lV!!_·
)flll/uu Mb::ii:/!vuüu140 o. xll /l;wuLtı'
··~··•.ıtll····~···:ı•ttdl
r) ~ E:----~+·
-ÖZEL SAYISI-
DiYANET iŞLERi BAŞKANLIGI YAYlNLARI - 856 ilMi ESERlER -138
Tashih İsmail DERİN Grafik & Tasarım
EmreYILDIZ Mücella TEKiN
İsa YÜCEL
Baskı
Cem Veb Ofset Tel: {0312) 385 37 27
2.Baskı, Ankara - 2012
Din İşleri Yüksek Kurulu Kararı: 13.09.2011/57 ISBN
2012-06-Y-0003-856 ISBN: 978-975-19-5234-9
Sertifika No:12930
© Diyanet İşleri Başkanlığı İletişim
Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü Basılı Yayınlar Daire Başkanlığı
Üniversiteler Mah. Dumlupınar Bulvarı No:147/A 06800 Çankaya/ANKARA
Tel: O 312 295 72 93-94 Faks: O 312 284 72 88 e-posta: [email protected]
Dağıtım ve Satış
Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü Tel. {0312) 295 71 53- 295 71 56
Faks: (0312) 285 18 54 e-posta: [email protected]
KURAN'IN
"HAYAT"LAŞMASINDAÖZEL GÜN VE GECELERiN iMKANI*
Jl ....
c"' "-ı
781
T
üman toplumlannın en temel kaynağı olan Kur'an-ı Kerim, ögesi olmaktan hayat rehberliğine kadar insan hayatının
çok geniş alanı içerisinde yer alır. Her şeyden önce 23 sene gibi bir zaman diliminde nazil olan Kur'an'ın, Hz. Peygamber'in (s.a.s.) yaşamı
na ve toplumun dinamik ihtiyaçlanna eşlik eden bir söylemi vardır.
Dolayısıyla Kur'an, birinci derecede gündelik yaşamın içinde her an ilkeleriyle kendisinden bahsettiren bir kitap olma hüviyetini taşımakta
dır. Kur'an-ı Kerim'in hayatla örtüşen retoriği, Mekke'de Hz.
Peygamber'in başlattığı tebliğ sürecinden başlayarak, günümüze kadar
yapılan tüm okumalardaki canlılık içerisinde kendisini göstermektedir.
Aslında Kur'an-ı Kerim'i sürekli gündemin ilk sırasına taşıyan temel öge de, hayata dair söyledikleridir. Ali İzzetbegoviç'in de dediği gibi,
"Kur'an'ın bütün tefsirleri, onun, hadise, yani hayata başvurulmadan anlaşılmaz olduğunu göstermektedir."1 Onun hayatla olan bu içiçeliği,
insan yaşamının sürekli potansiyel bir referansı olmak bakımından
konumunu kaybetmeyecek gibi görünmektedir.
Kur'an-ı Kerim'in hayatla olan paralelliği, en net biçimde onun nüzul süreci ve beraberinde Hz. Peygamber'in hayatına müracaatla anlaşılabilir. Bu, Hz. Peygamber'in hayatı ve mücadelesi ile Kur'an'dan inen ayetler arasındaki
paralellikleri görebilmeyi de ima etmektedir. Fakat bunun da ötesinde top- lumsal olaylar ile Kur'an-ı Kerim'in nüzul süreci arasında diyalojik ilişkilerin altını çizmek, Kur'an'ın soyut bir kitap olmadığını; insan yaşamı, sorunlan, inkarlan, bakış açılan çerçevesinde gerekli tanım, itiraz, ikna, tartışma ve kendin! ifade etme bakımından dikteci değil iletişimci bir dil kullandığım
söyleyebiliriz. Bundan dolayı Kur'an-ı Kerim insan hayatına ilgisiz, uzakta
* Doç. Dr. Mustafa TEKiN, Çanalılıale Onsekiz Mart Oniversitesi İlalıiyat Fakültesi
Ali İzzet Begoviç, Doğu ve Batı Arasmda İslam, Çev. Salih Şaban, İstanbul, Nehir Yay., 1994, s. 239.
r DiYANET iLMi DERGi • KUR':\i'-! OZEL Si\YISI
-;:; 782 )}~============================<~
1_
kalmamıştır; dolayısıyla bu durum onu hayatın dışına atan yüceltmed tavıra
mesafelidir. Yani elierin uzarramadığı bir uzaklığa Kur'an'ı öteleme tavnnı biz- zat Kur'an'ın ete kemiğe bürünmüş mücessemliği (Hz. Peygamber) reddet- mektedir:
A- Problem
"Kur'an-ı Kerim, bugünkü sosyal hayatımızda nereye değer?" şeklinde
bir soru sorduğumuzda, farklı zaviyelerden farklı cevaplar almak mümkün- dür. Öncelikle şunu belirtmemiz gerekmektedir ki; Kur'an'ın okunınası (yüzünden okunması) konusunda toplumumuzda çok ciddi bir hassasiyet söz konusudur. Geçmişten bu yana Kur'an kurslan ve yaz kurslannda Kur'an'ı
yüzünden okumayı öğrenme konusunda gayretler gösterilmiş; Türkiye insanı
da gayretkar olmuştur. Fakat son on-on beş yıllık süreç içerisinde Kur'an kurslanna gençlerin yönelimi konusunda bazı problemler yaşanmıştır.
"Kur'an okumalan" ifadesini iki boyutta ele almak mümkündür. Birinci boyut; Kur'an-ı Kerim'in yüzünden Arapça olarak okunmasıdır. İkinci boyut ise, Kur'an'ın içeriğinin anlaşılınasına yönelik okumalardır. Bu okuma, meal ve tefsirden başlayarak diğer dini ilimleri okumaya kadar yayılır. Türkiye pra- tiklerine bu bağlamda göz gezdirdiğimizde, Kur'an-ı yüzünden okumanın diğerine nazaran daha yoğun yapıldığını genel gözlemlerimize dayanarak söyleyebiliriz. Yaz kurslan, Kur'an kurslan ve özel çabalarla öğrenilen Kur'an, her zaman ve birçok mekanda okunınakla birlikte, ramazanlarda, kandil gecelerinde, cenaze evlerinde ve bayramlarda daha çok okunmaktadır.
Gündelik hayat içerisinde Kur'an'ın içeriği hakkında bilgi sahibi olmanın da birtakım imkanlan bulunmaktadır. Cuma günü ve ramazan aylannda yapılan vaazlar, cami dersleri, özel dini sohbetler bunlardan başlıcalandır.
