T ü r k i y e d e i m â r p l â n l a m a e k o n o m i k p o l i t i k a y a e t k i l e r i
İlhan Arguvanlıgil Şehir Plâncısı ve Müh. Mimar G i r i ş :
Dünya yüzünde mevcut tüm Kentle- rin bir imar Plânı vardır. Bu o Kentin özel- liklerine göre bağlı bulunduğu Ülkenin Milli İmar Plânında yerini alır. Özellikleri tam olarak incelenmeden yapılan Yerleş- meler ters sonuçlar getirirler. Yalnış uy- gulanan Yerleşmelerin kökeni muhakkak İmar Plânında belirlenen Teorik çalışma- ların eksik veya aksaklığında değildir;
ancak Teorik çalışmanın Yerleşme yapı- lacak Alanların özelliklerine uygun bir şekilde hazırlanıp, hazırlanmadığı düşü- nülebilir. Tabiiki sonuç etken olduğundan t>ozıık uygulamalar için Retroaktif önlem- ler alınıp alınamaması önem taşır, ki ço- ğu zaman bunlar, M a d d î , İ d a r i v e H u k u k î sorunlar doğurur. Millî çıkar- larımız açisından, Yuıdumuzdaki mevcut Yerüstü ve Yeraltı Kaynaklarını en et- kin şekilde kullanırken, Doğayı boz- madan, kirletmeden kullanmak gerekmek- tedir... yani İ m a r P l â n l a r ı n ı n ya- e l e l e v e r e r e k ç a l ı ş m a n ı n so- n u c u n d a f o n k s i y o n e l , ekono- mik v e e s t e t i k y e r l e ş m e l e r , e s e r l e r m e y d a n a g e t i r e b i l i z . Yani bu şu demek oluyorki, imar Plânlama Çalışmaları özellikle Doğa, ve.
Doğa nın sorunlarıyla ortak 'bir uygulama- ya yönelik olmalıdırlar. Doğa yı kirleten- lerin, veya kirletebileceklerin sadece in- sanlar olması, onların suçlu olduklarını ispat etmez... çünki orjlar yalnış uygula- manın doğurduğu zorlamalar karşısında, yaşamlarını yitirmemek için . (tabiat kanu- nu gereksinmesi) Doğa nı'n Dengesini Bo- zucu eylemlere girişirler... ancak bozu- lan Dengenin Geri Getirilmesi Canavarla- şan Bir Ateşten Top Olur, Kimse Tutamaz ve Bu Top Elden Kaçtıkça öteye beriye çarparak önüne çıkan Her Engeli Parçalar.
İ n s a n l a r Y e r l e ş i m A l a n l a r ı n a M u h t a ç t ı r
Hernekadar konuyu tarafsız olarak Dünya açısından görmek mümkünse de...
şu anda Türkiye çapında bir Eleştiri, Dü- şünme, Açıklamalara girmeğe çalışarak...
Yerleşim Alanlarını kendi Yurt Sınırları- mız İçinde inceleyelim.
Türkiyede yerleşim alanları "Kentler ve Kırsal Alanlar bugün Türkiyede carî İmar Plânlama Kuralları çerçevesinde ku- rulmuş, ve faaliyetlerini yurdumuzda ge- çerli İdari ve Hukukî Kanunlara göre sür- dürmektedirler. Genel olarak:
A. Belediye sınırları içinde, Belediye İmar Kanunları,
B. Belediye sınırları dışında. Muhtar- lıklar ıKanalı/İzniyle gerçekleşen plânla- malar uygulanmaktadır. Bu yazının sonu- cunda varacağımız -Amacın Ana Hatları- nı- şu şekilde toplayalım.
