebelerde, en muhteşem paytahtları, ânî olarak , malıv edebilecek kudretli tahrib vasıtaları çıktı.

Kömür ına'denleriııe yalıud onun hemte’siri olan petrola malik olan milletler , yalnız hu keyfiyyet sayesinde, İktisadî ve siyasî azim bir fa’ikiyyete sahih olur.

İngiltere taş kömürü sayesiııd dir, ki deniz­ lere ve bina’en'aleyh cihanın ticaretine hâkim olabiİldi. Almanyayi en yüksek refah ve servet mertebesine çıkaran, hazan , tekrar olunduğu gibi, 1870 muvaffakıyyatı askeriyyesi değil , arazisi üzerinde yeni kömür ma‘denleriniıı keş­ fidir . Taş kömürü Alman sana‘î kudretinin menşe’i oldu. Kıire’i arzın her tarafında ticarî « hegemonia » da ya‘ni [ ticarî fa’ikjyyet ve lıa- kimiyyetde Ingilterenin yerine geçmeyi , Almanların arzu etmelerine miisa'id olan amil, taş kömürü oldu . Bu taleb ve iddi'adan bir cihan harbinin çıkması lâbfid idi. Niza‘ııı rrıen- şe’lerini izah için dermeyan edilen diğer sebeb- ler tâlidirler.

Kullanışlılık nokta’i nazarından petrolün taş kömürü üzerine azim bir riichanı vardır; fakat istihsali mahdud kalmakdadır. Bu sebeble böyle kıymetdar bir mayi'in menba‘larını elde etmek için cehd ve gayretde, akvamın yekdiğerine re­ kabet,yekdiğerile müsabaka etdiklerini görüyoruz.

Taş kömürü ve petrol tngilterenin cihanı siyasetini ta'yyıin etdirmişdir.Zira1 atsız sanayi* memleketi olan İngiltere , erzakını haricden getirmeye mecburdur. Bu erzakın esmanı dar- ussana'alarında i‘mal olunan eınti*a ile te’diye olunur. ihracatın tevekkufu , çok geçmeden amele işsizliğini tevlid etmek lâbiiddur.

Akvamın siyasî hayatında muharrik kuv - vetlerin rolünün her gün artdığıııı gösteren misaller pek çoktur. Muharrik kuvvetlerin rolü yalnız Avrupada değil , belki aksayi cihana kadar her yerde kendisini his etdirmekdedir. Bu gün kömürsüz olan ve Amerikanın her zenıan kendisine kömür vereceğinden pek emin

bulunmayan Japonyanın Bolşevik Rusya ile mü­ zakerede bulunması Sibirya kömür ma‘deııle - riııi kendi menfa'atmg olarak işletebilmek ümidiledir. [1]

•X'

* X

İlmî keşflerin , kavınlerin siyasî hayatında oynadığı azim rol, diğer keşflerin ortaya fır - latacağı takallübatı şimdiden his ettiriyor . İnsanların şera’iti hayatiyyesini temamen de - ğiştirecek olan beynezzerrat [ Intra-atomique ] « Knergie » nin serbest kılınması keyfiyyetin - den sarfı nazar, denile bilir ki Tabi‘at, güneşin bir gün zabt olunacağı şüphsiz olan harareti gibi henüz istTmal edilmemiş kuvvetleri ihtiva etrrı ktedir.

Hayli zaman evvel intişar etmiş olan bir eserde, istihlâk ettiği kömürün ancak uşrünii isti ‘mal eden buhar makinelerinin, istikbalin müzelerinde tuhaf bir şey olarak teşhir edile­ cek barbar bir âlet olduğunu söylemişdim.

Ma‘denlerin karındaki kömürden, elektirik şeklinde çıkarılan kuvve’i muharrikeniıı sade kablolarla uza1 lara sevk olunuabileceği şim­ diden görünüyor .

***

Yaratıcı rolü pek ‘azim olan maddî k u v ­ vetlerin yanında , kavınlerin hayatının ba‘zı devrlerinde, te’siri pek büyük ve hattâ pek miitefevvık olmuş olan gayri maddî kuvvetler bulunur .

Laboratoire lardaıı çıkan bahir ve nâ kabili i tiraz hakikatların keşfine rağmem , dîinya dinî yahud siyasî i'tikadlar şeklinde tecellî eden ve i‘tiraz götürmez hakikatlar ad olunan bir sürü sırrî kuvvetlerle idare olunmakda devam ediyor. Bu kuvvetler ( Tarih ) in meb - de’leriııden beri , kavrrıleri idare etmektedir ; yalnız şekilleri değişmişdir. Bouddha dan Jüpi­ ter e ve Hazreti Muhammedin Allahına kadar büyük medeniyyetlerin temelini teşkil eden

[lJMandchourie de yerleşmekde olan Japonlar.bu sa‘at- de, Siberya kömür ma'denleri yakınında bulunuyorlar !