Bu iki boyuta ilişkin dile getirilen bir argümanı ve problemi tam da bu noktada ortaya koyabiliriz. Toplumumuzda Kur'an'ın mesajlannı anlamanın
yüzünden okumaktan önemli olduğu argümanına dayanan bir tartışma yıllar
dan beri yapılagelmektedir. Doğrusu Kur'an-ı Kerim'i, yani Allah'ın (c.c.) mesajını a,n}~yıp içselleştirmenin ve davranışlara yansıtmanın gerekliliği inkar edilemez. Bilindiği gibi Hz. Aişe (r.a.), kendisine Hz. Peygamber'in ahlakı ile ilgili bir soru sorulunca, "siz Kur'an okumuyor musunuz?" demiş ve devamla onufi Kur'an ahlakına sahip olduğunu ifade ederek Hz. Peygamber'i "yürü- yen Kur' an" şeklinde prototipleştirmiştir. 2 Fakat bu argümanın Kur'an'ı
yüzünden okumanın önemini küçültücü biçimde kimi zaman dile getirilmesi
2 Müslim, Müsafırin/139. ·.· .. ,.-.
KUR'i\i"'Jr-.: "H:\'ıAr'I!\Ş,\\r\~I!~DA ÖZEL GLIN VE GECELERi N i tv\ KANI
~>===========================;<.;:)
783 "i::söz konusu olmaktadır. Aslında yüzünden okuma ile anlamak için okumayı
birbirine tezat konsepti içerisine oturtmak mümkün değildir. Yüzünden oku- mak bir ibadet olduğu gibi, bir müslüman Kur'an'ı arılamaya çalışma gibi bir mecburiyetle de karşı karşıyadır.
Kur'an-ı Kerim toplumumuzda, yukanda da belirtildiği üzere, okunma- ya ve öğrenilmeye gayret edilen bir kitaptır. Fakat özel zamanlar dediğimiz
dini bayramlar, kandil geceleri, bazı merasimler ve özel günlerde hem daha çok okunur hem de ritüalistik özellikler kazanır. Kur'an-ı Kerim'in sadece bu gün ve gecelerde hatırlanmasına kimi itirazlar olagelmiştir. Aslında bu itirazın
Kur'an'a süreklilik kazancimlması bağlamında haklı olduğu noktalar da var-
dır. Çünkü ibadetlerde süreklilik esas olmalıdır. Doğrusu rutin okumalann bu özel gün ve gecelerde daha fazla arttınlması şeklinde bir uygulama devam etmelidir. Ancak bu, sürekli devam eden bir ibadetin daha yoğunlaştınlması
olarak düşünülmelidir. İşte biz bu makalede, özel gün ve gecelerde Kur'an'la
ilişkiyi farklı açılardan analiz etmeye ve tartışmaya çalışacağız.
B-Hipotez
1980'li yıllarm kültürel ikliminde çokça tartışılan konulardan birisi de ibadetle sürekliliğe vurgu yapan "ramazan müslümanlığı" şeklinde popülerle-
şip etiketlerren bir fenomen idi. Bazı halk katmanlannda sadece Ramazan
ayında ibadet etmek ya da özelde namaz kılmanın eleştiri konusu olduğunu;
bu konuda uzmanlarca uyanlarda bulunulduğunu da hatırlamaktayız. Benzer bir eleştiri ve tartışmayı, Kur'an okumayı sadece belirli gün ve gecelere özel-
leştirerek, hayatın diğer zamanlannda yapmamak üzerinde de görmekteyiz.
Giderek artan sekülerleşme sürecinin, dini sadece belirli zamanlarda ritüalis- tik bir duruma indirgerneye sebep olduğunu zaten bilmekteyiz. Kutsallsekü- ler aynınından beslenen bu süreç, dini yaşamı münhasır "zaman"lar içerisine hapsetmektedir. Dolayısıyla yukanda dile getirilen eleştirllerin haklılık payı taşıdığını inkar edemeyiz.
Ancak meseleye bir başka açıdan bakmanın da zorunlu olduğunu söyle- meliyiz. Her şeyden önce toplumumuzda özel gün ve gecelerde, dini bayram- lar ve arefelerinde, cenazelerde, mevlitlerde ve hatta düğün törenlerinde
Kur'an-ı Kerim okunmaktadır. Dindarlık düzeylerinden bağımsız olarak söy- leyecek olursak, bu özel gün ve gecelerde Kur'an okunınası noktasında bir
konserısus olduğu gibi, mevcut pratikler de bunun böyle olduğunu göster- mektedir. İşte bu konserısus ve pratiklerin bir imkanı içerisinde hanndırdığı
nı düşünmekteyiz. Hangi dindarlık düzeyine ve yönelimine sahip olursa
j
DiYANET iUAi DERGi • KUR'AN ÖZEL SAYISI
.;:[ 784
~:l->=======================Ç·
olsun, özel gün ve gecelerde Kur'an okumanın bir imkan olarak görülmesi
gerektiğini; işte tam da bu noktanın Kur'an'ın iki boyutlu okuma biçimini
geniş halk tabakalannda geliştirmek için bir iletişim imkanı doğuracağını var-
saymaktayız.
C- Kur'an Okumalarının Tarihsel Serencaını
Kur'an-ı Kerim'in, Hz. Peygamber günlerinden itibaren okunınası ve
anlaşılması, hep özel bir ihtimarnın konusu olmuştur. ilk dönemlerde
Kur'an'ın korunması, hem yazmak hem de ezberlemek suretiyle gerçekleş
miştir. Yüzyıllardan beri devam ede gelen hafızlık ve kurralık meselesi, müs- lüman topluınıann üzerinde hassasiyetle durduklan bir konudur. Hz.
Peygamber günlerinde müslümanlar, Kur'an'ı hem yüzünden okumak hem de içeriğine vakıf olmak için ellerinden gelen gayretleri göstermişlerdir. Daha sonraki süreçte İslam aleminin çok farklı coğrafyalarda Kur'an okumalan aşın
ihtimamla devam ettirilmiştir.