1. B i I i m s e l İ mar P l a n l a m a s ı H a z ı r l a m a k
a. Bölge Plancıları, b. Şehir Plâncıları, c. Mimarlar,
d. Ekonomik Denge Plâncılarının, müşterek olarak hazırladıkları İmar Plân- larının bunların bağlı oldukları Odalar gö- zetimi altında. Ulusal Yarışmalar sonucun- da İhale Edilmek Suretiyle yapılmasını/
uygulanmasını sağlamak Amaç Olmalıdır.
I I . İ n ş a a t Y o ğ u n l u k l a r ı n ı n D ü z e n i
" Y o ğ u n l u k l a r ı n y a l n ı ş kul- l a n ı l m a s ı ç i r k i n k e n t l e r k u r u l m a s ı n a y o l a ç a r "
Türkiyede inşaat yoğunlukları her kentimizde aynı, ve gelişigüzel uygulan- maktadır. Bilimsel açıdan ele alınınca çok yanlıştır. Şöylekl:
a. Bölgelerin özelliklerine, b. iklim özelliklerine, c. Turistik kıymetlerin özelliklerine, d. Doğa özelliklerine, e. Yer altı kaynakları özelliklerine, f. Alt yapı imkânları özelliklerine....
göre incelenerek, Tarım, Konut, Turistik Yapım, Orman-Deniz-Dağ-Akarsu Kıymet- leri, Endüstri Yapımları için Yerleşme A- tanları Oluşturulmalıdır.
a. B ö l g e l e r e g ö r e y o ğ u n l u k
. Bölgelerin Dış ve iç ehemmiyet
•bölgeleri olarak ayrılıp, diğer (b, c, d ve f) bendlerdeki özellikleri- ne göre yoğunluk verilmesi, b. İ k l i m y o ğ u n l u ğ u
. 'Mevsimlere göre Turistik Kıymet Yoğunluğu Araştırması, . Mesken Türleri Araştırması, . Ticari ve Sanayi Kuruluşları Araş-
tırması yapılması,
c. T u r i s t i k Y a p ı m l a r Y o ğ u n l u ğ u
. Yörenin halkın oturabilmesi bakı- mından Üretimin üzerinde bir Tü- ketim Durumu varsa, Ekonomik Yaşantıya ters düşeceğinden Lüks bir Bölge niteliğinde olan bu yer- lere Yabancı Sermaye ve Turistik Akımını çekebilmek için geliştir- me yoluna gidilmesi, ve kat'iyetle (bak. Giriş 1) izinsiz, kıymetsiz Yerleşmelere meydan verilmeme- d. D o ğ a ' y a g ö r e y o ğ u n l u k
. Bilimsel İmar Plânlarına göre ha- zırlanmış Yatırımların Geçit Yol- ları üzerlerinde olan Manzara/Do- ğa Kıymetlerini hiçbir şekilde çir- kin ve fonksiyonel olmayan Yer- leşmelerle kirletip aşağılamamak için, ve ilerki Üretici Yatırımları başlatmadan ürkütmemek için ön- lemler alınmalıdır. Ancak Türkiye- de şimdiye kadar yapılan yalnış uygulamalara yer vermeyerek, aynı Bölgeler İçin Yeni, Yeni... Tekrar, Tekrar Düzeltmelerden Kaçınılma- lıdır. Ayni yörede birbirine uy- mayan, merkezi sistem dışı alı- nacak olan (bak. Giriş 1) kararla- rın yarattığı yoğunluklar yüzünden birbirine uymayan yerleşmeler doğmakta, K o n u t , S a n a y i , T u r i s t i k , Y e ş i l A l a n l a r birbirlerine karışmakta ve tamiri mümkün olmayan sonuçlar geliş- mekte, ve S a n a y i P i s l i k l e - ri Tüm d i ğ e r K ı y m e t l e r i Y i t i r m e k t e d i r ... yani D o ğ a
Y a l n ı ş P a r s e l l e n m e k t e - d i r . İ ş t e B i l i m s e l İ m a r P l â n l a m a s ı n ı n Ö z e l l i ğ i B u r a d a Y a t m a k t a d ı r . Bunlara dikkat edilmesi, e. Y e r A l t ı K a y n a k l a r ı na
G ö r e Y o ğ u n l u k ; . Bölgelerdeki yeraltı kıymetlerine
uygun Tesisler Kurulması, ve bun- lar kurulurken Kaynak Kapasitesi- nin Araştırılması, (ki kurulacak o- lan tesisler Üretim Açısından Yük- sek Bir Rantabiliteye ulaşabilsin...
