• Sonuç bulunamadı

T.C. İSTANBUL 13.AĞIR CEZA MAHKEMESİ ( CMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ ) DURUŞMA TUTANAĞI

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "T.C. İSTANBUL 13.AĞIR CEZA MAHKEMESİ ( CMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ ) DURUŞMA TUTANAĞI"

Copied!
35
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

İSTANBUL

13.AĞIR CEZA MAHKEMESİ

( CMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ ) DURUŞMA TUTANAĞI ESAS NO :2009/85

CELSE NO :2

CELSE TARİHİ :06.08.2009

BAŞKAN :KÖKSAL ŞENGÜN 20909

ÜYE :HASAN HÜSEYİN ÖZESE 28298 ÜYE :SEDAT SAMİ HAŞILOĞLU 37266 C. SAVCISI :MEHMET ALİ PEKGÜZEL 33954 C. SAVCISI :NİHAT TAŞKIN 36924

KATİP :BATTAL İNAL 120250

06.08.2009 tarihli oturum açıldı,

Tutuklu sanıklardan Hüseyin Keskin ve Levent Ersöz dışındaki tutuklu sanıklar cezaevinden getirildi bağsız olarak huzurdaki yerine alındı. Tutuksuz sanıklardan Tanju Güvendiren, Hüseyin Nazlı Kul, Adnan Bulut, Hurşit Tolon, Emin Şirin, Yüksel Dilsiz, Hatice Bahtiyar, Eren Mumcu, Murat Avar, Siyami Yalçın, Sinan Aydın Aygün, Erol Mütercimler, İlker Güven, Mahir Akkar, Selim Utku Gümrükçü, Evrim Baykara, Murat Ağırel ile sanıklar müdafilerinden,

Sanık Şener Eruygur ve Hasan Atilla Uğur müdafii Av. Zeki Aksoy, Sanık Mehmet Şener Eruygur, Hasan Atilla Uğur müdafii Av. Filiz Esen, Sanık Osman Gürbüz müdafii Av. Erdem Olgu, Sanık Osman Gürbüz müdafii Av. Savaş Kaya, İstanbul barosu gözlemcisi Av. Ömer Yasa, Türkiye barolar birliği yönetim kurulu üyesi gözlemcisi Av. Kadim Alkoç, Sanık Levent Ersöz müdafii Av. Ali Rıza Dizdar, Sanık Tuncay Özkan müdafii Av. Selami Melemşi, Sanık Tuncay Özkan, Birol Başaran ve Adil Serdar Saçan müdafii Av. Celal Ülgen, İstanbul Barosu gözlemcisi Av. Alev Tuna, Sanık Mustafa Balbay müdafii Av. Mehmet İpek, Sanık Doğukan Yorulmaz müdafii Av. Mehmet Ali Çerkez, Sanık Birol Başaran, Adil Serdar Saçan müdafii Av. Hüseyin Ersöz, Sanık Tuncay Özkan müdafii Av. Ahmet Çörtoğlu, Sanık Tuncay Özkan ve Adnan Bulut müdafii Av. Seçil Özdikmenli, Sanık Merdan yanardağ, Evrim Baykara müdafii Av. Oğuz Gür, sanık Ahmet Tuncay Özkan ve Mesut Özcan müdafii Av. Gizem Duygu Öcalan, Sanık Muzaffer Öztürk müdafii Av. Kıyasettin Azraklı, Sanık Ercüment Ovalı müdafii Av. Ahmet Durak, Sanık Gürbüz Çapan müdafii Av. Mehmet Danışman, Sanık Gürbüz Çapan müdafii Av. Özlem Nurdağı, Sanık Gürbüz Çapan müdafii Av. Erdal Çanakçı, Sanık Hüseyin Nazlı Kul müdafii Av. Semra Ertürk, Sanık Selim Utku Gümrükçü müdafii, Av. Nurettin Dicle Evren, Sanık Durmuş Ali Özoğlu, Erol Mütercimler, Hatice Bahtiyar müdafii Av. Cavit Subaşı, Sanık Durmuş Ali Özoğlu, Hatice Bahtiyar, Erol Mütercimler müdafii Av. Şule Gökyay, Sanık Birol Başaran, Erol Mütercimler müdafii Av. Bozkurt Nuhoğlu, Sanık Ahmet Hurşit Tolon müdafii Av. Köksal Bayraktar, Sanık Ahmet Hurşit Tolon müdafii Av. Dilek Helvacı, Sanık Ahmet Hurşit Tolon müdafii Av. İlkay Sezer, Sanık Ahmet Hurşit Tolon müdafii Av. Mahmut Cengiz Sarıbay, Sanık İlker Güven, Levent Temiz müdafii Av. Erkan Aydemir, Sanık Ali Özoğlu, Hatice Bahtiyar, Hamza Demir İbrahim Özcan, Mehmet Ali Çelebi Kemal Aydın, Neriman Aydın, Noyan Çalıkuşu, Engin Koç ve Eren Mumcu vekili Av. Ahmet Gök, Sanık Sinan Aydın Aygün müdafii Av. Mehmet Asım İplikçioğlu, Sanık Sinan Aydın Aygün ve Ferda Paksüt müdafii Av. Bülent Hayri Acar, Sanık Emin Şirin müdafii Av.

Ömer Teker’in geldikleri görülmekle, huzurdaki yerlerine alındı.

Bu arada tutuksuz sanılardan Merdan Yanardağ, Doğukan Yorulmaz Ercüment Ovalı, Levent Temiz’in geldikleri görülmekle huzurdaki yerine alındı.

Açık yargılamaya devam olundu.

(2)

Geçen oturumda mahkemenin bir üyesi ve de mahkemenin tamamına yönelik reddi hakim talepleri konusunda İstanbul 14 Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ret taleplerinin reddine karar verildiği anlaşıldı. Geçen oturumda kimlikleri tespit edilemeyen sanıkların kimliklerinin tespitine geçildi. Hasan Atilla Uğur, efendim söz hakkı olduğunda verilecek size, size bildirilecek tutanakta mı yanlışlıktan bahsettiniz. Onu geçeriz zapta geçeriz. Size söz verildiğinde zapta geçeriz alırız.

SANIK HASAN ATİLLA UĞUR: Ramazan Ali ve Aysel den olma, 19.12.1957 doğumlu, Karaman Merkez, Hocam Mahmut Mah. nüfusuna kayıtlı, 42. Cadde, Çağlayan Apt. No: 23 Çukurambar / Ankara adresinde oturur. Evli, iki çocuklu, Harp okulu mezunu, sabıkasız, Emekli asker, aylık ortalama geliri 3500 TL, başka geliri yok, ikameti kendisine ait değil, sosyal güvencesi Emekli Sandığı olduğunu beyan eder. “

SANIK MUHAMMET MURAT AVAR: “Mehmet Serecattin ve Nahide’den olma, 10.05.1980 doğumlu, Erzurum Merkez Aşağı mumcu mah. Nüfusuna kayıtlı, Milli egemenlik cad.

Özdoğu kent yapı kooperatifi C4 blok kat 4 daire:2 Aziziye/Erzurum, adresinde ikamet eder.

Bekar, öğrenci, sabıkasız, gazetecilik yapar, aylık ortalama geliri asgari ücret, başka geliri yok, ikameti kendisine ait, sosyal güvencesi olmadığını beyan eder.”

SANIK SİYAMİ YALÇIN : “ Ömer ve Latife’den olma, 20.02.1968 doğumlu, Erzurum Yakutiye Köşköy mah. Nüfusuna kayıtlı, Osman Bektaş mah. Öz zambak yapı kooperatifi A blok 1/1 Palandöken/Erzurum adresinde ikamet eder. Evli, iki çocuklu, üniversite terk, işsiz, sabıkasız, ailesinin yardımıyla geçinir, ikameti kendisine ait değil, sosyal güvencesi SSK’lı olduğunu beyan eder. “

SANIK EREN MUMCU: “ Kenan ve Sevinçten olma, 16.04.1985 doğumlu Trabzon Akçaabat Meydan Kaya köyü nüfusuna kayıtlı, Dağ ve komando tugay komutan yardımcılığı Yüksekova/Hakkari adresinde ikamet eder, bekâr, yüksek okul mezunu, subay aylık ortalama geliri 2500 TL. Başka geliri yok. Sosyal güvencesi Emekli sandığı olduğunu beyan eder.

Sanık Mustafa Balbay söz istedi verildi : “tabi biz şu anda kendi ifademizi daha doğrusu sorgumuzu hazırlamak üzere cezaevinde hazırlıklarımızı yapıyoruz, ama tabirimi hoş görün deyim yerindeyse adaleti biraz mumla aramaktayız. Çünkü elektrikler yok. Akşamları çok seyrek geliyor. Belki doğrudan kurumumuzun sorunu olmaya bilir. Ama 28 Temmuz gününden bu yana elektrikler yok cezaevinde efendim. O nedenle şu anda hem hakkımızdaki kamuoyunda yer alanları çok yakından ilgilenemiyoruz. Çok yakından öğrenemiyoruz. Sizin de bildiğiniz gibi bu dava hem burada Silivri de hem de medyada devam ediyor. En azından medyada devam edenleri bilmemiz öğrenmemiz gerekmekte medyada süren yanıyla ben bir gazeteci olarak şu anda görevimi deyim yerindeyse haftada iki gün yazı yazmaya çalışıyorum. Cezaevi koşullarında adalet bakanlığına yazdığım yazıda dediler ki sizler cezaevi koşullarında öteki tutuklu ve hükümlülere tanınan hakların dışında bir şey olamaz dediler ben de kabul ettim. Bir ayrıcalığı zaten istemiyoruz. Bir gün mektup gönderiyorum onunla gazetedeki yazılarıma sürdürebiliyorum.

Ancak bu elektrik yokluğu geçen oturumda bilgisayar konusundaki olumsuzluk size iletilmişti.

Şimdi bilgisayardan bir durum daha geldi elektrik yokluğuyla karşı karşıyayız. Bu durumu hem dile getirmek hem de 3. iddianamenin de gündeme gelmesiyle birlikte gerçekten bir an önce sorgumuzu vermek ve hakkımızdaki iddialara yanıt vermek arzusundayız. Ve bunu yapabilmemiz içinde gerçekten biraz adaletin olabildiğince hızlı işlemesini bir an önce sorgu aşamasının başlaması arzusundayız. Cezaevi koşullarından sizin dikkatinizde olması dileğindeyiz. Çünkü 28 Temmuz günü saat 18 sıralarında giden elektrik çok ara ara veriliyor. Bazen jeneratörle veriliyor.

Elektrik geliyor televizyonlar yok. Yani televizyonlar bazen günde bir saat televizyon oluyor sonra tekrar gidiyor. Böyle bir durumdayız efendim yani şu anda. Duruşmaya hazırlanan kişiler olarak.

Özellikle tabi sizler mahkeme olarak bir karar aldınız dediniz ki terör örgütü denmesin iddia olunan densin buna rağmen medyada bire bir terör örgütü olarak sunulması bu davanın, bir terör örgütü davası sanki önceden kesinleşmiş bir hüküm gibi ortaya atılması ve bunun gazetelerde yer alması bir gazeteci olarak doğrusunu isterseniz beni de ayrıca yaralamakta hiçbir yanıt verme

(3)

ortamımızda olmamakta. Bunun en sağlıklı zemininin hukukun içinde bu zeminde olacağını düşünüyorum. Ancak bunun gecikmesinin de bizi ayrıca yaralayacağını düşünmekteyim efendim.