Osmanlı tecrübesi de bu konuda oldukça zengin ve renklidir. Kur'an okumalan birtakım ritüalistik niteliklerle Osmanlı' da kurumsallaşmıştır ki,
aslında Türkiye'ye bakiye kalan tecrübe budur. Nitekim dini bayramlar, özel gün ve gecelerde-Kur'an okunması, uzun zamanlardan beri süregelen bir
uygulamadır. Bu bağlamda Kur'an okumalannın İslam aleminde ortak bazı
noktalan paylaşınakla birlikte, geleneği~ içinden geliş(tiril)en uygulamada kimi küçük farklılıklar bulunmaktadır. Bu da, her toplumun kendine mah-
susluğu bakımından üzerinde düşünülecek bir nüanstır. Osmanlı Dönemi'nin kendisine has özelliği olarak Kur'an bazı törenlerde de okunagelmiŞtir. Yine Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethinden sonra halifeliği sahiplerrmesinin ardın
dan kutsal emanetlerin getirildiği Topkapı Sarayı'nda yüzyıllarca durmadan Kur'an okunmuştur. Bunun ifade ettiği sembolik anlam, üzerinde düşünül
melidir. Öte yandan Osmanlı'daki birçok uygulama ve pratiklerin, romanlara ve hikayelere yansıdığını da rahatlıkla görebiliriz. Söz gelimi; Halide Edip
Adıvar'ın "Sinekli Bakkal" romanında, mevlit ile birlikte ele alınan Kur'an okumaya dair verilen geleneksel ritüalistik uygulamalar, toplumun dip akın
tılannda Kur'an'ın temel bir zemin olduğunu ele vermektedir.
Türkiye'de özel gün ve gecelerdeki Kur'an pratiklerine ileride değinece
ğiz. Ancak tam da bu noktada nasıl bir serencam ve sosyal ortam içerisinde Kur'an okumalannın geliştiğini kısaca analiz etmemiz gerekmektedir.
Türkiye'nin Osmanlı'dan başlayan modernleşme tecrübesi, doğrusu insanla- rm Kur'an ile ilişkilerinin mahiyetinde·de etkilerde bului:ıriıüŞi:ur. Hiç şüphe-
KUR'AN'IN "HAYArLAŞMASINDA ÖZEL GÜN VE GECELERi N iıv!KANI
~>======================~.;;(
785 }·siz tarih boyunca Kur'an'ın doğru anlaşılması konusunda tartışmalar olagel-
miştir. Ancak bu tartışmalann modem zamanlardaki mahiyeti farklılaşmıştır.
Hz. Peygamber'in irtihalinden sonra farklı kültür ve medeniyetlerle karşılaş
ma, İslam dünyasının güçlü dinamikleri, donanımlan ve yeni trendlere açık olması sonucunda çok zengin bir ilmi miras oluşmuştur. Bunda hiç şüphesiz Kur'an-ı Kerim'in merkezi bir rolü bulunmaktadır. Modem zamanlarda
Batı'da İslam dünyasına yöneltilen meydan okuma, müslümaniann Kur'an merkezli eğilimlerini güçlendirdiği gibi, batılılaşmacı akımlann da
Osmanlı'nın içinde dağınasına sebep oldu. Fakat bundan daha önemlisi, dinin modern zamanlardaki konumu idi. Buna göre din, tıpkı Batı'da Hıristiyan dünyasının olduğu gibi mabetlerle ve bireyin vicdanlan ile sınır
lanmış olarak kalacaktı. Seküler nitelikler taşıyan bu din anlayışının, ilerleyen süreçte farklı oranlarda insanlan etkilediğini görebilmekteyiz. Bunun bir sonucu olarak İslam'ın en önemli temel metni olan Kur'an-ı Kerim'in hem
okunınası hem de anlaşılması noktasında bazı farklılaşmalar oldu. Bir kere en önemlisi zihinsel süreç olarak Kur'an'la ilişkilerin zamansal ve mekansal
sınırlaması, gündelik yaşamdaki yansımalannı gösterdi. Kur'an'ın salt özel gün ve gecelerde okunınası ve Kur'an'la direkt ilişkilerin zayıflamasında
bunun bir etken olduğunu söyleyebiliriz.
Bir başka etkeni de "halk dindarlığı" şeklinde ortaya koyabiliriz. Bu din-
darlık biçiminde de Kur'an ile ilişkilerin dini bayranılar, özel gün ve geceler- de yoğunlaştığını görmekteyiz. Halk dindarlığı, yüzyıllardan bu yana geniş
toplumsal tabakalarda yaşanınaya devam eden ve Kur'an ile ilişkilerin daha çok geleneksel ritüalistik sınırlar içinde belidendiği bir durumu ifade etmek- tedir. Kur'an'ın yüzünden okunmasının, anlaşılına çabalanndan daha önde
olduğu bir alan içerisinde hayatiyet bulur. Ancak bu tabakanın Kur'an'ın anlaşılmasında dini bayramlar, özel gün ve geceler, cuma günü vaazlan gibi bilgilendirme ortamlannda aktanlan ikinci el bilgiye sahip olduklannı; bu konudaki pratiklerini de şifahi aktannılann belirlediğini ifade edebiliriz.
Türkiye'de Kur'an'la ilişkilerin farklı boyutlannı kapsayan ne tür pratik- lericra edilmektedir? Bu noktada, bunlann bir listesini yapmak ve daha sonra icra edilen tarzlar üzerinde durmak istiyoruz. Listeleme ve icra ediliş tarzlan, bir Türkiye resmi çıkarmak bağlamında betinıleme olacaktır. Ardından da bu özel gün ve geceler bağlamında Kur'an'la ilişkilerin hangi imkanlan içinde
banndırdığını ve bunun hangi verinıli alanlara doğru açunlanabileceğini ana- liz etmeye çalışacağız.
"i
J
ı)l
DiYANET iLMi DERGi • KUR'AN ÖZEL SAYISI
D-Özel Gün ve Gecelerde Kur'an
Türkiye'de Kur'an-ı Kerim'in en fazla okunduğu özel zaman dilimi, her- halde ra!I!azan ayı olsa gerektir. Kur'an ayı olarak bilinen ramazan ayında,
gerek camilerde gerekse evlerde insanlar mukabele yapmakta; bir ay boyunca
Kur'an-ı Kerim'i hatmetmektedir. Bunun dışında dirı1 bayramlarm arefelerin- de Kur'an okunmakta, kandil gecelerinde mevlide eşlik eden Kur'an okuma- lan yapılmakta; Kur'an'ın anlaşılması yolunda cami dersleri icra edilmekte, bunlann dışında sivil olarak tefsir sohbetlerine geniş yer verilmektedir. Şimdi
bunlann nasıl icra edildiklerine geçebiliriz.