(10)

5734

i ç

t

t

h a t iilııhiyyietler , şiikûhlarımn solduğunu yahud nâbud olduğunu görmüşlerdir. Fakat bunların yerine , siyssî ve ictima‘î mevhumeler kadın olmuşdur ve bunlaraı kadim ilâhların iktidar - larına müşabih sıhr enğiz bir iktidar ati olunmaktadır .

* .

*- *

Kavmlerin ve Efendilerinin ruhuna hakim olmaya devam eden « Mysticisme » nin başka yerde ekseriya hatırlatdığım vech ile , ta'rıfı kolaydır. İlâhlara, ‘akidelere yahut düsturlara, fevkaPtabFa bir iktidar atf etmekten muta - hassıldır . Djnî bir i'tikadın mu‘tekidi olan bir insan, bir Mystique, bir sırrîdir. (Karl Marx) m Yahudi - Germen [ Judéo - Germanique ] İncili­ nin tatbikile dünyanın, cennet kesileceğine kani* olan Communist dahi ayni derecede mys­ tique dir, [sırrîd ir, mutasavvifdiı ] •

Sırrı bir kuvvetin tahtı hükmünde bulunan insanın kuvııeti ‘azim otur . İmanının muzaffer olmasının fevkinde hiç bir şey görmediğinden bu imanı kabul ettirmek için servetini, haya - tını, hep feda eder.

Sırrı iman, idrak sahasını istilâ ettiği vakit, hiç bir delil ona te’sir edemez. Ana muhabbeti bile onun önünde serf uru eder . « Babî » lık mezhebinin İranda intişar ettiği yeni bir devr de, imanlarından vaz geçmeye tercihen kadın­ lar, çocuklarını kendi ellerde cellâda getiriyor, bunların parça parça edildiğini çılgın bir sü - rurla görüyorlardı . ( Rusya ) da , Mysticisme lerinin hiikıri ü te’siri altında , kadın ve erkek salikleri en müthiş bir suretde kollarım , ba caklarını kesdiren mezhebler hâlâ ınevcudduı

ve ayni memleketde ba‘zı peygamberlerin , yüzlerce erkek ve kadınları kendilerde beraber ateşe atılarak, diri diri yanarak ölmeye ikna' ede bildikleri zamandan biz henüz çok uzak - laşmış değiliz.

« Bolchevisme » in kuvveti de, ¡‘tikadlarını muzaffer kılmak için dünyayi berbad ve tahrip etmeye hazır bir mıkdar kanilere malik bu - lıımasındadır .

* * •*

Sırrî [ Mystique ] bir iman nasıl doğar ,

nasıl btiyii, nasıl Ölür ? tekrar mevzu‘u bahs etmeme lüzum kalmayacak derecede, kitabla - rııııda bu uıes’eleyi tedkik etmişimdir . Pek mücmel bir tarzda 'den i e bilir, ki ( Tarih ) de « Mysticisme » in sebatı, insanın , lâ yuhtî ad edilen âlî kuvvetlere, hayatının sevk ve idaresini tafviz etmek ihtiyacı muannidinden neş’et ed er. [*]

Bu ihtiyaç o kadar miibrimdir , ki bir kavın ma'budlarını ga’ib eder etmez hemen bunların yerine başkalarını koymaya çalışır • Bu gün Socialisme , kadim üluhiyyetlere atf olunan sırrî şevkete malik bulunmaktadır.

*

* *

« Mysticisme » in bu rolü ; Tarihde de uzun ırıiiddet tanınmadı ve bu gün isti‘mali artmak da olan Mysticisme kelimesi de. bundan hemen hemen on beş sene kadar evvel dinî bir ma‘- ııada miista'meldi. Bir gîin Bergson la beraber Emile Ollivier nin evinde bulunduğumuz sırada Mystique kelimesinin hakikî ma'naşı üzerine uzun bir münakaşede bulunduk . Bu kelimenin yalnız dinî bir ma'ıusı ola bileceğine beni ikna* etmek için, Bergson, bir masanın üzerine yığılı «Dictionnaire»leri elime tutuşduruyordu. Ben o fikirde değildim. Çıinki Fransa İhtilâli [Révo­ lution Française] üzerine o günlerde bir kitab yazmışdım. Bu mu‘azzam faci'ada «Mysticisme« in temameıı galib, teıııametı miitefevvık rolünü bu kitabda gösteriyordum.