Bir gazeteci olarak kesinlikle medyaya bir haber sansürü konmasını bir yasak kesinlikle arzu etmiyorum tam tersi tabiî ki olabildiğince olayları vermeliler ama henüz mahkemenin bile kesinleşmemiş dediği terör örgütü demeyin dediği bir davadan şu anda bir önceden hüküm verilmiş havasının sürmesi de ayrıca bizi yaralamakta etkilemekte ve bir birinden çok farklı davaların aynı potaya getirilmesi de kamuoyu da kamuoyunda bir bilgi kirliliği yaratmakta özeti bizim en temel arzumuz efendim bir an önce sorgunun başlaması ve bu iddialara yanıt verme ortamının oluşmasını arzu ediyoruz efendim teşekkür ediyorum, sağ olun “

Sanık Emcet Olcaytu söz istedi, verildi : “ Tutanaklara ilişkin itirazım var onu heyetinize bildirmek istiyorum. Oraya geçmeden önce Sayın Mustafa Balbay’ın beyanına ilaveten ben de aynı durumda olduğumuzu kayda geçirmek açısından söylüyorum. Geçen celse söylediğimiz savunmamızı zorlaştıran ortama bir de elektrik yokluğu eklendi. Bu cezaevi yapıldığında Ortadoğu ve balkanların en büyük cezaevi diye methiyeler düzülmüştü ama bizim şu anda fiilen yaşadığımız yer Ortadoğu ve balkanların en büyük mağarası durumunda elektriğimiz yok. O nedenle suyumuz yok, buzdolabında ilaçlarımızı saklayabilecek ortamda değiliz. Bunlardan tabiî ki siz doğrudan sorumlu değilsiniz ben geçen celse ki taleplerimi ilave olarak yeni zuhur eden bir neden olduğu için bunu ekliyorum. Ancak söz aldığım tutanaklarla ilgili doğrudan doğruya heyetinizin sorumluluğundadır. Duruşma tutanakları hakkında herkesin bir fikri var. Benim de bir fikrim var. Ben duruşma tutanaklarında bugüne kadar 15-16 tane yan yana nokta, nokta, nokta konulup ondan sonra konuşmanın devamının tutanağa yazıldığını hiç görmemiştim. 20 Temmuz günlü duruşma tutanağının 15. 17. ve 32. sayfasında bahsettiğim şekilde “

Mahkeme Başkanı :” 17 ve 32’mi dediniz “

Sanık Emcet Olcaytu : “ 15, 17 ve 32. sayfalarında zaten sayfayı açtığınızda o nokta noktalar kendisini gösteriyor. Benim bildiğim duruşmada bir kelime yanlış yazıldığı zaman bile yanına parantez açılır bir kelime çizildi denir. İki kelime çizildiği zaman iki kelime çizildi denir. Bu nokta nokta olarak tutanağa yazılan daha doğrusu yazılmayan nedir bu kelimeleri biz ne şekilde tahmin edeceğiz. Siz ne şekilde değerlendireceksiniz tutanağı bu gerçekten çok şaşılacak bir durum. Yasaya göre bu tutanaklar bize verilmeden önce her halde heyetinizce okunmuş heyet başkanı eğer meşgul ise onun yerine en kıdemli hakim tarafından imzalanmış olması gerekir. Bu dosyadaki tutanağı göremediğimiz için şimdi bu konuda bir beyanda bulunamıyorum. Ama bunun imzalanmış olması bence mümkün olmamalıydı. Kaldı ki, sadece bununla da sınırlı değil.

Tutanaktaki yasaya aykırılıklar ben geçen celse demiştim ki bilgisayarla ilgili size de bu mümkün mü bu kadar kısa sürede iddianameyi okumamız mümkün mü? Dedim ben ne dediğimi biliyorum.

Tutanağa bakıyorum bu kadar sürede okumamız mümkündü. Olur mu bu? Benim söylediğim tam tersi ben burada savunma yapacağım iddiayı reddedeceğim kabul etmiş gibi yazılacak tutanak.

Böyle bir şey olabilir mi? olamaz. Kaldı ki, sadece bunlarla da sınırlı değil. Bakın bizim tutanağımızı tape eden kişi kamera diyemiyor. Kamara, kamara diye geçiyor. Onun sayfa numaraları da var. Bir yerde avukat arkadaşımız demiş ki gözünü kırpmadan şu konuda mücadele etmiştir. Gözünü kıkırdatmadan diye geçmiş tutanağa yine bir vekil arkadaşımız korsakof hastalığı nedeniyle vaktiyle yapılan tahliyelerden bahsetmiş bu tutanağa kostahorsolf diye geçmiş. Şimdi bu tutanağı tape eden kişinin kültürel birikiminin yeterli olmadığı da düşündürüyor ama bunun altında sizin imzanız var. Bunlardan doğrudan doğruya heyetiniz sorumludur. Bu tür yanlışlıklar nedeniyle benim daha sonra söz alıp da bur duruşmada yapılan görüntü ve ses kaydı avukatlarımızdan gizli midir? Şeklindeki soruma ve bu konuda mahkemenin bizi aydınlatmasına ilişkin talebimle ilgili savcılık mütalaasında diyor ki, efendim bunların CD’lerinin verilmesi yasaktır reddine. Ben böyle bir talepte bulunmadım ki, ben size şunu sordum.

Bu görüntü ve ses kayıtlar bizden veya müdafilerimizden gizli midir? İşte bu talebimin haklılığı çıktı. Benim müdafiim ben bunlara itiraz ediyorum şimdi. Tutanağı siz imzalamışsınız benim bu

(4)

itirazımı nasıl karara bağlayacaksınız. Benim müdafiimin yokluğunda mı buna bakacaksınız? Ben bu görüntüleri CD’leri verin demedim ki, ama hiç olmazsa mahkemenin nezaretinde benim müdafiim bu tür tutanağa yapılan itirazlarda ses ve görüntü kaydını inceleyemeyecek mi?

izleyemeyecek mi? biz tutanaklara neye göre itiraz edeceğiz. “

Mahkeme Başkanı :” efendim siz daha önce o konuda karar aldınız mı mahkemeden “ Sanık Emcet Olcaytu :” talepte bulundum. “

Mahkeme Başkanı :” talepte bulundunuz mahkeme o konuda size bir karar verdi mi? “ Sanık Emcet Olcaytu :” vermedi de savcılık tutanaklara bu şekilde sözlerini “

Mahkeme Başkanı :” lütfen lütfen karar verilsin, ondan sonra o konuya geçelim.”

Sanık Emcet Olcaytu :” şunu söylemek istiyorum, şu nedenle girdim bu konuya, bizim tutanaklarda söylediklerimiz değiştirildiği için demek ki savcı bunu meğerse biliyormuş değişeceğini çıkıp mütalaasında diyor ki, CD’lerinin verilmesi konusundaki talebinin reddine.

Böyle bir talepte bulunmadık ki biz. Bir de fazladan böylece söylediklerimiz çarpıtılmış oluyor. “ Mahkeme Başkanı :” o kayıtların ana amacı bu tarz yanlış zabıtlara geçirilmesini engellemeye yönelik. Veya geçirilmiş ise bunun düzeltilmesini kolaylaştırmak amacına yöneliktir.”

Sanık Emcet Olcaytu :” tabi haklısınız ama ondan önce usulde bir hüküm var tutanaklar duruşmayı yürüten heyet başkanınca imzalanır diyor efendim. bu imzalanırken okunmuyor demek ki, veyahut da okunsa bile korsakof hastalığını kostahorsof diye heyet anlıyor. Ve buna itiraz etmiyor. O boşluklara 3 ayrı yerde boşluk var. Bu heyetin demek ki dikkatini çekmiyor. Bu açıdan da talebimin değerlendirilmesini bekleyeceğim. Bu talebimi şuraya bağlayacağım.

Tutanakta bir yasaya aykırılık daha var kanaatindeyim bunu siz değerlendireceksiniz bu görüntü ve ses kayıtlarını tape eden kişi kimdir tutanağa bakıyorum başkan, üye, üye, Cumhuriyet savcısı, Cumhuriyet savcısı, kâtip hakkı Keleş bey teknik eleman mı? tape eden midir? Hayır.

Belli ki bunu tape eden birisi var. Kimdir teknik elemanın adının tutanağa yazılması gerekmiyor mu? Dava dosyalarını inceleyemediğimiz için bununla ilgili bir yemin zaptı var mı? Kimdir? teknik eleman biz bunu bilmek zorundayız. Daha doğrusu hakkımız yasa bunu emretmiş biliyorsunuz usulde açık hüküm var. “

Mahkeme Başkanı:”efendim tape eden arkadaşlarımız orada yazan kâtip arkadaşlarımızdır. “

Sanık Emcet Olcaytu :” bu o zaman teknik elemanla ilgili bir belirleme yok. “

Mahkeme Başkanı :” kâtip arkadaşlarımızdır kalemde görevli kâtip arkadaşlarımızdır. “ Sanık Emcet Olcaytu :” o zaman, o zaman efendim demek ki kâtip arkadaşımız duruşma tutanağında böyle 15,20 tane nokta konmayacağını bilmiyor. Biz o zaman onun yeterliliği konusundaki şüphemizi kanıtıyla birlikte heyetinize arz etmiş bulunuyoruz. Tutanaklarla ilgili yasanın aradığı şartların yerine getirilmesi konusunda heyetin alacağı tedbirler varsa bu konuda talepte bulunuyorum söyleyeceklerim bu kadar. Teşekkür ederim. “

Sanık Ahmet Tuncay Özkan söz istedi verildi :” sayın başkan değerli hazurun çok kıymetli katılımcılar, tutanakla ilgili başlamak istiyorum bende benim adım Ahmet Tuncay Özkan tutanağa Tuncay Güney olarak geçmişsiniz onu yakalayıp getirebilirseniz ben de çok memnun olurum mutlu olurum sizin ona vereceğiniz sorulara yanıt alabilirsek çok sevindirirsiniz efendim beni de çok mutlu olurum Tuncay Ahmet Tuncay Özkan’ım ben Tuncay Güney değilim benim müdafilerimde orada onlarda Tuncay Güney müdafii değil Ahmet Tuncay Özkan müdafileri, düzeltilmesini rica ediyorum efendim. Ayrıca geçen celse bıraktığımız yerden devam ederek suçumu öğrenmek istiyorum. Delilleri zamanı ve yeriyle ilgili olarak iddianamenin tamamını okudum. Üniversite mezunuyum 26 yıllık gazeteciyim yılda 10 tane iddianame okurum. 15 kitap yazdım. 5 bin sayfa makalem var. Yazmaya okumaya devam ediyorum. 28 bin kitaptan oluşan bir kütüphanem vardı. 5 binini polisler parçaladı kitapların gerisi geme bende okumaya devam edeceğim. İddianamede 311,312 yani Türkiye Büyük Millet Meclisini teşekkül oluşturarak cebir ve şiddet kullanarak çalışamaz hala getirmek ortadan kaldırmak suçunu işlemekle ilgili suçlamanın

