Sahİfe 10
A K Ş A M *
“Beni arayıp sormuyorsunuz, üç
gecedenberi hiç uyku uyumadım !„
Rusya muharebesi açıldığı va kit bu beş «H ekim » paşadan yal nız ikisi Mahmud Nedim ve Mit hat paşalar sağ idi.
Mahmud Nedim paşanın harb işlerinde alâkası olmadığına gö re Abdülhamid (Mithat paşayı harbin müsebbibi ve davetçisı göstereyim) derken diğer paşa ları da gelişi güzel harbi ilândan mesul tutuyor!
Rusya ile harb ilânında Mithat' paşa da İstanbulda değildi. Fakat artık o zaman bu harbden tevakki mümkün müydü?
Son günlerde Çar nezdine bir fevkalâde elçi göndermeğe rıza gösterilseydi buna da imkân bu lunması pek muhtemel görünür. Ancak Abdülhamid ile etrafın dakiler bu çareye tevessüle hiç yanaşmıyarak harb açmağı tercih ettiler.
Demek ki bu da «Hekim paşa lara», hele dördüne hiç alâkala rı olmıyan bir şeyi isnaddan iba ret kalıyor.
Abdülhamid muharebede bu lunan askerî erkân arasında yal nız «terakkipervrelere» tariz ediyor. Şüphe yok, ki bununla Sü leyman paşayı kasdeylemektedir. Amma muharebede silâh ve kuv vet feda eden yalnız Süleyman paşa mı idi? Abdülhamidin gözü ne yalnız terakkiperverlerin işle ri batıyor, demek!
Sultan Muradın ‘ cülûsundan sonra vaki olan Nisbetiye köşkü daveti meselesini sultan Murad devrine aid tefrikalarımda ve Abdülâzizin katli davasında taf sil etmiştim.
Bunda da olsa, olsa Hüseyin Avni ve Mithat paşalar alâkadar olabilirler. Halbuki Hüseyin A v ni paşanın bu daveti tehir ettir diği malûmdur.
Abdülhamid Fransa - Prusya muharebesi sonunda hezimetten istifade ile Pariste komün idaresi teessüs ettiği gibi Rus muharebe sindeki hezimetlerden istifade et mek istiyenlerin de saltanat ha nedanın imha tasavvuruna düş tüklerini beyan ediyor.
İki hadise arasında tarihî mü şabehet bulmak ancak Abdülha midin zihninde kabil olabilir !
Komün, Rejans... Bunların ma hiyetini bilmiyerek yalnız isimle rini işitmiş olduğuna hiç şühye caiz olmıyan Abdülhamid bunla rı istediği yerde kullanmakta, is tediği hadiselerle bunlar arasında mutabakatlar keşfetmekte kendi sini serbes bir salâhiyet sahibi addediyor...
Halbuki Nisbetiye köşkü dave ti yalnız Rus muharebesinin ilâ nından değil, kendi saltanatın dan da evvel olduğunu unutuyor! Daha doğrusu bu makamda iste diğini söylemek için tarihî hadi seleri ileri, geri çekmekte hiç bir mâni ve mahzur görmüyor!
Abdülhamidin tevbihnamesin- de mabeyin ile Babıâlinin ayrı birer devlet imiş gibi hareket ey lediğinin zikredilmesi «intakı hak» kabilinden değil m i? Ma beyin ile Babıâli ayrı birer devlet
imiş gibi bir hale gelmişler ise bundan şikâyete en az hakkı olan da bizzat Abdülhamiddir. Çün kü iki idareyi bu hale sokan an cak kendisi idi.
Yoksa Abdülhamid bu ikisinin bir olması için Babıâliyi resmen de ortadan kaldırmadığına kal ben müteessir mi idi!
Abdülhamid yirmi sene salta natından sonra Osmanlı devleti nin bir devlet olarak Şakasın dan dolayı Allaha şükrediyor!
Bunun ancak kendi himmet ve dirayetile kabil olduğunu anlat mak istiyor.
Abdülhamidin takib ettiği siya set rükünlerini ve yollarını şim diye kadar hayli izah ettik; bun dan sonra da bu siyaset tutum larının neticelerinden bahsetmeğe devam edeceğiz. Ancak Bu pa dişahın, siyasî muvaffakiyetleri ni sayıp dökerken ve kendini müdafaa ederken devleti aliyenin bakasım da kendi dehasına af feylemek yolundaki iddiası kar şısında:
Bizim şeyhin kerameti olur menkul kendinden! Demekten insan dilini alamı yor!
Ermeni vukuatı esnasında
Kâmil paşa birinci sadaretin den azlinden sonra evvelâ hakın- daki tazyik ve takibler bir müd det devam etti; sonra ya muhalif leri ilkaattan vazgeçtiler, ya A b dülhamidin Kâmil paşa yüzünden vehmi azaldı. Kâmil paşaya ara da iltifatlar edildi. Hattâ 1894 ağustosu içinde küçük şehzadele rin sünnetinde sarayda ziyafetler verilirken bir akşam Kâmil pa şa yalnızca davet olunudu.
Harem bahçesinde Abdürrez- zak efendi oyun veriyordu. Te maşasında Kâmil paşa Gazi Os man paşa serkarin Hacı A li bey padişah nezdinde bulundular. Kâ mil paşa bu vesile ile de taltif lere nail oldu.
