• Sonuç bulunamadı

Kalpteki ses:form ve renk:Ferruh Başağa'nın son dönem resimleri Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi'nde

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Kalpteki ses:form ve renk:Ferruh Başağa'nın son dönem resimleri Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi'nde"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

18 OCAK 2000 SALI CUMHURİYET

V Ö U U L L ,

KULTUR

[email protected]

Ferruh Başağa’nın son dönem resimleri Yapı Kredi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi’nde

Kalpteki ses: Form ve renk

NECM t SÖNMEZ________________ FRANKFURT-M odem Türk sanatı­ nın değeri hâlâ yeterince bilinmeyen sa­ natçılarından biri olarak Ferruh Başa- ğa’yı(d. 1914, İstanbul), ilk bakışta bel­ li bir yere, gruplandırma içine oturtmak mümkün değildir. Kurucu üyelerinden bi­ ri olmasına rağmen Yeniler Grubu’nun, “ağ sanat görüşünü” kısa bir sürede aş­ mış, belli bir çizgide sürdürdüğü araştır­ malarıyla “sürekliliği” yakalamış olan Başağa’nın geliştirmiş olduğu “yorum”, onu “töre-dışı” bir sanatçı konum una yükseltmiştir. Altmış yılı aşan sanat se­ rüveni boyunca, kendini tekrarlamayı da göze alarak aynı “görsel değerler” üze­ rinde yoğunlaşan sanatçının son dönem resimlen Yapı Kredi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi’nde sergileniyor.

İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akade­ misi’nde önce Nazmi Ziya'nın, ardm- danLèopold-Lèvy nın ve Zeki Kocanıe- m i’nin atölyelerinde eğitim alan Ferruh Başağa, sağlam bir desen anlayışı üzeri­ ne oturtmuş olduğu öğrencilik çalışma­ larının ardından “soyutlamaya” yöneldi. Cézanne kökenli bir yaklaşım açısından doğayı büyüteç altına alan sanatçının 1948’den itibaren lekesel değerleri ön plana çıkaran tarzda, “soyut resim” yap­ maya yöneldiği görülür. O dönemin yay­ gın nitelendirilmesiyle “non-figüratif” stildeki bu çalışmaları, Başağa’nın kır­ mızı, yeşil, pembe gibi canlı renkleri kul­ lanarak tuval yüzeyinden kalın dokular oluşturarak farklı bir “boyut” (espace) ol­ gusunu büyüteç altma aldığını göster­ mektedir.

‘Kendi resmini' geliştirdi_____

İ9 5 0 ’li yıllarda hem Avrupa’da hem de ülkemizde geniş bir sanatçı kitlesi ta­ rafından yorumlanan “soyut sanat”, biz­ de yeterince tem ellendirilemediği için sadece m oda bir akım kimliğinde

kal-İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi

S

'ergi, Başağa’nın

.e

öteden beri kendisine

sorun ettiği, ateşli us

ile soğuk us

arasındaki karşıtlığı

gündeme getiriyor,

ilk bakışta, birbirinin

tekrarıymış gibi

izlenim uyandıran bu

kompozisyonların,

Alexej von

Jawlensky’nin

“Meditationen”

olarak isimlendirdiği

resimleriyle ortak bir

boyutu olduğuna

inanıyorum.

Başağa, birey duyarlılığıyla kendi “görüntülerini açımlamaya” çalıştı. (‘Kompozisyon’, 1999,90 x 90 cm. Tuval üzerine yağlıboya) dı. Paris’e giden Nejad Devrim, Mübin

Orhon, Albert Bitran, Abidin Dino ve Fahr-el-Nissa Zeki bu doğrultuda yet­ kin çalışm alar ortaya koymalarına rağ­ men, İstanbul sanat ortam ında “lirik so­ yutlama” ve bu doğrultuda çalışan sa­ natçılar desteklenmediği için pek az res­ sam araştırmalarına devam etme yürek­ liliğini gösterebildi. Bu sanatçılardan biri olan B aşağa’mn, 1950-70 arasında­ ki vitray ve m ozaik atölyeleri kurarak maddi bağımsızlığım koruma, çalışma­ larım da yakından etkilemiş bir olgudur. 1960’lı yıllarda sanatçının işlerinde de­ ğişim sürecinin başladığını, önceleri hiçbir form un görülm ediği “ all-over” tekniğiyle çalışılm ış tuval yüzeyinde kare, dikdörtgen gibi geometrik eleman­ ların gündem e geldiği gözlemleniyor. K tee’nin doğaüstü bir gerginlik yarata­ rak “resim yüzeyi” parçalanmasını çok iyi gözlemleyen Ferruh B aşağa’mn bu­

na kendi çapında verdiği yanıtlar, onun anlam avcılığına çıkm adan etkileyici bir “anlatım sorunsalını” kuracak güç­ te olduğunu ortaya çıkarmaktadır. De­ k o ratif eğilim li figür resm inin kabul gördüğü bu yıllarda, yoksayıcılığı, yal­ nızlığı da göze alarak, “kendi resmini” geliştiren sanatçı, başarılı bir şekilde kendi rotasını çizmiştir. Birey duyarlı­ lığıyla kendi “görüntülerini açımlama­ ya” başlayan Başağa’mn, 1970’lerin ba­ şına dek uzanan süreç içinde resim yü­ zeyini üçgen formunun hâkim olduğu parçalara böldüğü görülür.