(5)

fiili hukuki nedenlerini bu suçun ne zaman kiminle işlediğimi hangi tarihte işlediğimi göremedim efendim. Siz gördüyseniz siz sayın yargıçlardan rica ediyorum. Hatta iddianameyi çok iyi inceleyen Sayın Haşıloğlu bana bu konuda yardımcı olursa çok memnun olurum kendisine müteşekkir kalırım. Ayrıca 314 ben bu örgüte ne zaman katılmışım. Hangi tarihte katılmışım, kimler beni almış, hangi prosedürle dahil olmuşum, dahil olduktan sonra bu silahlı terör örgütüyle ilgili olarak ne yapmışım bununla ilgili bilgilerin bu iddianamede yer alması gerekirdi yer almamaktadır. Bunlarla ilgili bilgilerin ve bu konudaki suçlamanın hukuki fiili nedenlerinin bana yasalarda yazdığı şekilde yüzüme karşı okunmasını talep ediyorum. Ayrıca 6136 sayılı yasaya göre bende ateşli silah ruhsatsız silah mermi bomba o borulardan toprak altında çıkanlardan çıkmamıştır efendim. İddianamede var olduğu iddia edilmektedir. Bu silah nerdedir? Balistik incelemesi nerdedir bunu kim yapmıştır nereye saklamıştır? Bu iddianamede yer almayan silah bana nasıl tevdi edilmiştir bunu öğrenmek istiyorum. Hakkımdaki atılı suçlamaların hukuki fiili nedenlerini yer tarih ve kişi adlarıyla birlikte öğrenmek istiyorum. İddianame okunmadan öğrenmek istiyorum. Savunmamı buna göre yapmak istiyorum. Ayrıca hakkımdaki dinleme kararlarının önleyici dinleme kayıtlarının dinleme uzatma kararlarının iletişim döküm bilgilerinin dava dosyasında bulunması gerekirken bulunmadığını gördüm bunların getirilmesini talep ediyorum. Beni kim niye dinlemeye başlamıştır? Nasıl dinlemiştir? uzatma kararları nasıl alınmıştır? Bu dinlemelerle ilgili olarak kuvvetli suç şüphesi nasıl ortaya çıkmıştır. Siz bu kuvvetli suç şüphesine nasıl kapıldınız? Tuncay Özkan’la ilgili olarak bir terör örgütünün üyesi olduğuna dair kuvvetli suç şüphesi sizde nasıl uyandı? Neye göre uyandı? Bir adam 9 ay boyunca hangi dinleme kararı gerekçesine dayalı olarak dinlendiğini bilme mi? bunun fiili dökümleri dosyada bulunmaz mı? Gelen iletişim tespit tutanakları dosyada neden yoktur? Önleyici dinleme kapsamındaki dinlemeler neden yoktur? Bunlar neden saklanmaktadır? Bunlar benim suçumsa ben bunları öğrenmek istiyorum. siz bunları görmeden benimle ilgili kararı nasıl verdiniz sayın yargıçlar? Beni neden tutuklu tutuyorsunuz burada? Kuvvetli suç şüphesini sizde uyandıran şey nedir? Bu dinleme kararları yasalara uygun mudur? Buna baktınız mı iddianameyi kabul ederken? Dosyada bulunmayan hangi bilgiye dayanarak benimle ilgili olarak kuvvetli suç şüphesi sizde uyandı? Bunları öğrenmek istiyorum. İnceleme CD’lerinin hiç birisi iddianamede bulunmasına rağmen bizde yoktur verilmemektedir. Defalarca başvurmamıza rağmen verilmemektedir. Size bir sorum olacak efendim siz bilirkişi atadınız mı? Mahkemeniz bir bilirkişi atadı mı? Atadınız mı efendim? Bir bilirkişi ataması yaptı mı mahkemeniz? Ben devam edeyim “

Mahkeme Başkanı :” dinliyoruz sizi, sizi dinliyoruz devam edin “

Sanık Ahmet Tuncay Özkan :” özür dilerim, ben sizin bir bilirkişi ataması yapıp yapmadığınızı öğrenmek istiyorum başkanım”

Mahkeme Başkanı :” buyurun devam edin siz “

Sanık Ahmet Tuncay Özkan :” ben bir bilirkişi ataması görmedim. Sizin yapmadığınız bir incelemeyi yaparak bana PKK’lı deme cüretini gösteren beni PKK’lı gösteren kişiler kimdir efendim? Savcılık bilirkişi ataması yoktur bu kişilerle ilgili olarak. Ama 248. klasörün a bendinde Ergenekon terör örgütü ve PKK bağlantılı diyerek benim adım 17. sırada yazılmaktadır.

Suçlamada şudur. Bir avukatla görüşmüşüm bir kitap yazarken doktora çalışması yapıyorsunuz, Sayın Haşıloğlu görüşmez misiniz bir avukatla? Uluslar arası çapta bir kitap yazıyorsunuz Abdullah Öcalan nasıl yakalandı? Abdullah Öcalan’ın kendisine gidip ulaşma imkânım yok.

Kiminle görüşeceğim? Avukatıyla görüşeceğim. Operasyon diye bir kitap yazdım bir milyon adet sattı. Kitap Farsça, Arapça, Kürtçe ve İngilizceye çevrildi ve yayınlandı. Uluslar arası anlamda ajanslarla anlaşmam var. Burada avukatlarıyla görüşmüşüm ve bir televizyon programında demişim ki, efendim Abdullah Öcalan’dan Kürt sorunu çözülürken yararlanmak gerekir. Bilirkişi ataması dahi dosyada bulunmayan 5 bilirkişi tarafından PKK’lı olarak gösterildim. Bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunuyorum. Ben PKK’lı değilim asla hiçbir terör örgütüne üye olmadım. Ben Türkiye Cumhuriyeti anayasasına bağlıyım. Terörü insanlık suçu kabul ederim. Bu

(6)

suçlamayı yapanlara iade ederim. Bu kişiler bilirkişi değildir. Bu kişilerin 248/a’daki raporu derhal oradan çıkartılmalıdır efendim. Bu suçtur. Sizin atamadığınız savcıların yetkilendirmediği bir bilirkişi ne hakla oraya 5 tane polis memuru hem de nerden biliyor musunuz? Benim soruşturmamı yürütmekle görevlendirilmiş terörle mücadele şubesinden 5 polise savcı yaz diyecek o da teröristtir diye yazacak bende sizin karşınızda bütün Türkiye Cumhuriyetinin karşısında dünyanın karşısında terör suçlusu olarak yer alacağım. PKK terör örgütüne destekçi olarak yer alacağım. Asla reddederim efendim. Reddederim asla kabul etmem. Asla bu uğurda canımı veririm. Değil savcı hiç kimse beni bununla ilişkilendiremez. Reddederim gözaltına alınmamla ilişkin üstelik sayın başkanım Ceza Muhakemesi Kanununun 63,64 ve 65. maddeleri bu uygulamayı suç saymaktadır. Suç saymaktadır, 5 tane terörle mücadele şubesi polisine vereceksiniz yetkiyi hadi Tuncay Özkan’ı PKK’lı yap, sizde bu iddianame ve eklerini kabul edeceksiniz ben de PKK’lı olacağım öyle mi? dünya üstüme gelse kabul etmem. Asla asla asla, atanmamış bilirkişi yetkinliği bulunmayan benim gibi bir adama PKK’lı diyebilecek kişiler hakkında suç duyurusunda bulunuyorum efendim mahkemeniz bunu değerlendirsin. Üstelik de bunları yasa dışı olarak atayan kişiler hakkında da savcılar hakkında da mahkemenizi suç duyurusunda bulunmaya çağırıyorum. Cep telefonum bilgisayarlarımın hard diskleri bir sabaha karşı basıldım alındı götürüldü. Hala bana verilmiş değil. Hala ne aranmaktadır. Neden teslim edilmemektedir.

Cep telefonum örneğin neden verilmiyor? Örneğin bilgisayar hard disklerim neden verilmiyor?

Oysa 135’e göre örneklemesi çıkacak bana imajı ya kendisinde kalacak ya da imajı bana verecek alacak. Yok, onu da yapmadı. Hard disklere el koydu gitti. Ve Mehmet Fırıldak, pardon Işıldak imzalı bir yazıda bana diyor ki, ben bunu sana bir ay sonra teslim ettim. Daha geçen hafta verdin bana, daha geçen hafta getirdin teslim ettin 2-3 tane hard diski nasıl sizi kandırabiliyorlar efendim? Bunlar nasıl yalan yazabiliyorlar bunlar devlet görevlisi değil mi? bunlar başka bir Cumhuriyetin çalışanları mı? Başka bir Cumhuriyetin memurları mı? Nasıl yapabiliyorlar? Bu konuda efendim suç duyurusunda bulunuyorum. Ve bilgisayar hard disklerimin ve cep telefonumun iadesini talep ediyorum, mahkemeniz karar vermezse verilemezmiş efendim. Ben 11 aydır tutukluyum gizli soruşturmacı talep ve kararlarının ve bunlarla ilgili raporların dosyaya çağrılmasını dosyaya getirilmesini talep ediyorum efendim. Çünkü gizli soruşturmacı kullanıldığına dair iddialar var hakkımda, benimle ilgili olarak, bunların getirilmesini talep ediyorum. Ayrıca arama nedenini oluşturan CMK’yı okudum, çalıştım “

Mahkeme Başkanı :” o dilekçenizi verecek misiniz bize “

Sanık Ahmet Tuncay Özkan :” dilekçe değil efendim notlarım onlar. Şimdi sayın başkanım aramanın nedenini oluşturan fiil Ergenekon terör örgütüne üye olmak. Bu bir fiil midir sayın başkanım? Mahkemeniz bu fiili kabul ediyor mu? Ediyor musunuz efendim? Sayın başkanım burada Ergenekon terör örgütüne üye olmak aramanın nedenini oluşturan fiil. Bu mudur efendim.

Buysa reddediyorum efendim. Buraya aykırı efendim Türkiye Cumhuriyeti anayasasına CMK’ya aykırı nasıl verilir efendim böyle bir şey olabilir mi? bu usul hatasının giderilmesini talep ediyorum. Artık bütün bu işlemler yasa dışıdır efendim. Böyle bir yargılama yapılamaz. Beni nasıl yargılayacaksınız? Şimdi siz sonuçta vereceğiniz kararı baştan veren bir yargı heyetinin arama kararını alıyorsanız esas olarak o zaman bu iş baştan sakatlanmıştır. Hani zehirli ağacın meyvesi de zehirliydi. Hani hukukun temel kaidesiydi? Bunu nasıl aldırabilirler bir yargıca? Sayın İdris Asan, 9 Ağır Ceza Mahkemesi bu kararı vermiş, bu kararı veriyor. Peki, ben soruyorum hukuki fiil nerde? Peki, vermiş bu konudaki kararı sayın başkanım, arama el koyma inceleme ve soruşturma diye bir karar duydunuz mu daha önce? Var mıdır hukukta böyle bir şey olur mu efendim? Arama Yapacaksınız arama el koyma inceleme ve sorgu kararını birlikte vereceksiniz bir metinde vereceksiniz olur mu efendim? Böyle bir şey duyuldu mu daha önce? İşte burada Tuncay Özkan’ın arama ve el koyma kararı. Ama ne diyor? İlişki içinde olduğuna ilişkin kuvvetli şüphenin bulunduğu şüphelinin ifadesinin alınıp diğer şüphelilerle aynı zamanda sorgulanması, ne oluyor? Bu nasıl karar? Hani bu kararların hukuk dili sayın başkanım? Hani bu kararların

(7)

yasalara uygunluğu? Hani bunların hukuka uygun olması hali? Nasıl olacak bu? Biz bu sorunu nasıl çözeceğiz? Başlarken zehirli ağaç meyveyi de zehirledi hukuksuzluk geldi oturdu gündeme bu usul hatalarıyla esastan olayı değiştirecek usulü ortadan kaldıracak hukuk hatalarıyla bu işin içinden nasıl çıkacaksınız? Şimdi buna dair bu karara dair verilmiş arama el koyma inceleme ve sorgulamayı geçerli sayacak mısınız efendim? Asla mümkün değildir asla mümkün değildir efendim. Anayasanın 20,21 CMK’nun 116.117.119.127’ye göre başka bir ildeki arama İstanbul’daki mahkeme tarafından ya da savcılık tarafından 250’ye göre yapılır mı yapılmaz mı sayın başkanım? Karar vereceksiniz Türk hukuku bakın HSYK üyesi bile soruyor ben bilmiyorum bu durumda biz ne yapacağız diyor. Karar vereceksiniz diyeceksiniz ki evet ben öyle bir mahkemeyim ki, bu kitaplar bana dar gelir ben Ankara’da Hakkâri de her yerde aramayı ben yaparım Ankara’daki 250’ye göre kurulmuş mahkemede öyle mahkemedir savcılıkta öyle savcılıktır. Hakkımda verilen kararların tamamı Ankara dışındaki aramaların tamamı buna dayandırılmıştır. İstanbul’dan verilir mi verilmez mi karar siz karar vereceksiniz başkanım. Ayrıca 127’ye göre el koy peki, getir peki 1 ay sonra 134’e göre incele. Hadi nasıl yaptık biz bu işi? Hani bu iş öyle olmayacaktı. Hani hukuka uygunluk hani usule uygunluk aldık 127’ye göre götürdük. 1 ay sonra aklımıza geldi açmışız kopyalamışız her şeyi yapmışız. Bir ay sonra hadi bir de 134’ten karar çıkartalım. Peki, bu kararları alan yargıçlar nasıl veriyorlar bunları? Bunlar nasıl kararlar hepsi burada hepsi dosyada açıp baksanız göremezsiniz ama. Çünkü ekip kurmanız lazım 248 klasörü dökmeniz lazım döktüklerinizi birleştirmeniz lazım bunu da 3 ayda yapmanız lazım. Şimdi 3. iddianamede 1 ay süre verdiniz nasıl yapacaklar bilmiyorum. Biz ne olacağız onu da bilmiyorum. Sizden başka mahkeme bunlara bakamaz mı onu da bilmiyorum. Vallahi yandılar.