Bundan sonra Abdülhamid Kâ mil paşaya emniyet ediyor gibi görünmeğe, siyasî işlerde müta lâasını sormağa başladı.
1895 te Sason ermeni vakası olmuştu.
Bir akşam ser karin Hacı Ali bey Kâmil paşanın konağına gel d i; zatı şahanenin kendisini gör mek istediğini söyledi. Kâmil paşa saraya gelince kapıda bek- Iiyen iki müsahib kendisini doğ ruca harem dairesine isal ettiler. İçeriye girince Kâmil paşa hün kârı yazı odasında, ayakta, pek telâşlı halde gördü. Abdülhamid derhal:
— Am an! Beni arayıp sormı- yorsunuz. Üç gecedenberi uyku uyumadım!
Dedi. Kâmil paşa padişahın iz- tırabına iştirak göstererek sebe bini anlamak istedi.
Hünkâr — İsyan eden Sason ermenilerinin gaddarane hareket lerini bana arzettiler. Âsilerin darb ve tenkili hakkında dör düncü ordu kumandanlığına bir telgraf yazılmasını emrettim. Me ğer başkâtib meali şiddetli bir
telgraf yazmış. Bunun icrası İn- gilterenin müdahalesini davet et ti. Ben vurulsun dedisem katliâm edilsin demedim!
Sözlerini söyledikten sonra başkâtib Süreyya paşayı biraz zem ve takbih etti.
(Abdülhamid bu meşhur tel- grafnameyi kendiliğinden yazdı ğını tasdik ettirmek için Süreyya paşayı pek ziyade tazyik eylemiş ise de her şeyi göze alan Sürey ya paşa buna yanaşmamıştır!)
İngiltere elçisi meselenin tah kiki için Sasona memur gönder mişti. Abdülhamid tahkikata Fran sa ve Rusyayı da teşrik etmek, sefaretleri temin eylemek isti- yodu.
Bunun için Kâmil paşayı İngi liz elçisi sir Filip Kürri nezdine gönderdi.
İngiliz elçisi gösterilen temina ta pek emniyet etmiyordu. Kâ mil paşa avdetle padişaha elçinin mütalâalarını bildirdi.
Bugünlerde Çevad paşa azlo- lunarak yerine Said paşa geti rilmişti.
Abdülhamid ser karin vasıtasi- le Kâmil paşaya:
(Bu defa hasbelicab tebeddül böyle olmuş ise de şûrayı devlet riyaseti sizin için açık bırakıldı.) haberini gönderdi. Geçmişi te fekkürle vükelâlıktan tevehhuş gösteren Kâmil paşa:
(Padişahımıza hizmet mefhare ti mucib ise de bendeleri resmî memuriyet emelinde değilim; böy le hariçte olduğum halde de efen dimize hizmet edebilirim.)
Cevabile teklifi geçiştirdi, (Devamı var)
Radyo
30 Nisan Salı
İstanbul, 17,30 İnkılâb dersi - Üni
versiteden nakil - Manisa saylavı Hik met, 18,30 Jimnastik - Bayan A zade Tarcan, 18,50 Muhtelif plâklar, 19,30 Haberler, 19,40 Bayan Kâzım - Keman solo, 20 Maliye bakanlığı namına k on ferans, 2 0,30 Demir caz, 21,15 Son ha berler - Borsalar, 21,30 R adyo orkest rası ile beraber Münir Nureddin Gür-
ses (Türkçe yeni eserler halk türküleri)
22 R adyo caz ve tango orkestraları.
Budapeşte, 550 m. 19,40 Plâk, 20,
20 amele yayımı, 20,50 Musikili sözler, 22,30 Piyano-viyolonsel konseri, 23,35 Kuintet konseri, 24 Çigan musikisi.
Viyana, 507 m. 19,55 Viyana ope
rasından nakil, Verdinin A ida operası, 23.20 Mandolin konseri, 24 Resmî ya yım, 24,15 Bando muzika, 24,30 Dans plâkları.
1 Mayıs Çarşamba
Budapeşte, 550 m. 18,20 Şarkılar,
ders, 19,30 Çigan orkestrası, 20,41 Ç o cuk programı, 21 Piyes, 22,45 Sözler, 23.20 Opera orkestrası, 24,25 Caz- band.
Varşova, 1 345 m. 19,45 Plâk, söz ler, 20,35 K oro konseri, 20,50 Sözler, 21 Opera parçaları, 22 Chopin konseri, 22,40 Senfonik konser, 23,15 H afif musiki.
Viyana, 507 m. 20,10 Ulusal A vus
turya musikili ve şarkılı yayım, 22,10 Viyanada 1 mayıs, 23,25 Akşam kon seri, 24,45 Kuartet konseri.
Bükreş, 364 m. 13 - 15 Duyumlar, 13,05 L.uca takımı, 14,40 Luca or kestrası, 18 Karışık asker muzikası, 19,15 Konser, 20,20 Rom en musikisi (Plâk ile ), 21,05 Carrnen koro heye ti, 2 1,50 Akşam konseri, 23,15 D u yumlar.
Taha Toros Arşivi