l- Ramazan Ayı ve Kur'an
Ramazan ayı, kuşatıcılığı ve özel havası ile kendine mahsusluğunu her zaman hissettirmiştir. Bu açıdan kendine uymaya zorlayıcılık özelliğine sahip- tir. Ama ramazanın birinci elden özdeşleştiği bir şey varsa, o da Kur'an-ı
Kerim'dir. Bilindiği üzere Kur'an-ı Kerim, ramazan ayında Hz. Peygamber'e inmeye başlamıştır. Ramazan ayının Kur'an'la özdeşleştirilmesi, her şeyden
önce, böyle bir tarihsel referansa sahiptir. Diğer yandan her sene, o zamana kadar inen ayetleri ramazan ayında Hz. Peygamber ile Cebrail (a.s.) karşılıklı
olarak mukabele etmekteydiler. Hatta bu mukabele, son sene iki defa gerçek-
leşmişti. 3 İşte ramazan ayında icra edilen mukabele böyle uzun bir tarihe yas-
lanmaktadır. Ramazanda Türkiye'de ço'k; ,geniş halk katmanlan aras,ında yay- gın ölçüde Kur'an-ı Kerim okunmaktadır. Bunlardan bir kısmı camilerde icra edilmektedir. Erkekler için ya sabah namazında ya da ikindi namazında
mukabele yapılmaktadır. Kadınlar ise, vakit namazlannın dışında kuşluk
vaktinde ya da öğleye yakın bir zaman diliminde bunu gerçekleştirmektedir
ler. Kadınlar cami dışında mahallelerde, sırayla evlerde de mukabele icra ede- bilmektedirler. Mahallelerde Kur'an okumasını bilen kadınlann oldukça fazla
olması dikkat çekmektedir. Her sosyal tabakada bu uygulama olmakla birlik- te, şehrin periferisinde orta ve alt tabakadan çevrelerde (belki bu bölgeler mahalle özelliğini daha çok koruduğu için olsa gerek) mukabelenin daha çok
yapıldığı gözlenmektedir.
Mukabele ile birlikte Kur'an hatimieri de ramazan ayında gerçekleştiril
miş olmaktadır. Kur'an-ı Kerim'in otuz cüzü, her cüzü bir güne denk gelecek
şekilde okunmakta ve ramazan ayında hatimler yapılmaktadır. Ya da diğer
aylarda okunan Kur'an, ramazan ayında daha yoğun bir okumanın konusu olabilmektedir. Ramazan ayının özel bir namazı olan teravih de, Kur'an oku-
3 Buhari, Savrn/7; Müsliın, Fedail/50.
KliR"AN"JN "1-li\'ı'!\T"LAŞMASINDi\ ÖZEL GÜN VE GECELERi N i.\IKANI
· ? = = = = = = = = = = = = = = = = = = = = = = ) { ) 787 }-
malannın konusu olarak geleneğin içerisine yerleşmiştir. Bugün yapılan bazı
uygulamalarda teravih namazı hatinıle kılınmaktadır. Şehrin tayin edilen bazı
camileri yirmi rekat teravih namazının her bir rekatında bir sayfa okuyarak ramazan sonunda hatmi gerçekleştirmektedir.
Şunu belirtmek gerekir ki, ramazan ayında toplumumuzda Kur'an'ı
okumaya dair daha yoğun bir yönelim olmaktadır. Düzenli olmasa da parça parça Kur'an okumalan yapılmakta, Kur'an okumasını bilmeyenler, ramazan
ayının bir fırsat olduğu düşüncesiyle öğrenmeye başlamakta, camide görevli imam-hatip ve müezzin kayyımlar, ramazanda çoğalan cemaate Kur'an oku-
ınayı arttırmaktadırlar. Aynca televizyonda gözlenen dini yayınlardaki artışta,
Kur'an okumalannın da hatın sayılır yeri olduğunu görüyoruz. İftar ve sahur programlannda dini vaaz ve konuşmalarda, önce mutlaka Kur'an-ı Kerim
okunmaktadır. "Ramazan" ve "oruç" merkezli bu dini konuşmalar, içerik ola- rak hayatın tüm alanlannı kapsayıcı özellikleriyle çeşitlenmekte; aslında Kur'an'ın daha iyi anlaşılması üzerine bir çaba olmaktadır. Camilerde rama- zan ayında öğle ve yatsı namazlan öncesindeki dini vaazlar da aynı şekilde
bir Kur'an öğretimi olmaktadır.
2- Kandil Geceleri ve Kur'an
Türkiye'de kandil gecelerinin müstesna bir yeri vardır. Kandil geceleri için özel hazırlıklar yapılırken karşılıklı kutlamalar gerçekleştirilir. "Kandil Simidi", kandil gecelerinin toplum hayatında olabildiğince özelleştiğinin
belki en iyi göstergelerindendir. Hicri takvime göre düzenlenen bu geceler, bir yıl içerisinde beş kere toplum hayatına büyük canlılık katmaktadır.
Bunlardan birincisi, rabiül evvel ayının 12. gecesinde icra edilen mevlit kan- dilidir ki, Hz. Peygamber'in hicri takvime göre doğum yıldönümüdür.
İkincisi, recep ayının ilk cuma gecesine rastlayan Regaip kandilidir ki, mü'minlere af ve merhametin bollukla geldiği bir gecedir. Üçüncüsü, recep
ayının 27. gecesi olan Miraç kandilidir. Miraç, bilindiği üzere, Hz.
Peygamber'in Mekke'deki Kabe'den Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya ve oradan da alenılere uruc ettiği bir gecedir. Dördüncüsü, şaban ayının 15. gecesinde icra edilen Beraat kandilidir ki, mü'minlerin günahlardan heratma vesile
olduğuna inanılmaktadır. Beşincisi, ramazan ayında kutlarran ve Kur'an-ı
Kerim'de adına özel bir sure bulunanKadir gecesidir. Kadir gecesi Kur'an'daki ifadesiyle söyleyecek olursak, bin aydan daha hayırlıdır ve Kur'an Kadir gece- sinin de içinde bulunduğu ramazan ayındanazil olmaya başlamıştır.4 Kadir
4 Bkz. 97/Kadir, 1-5.
DiY1\NET iLMi DERGi • KUR'AN ÖZEL SJ\YISI
·{ 788
~:H=======================<~
gecesini idrak etmek üzere toplumumuzda camilerde çok yoğun bir şekilde
kutlarnalann yapılması dikkat çekicidir.