Ben 4 ayda zor çıktım işin içinden. 4 ay zor çıktım. Şimdi bu usul hataları dikkate alınarak bu kararların tamamının delil olma hükmünün yok sayılmasını istiyorum efendim. Şimdi efendim 183’e göre siz ses ve görüntü kaydı alınmasına izin vermiyorsunuz. Diyorsunuz ki yasanın hükmüdür ben buna uyarım. Ama 219’a göre duruşma tutanağı oluştururken ses ve görüntü kaydını kolaylık olması netlik olması açısından uygun görüyorsunuz. Ama gördük tutanakta Tuncay Güney yargılanıyor burada. Bundan daha vahim bir şey yok. Ahmet Tuncay Özkan değil Tuncay Güney yargılanıyor. Altındaki imzalar tam. Nokta nokta noktalar duruyor aynen yerinde.

Ve bana sorarsanız maddenin ileri hallerinde teknik bilirkişi olarak burada oturan herkesin de isminin yer alması gerektiğini düşünüyorum. Ben hukuk cahiliyim sadece kitaptan okuduğumu söylüyorum. Siz uygulamadaki insanlarsınız doğrusunu bilirsiniz ama bana göre o teknik bilirkişi olarak oturan arkadaşlar yani sizin arkanızdaki kamerayı size sormadan kullanan arkadaşların orada adının bulunması lazım. Bulunmazsa eksik olur diye düşünüyorum. Bir talebim var talebim de şudur siz geçen oturumda askeri çağırın Tuncay Özkan’ı dışarı atın dediniz mi? demediniz.

Ama gazetelerde hem de çok saygın gazetelerde askeri çağırın Tuncay Özkan’ı dışarı atın diye yazıldı. Duymuyor arkadaş kastı yok. Yanlış haber vermek istemez. Ama duymuyor yeterli bilgiye ulaşamıyor. Onun için lütfen ya dökümü ya CD’yi o arkadaşın eline teslim edin. O çalışsın yanlış haber yapmasın. Kötü iyiyi kovuyor. Hukukta da kovuyor yargılamada da kovuyor gazetecilikte de kovuyor. Kötü her türlü yola başvuruyor. İyi kendini bir tek şeyle savunabilir. Gerçekle gerçeğe ulaşmasını mutlaka sağlayın. Benim talebim tutanakların ya sizin tarafınızdan ya atayacağınız bir sözcü tarafından gazeteci arkadaşlara ulaştırılmasıdır. Madem duruşma önemlidir madem duruşmanın haber yapılmasıyla ilgili problem vardır bunu ortadan kaldırmak gerekir. Şimdi efendim ev aramam sırasında 4 kamera vardı. 4 tanede kamerayla tespit yapıldı. 28 polis vardı 100 metrekarelik evin içinde bu ev arama kayıtlarımın getirilmesini ve orada bulunup arama tutanağına imza atmayan ama orada bulunan terörle mücadeleyle istihbarat şubesi polislerinin saptanmasını ve bu kişiler hakkında işlem yapılmasını talep ediyorum. Neden talep ediyorum?

Ben gözaltına alınmadan Ahmet Hakan Hürriyet gazetesinde bir yazı yayınladı. Dedi ki, Ergenekon davasından Tuncay Özkan’ı içeri almayacaklar onu çok fena kötü rezil bir hale getirecekler. Bilgisayar kullanmayı çok iyi bilen uzun saçlı kulağında küpe olan polisler onun

(8)

ayıplarını ortaya dökecekler bunu Ahmet hakan yazdı. Ben sorgulanırken organize suçlar şube müdürlüğünde uzun saçlı küpeli arkadaş kim diye sordum. Bizde öyle birisi yok dediler. Peki, Ahmet Hakan buraya geldi mi diye sordum geldi dediler. Neyle ilgili geldi dedim? Dediler ki bir başkası Ahmet Hakanı tehdit etmiş onunla ilgili olarak ifade vermeye geldi. Peki, bu uzun saçlı küpeli arkadaş buradan teröre gitti belki terörde görmüştür dediler. Daha sonra öğrendim ki o kişi sayın eski İstanbul teknik üniversitesi rektörünü Kemal Alemdaroğlu’nu sorgulayan komserdir.

Ve terörle mücadele şubesinde görevlidir. Benimle ilgili PKK’lı diye rapor yazan 5 poliste o şubeden görevlidir. Benimle ilgili bu raporları oluşturan bu habere kaynaklık eden kişinin saptanarak adil yargılamayı etkilemekten mahkemeniz tarafından bu konunun suç duyurusuyla değerlendirilmesini talep ediyorum efendim. Ayrıca 125. madde kapsamında devlet sırrı niteliğinde bulunan yada gizlilik kaydı üzerinde taşıyan belge ve bilgilerin ne olduğuna sayın savcılar karar veremezler sayın poliste karar veremez. Bu kitap diyor ki, eğer bu kitap kalkmadıysa ortadan Türkiye Cumhuriyeti devletinde geçerliyse ona siz karar verirsiniz. Neden bu belgeler bende çıktığı iddia edilen en yakın tarihi 1998 olan ve kitaplarımda kaynak olarak kullandığım bu belgeler neden kimden kaçırılmak istenmiştir de gizlidir, devlet sırrıdır falan diyerek derdest edilip adli emanete kaldırılmıştır. Buna kim karar vermiştir. Siz karar vermemişsiniz. Peki, sizin yerinize kim verdi efendim sizin yetkinizi nasıl kullanabiliyorlar. Hadi yetkileri var kullana biliyorlar anladık bizi buraya getirirler ama çıkan belgenin değerlendirmesini siz yapacaksınız. Bu kadar peşin hüküm olur mu? Orada ne yazdığını nerden biliyorlar. Onların görgüsü bilgisi yeter mi? böyle bir şey olabilir mi? cehaletin bu kadar cüretkâr olduğu bir zaman dilimi dünyada yaşanmamıştır. Bu bir felakettir. Neye göre karar verecekler? Belki Sedat Sami Bey çok daha ağır bir suç görecek orada niçin onun incelemesinden kaçırıyorlar dosyayı getirsinler baksın. Neden bakmasın? Neden siz görmeyin? Neden beyefendi görmesin? Neden siz karar vermiyorsunuz? Sizin karar vereniz bir konuda da savcıyla polis karar verip açıp okuyup değerlendirip hop gönderiyor. Bunun amacı nedir. Sizden neyi saklıyorlar? Ben den mi saklıyorlar benden aldıkları bilgiyi belgeyi sizden ne saklanıyor efendim bu duruşmada sizden ne kaçırılıyor?

Amaç ne bunu öğrenmek istiyorum. Ve bunların tamamı zehirlenmiştir. Türk adaleti burada zehirlenmiştir burada usul hukuki katledilmiştir buradan delil çıkmaz efendim. Buradan delil çıkmaz mümkün değildir. Talebim bunu saptayıp bu duruşmalara hukukun gerektirdiği yanıtı vermenizdir. Bunu bir boş eldiven gibi fırlattığınızda suratlarına hiçbir şey yapamayacaklardır.

Çünkü hukuk ortadan kalkmıştır burada. Ayrıca şahsımla ilgili 1817 tane telefon tapesi var 1817 bu 1817 tane telefon tapesinin tamamı montaj tamamı ekleme, o konuşmadan 3 satır bu konuşmadan 5 satır. Tamamının adli tıp kurumunda miks ses atlaması ses rengi ve montaj incelemesinden geçirilmesini talep ediyorum. Tamamının. Ortaya çıkacak sonuç sizi dehşete düşürecektir. Dehşete düşeceksiniz tapeler üzerinde bile yapılan montajdan dehşete düşeceksiniz. Ortaya çıkacak sonuç inanılmazdır. Ve bu tapelerin zaten yasal kararlarını gördüğünüzde bunların artık delil değeri kalmayacaktır. Ama bu talebim dikkate alınır ve inceleme sonuçları gelirse şok olacaksınız. Bir adam 9 ay boyunca dinlenir bir tek dinleme kararı dosyada bulunmaz mı uzatma kararı dosyada bulunmaz mı? Kararın birini 9 veriyor birini 11 veriyor birini 13 veriyor. Hani kuvvetli suç şüphesini oluşturacak fikri takip nasıl oluşacak? Bir mahkeme bakacak ki, değerlendirecek ki, kuvvetli suç şüphesi oluşsun. Başka delil elde etme imkanı bulunmasın. Nerde? Böyle bir şey yok. Saldım çayıra mevlam kayıra kimse bakmıyor.

Dosyada var mı yok mu? Yok yok yok yok. Montaj o konuşmadan 3 satır bu konuşmadan 5 satır.

Bazı konuşmalar kurnazca ve kabul edilemez bazı konuşmalar mutlak suç delili. Efendim demiş efendim diyerek örgüt liderine efendiliğini göstermiş. Ya, terbiye var terbiye, terbiye diye bir şey var yok mu artık? Bu talebimin dikkatli değerlendirilmesini bu konuşmalarımın tamamının bilirkişi incelemesinden geçirilmesini talep ediyorum. Ayrıca savcılarımız hakkında 257 ve 258’e göre suç duyurusunda bulunuyorum. CMK 135. maddenin 2. fıkrası uyarınca iddianame ve eklerine koymayıp yok etmeleri gereken iddianameye özellikle koydukları özel konuşmalarım var. Bunlar

(9)

neye göre konulmamalı? Bunlar 45. maddeye ve 46. maddeye göre konulmamalı. Neden?

Annem erkek kardeşim kız kardeşim eşim savcılarımız diyor ki o nüfus cüzdanını da göreyim.