bu araştırmada a, b, c, d, ve f bendleri büyük rol oynamaktadır- lar. Çok ilkel bir örnek verecek o- lursak Taksim Meydanında
Buğday Tarlası nasıl rantabl olmaz- sa, Ağrı Dağı Tepesinde de işha- nı rantabl olamaz...) f . A l t Y a p ı i m k â n l a r ı n a
g ö r e Y o ğ u n l u k ; . Genel olarak Kentler, Bilimsel ola-
rak plânlanmış Kentler bir Üçgeni andırırlar... yani Kent Merkezinden Dışa/Yeşil bölgelere, Kırsal Alan- lara doğru Yoğunluklar azalır. Bu- nun sebebi Kent içi fonksiyonları- nın Ticarî Fonksiyonlara yer ver- mesidir. Kent içindeki ulaşım ko- laylrkları iş Merkezlerinin Kent Merkezinde toplanmalarını gerek- tirir. Bu yazıma şöyle diyenleriniz çıkacaktır. Batı Avrupa ve Ame- rikadaki Kentlerin dışında kurulan birçok Yerleşmelerde genel Üçgen- ler vardır... bunları P e y k Kent- l e r o l a r a k a d l a n d ı r a b i - l i r i z ancak şunu unutma- mak gerekir ki bu Kentler gerekli Yaşam Fonksiyonlarını içeren Kentler olup Âna Fonksiyonları bakımından Merkez Kente bağlı- dırlar. Bunlar Nüfus Yoğunluğu ve o Ülkenin imar Plânlama A- maçlarındaki Kırsal, Yeşil Alan Tanzimleriyle İlgilidir. Yerleşmeler "
Alt Yapı ile ilgili olduklarından, Alt Yapıda değişiklik gerçekleşti- rilmeden yoğunlukların yukarı doğ- ru değiştirilmesi/arttırılması söz konusu olamaz. K o n u t , S a n a - y i, Turistik Y e r l e ş m e , Ti- c a r î Y e r l e ş m e Alanlarının T a n z i m i n d e A l t Y a p ı De- ğ e r l e r i bir olamaz, bunlara çok önem verilmesi, gerekmektedir.
I B . Y o ğ u n l u k l a r ı n B i l i m s e l K u l l a n ı l m a s ı
"Yoğunlukların Bilimsel Kullanılması Sosyal Nitelikli Kentler / Yerleşmeler Kurulmasını Sağlar"
Yoğunlukların gerçek anlamda geçerli olabilmeleri 'için Bölgelerin lAda belirtti- ğimiz durumlarına göre Formüller Uygula- makla olur,
Şöyleki: (birkaç örnek verelim) . Kurak Bölgelerde B a r a j v e Su-
l a m a T e s i s l e r i yapılması.
Yağışlı Bölgelerde S u Depola- ma T e s i s l e r i i s e K e n t l e - r i n N o r m a l İ h t i y a c ı n a Gö- re programlanmalıdır... çünkü Böl- ge Akarsularının yönlendirilmesi, ihtiyacı olan diğer bölgelere akta- rılması Yağışlı Bölgenin Ekonomik çıkarları ile ilgilidir.