Türlqye'de kandil geceleri nasıl ihya edilmektedir? Geceler için yapılan
maddi hazırlıklarm dışında, gündüz oruç tutma yaygın bir biçimde gözlen- mektedir. Bir kere kandil geceleri için özel tertip edilen vaazlar, caıni kürsüle- rinin vazgeçilmez bir ögesidir. O gecenin fazileti üzerinden yapılan Kur'an
anlatımlan ve gecenin nasıl ihya edileceğine dair verilen tavsiyeler bilinmek- tedir. Bu tavsiyelerden en önemlisini ise, hiç şüphesiz Kur'an okumak oluş
turmaktadır. Kur'an okumanın gündüzden başlayarak gece boyu da devam eden bir faaliyet olduğunu kandil geeelerindeki genel gözlemlerimiz göster- mektedir. Birçok televizyon kanalı, kandil gecelerini büyük şehirlerin başta
gelen calnilerinden yaptıklan yayınlarla vermektedir. Kandil gecelerinde cami programianna baktığımız zaman mevlit, Kur'an ve ilahiler okunduğunu gör- mekteyiz. Dolayısıyla Kur'an-ı Kerim, burada da başat yerini korumaktadır.
Camiler dışında ülkemizde sivil toplum kuruluşlannın da, kandil gecesi programlan düzenlemeye başladıklannı görüyoruz. Bu programlarda da Kur'an tilaveti öncelikli yerini korurken, Kur'an-ı Kerim'in daha iyi anlaşıl
masına yönelik konuşma ve konferanslarm da icra edildiği bir gerçektir.
3- Dini Bayrainlanmızda Kur'an
Bilindiği gibi bayramlar, toplumlarm sevinç günleridir. Senede iki kere ramazan ve kurban olmak üzere kutlarran dini bayramlardan biri, hemen ramazan ayının akabinde, diğeri de hac zamanındadır. Ramazan ayında yapı
lan yoğun Kur'an okumalan, genel olarak ayın son gününde bitmekte ve ferdi
bazı okumalar dışında dini bayramlanmızda Kur'an okumalanna yönelik bir programa rastlamamaktayız. Daha çok bayramlarm hazırlıklan ve telaşlan ile
uğraşılmaktadır. Fakat bazen Tv kanallannın bayram sabahı Kur'an okumaya ve dilli vaazlara yer verdiklerini söyleyebiliriz. Tabi hacda iken durum kıs
men farklılaşmaktadır. Kurban bayramının ilk günü tavafla geçerken, bu arada Kur'an okumalan devam etmektedir.
4- Cuma Günlerinde Kur'an
Genel bakış açısı itibanyla tüm günler, çalışma ve ibadet bakımından
birbirinden farklı değilse de, cuma gününün müslümarılar nezdinde aynca-
lıklı bir konuma sahip olduğu da bilinmektedir. Bugün, müslümaniann temizlik konusuna daha hassasiyet göstermeleri, cuma narnazına (cemaate)
katılmaya öncelikle zihnen hazırlanmalan önemlidir. Her ne kadar geçmiş
zamanlara göre cu maya hazırlığa karşı bir hassasiyet kaybı varsa da·, .yine belli
-
KUR'AN'IN 'HAYAT"LAŞMt\SINDA ÖZEL GÜN VE GECELERİ N İlv\10\NJ
·?=====================~{;
789 }·oranlarda gündelik hayatın içinde farklılık hissedilmektedir. Cuma günleri camilerde Kur'an okunduğu ve vaazların verildiğini bilmekteyiz. Genel ola- rak cuma namazı başlamadan bazı camilerde yüzünden Kur'an okunmakta;
bir kısmında da cemaate Kur'an ve sünnet merkezli konuşmalar yapılmakta
dır. Türkiye'de devletin televizyon kanalı TRT,.Perşembe akşamlan (cuma gecesi) Kur'an okuması ile başlattığı programı, dini içerikli konuşma ve vaaz- larla devam ettirmektedir.
5-Cenaze ve Düğün Törenlerinde Kur'an
İnsan hayatının bir gerçeği ve din açısından ikinci hayatın başlangıcı olan ölüm, aslına bakılırsa diğer aleme bir uğurlama törenidir. Bu açıdan
hüzünle birlikte bir "maneviyat" havasının yoğun olarak yaşanmasına sebep
olmaktadır. Fakat diğer taraftan insan Rabbine kavuşmaktadır. Bu zaviye bize Mevlana Celaleddin Rümi'nin ölüm gecesi için "Şe b-i Arus" yani gerdek gece- si olma niteliğini hatırlatmaktadır. İşte bu kavuşmalara Kur'an-ı Kerim eşlik
etmektedir. Geleneksel uygulamalarda kişi ölüm döşeğindeyken, yapılan en önemli icraatlardan biri, helallik dilerne yanında Kur'an okunmasıdır. Ev hal-
kından Kur'an okumasını bilenler özellikle Yasin suresini o kurlar. 5 Yasin suresinin içeriğinde ölüm, tekrar dirilme, ahiret ve cennet gibi temalar bulun-
maktadır. Aynca Yasin suresinde geçen "Selamun Kavlen" ifadesi, aslında cen- netteki bir enstantaneyi aniatmakla birlikte, toplumuzda "ölüm"le ilgili meta- forik bir anlam kazanmıştır. Bazı ölüm vakalan anlatılannda kişinin, tam
"Selamun Kavlen" ayeti okunurken ruhunu teslim ettiği özellikle merhumu olurolayacak imajlada anlatılır. Diğer yandan halk arasında tam da Kur'an okurken vefat edenler, "hayatı da ölümü de Kur'an ile birlikte ... " mealindeki ifadelerle, merhumun hayatının Kur'anla sürekli birliktelik içinde olduğunu
anlatmaya çalışırlar.
Ölüm alayının hemen akabinde mezara defin işlemlerinden sonra da Kur'an okumalan yapılmaktadır. imarnın burada telkin vermesinin hemen
ardından Kur'an'dan farklı sure ve ayetler okunur. Bu okumalar taziye süre- since de devam eder. Taziye aslında üç gün olmakla birlikte, Anadolu'daki
farklı uygulamalarında bir aya kadar çıkabilmektedir. Bu zaman zarfında, eve taziye için gelen ziyaretler esnasında Kur'an okunur. Aslında ölüye Kur'an
okunması, hayat boyu devam eden bir uygulamadır. Öncelikle ölürrün arka-
sından Kur'an okuyacak bir kişiyi, sağlığında yetiştirmek toplumumuzda önemsenir. Sıklıkla duyduğumuz "arkandan fatiha okuyacak bir kişi olsun", ifadesi, çocuklara Kur'an öğretmenin motivasyonlanndan birisidir.
5 36/Yasın, 1-83.
.;:[
790 ;·ı-S========D=i'ı='A=N=' E=T=i =Lı\=,li=D=E=-R=G=i =·=K=U=R='A=N=Ö=Z=E=L=SA='ı='I=S I========Ç~
Türkiye'de mezarlıklarm cuma, dini bayram ve arefe günlerinde ziyaret edilmesi geleneksel bir durumdur. Köylerde genel olarak arefe günleri ikindi
namazından sonra ya da bayramın ilk günü sabahleyin ev ahalisi mezarlıklan
ziyaret eder. Orada tüm akrabalarm mezarlannın yanlanna giderler; Kur'an okuyarak ziyarederini tamamlarlar. Şehirlerde buna ek olarak cuma günleri de özellikle büyük mezarlıklarm yoğun ziyarete konu olduğunu görmekteyiz.