Şüphesiz kimsenin kana‘atını, imanını de- ğişdirmedim, fakat, bu gün eminim,ki muhaviı- lerle mübahasede daha ziyade muvaffakıvyot kazan,rıın ■

[ Somı var }

[ f] Bizim bir şaüriıniz dünyanın her tarafında ve her milFtde az çok fark ve tefaviitle hâkim olan bu haleti zihniyyeyi şöylece tavsiye ve terennüm elmişdir :

Hakka tafvizi umur et , ne elem çek, ne keder : Gelir elbette zuhura ne ise hükm i kader .

( Müessis sahibi : Dr. AB. Djevdet ) Mes’ul imtiyaz Sahibi avukat İrfan Bnıiıı

(11)

F « Idjtihad »

Ltq, 1 pour chaque 3 centimètres de..hauteur dans les colonnes de 1’ “Idjtihad,,. soit 3 X 8 centimètre carrés, par insertion .

Le prix des avis et annonces est encaissé après leur insertion, contre reçu dûment établi.

Les numéros de 1’ “Idjtihad,, dans lesquels les avis et annonces ont paru sont envoyés, aux intéressés, à titre gratuit.

Le prix des avis et annonces est de 1 Ltq au minimum, par insertinon .

Tarif de publicité dan»

‘A K L Î S E L İ M

Meşhur Ralıib M eslier nin V o lta ir e ta­ rafından hulasa edilen bu eseri Dr. Abdullah Djevdet B. tarafından ba‘zı mühim haşiyeler ‘ilâvesile Türkceye çevrlmiş ve basılmışdı.

Arab harflerinin kaldırılmasından bir az evvel tab‘ı hitam bulan bu kitab ilk iki, ay zarfında emsalsiz bir sür‘atle satılmış ve nus - hası azalmışdı . Bunun üzerine geçen sene ikinci def‘a ve yeni Türk harflerile de basıl - mışdır. Kitaba, mütercim, ba‘zı ma'nidar re - Bİmler ‘ilâve etmişdir ve bunlardan ilk basılış için yapılmış bîr danesini aşağıya koyıyoruz .

Eski harflerle basılmış nüshalar azaluıışdır 528 sahifelidir fi. 1 liradır. Yeni Türk harfle­ rile basılmış nüshalar 135 kuruşdur.

M evcııd ki ta İdari:

Kuruş

«lÇTÎHAD»Kütübhanesi

Aklı Selim ( Eski harflerle) 527 sahifeli 100 Aklı Selim (yeni Türk harflerile) 135 Rahib “Meslier„nin Vasıyyetnamesi 20 Ruh ul Ekvam (eski harflerle) 274sahife 100 Dün ve Yarm ( » » ) 254 » 100 İlmi ruhi ictima'i ( » » ) 287 » 50-Adabı mu aşeret rehberi ( Resimli, eski

harflerle ) 509 sahifeli 150

üiullame Teli 100

Dilmesti’i Mevlana ( Eski harflerle ) 50 Bir Zekâyi feyyaz (Eski harf ve resimli ) 25 Mekârimi ahlâkiyye veDin(Eski harflerle) 25 Karlı Dağdan Ses(AB. Djevdetin Şi‘irleri)100 Harb ve sözde İyilikleri (Eski harflerle)

219 sahifelik 100

Asırların Panoraması ( Eski harflerle,

resimli). 246 sahifelik 100

Felsefe’i istibdad ( Eski harf )A!fieri nin,

resimli 272 sahifeli 50

Ruba'iyyatı Khayyam ve Türkceye - tercümeleri. (Eski harflerle) resimli, 150

Persefon-Esatiri nefis bir menzume 75 Avrupa harbinin Psikolocyası (Eski harflerle)

resimli, 708 sahifelik 150

Bankalar ve muamelâtı (Eski harflerle) 50

Yollar ve İzler 50

‘Ameli Ruhiyyat 100

İngiliz Kavmi 150

Dimağ ve Melekâti 'akliye [Resimli] 200

İh tar : Haricden siparişlere yüzde yirmi

nisbetinde ta‘ahhndlu irsaliyye ücreti zam olunur. Siparişlerle beraber posta havalesi gönderilir. Havalenamenin vüsulu .günü iste­

nilen kitab ta'ahhudlu olarak postaya verilir.