. Şelale ve Akarsular bulundukları yörelerin Elektrik Üretimine fayda- lı Doğal Kaynaklardır. Batı mede- niyetleri en 'küçük akarsular ve şüt- lerinden faydalanarak elektrik üret- mektedirler. Örneğin Avusturya, Almanya, Hollanda sade sulardan değil, bu yönde Rüzgâr Değirmen- lerinden, Rüzgâr Gülünden Elekt- rik Üretimi ve bazı Üretim malları için Mekanik Küçük işletmelerden faydalanmayı başarmışlardır.
Peki yukardaki örneklerin Konuların Kırsal Alan ve Kentsel Yerleşme Alan- ları ile ne ilgisi var diyeceksiniz?
Bu Konular Yoğunlukla İkiz Kardeştirler
Şöyleki:
. Örneğin İzmir Yöresi, Aydın, An- talya, Adanada Pamuk yetiştiril- mektedir. Burada Bunların Üreti- miyle İlgili Tesislerin Kurulması Bir Akılcı Önlemdir, ancak Doğa Özelliklerine göre Gerekli Önlem- lerin alınmasından sonra, N i ç i n ?
Adana 50 km. ötede Karataş ta De- niz'e açılır, Aydın'ın Kıyı İlçeleri vardır, İzmir ve Antalya Kıyı Kentlerdir... Bu yö- re/Bölgelerde üretilip, anında işlenecek olan ürünler... Yurt içi, veya Yurt Dışına Demiryolu ve/veya Denizyolu kanalıyle sevkedilebilir.
Demek ki?
Bu Kentlerde İnşaat Yoğunluğu Böl- gesel Amaç ve Araçlara yönelik şekilde programlanmalıdır... belki (tabii ki Araş- tırma sonucu olmak üzere) Ufak Kent Çekirdekleri Çevresinde Bölge Ürünleri Üretim ve İşlenme Merkezleri Kurulmalı- dır. Bunların pek tabiidir ki, örneğin, İs- parta. Bolu, Zonguldak, İstanbul daki Üre- tim Fonksiyonlarının getireceği Yoğunluk- larda bir tutulamıyacağı açık, seçik mey- dandadır. Bolu Dağında bîr Pamuk İşleme Fabrikası nasıl ters düşerse, Erzurumda Pancar Fabrikası, veya Adanada Turistik Dağ Oteli... Yoğunluk ve Yatırımlara Ters Düşer... Ve Ekonomik Politikaya Katkı- da bulunamaz.
Yoğunluğa ters düştüğü, İşletmecilik açısından zararlı olduğu hal-Politik Sebep- le gerçekleştirilmiş olsa bile... arzu edil- meyen Sevimsiz, Çirkin Kentlerin Doğ- masına Sebep Olur... Bugünkü Türkiye maalesef fazlasıyla bu Örneklerle Dolu- dur... ve Devam Etmektedir. Geleneksel Mimari önemini kaybetmiş gözükmekte- dir... Parselasyon anlayışı ise daha doğ- madan ölmüştür.
IC. İç Göçlerin Getirdikleri Veya Götürdükleri
" İ ç G ö ç l e r M a n t a r Y e r l e ş m e - 1 e r in / A n a K e n t l e r Ç e v r e s i n - d e Y e n i . Y e n i M a n t a r K e n t l e - ri n - G e c e k o n d u Y e r l e ş m e l e - r in in D o ğ m a l a r ı n a M e y d a n V e ı • m i ş t i r "
bu Mantar Yerleşmelerdeki ha- kiki Kent Nüfuslarından daha fazla nüfu- su barındırmaktadırlar.
Bu Gecekondu Yerleşmeler sonrala- rı Siyasî ve/veya Spekülatif Amaçlarla kullanılmak istenmiş, Su ve Elektriğe ka- vuşturulmuş (tabii burada yaşamaya mec- bur vatandaşlara hükümetin bu durum- da yapabileceği en normal yardımdır)...
ancak bu Kentlerimizin soysuzlaşmasını düzeltemez... çünki artık istenmeyen, a- ma gözle görülen, kokusu duyulan Çir- kin Kentler Doğumu Gerçekleşmiştir.