İşte 45 burada evlilik akdi sona erse dahi diyor evlilik akdi sona ermiş olsa dahi, karısıyla konuşmasını koyamazsınız. Nasıl koydunuz? Efendim o başkasıyla konuşuyordu, karım medeni kanuna göre karım olmasında bir mani mi var? Neye göre koydunuz? Hayır, teşhir olacak nasıl teşhir olacak? Erkek kardeşim burada oturuyor öğretmen tercüman gazetesini açmış bir imam benim hakkımda biz onun cenaze namazını kılmayız demiş ben de diyorum ya, kılmazsa kılmasın kardeşim başka bir yerde yıkatır götürürsün gömersin. O mu karar verecek? Şimdi bunun bu davayla ilgisi ne, neden? İlgisi şu, çünkü ben o bir yeri şöyle tarif ediyorum diyorum ki, ya camide yıkamazlarsa cemevine götürürsün, orada yıkar yuyar gönderirler. Ne demek? Ha, bak siyaset yapıyor ya, yeni partinin genel başkanı ya, nasıl vururuz? Demokrasi öğretecekler ya bana iddianameye koydukları metinle bana demokrasi öğretecekler. Nasıl vururuz? Şöyle vururuz, bak gördün mü cem evine götür beni yıkasın beni diyorlar. Onu oraya koymayı bir kirli siyasetin oyuncağı olmayı kendilerine sindirebilmişlerdir. İddianamede aynen bu yer almaktadır.

Aynen. Annemle konuşuyorum burada annem annem diyor ki, öyle yapmada böyle yap evladım.

Ne alakası var bu iddianamedeki suçlamayla? Niye yer alıyor? Kızımla konuşuyorum orada, kızımla konuşmamım işi ne? Yıpranacağım ya, bir şekilde kirli siyaset dürtüklüyor ya uyuyorlar şeytana, tanrıyı ararken şeytanla aynı yatağa giriyorlar. Sonuç? Çarpılarak çıkacaklar. Çarpılarak çıkacaklar başka yolu yok. Ne gereği var benim özel hayatımın iddianamede yer almasının.

Buradaki suçlar savcılar tarafından işlendiği zaman suç olmaktan çıkıyor mu? Hani koymayacaktınız benim avukatlarımla görüşmemi İşte burada Ahmet Çörtoğlu, yer almıyor mu Ahmet bey? işte burada Adil Serdar Saçan, yer almıyor mu Adil bey? Şahin Mengü avukatım şimdi milletvekili burada mı bilmiyorum evet yer almıyor mu şahin bey? Şimdi bunu niye yapıyorlar efendim bu suç niye işleniyor bile bile. Söylüyorum diyorum ki, bakın sayın savcım orada kendisi buyursun koymayacağız Tuncay bey öyle şey olur mu dedi bana koymayacağız.

Sayın savcımın koymayacağız dediği şey iddianamede ama Mustafa Kemal Atatürk’ün bursa nutkunun evimde bulunmasının Ergenekon terör örgütünün delaleti olduğuna dair kendi beyanı iddianamede yok. Ama savcılık tutanağında var. Sayın savcım bana dedi ki, işte avukatım da orda tutanakta burada, evinde dedi bursa nutku çıktı. E çıktı, bilmiyorum bu dedi, Ergenekon terör örgütüne üye olmanın delaletidir. Aynen yazdırdı tutanağa savcılık tutanağında var ama iddianamede yok. Niye yok? Kendisi Atatürk tarih kurumuna sormuş, kendisi Taha Akyol’un kitabından okumuş bunun olmadığına dair bana bilgilendirdi sağ olsun yanlış biliyor ama bilgilendirdi sağ olsun entelektüel bir tartışma. Bunu niye koymadınız da kız kardeşimle annemle erkek kardeşimle diğerleriyle yaptığım konuşmayı koydunuz. Neden? 45 ve 46’ya göre suç koyamazsınız. Neden? Arkadaşım bana telefon ediyor burada bir ev gördüm diyor evim yok.

Mülkiyet kavramımda yok. Burada bir ev gördüm benimle dalga geçmek için yapıyorlar Evrim Baykara, Utku Gümrükçü balık yiyorlar arkadaşımda yanlarında burada bir ev gördüm alalım diyor. Kaç para diyorum 700 bin dolar al al sakın kaçırma diyorum. Önüme soru olarak geliyor.

Evi aldın mı? sana ne ya, sana ne ya, sana ne mülkiyet hakkım yok mu benim? Kullanamaz mıyım mülkiyet hakkımı? Hayır. Niye? Neden? Öyle istiyoruz. Bu kirli siyasetin parmağıdır bak gördün mü? 750 bin dolarlık evin pazarlığını yapıyor. Bir de adam ağlayıp duruyor sokakta işsizim aşsızım açım param yok bak çok kötü durumdayım diye. Öyle de zannetme diyor milyon milyon dolarları var. Sonuç kirletilen hukuk, zedelenen adalet haklarında suç duyurusunda bulunuyorum efendim gereğini yapınız lütfen. Ayrıca geçen oturumda sayın savcımız benim bu konudaki sözlerime yanıt olarak kabullenerek kabul ederek demiştir ki, evet getirsin söylediğimi kabul ederek getirsin o aile cüzdanını çıkartalım. Benim vukuatlı nüfus cüzdanım zaten dosyada ellerinde öyle değil mi sayın savcım? Nihat Bey elinizde değil mi? ona bakarak zaten bana sorduğunuz soruları görmez misiniz? Görürsünüz. Ama neden koydunuz? Ya siz koymadınız başka birileri korsan olarak getirdi yerleştirdi. “

(10)

Mahkeme Başkanı :” heyete karşı konuşun lütfen “ Sanık Ahmet Tuncay Özkan: “ ya onlar getirdi yerleştirdi “ Mahkeme Başkanı :” heyete karşı konuşun “

Sanık Ahmet Tuncay Özkan :” yada, yada çok büyük bir felaket var. Savcılarımız iddianameyi okumadılar. Çünkü kendisi söylediği halde yer aldı bunlar. Şimdi efendim iddianamede ticari sırlarımın özel hayatımda olduğu gibi, Allaha şükür utanacak bir şeyim yok ama ticari sırlarımın tamamı iddianamede bir bütün halinde aman Allah’ım aman Allah’ım sahibi olmadığım şirketin bütün sırları yahu maliye bakanı seçilmiş adam hesap vermesi gereken adam oğlunun şirketlerini sordular, Türkiye Büyük Millet Meclisine yanıt gönderdi. Ticari sırdır açıklayamam diye. Vergi mahkemesinde devam eden vergi davasının bu davayla ne alakası var?

Ne ilişkisi var? Neden o bütün o bilgiler yer alıyor. Cumhuriyet halk partisiyle televizyon bir ticari ilişkiye girmiş KDV’sini kesmiş vergisini ödemiş bütün sorumluluklarını yerine getirmiş. Ama

Mahkeme Başkanı :” Tuncay bey bunları savunmanızda çok da çok da taleplerinizi lütfen”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan :” efendim bunun iddianameden çıkartılmasını istiyorum. bu usul hatasıdır. Hiçbir alakası yok. Anayasa mahkemesi demiş ki bu iddianame on bire sıfır çıkmış anayasa mahkemesinden on bire sıfır. Hiçbir sorun yoktur demiş uygundur yasalara demiş. Niye yer alıyor efendim iddianamede? Ben söyledim anayasa mahkemesinin kararı internet sitesinde yer aldı. Niye koydular efendim iddianameye? Çıkarsınlar efendim talep ediyorum bunların hepsi temizlensin iddianameden. Böyle şey olmaz ayrıca ben neden tutukluyum efendim? 100 ve 101’e göre beni niçin tutuklu tuttuğunuzu açıklamanızı istiyorum. Kaçacak mıyım? Nereye kaçacağım beni bıraksanız nereye kaçarım ben? Git deseniz gider miyim? Çağırdınız geldim Beşiktaş’a tutuklamadan 4 ay önce. Beni öldürmek istemişler oturdum ifademi verdim savcı Hikmet beye Zekeriya beyde geldi yanıma oturdu. Hatta benim ifademi alırken beni hatırladın mı dedi.

Hatırlamıyorum dedim. Hani ifade veriyordun dedi. Çağırdın geldim işte gene çağır geleyim.

Neden ben buradayım? Delil mi karartacağım? Ne delili kararta bilirim ben? Neyi kararta bilirim artık ben? Hangi tanığı tanıklıktan, tanık yok ki hakkımda ve yasa dışı delil olarak toplanmış iddianamenin orasına burasına serpilmiş bir tane metin 38 yerde geçiyor 38 yerde bununla ben tutuklanıyorum. Ben suçumun ne olduğunu öğrenmek istiyorum. Önleyici dinleme tedbirlerini görmek istiyorum. Bütün bu saydığım taleplerin usul açısından iddianamenin teşkil etmesi tarih yok, bu örgüt ne zaman olmuş ben ne zaman girmişim? Mustafa Balbay günlüklerinde paşa soruyor Mustafa, Tuncay geldi bana tanıyor musun diye, Mustafa da evet bizde çalışıyor diyor, delil diyor. Yani ne, ne var, ben 26 yıldır 1982 yılından bu yana bütün cumhurbaşkanları devlet başkanları milli güvenlik konseyi üyeleri genelkurmay başkanları gazeteci olarak herkesi tanıdım.

Mit müsteşarları herkesi sizleri de tanıyorum. Başsavcıyı da tanıyorum, onunda ses kaydı diye bir ses kaydı çıkarttılar, bu bak senin aramış sen ona talimat veriyormuşsun diye Aykut Cengiz engin e benim talimat verdiğimi iddia ettiler ama iddianame de yok. Ama savcılık sorgumda var. Nerede efendim, nerede, benim gizlim saklım yok, çırılçıplak bulunuyorum karşınızda. Kim ne biliyor da söylemiyorsa namerttir ben her şeyin buraya sizin önünüze serilmesini istiyorum. Her şeyin ama her şeyin ve kararı siz verin ve kararı siz verin. Siz kararı verin ama sizden saklanmasın hiçbir şey benden saklanmasın. Bu nasıl bir adalet dosyanın yarısı yok ama ben yargılanıyorum. Usul açısından hiçbir karar yok, kararlar yanlış, arama çok yani hayretler içerisinde bakıyorum arayacaksın, toplayacaksın sorgulayacaksın, var mı böyle bir karar. Nasıl yazıyor. Son söz, bir adamın özgürlüğünü elinizden alıyorsunuz. Akşam eve gittiğinizde ya bu adam bana dedi ki, beni susturursanız Türkiye çöl olur, bir muhalif ses susmuş olur. Demokrasi yara alır. Ben susmam susarsam kızımın yüzene bakamam. Siz de akşam eve gittiğinizde başınızı koyduğunuzda rahat uyumak istiyorsanız benim gibi adamların konuşmasının önünü açın. Benim gibi adamların güvenebileceği sığınabileceği tek yer hukuktur dedi. Ya ben bu adamı tutukladım kararı nasıl yazdım diye düşünmez misiniz?. Ömer diken bey efendi beni tutukladı. Karar üç satır, üç satır gereği düşünüldü, nokta nokta, suçun oluştuğuna dair kuvvetli şüpheyi bulunduğundan kuvvetli

(11)

şüphe bulunduğundan yani ceza maddesini yazmamış bile üşenmiş, herhalde ne tasarrufu diyorsunuz, usul ekonomisi dediğiniz şey bu. Sanığa suçunu söylememek tutanağa bana vermemek usul ekonomisi tutanağı alamazsın dedi avukatım yırtıyor kendisini zavallı per perişan.

Ya kararı vermiyorum sana dedi. Savcı bey vermiyorum git dedi. Polis vermiyorum sana dedi. Ya ben verdim ya ifadeyi. Ben alacağım ki kendimi savunacağım. Hayır dedi gizlilik kararı var Beşiktaş adliyesi kuralları, Beşiktaş adliyesi kurallarını sizden öğrenmek istiyorum, yazılı mıdır bunlar. Sözlü müdür. Size brifing olarak mı aktarılır. İddianame yi örneğin kim okudu aranızda baştan sonra. Sedat Sami Bey mi okudu uzman o. Ömer diken bey mi okudu kim uzman.

