• Sonuç bulunamadı

İstanbul'un ezeli derdi:Yağdır Mevlam su:Şehirler sultanı bir gün Kerbela'ya dönecek...

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "İstanbul'un ezeli derdi:Yağdır Mevlam su:Şehirler sultanı bir gün Kerbela'ya dönecek..."

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

3 TEMMUZ 1990

ıııriiiirH lıı I '1

/ j l

İSTANBUL’UN EZELİ DERDİ

Susuzluktan kıvranan İstanbullu zaman zaman ellerinde kovalarla yollara dökülürler.

Yazan: Erdoğan Tokmakçıoğlu

xv.>%%>>>xs*x,x , x%,x ,x x *x » x *x -x *z-x ,x ,x v !

İstanbul'un su sıkıntısı tarih ten önce de var, tarih ten sonra da... Bundan

tam 127 yıl önce şehir yine susuzluktan, kuraklıktan kavrulmuştu...

Şehirler sultanı bir gün

Keılıela’ya

dönecek...

A Bentlerin suları yetmediği İçin pek çok su sıkıntısı çe­

kilirdi. Bu nedenle su kısıntıları yapılırdı, tembih hi­

lafına su açıldığı takdirde kanunun 254'üncü madde­

si gereğince bir mecidiye altını para cezası verilmesi

1863 yılında Meclis tarafından ilan edilmişti

E

MEL Sayın istediği kadar yaşlı gözlerle “Yağdır Mev- lam suuu!” desin dursun. Her şeyi Mevla’dan bekle­ yen necip Türk halkına Mev­ la bazı bazı su (aslında su değil de yağmur olması ge rek... Gökyüzünden ya yağ mur, ya kar, ya dolu, bazı bazı da toz top rak yağar, doğrudan su değil) yağdırmıyor. Yağdırmayınca ne oluyor? Çok şey oluyor

Kuraklıktan tarımsal ürünlerin rekolteleri bir doksan yatıyor... Bu ürünlerin fiyatları nı tut tutabilirsen... Evde bulaşıklar, kirli ça­ maşırlar yığıldıkça yığılıyor... İstanbul'da Ağustos ortasına kadar yemyeşil olan ça­ yırlar, otlar, Haziran başlarından itibaren safran gibi sararıp kuruyorlar... Su taşıyan tankerlerden bir bidon su alabilmek için millet birbirini yiyor... Büyük bir çoğunlu­ ğunun haftada bir kez ancak yıkandığı is­ tatistiklerle saptanan halkımız, artık ayda kaç kez yıkanabilir bilemiyoruz... Çevresi­ ni entel danışmanlarıyla sarmış, İstanbul’­ un Sivaslı belediye başkanı, milletle gırgır geçercesine duvarlara “ su sıkıntısının nedenlerini” açıklayan “ b ilim sel” ve

“ şiirsel” bildiriler asmak gereksinimini du­ yuyor... Barajlardaki, göletlerdeki su mik­ tarı dörtte bire düşüyor... Su kısıtlaması ne­ deniyle konu komşu, mahalle, site, apart­ man sakinleri birbiriyle kanlı bıçaklı olu­ yor... 1938’de 650 bin nüfuslu İstanbul’un çektiği su sıkıntısını, 1990'da 11 milyonluk İstanbul misli ve misliyle çekiyor...

Su taşıyan tankerlerden bir bidon su alabilmek İçin millet birbirini yiyor...

Beyoğlu ve Tophane’ye yeni çeşmeler yap­ tırılm ıştır.”

Eskiden Su Nazırı’nın maiyetinde “Sa­ kalar Ocağı” adıyla bir örgüt vardı. Bu ocak, Ayasofya Camii’nde Sekercikapısı denilen

rina sakalardan su satın almayı âdet edin­ diler.

Bir de Eyüp’te Gümüşsüyü Ocağı var­ dı. Bu ocaktakilerin görevi de padişaha mahsus kahvenin suyunu

Gümüşsuyu’n-1 2 7 YIL ÖNCE.

İstanbul’un su sıkıntısı “tarihten önce”

de var, “tarihten sonra” da... Bundan tam 127 yıl önce İstanbul yine susuzluktan, ku­ raklıktan kasıp kavrulmuştu...

Yine kulak kabartalım Balıkhane Nazı­ rı Ali Rıza Bey’e:

“.... Bentlerin sulan yetmediği için vak­ tiyle pek çok su sıkıntısı çekilirdi. Bazı se­ nelerde olduğu gibi 1863 tarihinde de İs­ tanbul’a çok az yağmur yağmıştı. Bu ne­ denle kentte tatlı su bentlerinden yalnız Ki­ razlı ve Ayvaz bentlerinde bir miktar su kal­ mış ve genetgereksinimi karşılayamaz ol muştur. Bunun üzerine İhtiyati bir tedbir ol­ mak üzere Kasım’a kadar idare olunmak üzere cami, çeşme»vesalr hayrat yerlerine aynlmış bulunan 90 lüle su 70 lüleye indi­ rilmiş; tatlı su ile çalışan hamamlardan as­ kerler için Türbe, Balat, Beyazıt ve Ayasof­ ya hamamlarıyla, idaresine yeterli kuyula- n olan hamamlar, bu tedbirin dışında tutul­ muştur. Diğer akan sulann geçici olarak ke­ silmesi, suyolcular ve hamamcılar tarafın­ dan tembih hilafına su açıldığı takdirde, ka­ nunun 254. maddesi gereğince bir adet Me­ cidiye altını (yaklaşık 275.000 TL) para ce­ zası alınacağı hakkında Meclis’çe karar ve­ rilmekle keyfiyet 10 Teşrinievvel (Ekim) se­ ne 1883 tarihinde ilan edilm iştir.”