Buna karşın gene Anadolunun Bakir Kay- nakları ve insan gücü el uzatılmamış hal- de durmaktadır üstelik. Kasaba ve Köyler Kavruk Kalmış ve burada halen yaşamakta olan insanlar Büyük Kent- lere Göç Etmeğe Teşvik Edilmiş Duruma getirilmişlerdir.
Yoğunluk için uygulanacak Formül Bölgelerin Üretim - Tüketim Kapasiteleri ile ilgili Nitelikleri ve İnsan/İş Gücü Ka- pasiteleri ile Orantılıdır.
B ö l g e N i t e l i k l e r i Y o ğ u n l u k : İ n s a n / İ ş G ü c ü
Bölge Nitelikleri Ham Nitelikler ola- rak kaldıkları sürece, Bölge İnsanları bu- ralarda kalmayarak Büyük Kentlere Göç ederler işbu sebeple Göçü dur- durabilmek, ve Millî Ekonomik Dengeyi Sıhhatli Bir Şekilde Tekrar Kurabilmek için Alt Yapıyı Biran Evvel Anadoluya gö- türmek gerekmektedir.
Bunun 'için Faydalı Üretim Politikası- nın Tesis Edilmesi Gereklidir. ilk alına- cak Önlemler Şunlardır:
a. Nüfus Planlama Politikası b. Üretim Kaynakları Tespit
Politikası
a ve b bendlerinin başarılı olmaları:
ı. Fonsiyonel İmar Planları Yaratır, ıı. Ekonomik ve Estetik Kentler ya- ııı. Ulaşım Kolaylıkları sağlar, ıııı. Zaman ve İşgücü Kaybını önler,
Ekonomik Güç sağlar, Şimdi Nüfus Plânlamasından başla- yarak. s ı n ı r l a n d ı r ı l m a y a n , sıh- h a t s i z d o ğ u m l a r ı n Zararlarını incelersek... şimdiye kadar dile getirdik- lerimizi daha iyi kavramış oluruz. Bu se- beple Türkiyede D.G.D. Problemini ya- kından inceleyelim
IIA. D.G.D. (Doğum, Gecekondu, Devalüasyon) '
"Sıhhatsiz yerleşmeler, fakir toplum- lar, Ekonomik değer kaybı yaratır"
D: Doğum:
Bir ülkenin kalkınmasını nüfusun art- masında değil, eğitilmiş İşgücünün art- masında aramak gerekir. Çok nüfuslu ül- kelerde Eğitim Çok Güç Uygulanabilmek- tedir. Ülkeler bu yüzden bir Nüfus Plânla- ma ilkesini kabuT etmeğe gerek duymak- tadırlar. Bu suretle bilinçsiz Doğumların önüne geçilmiş,-ve Ekonomiyi olumsuz etkilemeler önlenmiş olur. Örnek (İskan- dinav ve Batı Avrupa Toplumları)
a. Eğitimsiz ülkelerde çok doğum o- lur, ancak Verim Azdır çünki...
Ö l ü m O r a n ı Ç o k t u r , Y a ş a y a n l a r B e s l e n m e - den M a h r u m d u r , E ğ i t i m İ m k â n l a r ı H e m e n H e m e n Y o k t u r , demekki:
(kendi istekleri dışında birer do- ğum eseri olarak) bahtsız kurban- ları olurlar.
D : De a I ü a
Doğumların fazlalaşması, Tüketimin Üretim Gücü Üzerine Çıkışı, Verimsiz İş- gücünün Fazlalaşması, Gecekondu Bölgem lerinin Çoğalması, Yurtta Geçim Sıkıntısı- nın Başgöstermesinin ilk görüntüleridir
n I a
a l ı k l ı ve S o y s u z B i r N e s i l O l u ş a c a k t ı r b. Sağlıksız İnsan Kitleleri, sağlıksız
barınma, ve sağlıksız beslenmenin sonucunda oluştuklarından, Verim- siz , işgücü oluştururlar... ve Eko- nomiye Katkıda değil, Zararda bu- lunurlar... Doğum Kontrolü Bu Se- beple en Büyük Önemi Taşımakta- dır.