C um huriyet M ücellithanesi

Babıâli caddesinde « Karagöz » ittisalinde . Ki­ taplarını hem metin bir suretde, hem mutedil

(12)

jjpjp* Bütün « classique » kitaplarla diğer neşriyyatı ve mektep levazımınızı

almak için

İsta n b u ld a B e y o ğ lu is tik lâ l ca d d e sin d e 4 6 9

numarada:

LA G R A N D E L İ B R A İ R İ E M O N D İ A L E

Miiessesesiııe müraca'at ediniz

Ş a r k i k arib in en b ü yü k v e ç eşid ler i en iyi in tih a l) e d ilm iş k ita b h a n esb v

Telefon: Beyoğlu: 2710

T ü r k iy e S A N A Y İ4 v e M A‘A I)İN B A N K A SI

Fabrikalarına ait

Y E R L İ M A L L A R P A Z A R I

İstanbul, Bahçe kapu Birinci Vakıf han Telefon : İstanbul : 517

Mağazada münhasiren bankaya merbut fabrikalar ma'mulâtmdan ipekliler ve döşemelikler yünlüler, battaniyeler, kostümlük kumaşlar, şallar, ipekli mendiller, ince ve kalın bezler, metin ve zarif bavul, çanta, kunduralar ve saire topdan ve perakende olarak satılır.

HEREKE MENSUCAT FABRİKALARI MA‘MULÂTI

Satış mahalleri :

Yalnız topdan Herekede Fabrika merkezi, İstanbul ve Ankara da

YERLİ MALLAR PAZARLARI

Perakende için İstanbulda Bahçe kapıda birinci vakıf han altında

YERLİ MALLAR PAZARI

A ıık a ra d a Ç ocuk S a r a y ı r a d d e sin d e

Yérli mallar pazarile İstanbul ve sa’ir vilâyetlerdeki bil'umum kuma^c* mağazalarından ve terzilerden talep ediniz.

T . C.

E M N İ Y E T

S A N D I Ğ I

Tiirkiyenin en eski millî bir müessese’! mâliyesidir . Muhtelif müddet ve fa’izle tevdiat baul ve Mücevherat ve Altın ve Gümüş ve Emlâk mukabilinde mutedil şeraitle para ikraz keder. Merkezi idaresi Cagaloglunda kâin dairei mahsusadır . Hiç bir yerde şnbesi yoktur.

»■ 4^ - + + - ^ 4» 4» 4» 44-4» 4»-#»- 4 4, 4 44 444 4» 4» 4» 4» 4» 4» -4» -4» 4» 4» 4» 4» 4» 4» 4» 4» 4» 4» ■

O s m a n l ı B a n k a s ı

K e p h a l g i n e

b a n q u e o t t o m a n e

Sermayesi W milyon İngiliz lirası.

Kaşeleri baş ağrısı ve her nevi4 ağrı için

Umumî merkez : Galata Telefon : B. 36 müessirdir. Tiirkiyenin her şehrinde şu‘beleıi vardır.

S A T t E

, ¿Her nevi ten v irat. ve kuvve’i muharrike te’sisatını, mötörleri, alâtı beytiyyeyi 6 - 18 ay vade ile. veresiye yapar ve satar. Telef. B. 4800

Öksürük ve boğaz hastalıkları

O x y m e n t h o l

P E R R A U D İN

Pastillerini alınız

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

İlk yapıldığı haliyle kubbenin daha şişkin olduğu ancak daha sonraki bir dönemden günümüze gelen kubbenin daha yayvan olarak yapıldığı görülmektedir..

Çoğunlukla sedimanter kayalar içinde bulunan fosilleri bu yazıya konu olan ve çok fazla göz önünde olmayan bir kaya olan çakmaktaşları içinde görmekteyiz....

D 32 3210 ELEKTRONİK VALF VE ELEKTRON TÜPLERİ İLE DİĞER ELEKTRONİK PARÇALARIN İMALATI D 32 3220 RADYO VE TELEVİZYON VERİCİLERİ İLE TELEFON VE TELGRAF HATTI

Geçen sezon kadrosundan Deniz Ataer ve Dilara Kaya’nın dışında tüm oyuncularıyla yollarını ayırdıklarını ifade eden Kırçiçeği Bodrum Basketbol Kulüp Başkanı

Yaşanacak gelişmeler çerçevesinde paritede 135 ve 136 seviyesi direnç, olası satış baskısının görülmesi durumunda 134 ve 133 seviyesi ise destek olarak takip

“İşte bu yüzdendir ki İsrailoğullarına (Tevrat'ta) şöyle bildirmiştik: “Kim bir canı, başka bir cana ya da yeryüzünde fesat çıkarmasına karşılık

İmam Hatip Liselerinden yetişenlerin ülkemiz için sorumluluk alan ve devletin stratejik hedeflerine katkı sunan insanlar olarak öne çıktıklarını ifade eden Köse

Müellifin mukaddimesine yazdıklarına ve Ta’lîk kavramı hakkındaki bilgi- lere dayanarak inceleme konusu ettiğimiz eser için Bulkînî’nin Talikatı şeklinde eseri vasfedecek