“ Bir aralık Darboğaz denilen yere y9ni bir bent yapılması için bir hayli girişim ol­ muşsa da bu girişimler sonuçsuz

kalmış-&

m

Mimar Sinan İstanbul’u hamamlarla süs­ lemişti.

tır. Sonraları (1890) Terkos su kumpanyası su sıkıntısını Terkos Gölü’nden su getir­ mek suretiyle gidermiştir.”

SARAYLAR, SAKALAR VE

SU FİYATLARI

Saraylara verilen su, Sakalar Ocağı ve su fiyatları ile ilgili olrak Ali Rıza Bey şun­ ları anlatıyor:

“Yıldız Sarayı’na su bentlerden gelirdi. Ancak, zamanla saray kalabalıklaştığı için çok miktarda suya gereksinim oldu. Yıldız Sarayı’nın avlusuna makineler (hidrofor ola­ cak) konularak ihtiyaç giderildiyse de son­ radan bahçeye yapılan büyük havuza, Bey­ oğlu ve Tophane sakinlerine verilen taksim suyunun hepsi akıtılmıştır. Bu durum kar­ şısında, halkın şikâyeti üzerine, Kâğıthane yakınlanndaki kaynaklardan su getirtilerek

1890 yılında inşa edilen Terkos barajı bir süre imdada yetişti ama...

büyük kapının karşısında Eğri Fatihi III. Mehmet’in türbesine bitişik köşedeydi. Ocaktakilerin görevi, İstanbul'da yangın çıktığında beygirlere yüklü kırbalarıyla der­ hal yangın yerine yetişip tulumbalara su ta­ şımaktı. Sakalar da bu hizmetlerine karşı­ lık, belli çeşmelerden su alıp halka satar­ lardı. Vaktiyle İstanbul’daki sakalar ikiye ayrılmıştı. Bunlardan bir kısmı at sakaları, diğer kısmı mahalle sakalarıydı. Sonraları mahalle sakaları da yangına gitmeye baş­ ladılar ve çeşmelerinin haznelerini kitleyip halka su satar oldular. Halkın gereksinimi için akşamları ancak iplik kadar su verirler­ di. Mahalle halkından hali vakti yerinde olanlar, bahçelerinin sulanması için gece­ leri suları açıp hortumlarla kendi

havuzla-dan taşımaktı. Zabitleri bostancıbaşı, amir­ leri ise sarayın kahvecibaşısı idi.

Bentlerdeki su fazlasını satın almak için dilekçe verenlerden, yolun düzeltilme­ si masrafları kendilerine ait olmak üzere, bir masura su için 6 bin kuruş ve ayrıca yıl­ lık 30 kuruş alınırdı. Hamam gibi sürekli su harcayan yerlere beher masurasına 15 bin, İstanbul’daki Kırkçeşme sularına 12 bin, Halkalı sularına 15 bin, Boğaziçi'ndeki su­ lara 10’ar bin kuruş fiyat takdir olunmuş­ tur.

SON SÖZ

Ali Rıza Bey’in anlattıklarından İstan­ bul'da su sorununun, bu konuda bir neza­ ret (bakanlık) kurulacak kadar “ önemli bir devlet İşi” olarak kabul edildiği, su soru­ nuyla baştan beri padişahların “ bizzat” il­ gilendikleri görülüyor.

Kanımız odur ki, günümüzde eğer devlet “bizzat” su sorunu ile ilgilenmez, so­ runun çözümü için gerekli ve etkin önlem­ leri almak için çözümünü yerel yönetime bırakırsa, İstanbullular için “Ver Allah’ım ver sellice yağmur!” diye topluca yağmur duasına çıkmaktan başka çare kalmayacak, şehirler sultanı İstanbul, “ ikinci bir Kerbela" görünümünden sittin sene kurtu­ lamayacaktır.

İstanbul’da sakalar bir yangın çıktığı zaman tulumbacılara katılır ve kırbalarla su ta­ şırlardı.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

MİLLET okurlarına, bir toprak kal­ kınmasına dair fikirlerini, Ekol dö Roş’u ziyaret vesile izah eden yedinci mek­ tubunu aynen sunuyoruz. Aradan OTUZ SE­ KİZ

DSİ'nin 15 Eylül tarihinde kentteki tüm barajlarda yapt ığı ölçümlere göre, barajların aktif su kullanım miktarınının dışında kalan ve ölü hacim olarak

Dava konusu kararın, Anayasa'nın "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti" başlıklı maddesine aykırı olduğu belirtildi.. DS İ Genel Müdürlüğü, personelinin

Elektrik üretimi amac ıyla üzerinde baraj yapılmasına izin verilen akarsuların büyük çoğunluğunun kapasitesi anlamlı bir elektrik üretimine müsait değildir.. Buna

Adalet Bakanı Cemil çiçek, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Jandarma Genel Komutan ı Orgeneral Işık

Geçen yıl aynı dönemde içme suyu sa ğlayan barajlardaki doluluk oranı yüzde 28.9 olan Ankara'da bu yıl oran yüzde 9.7'e kadar düştü.. DSİ'nin bu illerde başka yerlerden

“AKP iktidarı döneminde, yasa ve yönetmelikler değiştirilerek, büyük ölçekte kadrolaşma ve teslimiyetçi politikalar uygulanarak, devlet yatırım bütçesinin yaklaşık

Yani ba şlangıçta çok başarılı denilen bir devir modeli, daha sonra Dünya Bankası'nın yayımladığı bir raporda eleştirildi.. Bu da bu tür çalışmaların