G : G e c e k o n d u
Gecekondular Yaşam Yerleşmeleri Olmaktan çok, Sadece Varolmaya Çaba- layan İnsanların Ömürlerini Tükettikleri Yerleşmelerdir.
Bu tür yerleşmelerde yaşayan insan- lar ister, istemez Sosyal Yaşama gerçek ilgi duyamaz, ve çok yüksek oranda Sos- yal Toplum içinde Bocalarlar... Topluma saygı duymaz olurlar, ve zamanla Ruhsal Yapıları zayıflar. İstemeyerek de Olsa (ki böyledir)
a. T o p l u m a B a ş K a l d ı r m a - l a r ı D a h a K o l a y d ı r (Anar- şik o l a y l a r ı n ç e k i r d e ğ i b u r a l a r d a ç i ç e k a ç a r ) b. Eğitimsiz olarak yaşama başlarlar,
veya çok ilkel bir eğitimle (en yük- sek oranda ilk mektep) Fabrika ve/veya Elsanatrarı 'işçiliklerine pratik olarak, mes ud bir çocuklu çağı nedir bilmeden, yaşamadan atılmak mecburiyetinde kalırlar...
bu da çoğu zaman Kendisinin bir üstü yaşam seviyesine dahi hak- sız bir yaşammış gibi bakar, c. a ve b'deki durumlar bu insan kit-
lelerinin çok çabuk yıpranmalarına sebep olur... ve böylece Devamlı bir Varolma/Yaşam Kavgası için- de olup, kötü Sosyal Dağıtımın
a. Üretimlerin gitgide azalmasına, 'b. Tüketimin artmasına, c. İhtiyaç maddelerinin bulunmama- d. Dış kaynaklara gerek duyulmasına, e. İthalât ve ihracat zorluklarına, sebep olurlar ve bu zorlukları yen- mek için Alım Gücü Azalan, Fabrikaları Battal Kalmış bir Ülkeye (Hammadde, yakıt, işgücü yokluğu, veya verimsiz çok- luğu, ödeme gücü yokluğu...) tekrar can- lılık kazandırabilmek için Dış Kaynaklara Açılabilmek, Para Değerini Düşürme, Ve- ya bir Değimle İhracat imkânlarına Göre, Ayarlamaya Meoburi Kalınır ki. Bunun Adı Devalüasyon dur. Ancak mühim olan bu önlemlerin alınmasıyla değil, bu ön- lemlerin ardından İç Piyasada Kontrolü elde tutabilmek. Karaborsayı önlemekle mümkündür.
f. Huzursuzluk devam eder, g. Fiyatlar devamlı yükselir, h. Vatandaş lüks alışkanlıklarından
(maddi imkânı olanlar) vazgeçmek istemezse,
i. Vergi sistemi devalüe edilmiş pa- ra birimine göre ayarlanmazsa, Aydınlığa çıkma yerine... tekrar, tek- rar Devalüasyonlar Ülkeyi Büsbütün Ka- ranlığa sürükler.
ili. A. M i l l i İmar P o l i t i k a s ı N a s ı l o l m a l ı d ı r Bir insan ömrünü ele alalım... Tür- kiyede Yaş ortalaması 65 yıl civarındadır.