Tartışmak istiyorum. Yahu üç satır ile adam tutuklanır mı? Hani bunun fiili gerekçesi hani bunun hukuki gerekçesi o tutuklama kararını siz gördünüz mü efendim, Allah aşkına bakın akşam evde rahat uyumak istiyorsanız, o kararı okuyun Tuncay Özkan burada niye tutuluyor. Bana söyleyin suçumu söyleyin öğrenmek istiyorum. Teşekkür ederim.”

Sanık Levent Ersöz müdafii Av. Ali Rıza Dizdar söz istedi, verildi: “ Duruşma başladığına göre salonda tanık varsa çıkarılması lazım, siz onu tespit etmediniz, salonda tanık var. “

Mahkeme Başkanı .” Kim? İsmi ne?”

Sanık Levent Ersöz müdafii Av. Ali Rıza Dizdar :” Yüksel Dilsiz gizli tanıktır, sanık olarak tahliye edilmiş gelmiş oturuyor. Ama gizli tanık olarak dosyada o zaman 191 e göre tanık sıfatını alanın salondan çıkarılması lazım. Tanık olarak ifade vermiş bakınız, tanık olarak tanık Ahmet Faruk, Ahmet Faruk salonda. 191 e göre usulün 191. maddesi tanıklar duruşma salonundan çıkarılır der, çıkarın. “

Mahkeme Başkanı :” Nerden biliyorsunuz gizli tanık olduğunu.?”

Sanık Levent Ersöz müdafii Av. Ali Rıza Dizdar :” Yüksel Dilsiz, kalksın söylesin”

Mahkeme Başkanı :” siz onu biliyor musunuz? “

Sanık Levent Ersöz müdafii Av. Ali Rıza Dizdar :” biliyorum.”

Mahkeme Başkanı :” Siz biliyorsunuz mahkeme bilmiyor. Mahkeme bilmiyor efendim, buyrun oturun avukat bey, avukat bey burun oturur musunuz lütfen. ihbar ediyorsunuz ihbarınız alındı. Buyrun oturun. Buyrun efendim kaydımızda yok bizim şeyimizde öyle bir ismin gizli tanık diye Hasan’dı Hüseyin’di diye bir beyanımız bir belgemiz yok efendim sizin söylemeniz yeterli değil buyrun. Buyrun efendim buyrun. Yeterli değil gayet tabi gizli tanık olduğunu herkes söyler.

Hasan gizli tanık Hüseyin gizli tanık, durun bakalım lütfen oturur musunuz? Buyrun efendim lütfen. Ben tanımıyorum. Resmi kayıtlarımız yok elimizde bizim. Buyrun. Efendim kayda isim yok şahsın lütfen açık kimliği bizde yok. buyrun. Ne diyor orda avukat bey, ne diyor orda. Ne diyor orda üstünde ne yazıyor. Avukat bey efendim üstünde ne yazıyor. Adamın üstünde ne yazıyor okuduğunuz beyanın üstünde ne yazıyor. “

Sanık Levent Ersöz müdafii Av. Ali Rıza Dizdar :” Gizli tanık Ahmet Faruk.”

Mahkeme Başkanı .” Bitti, Ahmet, Ahmet Faruk sahte isim,”

Sanık Levent Ersöz müdafii Av. Ali Rıza Dizdar :” asıl adı Yüksel dilsiz. “ Mahkeme Başkanı :” Bilmiyoruz efendim bilmiyoruz onu, “

Sanık Levent Ersöz müdafii Av. Ali Rıza Dizdar :” Ben biliyorum.”

Mahkeme Başkanı :” Efendim sizin bilmeniz yetmez. buyrun oturun lütfen. Efendim lütfen hayır çıkarmıyorum efendim zapta geçti buyrun efendim. buyrun. Zapta geçti çıkarmıyorum. ”

Sanık İbrahim Özcan söz istedi verildi: “ mahkeme heyetinden bir ricam var herhalde savcılar hakkımda herhalde yeterli delil emniyet teşkilatı bulamamış olmalı ki, hizbuttahrir ile ilgili ve başkaları ile ilgili fihristler telefon kayıtları fotoğraflar iki yüz sayfayı aşkın delil dosyasına benim adıma delil diye yerleştirmişler. Bir de mahkemenizden hakkımda telefon dinleme kararını hangi mahkemenin hangi tarihte ne kadar süre ile verildiğini yazılı olarak istiyorum, mahkemenize bir ay önce bir dilekçe sundum. Geçmişte olduğu gibi o dilekçeye de mahkemeniz cevap vermedi.

Bilgisayar kullanmadığımdan dolayı mahkemenizden hakkımda ilgili delil dosyasını yazılı olarak gönderilmesini istedim. Mahkemeniz henüz bir ayı aşkındır o dilekçeye de cevap vermedi. Zaten

(12)

tevkife itiraz dilekçelerine de cevap verilmiyor çünkü savcılık bizim dosyamızı okumadığı nerden belli ben Tekirdağ cezaevinde sekiz ay yattım. Beni kandıra cezaevinde zannediyor. Yani savcılık bu dosyayı hazırlamadığı bu gün artık o kadar aşikâr ki ben sekiz ay cezaevinde yatıyorum. Beni hala kandıra cezaevinde gösteriyor. Yani okumamışlar bir takım insanlar bu dosyaları hazırlamışlar. Sayın başkan biz Müslümanların bir inancı var fazla da konuşmayacağım, mahşer günü hesap vereceklerin listesi alındığında kavmini yönetenler kavmi için yaptıklarının hesabını verecek. Kadılar yani insanlar hakkında karar verenler, o verdikleri kararın hesabını verecekler.

Aile reisleri de aileleri için yaptıklarının hesabını verecekler. Akşam evinize yatarken vicdanınız rahat yatıyorsanız biz burada ömür boyu yatmaya razıyım ben. Benim ailemi yuvamı dağıttınız buna kim vesile oldu ise Allah da yedi sülalesini yuvasını ailesini dağıtsın. Kim vesile oldu ise.

İstedikleri kadar zulüm etsinler bana hiçbir şey yapamazlar. Başkalarının delil dosyasını da yükleseler, telefon fihristlerini de koysalar, inlerine de koysalar ne yaparsalar yapsınlar benim yetmiş yaşındaki anama hala zulüm çektiriyorsanız Allah kim buna vesile etmiş ise yedi sülalesinden çıkarsın. Yetmiş sülalesinden çıkarsın. Bizim inancımız odur. Asla burada başkalarının hakkında iki yüz sayfa hiçbir şey bulamamışın iki yüz sayfa hizbuttahrir bilmem kimin bilmem kimin bilmem kimin şeylerini koy gönder bana. Ya hiç mi adalet yok insanoğlu hangi dine inanca sahip olursa olsun yastığa beş dakika başını koyduğu zaman vicdanen bir hesap eder kendini ya. Ama eski hukukçuların bir sözü var, iyi olmak kolaydır sayın başkan, adil olmak zordur. Sizden adil olmanızı istiyoruz. İyi olmanızı istemiyoruz. Adil olmanızı istiyoruz. Kendiniz için hukuk için ülke için gelecek için. Hiçbir sekiz ay önce dilekçe yazdım Tekirdağ cezaevinden 10. Ağır Ceza Mahkemesine, diyor ki şu mahkemeye itirazı yedi günde yapılır yaptım, sekiz aydır cevap vermiyorsun. Geldim Silivri ye. Silivri’de de yaptım, cevap vermiyorsunuz. E peki hangi mahkeme ile muhatabız biz. 13. Ağır Ceza Mahkemenize dilekçe yazdım. Cevap vermiyorsunuz biz kimle muhatabız bizi kim yargılıyor, beni kim yargılıyor burada. Onu öğrenmek istiyorum.

Benim vekâletim herhangi bir avukat yok. Ben ilkokul mezunuyum. Otuz yıldır da hukuku okurum.

İzmir iktisat kongre İzmir de 1974 hukuk sempozyumunda ordinaryüs Profesör Hıfzı Veldet Velidedeoğlu şöyle diyor, sosyal adaletin olmadığı yerde hukuk adaleti olmaz. Bir ülkedeki yasalar, o ülkedeki hakim savcı ve hukukçuların değerini gösterir. Bu gün buradaki yargılamanın yöntemi kuralı şekli yapılışı bu ülkedeki hakimler savcılar ve siz avukatlar hukukçular değerinizi gösteriyor, açın okuyun 1974, İzmir hukuk sempozyumu. Ben ilkokul mezunuyum ama okuyorum, kuranın birinci ayeti de diyor ki oku. Hiçbir avukata da vekâlet vermedim. Kendimi kendim savunacağım, ama neden suçlandığımı bilmiyorum. Başkalarının dosyalarını yükle bana. Koy onlara yat burada. Bir buçuk yıldır, bir buçuk yıla yakındır yatıyorum. Başkasının telefon konuşmasını koymuş, adam beni tufaya getireceğini nasıl kıstıracağının planını yapan telefon konuşmasını bana delil olarak koymuş, güzel koymuş adam beni nasıl kıstırabiliriz onun siyasi görüşü nedir kimdir ne yapar, nasıl pusuya düşürürüz diyor. Sayın başkanım sizden istediğim bir buçuk ay önce delil dosyasını CD olarak gönderdiğinizde bilgisayar kullanmadığım, kullanmasını bilmediğimden yazılı olara istedim ama mahkemeniz bir buçuk aydır cevap vermedi. Şimdi kim yargılıyor beni. Cevap alamadığım bir mahkeme, menfi veya müspet. Tevkife itiraz ettiğim cevap vermeyen sekiz on ayı geçti. Tarihlerini getireceğim, yazdığım dilekçeleri de getireceğim. On aydır yazdığım dilekçeye cevap vermeyen. Diyor ki altında da şu mahkemeye şu günde itiraz edersin itirazı yazdım. Herhangi bir cevap yok. Ama iddianame de diyor ki kandıra da yatıyor. Ya bizi kim attı hapishaneye bizi nereye attığınızı bilmiyorlar mı? bizi hani şey var Dante’nin bir trajedisi var diyor ki cehennem in kapısında yazar, buradan içeri girdiğinizde bütün umutlarınızı bırakın. Dante’nin iyi bilirsiniz, hukukçular iyi bilir bunu. Biz cezaevinden içeri girdiğimiz zaman bütün umutlarımızı bıraktık ülke ile beraber. Ülkemiz de bıraktı. Bütün umutlarımızı bıraktık, diyor ki burada umut yok. Umudumuz zaten yok. Allah a inancımızı kaybetmedik Allah a şükür.

Kaybettiremezler de. Bizim direncimizi kıramazlar. Bu ülkenin sahibi Türklerdir. Ve asla başkası hükmedemez. Geçici süre hükmedebilirler yönetebilirler, hegemonyası altınına alabilirler. Her

(13)

şeyi yaparlar her yere sızabilirler. Emniyet içersinde de birçok konuşmalar var, sayın savcı benim ifademi alan savcı burada sayın mahkeme başkanı burada oturamıyordum mahkemede, bel ağrısından hastalıktan oturamıyordum burada. Sayın başkan buradasınız siz beni tutukladınız. İyi hatırlarsınız oturamıyordum, oturamıyordum. Görüntülü kayıtları getirsin sayın mahkeme başkanı emniyetteki ve savcılıktaki ve adliye deki sorgulamada görüntülü kayıtları getirsin izlesin görsün.