Birçok kimseler mezarlan rutin olarak ziyaret ederek Kur'an okumaktadırlar.
ülkemizde bazı düğün törenlerinde de hatın sayılır bir şekilde Kur'an oku- ·
masının yer aldığını görmekteyiz. Hiç şüphesiz insanın miladı sayılabilecek
olan düğünler, aynı zamanda sevinçli günlerdir. Böyle bir miladı Kur'an-ı
Kerim ile süslemek olumlu bir durumdur.
6- Hayır Yemeklerinde Kur'an
Anadolu'nun bazı bölgelerinde yapılan uygulamalardan biri de verilen
hayır yemekleridir. Hayır yemekleri iki çeşittir: Hacı hayırlan ve köy hayırla
ndır. Hacı hayırlan diye isimlendirilen bu yemek, hacca gidip gelenlerin dost,
arkadaş ve akrabalanna verilmektedir. Anadolu'nun birçok yerinde görülen bu uygulama, hacı yemekleri olarak da geçer. Gerek hacı hayn gerekse köy
hayırlannın Çanakkale ve çevresinde uygulamalan yaygındır. Çanakkale'de
hacı hayn olarak bilinen bu yemekten önce, mevlide birlikte Kur'an okunur.
Köy hayırlan ise özellikle nisan ayının ortalanndan itibaren mayıs ve haziran- da bolluk ve bereket için köylerde yapılan dini yemekli merasimlerdir. 6 Daha önceden tüm halka (şehir merkezi ve yerleşim birimlerine) ilan edilen köy
hayırlannda da Kur'an okunup dua edildiği gibi, dini vaazlar ve konuşmalar
da yapılır.
Buraya kadar kısaca Türkiye'de özel gün ve gecelerin Kur'an-ı Kerim'le
ilişkilerini betimlemeye çalıştık. Hiç şüphesiz Kur'an'ın hem yüzünden hem de içeriğini anlama bağlamında iki türlü okuması, ülkemizde yapılmaya
devam etmektedir. Ancak Kur'an ile özel gün ve geceler arasındaki ilişki ile
sımrlı bu makalede, uygulama itibanyla genel bir resim çıkmıştır. Bundan sonra yaptığımız betinıleme üzerinde bazı analizlerde bulunmaya çalışacağız.
Bu analizler, Kur'an'la özel gün ve geceler arasındaki farklı boyuttaki ilişkile
rin toplumsal arka plamnı yoklamayı amaçlamaktadır.
6 Daha geniş bilgi için bkz. Mustafa Tekin,
"Çaniikkare
1del<ö'y &yn-laiı•; S.Ü.-iWnya't'Fiikültesi Der- gisi, S. 24, Konya 2007, ss. 81-96.KUR'.\N'IN. Ht\Y,\T'l.-\Şı\\.\SIND.-\ ÖZEL GÜN \'E GECELERi N ii\110\NI
+======================~{;
791}ı-
E- Kur'an'la ilişkilerimizin Sınırlan
Özel gün ve gecelerde Kur'an'ın nasıl yer aldığını, yaklaşık olarak yuka- nda anlatılanlara dayanarak kavrayabiliyoruz. Buna göre, yoğun olarak Kur'an tilavetinin başat konumunu sürdürdüğünü söyleyebiliriz. Bilindiği
gibi, Kur'an-ı Kerim Allah, evren ve insan hakkında külli bir bakış açısına
sahip ilahi bir kitap olarak bir dünya görüşü oluşturur ya da oluşturmak
hedefindedir. Bir dünya görüşü oluşturmak demek, o dine inanan insanların
perspektiflerini, durduklan yeri, bakış açılannı belirginleştirmek demektir her şeyden önce. Bu da, Kur'an-ı Kerim'in içeriğinin, mesajlarının muhatap-
larınca anlaşılması ve akabinde içselleştirilmesi sürecini zorunlu kılmaktadır.
İslami literatürde icmali imandan tafsüi olana geçiş de bu paralelde düşünü
lebilir. İdeal olan, istenen şey; imanı ve bilgiyi olabildiğince "tafsil" ederek
insanın kendisini kuşatan şeylerin künhüne vakıf olmasıdır. İşte tüm bu süreçler için, Kur'an-ı Kerim'in anlaşılması; bir başka ifadeyle içerik itibanyla bir Kur'an okuması gereklidir.
Fakat sosyolojik bir realite olarak tüm inananiann ideal düzeyde bu konumda bulunması imkansızdır. Toplum, bu anlamda da bir çeşitlilik göste- rir. Peki, toplumda bu bağlamda nasıl bir çeşitlilik vardır? Kanaatimizce kabaca iki kategori ayırt etmek mümkün görünmektedir. Bunların hacim ve
yoğunluk bakımından en büyüğünü "halk dindarlığı" diyebileceğimiz kate- gori oluşturmaktadır. ibadet ve ritüel ağırlıklı olan bu dindarlık, geleneksel,
şifahi ve ikinci elden bilgilere sahiptir. Bu dindarlık kategorisi, Kur'an'la iliş
kileri bakımından kendi içerisinde çeşitlilik göstermektedir. Önemli bir
kısmı, Kur'an'ı yüzünden okumayı billnemekle birlikte, onun öğrenilmesine
önem verir. Evlerinde Kur'an-ı Kerim en müstesna yerlerde bulunmaktadır ve Kur'an'a saygı en dikkat çekici unsurlardandır. Kur'an-ı Kerim'in içeriğine
dair bilgiler de vaazlardan, sohbetlerden elde edilınişlerdir. Bunun yanında
inanç ağırlıklı kitabi bir dindarlık kategorisi de vardır. Şehirleşme süreci ile de belirgin hale gelen bu dindarlığın, Kur'an'ın her iki okuma biçimiyle de
ilişkisi bulunmaktadır.
Türkiye'de Kur'an ile ilişkiler, kendi içerisinde bir çeşitlilik göstermekle birlikte, büyük oranda Kur'an'ın tilaveti üzerinde odaklandığı bir gerçektir.