Şayet Batı Avrupa, Doğu Avrupa, Japonya, iskandinavya ülkelerinde olduğu gibi, Mil- li Politikamız Yurdumuzun Alanlarının da- ha iyi korunabilmesi için, ve Doğa nın in- san eliyle yapılan Yapıtlarla daha iyi u- yum sağlaması için, Bölgeler ve Kentlerin Planlanmasına ait Etüdlerin Amaçlarını IGiriş'te de belirttiğimiz gibi) araştırmış olsa... Nazım Plân Bürolarının, TMMOB'- ınin, geliştirmiş olduğu imar Plânlarını, ve /veya Yarışmalar sonucu ödüllendirilmiş Plânları Uygulamaya aksaksız geçirebil- se, bir insanın yaşamı süresince Spekü- ratif Amaçlarla elinde tuttuğu, ve bir işe yaramayan Alanları... 40 yıl müddetle
-(ancak iki yıl içinde Alan için alınmış o- lan imar Plânına göre uygulamaya geç- mek üzere)- bir nev'i Uzun Vadeli Kira- lama şekline dönüştürse ki - bu tutum Vakıf arazileri ile, Milli Emlâke 'ait alanlar için uygulanmaktadır - Devlet ve Bölge Belediyelerinin imar Plânlarını uy- gulama imkânları garanti altına alınır...
istimlâk korkusu, ne vatandaşın, nede Be- lediyelerin üzerine bir kâbus gibi çök- mez... Spekülasyonlar kendiliğinden berta- raf edilmiş olur ve -Vergi Adaleti doğar.
Bu İşlem Özel Kişiler içinde daha teşvik edici olacağı gibi, Devlet Sektörünün Plân- lama çalışmalarını aksatmamış olacak, ve 40 yıl sonunda kurulmuş olan işletme- ler:
a. Belediyelere devredilmiş, ve bu suretle Kamu Sektörünün Malı ol- muş olacak,
b. İlk evvefâ Kurucu Sahibiyle anlaşarak, kira müddeti ve miktarı zaman şartlarına göre ayarlanmak suretiy- le kiraya verilebilecek, c. Bir üçüncü, başka Özel kişiye bde-
ki şartlara uyularak kiralanabilecek, d. İhale sonucu devredilebilecek, e. Ecnebi işletmeye verilebilecek.
İli B. i m a r P l a n l a m a Amaç- l a r ı n a ... uygun bir şekilde İş- letme istenilen kâr'ı getirmiş ise:
f. Devlet ve/veya Bölge Belediyeleri tarafından İstimlâk edilebilecek, g. Zamanın şartlarına göre işletme-
nin Şekli Değiştirilerek, gene za- mana uygun bir Başka işletme Tü- rüne Dönüştürülecek, ... İşte bu yukardaki uygulama şekilleri ile ortaya birçok Alternatifler Getiril- miş olacak. Bu suretle işletme Es- nekliği Yaratılarak Devletin Ekonomik Po- litikasına Uygun tür önem kazanacak.
ili C. A m a ç l a r a u y g u n a l a n P l â n l a m a s ı ... P a r s e l a s y o n :
Bilimsel olarak yaplacak çalışmalar sonucu Parselasyonlar III A ve Bdeki amaçları aksatmadan işlenecek, ve böy- lelikle şimdiki gibi bölük-pörçük, glrintili- çıkıntılı rezilâne parselasyonlara yer ve- rilmeyecek, Kayıplara Meydan Vermeden Yurd Alanları Hakiki Değerlerini Bulacak- lardır ve bu suretle:
h. Eski Kentlerimizin, Tarihi Değeri Yüksek Mahalle ve Yapıtların ona- rılması, korunması gerçekleşebile- . Turistik Mahalleler, cek
Hotel, Motel ve Pansiyonlar, . Tarihi Çarşılar, . Mahalli Müzeler, . Kaplıca ve Eğlence Köyleri, . Geleneksel El Sanatları ve Sanayi
Ürünleri Tesisleri,
kurularak Bölgelerinin Çekici Unsur- ları Olacaklar ve Oraları Güzelleştirerek- Daha Rahat, Temiz, Bakımlı Kentler Ya- ratacaklardır. Herşeyden evvel... Doğayı Bozmadan, Doğaya Güç Katarak Plânlama Prensiplerini getireceklerdir.