Ne suç işledim bir şey yok. Ne hangi örgüte üyeyim bunu tanıyor musun tanıyor, ya ben yayın evinde çalışıyorum çalıştığım yayın evi çıkan yayınları Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanından aklınıza gelen bütün mercilere gider. Ben başbakan a da gönderiyorum, cumhurbaşkanına da, bakanlara da Genelkurmay’ına da, savcısına da valisine de hakimine de savcısına da ben yüzlerce hakim de tanıyorum. Savcı da tanıyorum. Bunlar suç mu? “

Mahkeme Başkanı .” Bir talebiniz var mı? “

Sanık İbrahim Özcan :” Talebim o şeyin yazılı olarak, delilerin yazılı olarak mahkemeden istiyorum bir ikincisi de sayın mahkeme başkanı yazdığımız tevkife itiraz dilekçelerini lütfen okuyun. Ama bu zamana kadar cevap vermediğinize göre çünkü benim hakkımdaki delil dosyalarını savcılık başkalarının başka insanların fihristleri isimleri telefon numaraları görüntüleri ve hizbuttahrir mi hizbul bilmem ne örgütünün iki yüz sayfaya yakın dosyasını doldurmuş, bunu mahkemenizden savunma yapabilmem için acilen istiyorum yazılı olarak istiyorum teşekkür ederim.”

Sanık Ali Özoğlu söz istedi, verildi: “ ben gözaltına alındığımdan itibaren konuyu izliyorum ve tamamen bir hukuksuzluk içerisindeyiz. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı iddianamemizi açıklarken bu bildiğimiz terör örgütü değil dedi. Ben yazarım. Yayıncıyım, terör örgütleri ile ilgili çok fazla çalışmam vardır, çünkü benim branşım terördür. Terörün ne lanet bir şey olduğunu çok iyi biliyorum. Arkadaşlarımı kaybettim ben orda. Şimdi İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olmuş bir savcının terör örgütü bildiğiniz terör örgütü değil deyince dedim ki çok cahiliz araştırdım, bilmediğimiz terör örgütünü bir türlü öğrenemedim. Bunun mahkemeniz tarafından lütfen tespit edilmesini istiyorum. İkincisi biz gözaltına alındığımızda beş gün emniyet nezarethanesinde kaldık ve bura gibi sıcaktı. Orda atlet ile oturma şansımız vardı, burada o yok. Beşiktaş adliyesine gittiğimizde orası da bir facia idi. Oradan denize inanılmaz bir çirkef akıyordu. Ben bunu gördüm o kokusuna dayanamadım. O koku hala Silivri ye geliyor. Lütfen belediye ye bildirin orayı imha etsin. Yada kanalizasyonu düzeltsin. Burada adaletsizlik ve hukuksuzluk devam ediyor. Şimdi bir yerde eğer düzensizlik ve hukuksuzluk varsa günlük yaşamımıza sohbetlerimize kadar yansır bu. Buraya baktığımızda da o yansıyor. Sanıyorum sizlerin gözünden kaçtı, şimdi binlerce sayfa iddianame ben savunmaları hazırlayacağım, şuraya oturduğumda her şeyi kucağımda tutmak zorundayım ama önde oturursam masaya yaymak zorundayım. Bu nasıl bir adaletsizliktir. Neden ben kucağımda taşıyacağım. Ve burada ben notlarımı nasıl alacağım sayın başkan, böyle bir şansım yok. Ve ben bir yılı aşkındır niye cezaevinde olduğumu bilmiyorum. Bu operasyonun nedeni başlıca nedeni tamamen psikolojik bir harptir. Bizleri içeri alıp nedenini bilmediğimiz şeylerden dolayı o tarifi imkansız terör örgütünden dolayı her gün düşüne düşüne kafayı yedirmek bize yani bütün vücut kimyamızı beynimizi çökertmek. Cezaevinde yatanları eğer beş tanesini bırakırsanız dışarı inanın Türkiye yi ayağa kaldırır. Ama bu operasyonu yapanlar bunu çok iyi bildiği için bizleri içerde tutuyorlar. Dışarıda konuşan bir tane delikanlı göremedik yok. yok maalesef. Ve bunun adına hukuk diyeceğiz öle mi. ben buradan adalet beklersem dünyada en salak insan ben olacağım. Ben adalet falan beklemiyorum, ama bana neden içerde yattığımı birileri anlatsın. Gerçek nedenini yalan dolan olmadan. İddianame de sahtekârlar dolu.

Evet, sahtekarlıklar dolu. O sahtekârlıklardan dolayı ben yedi ay boyunca şu savcılar nedeni ile tuvalet kapısının önünde üç öğün yemek yedim. Sayın başkan. Eve gidince lütfen evinizin tuvaleti daha temizdir onu kapısının önünde bir öğün.”

Mahkeme Başkanı :” Savunmanızı yapar mısınız lütfen, örnekler göstermeyin, savunmanızı yapar mısınız? Beyanda bulunur musunuz?”

(14)

Sanık Ali Özoğlu:” Tabi bulunacağım efendim, şimdi “

Mahkeme Başkanı :” Şirazeyi açmayın, açmayın bak dinliyorum, ölçü kaçmasın. Ölçü kaçmasın. Anladınız mı? “

Sanık Ali Özoğlu:” Evet müsaade edin tuvaletin önünde yemeği yiyen üç öğün bendim yedi aydır müsaade edin lütfen. Savcılara bir sorum var iddianame’yi okudunuz mu?.”

Mahkeme Başkanı :” Mahkemeye hitaben konuşun, “

Sanık Ali Özoğlu:” Acaba iddianame yi okudular mı? Bunu merak ediyorum açıklarlarsa milletimiz de öğrenecektir. Ve bu sorularım benim savunmamı hazırlamam için yardımcı olacak çünkü biz bilgisayar kullanamıyoruz savunmamızı ancak böle sorularla yönlendireceğiz. İkincisi, şüphelilerin sorgusu sırasında sordukları sorular kaç saat önceden savcı beylere geldi?

Sordukları soruların istihbarata yönelik detaylı profil analizi olduğunu biliyorlar mıydı? Atatürk ü ve Türk Silahlı Kuvvetleri ne yönelik yapılan operasyonlar birinci dalga, beşinci dalga denilen, bu operasyonlar öncesinde bu operasyonları planlarken acaba sayın savcılar ABD konsolosluğunda bulunan terörle ilgili organize çalışma yapıyoruz görevi ile bulunan bir Amerikalı savcı ile beraber mi bu operasyonları düzenlediler? Onlardan hangi bilgileri aldılar? Ve o savcı bu operasyonları yapan Fethullahçı emniyet görevlilerini ve savcıları hangi türde yönlendirdi? Sayın başkan ilk duruşmada bir açıklamada bulunmuştum. Ortaya çıkan bir belge ile ilgili Dursun Çiçek, bu belgenin devamının olduğunu ben ihbarda bulunmak çabasına girdiğimde siz beni susturdunuz ama bir terör örgütünün üç kuruşluk itirafçısı benim taburumu kazdırıyor. Ya da e-mali ile yollanan mektuplarla ihbar mektupları ile ben aylarca yılları bulan yılları geçen tutuklamalarla cezaevinde yatıyorum. Müsaade edin de biz de burada bunları söyleyelim, kim ne gerekiyorsa elbette onu yapmalı. Albay çiçek de bulunduğu iddia edilen o sahte belge. O paçavranın daha benzerleri var en az dört tane onun altında general imzaları var. Yakında o generalleri alıp sorgulayacaklar belge bulduk diye bu belgelerden Abdullah Gül ün ve Tayip Erdoğan’ın bilgisi var onların talimatı ile hazırlanıyor, nerde hazırlandıklarını biliyorum ancak bu mahkemede açıklamayı asla düşünmüyorum. Şu saatten sonra benim ve ailemin başına gelecek herhangi bir şeyden de başbakan ve cumhurbaşkanı sorumludur. Sayın Haşıloğlu bizleri sorgularken size gelen dosyalarda savcı beylerin yolladığı dosyalarda acaba bir üst yazı var mıydı, bu tutuklansın bu tutuklanmasın gibi ya da sadece tutuklanacakların ismi var mıydı size ulaşan. Ya da o dosyaların üzerinde herhangi bir işaret var mıydı? Bunları öğrenmek istiyorum ben bu çok önemli.

Ve mahkemenizin mutlaka doğruları söylediğine inanmak istiyorum sayın başkan, teşekkür ediyorum.”

Sanık Adil Serdar Saçan söz istedi verildi: “ Sayın Tuncay Özkan suçunun ne olduğunu öğrenmek istiyor öteki sanıklar istiyor, ben sadece şunu söylüyorum bu yargılanılan davanın operasyonunu başlatan kişi olarak ben buradayım. David Caperfield gelse beni buraya sokamazdı. Öncelikle bunun tespitini istiyorum. Yani bu konuda ilk işlemi yapan kişiyi on bir aydır tutuklu olarak bulunduruyorsunuz tebrik ediyorum. Hiç ağlamıyorum da ağlamayacağım da tahliye falan da istemiyorum. Önce onu söyleyim bir. Ben polis koleji mezunuyum, polis akademisi birincisiyim, 1937 de Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuş olan polis Akademisinin birincisiyim, 1985 birincisiyim. Ve benim mezun olduğum diploma notum bu güne kadar kırılamadı. Rekoru kırılamadı. Şimdi sizden mahkemenizden bir konuda mahkemenize suç duyurusunda bulunmak istiyorum. Mustafa Kemal Paşanın kurmuş olduğu bir akademi de Kürt çalıştayı düzenleyenler hakkında terör örgütü ile birlikte hareket etmekten suç duyurusunda bulunuyorum lütfen, bu talebimi dikkate alınız. Ergenekon terör örgütüne dahil olduğumu iddia ettiğiniz Ergenekon terör örgütü ile bağlantı kurduğunuz PKK ile polis Akademisinde Kürt Çalıştayında bağlantı kurdular. Açık açık kurdular bundan sonra basından ve sizden rica ediyorum. Ben artık Polis Akademisi mezunu değilim. Ben İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ni bitirdim bundan sonra İstanbul Üniversitesi hukuk Fakültesi mezunuyum. Göğsümden polis koleji rozetini Kürt çalıştayı düzenlendiği gün çıkartıp attım burada kayda geçmesini ve

(15)

tarafınızdan lütfen suç duyurusunda bulunulmasını istiyorum. Diğer bir konu size arz etmiştim.