Dolayısıyla dindarlıkların Kur'an'la ilişkisinin boyutlan, Kur'an'ın yüzünden
okunınası ile belirlenmektedir. Fakat bilhassa 1980'lerden sonra giderek ivme kazanan değişim ve dışa daha açık modernleşme ile şehirleşme, "Kur'an'ın anlaşılması" konusundaki tartışmalan hızlandırdı. Bugün Türkiye'de en fazla
satılan kitaplardan birisi de Kur'an mealidir. Bunun bir sonucu olarak cami
DiYANET iLMi DERGi • KUIZ'AN ÖZEL SAYISI
~{ 792 >:ı->=======================S~
dersleri yapılmaya başlandı. Zaten eskiden beri halk arasında sivil ortamlarda
yapılan tefsir sohbetleri, bir şekilde varlığını devam ettirrnektedir. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Kur'an'ın anlaşılınasına yönelik resmi ve sivil teşeb
büsler daha fazla artmış görünmektedir. Fakat uygulana gelen bazı eğitim
politikalan sebebiyle, yeni neslin özel çabalar dışında Kur'an okuma konu- sunda zayıf kaldığını görmekteyiz. Kur'an kuslanna daha çok yaşlılann
devam ettiği olgusal bir durum olarak ortadadır. Dolayısıyla Kur'an ile ilişki
lerin her türlü genişletilmesi gerekmektedir.
F-Hafıza ve Süreklilik: Özel Gün ve Gecelerde Kur'an
Tıpkı insanlar gibi toplumlarm da bir hafızası vardır. Hafıza biriktirdiği
bilgi ve olaylara, farklı zamanlardaki tekrarlarla bir süreklilik kazandırmakta
dır. Bunun için de sıklıkla anımsar. "Anımsama ise, hiçbir biçimde geçmiş
olaylan birbirleriyle bağlantılı olmaksızın, tek tek anımsamak değildir; onlar- dan anlamlı bir aniatı dizisi oluşturabilmektir."7 Burada "anlatı" ve "anlamlı
lık" kelimelerinin altını çizmek gerekmektedir. Aniatı ile kastettiğimiz, bir
mesajı olan ve üst dilde paradigmaya yığmak yapan kompozisyonlardır.
Gündelik kullanımda, geleneklerde ve bilhassa şifahi kültürde oldukça. fazla
sayıda yer alan aniatılar arasındaki ilişki, anlamlılık ve birbirini tamamlayıcı
lıktır. Dolayısıyla görunüşte çok farklı olaylan birbirine bağlayan şey arılamlı
lık düzeyidir. Bu teoriyi somutlaştınrsak, gündelik hayatla İslam adına uygu- lanan ritüeller, anlatılan olaylar, yaşana~ tarihi serencam içerisinde' bir yere oturur ve anlam kazanırlar. Bu bağlamda Kur'an ile özel gün ve geceler ara-
sında bu türden ilişkiler tarihi süreçte kurumsallaşmıştır.
Özel gün ve geceler diye listelediğimiz ramazan ayı, dini bayramlar, kandil geceleri vb. bir toplumun farklı törensel ritüe1leridir. Törenler ise bir toplumun hafızasındaki süreklilikleri koruyan momenturo noktalandır.
Bunlar toplum bilincinde sabitlendikleri yer ile hafızayı canlı ve diri tutarlar.
Bu açıdan "bellek mekanlan"8 denilen şey de bu hatırlamaya yardımcı olmak-
tadır. Sözgelimi üç aylar total olarak ve üç aylann sonuncusu ramazan oruç
ayı olarak kendisini her sene belirli bir düzeniilikle hatırlatır. Aynı şekilde
dini bayramlar ve kandil geceleri de aslı itibanyla belirli bir rutin içerisinde devam etseler de, kendisi için yapılan hazırlıklar ve karşılama törenleri ile
hatırlanınaya devam ederler. Fakat törensel şekilde icra edilen bu gün ve gecelerin yığınak yaptığı önenıli bir nokta vardır. Mesela, ramazan toplumu-
7 Paul Connerton, Toplumlar Nasıl Anıınsar?, Çev. Alaeddin Şenel, İstanbul, Aynnu Yay., 1999, s. 46.
8 Georges Corın, 21. Yazyılda Din Sorunu, Çev. Şule ·Sönmez,· İstanbul, iletiŞun-Yay., 2008;' s. 66.
KLIR':\N'IN 'H:\Y:\T"LAŞM:\SIND/1 ÖZEL GON VE GECELERİN İMKANI l
· ? = = = = = = = = = = = = = = = = = = = = = = = = = ' S { ; 793
}!"
muzda "oruç", "zekat" ve "Kur' an" anahtar kelimeleri etrafında dönen bir ritüelin konusu olmaktadır. Ramazan ayının öncelikli olarak gündeme getir-
diği şey tabi ki oruçtur. Fakat zekat senenin bütün zamarılannda verilebilece-
ği halde, ilginç bir biçimde özel olarak ramazan ayında dağıtılması gündeme gelir. Kur'an-ı Kerim'in ise ramazan için farklı anlam ve değeri vardır. Bir kere ramazan ayına girildiği zaman Kur'an tilavetlerinin yoğunlaşması, mukabele- lerin yapılması, hatimler indirilmesi ve hatimle teravih namazının kılınması
bu ritüalistik unsurlarm temel göstergeleridir. Son kertede bu ritüellerin Hz.
Peygamber'e uzanan bir tarihi ve bu zamana kadarki geleneksel uygulamalar- la kazanmış olduğu formdan dolayı sosyolojik boyutlan önplandadır. Tam da bu noktada, öncelikli olarak belirtilmesi gereken şey, işte bu özel gün ve gecelerin konumuzia bağlantılı olarak Kur'an'la ilgili hatırlattıklan ve bu
hatırlatmanın temaslada bir sürekliliğe dönüşmesidir. Aslı itibanyla hatırla
ma, bir şeyi bilinç düzeyine tekrar çıkarma teşebbüsüdür ki, bu geceler ve günleri imkan kılacak olan burasıdır.
G- Özel Gün ve Gecelerin Kur'an'lı Hayat Açısından İmkanı
Yukanda anlatılanlar paralelinde Türkiye toplumunda özel gün ve geee- lerin Kur'an'la ilişkileri bağlarnındaki resmine baktığımızda, iki temel soru(n) kendisini göstermektedir. Birincisi, Kur'an'la temas noktalannı arttırmanın
bir imkanı var mıdır? İkincisi de, acaba Kur'an ile özel gün ve geceler bağla
mındaki temas noktalannı içeriksel okumalan içine alacak düzeyde dönüş
türmek mümkün müdür? Dikkat edilirse sormuş olduğumuz her iki sorunun da altını çizdiğimiz husus "imkan"lara dairdir. Şimdi bu imkanlara dair kısa
bir analiz yapmaya çalışalım.