“Soyut resim, çağdaş anlatımdır ba­ na göre” (1991) diyerek kendi aktöre­ sini ortaya koyan sanatçının, boyutları, formları, renkleri değişse de “görsel bir sarmal” oluşturacak şekilde üçgen ol­ gusu üzerinde yoğunlaşması, 1970-80 arasında etkileyici bir imge gücüne sa­ hip olan büyük boyutlu resimler üretme­

sine yardımcı olmuştur. Başağa’nın et­ rafındaki gürültüye, özçıkar ilişkilerinin kollanmasından öteye geçmeyen sanat çevresindeki ilişkilerden kendini koru­ yarak “içine kapalı” resim dilini zengin­ leştirdiği bu yıllardaki araştırm aları 1990’lardaki çalışmalarına yansımıştır. Kompozisyon anlayışım “tekrenkliiik” (monochromie) çerçevesinde temellen­ diren B aşağa’nın ister sıcak, isterse so­ ğuk karakterli renkleri, farklı tonları nü­ ans birlikteliklerini ortaya çıkaran bir açı­ dan yorumlaması, onun tutkulu bir bi­ çimde kendi izleri üzerinde tekrar tek­ rar gidip geldiğinin de göstergesidir. Çünkü imgelemin her zaman başka bir örnek yarattığının farkındadır sanatçı.

Son yıllarda yaptığı çalışm alarının yer aldığı Yapı Kredi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi’ndeki sergisi, Başağa’nın Öteden beri kendisine sorun ettiği, ateş­ li us ile soğuk us arasındaki karşıtlığı

gündem e getiren bir özelliğe sahip. İlk bakışta, birbirinin tekrarıymış gibi bir iz­ lenim uyandıran bu kompozisyonların, Alexej von Jawlensky’nin “Meditati­ onen” olarak isimlendirdiği resimleriy­ le ortak bir boyutu olduğuna inanıyorum. Jawlensky insan yüzünü adeta bir iko­ na yalınlığıyla yorumladığı bu resim le­ rini parkinson hastalığı yüzünden iki eline bağlanan fırçalarla boyamıştı.

B a şa ğ a ’n ın çalışm alarıy la Jaw ­ lensky’nin resimleri arasında ortak bir benzerlik yok. Am a iki ressamın kalp­ lerinin sesine kulak verdikleri ortada. Ba­ şağa resmin ancak ortalamanın üzerine çıktığı ölçüde “var olacağına” inandığı için, güncel çalışmalarında öteden beri üzerinde yoğunlaştığı karşıtlıkları yumu­ şatmıyor. Bu yüzden İstanbullu izleyi­ cilerin pek alışamadığı “soğuk us” ken­ disini sergideki hemen hemen her resim­ de belli ediyor.

Referanslar

Benzer Belgeler

‹flte Darwin bu nedenle "e¤er birbirini takip eden çok say›da küçük de¤ifliklikle kompleks bir organ›n oluflmas›n›n imkans›z oldu¤u gösterilse,

Core conversion calculations have been carried out for different core loadings of the TR-2 reactor in order to find out the optimum design for the radioisotope production.. Using

Sülâsî mezîd fiillerden faʽlele babının meçhûl yapımı, aynı sülâsî mücerred fiillerde olduğu gibi fiilin baĢına gelen ziyade harfin harekesi zamme

with the conservatories and green­ houses adorning the gardens of the Yıldız Saray, had a winter garden built on the flat terrace roof of the Küçük. Mabeyn Apartments, which

Bu takdirde ayni hat üze­ rinde işliyen bir Treleybüsün önüne tramvay tesadüf etmiş olsa bile T re­ leybüs arşasını, yâni telden cereyan alan kısmını

Bugünün eskileri, hem de had­ den aşırı eskileri olan bizler, o za­ manın yenileri idik, buna'rağmen benim için bir eseri talih midir, yoksa o zaman için

Benim doğduğum köylerde Buğday tarlaları yoktu, Dağıt saçlarını bebek Savur biraz.. Benim doğduğum köylerde Şimal

Bourbaki grubu başlarda sadece bir kitap yaz- mayı hedeflediyse de bu kitap için gereken ön bil- gilerin derli toplu olarak hiçbir yerde bulunmadı- ğını fark ettiler.. Onlar da