Aksiyon ile ilgili geçen duruşmada aksiyon dergisinin 12 Ocak 2009 tarihli sayısında benim iddianame deki yazılı her şeyin fontları ile birlikte çıktığını söylemiştim bunu ibraz ediyorum efendim mahkemenize gerçi ek klasörlere Adnan hocacılar sunmuşlar ama ben yinede vereyim sağ olsunlar onların sayesinde bulamadıklarımızı buluyoruz. Bu da ikincisi altta bir notum var onu alabilir miyim? Üçüncüsü efendim, bu konuda Cumhuriyet savcıları hakkında sayın savcılar hakkında suç duyurusunda bulunmuştum. Ben size veriyorum başkanım karşılaştırırsanız iddianame ile birebir parantezlerin bile aynı olduğunu göreceksiniz yani iddianame yayınlanmadan iki ay önce bu oluyor ben anti parantez şunu söyleyim, iddianame de olduğu için söylüyorum, emniyet örgütünde çalıştığım süre içerisinde basına bilgi vermekten iki defa emniyet örgütünden çıkartma cezası aldım. Komik geliyor değil mi şimdi. İki defa emniyet örgütünden çıkartma cezası aldım. Ben daha içeriye girmeden, telefon görüşmelerim yayınlandı, o arkadaşlar şube müdürlüğü yapıyorlar. Ve onlar imamlarına bağla çalıştığı için oluyor öyle, siz devlete bağlı çalışınca atıyorlar sizi. Polis tutanakları iddianame de kişisel veriler kaydedilmiştir diye bir tutanak tutulmuş, polis tutmuş herhalde ek klasörlerde bu hukuka ve usule aykırı yani orada mahkeme gibi karar vermişler. Ben giriyorum benim bölümüme orada bir tutanak var, tutanakta diyor ki kişisel verilere aykırı olarak kaydedildiği için bu belgeleri gizledik. Bunu dikkatinize sunuyorum çok yerde var bu, ben o belgeleri görmeden savunma yapamıyorum. Yani benim evimden çıktı mı onu merak ediyorum. Çok önemli bir konu, ben uzun süre görev yaptığım için emniyet örgütünde biliyorum telefon dinleme tutanakları arkadaşlarımız karar tutanakları arkadaşlarımız yanlış izah ettiler az önce karar tutanakları yok dosyada yani mahkemelerin yargıçların vermiş oldukları artık gizlilik değeri kalmamış olan tutanaklar yok. Dolayısıyla biz üç aylık periyottan sonra birer aylık süre ile o sürenin aşılıp aşılmadığını ne gerekçe ile alındığını bilemiyoruz. Bu çok önemli bir konu incelemek istiyoruz onu lütfüne eğer onu lütfeder de bize tebliğ ederseniz onu istiyorum.

Üçüncüsü ise, biz 25 Mart da iddianamemiz açıklandı 20 Temmuz a gün verdiniz dört ay. Tutuklu sanıklar olarak dört ayda ne yaptığımızı merak ediyorsanız söyleyim, savunma hazırladık ama bizden sonraki iddianame de bizde on sekiz tutuklu var şu anda. Otuz yedi tutuklu var. Ve bir ay sonraya gün verildi. Avrupa insan hakları sözleşmesinin 6. maddesi çok net. Ben heyetinizden şunu talep ediyorum, benim derhal ve bir an önce lütfen ifademiz alınız lütfen benim sorgumu yapınız. Ben sorgum yapıldığı zaman iddianamenin eklerine dayanarak hakkımda gerçeğe aykırı resmi yazılar yazıldığını, emniyet içersindeki polis Fethullahçı polis örgütlenmesinin kendi meslektaşlarının eski meslektaşlarının hakkında gerçeğe aykırı resmi yazılar yazıp tutanaklar tuttuğunu kanıtlayacağım. Beni bir saat daha burada tutamayacaksınız. Ben on bir aydır bekliyorum. Bakın gerçeğe aykırı olduğunu ispat ettiğimi söylüyorum ben eski bir emniyet müdürüyüm ve hukuk fakültesi mezunuyum. Boş konuşmuyorum ama on bir aydır çıkıp derdimi anlatamıyorum. Lütfen şimdi onlara da 7 Eylül e gün verdiniz bizim sorgumuz ne zaman yapılacak bilmiyorum. Ama insan hakları sözleşmesinin altıncı maddesi çok net hatta onu bırakın insanlığın vicdanının altıncı maddesi diyelim. On bir aydır bir insan size derdini anlatmak için beklemez. Başkanım burada haksızlık oluyor yani adaletsizlik var burada adaletsizlik olduğu için söylüyorum neden bize dört ay gün verildi bilmiyorum. Dört aydır biz size çıkıp dert anlatmaya çalışıyoruz. Yedi ayda öncesi var on bir ay. Diğerlerinize niye bir ay verdiniz demiyorum yanlış anlamayın. Sadece kendi açımızdan mukayese ediyorum. Burada bir adaletsizlik olduğunu düşünüyorum. Tabi sizin takdirinizdir sizin takdirinize bir şey diyemem. Ama vicdanınız da var oda kesin. Bir an önce savunmamın alınmasını talep ediyorum yani ben daha önceki dilekçemde de yazdım. 14. Ağır Ceza Mahkemesine itirazda da yazdım, size de yazdım. 101. CMK 101e 2 ye göre tutukluluğumun fiili ve hukuki nedenlerini istedim. Bildirmediniz. Ben yine iddia ediyorum burada avukatlar da var. bir saat tutamazsınız. Bir saat beni burada tutamazsınız. O gün savunma günü geldiğinde sizinle iddialaşacağım. Gerçeğe aykırı şube müdürlerinin yazdığı Fethullahçı şube müdürlerinin yazdığı belgelerle on bir aydır zulüm ediliyor bana. Arz ediyorum.”

(16)

Sanık Birol Başaran söz istedi,verildi: “ Ben adil beyin şeyini daha net sormak istiyorum size, adil beyin sorusunu çok daha net sormak istiyorum, sizin elinizde bir tane mahkeme varken elinizde bize 25 Mart’a dört ay gün verdiniz, şu anda elinizde iki mahkeme varken 1 ay verdiniz, bunun nedenini gerçekten öğrenmek istiyorum. Açıklayabilir misiniz? “

Mahkeme Başkanı :” Başka bir talebiniz var mı? Bitti mi?”

Sanık Birol Başaran : ” yok, açıklayacak mısınız? ” Mahkeme Başkanı .” Buyrun.”

Sanık Kemal Aydın söz istedi verildi: “ Adil yargılanma hakkımın 13 aydır tutukluyum, demokratik hukuk devletlerinin olmazsa olmazıdır bağımsız yargı. En kısa sürede yargılanmamın neticelenmesini talep ediyorum. İkinci talebim sayın başkanım, iki çocuğum devlette memurdur.

Uzman kadrosundadırlar. İki çocuğumun 1 Temmuz 2008 tarihinde bilgisayarları alındı.

Bilgisayarları iade edilmemiştir. Çocukların çalışmaları vardır içersinde mağdur edilmişlerdir.

Bilgisayarlarının iadesini talep ediyorum teşekkür ediyorum.”

Sanık Gürbüz Çapan söz istedi verildi: “ Efendim saygılar sunuyorum ben kaç ay tutuklu olduğumu bilmiyorum ama yani hakkaten haksızlığa uğradım. Sorgulanmak istiyorum yani ben diğer yargılandığım zaman da sorgulanmak istedim. Ama beni sorgulamadılar yani bir iddianame yi hazırlıyor. Aklına geleni yazıyorlar ondan cevap vermeye çalışıyoruz hakkaten ben sorgulanmak istiyorum. Mesela bu iddianame de iki şey var benle ilgili, bu rutin yazmışlar işte falanların bilgisayarından çıkan belgeler diye, ben bilgisayar kullanmayı bilmiyorum maalesef benim evimde bilgisayar yoktu. Evimi arayan komiser sordu, bilgisayar nerde. Dedim ki yok.

Dedim, ben kullanmayı da bilmiyorum. Dolayısıyla bana CD koyamadılar, mesela herkese bir şey koymuşlar da öyle söyleniyor bende yok o. Bana silah koymuşlar ben nasıl olsa silah taşırım ya.

Gürbüz Çapan dediğin adam silahlı olur diye. Yok, silahım silah almaya çalıştım. Yani benim hakkımda suikast ihbarı oldu valilikten, gecenin bir yarısı tedbir aldığımdı anamgile gittim yattım tedbirim o. Sonra emniyet müdürü bir arkadaşım bana silah vermek istedi. Daha evvelki yargılanmamdan dolayı terör örgütü kurmaktan dolayı yargılanıyordum. Ondan dolayı silah veremediler. Getirdi bir tabanca bir de mermi koydular oraya masanın üstünde duruyordu sonra ruhsat alamayınca tabancayı götürmüş mermiyi unutmuş sonra adam dilekçe verdi bunlar benim diye fahri diken dilekçe vermiş, tabanca yok ama bir de tabanca eklenmiş mesela iddianame de.

Tutanakta var bu tutanak da tabanca olmadığı belli yazılı. Ama iddianame de yani bu Gürbüz Çapan a bu yakışır diye. Size bir şey anlatayım fazla vaktinizi almak istemiyorum. Bu disk davasında herkes karar almış demişler ki bize işkence yapıldı, işkence altında ifade verdik falan diye, yaşlı bir adam Sivaslı bir babalardan birisi, diyor savcıya diyor ki işte anlatıyor, o zaman ne soruyorsa cevap veriyor, bana da bir işkembe yaz diyor oğlum diyor. Ne işkembesi diyor diyor biz karar aldık diyor, arkadaşlarla beraber herkese işkembe bana da bir yaz dedim bana da bir işkembe yaz diye. Şimdi bana da bir tabanca yazmışlar yani şimdi bu çok üstünkörü bir şey bu hakkaten bu kadar yani bu dava ile ilgili kanaatlerimi daha sonra söyleyeceğim. Sorguda söyleyeceğim şimdi söylemek istemiyorum. Türkiye de herkes suç işlemişse hesabını vermesi gerekir. Suç işleyenler çıkıp gürce söylemeliler. Yani ben daha evvel yargılandığım davalarda söyledim yani ben DEVYOL sempatizanıyım, DEVYOL hareketine inanıyorum, bunun teorisine inanıyorum. Doğru söylüyor, mahir in tezlerini doğru buluyorum diye söyledim mahkemede. Şimdi bunu da kim savunuyorsa çıkıp söyleyecek bunları söylemesi lazım. Ama bizi öldürmeye teşebbüs edenlerle başıma bin bir türlü bela getirenlerle aynı örgüte sokuldum ben. Nedir ne yapmak istiyorsunuz yani ne oluyor, burada bir tek bu heyete güveniyorum size güveniyorum ben. Siz Türkiye’nin önünü açacaksınız. Sorgulanmak istiyorum efendim bir an evvel sorgulanmak istiyorum saygılar sunuyorum.”

Sanık Hasan Atilla Uğur söz istedi verildi: “ sayın başkan taleplerime geçmeden önce çok önemli bir konuyu hem sizin hem de kamuoyunun gündemine taşımak istiyorum. ben terör örgütleri ile yıllarca mücadele ettim. Bebek katilini alıp İmralı da sorguladım. Ancak dün akşam

Referanslar

Benzer Belgeler

Millî Eğitim sistemimiz, eğitimin gayesi, birey, toplum, devlet ve dünya için önemi, imam hatip liseleri, tarihi serüveni ile imam hatip okullarının işlevi, Anadolu

a- Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulununun yasal yapısı içinde Adalet Bakanı ve Müsteşarı vardır. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu hakimlerin tayin ve

Tutukluluk, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 100. ve devamındaki maddelerinde ele alınmaktadır. maddeye göre bir kişinin suç işlediğine dair kuvvetli şüphelerin

TERCÜMAN MARİFETİYLE ALINAN BEYANINDA: Mavi marmara gemisindeydim, işte anlatıldığı gibi daha önceden sabah namazından sonra plastik mermileri ile önce sonra gas

geçen talep gününde söz aldığımda sınırlı zaman içinde üzerime atfedilen 36, 37 ve 38 nolu ek klasörlerdeki dijital verilerin ilk sayfalarını göstererek dikkatlerinizi

Sanık Birol Başaran:” Hayır ben o dediğim gibi belge şöyle şöyleyim, gerçekten bu iddianame ile ilgili çok okudum ekleri şey yaptım ama o belgelerin o

Tüm Ceza Hukukçularının üzerinde uzlaştığı bu konuda heyetinizin, hukuki yorumunu daha ayrıntılı bir şekilde tarafıma bildirmesini talep ediyorum.. Bu konuda ki

Sanık Emcet Olcaytu: ”Açıklayayım, anlaması çok kolay bunun ama anlaşılamadığına göre açıklayayım, ben Adil Serdar Saçan’la 2006 yılında Danıştay