Öncelikli olarak ortaya konulması gereken bir realite var: Toplum reali- tesi. Toplum, farklı sosyal tabaka., sınıf ve kategorilerden oluşmaktadır.
Özelde bu tabakalarm Kur'an'la ilişki düzeylerinin de farklılaştığını biliyoruz:
Bu bağlamda halk dindarlığı diye ayırt ettiğimiz kategorinin, en geniş katego- ri olması hasebiyle, Kur'an'la ilişkisinin daha çok Kur'an tilaveti, hatim ve
hafızlık ile şekillendiğini görmekteyiz. Üstelik bu kategorinin özel gün ve geceler ile bu zamanlarda Kur'an okunınası konusuna hassas olduğu da bir
başka gözlemdir.
O zaman buradan nasıl bir imkan çıkanlacak? Ya da Kur'an okumalan
nasıl daha geniş bir verime dönüştürülecektir? Yapılması gerekeni kısa yol- dan söyleyecek olursak; bir kere temas noktalannı hayatın alanı içerisine
doğru genişletme gerekliliğinin altını çizmeliyiz. Bir başka deyişle, özel gün
DiYANET iLMi DERGi • KUR'AN ÖZEL SAYISI
r[794 ;:ı->=======================<·
ve gecelerde Kur'an'la temas, çok uzun olan hayat sayfası içerisine konan noktalar gibidir. Bunlan hayatın içine yaymak ve sonra davramşlara dönüş
türmek için başlanması gereken yer ise küçük temas noktalandır. Bunun anlamı şudur: "Ramazan müslümanlığı" kavramsallaştırmasındaki negatif dili, sadece özel gün ve gecelerde Kur'an'la temas konusuna da transfer etme- den, hatta bu temas noktalannı genişletmeye çalışan bir dil kullanarak belki
Kur'an'ın "hayat"laştınlması, salt bir bilgi objesi olmaktan çıkanlarak ahlaki davranışlara dönüşümünün sağlanması mümkün hale gelecektir. İşte özel gün ve gecelerde Kur'an'la teması imkana çeviren noktamn tam da burası olduğunu düşünüyoruz.
Şunu özenle belirtmeliyiz ki, toplumda sıklıkla rüşvetten torpile, iş hayatındaki zafiyetlerden genel anlamda dürüstlüğe_kadax_birçok. konu_qa __
ahlaki zafiyetlerin varlığı dile getirilmektedir. Şu andaki mevcut gelişmelere
göre, gelecekte Kur'an ve sosyal hayat ilişkisi daha yoğun tartışılacak gibi de görünmektedir. Bu da bize, aslında sorunun Kur'an ile salıili bir bağ kurul- madığı noktasında geliştiğini imlemektedir. Açıkçası "iyi" davranış modeline tahvil edilemeyen Kur'an okumalannın sınırlı etkilerinden bile bahsetmek zor olacaktır. Kur'an ile kurulamayan temas, madde bağımlılığı, ailelerin yıkılması, sokak çôcuklan, işsizlik, çevre felaketleri, gözünü madde bürümüş insan manzaralan gibi ağır maliyetlerle)opluma geri dönecektir. ~unun için de fırsatlar, az çok denilmeden imkana çevrilmelidir.
H- Sonuç ve Öneriler
Diyanet İşleri Başkanlığı, 2010 yılını Kur'an yılı olarak ilan etti. Hiç şüp
hesiz bu ilan, 2010 yılında Kur'an'ın tüketitip bitirileceği gibi sekülerleştirici
bir anlama gelmemektedir/gelmemelidir. Tam tersine Kur'an'ın "hayat"laşması
için bir milad olarak düşünülmelidir. Özel gün ve geceler ile Kur'an arasında
ki ilişkileri farklı boyl,!tlanyla tartıştığımız bu makalede, Kur'an yılını da zihni arka planda tutarak, ulaştığım sonuç ve önerileri şu şekilde belirtmek uygun
olacaktır:
1- Türkiye toplumunda bilhassa özel gün ve gecelerde daha yoğun bir
şekilde Kur'an okuması yapılmaktadır. Hatta toplumun büyük oranda Kur'an'la temas noktalanrıın bu özel gün ve geceler olduğu söylenebilir.
2- Özel gün ve gecelerde daha çok Kur'an-ı Kerim'in yüzünden okun- duğu ritüalistik faaliyetler yapılmaktadır. Bu bağlamda Kur'an'ın ·içeriğine dair okumalann ve bilgileurnelerin ikinCi el-olduğu söylenebilir.··--
1
1KUP..',\N'Ii'J "Hr\Yi\T"L\Şiv\ASINDr\ OZEL GÜN VE GECELERiN iMKANI
3- Türkiye toplumu -tüm diğer toplumlar gibi-Kur'an'ın bu törensel ve ritüalistik okunmasına önem vermekte; onlan dinlemektedir.
4- Bu temas noktalan toplum açısından az ve zayıf olmakla birlikte, bunlann genişledierek imkana dönüşmesi mümkündür.
5- Son zamanlarda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sosyal odaklı projeler üzerine yoğunlaştığı görülmektedir. Hiç şüphesiz bu uzun vadeli bir çabadır.
Halkın genel olarak özel gün ve gecelere katılımı ve coşkusu konusunda bir problem yoktur. Fakat bu gün ve gecelere çocuk ve gençlerin yoğun katılımı
için projeler geliştirilmelidir.
6- Özel gün ve gecelerde okunan Kur'an ve mevlitlere bazı kampanyalar
eşlik etmelidir. Sözgelimi, toplumumuzda artan yoksulluğa karşı "verelim"
kampanyası ya da aşın tüketim, israfa karşı "tüketmeyelim, ihtiyaç görelim"
türünden sloganlada geliştirilen kampanyalar yapılabilir. Bunlar Kur'an odak-
lı geliştirildiği takdirde, Kur'an ve hayat arasındaki kuvvetli ilişkiler daha çok
vurguianmış olacaktır.
7- Özel gün ve gecelerde ilköğretim ve lise öğrencilerine yönelik birta-
kım programlar, Milli Eğitimle ortak bir şekilde geliştirilebilir ve çeşitli hedi- yeler dağıtılabilir.
8- Diyanet İşleri Başkanlığı, hayatın pratikleri ve sorunlauna daha çok
değecek şekilde Kur'an'ın içerik olarak anlaşılması konusunda kendisine
yapılacak proje, uygulama ve seminer önerilerine kendisini açmalı; bunu dekiare etmeli ve bu tür projeleri desteklemelidir.