Bundan önceki paragrafta kalkacağını söylediğimiz spekülasyonlar yerine Dev- let (Kamu) ve Şahıs (Özel) Sektör ara- sında Sıhhatli bir Alışveriş olacak... ve bu işten her iki tarafta kârlı çıkacaktır.
Aracının bu gibi alışverişlerde kalkması
olumludur... Çünki Bu alış-veriş milli çı- kar ve milli ekonomik politika ile ilgilidir.
III. D. İ ç G ö ç D ü z e n l e n e c e k : Bu önlemlerin alınmasıyla:
i. Yurdun her köşesi canlanacak, k. 'Milli gelir artacak.
I. İş sahaları açılacak,
m. Topluma canlılık gelecek, Yurd Sevgisi aşılanacak,
n. Eğitim seviyesi kendiliğinden geli- şecek,
o. Yaşam seviyesi yükselecek... tir.
Bütün bu zincirleme olayların ardın- dan... Yundun her köşesi zamanla bir Met- ropoliten Kent Projesine doğru ilk adım- larını atmış olacak ... ve Kentler arasın- daki aşırı Yaşam Farkları ortadan kalka- caktır. Tabiidir ki bu iç göçün zaman- la durması demektir.
Sosyal Kentleşme amaçlarına erişe- bilmek için aşmamız lazım gelen sorunla- rımız bu düzende uygulanabilirse, aşılabi- lecektir.
(Baştarafı 9. sayfada) 320 yatak kapasiteli otel bu kadar kişiye bir kerede hizmet edecek yemek salonu, ayrıca sauna, toplantı ve sinema salonu ile diğer salonlar kapsamaktadır.
Kanalizasyon olmadığından fosseptik in- şa edilmiş, diğer otelleri de besliyecek bir jeneratör gurubu eklenmiştir. Servis merdiveninden başka bina dışından de- mir bir yangın merdiveni yapılmıştır.
2. Bodrum : işçi yatakhaneleri, depo lar ve çamaşırhane bu lunm aktadır.
1. Bodrum : Mutfak, günlük depolar ve yemek salonu bu kat- tadır. Salon bölünebilir şekildedir. ıMeze, soğuk
yemekler, tatlı; pasta ve meyve açık büfe ve self servistir.
Giriş Katı : Kayak odası, doktor oda- sı, berber dükkânı, sine- ma ve toplantı salonu çocuk odası, oyun odası, şaık köşesi ve oturma salonları ile bar bu kat- Yatak Katları : Çatı şekli nedeniyle 2 sü- it oda haricinde odalar eştir. Sauna bu katlardadır.
Yazımızın sonunda turistik tesisler mevzuatı ile ilgili bir parantez açmakta yarar vardır. Bilindiği gibi bu yönetme-
lik katı kuralları kapsamakta, sayısal ya- tak üzerinde durulmaktadır. Kayak mer- kezlerindeki topluluklar, kent oteli kişi- leriyle oranlanamaz. Hatta deniz kıyısın- da yaz tatilini geçiren kişilerden de ge- nellikle farklıdırlar. Bu nedenle kişi yeri- ne toplulük kelimesini kullanıyoruz. Ve giderek oda yaşantısının etkilendiği. 2 kişinin yerini 4-6 hatta 8 kişinin aldığı- nı görüyoruz. Oysa yönetmelik çift ya- takla sınırlamaktadır. Böylece atıl kapa- site doğmaktadır. İsteğin çok olmasına karşın istekler şekil bakımından da kar- şflanamamaktadır. Yönetmelikte bu hu- susun gözönünde tutulması, değişik yöre bir esneklfk sağlanması gerekmektedir.
ARKİTEKT,
k o l l e k s i y o n l a r ı ö d e m e l i p o s t a i l * a d r e s i n i z e gönderilir.
1935 — 1979